Dev Bankadan Merkez Bankası İçin Dikkat Çeken Yıl Sonu Faiz Tahmini

Deutsche Bank, Merkez Bankası’nın (TCMB) yılın son iki ayında 250’şer baz puanlık indirim yaparak, 2024 yılını yüzde 45 politika faiziyle sonlandıracağını öngördüğünü duyurdu.

Banka, fiyat artışları, akaryakıt, alkol ve tütünde otomatik vergi artışları ve kamu çalışanları ile emeklilere yapılan ücret artışlarına dikkat çekerek, temmuz ve ağustos aylarında aylık enflasyonun yükselmesini beklediğini belirtti.

Deutsche Bank, Ekonomist Yiğit Onay ve Stratejist Christian Wietoska imzasıyla “Türkiye (TCMB): Faiz değişikliği beklenmiyor, ancak gözler likidite önlemlerinde” başlığıyla yeni makro notunu yayımladı.

Raporda fiyat artışları, akaryakıt, alkol ve tütünde otomatik vergi artışları ve kamu çalışanları ile emeklilere yapılan ücret artışlarına dikkat çeken Banka, temmuz ve ağustos aylarında aylık enflasyonun yükselmesini beklediğini belirtti.

Ekomomim’de yer alan habere göre, raporda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararlarına ilişkin tahminlere de yer verildi.

“TCMB’nin üst üste dördüncü ayda da politika faizini değiştirmeyerek yüzde 50’de sabit tutmasını bekliyoruz” denilen raporda, “Baz senaryomuzda, TCMB’nin mevcut politikasını kasım ayında politika faizini düşürmeye başlayabileceği 4. çeyreğe kadar sürdürmesini öngörüyoruz” ifadelerine ye verildi.

Yılın son iki ayında 250’şer baz puanlık indirim beklene Banka, 2024 yılı sonunda politika faizinin yüzde 45’e düşeceğini öngördüğünü ifade etti.

Ayrıca 2025 yıl sonu faiz öngörüsünü de yer verilen raporda, “Enflasyondaki düşüşün devam etmesi ve tüketici enflasyonunun 2025 yılı sonunda yüzde 23 seviyelerine gerilemesi ile birlikte 2025 yılında kademeli ancak kalıcı bir gevşeme döngüsünün devam etmesini bekliyoruz. Politika faizi tahminimiz gelecek yılın sonunda yüzde 25’tir” denildi.

Banka, “enflasyondaki kalıcı bir gevşeme döngüsü” için de 2025 yılını işaret etti: “Enflasyondaki düşüşün devam etmesi ve tüketici enflasyonunun 2025 yılı sonunda yüzde 23 seviyelerine gerilemesiyle birlikte 2025 yılında kademeli ancak kalıcı bir gevşeme döngüsünün devam etmesini bekliyoruz.”

Paylaşın

Cinsel Performans Kaygısı Nedir, Nasıl Başa Çıkılır?

Cinsel performans kaygısı, cinsel ilişki öncesinde veya sırasında yoğun korku veya endişeye neden olan bir kaygı biçimidir. Cinsel performans kaygısı herkesi etkileyebilir, ancak erkeklerde daha yaygındır.

Haber Merkezi / Cinsellikle ilgili kaygı, partnerinizle ilişki yaşamanızı imkansız hale getirebilir ve duygusal ilişkinizi dahi zorlayabilir. Cinsel performans kaygısı, ayrıca erektil disfonksiyon gibi diğer cinsel bozukluklara da yol açabilir.

Neyse ki, cinsel performans kaygısını aşmanın birkaç yolu var.

Cinsel performans kaygısının belirtileri

Erkeklerde: Cinsel ilişki sırasında orgazm olamama, erken boşalma, geç boşalma, erektil disfonksiyon

Kadınlarda: Cinsel ilişki sırasında orgazm olamama, vajinal kuruluk, acılı seks.

Cinsel performans kaygısına ne sebep olur?

Partnerinizin cinsel beklentileri konusunda endişe duymak,
Cinsel ilişki sırasında ne kadar erkeksi veya kadınsı göründüğünüz konusunda endişe duymak,
Özgüven eksikliği,
Partnerinize karşı fiziksel veya duygusal olarak çekim hissetmemek,
Cinsel travmayla ilgili korkular.

Stres ve kaygı cinsel performansı tam olarak nasıl etkiler?

Stresli veya kaygılı olduğunuzda, vücudunuz daha fazla stres hormonu kortizol üreterek stres tepkisini başlatır. Kortizol seviyesi yükseldiğinde, cinsellik hormonu testosteron seviyesi düşer, cinsel isteğinizi veya libidonuzu azaltır. Erkeklerde düşük testosteron aynı zamanda erektil disfonksiyonla da bağlantılıdır.

Cinsel performans kaygısı ilişkileri nasıl etkiler?

Cinsel performans kaygısı nedeniyle oluşan cinsel ilişki eksikliği, ilişkinin duygusal yapısına da zarar verebilir. Çalışmalar, daha yüksek oranda cinsel aktivitede bulunan çiftlerin daha fazla yakınlık kurduğunu göstermektedir.

Cinsel ilişkiye girmemek veya cinsel ilişkiden zevk alamamak, partnerlerin daha az bağlı ve yakın hissetmelerine neden olabilir. Sonuç olarak, partneriniz, onları arzulamadığınız veya umursamadığınız için yakınlıktan kaçındığınızı hissedebilir.

Cinsel performans kaygısıyla nasıl başa çıkılır?

Tetikleyicilerinizi belirlemek ve kaygıdan kurtulmanın yollarını bulmak, genellikle cinsel hayatınızı etkileyen olumsuz düşünce ve hislerle nasıl başa çıkacağınızı bilmeyle ilgilidir.

Partnerinizle konuşmak, cinsel performans kaygısıyla başa çıkmanıza yardımcı olabilir. Açık iletişim, partnerlerin cinsel ilişkiyle ilgili duygularını daha iyi anlamalarına yardımcı olabilir.

Partneriniz ayrıca, beden imajınız veya performans endişeleriniz gibi cinsel olarak göstermenizi engelleyen yanlış, önyargılı düşünceler hakkında içgörüler sunabilir.

Cinselliğin mükemmel olmadığını kabul etmek veya cinsel ilişki öncesine daha fazla zaman ayırmak da yakınlığı artırmaya yardımcı olabilir.

Paylaşın

Özel Ve Dervişoğlu’ndan “İttifak” Açıklaması: Ülkenin Menfaati Ne İse…

Müsavat Dervişoğlu, basın mensuplarının “ittifak” sorusuna verdiği yanıtta, “Seçimleri geçeli bir yıldan fazla oldu. Önümüzdeki seçimlere yaklaşık 4 yıl var, genel seçime de şayet zamanında yapılırsa uzunca bir zaman var. Şimdiden o günlere ilişkin bir şey söylemek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

CHP Lider Özgür Özel ise, ittifak sorusuna, “Her partinin kendini halka en doğru anlatması en doğru muhalefeti yapması, kendisini iktidara hazırlaması zamanı. Eskiden seçimi tek başına kazanamazsan seçimden sonra 40 gün koalisyon görüşmeleri olurdu. Şimdi de seçimler yaklaşırken böyle bir ihtiyaç görülürse makul bir süre önce her şey konuşulur. Ülkenin menfaati ne ise gerektiğinde orada birleşiriz” şeklinde cevap verdi.

‘Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılında KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre’nin resepsiyonunda bir araya gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ortak açıklama yaparak gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; İYİ Parti ve CHP arasında normalleşme sorusunu yanıtlayan Dervişoğlu, “Bizim aramızda hiç anormalleşme olmadı” diyerek şöyle konuştu:

“Dervişoğlu: 50. yıl, böyle bir zamanda burada olmak hepimiz için bir şeref. Bu şerefi bize bahşedenlere Allah’tan rahmet diliyoruz. Kıbrıs’ın milli mücadelesinde emeği olanları rahmetle minnetle anıyorum. CHP’nin o dönemde çıkarma kararı alırken göstermiş olduğu dirayet tarihe altın harflerle yazılacak özelliklere haiz. Milli övünçlerimizi müştereken kutlayacağız, milli hüzünlerimizi müştereken yaşayacağız. Bundan 50 sene önce Kıbrıs’a çıkarma yapma kararı veren o dönemin başbakanı Sayın Bülent Ecevit’i rahmetle anıyorum.

Bizim aramızda hiç anormalleşme olmadı, normalleşme arayanların genellikle lafım Özgür Bey’e değil, sistemi anormalleştiren, süreci anormalleştiren insanların böyle bir anlayışı oldu. Biz CHP ve iktidar partisiyle TBMM’de normal standartlarda çalıştık ama toplumu gererek bundan siyaten nemalanmaya çalışan o gerginliği kutuplaştırmaya dönüştüren, bundan siyasi fayda temin edenlerin aslında rutin bir birliktelik olan bu görüşmelerin normalleşme talebi gibi sunmalarını ben yadırgıyorum.

Bizim her zaman ilişkilerimiz normaldi. TMBB’nin doğru, hızlı ve yerinde işlemesine katkı sağlayan muhalefet partilerinin grup başkanvekilleriydik. Karşı durduğumuz şey süreci anormalleştirenlerdi. CHP’nin AK Parti ile AK Parti’nin İyi Parti ile normalleşmeye ihtiyacı olabilir. Bizim CHP ile ilişkilerimiz hiç anormal olmadı.”

CHP lideri Özel ise en kısa zamanda güçlü bir parlamentonun oluşması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Biz millet yeni bir görev verene kadar ana muhalefet partisiyiz, muhalefet partileriyiz. Türkiye’nin dışına çıktık mı Türkiye’nin partisiyiz. İki muhalefet partisinde lider değişimi oldu, ikisi de grup başkanvelliğinden geliyor. Güçlü Meclis grubumuz boşuna değilmiş.

CHP güçlendirilmiş parlamenter sistem hakkında ne diyor diye soruyorlar, altına imza attığımız gün ne dediysek bugün aynısını söylüyoruz. En kısa zamanda güçlü bir parlamentoya kavuşması lazım. Muhalefet partilerindeki lider değişimlerinin dahi grup başkanvekilleri üzerinden yürüyor olması muhalefetin bir bütün olarak hep sahip çıktığı TBMM’nin, milletin gönlünde de partilerin gönlünde de gerçekten farklı bir yeri olduğunu gösteriyor.”

“Ülkenin menfaati ne ise orada birleşiriz”

Gazetecilerden gelen ittifak sorusunu yanıtlayan İYİ Parti Lideri Dervişoğlu, “Seçimleri geçeli bir yıldan fazla oldu. Önümüzdeki seçimlere yaklaşık 4 yıl var, genel seçime de şayet zamanında yapılırsa uzunca bir zaman var. Şimdiden o günlere ilişkin bir şey söylemek mümkün değil” dedi.

CHP Lider Özel ise, “Her partinin kendini halka en doğru anlatması en doğru muhalefeti yapması, kendisini iktidara hazırlaması zamanı. Eskiden seçimi tek başına kazanamazsan seçimden sonra 40 gün koalisyon görüşmeleri olurdu. Şimdi de seçimler yaklaşırken böyle bir ihtiyaç görülürse makul bir süre önce her şey konuşulur. Ülkenin menfaati ne ise gerektiğinde orada birleşiriz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Moody’s, Türkiye’nin Kredi Notunu 10 Yıl Sonra İlk Kez Yükseltti

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, ortodoks ekonomi politikalara geri dönüş yapan Türkiye’nin kredi notunu 10 yılı aşkın bir aradan sonra ilk kez yükseltti.

Haber Merkezi / Kredi notu B3’ten B1’e iki kademe yükseltilen Türkiye’nin notu hala yatırım yapılabilir seviyenin dört kademe altında. Türkiye, Ürdün ve Bangladeş ile aynı seviyede.

Moody’s Ocak ayında Türkiye’nin kredi görünümünü, Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanı olarak atanması sonrası uygulanan ekonomik politikalara atıfta bulunarak, durağandan olumluya revize etmişti.

ABD merkezli kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye’nin notunu iki basamak artırarak B3’ten B1’e yükselttiğini ve kredi notu görünümünü “pozitif” olarak koruduğunu belirtti. Kararın gerekçesi olarak Türkiye’nin ortodoks para politikasına dönüşü gösterildi.

Moody’s raporunda ayrıca, “Enflasyon ve iç talepte ılımlılaşma başlamasıyla beraber, önümüzdeki aylarda ve 2025’te enflasyonist baskıların azalacağına dair güvenimiz artmakta” ifadeleri kullanıldı.

Moody’s Ocak ayında Türkiye’nin kredi görünümünü, Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanı olarak atanması sonrası uygulanan ekonomik politikalara atıfta bulunarak, durağandan olumluya revize etmişti.

S&P Global Ratings ve Fitch Ratings, Türkiye’nin notunu B’den B+’ya bir kademe yükselterek olumlu bir görünüme kavuşturmuştu.

Mehmet Şimşek’ten açıklama

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından, Moody’s’in Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmesine ilişkin paylaşım yaptı. Şimşek, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Moody’s kredi notumuzu ilk defa iki kademe artırdı! Uyguladığımız program sayesinde ülke kredi notumuzu 11 yıl sonra yükselten Moody’s görünümü pozitif olarak korudu.

Ekonomideki dengelenme, azalan dış finansman ihtiyacı, artan uluslararası rezervler ve dezenflasyon süreci not artışında etkili oldu. Görünümün pozitif olarak korunması programımıza duyulan güveni yansıtırken potansiyel not artışlarına işaret ediyor.

Ekonomimizin dayanıklılığını artıran kurala dayalı ve öngörülebilir politikalarımızı uygulamaya kararlılıkla devam edeceğiz.”

Paylaşın

Kıymanın Kilosu, Londra’da 282, İstanbul’da 420 Lira

Kıymanın kilosu, Londra’da 282, İstanbul’da 420 liraya satılırken, Londra’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla 296 kilo kıyma alırken İstanbul’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla sadece 40 kilo kıyma alabiliyor.

Londra’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla 994 kilo tavuk kanat, 3 bin 93 litre süt, 2 bin 896 paket makarna alırken, İstanbul’da yaşayan bir asgari ücretli sadece 57 kilo tavuk kanat, 425 litre süt, 871 paket makarna alabiliyor.

İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce, İstanbul ve Londra kentlerindeki market araştırmalarını yayımladı. 20 temel ürünü esas aldıklarını açıklayan Buğra Gökce, araştırma sonucu, Londra’da 2 bin 972 lira, İstanbul’da ise 3 bin 297 lira harcandığını belirtti.

Ardından bir paylaşım daha yapan Gökce, “Londra’da yaşayan bir asgari ücretli ile İstanbul’da yaşayan asgari ücretli arasındaki fark ne?” sorusunun yanıtını açıkladı.

Gökce paylaşımında şu ifadelere yer verdi: “Londra’da yaşayan bir asgari ücreti bu 20 ürünü maaşının sadece yüzde 3’ü ile alırken, İstanbul’da yaşayan bir asgari ücretli aynı ürünler için maaşının yüzde 19’unu harcamak zorunda.

Londra’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla 296 kilo kıyma alırken İstanbul’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla sadece 40 kilo kıyma alabiliyor.

Londra’da yaşayan bir asgari ücretli maaşıyla 994 kilo tavuk kanat, 1070 yumurta, 3093 litre süt, 2896 paket makarna alırken, İstanbul’da yaşayan bir asgari ücretli sadece 57 kilo tavuk kanat, 425 litre süt, 871 paket makarna alabiliyor.

Türkiye’de çok ciddi bir gıda sorunu var. Bu sorun yalnızca yüksek enflasyondan kaynaklanmıyor. Üretim de yeterli değil. Yıllarca uygulanan tarım ve hayvancılık politikalarının ağır bedelini halkımız ödüyor.”

Paylaşın

Bu Tatlandırıcı Kalp Krizi Ve Felç Riskini Artırıyor

Yeni bir araştırma, bazı düşük kalorili yiyecek ve içecek ürünlerinde bulunan bir tatlandırıcının kalp krizi ve felç riskinin artmasıyla bağlantılı olduğunu ortaya koydu.

Haber Merkezi / Avrupa Kalp Dergisi’nde yayımlanan yeni bir araştırma, bir şeker alkolü olan ksilitol içeren yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini öne sürdü. Ksilitol, düşük kalorili veya “diyet” yiyeceklere eklenen ve bir tatlandırıcı.

Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Dr. Stanley Hazen, ksilitolün “önemli bir halk sağlığı endişesi” oluşturduğunu söyledi.

Ksilitol Nedir?

Ksilitol beş karbonlu bir şeker alkolüdür. Düşük kalorili bu tatlandırıcı, genellikle düşük şekerli veya diyet etiketli gıdalara eklenir. Ksilitol içeren bazı ürünler arasında, şekersiz şekerlemeler, sakızlar, reçeller ve jöleler, fındık ezmeleri, yoğurt, fırınlanmış ürünler, çeşniler, öksürük şurubu ve diş macunu sayabiliriz.

Uzmanlar, ksilitolinin şekere sağlıklı bir alternatif olarak sunulduğunu ve sıklıkla normal şekere birebir ikame olarak kullanıldığını söylüyor.

Dr. Stanley Hazen, ksilitolünün şekerden daha az kaloriye sahip olduğunu ve insülin salınımını tetiklemediğini söyledi ve ekledi: Bu nedenle, diyabet hastaları için iyi bir seçenek.

Ksilitol ve kalp sağlığı arasındaki bağlantı

Araştırma, kanlarında ksilitol seviyesi yüksek olanların, kalp krizi veya felç geçirme riskinin daha fazla olduğunu ortaya koydu. Dr. Stanley Hazen, ksilitolün kalp sağlığı sorunları riskini artırmasının nedeninin kan pıhtısıyla bağlantılı olabileceğini söyledi.

Ksilitol içeren ürünlerden kaçınmalı mısınız?

Dr. Stanley Hazen, araştırmanın ksilitol içeren ürünlerin güvenli olup olmadığı konusunda endişeler yarattığını ancak araştırmanın genellenebilir olmayabileceğini belirtti. Hazen, bu şeker alkolü ile kardiyovasküler hastalık riski arasındaki ilişkinin ilk kez araştırdığını da sözlerine ekledi.

Uzmanlar, ksilitol içeren tüm ürünlerin tüketmesinin bırakılmasının gerekmediğini söylüyor. Örneğin: “Diyet” ürünleri yoluyla çok fazla miktarda ksilitol tüketen veya kardiyovasküler sorun riski yüksek olan kişilerin ksilitol alımını azaltması olabilir.

Paylaşın

Demirtaş’tan Hakime Tepki: Hikaye Gibi Mi Geldi Size?

Selahattin Demirtaş, “cumhurbaşkanlığına hakaret” ve “hükümet ve devlet organlarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla açılan davada savunmasını yaptığı esnada, mahkeme hâkimi “Kitabın ismini verin, okumak isteyen okusun. Buradan kitabı başından sonuna kadar okuyamazsınız” dedi. Demirtaş, söz konusu söyleme karşı, “Ne kitabı, savunma okuyorum savunma. Hikaye gibi mi geldi size?” diye sordu.

Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında 2015-2017 yılları arasında Diyarbakır, Mardin, Ankara ve Mersin’de yaptığı konuşmalar nedeniyle pek çok soruşturma açıldı.

Buna göre Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nu El-Nusra, IŞID, Ahrar ul Şam gibi örgütlere maddi ve manevi yardım yapmak, lojistik destek, silah ve para yardımında bulunmak ve Türkiye’de 2014-2016 yılları arasında meydana gelen olaylardan sorumlu tutmakla itham etti.

Gazete Duvar’ın haberine göre, Demirtaş hakkında TCK 301 kapsamında “cumhurbaşkanlığına hakaret” ve “hükümet ve devlet organlarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla açılan 10 dosya birleştirildi. Davanın karar duruşması, Mersin 14’ncü Asliye Ceza Mahkemesinde görülmeye başlandı.

Duruşma salonu tıka basa dolarken, salon dışında pek çok kişi de duruşmayı kapıdan izledi. Duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılan Demirtaş, burada savunma yaptı. “Devleti aşağılama” suçlamasıyla yargılanan Demirtaş, “Türkiye Cumhuriyeti dahil dünyanın bütün devletleri katildir, kan üzerine kurulur, kutsal değildir. Devletler toplumun özgürlüklerini kısıtlayarak var olmuşlardır. Devlet rıza üzerine kurulmamıştır, devlet kutsal değildir, Türk devleti niye kutsal olsun? Ben bunu söylediğim için hangi devletin neresi incindi. Devlet tüzel kişiliktir, tüzel kişiliğe hakaret mi olur?” diye sordu.

Konuşmasının başında Demirtaş, “Bugün cezaevinde konuşuyorum, yarın bakarsınız iktidardan konuşurum. İddialıyım. Bir gün Selahattin Demirtaş olarak bu ülkeyi halkın desteğiyle ben yöneteceğim” ifadelerini kullandı.

Söz konusu iddialara dikkat çeken Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ülkede cumhurbaşkanı, başbakandan başka eleştirilerimizi kime söyleyeceğiz, söyleyince hakaret oluyor. Ben bu konuşmaları yaptığım sırada, Cizreli Cemile Çakır’ın cenazesi buzdolabı içinde bekletildi. Cenazesinin gömülmesine izin verilmedi. Cemile Çakır günlerce bu buzdolabında, ailesinin gözü önünde defnedilmeyi bekledi, cenazesi kokmasın diye dolaba konuldu. Bu fotoğraf bir kadını öldürdükten sonraki çıplak fotoğrafı. Twitter’da yayınlandı. Bunlar devlet mi, bunlar devlet görevlisi mi?

Ben bunları eleştirirken ne diyeyim, ‘3-5 polis’ mi diyeyim, ‘ayıp etmişsiniz çocuklar böyle şeyler paylaşmayın’ mı diyeyim, ne diyeyim? Hangi ahlak, hangi hukuka göre bunu yaptılar, neden sessiz kalayım. Çünkü ben Kürdüm, burada duranlar Türklük sözleşmesini imzalamış olanlardır, farkımız budur. Taybet İnan, 65 yaşında kendi evinin önünde 7 gün cenazesi sokakta kaldı. Ben o konuşmayı yaptığımda 7 gün boyunca Taybet İnan’ın cenazesini almaya çalıştık. Ben bu insanın hakkını savunan Selahattin Demirtaş’ım, budur farkımız. İnsanlık onuru burada 7 gün yattı.

Bana 6 yıl değil 60 yıl verin, yine bu insanların haklarını savunacağım. İnsanlık onurunu ben korudum, bin defa karşıma gelse yine korurum, cezadan çekinmem. O konuşmaları durup dururken mi yaptım, insan durup dururken devleti neden eleştirsin. Bakın neler yaşamışız: Bir özel harekatçı bir yatak odasına gitti, spermlerini bir kadının iç çamaşırına sildi fotoğrafını çekip Twitter’da paylaştı. Duvara ‘katliam yaptık, emri senden aldık uzun adam’ yazmışlar. Evlerin duvarına yazmışlar bunu. Kürdün duvarına ‘Türksen övün değilsen itaat et’ yazmışlar. Kim yazmış, devlet yazmış. Ben bu devleti eleştirdim. Ben yargılamaya konu konuşmaları yaparken bunlar yaşanıyordu.”

Konuşmalarına konu söylemleri gerçekleştirilen görevlilerin tamamının FETÖ’den tutuklandığını belirten Demirtaş, “Devlet yapar mıymış böyle bir şey? 15 Temmuz’da gördünüz, Meclis’i bombaladılar. Cizre’de bir sivile işkence yapacağına inanmadığın devletin 15 Temmuz’da Meclis’i bombaladığına inandınız. Ben bunların hepsini söyledim, az bile söyledim. Bu Fetullahçılar bunu yaparken başbakan ‘Taş üstende taş, baş üstünde baş bırakmayın’ diyordu. Onlar da durdurmaya çalışmadı. Devlet dediğin böyle mi olur?”

“Hikaye gibi mi geldi size?”

Demirtaş savunmasını yaptığı esnada, mahkeme hâkimi “Kitabın ismini verin, okumak isteyen okusun. Buradan kitabı başından sonuna kadar okuyamazsınız” dedi. Demirtaş, söz konusu söyleme karşı, “Ne kitabı, savunma okuyorum savunma. Hikaye gibi mi geldi size?” diye sordu.

Demirtaş’ın savunmasını alkışlayan bir izleyici ise salondan çıkarıldı. Demirtaş’ın savunmasını kitap olarak nitelendiren mahkeme hakimi, Demirtaş’ın savunmasına devam etmesini talep etti. Demirtaş, “Okumuyorum, savunmamı da yapmıyorum. Sözümü kestiniz, hakim benim savunmamı kesti bitiriyorum” dedi.

Savunmasını yarıda kestiğini ve son sözlerini söylediğini belirten Demirtaş, “Biz tutuklandığımızda dolar kuru 3.13’dü, bugün 30’larda. Hukukun katledilmesinin faturasını insanlar dolar kuru ve enflasyon ile ödedi. Hukukun üstünlüğü ekonomi ile ilişkilidir. Emekliler her ay Demirtaş ve Kavala’yı içerde tutabilmek için cebinden 3 bin lira ödüyor. Siz bir maaşınızı veriyorsunuz, öğretmenler bir maaşını Demirtaş ve Kavala içeride tutulabilsin diye veriyor. Bedelli hapis yatıyoruz, parasını da siz ödüyorsunuz. Neden? Bu iktidar orada kalabilsin diye, mafya cirit atabilsin diye, tarikatlar parayla, devleti soyarak, talanla semirebilsin diye. Halk da bedelini ödüyor. Bugüne kadar verdiğiniz kararlar, sadece buna yaradı. Daha söylenecek çok şey vardı ama sizin rahatsız olmanız beni de rahatsız etti” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Duruşma, Demirtaş’ın avukatlarının savunmaları ile devam etti. Demirtaş’ın avukatlarından Özgür Özbek, yargılamaya konu konuşmaların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, konuşmaların yapıldığı dönemde mevcut koşulların değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Demirtaş’ın bu konuşmaları, milletvekili olduğu dönemde yaptığına işaret eden Özbek, bu kapsamda yargılamanın hukuka aykırı olduğunu belirterek ara karar kurulmasını talep etti. Mahkeme heyeti, tefsi tahkikat talebinin reddine karar verdi.

Savunmaların ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Buna göre Demirtaş’a TCK 301’den 1 yıl 6 ay, TCK 62’den 1 yıl 3 ay, TCK 216’den 1 yıl 6 ay, TCK 62’den 1 yıl 3 ay olmak üzere toplam 5,5 yıl hapis cezası verildi.

Paylaşın

CHP Ve Dem Parti’den TÜİK Hakkında Suç Duyurusu: Halkın Parasını Çalıyor

CHP ve DEM Parti, TÜİK Başkanı ve yöneticileri hakkında, görevi kötüye kullandıkları, halkı yanılttıkları ve maaşların düşük belirlenmesine neden oldukları gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

Haber Merkezi / DEM Parti, suç duyurusuna ilişkin yaptığı başvuruda, “TÜİK, siyasi iktidarı zora sokmamak adına milyonlarca insanın enflasyon koşullarında daha da fakirleşmesine sebebiyet verecek veriler açıklayarak açıkça suç işlemektedir” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı ve yöneticileri hakkında, görevi kötüye kullandıkları, halkı yanılttıkları ve emekçilerin maaşlarının düşük belirlenmesine neden oldukları gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

DEM Parti avukatları tarafından yapılan başvuruda şu ifadelere yer verildi: “TÜİK’in verileri, emeğiyle geçinen milyonlarca insanın hayatını olumsuz etkilemektedir. TÜİK, siyasi iktidarı zora sokmamak adına milyonlarca insanın enflasyon koşullarında daha da fakirleşmesine sebebiyet verecek veriler açıklayarak açıkça suç işlemektedir.

Madde düzeyinde yayınlanmayan fiyatlar ve yanıltıcı biçimde belirlenen sözde enflasyon rakamları aynı zamanda halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu teşkil etmektedir. Kurum başkan ve yöneticileri görevlerini kötüye kullanmakta ve halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayarak suç işlemektedirler.” ifadeleri kullanıldı

Başvuruda, başkan ve yöneticilerin TCK.’nın 217. ve 257. maddeleri ve resen tespit edilecek suçlar uyarınca cezalandırılmaları istendi.

“Halkın cebinden parasını biner biner çalıyor”

CHP Ankara Milletvekilli Gamze Taşcıer, partisinin hukuk komisyonu üyeleri ile beraber, TÜİK hakkındaki suç duyurusu dilekçesini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim etti. Taşcıer, suç duyurusu dilekçesini teslim etmeden önce Ankara Adliyesi önünde açıklama yaptı.

Gamze Taşcıer, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “TÜİK’in fiyatıyla gerçek fiyat farklı. TÜİK milyonlarca çalışanın refah düzeyini belirleyecek enflasyon sepetini oluştururken hangi maddeleri, ürün ve hizmetleri temel aldığını, sepetteki hangi maddenin nasıl bir fiyat değişikliğine uğradığını 2022’den beri açıklamıyor.

Oysa verilerin ayrıntılı açıklanması kamu düzeni açısından vazgeçilmezken; TÜİK yıllardır veri karartarak deyim yerindeyse ‘tırnakçılık’ yaparak, halkın cebinden parasını biner biner çalıyor. Bu aleni biçimde yapılan bir hırsızlıktır.”

Paylaşın

İktidar, Derin Yoksulluğu Sosyal Yardımlarla Örtmeye Çalışıyor

İktidarın Türkiye’deki derin yoksulluğu sosyal yardımlarla örtmeye çalıştığını ortaya koyan mali verilere göre, 2024 yılının mayıs ayında maddi destek alan hane sayısı 3,5 milyona dayandı.

Kişi başına düşen gelirin 1.883 TL’den az olduğu hanelere yapılan sosyal yardım tutarı, Mayıs sonu itibarıyla 20 milyar 46 milyon 70 bin TL’ye yükseldi.

Birgün’den Mustafa Bildirci‘nin haberine göre; Haziran 2022’de Recep Tayyip Erdoğan tarafından tanıtılan Aile Desteği Programı’na yönelik veriler, Türkiye’deki yoksulluğun ulaştığı boyutu bir kez daha gözler önüne serdi. Program kapsamında Haziran 2024 itibarıyla maddi yardım yapılan hane sayısı 3,5 milyona dayandı.

Türkiye Aile Desteği Programı, Haziran 2022’de uygulamaya konuldu. Program kapsamında yoksul hanelere gelirlerine göre 850 TL ile 1.250 TL arasında destek verileceği bildirildi. Programın uygulamaya konulduğu Haziran 2022’de, 2,5 milyon hanenin desteklerden yararlandığı belirtildi.

Türkiye Aile Destek Programı kapsamına alınan haneler için yapılan toplam ödeme de hesaplandı. İktidarın Türkiye’deki derin yoksulluğu sosyal yardımlarla örtmeye çalıştığını ortaya koyan mali verilere göre, 2024’ün Ocak ayında yoksul hanelere 3 milyar 998 milyon 147 bin TL aktarıldı. Kişi başına düşen gelirin 1.883 TL’den az olduğu hanelere yapılan sosyal yardım tutarı, Mayıs sonu itibarıyla 20 milyar 46 milyon 70 bin TL’ye yükseldi.

Aile Destek Programı kapsamında ihtiyaç sahibi haneler, hane içindeki kişi başına düşen gelir tutarına göre en fazla 12 aylık süre boyunca maddi olarak destekleniyor. Kişi başına düşen aylık gelirin 450 TL ve altı olduğu hanelerde yardımlar, hane başına 1.250 TL olarak yapılıyor. Kişi başına gelirin 450 TL ve üzeri olduğu hanelere ise 911 TL tutarında maddi destek sağlanıyor.

İktidar eliyle yaratılan ve önlenemez hale gelen ekonomik kriz, program kapsamına alınan hane sayısında da çarpıcı artışa yol açtı. Haziran 2022’de 2,5 milyon olan programdan yararlanan hane sayısı, Aralık 2022’de 3 milyon oldu.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye Aile Desteği Programı kapsamında yardım edilen hane sayısı, Haziran 2024 itibarıyla 3,5 milyona dayandı. Kişi başına düşen gelirin 1883 TL’den az olduğu hanelerin dahil edildiği program kapsamındaki hane sayısı, Mayıs 2024’te 480 bine yaklaştı.

Türkiye Aile Desteği Programı kapsamında yardım edilen hane sayısı:

Ocak: 3 milyon 264 bin 227
Şubat: 3 milyon 338 bin 294
Mart: 3 milyon 402 bin 305
Nisan: 3 milyon 449 bin 864
Mayıs: 3 milyon 479 bin 832

Paylaşın

Dokuz Vekile Ait Dokunulmazlık Fezlekeleri Meclis’te: MHP Ve AK Partili Vekil De Var

Aralarında AK Parti Milletvekili Mehmet Faruk Pınarbaşı, MHP Milletvekili Semih Işıkver ve DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş’ında bulunduğu 10 milletvekiline ait dokunulmazlık dosyaları, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunuldu.

Haber Merkezi / Meclis Başkanlığı’na, “Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi” sunulan 5 milletvekilinin isimleri şu şekilde:

“AK Parti Milletvekili Mehmet Faruk Pınarbaşı, MHP Milletvekili Semih Işıkver, İYİ Parti Milletvekili Lütfü Türkkan, İYİ Parti Milletvekili Burak Akburak, DEM Parti Milletvekili Burcugül Çubuk, DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş, DEM Parti Milletvekili Sırrı Sakık, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Milletvekili Keskin Bayındır ve CHP Milletvekili Mustafa Sarıgül.”

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın