Putin, Rusya’nın İşgal Ettiği Dört Bölgede Sıkıyönetim İlan Etti

Rusya – Ukrayna savaşının 238. gününde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna’daki Donetsk, Zaporijya, Herson ve Luhansk bölgelerinde sıkıyönetim ilan eden kararnameyi imzaladı.

Rusya Milli Güvenlik Konseyi’ne hitap eden Rusya Devlet Başkanı Putin, ilan edilen sıkıyönetimin yanı sıra Ukrayna ile sınırı olan sekiz bölgeye giriş ve çıkışları sınırlandıran bir kararnameye de imza attı.

The Guardian gazetesinin aktardığına göre, söz konusu sınırlandırmalar Rusya’nın güneyindeki Krasnodar, Belgorod, Bryansk, Voronezh, Kursk ve Rostov ile Rusya’nın 2014 yılında uluslararası hukuka aykırı bir şekilde ilhak ettiği Kırım ve Sivastopol’da geçerli olacak.

Putin, patlamadan Ukrayna’yı sorumlu tuttu

Putin, Güvenlik Konseyi’ndeki konuşmasında, Kerç (Kırım) Köprüsü’nde meydana gelen patlamayı hatırlatarak söz konusu patlamanın “Ukrayna istihbaratı tarafından gerçekleştirildiğini” ve “Rusya’nın diğer bölgelerinde yapılması planlanan terör eylemlerinin engellendiğini” söyledi:

“Bu bağlamda, Donetsk Halk Cumhuriyeti’nde, Luhansk Halk Cumhuriyeti’nde, Herson ve Zaporijya bölgelerinde, Rusya’ya katılmadan önce sıkıyönetimin yürürlükte olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bunu, Rusya mevzuatı çerçevesinde uyarlamamız gerekiyor. Bu nedenle Rusya’nın bu 4 bölgesinde sıkıyönetim ilan edilmesine yönelik kararname imzaladım.”

Putin, Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesindeki Donetsk ve Luhansk’ta Rusya yanlısı ayrılıkçıların bağımsızlık ilanını Şubat ayında tanımış, kısa bir süre sonra, 24 Şubat 2022’de Rusya güçleri Ukrayna’yı işgal etmişti.

Dört bölgede düzenlenen ve başta Avrupa Birliği (AB) ve ABD olmak üzere, Türkiye ve İsrail de dahil pek çok ülkenin sonuçlarını tanımayacağını açıkladığı referandumlarda, Donetsk’te kullanılan oyların yüzde 99.23’ü, Luhansk’taki oyların yüzde 98.42’si, Herson’daki oyların yüzde 87.05’i, Zaporojya’daki oyların yüzde 93.11’i Rusya’ya bağlanma yönünde olmuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerinin Rusya tarafından ilhak edilmesine yönelik belgeleri 30 Eylül’de, yasaları da 5 Ekim’de imzalamıştı.

Herson’daki siviller tahliye ediliyor

Öte yandan, “saldırı tehlikesine” karşı Rusya’nın ilhak ettiği bölgelerden Herson kentindeki sivillerin tahliyesine başlandı.

Anadolu Ajansı’nın (AA) Rusya basınından aktardığına göre, Rusya ordusunun kontrolündeki Herson kentinde yaşayan sivillerin, “saldırı tehlikesi bulunduğu” gerekçesiyle Dnipro Nehri’nin sol kıyısına tahliyesi başladı.

Rusya’nın atadığı Herson Valisi Vladimir Saldo, 50 ila 60 bin kişinin tahliye edileceğini ve söz konusu kademeli sürecin yaklaşık bir hafta süreceğini söyledi. Bölgede, “Ukrayna ordusunun saldırılarına karşı savunma önlemlerinin alınmaya başladığı” bilgisi de paylaşıldı.

Saldo, dün yaptığı açıklamada da Ukrayna ordusunun bölgeye yönelik “büyük” çaplı saldırı düzenleyeceğini ve bu nedenle Herson’daki Berislavkiy, Belozorskiy, Snigirevkiy ve Aleksandrovskiy ilçelerinde yaşayan sivillerin Dnipro Nehri’nin sol kıyısına geçirileceğini açıklamıştı.

Paylaşın

‘Mahsa Amini’ Protestoları İkinci Aya Girerken, Kadınlar Hala Ayakta

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar, ülkenin bütün büyük kentlerinde sürüyor.

Son olarak, ABD Merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (Human Rights Activists News Agency, HRANA), İran’da Mahsa Amini’nin gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesi üzerine başlayan prtotestolarda en az 233 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

HRANA, açıklamasında, ölenlerin 32’sinin 18 yaşın altında olduğunu belirtti. Oslo merkezli İran İnsan Hakları Örgütü ise, protestolarda 201 kişinin öldürüldüğünü duyurmuştu.

“Evin Cezaevinde ölenlerin hepsi hırsız”

İran’da çifte vatandaşlığa sahip olanlar da dahil olmak üzere güvenlik suçlamasıyla karşı karşıya kalanların çoğu Evin Cezaevi’nde tutuluyor.

Reuters’in haberine göre, yetkililer, “mali suçlar ve hırsızlıktan hüküm giyen birkaç mahkûm arasındaki tartışmanın ardından” cezaevinin atölyesinde yangın çıktığını belirtti.

İran resmi medyası dün ilk dört ölümün yoğun dumandan kaynaklandığını ve dördünün durumu ağır olmak üzere 60’tan fazla kişinin yaralandığını bildirdi.

Çelişkili resmi açıklamalar

Devlet gazetesi “İran”, devrim karşıtı güçlerin, uluslararası dikkati ülkedeki huzursuzluğa çekmek için dış istihbarat servislerinin yardımıyla yangını planladığını yazdı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani’yse, cezaevindeki yangının başka herhangi bir ülkede de yaşanabileceğinin altını çizdi.

Fransa Basın Ajansı’nın (AFP), “İran İnsan Hakları Örgütü”nden aktardığına göre, mahpus ailelerinden bir grup Pazar akşamı Evin Cezaevi önünde toplanarak yakınlarının durumu hakkında bilgi talep etti.

Oslo merkezli örgüt, cezaevi gardiyanlarının mahkûmları, aralarındaki çatışmalar sırasında kışkırttığına dair haberler aldığını belirterek, “Yetkililerin yalan söylediği ve bu durumun doğal hale geldiği düşünülürse resmî açıklamaları kabul etmeyeceğiz” dedi.

Tanınmış İranlı Avukat Said Dakkan, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, son protestolarda tutuklananları savunan 19 avukatın da tutuklandığını belirtti.

ABD Başkanı Joe Biden ve Avrupa Birliği, Tahran’ın protestoculara yönelik baskısını eleştiririlerken İran yargı sözcüsü Mesud Sitayişi, “Kamuoyunu rahatsız etmek amacıyla yalanlar yaymak yasal ceza gerektirir” diyerek uyarılarda bulundu.

Eylemciler cezaevinde yaşananları anlattı

Wall Street Journal, yangın çıkmadan önce cezaevinde yaşananları ve tutuklu muhaliflerin hükümet karşıtı sloganlar attığını ortaya koyan bir haber yayınladı.

Gazete, aralarında Tahran’da yedi yıl hapis yattıktan sonra 8 ay önce Evin Cezaevi’nden serbest bırakılan insan hakları aktivisti Atna Daimi’nin de olduğu eylemcilerin yaşadıklarını aktardı.

Eylemciler, olayın cezaevinin kadınlar bölümünde kadın mahkûmların, yaklaşık 45 mahkûmun bulunduğu iki katlı binanın kapısını kırarak cezaevi bahçesindeki personel alanına geçerek hükümet karşıtı sloganlar atmasıyla başladığını söyledi.

Atna Daimi gazeteye, sekiz mahkûmun ailesinden protesto haberleri duyduğunu ve Pazar günü Evin Cezaevi’ndeki kadın mahkûmlarla kısa süreli telefon görüşmeleri yaptığını söyledi.

Daimi, gardiyanların aralarında zorunlu başörtüsü takmayı reddedenlerin de olduğu kadınları, binaya geri dönmezlerse öldürülecekleri konusunda uyardığını söyledi. Daimi, iki mahkûmun -çevre aktivisti Sepide Kaşani ve siyasal aktivist Zehra Safai- göz yaşartıcı gaz nedeniyle bayıldığını ve tedavi altına alındıklarını açıkladı.

Kadınlar, ayrıca lazer işaretleyici silahlarla donanmış muhafızların silahları kendilerine doğrulttuklarını söylediler.

Siyasi muhalifler ve protestocular Evin Cezaevi’nde 

Evin Cezaevi’nde gözaltına alınan birçok üyesinin de yer aldığı, sendikaların şemsiye kuruluşu olan İranlı İşçiler Sendikası’na göre yangından zarar gören bir başka kesim de siyasi tutuklular. Sendika, geçen Cuma günü bazı Evin mahkûmlarının avluda toplandığını ve hükümet karşıtı sloganlar attığını belirtti.

Protesto hareketlerinin üyelerine ve insan hakları aktivistlerine göre İranlı yetkililer gözaltına aldıkları yüzlerce protestocu arasında  siyasal olarak en aktif olanları Evin Cezaevi’nde hapsetti.

ABD’nin 2018’de “ağır insan hakları ihlalleri” nedeniyle kara listeye aldığı Evin Hapishanesi’ndeki siyasi tutukluların aileleri, politikacılar ve yetkililerden sevdiklerinin güvenliğini garanti altına almalarını talep etmek için sosyal medyaya başvurdu

22 yaşındaki Mahsa Amini’nin 16 Eylül’de ölümüyle alevlenen protestolar, 1979 devriminden beri İran hükümetinin karşılaştığı en ciddi meydan okumalardan biri haline geldi. Göstericiler iktidarın devrilmesi çağrısında bulunurken, mevcut protesto dalgasına Genç İranlı kadınlar öncülük ediyor.

Birçok kentte gösteriler sürüyor

İran’daki İnsan Hakları Örgütü’ne göre Pazar günü kadınlar Tahran’daki Şeriati Teknik ve Meslek Yüksek Okulu’nda tekrar gösteri yaparak, “Hepimiz Mahsa’yız” sloganları attılar.

Protestolar, dün sabahın erken saatlerinde Yezd ve diğer bazı şehirlerde yeniden başladı.

Twitter’daki @1500tasvir_en hesabı, sokakları ateşe veren ve İran dini lideri Ali Hamaney’e ölüm çağrısı yapan insanları gösteren bir video yayınladı.

İran, halk ayaklanmasını bastırma çabalarına öncülük etmek üzere gönüllü paramiliter güç Besic’i görevlendirdi, ancak Besic protestoları kontrol altına alamadı.

Şarku’l Avsat’ın verdiği bilgiye göre, gösterilere müdahale etmeyen Devrim Muhafızları, Pazartesi günü askeri tatbikatlara başladı.

Şiddetin sorumlusu olarak “yurtiçi ve yurtdışındaki düşmanları” gören İran, güvenlik güçlerinin protestocuları öldürdüğünü reddediyor. Cumartesi günü devlet medyası, güvenlik güçlerinin en az 26 üyesinin “isyancılar” tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Suriye’de Rejim Karşıtı Örgütler Arasında Çatışma: 60 Ölü

Suriye’de Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) örgütünün, Türkiye’nin desteklediği gruplara karşı alan kazanması üzerine bölgede şiddetli çatışmaların yaşandığı, çatışmalarda şu ana kadar 60 kişinin hayatını kaybettiği öne sürüldü.

Heyet Tahrir El Şam örgütünün Afrin bölgesinde kontrolü ele aldığı ve rejim güçleri ile Kürt grupları ayıran topraklardaki kontrol noktalarında militanlarını konuşlandırması için önce anlaşmaya vardığı, ancak kısa süren ateşkesten sonra yeniden çatışmaların başladığı da kaydedildi.

Suriye’de rejim karşıtı radikal örgütler ile Türkiye’nin desteklediği gruplar arasında son 10 gündür süren çatışmalarda yaklaşık 60 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Türk askerlerinin çatışmalara müdahale etmediği ve El Kaide’den ayrılan Heyet Tahrir El Şam’ın Afrin bölgesinde kontrolü ele aldığı kaydedildi.

Fransız Haber Ajansı (AFP), Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ve alandaki kendi muhabirine dayandırarak verdiği haberinde, Suriye’de Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) örgütünün, Türkiye’nin desteklediği gruplara karşı alan kazanması üzerine bölgede şiddetli çatışmaların yaşandığını bildirdi.

AFP, bu kaynaklara dayandırarak verdiği haberinde, çatışmalar sonucu Heyet Tahrir El Şam örgütünden 28, Türkiye’nin desteklediği gruplardan da 20 kişinin öldüğünü aktardı. Olaylarda yaklaşık 10 sivilin de hayatını kaybettiği belirtildi.

Çatışmaların 8 Ekim’de başladığı ve bölgede bulunan Türk birliklerinin buna müdahale etmediği bildirildi. ‘Terör örgütleri’ listesinde bulunan El Kaide’den ayrılan Heyet Tahrir El Şam çatışmalar sonrası bazı bölgeleri ele geçirdi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Rami Abdel Rahman, Heyet Tahrir El Şam’ın Türkiye’nin onayı olmadan ilerleyemeyeceğini öne sürdü.

Heyet Tahrir El Şam örgütünün Afrin bölgesinde kontrolü ele aldığı ve rejim güçleri ile Kürt grupları ayıran topraklardaki kontrol noktalarında militanlarını konuşlandırması için önce anlaşmaya vardığı, ancak kısa süren ateşkesten sonra pazartesi akşamı Azez yakınlarında yeniden çatışmaların başladığı kaydedildi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Fransız Şirketi Lafarge IŞİD’e Destek Verdiğini Kabul Etti

Fransız şirketi Lafarge, Amerika tarafından terörist olarak tanımlanan gruplara ödeme yaptığı suçlamasını kabul etti. Lafarge, New York’un Brooklyn bölgesindeki mahkemede düzenlenen oturumda ilk kez, Amerika sınırları içinde, bir terör örgütüne maddi destek verme suçlamalarını kabul etmiş oldu.

VOA Türkçe’de yer alan habere göre, Fransız beton imalatçısı Lafarge, Amerika tarafından terörist olarak tanımlanan gruplara ödeme yaptığı suçlamasını kabul etti.

Lafarge, New York’un Brooklyn bölgesindeki federal mahkemede düzenlenen oturumda ilk kez, Amerika sınırları içinde, bir terör örgütüne maddi destek verme suçlamalarını kabul etmiş oldu.

2015 yılında İsviçre menşeili inşaat malzemeleri firması Holcim’e katılan Lafarge ayrıca Paris’te, 2011 yılında Suriye’de patlak veren iç savaş sonrasında bu ülkede bir fabrika işletmeye devam ederek insanlığa karşı işlenen suçlara ortaklık yaptığı iddiasıyla da karşı karşıya.

Lafarge, 687 milyon dolar karşılığında anlaşmaya giderken, 90 milyon dolar para cezası ödemeyi de kabul etti.

Firma, yapılan bir iç soruşturma sonrasında, Suriye’deki alt kuruluşunun fabrikasında çalışan elemanları korumak için silahlı gruplara ödemeler yaptığını itiraf etmişti. Ancak Lafarge, insanlığa karşı işlenen suçlara ortak olma suçlamalarını reddetmişti.

Lafarge Başkanı Magali Anderson, mahkemede, 2013 yılı Ağustos ayından 2014 yılı Kasım ayına kadar şirketin eski yöneticilerinin “bilerek ve kasten, Suriye’deki çeşitli silahlı gruplara fayda sağlaması için planlanan ödemeleri yapma ve onaylamayı amaçlayan komploya katılmayı kabul ettiğini” söyledi.

Anderson, “Bu davranıştan sorumlu olan kişilerin firmayla ilişiği 2017 yılından beri kesildi” dedi.

Holcim de yaptığı açıklamada, firmanın, Lafarge’la ilgili sorunların hiçbirine müdahil olmadığını belirtti. Holcim, Suriye’de ya da Lafarge’ın Amerika’daki operasyonlarında hiçbir zaman faaliyet göstermediğini, Lafarge’ın Suriye’deki faaliyetlerinin “Holcim’in savunduğu her şeyle taban tabana zıt” olduğunu kaydetti.

Holcim ayrıca Suriye’de olanlarla ilgisi bulunan Lafarge yöneticilerinin bunu Holcim’den ve dış denetçilerden gizlediklerini de vurguladı.

Fransa’daki hak örgütleri, 2017’de Lafarge’ı, 2011-2015 yılları arasında Suriye’de faaliyetlerine devam edebilmek için IŞİD dahil silahlı gruplara 13 milyon Euro ödeme yapmakla suçlamıştı.

İsviçre borsası SIX, Lafarge’ın Amerika’da hakkındaki suçlamaları kabul ettiğine ilişkin haberlerin çıkmasının öncesinde Holcim hisselerinin işlemlerini askıya aldı.

Paylaşın

Başörtüsü Takmadan Yarışan İranlı Sporcudan Haber Alınamıyor

Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenen Asya Kaya Tırmanma Şampiyonası’nın final ayağında başörtüsüz yarışan İranlı kaya tırmanışçısı Elnaz Rekabi’den haber alınamıyor. Rekabi’nin ailesi, Elnaz Rekabi’nin kendilerine Güney Kore’de İranlı yetkililerle görüştüğünü söyledikten sonra tekrar iletişime geçemediklerini açıkladı.

İran’da 13 Eylül günü başörtüsünü kurallara uygun takmadığı gerekçesiyle ahlak polisi tarafından gözaltına alınan Mahsa Amini’nin ölümüyle başlayan protestolar devam ediyor. Amini’nin öldürülmesinin ardından, İran’da kadınların başörtüsü çıkararak ülkedeki örtünme kurallarını protesto etmesi gündem olmuştu.

İranlı milli sporcu Elnaz Rekabi, Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenen tırmanış yarışmasında başörtüsü takmadı. Rekabi’nin bu eylemi nedeniyle, Tahran’a planlanandan iki gün önce döndüğü öğrenildi.

Rekabi’nin pasaportuna ve cep telefonuna İranlı yetkililer tarafından el konulduğunu öne sürdü. Rekabi’nin ailesi, Elnaz Rekabi’nin kendilerine Güney Kore’de İranlı yetkililerle görüştüğünü söyledikten sonra tekrar iletişime geçemediklerini açıkladı.

Elnaz Rekabi’nin İran’a dönüşünün ardından özellikle siyasi tutukluların bulunmasıyla bilinen Evin Hapishanesi’ne nakledileceği iddia edildi. Evin Hapishanesi’nde geçtiğimiz hafta tutuklularla güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmış, en az 8 kişi yaşamını yitirmişti.

Ayrıca Rekabi’nin kardeşi Daud Rekabi’nin İran Devrim Muhafızları tarafından Pazartesi sabahı İran saatiyle tutuklandığını ileri sürüldü. Rekabi kardeşlerin, İran’ın Olimpiyat Komitesi Başkanı Mohammad Khosravivafa’nın emriyle gözaltına alındıkları iddia edildi.

Khosravivafa’ya Rekabi’nin alıkonulması için İran Devrim Muhafızları’nın emir verdiği ve Rekabi’nin yarışmanın ardından İran’ın Seul Büyükelçiliği’ne getirildiği belirtildi. İran Olimpiyat Komitesi konuya ilişkin açıklama talebine yanıt vermedi.

İran’ın Güney Kore Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada, “Elnaz Rekabi, Asya Şampiyonası kaya tırmanışı yarışmasının sona ermesinin ardından Salı sabahı İran’a gitmek için Seul’den ayrıldı. İran İslam Cumhuriyeti’nin Güney Kore Büyükelçiliği, Elnaz Rekabi hakkındaki tüm sahte haberleri, yalanları ve yanlış bilgileri şiddetle reddediyor” denildi.

Federasyon yetkilileri ise Rekabi’nin bir haftalık etkinliğin önceki bölümlerinde başörtüsü ile mücadele ettiğini, final aşamasında ise sadece saç bandı kullandığını belirtti.

Yetkililer müsabaka kuralları arasında kadınların başörtüsü takması ya da takmaması ile ilgili bir madde bulunmadığı Rekabi’nin bu kararının ise ancak gelen soruların ardından fark edildiğini aktardı. Rekabi müsabakayı dördüncü sırada tamamladı.

Paylaşın

Rusya – Ukrayna Savaşı Dört Milyon Çocuğu Yoksulluğa İtti

Ukrayna savaşı üzerine UNICEF’in yayınladığı rapora göre, 22 ülke genelinde, savaş koşulları ve artan enflasyon nedeniyle yoksulluğa itilen çocuk sayısı 2021’e göre yüzde 19 artarak 4 milyona ulaştı. Rapora göre, yetişkinler dahil edildiğinde bölge ülkelerinde, 8 milyondan fazlası Rusya’da olmak üzere 10 milyonu aşkın kişi yoksulluğa sürüklendi.

Raporda, acil önlemler alınmazsa söz konusu ülkelerde 4 bin 500 çocuğun ilk doğum gününü görmeden ölebileceği ve 117 bin çocuğun eğitim sistemi dışında kalacağı uyarısı yapıldı.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF), Ukrayna savaşının Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesindeki etkileriyle ilgili 16 Ekim’de yayımladığı rapora göre, sadece Rusya’da şubat ayından bu yana 2,8 milyon çocuk yoksulluk sınırının altında yaşamaya başladı.

Raporun kapsamındaki 22 ülke genelindeyse, savaş koşulları ve artan enflasyon nedeniyle yoksulluğa itilen çocuk sayısı 2021’e göre yüzde 19 artarak 4 milyona ulaştı.

Bazı bölgeleri işgal altındaki Ukrayna’da da yarım milyon civarında çocuğun yoksulluğa düştüğü tahmin edilirken, Türkiye ve Romanya için bu sayının 110 bin civarında olduğu belirtildi. Çeşitli ülkelerdeki Ukraynalı mültecilerin bu değerlendirmeye dahil edilmediği kaydedildi.

UNICEF Fransa Başkanı Adeline Hazan, raporla ilgili AFP’ye şöyle konuştu: Ukrayna’daki çatışmanın Rusya’daki etkileri son derece önemli çünkü savaş; belli başlı temel ürünlere, yakıta ve hatta enflasyon yüzünden normal bir alım gücüne erişimi engelliyor.

Hazan, UNICEF’in hükümetlere çocuklu ailelere nakit para desteği ve sosyal koruma programları sağlaması için çağrı yaptıklarını hatırlattı.

Raporda, acil önlemler alınmazsa söz konusu ülkelerde 4 bin 500 çocuğun ilk doğum gününü görmeden ölebileceği ve 117 bin çocuğun eğitim sistemi dışında kalacağı uyarısı yapıldı.

UNICEF Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Afshan Khan şu ifadeleri kullandı: Çocukların öldürülmesi, sakat kalması ve yerinden edilmesi gibi belli korkunçluklarının yanında, Ukrayna’daki savaşın ekonomik sonuçları Doğu Avrupa’da ve Orta Asya’da çocuklar üzerinde çok büyük yıkıcı etkide bulunuyor.

Rapora göre, yetişkinler dahil edildiğinde bölge ülkelerinde, 8 milyondan fazlası Rusya’da olmak üzere 10 milyonu aşkın kişi yoksulluğa sürüklendi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Trafikte Birbirlerine Ateş Açan İki Baba Kızlarını Vurdu

ABD’nin Florida eyaletinde trafikte tartışan iki baba birbirlerine ateş açtı. Açılan ateş sonucu babalarının yanında bulunan iki kız yaralandı. Hastaneye kaldırılan yaralı kızların hayati tehlikesi olmadığı bildirilirken iki sürücü tutuklandı.

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Florida eyaletinde trafikte birbirine ateş eden iki adam hakkında cinayete teşebbüsten dava açıldı.

Nassau Şerif Ofisi’nden yapılan açıklamada, 35 ve 43 yaşlarındaki iki sürücü kilometrelerce süren yol kavgasından sonra gözaltına alındığı belirtildi.

Şerif Bill Leeper’ın açıklamalarına göre, iki sürücü arasında atışmalarla başlayan kavga araçları birbirlerinin üzerine sürerek devam etti. Bu arada araçlarda bulunan diğer kişiler de sözlü tartışmaya başladı ve açık camlardan birbirlerine su şişeleri attı.

İki araç yan yana geldiğinde sürücülerden biri silahını çıkararak diğer araca doğru ateş etti ve hızlanarak devam etti. Silahtan çıkan kurşunun 5 yaşındaki kızını bacağından yaraladığını fark eden diğer sürücü kaçan aracı yakalayarak 7-8 el ateş etti. Kurşunlardan 3’ü arabaya isabet ederken araçta bulunan 14 yaşındaki kızı sırtından yaraladı.

Görgü şahitlerinin polise ihbarından sonra kenara çekilen iki aracın sürücüleri polisin yanında da tartışmaya devam etti. Hastaneye kaldırılan yaralı kızların hayati tehlikesi olmadığı bildirilirken iki sürücü tutuklandı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Afrin Ve Azez Yakınlarında IŞİD’e Yönelik Özel Operasyon: 20 Ölü

Rusya ve Suriye askerleri birimlerinin, Şam’da bir otobüsü havaya uçuran Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanlarını ortadan kaldırmaya yönelik özel operasyon düzenlediği, operasyonda 20 IŞİD militanın etkisiz hale getirildiği duyuruldu.

Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Oleg Yegorov, dünkü basın toplantısında Rus ve Suriyeli askerlerin geçenlerde Şam ilinde bir otobüsü havaya uçuran IŞİD militanlarını ortadan kaldırmaya yönelik özel operasyon düzenlediğini, operasyon sonucu 20 militanın etkisiz hale getirildiğini belirtti.

Sputnik Türkçe‘de yer alan habere göre; Tuğgeneral Yegorov, Rus askeri grubunun, Suriye devlet güvenlik birimleri ve silahlı kuvvetleriyle etkileşim halinde Suriye’nin güneyindeki Der’a eyaletindeki Jasim yerleşiminde, 13 Ekim’de Suriyeli askerlerin bulunduğu otobüsün havaya uçurularak gerçekleştirilen, 19 kişinin hayatını kaybettiği ve 22 kişinin yaralandığı terör saldırısından sorumlu IŞİD militanlarını ortadan kaldırmaya yönelik özel operasyon düzenlediğini, operasyon sonucu 20 militanın etkisiz hale getirildiğini aktardı.

“Rus Hava-Uzay Kuvvetleri Suriye’deki militan hazırlama kampını vurdu”

Suriye’deki Rus Hava-Uzay Kuvvetleri’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda, Afrin ve Azez yerleşimlerinin bulunduğu bölgede militan hazırlama kampını ve yasadışı silahlı oluşumlarının komuta merkezine vurduğunu ifade eden Yegorov, şöyle konuştu:

Rus Hava-Uzay Kuvvetleri, uluslararası terör örgütlerine karşı koymak amacıyla Katma yerleşiminin 1.3 kilometre kuzeydoğusundaki bir militan eğitim kampına ve Azez yerleşiminin 2.2 kilometre batısındaki alanda yer alan yasadışı silahlı birlik komuta merkezine hava saldırısı düzenledi. 100’e kadar radikal, komuta merkezi, silah, mühimmat ve malzeme depoları, kamp karargahının yanı sıra ağır makineli tüfeklerle donatılmış 15’e yakın otomobil imha edildi.

Paylaşın

Nijerya’da Aşırı Yağışların Yol Açtığı Sellerde Can Kaybı 600’ü Aştı

Nijerya Afet Yönetimi Bakanlığı, aşırı yağışların yol açtığı sellerde hayatını kaybedenlerin sayısının 600’ü aştığını duyurdu. Nijerya’da 2012 yılında yaşanan sel felaketlerinde 2,1 milyon kişi yerlerinden olmuş 343 kişi de hayatını kaybetmişti.

Son on yılın en yağışlı dönemlerinden birini yaşayan Nijerya’da haziran ayında başlayan yağmur sezonundan bu yana meydana gelen sellerde hayatını kaybedenlerin sayısı 600’ü aştı.

Nijerya Afet Yönetimi Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre felaketler nedeniyle 1,3 milyondan fazla kişi de evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Bakanlık daha önce ölü sayısının geçtiğimiz hafta 500 olduğunu ve can kayıplarındaki artışın uyarılara rağmen bazı eyalet yönetimlerinin sellere hazırlık yapmamasından kaynaklandığını vurguladı.

Ülkedeki 36 eyaletin 27’si sellerden etkilenirken Afet Yönetimi Bakanı Sadiya Umar Faruq, 82 bin evin ve 110 bin hektarlık tarım arazisinin de kullanılamaz hale geldiğini açıkladı.

Yaklaşık 200 milyon nüfuslu ülkede yerel üretimi desteklemek için pirinç ithalatı yasaklanmış durumda ve tarlaları zarar gören çiftçiler bu nedenle fiyat artışlarının yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Tarım arazilerinin zarar görmesi Rusya-Ukrayna savaşından olumsuz etkileriyle birlikte ülkedeki gıda sorunun daha da zor bir duruma soktu. Birleşmiş Milletler Gıda Programı geçtiğimiz ay Nijerya’yı felaket düzeyinde açlık tehlikesiyle karşı karşıya olan altı ülke arasında saymıştı.

Ülkede yağmur sezonu Haziran ayında başlasa da Acil Durum Ajansı aşırı yağışların özellikle ağustos ayından itibaren etkili olduğunu duyurdu.

2012 yılında yaşanan sel felaketlerinde 2,1 milyon kişi yerlerinden olmuş 343 kişi de hayatını kaybetmişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Yemen İçin İnsani Yardım Çağrısı

Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen’de 2015 yılından beri süren iç savaşın yol açtığı insani kriz giderek büyüyor. Birleşmiş Milletler (BM), Yemen için acil insani yardım çağrısında bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Joyce Msuya, Yemen’e insani yardımların yoğunlaştırılması çağrısı yaparak, ülkede açlığın milyonlarca insanı etkileyebileceği uyarısında bulundu.

BM Yetkilisi Msuya, dokuz gün süren Yemen ziyaretinin ardından yaptığı yazılı açıklamada, Yemen’de 23,4 milyon kişinin insani yardıma muhtaç, 17 milyon insanın da gıda güvenliğinden yoksun olduğunu söyledi.

Yemen’de kadın ve çocukların yetersiz beslenme konusunda dünya sıralamasında üstlerde yer aldığını kaydeden Msuya, 1,3 milyon hamile veya emziren kadın ile 5 yaş altı 2,2 milyon çocuğun akut yetersiz beslenme nedeniyle tedaviye ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Msuya, bağışçıların yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda milyonlarca insanın açlık tehlikesiyle yüz yüze olduğuna işaret ederek, Yemen’e insani yardımların yoğunlaştırılması çağrısı yaptı.

Yemen İç Savaşı

Yemen iç savaşı, 2015 yılının Mart ayından beri ülkedeki pek çok grup arasında devam eden çatışmalardır.

Arap Baharı sonrası devrilen eski cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, Şii Ensarullah Hareketine destek vermeye başlamıştır. Yemen’de bir türlü sağlanamayan istikrar sonucu bir hükûmet krizi oluşmuştur ve Husilerin başkent San’a’yı ele geçirerek, yönetimi devralmasıyla sonuçlanmıştır.

Husiler, kısa sürede Taiz gibi büyük güney kentlerini ele geçirmeye başlamıştır. Yemen Ordusu dağılmıştır. Husiler ikinci büyük kent olan Aden’i kuşatmıştır. Bunun üzerine Suudi Arabistan öncülüğünde koalisyon oluşturulmuştur.

Koalisyon güçlerinin bombardımanları Husilerin ilerleyişini durdurmuştur. Ne var ki, bu durum Husileri geriletmeye de yetmemiştir. Öte yandan Arap Yarımadası el-Kaidesi ve diğer radikal gruplar ülkenin doğu bölgelerini ele geçirmeye başlamışlardır. Çatışmalar devam etmektedir.

Ülkede halen devam eden iç savaşta 377 bin kişi yaşamını yitirdi. Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen’de çatışmaların yol açtığı insani kriz giderek büyüyor.

Paylaşın