Putin: Batı’nın Yaptırımları Dünya Ekonomisi İçin En Büyük Tehdit

Rusya Devlet Başkanı Başkanı Vladimir Putin, Batı’nın Moskova’ya uyguladığı yaptırımların dünya ekonomisi için en büyük tehdit olduğunu söyledi. Putin, Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımların Moskova’yı tecrit etmek için beyhude ve saldırgan bir çaba olduğunu, ekonomik savaş ilanı anlamına geldiğini belirtti.

Rusya’nın Vladivostok kentinde düzenlenen Doğu Ekonomik Forumu’nda konuşan Putin günümüzde Asya’nın yükselişe Batı’nın ise düşüşe geçtiğini savundu.

Putin Batı ülkelerini kendi davranış modellerini başka milletlere dayatmak istemekle ve diğer ülkelerin egemenliklerini ihlal etmekle de suçladı.

Doğu Ekonomik Forumu’ndaki konuşmasının ardından yapılan panel tartışmasına katılan Putin, Ukrayna savaşının başlamasından bu yana Rusya’nın ne kazanıp ne kaybettiği yönündeki bir soruya da “Hiçbir şey kaybetmedik ve hiçbir şey kaybetmeyeceğiz” yanıtını verdi.

Putin sözlerini, “En büyük kazancımız ise egemenliğimizi perçinlemiş olmak,” diyerek sürdürdü.

Rusya lideri Moskova’nın Avrupa’ya gaz akışını durdurarak enerjiyi bir “silah” gibi kullandığı yönündeki eleştirilere de yanıt verdi.

Putin “Rusya’nın enerjiyi silah gibi kullandığını söylüyor. Bu nasıl bir saçmalık. Ne silahı kullanıyormuşuz? İthalatçıların talepleri doğrultusunda istedikleri miktarda arz ediyoruz” dedi.

Putin, ülkesinin 24 Şubat’ta başlattığı ve “özel bir askeri harekat” diye nitelendirdiği Ukrayna’nın işgalini Rusya’nın SSCB’nin yıkıldığı 1991 yılından bu yana devam eden “aşağılanmasını” tersine döndürecek tarihi bir dönüm noktası olarak resmetmeye çalışıyor.

Rusya’nın Ukrayna işgali nedeniyle Batı dünyasıyla arasının açılması, Kremlin’in yüzünü daha çok Asya ülkelerine, özellikle de dünyanın ikinci büyük ekonomisi konumundaki Çin’e çevirmesine yol açtı.

ABD ve müttefikleri Ukrayna’nın işgali nedeniyle Kremlin’e modern tarihinin en ağır yaptırımlarını uygulamaya başladı.

Doğu Ekonomik Forumu’nda yaptığı konuşmada Putin, “Batılı ülkeler tarihin akışını değiştirmek amacıyla yüz yıllar içinde inşa edilmiş olan küresel ekonomik sistemin temellerini baltalıyorlar” dedi ve dolar, euro ve sterline güvenin azaldığını ifade etti.

Doğu Ekonomik Forumu’na katılanlar arasında Çin Komünist Partisi’nin üçüncü ismi Li Zhanshu da bulunuyor.

Putin’in önümüzdeki hafta Özbekistan’da Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping ile bir araya gelmesi bekleniyor. Putin, Çin’in Gazprom’dan satın alacağı gaz için ödemesini Rus rublesi ve Çin yuanı üzerinden yapacağını açıklamıştı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

E-Sigara Şirketi Juul’a 438 Milyon Dolar Ceza

E-sigara şirketi Juul’a, 18 yaş altı gençlere reklam yaptığı gerekçesiyle ABD’de 438,5 milyon dolarlık ceza verildi. Şirket cezayı 6-10 yıl vade ile ödeyecek ve bu gelir tütün kullanımıyla mücadeleye harcanacak.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre, Juul’un ABD yargısıyla vardığı uzlaşma gereği 30 eyalette de çeşitli reklam yasakları uygulanacak.

Bunlardan biri de 35 yaş altı kişilerin reklamlarda kullanılamaması olacak. Juul’un ABD’de satışının tamamen yasaklanması da mümkün.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi Haziran’da Juul ürünlerinin sağlığa etkisine dair yeterli veri olmadığı gerekçesiyle satışları yasaklama kararı aldı.

Juul kararı temyize götürdüğü için bu karar henüz uygulamaya konmadı.

Şirkete karşı çeşitli eyaletlerde açılmış bireysel davalar da bulunuyor.

Juul ise 2019 yılında pazarlama stratejilerini değiştirdiklerini ve bu kararın da eski stratejilerine yönelik olduğunu söyledi.

Şirket, yasaklama girişimi hakkında ise, sundukları tüm veriler ve belgeler incelenince bu karardan vazgeçileceğine inandıklarını belirtti.

Juul ABD’de ergenler arasında e-sigara kullanımının patlamasına yol açan şirket olarak gösteriliyordu.

2019’da lise öğrencilerinin çeyreğinden fazlası e-sigara içiyordu.

Öte yandan bu oran sonraki yıllarda azalmaya başladı.

O dönem açılan soruşturmada, 19 yaş altına bu ürünlerin satışı yasak olsa da şirketin ergenlere yönelik pazarlamaya büyük bir önem verdiği ortaya çıkmıştı.

Connecticut Başsavcısı William Tong, “Juul’un utanmazca pazarlama stratejisi nikotin bağımlısı yeni bir nesil yarattı” dedi.

Paylaşın

Yunanistan, Sınır Duvarını 140 KM Daha Uzatıyor

Yunanistan Sivil Güvenlik Bakanı Takis Theodorikakos, göçmenlerin ülkeye girmesini önlemek için Türkiye ile kuzey sınırı boyunca uzanan beton ve dikenli tel duvarını uzatmayı planladıklarını söyledi.

Meriç bölgesini ziyaret eden Takis Theodorikakos, 40 kilometrelik çitin 140 kilometre daha uzatılacağını belirtti.

İlk olarak 2012’de kurulmuş olan çitler en son 2021’de, on binlerce sığınmacının Yunanistan’ın kuzey sınırından Avrupa Birliği’ne geçmeye çalıştığı olaydan 1 yıl sonra uzatılmıştı.

NATO müttefikleri Yunanistan ve Türkiye, son yıllarda göç ve enerji kaynakları da dahil olmak üzere bir dizi konuda anlaşmazlığa düştü.

Yunanistan Suriye, Irak ve Afganistan’dan savaş ve yoksulluktan kaçan bir milyon mültecinin esas olarak Türkiye üzerinden geldiği 2015 ve 2016 yıllarında Avrupa’nın göç krizinin ön saflarında yer aldı.

Gelenlerin sayısı o zamandan beri keskin bir şekilde düştü, ancak son aylarda Yunan makamları önemli sayıda insanın girmesini engellemeye devam ettiklerini söylüyor.

Polis verilerine göre yılın ilk yedi ayında yetkililer, 3 bin 554’ü Meriç’te olmak üzere 7 bin 484 mülteci ve göçmeni tutukladı.

Theorodikakos, projenin Yunanistan’ın “gizli çıkarlara hizmet etmek için insan acılarına yatırım yapanlara” ve “Avrupa’ya şantaj yapmak amacıyla göçü silahlandıranlara” karşı kararlılığının açık bir mesajı olacağını söyledi.

Muhafazakar hükümet ayrıca 250 sınır muhafızını daha işe almayı ve bölgedeki gözetim sistemlerini daha gelişmiş teknolojilerle donatmayı planlıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Rusya, Kuzey Kore’den Silah Satın Alıyor

ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times’ın edindiği gizliliği kaldırılmış istihbarata göre Rusya, Kuzey Kore’den milyonlarca top mermisi ve roket satın aldı. ABD’li bir yetkili, savaş uzadıkça Moskova’nın Kuzey Kore’den daha fazla silah satın almak zorunda kalacağını söyledi.

Bir Amerikan istihbarat raporuna göre, Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’daki savaşta kullanılmak üzere Kuzey Kore’den milyonlarca top mermisi ve roket satın alma sürecinde.

Raporu değerlendiren ve adının gizli kalması şartıyla konuşan bir ABD’li yetkili, Moskova’nın Kuzey Kore’ye yönelmesini, “Rus ordusunun Ukrayna işgalinden ötürü kısmi ihracat kontrolleri ve yaptırımlar nedeniyle ciddi tedarik sıkıntısı çekmeye devam ettiğini gösterdiğini” söyledi.

New York Times gazetesinin Washington’daki yetkililere dayandırdığı haberiyle ilgili e-posta yoluyla bilgi veren yetkili, bunu teyit edebileceklerini belirterek, “Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’da cephede kullanmak üzere Kuzey Kore’den milyonlarca roket ve top mermisi satın alma aşamasında” ifadesini kullandı.

Aynı yetkili, alımların Rus ordusunun “kısmen ihracat kontrolleri ve yaptırımlar nedeniyle Ukrayna’da ciddi tedarik sıkıntısı çekmeye devam ettiğini” ortaya koyduğunu söyledi. Ancak ABD’li yetkili Rusya’nın izole haldeki Pyongyang’dan ne kadar silah satın almayı planladığına dair detay vermedi.

Bununla birlikte ABD istihbarat yetkilileri, Rusların bundan sonra da Kuzey Kore’den ilave askeri teçhizat satın almak isteyebileceğine inanıyor.

NYT’nin ABD hükümet yetkililerine dayandırdığı habere göre alımlar, Washington öncülüğündeki yaptırımların etkisini göstermeye başladığını ve Rusya’nın, Ukrayna işgalini sürdürme kabiliyetini azalttığını gösteriyor.

Rusya’nın geçen hafta da İran’dan insansız hava araçları satın aldığı bildirildi.

Batı’nın yaptırımlarına maruz kalan İran ve Kuzey Kore, Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgale başlamasından bu yana Rusya ile ilişkilerini derinleştirmeye çalışıyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Rusya-Ukrayna çatışmasından ABD’yi sorumlu tutup Batı’yı “hegemonik bir politika” izlemekle suçluyor ve Rusya’nın güç kullanımının bu nedenle haklı olduğunu savunuyor.

Geçtiğimiz ay Kuzey Kore, Ukrayna’nın doğusunda bağımsızlığını ilan eden ve Rusya tarafından tanınan Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyetlerini tanıdığını açıkladı ve Moskova ile “yoldaşça dostluğunu” derinleştirme sözü verdi.

Kuzey Kore resmi medyasına göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin iki ülke arasındaki “kapsamlı ve yapıcı ilişkileri” geliştireceğini söyledi.

İstihbarat raporunda ortaya çıkan yeni silah teslimatlarının ne boyutta olduğu ise belirsizliğini koruyor.

ABD’li bir yetkili, Rusya’nın Kuzey Kore’ye yönelmesinin “Rus ordusunun ihracat kontrolleri ve yaptırımlar nedeniyle Ukrayna’da ciddi tedarik sıkıntısı çekmeye devam ettiğini” gösterdiğini söyledi.

Finlandiyalı düşünce kuruluşu Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi’ne göre, geniş kapsamlı ekonomik yaptırımlar Rusya’nın enerji ihracatından elde ettiği gelire fazla zarar vermedi.

Rusya’nın 6 aylık işgal döneminde yükselen fosil yakıt fiyatlarından 158 milyar euro kazandığı ve bunun yarısından fazlasını Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin ithalatının oluşturduğu tahmin ediliyor.

İran’dan SİHA’lar

Ancak ABD ve AB, Rusya’nın ordusunu yeniden ikmal etme kabiliyetinin zayıfladığına inanıyor.

Geçen hafta ABD’li yetkililer, İran yapımı insansız hava araçlarının ilk sevkiyatlarının Rusya’ya yapıldığını söyledi.

ABD istihbarat yetkilileri, Rus operatörlerin “Muhacir-6” ve “Şahid” serisi SİHA’lar konusunda eğitim almak üzere İran’a gittiğine inanıyor.

Ancak geçtiğimiz günlerde gazetecilere yaptıkları açıklamada, SİHA’ların birçoğunda teslimattan bu yana mekanik ve teknik sorunlar çıktığını belirttiler.

İran resmi olarak Ukrayna veya Rusya’ya silah tedarik edilidiğini reddetti.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ise Temmuz ayında, Tahran’ın Rusya’ya Ukrayna’daki savaş için yüzlerce SİHA satma planından söz etti.

İngiltere savunma bakanlığı yetkilileri de Rusya’nın önemli “muharebe kayıplarına” uğradığını ve SİHA tedarikini sürdürmekte zorlandığını ve bu durumun muhtemelen daha da kötüleşeceğini kaydetti.

Yetkililer, keşif İHA’larının sınırlılığı nedeniyle Rus komutanların genel durum değerlendirme kabiliyetinin muhtemelen azaldığını ve operasyonlarını giderek daha fazla engellediği değerlendirmesinde bulunuyor.

Paylaşın

İran, LGBTQ Aktivisti İki Kadını İdama Mahkum Etti

Şii şeriatıyla yönetilen İran’da LGBTQ aktivisti iki kadın idama mahkum edildi. İran’ın hukuk sistemine göre eşcinsel eylemlerde bulunan kişiler idam cezasına çarptırılabiliyor.

İran’da iki lezbiyen kadın “yeryüzünde fesat çıkarmak” ve insan kaçakçılığı yapmak suçlamalarıyla idama mahkum edildi.

İran resmi devlet haber ajansı IRNA’nın haberinde “İnternette yayınlanan haberlerin aksine, mahkumlar genç kadın ve kızları eğitim ve iş fırsatları vaat ederek kandırmış ve ülke dışına kaçırmış, böylece kurbanlarının birçoğunun intihar etmesine neden olmuştur” denildi.

İnsan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları ise bu kişilerin LGBTQ hakları aktivisti ve masum olduklarını ileri sürdü ve Batılı ülkeleri idam cezalarının infazının engellenmesi için devreye girmeye çağırdı.

İran’da ceza kanunundaki en ağır suçlamalardan olan “yeryüzünde fesat çıkarmak”, İranlı yetkililer tarafından İslami ahlakla ilgili olanları da kapsayan geniş bir suç yelpazesine atıfta bulunmak için kullanılıyor.

Mart ayında ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney., eşcinselliği Batı medeniyetinde yaygın olan “ahlaki yoksunluğun” bir parçası olarak tanımlamıştı.

İran’ın LGBTQ hakları konusuna yaklaşımı batılı insan hakları grupları tarafından sık sık eleştiriliyor. İran’ın hukuk sistemine göre eşcinsel eylemlerde bulunan kişiler idam cezasına çarptırılabiliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Muson Yağmurlarının Vurduğu Pakistan İçin Uluslararası Dayanışma Çağrısı

14 Haziran’dan bu yana Pakistan’da etkili olan muson yağmurları  441’i çocuk olmak üzere 1265 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. 33,4 milyon kişi de yağmurlar sonrası oluşan sellerden etkilendi.

Bianet’te yer alan habere göre, sel nedeniyle Sindh eyaletinin Sehvan Şerif kentinde evlerini terk etmek zorunda kalan yurttaşlar güvenli bölgelere geçti. Sağlık yetkilileri, şiddetli selin milyonlarca insanı yerinden etmesinin ardından büyük çaplı salgın hastalıklar konusunda uyardı.

Aylardır süren şiddetli yağışların insanları mahsur bırakması ve temiz suya erişiminin kısıtlanmasıyla ishal ve sıtma vakalarında artış olduğu bildirildi.

4 Eylül’de The Guardian’a konuşan Pakistan İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman, birincil kirleticilerin birinci dünya ülkeleri olduğunu, ancak faturayı yoksulların ödediğini söyledi.

Rehman zengin ülkelerin, küresel ısıtmanın yükünü çeken gelişmekte olan ülkelere tazminat ödemesi gerektiğinin altını çizdi.

Çevrimiçi buluşma çağrısı

Pakistan’daki iklim felaketine dair İklim Adaleti Hareketi oluşumu 9 Eylül’de tüm dünyada etkili olmasını planladıkları kitlesel bir eyleme hazırlanıyor.

Hazırlıklar kapsamında bugün (5 Eylül) Türkiye saatiyle 16.00’da çevrimiçi bir bilgilendirme toplantısı düzenlenecek.

İklim Adaleti Hareketi’nin, eylem çağrısında şu ifadelere yer verildi:

“Pakistan’ın üçte biri sular altında kaldı, binlerce kişi öldü, evler yıkıldı ve topraklar yok oldu. Pakistan iklim krizinden en az sorumlu olan ülkelerden biri, ancak en çok acıyı o çekiyor.

“Fosil yakıt endüstrisi ve onu destekleyen kapitalist sistem, krizin doğrudan sorumlusu. Bu sistemi yıkmalı, uluslararası dayanışmayla sorumlularını şimdi durdurmalıyız!

Pakistan için iklim tazminatları

“Yüzyıllardır sömürgeleştirilen ve sömüren ülkelerin ve iklim yıkımından çıkar sağlayan şirketlerin, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Pakistan’ın borçlarını silmesiyle başlayarak tazminat ödeme ve sorumluluk alma zamanı geldi.

“Her yerde insanları fosil yakıt altyapısına veya finans kuruluşlarına karşı doğrudan eylemlerde bulunmaya veya 9 Eylül’de sokaklarda kitlesel bir gösteri düzenlemeye çağırıyoruz.

“Bugün sahada neler olduğunu dinleyeceğiz. Eylem günü için siyasi çerçeveyi ve talepleri anlayacağız, halihazırda neler planlandığını öğreneceğiz ve tüm soruları ele alacağız.

“Fridays For Future Balochistan’dan Yusuf Baluch, Ammar Ali Jan ve Dr Alia Haider ve Pakistan’dan diğer aktivistler ile birlikte olacağız.”

Paylaşın

Kanada’da Bıçaklı Saldırılar: En Az 10 Ölü

Kanada’nın Saskatchewan eyaletinde iki kişi tarafından düzenlendiği açıklanan bıçaklı saldırılarda en az 10 kişi öldü, 15 kişi de yaralandı. Saldırılar en az 13 ayrı mekanda gerçekleşti.

Bu, Kanada tarihindeki en fazla kişinin ölümüne yol açan saldırılardan biri oldu. Polis yetkilileri iki şüphelinin fotoğrafını yayınladı ve halka bu kişileri görmeleri halinde saklanıp polisi aramalarını tavsiye etti.

Emniyet teşkilatı yöneticilerinden Rhonda Blackmore, bazı yaralıların kendi imkanlarıyla hastaneye gitmiş olması nedeniyle gerçek yaralı sayısının bilinenden daha fazla olabileceğini söyledi.

Şüphelilerin siyah renk bir Nissan Rouge aracında olabileceğini belirten emniyet yetkilileri “Güvenli bir konumdaysanız oradan ayrılmayın. Evinize başkalarını alırken dikkatli olun. Otostopçu kabul etmeyin” ifadelerini kullandı.

Eyalet genelinde kontrol noktaları oluşturuldu. İlk saldırının yerel saatle Pazar sabah 05:40’da (TSİ 14:40) ihbar edildiği aktarıldı.

Kanada Başbakanı Justin Trudeau saldırının “korkunç ve üzücü” olduğunu söyledi. Sosyal medya hesabından bir açıklama yapan Trudeau, “Yüreklerimiz yakınlarını kaybedenler ve hastanedeki yaralılarla” dedi.

Paylaşın

Şili Halkı ‘En İlerici Anayasa’yı Ezici Çoğunlukla Reddetti

Şili’de seçmenler, Faşist Diktatör Augusto Pinochet döneminden kalma Anayasa yerine önerilen “en ilerici anayasa”yı reddetti. Oy sandıklarının yüzde 72’sinin açıldığı gayriresmi sonuçlara göre seçmenlerin yüzde 62’si “red” oyu kullandı. Kabul yüzde 38’de kaldı.

Gayriresmi sonuçların belli olmasının ardından TV’den yayınlanan demecinde Cumhurbaşkanı Gabriel Boriç “Şili halkı Anayasa taslağından tatmin olmadı ve dolayısıyla oylamada açıkça red kararı verdi” dedi. “Bu önemli sonuçlarla yüzleşmek açısından kabinede hızlıca değişikliğe gitmek ve yeni dönemi yenilenmiş bir azimle karşılamak zorundayız.”

Arka plan

Parasız eğitim, parasız sağlık ve diğer sosyal haklar, çevre, cinsiyet eşitliği ve yerli haklarını merkeze alan yeni anayasa önerisi, 2019’da ülkedeki eşitsizliğe karşı patlak veren yaygın halk muhalefetini yatıştırmak üzere Şili siyasi kurumları ve temel güçleri arasında varılan mutabakatın eseriydi ve diktatör Augusto Pinochet döneminin piyasa dostu anayasasının yerini alması bekleniyordu.

Ekim 2020’deki referandumda Şilililerin yüzde 80’e yakını “bir yeni anayasa yazılsın mı” sorusunu “Evet” diye yanıtlamışlar ve gene yüzde 80’e yakını bu anayasanın “eşit temsil”e dayalı bir “Anayasa Meclis”nce yazılmasını “kabul” etmişlerdi.

Oy kullanmanın zorunlu olduğu Pazar günkü referandumda 15 milyonu aşkın Şilili seçmen, 3 bini aşkın seçim merkezinde oy kullandı.

“Reddettim çünkü paylaşmak istemiyorum”

Reuters haber ajansının sorularını yanıtlayan 54 yaşındaki Rosemarie Williamson ve 85 yaşındaki annesi 2020’deki referandumda “evet” oyu kullanmalarına karşın, bu kez, Pinochet darbesi sırasında kanlı tutuklamalara sahne olan Santiago Stadyumundaki seçim merkezinde yeni anayasaya neden “hayır” dediklerini anlattılar.

Wlliamson en önemli çekincelerinin yerlilere kendi kaderini tayin hakkı tanıyan “çokulusluluk” ve “emeklilik”le ilgili hükümler olduğunu söyledi: “Hayatım boyunca çalıştım ve bunu paylaşmaya istekli değilim.”

Ülkenin dört bir yanındaki seçim merkezlerinde, Şilililer uzun kuyruklara girerek zorunlu oylamaya yüksek katılım gösterdiler. Uzmanlar, anketlerin belirsizlik yaymada etkili olduğunu ve bunun da “kabul”den çok “red” için elverişli bir iklim yarattığında birleşiyor.

Reuters’in sorularını yanıtlayan, güney Santiago’nun yoksul Puente Alto bölgesinden iki çocuk babası 35 yaşındaki Diego Uribe, siyasi partilere inancını yitirmiş olduğu için seçimlerde oy kullanmazken referandumda “kabul” oyu kullanmasını “bu farklı,” diye açıklıyor. Zorunlu olmasaydı bile oy kullanacak olduğunu belirten Uribe,  “‘Kabul’, gelecek için gerçek bir değişim, ücretsiz eğitim, onurlu sağlık hizmetleri ve daha fazla hak demek,” diyor.

Merkez soldaki yarılma

Şili’nin merkezci gazetelerinden La Tercera, “red” oylarındaki aşırı kabarmayı,  Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Pinochet karşıtlarının zaferiyle sonuçlandırmakta çok önemli bir rol oynayan merkez solun Anayasa oylamasında yarılmasıyla ilişkilendiriyor. Gazetenin yorumuna göre, aslında merkez ve merkez solda görüş ayrılıkları Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de vardı. Ancak, Anayasa oylaması yeniden demokrasiye dönüldüğü 1990’dan bu yana Hristiyan Demokratlarla Sosyalist Parti arasındaki en önemli ayrılığı oluşturdu. Sonuçta merkez soldan ayrılan geniş bir kesim “Şili’nin Sarıları” hareketini oluşturarak “Red” kampanyasına dahil oldu. Gazete, bu ayrımın kısa zamanda giderilmesinin söz konusu olmadığına işaret ediyor.

Cumhurbaşkanı Gabriel Boriç: “Adalet, eşitlik ve kalkınma için çalışmaya devam”

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Gabriel Boriç Pazartesi günü siyasi partilere toplantı çağrısında bulundu. Boriç oylamanın ardından gazetecilere verdiği demeçte, “Ülke olarak yaşadığımız zor zamanlarda, farklılıklarımızı giderme ve daha fazla demokrasi ile ilerleme yoluna girdik.” dedi.

Sonuç ne olursa olsun, hükümetin “herkes için adalet, eşitlik, büyüme ve kalkınmada ilerleme” için tüm sektörlerle birlikte çalışacağını söyledi.

Yurt dışında “kabul” kazandı

Yeni Zelanda, Avustralya, Japonya, Güney Kore ve Çin de dahil, doğudan gelen referandum sonuçları Şili’deki sayım bitmeden önce belli olmuştu. Tarihsel olarak ülkedeki seçmenlerin büyük çoğunluğuna göre daha ilerici bir yönelim gösteren yurtdışında yaşayan Şilililerin oyları, yeni anasayı “kabul” yönündeydi.

Şili’de seçmenlerin çoğunluğunun “ret” yönünde olduğu ilk kez Nisan’daki anketlerde ortaya çıkmıştı ve “kabul” ile “ret” arasında açılan makas daha sonra hemen hiç kapanmadı.  Anketlerin kapandığı son iki haftaya girerken seçmenlerin yüzde 47’sinin “ret”, 38’inin “kabul” eğiliminde ve yüzde 17’sinin kararsız olduğu görülüyordu. İktidar koalisyonu “kabul”ü halinde oylamaya sunulan Anayasa taslağında 57 değişiklik yapmayı kabul edeceğini açıklamıştı.

Ne olacak?

Boriç, referandum öncesinde, taslağın reddedilmesi durumunda, 2020 oylamasında yeni bir anayasa taslağı hazırlamak üzere hükümete verilen görevi yerine getirmek üzere sürecin yeniden başlaması gerektiğini söylemişti. Diğer siyasi şahsiyetlerse, geçtiğimiz günlerde parlamentodan geçirilen yasalarla Anayasa değişikliği için yeter sayısı aşağı çekildiğinden yeni bir Anayasa yerine eski Anayasa’da değişiklik yapılması gerektiğini söylüyor.

Gustavo Petro: “Pinochet canlandı”

Kolombiya cumhurbaşkanı Gustavo Petro, Şili’deki referandum sonuçlarına tepkisini kamuoyuna açıklayan  tek Güney Amerika başkanı oldu.

Henüz Şili Cumhurbaşkanı Gabriel Boriç bile halkın karşısına çıkmadan Petro, Twitter’da “Pinochet canlandı” diye yazdı ve yol gösterdi: “Tüm Latin Amerika’yı lekeleyen bir geçmişi geride bırakmak ve demokratik değişimlerin yolunu açmak ancak demokratik ve toplumsal güçlerin birleşmesiyle mümkün olacak.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Almanya’da Enerji Faturalarına Yardım İçin 65 Milyar Euroluk Paket

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, önümüzdeki aylarda enerji maliyetlerinin artması tehdidine karşılık 65 milyar euroluk bir enerji paketi açıkladı. Avrupa genelindeki ülkeler de benzer önlemleri değerlendiriyor.

Daha önceki iki önlemler paketinden çok daha büyük olan programda en büyük tehdit altındakilere destek ödemeleri ve enerji yoğun işletmelere vergi kesintileri öngörülüyor.

Rusya’nın Ukraynayı işgalinden bu yana enerji fiyatlarında artış oldu. Rusya, iki gün önce Kuzey Akım 1 boru hattı üzerinden Almanya’ya gaz ihracıtını süresiz durdurduğunu açıklamıştı.

Ancak Rusya ile son gerilim, Almanya gibi ülkeleri başka yerlerden doğalgaz tedarik etmeye zorladı. Ülkedeki doğalgaz depolarındaki doluluk oranı Haziran ayında yarıdan azdı ve bugün yüzde 84’e yükseldi.

Başbakan Scholz gazetecilere yaptığı açıklamada Almanya’nın kış aylarını geçirebileceğini belirtti ve “Rusya’nın artık güvenilir bir enerji ortağı olmadığını” söyledi.

Scholz, hükümetin emeklilere, sosyal yardım alanlara ve öğrencilere tek seferlik ödeme yapacağını ve ayrıca enerji faturalarında tavan fiyat uygulamasına gidileceğini kaydetti.

9 bin kadar enerji yoğun işletme de 1,7 milyar dolarlık vergi kesintisinden faydalanacak.

Scholz faturaları azaltmak için enerji şirketlerinin kârına gelir vergisi uygulanacağını ifade etti.

Son paketle birlikte enerji krizine yardım için harcanan para 100 milyar euroya çıktı. Covid döneminde Alman ekonomisini ayakta tutmak için 300 milyar euro dolayında para harcanmıştı.

Bu arada, İngiltere’de de Muhafazâr Parti’de başbakanlık için yarışan Lizz Truss, başbakan olduğu takdirde bir hafta içinde enerji fiyatlarıyla başa çıkılabilmesi için bir plan açıklayacağını ifade etti.

AB Enerji Bakanları da 9 Eylül’de enerji fiyatları yükünün nasıl azaltılacağını ele alacakları bir toplantı yapacak.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Hamas: İki İsrail İşbirlikçisi İnfaz Edildi

Gazze Şeridini yöneten Hamas, İsrail ile işbirliği yaptıkları suçlamasıyla iki kişinin infaz edildiğini açıkladı. Hamas’a bağlı İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada infaz edilen iki erkeğin adları belirtilmedi.

Açıklamada sadece isimlerinin baş harfleri ve yaşları yer alırken, verdikleri bilginin Filistinlilerin ölümüne yol açtığı vurgulandı. Diğer üç kişinin de cinayet suçlamasıyla infaz edildikleri bildirildi.

İnsan Hakları Grupları, daha önce Hamas’ın Gazze’rde yaptığı bu tür infazları kınamıştı.

2007’den bu yana Gazze Şeridini yöneten Hamas, en sonuncusu Nisan 2017’de olmak üzere 27 infaz gerçekleştirdi.

Bakanlığın açıklamasında infaz edilen iki kişinin İsrail hesabına casusluk suçlamasıyla 2009 ve 2015’te tutuklandıkları ve mahkeme tarafından “vatan hainliği ve dış güçlerle işbirliği yapmaktan” cezalandırıldıkları belirtildi.

Açıklamada ayrıca, dört kişinin asıldığı, bir kişinin polis olması nedeniyle bir idam mangası tarafından infaz edildiği bildirildi.

BBC’ye konuşan güvenlik kaynakları, infaz edilenlerden birinin geçen Temmuz’da bir aile kavgası sırasında silahıyla kayınpederini ve 13 yaşındaki bir kız çocuğunu öldüren bir polis memuru olduğunu açıkladı.

Olay, Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahya’da protestolara yol açmış ve olaylar sırasında ev ve dükkanlar yakılmıştı.

İsrail, Gazze Şeridini 1967’deki savaş sırasında işgal etmişti. 2005’te İsrail Ordusu ve 7 bin dolayında Yahudi yerleşimci bölgeden çekilmişti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın