Wagner İsyanı Sonrası Vladimir Putin’den İlk Açıklama

Wagner Grubu savaşçılarının isyanı sonrası ilk defa açıklamalarda bulunan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Kan dökmeyen Wagner askerlerine ve komutanlarına teşekkür ediyorum. Onlar Savunma Bakanlığı ile sözleşme imzalayabilir veya Belarus’a gidebilir” dedi.

Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko’ya da sorunun barışçıl çözümü için gösterdiği çabalardan dolayı teşekkür eden Putin, toplumun birliğinin asıl belirleyici rolü oynadığını vurguladı.

Putin, isyan tehdidine karşı gerekli kararların işin başında alınmış olduğunu belirterek “isyan zaten bastırılacaktı, bu işin örgütleyenleri de eylemlerinin suç teşkil ettiğini anladı” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, devlet televizyonunda banttan yayımlanan 5 dakikalık millete sesleniş konuşması yaptı.

Konuşmasında kan dökülmesini önlemek için hareket eden Wagner Grubu savaşçılarına teşekkür eden Putin, bu kişilerin isterlerse orduyla sözleşme imzalayabileceğini, ailelerine dönebileceğini ya da Belarus’a gidebileceğini söyledi.

İsyan liderlerinin Rusya’yı kanlı bir mücadeleye çekmeye çalıştığını kaydeden Putin, kan dökülmesinin önlenmesi için önlemlerin alındığını ama bunun da zaman aldığını vurguladı. ‘Rusya’nın düşmanları”nı suçlayan Putin, “yanlış hesap yaptılar” ifadesini kullandı.

ABD Başkanı Biden: Batı, Wagner isyanına karışmadı

Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden, ABD ve müttefiklerinin Wagner’in hafta sonu başlayıp biten isyanına karışmadığını söyledi.

Basın toplantısında konuşan Biden, ABD’nin olup bitenlere verilecek yanıt konusunda “kilit müttefikleriyle” koordinasyon içinde olduğunu ve hepsinin aynı fikirde olmasının “kritik” olduğunu söyledi.

Biden, “Putin’e bu konuda Batı’yı ve NATO’yu suçlamak için hiçbir bahane vermediğimizden emin olduk” dedi ve ekledi: Bizim bununla hiçbir ilgimiz yok, bu Rus sistemi içindeki bir mücadelenin parçasıydı.

Tass haber ajansına göre, Pazartesi günü erken saatlerde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rus yetkililerin Batılı özel servislerin olaya karışıp karışmadığını araştırdığını söyledi.

Biden konuşmasında, Ukraynalı mevkidaşı Volodimir Zelenskiy ile konuştuğunu ve Moskova’da ne olursa olsun ABD’nin Kiev’i desteklemeye devam edeceğini söylediğini de sözlerine ekledi.

Prigojin, memnuniyetsizliğini dile getirdi

Putin’in konuşması öncesinde ise Wagner Grubu’nun lideri Prigojin 11 dakikalık bir ses kaydı yayınladı.

“Niyet Moskova’daki hükümeti devirmek değildi” diyen Prigojin, amacın Ukrayna’daki savaşın etkisiz şekilde idare edilmesini protesto etmek olduğunu kaydetti.

Ses kaydında bir kez daha Wagner’in 1 Temmuz’a kadar Rusya Savunma Bakanlığı bünyesine girmesi gerektiği yönündeki askeri emirden memnuniyetsizliğini dile getiren Prigojin, Wagner Grubu’nun sadece yüzde 2’sinden azının buna imza attığını kaydetti.

Prigojin Moskova’ya ilerlemenin amacının Wagner’in yok edilmesini engellemek olduğunu da vurguladı.

“Herşey normale dönüyor”

Moskova, paramiliter grup Wagner tarafından başlatılan isyanın ardından “her şeyin normale döndüğü” sinyallerini verdi.

Wagner grubu, St Petersburg’daki merkezinin normal bir şekilde çalıştığını açıklarken; Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Wagner’in Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki operasyonlarına devam edeceğini kaydetti.

Rus devlet ajansı TASS, Wagner’in Rusya’nın bazı bölgelerinde işe alımlara yeniden başladığını aktardı.

Wagner isyanının etkisiz hale getirilmesinin ardından ilk kez görüntülü mesaj yayınlayan Putin, Moskova’da düzenlenen 11. Uluslararası Gençlik Sanayi Forumu “Geleceğin Mühendisleri 2023” katılımcılarına hitap etti.

Savunma Bakanı Sergey Şoygu, pazartesi günü Ukrayna’da görev yapan güçleri teftiş ettiği bir videoda görüldü.

Yetkililer, normale dönme çabalarının bir başka işareti olarak, Wagner birliklerinin girdiği ve karşılıklı çatışmaların yaşandığı Voronej ve Moskova’da güvenlik güçlerine geniş yetkiler veren “terörle mücadele operasyon rejiminin” sona erdiğini duyurdu.

Prigojin, Kremlin’in kendisi ve savaşçıları için vaat ettiği dokunulmazlık karşılığında cumartesi akşamı isyanına son verdiğini açıklamıştı.

Öte yandan Rus haber ajansları, “silahlı isyan çağrısı” yaptığı gerekçesiyle Prigojin, hakkında açılan cezai soruşturmanın devam ettiğini bildirdi.

AB’den Belarus uyarısı

Avrupa Birliği (AB) bakanları pazartesi günü, Wagner isyanının Putin’in iktidar üzerindeki hakimiyeti ve paralı askerlerin sınırın hemen ötesinde Belarus’a yerleşip yerleşemeyeceği konusunda soru işaretleri yaratması nedeniyle dikkatli olunması çağrısında bulundu.

Lüksemburg’de bir araya gelen AB dışişleri bakanlarından bazıları, Prigozhin liderliğindeki kısa süreli ayaklanma için Putin’in “kendi yarattığı canavarın kendisine saldırdığını” söyledi.

Bazıları da Prigozhin’in tam olarak nerede olduğu ve yanına asker alıp almadığı gibi pek çok sorunun varlığını sürdürdüğünü belirtti.

Pek çok bakan, Rusya’daki krize verilecek en önemli yanıtın “Ukrayna’nın bu durumdan olası her türlü avantajı elde etmesine yardım etmek” olduğu konusunda görüş bildirdi.

Paylaşın

Rusya Ve Suriye, İdlib’i Hedef Aldı: Kara Operasyonu Mümkün Mü?

Suriye’nin kuzeyinde yer alan ve ve büyük oranda Heyet-i Tahrir’uş Şam’ın (HTŞ) kontrolünde bulunan İdlib bölgesi, Rusya Hava Kuvvetleri’nin desteğiyle Suriye ordusu tarafından karadan ve havadan hedef alındı.

Bombardıman, HTŞ’nin Hama ve Lazkiye kırsalında can ve mal kaybına neden olan insansız hava aracı (İHA) saldırılarına yanıt olarak gerçekleşirken, Suriye’nin resmi haber ajansı SANA, İdlib kırsalında militanlara ait karargâhlar, silah ve mühimmat depoları ile İHA fırlatma noktalarının imha edildiğini duyurdu.

Suriye Savunma Bakanlığı da saldırılarda HTŞ ve Türkistan İslam Partisi liderlerinin öldürüldüğünü açıkladı. Londra merkezli, muhalif Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) ise Suriye ordusunun ve HTŞ öncülüğünde İdlip’teki cihatçı örgütlerin katılımıyla oluşturulan ortak askeri operasyon odası “Feth el-Mubîn”in karşılıklı top atışları nedeniyle tarafların kayıp verdiğini belirtti.

Gözlemevi’ne göre, Suriye ordusunun kara bombardımanı sonucu dört, Rusya’nın hava saldırıları sonucu ise 11 sivil, cihatçı grupların İHA saldırıları sonucu dört, roket saldırıları sonucu da iki sivil hayatını kaybetti.

İdlib ve çevresinde artan gerilimin, TSK’nin Şehba bölgesine (Tel Rıfat ve çevresi) yönelik hamleleriyle eşzamanlı gerçekleşmesi dikkat çekiyor. Son haftalarda TSK, Rusya ordusu, Suriye ordusu ve YPG güçlerinin temas hatlarının olduğu bu bölgede de sıcak gelişmeler yaşandı.

Kara operasyonu mümkün mü?

Öte yandan Suriye ordusunun İdlib bölgesine yoğun bir askeri sevkiyat yaptığına ilişkin raporlar mevcut. Suriye ordusuna yakın kaynaklar da M4 otoyolunun ‘yakın zamanda’ tamamen kontrol altına alınacağına ilişkin paylaşımlarda bulunuyor.

Ancak M4 otoyolunun kesintisiz bir şekilde açılabilmesi yalnızca kara-hava bombardımanlarına değil, Suriye ordusu ve müttefiklerinin kara operasyonuna da bağlı durumda.

Bu kapsamda, Lazkiye’nin kuzey kırsalından Serakib’e kadar olan yaklaşık 70 kilometrelik hattın güneyindeki bölgelerin (Gab Ovası ve Cebel ez-Zaviye) tamamen kontrol altına alınması gerekiyor.

Lazkiye ve Hama’nın kuzey, İdlip’in ise güney kırsallarına denk gelen bu bölgelerde Heyet-i Tahrir’uş Şam (HTŞ) ve Türkistan İslam Partisi başta olmak üzere çeşitli cihatçı grupların yanı sıra TSK’nin üsleri de bulunuyor.

Dolayısıyla Şam-Moskova-Ankara arasında bir anlaşma olmadan bölgeye yapılacak olası operasyon, sahada yeni bir krize yol açabilir.

27 Şubat 2020’de Cebel ez-Zaviye bölgesindeki Bilyun’da TSK birliklerine yönelik hava saldırılarında 34 asker hayatını kaybetmiş, ardından TSK de “Bahar Kalkanı Harekâtı” adıyla Suriye ordusuna savaş açmıştı.

5 Mart 2020’de Türkiye ve Rusya arasında varılan anlaşmayla sona eren savaşta, SOHR verilerine göre, Suriye ordusu ve müttefikleri 1104, TSK destekli ‘Suriye Milli Ordusu’ ve diğer cihatçı gruplar 1138, TSK ise 73 kayıp verdi. İdlib ve çevresindeki kara-hava bombardımanları sonucu ise 342 sivil hayatını kaybetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Moskova’da varılan İdlib mutabakatında, sahada Suriye ordusu lehine oluşan şartlar korunmuş, HTŞ ve Türkistan İslam Partisi gibi cihatçı örgütlerin geriletilmesi hedefi konulmuştu.

13 Mart 2020’de ise iki ülkenin askeri yetkilileri M4 otoyolunun kuzeyinde ve güneyinde 6’şar kilometre derinliğinde bir ‘güvenli koridor’ tesis edilmesinde anlaşmış, TSK ve Rusya ordusu bu otoyol üzerinde ortak devriyelere başlamıştı.

(Kaynak: Bianet / Vecih Cuzdan)

Paylaşın

Taliban’dan Beklenmedik Açıklama: Kadınlar Bizimle Daha Konforlu Bir Hayata Erişti

Kandahar’dan yayımladığı kararnamelerle Afganistan’ı yöneten Taliban’ın dini ve siyasi lideri Hibetullah Ahundzade, şu ana kadar atılan adımların kadınlara “şeriat kurallarına göre konforlu ve müreffeh bir yaşam” sunduğunu iddia etti.

Taliban Lideri Ahundzade, “Toplumun yarısı olan kadınların yaşamının iyileştirilmesi için gerekli adımlar atıldı. Tüm kurumlar kadınların evlenebilmesi, miras ve diğer haklarını kullanabilmesi için yardımcı olmakla yükümlüdür” diye konuştu.

“20 yıllık işgalin kadınların örtünmesi ve yanlış yönlendirilmesiyle ilgili olumsuz yönleri yakında son bulacak” diyen Hibetullah Ahundzade, Aralık 2021’de çıkarılan kararnameyle kadınlara tanınan “haklara” dikkat çekti.

Ağustos 2021’de Afganistan’da iktidarı yeniden ele geçiren Taliban, kadınların ve kız çocuklarının lise ve üniversitelerde eğitim görmesini yasaklamış ve kadınların parklara, spor salonlarına ve hamamlara girişini engelleyen yeni yasalar çıkarmıştı.

Kadınların evden çıkarken örtünmesini zorunlu hale getiren Taliban, birçok kadın devlet görevlisinin işlerine de son vermişti. Taliban’ın 2021’deki kararnamesi zorla evlendirmeleri yasadışı ilan etmiş ve kadınlara miras ve boşanma hakkı vermişti.

Afganistan ve Taliban

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

NATO ve Avrupa Birliği’nden “Wagner” Yorumu: Rusya’nın İç Meselesi

AB (Avrupa Birliği) ülkeleri ve NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü), paralı asker grubu Wagner ve lideri Yevgeni Prigojin haftasonu başlattıkları isyanın Rusya’nın iç mesele olarak tanımladı.

Haber Merkezi / Rusya’da hayat normalle dönerken, Rusya’nın Ulusal Terörle Mücadele Komitesi de ülkedeki durumun “stabil” olduğunu belirtti.

Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları, Ukrayna’ya nasıl daha fazla destek verileceğini görüşmek üzere bugün Lüksemburg’da bir araya geldi. AB liderlerinin 29-30 Mayıs’ta Brüksel’de yapılacak zirvesine hazırlık için toplanması öngörülen dışişleri bakanları, Rusya’da haftasonu yaşanan gelişmeler üzerine gündem değiştirdi.

Toplantının açılışında konuşan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Rusya’daki krizin Kremlin’in iktidarını sarstığını savundu. Borrell, “Hafta sonunda yaşananlar, Ukrayna’ya yönelik savaşın Rusya’nın iktidarını çatlattığını ve siyasal sistemini etkilediğini gösteriyor” dedi.

Borrell ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, yarattığı “canavarın” bedelini ödediğini söyledi. Borrell, “Putin’in Wagner’le yarattığı canavar, şu an onu ısırıyor. Canavar, yaratıcısına karşı hareket ediyor” dedi.

Lüksemburg’daki toplantı öncesi konuşan Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock da gelişmelerin Rusya’daki siyasi çevrelerde yaşanan “büyük çatlakları” ortaya koyduğunu söyledi. Yaşananları “sadece Rus dramasındaki bir perde” olarak tanımlayan Almanya Dışişleri Bakanı, “Rusya’daki çeşitli aktörlere ne olacağı hâlen belirsiz” diye ekledi.

Baerbock, “şu aşamada değerlendirmede bulunamayacakları riskler oluşturan” bu gelişmeleri “yakından analiz ettiklerini” belirtti. Ancak “Rusya’daki bir ülke içi iktidar mücadelesi” diye nitelediği bu olaya Almanya’nın müdahil olmayacağının altını çizen Baerbock, Batılı müttefiklerinin Ukrayna’ya destek vermeye devam edeceğini söyledi.

AB dönem başkanı İsveç’in Dışişleri Bakanı Tobias Bilström de, “İsveç dönem başkanlığında Ukrayna’ya yardım konusunda önemli gelişmeler sağladık. Bugün yeni bir paket görüşeceğiz. İran’a yaptırım paketini de ele alacağız” dedi.

Rusya’da olanlar konusunda yorum yapmak istemediklerini belirten Bilström, “Bu Rusya’nın içişleri. Hem hükümetler hem de AB olarak, gelişmeleri çok yakından izliyoruz. Bugün önemli olan Ukrayna’nın yanında olmaya devam etmektir. Biz de bunu konuşacağız” dedi.

Temmuz ayındaki NATO zirvesine ev sahipliği yapacak Litvanya’nın Dışişleri Bakanı Gabrielius Landsbergis de sorular üzerine, “Bizim Rusya’da rejimi değiştirmeye ihtiyacımız yok. Bunu Rus halkı kendisi yapabilir. Bizim yapmamız gereken, Ukrayna’ya konsantre olmak ve yardımlarımızı özellikle finansal yardımlarımızı sürdürmek. NATO çerçevesinde askeri yardımları artırmak” dedi.

Çek Dışişleri Bakanı Jan Lipavsky de, ülkesindeki güvenlik toplantısının ardından yaptığı açıklamada, Wagner grubunun isyanının “liderlik değişikliğinin yolda olduğunu gösterdiğini” söyledi. Lipavsky, “Muhtemelen Putin’in halefi için verilen mücadelenin yaklaştığı, hatta başladığını söyleyebiliriz” dedi.

NATO’dan açıklama

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise “Hafta sonunda olanlar Rusya’nın iç meselesi ve Putin’in hem Kırım’ı yasa dışı ilhakının hem de Ukrayna’ya açtığı savaşın ne kadar büyük bir stratejik hata olduğunun yeni bir göstergesi” ifadesini kullandı.

Litvanya’nın başkenti Vilnius’a ziyareti sırasında gazetecilere açıklamada bulunan Stoltenberg, “Rusya saldırılarını sürdürdükçe bizim Ukrayna’ya yönelik desteğimiz daha da önemli bir hâl alıyor” diye konuştu.

Paylaşın

Yunanistan’da İkinci Kiryakos Mitsotakis Dönemi

Yunanistan’da beş hafta içinde ikinci kez düzenlenen genel seçimlerden, Kiryakos Miçotakis’in Genel Başkanlığını yaptığı Yeni Demokrasi Partisi oyların yaklaşık yüzde 40,5 oy alarak 158 milletvekili çıkardı.

Haber Merkezi / Bu sonuç, Yunanistan’da muhafazakârlar için son 50 yıldaki en büyük seçim zaferine işaret ederken, Aleksis Çipras liderliğindeki radikal sol parti SYRIZA ise yüzde 17,83 oy oranı ile toplam 47 milletvekili çıkardı. 1974’ten bu yana hiçbir ana muhalefet partisi SYRIZA kadar düşük bir oy oranına ulaşmamıştı.

Yeni Demokrasi’nin seçim zaferinde, Mitsotakis’in ağır kriz yılları sonrasında Yunanistan’a kazandırdığı ekonomik istikrarın önemli rol oynadığı düşünülüyor.

Yaklaşık 10 milyon seçmenin bulunduğu Yunanistan’da seçime katılım oranı yüzde 53 oldu. Yunanistan’da 21 Mayıs’taki genel seçimde katılım oranı yüzde 61’di.

Söz konusu seçimde hiçbir partinin tek başına hükümet kurmasını sağlayacak vekil sayısına ulaşamaması ve Mitsotakis’in bir koalisyon hükümeti kurmaya yanaşmaması nedeniyle yeni seçim yasası uyarınca yeniden sandığa gidilmişti.

Yeni yasaya göre, ikinci tur olarak görülen seçimde sandıktan birinci çıkan partiye mecliste fazladan 20 ila 50 sandalye veriliyor.

Miçotakis, bu zaferle ülkeyi “dönüştürmek” için “güçlü bir yetki” kazandığını söyledi. Miçotakis yaptığı ilk açıklamalarda, kibirli ya da küstah tavırlar sergilemeden çok çalışılması ve reformların hızlandırılması mesajını verdi.

Seçimlerin galibi Mitsotakis, bugün Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu’dan resmen hükümet kurma yetkisini alacak. Mitsotakis’in önümüzdeki günlerde de yeni kabinesini açıklaması bekleniyor.

SYRIZA şimdi ne yapacak?

Aleksis Çipras liderliğindeki radikal sol parti SYRIZA ise yüzde 17,83 oy oranı ile toplam 47 milletvekili çıkardı. 1974’ten bu yana hiçbir ana muhalefet partisi SYRIZA kadar düşük bir oy oranına ulaşmamıştı.

SYRIZA’nın önde olduğu tek seçim bölgesi Müslüman azınlığın desteğini aldığı Rodop oldu.

Çipras seçim sonuçlarının toplum ve Demokrasi için büyük ölçüde “olumsuz” olduğunu söyledi ve “Parti üyelerinden hepimizi yargılamaları istenecek. Bu süreçte kendimi parti üyelerinin takdirine bırakacağımı söylemeye gerek yok.” ifadelerini kullandı.

2015-2019 yılları arasında başbakanlık yapan Çipras, 21 Mayıs’taki yenilgisinden sonra istifa etmeyi düşündüğünü söylemişti. SYRIZA’nın son mağlubiyetinin partiyi nereye götüreceği ise henüz bilinmiyor.

Oyların yüzde 11,86’sını alarak 32 milletvekili çıkaran sosyalist PASOK partisi ise üçüncü sırada yer aldı.

Sosyal demokratlar ve komünistler seçimi beklenenden daha yüksek oy oranlarıyla tamamladı. Yüzde 7,67’lik bir oy oranına sahip Yunanistan Komünist Partisi (KKE) mecliste 20 sandalye kazandı.

Aşırı sağın yükselişi

Cezaevindeki eski Altın Şafak lideri İlias Kasidiaris’in desteklediği aşırı sağcı Spartalılar Partisi ise yüzde 5’e yakın oy alarak mecliste 13 sandalye kazandı. Aşırı muhafazakâr NIKI ve milliyetçi Yunan Çözümü partileri de yüzde 3’lük seçim barajını aşarak meclise girdi.

Syriza lideri Tsipras, bu üç partinin oylarının toplamda yüzde 13’ü bulmasının Yunanistan demokrasisi için “belirgin” bir tehdit olduğunu söyledi.

Tsipras’ın başbakanlığı döneminde maliye bakanı olan Yanis Varufakis’in sol partisi MeRA25 ise yüzde 3’lük seçim barajını geçemediği için meclise giremedi.

Paylaşın

ABD Dışişleri Bakanı Blinken: Putin’in İktidarı Soru İşaretli

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Rusya’da yaşanan Wagner krizine ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu, Putin’in otoritesine doğrudan bir meydan okumaydı. Dolayısıyla derin bazı soruları gündeme getiriyor. Rusya’da Putin yönetimindeki gerçek çatlakları gösteriyor” dedi.

Haber Merkezi / Blinken, açıklamasının devamında, “Bunun nereye varacağını tam olarak tahmin edemeyiz veya bilemeyiz. Putin’in önümüzdeki haftalarda ve aylarda yanıtlayacağı daha çok şey olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, CNN, ABC ve NBC televizyonlarına açıklamalarda bulundu.

Blinken, Rusya’da yaşanan Wagner krizine ilişkin açıklamalarda bulundu. Blinken, Wagner Grubu lideri Yevgeni Prigojin’in silahlı başkaldırısının,Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in otoritesinde yarattığı sarsıcı etkinin “haftalar, hatta aylarca” sürebileceğini savundu.

aşanan olayların, Putin’in iktidarı konusunda soru işaretleri oluşturduğunu dile getiren Blinken, “Daha önce olmayan çatlakların görüldüğünü düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Blinken, isyanın “açık bir şekilde, Putin’in üstesinden gelmek zorunda olduğu yeni sorunlar meydana getirdiğini” vurgulayarak, “Putin’in otoritesini kendi çevresinden birinin sorguladığı gerçeği, Ukrayna’ya yönelik saldırganlığın temelini oluşturan koşulları sorguladığı gerçeği, bunlar çok ama çok güçlü şeyler” dedi.

Açıklamalarında yaşanan olayların, Rusya’nın iç meselesi olduğunu defalarca tekrarlayan Blinken, söz konusu başkaldırının, Putin’in iktidarının sonu anlamına gelip gelmeyeceği ile ilgili soruya, “Bu konuda herhangi bir spekülasyonda bulunmak istemiyorum” dedi.

Bakan Blinken, NBC ve ABC televizyon kanallarına verdiği demeçte de silahlı girişimin aylardır yükselen bir gerilimin sonucu olduğunu ve yol açtığı kargaşanın Moskova’nın Ukrayna’daki durumunu da etkileyebileceğini söyledi.

Blinken, odak noktalarının yılmadan Ukrayna’nın kendini savunması ve Rusya’nın işgal ettiği toprakları geri alması yönünde Kiev’e gereken desteğin verilmesi olduğunu da vurguladı. Dışişleri Bakanı Blinken, Rusların bölünmüş ve dikkatlerinin dağılmış olmasının Ukrayna’daki saldırganlıklarını zorlu hale getirebileceğini ifade etti.

Wagner birlikleri Rusya’da dün Rostov on Don ve Voronej kentlerini ele geçirmiş, Moskova’ya ilerlemeye başlamıştı. Putin, Cumartesi sabahı Devlet Televizyonu’ndan halka hitap etmiş ve silahlı işsyanını kınadığı Wagner’i “vatan hainliği” ile suçlamıştı.

Belarus’un arabuluculuğunda varılan anlaşma sonrası Wagner lideri Yevgeni Prigojin birliklerinin üslerine dönmesini kabul etmişti. Anlaşma uyarınca Prigojin Belarus’a gidecek, ona ve Wagner birliklerine yönelik tüm suçlamalar düşürülecek.

Putin ve Prigojin bugün herhangi bir açıklama yapmazken, Moskova’da olağanüstü güvenlik önlemleri sürüyor. Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko ise bugün Putin ile bir telefon görüşmesi yaptığını açıkladı.

Putin’in dünkü kriz sırasında Moskova’dan ayrıldığına dair spekülasyonlar yapılmış, Rusya’da Başkanlık jetleri başkentten ayrılırken görülmüştü.

Rusya Devlet Televizyonu’nda bugün, Putin ile günler önce yapılmış bir mülakat yayımlandı. En son Rostov on Don’dan ayrılırken görülen Prigojin’in nerede olduğu bilinmiyor.

Rus haber sitesi RTVI, Prigojin’in basın birimine dayandırdığı haberinde, Wagner liderinin “normal iletişim araçlarına sahip olduğunda” medyanın sorularını yanıtlayacağını bildirdi.

Paylaşın

Eski Rusya Başbakanı Kasyanov: Putin İçin Sonun Başlangıcı

Eski Rusya Başbakanı Mikhail Kasyanov, Wagner Grubu’nun lideri Yevgeni Prigojin’nin Vladimir Putin’in istikrarını yok ettiğini ve hayatının da soru işareti olacağını söyledi. Kasyanov, “Putin çok büyük bir problemin içinde ve bu sonun başlangıcı” ifadelerini de kullanıyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Wilson Center’dan Lucian Kim’e göre de yaşananlar Putin için sonun başlangıcı. Kim ABD yayın kuruluşu NPR’ın eski Moskova şefi.

Paralı silahlı grup Wagner’in başkent Moskova’ya bir direniş görmeden kolayca yaklaşabilmesinin Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’i oldukça zayıf gösterdiği yorumları yapılıyor.

Wagner Grubu şefi Yevgeni Prigojin Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko’nun arabulucuğunda varılan uzlaşmayla savaşçılarını Moskova yolundan geri çevirmiş ve Belarus’a gitmeyi kabul etmişti. Yevgeni Prigojin’in Belarus’a gittiğine dair henüz bir haber kamuoyuna yansımış değil.

2000-2004 yılları arasında Rusya Başbakanı olan Kasyanov bu açıklamasını BBC’ye yaptı. Kasyanov’a göre Prigojin Belarus’a gidecek ama oradan Afrika’ya, bir ormanlık bölgeye gidecek çünkü Putin onu affetmeyecek.

Kasyanov, Yevgeni Prigojin’in Putin’in istikrarını yok ettiğini ve hayatının da soru işareti olacağını belirtiyor. Mikhail Kasyanov, “Putin çok büyük bir problemin içinde ve bu sonun başlangıcı” ifadelerini de kullanıyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Wilson Center’dan Lucian Kim’e göre de yaşananlar Putin için sonun başlangıcı. Kim ABD yayın kuruluşu NPR’ın eski Moskova şefi.

Putin, Yevgeni Prigojin’le uzlaşıya varılmadan önce silahlı başkaldırının arkasında olanların cezalandırılacağını belirtmiş ve bunu vatan hainliği olarak nitelemişti.

Kremlin sözcüsü Peskov, Putin’in Yevgeni Prigojin ve güçlerinin serbest kalmasına onay vermesinin amacının kan dökülmesini ve iç çatışmayı önlemek olduğunu belirtti.

Uzmanlar bunun Putin’in zayıf görülmesine neden olabileceğini vurguluyor. Amerika’nın eski Ukrayna Büyükelçisi John Herbst CNN’e yaptığı açıklamada Putin’in bu olay nedeniyle küçük düştüğünü kaydetti.

Merkezi Washington’da bulunan The Institute for the Study of War adlı düşünce kuruluşu Prigojin’in isyanının Kremlin ve Savunma Bakanlığı’nda zayıflığı gözler önüne serdiğini belirtti.

Düşünce kuruluşuna göre Kremlin isyana uygun bir karşılık verme konusunda zorlandı ve bunun nedenlerinden biri de muhtemelen Ukrayna’daki ağır Rus kayıpları.

Düşünce kuruluşu, Yevgeni Prigojin’in emir vermesi halinde savaşçılarının muhtemelen Moskova’nın dış mahallelerine ulaşmış olacağını da kaydetti.

Moskova da buna hazırlanıyordu. Kentin güneyinde zırhlı araçlar ve askerler konuşlandırıldı. 3 bin Çeçen savaşçı Ukrayna’daki savaştan çekilerek Moskova’ya hızlıca gönderildi.

Wagner Grubu Moskova’ya 200 km kadar yaklaştı. Ama Lukaşenko’nun arabulucuğunda uzlaşıya varılması sonrası Yevgeni Prigojin Rus kanını önlemek için geri çekilmeye karar verdiğini açıkladı.

Yevgeni Prigojin’in uzlaşma sonrası Rus Rostov kentinden çekilirken halk tarafından gösterilen sevgi gösterisi de dikkat çekti.

Prigojin, Rus güçlerin savaşçılarına saldırdığını açıklamasının ardından güçlerine Moskova’ya gitme emri vermiş ve çatışmadan Rostov kentini ele geçirmişti.

Ukrayna’da Bakhmut kenti için yapılan çatışmalar sırasında Yevgeni Prigojin, Rus Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’nı sert şekilde eleştiren açıklamalar yapıyordu.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD’de 6 Ayda 700 Çocuk Silahla Bağlantılı Şiddette Yaşamını Yitirdi

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) bireysel silahlanma ve silahlı şiddet uzun yıllardır önemli sorun olarak öne çıkıyor. Son aylarda ise ülkede yaşanan silahlı saldırılarda gözle görülür bir artış yaşanıyor.

ABD’de faaliyet gösteren Bağımsız Silah Şiddeti Arşivi’ne göre; 2023 yılının ilk altı ayında yaklaşık 700 çocuk silahla bağlantılı şiddette hayatını kaybetti.

Eski bir asker olan bir anne problemle mücadele için Washington’da toplumun çeşitli kesimleriyle birlikte çalışıyor.

Jawanna Hardy eski bir asker, bir anne ve Washington’da yaşıyor. Hardy, Amerika’da silah bağlantılı şiddette ölüm oranlarının arttığını gözlemleyerek 2018’de “Guns Down Friday” adlı bir grup organize etmeye karar vermis. Amaç, silah şiddetinin azaltılması.

Hardy, “Başkentin sokakları savaş alanından kötü ve gerçekten bunu değiştirmek istedim. Korkutucu, çocuklarınıza belli kişilerden uzak durmalarını söylemek korkutucu ama bu toplu saldırılar karşısında başka ne yapabilirsiniz?” diyor.

Her Cuma, Hardy Washington’ın mahallelerinde aracını sürüyor. Silahla bağlantılı olayların artmasıyla çocuklarla ve ailelerle buluşuyor, şiddeti azaltmak ve bölge insanına yardımcı olmak için.

Grup, genç cinayetlerinden, intiharlardan etkilenenler ve ruh sağlığı sorunları yaşayanlar için kaynaklar ve programlar sağlıyor.

Hardy, grubun ayrıca diğer konularla ilgili de kent yetkilileriyle çalıştığını belirtiyor, karanlık olan bölgelere sokak lambalarının yerleştirilmesi gibi.

Hardy, “Gittiğimiz bir mahallede saldırganların çalılıklardan geldiğini gördük. Çocuklara sorduk, toplumunuzdaki silah şiddetinin nasıl sona erdirirsiniz diye. Onlar da çalılıkları keseriz ve ne olup bittiğini görürüz dediler. Biz de kent konseyi üyesine ulaştık ve çalıların kesilmesini sağladık” diyor.

13 yaşındaki Makaya King-Brooks bir gönüllü ve kendisinin de silahlı saldırıya maruz kaldığını belirtiyor. Brooks, “O zaman da hala gençtim. Penceremin yanına gitmeye korkuyordum. Bilmiyorum. Gerçek bir paranoyak olmuştum” ifadelerini kullanıyor.

13 yaşındaki Rashaad Bates de birkaç yıl önce iyi bir arkadaşını silah şiddetinde kaybetmiş. Hardy’le buluşup konuşmalarının ona yardımcı olduğunu söylüyor.

Bates, “Kızgınım ve aynı zamanda üzgünüm de. Eğer duygusallaşırsam bayan Hardy hemen burada oluyor ve benimle konuşuyor” diyor.

Çocuk psikologları silah şiddetiyle ilgili haber izleme ya da okumanın bile çocukların sağlığını etkileyebileceğini, ruh halinde sarsıntılara, uyku bozukluklarına, iştahsızlığa neden olabileceğini belirtiyor. Ama genellikle ailelerin bu belirtileri ciddi psikolojik sorunlara dönüşmeden önleyebileceğini de vurguluyorlar.

Çocuk psikoloğu Daniel Marullo, “Anne-babaların çocuklarıyla konuşması çok yardımcı olabilir. Birlikte bir film izliyorsunuz ve bir silahla vurulma anı var. Çocuğunuzla bu konuda konuşmak için bir fırsat. Nasıl olacak, bunu nasıl ele alacak?” şeklinde konuşuyor.

Silah Şiddeti Arşivi’ne göre sene başından Mayıs ayının sonlarına kadar yaklaşık 700 çocuk silah şiddetinde yaşamını yitirdi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Putin, Otoritesini Büyük Oranda Kaybetti

Dış politika uzmanı Norbert Röttgen, Yevgeni Prigojin liderliğindeki Wagner Grubu’nun Moskova’ya ilerlemesi ile ilgili olarak, “Bu bir buçuk gün Putin’in otoritesine ağır bir darbe indirdi” ifadesini kullandı.

Wagner Grubu lideri Prigojin’in, “Putin’in adamı” olduğunu belirten Röttgen, bu kişinin bir darbe teşebbüsünde bulunmuş olmasının, “Putin’in başarısızlığı” anlamına geldiğini savundu.

Röttgen, Wagner Grubu’nun Moskova’ya yürüyüşünü neden durdurmuş olabileceğine yönelik bir soruya da, “Yapılan anlaşmanın tüm detaylarını belki de bilmiyoruz. Ancak Prigojin’in, askeri ve siyasi anlamda kendi gücünü olduğundan fazla gördüğüne dair işaretler var” yanıtını verdi.

Almanya’nın ana muhalefet partisi CDU’nun (Hristiyan Demokrat Birlik) önde gelen isimlerinden, dış politika uzmanı Norbert Röttgen, Rusya’da yaşanan iktidar mücadelesinin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in otoritesinde büyük hasara yol açtığını dile getirdi.

Röttgen, Rheinische Post ve General Anzeiger gazetelerine verdiği röportajda, Yevgeni Prigojin liderliğindeki Wagner Grubu’nun Moskova’ya ilerlemesi ile ilgili olarak, “Bu bir buçuk gün Putin’in otoritesine ağır bir darbe indirdi” ifadesini kullandı. Wagner Grubu lideri Prigojin’in, “Putin’in adamı” olduğunu belirten Röttgen, bu kişinin bir darbe teşebbüsünde bulunmuş olmasının, “Putin’in başarısızlığı” anlamına geldiğini savundu.

Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko’nun arabuluculuğu sayesinde krizin sona erdirilebildiğini vurgulayan Alman siyasetçi, “Putin darbecileri cezalandırmaktan kaçınmak zorunda kaldı, bir zayıflık emaresi daha” diyerek, Rusya Devlet Başkanı’nın bir daha eski gücüne kavuşamayacağını öne sürdü.

Röttgen, Wagner Grubu’nun Moskova’ya yürüyüşünü neden durdurmuş olabileceğine yönelik bir soruya da, “Yapılan anlaşmanın tüm detaylarını belki de bilmiyoruz. Ancak Prigojin’in, askeri ve siyasi anlamda kendi gücünü olduğundan fazla gördüğüne dair işaretler var” yanıtını verdi.

Rusya’da 24 saatte neler yaşandı?

Rusya’da uzun bir Haziran günü ve gecesi, paralı asker grubu lideri Yevgeni Prigojin isyana kalkışarak askeri konvoyunu Moskova yakınlarına kadar gönderdi. Bu kalkışma, Rusya’da Vladimir Putin’in iktidardaki gücü hakkında da soru işaretleri ortaya çıkardı.

Putin, eski müttefiki olan Prigojin’i ihanetle, silahlı isyan başlatmakla ve “ülkeyi sırtından bıçaklamakla” suçladı.

Cumartesi günü, Prigojin’in geri adım atmasıyla ve askerlerini geri çekerek isyanı durdurmasıyla son buldu. Prigojin, “24 saat içerisinde Moskova’nın 200 kilometre yakınına kadar ilerledik. Bu sürede askerlerimizin tek bir damla kanı bile akmadı” dedi.

Prigojin, bu hamlesini bir darbe girişimi değil, “adalet yürüyüşü” olarak tanımlamakta ısrarcı. Adı ne olursa olsun, bu girişimi hızlı bir şekilde sona erdi.

Ukrayna’da aylardır Rusya’nın operasyonunda kilit rol oynuyordu. Özellikle de Rus hapishanelerinden topladığı binlerce paralı askerle işgalin parçasıydı.

Aslında Moskova’daki askeri yetkililerle arasının bozuk olduğu uzun süredir biliniyordu. Ancak bu durum, Wagner güçlerinin 1 Temmuz’dan itibaren Rus ordusunun kontrolüne gireceğinin bildirilmesinden sonra açık bir isyana dönüştü.

Wagner savaşçıları, Ukrayna’nın işgal edilen doğu bölgelerinden sınırı geçerek Rusya’nın güneyindeki Rostov’a geldi. Buradan da M4 otoyolunu kullanarak Voronej üzerinden Moskova yolunu tuttu.

Bu durumun, Rusya’nın 16 aylık Ukrayna işgali serüveninde dönüm noktası olduğu hissediliyordu. Ancak Wagner’in askerleri kuzeye doğru ilerledikçe, Belarus lideri Lukaşenko’nun arabuluculuğunda bir anlaşma yapıldığının haberleri geldi.

Buna göre Prigojin Belarus’a gidecekti, Wagner askerleri ise Rus ordusuna entegre edilecekti. Hikayenin bu kadar basit sona ereceğine kimse inanmasa da bu tablo Prigojin’in hem savaşta hem de Rusya’da yolun sonuna gelmesi anlamına gelebilir.

Belarus’a doğru hareket eden Prigojin’in hakkındaki suçlamaların da düşürüleceği belirtildi. Tüm bunlar hiç kan akmadan mı gerçekleşti? Bu kısım biraz belirsiz çünkü en azından bir askeri helikopterin düşürüldüğü gibi bilgiler paylaşılmıştı.

Tüm bunların Putin’i nasıl bir duruma soktuğu da ayrı bir tartışma konusu olacak. Prigojin, Ukrayna’da savaşan askerlerine yeterli silah ve cephane desteğinin verilmediğini söyleyerek aylardır Savunma Bakanı Sergey Şoygu’yu ve Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov’u hedef alıyordu.

Putin Ukrayna’da savaşan tüm paralı askerlerin Rus ordusu ile sözleşme imzalamasına yönelik kararın arkasında durdu. Ancak Prigojin bunu reddetti.

23 Haziran’da Prigojin uzun bir konuşma yaparak, savaşın tüm meşruiyetinin bir yalan olduğunu söylemişti. Ona göre “küçük bir grup serseri”, kendi gelecekleri için Rus halkını ve başkanı kandırmak istiyordu.

Prigojin orduyu, Ukrayna’daki adamlarına yönelik ölümlü bir füze saldırısından sorumu tuttu ve ordu bu iddiayı reddetti. Cuma gece saatlerinde “adalet yürüyüşünün” başladığını söyledi. Sabah saatlerinde Prigojin’in askerleri Rostov’a ulaştı.

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Prigojin hakkında hızla harekete geçti. Moskova bölgesi de “terörle mücadele” önlemleri altına alındı. M4 karayolu kapatıldı.

Cumartesi günü Putin de kameralar karşısına geçerek isyancıların yaptıklarını “sırtından bıçaklamak” diye tanımladı.Prigojin ise ülkeye ihanet ettiğini reddederek Putin’i ilk kez hedef aldı.

Prigojin, Ukrayna’daki Rus işgaline değil, bunun başındaki askeri yetkililere karşı olduğunu söylüyor. Moskova’ya askerlerini yöneltmiş olmasına rağmen, Putin’in iktidarına karşı olmadığını da vurguluyor.

Ancak hızla gelişen durum karşısında, Putin birkaç saatliğine kontrolü yitirmiş bir lider görüntüsü verdi.

Cumartesi akşamı ise Belarus liderinin girişimiyle bir anlaşmaya varıldı. Prigojin Belarus’a gidecekti ve hakkındaki suçlamalar düşürülecekti.

Sonraki saatlerde Rostov’da bir araçla kenti terk ederken görüntülendi. Wagner birlikleri de kenti terk etmek üzere harekete geçti. Kent sakinlerinden Wagner lehine sloganlar atıldığı duyuldu.

Putin ise manevra alanı kalmamış ve kaosun hüküm sürdüğü bir ülkenin başkanı olarak güçsüz bir görüntü çizdi.

Belarus liderinin günü kurtarması ise oldukça tuhaf bir durumdu. 2020’de Lukaşenko’yu ülkesindeki protestoculara karşı savunan yine Rusya’ydı. Kiev yönetimi, Moskova için bu durumun küçük düşürücü olduğunu söyledi.

Ancak madalyonun bir diğer yüzü daha var: Ruslar Putin liderliğinin alternatifi olarak birkaç saatlik anarşi görüntüsüyle karşı karşıya kaldı.

Ordu da bu işin sonunda, tehlikeli olabilecek 25 bin kişilik bir gücü kendi çatısı altına sokmanın yolunu bulmuş oldu. Ancak bundan sonra liderleri Yevgeni Prigojin muhtemelen tüm bu tablonun dışında kalacak.

(Kaynak: DW Türkçe, BBC Türkçe)

Paylaşın

Rusya Devlet Başkanı Putin: Sırtımızdan Bıçaklandık

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, özel askeri şirket Wagner’in lideri Yevgeniy Prigojin’in isyanına ilişkin yaptığı açıklamada Rusya’nın geleceğinin söz konusu olduğunu söyledi. Putin, isyancıların yaptıklarını “sırtından bıçaklamak” diye tanımladı.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Yevgeniy Prigojin ve Wagner’in adını anmadığı açıklamasında, bazılarının “hırslarının ihanete yol açtığını” belirtti. Putin ayrıca, Rus toplumunu bölenlerin “kaçınılmaz bir cezaya” çarptırılacağı uyarısı yaparken, başkent Moskova ve bazı başka bölgelerde terörle mücadele önlemlerinin alındığını söyledi.

Putin, Wagner’in ele geçirdiğini iddia ettiği Rostov’da “durumu istikrara kavuşturmak için kararlı önlemlerin alınacağını” belirtti. Putin ayrıca, Ukrayna’da Rus birliklerinin yanında savaşan ve hayatını kaybeden Wagner üyelerini ise “kahramanlar” diye andı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, özel askeri şirket Wagner’in lideri Yevgeniy Prigojin’in isyanı ile bu sabah açıklama yaptı.

Sputnik’in haberine göre Putin, şunları söyledi:

“Gece tüm cephelerdeki ordu birliklerinin komutanlarıyla görüştüm, ordumuz kahramanca savaşıyor. Rusya vatandaşlarına, askerlerine, güvenlik güçlerine ve yalan ve tehditlerle silahlı isyan yoluna itilenlere sesleniyorum. Rusya, geleceği için ağır mücadele veriyor. Rusya’ya karşı Batı’nın tüm askeri ve enformasyon araçları kullanılıyor.

Şu anda, halkımızın geleceği belirleniyor ve tüm güçlerin birleşmesi gerekiyor. Her türlü kavgayı bir kenara atmak lazım. Toplumumuzu bölme girişimleri, sırtından bıçak saplamaktır, ülke idaresi Rusya’da bir kez daha bölünmeye izin vermeyecek, halkımızı koruyacağız. Tüm zorlukların üstesinden gelip daha güçlü olacağız.

Aşırı hırslar Rusya’ya ihanete yol açtı. Özel askeri harekat bölgesinde savaşan Wagner savaşçıları birer kahraman. İsyan başlatanlar onlara ihanet etmiş oldu. Her türlü fitne, ölümcül tehdittir. Eylemlerimiz çok sert olacak.

Rusya ordusu, silahlı isyan organize edenleri etkisiz hale getirmek için gereken emirleri aldı. İsyan girişiminden sorumlu olan herkes kaçınılmaz olarak cezasını çekecek, yasalar ve halk karşısında cevap verecek. Her türlü sınavın üstesinden geleceğiz ve daha da güçlü olacağız.

Rostov-on-Don şehrindeki durum karmaşık. Devlet kurumlarının faaliyeti engellenmiştir. Ama istikrar yönünde adımlar atılacak. Birliğimizi bölen eylemler aslında halkımıza, şu anda cephede savaşan silah arkadaşlarımıza karşı ihanettir. Bu, halkımızın sırtına bıçak saplamaktır.”

Kremlin Sözcüsü Peskov’dan açıklama

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Wagner özel askeri şirketi lideri Yevgeniy Prigojin’in isyanı ile ilgili bilgilendirmede bulundu. Peskov, “Devlet Başkanı Putin, Prigojin ile ilgili meydana gelen tüm olaylar hakkında bilgilendirilmiştir. Gerekli tedbirler alınıyor” dedi.

Rusya Savunma Bakanlığı da Rusya ordusunun Wagner’e ait kamplara hava saldırısı düzenlediğine sosyal medyada yer alan iddiaların doğru olmadığını açıkladı.

Rusya Savunma Bakanlığı, bu sabah Wagner savaşçılarına yönelik açıklama yaptı: “Wagner savaşçıları Prigojin’in suç içerikli macerasına ve silahlı bir isyana sürüklendi. Yoldaşlarınızın birçoğu, kalıcı konuşlanma yerlerine güvenli şekilde dönebilmek için yardım isteyerek hatalarını çoktan anladı. Böyle bir yardım, başvuran tüm savaşçı ve komutanlara sağlandı.”

Açıklamada, paralı savaşçıların ihtiyatlı olması ve mümkün olan en kısa sürede Rusya Savunma Bakanlığı veya kolluk kuvvetlerinin temsilcileriyle iletişime geçmesi istenerek herkesin güvenliğinin garanti edildiği duyuruldu.

Rusya Ulusal Terörle Mücadele Komitesi, Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) Prigojin’in ifadeleriyle ilgili olarak “silahlı ayaklanma çağrısı yapma” suçlaması üstünden ceza davası açtığını duyurdu.

Komiteden yapılan açıklamada, “Yevgeniy Prigojin tarafından yayılan iddiaların hiçbir dayanağı bulunmuyor. Bu yasadışı eylemlerin derhal son bulmasını talep ediyoruz” denildi.

Rusya Başsavcılığı da Prigojin hakkında yaptığı açıklamada, “Prigojin’in eylemlerinin hukuki değerlendirmesi, hakkında açılan dava kapsamında yapılacak” vurgusunu yaptı.

Prigojin hakkında, Rusya Ceza Kanunu’nun “silahlı ayaklanma organize etmekle” ilgili 279. maddesi üzerinden dava açılmıştı. Söz konusu maddeden suçlu bulunan biri hakkında 20 yıla kadar hapis cezası kararı alınabiliyor.

Rusya medyasındaki haberlere göre, Rusya güvenlik güçleri, Wagner’in St. Petersburg’da bulunan genel merkezinde arama yapıyor.

Karargahta kuşatma

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya meydan okuyan Wagner’in kurucusu Yevgeniy Prigojin’in idaresindeki paralı güvenlik şirketi Wagner grubu, Rostov-Na-Donu’daki Rusya Güney Askeri Bölge Karargah binasını kuşattı.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, Wagner savaşçılarının zırhlı araçlarla, tanklarla Güney Askeri Bölge Karargah binası çevresinde konuşlandığı görülüyor.

Wagner savaşçıları Rusya Savunma Bakanlığına bağlı binanın kapı ve pencerelerini gören yerlere ağır silahlar yerleştirdi.

Wagner’in Kurucusu Prigojin, “Bir kez daha söylüyorum. Biz Şoygu’yu ve Genelkurmay Başkanı’nı buraya istiyoruz. Onlar gelene kadar burada olacağız. Rostov’u bloke edeceğiz ve Moskova’ya gideceğiz” dedi.

Prigojin, Telegram kanalından paylaştığı görüntüde, “Karargahta bulunuyoruz. Rostov’da askeri havaalanı dahil askeri tesisler de kontrolümüzde bulunuyor. Karargah çalışıyor” diye yazdı.

Güvenlik tedbirleri

Rostov Bölge Valisi Vasiliy Golubev, bölgede hafta sonu için planlanan tüm kitlesel etkinliklerin iptal edilmesine karar verildiğini bildirdi. Golubev ayrıca, Rostov’dan Taganrog ve kuzey güzergahında geçici trafik kısıtlamalarının uygulandığını açıkladı.

Rusya’nın Lipetsk bölgesinin valisi İgor Artamonov da bölgede güvenlik tedbirlerinin artırıldığını belirterek vatandaşlara güney yönünde seyahat etmekten kaçınmalarını tavsiye etti.

Telegram kanalından açıklama yapan Artamonov, “Operasyonel karargâh toplantısının sonuçlarına göre, bölgedeki güvenlik tedbirlerinin güçlendirilmesine karar verildi. Kritik altyapı tesislerine özellikle dikkat edilecektir. Buna ek olarak, bölge sakinlerine güney yönüne, özellikle de Voronej bölgesine seyahat etmekten kaçınmaları tavsiye edilmektedir” dedi.

İsyan başlatan Wagner Grubu hakkında neler biliniyor?

Resmi adı PMC Wagner olan paralı asker grubu kendisini “özel askeri şirket” diye tanımlıyor. İlk olarak 2014’te, Ukrayna’nın doğusundaki Rusya yanlısı güçlere destek verirken tespit edildiler. Grup, o günden bu yana kayda değer bir şekilde büyüdü.

İngiltere Savunma Bakanlığı, Rusya’nın düzenli ordusuna asker bulmakta zorlanması üzerine Wagner’in 2022’de büyük miktarlarda adam alımı yaptı. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi, Wagner birliklerinin yüzde 80’inin hapishanelerden geldiğini açıklamıştı.

Ukrayna’da Wagner birlikleri, Bahmut kentinin Ukrayna güçlerinden alınması için yoğun ve kanlı bir savaş vermişti.

2022’nin son gününde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’da savaşmış subay ve askerlere ülkenin en yüksek madalyasını vermek için Rusya’nın güneyini ziyaret etti.

Putin’in madalya verdiği askerlerden biri, grubun geri kalanından farklı bir askeri üniforma giymişti. Üniforması Batı’nın yaptırım uyguladığı Rus iş insanı Yevgeny Prigozhin’in kurduğu paralı asker grubu Wagner’in üniformalarına benziyordu.

Gencin kimliği tespit edildi; Ekim 2019’da Moskova’daki bir kafede soyguna teşebbüsten tutuklanan ve birkaç ay sonra yedi yıl hapis cezasına çarptırılan dövüş sanatları tutkunu Aik Gasparyan’dı.

Ancak geçen Aralık ayında, Wagner Grubuyla ilişkili Telegram kanallarının birinde Gasparyan’ın hapishaneden çıktığını ve Ukrayna’da savaştığını gösteren bir video paylaşıldı. Gasparyan, ABD’nin Ukrayna’da konuşlandırıldığını tahmin ettiği 40 bin eski Rus mahkumdan biriydi.

Bunlara ek olarak Wagner’in Ukrayna’da 10 bin normal paralı askeri daha var. Washington Post gazetesi, bu tahminin, mahkumların savaşa katılımını izleyen “Parmaklıklar Ardında Rusya” grup tarafından toplanan verilerle doğrulanabildiğini söylüyor.

Wagner’in kurucusu Yevgeny Prigozjin, geçen yaz Rus ceza infaz kurumlarında yeni asker adaylarıyla ilgili görüşmeler yapmıştı. Prigozjin mahkumlara, Wagner ile savaşmaları halinde cezalarının bağışlanacağı sözünü vermişti.

Ukrayna ordusu, Wagner Grubu için savaşan hükümlülerin özellikle en riskli noktalarda kullanıldığını ve büyük çoğunluğunun öldüğünü açıkladı.

2014’te kurulan ve 2015-2016’da giderek daha aktif hale gelen paralı asker şirketi, Ukrayna’nın doğusundaki Rus destekli ayrılıkçılara yardım etmek için kuruldu.

Bugüne kadar Sudan, Suriye, Libya ve Afrika kıtasında tespit edilen Wagner paralı askerlerinin operasyonları hızla Doğu Avrupa’nın ötesine yayıldı. Grubu cazip hale getiren yüksek maaş ve macera vaadiydi.

Eski bir Wagner savaşçısının BBC’ye söylediği gibi, “İçlerinde romantizm taşıyanlar, Rusya’nın sınır ötesi çıkarlarını savunmak için bu örgüte katılmıştı.”

Ukrayna’daki savaştan önce Wagner’e katılanların çoğu, iyi maaşlı iş bulma şansının sınırlı olduğu küçük yerlerde yaşıyorlardı. Wagner çalışanlarına ayda yaklaşık 1500 dolar ödüyordu. Cepheye gittiklerinde bu ücret 2 bin dolara kadar çıkıyordu.

Wagner Grubu 2015 yılında, Suriye’de hükümet yanlısı güçlerle birlikte savaşmaya ve aynı zamanda petrol sahalarını korumaya başladı. 2016’dan bu yana ise Libya’da General Halife Hafter’e bağlı güçleri destekliyordu.

Ancak grup Rusya’da Ukrayna’yı işgalinden önce pek tanınmıyordu. Rusya, Wagner’in devletle bağlantısını daima reddetti. Rus yasaları, paralı askerlik karşılığında cezaların affedilmesine de izin vermiyor. İş insanı Yevgeny Prigozhin, Wagner ile bağlantılı olduğunu öne süren birçok gazeteciye dava açmıştı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra bu durum değişti. Yevgeny Prigozjin Wagner Grubu ile bağlantıları hakkında daha açıktı. Geçen Eylül’de 2014’te grubu kurduğunu nihayet kabul etti.

Uzmanlar, bir Wagner savaşçısının Başkan Putin’le tokalaşıp ondan ödül aldığı görüntülerin, sadece Wagner bünyesinde heyecan yaratmadığını, aynı zamanda da bu karanlık grubu normalleştirme girişimi olduğunu söylüyorlar.

Geçen Ağustos ayında, Rus devlet televizyonu “cepheye gitmek için yalvaran” ve sonunda Ukrayna’da öldürülen birisi hakkında bir haber yayımladı.

Haberde, kendisiyle birlikte üç Ukraynalı askeri patlayıcıyla öldüren bir kahraman anlatılıyor. Bu kişinin daha önce “otomobil hırsızlığı, soygun ve uyuşturucu” suçlarından mahkum edilen ve savaş başladığında hapiste bulunan 26 yaşındaki Konstantin Tulinov olduğu iddia ediliyor.

Habere göre, Tulinov askeri tecrübesi olmamasına rağmen cepheye gidip savaşmak için yalvardı. Rus insan hakları kuruluşu Gulagu.net, 2019’da Tulinov’un başka bir mahkumu taciz ederken görüldüğü bir hapishane videosunu yayımlamıştı.

Putin’in memleketi St Petersburg’dan bir iş insanı olan Yevgeny Prigozjin, geçen Eylül ayında Wagner Grubu’nu 2014’te kurduğunu kabul ettiğinde, bunu “Rusları savunmak” için yaptığını savunmuştu. Şirketine “Rusya’nın temel direği” adını vermişti.

Ekim ayı başlarında Kremlin, Prigozhin’i hakiki bir vatansever ve kalbi Rusya için sızlayan bir adam olarak tanımladı.

Bir ay sonra, St Petersburg’da bir Wagner Merkezi açıldı. Merkez, okul çağındaki çocuklar ve gençler için “Rusya’nın savaşma kapasitesini artırmayı amaçlayan bilişim, medya ve temel askeri eğitim alanlarında” eğitim ve öğretim etkinlikleri düzenleyen ileri bir ofis kompleksiydi.

Yakın geçmişe dek Wagner’den pek bahsetmeyen resmi Rus haber ajansları, günde birkaç kez gruba atıfta bulunuyorlar ve mahkumların askere alınmasını konu alan haberler yapıyorlar.

Rus devlet kanalı NTV, Wagner Grubu hakkında “dünyanın en deneyimli ordusu” olarak nitelendirdiği bir haber yayımladı.

Yevgeny Prigozjin geçen hafta, Rus Parlamentosu Başkanı Viyaçeslav Volodin’e “askere alınan mahkumlar hakkında yararsız bilgiler araştıran ve suçlu gibi gösteren” gazeteciler hakkında şikayette bulunan bir mektup yazdı.

Prigozjin, medyanın Wagner’e yeni katılanların sabıka kaydı hakkında haber yapmasının yasaklanmasını önerdi.

Volodin öneriyi kabul etti ve ilgili parlamento komitelerinden Rus ceza kanununda yapılacak olası değişiklikleri incelemelerini istedi.

Rusya Parlamentosu Başkanı, “Ülkemizi savunan herkes, ordu, gönüllüler, yeni askerler, Wagner üyeleri, hepsi birer kahramandır.” dedi.

(Kaynaklar: Bianet, BBC Türkçe)

Paylaşın