İlkokulda Silahlı Saldırı: 9 Ölü, 7 Yaralı

Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da yer alan Vladislav Ribnikar İlkokulu’nda 7. sınıf öğrencisinin düzenlenen silahlı saldırıda en az sekiz çocuk ve bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / Saldırıda 6 öğrenci ile bir öğretmenin de yaralandığı açıklandı. Yaralıların hastaneye kaldırıldığı belirtildi.

Sırbistan polisinden yapılan açıklamada, Belgrad’daki Vladislav Ribnikar İlkokulu’nda 7. sınıf öğrencisinin, sabah saatlerinde güvenlik görevlileri ve öğrencilere ateş açtığı kaydedildi.

Saldırıda 8 öğrenci ile okulun güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiği belirtildi. 2009 doğumlu K.K adlı saldırgan öğrencinin gözaltına alındığı açıklandı.

Saldırıda yaralanan 6 öğrenci ve 1 öğretmenin de hastaneye kaldırıldığı belirtildi.

Okulun bulunduğu Vracar bölgesinin Belediye Başkanı Milan Nedelikoviç, doktorların öğretmenin yaşamını kurtarmak için müdahale ettiğini duyurdu.

Sırbistan İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, olayda yaralanan 6 öğrenci de hastanede tedavi altına alındı. Başından yaralanmış bir kız öğrencinin durumunun ağır olduğu ve ameliyata alındığı açıklandı.

Olayla ilgili soruşturma devam ederken, saldırının nedeni henüz bilinmiyor.

Sırp medyasında, zanlının polis tarafından kelepçelenmiş ve başı bir ceketle kapatılmış halde olay yerinden uzaklaştırılırken çekilmiş görüntüleri yayımlandı.

Sırbistan Devlet Televizyonu’na (RTS) konuşan bir öğrenci, “Çocukların okuldan çığlık atarak kaçtığını gördüm. Anne ve babalar geldi, panik içindeydiler. Sonra da üç el silah sesi duydum” dedi.

Balkan ülkleerinde 1990’lardaki savaş ve çatışmalar nedeniyle yüz binlerce yasa dışı silah bulunuyor.

Sıkı bir bireysel silahlanma politikası olan Sırbistan’da bu tür silahlı saldırılar nadir görülüyor. Ancak Sırbistan, bireysel silahlanma oranının en yüksek olduğu Avrupa ülkeleri arasında.

2019’da Sırbistan’da her 100 kişiye 39,1 ateşli silah düşüyordu.

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü, İsrail’in Filistinlilere ‘Apartheid’ Uyguladığını Bildirdi

Türkçede ayrılık anlamına gelen Apartheid, düşüncesine göre beyaz ırkın diğer ırklardan daha üstün olduğu savunusudur. Uluslararası Af Örgütü, İsrail polisinin yüz tanıma sistemleriyle Filistinlilere karşı “otomatikleştirilmiş apartheid” uyguladığını bildirdi.

Birleşik Krallık merkezli Uluslararası Af Örgütü, yayımladığı raporda, İsrail polisinin Filistinlileri takip etmek için Red Wolf (Kızıl Kurt) adı verilen bir yüz tanıma sistemi kullandığı belirtildi.

Raporda, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te deneme aşamasında olan sistemin, “Filistinlilerin yüzlerini taramak ve onları onayları olmadan halihazırdaki geniş gözetim veri tabanına eklemek” amacıyla kullanıldığı ifade edildi.

Kapalı devre televizyon sistemi (CCTV) ağına bağlı yazılımın, “hareketlerini takip etmek için Filistinlilerin biyometrik verilerini yasadışı şekilde topladığı” da bildirildi.

Örgütün genel sekreteri Agnes Callamard, sistemin günden güne genişleyen gözetim ağının bir parçası olduğuna dikkat çekerek, “İsrailli yetkililerin, Filistinlilere karşı mekansal ayrıştırmayı iyice artırmayı ve apartheid’i otomatikleştirmeyi hedeflediğini” söyledi.

Raporda, Kızıl Kurt yazılımının İsrail ordusunun halihazırda kullandığı Wolf Pack (Kurt Sürüsü) ve Blue Wolf (Mavi Kurt) sistemleriyle bağlı çalıştığı da ifade edildi.

Kurt Sürüsü, işgal altındaki bölgelerde yaşayan Filistinlilerin ailelerine ve sicil kayıtlarına dair bilgilerin tutulduğu geniş bir veritabanı. Mavi Kurt ise İsrailli güvenlik güçlerinin söz konusu veritabanındaki bilgilere akıllı telefonlar ve tabletler üzerinden hızlıca ulaşabilmesini sağlayan bir yazılım.

Örgütün görüştüğü ve kimliği paylaşılmayan İsrailli bir komutan, bazı askeri birimlerin, Kızıl Kurt sisteminin tamamen otomatik şekilde yüzleri tanıyabilmesini sağlamak için algoritmayı güçlendirmekle görevlendirildiğini savundu.

Kimliği açıklanmayan bir Filistinli gazeteciyse örgüte şunları söyledi: Protestocular anında gözaltına alınmasalar bile yüzlerinin kameralarla tespit edileceğini ve sonradan yakalanacaklarını artık biliyorlar.

Raporda, Doğu Kudüs’te yer alan Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki Filistinli ailelerin zorla evlerinden çıkarılmasıyla 2021’de patlak veren protestoların ardından, bölgedeki CCTV kamera sayısının artırıldığına da dikkat çekildi.

Bu kameraların, 2017’den beri Doğu Kudüs’te kullanılan ve yüz tanıma becerilerini artırmak için yerleştirildiği öne sürülen Mabat 2000 sistemine bağlı olduğu belirtildi.

Çalışmada, CCTV kameraların Çin merkezli Hikvision şirketiyle Hollanda merkezli TKH Security firması tarafından tedarik edildiği de savunuldu. TKH, İsrail güvenlik güçlerine satış yapmadığını savunurken Hikvision, örgütün yorum talebini reddetti. Bu kameralarda Kızıl Kurt sisteminin kullanılıp kullanılmadıysa tespit edilemedi.

ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times’ın yorum talebine yanıt veren İsrail Savunma Kuvvetleri, kamera sistemlerinin “gerekli güvenlik ve istihbarat operasyonları için kullanıldığını, Filistinlilerin de bu faaliyetlerden en az zararı görmesi için önemli çaba sarf edildiğini” savundu.

Öte yandan yüz tanıma sistemi iddialarına dairse “Operasyonlara ve istihbarat çalışmalarına ait sistemlerin detaylarından söz edemeyiz” dendi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna’dan Kırım Saldırısı Açıklaması: Büyük Taarruzun Hazırlığıydı

Uluslararası toplum, haftalardan bu yana, Rus ordusuna karşı Ukrayna’nın hazırlıklarına başlandığını duyurduğu karşı saldırıyı bekliyor. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, Batı’dan gelen silah yardımının da desteği ile Rusya’nın işgal ettiği toprakları yeniden ele geçirmeyi hedefliyor.

Bir yılı aşkın süredir, saldırdığı ve topraklarının bir kısmını işgal ettiği komşusu Ukrayna ile savaşan Rusya, ilhak ettiği Kırım Yarımadası’nın yanı sıra, halihazırda Ukrayna’nın yüzde 20’sini de işgali altında bulunduruyor.

Ukrayna ordusu, 2014 yılında Rusya tarafından ilhak edilen Kırım’a yönelik SİHA (silahlı insansız hava aracı) saldırısının, yakında Rus ordusuna karşı başlaması planlanan geniş çaplı karşı saldırının bir hazırlığı olduğunu bildirdi.

“Düşman lojistiğine sızma, savunma kuvvetlerimizin, üzerinde uzun süredir konuştuğumuz güçlü aktif eylemlerine yönelik aşamalardan biri” diyen Ukrayna Güney Bölgesi Komuta Merkezi Sözcüsü Nataliya Humenyuk, “Bu çalışmalar herkesin beklediği kapsamlı saldırıyı hazırlıyor” dedi.

Kırım’da yer alan liman kentlerinden Sivastopol’da bulunan büyük bir yakıt deposuna Cumartesi sabahı SİHA’larla düzenlenen saldırı sonucu depoda yangın çıkmış, ancak Rusya’nın verdiği bilgiye göre olayda ölen ya da yaralanan olmamıştı.

Yakıt deposu dışında sivil yapıların da saldırıda zarar görmediği belirtiliyor. Ukrayna askeri gizli servisi ise saldırıda on petrol tankının kullanılamaz hale getirildiğini iddia ediyor. Kiev yönetimi bu saldırının sorumluluğunu üstlenmedi ancak askeri gizli servisten yapılan açıklamada, benzer patlamaların bundan sonra da devam edeceği ifade edildi.

Bir yılı aşkın süredir, saldırdığı ve topraklarının bir kısmını işgal ettiği komşusu Ukrayna ile savaşan Rusya, ilhak ettiği Kırım Yarımadası’nın yanı sıra, halihazırda Ukrayna’nın yüzde 20’sini de işgali altında bulunduruyor.

Uluslararası toplum, haftalardan bu yana, Rus ordusuna karşı Ukrayna’nın hazırlıklarına başlandığını duyurduğu karşı saldırıyı bekliyor. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, Batı’dan gelen silah yardımının da desteği ile Rusya’nın işgal ettiği toprakları yeniden ele geçirmeyi hedefliyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Endonezya’da Feribot Alabora Oldu: 11 Kişi Hayatını Kaybetti

Endonezya’nın Sumatra adasının doğu kıyısı açıklarında yolcu taşıyan bir feribotun alabora olması sonucu 11 kişinin boğularak hayatını kaybettiği açıklandı. Kurtarma çalışmalarının sürdüğü bildirildi.

Haber Merkezi / Endonezya’nın Sumatra kentinin doğu kıyısında yer alan Tempilahan limanından kalktık bir feribotun yaklaşık 30 dakika sonra alabora olduğu ve kazada 11 kişinin hayatını kaybettiği duyuruldu.

Yaklaşık 198 kilometre uzaklıktaki Tanjung Penang Adası’na gitmek üzere yola çıkan feribotta en az 74 yolcunun olduğu açıklandı.

Konuya ilişkin açıklama yapan yetkililer, çoğu kadın ve çocuk olan 62 kişiyi kurtarıldığı, kayıplarında arama çalışmalarının sürdüğünü söylediler.

Yetkililer, ayrıca, kazanın çıkış nedeniyle ilgili soruşturmanın sürdüğünü belirtiler.

Teknede bulunanların tam sayısının belirlenemediği için kayıp sayısının artmasından korkuluyor.

Yaklaşık 17.000 adadan oluşan bir Güneydoğu Asya takımadası olan Endonezya’da, düşük güvenlik standartları nedeniyle deniz kazaları oldukça yaygın.

Paylaşın

BM’den Taliban’a Kadınlara Yönelik Kısıtlamaları Geri Alma Çağrısı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban’a “Kadınların ve kız çocuklarının insan hakları ve temel özgürlüklerden yararlanmalarını kısıtlayan uygulama ve politikalardan süratle geri dönmesi” çağrısında bulundu.

Taliban Ağustos 2021’de iktidara geldikten sonra ülkede yönetim anlayışı İslam’ın katı yorumuna geri döndü. Afgan kadınlarına yönelik olarak yüksek öğrenim görmelerinin ve devlet dairelerinde çalışmalarının yasaklanması gibi birçok kısıtlama getirdi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Taliban yönetimi tarafından ülkedeki kadınlara getirilen tüm kısıtlayıcı tedbirler ile yasakların “insan hakları ve insani ilkelere zarar verdiğini” bildirerek, 15 üyenin oy birliği ile Taliban’a “Kadınların ve kız çocuklarının insan hakları ve temel özgürlüklerden yararlanmalarını kısıtlayan uygulama ve politikalardan süratle geri dönmesi” çağrısında bulundu.

Kararda eğitime erişim, istihdam, hareket özgürlüğü ve “kadının kamu hayatına tam, eşit ve anlamlı katılımına” atıf yapıldı.

Konsey tüm devletleri ve kuruluşları “bu politika ve uygulamaların acilen tersine çevrilmesini teşvik için” bütün etkilerini kullanmaya davet etti. BMGK ayrıca, Afganistan’daki “vahim ekonomik ve insani durumun” altını çizerek, Birleşmiş Milletler’in (BM) organizasyonlarının Afganistan misyonunun “varlığının kritik önemde” olduğunu belirtti.

“Dünya sessiz kalmayacak”

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) BM Elçisi Lana Zaki Nuseybe, “Afganistan’daki kadınlar toplumdan silinirken dünya sessiz kalmayacak” şeklinde konuştu.

Rusya BM Elçisi Vasily Nebenziya da kararı onaylamakla beraber karar metnini eleştirerek, “Atılan adımların ve daha iddialı bir yaklaşım ve metnin Batılı arkadaşlarımız tarafından engellenmesi nedeniyle hayal kırıklığına uğradık” dedi.

Nebenziya, Afganistan Merkez Bankası’nın Taliban 2021 yılı Ağustos ayında yönetimi devraldıktan sonra Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından dondurulan 7 milyar dolarına atıfla, “Eğer bu kadar ciddiyseniz neden ülkeden çaldığınız varlıkları hiçbir önkoşul olmadan geri vermiyorsunuz” dedi.

ABD Eylül ayında İsviçre’de bu paranın yarısını yönetmek için bir fon kurulduğunu duyurmuştu.

Taliban kadınların BM’de çalışmasını yasakladı

BM 4 Nisan’da Taliban’ın Afgan kadınların ülkedeki BM ofislerinde çalışmasını yasakladığını, geçen Aralık ayında da kadınların yerli ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarında çalışmasına yasak getirdiğini duyurmuştu.

Bazı sivil toplum kuruluşları protesto için ülkedeki operasyonlarını durdurdu ancak bu 38 milyon Afganistanlı için durumu daha da zorlaştırıyor. Yardım kuruluşlarına göre Afganistan’da nüfusun yarısı açlıkla mücadele ediyor.

Taliban, Afgan kadınların ülkedeki BM ofislerinde çalışmasını yasaklamadan önce yapılan ve günlerce süren görüşmelerde sağlık yardımı alanında çalışan kadınların kararnameden muaf tutulması sağlanmıştı.

Taliban’ın kararı Batı’da tepkiyle karşılanmış ve BM’nin de ülkedeki faaliyetlerini 5 Mayıs’a kadar gözden geçirme sürecine girmesine neden olmuştu.

Doha’da Afganistan toplantısı

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres gelecek hafta Doha’da bazı ülkelerin temsilcileriyle bir toplantı düzenleyerek “Afganistan’daki durumun kalıcı bir şekilde ilerlemesi için ortak hedefler doğrultusunda uluslararası angajmanı yeniden canlandırmayı” hedefliyor.

Taliban Ağustos 2021’de iktidara geldikten sonra ülkede yönetim anlayışı İslam’ın katı yorumuna geri döndü. Afgan kadınlarına yönelik olarak yüksek öğrenim görmelerinin ve devlet dairelerinde çalışmalarının yasaklanması gibi birçok kısıtlama getirdi.

Güvenlik Konseyi’nin kararı uluslararası hukuka göre bağlayıcı olmasına rağmen Taliban’ın rotasını değiştirmesi olası görülmüyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

 

Paylaşın

ABD’de İki Askeri Helikopter Havada Çarpıştı: 3 Ölü, 1 Yaralı

ABD’de iki askeri helikopterlerin havada çarpışmasının ardından iki askerin olay yerinde, bir askerin de yaralı kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, kazada yaralı kurtulan bir askerin ise hastanede tedavi altına alındığı açıklandı.

Mart ayında ABD Ordusu’na ait iki tıbbi tahliye helikopteri rutin bir gece eğitim uçuşu sırasında çarpışmış, Yaşanan olayda dokuz asker hayatını kaybetmişti.

ABD’nin 11’inci Hava İndirme Tümeni, eğitim uçuşundan dönen AH-64 tipi iki Apache askeri helikopterin Alaska eyaletinin Healy bölgesi yakınlarında çarpıştığını, üç askerin yaşamını yitirdiğini, bir askerin yaralandığını açıkladı.

Reuters’ın haberine göre, Fort Wainwright’tan havalanan helikopterlerin çarpışması ile ilgili açıklama yapan askeri yetkililer, “İlk yardım ekipleri olay yerinde. Olay soruşturuluyor” dedi.

Askeri helikopterlerin havada çarpışmasının ardından iki asker olay yerinde hayatını kaybederken, yaralı bir asker de Fairbanks’teki hastaneye sevk edilirken yaşamını yitirdi.

Kazadan yaralı kurtulan bir asker ise hastanede tedavi altına alındı. ABD Ordusu Alaska Sözcüsü John Pennel, her iki askeri helikopterde ikişer asker olduğunu aktardı.

Şubat ayında da bir Apache tipi helikopterin Talkeetna’dan havalandıktan sonra havada takla atması sonucu iki asker yaralanmıştı.

Mart ayında ise ABD Ordusu’na ait iki tıbbi tahliye helikopteri rutin bir gece eğitim uçuşu sırasında çarpışmış, Kentucky’de yaşanan olayda dokuz asker hayatını kaybetmişti.

Paylaşın

Papa Francesco’dan Tarihi Karar: Kadınlar İlk Kez Oy Kullanacak

Katolik Kilisesi’nin ruhani lideri Papa Francesco bir sonraki Piskoposlar Meclisi’nden itibaren kadınların da oy kullanma hakkına sahip olmasına karar verdi. Değişiklikle piskopos olmayan üyelere de oy kullanma hakkı tanındı.

Papa Francesco, daha önce de kadınların Vatikan Devlet yönetiminde üst düzeyde roller alması konusunda adımlar atmıştı.

Papa Francesco, gelecek Ekim’de yapılacak Piskoposlar Meclisi toplantısında ilk kez kadınların da oy kullanmasına karar verdi.

Dünya çapındaki piskoposlardan oluşan dini meclis (sinod) toplantısında, piskopos olmayan din insanları, sivil kişiler ve kadınlara da oy hakkı tanınacak.

Papa, Ekim’deki sinodda piskopos olmayan 70 kişinin de oy kullanmasına, bunların yarısının kadın olmasına hükmetti.

Bu kararla, yaklaşık 370 kişilik sinodda kadınlar, yüzde 10 civarında oya sahip olacak.

1960’larda tesis edilen sinod Katolik Kilisesi’nin öğretilerini, tartışmalı konuları ele alıyor ve Papa’ya tavsiyelerde bulunan bir danışma kurulu işlevi görüyor.

Geçmişteki sinodlarda aile, eşcinsellik gibi konular görüşülmüş, boşanma gibi konularda ‘’reform’’ niteliğinde kararlar alınmıştı.

Piskoposlar Meclisi’ne bugüne kadar kadınlar en fazla gözlemci olarak katılabilmişti.

Katolik Kilisesi’nde kadınların piskoposluk gibi mevkilere erişimi ise bulunmuyor. Gelecek sinodda kadınların kilise içindeki rolünün de tartışılması bekleniyor.

Papa Francesco’nun sinodu piskopos olmayan kişilere, sivillere ve kadınlara da açması, kilise için kritik karar süreçlerine yalnızca üst düzey din adamlarının değil cemaatin de dahil edilmesi girişimi olarak değerlendiriliyor.

“Devrim değil, normal değişim”

Sinodda ilk kez kadınlara oy hakkı tanınması İtalya’da ve dünya basınında tarihi bir adım olarak ilgiyle karşılandı.

La Repubblica gazetesi haberi, ‘’Papa sinoda kadın kotası getirdi’’ başlığıyla duyurdu.

Corriere della Sera bugün baş sayfasından ‘’Papa Francesco’dan dönüm noktası’’ diye yazdı.

İtalyan Katolik Kilisesi’nin gazetesi Avvenire de baş sayfadan ‘’tarihi dönüm noktası’’ ifadesini kullandı.

Bu dönüm noktasını dün gazetecilere açıklayan Sinod Baş Raportörü Kardinal Jean-Claude Hollerich ise “Bu önemli bir değişim ama devrim değil: hayatta ve tarihte değişimler normaldir’’ dedi.

Papa 2021’de de Piskoposlar Meclisi’ne müsteşar olarak ilk kez bir kadını atamıştı. Fransız rahibe Nathalie Becquart’ın oy hakkı bulunan bu pozisyona atanması o dönem, yeni adımların habercisi olarak görülüyordu.

Piskoposlar Meclisi Genel Sekreteri Kardinal Mario Grech 2021’de bu atamayla ilgili olarak, “Becquart’ın atanması ve oy hakkına sahip olmasıyla bir kapı açıldı, gelecekte bunu ne gibi adımların takip edeceğini göreceğiz” demişti.

Papa, geniş kapsamlı bir sinod toplantısı için 2021’de ilk adımı atmıştı. 2 yıllık danışma sürecinin ardından 4-29 Ekim tarihlerinde Vatikan’da Piskoposlar Meclisi’nin ilk genel kurul toplantısının yapılması ve sinodun bir yıl sonra, Ekim 2024’te sona ermesi planlanıyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Kripto Para Piyasası, İlk İslami Kripto Para Birimiyle Tanışmaya Hazırlanıyor

İslam hukukuna uygun, dünyanın ilk kripto para birimi piyasaya sürülüyor. İlk İslami dijital para biriminin piyasaya sürülmesi, küresel İslami finans piyasasının 2024 yılına kadar 3,60 trilyon doları aşacağı beklentileriyle aynı zamana denk gelmesi dikkat çekti.

İlk İslami kripto para biriminin kurucu ortağı olan “Muhammed Al-Kaf Al-Haşimi” bu finansal desteğin, resmi olarak halka arz edilmeden önce tüccarlar ve yeni para birimi arasındaki güveni destekleyeceğine inanıyor.

Yakın bir tarihte kripto para piyasası, İslam hukukuna uygun, dünyanın ilk kripto para birimiyle tanışmaya hazırlanıyor.

Arabian Business dergisinin haberine göre, dünyada her türlü kripto para birimine olan talebin artmasıyla, türünün ilk örneği olan bu kripto para biriminin piyasaya sürülmesi için resmi lansman tarihi Mayıs ayı olarak belirlendi.

Arabian Business dergisi, İslam hukukuna uygun ilk kripto para biriminin kurucularından birinin açıklamalarını aktardı.

Dergi, Haq Blockchain adlı bir ağ üzerinden işlem görecek ilk İslami kripto paranın, önümüzdeki aydan itibaren tedavüle sokulacağını yazdı. Haq Blockchain, dünyanın dört bir yanından binlerce kripto uygulama ile uyumlu bir kripto ticaret ağı olarak biliniyor.

Yetkililerin ilk İslami kripto para biriminin Haq Blockchain ağı üzerinden piyasaya sürülmesini tercih etmeleri, bu ağın finans ve kripto para piyasaları alanındaki İslami ilke ve geleneklere sıkı sıkıya bağlı olmasından kaynaklanıyor.

Şu anda, yeni İslami kripto para birimi “İslamic Coin”, dijital para birimleri alanında piyasa değerini geliştirmek ve büyütmek isteyen yatırımlar ve sermayeyi çekmeye devam ediyor.

İlk İslami kripto para biriminin kurucu ortağı olan “Muhammed Al-Kaf Al-Haşimi” bu finansal desteğin, resmi olarak halka arz edilmeden önce tüccarlar ve yeni para birimi arasındaki güveni destekleyeceğine inanıyor.

İlk İslami kripto para biriminin piyasaya sürülmesi, küresel İslami finans piyasasının 2024 yılına kadar 3,60 trilyon doları aşacağı beklentileriyle aynı zamana denk gelmesi dikkat çekti.

(Kaynak: Alain Türkçe)

Paylaşın

ABD’de İnsandan Çok Silah Var!

ABD kişi başına düşen silah bakımından yine üst sıralarda. Kovid-19 salgını sırasında 1,5 milyon ABD’li, yaklaşık 6 milyon silah satın alırken, 2019-2021 yılları arasında 5 milyon ABD’li de yeni bir silah satın aldı.

Haber Merkezi / Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) insandan daha fazla silahı olduğu abartı değil. 

Sivil toplum kuruluşu Trace’in yaptığı bir araştırmaya göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sırasında (2020-22) 1,5 milyon ABD’li, yaklaşık 6 milyon silah satın aldı. Bu, ülkedeki her beş haneden birinin silah aldığı anlamına geliyor.

ABD’de yıllık silah satış ortalamaları, 15 yıl öncesine göre iki katına çıkmış durumda.

Trace’in araştırması bazı ilginç gerçekleri de ortaya çıkardı. Silah satın alanlar, sürekli taşıyabilecekleri yarı otomatik silahları tercih ediyorlar.

Kovid 19 salgını sırasında, ilk kez silah satın alanların çoğu genç olan yüzde 5’i oluşturuyor.

Salgın döneminde silah dükkanlarının önünde uzun kuyruklarda bekleyenlerin görüntüleri büyük tepki toplamıştı.

Başka bir araştırma, 2019-2021 yılları arasında 5 milyon ABD’linin yeni bir silah satın aldığını ortaya koydu. Araştırmada, silah sahibi olanlarında bu dönemde silah satın aldığı belirtildi.

Paylaşın

Pakistan’da Mühimmat Deposunda Patlama: 13 Ölü, 50 Yaralı

Pakistan’ın kuzeybatısında yer alan Svat’a bağlı Kabal kasabasındaki terörle mücadele mühimmat deposunda meydana gelen patlamada 13 kişi hayatını kaybetti. Patlamada 50’den fazla kişi de yaralandı.

Haber Merkezi / İl Emniyet Müdürü Akhtar Hayat, patlamaların olduğu yerin, 2009’da düzenlenen askeri operasyondan önce İslamcı militanların kontrolü altında olduğunu söyledi.

Patlamalarla ilgili soruşturmanın her yönüyle yürütüldüğünü belirten Akhtar Hayat, patlamalarda hayatını kaybedenlerin çoğunun terörle mücadele polisi olduğunu, binanın önünden geçen bir kadın ve çocuğunun da hayatını kaybettiğini söyledi. 

Terörle mücadele biriminin bölge şefi Sohail Khalid’de yaptığı açıklamada, patlamaların bir intihar saldırısı veya terör eylemi gibi görünmediğini söyledi.

Sohail Khalid, açıklamasının devamında, “Çok miktarda silah bulunan bir depomuz var… Bazı dikkatsizliklerden dolayı bir patlama olmuş olabileceğine inanıyoruz.. Bu konuda tüm seçenekleri değerlendiriyoruz” dedi.

Bu arada bölge hastanesinde görev yapan doktorlar, çok sayıda kişinin tedavi altına alındığını ve bazılarının durumunun kritik olduğunu açıkladı.

Öte yandan yetkililer, patlamanın kısa devreden kaynaklandığına inanıyor. Bir polis yetkilisi, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, dışarıdan saldırı yapıldığına dair şu ana kadar herhangi bir kanıt bulunamadığını söyledi.

Ayrılıkçı örgütlerin güçlü olduğu Swat Vadisi’nde önemli ölçüde polis ve terörle mücadele güçleri bulunuyor.

Paylaşın