Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek İçin “Sağlıklı Uyku” İpuçları

Genel sağlık için iyi bir uyku çok önemlidir. İyi bir gece uykusu, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir ve düşünme ve fiziksel kabiliyetlerini üst seviyeye yükseltir.

Haber Merkezi / Ancak uykuyu etkileyen birçok faktör vardır. Rahat bir yatak ve oda sıcaklığı iyi bir gece uykusu için olmazsa olmazlardır. Bunların dışında, üç bilimsel yöntemi benimseyerek uyku kalitenizi de artırabilirsiniz.

Tatillerde bile uyuma ve uyanma saatinizi değiştirmeyin: Vücudumuz 24 saatlik doğal döngüsü olan ve ışık ile karanlık tarafından kontrol edilen sirkadiyen ritimle çalışır. Sirkadiyen ritim uyumayı ve uyanmayı kolaylaştırır. Hafta sonları ve tatillerde bile belirli bir saatte uyuyun ve belirli bir saatte uyanın. Bu vücudun uyku – uyanıklık döngüsü güçlenir.

Uyumadan 1 saat önce tüm cihazları kapatın: Akıllı telefonlar, tabletler ve bilgisayarlar gibi cihazlardan yayılan mavi ışık uyku düzenini düzenleyen melatonin hormonunun üretilmesini engelleyebilir. Yatmadan en az bir saat önce elektronik cihazları kullanmayı bırakın, gerekirse mavi ışık filtresi kullanın.

4-7-8: Yatmadan önce vücudunuza dinlenme vaktinin geldiğini bildirmek için gevşeme tekniklerini uygulayın. Derin nefes alma, kademeli kas gevşemesi ve 4-7-8 gibi nefes teknikleri stresi azaltabilir ve zihni sakinleştirebilir. Bu nefes tekniğini uyku rutininize dahil edin, bu derin bir uyku çekmenize yardımcı olur.

Paylaşın

Sabahları Yüzümüz Neden Şişer; Ne Yapmalıyız?

Yüz şişkinliği, çeşitli yaşam tarzı faktörleri nedeniyle sabahları ortaya çıkan, genellikle ciltte sıvı birikmesi durumudur. Yüz şişkinliği, enfeksiyon veya alerji gibi nedenlerle de oluşabilir.

Haber Merkezi / Altta yatan nedene bağlı olarak evde bakım veya diğer tedavi seçenekleri sorunu hafifletebilir veya önleyebilir.

Yaşam tarzı seçimleri:

Beslenme: Akşam veya gece belirli yiyecekleri tüketmek sabahları yüzün şişmesinin nedenlerinden biri olabilir. Örneğin: Sodyum oranı yüksek yiyecekler yemek vücudun daha fazla su tutmasına neden olabilir. Alkol almak, vücutta hafif susuzluğa neden olabilir ve buna yanıt olarak vücut yüz gibi belirli bölgelerde su tutabilir.

Uyku düzeni: Çok az veya çok fazla uyuyorsanız, her ikisi de yüzdeki şişliğin nedeni olabilir.

Cilt bakımı: Makyajla uyumak, kontakt dermatit adı verilen bir cilt reaksiyonuna neden olabilir ve bu da şişmiş yüz ve gözlere, kızarıklığa veya tahrişe yol açabilir.

Fiziksel etkenler ve sağlık koşulları: Sabah kalktığınızda yüzünüzdeki şişliğin sebebi fiziksel faktörler veya sağlık koşulları da olabilir:

Alerjiler ve anafilaksi,
Sinüs enfeksiyonu veya sinüzit,
Cushing sendromu,
Hipotiroidizm,
Selülit,
Anjiyoödem,
Aktinomikozis,
Dış göz kapağı arpacık,
Kırık burun,
Preeklampsi (gebe kadınlarda),
Adet (kadınlarda).

Nasıl tedavi edilir?

Evde tedavi seçenekleri: 

Soğuk su, çay poşeti veya kahve telvesi: Bir havlu yardımıyla yüze soğuk su kompres uygulamak yüzdeki şişkinliği azaltabilir. Ayrıca, yüzdeki kan damarlarını daraltmak için  çay poşeti veya kahve telvesi kullanabilirsiniz.

Egzersiz: Sabahları koşu veya egzersiz vücuttaki ve yüzdeki dolaşımı destekleyebilir.

Yüz ürünlerinin kullanımı: Kadınlar için piyasada, özellikle yüzdeki şişkinliği azaltmak için tasarlanmış
çeşitli yüz serumları, kremler ve maskeler bulunmaktadır.

Tıbbi tedavi seçenekleri:

Altta yatan bir durum yüzde şişkinliğe neden oluyorsa, tıbbi tedavi zorunlu olabilir. Doktorların önerdiği ilaçlar, sabahları yüz şişmesini ve diğer semptomları hafifletmeye yardımcı olabilir.

Yüz şişkinliğini önlemek veya engellemek için ipuçları

Günün ilerleyen saatlerinde rafine karbonhidratlardan kaçınma,
Yatmadan hemen önce yiyecek tüketmeme,
Özellikle akşam geç saatlerde veya gece saatlerinde sodyum içeriği yüksek gıdalardan kaçınma,
Aşırı uyumaktan kaçınma,
Gün boyunca susuz kalmama,
Alkollü içeceklerden kaçınma.

Paylaşın

Sınırda Kişilik Bozukluğu İlişkileri Nasıl Etkiler?

Sınırda kişilik bozukluğu (BPD), ilişkilerde istikrarsızlık ile karakterize bir akıl sağlığı durumudur. Tedavi, hem sorunu yaşayan kişiyi hem de bu kişilerin ilişkide bulunduğu diğer kişiler için faydalı olabilir.

Haber Merkezi / Sınırda Kişilik Bozukluğu (BPD) gibi bozukluklar karmaşık yapıları nedeniyle sıklıkla yanlış anlaşılmakta ve yanlış teşhis edilmektedir.

Kişilik bozukluklarının türleri: Kişilik bozuklukları A Kümesi, B Kümesi ve C Kümesi olarak sınıflandırılır.

A kümesi (tuhaf, eksantrik): Şizoid kişilik bozukluğu gibi durumları içerir.
B kümesi (dramatik, öngörülemez): Sınırda kişilik bozukluğunu içerir.
C kümesi (endişeli, korkulu): Obsesif – kompulsif bozukluk (OKB) gibi durumları içerir.

Sınırda kişilik bozukluğunun belirtileri:

Yoğun terk edilme korkusu,
Dengesiz ve yoğun ilişkiler örüntüsü,
Kendini yok etme davranışları,
İstikrarsız kimlik duygusu,
Duygusal istikrarsızlık,
Tekrarlayan intihar veya kendine zarar verme tehditleri,
Yoğun öfke veya öfkeyi kontrol edememe.

Sınırda kişilik bozukluğuna ne sebep olur?

Çocukluk çağı istismarı ve travması: Sınırda kişilik bozukluğu olan kişilerin yüzde 70’e yakını çocukken cinsel, duygusal veya fiziksel istismara maruz kaldığını ifade etmiştir.

Genetik: Ailenin geçmişinde sınırda kişilik bozukluğu varsa, ailedeki kişilerin bu durumu geliştirme olasılığı daha yüksektir.

Sorunlu beyin: Sınırda kişilik bozukluğu olan kişilerde, beynin duygu ve davranışı kontrol eden kısımları düzgün bir şekilde iletişim kurmaz.

Sınırda kişilik bozukluğu ilişkileri nasıl etkiler?

Sınırda kişilik bozukluğu olan kişiler genellikle düşük öz saygıyla mücadele etseler de, arkadaş canlısı ve ilgi çekici olma eğilimindedirler.

Bu sorundan muzdarip olan kişiler sürekli değişen bir kimliğe sahip olma eğiliminde olduklarından, kişilikleri ve tercihleri ​​birlikte oldukları kişi veya kişilere veya içinde bulundukları duruma bağlı olarak değişebilir.

Sınırda kişilik bozukluğu olan reddedilmekten ve terk edilmekten korkarken aynı zamanda yakınlık özlemi çekerler. Bu içsel çekişme, sağlıklı ilişki sürdürmede zorluğa neden olabilir.

Sınırda kişilik bozukluğunun tedavisi

Sınırda kişilik bozukluğunun tedavisi zaman ve sabır gerektirir. Tedavi psikoterapi (konuşma terapisi), ilaçlar veya her ikisini de içerebilir.

Sınırda kişilik bozukluğu tedavi edilmezse veya tedavi başarısız olursa, aşağıdakilere yakalanma riski artar:

Madde kullanımı veya alkol kullanımı,
Depresyon,
Kendi kendine zarar verme,
İntihar.

Paylaşın

Kabuslar Zihin Sağlığını Nasıl Etkiliyor? Beş İpucu

Kabuslar sadece rahatsız edici rüyalardan ibaret değildir; genel sağlığı derinden etkileyebilirler. Uyku sırasında yaşanan bu yoğun ve genellikle sıkıntılı deneyimler, uyandığınızda sarsılmış ve endişeli hissetmenize neden olabilir.

Haber Merkezi / Ara sıra kabus görmek birçok kişi için yaygın bir durum olsa da, sık ve şiddetli kabuslar önemli bir endişe kaynağı olabilir. Kabusların doğasını ve potansiyel etkilerini anlamak çok önemlidir, çünkü uykunuzu bozabilir, günlük hayatınızı ve zihin sağlığınızı etkileyebilir.

Artan kaygı ve stres: Sık görülen kabuslar, yüksek seviyelerde kaygı ve strese yol açabilir. Bir kabustan uyandığınızda, vücudunuz gerçek bir tehdide yanıt veriyormuş gibi yüksek bir uyanıklık halinde olur. Bu, uyanık olduğunuz zaman da kronik stres ve kaygıya neden olabilir.

Bozuk uyku düzeni: Kabuslar genellikle uykunuzun bölünmesine ve gece boyunca birden fazla kez uyanmanıza neden olur. Bu kesintiler, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu derin, dinlendirici uykuyu almanızı engel olur. Kronik uyku kesintisi, sinirlilik ve konsantre olma zorluğu gibi bir dizi zihin sağlığı sorununa yol açabilir.

Duygusal sıkıntı: Kabuslar korku, üzüntü ve öfke gibi güçlü duyguları uyandırabilir. Bu duygular uyandıktan sonra uzun süre devam edebilir ve gün boyu zihin halinizi ve duygusal durumunuzu etkileyebilir. Tekrarlayan kabuslardan kaynaklanan kalıcı duygusal sıkıntı, depresyon için risk faktörleri olan çaresizlik ve umutsuzluk duygularına da katkıda bulunabilir.

Gündüz işlevselliğine etkisi: Kabusların duygusal ve psikolojik etkileri gündüz işlevlerinizi etkileyebilir. Konsantre olmayı, karar vermeyi veya görevleri etkili bir şekilde yerine getirmeyi zor bulabilirsiniz. Bu, işte veya okulda üretkenliğinizi etkileyebilir ve aileniz, arkadaşlarınız ve meslektaşlarınızla olan ilişkilerinizi zorlayabilir.

Başa çıkma stratejileri:

Kabusların zihin sağlığınız üzerindeki etkisiyle mücadele ediyorsanız, aşağıdaki başa çıkma stratejilerini göz önünde bulundurun:

Rahatlatıcı bir uyku öncesi rutini oluşturun: Yatmadan önce okumak veya sıcak bir banyo yapmak gibi sakinleştirici aktivitelerde bulunun.

Rahat bir uyku ortamı yaratın: Yatak odanızın huzurlu ve dinlendirici bir alan olduğundan emin olun.

Profesyonel yardım alın: Bir terapist, kabuslarınıza katkıda bulunan temel sorunları ele almanıza ve bunlarla başa çıkmanıza yardımcı olabilir.

Stres azaltma tekniklerini uygulayın: Derin nefes egzersizleri gibi aktiviteler genel stresi ve kaygıyı azaltmaya yardımcı olabilir.

İlaç tedavisini değerlendirin: Bazı durumlarda, özellikle PTSD ile ilişkili olan şiddetli kabusları yönetmek için ilaç tedavisi gerekebilir.

Paylaşın

Erkeklerin Kanser Riskini Azaltmak İçin Yapması Gereken Beş Şey

Kanser riski yaşla birlikte artar, ancak erken yaşta sağlıklı alışkanlıklar edinmek, hayatın ilerleyen dönemlerinde kanser olma olasılığını önemli ölçüde azaltabilir.

Haber Merkezi / İşte 20’li, 30’lu ve 40’lı yaşlardaki erkekler için kanser risklerini azaltmalarına ve sağlıklı bir gelecek için güçlü bir temel oluşturmalarına yardımcı olacak 5 şey:

20’li yaşlarda:

Sağlıklı beslenme: Meyve, sebze, tam tahıllar ve yağsız proteinler açısından zengin dengeli bir beslenme kanser riskini düşürmeye yardımcı olabilir.

Düzenli egzersiz: Her hafta en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite, sağlıklı bir kiloyu korumaya ve çeşitli kanser riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

Tütün ürünlerinden kaçınma: Sigara ve tütün kullanımı kanserin önde gelen nedenleri arasındadır. Sigara gibi tütün ürünlerinden kaçınılmalı.

Cilt sağlığı: Cilt kanseri riskini azaltmak için yüksek SPF’li güneş koruyucu kullanılmalı, koruyucu kıyafetler giyinilmeli ve solaryumdan kaçınılmalı.

Aşılar: HPV aşısı gibi aşılar belirli kanser türlerine karşı koruma sağlayabilir.

30’lu yaşlarda:

Düzenli kontroller: Sağlık taramaları ve kontroller olası sorunları erken öğrenmeye yardımcı olabilir. Aile geçmişi ve kişisel risk faktörlerine göre uygun taramalar hakkında doktor ile görüşülebilir.

Stresi yönetimi: Kronik stres genel sağlığı etkileyebilir. Duygusal sağlığı korumak için farkındalık, egzersiz veya hobiler gibi stres yönetimi teknikleri uygulanabilir.

Kilo kontrolü: Sağlıklı bir kiloyu korumak çok önemlidir. Kiloyu kontrol altında tutmak için dengeli bir beslenmeye ve düzenli egzersize odaklanılmalı.

Alkol tüketiminin sınırlanması: Aşırı alkol kullanımı ağız, boğaz, yemek borusu ve karaciğer gibi kanser türleri riskinin artmasıyla ilişkilidir.

Aile geçmişi: Aile geçmişini anlamak, kalıtsal kanser riski faktörünü değerlendirmeye ve ek taramaların gerekli olup olmadığına karar vermeye yardımcı olabilir.

40’lı yaşlarda:

Rutin taramalar: 40’lı yaşlarınızda, risk faktörlerine ve aile geçmişine bağlı olarak kolorektal kanser gibi kanserler için düzenli taramalara başlanmalı. Erken teşhis daha iyi sonuçlara yol açabilir.

Kalp sağlığı: Sağlıklı bir kalbe sahip olmak, daha düşük kanser riskiyle bağlantılıdır. Genel sağlığı desteklemek için kalp sağlığına uygun bir beslenme ve düzenli egzersiz programı uygulanmalı.

Yaşam tarzı: Yaşlandıkça, sağlık hedeflerine bağlı olarak beslenme ve egzersiz de dahil olmak üzere yaşam tarzı seçimleri yeniden değerlendirilmeli.

20’li, 30’lu ve 40’lı yaşlarda proaktif adımlar atmak kanser riskini önemli ölçüde azaltabilir.

Paylaşın

E Vitamini Eksikliğiniz Mi Var? Beslenmenize Bunları Ekleyin

Genel sağlığı korumada önemli bir rol oynayan E vitamini, hücreleri serbest radikallerin neden olduğu hasardan koruyan güçlü bir antioksidandır. Bu vitaminden yeterli miktarda almamak çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir.

Haber Merkezi / E vitamini eksikliği sorunu olanlar beslenme planına E vitamini açısından zengin yiyecekler eklemelidirler.

E vitamini eksikliğinin belirtileri nelerdir?

E vitamini eksikliğinin en yaygın belirtileri arasında kas güçsüzlüğü, görme sorunları ve zayıflamış bağışıklık fonksiyonu yer alır. Diğer belirtiler arasında cilt kuruluğu, saç dökülmesi ve kansızlık yer alabilir.

Şiddetli E vitamini eksikliğinin belirtileri arasında yürüme zorluğu, kas titremeleri ve hatta sinir hasarı  yer alır. E vitamini eksikliği ayrıca üreme sağlığını etkileyebilir ve hamile kadınlarda düşük riskini artırabilir.

Sorun, tedavi edilmezse kalp hastalığı ve kanser gibi ciddi sağlık komplikasyonlarına da yol açabilir.

E vitamini açısından zengin gıdalar:

Yeşil sebzeler: E vitamini eksikliğine elveda demek için yeşil yapraklı sebzeleri tüketmeye başlamalısınız.

Badem ve ceviz: E vitamini eksikliğini gidermek için sıklıkla badem ve ceviz tüketilmesi önerilir. Badem ve ceviz genel sağlığınız için de oldukça faydalı olabilir.

Meyveler: İsterseniz avokado, kivi ve mango gibi meyveleri de beslenmenize dahil edebilirsiniz. Çünkü bu meyveleri düzenli olarak tüketmek vücudunuzdaki E vitamini eksikliğini de giderebilir.

Yağlı balıklar: Eğer vejetaryen değilseniz, yağlı balıkları da diyetinizin bir parçası yapabilirsiniz. Yağlı balıklarda bol miktarda E vitamini bulunur.

E vitamini açısından zengin besinlerin diğer faydaları:

E vitamini açısından zengin gıda maddeleri kan basıncını ve kolesterol seviyesini kontrol etmede etkili olabilir. Bu besin açısından zengin gıda maddeleri kalp sağlığı için de faydalı olabilir.

Sadece bu değil, E vitamini açısından zengin besinleri beslenmenize dahil ederek cilt sağlığınızı da iyileştirebilirsiniz.

Paylaşın

Akşam Yemeği Sonrası Kilo Vermeye Yardımcı Olabilecek Beş Aktivite

Akşam yemeğinden sonra, kanepede uzanmak veya gece geç saatlere kadar atıştırmalıklar tüketmek gibi sağlıklı kilonuzu  engelleyebilecek alışkanlıklara yenilmek kolay. Ancak, akşam yemeğini takip eden saatlerde yaptıklarınız istenmeyen kiloları vermenize yardımcı olabilir.

Haber Merkezi / Akşam yemeği sonrası rutininize sağlıklı aktiviteler ekleyerek metabolizmanızı hızlandırabilir, sindirim sistemini iyileştirebilir ve aşırı yemeyi önleyebilirsiniz. Bu küçük ama etkili değişiklikler kilo verme yolculuğunuzda katkıda bulunabilir.

Hafif yürüyüş: Akşam yemeğinden sonra hafif bir yürüyüş sindirime yardımcı olabilir ve az önce tükettiğiniz kalorilerin bir kısmını yakmanıza yardımcı olabilir. Yürüyüş ayrıca insülin seviyesini düşürerek vücudun yağ depolamasını önleyebilir. Sadece 15 – 30 dakikalık tempolu yürüyüş metabolizmanızı canlandırabilir ve kan dolaşımınızı iyileştirerek vücudunuzun yağ depolamasını önleyebilir.

Hafif esneme: Akşam yemeğinden sonra hafif esneme vücudunuzun rahatlamasına yardımcı olurken aynı zamanda vücudunuzu aktif tutar. Esneme gibi aktiviteler sindirimi iyileştirir, şişkinliği azaltır ve daha iyi uykuyu destekler; bunların hepsi kilo kaybı için önemlidir.

Bitki çayı: Akşam yemeğinden sonra sıcak bir fincan bitki çayı sindirime yardımcı olabilir. Nane, papatya veya zencefil gibi çaylar sindirim sistemini rahatlatabilir, şişkinliği azaltabilir ve sizi dinlendirici bir uykuya hazırlayan sakinleştirici bir etkiye sahip olabilir.

Uzanmaktan kaçının: Yemekten hemen sonra uzanmak sindirimi yavaşlatabilir ve asit reflüsü riskini artırabilir, bunların ikisi de kilo kaybına engel olabilir.

Alkol ve kafeinden uzak durun: Akşam yemeğinden sonra, kilo vermeye çalışıyorsanız alkol ve kafeinden uzak durmanız en iyisidir. Alkol, sağlıksız atıştırmalıklara yönelme olasılığınızı artırabilir. Öte yandan kafein uyku döngünüzü bozabilir ve kalitesiz uykuya yol açabilir.

Paylaşın

Hangi Vitaminin Eksikliği Saç Dökülmesine Neden Olur?

Saç dökülmesine, genetik, doğum ve bazı hastalıklar dahil olmak üzere birçok faktör neden olabilir. Saç dökülmesi, besin eksikliği, ani kilo kaybı veya obezite gibi nedenlerden de kaynaklanabilir.

Haber Merkezi / Bazı vitamin ve minerallerin aşırı alımı da saç büyüme döngüsünü bozabilir ve saç dökülmesine katkıda bulunabilir. Saç dökülmesi sorunuyla mücadele ediyorsanız, beslenmenizi göz önünde bulundurmanız faydalı olabilir.

Vitamin ve mineral eksikliklerinin saç dökülmesindeki rolü henüz tam olarak anlaşılamamış olsa da, giderek artan kanıtlar, belirli vitamin ve mineral eksikliklerinin bazı kişilerde saç dökülmesine yol açabileceğini göstermektedir.

D vitamini: D vitamini , vücudun kalsiyum emiliminde, kemik mineralizasyonunda ve bağışıklık sistemi işlevlerinde rol oynar. D vitamini eksikliği saç büyüme döngüsünü etkileyebilir.

B Vitaminleri: Biyotin (B7) eksikliğinin saç dökülmesine katkıda bulunduğu varsayılmaktadır. Ancak, biyotin eksikliği nadir bir durumdur ve genellikle kalıtsaldır.

Demir: Bazı araştırmalar, demirin saç köklerindeki çeşitli genleri düzenleyerek saç büyümesinde rol oynadığını göstermektedir. Demir eksikliği ve anemi, telogen effluvium’a (hızlı saç dökülmesi) neden olabilir.

C vitamini: Askorbik asit olarak da bilinen C vitamini vücutta birkaç önemli rol oynar. Örneğin, vücudun demiri emmesine yardımcı olur.

Bu nedenle, demir eksikliği nedeniyle saç dökülmesi yaşayan kişilerin muhtemelen C vitamini takviyesi almaları veya beslenmelerinde bol miktarda C Vitamini aldıklarından emin olmaları gerekmektedir.

Çinko: Çinko eksikliği telogen effluviumun yanı sıra ince, beyaz, kırılgan saçlara ve diğer cilt sorunlarına da neden olabilir.

E vitamini: E vitamininin saç uzamasındaki rolü hakkında çok az araştırma bulunmaktadır, ancak bazı küçük araştırmalar, E vitamini takviyesinin saç dökülmesini azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Dikkat: Saçınızı tararken veya yıkarken ani veya düzensiz saç dökülmesi veya normalden fazla saç dökülmesi fark ederseniz, bir dermatoloğa veya bir hekime görünmenizi öneririz.

Saç dökülmesi, tiroid rahatsızlığı, stres, cilt rahatsızlığı, kafa derisi enfeksiyonu, menopoz ve daha fazlası gibi altta yatan tıbbi bir sorunun da işareti olabilir.

Paylaşın

Biyotin Saç Uzamasını Destekler Mi?

H vitamini, B – 7 veya koenzim R olarak da bilinen Biyotin, B – kompleks vitamin grubunun bir parçasıdır. Biyotin, vücudunuzun yiyecekleri enerjiye dönüştürmesine, yağları ve proteinleri metabolize etmesine yardımcı olur.

Haber Merkezi / Et, karaciğer, yumurta, balık, kuruyemiş, tatlı patates, ıspanak ve brokoli gibi yiyecekler iyi birer biyotin kaynağıdır. Ayrıca hem tek başına hem de B – kompleks takviyelerinde takviye olarak da mevcuttur.

Biyotinin faydaları üzerine yapılan araştırmalar karışık olsa da, bazı araştırmalar, biyotinin saç sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini destekleyen kanıtlar ortaya koymuştur.

Biyotin saç uzamasını nasıl etkiler?

Gıdalarda kolayca bulunabilen ve bağırsaklarda doğal olarak üretilen Biyotin, vücudun sağlıklı saçlara ve tırnaklara sahip olmasını sağlayan keratin üretmesine yardımcı olabilir.

Biyotinin saç dökülmesini önlemedeki rolü, saç büyümesini teşvik edeceği anlamına da gelmez. Bazı araştırmalar, biotinin saç dökülmesini azaltmaya yardımcı olabileceğine dair kanıtlar ortaya koymuştur.

Biyotin eksikliği ve belirtileri

Biyotin eksikliği nadir görülen bir durum olsa da, özellikle dengeli beslenen sağlık sorunları olmayan kişilerde dahi, biyotin eksikliğini geliştirebilecek bazı nedenler vardır. Örneğin, düzenli alkol kullanımı.

Düşük biyotin seviyesi hamilelik ve emzirme dönemlerinde de yaygındır. Hamile ve emzirme dönemindeki kadınların üçte biri, biyotin takviyesi alsalar bile bir tür biyotin eksikliği yaşayabilirler.

Bebekler, biotinidaz eksikliği olarak da bilinen nadir bir rahatsızlıkla dünyaya gelebilirler. Bu durum, vücudun biyotin salgılamasını engeller ve bebekler yeterli miktarda vitamin alsalar bile biyotin eksikliği sorunu ile karşı karşıya kalabilirler.

Düşük biyotin, bazı antiepileptik ilaçlar kullanan kişilerde de ortaya çıkabilir. Ayrıca, yaşlılarda ve sigara içenlerde (özellikle kadınlarda) biyotin eksikliği görülme olasılığı daha yüksektir.

Biyotin eksikliğinin ilk belirtileri:

Saçların incelmesi ve dökülmesi,
Gözlerinizin, burnunuzun ve ağzınızın çevresinde pullu, kırmızı döküntü,
Konjonktivit (pembe göz),
Kırılgan tırnaklar,
Asidik idrar,
Cilt enfeksiyonları,
Depresyon, uyuşukluk, halüsinasyonlar ve paresteziler (uzuvlarda karıncalanma hissi) gibi nörolojik sorunlar.

Paylaşın

Sindirim Sistemi İçin En İyi Beş “Probiyotik”

Yiyecekler veya takviyeler yoluyla alınabilen probiyotikler, bağırsak mikrobiyomunuzun çeşitliliğini artırmaya yardımcı olabilir, sindirim ve bağışıklık sisteminizi, zihin sağlığınızı destekleyebilir.

Haber Merkezi / Probiyotikler, kefir, yoğurt ve lahana turşusu gibi fermente gıdalarda bulunur…

Kefir: Kefir, birçok probiyotik içeren fermente edilmiş bir süt içeceğidir. Ekşi bir tada sahip olan kefir, bir tür içilebilir yoğurt olarak da tanımlanabilir. Ayrıca iyi bir protein ve kalsiyum kaynağı olan kefir, genellikle D vitamini ile güçlendirilir.

İşlenme şekli nedeniyle kefirin laktoz oranı genellikle düşüktür, bu nedenle laktoz intoleransı olan çoğu kişi kefiri tolere edebilir.

Lahana turşusu: Lahana, probiyotik görevi gören laktik asit bakterilerinde fermente edilir. Bir araştırma, lahana turşusunun fermentasyon süreci ve paketleme boyunca faydalı bakterilerinin çoğunu koruduğunu ve bu sayede harika bir probiyotik yiyecek olduğunu ortaya koymuştur.

Yoğurt: Probiyotiklerin en yaygın kaynaklarından biri de yoğurttur. Yoğurtta Kefir’e benzer fermente bir süt ürünüdür. Yoğurt ayrıca, kalsiyum ve D vitamini içerir.

Kombucha: Kombucha, çay, şeker ve mayadan yapılan karbonatlı, fermente bir içecektir. Hamileler ve bağışıklık sistemi zayıf olanlar, kombucha tüketmeden önce bir sağlık uzmanıyla görüşmelidir.

Kimchi: Kore’nin en popüler yiyeceklerinden biri olan kimchi, sebzelerin fermente edilmesi ile yapılan bir tür çeşnidir. Lahana, turp, salatalık ve soğan gibi sebzeleri içeren kimchi, özellikle bir probiyotik türü olan laktik asit açısından zengindir.

Yapılan araştırmalar, kimchinin zararlı bağırsak bakterileri azaltmaya yardımcı olduğunu ve kan şekeri, kan basıncı ve kolesterol seviyesini desteklediğini ortaya koymuştur.

Kimchi sadece iyi bir probiyotik kaynağı olmakla kalmaz, aynı zamanda bağırsak sağlığı için bir diğer önemli besin olan lif açısından da zengindir.

Paylaşın