CHP Lideri Özel’den “Sığınmacılar” Çıkışı

Hatay’da halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Türkiye’nin en büyük sıkıntısı sığınmacı sıkıntısı. Burada hassas bir durum var. Türkiye’de birileri göçmenlere, geçici korumada olanlara, onların yarattığı sıkıntılara itiraz ederken, ‘Benim evladım işsiz, sen ucuza onu çalıştırıyorsun’ derken, ‘Ben yoksulum, ilaca katılım payı ödüyorum, onlar ödemiyor’ derken, ‘Benim çocuğum okula aç gidiyor, bunlara aylık bağlanıyor’ derken çok haklı bir serzenişi söylüyorlar” dedi ve ekledi:

“Ancak bazıları dili öyle yanlış bir yerden kurup ‘Araplar’ deyip Araplara, Arapçaya nefret kusup buradaki insanlarımızın önemli bir kısmını çok üzüyorlar. Bu ülkede, Hatay’da, Mardin’de, Urfa’da 6 buçuk milyon ana dili Arapça olan, kendisi Arap olan ama bu memleketin has evladı olan vatandaşım yaşıyor. Onların gönlünü, kalbini kimse kırmasın. Ancak o vatandaşlarımız da hem de çok uzaklardan laf söyleyenlerin yanında bu işin en mağduru olanlar da onlar.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Hatay’ın Defne ilçesinde halka seslendi. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Özgür Özel’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle: “Büyük acıdan 20 ay sonra Hatay’da, sizlerle birlikte bir kez daha göz gözeyiz, el eleyiz, omuz omuzayız. Acılarımız, sorunlarımız, ayağa kaldırılacak bir kentimiz ve hep birlikte baş etmemiz ve başarmamız gereken bir mücadelemiz var.

Bir yerel seçim süreci geçirdik. Yerel seçimin akşamında Türkiye’de büyük bir başarı, 47 yıl sonra CHP’nin birinci parti olmasını, Türkiye nüfusunun yüzde 65’ine hizmet etmeyi, ekonominin yüzde 78’ini, turizm kentlerinin yüzde 92’sini yönetme yetkisini aldık. O gece bir büyük başarı ama içimizde bir büyük yara oldu. O da Hatay Büyükşehir Belediyesi’ydi. Biz o süreçte hata yapmamak için elimizden geleni yapmamıza rağmen, bütün iyi niyete rağmen maalesef hatalarımız oldu, eksiklerimiz oldu, ders almamız gereken süreçler oldu… Ama bütün mazeretleri, bütün bahaneleri bir yana bırakarak Hatay’ı kazanmadığımız için bütün samimiyetimle Hatay’daki bütün güzel insanlardan özür diliyorum, affedin bizi.

O günden bugüne Hatay’da, bir daha Hatay’ı kaybetmemek için, bir daha Hatay’ı tehdide, şantaja terk etmemek için, bir daha bu kenti bir başına, çaresiz bırakmamak için, yeniden kazanmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Gölge kabinemizin bakanları, Hatayımızın milletvekilleriyle birlikte çok sayıda arkadaşımız, milletvekilimiz ekipler halinde, gruplar halinde geldiler gittiler, raporlarını hazırladılar. Yarın CHP’nin resmi MYK toplantısını Hatay’da yapacağız ve ardından bundan sonra Hatay’da hem ben hem milletvekillerim, yöneticilerim Hatay’ı bir dakika boş bırakmadan, yalnız bırakmadan mücadeleyi sürdüreceğiz.

6 Şubat günü, akşam depremde çok büyük kayıplar yaşadık ama kayıpların en büyüğünü, yıkımların en büyüğünü yaşadığımız kentlerden bir tanesi ve maalesef en çok ihmal edileni Hatay oldu. Önce gelmediler, duymadılar, ermediler, elimizden tutmadılar. Maalesef çok gecikmeli başlayan arama – kurtarma çalışmalarında hep Hatay’ı bir adım, iki adım, üç adım geride bıraktılar.

Devamında Hatay’ın diğer şehirlerle birlikte ayağa kaldırılacağını söyleyip, ‘Bir yıl içinde herkes evine geçecek’ deyip, 10 şehri ve Hatay’ı kandırıp oyları aldılar ama bırakın bir yılı 20 ayın sonunda -neredeyse iki yıl oluyor- Hatay’a söz verdikleri 254 bin konutun sadece 11 bin 366’sını verdiler. Oran yüzde 4. Yüzde 96 çadırda, konteynırda ya da gurbette. Evinde değil, evin dışında, evinden uzakta. Bir de ‘Ayrımcılık yapmıyoruz’ diyorlar. Bir de ‘Bunun siyasetini yapmayın’ diyorlar ama bırakın deprem konutunun siyasetini, caminin bile siyasetini yapıyorlar.

Burada bir rezerv alan rezaleti yaşandı. Burası biliyor ama Türkiye duysun. 21 Kasım 2023, bir genelge yayınladılar ve dediler ki ‘Az ve orta hasarlı evleri belediyeden güçlendirme izni alarak güçlendirip içine geçebilirsiniz.’ İnsanlar bu izinleri aldılar, gittiler evlerine kredi çekerek, borç alarak güçlendirme yaptılar. Yağmalanan kapılarını taktılar, boyalarını yaptılar, tam eve geçecekler, ‘Eyvah, biz senin evi rezerv alan ilan ettik, yıkacağız.’ ‘Ev sağlam.’ ‘Olsun, burası rezerv alan.’ Bu depremzedeler için yeni bir yıkım oldu.

Bu yıkıma biz itiraz ettik, milletvekillerimiz itiraz ettiler, Antakya ve Defne‘de 207 hektarlık alan rezerv alan ilan edildi, 50 bin kişi mülksüzleştirildi. Başvuruyu Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yaptık, sonuç almayı bekliyoruz. Rezerve alanda bir doğru yok, rezerv alan ahlak ister, rezerv alan teknik bilgi ister, liyakat ister ama özünde ahlak ister. Öyle örnekler yazıldı, öyle örnekler duydum, öyle örnekler anlatılıyor ki ‘Benim’ diyen üçkağıtçının yapmayacağı işler. Yıllarca satılmamış, evlada bırakılmış yerleri sırf değeri çok diye rezerv alan ilan eden bir takım yamyamlar.

Amik Ovası’ndayız. Amik Ovası, dünyanın en verimli ovalarından birisi. 15 çeşit ürün yetişiyor, bu sene bir tanesi para etmedi. Özellikle Amik Ovası’nda yetişen pamukta bu sene büyük hayal kırıklığı var. 25 liraya maliyeti olan pamuğu, 18 liraya alanlara, geçen seneki fiyatın altında fiyata alanlara… Mazot üç katına çıkmış, işçilik üç katına çıkmış, her türlü ilaç gübre üç katına çıkmış, araç gereç ateş pahası, almak mümkün değil, ödünç kullanıyor millet, her şey artmış ama bir şey artmamış, ürüne verilen fiyat. 18 liraya düşmüş ve kapıda bankalar, tefeci gibi bekliyor. Sattın sattın, satmadın eve, traktöre haciz geliyor. Bu hale düşürdüler.

“Köylüler yeniden milletin efendisi olacak”

Bu ülkenin son Cumhurbaşkanı buralarda, köylüye, isyan eden çiftçiye, ‘Al ananı da git’ dedi. Bundan sonraki bunun gibi olmayacak, ilk Cumhurbaşkanı gibi olacak, köylüler yeniden milletin efendisi olacak.

Türkiye’nin en büyük sıkıntısı sığınmacı sıkıntısı. Burada hassas bir durum var. Türkiye’de birileri göçmenlere, geçici korumada olanlara, onların yarattığı sıkıntılara itiraz ederken, ‘Benim evladım işsiz, sen ucuza onu çalıştırıyorsun’ derken, ‘Ben yoksulum, ilaca katılım payı ödüyorum, onlar ödemiyor’ derken, ‘Benim çocuğum okula aç gidiyor, bunlara aylık bağlanıyor’ derken çok haklı bir serzenişi söylüyorlar. Ancak bazıları dili öyle yanlış bir yerden kurup ‘Araplar’ deyip Araplara, Arapçaya nefret kusup buradaki insanlarımızın önemli bir kısmını çok üzüyorlar. Bu ülkede, Hatay’da, Mardin’de, Urfa’da 6 buçuk milyon ana dili Arapça olan, kendisi Arap olan ama bu memleketin has evladı olan vatandaşım yaşıyor. Onların gönlünü, kalbini kimse kırmasın. Ancak o vatandaşlarımız da hem de çok uzaklardan laf söyleyenlerin yanında bu işin en mağduru olanlar da onlar.

Türkiye’de geçici sığınmacı statüsünde bu insanlar, süreleri doldu. Tam zamanı af da çıktı. Çalışma yaptırmış. İçişleri Bakanlığı ile Göç İdaresi’ne geçici sığınmacıların Türkiye’de kalış sürelerinin artırılması, çalışma izinleri varsa uzatılması, olmayanlara çalışma izni verilmesi, Türkiye’de bunları ucuz işgücü olarak kullanmanın hesabını yapıyor. Yazıklar olsun, böyle günde sığınmacıları Esad’a göndermeye çalışacağına evlatlarımız yerine çalıştırmak için hazırlık yapıyorlar. Yazıklar olsun.”

Paylaşın

Galatasaray, Süper Lig’de Liderliğini Sürdürdü

Süper Lig’in 8. hafta maçında Galatasaray ile Alanyaspor, Ali Sami Yen’de karşı karşıya geldi. Hakem Mehmet Türkmen’in yönettiği karşılaşmadan Galatasaray, 1 – 0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Galatasaray’ın golünü 28. dakikada Yunus Akgün kaydetti. Galatasaray, bu galibiyet ile puanını 22’ye çıkardı, Alanyaspor ise 9 puanda kaldı.

Galatasaray, milli ara sonrası Antalyaspor deplasmanına gidecek. Alanyaspor ise Kasımpaşa’yı ağırlayacak.

15. dakikada Sara’nın pasıyla topla buluşan Mertens’in yay gerisinden vuruşunda kaleci Ertuğrul sağa yatarak golü önledi. Dönen topu Jakobs tamamlamak istedi ancak araya giren savunma tehlikeyi uzaklaştırdı.

16. dakikada Sara’nın sağdan ortasında arka direkte uygun durumdaki Barış Alper Yılmaz, topa vole vurdu. Kaleci Ertuğrul, köşeden topu kornere çeldi.

24. dakikada sağ kanattan paslaşarak ceza sahasına girmeye çalışan Galatasaray’da savunmadan seken top Yunus Akgün’ün önünde kaldı. Bu oyuncunun plase vuruşunda kaleci Ertuğrul meşin yuvarlağı kornere gönderdi.

28. dakikada Gabriel Sara’nın uzun pasında savunma arkasına sarkan Yunus Akgün, kaleciyle karşı karşıya kaldı. Yunus, aşırtma bir vuruşla meşin yuvarlağı Ertuğrul’un üzerinden ağlara gönderdi: 1-0.

37. dakikada Icardi’nin pasında Barış Alper’in sol çaprazdan sert vuruşunda top üstten auta gitti.

47. dakikada Torreira’nın vuruşu sonrası savunmadan dönen topa Kaan Ayhan’ın ceza yayı gerisinden gelişine vuruşunda kaleci Ertuğrul meşin yuvarlağı parmaklarının ucuyla kornere çeldi.

58. dakikada Icardi’den aldığı pas sonrası önünü boşaltan Yunus Akgün pasını Sara’ya çıkardı. Bu oyuncunun ceza sahası içi sol çaprazdan sert vuruşunda kaleci Ertuğrul’un müdahalesiyle top oyun alanına geri döndü.

80. dakikada sol taraftan Gabriel Sara’nın kullandığı kornerde ceza sahası içinde iyi yükselen Abdülkerim Bardakçı’nın kafa vuruşunda kaleci Ertuğrul Taşkıran kurtarışı sonrası meşin yuvarlak oyun alanına geri döndü.

90+2. dakikada sağ taraftan topla birlikte ceza sahasına giren Marcos Lopes, rakibini geçip pasını Serdar Dursun’a bıraktı. Bu oyuncunun altıpasın sağ tarafından yaptığı vuruşta meşin yuvarlak üstten auta gitti.

Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Mehmet Türkmen, Deniz Caner Özaral, Samet Çavuş

Galatasaray: Fernando Muslera, Kaan Ayhan (Metehan Baltacı dk. 90+5), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakçı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira, Gabriel Sara, Yunus Akgün (Kerem Demirbay dk. 81), Dries Mertens (Roland Sallai dk. 65), Barış Alper Yılmaz (Elias Jelert dk. 90+5), Mauro Icardi (Michy Batshuayi dk. 81)

Alanyaspor: Ertuğrul Taşkıran, Florent Hadergjonaj, Nuno Lima, Fidan Aliti, Jure Balkovec, Gaius Makouta, Richard Coelho, Loide Augusto (Juan Coelho dk. 90), Efecan Karaca (Nicolas Janvier dk. 57), Yusuf Özdemir (Rony Lopes dk. 64), Sergio Cordova (Serdar Dursun dk. 64)

Gol: Yunus Akgün (dk. 28) (Galatasaray)

Paylaşın

Dünya Savaşı Tartışmaları: Erdoğan’ın Adaylığına Meşruiyet Kampanyası

“Üçüncü Dünya Savaşı” tartışmalarını değerlendiren CHP’li Fethi Açıkel, “Üçüncü Dünya Savaşı argümanın üzerinden, AKP iktidarının ömrünü uzatmaya çalışarak Erdoğan’ın üçüncü dönem Cumhurbaşkanlığı ihtimalinin kapısını aralamaya çalışmak beyhude bir Türkiye kamuoyunu yanıltma çabasıdır” dedi ve ekledi:

“Türkiye’nin gerçek gündemi, memleketimizin ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldıran, tarımda kendine yeterli bitiren ve yakın coğrafyada tutarsız ve ikircikli dış politikasıyla Türkiye’nin ulusal çıkarlarına büyük zarar veren AKP iktidarından ilk seçimde kurtulma gündemidir.”

TBMM 28’inci Dönem Üçüncü Yasama Yılı Açılış Töreni’nde Meclis Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Üçüncü Dünya Savaşı riski var” dedi. Erdoğan, İsrail’in asıl hedefinin Türkiye olduğunu savundu. Erdoğan’ın TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma, tartışmaları da beraberinde getirdi.

CHP Milletvekili Fethi Açıkel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleriyle başlayan savaş tartışmalarını BirGün’den Mustafa Bildircin‘e değerlendirdi. Açıkel tartışmaların, “Erdoğan’a bir fırsat penceresi daha açma gayretinin parçası” olduğunu savundu.

Türkiye’nin tüm diplomatik, savunma ve istihbarat kurumlarının AKP’nin elinde olduğunun altını çizen Açıkel, şunları kaydetti: “Erdoğan’ın ve çevresinin, bu konuyu siyasi ikbali için bir kampanya aracına dönüştürmeye çalışması, AKP’nin devlet yönetimi ciddiyetinden ne kadar uzak olduğunu gösteriyor.

AKP hükümetleri, Türkiye’nin Ortadoğu’da karşı karşıya kaldığı tüm jeopolitik tehditler, Suriye ve Afganistan coğrafyasından Türkiye’ye yönelen düzensiz göç dalgası ve Radikal İslami ve bölücü terör örgütleri tarafından güvenlik güçlerimize ve yurttaşlarımıza karşı girişilen saldırılar başta olmak üzere, yakın dönemdeki pek çok güvenlik krizinin baş mimarıdır. AKP küresel emperyal güçlerin Ortadoğu’daki oyun planlarının bilerek ya da bilmeyerek maşası ya da taşeronu olarak hareket etmekten çekinmemiştir.”

Açıkel, iktidarın Suriye, Mısır ve Libya gibi ülkelerin toprak bütünlüğünü ve ulusal egemenliğini zedeleyecek politikalar izlediğini belirtti. AKP’nin Ortadoğu’ya yönelik politikasını, “Sorumsuz, fırsatçı ve maceracı bir aktör gibi” ifadesiyle değerlendiren Açıkel, “Barış koşullarında bile Türkiye’yi çok büyük krizlerin içine sürükleyen AKP hükümetlerinin, gerçek bir küresel krizde Türkiye’ye barış ve istikrar sağlayacağını düşünmek safdillik olur” diye konuştu.

Atatürk’ün, “Yurtta barış dünyada barış” ilkesinin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Lozan ve Montrö Boğazlar antlaşmaların Türkiye’yi kısıtlayan anlaşmalar olduğu iddiasıyla küçümsenmeye çalışıldığını kaydeden Açıkel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin yakın çevresinde büyük bir bölgesel kriz ortaya çıkarsa ya da Üçüncü Dünya Savaşı başlayacak olursa, bu sıcak çatışmalardan Türkiye’yi salimen kurtaracak olan parti şüphesiz CHP’dir. Muhtemel bir Üçüncü Dünya Savaşı argümanın üzerinden, AKP iktidarının ömrünü uzatmaya çalışarak Erdoğan’ın üçüncü dönem Cumhurbaşkanlığı ihtimalinin kapısını aralamaya çalışmak beyhude bir Türkiye kamuoyunu yanıltma çabasıdır

Türkiye’nin gerçek gündemi, memleketimizin ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldıran, tarımda kendine yeterli bitiren ve yakın coğrafyada tutarsız ve ikircikli dış politikasıyla Türkiye’nin ulusal çıkarlarına büyük zarar veren AKP iktidarından ilk seçimde kurtulma gündemidir.”

Paylaşın

“Almanya, Türkiye’ye Silah İhracatına Onay Verdi” İddiası

Almanya’nın Türkiye’ye yıllar sonra ilk kez büyük ölçekli silah ihracatını onayladığı iddia edildi. Almanya, 2023 yılında Türkiye’ye silah ihracatı için yalnızca 1,22 milyon euro tutarındaki 17 başvuruya onay vermişti.

Almanya, Türkiye’ye yönelik ihracatlar için yalnızca Avrupa Birliği veya NATO ortaklarıyla ilgili ortak projelere yeşil ışık yakılacağına vurgu yapıyordu.

Almanya merkezli haber portalı Spiegel, Alman hükümetinin Türkiye’ye yıllar sonra ilk kez büyük ölçekli silah ihracatını onayladığını öne sürdü. Spiegel’in haberine göre, oturumları kamuoyuna kapalı olan Federal Güvenlik Konseyi kısa bir süre önce yaptığı toplantıda, NATO müttefiki Türkiye’ye değeri birkaç yüz milyon euroyu bulan silah ihracatına yeşil ışık yaktı.

İhracatına onay verilen 100 hava savunma füzesinin yanı sıra Türk Deniz Kuvvetleri için torpidolar ile Türk denizaltıları ve firkateynlerinin modernizasyonu için büyük malzeme paketlerinin bulunduğu belirtildi.

Spiegel’in Ekonomi Bakanlığı’nın listesine dayandırdığı haberine göre, Türkiye’ye gemilerin hava savunması için gönderilecek olan 100 adet güdümlü füzenin bedelinin yaklaşık 100 milyon euro olmasının beklendiği, bunun yanı sıra 28 adet SeaHake tipi torpidonun 156 milyon euroya Ankara’ya teslimatına onay verildiği belirtildi.

Haberde, denizaltıların modernizasyonuna yönelik malzeme paketleri de dahil ihracatına yeşil ışık yakılan silahların yaklaşık 336 milyon euro tutarında olmasının beklendiği kaydedildi.

Almanya’nın Türkiye’ye bu büyük çaplı silah ihracatına onay vermesi, 2021 yılından beri iktidarda olan Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Hür Demokrat Parti’nin (FPD) oluşturduğu koalisyon hükümetinin izlediği politikada radikal bir yön değişikliğine işaret ediyor.

Spiegel’in haberinde Türkiye’nin “müttefikten bir soruna” dönüşmesi gerekçesiyle Berlin’in Türkiye’ye silah ihracatını önemli ölçüde kısıtladığı, “otokratik” bir lider olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın özellikle “Kürtlere karşı sert bir tutum” izlediği ifade edildi.

Almanya, 2023 yılında Türkiye’ye silah ihracatı için yalnızca 1,22 milyon euro tutarındaki 17 başvuruya onay vermişti. Spiegel’in haberinde 2024’ün başında da bu eğilimin devam ettiği kaydedildi.

Ekonomi Bakanlığı verilerine göre, hükümet bu yılın ilk çeyreğinde Ankara’ya sadece 23 milyon euro değerinde silah ihracatını onayladı. Hükümet, Türkiye’ye yönelik ihracatlar için yalnızca Avrupa Birliği veya NATO ortaklarıyla ilgili ortak projelere yeşil ışık yakılacağına vurgu yapıyordu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Tedavüldeki Her İki Banknottan Biri 200 Lira

200 lira, ekonomik kriz ve yüksek enflasyon sonucunda günlük kullanımın “zorunlu” parası haline geldi. Tedavüldeki banknotların neredeyse yarısını artık 200 liradan oluşturuyor.

Tedavüldeki banknot sayısı, Eylül 2023’e (yıllık) kıyasla yüzde 24, Eylül 2022’ye (iki yıllık) kıyasla yüzde 52.3 artarak 5 milyar 280 milyon 711 bin 97 adede yükseldi. Bunların yüzde 49.7’si olan 2 milyar 623 milyon 168 bin 944 banknotu 200 TL’ler oluşturuyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki son sunumu sırasında, banknotlarla (kâğıt para) ilgili bir soru üzerine “Şu anda üst kupür çalışması yok” dese de Eylül 2024 sonu itibarıyla tedavüldeki kâğıt paraların iki tanesinden biri “200 TL” haline dönüştü.

Oysa 200 TL, 2009 yılında temelde bankalararası işlemlerde kullanılsın diye Türkiye’nin en büyük kupürlü banknotu olarak tedavüle verilmişti. Ancak özellikle 2018 yılıyla birlikte şiddetlenen ekonomik kriz ortamı, yüksek enflasyon ve TL’nin değerindeki erime bugün 200 TL’yi günlük kullanımın “zorunlu” parası haline getirdi. Çünkü 200 TL ile Merkez Bankası’nın yıllık ortalama dolar kuruna göre 2009’da 129 dolar alınabilirken bu rakam bugün 6.2 dolara düştü.

Cumhuriyet’ten Serhat Aligil‘in aktardığı Merkez Bankası’nın yeni yayımladığı verilere göre tedavüldeki banknot sayısı, Eylül 2023’e (yıllık) kıyasla yüzde 24, Eylül 2022’ye (iki yıllık) kıyasla yüzde 52.3 artarak 5 milyar 280 milyon 711 bin 97 adede ulaştı. Bunların yüzde 49.7’si olan 2 milyar 623 milyon 168 bin 944 adedini ise 200 TL’ler oluşturuyor.

Adet bazında 200 TL’nin toplamdaki payı Eylül 2023’te yüzde 35.2, Eylül 2022’de ise yüzde 24.3’tü. Ayrıca 200 TL’lik kâğıt paralardaki artış oranı yıllık bazda 74.8, son iki yılda yüzde 211.8 oldu. Bunun yanında 200 TL’lik kâğıt paraların toplam tutardaki payı doğal olarak çok daha büyük. Tedavüldeki kâğıt paraların toplam tutarı 656.9 milyar liraya ulaşırken bunun içinde 200 TL’nin payı yüzde 79.9’a yükseldi. Bu pay Eylül 2023’te yüzde 66.4, Eylül 2022’de ise yüzde 52.6’ydı.

Paylaşın

Beşiktaş, Zirve Yolunda Yara Aldı

Süper Lig’in 8. hafta maçında Gaziantep FK ile Beşiktaş, Gaziantep Şehir Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Muhammet Ali Metoğlu’nun yönettiği karşılaşma 1 – 1 sona erdi.

Haber Merkezi / Beşiktaş’ı öne geçiren golü 31. dakikada penaltıdan Ciro Immobile, Gaziantep FK’nin beraberlik golünü ise Alexandru Maxim 90+5. dakikada kaydetti.

Beşiktaş, 7 maçta 17 puana yükseldi. Gaziantep ise bu maçtan 1 puan alarak 5 puana yükseldi.

Beşiktaş, milli aranın ardından Konyaspor’u ağırlayacak. Gaziantep FK ise Kayserispor deplasmanına gidecek.

28. dakikada Beşiktaş’ın İtalyan golcüsü Ciro Immobile’nin Gaziantep FK kalecisi Dioudis’in müdahalesiyle yerde kalması üzerine hakem Muhammet Ali Metoğlu, VAR incelemesi sonucu penaltı noktasını gösterdi. 31. dakikada penaltıyı kullanmak için topun başına geçen Immobile, meşin yuvarlağı kaleci Dioudis’in sağından ağlarla buluşturdu: 0-1.

41. dakikada Gaziantep FK’da Emre Taşdemir’in sol kanattan ceza sahasına gönderdiği topu önünde bulan Sorescu’nun yaptığı vuruşta, meşin yuvarlak filelerle buluştu. Ancak VAR’dan gelen uyarı sonrasında Sorescu’nun ofsaytta olduğu gerekçesiyle hakem Muhammet Ali Metoğlu gol kararını iptal etti.

47. dakikada savunma arkasına sarkarak kaleci Mert ile karşı karşıya kalan Okereke’nin yerden şutunu kaleci kurtardı. 65. dakikada Beşiktaş’ın ceza sahası dışında tehlikeli noktadan Masuaku ile kullandığı serbest vuruşta top yan direğin dibinden dışarı çıktı.

68. dakikada Rafa Silva’nın ceza sahası dışı sol çaprazından şutu kaleci Dioudis’te kaldı. 73. dakikada Mustafa’nın pasıyla sağ çaprazdan ceza sahasına giren Lungoyi’nin yerden sert şutu kaleci Mert’ten döndü. 80. dakikada sağ kanattan Rashica’nın yerden pasına Mustafa Hekimoğlu’nun vuruşu üstten auta çıktı.

90+5. dakikada ceza sahasına yapılan ortada Kodro’nun indirdiği topu savunma uzaklaştırmaya çalışırken, meşin yuvarlağı önünde bulan Maxim’in şutu ağlara gitti. 1-1

Stat: Gaziantep

Hakemler: Muhammet Ali Metoğlu, İbrahim Çağlar Uyarcan, İbrahim Bozbey

Gaziantep FK: Sokratis Dioudis, Ertuğrul Ersoy (Mustafa Eskihellaç dk. 62), Bruno Viana, Enric Saborit, Emre Taşdemir, Badou N’Diaye, Kacper Kozlowski (Kenan Kodro dk. 66), Deian Sorescu, Christopher Lungoyi (Halil Dervişoğlu dk. 84), Alexandru Maxim, David Okereke

Beşiktaş: Mert Günok, Jonas Svensson, Gabriel Paulista (Emirhan Topçu dk. 21), Felix Uduokhai, Arthur Masuaku, Gedson Fernandes, Cher Ndour, Ernest Muçi (Tayyip Talha dk. 86), Rafa Silva (Bakhtiyor Zainutdinov dk. 86), Joao Mario (Milot Rashıca dk. 66), Ciro Immobile (Mustafa Hekimoğlu dk. 66)

Goller: Maxim (dk. 90+5), Ciro Immobile (dk. 31 pen.) (Beşiktaş)

Paylaşın

Erdoğan’dan İsrail’e “İşgal” Tepkisi

AK Parti “Özümüzden Geleceğe Türkiye Buluşmaları” programında konuşan Erdoğan, “Hamas ve Hizbullah sadece bir bahanedir. Yemen, Suriye sadece bir bahanedir. İsrail hükümeti her gün yeni bir mazaret üretmektedir” dedi ve ekledi:

“İçimizdeki bazı İsrail dostları, bazı kalemşörler, her ne kadar gerçekleri gizlemek istese de Netanyahu ve çetesine dur denilmezse bu yayılmacı politikanın nereye varacağını bizler tahmin edebiliyoruz. İsrail vasıtasıyla yeni bir paylaşım savaşının planının yürütüldüğünü görüyor, tedbirlerimizi buna göre alıyoruz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin “Özümüzden Geleceğe Türkiye Buluşmaları” programında konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Gençler, kah esnaf dükkanında çarşı ve pazarda, emekliden memura herkesin kapısını çaldık. Kongre sürecimiz öncesinde bize rehberlik edecek bir fikir havuzunu derlemiş bulunuyoruz. Kongre sürecimizde inşallah azami derecede yaralanacağız. Şu hususun altını çizmek istiyorum. Türkiye buluşmaları, AK Parti’nin milletimizin kalbindeki sarsılmaz yerini bir kez daha teyit etmiştir. Vatandaşlarımız sorunların çözüm adresi olarak partimizi ve ittifakımızı görüyor. Ekonomideki zorlukların üstesinden bizim geleceğimize inanıyor.

Vatandaşlarımız muhalefet aktörlerine güvenmiyor. Onlardan kendisine hayır geleceğine asla inanmıyor. İnsanımız AK Parti ve Cumhur İttifakı’na güveniyor. Açık açık söylemek istiyorum. AK Parti olarak bize verilen bu desteğin kıymetini çok çok iyi biliyoruz. Bu güveni inancı boşa çıkarmamakta kararlıyız. Bugüne kadar milletimizi hayal kırıklığına uğratmadık, uğratmayacağız.

Biz AK Parti olarak üye sayısı itibariyle Türkiye’nin en büyük ailesiyiz. Biz çıkar birliği yapmış bir hareket değil, Türkiye’ye hizmet aşkıyla gönül birliği, kader birliği, yol ve dava arkadaşlığı yapmış bir siyasi partiyiz. AK Parti teşkilatlarını bir arada tutan harç kardeşlik hukukudur. Biz birbirini ezerek yükselenlerden olmadık. Birbirinin elini tutarak, birbirine omuz vererek yükselenlerden olduk.

Hep söylüyorum; makamlar, rütbeler, oturulan koltuklar değişebilir, molalar olabilir, kesintiler olabilir, dinlenmeye çekilenler olabilir, ama uğruna ömrünü adadığımız AK Parti’nin temsilcisi kutlu dava inşallah ilelebet payidar olacaktır.

Bizden öncekilerden devraldığımız bu hizmet kervanı aynı şekilde yoluna devam edecektir. Bu süreçte öfke ve nefret diline prim vermeyecek, nezaket, hoşgörü ile gönüller fethederek yolumuzda ilerleyeceğiz. Buradaki her bir arkadaşımın da yürüttüğü mücadeleye bu geniş zaviyeden bakmasını istiyorum.

Son 1 yıldır bölgemizde çok kanlı çatışmalar yaşanıyor. İsrail’in Gazze halkına yönelik soykırımı 1. yılını tamamlamak üzere. 364 günde 17 binden fazla çocuğu, binlerce kadın, yaşlı, sivil, doktor, gazeteciyi alçakça şehit ettiler. Dünyanın gözleri önünde 50 bine yakın masum insan katledildi. Uluslararası hukuk, temel insan hak ve hürriyetleri, savaş hukuku, insanlığa dair ne kadar değer varsa hepsi ayaklar altına alındı. İşlenmedik suç, barbarlık kalmadı. Ama ne yaparlarsa yapsınlar Gazze halkının direniş zeminini kıramadılar.

Gazzeli kardeşlerimiz tüm imkansızlıklara rağmen ümmetin ve insanlığın yüzakı olarak 364 gündür siyonist işgalcilere karşı kahramanca direniyor. Kendilerini buradan bir kez daha saygıyla selamlıyoruz. Filistin’in kahraman evlatlarına, mazlum ve mağrur gençlerine buradan en kalbi muhabbetlerimizi gönderiyoruz. Türkiye olarak tüm imkanlarımızla Gazzeli kardeşlerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Bunu da öyle hamaset olsun diye söylemiyorum. İsrail’e karşı ekonomik tedbir uygulayan yegane devlet biziz.

Gazze’ye miktar olarak en fazla yardım gönderen müslüman ülke biziz. Uluslararası tüm platformlarda Filistin halkının sesi, nefesi, savunucusu olan hükümet biziz. İlk gün nerede duruyorsak bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz. İlk gün neyi savunuyorsak bugün de aynı değerleri savunuyoruz. Türkiye’de ne diyorsak BM’de kürsüsünde de aynı cümleleri kurmaktan asla çekinmiyoruz. Yalpalamadan, savrulmadan, kimseden korkmadan, kimsenin baskısına, tehdidine boyun eğmeden mazlumun yanında zalimlerin karşısındayız.

İsrail’in Lübnan’a başlattığı saldırılar sonrasında en güçlü tepkiyi veren ülkelerden biri biz olduk. İsrail hükümetinin bölgeyi kan gölüne çevirmeye amaçlayan kirli planlarını gören, deşifre eden, tüm insanlığı uyaran yine Türkiye’dir. Artık akıl ve basiret sahibi herkes şu gerçeği görüyor; dini fanatizmle hareket eden mevcut İsrail yönetiminin niyeti bellidir, hedefi bellidir, neyi gerçekleştirmek istediği çok net bellidir. Batılı güçler ise bunların asıl niyetlerini çok iyi bildikleri halde holokost utancından dolayı Netanyahu ve katliam çetesine seslerini çıkaramamaktadırlar.

Yıllardır bize özgürlüklerden bahsedenlerin Filistinli çocuklar için toplanan göstericilere nasıl davrandıklarını görüyorsunuz. Bırakın Filistinli mazlumların haklarının savunulmasına izin vermeyi Filistin bayrağına dahi tahammül edemiyorlar. Terör örgütlerine gelince protesto hakkı kutsaldır diyenler sözkonusu Filistin olunca, 50 bine yakın masum olunca faşizmin en nobran halini uyguluyorlar. Savuna geldikleri değerleri İsrail’in katliamlarını örtmek uğruna sadece 1 senede bizzat kendi elleriyle itibarsız hale getirdiler.

Şunu açık açık söylemek durumundayım. Geçen yüzyılın başında olduğu gibi coğrafyamızda sınırların kanla çizilmesine yönelik sinsi plan uygulamaya konulmuştur. Hamas, Hizbullah sadece bir bahanedir. Yemen, Suriye, İran sadece birer bahanedir. İşgal ve istila politikasına meşrulaştırmak için İsrail hükümeti her gün yeni bir mazaret üretmektedir. İçimizdeki bazı İsrail dostları bazı siyonist muhipleri, bazı kalemşörler gerçekleri gizlemeye çalışsa da Netanyahu ve çetesine dur denilmezse nereye varılacağını bizler tahmin edebiliyoruz.

İsrail vasıtasıyla yeni bir paylaşım savaşının, kirli savaşın yürütüldüğünü görüyor ve tüm tedbirlerimizi buna göre alıyoruz. Türkiye büyük bir ülkedir. Şunu herkes bilsin ve anlasın. Türkiye 2300 yılı aşan köklü birikimiyle tecrübeli bir devlettir. Türkiye 85 milyon vatandaşıyla bölgesini istikrar ve güven kaynağıdır. Bugüne kadar nasıl devletimizin ve milletimizin güvenliğinde hiçbir zaafiyete izin vermediysek aynı hassasiyet, soğukkanlılık ve aynı kararlılıkla ve elbette aynı stratejik akılla hamlelerimizi planlıyoruz. Her karışı şehit kanlarıyla sulanmış, vatan toprakları üzerinde ameliyat yapılmasına müsamaha gösteremeyiz. İsrail hükümetini şımartanları, koşulsuz destek vererek pervasız hale getirenleri buradan aklı selimle hareket etmeye davet ediyorum.

Daha çok kan dökülmeden, yıkım olmadan yularını elinizde tuttuğunuz bu zalimleri durdurun. Diğer türlü gözünü kan bürümüş İsrail hükümetinin harladığı ateş sadece bu coğrafyayı değil, bu coğrafyada yaşayan halkları değil sizleri de yakacak. Eninde sonunda size de ulaşacak. İslam alemini de aynı şekilde ekonomik ve ticari tedbirleri devreye almaya çağırıyorum. İsrail’e yönelik önlem almadığımız her gün bu kan deryası maalesef daha da büyüyecek. Kardeşlik hukukumuzun gereğini yapmak bizim için tercihten öte bir mecburiyettir.

“Durmak yok, duraklamak, mola, yorgunluk, rehavet yok”

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehditlerin bertaraf edilmesine AK Parti teşkilatlarına düşen kardeşlik ruhunu yüceltmek, tam bir dayanışma içinde olmaktır. Herzamankinden daha fazla kenetleneceğiz, sahada olacak, çalışacak koşturacağız. Durmak yok, duraklamak, mola, yorgunluk, rehavet yok.

Muhalefetin hangi gündemlerin peşinde koştuklarını, dertlerinin ne olduğunu, millete ve şehirlere hizmet kaygılarının bulunmadığını inanıyorum ki sizler de takip ediyorsunuz. Koltuk kavgasından, parti içi mücadelesinden başlarını kaldıramıyorlar. 31 Mart gecesinden bu yana yaklaşık 4 yıl sonra yapılacak seçimler için şimdiden birbiriyle kavgaya tutuştular. Ne millete ne şehirlere hizmet gibi dertleri var ne de vatandaşlara verdikleri sözleri yerine getirmek gibi hassasiyetleri var.

Eski genel başkanları bir köşeye atılmanın hıncıyla sosyal medyadan sürekli sağa sola saldırıyor. Milleti kutuplaştırarak, siyasi iklimi gererek kendini gündemde tutmaya çalışıyor. Zehirli dili ve söylemleriyle Türkiye’nin siyasi atmosferinin yumuşamasına, normalleşmesine, tansiyonun düşmesine bir türlü müsaade etmiyor. Biz iktidar ve muhalefet arasındaki diyalog zeminini iyileştirmek için uğraştıkça, gerilimden beslenenler buna engel olmak için ellerinden geleni yapıyor.

Türkiye’ye bir hayrım dokunsun diyorsanız, gölge etmeyin sizden başka ihsan istemiyoruz. Biz bunlara aldırmadan millete hizmet mücadelemizi azimle sürdüreceğiz. Bugün Oruç Reis araştırma gemimizi Somali’ye uğurladık. 2017 yılından beri ülkemize önemli hizmetlerde bulunan Oruç Reis, Somali’de her biri 5’er bin kilometre alanda sismik faaliyet yürütecek. On yıllardır çatışma, istikrarsızlık ve açlıkla anılan Somali, Oruç Reis’in keşifleri sonrasında ekonomik kalkınma, refah ve huzurla gündeme gelecek. Oruç Reis’ten Allah’ın izniyle müjdeli haberimize inanıyorum. Türkiye Buluşmaları programımızın tekrar hayırlara vesile olmasını diliyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Trabzonspor’dan Altıncı Beraberlik

Süper Lig’in 8. hafta maçında Hatayspor ile Trabzonspor, Mersin Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Kadir Sağlam’ın yönettiği karşılaşma 1 – 1 berabere sona erdi.

Haber Merkezi / Hatayspor’un golünü 14. dakikada Görkem Sağlam, Trabzonspor’un golünü ise 48. dakikada Simon Banza kaydetti.

Bu sonuçla birlikte Hatayspor puanını 3’e, Trabzonspor ise 9’a yükseltti.

14. dakikada Pedro’nun pasında ceza sahası önünde Aboubakar’ın çıkardığı topa sert vuran Görkem Sağlam, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 1-0

48. dakikada sağ köşe noktasından Bardhi’nin kullandığı köşe atışında ceza sahası içinde Dragus’un kafayla çevirdiği topu Banza kafayla ağlara gönderdi. 1-1

Stat: Mersin

Hakemler: Kadir Sağlam, Serkan Olguncan, Suat Güz

Hatayspor: Erce Kardeşler, Kamil Ahmet Çörekçi, Kilama, Calvo Quesada, Cemali Sertel, Görkem Sağlam, Diack, Bamgboye (Stranberg dk. 73), Rui Pedro (Recep Burak Yılmaz dk. 65), Rivas (Fernandes dk. 65), Aboubakar

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Malheiro, Serdar Saatçi (Ali Şahin Yılmaz dk. 85), Mendy, Eren Elmalı, Lundstram, Okay Yokuşlu (Saracevic dk. 46), Edin Visca (Orsic dk. 73), Enis Bardhi (Umut Güneş dk. 73), Dragus, Simon Banza

Goller: Görkem Sağlam (dk. 14) (Hatayspor), Banza (dk. 48) (Trabzonspor)

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a İstanbul Sözleşmesi Çağrısı

CHP Lideri Özgür Özel, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınları yaşatan ve koruyan bir sözleşme olduğunu belirterek, AK Parti döneminde yapılmış bir tane iyi iş var nedir?’ deseydiniz ‘İstanbul Sözleşmesi’nin İstanbul adıyla bağıtlanıp Meclis’imizden oy birliğiyle geçmesi’ derdim” dedi ve ekledi:

“Bir nazar boncuğu vardı. Onu da bir seçim uğruna mahvettiniz ama görünen o ki seçim geçti halen daha bu konuda bir öz eleştiri yapmak yerine hatada ısrar ediyor. Daha doğrusu bunu hata kabul etmiyor. İstanbul Sözleşmesi kadınları yaşatan bir sözleşme. Kadınlar öldürülüyor. İstanbul Sözleşmesi kadınları koruyan bir sözleşme. Kadınlar tacize uğruyorlar, şiddet görüyorlar.”

Bu nedenle Erdoğan’a seslendiğini ifade eden Özel, “O sözleşmenin yeniden Meclis’ten oy birliğiyle geçeceği bir zemini yaratmak sizin sorumluluğunuzda. Biz iki elimizi birden kaldırmaya yine hazırız. Varsanız İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden Meclis’te onaylayalım.” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu’nu ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Özel, Beyoğlu’nda yaşanan taciz olayı ve Fatih’teki kadın cinayetlerinin sorulması üzerine, olayları üzüntüyle takip ettiğini, pek çok katilin cezaevlerine girip çıkarak hapishaneleri mesken tuttuklarını söyledi.

Dün Fatih’te iki kadını öldürdükten sonra intihar eden kişinin defalarca psikolojik tedavi görmüş birisi olduğuna dikkati çeken Özel, devletin bunu yakından takip etmiş olması gerektiğini belirtti. İstanbul Sözleşmesi’nin kadınları yaşatan ve koruyan bir sözleşme olduğunu dile getiren Özel, şöyle devam etti:

AK Parti döneminde yapılmış bir tane iyi iş var nedir?’ deseydiniz ‘İstanbul Sözleşmesi’nin İstanbul adıyla bağıtlanıp Meclis’imizden oy birliğiyle geçmesi’ derdim. Bir nazar boncuğu vardı. Onu da bir seçim uğruna mahvettiniz ama görünen o ki seçim geçti halen daha bu konuda bir öz eleştiri yapmak yerine hatada ısrar ediyor. Daha doğrusu bunu hata kabul etmiyor. İstanbul Sözleşmesi kadınları yaşatan bir sözleşme. Kadınlar öldürülüyor. İstanbul Sözleşmesi kadınları koruyan bir sözleşme. Kadınlar tacize uğruyorlar, şiddet görüyorlar.

Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendiğini ifade eden Özel, “O sözleşmenin yeniden Meclis’ten oy birliğiyle geçeceği bir zemini yaratmak sizin sorumluluğunuzda. Biz iki elimizi birden kaldırmaya yine hazırız. Varsanız İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden Meclis’te onaylayalım.” dedi.

Kanunların yetersiz kaldığını belirten Özel, Erdoğan’a, İstanbul Sözleşmesi’ni gelecek salı TBMM’de hep birlikte yeniden görüşmeyi teklif ettiğini söyledi. Özel, TBMM açılışında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bazı DEM Parti’li milletvekilleriyle selamlaşmasının siyasette normalleşme sürecine girildiği şeklinde yorumlanmasına ilişkin şunları ifade etti:

Siyasette yeni bir dönem başlayacak, başlamayacaktan öte şunu görmek lazım; Bizim normalleşme dediğimiz şey varıp da Erdoğan ile ya da Bahçeli ile bir anlaşma yapmak değil. 22 yıldır bu ülkeyi bu hale getirenlerle bir anlaşma yapacak halimiz yok. Ne yapacağız, biz bu iktidarı ilk seçimde değiştireceğiz. Ama normalleşme, milletin seçtiklerine, milletin hatırına asgari saygıyı göstermek ve gerçek sorunlar konuşulsun diye suni gündemlerden kaçmaktır.

“Kutuplaşma diktatörlere yarar”

Özgür Özel, her partiyle bayramlaşan, bütün liderlerle selamlaşan tek lider olduğunu belirterek, 1 Ekim’de bu konuda bir farklılaşma olduğunu söyledi.

Bundan gayet memnun olduğunu dile getiren Özel, “Sayın Bahçeli ile DEM’in el sıkışması Türkiye’de tansiyonu düşürür. Kutuplaşmayı azaltır. Şunu bilmek lazım. Kutuplaşma diktatörlere yarar. Kutuplaşma tek adamlara yarar. Kutuplaşma sosyal demokratlara ve halkın geniş kesimlerine her zaman zarar verir, zarar verdi. Sözün güçlü olduğu yerde kutuplaşmanın olmaması lazım. Bahçeli DEM’in elini sıktı diye biz ne Bahçeli ile ne Erdoğan ile oturup anayasa yaparız, ne bir başka şey. Bizim de onlara sözümüz belli. Anayasaya uymayanlarla anayasa konuşmuyoruz, konuşmayacağız. Biz kimseyle koalisyon da kurmayacağız ama Türkiye ittifakını büyüteceğiz. Atatürk’ün partisini Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında yeniden iktidar yapacağız” dedi.

TBMM’nin açılışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İsrail’in bir sonraki hedefinin Türkiye toprakları olduğu” şeklindeki açıklamasının ardından kendisinin Meclis’te toplantı yapılması talebinin kabul edildiğinin anımsatılması üzerine Özel, Meclis’in toplanmasını olumlu bulduğunu kaydetti.

Özel, “Ancak o oturuma mutlaka Sayın Erdoğan’ın gelmesi gerekiyor. ‘İki bakan yollayayım, onlar bilgi versin.’ işin ciddiyetine terstir. Bakanlar da bilgi verebilir. Bu oturumun 15-20 dakika, yarım saat sürme zorunluluğu yok. Bir gün bile sürebilir. İlgili bütün bakanlar bilgi versin ama Erdoğan çıksın ve her şeyi orada anlatsın. Yok yasak savmak için böyle bir oturum olursa bunu çıkar millete ifade ederim.” diye konuştu.

Devlet ciddiyetine yakışır bir sunum ve bilgilendirme beklediğini vurgulayan Özel, “O ciddiyete uygun davranacağım. Ciddiyetsiz davranırlarsa elbette kapalı oturumun tutanakları 10 yıl gizli kalacaktır ama içerikten milletim adına tatmin olmazsam bunu milletimle paylaşırım. İçeriği paylaşmam ama oradaki kandırmacayı paylaşırım.” dedi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Interpol’den “Mafya” Uyarısı: Ülkeler Mücadeleyi Kaybetmek Üzere

Interpol Genel Sekreteri Jürgen Stock, “Dünya, organize suçla mücadeleyi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya” dedi. Stock, etkin mücadele için ülkelerin polis teşkilatları arasında iş birliğinin artırılması gerektiğini belirtti.

10 yıllık görevin ardından Kasım ayında Interpol’den ayrılacak olan Jürgen Stock’un yerine Brezilyalı Valdecy Urquiza’nın geçmesi bekleniyor.

Uluslararası Polis Teşkilatı (Interpol) Genel Sekreteri Jürgen Stock çetelerle mücadelenin uluslararası düzeyde kaybedilmek üzere olduğu uyarısında bulundu. Kasım ayında görevini yeni bir isme bırakacak olan Stock, Alman haber ajansı dpa’ya verdiği röportajda, “Dünya, organize suçla mücadeleyi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya” diyerek çetelerin Avrupa’da da istikrarsızlık yaratabilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade etti.

Kökeni İtalya’nın Kalabriya bölgesi olan ‘Ndrangheta mafyası gibi daha önce bölgesel faaliyet gösteren grupların ayak izlerinin artık her kıtada olduğunu aktaran Stock, söz konusu yapılar ile ilgili olarak “Küresel suçlular haline geldiler ve tıpkı küresel şirketler gibi davranıyorlar” dedi.

Çetelerin temel gelir kaynağının uyuşturucu ticareti olduğunu belirten Jürgen Stock, Hamburg, Rotterdam ve Anvers gibi limanlarda rekor miktarda uyuşturucu ele geçirilse de Avrupa sokaklarında ne fiyatın değiştiğini ne de arz sorunu yaşandığını dile getirdi. Yapılan çok sayıda başarılı operasyona rağmen piyasada bir uyuşturucu kıtlığı yaşanmadığına dikkat çeken Stock’un verdiği bilgiye göre, güvenlik güçlerinin müdahale edebildiği yasa dışı uyuşturucu ticaretinin genele oranı sadece yüzde 15 ila 20 seviyesinde.

Stock limanlardaki yolsuzluğun uyuşturucu ile mücadeleyi sekteye uğrattığını, Avrupa’ya uyuşturucu akışının devam etmesinin ancak bazı liman personelinin iş birliği ile açıklanabileceğini dile getirdi. Interpol Genel Sekreteri, uyuşturucu ticaretinde kaynağın Güney Amerika ülkeleri olduğunu, ayrıca Kuzey Afrika’daki karışıklıkların buralardaki limanlardan Akdeniz’e uyuşturucu taşınmasını kolaylaştırdığını aktardı.

Stock uyuşturucunun tüketiciye ulaştırıldığı son aşamada, özellikle rakip çeteler arasında yaşanan mıntıka mücadelesinin Almanya’ya sıçradığını da kaydetti. Son aylarda özellikle Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde peş peşe silahlı saldırı ve kundaklama olayları meydana gelmişti. Polis birbiriyle bağlantılı olduğu düşünülen bu olayların arkasında rakip uyuşturucu çeteleri olduğunu değerlendiriyor.

“Yetkililer en büyük 10-15 çeteyi dağıtmaya odaklanmalı” diyen Stock etkin mücadele için ülkelerin polis teşkilatları arasında iş birliğinin artırılması gerektiğini belirtti. 10 yıllık görevin ardından Kasım ayında Interpol’den ayrılacak olan Jürgen Stock’un yerine Brezilyalı Valdecy Urquiza’nın geçmesi bekleniyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın