Kanguru, 77 Yaşındaki Sahibini Öldürdü

Avustralya’nın güneybatısındaki Perth yakınlarında yaşayan 77 yaşındaki bir kişinin, evcil hayvanı olarak beslediği kangurusu tarafından öldürüldüğü açıklandı. Bu olay 1936’dan bu yana rastlanan ilk ölümcül kanguru saldırısı oldu.

Evinde akrabası tarafından bulunan 77 yaşındaki adam ağır yaralı haldeydi. Acil yardım ekipleri eve ulaştığında kanguru müdahale edilmesini engelleyince polis hayvanı öldürmek zorunda kaldı. Adam da olay yerinde hayatını kaybetti.

Polis açıklamasında adamın o sabah kanguru tarafından saldırıya uğradığını düşündükleri ifade edildi. Avustralya’da yaklaşık 50 milyon kanguru yaşıyor. Ağırlığı 90 kg ve uzunluğu 2 metreyi bulabilen bu hayvanların nadiren saldırgan oldukları biliniyor.

Kanguru davranışı uzmanı Graeme Coulson, Avustralya televizyonu ABC’ye yaptığı açıklamada, bu hayvanların keskin dişleri, pençeleri ve güçlü bacaklarıyla aslında “pek çok silahının” bulunduğunu söyledi. Coulson, endişelendiklerinde ya da stres yaşadıklarında kanguruların tehlikeli olabildiğini belirtti.

İki ayak üstünde duran kanguruların, kendileri gibi olan insanları tehlike olarak algılayabileceğini ekledi. Özellikle erkek kangurular birbirlerini tehdit etmek istediklerinde, iki ayak üzerinde dik bir şekilde duruyor.

Temmuz ayında Queensland’de yürüyüş yapan 67 yaşındaki bir kadın, kanguru tarafından saldırıya uğramıştı. Bacağı kırılan kadının her yerinde kesikler oluşmuştu. Mart ayında ise üç yaşında bir kız çocuğu New South Wales’te kanguru saldırısından dolayı yaralandı.

Paylaşın

Suriye’deki Aşiret Casusları IŞİD’e Karşı ABD’ye Yardımcı Oluyor

Suriye’deki aşiret mensupları ve Batılı istihbarat sorumluları, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı mücadelesinde aşiret casuslarının “kilit” rol oynadığını söyledi.

ABD ordusu Temmuz ayında Suriye’nin kuzeyinde silahlı bir insansız hava aracıyla IŞİD’in “en önemli beş sorumlusundan” biri olan Mahir el-Agal’ı öldürmeyi başardı. Operasyonun  başarısız olma ihtimali neredeyse imkansızdı ve bunun başlıca sebebi ise bölgede varolan “intikam hırsı” idi.

İntikamın kaynağında ise IŞİD’in Suriye ve Irak’ın büyük bölümüne hükmettiği dönemde aşiretlere uyguladığı vahşet ve katliama kadar gittiği belirtilen toplu ölümler gösteriliyor.

Bu da saldırılardan kurtulmayı başaran aşiret mensuplarının öç alma isteklerini adeta kamçılıyor.

Örneğin Agal’ın izini süren Suriye’deki Şitaat aşireti mensuplarından biri, IŞİD liderinin öldürüldüğü sırada motosikletine takip cihazını yerleştirdiklerini söylüyor. Bu aşiret üyesinin söylediklerini doğrulayan bölgedeki Batılı bir istihbarat görevlisi, aşiret üyelerinin IŞİD sorumlusunun ailesiyle temas halinde olduğunu ve kendisini aylardır Suriye’nin kuzeyinde gizlice takip ettiklerini ifade etti.

Güvenlik nedeniyle ismini vermek istemeyen bu kişi Reuters’a Suriye’den telefonla yaptığı açıklamada, “IŞİD’in çarmıha gerdiği, infaz ettiği ve acımadan kafalarını kestiği aşiretimin intikamını kanla aldım” dedi ve ekledi:  “Kalplerimizdeki acıyı iyileştirdi”.

“İntikam almak isteyen” aşiret mensuplarının oluşturduğu “geniş bir ağ”

IŞİD, en kanlı saldırılarından birini 2014’te Suriye’nin doğusundaki Deyr ez Zor bölgesinde ayaklanan Şitaat aşiretinin 900’den fazla üyesini öldürerek gerçekleştirdi. Aynı yıl halifelik ilan eden örgüt Suriye ve Irak’ın üçte birine hükmetmişti. Şu anda ise gücü çok azalmış da olsa yine de yüzlerce milis ABD liderliğindeki koalisyonun ya da Rusya ve İran destekli milislerin desteğini alan Suriye ordusunun tam kontrol sağlayamadığı bölgelerde kamp kurmuş durumda.

Bu grupların sonlandırılması ve örgütün daha da zayıflatılması için mücadele eden Amerikan ordusuna en büyük destek “intikam peşinde koşan” Arap aşiret mensuplarından geliyor.

Üç Batılı istihbarat kaynağı ve altı aşiret mensubu, ABD’nin IŞİD’e karşı yürüttüğü mücadelede aşiret casusları ağının büyüdüğünü ve operasyonlarda çok önemli rol oynadığını işaret ediyor.

Aynı aşiretten muhbirlerin IŞİD’deki yakınları hakkında bilgi verdiğini belirten Deyr ez Zor bölgesindeki Gharanij kasabasından bir aşiret reisi Yasser al Kassab, “Bu muhbir ağları, onları her yere yerleştiren Amerikalılarla birlikte çalışıyor” diyor.

Bu açıklamaları onaylayan ABD’li yetkililer, Agal’a yönelik operasyonda hedeflemenin neredeyse tamamının Suriye’deki aşiret muhbirlerinin istihbaratına dayandığını kaydediyor. Bunun yapılabilmesi için ise “derin bir ağ” oluşturmanın gerekli olduğunu belirten isminin açıklanmasını istemeyen yetkililer, Agal’ın saldırıdan önce aşiret mensupları tarafından uzun süre izlendiğini ve ABD liderliğindeki koalisyonun isyanla mücadele faaliyetlerine aşiret desteği alındığını onaylıyor.

Beş aşiret kaynağı, ABD tarafından finanse edilen aşiret ağlarının İslam Devleti’nin uyuyan hücrelerine sızdığını ve bazı durumlarda aşiret üyelerini de içeren yeni katılımlar hakkında veri topladığını söyledi. Üç Batılı istihbarat görevlisi ve bölgesel bir güvenlik yetkilisi de bu bilgileri doğruladı.

Casusların çoğu, IŞİD’i Suriye’nin kuzeydoğusundan kovmak için ABD destekli güçlerle birlikte savaşan ve 2017’de uzun bir savaşın ardından Rakka kentini ele geçiren Suriye’nin en büyük aşireti Akaidat’ın bir kolu olan Şitaat aşiretinden geliyor.

Cihatçı gruplar uzmanı Samer al Ahmad “İntikam almak istiyorlar, bu yüzden bilgi sızdırmak ve IŞİD liderlerinin yerlerini vermek için akrabalarıyla iş birliği yapıyorlar. Aşiret bağlantılarını kullanıyorlar” diyor.

“İletişim araçları kullanılmıyor”

Batılı istihbarat yetkililerinden biri, cep telefonu gibi cihazlardan toplanan bilgilerin aksine insan istihbaratının artık daha önemli olduğunu çünkü militanların gözetlenmeye açık iletişim araçlarından giderek daha fazla kaçındığını söyledi.

Gizli çabaların bir kısmına aşina olan subay, “Yeni ajanların çoğu cep telefonu ya da yabancı cihatçıların geçmişteki büyük vuruşlarının arkasındaki araçları kullanmıyor” dedi.

“Çoğu zaman insan istihbaratı diğer istihbarat yollarını tamamlar. Buradaysa, istihbarat toplamada insan faktörü öncü rol oynadı” diyen bir ABD’li askeri yetkili, bu tür insan istihbaratının yılbaşından bu yana Suriye’deki Agal gibi üst düzey militanların öldürülmesi ve gözaltına alınmasında “kritik” bir rol oynadığının altını çiziyor.

Şubat ayında örgütün lideri Ebu İbrahim el Haşimi el Kureyşi, ABD özel kuvvetlerinin Suriye’nin kuzeyinde düzenlediği bir baskın sırasında ölmüş, Haziran ayında ise ABD güçleri bir başka üst düzey lider olan Ahmed el Kurdi’yi ele geçirmişti.

Agal, Kurdi ve hedef alınan diğer militanlar, ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından kontrol edilen bölgelerden uzakta, Türkiye sınırı boyunca yoğun nüfuslu bir bölgede yaşayanların arasına karışarak normal hayata geri dönmüşlerdi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Deniz Yoluyla İtalya’ya Ulaşmaya Çalışan 6 Mülteci Açlık Ve Susuzluktan Öldü

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), deniz yoluyla İtalya’ya ulaşmaya çalışan ve Sicilya Adası’ndaki Pozzallo kıyısına gelen altı Suriyeli mültecinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

BMMYK, Orta Akdeniz’de günlerdir sürüklendiği tahmin edilen ve içinde mültecilerin bulunduğu bir tekneden ikisi bebek (1 ve 2 yaşında), biri 12 yaşında ve üçü kadın olmak üzere Suriyeli toplam altı kişinin “büyük olasılıkla açlık ve susuzluktan öldüğünü” kaydetti.

BMMYK İtalya Temsilcisi Claudia Cardoletti de dün (12 Eylül) sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Aralarında kadınlar, çocuklar ve gençlerin de olduğu altı Suriyeli mülteci denizde hayatını kaybetti. Susuzluk, açlık ve ağır [güneş] yanıklar[ı] sebebiyle öldüler” dedi.

Claudia Cardoletti, mesajında, “Bu kabul edilemez. Denizde kurtarma [çalışmalarını] güçlendirmek bu trajedilerin önüne geçmenin tek yolu. BMMYK İtalya, hayatta kalanlara yardım etmek için Pozallo’da” dedi.

Teknedeki diğer mültecilerin durumuyla ilgili de açıklamada bulunan BMMYK, tekneden sağ kurtulan 26 mültecinin oldukça bitkin olduğunu, bazılarının sağlık durumlarının ciddi olduğunu belirtti.

“Akdeniz daha ölümcül hale geldi”

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) 10 Haziran 2022’de bir açıklama yaparak, Akdeniz üzerinden Avrupa’ya geçen mültecilerin sayısının 2015’den bu yana düşüş gösterdiğini, fakat geçişler sırasında hayatını kaybeden mültecilerin sayısının arttığını kaydetmişti.

Açıklamada özetle şu bilgiler paylaşılmıştı:

“Üç milyondan fazla mülteci ve göçmenin Akdeniz’den Avrupa’ya geçtiği ve bu açıdan zirvenin görüldüğü 2015 yılından bu yana, bu yolculukları yapanların sayısında COVID-19 pandemisinden de önce başlayan bir düşüş eğilimi var. 2021 yılında 123 bin 300 bireysel geçiş bildirildi. Bu sayı, 2020 yılında 95 bin 800, 2019’da 123 bin 700 ve 2018 yılında 141 bin 500 idi.

Düşen geçiş sayılarına rağmen ölü sayısında ciddi bir artış oldu.

Geçen yıl Akdeniz ve kuzeybatı Atlantik’te 3 bin 231 kişinin öldüğü veya kaybolduğu bildirildi. Bu sayı, 2020 yılında bin 881, 2019 yılında bin 510 ve 2018 yılından 2 bin 277’nin üzerindeydi.

Çok daha fazla sayıda kişi ise Sahra Çölü ve uzak sınır bölgelerinden karayoluyla gelirken hayatını kaybetmiş veya kaybolmuş olabilir.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Taliban, Yeniden Açılan Kız Okullarını Çabucak Kapattı

Taliban, Afganistan’ın doğusundaki Paktiye vilayetinde kız çocuklarının gittiği okulları, eğitime başladıktan birkaç gün sonra tekrar kapattı. Paktiye vilayetinin başkenti Gardez’deki bir grup öğrenci bu kararı protesto etti.

Paktiye Kültür ve Enformasyon Birimi’nin başındaki Mevlevi Halikyar Ahmedzadi, 6 Eylül’de yaptığı açıklamada şu ifadelere yer vermişti:

“Birkaç gün önce okullar açıldı. İslami, kültürel ve geleneksel kurallara dikkat edildi. Okulların müdürleri öğrencileri geri çağırdı. Kız çocuklarının gittiği liseler açıldı.”

Aşiret liderleri ve yüzlerce kız öğrencinin talebiyle, 6. sınıf ve üstüne eğitim veren okullar için alınan kararda Milli Eğitim Bakanlığı’ndan resmi izin alınmamıştı. Gardez’de 4, Samkani’de bir okul, faaliyete başlamıştı.

Ancak dün okula giden öğrencilere, eğitimin durdurulduğu ve eve dönmeleri söylendi.

Bu karara kızan öğrenciler Gardez’de protesto gösterisi düzenledi. Organizatörlerden Yasmin adlı aktivist, Taliban üyelerinin eylemden görüntü alınmaması için çaba sarf ettiğini söyledi ve ekledi:

“Hatta bazı protestocuların cep telefonlarını kırdılar.”

AFP’ye konuşan ve adı açıklanmayan bir Gardez sakini de “Öğrenciler barışçıl bir protesto düzenliyordu. Ancak güvenlik güçleri kısa süre sonra yürüyüşü dağıttı” ifadelerini kullandı.

Son dönemde Taliban’ın kız çocuklarının okula gönderilmesi gibi konularda kendi içinde yaşadığı ihtilaflar gündeme gelmişti.

ABD askerlerinin çekilmesiyle geçen yıl 15 Ağustos’ta önce başkent Kabil’in daha sonra da tüm ülkenin kontrolünü ele geçiren Taliban, kadınların çalışmasına ve kız çocuklarının okumasına yönelik kısıtlamalar getirmişti.

Şu anda üniversite ve 6’ncı sınıfa kadar okuyan kadınların ve kız çocuklarının eğitim almasına izin verilirken, ortaokul ve lise düzeyindekilerin okula gitmesi yasak.

Kısıtlamanın martta kaldırılmasına karar verilmiş fakat okulların açılmasına saatler kala uygulama iptal edilmişti. Bu da Taliban’ın yönetim kadrosunda fikir ayrılıkları oluştuğuna dair bir sinyal vermişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna İlerliyor, Rusya: Taktik Geri Çekilme

Cumartesi günü, Ukrayna birlikleri Rusya’nın elindeki hayati önemdeki ikmal kasabaları İzyum ve Kupiansk’a girdi. Kiev’deki yetkililer Ukrayna güçlerinin İzyum çevresindeki bazı yerleşim yerlerinin kontrolünü ele geçirmek için savaşmaya devam ettiğini söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, Cumartesi günü askeri birliklerin Ukrayna’nın doğusundaki İzyum, Balakliya ve Kupiansk kasabalarından geri çekildiğini duyurmuştu. Bakanlık, Izyum’daki askerlerin “yeniden toparlanmak” için; Balakliya’daki askerlerin ise Donetsk cephesine destek oluşturmak için çekildiğini belirtti.

Ukrayna ordusu, ülkenin doğusunda gerçekleştirdiği karşı taarruzda 3.000 kilometrekareden fazla alanı Rusya’dan geri aldığını açıkladı.

Bu ilerleme, doğrulanması halinde, Kiev güçlerinin Rusya karşısında daha önce açıkladığı kazanımlarını birkaç gün içinde üç katına çıkardığı anlamına geliyor.

Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Perşembe akşamı geri alınan bölgelerin alanını bin kilometrekare, Cumartesi akşamı ise iki bin kilometrekare olarak açıklamıştı.

BBC, Ukraynalı yetkililerin verdiği rakamları doğrulayamıyor, çünkü gazetecilerin cephe hatlarına erişimine izin verilmiyor.

Cephe gerisindeki Harkov’a ise Rusya saldırısı geldi.

Harkov Belediye Başkanı, Rusya’nın kentteki su ve elektrik altyapısına büyük zarar veren saldırılar düzenlediği söyledi.

Kentte bulunan BBC muhabiri Orla Guerin, gece saatlerinde füze saldırısı sesi duyulduğunu aktarıyor.

Karşı saldırı ile gelen ilerleyiş, Ukrayna ordusunun işgal altındaki bölgeleri geri alma kapasitesini göstermesi açısından da önemli olarak niteleniyor. Bu Kiev’in Batılı müttefiklerinden daha fazla askeri yardım istemesi açısından önemli görülüyor.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitro Kuleba da bunun altını çizerek, son gelişmelerin daha fazla Batılı askeri malzeme ile savaşın daha hızlı sonlanabileceğini gösterdiğini söyledi.

Rusya taktik geri çekilme diyor

Cumartesi günü doğudaki karşı saldırıda Ukrayna birlikleri Rusya’nın elindeki hayati önemdeki ikmal kasabaları İzyum ve Kupiansk’a girdi.

İngiltere savunma bakanlığı yetkilileri ise çatışmaların bu kasabaların dışında devam ettiği uyarısında bulundu. Kiev’deki yetkililer de Ukrayna güçlerinin İzyum çevresindeki bazı yerleşim yerlerinin kontrolünü ele geçirmek için savaşmaya devam ettiğini söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, Cumartesi günü askeri birliklerin Ukrayna’nın doğusundaki İzyum, Balakliya ve Kupiansk kasabalarından geri çekildiğini duyurmuştu.

Bakanlık, Izyum’daki askerlerin “yeniden toparlanmak” için; Balakliya’daki askerlerin ise Donetsk cephesine destek oluşturmak için çekildiği belirtildi.

Harkov’dan Rusya’ya tahliyeler

Harkov bölgesinde Rusya tarafından kurulan yönetimin başkanı, halkın “hayatlarını kurtarmak için” Rusya’ya tahliye edilmesi tavsiyesinde bulundu.

Karşı saldırının hızlı olmasının Rusları hazırlıksız yakaladığı değerlendirmesi yapılırken, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sadık destekçisi olan Çeçen lider Ramazan Kadirov, Rusların geri çekilmesini sorgular ifadeler kullandı.

Telegram’da paylaştığı mesajda Kadirov, Rusya’nın talihi dönmezse, durumu açıklaması için ülke liderliğini sorgulamak zorunda kalacağını söyledi. Kadirov “Rusya kazanacak” ve “NATO silahları ezilecek” ifadelerini paylaştı.

Ruslar hala Ukrayna’nın yaklaşık beşte birini elinde tutuyor ve savaşın yakında sona ereceği düşünülmüyor.

“Rus kuvvetleri büyük ölçüde gafil avlandı.”

Ukraynalı yetkililer ise birliklerin, ülkenin doğusunda Ruslar için hayati bir ikmal merkezi olan Kupiansk’a girdiğini söyledi.

Ukraynalı birliklerin ilerleyişi, devam etmesi durumunda, Nisan ayında Rusların başkent Kiev’den çekilmesinin ardından yaşanan en büyük gelişme olacak.

Rusya çekilmenin taktiksel olduğunu kaydediyor.

Moskova, “İzyum-Balaklıya birliklerinin geri çekilmesi ve organize bir şekilde Donetsk Halk Cumhuriyeti topraklarına sevkine yönelik üç günlük operasyon gerçekleştirildi.” açıklamasını yaptı.

Rus devlet haber ajansı TASS’ın aktardığına göre, bu açıklamadan kısa bir süre sonra Harkov’un Rusya tarafından kontrol edilen bölgesinin baş yöneticisi, bölgede halkın Rusya’ya tahliye edilmesini önerdi.

İngiliz savunma yetkilileri, Ukrayna’nın Rus kontrolündeki topraklara doğru 50km ilerlediğini söyledi.

İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Rus kuvvetleri büyük ölçüde gafil avlandı. Ukrayna birlikleri birkaç kasabayı ya ele geçirdi ya da kuşattı” dendi.

Zaporijya Nükleer Santrali tamamen durdu

Ukrayna Devlet Nükleer Enerji Şirketi Energoatom, Zaporijya Nükleer Santrali’nde çalışan son reaktörün faaliyetinin durdurulduğunu bildirdi.

Kurumdan yapılan yazılı açıklamada, Zaporijya Nükleer Santrali’nin Ukrayna şebekesiyle tüm bağlantılarının bölgedeki çatışmalar nedeniyle hasar gördüğüne işaret edildi.

11 Eylül’ün erken saatlerinde santrale tekrar elektrik sağlandığı belirtilerek, “Böylelikle santralde çalışan tek reaktörün faaliyetinin durdurulmasına ve soğutma işleminne geçirilmesine karar verildi” denildi.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Pazar günü yaptığı açıklamada, santraldeki son reaktörün durduğunu teyit etti.

Avrupa’nın en büyüğü olan nükleer santral Rusya’nın kontrolüne geçmişti ve Ukraynalı ve Rus yetkililer santrale yöneltilen saldırılarda karşılıklı suçlamalarda bulunuyordu.

Güneydeki ilerleyiş

Bu hafta başlarında Ukrayna, doğu bölgelerine, karşı taarruz başlattı.

Uluslararası kamuoyu da güneydeki Herson şehri yakınlarında beklenen ilerlemeye odaklanmıştı.

Uzmanlara göre, Rusya bazı deneyimli askerlerini Herson’u savunmak için yönlendirdi.

Ukrayna ordusunun güney komutanlığının sözcüsü Nataliya Gumenyuk, Ukrayna’nın doğuda toprak kazanmanın yanı sıra benzer şekilde güneyde de kazanımlar elde ettiğini söyledi.

Gumenyuk, güneyde “iki ila onlarca kilometre arasında” ilerlediklerini ifade etti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

İran’dan Almanya, Fransa Ve İngiltere’nin ‘Nükleer Bildirisi’ne Sert Tepki

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, Almanya, Fransa ve İngiltere’nin, ülkesinin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile ilgili duruşunun müzakereleri tehlikeye attığına ilişkin ortak bildirisinin iyi niyete aykırı olduğunu ve yapıcı olmadığını ifade etti.

Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Kenani, Almanya, Fransa ve İngiltere’nin ortak bildiriyle İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile ilgili duruşunu eleştirmesi ve söz konusu duruşun müzakereleri tehlikeye attığını öne sürmesine tepki gösterdi.

Kenani, ortak bildirinin yapıcı olmadığını ve “üç Avrupa ülkesinin yaptırımları kaldırmaya yönelik müzakerelerle ilgili iyi niyetine aykırı” olduğunu belirtti.

Müzakerelerin sonuca ulaşması için müzakere eden taraflar ile müzakerelerin koordinatörü arasında diplomatik etkileşimlerin ve mesaj alışverişinin devam ettiğini bildiren Kenani, müzakerelerin birçok aşamada ilerlediğini, bunun, İran’ın iyi niyetinin, girişimlerinin ve fikirlerinin bir sonucu olduğunu savundu.

Avrupalı tarafları, müzakere sürecine başından beri karşı çıkan ve şimdi tüm güçleriyle İran’ı yenmeye çalışan üçüncü tarafların etkisi konusunda dikkatli olmaya çağıran Kenani, yaptıkları ortak açıklama nedeniyle üç Avrupa ülkesini İsrail çizgisine uymakla suçladı.

Kenani, bu ülkelerin, nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma müzakerelerinin başarısız olması durumunda sorumlu tutulacaklarını ifade etti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Almanya, Fransa ve İngiltere’ye, “kalan birkaç anlaşmazlığın sona erdirilmesine yönelik çözüm sağlamak için diplomatik süreci yok etme noktasına gelmek yerine daha aktif rol oynama” tavsiyesinde bulundu.

Ne olmuştu?

Fransa, Almanya ve İngiltere, yayınladıkları ortak bildiride, nükleer anlaşmanın diğer üyeleri ve ABD ile birlikte Nisan 2021’den bu yana İran ile anlaşmayı yeniden canlandırmak ve uygulamak için müzakere ettiklerini belirtmişti.

Ağustos ayının başlarında Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) Koordinatörü, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in İran’a KOEP yükümlülüklerine geri dönmesine izin verecek ve aynı zamanda ABD’nin anlaşmaya dönmesi için zemin sağlayacak nihai metni sunduğu bildirilmişti.

Bildiride, müzakereye sunulan son metinde koordinatörün, sınırlarını zorlayan değişiklikler de yaptığı belirtilerek, “Ne yazık ki İran bu kritik diplomatik fırsatı kullanmamayı tercih etti. Bunun yerine, nükleer programını kabul edilebilir sivil gerekçelerin sınırlarının ötesine taşımaya devam etti.” ifadeleri kullanılmıştı.

Bildiride, İran’ın konumunun yasal olarak bağlayıcı yükümlülükleriyle çeliştiği ve KOEP’i yeniden canlandırma olasılığını tehlikeye attığı kaydedilmişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna, Bazı Önemli Kasabaları Rusya’dan Geri Aldı

Rusya Savunma Bakanlığı, askeri birliklerin Ukrayna’nın doğusundaki Izyum ve Balakliya kasabalarından geri çekildiğini duyurdu. Bu hafta başlarında Ukrayna, doğu bölgelerine, karşı taarruz başlatmıştı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Izyum’daki askerlerin “yeniden toparlanmak” için; Balakliya’daki askerlerin ise Donetsk cephesine destek oluşturmak için çekildiği belirtildi.

Ukraynalı yetkililer ise birliklerin, ülkenin doğusunda Ruslar için hayati bir ikmal merkezi olan Kupiansk’a girdiğini söyledi.

Cumartesi günü bir konuşma yapan Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy de ülkenin güneyi ve doğusunda son bir haftada iki bin kilometrekarelik bir alanı Rusya’dan geri aldıklarını söyledi. Buna Harkov bölgesindeki 30 yerleşim yerinin de dahil olduğu açıklandı.

Ukraynalı birliklerin ilerleyişi, devam etmesi durumunda, Nisan ayında Rusların başkent Kiev’den çekilmesinin ardından yaşanan en büyük gelişme olacak.

Izyum, işgalin başlamasının ardından yoğun çatışmalara sahne oldu. Bölge, aynı zamanda Ruslar için önemli bir askeri birlik konumunda.

Rusya tarafından yapılan açıklamada, “İzyum-Balaklıya birliklerinin geri çekilmesi ve organize bir şekilde Donetsk Halk Cumhuriyeti topraklarına sevkine yönelik üç günlük operasyon gerçekleştirildi. Rus birliklerinin zarar görmesini önlemek üzere, düşman ağır bir topçu atışına maruz bırakıldı” ifadelerine yer verildi.

Rus devlet haber ajansı TASS’ın aktardığına göre, bu açıklamadan kısa bir süre sonra Harkov’un Rusya tarafından kontrol edilen bölgesinin baş yöneticisi, bölgede halkın Rusya’ya tahliye edilmesini önerdi.

Rusya tarafındaki Belgorod bölgesinin valisi de, sınırı geçmek için bekleyen insanlar için gıda, ısıtma ve tıbbi yardımın sağlanacağını söyledi.

İngiliz savunma yetkilileri, Ukrayna’nın Rus kontrolündeki topraklara doğru 50km ilerlediğini söyledi.

İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Rus kuvvetleri büyük ölçüde gafil avlandı. Ukrayna birlikleri birkaç kasabayı ya ele geçirdi ya da kuşattı” dendi.

Güneydeki ilerleyiş

Bu hafta başlarında Ukrayna, doğu bölgelerine, karşı taarruz başlattı.

Uluslararası kamuoyu da güneydeki Herson şehri yakınlarında beklenen ilerlemeye odaklanmıştı.

Uzmanlara göre, Rusya bazı deneyimli askerlerini Herson’u savunmak için yönlendirdi.

Ukrayna ordusunun güney komutanlığının sözcüsü Nataliya Gumenyuk, Ukrayna’nın doğuda toprak kazanmanın yanı sıra benzer şekilde güneyde de kazanımlar elde ettiğini söyledi.

Gumenyuk, güneyde “iki ila onlarca kilometre arasında” ilerlediklerini ifade etti.

‘Harkov’da bir kişi öldü’

Yerel yetkililere göre, Cumartesi günü Rus roketlerinin Harkov’a isabet etmesi sonucu bir kişi öldü ve birkaç ev de hasar gördü.

Ukraynalı yetkililerin sosyal medyada paylaştığı bir fotoğrafta ise, doğudaki Kupiansk’ta vilayet binası önünde Rusya bayrağını çiğneyen Ukrayna birliklere bağlı askerler, Ukrayna bayrağı açtığı görüldü.

Cuma günü Facebook’ta bir paylaşım yapan Ukrayna Silahlı Kkuvvetleri Komutanı General Valeriy Zaluzhnyi de “İlerleyişimizi sürdürüyoruz. Ne için savaştığımızı ve sonunda kazanacağımızı biliyoruz” diye yazdı.

Rusya’nın Harkov etrafında işgal ettiği bölgelere atadığı yönetici Vitali Gançev de Cumartesi günü, Ukrayna’nın “önemli bir zafer kazandığını” söyledi.

Rus televizyonuna konuşan Gançev, Ukrayna birliklerinin Rus savunma hattını aştığını belirtti, Harkov’un Rus işgali altındaki kısmında en büyük kentlerden Kupyansk ve iki diğer kentteki sivillerin tahliye edildiğini duyurdu.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da, Cuma günü Brüksel’de, “saldırının gerçek bir ilerleme kaydettiği” yönünde bir değerlendirme yaptı:

“Ukrayna’nın güçlü bir planla, çok temkinli bir şekilde ilerlediğini söyleyebiliriz.”

Öte yandan Zelensky, konuşmasında polis güçlerinin de yeniden ele geçirilen bölgelere geri döndüğünü söyledi; sivilleri de Rusların şüpheli savaş suçlarını kendilerine bildirmeye çağırdı.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock da Cumartesi günü Kiev’e sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Baerbock, ziyaretin Berlin yönetiminin Ukrayna’nın savunmasına olan bağlılığını gösterme amacını taşıdığını dile getirdi:

“Bugün bize güvenmeye devam etmelerini göstermek için Kiev’i ziyaret ettim.”

Cuma günü de Zelenskiy, Ukrayna’ya insansız hava aracı tedarik eden Bayraktar şirketinin genel müdürü Haluk Bayraktar’a Liyakat Nişanı taktı.

Şirket tarafından üretilen TB2 isimli insansız hava aracı, Ukrayna direnişinin sembolü haline geldi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

‘Çocukların Beynini Yıkayan Çizgi Romanlar’ İçin 19 Ay Hapis Cezası

Hong Kong’da beş konuşma terapisti, hükümet karşıtı olarak görülen çizgi diziler içeren çocuk kitapları basmaktan dolayı 19 ay hapis cezasına çarptırıldı. Çizgi romanlarda çocukların kışkırtıldığı ve beyninin yıkandığı ileri sürüldü.

Hong Kong’un İngiliz sömürgesi olduğu dönemden kalan isyana tahrik yasası doğrultusunda hüküm verilen dava için insan hakkı grupları “küstah bir baskı hareketi” olarak tanımladı. Hükümet ise bu iddiayı reddediyor.

Suçsuz olduklarını dile getiren terapistler kuzuların kurtlara karşı savaşına dair çizgi diziler içeren üç kitap yayınlamıştı.

Sanıkların yalnızca kitaplar ve içindeki sözcükler için değil, çocukların ya da başkalarının zihnine zarar verebileceği riskine karşı cezalandırılması gerektiğini belirten bölge yargıcı Kwok Wai Kin “istikrarsızlığın tohumunu ekmek” ifadelerini kullandı.

Yargıç “Sanıkların yaptığı 4 yaş ve üzerini çocuklara yaptığı aslında kendi görüş ve değerlerini kabul ettirmek için çok genç çocukları yönlendirmek üzere beyin yıkama egzersizidir” dedi.

Kitaplarda ne anlatılıyor?

Yaşları 26 ile 29 arasında değişen terapistler Lorie Lai, Melody Yeung, Sidney Ng, Samuel Chan ve Marco Fong’un yayınladıkları kitaplarda kentin 2019 yılındaki kitlesel demokrasi yanlısı protestoları sırasındaki olaylara atıfta bulunuluyor.

Bahse konu olan olaylardan birinde 12 demokrasi protestocusunun 2020 yılında Hong Kong’dan sürat teknesiyle kaçış ve daha sonra Çinli sahil güvenlik ekiplerince yakalanmıştı.

Kitaplardan birinde de köyü işgal etmeye çalışan kurtlar kuzuları yiyor ve kuzular da savaşmaya başlıyor.

Yargıç kararında kitapların “çocukların Çin Halk Cumhuriyeti hükümetinin evlerini ellerinden alarak mutlu hayatlarını hiç hakları olmadığı halde bozmak gibi kötü bir niyetle Hong Kong’a gelmekte olduğu inancına yönelteceğini” ifade etti.

Yargıç Kwok ayrıca sanıkların Hong Kong  Konuşma Terapistleri Genel Birliği’ne üye olduklarını belirterek birliğin “açıkça siyasi amaçlarla kurulduğunu” söyledi.

Sanıklar ifade özgürlüğünü savundu

Sanıklardan Melody Yeung savunmasında ABD’li sivil haklar lideri Martin Luther King’in “İsyan duyulmayanın sesidir” sözlerini yineleyerek seçiminden pişmanlık duymadığını ve “her zaman kuzuların yanında olabilmeyi umduğunu” belirtti.

Diğer bir sanık Lorie Lai’nin ifade özgürlüklerinin ellerinden alındığını dile getirdiği savunması ise yargıç tarafından “mahkeme siyasi konuşma yeri değildir” diyerek kesti. Yargıç “Herkesin ifade özgürlüğü var ama bu mutlak eşit bir özgürlük değildir” diye konuştu.

2019 protestoları ve 2020’de Pekin’in Hong Kong’a ulusal güvenlik yasasını kabul ettirmesinden bu yana kışkırtıcı yayınlarla ilgili görülen ilk dava oldu.

Avukatlar sanıkların 13 aydır mahkeme beklerken geçirdikleri sürenin dahil edilmesi ve diğer ceza indirimleri düşürüldükten sonra 31 gün içinde hapisten çıkabileceği tahmininde bulundu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Pakistan’da Manchar Gölü Taştı; 100 Bin Kişi Risk Altında

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), Manchar Gölü’nün 25 Temmuz, 28 Ağustos ve 5 Eylül’deki fotoğraflarını paylaştı. Fotoğraflarda 25 Temmuz’da gölde bir farklılık göze çarpmazken 28 Ağustos ve 5 Eylül’dekilerde ise gölün yüzölçümünün genişlediği görüldü.

Haber Merkezi / NASA yetkilileri, taşan gölde suyun akış yolu üzerindeki yüzlerce köyde yaşayan yaklaşık 100 bin kişinin, sel riskiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi.

14 Haziran’dan bu yana Pakistan’da etkili olan muson yağmurlarından kaynaklı 1.396 kişi hayatını kaybederken, 12 bin 728 kişi de yaralandı. Bununla birlikte, sel felaketinin ülkeye maliyetinin 10-12,5 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Pakistan İklim Değişikliği Bakanı Şeri Rahman, daha önce sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Pakistan’ın ciddi bir iklim faciası yaşadığını ve bunun son 10 yılda karşılaşılan en zor afetlerden biri olduğunu söylemişti.

“Nüfusunun yüzde 15’i felaketten etkilendi”

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ülke nüfusunun yüzde 15’ine denk gelen 33 milyon kişinin felaketten etkilendiğini belirtmişti.

Başbakan Şerif bu yağmur sezonunda yaşanan kayıpların 2010-11 seneleri ile karşılaştırılabilir olduğunu ve kayıtlardaki en kötü yıl olduğunu ifade etmişti.

Ülke yetkilileri, yaşanan yıkıma iklim değişikliğinin neden olduğunu savunuyor.

Ancak yerel yönetimlerin planlama zafiyeti nedeniyle su baskını riski bulunan yerlerde yapılaşmanın devam etmesinin felaketin sonuçlarının daha da büyümesine yol açtığı belirtiliyor.

Muson yağmurları hakkında

Muson sözcüğü, Arapça “mevsim” sözcüğünden geliyor; yağışların mevsimlik olduğunu vurgulamak açısından bu adlandırma kullanılıyor.

Musonlar denildiğinde akla ilk olarak “Asya musonu” gelse de bunun dışında ABD’nin güneybatı kıyılarını ve Meksika’yı etkileyen Meksika musonu veya Arizona musonu da denilen Kuzeybatı Pasifik Musonu da bilinen mevsimsel yağışlar arasında.

Güney, güneydoğu ve doğu Asya’da etkili olan muson yağışları, temel olarak yaz mevsiminde Umman Denizi, Bengal Körfezi ve Hint Okyanusu’nda denizdeki havanın daha serin olması nedeniyle ısınan Asya kara kütlesinin alçak basınç alanı oluşturmasıyla, nemli hava kütlesinin denizden karaya doğru taşınması sonucu meydana geliyor.

Yaz mevsiminde Hint Okyanusu üzerinde ortalama sıcaklık 25 santigrat dereceyken, karalarda 45 dereceye kadar çıkabiliyor. Denizden karaya doğru esen rüzgarlarla taşınan dev bulut kütleleri Himalaya Dağları’na kadar olan bölgede mevsimsel yağışlara yol açıyor.

Yağışlar, Hint alt kıtası, Hindi Çini ve güneydoğu Asya ülkeleri ile Çin, Kore Yarımadası, Japonya’ya kadar olan bölgede etkili oluyor. Ancak yağışların en fazla etkilediği bölge, cephe kütlesinin kuzeydeki Himalaya Dağları ile karşılaşarak sıkıştığı Hindistan, Nepal, Butan, Bangladeş, Myanmar’ı içine alan bölge. Bu bölgede yağışlar zaman zaman on binlerce insanın evlerini terk etmesine neden olan sellere yol açıyor.

İklim krizi

Öte yandan, iklim krizi de söz konusu yağışların şiddetini ve yarattığı etkileri arttırabiliyor. Örneğin, çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan, halihazırda iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman da 6 Temmuz’da, yaşanan seller ile ilgili açıklamasında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” demişti.

Paylaşın

Avrupa Birliği, Enerji Krizine Çare Arıyor

Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin enerji bakanları Cuma günü Brüksel’de düzenledikleri olağanüstü toplantıda kış mevsimi öncesi artan enerji fiyatlarıyla mücadele konusunu ele aldı.

Rusya’nın Ukrayna işgali sonrasında doğal gaz fiyatları rekor düzeylere yükselirken, AB ülkeleri Rusya lideri Vladimir Putin’in doğal gaz akışını tamamen kesme tehlikesi karşısında büyük bir belirsizlik içinde bulunuyor.

Savaş öncesi çoğunluğu Almanya’ya olmak üzere gaz ithalatının yüzde 40’ını Rusya’dan yapan AB, enerji ihtiyacının kesintisiz bir şekilde karşılanabilmesi için çare arıyor.

AB dönem başkanlığını yürüten Çek Cumhuriyeti tarafından yayınlanan toplantı özetine göre, yükselen tüketici faturalarına çare arayan bakanlar AB’nin yürütme organı AB Komisyonu’ndan doğrudan Rusya’yı hedef almayan ancak gazda tavan fiyat da dahil olmak üzere acil durum önlemleri almasını istedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin bu hafta yaptığı açıklamada Rusya’ya gazda tavan fiyat uygulanırsa Moskova’nın Avrupa’ya tüm gaz arzını keseceğini açıklamıştı.

AB’nin henüz kesinleşmemiş olan planına göre hükümetler gaz dışı enerji üreticilerinin yüksek fiyatlar nedeniyle elde ettiği fazla geliri kısmen tırpanlayarak bu parayı tüketici faturalarını düşürmek için kullanacak.

Toplantı özetine göre fosil yakıt şirketlerinin “dayanışma vergisi” ödemesi de öngörülüyor.

Toplantıda, elektrik üreticilerinin fazla gelirlerinin zor durumdaki hane halkları ve işletmeler için kullanılabilir hale getirmek; talep azaltımının teşvik edilmesi; gaz fiyatı üst sınırı oluşturulması ve mali zorluklar yaşayan kamu hizmeti şirketlerini desteklemek gündeme gelen tedbirler oldu.

AB Komisyonu’nun Rus gazına fiyat üst sınırı teklifinin ise toplantıda geniş bir destek bulamadığını gösterdi.

Habeck: Top AB Komisyonu’nda

Çek Sanayi Bakanı Jozef Sikela toplantı sonrasındaki açıklamasında, “Vatandaşlarımızı ve işletmeleri hayal kırıklığına uğratmayacağımızdan emin olmalıyız” dedi.

Sikela “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin enerji savaşını başlattığında, bizi bölmeyi ve demokratik toplumlarımıza ve ekonomilerimize zarar vermeyi umuyordu. Bunu başaramadı ve başaramayacak da” ifadelerini kullandı.

Başkan yardımcısı ve Almanya Ekonomi Bakanı Robert Habeck, “Fiyatları düşürmemiz gerekiyor” dedi ve bu nedenle elektrik piyasasındaki kuralların değişmesi gerektiğini kaydederek “Top Avrupa Komisyonu’nda” dedi.

AB Komisyonu’nun ilk yasa taslağını önümüzdeki hafta içinde sunması öngörülüyor. Taslak onaylanmadan önce AB başkentleri tarafından değiştirilebilecek. Komisyon’un Eylül ayı ortasına kadar uygulanabilir teklifler içeren bir plan hazırlaması gerekiyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın