Maymun Çiçeği Vaka Sayısı Bir Haftada Yüzde 20 Arttı

Dünyadaki maymun çiçeği vaka sayısı 36 bin 412’ye yükselirken, virüs nedeniyle yaşanan ölümlerin sayısı 12 oldu. Son 7 günde yaklaşık 7 bin 500 yeni vaka belirlenirken, haftalık vaka sayısı yüzde 20 artmış oldu.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, basın toplantısında maymun çiçeği ve Kovid 19 salgınları ile ilgili güncel verileri paylaştı.

DSÖ’nün İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan merkezinde basına konuşan Ghebreyesus, yılbaşından bu yana virüsün endemik olduğu ülkeler de dahil 92 ülkede maymun çiçeği vakalarının görüldüğünü aktardı.

Buna göre, 16 Ağustos itibariyle dünyadaki toplam vaka sayısı 36 bin 412 ve virüs nedeniyle yaşanan ölümlerin sayısı 12 oldu.

Haftalık olarak bakıldığında vakaların en çok son bir haftada görüldüğünü kaydeden Ghebreyesus, son 7 günde yaklaşık 7 bin 500 yeni vakanın belirlendiğini ve haftalık vaka sayılarının yüzde 20 arttığını söyledi.

Aşılama çalışmaları ile ilgili de bilgi paylaşan DSÖ Genel Direktörü, “maymun çiçeğine karşı mevcut çiçek aşılarının etkili olabileceğini ancak aşı tedarikleri ve etkililik oranlarına dair verilerin çok sınırlı olduğunu” ifade etti.

Kovid 19: Ölümlerde yüzde 35 artış

Ghebreyesus, Kovid 19 salgını ile ilgili güncel gelişmeleri de paylaştı. Buna göre, son bir haftada dünyada Kovid 19 kaynaklı yaklaşık 15 bin can kaybı kayıtlara geçti. Salgının “endişe verici olmayı sürdürdüğünü” söyleyen Ghebreyesus, ölü sayısının bir haftada yüzde 35 arttığını belirtti.

Artan Kovid 19 ölümlerinin “kabul edilemez” olduğunu söyleyen Ghebreyesus, “Biz bu salgından yorulduk ama virüs bizden yorulmadı” dedi.

DÖS Genel Direktörü Ghebreyesus, son haftalardaki Kovid 19 artışlarına Omicron’un BA.5 alt varyantlarının yol açtığı bilgisini paylaşarak, virüsün evriminin daha iyi takip edilebilmesi için ülkelere “test ve genom sıralaması kapasitelerini azaltmama” çağrısında bulundu.

Türkiye’deki durum

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 2 Ağustos tarihli açıklamasına göre, Türkiye’de bu tarih itibariyle beş maymun çiçeği vakası görülmüştü.

Kovid 19 salgınında 1-7 Ağustos 2022 haftasına ilişkin resmi verileri açıklayan Sağlık Bakanlığı, 16 Ağustos itibariyle bir haftada 380 kişinin Kovid 19 sebebiyle yaşamını yitirdiğini duyurdu. Bir önceki hafta Kovid 19 sebebiyle yaşamını yitirenlerin sayısı 337’ydi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Taliban, Üniversitelerde Zorunlu Din Derslerinin Sayısını Artırdı

15 Ağustos’ta iktidardaki birinci yılını deviren Taliban, üniversitelerdeki zorunlu din derslerinin artırıldığını duyurdu. Yüksek Öğretim Bakanı Abdülbaki Hakkani dün yaptığı açıklamada “Mevcut 8 din dersine 5 tane daha ekliyoruz” dedi.

Hakkani, derslerin İslam tarihi, siyaseti ve yönetimini içerdiğini söyledi. Zorunlu din dersi sayısının haftada bir saatten üç saate yükseltileceğini duyuran Bakan Hakkani, müfredattan hiçbir konunun çıkarılmadığını savundu.

Ancak AFP, bazı üniversitelerin müzik ve heykel gibi Taliban’ın katı tutum izlediği dersleri değiştirdiğini yazdı.

Ayrıca ülkeyi terk eden akademisyenler yüzünden bazı dersler artık verilemiyor.

Yetkilikler, 7-12. sınıflara eğitim veren kız okullarının açılacağını söylese ve kapanmanın nedeni olarak teknik ve mali sıkıntıları gösterse de bu kurumlar hâlâ kapalı.

Eğitim Bakanlığı’nın üst düze yetkililerinden Abdülhalik Sadık, okulların açılıp açılmayacağıyla ilgili gelen bir soruya verdiği cevapta kırsal kesimdeki ailelerin kızlarını okula göndermek için ikna edilmesi gerektiğini savundu: Kırsal kesimdekilerin de ikna olması için liderlerimizle koordineli bir şekilde sağlam bir politika hazırlamaya çalışıyoruz.

Ülkede lise diploması olmayan kız öğrenciler üniversite sınavlarına giremeyecek.

Afganistan ve Taliban

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

Pakistan’daki Sellerde En Az 580 Kişi Hayatını Kaybetti

Pakistan’da temmuz ayından bu yana devam eden şiddetli yağış, sel ve toprak kaymaları nedeniyle en az 580 kişi öldü. Binlerce insanın evsiz kaldığı belirtilirken, en az 1 milyon kişinin sellerden etkilendiği kaydedildi.

Şiddetli yağışlardan en fazla etkilenen eyaletler Belucistan, Hayber Pakhtunkhwa ve Sindh olurken, ülkenin en büyük ve en yoksul eyaleti Belucistan’da son 30 yılın en büyük sel felaketinde yaklaşık 200 kişi öldü.

Ulusal Afet Yönetim Otoritesi, eyaletin yıllık ortalamadan yüzde 305 oranında fazla yağış aldığını açıkladı. Belucistan’da 570’den fazla okul yıkıldı ve kolera vakaları bildirildi.

Eyaletin kıyı şeridinde yer alan Las Bela’da yaşayan Muhammed Safar, şiddetli yağış nedeniyle çiftliğinin sular altında kaldığını anlattı. Safar, “Bu selde evimi, ekinlerimi ve her şeyimi kaybettim” ifadelerini kullandı.

55 yaşındaki Safar, hükümetin kendisine bir çadır verdiğini, başka bir yardım yapmadığını söyledi. Safar, “Gönüllülerden veya STK’lerden yiyecek ve diğer yardımları alıyoruz. Devlet hepimizi yalnız bıraktı” dedi.

Muson yağmurları hakkında

Muson sözcüğü, Arapça “mevsim” sözcüğünden geliyor; yağışların mevsimlik olduğunu vurgulamak açısından bu adlandırma kullanılıyor.

Musonlar denildiğinde akla ilk olarak “Asya musonu” gelse de bunun dışında ABD’nin güneybatı kıyılarını ve Meksika’yı etkileyen Meksika musonu veya Arizona musonu da denilen Kuzeybatı Pasifik Musonu da bilinen mevsimsel yağışlar arasında.

Güney, güneydoğu ve doğu Asya’da etkili olan muson yağışları, temel olarak yaz mevsiminde Umman Denizi, Bengal Körfezi ve Hint Okyanusu’nda denizdeki havanın daha serin olması nedeniyle ısınan Asya kara kütlesinin alçak basınç alanı oluşturmasıyla, nemli hava kütlesinin denizden karaya doğru taşınması sonucu meydana geliyor.

Yaz mevsiminde Hint Okyanusu üzerinde ortalama sıcaklık 25 santigrat dereceyken, karalarda 45 dereceye kadar çıkabiliyor. Denizden karaya doğru esen rüzgarlarla taşınan dev bulut kütleleri Himalaya Dağları’na kadar olan bölgede mevsimsel yağışlara yol açıyor.

Yağışlar, Hint alt kıtası, Hindi Çini ve güneydoğu Asya ülkeleri ile Çin, Kore Yarımadası, Japonya’ya kadar olan bölgede etkili oluyor. Ancak yağışların en fazla etkilediği bölge, cephe kütlesinin kuzeydeki Himalaya Dağları ile karşılaşarak sıkıştığı Hindistan, Nepal, Butan, Bangladeş, Myanmar’ı içine alan bölge. Bu bölgede yağışlar zaman zaman on binlerce insanın evlerini terk etmesine neden olan sellere yol açıyor.

İklim krizi

Öte yandan, iklim krizi de söz konusu yağışların şiddetini ve yarattığı etkileri arttırabiliyor. Örneğin, çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan, halihazırda iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman da 6 Temmuz’da, yaşanan seller ile ilgili açıklamasında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” demişti.

Paylaşın

Suudi Kadına, Twitter Kullandığı Gerekçesiyle 34 Yıl Hapis Cezası

Suudi Arabistanlı bir kadın, öğrenim gördüğü İngiltere’den tatil için ülkesine dönünce hapse atıldı. Gerekçe ise Twitter kullanıyor olması ve aktivistlerin hesaplarını takip etmesi. Twitter’ın en büyük yatırımcılarından biri Suudi milyarder Prens El Velid bin Talal.

Aktivistler, ABD Başkanı Joe Biden’ın ziyareti sonrası insan hakları konusunda endişe verici daha çok gelişme yaşanabileceği konusunda uyarıyordu.

İngiltere’de Leeds Üniversitesi’nde okuyan ve tatil için ülkesine dönen Suudi Salma el Shehab’a Twitter hesabı olduğu ve aktivistlerin hesaplarını takip edip onların paylaşımlarını kendi de paylaştığı gerekçesiyle 34 yıl hapis cezası verildi.

İki çocuk annesi olan 34 yaşındaki Shehab önce ‘halk içinde karışıklık çıkarmak ve kamu güvenliği ile ulusal güvenliği istikrarsızlaştırmak için bir internet sitesine başvurmak’ suçundan 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Ancak temyiz mahkemesi ‘halk içinde karışıklık çıkarmaya ve kamu güvenliği ile ulusal güvenliği istikrarsızlaştırmaya çalışanlara Twitter hesaplarını takip ederek yardım’ gibi yeni suçlardan cezanın süresini 34 yıla çıkarıp 34 yıl da seyahat yasağı getirdi.

Twitter’ın en büyük yatırımcılarından biri Suudi milyarder Prens El Velid bin Talal. Suudi prens, yatırım şirketi ‘Kingdom Holdings’ üzerinden Twitter’ın hisselerinin yüzde 5’ini elinde tutuyor.

(Kaynak: Sputnik)

Paylaşın

Çin’de Fabrikalar Üretimi Durdurdu

Çin’de son 60 yılın en kötü sıcak dalgası yüzünden fabrikalar geçici olarak üretimi durdurdu. Çin’in Siçuan bölgesinde Apple ve Intel gibi büyük firmaların ürünleri üretiliyor. Ayrıca, yarı iletken çip sektörünü de karardan olumsuz etkilemesi bekleniyor.

Yaklaşık 80 milyondan fazla kişinin yaşadığı Siçuan bölgesinde pazartesi günü yetkililer, halkın elektrik kullanımına öncelik sağlanması için 21 şehirden 19’unda cumartesiye kadar fabrikaların üretime ara vereceğini duyurdu.

Hükümetten açıklanan verilere göre temmuzdan beri aşırı sıcaklarla boğuşan Siçuan’da 7 Ağustos’ta yapılan ölçümlerde, son 60 yılın en yüksek sıcak hava dalgasının yaşandığı kaydedildi. Geçen yıllara göre ortalama yağış oranında da yüzde 51 azalma gözlemlendi.

Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu’nun sözcüsü Jin Şiandong, bugün yaptığı açıklamada sıcak hava dalgası ve kuraklık nedeniyle hidrolik güç üretiminin ciddi ölçüde azaldığını, ülkenin elektrik üretimi için kömür kaynaklarını daha fazla kullanacağını ifade etti.

Siçuan bölgesi, elektronik, mobilya ve gıda alanında birçok fabrikaya ev sahipliği yapıyor. Düşük üretim maliyetleriyle şirketleri çeken bölgede, özellikle yarı iletken çip ve güneş paneli fabrikaları yer alıyor. Teknoloji devi Apple, elektronik imalat sağlayıcısı Foxconn ve Intel gibi firmaların fabrikaları da kesintilerden etkilenecek.

Ayrıca Siçuan, elektrikli araba bataryalarında kullanılan lityum madenciliğinin de önemli merkezlerinden biri. Japonya merkezli yatırım bankası Daiwa Capital, müşterilerine gönderdiği bilgilendirme notunda, fabrikaların kapanmasının polisilikon ve lityum tedarikini zorlaştırabileceği ve fiyatların yükselmesine neden olabileceği ifade edildi.

Çin Ulusal Meteoroloji Merkezi, 13 Ağustos’ta sıcak hava dalgasına karşı uyarı yayımlamıştı. “Kırmızı uyarı” açıklamasında Şaanşi, Siçuan, Hubey, Hunan, Ciangşi, Anhui, Ciangsu ve Cıciang eyaletleriyle Şanghay ve Çongçing şehirlerinin bazı bölümlerinde, hava sıcaklıklarının 42 dereceyi aşabileceği belirtilmişti.

Bölgedeki Luzhou şehrindeyse yetkililer, geçen hafta elektrik santraline binen yükü hafifletmek için geceleri sokak lambalarının kapatılacağını duyurmuştu.

Güneş enerjisi panellerinde kullanılan kristal silikon güneş hücresi üretiminde dünya lideri Tongwei Solar şirketi, kesintilerin ne kadara mal olacağını bilmediklerini ve yetkililerin getirdiği sınırlamalara göre hareket edeceklerini belirtti.

Apple ürünlerinin yapımından sorumlu Foxconn ise kesintilerin büyük bir etki yaratmayacağını açıkladı.

Öte yandan sıcak hava dalgası mahsul kıtlığı da yarattı. Çin Ulusal İstatistik Bürosu Sözcüsü Gu Linghui, pazartesi günkü basın açıklamasında, aşırı hava koşulları nedeniyle taze sebze fiyatlarının yıllık bazda yüzde 12,9 arttığını belirtmişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Küba, Yabancı Yatırımcıya ‘İç Piyasada’ Kapı Aralıyor

Küba Ticaret Bakanı Yardımcısı Ana Teresita Gonzalez, katıldığı bir televizyon programında, ülke içindeki toptan ve perakende ticaretinde bazı yabancı yatırımcılara izin verileceğini açıkladı.

Planlanan değişiklikle, yabancı yatırımcılar Kübalı toptancıların tamamını satın alabilecek ya da ortaklıklar yoluyla Küba’nın perakende piyasasına girebilecek.

Ayrıca bazı perakendecilerin, devlet teşebbüsleriyle iş birliği yapmasına da izin verilecek.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre bakan yardımcısı Teresita Gonzalez, perakende sektöründe izinlerin daha sınırlı olacağını ancak yine de yabancı yatırımcılara imkanlar sunacaklarını belirtti.

Gonzales, perakende yatırımlarına “ülkenin sosyalist hedeflerine ve düşük fiyatlara” katkı sunması koşuluyla izin verileceğini söyledi.

Aynı televizyon programında konuşan İç Ticaret Bakanı Betsy Diaz Velazquez de, perakendede devlet egemenliğinin süreceğini ama bazı kamusal ve özel ortaklıklara izin verileceğini ekledi.

Velazquez “Hali hazırda Küba’da olanlar ve müttefik ülkelerle, bu tarz girişimlere öncelik vereceğiz” diye konuştu.

Her iki yetkili de bu reformlarla amacın adadaki üretici ve tüketicilere daha fazla hammadde ve ürün sağlamak olduğunu söyledi.

Devrim’den beri ilk izin

Bu, 1959’da Fidel Castro önderliğinde komünist bir hükümetin kurulmasıyla sonuçlanan Küba Devrimi’nden beri bir ilk.

Reformlar, yabancı sermayeli kuruluşların, devlet kontrolündeki ya da özel şirketlere hizmet sunan depo ve lojistik operasyonlara yatırım yapabilmesine olanak verecek.

Ada ülkesi son 30 yılın en kötü ekonomik krizinden geçiyor. Temel gıda ürünlerine ulaşımda ciddi sorun yaşanıyor. Özellikle perakende sektöründe verimliliği artıracak çözümler aranıyor.

Süregiden ABD yaptırımları ve Covid-19 salgını nedeniyle duran turizm gelirleri, ada ekonomisini zor durumda bıraktı.

Reformlar yeterli olacak mı?

Reuters’a konuşan ekonomist ve iş insanları, reformların ihtiyaçları karşılamaya muhtemelen yetmeyeceğini belirtti.

Kübalı ekonomist Omar Everleny “Bu doğru yöne doğru atılmış bir adım ancak çok küçük ve çok geç” dedi, ve açıklanan yeniliklerin birçok kurala ve bürokratik işleme tabi olduğunun altını çizdi: “Her iki açıklama da krizin ne kadar ciddi olduğunu bilmiyorlarmış gibi ‘istisna, kontrol, şartlar’ kelimeleriyle doluydu”.

Küba ile ticaret yapan yabancı bir iş insanı da Reuters’a, yatırımcıların yerel para birimi ile yapılacak anlaşmalara soğuk yaklaşacağı bilgisini verdi.

Paylaşın

İsrail, Gazze’de Çocukları Da Öldürdüğünü Kabul Etti

İsrail, Gazze’ye yönelik günler süren saldırıların son gününde bir mezarlığı vurduğunu; burada bulunan beş çocuğun saldırıda hayatını kaybettiğini kabul etti. İsrail ordusu yetkilileri, çocukların ölümü için İslami Cihat örgütünü suçlamış; çocukların örgütün fırlattığı roketler sebebiyle öldüğünü iddia etmişti.

İsrail Savunma Bakanlığı yetkililerinin İsrail merkezli Haaretz gazetesine yaptığı açıklamaya göre; Felluce mezarlığına yönelik 7 Ağustos’ta düzenlenen saldırıyla ilgili soruşturma tamamlandı. Soruşturmada, mezarlıktaki beş çocuğun İsrail operasyonunda öldüğü sonucuna ulaşıldı.

Çocukların ölümünün hemen ardından İsrail ordusu bir açıklama yapmış ve ölümler için İslami Cihat örgütünü suçlamıştı. İsrail, 5 Ağustos’un ilk saatlerinde Gazze’deki İslami Cihat hedeflerine yönelik bir operasyon başlattığını duyurmuş; saldırılar 7 Ağustos’ta Mısır arabuluculuğunda varılan ateşkese kadar sürmüştü.

İslami Cihat da İsrail’e roketlerle karşılık vermişti.

İsrail, bu roketlerden birinin Gazze’de bir mezarlığa düştüğünü ve çocukların bu sebeple öldüğünü iddia etmişti.

Soruşturmanın sonucunu üst düzey askeri yetkililer Salı günü İsrail basınına açıkladı.

Hayatını kaybeden çocukların dördü kuzendi ve dedelerinin mezarı başındaydı. Cemil Necm 4; Cemil İhab Necm 13; Hamid Haydar Necm ve Muhammed Salah Necm de 16 yaşındaydı. 16 yaşındaki kuzenlerin arkadaşı olan yine 16 yaşındaki Nazmi Fayez Abdulhadi Abukarş da onların yanındaydı.

Çocukların bir arkadaşı, mezarlığın güvenli olduğunu; çocukların bu sebeple neredeyse her gün dedelerinin mezarının yakınlarında vakit geçirdiğini söyledi.

Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail’in üç gün boyunca Gazze’ye düzenlediği hava saldırılarında 17’si çocuk 49 kişi hayatını kaybetti. En az 360 kişi de yaralandı. Bakanlık’a göre ölümler ve yaralanmaların tamamının sebebi İsrail’in hava saldırıları.

İsrail ise Gazzelilerden bir kısmının İslami Cihat örgütünün roketleri sebebiyle yaralandığını savunuyor.

Ne olmuştu?

İsrail’in 1 Ağustos’ta, işgal altındaki Batı Şeria’da İslami Cihat örgütünün en üst düzey yetkililerinden biri olduğu bildirilen Bassam Saadi’yi Cenin’de tutuklamasıyla birlikte bölgede gerginlik yeniden yükseldi.

Tutuklamanın ardından İslami Cihat örgütü karşılık vereceğini açıkladı. Cuma günü İsrail yönetimi, İslami Cihat örgütünün İsrail’i tehdit ettiğini; bu sebeple hava saldırıları düzenlediğini duyurdu.

İsrail Savunma Bakanlığı da İslami Cihat’la ilişkilendirilen konumlara saldırı düzenlendiğini açıkladı.

İslami Cihat örgütünün karşılık için fırlattığı roketlerden biri Pazar günü, geçtiğimiz yılın Mayıs ayından bu yana ilk kez Kudüs’e ulaştı.

Ateşkesin sağlanmasının ardından İsrail askeri sözcüsü Tuğgeneral Ran Kochav, kendilerinin saldırılarında 35 Filistinin öldüğünü, bunların 11’inin İslami Cihat’ın komutanlarının eşleri de dahil, saldırının hedefi olmayan siviller olduğunu kabul etti, sivil ve çocuk ölümü haberlerini soruşturacağını ekledi.

Gazze’de faaliyet gösteren en güçlü gruplardan biri olan İslami Cihat, İran tarafından destekleniyor ve merkezi Suriye’nin başkenti Şam’da bulunuyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Putin: ABD, Ukrayna Savaşını Uzatmak Ve Dünyayı İstikrarsız Kılmak İstiyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) Ukrayna krizini sürüncemede bırakmakla ve ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan’a yaptığı son ziyaretle dünyayı “istikrarsızlaştırmaya” çalışmakla suçladı.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, Moskova’daki Uluslararası Güvenlik Konferansında konuşan Rus lider, “Ukrayna’daki durum ABD’nin bu çatışmayı uzatmaya çalıştığını gösteriyor. Ve aynı şeyi Asya, Afrika ve Latin Amerika’da çatışma olasılığını besleyerek yapıyor” dedi.

“Dikkatle hazırlanmış bir provokasyon”

Pelosi’nin Tayvan ziyareti hakkında da sert konuşan Putin, “ABD’nin Tayvan macerası sadece sorumsuz bir politikacının gezisi değil, bölgedeki ve dünyadaki durumu istikrarsızlaştırmaya ve kaotik hale getirmeye yönelik bilinçli ve kasıtlı bir stratejinin parçasıdır” ifadelerini kullandı.

Ziyaretin diğer ülkelerin egemenliğine ve uluslararası yükümlülüklerine ABD’nin saygı duymadığının “küstahça bir göstergesi” olduğunu ileri süren Putin, durumu “dikkatle hazırlanmış bir provokasyon” olarak tanımladı.

24 Şubat’tan beri Ukrayna’yı işgal eden Rusya, Washington’un Kiev’e yapmayı sürdürdüğü askeri yardımları kınıyor. İki ülke arasındaki en gergin dönemlerden geçildiği sırada Ukrayna’nın güneyindeki Zaporizhia nükleer santralini hedef alan saldırılar nükleer felaket yaşanması yönündeki endişeleri de artırdı.

Şoygu: Amaç caydırıcılık

Yerleşkeye düzenlenen saldırılar hakkında Kiev ve Moskova birbirlerini suçlarken Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu nükleer silahın caydırıcı özelliğine vurgu yaptı.

Uluslararası Güvenlik Konferansında “Rusya’nın nükleer silahlarının temel amacı nükleer bir saldırıyı caydırmaktır” diyen Bakan Şoygu, “Askeri açıdan bakıldığında, Moskova’nın Ukrayna’yı askerden arındırması ve silahsızlandırması hedefine ulaşması için nükleer silah kullanması gerekli değildir” açıklamasında bulundu.

Ukrayna krizi nedeniyle Batı’nın bir dizi ağır yaptırımına maruz kalan Rusya, başta Çin olmak üzere Afrika ve Asya ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirme çabası içinde.

Moskova, Pelosi’nin Ağustos ayı başında Tayvan’a yaptığı ziyareti Çin’in öfkesine neden olan bir “provokasyon” olarak nitelemiş ve Pekin’in “egemenliğini korumak için gerekli tedbirleri” alma hakkı olduğunu söylemişti.

Paylaşın

İkinci ABD Heyeti Tayvan’da; Çin Askeri Tatbikat Başlattı

ABD Kongre üyelerinden oluşan bir delegasyon, iki gün sürmesi planlanan resmi ziyaretleri kapsamında Tayvan’a gitti. Beş Kongre üyesinin Tayvan ziyareti, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin 2 Ağustos’taki ziyaretinin ardından ABD’li bir Kongre heyetinin Tayvan’a yaptığı ikinci ziyaret olma özelliği taşıyor.

Demokrat Partili Massachusetts Senatörü Ed Markey’nin liderliğindeki delegasyonda ayrıca Demokrat Partili Kongre üyeleri John Garamendi, Alan Lowenthal ve Don Beyer ile Cumhuriyetçi Partili Kongre üyesi Aumua Amata Coleman Radewagen de bulunuyor.

CNN International’ın aktardığına göre, Tayvan’ın başkenti Taipei’ye daha önceden duyurmadıkları ziyaretleri ile ilgili Twitter’dan açıklama yapan delegasyon başkanı Markey, ziyaretin “ABD’nin Tayvan’a olan desteğini bir kez daha teyit etme” çabalarının bir parçası.

Markey’nin açıklamasına göre, heyetin ziyaretinin “Tayvan Boğazı’nda istikrar ve barışı teşvik etmesi” bekleniyor.

Heyetin ziyaretleri sırasında Tayvan lideri Tsai Ing-wen ve Dışişleri Bakanı Joseph Wu ile de görüşmesi planlanıyor.

Tayvan Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, ABD delegasyonu, ziyaretleri sırasında Parlamento Dışişleri ve Milli Savunma Komitesi ile de “güvenlik ve ticarete ilişkin konuları görüşmek için” bir araya gelecek.

Tayvan Dışişleri Bakanlığı, ABD’li heyetin ziyaretini “memnuniyetle karşılarken” Nancy Pelosi’nin ziyaretine de tepki gösteren Çin, “ABD’nin provokasyonlarına karşı önlem alacaklarını” açıkladı.

Çin, tekrar tatbikat başlattı

Çin’in Washington Büyükelçiliği’nden dün (14 Ağustos) yapılan açıklamada, “ABD Kongre üyeleri, ABD hükümetinin tek Çin politikasına uygun şekilde davranmalı” değerlendirmesinde bulundu.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) da Tayvan çevresindeki sularda ve hava sahasında yeniden “müşterek muharebeye hazırlık ve hakiki savaş tatbikatı” başlattığını duyurdu. PLA Doğu Harekat Alan Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Çin’in ulusal egemenliği ile Tayvan Boğazı’ndaki barış ve istikrarı korumak için gerekli tüm tedbirlerin alınacağı” söylendi.

Pelosi’nin Tayvan ziyareti

Çin, bir asırdan uzun süredir “bağımsızlık” anlaşmazlığı yaşadığı Tayvan’a ABD Kongresi’nin alt kanadı olan Temsilciler Meclisi’nin başkanı Nancy Pelosi tarafından yapılacak resmi bir ziyarete karşı çıkıyordu.

Pelosi’nin Nisan ayında COVID-19’a yakalanması sonucu iptal ettiği ve Çin’in tepkisini çeken Tayvan ziyaretini gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği merak ediliyordu. Bu ihtimalin konuşulduğu günlerde, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ABD Başkanı Joe Biden ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiş ve “Ateşle oynayan kendisini yakar” uyarısını yapmıştı.

Fakat Nancy Pelosi, 2 Ağustos 2022’de yerel saatle 22:20 sularında Tayvan’a geldi ve ertesi gün ülkede bir dizi resmi temasta bulundu.

Tayvan lideri Tsai Ing-wen, 3 Ağustos’taki görüşmelerinde Pelosi’ye Tayvan’daki hükümetin devamı olduğu söylenen Çin Cumhuriyeti’nin “Uğurlu Bulutlar Düzeni” isimli şeref madalyası ve özel şeridini takdim etti.

Çin, Pelosi’nin ziyaretini “ciddi bir provokasyon” olarak değerlendirerek ada çevresinde dört gün sürecek askeri bir tatbikata başladı. Tayvan, tatbikatın başladığı 4 Ağustos’ta bir açıklama yaparak Çin’in tatbikat kapsamında ateşlediği füzelerden 11’inin karasularına düştüğünü duyurdu. Ülke ayrıca “savunma sistemlerinin etkin duruma geçirdiğini” açıkladı.

Tayvan da Çin’in ardından 9-11 Ağustos’ta askeri tatbikat kararı alırken Çin Dışişleri Bakanlığı Nancy Pelosi ve yakın aile üyelerine yaptırım uygulanacağını ve Washington yönetimiyle bazı ikili diyalog ve işbirliği mekanizmalarının durdurulduğunu duyurdu.

Çin-Tayvan anlaşmazlığı

Çin’de İkinci Dünya Savaşı’nın ardından çıkan iç savaşta Mao Zedong liderliğindeki Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) 1949’da iktidarı ele geçirmesi ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulması üzerine Chiang Kai-shek liderliğindeki Çin Milliyetçi Partisi üyeleri, Tayvan’a yerleşip 1912’de kurulan “Çin Cumhuriyeti” iktidarının adada devam ettiğini söyleyerek bağımsızlık ilan etti.

Bu girişim, Çin tarafından kabul edilmese de Tayvan temsilcileri, 1971’e kadar Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda Çin’i temsil etti.

1950’ler ve 1960’larda çok sayıda ülkenin diplomatik ilişki tercihini Çin Halk Cumhuriyeti’ne çevirmesinin ardından 1971’de BM Genel Kurulu’nda yapılan oylamada, Pekin hükümetinin Çin’in tek meşru temsilcisi kabul edilmesiyle Tayvan’ın uluslararası örgütlerdeki konumu belirsiz hale geldi.

Pekin yönetimi, “Tek Çin” ilkesini benimseyerek Tayvan’ın kendi topraklarının parçası olduğunu savunuyor.

Çin, boğaz ve çevresindeki askeri varlığının yanı sıra Tayvan’ın dünya ülkeleriyle müstakil diplomatik ilişkiler kurmasına, BM’de ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Afganistan: Taliban Yönetiminde Şiddetle Geçen Bir Yıl

15 Ağustos 2022. Taliban’ın 20 senenin ardından Afganistan’da yönetimi yeniden ele geçirmesinin birinci yılı. Uluslararası Af Örgütü de bu bağlamda Taliban’ın ülkenin kontrolünü ele geçirmesinden bu yana yaşananları ele alan bir brifing yayınladı.

Af Örgütü, bugün yayınladığı brifingde, “Taliban’ın insan haklarına planlı saldırılarını artırarak azınlık gruplara zulmettiğini, barışçıl protestoları şiddetle bastırdığını, kadın haklarını baskı altına aldığını ve korku yaymak için yargısız infazlara ve zorla kaybetmelere başvurduğunu” kaydetti.

Son bir yılda işlenen hak ihlallerini belgeleyen “Taliban Yönetimi: Şiddet, Cezasızlık ve Boş Vaatlerle Geçen Bir Yıl” brifingi, başta kadın hakları ve basın özgürlüğünü korumaya ve hükümet yetkilileri için af çıkarmaya söz veren Taliban’ın, muhaliflerine yönelik işkence, intikam cinayetleri ve zorla tahliyeler gibi suçlara ilişkin yaygın cezasızlığı ortaya koydu.

“Tüm değişim ihtimalleri hızla buharlaştı”

Brifingde paylaşılan verileri değerlendiren Af Örgütü Güney Asya Bölgesel Direktörü Yamini Mishra, konuyla ilgili açıklamasında şöyle dedi:

“Taliban bir yıl önce, insan haklarını koruma ve geliştirme sözü veren açıklamalar yapmıştı. Buna karşın, 20 yıllık insan hakları kazanımlarını ortadan kaldırma hızları baş döndürücü oldu.

Taliban’ın tam bir cezasızlıkla işleyen, şiddetli baskılar aracılığıyla yönetmeye çalışması sonucunda tüm değişim ihtimalleri hızla buharlaştı.

Keyfi gözaltılar, işkence, kaybetmeler ve hukuk dışı infazlar günlük sorunlar olarak geri döndü. Kadınlar ve kız çocuklar haklarından yoksun bırakıldı ve belirsiz bir gelecekle karşı karşıyalar. Eğitimden ve kamusal hayata katılma imkanından mahrum ediliyorlar.”

Taliban’a “ağır insan hakları ihlalleri ve uluslararası hukuk suçlarına acilen son verme” çağrısı yapan Uluslararası Af Örgütü de konuyla ilgili yazılı açıklamasında “Taliban, Afganistan’ın fiili yöneticisi olarak Afgan halkının haklarını acilen geri vermeli, korumalı ve geliştirmelidir” dedi.

Mishra ise “Afganistan’daki insan hakları krizinin daha da sarpa sarmasını engellemek için uluslararası toplum bu suçlardan ötürü Taliban’dan hesap sormak üzere somut adımlar atmalı” çağrısında bulundu.

Af Örgütü’nün brifinginden öne çıkanlar özetle şöyle:

İfade ve toplanma özgürlüğü

  • Çok sayıda büyük şehirde, güvenlik güçleri, silahsız protestocuları döverek ve üzerlerine ateş açarak barışçıl protestoları dağıttı.
  • Taliban’ın ifade özgürlüğü üzerindeki baskıları, insan hakları savunucuları ve sivil toplum aktivistlerini hedef aldı. Bu kişilerin çoğu insan hakları çalışmaları nedeniyle taciz ve tehdit edildi, gözaltına alındı ve hatta öldürüldü.
  • Basın özgürlüğü de saldırı altındaydı. 19 Eylül 2021’de, Devlet Medya ve Bilgi Merkezi, gazetecilerin ‘İslam’a aykırı’ veya ‘ulusal kişilere hakaret eden’ haberler yapmasını yasaklayan, muğlak tanımlar içeren bir kararname yayımladı.
  • Geçen yıl boyunca 80’den fazla gazeteci, barışçıl protestoları haber yaptığı için gözaltına alındı ve işkenceye maruz bırakıldı.

Keyfi gözaltı, işkence, kötü muamele

  • Ağustos 2021’den beri, Taliban askerlerinin, Taliban’ın fermanlarına uymadığı düşünülen veya önceki hükümetle çalışmakla suçlanan kişilere şiddet uyguladığına ve işkenceye maruz bıraktığına ilişkin yaygın ihbarlar yapılıyor.
  • Yüzlerce sivil hukuka aykırı olarak gözaltına alındı. Birçoğu, gözaltı sırasında dipçiklerle dövüldü veya kırbaçlandı.

Yargısız infaz ve zorla kaybetmeler

  • Taliban’ın iktidarı ele geçirdiğinden bu yana direniş savaşçıları olduğu varsayılan kişilere karşı işlendiği iddia edilen intikam cinayetleri, hukuk dışı infazlar ve diğer suçlar savaş suçu kapsamına girebilir.
  • Yüzlerce yargısız infaz vakası yaşandı. Ölen kişilerin vücudunda ateşli silah yaralanması ve işkence izleri bulundu. Onlarca kişi, önceki hükümetteki görevleri nedeniyle veya Taliban’a karşı direnişe katıldıklarından kuşkulanıldığı için kaybedildi ve nerede tutuldukları halen bilinmiyor.

Etnik ve dini azınlıklara zulüm

  • İktidarı ele geçirmesinden sonraki haftalarda Taliban’ın, taraftarlarını, başta Hazaralar, Türkmenler ve Özbekler olmak üzere diğer gruplardan alınan topraklarla ödüllendirmek için Peştun olmayan Afganları evlerinden ve çiftliklerinden zorla çıkarttığı yönünde ihbarlar yapıldı.
  • Belh, Helmend, Daykundi, Kandahar ve Uruzgan vilayetleri dahil ülkenin dört bir yanında tahliyeler bildirildi ve halihazırda çok yüksek olan ülke içinde yerinden edilen kişi sayısı daha da arttı. Haziran 2022 itibariyle, Birleşmiş Milletler, ülke içinde yerinden edilen Afganların sayısının 820 bini aştığı tahmininde bulundu.

Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik kısıtlamalar

  • Taliban, iktidara el koyduğundan beri kadınları gitgide daha fazla şiddete maruz bırakıyor. Zaman zaman, bunu kadınların aile üyelerini cezalandırmanın bir yolu olarak yapıyor.
  • Onlarca kadın, onları özgürlüklerinden yoksun bırakan kısıtlamalar artarken haklarını talep etmek için barışçıl protestolara katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alındı ve işkenceye maruz bırakıldı.
  • Taliban, eğitim hakkını engelleyerek milyonlarca Afgan kız çocuğun umutlarını boşa çıkardı. Ortaokul ve liseler 17 Eylül 2021’de yeniden açıldığında, altıncı sınıfın üzerindeki kız çocukların okula gitmesini yasakladı. Bunun geçici bir durum olduğunu öne süren Taliban, daha fazla kadın öğretmen istihdam edilene ve cinsiyet ayrımına dayalı eğitim için ‘uygun’ koşullar sağlanana kadar süreceğini savundu. Fakat bugüne kadar bu planların hiçbiri uygulanmadı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın