Kolayca Sinirleniyor Musunuz? Nedeni D Vitamini Eksikliği Olabilir

Küçük şeyler yüzünden sinirleniyor ve asabi hissediyorsanız, bilinç halinizde dalgalanmalar oluyorsa ve kendinizi depresif hissediyorsanız, nedeni D vitamini eksikliği olabilir.

Haber Merkezi / D vitamini eksikliği ayrıca eklem ağrısı, vücut ağrısı ve halsizliğe neden olabilir. Siz de bu sorunlarla karşı karşıyaysanız, mutlaka D vitamini seviyenizi bir kez kontrol ettirin.

D vitamini seviyenizi kontrol ettirmeden önce, D vitamini eksikliği olduğunda ortaya çıkan belirtilerin neler olduğunu öğrenin.

D vitamini eksikliğinin belirtileri:

Gün boyu yorgunluk,
Bilinç hali değişimleri ve depresyon duyguları,
Kas ağrısı ve güçsüzlüğü,
Kemik ağrısı ve zayıflığı,
Eğilmiş veya bükülmüş kemiklere sahip olmak,
Kemik ve eklem ağrısı (özellikle sırtınızda),
Vücut ağrısı ve krampları.

D vitamini seviyesi ne olmalı?

Mililitre başına 50 nanogram veya daha fazla ise sağlık sorunlarına yol açabilir.
Mililitrede 20 nanogram ve üzeri ise sağlıklı kalmak için yeterlidir.
Mililitrede 12 nanogram veya daha az ise vücutta D vitamini eksikliği var demektir.
Mililitrede 20 nanogramdan az ise hafif eksiklik olarak değerlendirilecektir.
Mililitrede 10 nanogramdan az olan kişilerde orta düzeyde eksiklik vardır.
Mililitrede 5 nanogramın altında ise ciddi bir durumdur.

Paylaşın

Karaciğer Yağlanmasını Tersine Çevirmeye Yardımcı Olabilecek Beş Alışkanlık

Karaciğer hücrelerinde yağ birikmesiyle karakterize bir durum olan yağlı karaciğer rahatsızlığı, kontrol edilmediği takdirde ciddi sağlık komplikasyonlarına yol açabilir.

Haber Merkezi / Neyse ki, bu durumu tersine çevirmeye ve karaciğer sağlığını desteklemeye yardımcı olabilecek etkili yaşam tarzı değişiklikleri var. İşte günlük yaşamınıza dahil etmeniz gereken beş temel alışkanlık:

Sağlıklı beslenme: Yağlı karaciğer veya karaciğer yağlanması rahatsızlığıyla mücadele için meyve, sebze, tam tahıllar ve yağsız proteinler açısından zengin bir beslenme benimsemek çok önemlidir. Karaciğerde yağ birikimine katkıda bulunabilen doymuş yağlardan, şekerli yiyeceklerden ve aşırı karbonhidratlardan kaçının. Bunun yerine, karaciğer fonksiyonunu destekleyen ve genel sağlığı iyileştiren besin açısından yoğun yiyeceklere odaklanın.

Düzenli egzersiz:  Düzenli fiziksel aktiviteye katılmak yalnızca kilo yönetimine yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda karaciğer yağını azaltmada da önemli bir rol oynar. Haftanın her günü en az 30 dakika orta düzeyde aktivite yapmaya çalışın. Tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklete binme gibi aktiviteler karaciğer sağlığını ve metabolizmayı etkili bir şekilde iyileştirebilir.

Alkol tüketimini sınırlayın: Alkol yağlı karaciğer hastalığına önemli bir katkıda bulunur. Bu rahatsızlıkla teşhis edildiyseniz, alkol tüketimini azaltmanız veya tamamen ortadan kaldırmanız önemlidir. Orta düzeyde alkol alımı bile karaciğer hasarını kötüleştirebilir ve iyileşme çabalarını engelleyebilir.

Sağlıklı kiloyu koruyun: Obezite ve aşırı vücut ağırlığı yağlı karaciğer hastalığıyla yakından bağlantılıdır. Sağlıklı beslenme ve egzersizin birleşimiyle kilo vermek karaciğer yağını önemli ölçüde azaltabilir ve karaciğer fonksiyonunu iyileştirebilir.

Şekerli içeceklerden kaçının: Yeterli sıvı alımı, toksinleri ve atık ürünleri atmaya yardımcı olarak karaciğer fonksiyonunu destekler. Şekerli içecekleri, örneğin soda ve tatlandırılmış meyve sularını, şeker alımını azaltmak ve genel karaciğer sağlığını desteklemek için su, bitki çayları veya demlenmiş su ile değiştirin.

Paylaşın

Esmer Ekmek Mi Tam Buğday Ekmeği Mi: Kilo Vermek İçin Hangisi Daha Sağlıklı?

Hem esmer ekmek hem de tam buğday ekmeği beyaz ekmeğe göre daha sağlıklı olsa da, tam buğday ekmeği genellikle kilo vermek isteyenler için daha iyi bir alternatiftir.

Haber Merkezi / Tam buğday ekmeğinin, daha yüksek lif içeriği ve daha yüksek besin yoğunluğu, kilo yönetimi ve genel sağlık için daha faydalı olmasını sağlar.

Kilo vermek için ekmek seçerken, en fazla besinsel faydayı elde ettiğinizden emin olmak için yüzde 100 tam buğday olduğunu belirten etiketleri arayın.

Esmer ekmek: Esmer ekmek genellikle kepeği ve ruşeymi kısmı alınmış rafine buğday unundan yapılır.

Tam buğday ekmeği: Öte yandan tam buğday ekmeği, tahılın kepeğini, ruşeymini ve endospermini koruyan tam buğday unundan yapılır. Bu, esmer ekmeğe göre daha az işlenmiş olduğu ve buğdayda bulunan doğal besin ve liflerin çoğunu koruduğu anlamına gelir.

Tam buğday ekmeği, daha uzun süre tok hissetmenize ve sindirime yardımcı olabilen daha yüksek lif içeriği nedeniyle genellikle kilo vermek isteyenler için daha iyi bir seçenek olarak kabul edilir.

Beslenme Karşılaştırması:

Lif içeriği: Tam buğday ekmeği genellikle esmer ekmeğe göre daha fazla lif içerir. Lif, iştahı düzenlemeye ve sağlıklı sindirimi desteklemeye yardımcı olduğu için kilo vermek için önemlidir.

Besin değerleri: Tam buğday ekmeği, birçok esmer ekmeğe kıyasla B vitaminleri, demir ve magnezyum gibi vitamin ve mineraller açısından daha zengindir.

Kalori içeriği: Her iki ekmek türü de kalori içeriği açısından benzerdir, ancak tam buğday ekmeğindeki daha yüksek lif, tokluk hissini artırabilir ve genel kalori alımını azaltabilir.

Paylaşın

Gaz Sorunları Mı Yaşıyorsunuz? Beslenmenize Bunları Ekleyin

Birçok kişi, tükettikleri şeylerin sağlıkları üzerindeki etkisini hiç umursamaz. Bu nedenle, asitlik, hazımsızlık, mide ağrısı ve farklı sindirim sorunları gibi birçok sağlık sorunuyla karşı karşıya kalırlar.

Haber Merkezi / Vücudun ayakta kalmasına yardımcı olan temel besinleri sağlayan sindirim sisteminin daha sağlıklı çalışması için beslenmenize ekleyebileceğiniz bazı gıdalar:

Çemen otu: Çemen otu tohumları sindirim sisteminiz için oldukça faydalıdır. Ayrıca, her gün aç karnına çemen otu suyu içebilirsiniz. Bu, sindirim sisteminizin daha sağlıklı çalışmasını sağlayacağı gibi midede biriken yağı da azaltacaktır.

Zerdeçal: Zerdeçal tıbbi faydalarla doludur. Zerdeçal, yiyeceklere renk katmanın yanı sıra anti – fungal, anti – viral, antioksidan ve anti – bakteriyel özelliklere sahiptir. Sindiriminizi sağlıklı tutmak istiyorsanız, bir bardak suya bir tutam zerdeçal tozu ekleyin ve her gün için.

Zencefil: Zencefil ağrıyı hafifletmenin yanı sıra bağışıklığınızı güçlendirmeye de yardımcı olur. Bununla birlikte sindirim sistemini de güçlendirir.

Chia Tohumları: Chia tohumları, sindirim sağlığını iyileştirmeye ve kilo kontrolüne yardımcı olabilecek lif açısından zengindir.

Papaya: Sindirim sorunları, hazımsızlık veya gazdan muzdaripseniz, o zaman beslenmenize papayayı ekleyebilirsiniz. Papaya iyi bir lif ve protein kaynağı olarak kabul edilir.

Paylaşın

Oropouche Ateşi Nedir? Bilinmesi Gereken Her Şey

Dang humması ve Batı Nil virüsü de dahil olmak üzere sivrisinek kaynaklı hastalıklar dünya çapında giderek daha fazla insanı etkilerken, Brezilya Sağlık Bakanlığı, “Oropouche” virüsü sebebiyle iki kişinin öldüğünü açıkladı.

Haber Merkezi / Adını, 1955’te tespit edildiği Trinidad ve Tobago’daki Oropouche Nehri’nden alan “Oropouche” virüsü ağırlıklı olarak Latin Amerika ve Karayip ülkelerinde görülüyor. Avrupa’da ise ilk vaka İtalya’da görüldü.

Oropouche virüsü, enfekte olmuş tatarcık (zararlı bir sinek cinsi) ve sivrisineklerin ısırıklarıyla bulaşıyor. Çoğunlukla Culicoides paraensis adlı sivrisineğin ısırmasıyla bulaşan Oropouche virüsünün insandan insana bulaştığına dair henüz bir kanıt bulunmuyor.

“Oropouche” virüsünün neden olduğu “Oropouche” ateşinin belirtileri ısırıktan 4-8 gün sonra aniden ortaya çıkar.

“Oropouche” ateşinin belirtileri:

Yüksek ateş,
Şiddetli başağrısı,
Eklem ve kas ağrısı,
Titreme,
Mide bulantısı ve kusma,
Baş dönmesi,
Fotofobi (ışığa karşı hassasiyet).

Hastaların çoğu bir hafta içinde iyileşirken, şiddetli hastalar meninkslerin (beyin ve omurilik etrafındaki koruyucu zarlar) iltihaplanması sonucu oluşan aseptik menenjite yol açabilir.

“Oropouche” ateşinin tedavisi ve önlemesi:

Oropouche ateşi için spesifik bir antiviral tedavi veya aşı bulunmamaktadır. Tedavi öncelikle ateş, ağrı ve dehidratasyon gibi belirtileri yönetmeye odaklanır.

Oropouche ateşiyle mücadelede önlem almak çok önemlidir. Öncelikle böcekler tarafından bulaştığı için, dang humması ve sivrisinek kaynaklı diğer hastalıklara benzer koruyucu önlemler önerilir:

Böcek kovucu kullanılması,
Uzun kollu giysiler ve pantolon giyinilmesi,
İyi korunan alanlarda kalınması,
Sivrisinek üreme alanlarını ortadan kaldırması gibi…

“Infectious Diseases of Poverty” adlı bilim dergisinde 2023 yılında yayımlanan bir makalede Oropouche virüsünün yeterince araştırılmamış bir hastalık olduğu belirtiliyor.

Şimdiye kadar Oropouche vakalarının çoğu tropikal iklim koşullarında ortaya çıkmış olsa da makalenin yazarları mevcut veri eksikliğinin kesin sonuçlara varmayı zorlaştırdığını söylüyor. Uzmanlar, tropik koşullar dışında da görülmeye başlayan virüsle ilgili yeterince veri bulunmadığına dikkat çekiyor.

Raporun yazarları bitki örtüsü kaybı ve ormansızlaştırmanın hastalıkla ilişkili göründüğü tespitinde bulunuyor.

Paylaşın

Spesifik Karbonhidrat Diyeti Nedir? Avantajları Dezavantajları

Spesifik karbonhidrat diyeti (SCD), tahıllar ve yumrular gibi belirli karbonhidrat türlerini kısıtlayan ve bağırsak sağlığını destekleyen yiyeceklere öncelik veren bir diyet protokolüdür.

Haber Merkezi / Araştırmalar, SCD’nin inflamatuvar bağırsak hastalığı olan kişilerde hastalık semptomlarını iyileştirmeye, bazı kişilerde de remisyona yardımcı olabileceğini öne sürüyor.

Ancak diyet çok kısıtlayıcı ve uzun süre uygulanması zor olabilir. SCD’yi takip etmekle ilgileniyorsanız, diyeti güvenli ve uygun bir şekilde uyguladığınızdan emin olmak için SCD hakkında kapsamlı bilgiye sahip bir sağlık uzmanıyla çalışmanız önerilir.

SCD’ye başlamadan önce, kramp ve ishal gibi şiddetli semptomlar yaşayan kişilerin, SCD’ye geçmeden önce iki ila beş gün boyunca bir giriş diyeti uygulaması önerilir. Giriş diyeti, kolay sindirilebilen yiyeceklerle sınırlıdır.

Giriş diyeti için kuru lor peyniri, yumurta, üzüm suyu, ev yapımı jöle, tavuk erişteli çorba, cheesecake, ızgara dana eti ve balıktan oluşan bir yemek planı önerilir.

Spesifik karbonhidrat diyetinde ne yemelisiniz?

Proteinler: Katkısız etler, kümes hayvanları, balık, kabuklu deniz ürünleri ve yumurta.
Bazı baklagiller: Kuru fasulye, mercimek, bezelye.
Bazı kuruyemişler, tohumlar ve kuruyemiş unları: Kavrulmamış kaju fıstığı, badem, tohum ezmeleri, doğal fıstık ezmesi, badem unu ve badem ezmesi.
Sınırlı süt ürünleri: Eskitilmiş peynirler, kuru lor peyniri ve en az 24 saat fermente edilmiş ev yapımı yoğut.
Sebzeler: Pancar, brokoli, kuşkonmaz, ıspanak ve daha fazlası.
Meyveler: Elma , çilek, muz, ananas ve daha fazlası.
Yağlar: Zeytinyağı, avokado, hindistan cevizi, tereyağı, hindistan cevizi yağı ve daha fazlası.
Tatlandırıcılar: Bal ve sakarin

Spesifik karbonhidrat diyetinde olmayan yiyecekler:

Tatlandırıcılar: Şeker, akçaağaç şurubu, mısır şurubu, pekmez ve daha fazlası.
Eklenmiş şeker içeren yiyecek ve içecekler: Gazlı içecekler, tatlandırılmış meyve suları, çikolata, şekerleme, tatlandırılmış kahve içecekleri ve daha fazlası.
Tüm tahıllar: Pirinç, buğday unu, mısır, arpa, yulaf, makarna ve daha fazlası.
Tüm yumru sebzeler: Patates, tatlı patates, yer elması ve daha fazlası.
Bazı süt ürünleri: Süt, dondurma, ekşi krema, ayran ve daha fazlası.
Bazı baklagiller: Kara fasulye, tereyağlı fasulye, cannellini fasulyesi, bakla ve daha fazlası.
Alkollü içecekler: Bira, şarap, şekerli karışık içecekler ve daha fazlası.

Spesifik karbonhidrat diyetinin avantajları ve dezavantajları

SCD, uygun şekilde uygulandığında güvenli ve besinsel açıdan eksiksiz kabul edilir. Ancak, oldukça kısıtlayıcı olan diyet belirli sorunlara yol açabilir.

Yine de bu diyeti denemek istiyorsanız, SCD konusunda deneyimli bir sağlık uzmanlıyla çalışmanız önerilir.

Paylaşın

Bir Günde Ne Kadar Şeker Tüketmelisiniz?

Popüler beslenme modelleri, genellikle şeker ve karbonhidratları kesmenin faydalarını anlatır, ancak tüm şekerler aynı değildir. Birçok yiyecek doğal şeker içerir: Meyveler fruktoz, süt ürünleri laktoz gibi…

Haber Merkezi / Çok fazla şeker tüketmek tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve diş çürüğü gibi rahatsızlıklarla bağlantılıdır. Ancak bu, şekerden tamamen uzak durmanız anlamına gelmez.

Günlük şeker tüketiminizi toplam kalori alımınızın yüzde 6-10’undan fazla olmayacak şekilde sınırlamaya çalışın. Düzenli olarak hangi yüksek şekerli yiyecek ve içecekleri tükettiğinizi ve bunları daha düşük şekerli alternatiflerle nasıl değiştirebileceğinizi düşünün.

Önerilen günlük şeker alımı: Doğal olarak tükettiğiniz şekerin miktarına ilişkin kesin bir öneri bulunmamakla birlikte, ilave şekerler için bazı sınırlamalar bulunmaktadır.

Örneğin, günde 2 bin kalori tüketiyorsanız, uzmanlar ilave şeker tüketiminizi günde 12 çay kaşığı (50 gram) ile sınırlamanızı öneriyor.

Çocuklar için öneriler daha da düşüktür. 2 yaşın altındaki bebekler için hiçbir şekilde eklenmiş şeker önerilmezken, ergenler ve 2 yaşın üzerindeki çocuklar için günde 6 çay kaşığından (25 gram) fazla tüketmemesi önerilir.

Çok fazla şeker tüketmenin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri:

Hipertansiyon (yüksek tansiyon),
Kalp hastalığı,
Uyku apnesi (uyurken nefesinizin durmasına ve tekrar tekrar başlamasına neden olan kronik bir solunum bozukluğu),
Osteoartrit (eklem çevresindeki kıkırdak (kemikleri çevreleyen bağ dokusu) kademeli olarak bozulduğunda oluşan bir eklem rahatsızlığı),
Kronik ağrı,
Kanser.

Paki şeker tüketiminizi nasıl azaltırsınız?

Şeker tüketiminize nasıl dikkat edebileceğinizi merak ediyor olabilirsiniz. İlk önce hangi yüksek şekerli yiyecekleri tükettiğinizi düşünerek başlayın. Ardından, ilave şekeri en aza indirebileceğinizi düşünün.

İşte, şeker tüketiminizi azaltmanıza yardımcı olacak bazı öneriler:

Kahve ve çay gibi içecekleri tüketirken daha az tatlandırıcı (veya hiç tatlandırıcı olmaması) kullanmaya özen gösterin.

Akşamları yüksek şekerli yiyeceklere karşı istek duymamak için gün boyu lif, protein ve sağlıklı yağ içeren yiyecekleri tüketmeye çalışın.

Yine akşamları yüksek şekerli işlenmiş gıdalar yerine meyve, kuruyemiş, tohum, sebze ve humus gibi atıştırmalıkları tercih edin.

Alışveriş yaparken mümkün olduğunca ilave şeker içermeyen ürünleri satın almaya çalışın, bunları meyve veya az miktarda bal veya diğer tatlandırıcılarla kendiniz tatlandırın.

Paylaşın

Yemekten Sonra Yorgunluk Hissi Nasıl Önlenir?

Yemek sonrası yorgunluk, yemekten sonra enerji seviyesinde geçici bir düşüşle karakterize edilen yaygın bir durumdur. Yemek sonrası yorgunluğun nedenleri çok yönlü olsa da, etkilerini azaltmak için birkaç etkili strateji vardır.

Haber Merkezi / Bu stratejilerden bazılarını uygulayarak, yemek sonrası yorgunluğun üstesinden gelebilir ve sürdürülebilir enerjinin tadını çıkarabilirsiniz.

Aşırı yemek: Sindirim sırasında kan akışı vücudun diğer bölgelerinden sindirim organlarına yönlendirilir ve böylece yiyeceklerin parçalanması ve emilimi desteklenir. Özellikle aşırı ve ağır öğünlerin vücudun geri kalan kısmına giden oksijen ve enerji seviyesinde geçici düşüşe yol açabileceğini ve yorgun hissetmenize neden olabileceğine dikkat edin.

Alkol: Alkol merkezi sinir sistemini baskılayan bir maddedir, başka bir ifadeyle beyin aktivitesini yavaşlatır. Bu nedenle alkolün etkileri arasında uykululuk, uyuşukluk, baş dönmesi hissi de yer alır. Alkolün yemekle birlikte tüketilmesi bu etkileri daha da artırabilir ve yemek sonrası enerji düşüşünü daha da yoğunlaştırabilir.

Yetersiz uyku: Vücudun doğal uyku – uyanıklık döngüsü olan sirkadiyen ritimdeki bozulmaların da yiyecek tüketiminden bağımsız olarak yorgunluğa katkıda bulunabileceği bilinmektedir. Düzensiz uyku, vardiyalı çalışma veya jet lag, sirkadiyen ritmi bozabilir ve yorgunluğa yol açabilir.

Hareketsiz yaşam: Hareketsiz bir yaşam tarzı kendinizi yorgun hissetmenize neden olabilir. Kullanılmayan kaslar zamanla zayıflayabilir ve kolayca yorulmanıza neden olabilir.

Besin eksiklikleri: Vitaminler ve mineraller genel olarak optimum sağlık için gereklidir. Özellikle B vitaminleri, C vitamini, demir, magnezyum ve çinko gibi belirli besinler enerji üretimi için gereklidir ve bu besinlerdeki eksiklikler yorgunluğa yol açabilir.

Yemekten sonra yorgunluk nasıl önlenir?

Yemek sonrası yorgunluğu önlemek ve enerji seviyenizi korumak için ipuçları:

Metabolizmanızı düzenlemek ve yorgunluğa yol açabilecek kan şekeri dalgalanmalarını önlemek için yemek öğünlerinizi planlayın.

Rafine karbonhidrat alımını sınırlayın ve beslenmenize baklagiller, nişastalı sebzeler ve tam tahıllar gibi daha kompleks karbonhidratlar ekleyin.

Beslenmenize meyveler, sebzeler, yağsız proteinler ve doymamış yağlar gibi daha besleyici yiyecekler ekleyin.

Sindirime yardımcı olduğu, besin emilimini desteklediği ve genel enerji seviyesini korumaya yardımcı olduğu için su içmeyi ihmal etmeyin.

Alkol ve kafein tüketimini en aza indirin. Alkol geçici bir rahatlama hissi sağlasa da yorgunluğu artırabilir. Benzer şekilde, kafein de başlangıçta uyarıcı olsa da enerji düşüklüğüne yol açabilir ve yemek sonrası yorgunluğa katkıda bulunabilir.

Genel sağlığınız ve enerji seviyenizi artırmak için düzenli fiziksel aktivite yapın.

Her gece 7 veya daha fazla saat uyumayı hedefleyin.

Paylaşın

Ketozisde Olduğunuzu Gösteren 11 Belirti

Ketozis, enerji üretimi için yağın keton cisimlerine parçalanmasını içeren doğal bir metabolik süreç olarak tanımlanır. Bu durum çoğunlukla şu iki şekilde gerçekleşir:

Haber Merkezi / Açlık, vücutta karbonhidratlara veya glikoza erişimin sınırlı olması durumunda ortaya çıkar, bu durumda karaciğer vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlamak için yağ kullanır.

Diyet yaparken, özellikle de düşük karbonhidratlı bir diyet uygularken, insülin hormonunun seviyesi düşer ve vücudun yağ depolarından bol miktarda yağ asitleri salınır. Bu yağ asitlerinin çoğu karaciğere taşınır, burada oksitlenir ve ketonlara (veya keton cisimlerine) dönüştürülür. Bu moleküller vücut için enerji sağlamak için kullanılır.

Aşağıdaki 11 belirti vücudun ketoziste olduğunu gösterir:

Yorgun veya bitkin hissetmek (genellikle kısa süreli),
Ağız kokusu,
Kuru ağız,
Artan susuzluk,
İdrara çıkmada alık,
Bağırsak hareketlerinde değişiklik (ishal veya kabızlık),
İştah azalması,
Azalmış açlık,
Kilo kaybı,
Baş ağrısı ve mide bulantısı gibi grip belirtiler,
Uykusuzluk.

Ketojenik diyet

Ketojenik diyet, vücudun glikojen ve su depolarını azalttığı için oldukça hızlı bir şekilde kilo vermeye yardımcı olabilir.

Ketojenik diyetin beş faydası:

Kilo kaybı: Ketojenik diyet, metabolizmayı hızlandırmak veya iştahı azaltmak gibi çeşitli yollarla kilo kaybını desteklemeye yardımcı olabilir.

Sivilcelerle mücadele: Ketojenik diyetin bazı kişilerde sivilceleri azalttığı öne sürülmektedir.

Kanser hücrelerini yok eder: Ketojenik diyet, belirli kanser türlerine sahip kişilerde kemoterapi ve radyasyon tedavisiyle birlikte kullanılmak üzere güvenli ve uygun bir tamamlayıcı tedavidir.

Kalp sağlığı: Sağlıklı yağlar kolesterolü düşürerek kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olur.

Beyin fonksiyonlarını koruma: Keto diyeti sırasında üretilen ketonlar nöroprotektif faydalar sağlar, yani beyni ve sinir hücrelerini güçlendirir ve korur. Keto diyeti, Alzheimer hastalığı gibi rahatsızlıkların önlemesine veya yönetmesine yardımcı olabilir.

Keto diyetinin 5 olumsuz etkisi:

Keto gribi: Keto diyeti başlangıcında, bir dizi olumsuz semptom yaşanabilir. Bu durumlara genellikle “düşük karbonhidrat gribi” veya “keto gribi” denir, çünkü grip belirtilerine benzerler.

Kokan nefes: Bu durum, yağ metabolizmasının bir yan ürünü olan keton olan asetondan kaynaklanır.

Bacak krampları: Bacak krampları, keto diyetinin doğal sonucu olan dehidratasyon ve mineral kaybından kaynaklanır.

Sindirim sorunları: Diyet değişiklikleri bazen sindirim sorunlarına yol açabilir.

Böbrek sorunları: Böbrek fonksiyonu zayıf olan kişiler ketojenik diyetten kaçınmalıdır. Keto diyeti böbrek taşı riskini artırabilir.

Paylaşın

Sağlıklı Bir Kilo İçin 7 Doğal İştah Kesici

Doğal iştah kesiciler, iştahınızı dizginleyerek daha uzun süre tok hissetmenizi sağlayan yiyecekler, içecekler ve takviyelerdir: Yüksek lifli yiyecekler, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar…

Haber Merkezi / Doğal iştah kesiciler, bilinçli beslenme, porsiyon kontrolü ve düzenli fiziksel aktivite gibi yaşam tarzı alışkanlıklarıyla birleştirildiğinde daha etkili olur.

Yüksek lifli gıdalar: Yüksek lifli gıdaların sindirimi daha uzun sürer, bu da daha uzun süre tok hissetmenize yardımcı olur. Lif ayrıca kan şekeri seviyesini düzenlemeye yardımcı olur ve bu da iştah kontrolüne katkıda bulunur.

Yetişkinler için önerilen günlük lif alımı (DRI) erkekler için günde yaklaşık 31 gram ve kadınlar için günde yaklaşık 25 gr’dır.

Beslenmenize daha fazla lif eklemek için her gün çeşitli yüksek lifli yiyecekler tüketmeyi hedefleyin: Sebzeler, meyveler, kuruyemişler ve tohumlar, baklagiller, tam tahıllar.

Çemen otu: Baklagiller familyasından bir bitki olan çemen otunun tohumları, çözünür lif açısından zengindir, sindirimi ve karbonhidratların emilimini yavaşlatmaya yardımcı olur, bu da uzun süreli tokluk hissine ve iştah azalmasına yol açabilir.

Çemen otu ayrıca kan şekeri seviyesini kontrol etmeye yardımcı olur ve bu da prediyabet ve tip 2 diyabet hastalarına fayda sağlayabilir.

Acı biberler: Acı biberlerin ana bileşen olan kapsaisin, iştahı azaltabilir ve yağ yakımını artırabilir. Araştırmalar, akşam yemeğinde acı biber tüketmenin tokluk hissini artırdığı ve gece (akşam yemeğinden sonra) yemek yeme isteğini azaltarak kalori alımının kontrol edilmesine yardımcı olduğu ortaya koymuştur.

Yağsız proteinler: Her öğününüze tavuk, balık, tofu, yumurta ve baklagiller gibi yağsız protein kaynakları eklemek, toplam kalori alımınızı azaltmanıza yardımcı olabilir.

Çok fazla protein tüketmek böbrek hastalığı olan kişilerde böbreklere zarar verebilir. Protein alımınızı bol miktarda meyve, sebze ve tam tahıllarla dengeleyin.

Sağlıklı yağlar: Sağlıklı yağlar diğer besinlere göre daha uzun sürede sindirilir ve kan şekeri seviyesinin dengelenmesine yardımcı olur.

Sağlıklı yağları beslenmenize dahil etmek için avokado, kuruyemiş, çekirdek, zeytinyağı, bitkisel yağlar (örneğin ayçiçeği) ve deniz ürünleri gibi doymamış yağlar açısından zengin yiyecekleri tercih edebilirsiniz.

Yeşil çay: Yeşil çay, Camellia sinensis bitkisinin yapraklarından yapılır. Hem yeşil çay hem de yeşil çay özütü (çayın yoğunlaştırılmış bir hali) iştah bastırma ve kilo yönetimine yardımcı olabilir.

Fazla miktarda tüketilmesi karaciğere zarar verebileceği için karaciğer rahatsızlığı olan kişilerin yeşil çay ve özlerini tüketmekten kaçınmaları önerilir.

Bitter çikolata. Tatlı krizleriniz başladığında, az miktarda bitter çikolata, iştahınızı bastırmanın lezzetli bir yolu olabilir. Bitter çikolata, tokluk hormonlarını etkileyebilecek polifenoller açısından zengindir.

Bitter çikolata iştahınızı bastırmaya yardımcı olsa da, yağ ve şeker içeriği iştah üzerindeki olumlu etkilerini ortadan kaldırabilir. Kilo yönetimi hedefinizse, bitter çikolatayı ölçülü tüketmeyi hedeflemelisiniz.

Paylaşın