ABD’de Bir Silahlı Saldırı Daha: 8 Ölü, 7 Yaralı

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Texas eyaletinde yer alan Allen Premium Outlets isimli alışveriş merkezinde düzenlenen silahlı saldırıda, 8 kişi hayatını kaybetti. Saldırıda en az 7 kişi de yaraladı.

Yerel itfaiye şefi Jonathan Boyd, 6 kişinin olay yerinde, iki kişinin hastanede öldüğünü söyledi.

Polis Müdürü Brian Harvey de, saldırganın, silah seslerini duyan bir polis memuru tarafından etkisiz hale getirildiğini kaydetti.

Görgü tanıkları silahlı saldırganın, tamamen siyah giyindiğini ve askeri tipi teçhizat kullandığını söyledi.

Saldırganın öldürülmesi sonrası çekilen görüntüde, cesedinin yanında yarı otomatik AR-15 tipi silah görülüyor.

Texas eyaletinde 21 yaşını geçmiş kişiler, sabıkaları bulunmuyorsa, ruhsata ihtiyaç duymadan tabanca sahibi olabiliyor.

Uzun namlulu silah sahibi olmak isteyenler içinse çok az sınırlama bulunuyor.

Gun Violence Archive (Silahlı Şiddet Arşivi) isimli oluşum, ABD’de bu yıl şu ana kadar dört ya da daha fazla kişinin öldürüldüğü en az 198 silahlı saldırının yapıldığını açıklıyor.

Gun Violence Archive’in (GVA) verilerine göre ülkede bu yıl 199 toplu silahlı saldırı gerçekleştirildi.

Silahlı şiddet olaylarında 521’i genç ve 93’ü çocuk 14 bin 600 kişi öldü. Polislerin dahil olduğu silahlı şiddet olaylarında ise 487 kişi öldü.

Paylaşın

Hollanda Merkez Bankası’ndan “1 Türk Lirası” Uyarısı

Son dönemde alışveriş sonrası para üzeri olarak “euroya çok benzeyen bir yabancı para alan” kişilerin şikayette bulunduğunu belirten Hollanda Merkez Bankası, tüketicileri 1 Türk Lirası konusunda uyardı.

Hollanda Merkez Bankası’na göre, hem 2 euro hem de 1 lira, aynı kontrast renklere sahip ve yaklaşık olarak aynı boyutta.

Bankanın açıklamasında, “Tavsiyemiz; nakit ödeme yaptığınızda para üstü alırken her zaman dikkatli olun. Çünkü 1 lira alırsanız, elinizde 2 euro değil sadece 5 centiniz oluyor” dendi.

Hollanda Merkez Bankası (DNB), madeni 2 euroya çok fazla benzeyen 1 Türk Lirası’nın son dönemlerde dolandırıcılık için kullandığını belirterek, tüketicileri uyardı.

Merkez Bankası’na göre, bazı işletmelerde para üzeri olarak 2 euro yerine, 5 centten daha az değere sahip madeni 1 TL veriliyor.

Bankanın açıklamasında, son dönemde alışveriş sonrası para üzeri olarak “euroya çok benzeyen bir yabancı para alan” kişilerin şikayette bulunduğuna işaret edildi.

DNB, “Kafa karıştırıcı yabancı madeni paranın”, 2 euroya çok benzeyen madeni 1 lira olduğunu vurguladı. Banka, her iki paranın benzerliğini gösteren bir fotoğraf yayınladı.

Bankaya göre, hem 2 euro hem de 1 lira, aynı kontrast renklere sahip ve yaklaşık olarak aynı boyutta.

Ancak Hollanda Merkez Bankası’na göre iki paranın değeri çok farklı. 1 Türk Lirası madeni paranın değeri 5 euro centten daha az.

Bankanın açıklamasında, “Tavsiyemiz; nakit ödeme yaptığınızda para üstü alırken her zaman dikkatli olun. Çünkü 1 lira alırsanız, elinizde 2 euro değil sadece 5 centiniz oluyor” dendi.

O zamanki adıyla “YTL” olarak 2005 yılında basılan madeni 1 Türk Lirası, Avrupa’da çık sayıda şikayete neden olmuştu.

Euro ile olan benzerliği nedeniyle o dönemde Avrupa ülkelerindeki birçok sigara, yiyecek içecek otomatı ve kumar makinelerinde, 2 euro yerine 1 lira kullanıldığı belirlendi.

Bunun üzerine birçok işletme, otomatlarda değişiklik yaparak euro dışında bozuk para kullanımını engelledi.

YTL adı, 1 Ocak 2009’dan itibaren 1 TL olarak değiştirildi. Bu yıl da yüksek maliyetler nedeniyle Darphane tarafından 1 TL’nin gramajı 8,1 gramdan 6,6 grama düşürüldü.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü: Kovid-19 Artık Küresel Acil Durum Değil

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Kovid 19’un küresel acil durum olmaktan çıktığını büyük bir umutla bildiriyorum” dedi. Ghebreyesus, ancak acil durum statüsünün kaldırılmasının, Kovid’in küresel bir sağlık tehdidi olarak sona erdiği anlamına gelmediğini belirtti.

Dünya Sağlık Örgütü, Çin’de 2019 sonunda ilk vakaların görülmesinden birkaç hafta sonra, 30 Ocak 2020’de en yüksek alarm düzeyine geçmişti. DSÖ Genel Direktörü’nün Mart 2020’de yeni tip koronvirüs salgınını “pandemi” olarak değerlendirmesi üzerine ülkeler durumun ciddiyetini kavrayarak, virüsün yayılmasını engellemek için önlemler almıştı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ülkelerin, dünya genelinde 6 milyon 900 bin can kaybına neden olan Kovid 19’da mücadeleyi diğer bulaşıcı hastalıklarla birlikte yürütmesi gerektiğini kaydetti.

DSÖ, dünyada milyonlarca kişinin ölümüne yol açan Kovid 19’un artık küresel sağlık açısından acil durum oluşturmadığını duyurdu. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, gazetecilere yaptığı açıklamada “Büyük bir umutla Covid-19’un artık küresel sağlık acil durumunun sona erdiğini ilan ediyorum” dedi.

Tedros’un açıklaması, DSÖ’nün bağımsız acil durum komisyonun bu yöndeki tavsiyesi sonrasında geldi.

Bir yıldan uzun süredir pandeminin gerilediğini belirten Tedros, enfeksiyonlar ve aşı yoluyla yeni tip koronavirüse karşı bağışıklığın arttığına dikkat çekti. Tedros, “Bu eğilim birçok ülkede Kovid 19 öncesi hayata dönmeyi mümkün kıldı” şeklinde konuştu.

“Ancak bu, Kovid 19’un küresel sağlığı tehdit etmediği anlamına gelmiyor” uyarısında bulunan Tedros, geçen hafta bile her üç dakikada bir kişinin koronavirüsün neden olduğu enfeksiyon sonucu yaşamını yitirdiğini kaydetti.

Virüsün hâlâ öldürmeye ve değişmeye devam ettiğine işaret eden Tedros, tehlikeli bir varyantın ortaya çıkması halinde DSÖ’nün yeniden acil durum ilan edebileceğini ifade etti.

Tedros, hiçbir ülkenin bu duyuruyu dikkati elden bırakmak veya koronavirüsün artık bir endişe kaynağı olmadığı yönünde halka bir mesaj vermek için bir vesile olarak görmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Kovid 19 nedeniyle dünyada yaşamını yitirenlerin sayısının resmi rakamlara göre 7 milyon civarında olduğu notunu düşen Tedros, ancak tahminlere göre bu sayının en az 20 milyon olduğunu kaydetti.

WHO’nun Kovid 19 teknik ekibinin başında bulunan Maria Van Kerkhove, “Ölenleri yakmak için oluşturulan odun yığınlarını, kazılan mezarları unutamayız. Buradaki hiçbirimiz bunları unutmayacağız” dedi.

WHO Acil Durum Direktörü Michael Ryan, “Mücadele sona ermedi. Hala zafiyetlerimiz var ve bunlar, bu ya da bir başka virüsle birlikte yeniden su yüzüne çıkacak. Bunların düzeltilmesi gerekiyor” dedi.

Ryan, “Çoğu durumda pandemiler, bir sonraki pandemi başladığı zaman gerçek anlamda sona erer” dedi.

Bulaşıcı hastalık uzmanları, Kovid’in uzun vadede dünya genelinde sağlık sistemlerini zorlamaya devam edeceğini, bu zorluklardan birinin uzun Kovid olduğunu kaydediyor.

Edinburgh Üniversitesi’nden epidemiyoloji uzmanı Mark Woolhouse, “Hiç kimse bu kararı, Kovid 19’un artık bir sorun olmaktan çıktığı şeklinde algılamamalı. Bu hastalık hala ciddi bir kamu sağlığı sorunu ve öngörülebilir gelecekte de böyle olmaya devam edecek gibi görünüyor” dedi.

Paylaşın

İran, İsveç Vatandaşı Habib Chaab’ı İdam Etti

İran, “çok sayıda bombalama ve terör operasyonu planlamak ve gerçekleştirmek” suçlamalarını yönelttiği İran asıllı İsveç vatandaşı Habib Feracullah Chaab isimli kişiyi idam etti. İran, Chaab’ın 2020 yılında Türkiye’de yakalandığını açıklamıştı.

Çifte vatandaşlığı bulunan ve aynı zamanda İsveç vatandaşı olan Chaab’la ilgili olarak İsveç hükümeti de bir açıklama yaptı ve kendilerinin, idamın infaz edilmemesi için İran’a başvuruda bulunduklarını dile getirdi.

Son dönemde İsveç ve İran ilişkileri, İsveç’in 1988 yılında İran’da siyasi mahkumların toplu infazı hakkında karar veren eski bir İranlı yöneticiyi yargılayıp ömür boyu hapis cezası vermesi üzerine gerilmişti.

İran, 2018 yılındaki askeri geçit törenine düzenlenen ve 25 kişinin öldüğü saldırıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle, İran asıllı bir İsveç vatandaşını bugün asarak idam etti.

Yapılan açıklamada, Habib Feracullah Chaab isimli kişinin şeriat yasaları uyarınca “dünyada yolsuzluk yapmak” suçlamasıyla cezalandırıldığı ve asıldığı belirtildi.

Chaab, 2022 yılında hakim karşısına çıkarıldığında kendisine, İran’ın güneybatısındaki petrol zengini Huzistan eyaletinde ayrı bir devlet isteyen Arabistan Mücadele Hareketi’ni yönetmek ve “çok sayıda bombalama ve terör operasyonu planlamak ve gerçekleştirmek” suçlamaları yöneltildi.

İran, Chaab’ın 2020 yılında Türkiye’de yakalandığını açıklamış ancak bu operasyona dair detay paylaşmamıştı.

Çifte vatandaşlığı bulunan ve aynı zamanda İsveç vatandaşı olan Chaab’la ilgili olarak İsveç hükümeti de bir açıklama yaptı ve kendilerinin, idamın infaz edilmemesi için İran’a başvuruda bulunduklarını dile getirdi.

İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billstrom yaptığı açıklamada “İdam cezası, insanlık dışı ve geri döndürülemez bir cezalandırma yöntemi olduğu için İsveç diğer AB ülkeleriyle birlikte bu kararı kınıyor” dedi.

Son dönemde İsveç ve İran ilişkileri, İsveç’in 1988 yılında İran’da siyasi mahkumların toplu infazı hakkında karar veren eski bir İranlı yöneticiyi yargılayıp ömür boyu hapis cezası vermesi üzerine gerilmişti.

Paylaşın

Sırbistan’da Silahlı Saldırı: 8 Ölü, 13 Yaralı

Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a 60 kilometre mesafede düzenlenen silahlı saldırıda, 8 kişi hayatının kaybetti, 13 kişi de yaralandı. Yaralılardan 7’sinin durumunun kritik olduğu bildirildi.

Sırbistan İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Mladenovac’ta, otomatik tüfeği bulunan saldırganın, seyir halindeki araçtan gelişigüzel etrafa ateş açması sonucu, ilk belirlemelere göre, 8 kişinin yaşamını yitirdiği, 13 kişinin yaralandığı kaydedildi.

İçişleri Bakanı Bratislav Gasic ise, yaşananları “terör eylemi” olarak nitelendirdi.

Sırbistan Devlet Televizyonu (RTS), saldırganın saldırıyı düzenlediği araçla kaçtığını duyurdu. Polisin aradığı saldırı şüphelisinin 21 yaşında olduğu bildiriliyor.

Sırbistan’da, çarşamba günü de Vladislav Ribnikar İlkokulu’nda, 7. sınıf öğrencisi 14 yaşındaki K.K’nin silahla gerçekleştirdiği saldırıda, 8’i çocuk, 1’i güvenlik görevlisi 9 kişi hayatını kaybetmişti.

Eski Yugoslavya’nın dağılmasının ardından 1990’lı yıllarda yaşanan iç savaşlar, bölgede önemli miktarda saldırı silahının kontrolsüz bir şekilde halkın eline geçmesine yol açmıştı.

2019’da yayımlanan bir rapora göre ülkede her 100 kişiye 39,1 silah düşüyor. Sırbistan, bu sıralamada ABD ve Karadağ’dan sonra dünyada üçüncü.

Paylaşın

İsveç, NATO Üyeliği İçin Terörle Mücadele Yasasını Sertleştirdi

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyeliği için Türkiye ve Macaristan’ın onayını bekleyen İsveç terörle mücadele yasasının kapsamını önemli ölçüde genişletti. İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması üzerine NATO üyeliği başvurusunda bulunmuştu.

Yeni yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte terör örgütleri için malzeme taşımak, toplantı yerleri organize etmek, yemek pişirmek ya da ulaşım sağlamak da suç olarak değerlendirilecek ve cezaya tabi olacak.

İsveç Adalet Bakanı Gunnar Strömmer Şubat ayında parlamentoya sunulan yasa tasarısı ile mevcut mevzuatın kapsamının önemli ölçüde genişlettiğini söylemişti.

İsveç Parlamentosu aşırılık yanlısı gruplarla bağlantılı faaliyetleri yasaklayan yeni bir yasayı kabul etti. “Bir terör örgütüne katılmayı” suç sayan yeni yasa 1 Haziran’da yürürlüğe girecek. Yasa 349 üyeli İsveç parlamentosunda 268 lehte oyla kabul edildi.

Türkiye, NATO üyeliği için Ankara’dan onay bekleyen İsveç’ten terörle mücadele yasalarını sertleştirmesini talep ediyor.

İsveç Adalet Bakanı Gunnar Strömmer Şubat ayında parlamentoya sunulan yasa tasarısı ile mevcut mevzuatın kapsamının önemli ölçüde genişlettiğini söylemişti.

Yeni yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte terör örgütleri için malzeme taşımak, toplantı yerleri organize etmek, yemek pişirmek ya da ulaşım sağlamak da suç olarak değerlendirilecek ve cezaya tabi olacak.

İsveç, bir Özbek sığınmacının 2017 yılında başkent Stockholm’de bir alışveriş caddesinde beş kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıyı düzenlemesinin ardından terörle mücadele yasalarını sertleştirme kararı almıştı.

Türkiye, İskandinav ülkesi İsveç’i başta PKK ve Gülen yapılanması mensupları olmak üzere “teröristler” için güvenli bir sığınak olmakla suçluyor. Ankara bu nedenle İsveç’in NATO’ya üyeliğine onay vermiyor ve İsveç hükümetinden “terörist” olarak gördüğü Kürt aktivistlere karşı daha sert bir tutum takınmasını talep ediyor.

Ankara özellikle İsveç’te sık aralıklarla düzenlenen gösterilerde PKK flamalarının açılmasından duyduğu rahatsızlığı her platformda dile getiriyor. Ancak İsveç Adalet Bakanı Strömmer, yeni yasa kapsamında bir gösteri ya da toplantıya katılmanın ceza gerektirecek bir suç olarak değerlendirilmeyeceğini vurguladı.

İsveç, NATO üyeliği ile ilgili Türkiye’nin yanı sıra için Macaristan’dan da henüz onay almadı. Türkiye ve Macaristan son olarak Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğine onay vermişti. Böylece Finlandiya 4 Nisan’da 31. üye ülke olarak NATO’ya katılmıştı.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması üzerine NATO üyeliği başvurusunda bulunmuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Gıda Yardımına Muhtaç Sayısı 258 Milyona Yükseldi

2022 yıl sonu itibarıyla dünya genelinde gıda yardımına muhtaç bir biçimde yaşayanların sayısı 258 milyona yükseldi. 2021 yılında, dünya çapında gıda yardımına muhtaç insan sayısını 193 milyon olarak açıklamıştı.

Gıda güvenliğinin en kötü durumda olduğu ülkeler ise Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Etiyopya, Afganistan, Nijerya ve Yemen olarak sıralanarak, bu ülkelerdeki durumun “kabul edilemez seviyelerde” olduğu vurgulandı.

Gıda krizinin başlıca sebepleri, daha önceki yıllarda olduğu gibi çatışmalar ve kitlesel tehcirler. Diğer yandan korona krizinin ve Ukrayna Savaşı’nın etkileri, gelir dağılımındaki dengesizliğin artması, artan azgelişmişlik, iklim krizi ve doğal felaketler de olumsuz gidişatın sebepleri olarak gösteriliyor.

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre dünya genelinde, iklim değişikliği ve ekonomik krizler nedeniyle gıda yardımına muhtaç bir biçimde yaşayanların sayısı geçen yıl 258 milyona yükseldi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, söz konusu durumu değerlendirdiği açıklamasında, 258 milyon rakamının “İnsanlığın açlığı bitirme, gıda güvenliğini sağlama ve herkesin beslenmesini iyileştirme konusundaki beceriksizliğine karşı bir dava” olduğunu dile getirdi. BM, 2021 yılında, dünya çapında gıda yardımına muhtaç insan sayısını 193 milyon olarak açıklamıştı.

BM’nin açıkladığı veriler, küresel gıda güvensizliğinin üst üste dördüncü yılda arttığını ortaya koyuyor. Halihazırda gıda güvenliğinin en kötü durumda olduğu ülkeler ise Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Etiyopya, Afganistan, Nijerya ve Yemen olarak sıralanarak, bu ülkelerdeki durumun “kabul edilemez seviyelerde” olduğu vurgulandı.

Dünyada açlık çeken insanların yüzde 40’ının bu beş ülkede yaşadığı bilgisinin yer aldığı ilgili raporda, geçen yıl doğrudan açlık nedeniyle ölüm tehlikesi altında yaşayan insan sayısının ise 376 bin olduğu aktarılıyor.

Kongo ve Etiyopya’da 50 milyondan fazla insan aç

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde 26,4 milyon insanın, günlük asgari kalori ihtiyacını çok zor koşullar altında karşılayabildiği ya da aşırı yetersiz beslenmeden muzdarip olduğu, raporun sunduğu çarpıcı bilgilerden biri. Bir başka Afrika ülkesi olan Etiyopya’da bu rakamın 23,6 milyon olduğu belirtiliyor.

BM raporunda ayrıca, açlığın felaket seviyesinde olduğu ülkelerden Somali’de 214 bin, Güney Sudan’da 87 bin, Yemen’de 31 bin ve Afganistan’da 20 bin 300 kişinin açlık nedeniyle ölüm tehlikesi ile karşı karşıya olduğu aktarılıyor. Haiti, Nijerya ve Burkina Faso’da da binlerce kişinin benzer şartlar içinde hayatta kalmaya çalıştığı belirtiliyor.

Gıda krizinin başlıca sebepleri, daha önceki yıllarda olduğu gibi çatışmalar ve kitlesel tehcirler. Diğer yandan korona krizinin ve Ukrayna Savaşı’nın etkileri, gelir dağılımındaki dengesizliğin artması, artan azgelişmişlik, iklim krizi ve doğal felaketler de olumsuz gidişatın sebepleri olarak gösteriliyor.

BM’ye bağlı örgütler, bu yıl ki rapora, geçen yıla göre beş ülke daha ekleyerek 58 ülkeyi mercek altına aldı. Bu da gıda yardımına muhtaç insan sayısının artmasına neden olan bir başka etken oldu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Dev Mafya Operasyonu: En Az 100 Gözaltı

İtalya, Almanya, Belçika, Fransa, Portekiz ve İspanya’da dünyanın en büyük organize suç örgütlerinden biri olarak kabul edilen Ndrangheta’ya yönelik operasyonda 100’den fazla kişi gözaltına alındı.

Polisten yapılan açıklamada, suç örgütünün kara para aklama, çete benzeri vergi kaçakçılığı, ticari çete dolandırıcılığı ve uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlandığı bildirildi.

Soruşturmanın 2019’da Belçika’nın Gent şehrindeki bir pizzacının, mafya ile bağlantısının tespit edilmesi üzerine başlatıldığı kaydedildi.

İtalyan organize suç örgütü Ndrangheta’ya yönelik sürdürülen soruşturma kapsamında 6 Avrupa ülkesinde Çarşamba günü düzenlenen operasyonlarda haklarında yakalama kararı bulunan çok sayıda örgüt mensubu gözaltına alındı. Salt Almanya’da yakalanan örgüt mensubunun 100 civarında olduğu belirtiliyor.

Europol ve Avrupa’da suç soruşturmalarında adli işbirliğini koordine eden Eurojust tarafından yürütülen koordineli bir soruşturmanın parçası olan operasyonlar İtalya, Almanya, Belçika, Fransa, Portekiz ve İspanya’da gerçekleştirildi.

Dünyanın en büyük mafya yapılanması olarak kabul edilen Ndrangheta hakkında kara para aklama, vergi kaçakçılığı, dolandırıcılık ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlamaları yapılıyor.

İtalya ve Belçika makamları söz konusu suç örgütünün Ekim 2019 ile Ocak 2022 arasında 25 ton kokain kaçırdığını, ayrıca İtalya’da kısmi özerk bölge Kalabria’dan Belçika’ya 22 milyon eurodan fazla para aktardığını ileri sürüyor.

Almanya’da beş eyalette operasyon

Bavyera eyalet polisi baskınların, “Eureka Operasyonu” olarak adlandırılan ve üç yılı aşkın süredir devam eden bir soruşturma neticesinde gerçekleştirildiğini açıkladı.

Alman güvenlik birimlerinden yapılan açıklamada operasyonlar kapsamında Bavyera eyaletinde dört, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde 15 ve Rheinland Pfalz eyaletinde 10 kişinin yakalandığı, ev ve ofisler de dahil olmak üzere onlarca mekanda yapılan aramalarda ise delil niteliği taşıyabilecek çok sayıda belgenin ele geçirildiği bildirildi.

Düsseldorf, Koblenz, Saarbrücken ve Münih savcılıkları ile Bavyera, Kuzey Ren-Vestfalya, Rheinland-Pfalz ve Saar eyaletleri asayiş soruşturma büroları tarafından yapılan ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Bavyera’da 130’u aşkın özel tim mensubu 10 mülkte arama yaptı. Aramalarda AB tarafından haklarında tutuklama kararı çıkarılmış dört kişi yakalandı. Kuzey Ren-Vestfalya’da 500 civarında polisin katıldığı operasyonlarda toplam 51 mülkte (ev, apartman, ofis ve iş yerleri) arama yapıldı. Aramalar sonucunda 15 kişi yakalandı. Rheinland-Pfalz’da da yaklaşık 500 polisin katıldığı baskınlarda 50 arama emri uygulandı, 10 kişi tutuklandı. Polislere federal hükümetin ve diğer eyaletlerin özel birimlerinin yanı sıra gümrük ve vergi soruşturma birimleri de destek verdi.

Açıklamada aranan bazı şüphelilerin İtalya ve diğer ülkelerde yakalandığı belirtildi.

İtalyan ANSA ajansının haberinde de operasyon çerçevesinde Katanzaro, Vibo Valentia, Pescara, Milano, Salerno, Katanya, Savona, Bolonya, Vicenza, L’Aquila, Ancona, Roma ve Cagliari’de Ndrangheta ile bağlantılı kişi ve kurumlara ilişkin yerlere baskınlar düzenlendi.

İtalya’nın en tehlikeli suç örgütlerinden biri olarak bilinen ‘Ndrangheta’nın, çoğunlukla Belçika ve Hollanda’daki büyük ticari konteyner limanlarını kullanarak Güney Amerika’dan Avrupa’ya büyük miktarlarda kokain kaçırdığına inanılıyor.

Müfettişlere göre, grubun kara para aklama ağı esas olarak Almanya, Belçika ve Portekiz’de faaliyet gösteriyor ve çeşitli ülkelerde restoranlara ve gayrimenkullere yatırım yapıyordu.

Ndrangheta, Calabria’nın yarımada ve dağlık bölgesinde yerleşik, 18. yüzyılın sonlarına kadar uzanan, önde gelen bir İtalyan Mafya tipi organize suç örgütüdür. Dünyanın en güçlü organize suç gruplarından biri olarak kabul ediliyor.

Paylaşın

İlkokulda Silahlı Saldırı: 9 Ölü, 7 Yaralı

Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da yer alan Vladislav Ribnikar İlkokulu’nda 7. sınıf öğrencisinin düzenlenen silahlı saldırıda en az sekiz çocuk ve bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / Saldırıda 6 öğrenci ile bir öğretmenin de yaralandığı açıklandı. Yaralıların hastaneye kaldırıldığı belirtildi.

Sırbistan polisinden yapılan açıklamada, Belgrad’daki Vladislav Ribnikar İlkokulu’nda 7. sınıf öğrencisinin, sabah saatlerinde güvenlik görevlileri ve öğrencilere ateş açtığı kaydedildi.

Saldırıda 8 öğrenci ile okulun güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiği belirtildi. 2009 doğumlu K.K adlı saldırgan öğrencinin gözaltına alındığı açıklandı.

Saldırıda yaralanan 6 öğrenci ve 1 öğretmenin de hastaneye kaldırıldığı belirtildi.

Okulun bulunduğu Vracar bölgesinin Belediye Başkanı Milan Nedelikoviç, doktorların öğretmenin yaşamını kurtarmak için müdahale ettiğini duyurdu.

Sırbistan İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, olayda yaralanan 6 öğrenci de hastanede tedavi altına alındı. Başından yaralanmış bir kız öğrencinin durumunun ağır olduğu ve ameliyata alındığı açıklandı.

Olayla ilgili soruşturma devam ederken, saldırının nedeni henüz bilinmiyor.

Sırp medyasında, zanlının polis tarafından kelepçelenmiş ve başı bir ceketle kapatılmış halde olay yerinden uzaklaştırılırken çekilmiş görüntüleri yayımlandı.

Sırbistan Devlet Televizyonu’na (RTS) konuşan bir öğrenci, “Çocukların okuldan çığlık atarak kaçtığını gördüm. Anne ve babalar geldi, panik içindeydiler. Sonra da üç el silah sesi duydum” dedi.

Balkan ülkleerinde 1990’lardaki savaş ve çatışmalar nedeniyle yüz binlerce yasa dışı silah bulunuyor.

Sıkı bir bireysel silahlanma politikası olan Sırbistan’da bu tür silahlı saldırılar nadir görülüyor. Ancak Sırbistan, bireysel silahlanma oranının en yüksek olduğu Avrupa ülkeleri arasında.

2019’da Sırbistan’da her 100 kişiye 39,1 ateşli silah düşüyordu.

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü, İsrail’in Filistinlilere ‘Apartheid’ Uyguladığını Bildirdi

Türkçede ayrılık anlamına gelen Apartheid, düşüncesine göre beyaz ırkın diğer ırklardan daha üstün olduğu savunusudur. Uluslararası Af Örgütü, İsrail polisinin yüz tanıma sistemleriyle Filistinlilere karşı “otomatikleştirilmiş apartheid” uyguladığını bildirdi.

Birleşik Krallık merkezli Uluslararası Af Örgütü, yayımladığı raporda, İsrail polisinin Filistinlileri takip etmek için Red Wolf (Kızıl Kurt) adı verilen bir yüz tanıma sistemi kullandığı belirtildi.

Raporda, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te deneme aşamasında olan sistemin, “Filistinlilerin yüzlerini taramak ve onları onayları olmadan halihazırdaki geniş gözetim veri tabanına eklemek” amacıyla kullanıldığı ifade edildi.

Kapalı devre televizyon sistemi (CCTV) ağına bağlı yazılımın, “hareketlerini takip etmek için Filistinlilerin biyometrik verilerini yasadışı şekilde topladığı” da bildirildi.

Örgütün genel sekreteri Agnes Callamard, sistemin günden güne genişleyen gözetim ağının bir parçası olduğuna dikkat çekerek, “İsrailli yetkililerin, Filistinlilere karşı mekansal ayrıştırmayı iyice artırmayı ve apartheid’i otomatikleştirmeyi hedeflediğini” söyledi.

Raporda, Kızıl Kurt yazılımının İsrail ordusunun halihazırda kullandığı Wolf Pack (Kurt Sürüsü) ve Blue Wolf (Mavi Kurt) sistemleriyle bağlı çalıştığı da ifade edildi.

Kurt Sürüsü, işgal altındaki bölgelerde yaşayan Filistinlilerin ailelerine ve sicil kayıtlarına dair bilgilerin tutulduğu geniş bir veritabanı. Mavi Kurt ise İsrailli güvenlik güçlerinin söz konusu veritabanındaki bilgilere akıllı telefonlar ve tabletler üzerinden hızlıca ulaşabilmesini sağlayan bir yazılım.

Örgütün görüştüğü ve kimliği paylaşılmayan İsrailli bir komutan, bazı askeri birimlerin, Kızıl Kurt sisteminin tamamen otomatik şekilde yüzleri tanıyabilmesini sağlamak için algoritmayı güçlendirmekle görevlendirildiğini savundu.

Kimliği açıklanmayan bir Filistinli gazeteciyse örgüte şunları söyledi: Protestocular anında gözaltına alınmasalar bile yüzlerinin kameralarla tespit edileceğini ve sonradan yakalanacaklarını artık biliyorlar.

Raporda, Doğu Kudüs’te yer alan Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki Filistinli ailelerin zorla evlerinden çıkarılmasıyla 2021’de patlak veren protestoların ardından, bölgedeki CCTV kamera sayısının artırıldığına da dikkat çekildi.

Bu kameraların, 2017’den beri Doğu Kudüs’te kullanılan ve yüz tanıma becerilerini artırmak için yerleştirildiği öne sürülen Mabat 2000 sistemine bağlı olduğu belirtildi.

Çalışmada, CCTV kameraların Çin merkezli Hikvision şirketiyle Hollanda merkezli TKH Security firması tarafından tedarik edildiği de savunuldu. TKH, İsrail güvenlik güçlerine satış yapmadığını savunurken Hikvision, örgütün yorum talebini reddetti. Bu kameralarda Kızıl Kurt sisteminin kullanılıp kullanılmadıysa tespit edilemedi.

ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times’ın yorum talebine yanıt veren İsrail Savunma Kuvvetleri, kamera sistemlerinin “gerekli güvenlik ve istihbarat operasyonları için kullanıldığını, Filistinlilerin de bu faaliyetlerden en az zararı görmesi için önemli çaba sarf edildiğini” savundu.

Öte yandan yüz tanıma sistemi iddialarına dairse “Operasyonlara ve istihbarat çalışmalarına ait sistemlerin detaylarından söz edemeyiz” dendi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın