Pakistan’da Manchar Gölü Taştı; 100 Bin Kişi Risk Altında

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), Manchar Gölü’nün 25 Temmuz, 28 Ağustos ve 5 Eylül’deki fotoğraflarını paylaştı. Fotoğraflarda 25 Temmuz’da gölde bir farklılık göze çarpmazken 28 Ağustos ve 5 Eylül’dekilerde ise gölün yüzölçümünün genişlediği görüldü.

Haber Merkezi / NASA yetkilileri, taşan gölde suyun akış yolu üzerindeki yüzlerce köyde yaşayan yaklaşık 100 bin kişinin, sel riskiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi.

14 Haziran’dan bu yana Pakistan’da etkili olan muson yağmurlarından kaynaklı 1.396 kişi hayatını kaybederken, 12 bin 728 kişi de yaralandı. Bununla birlikte, sel felaketinin ülkeye maliyetinin 10-12,5 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Pakistan İklim Değişikliği Bakanı Şeri Rahman, daha önce sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Pakistan’ın ciddi bir iklim faciası yaşadığını ve bunun son 10 yılda karşılaşılan en zor afetlerden biri olduğunu söylemişti.

“Nüfusunun yüzde 15’i felaketten etkilendi”

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ülke nüfusunun yüzde 15’ine denk gelen 33 milyon kişinin felaketten etkilendiğini belirtmişti.

Başbakan Şerif bu yağmur sezonunda yaşanan kayıpların 2010-11 seneleri ile karşılaştırılabilir olduğunu ve kayıtlardaki en kötü yıl olduğunu ifade etmişti.

Ülke yetkilileri, yaşanan yıkıma iklim değişikliğinin neden olduğunu savunuyor.

Ancak yerel yönetimlerin planlama zafiyeti nedeniyle su baskını riski bulunan yerlerde yapılaşmanın devam etmesinin felaketin sonuçlarının daha da büyümesine yol açtığı belirtiliyor.

Muson yağmurları hakkında

Muson sözcüğü, Arapça “mevsim” sözcüğünden geliyor; yağışların mevsimlik olduğunu vurgulamak açısından bu adlandırma kullanılıyor.

Musonlar denildiğinde akla ilk olarak “Asya musonu” gelse de bunun dışında ABD’nin güneybatı kıyılarını ve Meksika’yı etkileyen Meksika musonu veya Arizona musonu da denilen Kuzeybatı Pasifik Musonu da bilinen mevsimsel yağışlar arasında.

Güney, güneydoğu ve doğu Asya’da etkili olan muson yağışları, temel olarak yaz mevsiminde Umman Denizi, Bengal Körfezi ve Hint Okyanusu’nda denizdeki havanın daha serin olması nedeniyle ısınan Asya kara kütlesinin alçak basınç alanı oluşturmasıyla, nemli hava kütlesinin denizden karaya doğru taşınması sonucu meydana geliyor.

Yaz mevsiminde Hint Okyanusu üzerinde ortalama sıcaklık 25 santigrat dereceyken, karalarda 45 dereceye kadar çıkabiliyor. Denizden karaya doğru esen rüzgarlarla taşınan dev bulut kütleleri Himalaya Dağları’na kadar olan bölgede mevsimsel yağışlara yol açıyor.

Yağışlar, Hint alt kıtası, Hindi Çini ve güneydoğu Asya ülkeleri ile Çin, Kore Yarımadası, Japonya’ya kadar olan bölgede etkili oluyor. Ancak yağışların en fazla etkilediği bölge, cephe kütlesinin kuzeydeki Himalaya Dağları ile karşılaşarak sıkıştığı Hindistan, Nepal, Butan, Bangladeş, Myanmar’ı içine alan bölge. Bu bölgede yağışlar zaman zaman on binlerce insanın evlerini terk etmesine neden olan sellere yol açıyor.

İklim krizi

Öte yandan, iklim krizi de söz konusu yağışların şiddetini ve yarattığı etkileri arttırabiliyor. Örneğin, çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan, halihazırda iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman da 6 Temmuz’da, yaşanan seller ile ilgili açıklamasında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” demişti.

Paylaşın

Avrupa Birliği, Enerji Krizine Çare Arıyor

Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin enerji bakanları Cuma günü Brüksel’de düzenledikleri olağanüstü toplantıda kış mevsimi öncesi artan enerji fiyatlarıyla mücadele konusunu ele aldı.

Rusya’nın Ukrayna işgali sonrasında doğal gaz fiyatları rekor düzeylere yükselirken, AB ülkeleri Rusya lideri Vladimir Putin’in doğal gaz akışını tamamen kesme tehlikesi karşısında büyük bir belirsizlik içinde bulunuyor.

Savaş öncesi çoğunluğu Almanya’ya olmak üzere gaz ithalatının yüzde 40’ını Rusya’dan yapan AB, enerji ihtiyacının kesintisiz bir şekilde karşılanabilmesi için çare arıyor.

AB dönem başkanlığını yürüten Çek Cumhuriyeti tarafından yayınlanan toplantı özetine göre, yükselen tüketici faturalarına çare arayan bakanlar AB’nin yürütme organı AB Komisyonu’ndan doğrudan Rusya’yı hedef almayan ancak gazda tavan fiyat da dahil olmak üzere acil durum önlemleri almasını istedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin bu hafta yaptığı açıklamada Rusya’ya gazda tavan fiyat uygulanırsa Moskova’nın Avrupa’ya tüm gaz arzını keseceğini açıklamıştı.

AB’nin henüz kesinleşmemiş olan planına göre hükümetler gaz dışı enerji üreticilerinin yüksek fiyatlar nedeniyle elde ettiği fazla geliri kısmen tırpanlayarak bu parayı tüketici faturalarını düşürmek için kullanacak.

Toplantı özetine göre fosil yakıt şirketlerinin “dayanışma vergisi” ödemesi de öngörülüyor.

Toplantıda, elektrik üreticilerinin fazla gelirlerinin zor durumdaki hane halkları ve işletmeler için kullanılabilir hale getirmek; talep azaltımının teşvik edilmesi; gaz fiyatı üst sınırı oluşturulması ve mali zorluklar yaşayan kamu hizmeti şirketlerini desteklemek gündeme gelen tedbirler oldu.

AB Komisyonu’nun Rus gazına fiyat üst sınırı teklifinin ise toplantıda geniş bir destek bulamadığını gösterdi.

Habeck: Top AB Komisyonu’nda

Çek Sanayi Bakanı Jozef Sikela toplantı sonrasındaki açıklamasında, “Vatandaşlarımızı ve işletmeleri hayal kırıklığına uğratmayacağımızdan emin olmalıyız” dedi.

Sikela “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin enerji savaşını başlattığında, bizi bölmeyi ve demokratik toplumlarımıza ve ekonomilerimize zarar vermeyi umuyordu. Bunu başaramadı ve başaramayacak da” ifadelerini kullandı.

Başkan yardımcısı ve Almanya Ekonomi Bakanı Robert Habeck, “Fiyatları düşürmemiz gerekiyor” dedi ve bu nedenle elektrik piyasasındaki kuralların değişmesi gerektiğini kaydederek “Top Avrupa Komisyonu’nda” dedi.

AB Komisyonu’nun ilk yasa taslağını önümüzdeki hafta içinde sunması öngörülüyor. Taslak onaylanmadan önce AB başkentleri tarafından değiştirilebilecek. Komisyon’un Eylül ayı ortasına kadar uygulanabilir teklifler içeren bir plan hazırlaması gerekiyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Kuzey Kore Nükleer Silahlardan Vazgeçmeyecek

Kore Merkezi Haber Ajansına göre, Devlet Başkanı Kim Yong-un, Kuzey Kore Parlamentosunun nükleer silahların kullanımını düzenleyen yasanın kabul edildiği dünkü oturumunda konuştu.

Ülkesinin nükleer silahlardan asla vazgeçmeyeceğini belirten Kim, Güney Kore ve ABD’yi ortaklaşa yürüttükleri “tehlikeli” askeri tatbikatlar nedeniyle eleştirdi.

Anadolu Ajansı haberine göre, Kim, “ABD’nin sadece Kuzey Kore’nin nükleer gücünü ortadan kaldırma değil aynı zamanda ülkenin meşru müdafaa haklarını zayıflatarak hükümeti çökertme eğilimi” içinde olduğunu ileri sürdü.

Kabul edilen yasa, Kuzey Kore’nin “nükleer veya nükleer olmayan bir tehdit” ile karşı karşıya gelmesi durumunda orduya düşmanın komuta merkezlerine “otomatik” olarak nükleer saldırıları başlatma yetkisi veriyor.

Bunun yanı sıra, yasa ile ülkenin ve halkın bir “felaket krizi” yaşaması halinde nükleer silahları kullanılabileceği belirtiliyor.

Kuzey Kore’nin nükleer santral kronolojisi 

Beş ülke – Amerika Birleşik Devletleri, Güney Kore, Rusya, Çin ve Japonya, Piyongyang yönetimine nükleer silah gelişimi yönündeki hırsından vazgeçmesi için baskılarını artırıyor.

Kuzey Kore’nin nükleer santral kronolojisi şöyle:

1993

Kuzey Kore yetkilileri yaptıkları açıklamada Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşmasından çekildiklerini açıkladılar; ancak daha sonra bu karardan geri adım attılar.

1994

Kuzey Kore ve ABD, Piyongyang’ın nükleer silah programını dondurması karşılığında uluslararası yardımla iki adet elektrik gücü sağlayan nükleer santralin inşa edilmesini öngören bir anlaşma imzaladılar.

1998

Ağustos

Kuzey Kore, Japonya’nın istediği herhangi bir şehrini ve bölgesini vurabilme kapasitesine sahip olduğunu kanıtlamak için Japonya üzerinden Pasifik Okyanusuna iki adet füzeyi ateşledi.

Kasım

ABD ve Kuzey Kore, Kuzey Kore’nin geliştirmekte olduğu şüpheli yeraltı nükleer faaliyetlerle ilgili ilk üst düzey yuvarlak masa görüşmelerini Pyongyang’da gerçekleştirdiler. ABD konuyla ilgili Kuzey Kore’de müfettişlerin konuşlandırılması talebinde bulundu.

1999

Mayıs

Eski Savunma Bakanı William Perry, Kuzey Kore resmi gezisi sırasında silahsızlanma önerisinde bulundu.

Eylül

13 Eylül: Kuzey Kore uzun menzilli füze denemelerini donduracağının güvencesini verdi.

17 Eylül: Başkan Clinton Kuzey Kore’ye karşı gerçekleştirilen ekonomik yaptırımları gevşettiğini açıkladı.

Aralık

ABD denetimindeki bir konsorsiyum, daha güvenli batı tipi iki hafif su nükleer santralinin Kuzey Kore’de inşa edilmesi için 4,6 miyar dolarlık bir antlaşma imzaladı.

2000

Temmuz

Kuzey Kore, nükleer tesislerin inşasının ertelenmesinden kaynaklanan elektrik kaybının ABD tarafından karşılanmaması durumunda yeniden nükleer programını başlatacağını açıkladı.

2001

Haziran

Kuzey Kore yönetimi, Bush yönetimi ikili ilişkileri normale dönüştürmezse moratoryum kararını gözden geçireceğini ve füze denemelerine devam edeceğini açıkladı.

Temmuz

ABD Dışişleri Bakanlığının raporunda Kuzey Kore’nin uzun-menzilli füze sistemini geliştirmeye devam ettiği açıklandı. Bush yönetiminden bir resmi yetkilinin söylediğine göre Kuzey Kore yönetimi Taepodong-1 adında bir füzenin geliştirilmesine devam etmektedir.

Aralık

Bush, Irak ve Kuzey Kore’nin “ulusları terörize etmede kullanılabilecek” kitle imha silahları üretmekten sorumlu tutulabileceğini belirtti.

2002

Ocak

29 Ocak: Bush ulusa seslenişinde yaptığı konuşmasında Kuzey Kore, İran ve Irak’ı “şer ekseni” olarak tanımladı ve bu ülkelerin dünya için ciddi anlamda bir tehlike ve mezar oluşturduklarını beyan etti.

Ekim

Bush yönetimi, 1994 yılında Kuzey Kore ile yapılan antlaşmanın bozulduğunu, buna sebep olarak da Kuzey Kore’nin nükleer silah programını açıklamasını söylediler. Diğer taraftan Amerikalı yetkililerin olayı kanıtlamalarından sonra Kuzey Koreli yetkililer haberi doğruladılar.

Kasım

1994 yılında yapılan anlaşmaya göre Kuzey Kore’ye sağlanan petrol yardımı, ABD, Japonya ve Güney Kore tarafından durduruldu.

Aralık

Kuzey Kore, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) müfettişlerini ülkeden çıkarıp nükleer tesislerde yerleştirmiş oldukları kamera ve diğer denetleyici araçları yerlerinden söktü.

2003

Ocak

10 Ocak: Kuzey Kore, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Atlaşması’ndan (NPT) geri çekildi.

Şubat

5 Şubat: Kore Merkezi Haber Ajansı’nın bir haberine göre nükleer güç imkânları yeniden harekete geçirildi.

12 Şubat: 35 üyeli Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) idare heyeti Kuzey Kore’nin atom şemsiyesinde olduğunu açıklayarak durumu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne rapor etti.

24 Şubat: Kore yarımadası ve Japon Denizi arasında bulunan bölgede Kuzey Kore karadan – denize füze sisteminin deneme atışını gerçekleştirdi.

26 Şubat: ABD Kuzey Kore’nin Yongbyon’da bulunan beş megavatlık nükleer reaktörünü yeniden aktif hale getirdiğini açıkladı.

Mart

Kuzey Kore karadan-denize füze sistemini Japon denizinde denedi.

Temmuz

Kıdemli ABD yetkilisinin haberine göre komünist ülkenin nükleer silah geliştirme yönündeki çabalarının, zayıflatılmış nükleer çubukların yeniden geliştirmeye başlayarak devam etmekte olduğunu açıklandı.

Ağustos

Kuzey Kore krizine yönelik görüşmelerde, ABD, Güney Kore, Kuzey Kore, Çin, Japonya ve Rusya devletleri yer almaktadırlar .

2004

Şubat

Altı-ulus görüşmeleri devam etmekte ancak bir sonraki görüşmenin dışında mutabakata ulaşılamadı.

Haziran

Kuzey Kore krizine yönelik görüşmelerde, ABD, Güney Kore, Kuzey Kore, Çin, Japonya ve Rusya devletleri yer almaktadırlar .

Ağustos

Kuzey Kore, Eylül ayında gerçekleştirilmesi öngörülen altı-ulus görüşmeleri çalışma toplantılarına katılmayacağını bildirdi. Yardımın devam etmesi, yaptırımların kaldırılması ve ABD’nin terör örgütlerine destek veren ülkeler listesinden çıkartılmasından sonra nükleer programını donduracağını belirtti. ABD ise Kuzey Kore’den tüm nükleer aktivitelerini bildirmesini ve denetleyicilerin çalışmalarına izin vermesini istedi.

Eylül

Eylül ayında gerçekleştirilmesi öngörülen alt-ulus görüşmeleri, ABD ve Kuzey Kore’nin birbirini suçlamasından dolayı ileri bir tarihe ertelendi.

2005

Şubat

Piyongyang ilk defa nükleer silah varlığı hakkındaki kamuya yönelik yaptığı açıklamada, Nükleer Silah Geliştirme programının olduğunu itiraf etti ve bunu da geliştireceğini söyledi. Bu tutumu ABD’nin Kuzey Kore yönetimini devirme çabasından dolayı olduğunu da açıkladılar.

Mart

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın demecine göre Kuzey Kore’nin nükleer programını sona erdirme yönündeki çabalarının sona erdiğini bu yüzden de uluslararası toplumun ve ABD’nin bu konuya dair “başka yollar” izleyeceğini söyledi.

Bu arada Birleşmiş Milletlere bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) başkanı Muhammed El Baradey bir demecinde, Kuzey Kore’nin bulundurduğu nükleer silah programından dolayı İran’dan da tehlikeli olduğunu açıkladı. Çünkü bulundurduğu nükleer maddelerle şimdiden savaşa girebilme yeteneğinin olduğunu söyledi.

Mayıs

Kuzey Kore iki yıl önceki bir demecine benzer demeçte, bir ay önce kapatılan Yongbyon reaktöründen 8.000 yakıt çubuğu çıkarmasını sona erdirdiğini bildirdiler.

Haziran

Görüşmelere katılacağını söylemesinin ardından da Kuzey Kore Yetkilileri yaptıkları açıklamalarda nükleer silah varlığına sahip olduklarını ve bunları da daha fazla geliştireceklerini açıkladılar.

Temmuz

Kore yarım adasının nükleersizleşme doğrultusundaki isteğini belirterek, Kuzey Kore heyeti dördüncüsü düzenlenen altı-grup görüşmelerine katıldılar.

25 Temmuz’da görüşülmesi beklenen altı-grup toplantılarının zamanında başlaması için Kuzey Kore nükleer programı hakkındaki toplantılara katılacağını belirtti.

Ağustos

ABD’nin görüşmelerdeki diplomatik temsilcisi Christopher Hill’in demecine göre, ABD, Kuzey ve Güney Kore, Çin Japonya ve Rus diplomatlarının birbiri ardına 13 günlük süren görüşmelerinden sonra görüşmelere ara verme kararı aldıkları ve Kuzey Kore’nin nükleer programı hakkındaki görüşmelerinde ve pazarlıklarda da belirsizliğin devam ettiğini belirttiği söylendi.

Eylül

ABD’nin görüşmelerdeki temsilcisi Christopher Hill Kuzey Kore’ye ziyaretinin olduğunu belirtti. Yeni görüşmelerin Kasım ayında başlaması beklenmekteydi.

Kuzey Koreli yetkililerin açıklamalarına göre, Kuzey Kore tam olarak nükleer silah geliştirme programına son vermesini kabul ediyor, fakat bunun için de ABD’den nükleer reaktörünü sivil enerji kullanımını sağlamasını talep etmekte. ABD ve Rusya bu talebi reddetmekteler.

ABD Kuzey Kore’ye karşı eğer Kuzey Kore görüşmelerde nükleer programını sürdürme konusunu devam ettirmek isterse, varlığını ve her türlü ilişkilerini sona erdirme tehdidiyle gözdağı vermekte.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth Hayatını Kaybetti

İngiltere’nin en uzun süre tahtta kalan hükümdarı Kraliçe 2. Elizabet, 96 yaşında hayatını kaybetti. Londra Buckingham’daki Kraliyet Sarayı’nda bayraklar yarıya indirildi.

Haber Merkezi / Kraliyet ailesinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Kraliçe Elizabeth’in, İskoçya’daki Balmoral Kalesi’nde hayatını kaybettiği belirtildi.

Açıklamada, “Kraliçe bu öğleden sonra Balmoral’da huzur içinde yaşamını yitirdi.” ifadesi kullanıldı. Açıklamada, ayrıca, Kraliçenin naaşının yarın başkent Londra’ya götürüleceği belirtildi.

Kraliçe 2. Elizabeth’in ölümüyle, en büyük oğlu eski Galler Prensi Charles İngiltere’nin yeni kralı ve devlet başkanı oldu.

Buckingham Sarayı’nın açıklamasında Kral ve eşinin bu gece Balmoral’da kalacakları, yarın Londra’ya dönecekleri ifade edildi.

Kralice 2. Elizabeth 21 Nisan 1926 Kral VI. George ve Kraliçe Elizabeth olacak olan York Dükü ve Düşesi’nin büyük kızı olarak Londra’da dünyaya geldi. Çocukluğu boyunca evde özel eğitim gördü.

Babası, ağabeyi VIII. Edward’ın tahttan çekilmesiyle 1936’da kral oldu ve kendisi o tarihten itibaren olası varis konumuna geldi.

II. Dünya Savaşı sırasında orduda görev almaya başladı. 1947’de Edinburgh Dükü Philip ile evlendi ve Charles, Anne, Andrew ve Edward adlarını verdikleri dört çocukları oldu.

Paylaşın

Orta Ve Batı Afrika’da 57 Milyon Çocuk Okula Gidemiyor

NRC ile UNICEF’in birlikte hazırladığı ortak rapora göre Orta ve Batı Afrika’da 57 milyon çocuk okula gidemiyor. NRC’nin Orta ve Batı Afrika Direktörü Maureen Magee yaptığı açıklamada, “Orta ve Batı Afrika’daki ülkelerin devlet ve hükümet başkanları her çocuğun okula gidebilmesini sağlamak için elinden geleni yapmak zorundadır” dedi.

Bugün açıklanan iki farklı rapor, Afrika kıtasında yaşam koşullarının giderek zorlaştığını ortaya koydu.

Norveç Mülteci Konseyi’nin (NRC) Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ile birlikte hazırladığı ortak rapora göre Orta ve Batı Afrika’da 57 milyon çocuk okula gidemiyor. NRC’nin Orta ve Batı Afrika Direktörü Maureen Magee yaptığı açıklamada, “Ortave Batı Afrika’daki ülkelerin devlet ve hükümet başkanları her çocuğun okula gidebilmesini sağlamak için elinden geleni yapmak zorundadır” dedi.

Rapora göre Orta ve Batı Afrika’da geçen yıl 12 bin 400 okul kapandı. Burkino Faso, Çad, Mali ve Nijer’de çocuk ve gençlerin yarısından fazlası okula gidemiyor. Bu bölgelerde okullar ya silahlı grupların doğrudan hedefi oluyor ya da çatışmalar yüzünden kapatılıyor.

İklim değişikliği nedeniyle göç

Afrika kıtasında eğitimin yanı sıra iklim değişikliğinin sonuçları da ciddi sorunlara neden oluyor. WMO’nun (Dünya Meteoroloji Teşkilatı) açıkladığı iklim raporuna göre geçen yıl Afrika’da 2 milyon 500 bin insan seller, kuraklık ve deniz seviyesindeki yükselme nedeniyle yerini yurdunu terketmek zorunda kaldı. Rapora göre Afrika’da son 30 yılda sıcaklık 0,3 derece arttı. Böylece küresel ısınma 1961-1990 yılları döneme kıyasla 0,1 derece hızlandı.

İklim değişikliğinin etkileri Afrika’da son yıllarda daha somut görülüyor. Etiyopya, Somali, Kenya’nın bir bölümü ve Madagaskar’ın güneyinde kuraklık yaşanırken, Sudan’ın güneyi, Nijerya, Kongo ve Burundi’de sık sık seller oldu.

Sıcaklığın artması, gıda konusunda sıkıntı yaşanmasınında en önemli sebeplerinden biri. 1961 yılından bu yana Afrika’da tarımsal üretim üçte bir oranında azaldı. Küresel ısınmanın 1,5 derece ile sınırlandırılması başarılsa dahi Kuzey ve Güney Afrika’daki bölgelerde tarım ürünlerinde yüzde 60 oranında kayıp yaşanacak. Afrika’da 58 milyon insan gıdaya erişimde sıkıntı çekiyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Pentagon, Çin Malzemesi Kullanıldığı İçin F-35’lerin Teslimatını Askıya Aldı

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), üretici firma Lockheed Martin’in Çin malzemesi kullanıldığını tespit etmesinin ardından hem Amerikan ordusuna hem de yurt dışındaki müşterilere F-35 uçaklarının teslimatlarının geçici olarak askıya alınmasını kararlaştırdı.

POLITICO sitesinde yer alan haberde, Lockheed Martin şirketi, savaş uçağı motorunda kullanılan metal bir bileşenin Çin’den geldiğini keşfetti.

Savunma İhaleleri Yönetimi Ajansı, 19 Ağustos’ta Pentagon’daki F-35 Ortak Üretim Programı Dairesine, F-35’in uçaklarının turbo makine pompalarında bulunan mıknatıslarda kullanılan bir alaşımın Çin’den geldiği uyarısında bulundu.

F-35 savaş uçaklarının önemli bir kısmı Lockheed Martin şirketi tarafından üretilirken, bu uçaklardan kullanılan turbo makineleri Honeywell şirketi tarafından temin ediliyor.

Pentagon’daki F-35 Ortak Üretim Programı Dairesi, Çin’den gelen parçalarını kullanılmasının şu anda envanterlerde bulunana F-35 uçaklarının uçuş operasyonlarını etkilemeyeceğini duyurdu.

“Hizmet içi F-35 filosunun uçuş operasyonlarının normal şekilde devam edecek”

Ortak Üretim Programı Dairesi Sözcüsü Russell Goemaere, POLITICO’ya yaptığı açıklamada, “Turbo makine pompalarında bulunan mıknatıslar bilgi aktarmadığını veya uçağın bütünlüğüne zarar vermediğini, bu konuyla ilgili herhangi bir performans, kalite, emniyet veya güvenlik riski bulunmadığını ve hizmet içi F-35 filosunun uçuş operasyonlarının normal şekilde devam edeceğini teyit ettik.” dedi.

Goemaere, üretimi yapan şirketlerin gerekli bilgilerini kendileriyle paylaştığını belirterek, yine bu şirketlerin turbo makinalarında kullanılacak alternatif parçalar için gerekli kaynağı bulduklarını bildirdi.

F-35 uçağındaki turbo makine ne işe yarıyor?

Turbo makine, bir yardımcı güç ünitesini ve bir hava döngü makinesini tek bir ekipman parçasına entegre ediyor. Turbo makine ayrıca, yer bakımı, ana motor çalıştırma ve acil durum gücü için elektrik tedarik ederken, yer bakımı sırasında termal yönetim sistemi için basınçlı hava sağlıyor.

Honeywell Sözcüsü Adam Kress ise yaptığı yazılı açıklamada, şirketin tüm müşteri sözleşme gereksinimlerini karşılayan, yüksek kaliteli ürünler sağlama konusunda kararlı olduğunu belirtti.

Üretime katılan diğer şirketlerle birlikte istişare içinde çalıştıklarını belirten Kress, F-35’te kullanılmak üzere tedarik edilen ürünlerde verilen taahhütleri yerine getirmek için yine bu şirketlerle yakın işbirliği içinde çalıştıklarını vurguladı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Putin: Batı’nın Yaptırımları Dünya Ekonomisi İçin En Büyük Tehdit

Rusya Devlet Başkanı Başkanı Vladimir Putin, Batı’nın Moskova’ya uyguladığı yaptırımların dünya ekonomisi için en büyük tehdit olduğunu söyledi. Putin, Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımların Moskova’yı tecrit etmek için beyhude ve saldırgan bir çaba olduğunu, ekonomik savaş ilanı anlamına geldiğini belirtti.

Rusya’nın Vladivostok kentinde düzenlenen Doğu Ekonomik Forumu’nda konuşan Putin günümüzde Asya’nın yükselişe Batı’nın ise düşüşe geçtiğini savundu.

Putin Batı ülkelerini kendi davranış modellerini başka milletlere dayatmak istemekle ve diğer ülkelerin egemenliklerini ihlal etmekle de suçladı.

Doğu Ekonomik Forumu’ndaki konuşmasının ardından yapılan panel tartışmasına katılan Putin, Ukrayna savaşının başlamasından bu yana Rusya’nın ne kazanıp ne kaybettiği yönündeki bir soruya da “Hiçbir şey kaybetmedik ve hiçbir şey kaybetmeyeceğiz” yanıtını verdi.

Putin sözlerini, “En büyük kazancımız ise egemenliğimizi perçinlemiş olmak,” diyerek sürdürdü.

Rusya lideri Moskova’nın Avrupa’ya gaz akışını durdurarak enerjiyi bir “silah” gibi kullandığı yönündeki eleştirilere de yanıt verdi.

Putin “Rusya’nın enerjiyi silah gibi kullandığını söylüyor. Bu nasıl bir saçmalık. Ne silahı kullanıyormuşuz? İthalatçıların talepleri doğrultusunda istedikleri miktarda arz ediyoruz” dedi.

Putin, ülkesinin 24 Şubat’ta başlattığı ve “özel bir askeri harekat” diye nitelendirdiği Ukrayna’nın işgalini Rusya’nın SSCB’nin yıkıldığı 1991 yılından bu yana devam eden “aşağılanmasını” tersine döndürecek tarihi bir dönüm noktası olarak resmetmeye çalışıyor.

Rusya’nın Ukrayna işgali nedeniyle Batı dünyasıyla arasının açılması, Kremlin’in yüzünü daha çok Asya ülkelerine, özellikle de dünyanın ikinci büyük ekonomisi konumundaki Çin’e çevirmesine yol açtı.

ABD ve müttefikleri Ukrayna’nın işgali nedeniyle Kremlin’e modern tarihinin en ağır yaptırımlarını uygulamaya başladı.

Doğu Ekonomik Forumu’nda yaptığı konuşmada Putin, “Batılı ülkeler tarihin akışını değiştirmek amacıyla yüz yıllar içinde inşa edilmiş olan küresel ekonomik sistemin temellerini baltalıyorlar” dedi ve dolar, euro ve sterline güvenin azaldığını ifade etti.

Doğu Ekonomik Forumu’na katılanlar arasında Çin Komünist Partisi’nin üçüncü ismi Li Zhanshu da bulunuyor.

Putin’in önümüzdeki hafta Özbekistan’da Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping ile bir araya gelmesi bekleniyor. Putin, Çin’in Gazprom’dan satın alacağı gaz için ödemesini Rus rublesi ve Çin yuanı üzerinden yapacağını açıklamıştı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

E-Sigara Şirketi Juul’a 438 Milyon Dolar Ceza

E-sigara şirketi Juul’a, 18 yaş altı gençlere reklam yaptığı gerekçesiyle ABD’de 438,5 milyon dolarlık ceza verildi. Şirket cezayı 6-10 yıl vade ile ödeyecek ve bu gelir tütün kullanımıyla mücadeleye harcanacak.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre, Juul’un ABD yargısıyla vardığı uzlaşma gereği 30 eyalette de çeşitli reklam yasakları uygulanacak.

Bunlardan biri de 35 yaş altı kişilerin reklamlarda kullanılamaması olacak. Juul’un ABD’de satışının tamamen yasaklanması da mümkün.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi Haziran’da Juul ürünlerinin sağlığa etkisine dair yeterli veri olmadığı gerekçesiyle satışları yasaklama kararı aldı.

Juul kararı temyize götürdüğü için bu karar henüz uygulamaya konmadı.

Şirkete karşı çeşitli eyaletlerde açılmış bireysel davalar da bulunuyor.

Juul ise 2019 yılında pazarlama stratejilerini değiştirdiklerini ve bu kararın da eski stratejilerine yönelik olduğunu söyledi.

Şirket, yasaklama girişimi hakkında ise, sundukları tüm veriler ve belgeler incelenince bu karardan vazgeçileceğine inandıklarını belirtti.

Juul ABD’de ergenler arasında e-sigara kullanımının patlamasına yol açan şirket olarak gösteriliyordu.

2019’da lise öğrencilerinin çeyreğinden fazlası e-sigara içiyordu.

Öte yandan bu oran sonraki yıllarda azalmaya başladı.

O dönem açılan soruşturmada, 19 yaş altına bu ürünlerin satışı yasak olsa da şirketin ergenlere yönelik pazarlamaya büyük bir önem verdiği ortaya çıkmıştı.

Connecticut Başsavcısı William Tong, “Juul’un utanmazca pazarlama stratejisi nikotin bağımlısı yeni bir nesil yarattı” dedi.

Paylaşın

Yunanistan, Sınır Duvarını 140 KM Daha Uzatıyor

Yunanistan Sivil Güvenlik Bakanı Takis Theodorikakos, göçmenlerin ülkeye girmesini önlemek için Türkiye ile kuzey sınırı boyunca uzanan beton ve dikenli tel duvarını uzatmayı planladıklarını söyledi.

Meriç bölgesini ziyaret eden Takis Theodorikakos, 40 kilometrelik çitin 140 kilometre daha uzatılacağını belirtti.

İlk olarak 2012’de kurulmuş olan çitler en son 2021’de, on binlerce sığınmacının Yunanistan’ın kuzey sınırından Avrupa Birliği’ne geçmeye çalıştığı olaydan 1 yıl sonra uzatılmıştı.

NATO müttefikleri Yunanistan ve Türkiye, son yıllarda göç ve enerji kaynakları da dahil olmak üzere bir dizi konuda anlaşmazlığa düştü.

Yunanistan Suriye, Irak ve Afganistan’dan savaş ve yoksulluktan kaçan bir milyon mültecinin esas olarak Türkiye üzerinden geldiği 2015 ve 2016 yıllarında Avrupa’nın göç krizinin ön saflarında yer aldı.

Gelenlerin sayısı o zamandan beri keskin bir şekilde düştü, ancak son aylarda Yunan makamları önemli sayıda insanın girmesini engellemeye devam ettiklerini söylüyor.

Polis verilerine göre yılın ilk yedi ayında yetkililer, 3 bin 554’ü Meriç’te olmak üzere 7 bin 484 mülteci ve göçmeni tutukladı.

Theorodikakos, projenin Yunanistan’ın “gizli çıkarlara hizmet etmek için insan acılarına yatırım yapanlara” ve “Avrupa’ya şantaj yapmak amacıyla göçü silahlandıranlara” karşı kararlılığının açık bir mesajı olacağını söyledi.

Muhafazakar hükümet ayrıca 250 sınır muhafızını daha işe almayı ve bölgedeki gözetim sistemlerini daha gelişmiş teknolojilerle donatmayı planlıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Rusya, Kuzey Kore’den Silah Satın Alıyor

ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times’ın edindiği gizliliği kaldırılmış istihbarata göre Rusya, Kuzey Kore’den milyonlarca top mermisi ve roket satın aldı. ABD’li bir yetkili, savaş uzadıkça Moskova’nın Kuzey Kore’den daha fazla silah satın almak zorunda kalacağını söyledi.

Bir Amerikan istihbarat raporuna göre, Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’daki savaşta kullanılmak üzere Kuzey Kore’den milyonlarca top mermisi ve roket satın alma sürecinde.

Raporu değerlendiren ve adının gizli kalması şartıyla konuşan bir ABD’li yetkili, Moskova’nın Kuzey Kore’ye yönelmesini, “Rus ordusunun Ukrayna işgalinden ötürü kısmi ihracat kontrolleri ve yaptırımlar nedeniyle ciddi tedarik sıkıntısı çekmeye devam ettiğini gösterdiğini” söyledi.

New York Times gazetesinin Washington’daki yetkililere dayandırdığı haberiyle ilgili e-posta yoluyla bilgi veren yetkili, bunu teyit edebileceklerini belirterek, “Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’da cephede kullanmak üzere Kuzey Kore’den milyonlarca roket ve top mermisi satın alma aşamasında” ifadesini kullandı.

Aynı yetkili, alımların Rus ordusunun “kısmen ihracat kontrolleri ve yaptırımlar nedeniyle Ukrayna’da ciddi tedarik sıkıntısı çekmeye devam ettiğini” ortaya koyduğunu söyledi. Ancak ABD’li yetkili Rusya’nın izole haldeki Pyongyang’dan ne kadar silah satın almayı planladığına dair detay vermedi.

Bununla birlikte ABD istihbarat yetkilileri, Rusların bundan sonra da Kuzey Kore’den ilave askeri teçhizat satın almak isteyebileceğine inanıyor.

NYT’nin ABD hükümet yetkililerine dayandırdığı habere göre alımlar, Washington öncülüğündeki yaptırımların etkisini göstermeye başladığını ve Rusya’nın, Ukrayna işgalini sürdürme kabiliyetini azalttığını gösteriyor.

Rusya’nın geçen hafta da İran’dan insansız hava araçları satın aldığı bildirildi.

Batı’nın yaptırımlarına maruz kalan İran ve Kuzey Kore, Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgale başlamasından bu yana Rusya ile ilişkilerini derinleştirmeye çalışıyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Rusya-Ukrayna çatışmasından ABD’yi sorumlu tutup Batı’yı “hegemonik bir politika” izlemekle suçluyor ve Rusya’nın güç kullanımının bu nedenle haklı olduğunu savunuyor.

Geçtiğimiz ay Kuzey Kore, Ukrayna’nın doğusunda bağımsızlığını ilan eden ve Rusya tarafından tanınan Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyetlerini tanıdığını açıkladı ve Moskova ile “yoldaşça dostluğunu” derinleştirme sözü verdi.

Kuzey Kore resmi medyasına göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin iki ülke arasındaki “kapsamlı ve yapıcı ilişkileri” geliştireceğini söyledi.

İstihbarat raporunda ortaya çıkan yeni silah teslimatlarının ne boyutta olduğu ise belirsizliğini koruyor.

ABD’li bir yetkili, Rusya’nın Kuzey Kore’ye yönelmesinin “Rus ordusunun ihracat kontrolleri ve yaptırımlar nedeniyle Ukrayna’da ciddi tedarik sıkıntısı çekmeye devam ettiğini” gösterdiğini söyledi.

Finlandiyalı düşünce kuruluşu Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi’ne göre, geniş kapsamlı ekonomik yaptırımlar Rusya’nın enerji ihracatından elde ettiği gelire fazla zarar vermedi.

Rusya’nın 6 aylık işgal döneminde yükselen fosil yakıt fiyatlarından 158 milyar euro kazandığı ve bunun yarısından fazlasını Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin ithalatının oluşturduğu tahmin ediliyor.

İran’dan SİHA’lar

Ancak ABD ve AB, Rusya’nın ordusunu yeniden ikmal etme kabiliyetinin zayıfladığına inanıyor.

Geçen hafta ABD’li yetkililer, İran yapımı insansız hava araçlarının ilk sevkiyatlarının Rusya’ya yapıldığını söyledi.

ABD istihbarat yetkilileri, Rus operatörlerin “Muhacir-6” ve “Şahid” serisi SİHA’lar konusunda eğitim almak üzere İran’a gittiğine inanıyor.

Ancak geçtiğimiz günlerde gazetecilere yaptıkları açıklamada, SİHA’ların birçoğunda teslimattan bu yana mekanik ve teknik sorunlar çıktığını belirttiler.

İran resmi olarak Ukrayna veya Rusya’ya silah tedarik edilidiğini reddetti.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ise Temmuz ayında, Tahran’ın Rusya’ya Ukrayna’daki savaş için yüzlerce SİHA satma planından söz etti.

İngiltere savunma bakanlığı yetkilileri de Rusya’nın önemli “muharebe kayıplarına” uğradığını ve SİHA tedarikini sürdürmekte zorlandığını ve bu durumun muhtemelen daha da kötüleşeceğini kaydetti.

Yetkililer, keşif İHA’larının sınırlılığı nedeniyle Rus komutanların genel durum değerlendirme kabiliyetinin muhtemelen azaldığını ve operasyonlarını giderek daha fazla engellediği değerlendirmesinde bulunuyor.

Paylaşın