Ukrayna’ya Silah Desteği ABD’nin Füze Ve Cephane Stoklarını Tüketti

Rusya’nın bölgesel bir operasyon olarak adlandırdığı Ukrayna’nın ise ‘Batı’lı güçlerin desteğiyle devam ettirdiği savaşın bir yılı geride kalırken, Ukrayna’ya silah desteği sağlayan ABD’nin füze ve cephane stoklarını tüketti yazıldı.

ABD’nin önde gelen gazetelerinden The New York Times’ın haberine göre, ABD’nin Ukrayna’ya gönderdiği Stingerlar kadar yeni füze üretmesi 13 yıl sürecek. Benzer şekilde, Javelin füze sistemlerinin savaştan önceki stok seviyesine gelmesinin de en az 5 yıl alacağı hesaplandı.

Mühimmat üretiminde yaşanan sıkıntılar ve eksikliklerin savunma sanayi profesyonelleri arasında da endişe yarattığı ifade edildi.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi tarafından yayınlanan bir raporda, “Bu bir kriz olabilir. Ön cephe hareketsiz bir hale gelmişken, toplar en önemli savaş silahına dönüştü. Ukrayna asla 155 milimetrelik mühimmattan mahrum kalmaz ama top birlikleri sadece öncelikli hedeflere ateş etmek zorunda kalabilir” ifadelerine yer verildi.

Biden yönetimi mart başında Savunma Bakanlığı için 842 milyar dolarlık rekor bütçe önermiş ve bu bütçenin 19,2 milyar dolarının üretim tesislerini yenilemek ve füze üretimini artırmak için kullanılacağını belirtmişti.

ABD’nin bir ayda ürettiği, Ukrayna’da 48 saatte tükeniyor

ABD elindeki mevcut kapasiteyle bir ayda 155 milimetrelik 14 bin top mermisi üretebilirken, Ukrayna güçleri bu sayıda mermiyi 48 saat içinde tüketiyor. ABD’li yetkililer ocak ayında bir öneri sunmuş ve talebi karşılayabilmek için üretim kapasitesinin günde 90 bin mermiye kadar çıkarılmasına karar verilmişti. Ancak bu rakamın 2025’e kadar yakalanması beklenmiyor.

Konuyla ilgili geçen aralıkta Dış Politika Araştırma Enstitüsü (Foreign Policy Research Institute) için bir makale yazan savunma uzmanları Michael Kofman ve Rob Lee, “Mühimmat erişimi, 2023’te savaşın gidişatını belirleyecek en önemli ve tek faktör olabilir” ifadelerini kullanmıştı.

Daha önce Körfez Savaşı gibi yüksek yoğunluklu ve kısa süreli ya da Afganistan Savaşı gibi düşük yoğunluklu ve uzun süreli çatışmalarda bulunan Amerika Birleşik Devletleri bu savaşlarda cephane sıkıntısı yaşamamıştı. Bu savaşların yoğunluğu ve süresi, ABD’nin stoklarını ihtiyaç duyduğu şekilde tazelemesine fırsat sunmuştu.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Putin: Belarus’a “Taktik Nükleer Silahlar” Konuşlandıracağız

Rusya devlet televizyonuna açıklama yapan Devlet Başkanı Vladimir Putin, Belarus’a taktik nükleer silahlar konuşlandıracağını söyledi. Putin, Moskova’nın silahların kontrolünü Minsk yönetimine bırakmayacağını da sözlerine ekledi.

Haber Merkezi / Vladimir Putin, söz konusu hamlenin nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmalarını ihlal etmeyeceğini söylerken; ABD’nin de silahlarını Avrupa ülkelerinde konuşlandırdığını hatırlattı.

Putin, Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko’nun Belarus’ta taktik nükleer silah konuşlandırma meselesini uzun süredir gündeme getirdiğini söyledi.

“Burada da olağan dışı bir şey yok” diyen Putin şunları söyledi: ABD bunu onlarca yıldır yapıyor. Taktik nükleer silahlarını müttefik ülkelerinin topraklarında uzun süredir konuşlandırıyor.

Bu hareketle birlikte Moskova, 1990’ların ortasından bu yana ilk kez yurt dışında nükleer silaha sahip olacak.

Sovyetler Birliği’nin 1991’deki çöküşüyle beraber silahlar Rusya, Ukrayna, Belarus ve Kazakistan olmak üzere dört yeni bağımsız ülkeye nakledilmişti. Tüm savaş başlıklarının Rusya’ya transferi 1996’da tamamlandı.

Belarus hükümeti, Kremlin’in sıkı bir müttefiki ve aynı zamanda Ukrayna işgalini de destekliyor.

Rusya, gelecek hafta itibarıyla silahları kullanabilecek personelin eğitimine başlayacak. Putin, Belarus’ta taktik nükleer silahlar için kurulacak depolama tesisi inşaatının da 1 Temmuz’a kadar tamamlanacağını söyledi.

Putin, nükleer silahları kullanmak için kullanılabilecek İskender taktik füze sisteminin Belarus’a transfer edildiğini söyledi.

Silahların ne zaman gönderileceğini belirtmedi.

Ukrayna BM’yi acil toplantıya çağırdı

Ukrayna Rusya’nın Belarus’a taktik nükleer silah konuşlandırma planını kınayarak, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyini acil toplantıya çağırdı.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Rusya’nın hareketi “başka bir provakatif adım” olarak nitelendirilerek Moskova’nın “uluslararası güvenlik sistemini külliyen tehlikeye attığı” vurgulandı.

Açıklamada “Rusya bir kez daha, bir tehdit ve aşağılama aracı değil de caydırıcılık ve savaşı engelleme aracı olarak nükleer silahlara sorumlu şekilde hamilik yapmaya kronik kabiliyeti olmadığını gösterdi” denildi.

Ukrayna, Güvenlik Konseyi’nin toplanmasını talep ederek G7 ülkeleri ve Avrupa Birliği’nden (AB) Belarus’u Rus nükleer silahlarını kabul etmesi durumunda bunun sonuçları olacağı konusunda uyarmasını istedi.

NATO’dan Rusya’ya kınama

NATO, Putin’in açıklamasını kınadı. İttifaktan yapılan açıklamada Rusya’nın taktik nükleer silahları Belarus’a konuşlandırma planı “tehlikeli ve sorumsuz” olarak nitelendirildi.

NATO Sözcüsü Oana Lungescu, Batılı müttefiklerin “Rusya’nın nükleer duruşunda kendi duruşlarında değişikliğe gitmelerine neden olacak bir değişikliği henüz görmediklerini” söyledi.

Gerginlik tırmanıyor

Ukrayna Savaşı’nda gerginlik Batılı ülkelerin Kiev’e silah göndermesinden sonra tırmanıyor. Moskova da Ukrayna’nın askeri olarak silahsızlandırılması söyleminden komşu ülkede Batılı ülkeler ile topyekûn mücadele söylemine kaymaya başladı.

Taktik nükleer silahlar büyük şehirleri yok etmek için değil savaş alanında belirli taktik kazanımlar elde etmek için kullanılıyor. Rusya’nın sahip olduğu silah sayısı bilinmiyor.

Paylaşın

Tunus Açıklarında Göçmen Tekneleri Battı: En Az 29 Ölü

Tunus Sahil Güvenliği, Akdeniz üzerinden İtalya’ya ulaşmak isteyen göçmenleri taşıyan üç teknenin alabora olması sonucu en az 29 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Tunus son dönemde Afrika ve Ortadoğu ülkelerinden Avrupa’da daha iyi bir hayat umuduyla Avrupa kıyılarına ulaşmaya çalışan göçmenlerin izlediği rotada Afrika’dan ayrılma noktası olarak Libya’nın yerini almış durumda.

Avrupa’ya ulaşmak için Afrika ülkelerinden yola çıkan göçmenlerin rotaları üzerinde bulunan Tunus kıyılarında son günlerde üst üste çok sayıda tekne alabora oldu.

Göçmen teknelerinin sayısının arttığı Sfaks kıyılarında son dört günde 5 tekne battı. Bu teknelerde bulunan göçmenlerden 67’si kaybolurken 29’unun cansız bedenine ulaşıldı.

Sfaks kıyılarında tekneleri alabora olan 5 kişi de Mahdia açıklarında sahil güvenlik ekipleri tarafından kurtarıldı.

Tunus sahil güvenlik ekipleri, sadece son dört günde İtalya’ya doğru yola çıkan 80 tekneyi durdurduklarını ve 3 binden fazla göçmeni gözetim altına aldıklarını açıkladı.

İtalya sahil güvenlik ekipleri de perşembe günü yaptıkları iki operasyonda 750 kişiyi kurtardıklarını duyurmuştu.

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre bu yıl İtalya’ya Tunus’tan 12 bin sığınmacı düzensiz geçiş yaptı. Geçen yıl aynı dönemde bu rakam bin 300 düzeyindeydi.

Aynı dönemde Tunus sahil güvenliği 14 bin göçmeni taşıyan onlarca teknenin denize açılmasına engel oldu. Geçen yıl bu sayının yaklaşık 3 bin olduğu kaydedildi.

İtalya’dan ekonomik yardım çağrısı

İtalya sahil güvenlik yetkilileri ise son iki kurtarma operasyonunda İtalya açıklarında 750 göçmenlerin kurtardıklarını duyurdu.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni Tunus’un finansal istikrarı göçmenlerin Avrupa’nın artan sığınmacı akını riski altında olduğunu söyledi. Meloni, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve bazı ülkelere Tunus’a yardım çağrısında bulundu.

Paylaşın

ABD İle İran Destekli Gruplar Arasında Suriye’de Çatışma: En Az 19 Ölü

Suriye’deki iç savaşı takip eden İngiltere merkezli Suriye Gözlemevi, ABD saldırılarında İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı grupların kullandığı üslerin vurulduğunu ve 19 militanın öldüğünü kaydetti.

Gözlemevi, ABD saldırısında 3 Suriye askeri, 11 Şam hükümeti destekçisi Suriyeli savaşçı ve yine hükümet destekçisi yabancı 5 savaşçının öldüğünü belirtti. Öldürülen yabancı savaşçıların hangi ülkeden olduğuna dair net bilgi elde edilemedi.

Suriye’nin doğusunda 1 ABD sözleşmeli personelin öldüğü, 1 sözleşmeli personel ile 5 askerin de drone saldırısı sonucu yaralanmasının ardından çatışmalar sürüyor.

ABD askerlerinin, İran destekli militanları hedef aldığı saldırılarda can kaybı 19’a yükseldi. İran devlet televizyonu ise Tahran destekli grupların ABD üslerine yönelik saldırılarına ait görselleri paylaştı.

Suriye’de Devlet Başkanı Beşar Esad yönetimine destek veren İran’ın desteklediği gruplarla, bu ülkede başta Kürt gruplar olmak üzere muhaliflere arka çıkan ABD birlikleri arasında çıkan çatışmalar şiddetlendi.

Salı günü 1 ABD sözleşmeli personelin öldüğünü, 1 sözleşmeli personel ile 5 askerin de drone saldırısı sonucu yaralanmasının ardından bölge bir kez daha hareketlendi.

ABD savaş uçakları, Suriye’nin doğusunda Deyrizor ili ve ona bağlı Elbukemal ve Meyadin ilçesinde, İran destekli gruplara ait askeri noktalara hava saldırısı düzenledi.

İngiltere merkezli Suriye Gözlemevi, ABD saldırılarında İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı grupların kullandığı üslerin vurulduğunu ve 19 militanın öldüğünü kaydetti.

Suriye’deki iç savaşı takip eden gözlemevi, ABD saldırısında 3 Suriye askeri, 11 Şam hükümeti destekçisi Suriyeli savaşçı ve yine hükümet destekçisi yabancı 5 savaşçının öldüğünü belirtti.  Öldürülen yabancı savaşçıların hangi ülkeden olduğuna dair net bilgi elde edilemedi.

İran devlet televizyonu görsel yayınladı

İran devlet televizyonu İRNA, Deyrizor’da İran destekli yabancı grupların varlık gösterdiği bölgelerden ABD güçlerinin konuşlandığı Ömer petrol ve Kuniko gaz sahalarına düzenlenen roket saldırılarının fotoğraflarını yayınladı.

Sabah saatlerinden bu yana İran destekli terörist guruplar, ABD askerlerinin konuşlandığı Ömer petrol ve Kuniko gaz tesislerine İHA ve roketlerle saldırı düzenliyor.

Pentagon Sözcüsü Ryder, günlük basın toplantısında, yerel saatle dün 08.05 sularında Deyrizor’da ABD tarafından Yeşil Köy olarak adlandırılan üsse 10 roket saldırısı düzenlendiğini açıklamıştı.

ABD Savunma Bakanlığı da söz konusu saldırıda 1 sözleşmeli personelin öldüğünü, 1 sözleşmeli personel ile 5 ABD askerinin yaralandığını duyurmuştu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Suriye Ordusu İle Heyet Tahrir Şam Arasında Çatışma: 10 Ölü

Suriye ordusu ile El Kaide bağlantılı Heyet Tahrir Şam (HTŞ) arasında çıkan çatışmada 10 kişi hayatını kaybetti. Çatışmada HTŞ’den 10, Suriye güçlerinden ise 6 kişi de yaralandı.

Suriye’nin kuzeyindeki Halep vilayetinde Suriye ordusu ve El Kaide bağlantılı Heyet Tahrir Şam (HTŞ) örgütü arasında çıkan çatışmalarda 10 kişi öldü.

Rûdaw’ın aktardığına göre, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Halep’te çıkan çatışmalarda beş Suriye Ordusu askeri ile beş HTŞ mensubunun öldüğünü duyurdu.

İngiltere merkezli SOHR’nin paylaştığı bilgilere göre, Suriye güçleri ile diğer silahlı gruplarla birlikte İdlib’in yaklaşık yarısını kontrol eden HTŞ arasında başta Halep olmak üzere komşu vilayetlere yakın noktalarda gerçekleşen çatışmada, HTŞ’den 10, Suriye güçlerinden altı kişi de yaralandı.

Gözlemevi’ne göre, çatışmaların ardından Suriye ordusu, Halep’in batı kırsalındaki Atarib kentini top atışlarıyla vurdu. Atışların sonucunda siviller yaralandı.

Gözlemevi Direktörü Rami Abdel Rahman, ‘Türkiye ve Suriye arasındaki yakınlaşmanın ardından HTŞ’nin Suriye ordusunun İdlib’deki mevzilerini bombalamayı yoğunlaştırdığını’ söyledi.

Suriye iç çatışmaları

Suriye ordusu, Suriye hükûmeti ve Suriye’deki iç isyancılar arasında başlayan, sonrasında Irak ve Şam İslam Devleti, El Nusra ve bazı Kürt, Türkmen, Dürzi ve Süryani gruplarda katılmıştır.

Son dönemde ise Rusya, İran, Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye ve İsrail gibi dış güçlerin de sınırlı ve düzenli olarak dâhil olduğu çatışmalardır.

Paylaşın

İsrailli Pilotlar, Başbakan Netanyahu’yu İngiltere’ye Götürmeyi Reddetti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kendisini Londra’ya götürecek pilot bulamadığı için Britanya ziyaretini ertelediği iddia edildi. Benzer bir olay birkaç hafta önce Netanyahu’nun Roma ziyareti sırasında da yaşanmıştı.

Geçen kasımdaki seçimlerden zaferle çıkan Netanyahu, tartışmalı yargı reformu teklifinin ardından geniş kitlelerin tepkisini çekiyor.

Haftalardır sokağa çıkan onbinlerce İsrailli, hükümetin yargı reformu planını iptal etmesini istiyor. Yeni yargı reformu, İsrail Yüksek Mahkemesi’nin yetkilerini azaltırken, hakimlerin atanma sürecinde hükümetin rolünü artırıyor.

Reform karşıtları yeni düzenlemenin İsrail’i bir diktatörlüğe çevireceğini söylüyor.

Yargı sistemiyle ilgili tartışmalı reform planı İsrail’de büyük tepki çeken İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kendisini Londra’ya götürecek pilot bulamadığı için Britanya ziyaretini ertelediği iddia edildi.

The Telegraph’a konuşan Birleşik Krallık hükümetinden bir kaynak, “İsrailli pilotların Netanyahu’yu Birleşik Krallık’a uçurmayı reddettiğini öğrendik” ifadelerini kullandı.

Normalde perşembe akşamı Londra’ya uçacak olan Netanyahu’nun seyahatini cuma sabahına çekmek zorunda kaldığı belirtildi.

Benzer bir olay birkaç hafta önce Netanyahu’nun Roma ziyareti sırasında da yaşanmıştı. Netanyahu ve eşini Roma’ya götürecek pilot bulamayan devlet havayolu şirketi EI AI, ülkede kalifiye pilot sayısının azlığını gerekçe göstermişti.

Savunma Bakanı Gallant’la görüşme

İsrail’de 11 haftadır devam eden yargı reformu karşıtı gösteriler perşembe günü Netanyahu ve diğer kabine üyelerinin evlerinin yakınında yapılmıştı.

İsrail Başbakanı Netanyahu, yargı reformunun durdurulması için çağrı yapacağı iddia edilen Savunma Bakanı Yoav Gallant’la bir görüşme gerçekleştirmişti. Netanyahu’nun liderlik ettiği koalisyon hükümetinin dağılmasını engellemek için Britanya ziyaretini ertelemiş olabileceği de değerlendiriliyor.

Tartışmalı yargı reformu nedeniyle bazı askerlerin görevlerini yerine getirmeyi reddetmesinden rahatsız olan Gallant, Netanyahu ile yaptığı görüşmeden sonra planlanan basın toplantısını iptal etti.

İsrail medyasında yer alan haberlerde Netanyahu’nun Gallant’tan biraz daha süre istediği bildirildi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

ABD’den Suriye’de İran’la Bağlantılı Gruplara Operasyon

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Suriye’nin kuzeydoğusunda yer alan IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) karşıtı koalisyon üssünü hedef alan SİHA saldırısının ardından, bölgedeki İran Devrim Muhafızlarıyla bağlantılı gruplara operasyon düzenledi.

ABD’nin İran’ı sorumlu tuttuğu SİHA saldırısı, bir Devrim Muhafızları generalinin “askeri danışman” olarak Suriye’de gittiği bir görev sırasında öldürüldüğü yönünde birkaç gün önce İran resmi medyasında çıkan haberlerin ardından geldi.

Suriye’de Beşar Esad yönetimini destekleyen İran, ordu mensuplarının Şam hükümetinin daveti üzerine Suriye’de bulunduğunu ve faaliyetlerinin “askeri danışmanlık”la sınırlı olduğunu savunuyor.

Suriye’nin kuzeydoğusunda Amerikan askerlerinin bulunduğu koalisyon üssünü hedef alan SİHA saldırısının ardından, ABD ordusu bölgede İran Devrim Muhafızlarına bağlı gruplara yönelik hava saldırıları düzenledi.

Pentagon’dan yapılan açıklamada, Haseke yakınlarındaki koalisyon üssünde bir bakım tesisini hedef alan SİHA saldırısında ABD’li bir ordu müteahhidinin öldüğü, bir müteahhit ve beş askerin yaralandığı bildirildi. Açıklamada, yerel saatle sabah 01.40’ta gerçekleşen saldırının İran kaynaklı olduğunun değerlendirildiği belirtildi.

Savunma Bakanı Lloyd Austin de, “ABD Başkanı Joe Biden’ın da açıklıkla ifade ettiği üzere insanlarımızı savunmak için gerekli tüm önlemlere başvuracak, kendi seçtiğimiz yer ve zamanda yanıt vereceğiz. Birliklerimize yönelik hiçbir grubun saldırısı cezasız kalmayacak” açıklaması yaptı.

Austin, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na (CENTCOM) İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı gruplara ait tesislere operasyon talimatı verdiğini de bildirdi.

“Birliklerimiz Suriye’deki varlığını sürdürecek”

CENTCOM Komutanı Michael Kurilla da, “Birliklerimiz IŞİD’in kalıcı yenilgisini sağlamak için Suriye’deki varlığını sürdürecektir” diyerek bunun sadece Suriye değil, tüm bölgenin güvenlik ve istikrarı için faydalı olduğunu savundu.

IŞİD ile mücadele hedefiyle 2014’te kurulan uluslararası koalisyon çerçevesinde halen yüzlerce ABD askeri Suriye’de bulunuyor. ABD askerleri, koalisyona bağlı üslerde Kürt YPG güçleriyle birlikte faaliyet gösteriyor.

Koalisyonda ABD’nin en önemli yerel müttefiki olan ve ağırlıklı olarak Kürt YPG birliklerinden oluşan Suriye Demokratik Güçleri, YPG’yi PKK’nın Suriye kolu olarak gören Ankara ile ABD arasında gerilime neden oluyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

NATO: Putin Barış Değil Savaşı Uzatma Planı Yapıyor

“Putin barış değil savaşı uzatma planı yapıyor” diyen NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Kremlin’in askeri sanayi üretimini artırdığını ve İran’la Kuzey Kore gibi “otoriter rejimlerle” görüşerek daha fazla silah almaya çalıştığını söyledi.

Stoltenberg, bu nedenle Batılı ülkelerin sanayisinin de Ukrayna’yı uzun süreli bir savaşta desteklemeye hazır olması gerektiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

“Bu ihtiyaç sürmeye devam edecek çünkü bu bir yıpratma savaşı. Bu, desteği sürdürmek için endüstriyel kapasiteyle ilgili.”

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Birleşik Krallık’ın önde gelen gazetelerinden Guardian’a konuştu.

Stoltenberg, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’yla kısa vadede barış sağlanmasını istemediğini ve bir “yıpratma savaşı” sürdürdüğünü savundu.

Stoltenberg, Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta temmuzda düzenlenmesi planlanan NATO zirvesinde, ittifaktaki tüm ülkelerin gayri safi yurtiçi hasılalarının en az yüzde 2’sini savunma bütçesi olarak kullanmayı onaylaması gerektiğini belirtti.

“Putin barış değil savaşı uzatma planı yapıyor” diyen NATO lideri, Kremlin’in askeri sanayi üretimini artırdığını ve İran’la Kuzey Kore gibi “otoriter rejimlerle” görüşerek daha fazla silah almaya çalıştığını öne sürdü.

Stoltenberg, bu nedenle Batılı ülkelerin sanayisinin de Ukrayna’yı uzun süreli bir savaşta desteklemeye hazır olması gerektiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

Bu ihtiyaç sürmeye devam edecek çünkü bu bir yıpratma savaşı. Bu, desteği sürdürmek için endüstriyel kapasiteyle ilgili.

NATO lideri, Ukrayna günde 4 bin ila 7 bin havan mermisi harcarken, bu sayının Rusya için 20 bine çıktığını da iddia etti. Batının silah sanayisindeki üretimin, Ukrayna ordusunun harcadığı mermi miktarına yetişemediğini de sözlerine ekledi.

Avrupa Birliği ülkeleri bu hafta Ukrayna’ya 12 ay içinde toplamda bir milyon top mermisi gönderilmesini kararlaştırmıştı.

Öte yandan Stoltenberg, ABD’nin Çin’in Rusya’ya silah satmayı planladığında dair iddialara da değindi. NATO lideri, Pekin yönetiminin böyle bir hamle yapmaktan caydırılması gerektiğini ifade etti.

Çin’in savaştaki arabuluculuk çalışmalarında Ukrayna’nın yaklaşımının anlaşılmasının yanı sıra ülkenin lideri Volodimir Zelenski’yle doğrudan görüşme sağlanmasının önemli olacağını da vurguladı.

Stoltenberg, Kiev yönetimine savaş jeti gönderilmesine dair henüz net bir karar verilmediğini de belirtti. ABD Başkanı Joe Biden, Ukrayna’ya F-16 gönderilmeyeceğini söylemişti. Öte yandan Polonya ve Slovakya, Ukrayna ordusuna MiG-29 savaş jetleri sevk edeceklerini duyurmuştu. Tam olarak kaç uçak gönderileceği henüz bilinmiyor.

NATO lideri, salı günkü açıklamasında da ittifaktaki ülkelerin savunma harcamalarını artırması gerektiğini belirtmişti. “Dünya daha tehlikeli halde, savunma yatırımlarımızı da artırmalıyız” diyen Stoltenberg, NATO ülkelerine silah üretimini hızlandırma çağrısı yapmıştı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İki Milyar İnsan İçme Suyuna Erişmede Zorlanıyor

Dünya genelinde yaklaşık iki milyar insanın güvenli bir biçimde içme suyuna erişimi yok. 3,6 milyar insan ise hijyen standartlarına uygun bir kanalizasyon sisteminden mahrum yaşıyor.

Dünya üzerinde yaklaşık üç milyar insan her yıl en az bir ay su kıtlığı sıkıntısı yaşıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından hazırlanan Dünya Su Raporu’nda, yeryüzündeki su kıtlığının daha farklı bölgeleri de içine alarak artacağı ve halihazırda yeterli su kaynakları bulunan Orta Afrika, Doğu Asya ve Güney Amerika’nın bazı bölgelerini de kapsayacağı öngörüsünde bulunuldu.

Raporda, Orta Doğu ve Sahel Bölgesi gibi içme suyu sıkıntısının günümüzde hissedildiği bölgelerde bu durumun daha da ağırlaşacağı vurgulandı.

BM verilerine göre yaklaşık iki milyar insanın güvenli bir biçimde içme suyuna erişimi yok. 3,6 milyar insan ise hijyen standartlarına uygun bir kanalizasyon sisteminden mahrum yaşıyor.

BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından hazırlanan Su Raporu, dünya üzerinde yaklaşık üç milyar insanın her yıl en az bir ay su kıtlığı sıkıntısı yaşadığını da ortaya koyuyor.

Dünya genelinde su tüketiminin son 40 senede her yıl yüzde bir oranında arttığını ve muhtemelen 2050’ye kadar da bu hızda artmaya devam edeceğini aktaran rapora göre bunun sebebi dünya nüfusundaki artış, sosyoekonomik gelişim ve değişen tüketim alışkanlıkları. Buna ek olarak içme sularının kirletilmesi sonucu su kalitesinin düşmesi de yaşanan sorunu büyütüyor.

Rapor, yoksul ülkelerde ana problemin kanalizasyon sistemlerindeki yetersizlik, sanayi ülkerinde ise yer altı sularının endüstriyel tarım nedeniyle kirlenmesi olduğunun altını çiziyor.

Dünya Su Raporu’nda diğer yandan, yaşanan bu sıkıntılara karşı, su yönetimi ile alakalı, yerelden uluslararası kurum ve kuruluşlara kadar, sınırları aşan bir biçimde, farklı aktörlerin ortak ve iş birliği içinde olmasının önemine vurgu yapıldı. Buna örnek olarak da tarımda ortak işletilen sulama sistemleri ya da kentler için su sağlayan havzaların iş birliği içnde korunması vurgulandı.

UNESCO Almanya örgütünün yönetim kurulu üyelerinden Ula Burchhardt, yayınlanan raporu, “Korkunç bir ara bilanço” olarak nitelendirerek, “Ajanda 2030’daki su hedeflerini tutturabilmek için dört kat daha fazla çaba göstermemiz gerekiyor” dedi.

Hazırlanan raporun, 22-25 Mart tarihlerinde, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) New York kentinde yapılacak olan BM Dünya Su Konferansı’ndaki tartışmalar ve görüşmeler için bir temel olması amaçlanıyor.

1977 yılından bu yana BM tarafından organize edilen ilk su konferansı olan organizasyonda, Ajanda 2030’un sürdürülebilir hedeflerinden, temel insan hakkı olarak nitelendirilen suya ve sıhhi tesislere ulaşımın uygulamaya geçirilmesi hedefleniyor.

22 Mart, BM tarafından 1993 yılından bu yana Dünya Su Günü olarak değerlendiriliyor. Bu bağlamda her yıl, 22 Mart’ta dünya kamuoyunun dikkati, temiz suya erişimi olmayan insanlara çekilmeye çalışılıyor.

Paylaşın

NATO’dan İttifak Ülkelerine Çağrı: Askeri Harcamalarınızı Arttırın

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ittifak üyelerine askeri bütçelerini arttırma çağrısında bulunarak, 30 üyeden sadece yedisinin şu an üzerinde mutabakata varılan hedefi tutturduğunu ifade etti.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Temmuz ayında Litvanya’da yapılacak olan NATO zirvesinde daha iddialı bir hedefin gündeme geleceğine inandığını dile getirdi.

NATO’nun 2022 yıllık raporunun, Brüksel’deki tanıtımında konuşan Stoltenberg, yüzde iki hedefini tutturan ülkeler arasında Almanya’nın olmadığını da belirterek, askeri harcamalarla ilgili, “Daha fazlasını yapmalıyız ve daha hızlı yapmalıyız” ifadelerini kullandı.

Yunanistan ve ABD en fazla kaynak ayıran ülkeler

GSYİH’lerine göre savunma harcamaları için en fazla kaynak ayıran NATO ülkelerinin, Yunanistan ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olduğu bildirildi. Yunanistan, GSYİH’sinin yüzde 3,54’ünü, ABD ise yüzde 3,46’sını askeri giderlere ayırıyor.

Yüzde iki hedefini aşan diğer beş ülke ise Litvanya, Polonya, İngiltere, Estonya ve Letonya. GSYİH’sinin yüzde 1,49’unu askeri giderlere ayıran Almanya ise, NATO ülkeleri arasında 18’inci sırada yer alıyor.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, geçen yıl Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından kısa süre sonra, Almanya’nın askeri harcamalarını kalıcı olarak yüzde iki sınırının üstüne çekeceklerini bildirmiş ve Alman ordusu için 100 milyar euro çapında özel bütçe ayrılacağını duyurmuştu. Ancak bu paranın 2024 yılından itibaren kullanılmaya başlanacağı belirtiliyor.

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius da, NATO’nun koyduğu yüzde iki hedefinin daha yukarı çekilmesi gerektiğini savunuyor.

NATO ülkeleri, Rusya’nın Kırım’ı 2014’te ilhak etmesinin ardından Galler’de yapılan zirvede, her üye ülkenin kendi GSYİH’sinin yüzde ikisini askeri harcamalara ayırma hedefini gözetmesi ve bu hedefe on yıl içinde varılması konusunda mutabakata varmışlardı.

Paylaşın