Rusya’dan Dikkat Çeken Açıklama: Ukrayna’daki İlerlemeyi Bilerek Yavaşlattık

Ukrayna’daki “operasyonu” kasıtlı olarak yavaşlattıklarını açıklayan Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, bu yavaşlama kararının gerekçesini de, sivil kayıpları azaltma çabası olarak ifade etti.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Özbekistan’daki Şangay İş Birliği Örgütü’nün Savunma Bakanları toplantısında konuştu.

Ukrayna’da insancıl hukuka uyduklarını savunan Şoygu, “Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin komuta noktaları, hava alanları, depolar, müstahkem mevkiler ve savunma sanayi tesisleri dahil olmak üzere askeri altyapı tesislerine yüksek hassasiyetli silahlarla saldırılar düzenleniyor. Aynı zamanda sivil kayıpları önlemek için her türlü çaba gösteriliyor. Bu kesinlikle ilerleyişi yavaşlatıyor ama biz bunu bilinçli olarak yapıyoruz” diye konuştu.

Savunma Bakanı Şoygu, Rusya’nın resmi haber ajansı TASS’da yer alan açıklamalarında, Rus birliklerinin, “kurtarılmış bölgelerde barışçıl yaşamı tesis etmek için sistematik bir çalışma yürüttüğünü”, Ukrayna birliklerinin ise “yakıp yıkma taktikleri uyguladığını, uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve terörist gibi davrandığını” savundu.

“Konutlarda, okullarda, hastanelerde ve anaokullarında ateş mevzileri kuruyor, buralara tanklar ve toplar konuşlandırıyor ve sivilleri canlı kalkan olarak kullanıyorlar” diyen Bakan, Kiev’in sivillere ve sivil altyapı tesislerine mümkün olduğunca fazla zarar vermek amacıyla yerleşim yerlerini kasıtlı olarak bombaladığını ve Lepestok anti-personel kara mayınları attığını öne sürdü.

Ayrılıkçılar savaşa ikna edilemiyor iddiası

Rus birlikleri, savaşın ilk haftalarında başkent Kiev’den püskürtüldükten sonra Ukrayna’nın merkezinde belirgin bir ilerleyiş kaydedemedi. İngiltere Savunma Bakanlığı, istihbarat verilerine dayandırdığı açıklamasında Rus ordusunun personel sıkıntısı yaşadığını ve Rusya yanlısı ayrılıkçıları savaşmaya devam etmeye ikna edilemediğini öne sürmüştü.

Londra, Moskova’nın Ukrayna savaşını hâlâ “özel operasyon” olarak tanımlamasını da ordudaki personel sıkıntısında etkili olan faktörlerden biri olarak nitelendirmişti. Genel seferberlik ilan edilmeden devletin vatandaşlarını orduya katılmaya çağırmak için yasal bir zemini bulunmuyor. Bu da orduyu yardımcı birliklere bağımlı kılıyor.

Paylaşın

Yunanistan, Göçmenleri Durdurmak İçin Sınır Duvarını Genişletiyor

Yunanistan’daki merkez sağ hükümet, daha önce ülkeye mülteci geçişlerini engellemek için inşa edilen çelik bariyerleri kademeli olarak uzatma kararı aldı. Buna göre, söz konusu çelik bariyerler Meriç Nehri boyunca Türkiye-Yunanistan sınırının tamamını kapsayacak şekilde uzatılacak.

Yunanistan Ulusal Güvenlik Konseyi, Başbakan Kiryakos Miçotakis başkanlığında bir araya geldi. Konsey toplantısının gündeminde, deniz ve kara sınırlarından ülkeye geçen mülteciler vardı.

Yunanistan devlet haber ajansı AMNA’nın aktardığına göre, toplantıda, Yunanistan’ın daha önce ülkeye mülteci geçişlerini engellemek için inşa ettiği çelik bariyerleri kademeli olarak uzatma kararı aldı.

Buna göre, söz konusu çelik bariyerler Meriç Nehri boyunca Türkiye-Yunanistan sınırının tamamını kapsayacak şekilde uzatılacak.

Ulusal Güvenlik Konseyi, Türkiye-Yunanistan sınırının hangi bölümlerindeki çitlerin inşasına öncelik verileceğini ayrıca değerlendirecek. Bunun yanı sıra Meriç’teki sınır devriyeleri de arttırılacak.

Söz konusu karar, Dışişleri, Savunma, Vatandaşı Koruma, Göç ve İltica, Gemicilik, İklim Değişikliği ve Sivil Koruma Bakanlarının yanı sıra Ulusal İstihbarat Teşkilatı ve Genelkurmay Başkanlarının katıldığı toplantıda alındı.

“Bariyer, 80 kilometre daha uzatılacak”

Göç ve İltica Bakanı Notis Mitarakis, geçen hafta SKAI Radyo kanalına verdiği mülakatta, Türkiye ile Yunanistan sınırındaki Meriç bölgesinde bulunan çitlerin 80 kilometre daha uzatılacağını açıklamıştı.

Atina, mültecilerin geçişini engellemek amacıyla Türkiye ile Yunanistan arasındaki kara sınırına 40 kilometre uzunluğunda çelik bariyer örmüş, variyerin inşa süreci Ağustos 2021’de tamamlanmıştı.

Türkiye ve Yunanistan’ın toplam 212 kilometrelik kara sınırı bulunuyor. İki ülkenin sınırı Meriç Nehri yatağı boyunca uzanıyor.

Yunanistan’ın The Greek Herald haber sitesinin aktardığına göre, geçtiğimiz hafta Yunanistan polisinin yayınladığı istatistikler 2022 yılında toplam 7 bin 484 mültecinin ülkeye “yasadışı” yollardan girdikleri gerekçesiyle gözaltına alındı. Bu kişilerin 3 bin 554’ü Meriç sınırındandı.

Paylaşın

ABD’den Suriye’de ‘İran Destekli Gruplara’ Hava Saldırısı

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) İletişim Direktörü Albay Joe Buccino, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor şehrinde “ABD personelini İran destekli gruplardan korumak için” hava saldırıları düzenlediğini açıkladı.

CENTCOM’un resmi sosyal medya hesabında da paylaşılan açıklamada, ABD silahlı kuvvetlerinin söz konusu saldırılarının ABD Başkanı Joe Biden’ın emirleri doğrultusunda gerçekleştirildiği kaydedildi.

Albay Buccino, “Bu hassas saldırılar, ABD güçlerini 15 Ağustos’ta ABD personeline yönelik İran destekli gruplarca gerçekleştirilen saldırılar gibi saldırılara karşı savunma ve [bu tür] saldırılardan koruma amacı taşıyordu” açıklamasında bulunarak özetle şöyle dedi:

“ABD saldırıları, İran’ın İslami Devrim Muhafızları ile bağlantılı grupların kullandığı altyapı tesislerini hedef aldı.

Bugünkü saldırılar, ABD personelini korumak ve savunmak için gerekliydi. Birleşik Devletler, [saldırıların] tırmanma riskini sınırlandırma ve ölü ve yaralı riskini en aza indirme amacı taşıyan orantılı ve kasıtlı bir eylemdi.

Başkan [Biden], İran destekli grupların saldırılarını sekteye uğratmak ya da engellemek için [Anayasanın] 2. maddesinden doğan yetkisini kullanarak bu saldırıların emrini verdi.

Birleşik Devletler, çatışma peşinde değil; ancak, halkımızı korumak ve savunmak için gerekli önlemleri almaya devam edecek. ABD güçleri, IŞİD’in kalıcı olarak yenilmesini sağlamak için Suriye’de kalıyor.”

Öte yandan, söz konusu CENTCOM açıklaması dün gerçekleştirilen hava saldırılarında ölü veya yaralı olup olmadığı ya da saldırılarda ne tür hava araçlarının kullanıldığı hakkında detay vermedi.

Dünkü saldırı, ABD’nin Irak ve Suriye’deki “İran destekli gruplara” yönelik ilk saldırısı değil. ABD, Haziran 2021’de de Suriye’deki iki noktada ve Irak’taki bir noktada operasyonel tesisleri ve silah depolama tesislerini vurmuştu.

ABD, IŞİD’le mücadele kapsamında Suriye’ye ilk askeri güçlerini Başkan Barack Obama döneminde göndermişti. Mevcut durumda ABD’nin çoğunluğu ülkenin doğusunda olmak üzere Suriye’de yaklaşık 900 personeli bulunuyor.

ABD basınının aktardığına göre, İran destekli gruplar Fırat’ın batısındaki Deyrizor şehrinde yoğunlaşıyor. Deyrizor aynı zamanda Irak sınırında petrol sahalarının bulunduğu stratejik bir şehir olarak biliniyor. ABD’nin vurduğu bölge, İran destekli grupların ve Suriye güçlerinin kontrolünde.

“15 Ağustos” saldırısı hakkında

15 Ağustos 2022’de Deyrizor şehrinde IŞİD karşıtı koalisyon güçlerinin konuşlandığı üssün yakınlarına roket saldırısı yapıldığı açıklandı.

ABD öncülüğündeki koalisyondan yapılan yazılı açıklamada, Deyrizor’daki Ömer petrol sahası içindeki “Green Village” (Yeşilköy) adlı üsse konuşlu koalisyon güçlerine yönelik roketli saldırı girişimi olduğu belirtildi.

Konuyla ilgili ilk yapılan açıklamada saldırının nereden yapıldığı hakkında bilgi verilmedi; saldırıda ölen ya da yaralanan olmadığı kaydedildi. Öte yandan, aynı açıklamada, Yeşilköy’deki koalisyon güçlerinin 5 Ocak’ta İran destekli gruplarca hedef alındığı hatırlatıldı.

Petrol sahası içinde konutlar bölgesi olarak bilinen Yeşilköy’de koalisyon güçlerinin konakladığı konutların yanı sıra silah depoları bulunuyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Katar, Ücretlerinin Ödenmemesini Protesto Eden Göçmen İşçileri Sınır Dışı Etti

Katar’da 20 Kasım’da başlayacak Dünya Kupası hazırlığı kapsamında çalıştırılan göçmen işçiler, günlük ücretlerinin ödenmediği gerekçesiyle protesto gösterisi düzenledi. Katar, gösteriye katılan göçmen işçileri sınır dışı ederek ülkelerine gönderdi.

14 Ağustos’ta Al Bandary International Group’un başkent Doha’daki ofisinin önünde toplanan 60’ın üzerindeki işçinin bir kısmı, yedi aydır kendilerine ödeme yapılmadığı ifade etti.

Protesto gösterisini durdurmak üzere olay yerine giden Katar polisi, işçiler gözaltına aldı. Gözaltına alınan işçilerden bir kısmı sınır dışı işlemlerinin ardından ülkelerine geri gönderildi.

Sınır dışı edilen işçi sayısıyla ilgili net bir bilgi ise yok.

Hükümet, sınır dışı edilen göçmenlerin “güvenlik kanunlarını ihlal ettiğini” savundu.

2010’da bu yıl yapılacak Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmaya hak kazanan Katar, ülke genelinde altyapı çalışmalarını hızlandırdı, çok sayıda stadyum ve otel inşa etmeye başladı.

Ancak bu yoğun çalışmalar sırasında yıllar içinde işçilere yönelik muamele sık sık gündeme geldi.

Al Bandary International Group adlı şirket de çoğunlukla inşaat işlerini üstleniyor. Protestoya katılan işçilerin Dünya Kupası için yürütülen inşaat çalışmalarına katılıp katılmadığı bilinmiyor; şirket yetkilileri de açıklama yapmaktan kaçınıyor.

Sayı ve çalıştıkları işle ilgili detay verilmese de, BBC’ye yaptığı açıklamada Katar hükümeti, Doha’daki protestoya katılan bazı göçmen işçilerin “güvenlik kanunlarını ihlâl ettiği için” gözaltına alındığını doğruladı.

“Barışçıl kalmayı reddeden az sayıdaki işçinin” sınır dışı edildiği de belirtiliyor. İşçi hakları üzerine uzmanlaşan insan hakları örgütü Equidem, bu işçilerin çoktan ülkelerine gönderildiğini duyurdu.

Katar hükümeti, maaşları ödenmeyen tüm işçilere geriye dönük olarak da ödemelerin yapılacağı ve haklarının verileceğini söyledi.

Al Bandary adlı şirketle ilgili halihazırda işçilere ödeme yapmadığı gerekçesiyle soruşturma yürütüldüğünü, verilen son ödeme tarihinde de ödeme yapılmaması durumunda şirketle ilgili adım atılacağını belirtti.

Equidem’in başındaki Mustafa Kadri, BBC’ye “Hepimiz Katar ve FIFA tarafından aldatıldık mı? Bize Dünya Kupası’nı Katar’da, insanların fikirlerini dile getirdiği için cezalandırıldığı bu ülkede yapılmasının herhangi bir etik şüphe doğurmadığını söylüyorlar” açıklamasını yaptı.

Protestoya katılan işçiler Bangladeş, Hindistan, Nepal, Mısır ve Filipinler’den geliyor. İşçilerle iletişim halinde olduğunu belirten Kadri, polislerin işçilere “Sıcak havada protesto gösterisi yapabiliyorsanız, klimasız da uyuyabilirsiniz” dediğini ifade etti:

“42 derecede protesto yapan işçilerin ne kadar çaresiz bir durumda olduğunu tahmin edebilirsiniz. Siyasi aktör değiller, sadece emeklerinin karşılığını istiyorlar.”

Bu yılın başında BBC Arapça Servisi’nın araştırması, Katar’ın zor şartlarda çalışırken sıcak çarpması sebebiyle hayatını kaybeden işçilerin sayısını tam olarak açıklamadığını ortaya koymuştu. FIFA da aynı dönemde “insan hakları ihlâlleriyle karşılaşan göçmen işçiler için 440 milyon dolar toplanması” çağrısı yapmıştı.

Al Bandary, BBC’nin son olaylarla ilgili sorularına yanıt vermedi.

Katar hükümeti, ülkedeki göçmen işçilerin yüzde 96’sının maaş koruma sistemi altında çalıştığını; ödeme tarihine kadar ücretlerin Katar bankaları aracılığıyla ödendiğini ve eksikliklerin bu sayede takip edilebildiğini söylüyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Rusya-Ukrayna Savaşı: En Az 972 Çocuk Hayatını Kaybetti

Birleşmiş Milletler (BM) Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) İcra Direktörü Catherine Russell, 24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaşta hayatını kaybeden çocuklara ilişkin bir açıklama yaptı.

Russell, dün (22 Ağustos) yayınlanan yazılı açıklamasında, yaklaşık 6 aydır devam eden savaşta bine yakın çocuğun öldürüldüğünü ya da yaralandığını kaydetti. Russell, “barışa olan acil ihtiyacı” vurguladı.

“Tüm savaşlarda olduğu gibi, yetişkinlerin pervasız kararları bir kez daha çocukları büyük bir riske atıyor” diyen Russell, “Çocukların zarar görmesi ile sonuçlanmayan bu türde hiçbir silahlı operasyon yoktur” dedi.

Savaşın başından bu yana hayatını kaybeden çocuklar ile ilgili verilere de değinen UNICEF İcra Direktörü, bu süreçte en az 972 çocuğun öldürüldüğü ya da yaralandığını kaydetti. Bu, günde beşten fazla çocuğun savaş kaynaklı şiddet sebebiyle ölmesi ya da yaralanması demek.

Öte yandan, Russell’ın da altını çizdiği üzere, gerçek sayısının doğrulanmış bu sayıdan “çok daha yüksek olduğuna inanılıyor.”

“Her 10 okuldan biri zarar gördü”

Russell ayrıca hayatını kaybeden veya yaralanan çocukların çoğunun patlayıcı silah kullanımı sebebiyle zarar gördüğünü kaydetti.

UNICEF, bunların yanı sıra Ukrayna’daki hemen her çocuğun “derinden acı verici olaylara maruz kaldığını” belirtti:

“Şiddetten kaçanlar, ailelerinin dağılması, istismar, cinsel sömürü, diğer saldırılar ve insan kaçakçılığı riski ile karşı karşıya.”

Ukrayna’da tırmanan şiddet ve çatışmaların eğitim sistemine de büyük zarar verdiğini kaydeden UNICEF, ülkedeki her 10 okuldan birinin zarar gördüğünü veya tamamen yok olduğunu açıkladı: “Okullar çatışmanın taraflarınca hedef alındı ve kullanıldı; bu da ailelerin çocuklarını okula göderme konusunda güvende hissetmedikleri anlamına geliyor.”

6 ayda 5 binin üzerinde sivil ölümü

Öte yandan, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin (OHCHR) verilerine göre, 21 Ağustos itibariyle Rusya-Ukrayna savaşında 5 bin 587 sivil hayatını kaybetti, 7 bin 890 sivil yaralandı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Reuters: ABD, Taliban’la Görüşmelere Devam Edecek

Taliban’ın ayak sürümesine ve öldürülen El Kaide lideri Eymen ez-Zevahiri’nin Afganistan’ın başkenti Kabil’de yaşayabilmesine rağmen ABD’nin, dondurulan varlıkların serbest bırakılması için görüşmelere devam edeceği öne sürüldü.

Reuters’ın konu hakkında bilgisi olan ve adı açıklanmayan kaynaklara dayandırdığı haberde bu kararın, ülkede giderek büyüyen insani krize dair Washington’da artan endişeleri gösterdiği yazıldı.

Taliban’ın geçen sene yönetimi ele geçirmesinden sonra Washington, Kabil’in 7 milyar dolarını ABD’de dondurmuştu. Şubat ayında Beyaz Saray, 3,5 milyar doların 11 Eylül kurbanlarının halen devam eden hukuki süreçleri ve tazminat talepleri için ayrılmasına karar vermişti. Paranın diğer yarısının da insani yardım temelinde doğrudan Afgan halkına aktarılacağı açıklanmıştı. Bunun için ABD’nin müttefikleriyle birlikte İsviçre merkezli uluslararası bir fon oluşturması bekleniyor.

Kimliğinin gizli tutulması koşuluyla konuşan iki kaynağa göre ABD’nin Dışişleri ve Hazine bakanlıklarından yetkililer, bağımsız analistlere 11 Ağustos’ta verilen brifingde, yavaş olmasına rağmen görüşmeleri sürdüreceklerini söyledi.

ABD’li bir yetkilinin, Taliban ve Afganistan Merkez Bankası’nın “hızlı hareket etmediğini söylediği” öne sürüldü.

Haber ajansı, Dışişleri Bakanlığı’nın brifing hakkında yorum yapmaktan kaçındığını ancak bir kaynağın bunu doğruladığını yazdı.

Söz konusu paradan Afganistan Merkez Bankası’nın yeniden sermayelendirilmesinde, Afgani’nin değerinin artırılmasında ve enflasyonda mücadelede de hedefleniyordu.

Ancak El Kaide lideri ez-Zevahiri’nin Kabil’de öldürülmesinin ardından ABD Dışişleri Bakanlığı, merkez bankasının yeniden sermayelendirilmesini “kısa vadeli bir seçenek olarak görmemeye” başladı. Zira paranın, terör örgütlerine aktarılabileceği endişesi arttı.

Habere göre ABD’li yetkililer brifingde, görüşmelerin Taliban’ın uluslararası camianın ortak olduğu taleplere direnmesi yüzünden de zorlaştığını söyledi.

Bu talepler arasında Afganistan Merkez Bankası’nın başına deneyimli profesyonellerin getirilmesi var. Ayrıca kara para aklanmaması için bağımsız bir kurul oluşturulmasının prensipte kabul edilmesine rağmen resmiyete dökülmediği de iddia edildi.

Taliban’ın ayrıca, uluslararası yardım fonlarını Birleşmiş Milletler aracılığıyla Kabil’deki insani yardım kuruluşlarına dağıtılmasını kabul etmediği öne sürüldü.

ABD “Alternatif yollar arıyoruz” açıklamasını yapmıştı

Joe Biden yönetimi, dondurulmuş 3,5 milyar doları Afganistan Merkez Bankası’na yakın zamanda iade etmeyeceğini iki hafta önce açıklamıştı.

ABD’nin Afganistan Özel Temsilcisi Thomas West, The Wall Street Journal’a yaptığı açıklamada “Afganistan Merkez Bankası’nın yeniden sermayelendirilmesini kısa vadeli bir seçenek olarak görmüyoruz” demişti.

Aylardır Afganistan Merkez Bankası’yla görüşmelerin sürdürüldüğünü ifade eden West, 3,5 milyar doların teröristlerin eline geçmeyeceğine inanmaları için yeterli güvencenin verilmediğini vurgulamıştı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price da milyonlarca kişinin açlıkla boğuştuğu ülkenin parasını Afganlar için kullanmak üzere alternatif yollar aradıklarını Washington’da gazetecilere ifade etmişti.

Taliban’ın kadınlara yönelik baskısıyla dikkat çeken demokrasi karşıtı tutumları, Batı’nın tepkisini topluyor. El Kaide lideri Eymen ez-Zevahiri’nin başkent Kabil’in merkezindeki bir evde yaşayabilmesi de bu tepkiyi büyüttü.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 11 Eylül saldırılarının da aralarında bulunduğu pek çok eylemden sorumlu bu önemli ismin Kabil’de yaşamasının, iki ülke arasındaki çekilme anlaşmasının ihlali anlamına geldiğini söylemişti. Ancak Taliban, Zevahiri’den haberdar olmadığını öne sürüyor.

Paylaşın

AB, Ukrayna Ordusunu Eğitmek İçin Görev Birliği Kurmayı Planlıyor

Rusya – Ukrayna savaşı altıncı ayını geride bırakırken, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB’nin Ukrayna ordusuna askeri eğitim vermeyi gözden geçirdiğini açıkladı.

İspanya’nın Santander kentindeki Menendez Pelayo Üniversitesi’nin düzenlediği yaz kursunda “Avrupa’nın Geleceği” konulu seminerde konuşan Borrell, AB savunma bakanlarının Prag kentinde 29 Ağustos’ta gerçekleştirecekleri toplantıda konuyu ele alacaklarını bildirdi.

Borrell, uzun süren savaşın maddi destekten daha fazlasını gerektirdiği görüşünü dile getirerek, aynı zamanda Ukrayna ordusunun örgütlenmesi ve eğitimi için yardım yapılmasının gerekebileceğine işaret etti.

Konuyla ilgili tartışmalar AB içinde sürdüğü için daha fazla ayrıntılı bilgi vermek istemediğini kaydeden Borrell, bununla birlikte Ukrayna ordusunun ciddi bir eğitimden geçirilmesi için AB’nin önemli bir görev üstlenebileceği mesajını verdi.

Borrell, “Yüz binlerce askeri seferber eden gerçek, geleneksel bir savaşla karşı karşıyayız. Bu yüzden üzerinde düşünülen görev birliği, bunun üstesinden gelecek şekilde oluşturulmalı. Umarım, bu öneri onaylanır.” dedi.

“AB misyonu, Ukrayna ordusunun organizasyonuna da yardım edecek”

AB içinden ve dışından çok sayıda ülkenin Ukrayna’ya silah desteği verdiğini kaydeden Borrell, bununla birlikte yapılan ikili anlaşmalarla bir kaç ülke dışında bu silahların nasıl kullanılacağı konusunda Ukrayna ordusuna eğitim veren çok sayıda ülke olmadığına dikkati çekti.

Borrell, planlanan AB misyonunun Ukrayna ordusuna klasik askeri eğitim dışında, ordunun organizasyonu konusunda da eğitim vermesinin planlandığını ifade etti.

Josep Borrell, AB’nin bu görev birliğini Ukrayna’ya komşu ülkelerden oluşturmayı planladığını sözlerine ekledi. AB’nin bu konuda dünyanın dört bir yanında eğitim amaçlı, Mali, Nijer, Mozambik ve Çad gibi ülkeler de içinde olmak üzere 17 askeri eğitim misyonu bulunuyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Afganistan’ı Sel Vurdu: En Az 20 Can Kaybı

Afganistan’ın başkenti Kabil yakınlarındaki Logar vilayetinde yaşanan sel felaketinde son 48 saatte en az 20 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Yetkililer ülke genelinde son bir ayda yaşanan sel felaketlerinde en 165 kişinin öldüğünü belirtti. 

Taliban yönetiminin Afet Yönetimi Devlet Bakanlığı Sözcüsü Muhammed Nesim Hakkani pazartesi günü yaptığı açıklamada, son 48 saatte en 20 kişinin hayatını kaybettiğini, 35 kişininse yaralandığını söyledi.

Logar Valisi Mevlevi İnayatullah Şuca önceki gün, sel felaketine cumartesi günü sabah saatlerinde başlayan şiddetli yağışın neden olduğunu açıklamıştı. Şuca, sel nedeniyle 3 binden fazla evin de hasar gördüğünü bildirmişti.

Yetkililer ülke genelinde son bir ayda yaşanan sel felaketlerinde en 165 kişinin öldüğünü belirtti. Deprem ve sel gibi doğal afetlerle mücadelede zorlanan Taliban hükümeti, uluslararası toplumdan yardım çağrısı yapıyor.

Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid sosyal medyada yayınlanan bir videoda, “Uluslararası toplumdan, özellikle de İslam devletleri ve insani yardım kuruluşlarından kurbanlara acilen yardım edilmesini talep ediyoruz.” ifadelerini kullanmıştı.

Taliban’ın yönetimi ele geçirdiği 2021 ağustos ayından bu yana Afganistan, kuraklık, sel ve deprem gibi doğal afetlerle mücadele ediyor. Haziran ayında meydana gelen depremde en az bin kişinin hayatını kaybettiği bildirilmişti.

Paylaşın

Domates Gribi: En Az 82 Çocukta Tespit Edildi

Lancet tıp dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, 26 Temmuz 2022 itibariyle Hindistan’da 82’den fazla çocukta “domates gribi” tespit edildi. Bilim insanları, hastalığa sebep olan virüsün kaynağını araştırıyor.

Hindistan’ın Kerala eyaletinin Kollam şehrinde 6 Mayıs 2022 tarihinde bir çocukta “domates gribi” virüsüne rastlandı.

Lancet haftalık hakemli genel tıp dergisinde Vivek P. Chavda, Kaushika Patel ve Vasso Apostolopoulos imzasıyla yayınlanan araştırmaya göre, 26 Temmuz 2022 tarihi itibariyle toplam dört bölgede beş yaşından küçük 82’den fazla çocukta domates gribi virüsüne rastlandı.

Söz konusu araştırmada, nadir görülen viral bir enfeksiyon olarak tanımlanan ve mevcut durumda hayati tehlike yaratmayan virüsün bazı semptomlarının Kovid 19’a benzediği kaydedildi. Buna göre, her iki virüs de ilk aşamada hastalarda yüksek ateş, yorgunluk ve vücut ağrıları yapıyor.

“Kovid 19 ile bağlantılı değil”

Kovid 19 ile enfekte olan bazı hastalarda ciltte kızarıklık da meydana geldiğini kaydeden araştırmacılar, domates gribine yol açan virüsün Kovid 19’a sebep olan SARS-CoV-2 ile bağlantısı olmadığını belirtti.

Buna göre, domates gribi, viral bir enfeksiyon olmaktan ziyade chikungunya veya dang hummasının sonradan yol açtığı bir etki olabilir. Araştırmacılar, domates gribinin viral bir rahatsızlık olan ve çoğunlukla 1-5 yaş arası çocuklar ile bağışıklık sistemleri zayıf yetişkinler arasında görülen el, ayak ve ağız hastalığının yeni bir varyantı olabileceği ihtimali üzerinde de duruyor.

Yeni bir patojen mi?

Araştırmaya göre, hastalığın ilk semptomları arasında yüksek ateş, ciltte döküntü ve eklemlerde ağrı bulunuyor. Domates gribi de adını hastalık sırasında vücutta çıkan kırmızı döküntülerden alıyor.

Söz konusu kızarıklıklar maymun çiçeği hastalığının ilk döneminde genç kişilerde görülen semptomlara benziyor. Domates gribinin semptomları arasında ayrıca benzer viral enfeksiyonlarda olduğu gibi mide bulantısı, kusma, ishal, dehidrasyon ve eklemlerde şişme de bulunuyor.

Bilim insanları domates gribi olarak adlandırılan rahatsızlığın sivrisinek kaynaklı bir enfeksiyonun etkisi olup olmadığını araştırıyorlar. Bunun tamamen yeni bir patojen olma ihtimali de göz ardı edilmiyor.

Paylaşın

Olimpiyat Madalyalı Sporcu, Yıllarca Antrenörünün Cinsel Tacizine Uğradığını Açıkladı

İki Olimpiyat madalyası bulunan Alman dalgıç Jan Hempel, bir belgesel programı için yaptığı açıklamada, 11 yaşından beri antrenörü Werner Langer tarafından cinsel istismara uğradığını söyledi. 

Haber Merkezi / Jan Hempel, Alman yayın kuruluşu ARD  tarafından yayınlanan “Alman Yüzmede Cinsel İstismar” başlıklı belgesel programı için çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Hempel, belgesel için yaptığı açıklamada, 2001 yılında hayatını kaybeden antrenörü Werner Langer tarafından 11 yaşından itibaren 14 yıl boyunca cinsel istismara uğradığını söyledi.

Belgeselin yayınlanmasının ardından DPA Haber Ajansı’na konuşan Hempel, bu durumu neden daha önce açıklamadığına ilişkin ise, Alman Yüzme Federasyonu’nun kendisine, açıklaması durumunda kariyerinin tehlikeye gireceği uyarısında bulunduğunu belirtti ve ekledi: Hedefleri olan bir seviyedeydim ve onlara ulaşmak istedim.

21 Ağustos 1971 doğumlu Jan Hempel 1988, 1992, 1996 ve 2000 Olimpiyatları’nda yarıştı. 1996’da Atlanta’da bireysel 10 metre platformunda gümüş madalya, Sidney 2000’de erkekler 10 metre senkronize platformunda Heiko Meyer ile birlikte bronz madalya kazandı.

Werner Langer, 1997 yılında başka bir sporcunun şikayeti üzerine işten çıkarıldı. Langer, hakkında alınan kararın cinsel taciz suçlamasıyla değil, geçmişte DDR Devlet Güvenlik Bakanlığı için çalıştığı şüphesiyle ilgili olduğu öne sürüldü. Kararın ardından Avusturya Yüzme Federasyonu için çalışan Langer, 2001 yılında intihar etti.

Paylaşın