ABD’de Araç Kalabalığa Daldı: 1 Ölü, 17 Yaralı

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Pennsylvania eyaletinde bir kişi, yerel saatle cumartesi (13 Ağustos) akşamı aracını kalabalığın üzerine sürerek bir kişinin ölümüne, 17 kişinin yaralanmasına sebep oldu.

CNN International’ın aktardığında göre, olayın ardından bölgeye yakın başka bir kasabada yaşayan annesini öldüren şüpheli gözaltına alındı.

Olay, Columbia’nın Berwick kasabasında 5 Ağustos’ta 10 kişinin ölümüne sebep olan bir yangında ölen ve yaralananlar ile aileleri için düzenlenen bağış toplama etkinliği sırasında gerçekleşti.

Pennsylvania Eyalet Polisi, konuyla ilgili yazılı açıklamasında, olay yerine giden Berwick ve eyalet polisinin bir kişinin hayatını kaybettiğini ve pek çok kişinin yaralandığını gördüğünü kaydetti.

Yaralılar, olayın ardından bölgeye yakın hastanelere kaldırılırken Geisinger Tıp Merkezi, olayla ilgili 15 hastayı tedavi ettiklerini duyurdu.

CNN’e konuşan tıp merkezi sözcüsü Natalie Buyny, yaralıların dördünün durumunun ağır olduğunu kaydetti.

Kefalet talebi reddedildi

Şüphelinin aracını kalabalığın üzerine sürmesinin ardından bir açıklama daha yapan Pennsylvania Polisi, olay yerine yakın Luzerne bölgesindeki Nescopeck kasabasından erkek bir şüphelinin bir kadını darp ettiğine ilişkin bir ihbar aldıklarını ve olay yerine gittiklerinde kadının ölmüş olduğunu tespit ettiklerini duyurdu. Şüpheli, ilçe polisi tarafından gözaltına alındı.

Yetkililer 56 yaşındaki Rosa Reyes’in ölümüne sebep olan şüpheli ile aracını kalabalığın üzerine süren şüphelinin aynı kişi olduğunu tespit ederken bağış toplama etkinliğinde ölen kişinin adını açıklamadı.

The Guardian’ın aktardığına göre, eyalet polisi Anthony Petroski III, şüphelinin aracı kasıtlı olarak mı kalabalığın üzerine sürdüğünün henüz netlik kazanmadığını aktardı: “Bu konudaki soruşturma sürüyor. Tamamlamamız gereken görüşmeler ve bakmamız gereken video kayıtları var.”

Rosa Reyes’in ölümüne ilişkin suç duyurusunda paylaşılan bilgilere göre, her iki olayın da faili Rosa Reyes’in 24 yaşındaki oğlu Adrian Oswaldo Reyes’di. Reyes, dün sabah saatlerinde “cinayet” suçlamasıyla hakim karşısına çıktı. Kefalet talebi reddedilen şüpheli, Columbia County Islahevinde tutuluyor.

Paylaşın

Putin, Kim Jong-un’a Mektup Gönderdi; İlişkilerin Geliştirilmesini İstedi

Kuzey Kore devlet medyası KCNA, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Moskova ile Pyongyang arasında daha güçlü ilişki kurulması çağrısında bulunduğunu duyurdu. İki ülke liderleri, Kim’in 2019’daki Rusya ziyaretinde iş birliği anlaşması imzalamıştı.

Putin’in Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’a gönderdiği mektupta Rusya ve Kuzey Kore’nin “ikili yapıcı ilişkileri geliştirmesi gerektiğini” yazdığı aktarıldı.

Rusya lideri mektubunda, ikili ilişkilerin geliştirilmesinin Kore ve Kuzeydoğu Asya’da güvenlik ve istikrarı artırmaya yardımcı olacağını ifade etti.

Kuzey Kore medyası, Kim Jong-un’un da Rusya ve Kuzey Kore arasındaki iş birliğinin büyümeye devam edeceği yanıtını verdiğini belirtti.

Uzmanlar iki ülkenin, Rusya’nın Ukrayna işgalinin başladığı Şubat ayından bu yana giderek yakınlaştığına dikkat çekiyor.

Reuters haber ajansı, mektubun 15 Ağustos’ta kutlanan “Kore Kurtuluş Günü” için gönderildiğini aktardı.

Kore’nin, 2. Dünya Savaşı’nda yenilen Japonya’dan bağımsızlığını  kazandığı gün “Kurtuluş Günü” olarak kutlanıyor.

‘2. Dünya Savaşı’nda kurulan dostluk artarak sürüyor’

Reuters, Kim’in Putin’e yanıt olarak gönderdiği mektupta, Rusya-Kuzey Kore ilişkilerinin 2. Dünya Savaşı sonunda Japonya’nın yenilgiye uğratılmasıyla kurulduğunu belirttiğini ve “Bu stratejik ve taktiksel iş birliği, iki ülke arasındaki destek ve dayanışma o günden bu yana, düşman askeri kuvvetlerin tehdit ve tahriklerini engelleyecek yeni bir seviyeye çıktı” yazdığını aktardı.

Mektupta “düşman kuvvetler” için ülke ismi verilmemiş olsa da Kuzey Kore’de bu terim genellikle ABD ve müttefiklerini işaret etmek için kullanılıyor.

İki ülke liderleri, Kim’in 2019’daki Rusya ziyaretinde iş birliği anlaşması imzalamıştı.

Ayrıca Kuzey Kore Temmuz ayında, Ukrayna’daki iki Rusya yanlısı ayrılıkçı bölgede tek taraflı olarak ilan edilen “halk cumhuriyetlerini” de tanıdığını ilan etmişti. Reuters’ın aktardığına göre Kuzey Koreli yetkililer, Donetsk ve Luhansk’a, yeniden inşa ve diğer alanlarda yardımcı olmak üzere insan gücü gönderebileceklerinin de işaretini vermişti.

Paylaşın

Kahire’de Kilisede Yangın: En Az 41 Kişi Öldü

Mısır’ın başkenti Kahire’de yer alan bir Kıpti Kilisesi’nde çıkan yangında en az 41 kişi hayatını kaybetti, 14 kişi de yaralandı. Orta Doğu’daki en geniş Hıristiyan nüfusuna sahip Mısır’daki Kıptiler 103 milyon nüfusun en az 10 milyonunu oluşturuyor.

Haber Merkezi / Reuters haber ajansına konuşan güvenlik kaynakları, yangının çıktığı Kıpti Ebu Sifin Kilisesi’ndeki ayine yaklaşık 5 bin kişinin katıldığını söyledi.

Yangının binanın giriş kapısında izdihama neden olduğunu belirten kaynaklar, ölenlerin arasında çok sayıda çocuk olduğunu söyledi. Olayda onlarca kişi de yaralandı.

İtfaiye ekipleri, yangının kontrol altına alındığını bildirirken, savcılıkta, yangının çıkış nedeninin araştırılması için olay yerine ekip gönderildiğini söyledi.

Mısır Kıpti Kilisesinden yapılan yazılı açıklamada, Kahire’nin batısındaki kilisede yangın çıktığı ifade edildi. Açıklamada, yangında 41 kişinin öldüğü, 14 kişinin yaralandığı bilgisi paylaşıldı.

Mısır resmi ajansı MENA ise Giza’daki bir kilisede çıkan yangında ilk belirlemelere göre 55 kişinin yaralandığını ve ölenlerin olduğunu kaydetti.

Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Hüsam Abdulgaffar da olay mahalline 30 ambulansın sevk edildiğini, 55 kişinin çevredeki hastanelere kaldırıldığını ve can kayıplarının sayısını belirlemeye çalıştıklarını aktardı.

Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, “Tüm önlemlerin alınması için tüm kamu hizmetlerini seferber ettim” dedi. Mısır İtfaiyesi de konuyla ilgili bir açıklama yaparak kilisede çıkan yangının kontrol altına alındığını duyurdu.

9 Nisan 2017’de de Mısır’ın Tanta kentindeki St. George Kıpti Kilisesi’nde meydana gelen patlamada en az 29 kişi hayatını kaybetmişti.

Paylaşın

Salman Rüşdi’yi Ağır Yaralayan Saldırgan, Suçlamaları Kabul Etmedi

75 yaşındaki Salman Rüşdi’ye karşı ikinci dereceden cinayete teşebbüs ve bıçaklı saldırı düzenlemekle suçlanan 24 yaşındaki Hadi Matar, avukatı aracılığıyla mahkemeye sunduğu belgede suçsuz olduğunu iddia etti.

Batı New York’taki Chautauqua Enstitüsü sahnesine konuşmacı olarak çıktığı zaman bıçaklı bir saldırıya uğrayan yazar Salman Rüşdi ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.

Polis ve görgü tanıkları, saldırganın 75 yaşındaki Rüşdi’yi karnından ve boynundan bıçakladığını ve birkaç kişi tarafından durdurulmasına karşın saldırısını sürdürmeye çalıştığını söylediler.

Şeytan Ayetleri, Utanç, Geceyarısı Çocukları kitaplarıyla tanınan yazar Salman Rüşdi’yi bıçaklayan California doğumlu Hadi Matar, New York’ta çıkarıldığı ilk mahkemede suçlamaları kabul etmedi.

Kefalet miktarı belirlenmedi

Associated Press’in haberine göre, Rüşdi’ye karşı ikinci dereceden cinayete teşebbüs ve bıçaklı saldırı düzenlemekle suçlanan 24 yaşındaki Matar, avukatı aracılığıyla mahkemeye sunduğu belgede suçsuz olduğunu iddia etti.

Fairview’de ikamet eden Matar, mahkemede elleri önden kelepçeli şekilde hakim karşısına çıkarıldı. Gözaltında tutulmaya devam edilen zanlı için bir kefalet miktarı belirlenmedi.

Rüşdi’nin sağlık durumuyla ilgili daha önce yaptığı açıklamada “haberlerin iyi olmadığını” belirten menajeri Andrew Wylie, yazarın solunum cihazına bağlandığını ve konuşamadığını belirtmişti. Ancak Wylie, 75 yaşındaki yazarın bir gözünü kaybetme riskinin olduğunu kaydetmişti.

Öte yandan, Rüşdi’nin temsilcilerinden Andrew Wylie, yazarın sağlık durumuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Haberler iyi değil. Salman muhtemelen bir gözünü kaybedecek, kolundaki sinirler kopmuştu ve karaciğeri bıçaklandığı için hasar gördü,” dedi.

Booker ödüllü Rüşdi, geleneklerin ötesine geçerek İslam’ın temel kavramlarının modern çağa uyarlandığı bir reform süreci öngörüyordu. Şeytan Ayetleri kitabı dine hakaret içerdiği iddia edildiği için Rüşdi yıllardır ölümle tehdit ediliyordu. En az dokuz yıl saklanarak yaşamak zorunda kalmıştı.

Salman Rüşdi kimdir?

Hindistan doğumlu İngiliz yazar, 1981 yılında Booker Ödülü de aldığı Geceyarısı Çocukları romanıyla ünlendi. Kitap yalnızca İngiltere’de bir milyonun üzerinde sattı. Yazar daha sonra 1993’te Booker of Bookers ve 2008’de Best of Booker ödüllerini aldı.

Rüşdi’nin sürrealist, post-modern romanı Şeytan Ayetleri kitabı 1988’de basılır basılmaz büyük bir öfke doğurdu, yasaklanma çağrıları yapıldı.

İran lideri Ayetullah Humeyni, yazar hakkında ölüm fetvası çıkarttı ve bu durum kitabı başka bir boyuta, diplomatik krizlere taşıdı. Dünya çapında, çevirmenler ve gösterilerde ölenler dahil 59 kişi bu konuyla ilgili hayatını kaybetti.

Rüşdi pek çok Müslüman tarafından “kafir” ilan edilirken bazı kesimler tarafından da ifade özgürlüğünün temsilcisi oldu. İran hükümeti o zamandan beri Hümeyni’nin kararnamesinden uzaklaşsa da Rüşdi karşıtlığı devam ediyor.

Paylaşın

Güney Kore’deki Sel Felaketinde Can Kaybı 14’e Yükseldi

Doğu Asya ülkesi Güney Kore’de, başkent Seul ve çevre bölgelerinde etkili olan yağış ve sellerde ölü sayısı artıyor. Güney Kore’nin Yonhap haber ajansının aktardığına göre, 8 Ağustos’tan bu yana etkili olan aşırı yağış, su baskını ve sellerde yaşamını yitirenlerin sayısı itibariyle 14’e yükseldi.

Hafta başından bu yana süren şiddetli yağış nedeniyle çoğu Seul’de olmak üzere binlerce ev de su altında kalmış durumda.

Güney Kore’nin Felaket ve Güvenlik Önlemleri Merkez Karargahı (CDSCH) verilerine göre, sekizi Seul’de, dördü Gyeonggi eyaletinde ve ikisi Gangwon eyaletinde olmak üzere 14 kişi hayatını kaybetti.

CDSCH, beş kişiden hala haber alınamadığını belirtti.

Sel nedeniyle ülke genelinde yaklaşık 7 bin 200 kişi tahliye edildi.

Bodrum kattaki konutlar kullanılmayacak

Yaklaşık bir haftadır aşırı yağış ve sellerin can ve mal kayıplarına yol açtığı ülkede üç kişinin de yaşadıkları bodrum katlarındaki dairelerde yaşamını yitirmesi Güney Koreli yetkilileri harekete geçirmişti.

Ani su baskınları sonucu yaşanan bu ölümlerin ardından yetkililer, bu haftadan itibaren bodrum katlarının daire olarak kullanılmasına izin verilmeyeceğini ve mevcut dairelerin dönüştürüleceğini açıkladı.

Seul Belediye Başkanı Oh Se-hoon, Yonhap’a yaptığı açıklamada, bu dairelerde yaşamanın tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Başkent Seul’de genellikle düşük gelirli ailelerin yaşadığı ufak, karanlık bodrum katları, Güney Kore yapımı “Parazit” (Parasite) filmi ile dikkati çekmiş, uluslararası düzeyde farkındalık oluşturmuştu.

Oscar ödüllü filmin başarısının ardından kent yetkilileri, bodrum katta yaşayan bin 500 hanenin yaşam koşullarının iyileştirilmesi için finansal destek sağlayacağını açıklamıştı.

Paylaşın

Taliban’dan ‘Ekmek, İş Ve Özgürlük’ İsteyen Kadın Protestoculara Şiddet

Afganistan’ın başkenti Kabil’de düzenlenen bir protesto gösterisinde Taliban güçlerinin kadınları dövdüğü ve havaya ateş açarak göstericileri zorbalıkla dağıttığı bildirildi. “Adalet, adalet. Cehaletten bıktık” sloganları atan kadınların büyük çoğunluğunun yüzlerini peçeyle örtmediği görüldü.

AFP haber ajansının aktardığına göre “Ekmek, iş ve özgürlük” sloganları atan yaklaşık 40 kadın Eğitim Bakanlığı binasının önüne yürüdü.

Taliban’ın ülkede yönetime el koymasının birinci yıl dönümü olan 15 Ağustos’u “kara gün” ilan eden protestocu kadınlar çalışma ve siyasete katılma hakkı talep etti. “Adalet, adalet. Cehaletten bıktık” sloganları atan kadınların büyük çoğunluğunun yüzlerini peçeyle örtmediği görüldü.

Taliban güçleri havaya ateş açarak göstericileri dağıtmaya çalıştı, ardından yakınlardaki dükkanlara sığınan protestocuları takip ederek kadınları dipçikleriyle dövdü. Aylar sonra yapılan ilk kadın protestosunu takip eden bazı gazeteciler de Taliban tarafından dayak yedi.

Kadın hakları geriliyor

Afganistan’da kadın hakları, Taliban’ın geçen yıl 15 Ağustos’ta ülkede kontrolü ele geçirmesinden bu yana büyük gerileme içerisinde. Kadınlar 20 yıldır Amerika Birleşik Devletleri’nin müdahalesi sırasında kazandıkları bazı sınırlı hak kazanımlarını da kaybetti.

Taliban, geçen yıl yönetimi ele geçirmesinin ardından, 1996-2001 yıllarına kıyasla İslami kuralları daha gevşeterek uygulama ve kadın haklarını tanıma konusunda uluslararası tanınma ve ülkenin dondurulan servetinin serbest bırakılması talebiyle taahhütte bulunmuştu.

Ancak o tarihten bu yana kadınlara yönelik birçok kısıtlama hayata geçirildi. On binlerce kız çocuğu orta okul eğitiminden mahrum edildi, kamuda göveli kadınların işlerine geri dönmesi engellendi. İşi bilen, eğitimli personel eksikliği dolayısıyla işten atamadıkları kadınlar için de yerlerine erkek akrabalarını önermeleri istendi.

Kadınların uzun seyahatlerde ve uçakta tek başına yolculuk yapması yasaklandı. Ayrıca kadınların halka açık park ve bahçelerde erkeklerden ayrı şekilde yalnızca kendilerine ayrılan yerlerde dolaşmasına izin veriliyor.

Mayıs ayından itibaren kadınlara burka zorunluluğu getiren yönetimin televizyon spikerlerinin de yüzlerini örtmesi şartı getirmesi tepki toplamıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Irak’ta Mukteda es-Sadr Taraftarları Meclis Önünde ‘Erken Seçim’ Namazı Kıldı

Şii kanaat önderi ve siyasal lider Mukteda es-Sadr’ın binlerce yandaşı Cuma namazında lidere bağlılıklarını ve Irak Yüksek Mahkemesi’nin önümüzdeki hafta sonuna kadar parlamentoyu feshetmesi çağrısına desteklerini göstermek için Bağdat’ta parlamento önünde bir araya geldi.  

Mukteda es-Sadr ve yandaşları geçtiğimiz Ekim’de yapılan ve Sadr Hareketi’nin 73 vekille birinci parti olarak çıktığı seçimlerden bu yana Cumhurbaşkanı’nın seçilememiş ve hkümetin kurulamamış olmasını protesto için Temmuz’dan bu yana Irak parlamentosunu işgal ediyor.

Sadr Cumhurbaşkanı seçimi için gereken 2/3 çoğunluğu sağlayamayacağı belli olduktan sonra milletvekillerini meclisten çekmişti. Temmuz’dan bu yana da kendi yokluğunda Meclisin bir Cumhurbaşkanı seçmesi ve hükümet kurması olasılığını önlemek için parlamentoyu kuşatma altında tutuyor ve erken seçim talep ediyor.

Sadr, Çarşamba günü yüksek mahkemenin önümüzdeki hafta sonuna kadar parlamentoyu feshetmesi gerektiğini söyledi. “Yoksa, devrimciler başka bir tavır alacak”, dedi.

Muharrem yasında Cuma namazı

Ruters’in haberine göre, Hz. Hüseyin’in Kerbela’da katlinin yasının tutulduğu Muharrem ayı münasebetiyle siyah giyinen ve her an ölmeye hazır olduklarının nişanesi olarak beyaz kefenlerini omuzlarına alan binlerce Sadr yandaşı Cuma namazını parlamento önünde kıldıktan sonra hutbe için kızıl bir minbere çıkan imamın karşıtlarına meydan okumasını onayladılar:

“Sadr burada olduğu sürece Irak’ı parçalayamayacaksınız.” İmam, “Bu devrimden geri dönüş yok…” dedi “halk taleplerinden vazgeçmeyecek.”

Kısaca Mukteda es-Sadr

Mukteda es-Sadr, Lübnan kökenli ve Şii âlimlerin olduğu bir aileden geliyor. Sadr, Şii dünyada saygın bir yeri olan Ayetullah Muhammed Sadık es-Sadr’ın 4. çocuğu olarak 1974 yılında doğdu.

Muhammed Sadık es-Sadr’ın iki oğlu Mustafa ve Muammile ile birlikte bir iddiaya göre Saddam Hüseyin’in emri ile 19 Şubat 1999’da düzenlenen bir suikast sonucu öldürülmüştü.

Mukteda es-Sadr ayrıca Ayetullah Muhammed Bakır es-Sadr’ın damadı. Bakır es-Sadr Irak’ta 1980 yılında idam edilmişti. Mukteda es-Sadr’ın kuzeni Musa es-Sadr, İran – Lübnan temelli Amel hareketinin kurucusu olarak biliniyor.

Sadr, ailesi ve bağlantılarına rağmen iyi bir din eğitimi ve üst düzey bir Şii din âlimi olması için gereken müçtehit unvanından yoksun. Ayrıca Sadr’ın fetva vermeye de yetkisi yok.

Sadr, Irak’ta Amerika Birleşik Devletleri işgaline karşı direnen ve sonradan Barış Birlikleri adını alan Şii grup Mehdi Ordusu’nun liderliğini yaptı.

Bağdat’ın kurtarılmış bölge olarak nitelendirilebilecek Sadr Kent bölgesinin gayriresmi yöneticiliğini yapan Mukteda es-Sadr, Irak hükümetinin herhangi bir resmi unvanına sahip değildir fakat ülkenin en etkili dini ve politik figürlerinden birisidir.

Paylaşın

Yazar Salman Rüşdi Bıçaklı Saldırıya Uğradı

Salman Rüşdi’nin New York eyaletinde düzenlenen bir etkinlikte sahnede bıçaklı saldırıya uğradığı bildirildi. Yaralı halde helikopterle hastaneye kaldırılan Rüşdi’nin sağlık durumuna ilişkin bilgi verilmedi. Polis saldırganın yakalanarak göz altına alındığını duyurdu.

Salman Rüşdi ile birlikte saldırıya uğrayan bir konuşmacınınsa başından hafif yaralandığı belirtildi.

Amerika Birleşik Devletleri New York Eyaleti Polis Merkezi’nden yapılan açıklamada, Rüşdi’nin Chautauqua Enstitüsü’nde vereceği konferans öncesi sahneye atlayan bir kişi tarafından saldırıya uğrayarak boynundan bıçaklandığı ifade edildi.

Booker ödüllü Rüşdi, geleneklerin ötesine geçerek İslam’ın temel kavramlarının modern çağa uyarlandığı bir reform süreci öngörüyordu. Şeytan Ayetleri kitabı dine hakaret içerdiği iddia edildiği için Rüşdi yıllardır ölümle tehdit ediliyordu. En az dokuz yıl saklanarak yaşamak zorunda kalmıştı.

Salman Rüşdi kimdir?

Hindistan doğumlu İngiliz yazar, 1981 yılında Booker Ödülü de aldığı Geceyarısı Çocukları romanıyla ünlendi. Kitap yalnızca İngiltere’de bir milyonun üzerinde sattı. Yazar daha sonra 1993’te Booker of Bookers ve 2008’de Best of Booker ödüllerini aldı.

Rüşdi’nin sürrealist, post-modern romanı Şeytan Ayetleri kitabı 1988’de basılır basılmaz büyük bir öfke doğurdu, yasaklanma çağrıları yapıldı.

İran lideri Ayetullah Humeyni, yazar hakkında ölüm fetvası çıkarttı ve bu durum kitabı başka bir boyuta, diplomatik krizlere taşıdı. Dünya çapında, çevirmenler ve gösterilerde ölenler dahil 59 kişi bu konuyla ilgili hayatını kaybetti.

Rüşdi pek çok Müslüman tarafından “kafir” ilan edilirken bazı kesimler tarafından da ifade özgürlüğünün temsilcisi oldu. İran hükümeti o zamandan beri Hümeyni’nin kararnamesinden uzaklaşsa da Rüşdi karşıtlığı devam ediyor.

Paylaşın

İsrail’in Gazze’ye Düzenlediği Saldırılarda Ölü Sayısı 49’a Yükseldi

İsrail’in abluka altındaki Gazze’ye yönelik saldırılarında ölenlerin sayısı 49’a yükseldi. İsrail’in üç gün boyunca devam eden saldırılarında 360’tan fazla Filistinli de yaralandı. BM’de son bir haftada 19 çocuğun öldürüldüğünü açıklamıştı.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının üçüncü gününde ilan edilen ateşkes devam ediyor. Filistin Sağlık Bakanlığı, yaptığı açıklamada, 5 Ağustos’ta yaralanan Enes Enşasi’nin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, saldırılar sırasında Han Yunus bölgesinde yaralanan 20 yaşındaki Enşasi’nin tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdiğini belirtti. Enşasi’nin hayatını kaybetmesiyle, İsrail’in abluka altındaki Gazze’ye yönelik saldırılarında ölenlerin sayısı 49’a yükseldi. İsrail’in üç gün boyunca devam eden saldırılarında 360’tan fazla Filistinli de yaralandı.

BM: 19 çocuk hayatını kaybetti

Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet de Filistin’de öldürülen çocuklarla ilgili dün yazılı bir açıklama yaptı. Bachelet’nin açıklamasına göre, Gazze’de son bir hafta içinde 19 çocuk, 2022 yılında ise toplam 37 çocuk yaşamını yitirdi.

Michelle Bachelet’nin paylaştığı bilgilere göre, 17 çocuk İsrail’in Gazze şeridine saldırılarında öldürülürken iki çocuk da İsrail kolluk kuvvetlerinin Batı Şeria’da düzenlediği operasyonlarda yaşamını yitirdi.

Saldırılarda yaralananlar hakkında da bilgi veren Bachelet, “yaralanan 360 Filistinli’nin yaklaşık üçte ikisinin sivil olduğunu ve bu kişiler arasında 151 çocuk, 58 kadın ve 19 yaşlı insan olduğunu” açıkladı.

Çocukların öldürülmesinin vicdana aykırı olduğunu belirten Bachelet, yazılı açıklamasında özetle şu ifadeleri kullandı:

“Uluslararası insan hakları hukuku açık ve nettir: Sivilleri veya sivil unsurları hedef alan saldırılar yasaktır. Bu saldırılar durdurulmalıdır.

Çatışmalarda herhangi bir çocuğa zarar vermek son derece rahatsız edicidir. Çocukların öldürülmesi ve yaralanması vicdana aykırıdır. İsrail’in uluslararası insan hakları hukukunu defalarca ihlal etmesi karşısında neredeyse topyekûn bir hesap verilebilirlik eksikliği sürmektedir.”

Ne olmuştu?

İsrail askerleri, 1 Ağustos’ta işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin kentinde İslami Cihad Hareketi’nin yöneticisi Bessam Saadi’yi yaralayarak gözaltına almış, çıkan çatışmada 1 Filistinli ölmüştü.

İsrail ordusu, Saadi’nin gözaltına alınmasının ardından olası bir misilleme endişesiyle abluka altındaki Gazze çevresinde alarm seviyesini üst düzeye çıkarmıştı. Bu kapsamda ordu birlikleri, Gazze Şeridi çevresindeki Yahudi yerleşim bölgelerini birbirine bağlayan ana yolları kapatmış, Gazze semalarında onlarca insansız hava aracı uçurulmuştu.

5 gün boyunca devam eden süreçte Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Hanun (Erez) Sınır Kapısı ve Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı da kapalı tutuluyordu.

İsrail ordusu, 5 Ağustos’ta Gazze’ye hava saldırıları başlattı. Saldırılarda İslami Cihad Hareketi’nin komutanlarından Teysir el-Caberi de öldürüldü.

Gazze’de bulunan El-Fetih dışındaki Filistinli örgütler ortak açıklama yaparak saldırılara karşılık verileceğini duyurdu. Akşam saatlerinde de Gazze’den İsrail’e çok sayıda roket fırlatıldı.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının üçüncü gününde Mısır’ın arabuluculuğunda sağlanan ateşkes Türkiye saati ile 7 Ağustos 23:30’da yürürlüğe girdi.

Paylaşın

19 Filistinli Çocuk, İsrail’in Son Saldırılarında Hayatını Kaybetti

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, son bir haftada Filistin topraklarında İsrail saldırıları sonucu 19 çocuğun hayatını kaybettiği bilgisini paylaştı.

Haber Merkezi / Bachelet, “Uluslararası insan hakları hukuku açık ve nettir. Sivilleri veya sivil unsurları hedef alan saldırılar yasaktır. Bu saldırılar durdurulmalıdır. Çatışmalarda herhangi bir çocuğa zarar vermek son derece rahatsız edicidir. Çocukların öldürülmesi ve yaralanması vicdana aykırıdır. İsrail’in uluslararası insan hakları hukukunu defalarca ihlal etmesi karşısında neredeyse topyekun bir hesap verilebilirlik eksikliği sürmektedir” dedi.

Ne olmuştu?

İsrail askerleri, 1 Ağustos’ta işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin kentinde İslami Cihad Hareketi’nin yöneticisi Bessam Saadi’yi yaralayarak gözaltına almıştı. İsrail ordusu, Saadi’nin gözaltına alınmasının ardından olası bir misilleme endişesiyle abluka altındaki Gazze çevresinde alarm seviyesini üst düzeye çıkarmıştı.

Bu kapsamda ordu birlikleri, Gazze Şeridi çevresindeki Yahudi yerleşim bölgelerini birbirine bağlayan ana yolları kapatmış, Gazze semalarında onlarca insansız hava aracı uçurulmuştu. Süreçte Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Hanun (Erez) Sınır Kapısı ve Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı da kapalı tutuluyordu.

İsrail ordusu, dün Gazze’ye hava saldırıları başlatmıştı. Saldırılarda İslami Cihad Hareketi’nin komutanlarından Teysir el-Caberi de öldürülmüştü. İsrail ile Gazze’deki İslami Cihad Hareketi arasında 7 Ağustos’ta ateşkes kararı alınmıştı.

Filistin İslami Cihat Örgütü kimdir?

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak tanımlanan Filistin İslami Cihat Örgütü, İsrail devletine karşı silahlı İslami direniş hareketi olarak 1981’de kuruldu.

Gazze İslam Üniversitesi öğrencileri tarafından kurulan grup 2007’den bu yana Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas’ın “kardeş örgütü” olarak görülüyordu.

Her iki örgüt de Mısır’da başlayan ve sonrasında Arap coğrafyasına yayılan “Müslüman Kardeşler” hareketinden doğdu. 1992’de “Kudüs Tugayları” olarak bilinen askeri kanadı kurulan İslami Cihat’ın merkezi Gazze ancak Batı Şeria’da da güçlü bir varlığı olduğu biliniyor.

Örgütün kurucusu ve ilk lideri, 1995’de İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad tarafından Malta’da öldürülen yazar ve Doktor Fethi Şikaki’ydi. İslami Cihat özellikle 2000-2005 yılları arasında İsraillileri hedef alan çok sayıda intihar saldırısını üstlendi. Örgüt, 1989’da Tel Aviv-Kudüs seferi yapan bir otobüse saldırı düzenlemiş ve saldırıda 16 kişi hayatını kaybetmişti.

İsrail ile müzakereyi reddeden İslami Cihat, Oslo Anlaşması’na şiddetle karşı çıkıyor. Örgüt İsrail yanlısı olarak gördüğü anlaşmanın Filistinlilere ve haklarına zarar verdiğini düşünüyor.

Örgüt geçtiğimiz mayıs ayında İsrail’le yaşanan çatışmalarda Hamas’la koordineli bir şekilde faaliyet göstermişti ancak İsrail’in son saldırılarında Hamas’tan bağımsız hareket etmeye başladı. Hamas cuma gününden bu yana İsrail saldırılarına yanıt vermedi.

Paylaşın