Dervişoğlu, Erdoğan’ın Üçüncü Defa Aday Olmasına Karşı

Erken seçim tartışmalarını ilişkin değerlendirme yapan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, Erdoğan’ın üçüncü defa aday olmasına karşı çıkacaklarını belirterek, “Gerekli mücadeleyi vereceğiz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, NOW Haber’de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Erken seçim tartışmalarını ilişkin değerlendirme yapan Müsavat Dervişoğlu, özetle şu ifadeleri kullandı:

“Benim bu konuda duruşum net. Ben Süleyman Demirel gibi cebimde Anayasa ile geziyorum. Bu Anayasa’nın 101’inci maddesi Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olamayacağını söylüyor. Ama kamuoyu araştırmalarında başka adaylarla Erdoğan’ın yarıştırıldığına şahit oluyoruz.

Erdoğan burada ‘ben bir yolunu bulacağım, Anayasa buna mani olsa bile ben önümüzdeki seçime aday olarak gireceğim ve bunun için de bazı çevreler benim bu emelime hizmet etmeye tarafımdan mecbur ve mahkum bırakılacak’ dedirtmek istiyor. Bu aslında kurgulanmış bir senaryo.

Eğer birileri Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığını konuşulabilir hale getirmek için bu siyasi manevraları yapıyorlarsa bu Anayasa’ya benim baktığım pencereden bakmıyorlardır.

Bu Anayasa yürürlükte olan bir Anayasa ise siyasi tartışmaların odağından Recep Tayyip Erdoğan’ın çıkarılması lazımdır.

‘Biz Erdoğan’ı yenerek göndermek istyoruz’ gibi sırf Recep Tayyip Erdoğan’ı seçimde yenmek için olsa dahi Anayasa çiğnenmek isteniyorsa bu da yapılmaması gereken şeylerden biridir. Biz bu konuyla ilgili gerekli mücadeleyi vereceğiz.

Bunu Sayın Erdoğan gündeme getirmiyor. Kamuyoyu araştırmalarında diğer adaylarla Sayın Erdoğan’ı yarıştıranlar başkaları, Erdoğan’ın yeniden aday olmasını temin etmek üzere erken seçim kararını gündeme getirip tartışmayı açanlar başkaları.

Siz böyle yaparsanız bunlara bağlı olarak da Recep Tayyip Erdoğan’ın önünü açacak yeni anayasal düzenlemeleri gündeme getirme stratejisi getirilir.

Bu nedenle benim söylediğimi CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel de söylerse Recep Tayyip Erdoğan bu tartışmanın dışına çıkar.

Cumhurbaşkanı adayı olmak için Erdoğan’ın Anayasa’yı çiğnemesiyle, yine bu Anayasa’yı tanımayarak onun aday olmasını temin etmeye yönelik adımlar atmanın birbirinden farkı yok.

İkisi de Anayasa’yı ve hükümlerini tanımamaktır. Dolayısıyla Erdoğan iki dönem seçilmesi gerekirken üç dönem seçilmiştir, muhalefet buna doğru bir biçimde geçmişte itiraz etmeyi becerememiştir. Çünkü zafer kazanma iştahıyla hareket etmiştir. Aynı durum şimdi de kapının önünde duruyor.”

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye Yeni F-35 Teklifi

ABD’nin Rusya’dan satın alınan S-400’ler’in İncirlik Üssü’nde muhafaza edilmesi şartıyla Türkiye’nin F-35 programına dahil edileceğini bildirdi. Türkiye’nin teklife sıcak bakmadığı belirtildi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye ile ABD arasındaki F-35 ve S-400 konularına ilişkin, ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası’nın (CAATSA) varlığına işaret etmiş ve şöyle konuşmuştu:

“F-35, CAATSA’dan dolayı takılmış durumda. Bu konuyu sadece F-35’ten dolayı değil, CAATSA’yla ilgili konudan dolayı çözmeye çalışıyoruz. Bu çözülürken yanında F-35’le de ilgili bir çözüm gelirse tabii ki tercihe şayan bir durum olur. Dediğim gibi o konudaki nihai teknik otorite makamı, değerlendirme makamı, Mili Savunma Bakanlığımız, Hava Kuvvetleri Komutanlığımız.”

Yunanistan merkezli Kathimerini gazetesi, Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi için ABD’den yeni bir teklif geldiğini yazdı. Habere göre Washington yönetimi, Rusya’dan satın alınan S-400’ler’in İncirlik Üssü’nde ABD kontrolünde muhafaza edilmesi şartıyla Ankara’nın F-35 programına dahil edileceğini bildirdi.

Haberde, şu ifadelere yer verildi: “Böylelikle Türkiye, Rusya ile olan sözleşmenin şartlarını veya bağlayıcı olabilecek herhangi bir maddeyi ihlal etmeden uluslararası arenada geri adım atmış gibi görünmekten kaçınmış olacak.”

Kathimerini’ye konuşan eski Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkilisi Michael Rubin, Beyaz Saray ve Pentagon’un temmuz ayında teklifi üst düzey Türk yetkililere sunduğunu bildirdi. Rubin, şu ifadeleri kullandı:

“Bölgedeki kaynaklarım, 1-2 Temmuz 2024’te Türkiye’ye yaptıkları ziyarette, Uluslararası Güvenlik İşlerinden Sorumlu Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Celeste Wallander ve Ulusal Güvenlik Konseyi Avrupa Kıdemli Direktörü Büyükelçi Michael Carpenter’ın yakın zamanda Türk mevkidaşlarıyla F-35 anlaşmasını yeniden canlandırmayı tartıştıklarını söylüyor. F-35 programına dahli karşılığında Türkiye’den S-400’leri ABD’ye teslim etmesi veya İncirlik Üssü’ndeki ABD kontrolündeki bölüme aktarması talep edildi.”

‘Her iki tarafın da söz konusu görüşmelerin olumlu sonuçlanmasını istediğini’ ancak Türkiye’nin bu teklife sıcak bakmadığını yazan Kathimerini, müzakerelerdeki son durumu Pentagon Sözcüsü Javan Rasnake’e sordu. ABD’li yetkili, “2019’dan bu yana Türkiye’ye S-400 sistemini satın alma konusundaki tutumumuzu ve bunu yapmanın sonuçlarını ve mevzuatta yer alan sonuçlarını aktardık. ABD’nin bu konudaki tutumunda veya mevzuatında herhangi bir değişiklik olmadı” yanıtını verdi.

Rubin ise, F-35 programına katılımın, New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu’nda Türkiye’nin gündeminde olacağını dile getirdi. Haberde, şu ifadeler ile devam edildi:

“Washington’daki hissiyat, Türkiye ile ilişkilerini sarsmaya devam eden ciddi sorunlara rağmen ABD’nin, S-400 sorunu çözüldükten sonra CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve Ankara’nın F-35 programına yeniden dahil edilmesi konusunda ilerlemeye istekli olduğu yönünde.”

Dışişleri Bakanı Fidan’dan CAATSA açıklaması

Geçtiğimiz günlerde Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’na konuk olan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye ile ABD arasındaki F-35 ve S-400 konularına ilişkin, ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası’nın (CAATSA) varlığına işaret etmiş ve şöyle konuşmuştu:

“F-35, CAATSA’dan dolayı takılmış durumda. Bu konuyu sadece F-35’ten dolayı değil, CAATSA’yla ilgili konudan dolayı çözmeye çalışıyoruz. Bu çözülürken yanında F-35’le de ilgili bir çözüm gelirse tabii ki tercihe şayan bir durum olur. Dediğim gibi o konudaki nihai teknik otorite makamı, değerlendirme makamı, Mili Savunma Bakanlığımız, Hava Kuvvetleri Komutanlığımız.

Ama biz olayın siyasi boyutunu yönetmede her türlü çabayı şu anda gösteriyoruz. Yaratıcı formüller, çözümler neler olabilir onlar üzerinde duruyoruz. Tabii Cumhurbaşkanımızın günün sonunda nihai yönlendirmesi, bakışı belirleyici olacak ama siyasi ayağını yakından takip ediyoruz. Bu konunun artık iki ülke ilişkilerinde bir ayak bağı olduğu konusunda en azından her iki taraf da hemfikir.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

CHP: Erken Seçim Kaçınılmaz

CHP Milletvekili Aşkın Genç, “İktidarın izlediği ekonomi politikaları sürdürülemez bir noktaya geldi. Bu, yalnızca bir mali kriz değil, tam anlamıyla bir yönetim krizidir” dedi ve ekledi:

“İktidarın uyguladığı bu ekonomi politikalarıyla sürdürülebilir bir gelecek mümkün değildir. Bu tablo gösteriyor ki erken seçim kaçınılmazdır. Bu hükümet, halkı yoksulluğa mahkum eden politikalarıyla ülkeyi daha büyük bir çıkmazın içine sokmadan çekilmelidir.”

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın merkezi yönetim bütçe verileri, Türkiye’deki ekonomik krizin ulaştığı boyuta ayna tuttu. Bakanlığın verilerine göre, merkezi yönetim bütçesi ağustos ayında 129 milyar 600 bin TL’lik açık verdi. CHP Milletvekili ve Ekonomist Aşkın Genç, merkezi yönetim bütçe verilerine yönelik BirGün’den Mustafa Bildircin‘e değerlendirmelerde bulundu.

CHP’li Genç, 2024 yılının ağustos ayına yönelik merkezi yönetim bütçe verilerinin, “İktidarın ekonomiyi yönetmedeki acizliğini ve Türkiye’nin ekonomik çöküşe hızla yaklaştığını” gözler önüne serdiğini ifade etti. Ağustos 2024’te 820,3 milyar TL harcama yapıldığını ve 690,7 milyar TL gelir elde edildiğini söyleyen Genç, “Bu da 129,6 milyar TL’lik korkunç bir bütçe açığına işaret ediyor” diye konuştu.

Faiz dışı giderlerin Ağustos 2024 itibarıyla Ağustos 2023’e göre yüzde 52,1 artış gösterdiğinin altını çizen Genç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu, hükümetin popülist harcamalarla bütçeyi şişirdiğini ve geleceğimizi ipotek altına aldığını ortaya koymaktadır. Devletin faiz borçlarıyla boğuştuğu bu ortamda, halkımız enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında ezilmektedir.

Ancak, bu yük halkın sırtına bindirilirken iktidar, sanki ülkenin kaynakları sınırsızmış gibi umursamaz tavrını sürdürmeye devam ediyor. Devletin kasası hızla boşaltılıyor. Ağustos ayı bütçe giderleri geçen yıla oranla yüzde 45,8 oranında artarken gelirler bu harcamaları karşılamaktan çok uzak.

İktidarın izlediği ekonomi politikaları sürdürülemez bir noktaya geldi. Bu, yalnızca bir mali kriz değil, tam anlamıyla bir yönetim krizidir. İktidarın uyguladığı bu ekonomi politikalarıyla sürdürülebilir bir gelecek mümkün değildir. Bu tablo gösteriyor ki erken seçim kaçınılmazdır. Bu hükümet, halkı yoksulluğa mahkum eden politikalarıyla ülkeyi daha büyük bir çıkmazın içine sokmadan çekilmelidir.”

Paylaşın

Antonio Guterres: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Modası Geçti

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, dünyanın raydan çıkmakta olduğunu ve yeniden rayına oturması için zor kararlara almaya ihtiyaç duyulduğunu için liderlere bu zirve çağrısında bulunduğunu belirterek, “Birleşmiş Milletler yaklaşık 80 yıl önce kurulduğunda 51 üye devlet vardı şimdiyse 193 üye ülke var ” dedi ve ekledi:

“Küresel ekonomi bugünkü büyüklüğünün on ikide birinden daha azdı. Sonuç olarak, barış ve güvenlik araçlarımız ve kurumlarımız ile küresel mali mimarimiz geçmiş bir dönemi yansıtmaktadır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin modası geçmiştir ve yetkileri aşınmaktadır. Yöntemleri reforme edilmediği takdirde, eninde sonunda tüm güvenilirliğini yitirecektir.”

İki gün sürecek ‘’Geleceğin Zirvesi’’, salı günü başlayacak 79’uncu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu üst düzey toplantıları öncesinde bugün liderlerin katılımıyla New York’ta başladı.

Aralarında sürdürülebilir kalkınmanın ve kalkınma için ihtiyaç duyulan finansmanın sağlanması, gelecek nesillerin küresel sorunlarının çözülmesi, teknoloji işbirliği, dijital işbirliği ve uluslararası barış ile güvenlik konusunda küresel işbirliği ve BM’nin yapısında gerekli reformlar için adım atılmasının da yer aldığı son yıllarda gerçekleşen en önemli ve tarihi bir anlaşma olarak nitelendirilen ’Gelecel Paktı’ 143 üye ülkenin ‘evet’ oyuyla kabul edildi.

Kabul edilen “Gelecek Paktı” BM’ye üye 193 ülkenin liderlerini ve hükümetlerini dünyadaki tüm insanların yaşamında fark yaratacak vaatleri gerçek eylemlere dönüştürmeye davet ediyor.

BM 79’uncu Genel Kurul Başkanı Philemon Yang, oylama sonrasında yaptığı teşekkür konuşmasında kabıul edilen ‘Gelecek Paktı’nın’, yalnızca acil krizleri ele almakla kalmayıp tüm halklar ve uluslar için sürdürülebilir, adil, barışçıl bir küresel düzenin temellerini atma sorumluluğunu temsil ettiğini söyledi. Yang, kabul edilen pakt ve eklerinde yer alan taahhütlerin BM’ye üye olan ülkelerin kolektif iradesini yansıttığını kaydetti.

“BM Güvenlik Konseyi’nin modası geçti”

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun haberine göre; BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, dünyanın raydan çıkmakta olduğunu ve yeniden rayına oturması için zor kararlara almaya ihtiyaç duyulduğunu için liderlere bu zirve çağrısında bulunduğunu belirterek, ‘’ Birleşmiş Milletler yaklaşık 80 yıl önce kurulduğunda 51 üye devlet vardı şimdiyse 193 üye ülke var. Küresel ekonomi bugünkü büyüklüğünün on ikide birinden daha azdı. Sonuç olarak, barış ve güvenlik araçlarımız ve kurumlarımız ile küresel mali mimarimiz geçmiş bir dönemi yansıtmaktadır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin modası geçmiştir ve yetkileri aşınmaktadır. Yöntemleri reforme edilmediği takdirde, eninde sonunda tüm güvenilirliğini yitirecektir ‘’ dedi.

Guterres,’Gelecek Paktı’nın’, Küresel Dijital Sözleşme ve Gelecek Nesiller Bildirgesiyle birlikte yeni imkan ve fırsatlara giden yolları açtığını belirterek, ‘’Barış ve güvenlik konusunda, BM Güvenlik Konseyi’nin günümüz dünyasını daha iyi yansıtmasını sağlayacak ve Afrika, Asya-Pasifik ve Latin Amerika’nın tarihsel olarak yetersiz temsilini ele alacak reformlar konusunda bir atılım vaat etmektedirler. Daha hızlı bir barış sağlayacaktır. Kabul edilen pakta yer alan ‘Küresel Dijital Mutabakat , teknolojinin herkese fayda sağlaması gerektiği ilkesine dayanmaktadır. Yapay Zekanın uluslararası yönetişimine ilişkin ilk gerçek evrensel anlaşmayı içermektedir.

Hükümetleri, yapay zekâ konusunda bağımsız bir uluslararası Bilimsel Panel kurmaya ve Birleşmiş Milletler bünyesinde yapay zekânın yönetişimine ilişkin küresel bir diyalog başlatmaya davet etmektedir. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde yapay zeka konusunda kapasite oluşturmak için ağları ve İnsan haklarına saygı, kültürel çeşitlilik ve toplumsal cinsiyet eşitliği her üç anlaşmada da yer almaktadır. Kadın düşmanlığının artması ve kadınların üreme haklarının geriye götürülmesi karşısında hükümetler, kadınların ve kız çocuklarının her alanda potansiyellerini gerçekleştirmelerinin önündeki yasal, sosyal ve ekonomik engelleri kaldırmayı açıkça taahhüt etmişlerdir’’ dedi.

BM, ‘Gelecek Paktı’ ile ilgili yaptığı resmi açılamada, dünya liderlerinin bugün, ‘’Küresel Dijital İlkeler Sözleşmesi’’ ve Gelecek Nesiller Deklarasyonunu’’ içeren bir Gelecek Paktı kabul ettiğini, uzlaşı sağlanan ‘’Geleceğin Pakt’ı’’ ile uluslararası işbirliğini bugünün gerçeklerine ve yarının zorluklarına uyarlamak için yıllar süren kapsayıcı bir sürecin sonucu olduğunu duyurdu.

BM, son yılların en geniş kapsamlı uluslararası anlaşması olan ve tamamen yeni alanların yanı sıra onlarca yıldır üzerinde anlaşmaya varılamayan konuları da kapsayan ‘Gelecek Paktı’nın ‘, uluslararası kurumların, kuruldukları günden bu yana dramatik bir şekilde değişen bir dünya karşısında görevlerini yerine getirebilmelerini sağlamayı amaçladığını belirtildi.

Açıklamada, ‘’BM Genel Sekreter’in a Antonio Guterres’in söylediği gibi, “büyükanne ve büyükbabalarımız tarafından inşa edilen bir sistemle torunlarımıza uygun bir gelecek yaratamayız” ifadesini kullandı.

’Pakt anlaşması ülkelerin BM’ye uluslararası sisteme ve uluslararası hukuka olan bağlılıklarının güçlü bir ifadesinin dile getirilmesidir. Liderler, vaatlerini yerine getirebilen, günümüz dünyasını daha iyi temsil eden ve hükümetlerin, sivil toplumun ve diğer kilit ortakların enerji ve uzmanlığından yararlanan bir uluslararası sistem için net bir vizyon ortaya koymuşlardır’’ ifadesi kullanıldı.

Uzlaşı sağlanan paktın ekinde yer alan ‘’Küresel Dijital İlkeler Sözleşmesi’nde’’, ilk kez dijital işbirliği ve yapay zeka için kapsamlı küresel çerçeve çizildiği kaydedildi. ’Küresel Dijital İlkeler Sözleşmesi’’ne göre, teknolojinin herkesin yararına olacak şekilde tasarlanarak kullanılması ve yönetilmesi taahhüdü yer alıyor. Dünya liderleri imzaladıkları yeni paktla birlikte tüm insanlara, okulları ve hastanelere internet hizmeti sağlamak, dijital işbirliği kapsamında insan hakları ve uluslararası hukuka uymayı taahhüt ediyor.

Hükümetler, teknoloji şirketleri ve sosyal medyayı başta alanı başta çocuklar olmak üzere herkes için güvenli hale getirmeyi taahhüt ediyor. Paktta, yapay zeka kullanımına da uluslararası standartlar getirilerek devletlerden bu taahhütlerini yerine getirme güvencesi alınıyor. Gelecek Paktı’na göre, yapay zeka kullanımı için oluşturulacak iki küresel mekanizma oluşturulacak. “Uluslararası Bilimsel Panel” ve “Yapay Zeka Küresel Politika” belirlenecek bir yol haritasıyla yapay zekayı yönetecek.

Paylaşın

Adana Demirspor, Başarısızlığın Faturasını Teknik Direktöre Kesti

Süper Lig’de 6 haftada 5 mağlubiyet 1 beraberlik alan Adana Demirspor’da kötü sonuçların faturası teknik direktör Michael Valkanis’e kesildi. Adana Demirspor’da Valkanis ile yollar ayırıldı.

Adana Demirspor, Süper Lig’in 6. haftasının ardıdan teknik direktör Michael Valkanis’le yollarını ayırdı.

Süper Lig ekibinden yapılan açıklamada, “Teknik direktörümüz Michael Valkanis ile yollarımızı ayırmış bulunmaktayız. Valkanis ve ekibine teşekkür eder, bundan sonraki kariyerinde başarılar dileriz” ifadeleri yer aldı.

Ligde Adana Demirspor bu sezon henüz galibiyet alamadı. 6 maç sonunda 1 beraberlik ve 5 yenilgi alan Adana Demirspor, 1 puanla son sırada yer alıyor.

Michael Valkanis kimdir?

Yunanistan ve Avustralya’da futbol oynayan Michael Valkanis, çoğunlukla orta saha savunması mevkiinde görev aldı.

Kariyerine, Avustralya’da yaşayan Yunan asılların yoğun olarak yaşadığı South Melbourne’de başlayan Michael Valkanis, saha sonra Yunanistan’da 1996-2002 arasında Iraklis, Larissa ve Agios Nikolaos takımlarında oynadı.

Avustralya’ya geri döndüğünde Adelaide City ve Adelaide United takımlarında forma giyen Valkanis, 2005 – 2006 sezonunda Adelaide United’da en iyi oyuncu seçildi.

Valkanis’in Avustralya milli takımındaki ilk ve tek maçı, 16 Ağustos 2006’da Sydney Futbol Stadyumu’nda Kuveyt’e karşı oynanan Asya Kupası elemelerinde oldu.

Teknik direktörlük kariyerine, futbolcu olarak da görev yaptığı Avustralya Ligi (A-League) takımlarından Adelaide United’da başlayan Michael Valkanis, 28 Ocak 2013 tarihinde kulübün teknik direktörü John Kosmina’nın istifasının ardından Valkanis, sezonunun geri kalanı için Adelaide United’ın geçici teknik direktörü oldu.

Valkanis yönetimindeki Adelaide United, sezonu dördüncü sırada bitirmeyi başardı ve böylece lig finallerine katılmaya hak kazandı. Onun da yer aldığı teknik ekiple kulüp 2016 yılında ilk lig şampiyonluğuna ulaştı ve bu sezonun ardından Mayıs 2016’da takımdan ayrıldı.

Haziran 2016’da Valkanis, John van’t Schip’in kıdemli yardımcı antrenörü olarak Melbourne City’de göreve başladı. 3 Ocak 2017’de John van’t Schip’in istifasının ardından Valkanis sezonun geri kalanı için kulübün menajerliğine getirildi.

9 Mayıs 2018’de Hollanda ligi (Eredivisie) klüplerinden Zwolle’de tekrar Schip ile birlikte çalıştı. Kısa bir süre İsrail’de Hapoel Tel Aviv’in teknik direktörlüğünü yaptıktan sonra Valkanis’in Schip ile birlikteliği Ajax’ta da devam etti ve 1 Kasım 2023’te Ajax’ın yardımcı antrenörü oldu.

8 Temmuz 2024 tarihinde Adana Demirspor, Valkanis’in bir yıl opsiyonlu bir yıllık anlaşma ile teknik direktörlük görevine getirildiğini açıkladı.

Paylaşın

Fatih Erbakan: Sağda Yeni Bir İttifak Olabilir

YRP Lideri Fatih Erbakan, “Sağ partilerin bir ittifak içinde cumhurbaşkanı adayı göstermesi, daha çok AK Parti’den oy alacak bir seçenek yaratmaktır. Öylesi bir ittifakın adayı CHP’nin adayından daha çok AK Parti’nin adayından oy kaydırır” dedi ve ekledi:

“CHP’ye bir şekilde eli gitmeyen o nedenle de sandığa gitmeyen kitle sandığa gider. Bazısı da CHP’nin adayına vermek istemese de “Mecburuz çünkü alternatif yok” diye oy verdi AK Parti’ye. Biraz önce anlattım. Sağ partilerden oluşacak bir ittifak, AK Parti’ye gönülsüz oy verenler için ciddi bir alternatif haline gelir. O yüzden de üçüncü bir ittifakın AK Parti’ye yarayacağını düşünmüyoruz.”

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, T24’ten Cansu Çamlıbel‘in sorularını yanıtladı. AK Parti’yle bir daha buluşmalarının mümkün olmadığını söyleyen Erbakan; “bundan sonrası için bir birliktelik olması ihtimalini görmüyoruz” dedi.

14 Mayıs seçimlerine dair “2023 seçimlerinde bizim çevre ‘CHP’ye iktidarı teslim etmeyin’ dedi; hem kendileri hem millet kurtulsun diye bir zeytin dalı uzattık” diyen Erbakan, bunun AK Parti tarafından değerlendirilmediğini ileri sürdü ve şöyle konuştu:

“14 Mayıs’a gittiğimiz günlerde görüşüne değer verdiğimiz insanlardan ve halkımızdan bize “Sizin kritik bir oyunuz var. Sizin desteğinizle CHP iktidarının gerçekleşmesi durumunda, sizin elinizle yıllar sonra yeniden CHP’li bir Cumhurbaşkanı Türkiye’de iş başına gelecek. Bu insanlar sizin babanızın öğrencileri. Birçoğu Milli Gençlik Vakfı’nda yetişmiş. Erbakan Hoca ile belki sizden çok anısı olan insanlar.

Sonuçta 15-20 sene öncesine kadar hep beraberdik. Siz eleştirdiğiniz konularda taleplerinizi ortaya koysanız, bir mutabakat sağlanması halinde AK Parti yöneticileri de yanlışlardan kurtulmuş olsa hem de milletin faydasına bir iş yapılmış olsa. CHP’ye iktidarı teslim etmek yerine, babanızın eski dava arkadaşlarının yanlışlardan dönmelerine vesile olun.

Sizin iktidara gelmeniz çok zaman alabilir” dediler. Biz de yaptığımız istişarelerin sonunda ekonomi, dış politika, sosyal politikalar alanındaki kırmızı çizgilerimizle ilgili hususları bu mutabakat metnine yazdık. Tabiri caizse onlara bir zeytin dalı uzattık. Hem kendileri kurtulsunlar hem millet kurtulsun yanlışlardan diye son bir çıkış yolu gösterdik.”

Erbakan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yorulduğunu ve artık siyaseti bırakması gerektiğini de ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Sayın Cumhurbaşkanı yaşlandı, yoruldu, yıprandı. Kadrosu yıprandı, yoruldu. Metal yorgunluğu konusunu yıllar önce söylemişti, şimdi artık metaller çok daha fazla yoruldu.

Artık aktörlerin değişmesi gerektiğine, iktidarın değişmesi gerektiğine inanıyoruz. Millete verebilecek herhangi bir şeyleri kalmadı. Son şanslarını da maalesef ellerinin tersiyle ittiler. Bizim yaptığımız fedakarlığı maalesef değerlendirmediler. Bundan sonra artık bir fedakârlık daha yapmamız, tekrardan aynı masada onlarla oturmamız bizden beklenmemelidir.

Perşembenin gelişi çarşambadan belli. Yaptıklarınız yapacaklarınızın teminatı. Dolayısıyla Türkiye’de artık mevcut iktidarla bir yere varılması mümkün değil. Bir değişim gerekiyor. Halk da artık aktörlerin de anlayışın da bu kadronun da değişmesi gerektiğini düşünüyor. 2028’e kadar ne milletin ne iktidarın dayanabileceğini düşünüyoruz.”

Erken seçim ihtimaline dair soruya ise Erbakan “2026 yılının ilkbaharında veya 2025’in sonbaharında bir erken seçim olabilir. Bir, bir buçuk sene içerisinde bir erken seçimde bir değişim olmasının Türkiye’nin faydasına olacaktır. Milletin de beklentisi bu yönde” diye yanıt verdi.

“Sağda yeni bir ittifak olabilir”

Önümüzdeki seçimlerde yeni bir sağ ittifaka da sıcak baktığını dile getiren Erbakan, böylesi bir ittifakın AK Parti’den oy alacağını belirterek şöyle konuştu: “Sağ partilerin bir ittifak içinde cumhurbaşkanı adayı göstermesi, daha çok AK Parti’den oy alacak bir seçenek yaratmaktır. Öylesi bir ittifakın adayı CHP’nin adayından daha çok AK Parti’nin adayından oy kaydırır.

CHP’ye bir şekilde eli gitmeyen o nedenle de sandığa gitmeyen kitle sandığa gider. Bazısı da CHP’nin adayına vermek istemese de “Mecburuz çünkü alternatif yok” diye oy verdi AK Parti’ye. Biraz önce anlattım. Sağ partilerden oluşacak bir ittifak, AK Parti’ye gönülsüz oy verenler için ciddi bir alternatif haline gelir. O yüzden de üçüncü bir ittifakın AK Parti’ye yarayacağını düşünmüyoruz.”

Fatih Erbakan, Narin Güran cinayetine dair de “Muhafazakâr yaşantıya sahip olduğu görülen bir ailede öyle bir şeyin yapılması ve bir cinayetin örtbas edilmeye çalışılması gerçekten de akıllara ziyan bir durum maalesef. Çok ibretlik bir olay” yorumunu yaparak, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Demek ki şekilden ibaret olarak bazı şeyleri almışız biz. “Başımızı örtersek, cuma namazına gidersek, muhafazakâr ve dindar oluruz” gibi bir düşünce. Ama kalbimize bu inmemiş. Kalbimize inmediğini de gösteren bu gibi olaylar maalesef. Onu kalplere indirecek şekilde bir eğitimin verilmesi, bir düzenin kurulması ve toplumun bu yönde dönüştürülmesi çok önemli.

Demek ki dindarlık dilimizde. Maalesef bugün iktidardaki kadrolar yolsuzluk ve rüşvet gibi birçok suiistimallerle, adaletsizlikle suçlanıyorlar. Oysa aynı insanlar senede üç kere umreye giden, nafile ibadetlerini bolca yapan, eşleri başörtülü, kendileri imam hatip mezunu kişiler. Demek ki orada olan şekilden ibaret bir İslam anlayışı, bir ahlak anlayışı. Bu olayda da maalesef bunu görüyoruz.”

Paylaşın

Cumhur İttifakı’nda Mehmet Şimşek’e İnanç Yüzde 50’nin Altında

Cumhur İttifakı’nda Şimşek’in uyguladığı ekonomi politikalarının başarılı olacağına dair inan yüzde 50’nin altında. AK Parti’ye oy verme eğilimindeki seçmenlerin yüzde 45’i, MHP seçmeninin yüzde 33’ü Şimşek’in başarılı olacağını düşünüyor.

Mehmet Şimşek tarafından uygulanan ekonomi politikalarının yurttaşların ekonomik sıkıntılarını gidereceğine inananların oranı yüzde 20’de kaldı. Şimşek programının başarılı olacağına inanmayanların oranı ise yüzde 68 seviyesinde kaydedildi. Cevap yok – bilmiyorum diyenlerin ise oranı 11,9 olarak ölçüldü.

Yöneylem Araştırma’nın 13-16 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirdiği araştırmada katılımcılara, ‘Şimşek programı olarak adlandırılan ekonomi politikalarının vatandaşların ekonomik sıkıntılarını gidereceğine inanıyor musunuz? Sorusu soruldu.

Türkiye Siyaset Araştırması’na göre Mehmet Şimşek tarafından uygulanan ekonomi politikalarının yurttaşların ekonomik sıkıntılarını gidereceğine inananların oranı yüzde 20’de kaldı. Şimşek programının başarılı olacağına inanmayanların oranı ise yüzde 68 seviyesinde kaydedildi. Cevap yok-Bilmiyorum diyenlerin ise oranı 11,9 olarak ölçüldü.

Cumhur İttifakı’nda Şimşek’in başarılı olacağına dair inan yüzde 50’nin altında. AK Parti’ye oy verme eğilimindeki seçmenlerin yüzde 45’i, MHP seçmeninin yüzde 33’ü Şimşek’in başarılı olacağını düşünüyor.

Paylaşın

Güvenli Hamilelik İçin Uyulması Gereken Beş Şey

Hamilelik her kadın için heyecan verici bir yolculuktur ve herkes sağlıklı bir hamilelik geçirmek ister. Yaşam tarzınız, beslenmeniz, egzersiziniz vb. hamileliğinizi ve bebeğinizin sağlığını önemli ölçüde etkileyebilir.

Haber Merkezi / Bu nedenle, hamileliğinizi sağlıklı ve keyifli hale getirmek için belirli şeylere uymanız önemlidir. İşte daha güvenli bir hamilelik için yapılması ve yapılmaması gerekenler:

Dengeli beslenin: Vitaminler, mineraller ve önemli miktarda besinle dolu bir beslenme, hem annenin hem de bebeğin sağlığı için çok önemlidir. Beslenmenize yapraklı sebzeler, meyveler, tam tahıllar, yağsız proteinler ve süt ürünleri ekleyin. Ayrıca, gün boyunca bol su için.

Doğum öncesi vitaminleri alın: Doğum öncesi vitaminler, bir bebeğin gelişimi için uygun besinleri içerecek şekilde tasarlanmıştır. Genellikle doğum öncesi vitaminler, doğum kusurlarını önlemek ve bebeğin büyümesini ve gelişimini desteklemek için folik asit, DHA ve demir içerir.

Düzenli kontroller yaptırın: Doğum öncesi kontroller bebeğin sağlıklı gelişimini garanti altına alma ve annenin de sağlıklı kalması için çok önemli. Doktorunuzun tavsiyelerine uyun ve planlanan tüm randevulara katılmaya çalışın.

Fiziksel olarak aktif kalın: Yürüyüş gibi hafif egzersizler, vücut ağırlığınızı düzenler, sizi stresten uzak tutar ve vücudunuzu doğum için güçlendirir. Ancak, herhangi bir egzersiz rutinine başlamadan önce doktorunuza danışın.

Zihinsel sağlığınıza odaklanın: Hamilelikte gereksiz stresten kaçınmak ve pozitif kalmaya çalışmak çok işe yarayacaktır.

Güvenli bir gebelik için 5 yapılmaması gerekenler

Sigara veya alkol içmeyin: Sigara ve alkol kullanımı, doğmamış bebeğin sağlığı ve gelişimi için ciddi tehditlerdir, doğum kusurları, erken doğum ve düşük doğum risklerini artırır.

Pastörize edilmemiş veya çiğ gıdalar tüketmeyin: Gıda kaynaklı hastalık riskini en aza indirmek için pastörize edilmemiş süt, yumuşak peynirler, çiğ yumurtalar, suşi ve az pişmiş etlerden kaçınılmalıdır.

Doktorunuza danışmadan ilaç almayın: Hamilelik sırasında güvenli olduklarından emin olmak için herhangi bir ilaç, takviye veya bitkisel preparat almadan önce daima doktorunuza danışın.

Kafeini aşırı kullanmayın: Yüksek kafein seviyesi düşük yapma riskini artırır. Kafein alımınızı günde 200 mg ile sınırlayın.

Vücudunuzun sinyallerini göz ardı etmeyin: Şiddetli ağrılarınız, kanamanız, baş dönmeniz veya olağandışı bir şey varsa, asla çok geç olana kadar beklemeyin; sadece doktorunuzu veya sağlık uzmanınızı arayın. Bu erken müdahale her şeyi değiştirebilir.

Paylaşın

Suriye, Asker Kaçakları Ve Küçük Suçlar İçin Af Çıkardı

Suriye yönetimi, 22 Eylül 2024 tarihinden önce basit suçlardan yargılanan veya hapse atılanlar ve asker kaçaklar için af çıkardı. Suriye yönetimi, Mart 2011’den bu yana benzer aflar çıkarmıştı.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, 22 Eylül 2024 tarihinden önce işlenen firar suçları, cünhalar ve ihlaller için genel af sağlayan bir Kanun hükmünde kararname yayınladı.

SANA haber ajansının aktardığına göre; kararnamede, Askeri Ceza Kanunu’nda açıklanan iç ve dış kaçış suçlarının faillerine verilecek cezanın tamamı için genel af öngörülmektedir.

Bu kararnamenin hükümleri, saklanan ve adaletten kaçanları, yurt içinde üç ay, yurt dışında ise dört ay içinde teslim olmadıkça kapsamamaktadır.

Kararnamede ayrıca, topluma ve devlete ciddi saldırı teşkil eden bazı cünhalar, rüşvet, sahtecilik ve genel ahlaka aykırı bazı kabahatler dışındaki tüm cünhalar ve ihlallere ilişkin cezalar için genel af öngörülmektedir.

K.H. Kararname doğrultusunda gelen bu af, inşaat kontrol yasalarında öngörülen bazı kabahatleri, ekonomik suçları, elektrik hırsızlığını, iletişim hizmetlerini almak için hileli yollara başvurmayı ve Tüketiciyi Koruma Kanunundaki cünhaları da kapsamamaktadır.

Bu af, kişinin malına saldırı içeren cünhalarda mağdur için  kişilik hakkı saklı kamlak kaydıyla tazminat talep etmektedir.

Paylaşın

AK Parti’de “A Takımı” Değişecek İddiası

Yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) sekizinci olağan kongre süreci, belde ve ilçe kongrelerinin belirleneceği mahalle delege seçimleri ile başladı.

12 Ekim’de hem belde hem de ilçe kongrelerinin başlatılması planlanırken Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “A Takımı”nı yenileyeceği iddia ediliyor.

T24’te yer alan habere göre; kongre takvimi, Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu tarafından belirlendi.

Takvim, önce belde sonra ilçe ve il, son olarak da büyük kongrenin gerçekleştirilmesini öngörüyor. Bu kapsamda kongreler öncesinde mahalle delege seçimleri yapılmaya başlandı.

Büyük kongre öncesindeki hazırlık sürecinin 90 gün sürmesi planlanıyor. 37 beldede kongre yapacak olan AK Parti’nin, 12 Ekim’de hem belde kongrelerini hem de ilçe kongrelerini başlatması bekleniyor. 28 Aralık’ta ise il kongreleri başlayacak.

İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bazı büyükşehirlerin kongreleri en son yapılacak. Bu takvim çerçevesinde en geç mart sonuna kadar Sekizinci Büyük Olağan Kongre için hazırlık çalışmaları tamamlanmış olacak. Büyük kongreye mayısta gidilecek.

Partinin yönetim organı olan ve yedek üyelerle birlikte 110 kişiden oluşan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu için inisiyatif Erdoğan’da olacak. AK Parti kurmayları kongre sürecini, 2028 seçimlerine hazırlık yapacak kadroların belirlenmesi olarak görüyor.

Paylaşın