Kırmızı Muzun Çok Şaşıracağınız Faydaları

Rengini beta karotenden alan kırmızı muzun tadı sarı muza yakındır: Hafif ahududu, çilek ve mango aromaları. Sarı muza göre daha yumuşak olan kırmızı muz, kremsi yapıda ve daha tatlıdır.

Haber Merkezi / Güney Amerika ve Asya’da yetiştirilen bu muz çeşidi meyve olarak yenildiği gibi meyve salataları ve komposto yapımında kullanılır.

Ahududu aroması sayesinde kırmızı ya da mor renk alan bu muz türünün tadı sarı muzla benzer özellik gösterir.

Çikolata, bisküvi, puding ve cips gibi atıştırmalıklara tat vermesin için kullanılan kırmızı muz, una dönüştürülerek pasta yapımında da kullanılabilir.

Kırmızı muzun faydaları:

Kırmızı muz, sarı muzdan daha fazla besin içerir. Bu nedenle bu muzu tüketmek ciddi hastalıkları önleyebilir.

Şeker hastaları kırmızı muz tüketebilir. Kırmızı muzun glisemik indeksi düşüktür. Bu meyveyi günlük olarak sınırlı miktarda tüketmek kan şekerini kontrol altında tutmaya yardımcı olur.

Kırmızı muz potasyum açısından oldukça zengindir. Bu nedenle yüksek tansiyonu olan kişiler bu muzu sorunsuz bir şekilde tüketebilir.

Görme gücü zayıf olan kişiler de bu muzu yemelidir. Çünkü kırmızı muz A vitamini açısından oldukça zengindir.

Kemikleri güçlendiren kırmızı muz, aynı zamanda böbrek taşı oluşumunu da engeller. Kalp hastalığı olanlarda bu muzu tüketebilir.

Faydaları saymakla bitmeyen kırmızı muzun, kanser gibi hastalıklara yakalanma riskini de azalttığı bilinmektedir.

Paylaşın

Yedi Günde 5 Kilo Verebilirsiniz; Peki Nasıl?

Kilo vermek için farklı yöntemler bulunmaktadır. Bunlar arasında sıkı bir diyeti ve her gün egzersizi sayabiliriz. Ancak herkes sıkı bir diyeti uygulayamaz veya her gün egzersiz yapamaz. İşte bu kişiler kilo vermenin kolay yollarını ararlar.

Haber Merkezi / Basit yöntemlerle kilo vermek isteyen biriyseniz bu yazı tam size göre. Çünkü hızlı kilo vermenin harika bir yolu var.

Bir içecekten bahsediyoruz. Kilo vermenize yardımcı olabilecek birçok içecek var. Bunlardan biri de hardal içeceğidir.

Yemeklerimizde kullandığımız bir baharat olan hardal tohumları, küçük gibi görünse de faydaları oldukça fazladır.

Bu faydalar arasında kilo vermeyi de sayabiliriz. Şimdi bu kilo verdiren hardal içeceğinin nasıl yapılacağına ve ne zaman içileceğine bakalım.

Hardal kilo vermeye nasıl yardımcı olur?

Hardal tohumları kalorisi açısından fakir olmasına rağmen lif açısından oldukça zengindir.

İngiltere’deki Oxford Politeknik Enstitüsü tarafından yürütülen bir araştırma, bir çay kaşığı hardal tohumunun vücut metabolizmasını yüzde 25 artırdığını ortaya koydu: Her saat en az 45 kalori yakar.

Ayrıca, hardal tohumlarındaki kompleks lif, sindirim sisteminin sindirimini biraz zorlaştırır. Bu da aşırı enerji kullanımını gerektirir. Yani vücutta depolanan yağlar bu enerjiyi karşılamak için kullanılır. Sonuç olarak, hardal tohumları kilo vermeye yardımcı olur.

Hardal içeceği yapmak için gerekli malzemeler:

1 yemek kaşığı hardal tohumu
1 yemek kaşığı anason
1 yemek kaşığı limon suyu

Öncelikle hardalı ve anasonu kapaklı bir kaba koyun ve 1 su bardağı sıcak su ekleyin, kapatıp 5 dakika demlenmeye bırakın. 5 dakika sonra süzün ve limon suyunu ekleyip karıştırın. Hardallı içecek hazır.

Ne zaman içilir?

Bu hardalı içecek sabah uyandıktan sonra aç karnına içmeli.

Hardal tohumlarındaki besinler

Hardal tohumları lif, C vitamini, K vitamini, tiamin, riboflavin, B6 vitamini ve folik asit açısından zengindir. Ayrıca antioksidanlar ve çoklu doymamış yağ asitleri açısından da zengindir.

Anasondaki besinler

Anason, hardaldan sonra yemek pişirmede kullanılan bir diğer maddedir. Anason, lif, C vitamini, kalsiyum, demir, magnezyum, potasyum ve magnezyum gibi besinler açısından zengindir.

Aynı zamanda güçlü bitki bazlı bileşikler içerir. İştahı keser ve fazla kalori alımını engeller. Anason ayrıca kalp sağlığına iyi gelir ve kanser önleyici özelliklere sahiptir.

Limon

Limon, kilo vermeye yardımcı olan en önemli besinlerden biridir. Limon vücudun metabolizmasını hızlandırır, vücuttaki yağları eritir ve kilo vermeye yardımcı olur.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Öğlen Egzersizleri İle Diyabeti Kontrol Altına Alın

Doktorlar, diyabet (şeker hastalığı) hastalarının doğru egzersiz ve doğru beslenme ile şeker seviyesini kontrol altına alabileceğini belirtiyorlar. Yapılan yeni bir araştırma bunu doğruluyor.

Haber Merkezi / Araştırmacılar, öğleden sonra aktif olmanın diyabetli kişilerde kan şekeri seviyesini kontrol etmeye yardımcı olduğunu buldular.

Araştırmayı yürüten bilim insanları, öğleden sonra aktif olanların kan şekerini günün diğer saatlerinde aktif olanlara göre daha iyi kontrol ettiğini söylediler.

Dünyanın en iyi diyabet araştırma merkezlerinden ABD’deki Jaslin Diyabet Araştırma Merkezi’nden bilim insanları, aktif kalma süresinin özellikle kan şekeri seviyesini etkileyip etkilemediğini incelediler.

Araştırma için 2.400 kişi seçildi ve fiziksel aktivitelerini ölçen bir cihazı bellerine takmaları talimatı verildi. Araştırmaya katılan denekler 4 yıl boyunca takip edildi.

Araştırma, öğleden sonra fiziksel olarak aktif olanların, kandaki şeker seviyesini kontrol etmede diğerlerine göre daha başarılı olduğunu buldu.

Egzersizin diyabet hastaları için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyan araştırmada, bazı deneklerin şeker seviyesini kontrol altında tutmak için ilaç kullanmayı bıraktığı da belirtildi.

Paylaşın

Hormon Dengesi İçin Bir Günlük Diyet

Doğru besinler alınmadığı takdirde hormon seviyelerinde dengesizlikler oluşabilmektedir, ki hormonlar bedensel ve benliksel sağlığın korunmasında çok önemli rol oynarlar.

Haber Merkezi / Bu nedenle hormonlarınızı sağlıklı ve dengeli tutmak için uygun yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte dengeli bir diyet uygulamanız gerekir.

Hormonal dengesizlik sorunu olan kişiler bu diyet planını günlük olarak uygulayabilirler.

Sabah

Kahvaltıdan önce tarçın tozunu ılık suda karıştırın ve için. Bazı kuruyemişleri de bu karışımla birlikte alabilirsiniz: 3-4 kuru üzüm, 3-4 Brezilya fıstığı ve 3-4 badem.

Bu, kan şekeri seviyesini düzenlemeye, bağışıklık sistemini güçlendirmeye, insülin artışlarını kontrol etmeye ve tiroid fonksiyonunu iyileştirmeye yardımcı olur.

Öğlen

Öğlen yemeğinden önce, en sevdiğiniz meyveleri üzerine haşhaş tohumu serperek tüketebilirsiniz.

Filizlenmiş mercimeği öğle yemeğinize dahil edin. Filizlenmiş mercimek, bağırsak sağlığını iyileştirir, bağışıklığı artırır, insülin seviyesini dengeler ve kilo vermeye yardımcı olur.

Akşam

Akşam atıştırmalığı olarak bir kakaolu antioksidan smoothie alın. Stres hormonu seviyesini düşürür ve serotonin (mutluluk hormonu) seviyesini yükseltir.

Yemekten sonra kinoa çayı içebilirsiniz. Üzerine bir tutam tarçın ve hindistan cevizi ekleyebilirsiniz. Bu çay, stresi azaltır, insülin duyarlılığını artırır ve uyku hormonlarının salınımını destekler.

Smoothienin yapımı:

2 yemek kaşığı şekersiz kakao
1 muz
1 yemek kaşığı yulaf
150 ml süt
1 yemek kaşığı chia tohumu
1 yemek kaşığı badem ezmesi

Chia tohumları hariç yukarıdaki tüm malzemeleri bir miksere ekleyin ve iyice karıştırın. Ardından karışımı bir bardağa alın ve üzerine chia tohumu serperek servis yapın.

Paylaşın

Irkçılığın Etkisi: ABD’li Siyahiler Alzheimer’a Daha Sık Yakalanıyor

ABD’li siyahilerin yapısal ırkçılık nedeniyle, beyin işlevlerindeki bozukluklara bağlı olarak zihinsel işlevlerde gerileme, davranış sorunları ve işlevsellikte azalma ile giden dejeneratif bir hastalık olan Alzheimer’a yakalanma olasılığının daha fazla ortaya çıktı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hastalık Kontrol ve Koruma Merkezi verilerine göre 65 yaş üzerindeki siyahi Amerikaıların yüzde 14’ü Alzheimer hastası olurken, bu oran beyazlarda yüzde 10’da kaldı.

Siyahilere doğru teşhis konma olasılıklarının da daha düşük olduğu ve ailelerinin genellikle önyargılarla dolu tıbbi sistemden tedavi almak için daha fazla mücadele etmek durumunda kaldığı da belirtiliyor.

2060 yılında siyahi Amerikalılarda görülen Alzheimer vakalarının bugünün dört katı artması bekleniyor.

Bazı risk faktörleri ırka göre değişse de, ırklar arasındaki bu farklılığı yalnızca genetik faktörlerle açıklamak doğru değil.

Siyahiler için risk faktörleri daha yüksek

Problemlerin çoğu hayatın erken safhalarında başlıyor. Kalp hastalıkları ve diyabet gibi risk faktörlerini oluşturan sağlık sorunları siyahi nüfusta daha sıklıkla görülüyor. Bunun sebebi, siyahilerin kirletici sanayilere daha yakın yerlerde yaşaması, sağlıklı besin seçeneklerinin eksikliği gibi unsurlardan kaynaklanıyor.

Ayrıca depresyon, yüksek tansiyon, obezite ve kronik stresin yanı sıra yoksulluk da Alzheimer’a yakalanma ihtimalini yükseltiyor.

Genel olarak bakıldığında siyahiler yaşamları boyunca beyazlara kıyasla aynı kalitede sağlık hizmeti almıyor. Bu nedenle tedaviye, özellikle de yüksek kaliteli tedaviye yeterince erişilememesi, bahsedilen sağlık sorunlarına yol açan risk faktörlerini arttırıyor.

Sonuçta da Alzheimer ve demansa bağlı belirtilerini hafifletecek tedaviye erişim zorlaşıyor. Siyahileri bir de yaşamları boyunca karşılaştıkları gizli ırkçılığın etkisini de yaşıyor.

Irkçılığın etkisi

ABD Alzheimer Birliği yetkililerinden Dr Carl Hill’e göre ırkçılık stresin artmasına neden olan bir travma ve zamanla idrakta düşüşe neden olan enflamasyon gibi sağlık sorunlarına dönüşüyor.

“Sağlığa, ilaca, barınmaya erişimde yetersizlik yaratan yapısal ırkçılık nedeniyle, ırkçılık ve ayrımcılığa maruz kalanlara risklerini azaltacak bir yol sağlanmıyor.” diyen Hill bu sebeple siyahilerin “çifte yumruk” yediklerini ifade ediyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Her Yaştan İnsanın Günlük Kaç Saat Uykuya İhtiyacı Var?

Yiyecek ve suyun insanın hayatta kalması için yeterli olduğu düşünülür. Ancak yiyecek ve içecekle birlikte sürekli uyku da insanın hayata kalması için gereklidir. Bir kişi arka arkaya on bir gün uyumazsa, o kişinin ölmesi muhtemeldir.

Haber Merkezi / Doktorlar, genellikle bir kişinin her gün sekiz saat uyuması gerektiğini söyler. Ancak herkesin günde sekiz bardak su içmesi gerektiği hesabı doğru olmadığı gibi günde sekiz saat uyku hesabı da doğru değildir.

Herkesin vücudu farklıdır. Yaş, kilo, günlük aktiviteler ve sağlık durumu dikkate alınarak günlük kaç saat uykuya ihtiyaç olduğunu belirlenmeli.

Örneğin Dünya Uyku Vakfı’na göre, yetişkinler (20 ila 65 yaş arası) 7 ila 9 saat, 65 yaş üstü yaşlılar 7 ila 8 saat, 7 ila 19 yaş arası 9 ila 11 saat, 7 yaşından küçük çocuklar 10 ila 13 saat, ay ve yaş arasındaki çocuklar 17 saat uyumalı.

Dünya Uyku Vakfı, ihtiyaç olunan uyku miktarının her gün ne yapıldığına bağlı olarak artabileceğini veya azalabileceğini söylüyor.

Bunun dışında sağlık problemlerine göre de ekstra uykuya ihtiyaç olabilir.

Ne kadar uykuya ihtiyacınız olduğunu anlamanıza yardımcı olacak bazı sorular:

Yorgunluğa neden olan herhangi bir sağlık sorununuz var mı?, İşiniz çok çalışma gerektiriyor mu? İyi uyumanıza rağmen gün içinde uykunuz geliyor mu? Kahve ve çay olmadan çalışamaz mısınız?

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Dünyanın En Kötü Kokan Meyvesi! Yine De ‘Meyvelerin Kralı’ Olarak Anılıyor

Dünyada kokusuyla insanı kendine çeken pek çok meyve bulunmakta. Örneğin mango severler mangonun ne kadar olgun olduğunu ve tadının nasıl olacağını koklayarak anlayabilirler, aynı şekilde karpuz ve kavunu da.

Haber Merkezi / Elma olsun, üzüm olsun her meyvenin tadı güzeldir ve kokusu da harikadır.

Ancak aromatik meyveler listesine girmeyi hak etmeyen bir meyve var. Çünkü bu meyve dünyanın en kötü kokan meyvesi. Kötü kokusu nedenliyle birçok ülke de yasaklamıştır. Buna rağmen çok pahalıya satılıyor.

Adı ‘Meyvelerin Kralı’ olan Durian’dan (Duryan) bahsediyoruz. Bu meyve dışarıdan nefesi gibi görünse de içi sarı renkli ve yumuşaktır.

Durian, Güneydoğu Asya’da çok yaygın ve kolayca bulunan bir meyve. Ama kokusu o kadar kötü ki insanlar onu deyim yerindeyse kirli ve terli çoraplara benzetiyor.

Durian, kötü kokusu nedeniyle Malezya, Tayland, Singapur, Hong Kong gibi yerlerde tamamen yasaklanmıştır. Ayrıca bu meyvenin dikenleri de çok tehlikelidir ve yemek isteyen kolayca yaralanabilir.

Neden kötü kokuyor?

Bir araştırmaya göre Durian’da koku üreten 44 farklı türde kimyasal bileşik bulunuyor. Bunlardan 3 tanesi doğal bir maddede ilk defa bulunan bileşiklerdir.

Bilim insanları, bu kokunun herhangi bir bileşikten kaynaklanmadığını, tüm bu bileşiklerin bir araya gelmesinden kaynaklandığını söylemektedirler.

Araştırmacılar, bu meyvenin bal, kavrulmuş soğan, kükürt, karamel, çürük yumurta, çürük lahana ve çürük meyve bileşikleri içerdiğini ve bu nedenle çok kötü koktuğunu belirtmektedirler.

Paylaşın

Akşam Yürüyüşlerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yürümek, her yaşta bireyin yapabileceği en iyi egzersizlerden biri olarak kabul edilir. Bu egzersizi yapmak isteyenler, yoğun yaşam tarzı nedeniyle ancak akşam zaman ayırabilmekte.

Haber Merkezi / Akşam, egzersiz yapmak, yürümek veya vücut kasları oluşturmak için en iyi zaman dilimi olarak kabul edilir.

Ayrıca, akşam, günün tüm önemli işlerinin tamamlandığı, stres olmadan egzersiz yapmanın veya yürüyüşün tadının çıkarılabileceği zamandır.

Ancak, formda ve sağlıklı kalmak için yapılacak akşam yürüyüşlerinde bazı hususlara dikkat edilmeli.

Eğer akşam yürüyüşleriyle kilo verilmek isteniyorsa, belirli bir süre ve belirli bir dönem, aksatmadan bu egzersizin yapılması gerekmekte.

İlk önce yarım saatlik bir yürüyüşle başlanmalı ve zaman sınırı kademeli olarak artırılmalı.

Yürüyüşe başlamadan önce mutlaka ısınma hareketleri yapılmalı. Yürüyüşe düşük hızda başlanmalı ve zamanla hız arttırılmalı.

Yürüyüş egzersiziyle kilo verilmek isteniyorsa, bir hedefin belirlenmesi çok önemli. Her hafta, ne kadar kilo verildiğine dair kontrol yapılmalı.

Yürüyüş sırasında yorgunluk hissi oluşursa mola verilmeli ve oturarak derin derin nefes alınmalı. Ayrıca iki ila üç yudum su içilmeli.

Bunların dışında doğru ayakkabı seçimi ve kıyafetlerin de rahat olması gerekir.

Yukarıda verilen öneriler yapılırsa uzun süre yürümenin keyfi çıkarılabilir ve kilolar kolayca verilebilir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Sağlıklı Olmak İçin Günde Kaç Adım Atılmalı?

Yürümek, kilo vermenin en kolay ve en etkili yollarından biri. Kalp sağlığı ve ruh sağlığı için de yürüyüş kadar iyi bir egzersiz yoktur. Yürümek, ayrıca, kolesterolü düşürmeye, kan basıncını kontrol altında tutmaya, kas, eklem ve kemiklerin gücünü artırmaya yardımcı olur.

Haber Merkezi / Ancak sağlıklı bir yaşam için bir günde ne kadar yürümeniz gerektiği konusunda farklı görüşler var.

Bazı araştırmalar, günde 10.000 adım yürümenin kalp sağlığını iyileştirebileceğini, bunama ve kanser riskini azaltabileceğini gösteriyor.

Başka bir çalışma, günde en az 3.800 adım yürümenin bilişsel bozulma riskini yüzde 25 azaltabileceğini ortaya koydu. 

Ayrıca başka bir çalışma, günde en az 7.000 adım yürüyenlerin, yürümeyenlere göre erken ölme olasılığının daha düşük olduğunu buldu.

Ancak fitness eğitmenleri, günde 10.000 adım birdenbire yürümeye çalışmanın, hareketsiz yaşam sürdürenler için yarardan çok zarar getirebileceğini söylüyor.

Vücudu ve sınırlamaları anlayarak, yürümede dahil egzersizin yoğunluğu kademeli olarak artırılmalı.

Sabah veya akşam yürüyüş yapmanın yanı sıra, yürüyüş yapmayı günlük hayatın bir parçası haline getirmeye çalışılmalı.

Aşağıda bu konuda yardımcı olacak bazı öneriler verilmiştir:

1. Telefonda konuşurken yürüme,

2. Müzik dinlerken yürüme,

3. Spor salonunda setler arasında yürüme,

4. Arkadaşla vakit geçirirken yürüme.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

DSÖ’den Kovid 19’un “Kıyamet Günü Varyantı” Çıkabilir Uyarısı

DSÖ Başkanı Ghebreyesus, koronavirüs pandemisinin en karanlık günlerinin tarihe geçmesine rağmen, dünyayı başlı başına değiştirme gücüne sahip bir “kıyamet günü varyantı”nın hala ortaya çıkabileceğini öne sürdü.

Dünya Sağlık Asamblesi forumunda konuşan Ghebreyesus, en tehlikeli patojenleri tespit etmek ve “İzlemek için yeni bir küresel plan ortaya koyulmalı” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), tüm ülkeleri Koronavirüs’ten (Covid-19) bile ölümcül bir hastalığa karşı hazırlıklı olmaları konusunda uyardı.

İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen Dünya Sağlık Asamblesi forumunda konuşan DSÖ Başkanı Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, başka bir halk sağlığı krizi tehdidinin yolda olduğunu ve buna karşı şimdiden hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi.

“Yeni hastalık ve ölüm dalgalarına neden olan başka bir varyantın ortaya çıkma tehdidi devam ediyor” diyen DSÖ Başkanı, “Bu kutuyu böyle yoldan aşağı tekmeleyemeyiz. Meseleyi erteleyemeyiz. Bir sonraki salgın kapıyı çaldığında kararlı ve toplu bir şekilde yanıt vermeye hazır olmalıyız” ifadelerini kullandı.

“Kıyamet günü varyantı”

Ghebreyesus’a göre daha da ölümcül potansiyele sahip başka bir patojenin ortaya çıkma tehdidi oldukça yüksek. 2018’de DSÖ, halk sağlığı için en büyük riski oluşturan dokuz öncelikli hastalık listesi belirlemişti.

Korona türü virüsler tedavi eksikliği veya bir pandemiye neden olma yetenekleri nedeniyle en riskli tür olarak kabul ediliyor.

Ghebreyesus, koronavirüs pandemisinin en karanlık günlerinin tarihe geçmesine rağmen, dünyayı başlı başına değiştirme gücüne sahip bir “kıyamet günü varyantı”nın hala ortaya çıkabileceğini iddia etti.

Tedros Adhanom Ghebreyesus, en tehlikeli patojenleri tespit etmek ve “İzlemek için yeni bir küresel plan ortaya koyulmalı” dedi.

Paylaşın