Taliban’dan BM’nin Afganistan’daki IŞİD Tehdidi Raporuna Tepki

Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareketi ve askeri organizasyonu Taliban, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından, Afganistan’daki IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) tehdidi ile ilgili rapora itiraz etti.

Taliban Hükümet Sözcüsü Sabihullah Mücahid,  Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGJK) raporunun, “asılsız suçlamalar” içerdiğini belirterek, iktidarı ele geçirdiğinden bu yana Taliban’ın IŞİD’e karşı “yüzlerce operasyon” düzenlediğini ve bu örgütün kapasitesini, “sıfır faaliyet” gösterdiği bir seviyeye düşürdüğünü ifade etti.

Taliban, ideolojik yakınlığına rağmen IŞİD ile, bu örgütün Afganistan’da organize olmaya başladığı 2015 yılından bu yana sert bir mücadele içinde. 2021’in Ağustos ayında Taliban’ın Kabil’e girerek ülkeyi yönetmeye başlamasının ardından da IŞİD pek çok ölümcül saldırı düzenlemişti.

BM Terörle Mücadele Ofisi Başkanı Vladimir Voronkov, kısa süre önce yaptığı açıklamada, Afganistan’daki durumun giderek karmaşık bir hal aldığını ve ülkede 20’den fazla terör örgütünün aktif olduğunu belirtmişti. Taliban’ın bu iddiaya verdiği yanıtta, Voronkov’un dile getirdiği iddiaların ya eksik bilgilendirmeden kaynaklandığı, ya da IŞİD’e moral vermek ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak için dile getirildiği ifade edildi.

Siyasi gözlemciler, IŞİD’in Afganistan’da Taliban’ı bölmeye ve Taliban’ın dış kaynaklarını kesmeye çalıştığını öne sürüyor.

Taliban, kadınların ulusal bir parka girişini yasakladı

Öte yandan Afganistan’ın Fazilet Yayma ve Ahlaksızlığı Önleme Bakanı Muhammed Halid Hanefi, kadınların park içindeki örtünme kurallarına uymadığını söyledi. Hanefi, dini görevlilerden ve güvenlik birimlerinden, bir çözüm bulunana dek kadınların parka girişini yasaklamalarını istedi.

2009’da Afganistan’ın ilk milli parkı olan Band-e-Amir, ülkenin önemli turizm merkezlerinden birisi. Park, ayrıca aileler arasında da oldukça popüler. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) parkı “doğal olarak oluşmuş özel jeolojik yapıya sahip, doğal ve eşsiz güzellikte göllerin yer aldığı bir bölge” olarak tanımlıyor.

Afgan ajansı Tolo News’un aktardığına göre Hanafi, parkı görmek için parka gitmenin “zorunlu olmadığını” söyledi. Bamiyan’daki dini önderler, parkı ziyaret eden ve kurallara uymayan kadınların bölgeye gelen ziyaretçiler olduğunu belirtti.

Tolo News’e konuşan Bamiyan Şii Ulema Konseyi Başkanı Sayid Nasrullah Waezi, “Örtünme eksikliği veya kötü örtünülen türbanla ilgili şikayetler var ama bunlar Bamiyan sakinleri için değil. Başka yerlerden buraya geliyorlar” dedi. Eski bir Afgan milletvekili olan Meryem Solaimankhil, yasağı eleştiren bir şiirini sosyal medya hesabından paylaştı ve “Geri döneceğiz, bundan eminim” dedi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden Fereshta Abbasi ise yasak kararının Kadın Eşitlik Günü’nde alındığını hatırlattı ve durum için “Afgan kadınlarına yönelik tam bir saygısızlık” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: DW Türkçe, BBC Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna’da İki Savaş Uçağı Havada Çarpıştı: 3 Pilot Öldü

Ukrayna’da L-39 tipi iki savaş uçağının görev uçuşları sırasında havada çarpıştığı ve 3 pilotun olayda hayatını kaybettiği duyuruldu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldığı ifade edildi.

Ukrayna Hava Kuvvetleri’nden yapılan açıklamada, L-39 tipi iki savaş uçağının görev uçuşları sırasında havada çarpıştıkları ve 3 pilotun olayda hayatlarını kaybettikleri belirtildi.

Kaza Cuma günü Ukrayna’nın başkenti Kiev’in batısında yer alan Zhytomyr bölgesi üzerinde meydana geldi. Hava kuvvetleri ölen pilotlardan birinin “Juice” takma adını kullandığını ve uluslararası medyaya verdiği çok sayıda röportajla tanınan biri olduğunu açıkladı.

Hava kuvvetleri açıklamasında ölenlerin yakınların taziye sunulurken olayla ilgili soruşturma başlatıldığı ifade edildi.

Avustralya’da 23 ABD askerini taşıyan helikopter düştü

Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Deniz Piyadelerine ait bir uçak Avustralya’nın kuzeyindeki bir adaya düştü. İçinde 23 askerin bulunduğu askeri uçağın düşmesi sonucu en az 3 Amerikalı asker hayatını kaybetti. Durumu kritik olan askerlerin tedavisi sürüyor.

Kazayla ilgili açıklamada yapan Avustralyalı yetkililer, yaralılardan beşinin tedavi için Melville Adası’na 80 kilometre mesafedeki Darwin’e götürüldüğünü söyledi. Yetkililer, bazı yaralıların durumunun kritik olduğunu açıkladı.

Paylaşın

Kur’an Yakma Eylemleri: Danimarka’dan Eylemleri Suç Sayacak Yasa Tasarısı

Danimarka Adalet Bakanı Peter Hummelgaard, “Hükümet, bir dini topluluk için dini önemi olan nesnelerin uygunsuz muamelelere maruz kalmasını yasaklayacak bir yasa tasarısı önerisinde bulunacak” dedi.

Haber Merkezi / Adalet Bakanı Hummelgaard, açıklamasının devamında, “Yasa tasarısı, örneğin Kuran, İncil ya da Tevrat’ın kamuya açık alanlarda yakılmasını cezalandırılan bir suç haline getirecek” ifadelerini kullandı. Hummelgaard, “Fikirleri ifade etmenin birşeyleri yakmaktan daha medeni yolları olduğuna inanıyorum” dedi.

Yeni yasayı çiğnemenin para cezası ya da iki yıla kadar hapisle cezalandırılabileceğini belirten Hummelgaard, parlamentonun yasa tasarısını ne zaman oylayacağına ilişkin bilgi vermedi.

Yasal düzenleme girişimine destek veren Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen de bu yaz kamuya açık alanlarda gerçekleştirilen çok sayıda Kur’an yakma eyleminin ardından ülkede terör tehlikesinin belirgin biçimde arttığına dikkat çekti.

El Kaide’nin İsveç ve Danimarka’da Kur’an yakma eylemlerine karşı misilleme saldırıları düzenlenmesi için Müslümanlara çağrıda bulunduğuna dair haberlerin ortaya çıkmasının ardından Danimarka iç istihbarat servisi PET, İsveç ve Danimarka’ya yönelik yeni güvenlik tehditlerinin bulunduğunu doğrulamıştı. İki ülkede de sınır güvenliği artırılmış ve denetimler sıkılaştırılmıştı.

Danimarka muhalefeti ise güvenlik tehditlerine rağmen, ülkede ifade özgürlüğü kapsamında sayılan eylemlerin suç kapsamına alınmasına karşı çıkıyor. Ülkedeki dokuz muhalefet partisinden yedisi bu ayın başında “özgürlüklerin dini dogmalara ağır basması gerektiğini” savunan ortak bir açıklama yayımlamıştı.

Komşu ülke İsveç de gerginlikleri azaltmak için Kuran yakma eylemlerini hukuki olarak sınırlamanın yollarını aradığını kaydetmişti. Son dönemde Kuran yakma eylemlerinden kaynaklanan tehditler nedeniyle İsveçli yetkililer, ülkedeki terör tehdidi seviyesini yükseltmişti.

Paylaşın

Hollanda Ve Danimarka’dan Sonra Norveç De Ukrayna’ya F-16 Hibe Edecek

Hollanda ve Danimarka’dan sonra NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyesi Norveç de Ukrayna’ya 5 ila 10 arasında F-16 hibe etmeyi planlıyor. Norveç ayrıca, Ukrayna’ya uçaksavar füzeleri de bağışlayacağını açıkladı.

Geçtiğimiz hafta Hollanda ve Danimarka, F-16 uçağını bağışlayacaklarını açıklamıştı. Danimarka 19 uçak vereceğini söylerken Hollanda kaç uçak bağışlayacağını henüz açıklamadı.

Ukrayna’nın Rusya’nın girdiği bölgeleri tekrar ele geçirmek için geçen Haziran ayı başında başlattığı karşı taarruz devam ediyor. Kiev, son dönemde yaptığı açıklamalarda, söz konusu taarruz harekatında yaşanan zorluklar nedeniyle ilerlemenin istendiği gibi gitmediğini duyurmuştu.

Resmi ziyaret amacıyla Kiev’de bulunan Norveç Başbakanı Jonas Gahr, burada yaptığı basın toplantısında, medyada yer alan ilgili haberlerin doğru olduğunu, “uygun bir zamanda” Ukrayna’ya ne zaman ve kaç adet F-16 hibe edileceğine dair açıklamaların yapılacağını bildirdi.

Norveç haber ajansı Norsk Telegrambyra’nin (NTB) Başbakan Gahr’ın açıklamalarına dayandırdığı haberine göre Oslo, Ukrayna’ya 5 ila 10 arasında F-16 hibe etmeyi planlıyor. Fransız haber ajansı AFP’nin, Norveç Başbakanlık ofisine konunun detaylarına dair yönelttiği sorulara ise yanıt verilmedi.

F-16 savaş uçaklarının yanı sıra Norveç Ukrayna’ya, Iris-T tipi uçaksavar sistemleri ile mayın temizleme araçları hibe etmeye ve kış aylarında doğal gaz ve elektrik ihtiyacının karşılanması için yaklaşık 130 milyon euro çapında bir yardım paketi sunmaya hazırlanıyor.

Norveç hükümeti uzun zamandır F-16’ları Ukrayna’ya göndermeyi düşündüğünü söylüyordu. Norveç, sipariş ettiği 52 adet F-35’in ilk kısmını ocak ayında teslim aldı. Yeni savaş uçakları Norveç hava kuvvetlerinde eski F-16 filosunun yerini alacak.

Dünyanın en büyük varlık fonlarından birine sahip olan petrol zengini Norveç, şubat ayında da beş yıllık destek paketi kapsamında Kiev’e 7 milyar dolar hibe edeceğini açıklamış ve bu şekilde Ukrayna’nın en büyük bağışçılarından biri haline gelmişti. Para, beş yıl boyunca askeri ve insani yardım arasında eşit olarak paylaştırılacak ve yıllık 1,4 milyar dolara bölünecek.

Rusya’nın saldırısı ile başlayan savaşta topraklarını savunmaya çalışan Ukrayna’nın başbakanı Volodimir Zelenskiy ise, daha önce Kiev’e F-16 hibe edeceğini duyuran Danimarka’nın 19, Hollanda’nın ise 42 adet savaş uçağı göndereceğini dile getirdi.

Paylaşın

Putin, Wagner Lideri Prigojin’in Öldüğünü Doğruladı

Wagner lideri Yevgeni Prigojin’in öldüğünü dolaylı yoldan doğrulayan Vladimir Putin, “Bu insanların Ukrayna’da Neo-Nazi rejimiyle mücadeleye yönelik ortak davamızda önemli bir katkı sunduğunun altını çizmek isterim, bunu biliyoruz ve unutmayacağız” dedi.

Prigojin’in, “ciddi hatalar yaptığını” ifade eden Putin, “Karmaşık bir kadere sahip, yetenekli bir iş adamı” olarak nitelendirdiği Prigojin’in Rusya’nın yanı sıra yurt dışında, özellikle Afrika’da da çalıştığını söyledi.

Çarşamba günü bir özel uçağın, Moskova’nın 200 kilometre kuzeybatısındaki Tver bölgesinde yere çakılarak infilak ettiği ve içinde bulunan tüm yolcuların hayatını kaybettiği bildirilmişti. Yolcu listesinde, Wagner grubunun lideri Prigojin’in de bulunduğu kaydedilmişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Wagner lideri Yevgeni Prigojin’in de içinde bulunduğu belirtilen ve ülkenin batısında düşen uçağa ilişkin ilk kez konuştu. Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dileyerek sözlerine başlayan Putin, kullandığı ifadelerle yolcu listesinde adı bulunan Prigojin’in de hayatını kaybettiğini doğrulamış oldu.

Olaya ilişkin elde edilen ilk verilerin Wagner mensuplarının uçakta bulunduğunu doğrular nitelikte olduğunu söyleyen Putin, “Bu insanların Ukrayna’da Neo-Nazi rejimiyle mücadeleye yönelik ortak davamızda önemli bir katkı sunduğunun altını çizmek isterim, bunu biliyoruz ve unutmayacağız” diye konuştu.

Prigojin’i 1990’lı yılların başından bu yana tandığını söyleyen Rusya Devlet Başkanı, Wagner liderinin, “ciddi hatalar yaptığını” ifade etti. Putin, “Karmaşık bir kadere sahip, yetenekli bir iş adamı” olarak nitelendirdiği Prigojin’in Rusya’nın yanı sıra yurt dışında, özellikle Afrika’da da çalıştığını söyledi.

“Bildiğim kadarıyla dün daha yeni Afrika’dan dönmüştü. Orada bazı yetkililerle görüşmüştü. Kesin olan ise, bu sabah Araştırma Komitesi’nin başı, bana olayla ilgili ilk soruşturmayı başlattıklarını iletti. Soruşturma tam anlamıyla sürdürülecek ve nihayete erdirilecektir” diyen Putin, uzman incelemeleri ve teknik incelemelerin ise zaman alacağını kaydetti.

Çarşamba günü bir özel uçağın, Moskova’nın 200 kilometre kuzeybatısındaki Tver bölgesinde yere çakılarak infilak ettiği ve içinde bulunan tüm yolcuların hayatını kaybettiği bildirilmişti. Yolcu listesinde, Wagner grubunun lideri Prigojin’in de bulunduğu kaydedilmişti.

Prigojin’in emrindeki paralı askerler, 22-23 Haziran’da ülkenin güneyinden harekete geçerek başkent Moskova’ya doğru hızla ilerlemiş, Prigojin isyanının “yozlaşmış” ve “beceriksiz” olarak tanımladığı Rus askeri yönetimini hedef aldığını belirtmişti.

“Rus kanı dökülmesini önlemek” gerekçesiyle kısa süre içinde isyanı sona erdiren Prigojin, Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko’nun arabuluculuğunda Moskova ile yapılan anlaşma uyarınca Belarus’a gitmişti. Son olarak Pazartesi günü Prigojin’i Afrika’da gösteren bir video sosyal medyada dolaşıma girmişti.

Kaza nedeni kasıtlı patlama

ABD’li ve Batılı yetkililere göre, ABD’nin ön istihbarat değerlendirmesi, Wagner lideri Yevgeni Prigojin’in öldüğü varsayılan uçak kazasının kasıtlı olarak gerçekleşen bir patlamadan kaynaklandığını ortaya koydu.

İsminin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililerden biri, patlamanın Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in “muhalifleri susturmaya yönelik köklü geçmişiyle” örtüştüğünü söyledi.

Yetkililer, Rus liderin otoritesine meydan okuyan isyanın intikamını almak amacıyla Prigojin ve bazı Wagner üyelerinin ölümüne neden olduğuna inanılan patlamanın nedeni hakkında herhangi bir ayrıntı vermedi.

İngiliz yayın kurumu BBC’ye konuşan İngiltere’nin Dış İstihbarat Servisi’nin (MI6) eski başkanı John Sawers da, Prigojin’in öldürülmesinin arkasında yüksek olasılıkla Putin’in olduğunu söyledi. Sawers, “Rusya gibi yerlerde gerçeklerden asla tam olarak emin olamazsınız ama tüm göstergeler Putin’in onu saf dışı bıraktığına işaret ediyor, kontrolü yeniden ele geçirdi” dedi.

Ukrayna Savunma Bakanı’nın danışmanı Yuri Sak da yine BBC’ye yaptığı açıklamada, Prigojin’in ölüm haberinin Ukrayna için iyi bir haber olduğunu söyledi. Sak, “Bir terörist eksilmesi Rusya’da daha fazla istikrarsızlık demek. Bu da Rusya’nın kendi halkından korkan bir terörist tarafından yönetilen başarısız bir devlet haline geldiğinin bir başka işareti” dedi.

Bu arada ABD Başkanı Joe Biden dün uçak kazası haberinin ardından yaptığı açıklamada, haberlere şaşırmadığını ifade etti. Beyaz Saray, Biden’ın kaza hakkında bilgilendirildiğini açıkladı. Biden, “Rusya’da olup da Putin’in arkasında olmadığı pek bir şey yok ama cevabı bilecek kadar bilgim yok” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe, VOA Türkçe)

Paylaşın

Taliban, Üniversite İçin Dubai’ye Gidecek 100 Kadını Durdurdu

Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Taliban, Dubai Üniversitesi’nde öğrenim görmeleri için burs verilen 100 kadın öğrencinin Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) giden uçağa binmelerini engelledi.

Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid, yeni kurulan hükümetin kadın haklarını ve medya özgürlüğünü destekleyeceğini söylemiş, eski hükümet ve uluslararası güçler için çalışan herkes için ise af sözü vermişti.

Ancak Taliban’ın kadın haklarını korumaya yönelik vaatleri, kadınların ve genç kızların üniversitelere ve okullara gitmelerinin yasaklanması ve milyonlarca kişinin eğitimden mahrum kalmasıyla boşa çıktı. Ayrıca güzellik salonları kapatıldı, kadınların çalışması yasaklandı.

Merkezi Dubai’de bulunan bir şirketler grubunun başkanı, 100 Afgan kadının Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki burslu üniversite eğitimine sponsor olduğunu ancak Afganistan’daki Taliban yönetiminin kadınların Dubai’ye gitmek üzere uçağa binmelerini engellediğini söyledi.

El Habtur Grup’un kurucusu ve başkanı Halaf Ahmed el Habtur, eski adı Twitter olan sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, 100 Afgan kadının üniversite eğitimi için sponsor olduğunu, kadınları bu sabah BAE’ye getirecek uçağın ödemesini de yaptığını kaydetti.

El Habtur, X’teki videolu mesajında, “Taliban hükümeti buraya okumaya gelecek kızlara izin vermedi. Benim sponsor olduğum yüz kızın uçağa binmelerini engellediler. Uçağın ücretini ödemiştik, buradaki barınma, eğitim, ulaşım ve güvenlik ihtiyaçlarının hepsini karşılamıştık” dedi.

Taliban yönetimi ve Afganistan Dışişleri Bakanlığı, Reuters’ın konuya ilişkin açıklama talebini yanıtsız bıraktı. El Habtur, havaalanına erkek velisiyle birlikte giden ancak Kabil’deki havaalanı yetkililerinin kendisinin ve diğerlerinin uçağa binmelerini engellediğini söyleyen kadın öğrencilerden birinin ses kaydını da mesajına ekledi.

Afgan kız ve kadınlarının lise ve üniversite eğitimi görmesini yasaklayan Taliban, Afganlar’ın ülke dışına seyahat etmesine izin veriyor, ancak uzun mesafe yolculuk yapacak kadınların eş, baba ya da ağabey gibi erkek velilerinin refakat etmesini zorunlu kılıyor.

Paylaşın

Ay’a Yumuşak İniş Yapan Dördüncü Ülke “Hindistan”

Hindistan’ın Chandrayaan-3 adlı insansız uzay aracı, Ay’ın güney kutbunun yakınlarına  başarılı bir şekilde indi. Böylelikle Hindistan; eski Sovyetler Birliği, Amerika ve Çin’in ardından Ay’a başarılı iniş yapan dördüncü ülke oldu.

Haber Merkezi / Hindistan’ın Ay’a seyahati 2009’da Chandrayaan-1 isimli uzay aracı ile birlikte başladı. Hindistan’ın 2019’da Chandrayaan-2 misyonunu güney kutbu yakınına indirme girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştı ve araç Ay’ın yüzeyine düşmüştü.

Hindistan’ın uzay aracının yolculuğu, 14 Temmuz’da başladı. Bu yolculuk, Ay’ın pek bilinmeyen güney kutbunun daha iyi araştırılmasına olanak sağlaması açasından önem taşıyor.

Chandrayaan-3, ileride istasyon kurulmasını destekleyebilecek buz kütlelerinin varlığı nedeniyle uzay ajansları ve özel şirketler için özel önem taşıyan Ay’ın güney kutbuna iniş gerçekleştiren ilk uzay aracı oldu.

Chandrayaan-3, Ay’da gelecekte yapılacak araştırmalar, Ay’da olası yaşam için oksijen, yakıt ve su kaynağı olabilecek buzulları güney kutbunda kapsamlı bir şekilde incelemeyi hedefliyor. Chandrayaan-3 iniş aracı yaklaşık 2 metre boyunda ve 1.700 kg’ın biraz üzerinde bir ağırlığa sahip.

Chandrayaan-3’ün Ay’a inişini BRICS zirvesi için bulunduğu Güney Afrika’da izleyen Hindistan Başbakanı Narendra Modi, “Bu, yeni Hindistan’ın zafer çığlığı” ifadesini kullandı.

Başbakan Narendra Modi’nin hükümeti ayrıca özel uzay teknolojisiyle ilgili yatırımlara önem veren bir siyasetçi olarak tanınıyor. Başbakan Modi, özellikle Hindistan özel uzay şirketlerinin önümüzdeki on yıl içinde küresel fırlatma pazarındaki paylarını beş misli artırmalarını hedefliyor.

Uzay sektöründe danışmanlık hizmetleri veren SpaceTec Partners şirketinden Carla Filotico, “Ay’ın güney kutbuna iniş, Hindistan’a Ay’da su buzu olup olmadığını keşfetme şansı tanıyacak. Bu, Ay jeolojisine ilişkin toplu veri ve bilimsel çalışmalar açısından çok önemli” dedi.

Ay’a yapılması planlanan bazı inişler başarısızlıkla sonuçlandı. Son olarak Rusya’nın Ay’ın güney kutbuna inmesi için geliştirdiği Luna-25 adlı aracı Pazar günü Ay yüzeyine yaklaştığında kontrolden çıkarak yüzeye çarptı.

Daha önceki Ay misyonlarının hedeflediği ekvator bölgesinden uzak olan güney kutup bölgesi, çok sayıda krater ve derin hendeklerle kaptı. Amerika ve Çin’in de Ay’ın güney kutbuna planladığı misyonları bulunuyor.

ABD Ulusal Uzay Ajansı (NASA) yöneticisi Bill Nelson Reuters’e yaptığı açıklamada, NASA’nın Hindistan’ın araştırmalarından elde edeceği verileri “dört gözle beklediğini” belirterek, bu yolculuğun kendileri için de taşıdığı öneme işaret etti.

Paylaşın

Ukrayna-Rusya Savaşının Ağır Bilançosu: On Binlerce Ölü

Rusya’nın geçen yıl Şubat ayında başlattığı Ukrayna işgalinde bilanço her geçen gün ağırlaşıyor. Savaşta milyonlarca kişi ise yerlerinden edilirken, on binlerce kişi de hayatını kaybetti. Savaş dünyada gıda, petrol ve doğalgaz krizlerine de neden oldu.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu geçen yıl Eylül ayında yaptığı açıklamada savaşın başlangıcından beri 5 bin 937 Rus askerinin öldürüldüğünü söyledi. Ukrayna ise kaç askerinin öldüğünü hiç açıklamadı ve askeri kayıplarının savaş taktiklerini etkilediği için devlet sırrı olduğunu bildirdi.

Ukrayna’daki savaşın maliyetleri Moskova’nın mali durumunu giderek daha fazla zorlarken, Rusya 2023 savunma harcamaları hedefini iki katına, 100 milyar doların üzerine çıkardı. Bu rakam, tüm kamu harcamalarının üçte birini oluşturuyor. Rusya’nın askeri harcamaları arttıkça ve yaptırımlar enerji gelirlerini sıkıştırdıkça, Moskova bütçe açığını kontrol altında tutmakta zorlanıyor.

Ukrayna’nın nominal olarak en büyük destekçileri ABD, Avrupa Birliği, İngiltere, Almanya ve Japonya. Rusya ise, Batı’nın silah yardımlarının savaşı tırmandırdığı belirtiliyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin üzerinden 18 ay geçti. Bu sürede on binlerce kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi ise yerlerinden edildi. Savaş dünyada gıda, petrol ve doğalgaz krizlerine de neden oldu.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’ne (OHCHR) göre, geçen ay sonu itibariyle savaşta 9 binden fazla sivil öldü ve 16 binden fazla sivil de yaralandı. Komiserlik, gerçek rakamların çok daha yüksek olduğunu tahmin ediyor. New York Times gazetesine göre, savaş yaklaşık 500 bin askerin ölümüne ya da yaralanmasına neden oldu.

Gazete Ukrayna’yı destekleyen Amerikalı yetkililere dayandırdığı haberinde, yaklaşık 120 bin Rus askerinin öldüğünü ve 170 bin ila 180 bin kadarının ise yaralandığını, Ukrayna’nın askeri kaybının ise 70 bin olduğunu, yaralı sayısının da 120 bin olduğunu belirtiyor.

Rus yetkililer ABD’nin Rus kayıplarına ilişkin tahminlerinin çok yüksek ve propaganda amaçlı olduğunu savunuyor. Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu geçen yıl Eylül ayında yaptığı açıklamada savaşın başlangıcından beri 5 bin 937 Rus askerinin öldürüldüğünü söyledi. Bu Rusya’nın açıkladığı son rakam oldu.

Ukrayna ise kaç askerinin öldüğünü hiç açıklamadı ve askeri kayıplarının savaş taktiklerini etkilediği için devlet sırrı olduğunu bildirdi.

24 Şubat 2022’de başlayan savaş 41 milyon nüfuslu Ukrayna’da insanların ülkelerini terk etmelerine de neden oldu. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), 2022 işgalinden bu yana milyonlarca Ukraynalının evlerini terk etmek zorunda kaldığını bildirdi.

UNHCR, Ukrayna’da tahmini 17 milyon 600 bin kişinin acil insani desteğe ihtiyaç duyduğunu, bunların arasında savaş nedeniyle ülke içinde yerinden edilmiş 5 milyondan fazla kişinin de bulunduğunu kaydetti. Ajansın verilerine göre Avrupa genelinde Ukrayna’dan gelen 5 milyon 900 binden fazla mülteci kayıtlara geçmiş durumda.

Harvard Kennedy Okulu’na bağlı Belfer Center’a göre Rusya, savaşın başlangıcından bu yana Ukrayna topraklarının yüzde 11’ini, yani Massachusetts, New Hampshire ve Connecticut’ın toplamına eşdeğer bir alanı ele geçirdi.

Rusya’nın 2014 yılında Ukrayna’dan ilhak ettiği Kırım da eklendiğinde Rusya şu anda Ukrayna’nın yaklaşık yüzde 17,5’ini, yani yaklaşık 41 bin mil karelik (106 bin kilometrekare) bir alanı kontrol ediyor. Ukrayna Haziran başında yeni bir karşı saldırı başlattığından bu yana, iyice yerleşmiş Rus birliklerine karşı büyük bir ilerleme kaydedemedi.

Ukrayna kıyı şeridinin büyük bir bölümünü kaybetti, ekonomisi olumsuz etkilendi. Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre Ukrayna ekonomisi 2022 yılında yüzde 30 daraldı ve bu yıl yüzde 1 ila yüzde 3 oranında büyümesi bekleniyor. Rusya ekonomisi ise IMF’ye göre Rusya 2022’de yüzde 2,1′ daraldı, ekonominin bu yıl yüzde 1,5 büyümesi bekleniyor.

IMF Sözcüsü Julie Kozack geçen ay yaptığı açıklamada, “Orta vadede Rus ekonomisi çok uluslu şirketlerin ülkeyi terk etmesi, beşeri sermaye kaybı, küresel finans piyasalarından kopması ve politika tamponlarının azalması nedeniyle sekteye uğrayacak. Bu nedenle, orta vadede Rusya’da üretimin savaş öncesi tahminlere göre yüzde 7 daha düşük olmasını bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Reuters tarafından incelenen bir hükümet belgesine göre, Ukrayna’daki savaşın maliyetleri Moskova’nın mali durumunu giderek daha fazla zorlarken, Rusya 2023 savunma harcamaları hedefini iki katına, 100 milyar doların üzerine çıkardı. Bu rakam, tüm kamu harcamalarının üçte birini oluşturuyor.

Rusya’nın askeri harcamaları arttıkça ve yaptırımlar enerji gelirlerini sıkıştırdıkça, Moskova bütçe açığını kontrol altında tutmakta zorlanıyor.

Avrupa gaz pazarının büyük bir bölümünü kaybeden Rusya, ABD, Avrupa ve diğer güçlerin alımlarını sınırlandırmasına ya da sonlandırmasına rağmen petrolünü küresel pazarlara satmaya devam edebiliyor. Batı finans piyasalarından dışlanan Rusya ile ilgili savaşın ardından oligarklarının çoğuna yaptırım uygulandı.

CIA Direktörü William Burns bu yılın başlarında Putin’in Rusya’yı “zamanla Çin’in ekonomik kolonisi” haline getirme riski taşıdığını söyledi. Rusya, 1917 Bolşevik devriminden bu yana ilk kez yabancı tahvillerinde temerrüde düştü.

İşgal ve Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar gübre, buğday, metal ve enerji fiyatlarında büyük artışlara yol açarak enflasyonist bir dalgayı ve küresel bir gıda krizini körükledi.

Rusya, Suudi Arabistan’dan sonra dünyanın en büyük ikinci petrol ihracatçısı ve dünyanın en büyük doğalgaz, buğday, azotlu gübre ve paladyum ihracatçısı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden kısa bir süre sonra uluslararası petrol fiyatları 2008 rekorlarından bu yana en yüksek seviyelerine çıktı.

ABD ve AB’den Ukrayna’ya destek

İşgalden bu yana ABD, Ukrayna’ya Stinger uçaksavar sistemleri, Javelin zırh savar sistemleri, 155mm obüsler ve kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer saldırılara karşı koruma ekipmanları da dahil olmak üzere 43 milyar dolardan fazla güvenlik yardımı taahhüt etti.

Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü’ne göre Ukrayna’nın nominal olarak en büyük destekçileri ABD, Avrupa Birliği, İngiltere, Almanya ve Japonya. Rusya ise, Batı’nın silah yardımlarının savaşı tırmandırdığını söylüyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Afganistan’da Eski Hükümet Çalışanı 218 Kişi Yargılanmaksızın Öldürüldü

Taliban yönetimindeki Afganistan’da eski hükümet çalışanı ya da asker 218 kişi yargılanmaksızın öldürüldü. Taliban, iktidara gelmesinden sonra eski hükümet çalışanları ile askerlerin affedileceğini duyurmuştu.

Taliban, 15 Ağustos 2021 tarihinde, ABD’ye bağlı birliklerin ülkeden tamamen çekilmesi öncesinde iktidarı ele geçirmişti. Rejim ilk başlarda ılımlı mesajlar vermiş ancak zaman içinde otoriter ve gerici çok sayıda icraata imza atmıştı.

Birleşmiş Milletler’in Afganistan misyonu UNAMA, Afganistan’da Taliban’ın kontrolü yeniden ele geçirmesinin ardından çok sayıda eski hükümet çalışanı, asker ve polisin öldürüldüğünü duyurdu. Salı günü açıklanan rapora göre Ağustos 2021 ortalarından bu yana 218 kişi mahkemede yargılanmaksızın öldürüldü.

BM misyonu, cinayetler işlenmeden kısa bir süre önce kurbanların Taliban güvenlik güçlerince tutuklandığını duyurdu. En çok Batı yanlısı eski hükümet çalışanları ile asker ve polislerin hedef alındığına dikkat çekilen raporda, bazı erkeklerin tutuklu oldukları sırada bazılarının ise kaçırılarak bilinmeyen yerlerde öldürüldüğü vurgulandı.

BM misyonu, yargılama yapılmaksızın işlenen cinayetlerin yanı sıra eski hükümet çalışanlarının kaçırıldığını, işkenceye, keyfi tutuklama ve tehditlere maruz kaldığını da duyurdu. Raporda insan hakları ihlâllerinin 34 vilayetin tamamında yaşandığı, en az 800 vakanın bilindiği ifade edildi. BM misyonu UNAMA eski hükümete bağlı 424 asker ya da hükümet üyesinin keyfi biçimde tutuklandığına da işaret etti.

İktidara gelmesinden sonra eski hükümet çalışanları ile askerlerin affedileceğini duyuran Taliban rejimi, Salı günü açıklanan BM raporundaki suçlamaları geri çevirdi. BM rapora Taliban’ın yaptığı açıklamayı da ekledi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, BM’nin raporunu, “UNAMA raporu Taliban’ın ülkeyi ele geçirmesinden bu yana Afganistan’daki eski hükümet ve güvenlik güçleriyle bağlantılı kişilere yönelik muameleye dair ciddi bir tabloya işaret ediyor” sözleriyle yorumladı. Türk ayrıca, “Oysa bu insanlara, cezai kovuşturmaya maruz kalmayacakları sözü verilmişti. Bu, güveni suistimal” ifadesini kullandı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

İran’da Başörtüsü Düzenlemesi: 15 Yıla Kadar Hapis Cezası

İran’da 2022 sonbaharında başörtüsü zorunluluğuna karşı düzenlenen protesto gösterilerinin ardından hazırlan yeni başörtüsü düzenlemesi ile başörtüsü takmayanlara 15 yıla kadar hapis cezası verilmesinin önü açılıyor.

İran’da geçen yıl Mahsa Amini adlı genç kadının kurallara uygun örtünmediği gerekçesiyle ahlak polisi tarafından gözaltına alınıp hastanede yaşamını yitirmesinin ardından ülke genelinde eylemler düzenlenmişti.

İran parlamentosunda, başörtüsü kurallarını ihlal eden kadınların daha ağır şekilde cezalandırılmalarını öngören yasa değişikliği konusunda bir adım daha atıldı. Parlamentoda oluşturulan ilgili komisyon aylardır tartışmalara konu olan yasa tasarısını onayladı.

Son hali verilen tasarı, İslami kıyafet kurallarına uyulmaması halinde sert cezalar öngörüyor. Buna göre yasağın birden fazla ihlal edilmesi durumunda para cezaları verilebilecek. İhlalin tekrarlanması ve istisnai durumlarda ise 15 yıla kadar hapis ve en az 5 bin euro para cezası kararı alınabilecek.

Tasarıya göre yasaları ihlal edenler toplumun geniş kesimleri tarafından bilinen, ünlüler olursa cezaları daha da ağırlaştırılacak. Geçen yılın sonbahar aylarında ülke genelinde düzenlenen başörtüsü karşıtı eylemlerde, kadın hareketiyle dayanışma göstererek yasakları protesto eden çok sayıda film yapımcısı gözaltına alınmıştı.

Kadınlar iş yerinde başörtüsü takmazlarsa resmi yardımlardan da mahrum bırakılabilecek. Taslak ayrıca 15 yıla kadar meslekten men cezası da öngörüyor. Yargı, kişilerin suçlu bulunması halinde mal varlıklarının onda birine el konulmasına karar verebilecek.

Yabancı kadınlar yasalara uymadıkları takdirde ülkeden sınır dışı edilebilecek. Başörtüsüz fotoğrafların internette yayınlanması da cezalandırılacak. Başörtüsü yasaklarını ihlal eden kadınların ülke dışına çıkmalarının yasaklanması da tasarıda yer alan diğer bir madde.

Kırbaç cezası

Ayrıca kadınların başörtüsüz girişlerine izin veren alışveriş merkezleri, restoranlar veya benzer işletmeler yargı kararı ile kapatılacak. Peçeli kadınlara hakaret edenler ise altı ay hapis ve 74 kırbaç cezasıyla cezalandırılacak.

Yasa tasarında ayrıca kadınlar için “kötü” bulunan giysiler de sıralandı. Bunun örnekleri olarak, kısa kollu gömlekler veya yırtık kot pantolonlar gösterildi. Tasarıda erkekler için ise kısa paçalı pantolonlar veya atletler “kötü” giysiler olarak sınıflandırıldı.

Yasa tasarında, İslami kıyafet kurallarını uygulamakla görevli bakanlıklar ve güvenlik birimleri ayrıntılı talimatlarla yükümlü kılınıyor. Vatandaşlar ve polislerin ihlalleri kolaylıkla ihbar edip raporlaştırmalarının da önü açılıyor.

Yasa tasarısı, İran’da 2022 sonbaharında başörtüsü zorunluluğuna karşı düzenlenen protesto gösterilerinin ardından hazırlanmıştı. İran’da geçen yıl Mahsa Amini adlı genç kadının kurallara uygun örtünmediği gerekçesiyle ahlak polisi tarafından gözaltına alınıp hastanede yaşamını yitirmesinin ardından ülke genelinde eylemler düzenlenmişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın