Çin’de Fabrikalar Üretimi Durdurdu

Çin’de son 60 yılın en kötü sıcak dalgası yüzünden fabrikalar geçici olarak üretimi durdurdu. Çin’in Siçuan bölgesinde Apple ve Intel gibi büyük firmaların ürünleri üretiliyor. Ayrıca, yarı iletken çip sektörünü de karardan olumsuz etkilemesi bekleniyor.

Yaklaşık 80 milyondan fazla kişinin yaşadığı Siçuan bölgesinde pazartesi günü yetkililer, halkın elektrik kullanımına öncelik sağlanması için 21 şehirden 19’unda cumartesiye kadar fabrikaların üretime ara vereceğini duyurdu.

Hükümetten açıklanan verilere göre temmuzdan beri aşırı sıcaklarla boğuşan Siçuan’da 7 Ağustos’ta yapılan ölçümlerde, son 60 yılın en yüksek sıcak hava dalgasının yaşandığı kaydedildi. Geçen yıllara göre ortalama yağış oranında da yüzde 51 azalma gözlemlendi.

Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu’nun sözcüsü Jin Şiandong, bugün yaptığı açıklamada sıcak hava dalgası ve kuraklık nedeniyle hidrolik güç üretiminin ciddi ölçüde azaldığını, ülkenin elektrik üretimi için kömür kaynaklarını daha fazla kullanacağını ifade etti.

Siçuan bölgesi, elektronik, mobilya ve gıda alanında birçok fabrikaya ev sahipliği yapıyor. Düşük üretim maliyetleriyle şirketleri çeken bölgede, özellikle yarı iletken çip ve güneş paneli fabrikaları yer alıyor. Teknoloji devi Apple, elektronik imalat sağlayıcısı Foxconn ve Intel gibi firmaların fabrikaları da kesintilerden etkilenecek.

Ayrıca Siçuan, elektrikli araba bataryalarında kullanılan lityum madenciliğinin de önemli merkezlerinden biri. Japonya merkezli yatırım bankası Daiwa Capital, müşterilerine gönderdiği bilgilendirme notunda, fabrikaların kapanmasının polisilikon ve lityum tedarikini zorlaştırabileceği ve fiyatların yükselmesine neden olabileceği ifade edildi.

Çin Ulusal Meteoroloji Merkezi, 13 Ağustos’ta sıcak hava dalgasına karşı uyarı yayımlamıştı. “Kırmızı uyarı” açıklamasında Şaanşi, Siçuan, Hubey, Hunan, Ciangşi, Anhui, Ciangsu ve Cıciang eyaletleriyle Şanghay ve Çongçing şehirlerinin bazı bölümlerinde, hava sıcaklıklarının 42 dereceyi aşabileceği belirtilmişti.

Bölgedeki Luzhou şehrindeyse yetkililer, geçen hafta elektrik santraline binen yükü hafifletmek için geceleri sokak lambalarının kapatılacağını duyurmuştu.

Güneş enerjisi panellerinde kullanılan kristal silikon güneş hücresi üretiminde dünya lideri Tongwei Solar şirketi, kesintilerin ne kadara mal olacağını bilmediklerini ve yetkililerin getirdiği sınırlamalara göre hareket edeceklerini belirtti.

Apple ürünlerinin yapımından sorumlu Foxconn ise kesintilerin büyük bir etki yaratmayacağını açıkladı.

Öte yandan sıcak hava dalgası mahsul kıtlığı da yarattı. Çin Ulusal İstatistik Bürosu Sözcüsü Gu Linghui, pazartesi günkü basın açıklamasında, aşırı hava koşulları nedeniyle taze sebze fiyatlarının yıllık bazda yüzde 12,9 arttığını belirtmişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Küba, Yabancı Yatırımcıya ‘İç Piyasada’ Kapı Aralıyor

Küba Ticaret Bakanı Yardımcısı Ana Teresita Gonzalez, katıldığı bir televizyon programında, ülke içindeki toptan ve perakende ticaretinde bazı yabancı yatırımcılara izin verileceğini açıkladı.

Planlanan değişiklikle, yabancı yatırımcılar Kübalı toptancıların tamamını satın alabilecek ya da ortaklıklar yoluyla Küba’nın perakende piyasasına girebilecek.

Ayrıca bazı perakendecilerin, devlet teşebbüsleriyle iş birliği yapmasına da izin verilecek.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre bakan yardımcısı Teresita Gonzalez, perakende sektöründe izinlerin daha sınırlı olacağını ancak yine de yabancı yatırımcılara imkanlar sunacaklarını belirtti.

Gonzales, perakende yatırımlarına “ülkenin sosyalist hedeflerine ve düşük fiyatlara” katkı sunması koşuluyla izin verileceğini söyledi.

Aynı televizyon programında konuşan İç Ticaret Bakanı Betsy Diaz Velazquez de, perakendede devlet egemenliğinin süreceğini ama bazı kamusal ve özel ortaklıklara izin verileceğini ekledi.

Velazquez “Hali hazırda Küba’da olanlar ve müttefik ülkelerle, bu tarz girişimlere öncelik vereceğiz” diye konuştu.

Her iki yetkili de bu reformlarla amacın adadaki üretici ve tüketicilere daha fazla hammadde ve ürün sağlamak olduğunu söyledi.

Devrim’den beri ilk izin

Bu, 1959’da Fidel Castro önderliğinde komünist bir hükümetin kurulmasıyla sonuçlanan Küba Devrimi’nden beri bir ilk.

Reformlar, yabancı sermayeli kuruluşların, devlet kontrolündeki ya da özel şirketlere hizmet sunan depo ve lojistik operasyonlara yatırım yapabilmesine olanak verecek.

Ada ülkesi son 30 yılın en kötü ekonomik krizinden geçiyor. Temel gıda ürünlerine ulaşımda ciddi sorun yaşanıyor. Özellikle perakende sektöründe verimliliği artıracak çözümler aranıyor.

Süregiden ABD yaptırımları ve Covid-19 salgını nedeniyle duran turizm gelirleri, ada ekonomisini zor durumda bıraktı.

Reformlar yeterli olacak mı?

Reuters’a konuşan ekonomist ve iş insanları, reformların ihtiyaçları karşılamaya muhtemelen yetmeyeceğini belirtti.

Kübalı ekonomist Omar Everleny “Bu doğru yöne doğru atılmış bir adım ancak çok küçük ve çok geç” dedi, ve açıklanan yeniliklerin birçok kurala ve bürokratik işleme tabi olduğunun altını çizdi: “Her iki açıklama da krizin ne kadar ciddi olduğunu bilmiyorlarmış gibi ‘istisna, kontrol, şartlar’ kelimeleriyle doluydu”.

Küba ile ticaret yapan yabancı bir iş insanı da Reuters’a, yatırımcıların yerel para birimi ile yapılacak anlaşmalara soğuk yaklaşacağı bilgisini verdi.

Paylaşın

İsrail, Gazze’de Çocukları Da Öldürdüğünü Kabul Etti

İsrail, Gazze’ye yönelik günler süren saldırıların son gününde bir mezarlığı vurduğunu; burada bulunan beş çocuğun saldırıda hayatını kaybettiğini kabul etti. İsrail ordusu yetkilileri, çocukların ölümü için İslami Cihat örgütünü suçlamış; çocukların örgütün fırlattığı roketler sebebiyle öldüğünü iddia etmişti.

İsrail Savunma Bakanlığı yetkililerinin İsrail merkezli Haaretz gazetesine yaptığı açıklamaya göre; Felluce mezarlığına yönelik 7 Ağustos’ta düzenlenen saldırıyla ilgili soruşturma tamamlandı. Soruşturmada, mezarlıktaki beş çocuğun İsrail operasyonunda öldüğü sonucuna ulaşıldı.

Çocukların ölümünün hemen ardından İsrail ordusu bir açıklama yapmış ve ölümler için İslami Cihat örgütünü suçlamıştı. İsrail, 5 Ağustos’un ilk saatlerinde Gazze’deki İslami Cihat hedeflerine yönelik bir operasyon başlattığını duyurmuş; saldırılar 7 Ağustos’ta Mısır arabuluculuğunda varılan ateşkese kadar sürmüştü.

İslami Cihat da İsrail’e roketlerle karşılık vermişti.

İsrail, bu roketlerden birinin Gazze’de bir mezarlığa düştüğünü ve çocukların bu sebeple öldüğünü iddia etmişti.

Soruşturmanın sonucunu üst düzey askeri yetkililer Salı günü İsrail basınına açıkladı.

Hayatını kaybeden çocukların dördü kuzendi ve dedelerinin mezarı başındaydı. Cemil Necm 4; Cemil İhab Necm 13; Hamid Haydar Necm ve Muhammed Salah Necm de 16 yaşındaydı. 16 yaşındaki kuzenlerin arkadaşı olan yine 16 yaşındaki Nazmi Fayez Abdulhadi Abukarş da onların yanındaydı.

Çocukların bir arkadaşı, mezarlığın güvenli olduğunu; çocukların bu sebeple neredeyse her gün dedelerinin mezarının yakınlarında vakit geçirdiğini söyledi.

Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail’in üç gün boyunca Gazze’ye düzenlediği hava saldırılarında 17’si çocuk 49 kişi hayatını kaybetti. En az 360 kişi de yaralandı. Bakanlık’a göre ölümler ve yaralanmaların tamamının sebebi İsrail’in hava saldırıları.

İsrail ise Gazzelilerden bir kısmının İslami Cihat örgütünün roketleri sebebiyle yaralandığını savunuyor.

Ne olmuştu?

İsrail’in 1 Ağustos’ta, işgal altındaki Batı Şeria’da İslami Cihat örgütünün en üst düzey yetkililerinden biri olduğu bildirilen Bassam Saadi’yi Cenin’de tutuklamasıyla birlikte bölgede gerginlik yeniden yükseldi.

Tutuklamanın ardından İslami Cihat örgütü karşılık vereceğini açıkladı. Cuma günü İsrail yönetimi, İslami Cihat örgütünün İsrail’i tehdit ettiğini; bu sebeple hava saldırıları düzenlediğini duyurdu.

İsrail Savunma Bakanlığı da İslami Cihat’la ilişkilendirilen konumlara saldırı düzenlendiğini açıkladı.

İslami Cihat örgütünün karşılık için fırlattığı roketlerden biri Pazar günü, geçtiğimiz yılın Mayıs ayından bu yana ilk kez Kudüs’e ulaştı.

Ateşkesin sağlanmasının ardından İsrail askeri sözcüsü Tuğgeneral Ran Kochav, kendilerinin saldırılarında 35 Filistinin öldüğünü, bunların 11’inin İslami Cihat’ın komutanlarının eşleri de dahil, saldırının hedefi olmayan siviller olduğunu kabul etti, sivil ve çocuk ölümü haberlerini soruşturacağını ekledi.

Gazze’de faaliyet gösteren en güçlü gruplardan biri olan İslami Cihat, İran tarafından destekleniyor ve merkezi Suriye’nin başkenti Şam’da bulunuyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Putin: ABD, Ukrayna Savaşını Uzatmak Ve Dünyayı İstikrarsız Kılmak İstiyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) Ukrayna krizini sürüncemede bırakmakla ve ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan’a yaptığı son ziyaretle dünyayı “istikrarsızlaştırmaya” çalışmakla suçladı.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, Moskova’daki Uluslararası Güvenlik Konferansında konuşan Rus lider, “Ukrayna’daki durum ABD’nin bu çatışmayı uzatmaya çalıştığını gösteriyor. Ve aynı şeyi Asya, Afrika ve Latin Amerika’da çatışma olasılığını besleyerek yapıyor” dedi.

“Dikkatle hazırlanmış bir provokasyon”

Pelosi’nin Tayvan ziyareti hakkında da sert konuşan Putin, “ABD’nin Tayvan macerası sadece sorumsuz bir politikacının gezisi değil, bölgedeki ve dünyadaki durumu istikrarsızlaştırmaya ve kaotik hale getirmeye yönelik bilinçli ve kasıtlı bir stratejinin parçasıdır” ifadelerini kullandı.

Ziyaretin diğer ülkelerin egemenliğine ve uluslararası yükümlülüklerine ABD’nin saygı duymadığının “küstahça bir göstergesi” olduğunu ileri süren Putin, durumu “dikkatle hazırlanmış bir provokasyon” olarak tanımladı.

24 Şubat’tan beri Ukrayna’yı işgal eden Rusya, Washington’un Kiev’e yapmayı sürdürdüğü askeri yardımları kınıyor. İki ülke arasındaki en gergin dönemlerden geçildiği sırada Ukrayna’nın güneyindeki Zaporizhia nükleer santralini hedef alan saldırılar nükleer felaket yaşanması yönündeki endişeleri de artırdı.

Şoygu: Amaç caydırıcılık

Yerleşkeye düzenlenen saldırılar hakkında Kiev ve Moskova birbirlerini suçlarken Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu nükleer silahın caydırıcı özelliğine vurgu yaptı.

Uluslararası Güvenlik Konferansında “Rusya’nın nükleer silahlarının temel amacı nükleer bir saldırıyı caydırmaktır” diyen Bakan Şoygu, “Askeri açıdan bakıldığında, Moskova’nın Ukrayna’yı askerden arındırması ve silahsızlandırması hedefine ulaşması için nükleer silah kullanması gerekli değildir” açıklamasında bulundu.

Ukrayna krizi nedeniyle Batı’nın bir dizi ağır yaptırımına maruz kalan Rusya, başta Çin olmak üzere Afrika ve Asya ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirme çabası içinde.

Moskova, Pelosi’nin Ağustos ayı başında Tayvan’a yaptığı ziyareti Çin’in öfkesine neden olan bir “provokasyon” olarak nitelemiş ve Pekin’in “egemenliğini korumak için gerekli tedbirleri” alma hakkı olduğunu söylemişti.

Paylaşın

İkinci ABD Heyeti Tayvan’da; Çin Askeri Tatbikat Başlattı

ABD Kongre üyelerinden oluşan bir delegasyon, iki gün sürmesi planlanan resmi ziyaretleri kapsamında Tayvan’a gitti. Beş Kongre üyesinin Tayvan ziyareti, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin 2 Ağustos’taki ziyaretinin ardından ABD’li bir Kongre heyetinin Tayvan’a yaptığı ikinci ziyaret olma özelliği taşıyor.

Demokrat Partili Massachusetts Senatörü Ed Markey’nin liderliğindeki delegasyonda ayrıca Demokrat Partili Kongre üyeleri John Garamendi, Alan Lowenthal ve Don Beyer ile Cumhuriyetçi Partili Kongre üyesi Aumua Amata Coleman Radewagen de bulunuyor.

CNN International’ın aktardığına göre, Tayvan’ın başkenti Taipei’ye daha önceden duyurmadıkları ziyaretleri ile ilgili Twitter’dan açıklama yapan delegasyon başkanı Markey, ziyaretin “ABD’nin Tayvan’a olan desteğini bir kez daha teyit etme” çabalarının bir parçası.

Markey’nin açıklamasına göre, heyetin ziyaretinin “Tayvan Boğazı’nda istikrar ve barışı teşvik etmesi” bekleniyor.

Heyetin ziyaretleri sırasında Tayvan lideri Tsai Ing-wen ve Dışişleri Bakanı Joseph Wu ile de görüşmesi planlanıyor.

Tayvan Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, ABD delegasyonu, ziyaretleri sırasında Parlamento Dışişleri ve Milli Savunma Komitesi ile de “güvenlik ve ticarete ilişkin konuları görüşmek için” bir araya gelecek.

Tayvan Dışişleri Bakanlığı, ABD’li heyetin ziyaretini “memnuniyetle karşılarken” Nancy Pelosi’nin ziyaretine de tepki gösteren Çin, “ABD’nin provokasyonlarına karşı önlem alacaklarını” açıkladı.

Çin, tekrar tatbikat başlattı

Çin’in Washington Büyükelçiliği’nden dün (14 Ağustos) yapılan açıklamada, “ABD Kongre üyeleri, ABD hükümetinin tek Çin politikasına uygun şekilde davranmalı” değerlendirmesinde bulundu.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) da Tayvan çevresindeki sularda ve hava sahasında yeniden “müşterek muharebeye hazırlık ve hakiki savaş tatbikatı” başlattığını duyurdu. PLA Doğu Harekat Alan Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Çin’in ulusal egemenliği ile Tayvan Boğazı’ndaki barış ve istikrarı korumak için gerekli tüm tedbirlerin alınacağı” söylendi.

Pelosi’nin Tayvan ziyareti

Çin, bir asırdan uzun süredir “bağımsızlık” anlaşmazlığı yaşadığı Tayvan’a ABD Kongresi’nin alt kanadı olan Temsilciler Meclisi’nin başkanı Nancy Pelosi tarafından yapılacak resmi bir ziyarete karşı çıkıyordu.

Pelosi’nin Nisan ayında COVID-19’a yakalanması sonucu iptal ettiği ve Çin’in tepkisini çeken Tayvan ziyaretini gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği merak ediliyordu. Bu ihtimalin konuşulduğu günlerde, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ABD Başkanı Joe Biden ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiş ve “Ateşle oynayan kendisini yakar” uyarısını yapmıştı.

Fakat Nancy Pelosi, 2 Ağustos 2022’de yerel saatle 22:20 sularında Tayvan’a geldi ve ertesi gün ülkede bir dizi resmi temasta bulundu.

Tayvan lideri Tsai Ing-wen, 3 Ağustos’taki görüşmelerinde Pelosi’ye Tayvan’daki hükümetin devamı olduğu söylenen Çin Cumhuriyeti’nin “Uğurlu Bulutlar Düzeni” isimli şeref madalyası ve özel şeridini takdim etti.

Çin, Pelosi’nin ziyaretini “ciddi bir provokasyon” olarak değerlendirerek ada çevresinde dört gün sürecek askeri bir tatbikata başladı. Tayvan, tatbikatın başladığı 4 Ağustos’ta bir açıklama yaparak Çin’in tatbikat kapsamında ateşlediği füzelerden 11’inin karasularına düştüğünü duyurdu. Ülke ayrıca “savunma sistemlerinin etkin duruma geçirdiğini” açıkladı.

Tayvan da Çin’in ardından 9-11 Ağustos’ta askeri tatbikat kararı alırken Çin Dışişleri Bakanlığı Nancy Pelosi ve yakın aile üyelerine yaptırım uygulanacağını ve Washington yönetimiyle bazı ikili diyalog ve işbirliği mekanizmalarının durdurulduğunu duyurdu.

Çin-Tayvan anlaşmazlığı

Çin’de İkinci Dünya Savaşı’nın ardından çıkan iç savaşta Mao Zedong liderliğindeki Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) 1949’da iktidarı ele geçirmesi ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulması üzerine Chiang Kai-shek liderliğindeki Çin Milliyetçi Partisi üyeleri, Tayvan’a yerleşip 1912’de kurulan “Çin Cumhuriyeti” iktidarının adada devam ettiğini söyleyerek bağımsızlık ilan etti.

Bu girişim, Çin tarafından kabul edilmese de Tayvan temsilcileri, 1971’e kadar Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda Çin’i temsil etti.

1950’ler ve 1960’larda çok sayıda ülkenin diplomatik ilişki tercihini Çin Halk Cumhuriyeti’ne çevirmesinin ardından 1971’de BM Genel Kurulu’nda yapılan oylamada, Pekin hükümetinin Çin’in tek meşru temsilcisi kabul edilmesiyle Tayvan’ın uluslararası örgütlerdeki konumu belirsiz hale geldi.

Pekin yönetimi, “Tek Çin” ilkesini benimseyerek Tayvan’ın kendi topraklarının parçası olduğunu savunuyor.

Çin, boğaz ve çevresindeki askeri varlığının yanı sıra Tayvan’ın dünya ülkeleriyle müstakil diplomatik ilişkiler kurmasına, BM’de ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Afganistan: Taliban Yönetiminde Şiddetle Geçen Bir Yıl

15 Ağustos 2022. Taliban’ın 20 senenin ardından Afganistan’da yönetimi yeniden ele geçirmesinin birinci yılı. Uluslararası Af Örgütü de bu bağlamda Taliban’ın ülkenin kontrolünü ele geçirmesinden bu yana yaşananları ele alan bir brifing yayınladı.

Af Örgütü, bugün yayınladığı brifingde, “Taliban’ın insan haklarına planlı saldırılarını artırarak azınlık gruplara zulmettiğini, barışçıl protestoları şiddetle bastırdığını, kadın haklarını baskı altına aldığını ve korku yaymak için yargısız infazlara ve zorla kaybetmelere başvurduğunu” kaydetti.

Son bir yılda işlenen hak ihlallerini belgeleyen “Taliban Yönetimi: Şiddet, Cezasızlık ve Boş Vaatlerle Geçen Bir Yıl” brifingi, başta kadın hakları ve basın özgürlüğünü korumaya ve hükümet yetkilileri için af çıkarmaya söz veren Taliban’ın, muhaliflerine yönelik işkence, intikam cinayetleri ve zorla tahliyeler gibi suçlara ilişkin yaygın cezasızlığı ortaya koydu.

“Tüm değişim ihtimalleri hızla buharlaştı”

Brifingde paylaşılan verileri değerlendiren Af Örgütü Güney Asya Bölgesel Direktörü Yamini Mishra, konuyla ilgili açıklamasında şöyle dedi:

“Taliban bir yıl önce, insan haklarını koruma ve geliştirme sözü veren açıklamalar yapmıştı. Buna karşın, 20 yıllık insan hakları kazanımlarını ortadan kaldırma hızları baş döndürücü oldu.

Taliban’ın tam bir cezasızlıkla işleyen, şiddetli baskılar aracılığıyla yönetmeye çalışması sonucunda tüm değişim ihtimalleri hızla buharlaştı.

Keyfi gözaltılar, işkence, kaybetmeler ve hukuk dışı infazlar günlük sorunlar olarak geri döndü. Kadınlar ve kız çocuklar haklarından yoksun bırakıldı ve belirsiz bir gelecekle karşı karşıyalar. Eğitimden ve kamusal hayata katılma imkanından mahrum ediliyorlar.”

Taliban’a “ağır insan hakları ihlalleri ve uluslararası hukuk suçlarına acilen son verme” çağrısı yapan Uluslararası Af Örgütü de konuyla ilgili yazılı açıklamasında “Taliban, Afganistan’ın fiili yöneticisi olarak Afgan halkının haklarını acilen geri vermeli, korumalı ve geliştirmelidir” dedi.

Mishra ise “Afganistan’daki insan hakları krizinin daha da sarpa sarmasını engellemek için uluslararası toplum bu suçlardan ötürü Taliban’dan hesap sormak üzere somut adımlar atmalı” çağrısında bulundu.

Af Örgütü’nün brifinginden öne çıkanlar özetle şöyle:

İfade ve toplanma özgürlüğü

  • Çok sayıda büyük şehirde, güvenlik güçleri, silahsız protestocuları döverek ve üzerlerine ateş açarak barışçıl protestoları dağıttı.
  • Taliban’ın ifade özgürlüğü üzerindeki baskıları, insan hakları savunucuları ve sivil toplum aktivistlerini hedef aldı. Bu kişilerin çoğu insan hakları çalışmaları nedeniyle taciz ve tehdit edildi, gözaltına alındı ve hatta öldürüldü.
  • Basın özgürlüğü de saldırı altındaydı. 19 Eylül 2021’de, Devlet Medya ve Bilgi Merkezi, gazetecilerin ‘İslam’a aykırı’ veya ‘ulusal kişilere hakaret eden’ haberler yapmasını yasaklayan, muğlak tanımlar içeren bir kararname yayımladı.
  • Geçen yıl boyunca 80’den fazla gazeteci, barışçıl protestoları haber yaptığı için gözaltına alındı ve işkenceye maruz bırakıldı.

Keyfi gözaltı, işkence, kötü muamele

  • Ağustos 2021’den beri, Taliban askerlerinin, Taliban’ın fermanlarına uymadığı düşünülen veya önceki hükümetle çalışmakla suçlanan kişilere şiddet uyguladığına ve işkenceye maruz bıraktığına ilişkin yaygın ihbarlar yapılıyor.
  • Yüzlerce sivil hukuka aykırı olarak gözaltına alındı. Birçoğu, gözaltı sırasında dipçiklerle dövüldü veya kırbaçlandı.

Yargısız infaz ve zorla kaybetmeler

  • Taliban’ın iktidarı ele geçirdiğinden bu yana direniş savaşçıları olduğu varsayılan kişilere karşı işlendiği iddia edilen intikam cinayetleri, hukuk dışı infazlar ve diğer suçlar savaş suçu kapsamına girebilir.
  • Yüzlerce yargısız infaz vakası yaşandı. Ölen kişilerin vücudunda ateşli silah yaralanması ve işkence izleri bulundu. Onlarca kişi, önceki hükümetteki görevleri nedeniyle veya Taliban’a karşı direnişe katıldıklarından kuşkulanıldığı için kaybedildi ve nerede tutuldukları halen bilinmiyor.

Etnik ve dini azınlıklara zulüm

  • İktidarı ele geçirmesinden sonraki haftalarda Taliban’ın, taraftarlarını, başta Hazaralar, Türkmenler ve Özbekler olmak üzere diğer gruplardan alınan topraklarla ödüllendirmek için Peştun olmayan Afganları evlerinden ve çiftliklerinden zorla çıkarttığı yönünde ihbarlar yapıldı.
  • Belh, Helmend, Daykundi, Kandahar ve Uruzgan vilayetleri dahil ülkenin dört bir yanında tahliyeler bildirildi ve halihazırda çok yüksek olan ülke içinde yerinden edilen kişi sayısı daha da arttı. Haziran 2022 itibariyle, Birleşmiş Milletler, ülke içinde yerinden edilen Afganların sayısının 820 bini aştığı tahmininde bulundu.

Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik kısıtlamalar

  • Taliban, iktidara el koyduğundan beri kadınları gitgide daha fazla şiddete maruz bırakıyor. Zaman zaman, bunu kadınların aile üyelerini cezalandırmanın bir yolu olarak yapıyor.
  • Onlarca kadın, onları özgürlüklerinden yoksun bırakan kısıtlamalar artarken haklarını talep etmek için barışçıl protestolara katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alındı ve işkenceye maruz bırakıldı.
  • Taliban, eğitim hakkını engelleyerek milyonlarca Afgan kız çocuğun umutlarını boşa çıkardı. Ortaokul ve liseler 17 Eylül 2021’de yeniden açıldığında, altıncı sınıfın üzerindeki kız çocukların okula gitmesini yasakladı. Bunun geçici bir durum olduğunu öne süren Taliban, daha fazla kadın öğretmen istihdam edilene ve cinsiyet ayrımına dayalı eğitim için ‘uygun’ koşullar sağlanana kadar süreceğini savundu. Fakat bugüne kadar bu planların hiçbiri uygulanmadı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

ABD’de Araç Kalabalığa Daldı: 1 Ölü, 17 Yaralı

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Pennsylvania eyaletinde bir kişi, yerel saatle cumartesi (13 Ağustos) akşamı aracını kalabalığın üzerine sürerek bir kişinin ölümüne, 17 kişinin yaralanmasına sebep oldu.

CNN International’ın aktardığında göre, olayın ardından bölgeye yakın başka bir kasabada yaşayan annesini öldüren şüpheli gözaltına alındı.

Olay, Columbia’nın Berwick kasabasında 5 Ağustos’ta 10 kişinin ölümüne sebep olan bir yangında ölen ve yaralananlar ile aileleri için düzenlenen bağış toplama etkinliği sırasında gerçekleşti.

Pennsylvania Eyalet Polisi, konuyla ilgili yazılı açıklamasında, olay yerine giden Berwick ve eyalet polisinin bir kişinin hayatını kaybettiğini ve pek çok kişinin yaralandığını gördüğünü kaydetti.

Yaralılar, olayın ardından bölgeye yakın hastanelere kaldırılırken Geisinger Tıp Merkezi, olayla ilgili 15 hastayı tedavi ettiklerini duyurdu.

CNN’e konuşan tıp merkezi sözcüsü Natalie Buyny, yaralıların dördünün durumunun ağır olduğunu kaydetti.

Kefalet talebi reddedildi

Şüphelinin aracını kalabalığın üzerine sürmesinin ardından bir açıklama daha yapan Pennsylvania Polisi, olay yerine yakın Luzerne bölgesindeki Nescopeck kasabasından erkek bir şüphelinin bir kadını darp ettiğine ilişkin bir ihbar aldıklarını ve olay yerine gittiklerinde kadının ölmüş olduğunu tespit ettiklerini duyurdu. Şüpheli, ilçe polisi tarafından gözaltına alındı.

Yetkililer 56 yaşındaki Rosa Reyes’in ölümüne sebep olan şüpheli ile aracını kalabalığın üzerine süren şüphelinin aynı kişi olduğunu tespit ederken bağış toplama etkinliğinde ölen kişinin adını açıklamadı.

The Guardian’ın aktardığına göre, eyalet polisi Anthony Petroski III, şüphelinin aracı kasıtlı olarak mı kalabalığın üzerine sürdüğünün henüz netlik kazanmadığını aktardı: “Bu konudaki soruşturma sürüyor. Tamamlamamız gereken görüşmeler ve bakmamız gereken video kayıtları var.”

Rosa Reyes’in ölümüne ilişkin suç duyurusunda paylaşılan bilgilere göre, her iki olayın da faili Rosa Reyes’in 24 yaşındaki oğlu Adrian Oswaldo Reyes’di. Reyes, dün sabah saatlerinde “cinayet” suçlamasıyla hakim karşısına çıktı. Kefalet talebi reddedilen şüpheli, Columbia County Islahevinde tutuluyor.

Paylaşın

Putin, Kim Jong-un’a Mektup Gönderdi; İlişkilerin Geliştirilmesini İstedi

Kuzey Kore devlet medyası KCNA, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Moskova ile Pyongyang arasında daha güçlü ilişki kurulması çağrısında bulunduğunu duyurdu. İki ülke liderleri, Kim’in 2019’daki Rusya ziyaretinde iş birliği anlaşması imzalamıştı.

Putin’in Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’a gönderdiği mektupta Rusya ve Kuzey Kore’nin “ikili yapıcı ilişkileri geliştirmesi gerektiğini” yazdığı aktarıldı.

Rusya lideri mektubunda, ikili ilişkilerin geliştirilmesinin Kore ve Kuzeydoğu Asya’da güvenlik ve istikrarı artırmaya yardımcı olacağını ifade etti.

Kuzey Kore medyası, Kim Jong-un’un da Rusya ve Kuzey Kore arasındaki iş birliğinin büyümeye devam edeceği yanıtını verdiğini belirtti.

Uzmanlar iki ülkenin, Rusya’nın Ukrayna işgalinin başladığı Şubat ayından bu yana giderek yakınlaştığına dikkat çekiyor.

Reuters haber ajansı, mektubun 15 Ağustos’ta kutlanan “Kore Kurtuluş Günü” için gönderildiğini aktardı.

Kore’nin, 2. Dünya Savaşı’nda yenilen Japonya’dan bağımsızlığını  kazandığı gün “Kurtuluş Günü” olarak kutlanıyor.

‘2. Dünya Savaşı’nda kurulan dostluk artarak sürüyor’

Reuters, Kim’in Putin’e yanıt olarak gönderdiği mektupta, Rusya-Kuzey Kore ilişkilerinin 2. Dünya Savaşı sonunda Japonya’nın yenilgiye uğratılmasıyla kurulduğunu belirttiğini ve “Bu stratejik ve taktiksel iş birliği, iki ülke arasındaki destek ve dayanışma o günden bu yana, düşman askeri kuvvetlerin tehdit ve tahriklerini engelleyecek yeni bir seviyeye çıktı” yazdığını aktardı.

Mektupta “düşman kuvvetler” için ülke ismi verilmemiş olsa da Kuzey Kore’de bu terim genellikle ABD ve müttefiklerini işaret etmek için kullanılıyor.

İki ülke liderleri, Kim’in 2019’daki Rusya ziyaretinde iş birliği anlaşması imzalamıştı.

Ayrıca Kuzey Kore Temmuz ayında, Ukrayna’daki iki Rusya yanlısı ayrılıkçı bölgede tek taraflı olarak ilan edilen “halk cumhuriyetlerini” de tanıdığını ilan etmişti. Reuters’ın aktardığına göre Kuzey Koreli yetkililer, Donetsk ve Luhansk’a, yeniden inşa ve diğer alanlarda yardımcı olmak üzere insan gücü gönderebileceklerinin de işaretini vermişti.

Paylaşın

Kahire’de Kilisede Yangın: En Az 41 Kişi Öldü

Mısır’ın başkenti Kahire’de yer alan bir Kıpti Kilisesi’nde çıkan yangında en az 41 kişi hayatını kaybetti, 14 kişi de yaralandı. Orta Doğu’daki en geniş Hıristiyan nüfusuna sahip Mısır’daki Kıptiler 103 milyon nüfusun en az 10 milyonunu oluşturuyor.

Haber Merkezi / Reuters haber ajansına konuşan güvenlik kaynakları, yangının çıktığı Kıpti Ebu Sifin Kilisesi’ndeki ayine yaklaşık 5 bin kişinin katıldığını söyledi.

Yangının binanın giriş kapısında izdihama neden olduğunu belirten kaynaklar, ölenlerin arasında çok sayıda çocuk olduğunu söyledi. Olayda onlarca kişi de yaralandı.

İtfaiye ekipleri, yangının kontrol altına alındığını bildirirken, savcılıkta, yangının çıkış nedeninin araştırılması için olay yerine ekip gönderildiğini söyledi.

Mısır Kıpti Kilisesinden yapılan yazılı açıklamada, Kahire’nin batısındaki kilisede yangın çıktığı ifade edildi. Açıklamada, yangında 41 kişinin öldüğü, 14 kişinin yaralandığı bilgisi paylaşıldı.

Mısır resmi ajansı MENA ise Giza’daki bir kilisede çıkan yangında ilk belirlemelere göre 55 kişinin yaralandığını ve ölenlerin olduğunu kaydetti.

Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Hüsam Abdulgaffar da olay mahalline 30 ambulansın sevk edildiğini, 55 kişinin çevredeki hastanelere kaldırıldığını ve can kayıplarının sayısını belirlemeye çalıştıklarını aktardı.

Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, “Tüm önlemlerin alınması için tüm kamu hizmetlerini seferber ettim” dedi. Mısır İtfaiyesi de konuyla ilgili bir açıklama yaparak kilisede çıkan yangının kontrol altına alındığını duyurdu.

9 Nisan 2017’de de Mısır’ın Tanta kentindeki St. George Kıpti Kilisesi’nde meydana gelen patlamada en az 29 kişi hayatını kaybetmişti.

Paylaşın

Salman Rüşdi’yi Ağır Yaralayan Saldırgan, Suçlamaları Kabul Etmedi

75 yaşındaki Salman Rüşdi’ye karşı ikinci dereceden cinayete teşebbüs ve bıçaklı saldırı düzenlemekle suçlanan 24 yaşındaki Hadi Matar, avukatı aracılığıyla mahkemeye sunduğu belgede suçsuz olduğunu iddia etti.

Batı New York’taki Chautauqua Enstitüsü sahnesine konuşmacı olarak çıktığı zaman bıçaklı bir saldırıya uğrayan yazar Salman Rüşdi ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.

Polis ve görgü tanıkları, saldırganın 75 yaşındaki Rüşdi’yi karnından ve boynundan bıçakladığını ve birkaç kişi tarafından durdurulmasına karşın saldırısını sürdürmeye çalıştığını söylediler.

Şeytan Ayetleri, Utanç, Geceyarısı Çocukları kitaplarıyla tanınan yazar Salman Rüşdi’yi bıçaklayan California doğumlu Hadi Matar, New York’ta çıkarıldığı ilk mahkemede suçlamaları kabul etmedi.

Kefalet miktarı belirlenmedi

Associated Press’in haberine göre, Rüşdi’ye karşı ikinci dereceden cinayete teşebbüs ve bıçaklı saldırı düzenlemekle suçlanan 24 yaşındaki Matar, avukatı aracılığıyla mahkemeye sunduğu belgede suçsuz olduğunu iddia etti.

Fairview’de ikamet eden Matar, mahkemede elleri önden kelepçeli şekilde hakim karşısına çıkarıldı. Gözaltında tutulmaya devam edilen zanlı için bir kefalet miktarı belirlenmedi.

Rüşdi’nin sağlık durumuyla ilgili daha önce yaptığı açıklamada “haberlerin iyi olmadığını” belirten menajeri Andrew Wylie, yazarın solunum cihazına bağlandığını ve konuşamadığını belirtmişti. Ancak Wylie, 75 yaşındaki yazarın bir gözünü kaybetme riskinin olduğunu kaydetmişti.

Öte yandan, Rüşdi’nin temsilcilerinden Andrew Wylie, yazarın sağlık durumuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Haberler iyi değil. Salman muhtemelen bir gözünü kaybedecek, kolundaki sinirler kopmuştu ve karaciğeri bıçaklandığı için hasar gördü,” dedi.

Booker ödüllü Rüşdi, geleneklerin ötesine geçerek İslam’ın temel kavramlarının modern çağa uyarlandığı bir reform süreci öngörüyordu. Şeytan Ayetleri kitabı dine hakaret içerdiği iddia edildiği için Rüşdi yıllardır ölümle tehdit ediliyordu. En az dokuz yıl saklanarak yaşamak zorunda kalmıştı.

Salman Rüşdi kimdir?

Hindistan doğumlu İngiliz yazar, 1981 yılında Booker Ödülü de aldığı Geceyarısı Çocukları romanıyla ünlendi. Kitap yalnızca İngiltere’de bir milyonun üzerinde sattı. Yazar daha sonra 1993’te Booker of Bookers ve 2008’de Best of Booker ödüllerini aldı.

Rüşdi’nin sürrealist, post-modern romanı Şeytan Ayetleri kitabı 1988’de basılır basılmaz büyük bir öfke doğurdu, yasaklanma çağrıları yapıldı.

İran lideri Ayetullah Humeyni, yazar hakkında ölüm fetvası çıkarttı ve bu durum kitabı başka bir boyuta, diplomatik krizlere taşıdı. Dünya çapında, çevirmenler ve gösterilerde ölenler dahil 59 kişi bu konuyla ilgili hayatını kaybetti.

Rüşdi pek çok Müslüman tarafından “kafir” ilan edilirken bazı kesimler tarafından da ifade özgürlüğünün temsilcisi oldu. İran hükümeti o zamandan beri Hümeyni’nin kararnamesinden uzaklaşsa da Rüşdi karşıtlığı devam ediyor.

Paylaşın