NASA Duyurdu: Güneş “Solar Maksimum”a Girdi

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, Güneş’in resmi olarak güneş maksimumuna ulaştığını ve önümüzdeki aylarda aurora ve güneş parlamalarının daha sık görülmesinin beklendiğini duyurdu.

Güneş, minimum ve maksimum arasında dalgalanan 11 yıllık aktivite döngülerinden geçer. Söz konusu döngülerden daha sakin olanına, yani yıldızdaki patlamaların ve lekelerin minimum seviyeye indiği dönemlere “solar minimum” deniyor. Güneş lekelerinin arttığı ve patlamaların da sıklaştığı evrelere ise “solar maksimum” adı veriliyor.

ABD Uzay Ajansı (NASA) ve Ulusal Atmosfer İdaresi (NOAA), Güneş’in resmen “solar maksimum” evresine girdiğini açıkladı. Güneş böylece 11 yıllık aktivite döngüsünün zirvesine yaklaşmış oldu.

Bu da yakın zamanda yıldızda daha fazla lekenin ortaya çıkıp, daha çok patlamanın meydana gelebileceği ve Güneş fırtınalarının sayısının artabileceği anlamına geliyor. Bu süreçte, aurora diye de bilinen kuzey ışıkları, Dünya’nın daha alçak enlemlerinden de görülebilir hale gelebilir.

Solar maksimum nedir?

Güneş her 11 yılda bir, sakin veya fırtınalı geçen bir döngüsünü tamamlıyor ve yenisini başlatıyor. Yıldız, 2019’da 25. döngüsüne girdi. Bu 11 yıllık döngüler sırasında yıldızın manyetik kutupları düzenli olarak yer değiştiriyor.

Söz konusu döngülerden daha sakin olanına, yani yıldızdaki patlamaların ve lekelerin minimum seviyeye indiği dönemlere “solar minimum” deniyor. Güneş lekelerinin arttığı ve patlamaların da sıklaştığı evrelere ise “solar maksimum” adı veriliyor.

Güneş’te manyetik kuvvetin çok yoğun olduğu ve bir miktar ısının yıldızın yüzeyine ulaşmasının engellendiği bölgelere Güneş lekesi deniyor. Bu lekeler, çevresine kıyasla daha soğuk olduğu için daha koyu renkte görülüyor ve bu yüzden “leke”lere benzetiliyor.

Ancak yoğun manyetik alanları nedeniyle Güneş lekeleri çok aktif bölgeler. Yani buralarda sıklıkla patlamalar meydana gelebiliyor. Bu patlamalar sonucunda koronal kütle atımı (CME) adı verilen plazma fışkırmaları oluşuyor.

Söz konusu radyoaktif plazma parçacıkları uzayda yol alarak Dünya’ya ulaşıyor ve gezegeni koruyucu bir kalkan gibi saran manyetik alanla etkileşime giriyor. Bu durumda olay Güneş fırtınası adını alıyor ve manyetik alanla girilen etkileşim sonucu görkemli kuzey ışıkları meydana geliyor.

Ancak Güneş fırtınaları aynı zamanda GPS sistemlerini ve radyo dalgalarını kesintiye uğratarak yeryüzünde iletişimin felç olmasına ve hatta elektrik kesintilerine sebebiyet verebiliyor.

Bilim insanları aslında yıldızın solar maksimum evresinin zirve noktasına 2025’te ulaşacağını ve bu esnada yıldızdaki leke sayısının da 115’e çıkabileceğini belirtiyordu.

Verilere göre Güneş sadece geçen yılın haziran ayında bile 160’tan fazla leke üretti. Bu 20 yılı aşkın süredir en yüksek sayı oldu. Son olarak da NASA, Güneş’in resmen solar maksimum evresine girdiğini duyurdu.

Güneş son döngüsünü bitirmeye yaklaşırken manyetik kutupları da yeniden yer değiştirecek ve yıldızdaki patlamaların giderek azalacağı solar minimum evresine doğru ilerleyecek. Ancak bundan önce solar maksimumun en zirve noktasında kaç patlama ve fırtınanın görüleceği henüz bilinmiyor.

NOAA’dan meteorolog Elsayed Talaat, “Güneş döngüsünde göreceğimiz aktivitenin tepe noktasına henüz gelmemiş olabiliriz,” dedi ve ekledi: “Güneş solar maksimum dönemine ulaşmış olsa da aktivitenin hangi aralıkta zirveye ulaşacağı aylar veya yıllar boyunca belirlenemeyecek.”

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Özel’e: Her Gün Erken Seçim Demek Yerine, Sorun Çözmeliyiz

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Lideri Özgür Özel’in erken seçim çağrılarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bir muhalif partinin her gün ‘erken seçim’, demesi yerine, ben partimin her gün ülkenin sorunlarına çözüm önerilerini anlatan bir parti olmasını daha doğru bulurum” yanıtını verdi.

İmamoğlu, Yavaş ve Özel ile parti içinde diyalog kanallarının açık olduğu mesajı da verdi: “Ortak akıllı süreci en doğru yere ulaştırmak konusunda kararlı bir ekibiz. Genel başkanım en az benim kadar kararlı. Bu konuda birbirimizi tamamlayarak, birbirimize katkı sunarak en başından beri mutlaka bu az önce söylediğimiz bütün olumsuzlukların müsebbibi süreci sona erdirerek, Türkiye’yi çok aydınlık bir sürece taşımak konusunda karalı bir ekibiz.”

Türkiye Belediyeler Birliği ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara’da gazetecilerle bir araya gelerek yaklaşık üç saatlik bir toplantıda gündeme dair sorulara yanıt verdi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre; CHP’nin cumhurbaşkanlığı adaylığı için en güçlü iki isimden biri olan İmamoğlu, daha önce farklı yorumlanabileceği ve dedikodulara yol açabileceği gerekçesiyle böyle bir toplantıya fırsat bulamadığını belirtti ve TBB Başkanı olarak bu toplantıyı gerçekleştirdiğini ısrarla vurguladı.

İmamoğlu, bu toplantının “Ankara’ya ısınıyor, Ankara’ya açılıyor” biçiminde yorumlanmasının doğru olmayacağını ifade etti.

Türkiye’de büyük bir çürüme ve çöküş olduğunu belirten İmamoğlu’na, bir çıkış yolu olarak bir erken seçim bekleyip beklemediği sorusu yöneltildi. İmamoğlu, erken seçime ‘milletin karar vereceğini’ ifade etti. Ancak İmamoğlu, önümüzdeki seçimlere ilişkin de bir özeleştiri yaptı:

“Bugün itibariyle bu seçimi kazanacak bir iktidar önümüzde yoktur. Bu seçimi kaybedersek bir tek muhalefet olarak biz kaybederiz. Kendi hatalarımızla, eksiklerimizle, uyuşmazlığımızla ya da hazırlıksız olmamızla kaybederiz.

“Bu manada da buna fırsat vermeyecek bir muhalefet yapısını kurmak, toplumsal muhalefeti güçlü bir biçimde bir araya getirmek, çocuklarını dahi, gençlerini dahi Türkiye’nin geleceğini nasıl hazırlayacağını, kalem kalem her konuda izah edecek hale getirecek bir muhalefet duruşu ve ortak aklın hakim olduğu bir ortam bize seçimi kazandırır.”

İmamoğlu bu özeleştirisinin altını çizdi ve hatta toplantının sonunda bir kez daha bu ifadeleri tekrarladı.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine “ahmak” dediği iddiasıyla yargılandığı ve hakkında siyasi yasak istenen davayla ilgili değerlendirmelerde bulunan İmamoğlu, kendisinin adalete inancını korumak istediğine vurguladı.

Dava yargıcının teamüle uygun olmayan şekilde değiştirilip, Samsun’a sürüldüğünü anımsatan İmamoğlu, AKP’li bir belediye Meclis üyesinin de “’Hakimin Samsun’a neden sürüldüğünü birazdan anlatacağım” sözleriyle bunu itiraf ettiğini vurguladı.

İmamoğlu, “yargısal tacize uğradığını” söyledi: “İşin özü şudur; ben kimseye ‘ahmak’ demedim. Bana ‘ahmak’ diyene sözümü iade ettim, çok net. Ben ciddi bir yargısal tacize uğradığımı düşünüyorum. Bazen yurt dışında soranlar oluyor, anlatın diye, nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Utanıyorum ve anlatamıyorum.”

Yargıyı silah olarak kullanıp, siyasi menfaat sağlamanın, millette karşılığı olmadığını, bunun en somut örneğinin de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi süreci olduğunu belirten İmamoğlu, “Bu millet mağdur edilenin yanında olduğunun ve bunun en güçlü cevabını da 23 Haziran 2019’da verdiğini daha dün yaşadınız. O bakımdan umarım bu yanlıştan dönerler” dedi.

“Takım arkadaşıyız, yol arkadaşıyız”

Sık sık “Cumhurbaşkanlığına aday mısınız?” sorusuyla karşılaşan İmamoğlu da aynı soru toplantıda da yöneltildi. “Günü geldiğinde, tabii bakarız” diyen İmamoğlu, adaylığa günü geldiğinde ”milletin”, ”partisinin” karar vereceğini ifade etti.

İmamoğlu, CHP Lideri Özgür Özel’in, cumhurbaşkanı adaylığı ile ilgili “Sağ açık Mansur Yavaş, sol açık Ekrem İmamoğlu” tarifine katılmadığını da ilk kez bu toplantıda açıkladı:

“Ben bu mevki işine hiç sıcak değilim, daha doğrusu pozisyon meselesine. Biz takım arkadaşıyız, yol arkadaşıyız. Bu işin sağ açığı, sol açığı olmaz. Yol arkadaşlığı müessesesi benim için önemlidir. Bunu ben genel başkanımla da paylaştım bu arada, yani paylaşmadığım bir duygu değil. Ve yol arkadaşlığı, takım arkadaşlığı meselesinin hedefi tektir. Ve biz o hedefe koşan insanlarız. O takımın içindeki insanlarız. Günü geldiğinde dediğim gibi hem partimizin kurulları hem de milletimiz en doğru kararı verecektir.”

Bu konuda Özel’e yaptığının “sempatik eleştiri” olduğunu vurgulayan İmamoğlu, Özel’in de kendisine hak verdiğini ifade etti.

İmamoğlu’nun Özel’e ikinci eleştirisi ise “erken seçim çağrısı” konusunda oldu. Özel’in ısrarlı çağrılarının anımsatılması üzerine İmamoğlu, erken seçimin zamanlamasını bilemeyeceğini vurgulayarak, “Bir muhalif partinin her gün ‘erken seçim’, demesi yerine, ben partimin her gün ülkenin sorunlarına çözüm önerilerini anlatan bir parti olmasını daha doğru bulurum” yanıtını verdi.

İmamoğlu, Yavaş ve Özel ile parti içinde diyalog kanallarının açık olduğu mesajı da verdi: “Ortak akıllıla süreci en doğru yere ulaştırmak konusunda kararlı bir ekibiz. Genel başkanım en az benim kadar kararlı. Bu konuda birbirimizi tamamlayarak, birbirimize katkı sunarak en başından beri mutlaka bu az önce söylediğimiz bütün olumsuzlukların müsebbibi süreci sona erdirerek, Türkiye’yi çok aydınlık bir sürece taşımak konusunda karalı bir ekibiz.”

“Ben görevimin başındayım ve İstanbul’a hizmet ediyorum”

İmamoğlu, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde parlamenter sisteme dönmeye sıcak bakmadığı yorumlarına da yanıt verdi. Cumhurbaşkanının mevcut sistemle seçileceğini anımsatan İmamoğlu, “kontrolsüz” dediği mevcut sistemin değişmesini istediğini vurguladı.

Sistemi düzeltmek için yeni anayasaya ihtiyaç olmadığını vurgulayan İmamoğlu, “Ama bu ülkenin gerçekten iyi bir anayasa düzeni için, gerçekten bugünü temsil eden doğru bir parlamentoya kavuşması lazım. Umarım o parlamento, doğru bir süreçte, iyi bir çoğunlukla ülkemizin demokratik ve hukukun üstünlüğü kavramlarıyla geleceğini hazırlayacaktır” görüşünü dile getirdi.

Son dönemde CHP kulislerinde, İmamoğlu’nun hakkındaki davadan siyasi yasak kararı çıkması ihtimaline karşı, CHP Genel Başkanı olması formülünün devreye sokulabileceği iddiaları konuşuluyor. “CHP Genel Başkanı’na siyasi yasak getirmenin daha zor olacağı” gerekçesiyle bu iddia dillendiriliyor. İmamoğlu, bu soruya temkinli yanıt verdi:

“Ben öyle bir fırsatçı insan değilim. Yani böyle bir gündemin bir parçası olmam. Olmadım da… Partimin genel başkanı var. Gerçekten böyle bir ‘sıradan dava’ bile denmeyecek bir meselenin işte kurtuluşu ‘partiye, genel başkanı ol’ vesaire… Ben görevimin başındayım ve İstanbul’a hizmet ediyorum. Böylesi bir kavramla değil ama bir süreç gelişir, oluşur ya da dönemimin sonu olur, başka bir vesile olur… Oluşana kadar da İstanbul’a hizmet etmeyi çok önemli buluyorum ve başarılı olmayı istiyorum. Öyle bir gündemim yok.”

İmamoğlu, parti yönetiminde yaklaşık bir yıl önce gerçekleşen değişim anımsatılarak, “değişim talepleri karşılandı mı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Tabii ki eksiklerimiz var ama güzel olan şu; biz eksiklerimizi konuşuyoruz. Yani daha dün bile konuştuk. Haftada bazen iki kez konuşuyoruz. Benim şahsen tespit ettiğim ya da ekibimizin tespit ettiği ne varsa bunları anında genel merkezle paylaşan mekanizmalarımız var.

“Benim bizzat Genel Başkanla konuşmak ve paylaşma konusunda hiçbir engelim, hiçbir sınırım yok. Kaldı ki benzer bir durumu bana yaşatan bir Genel Başkanımız var. O muazzam bir fırsat alanı doğuruyor bize. Eksiklerimizi de birebir çok açık konuşabiliyoruz. Sadece ikili olarak da değil, kurullar çerçevesinde de dönem dönem konuşuyor, tartışıyoruz.”

CHP’nin oyunun düştüğü eleştirilerini de değerlendiren İmamoğlu, anketlerde büyük oranda partisinin birinci olma konumunu sürdürdüğünü, ancak “tarafsız seçmen”in büyüdüğünü ifade etti.

“Bu seçimi iktidar kazanamaz. Ancak biz istersek kaybederiz”

Başarı için her günün, saatin önemli olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Umarım genel başkanımızın partimizdeki başarısı bizlerin şu anda aldığı şehirlerinde ya da ülke genelinde aldığımız sorumluluklardaki başarımız bizi iktidara taşıyacağına da inancım tamdır” dedi.

İmamoğlu, bir kez daha özeleştirisini anımsatıp, “Bu seçimi iktidar kazanamaz. Ancak biz istersek kaybederiz. Biz de milletimiz adına, milletimizin kazanması için kararlı bir ekibiz” diye konuştu.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, Meclis’in yeni yasama yılı açılışında, DEM Partililer’in elini sıkması ile başlayan siyasette yumuşama atmosferi, “yeni çözüm süreci mi başlıyor?” sorularını gündeme taşımıştı.

İmamoğlu, ”Kürt sorununun, ülkenin en önemli sorunu” olduğu belirtirken, el sıkmanın değerli olduğunu, ancak Meclis ve toplumsal zeminde konunun tartışılması gerektiğini söyledi. Ancak iktidarın samimiyeti konusundaki kuşkusunu da dile getirdi:

“Benim tek dileğim ve isteğim bir an önce bu konuyla ilgili çözüm süreçlerinin, problemlerin tartışma süreçlerinin en uygar, medeni şekilde olgunlaşması. Buna ihtiyaç var. Ama bu bir seçim stratejisi ise, masaya pazarlık unsuru olarak getirilecekse valla hiç getirmesinler. Zarar verirler yarın iyi bir dönemin oluşmasına. Pazarlık değil, samimi konuşulma meselesi bu.”

İmamoğlu, İstanbul Barosu Başkanı seçilen İbrahim Kaboğlu’nun, Anayasa’nın ilk 4 maddesiyle ilgili yaptığı “Değişmez maddelere olumlu anlamda dokunulabilir” açıklamasını eleştirdi.

Kaboğlu’nun “talihsiz bir başlangıç” yaptığını belirten İmamoğlu, “Anayasa’nın ilk dört maddesi gayet olumlu bir biçimde, gayet güçlü bir biçimde tariflenmiştir ve bu dört maddenin Türkiye’mizde mevzu edilecek bir pozisyonu ve durumu yoktur. Bu çok net” dedi.

Fethullah Gülen’in ölümünü de değerlendiren İmamoğlu, “Türkiye’nin bir dönemine kara bir leke olarak işlenen örgütsel yapının başındaki insanı vefatından sonra Allah’a havale ediyorum, Allah bildiği gibi yapsın isterim” dedi. Gülen’in, Türkiye’ye büyük bir travma yaşattığına işaret eden İmamoğlu, göz yumulması halinde, Türkiye’de benzer örgütlerin “üreme kapasitesi” olduğuna işaret etti.

Paylaşın

Bütçe Açığı Yüzde 109,5 Arttı

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Milletvekili Aşkın Genç, “Türkiye’nin ekonomik çöküşe sürüklenmesi, son açıklanan bütçe verileriyle birlikte daha net bir şekilde ortaya çıkmıştır. 2024 yılının Ocak-Eylül döneminde bütçe açığı adeta bir uçuruma dönüşerek 1 trilyon 74 milyar TL’yi aştı” dedi ve ekledi:

“Bu durum, geçen yıla göre yüzde 109,5’lik korkunç bir artışı temsil ediyor. İktidarın ekonomi politikaları bütçe disiplininden tamamen uzaklaşmış, ülkemizi devasa bir borç sarmalına sokmuştur. Orta Vadeli Program’da, yıl sonu itibarıyla bütçe açığının 2 trilyon 149 milyar TL olacağı öngörülüyor. Bu, Türkiye tarihinde ilk kez bütçe açığının 2 trilyon TL’nin üzerine çıkacağı anlamına geliyor. Eğer bu tahmin gerçekleşirse, ülkenin mali yapısı geri dönülmez bir krize girecektir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, iktidarın uyguladığı ekonomi politikaları ile ilgili açıklama yaptı. BirGün’ün aktardığına göre; Aşkın Genç, yılın ilk 9 ayında bütçe açığının uçuruma dönüşerek 1 trilyon 74 milyar TL’yi aştığını belirtti. Genç, yazılı açıklamasında şunları ifade etti:

“Türkiye’nin ekonomik çöküşe sürüklenmesi, son açıklanan bütçe verileriyle birlikte daha net bir şekilde ortaya çıkmıştır. 2024 yılının Ocak-Eylül döneminde bütçe açığı adeta bir uçuruma dönüşerek 1 trilyon 74 milyar TL’yi aştı. Bu durum, geçen yıla göre yüzde 109,5’lik korkunç bir artışı temsil ediyor. İktidarın ekonomi politikaları bütçe disiplininden tamamen uzaklaşmış, ülkemizi devasa bir borç sarmalına sokmuştur. Orta Vadeli Program’da, yıl sonu itibarıyla bütçe açığının 2 trilyon 149 milyar TL olacağı öngörülüyor. Bu, Türkiye tarihinde ilk kez bütçe açığının 2 trilyon TL’nin üzerine çıkacağı anlamına geliyor. Eğer bu tahmin gerçekleşirse, ülkenin mali yapısı geri dönülmez bir krize girecektir.

Faiz ödemeleri ise kamu maliyesindeki çöküşün bir diğer boyutunu oluşturuyor. 2024 yılı itibarıyla bütçeden yapılan faiz ödemeleri 912 milyar TL’yi bulmuşken, bu rakamın yıl sonunda 1 trilyon 298 milyar TL olacağı öngörülüyor. Daha da vahimi, 2025 yılında faiz ödemelerinin 1 trilyon 950 milyar TL’ye ulaşması bekleniyor. Bu, her 100 liralık vergi gelirinin 17,5 lirasının faize gitmesi demek. Vergilerle boğuşan halk, ne yazık ki faize dayalı bu düzenin altında eziliyor. Faiz ödemelerine ayrılan bu devasa kaynak, halka sosyal hizmetler olarak dönmesi gereken paraların, bir avuç elit ve yabancı finans çevresine akıtıldığını gösteriyor. Bu tablo, Türkiye’nin sadece bugünkü kaynaklarını değil, yarınlarını da ipotek altına alıyor.

Yap-işlet-devret projeleri de Türkiye’nin mali yapısına büyük bir yük bindiriyor. 2025 yılı bütçesinden 202,3 milyar TL bu projelere ayrılmış durumda. Devlet, yıllardır geçmeyen araçlar ve kullanılmayan hizmetler için milyarlarca lira ödeme yapıyor. 2017’den 2024 yılı sonuna kadar, yap-işlet-devret projeleri için toplam 187,5 milyar lira ödendi. Bu tutarlar, Türkiye’nin kalkınmasına değil, yanlış ve şeffaf olmayan projelerle belli grupların cebine gidiyor. Kamu-özel iş birliği adı altında yapılan bu projeler, halkın vergilerinin nasıl israf edildiğinin en net göstergelerinden biri. Özel sektörün kazançlarını garanti altına alan bu projeler, devletin kasasından çıkan milyarlarla finanse ediliyor.

Türkiye’nin dış borç yükü de her geçen gün artıyor. 2024 yılı ağustos ayı itibarıyla Türkiye’nin gelecek 12 ayda ödemesi gereken dış borç miktarı 231,2 milyar dolar olarak açıklandı. Bu borçların büyük bir kısmı özel sektörün döviz cinsinden borçlanmalarıyla ilişkili. Özel sektörün döviz açığı ise 121,4 milyar dolara ulaştı. Döviz kurlarındaki artışlar ve TL’nin değer kaybetmesi, borçlanmanın maliyetini her geçen gün artırıyor. Dış borcun yüzde 45’inin bir yıl içinde yeniden borçlanılarak çevrilmesi gerekecek, bu da ülkenin sürekli olarak yeni borçlarla boğuşacağı anlamına geliyor.

Bireysel borçlardaki artış ise halkın giderek daha fazla borç batağına sürüklendiğini gösteriyor. Vatandaşların bireysel kredi ve kredi kartı borçları 3,7 trilyon TL’ye ulaştı. İcralık dosya sayısı ise her geçen gün artıyor. Bankalar tarafından icra takibine alınan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarında 2024 yılı itibarıyla yüzde 103,6 oranında artış yaşandı. Yüksek faiz oranları ve enflasyonla boğuşan vatandaş, borçlarını ödemekte zorlanıyor. Bu tablo, ekonomik krizin sadece makro düzeyde değil, mikro düzeyde de derinleştiğini gösteriyor. Halk giderek borçlanıyor, borçları ödeyemedikçe daha da ağır bir yükün altına giriyor. Bu, ciddi bir toplumsal krizin habercisidir.

Türkiye ekonomisinin, yönetenlerin iddia ettiği gibi sağlam temeller üzerinde olmadığı, aksine her geçen gün daha da derinleşen bir krize sürüklendiği açıktır. Bütçe açığı, faiz ödemeleri, borç yükü ve kontrolsüz kamu harcamaları ülkenin geleceğini ipotek altına alıyor. İktidarın başarısız ekonomi yönetimi, halkın sırtına ağır bir yük bindiriyor ve bu yük giderek katlanıyor. Ekonominin düzelmesi için acil olarak yeni ve etkin politikalar gereklidir, aksi takdirde bu çöküşün bedelini hep birlikte daha ağır ödeyeceğiz.”

Paylaşın

Çözüm Süreci Tartışmaları: Ala’dan “Normalleşmeyi Artıralım” Yorumu

Yeni çözüm süreci tartışmalarına ilişkin konuşan AK Partili Efkan Ala, “Biz anlatalım. Şimdi biz Cumhur İttifakı… Biz her gün konuşuyoruz. Ama diyoruz ki Türkiye’de, Türkiye’nin etrafında olup bitenlere bakıyoruz arkadaşlar. Türkiye’nin etrafında savaş var. Ukrayna, Rusya savaşıyor” dedi ve ekledi:

“Dünyanın eşi görülmemiş katliamları İsrail orada yapıyor. Lübnan’a saldırdı, Gazze’yi yok etti. İnsanlık gözümüzün önünde, değil mi? Tarumar ediliyor. Böyle bir vahşet görülmüş şey değil. Bir katliam çetesi, bir devlet örgüt gibi davranıyor. Hiçbir kural tanımadan her şeyi yok ediyor. Değerleri yok etti, insanlığı yok etti, vicdanı yok etti.”

“Bir sorunu bir ülke nasıl en az maliyetle çözer dersen siyasetle, diplomasıyla çözer. Şimdi bunun için biz diyaloğu çoğaltmak, uzlaşmayı çoğaltmak, konuşmayı çoğaltmak istiyoruz. Bir sene önce de Suriye’de savaş vardı. Bakın normalleşmeyi artıralım diyoruz.”

2015’te sona eren “çözüm süreci” döneminde İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) vekilleriyle tokalaşmasının ardından ‘yeni süreç’ tartışmalarına ilişkin ikinci kez konuştu.

Geçtiğimiz günlerde “Çözüm süreci masamızda yok” diyen Ala, Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy’un sorularını yanıtladı. Ala, tartışmalara değinerek, “Şimdi ne yapıyoruz? Diyoruz ki daha fazla el birliği, daha fazla siyasi diyalog, daha fazla siyaset güçlensin. Normalleşmeyi artıralım diyoruz” dedi.

Ala, Ersoy’un “Beklentiniz ne? Mesela DEM Parti’nin PKK ile arasına mesafe koyması, PKK ile ilişkisi olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna “İlişkiler kesilecek. Bu konu tartışma konusu değil. Olduğu zaman da diyalog kurulamaz. Onun için biz şimdi bir diyalog zemini olsun istiyoruz. Herkes üzerine düşeni yapmalı. Yani biz başkalarını sürekli tanımlamayalım ama herkes de, her parti de Türkiye’de işler daha iyiye gitsin istiyor ise işlerin daha iyiye gitmesini sağlayacak inisiyatifleri almalı. Alıyoruz, bak Cumhur İttifakı olarak alıyoruz. Başkaları da alsın. Sen de değiş ve oturalım gibi bir şey mi? Bu kadar tefsire bile lüzum yok ki” yanıtı verdi.

Ala, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir dönem daha aday olacağı iddialarına da “Şimdi böyle şeyler, gereksiz tartışmalar. Yani biz anayasadan bahsediyoruz. Cumhurbaşkanımız girdiği her seçimi kazanmış. Bu anayasa değişikliğini de biz yapmışız. Öyle mi? Ve biz o kadar hesap içerisinde olsaydık o zaman yapmazdık bu anayasa değişikliğini. Bunlar gereksiz tartışmalar.

Yani kim yaptı anayasada? İki dönemi kim koydu? Var mıydı önceden? Biz koyduk. Şimdi mesele bu değil, mesele hazır siyaset vesayetten kurtulmuşken, her istediğini toplumu dikkate alarak konuşmak mümkün hale gelmişken, toplumda böyle bir beklenti içindeyken, biz de gelişmekte olan ülkenin üst seviyesi, gelişmiş ülkelerin de eşiğindeyken, şunu yapalım, bir fırsata dönüştürelim. Ondan sonra millet kararını verecektir” cevabını verdi.

“Türkiye’nin etrafında savaş var”

Ersoy’un, “Çözüm Süreci yeniden başlıyor? O yoksa ne oluyor? Bu tokalaşma, Cumhurbaşkanı’nın açıklaması, Öcalan’a çağrı, bazı görüşmeler, Sırrı Süreyya Önder’in teşekkür etmesi… Bir şey oldu. Ne oldu?” sorusuna da cevap veren Ala, şöyle dedi:

“Biz anlatalım. Şimdi biz Cumhur İttifakı… Biz her gün konuşuyoruz. Ama diyoruz ki Türkiye’de, Türkiye’nin etrafında olup bitenlere bakıyoruz arkadaşlar. Türkiye’nin etrafında savaş var. Ukrayna, Rusya savaşıyor. Dünyanın eşi görülmemiş katliamları İsrail orada yapıyor. Lübnan’a saldırdı, Gazze’yi yok etti. İnsanlık gözümüzün önünde, değil mi? Tarumar ediliyor. Böyle bir vahşet görülmüş şey değil. Bir katliam çetesi, bir devlet örgüt gibi davranıyor. Hiçbir kural tanımadan her şeyi yok ediyor. Değerleri yok etti, insanlığı yok etti, vicdanı yok etti.

“Bir sorunu bir ülke nasıl en az maliyetle çözer dersen siyasetle, diplomasıyla çözer. Şimdi bunun için biz diyaloğu çoğaltmak, uzlaşmayı çoğaltmak, konuşmayı çoğaltmak istiyoruz. Bir sene önce de Suriye’de savaş vardı. Bakın normalleşmeyi artıralım diyoruz.

“Seçimden sonra Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı geldi. Sayın Cumhurbaşkanımızı ziyaret etti. Sonra efendim normalleşme daha da tahkim edilsin diye açıklamalar yapıldı. Yani daha fazla diyalog, daha fazla karşılıklı uzlaşma, konuşma zemini olsun diyoruz Cumhur İttifakı olarak  ama ondan önce zaten her şeyi söyleyen Cumhuriyet Halk Partisi eski genel başkanı şimdi de bunlara nasıl karşı çıkıyor bakın. Değil mi? Nasıl mesela ağzı alınmayacak şeylerle açıklamaları yapıyor. Yani biz o zaman her şeyi mümkündü de mi yapmadık? Böyle bir şeyi dikkate almanız lazım. Şimdi müsait oldu, mümkün oldu, yapıyoruz.”

Paylaşın

“Yenidoğan Çetesi” Skandalı: Memişoğlu’ndan “Denetleme” Mesajı

Kamuoyuna ‘yenidoğan çetesi’ olarak yansıyan oluşumla ilgili tepkiler büyürken, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, “Bütün dünyanın takdir ettiği sağlık sistemimizi, kişisel çıkarları ve maddi menfaatleri için lekelemeye çalışanlara göz açtırmayacağız” dedi.

Haber Merkezi / Kemal Memişoğlu, “Mevcut denetleme sisteminin güncellenmesi ve her branştan konusunda uzman hekimler ve akademisyenlerden oluşan komisyonlar oluşturulacaktır. Özel hastanelere ilişkin denetimler aralıksız devam ederken Özel sağlık kurumlarına ilişkin yapısal reformlar da bakanlığımızın gündemindedir” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, gündemi sarsan “Yenidoğan Çetesi”yle ilgili açıklama yaptı. Sosyal medyadan açıklama yapan Memişoğlu şu ifadeleri kullandı:

“Sağlık sistemimizi suistimal ederek vatandaşlarımızı ve en değerli varlıkları olan evlatlarını tehdit edenlere göz açtırmamak için süregelen denetimlerimiz her zamankinden daha sıkı bir şekilde gece-gündüz yapılmaya devam edilecektir. Mevcut sağlık hizmetlerimizi hiçbir aksama ve suistimale izin vermeden sürdürürken, Bakanlığımızın denetim ekipleri sadece yenidoğan branşı için değil hastanelerdeki tüm branşların denetlenebilmesi amacıyla tam kapasiteyle sahada olacaktır.

Mevcut denetleme sisteminin güncellenmesi ve her branştan konusunda uzman hekimler ve akademisyenlerden oluşan komisyonlar oluşturulacaktır. Özel hastanelere ilişkin denetimler aralıksız devam ederken Özel sağlık kurumlarına ilişkin yapısal reformlar da bakanlığımızın gündemindedir.

Bütün dünyanın takdir ettiği sağlık sistemimizi, kişisel çıkarları ve maddi menfaatleri için lekelemeye çalışanlara göz açtırmayacağız. Afetlerde, salgın hastalıklarda büyük fedakarlıklarla görev yapan sağlık çalışanlarımızın itibarını da bir avuç açgözlü çeteye çiğnetmeyeceğiz!”

Bakan Tunç: Zerre kadar taviz vermeyiz

Öte yandan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AK Parti Karabük Merkez İlçe 8. Olağan Kongresi’ne katıldı. Tunç, çıkışta basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı. “Yenidoğan çetesi” soruşturmasına ilişkin soru üzerine Tunç, bir vatandaşın 27 Mart 2023 tarihinde CİMER’e ihbarıyla başlayan bir süreç olduğunu anlattı.

Tunç, İstanbul’daki bazı özel hastanelerde, yenidoğan bakım ünitelerinin işletilmesinde maddi çıkar sağlandığı ve ihmal sonucu bebeklerin ölümüne neden olunduğu iddialarına ilişkin gelen ihbarlar neticesinde soruşturma başlatıldığını ifade etti.

Sağlık Bakanlığı’nın, bu ihbarları İstanbul İl Sağlık Müdürlüğüne ilettiğini bildiren Tunç, “bunun üzerine İl Sağlık Müdürlüğünün gecikmeksizin hem idari soruşturma başlattığını hem de adli soruşturma için Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu” kaydetti. Tunç, kolluk güçlerinin birtakım araştırmalar yapmasının ardından soruşturmanın derinleştirildiğini, bu süreç içerisinde delillerin toplandığını belirtti.

Delillerin toplanma sürecinde, savcılığın İl Sağlık Müdürlüğü ile irtibatlı olduğunu aktaran Tunç, “Soruşturma gizli ama bebeklerle ilgili bir risk ortaya çıktığında da bu hemen ilgili Sağlık Müdürlüğüne bildirilerek onların korunması, onların hayata tutunmasıyla ilgili olarak da titiz davranıldı” dedi.

Tunç, yaklaşık 1 yıllık bir araştırma ve soruşturmanın neticesiyle 26 Nisan 2024 tarihinde 47 kişinin gözaltına alındığını hatırlatarak, “Bunların 4’ü doktor, 18’i hemşire. 112 personelleri de var içerisinde, hasta görevlileri, hastane görevlileri de var. 47 gözaltı, 22 kişi tutuklanmıştı. 11’i doktor olmak üzere, 25 kişi hakkında da adli kontrol kararı verildi” ifadelerini kullandı.

O günden bu yana iddianameyle ilgili hazırlıkların devam ettiğini kaydeden Tunç, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü süreçte hazırlanan iddianamenin, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine sunulduğunu dile getirdi.

Tunç, soruşturmayı yürüten savcıya yönelik bir tehdit durumunun yaşandığına işaret ederek, “Onunla ilgili de ayrıca soruşturma açıldı. Hiç kimse yargı mensuplarını bu şekilde tehdit edemez ve korkutamaz. Yargı mensuplarımız yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı çerçevesi içerisinde görevlerini yaparlar. Görevlerini ifa ederken, hiçbir kimseden çekinmezler. O nedenle özellikle yargı görevini etkilemeye yönelik ve soruşturmayı yürüten savcıya tehdide yönelik kişiler hakkında da soruşturma açıldı. O soruşturma da bir yandan devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Mahkemenin, şu anda iddianameyi değerlendirme aşamasında olduğunu vurgulayan Tunç, “Ama şu anda bekleyeceğiz. İddiaların neler olduğu, suç kayıtlarının neler olduğu ve delillerin neler olduğunu, mahkeme iddianameyi kabul ettikten sonra görebileceğiz. Şunu ifade etmek istiyorum, özellikle ben bir baba olarak ifade etmek istiyorum, Türkiye Cumhuriyeti Devleti hiçbir zaman gerek kamu hastanelerinde gerek özel hastanelerde bebeklerin ölümüne müsaade etmez. Bu anlamdaki kararlılığımızı sürdürmeye devam ederiz. Başından beri bunu devam ettirdik, bundan sonra da edeceğiz.” şeklinde konuştu.

Tunç, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, dün Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve kendisini kabul ettiğine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ve orada da bu soruşturmanın titizlikle devam etmesini, varsa sorumlular bu konuda, bebeklerin ölümüne yol açan bir durum söz konusuysa gerek idari gerek adli ne gerekiyorsa yapılması konusundaki kesin kararlığını da ifade etti. Bu kişilerin yargı huzurunda hesap vermelerini istedi. Bu anlamda da zaten süreç devam ediyor.

Önümüzdeki günlerde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin, bu konudaki iddianameyi değerlendirme hususunu hep beraber takip edeceğiz. Ve iddianame kabul edildikten sonra da gizlilik ortadan kalkacak ve kamuoyu bu iddialarla ilgili olarak suçlamaları ve suçlanan kişileri de görmüş olacak. Temennimiz, bu sürecin hızlı bir şekilde sonuçlanması ve yargı sürecinde de varsa sorumluların hesap vermesi. Bu konudaki kararlılığımızdan kesinlikle zerre kadar taviz vermeyiz.”

Paylaşın

Fenerbahçe, Zirve Yolunda Yara Aldı

Süper Lig’in 9. hafta maçında Samsunspor ile Fenerbahçe, Samsun Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Muhammet Ali Meteoğlu’nun yönettiği karşılaşma 2 – 2 sona erdi.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’nin gollerini 24. dakikada Dusan Tadic ve 62. dakikada Saint-Maximin, Samsunspor’un gollerini ise 49. dakikada Carlo Holse ve 88. dakikada Soner Aydoğdu kaydetti.

Bu sonuçla birlikte Fenerbahçe, 17 puana yükseldi ve 4. sırada yer aldı. 19 puana çıkan Samsunspor ise 3. sırada yer alarak Fenerbahçe’nin üstünde yerini korudu.

24. dakikada Kostic’in kullandığı taç atışında defansın uzaklaştıramadığı top ceza sahası içindeki Tadic’in önünde kaldı. Bu futbolcu, plase bir vuruşla meşin yuvarlağı kaleci Okan Kocuk’un ellerinin arasından ağlara gönderdi: 1-0.

49. dakikada Emre Kılınç’ın sağ çaprazdan pasında ceza saha içinde topla buluşan Holse, meşin yuvarlağı kaleci Livakovic’in yanından ağlara gönderdi: 1-1.

62. dakikada sol kanattan rakiplerini geçerek ceza sahası içeri giren Maximin’in vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti: 1-2

88. dakikada uzun atılan pasta ceza sahası içi sağında bulunan Laura topu Soner’e indirdi. Soner ceza sahası içinden sert vuruşunda meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 2-2

Stat: Samsun

Hakemler: Muhammet Ali Meteoğlu, Furkan Ürün, Serkan Olguncan

Samsunspor: Okan Kocuk, Zeki Yavru (Laura dk. 70), Rick van Drongelen, Lubo Satka, Marc Bola (Soner Gönül dk. 84), Ait Bennasser, Carlo Holse (Soner Aydoğdu dk. 84), Oliver Ntcham, Arbnor Muja (Schindler dk. 44), Emre Kılınç (Dimata dk. 70), Marius Mouandilmadji

Fenerbahçe: Dominik Livakovic, Mert Müldür, Rodrigo Becao (Çağlar dk. 59), Alexander Djiku, Jayden Oosterwolde (Samet dk. 76), Sofyan Amrabat, Fred (Maximin dk. 59), Dusan Tadic, Sebastian Syzmanski, Filip Kostic (İrfan Can dk. 59), Edin Dzeko (Youssef En-Nesyri dk. 81)

Goller: Holse (dk. 49), Soner Aydoğdu (dk. 88) (Samsunspor), Tadic (dk. 24), Maximin (dk. 61) (Fenerbahçe)

Paylaşın

Çözüm Süreci Tartışmaları: Bahçeli’nin Eli Erdoğan İçin Uzanmış!

Yeni çözüm süreci tartışmaları gündemdeki yerini korurken, parti kulislerinde, Bahçeli’nin bütün çabasının Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı adayı olup kazanmasını sağlamak olduğu ifade ediliyor.

Bahçeli’nin DEM Partililere uzattığı el AK Parti’de olumlu karşılanırken, bir AK Parti yöneticisi bunun partiye sağlayacağı avantajları anlatırken, “Bahçeli’nin bir adım atması bizim için on adım atmamız anlamına geliyor. Özellikle Kürt seçmen açısından olumlu dönüşleri olacaktır. Oy geçişkenliği artacaktır” diyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Meclis’in açılışında DEM Partililerle tokalaşması, sonrasında DEM Parti ve Öcalan’a yönelik çağrıları siyasetin ana gündemi. Bir tarafta “siyasette yeni bir dönem” diğer tarafta “Yeni bir çözüm süreci” tartışmaları yapılıyor. Atılan adımın sonuçları kadar neden atıldığı da tartışma konusu.

Bunu da artan bölgesel gerilimle, yeni anayasa yapımı ile açıklayanlar var. Parti kulislerinde ise bambaşka bir netlik var. “Bahçeli’nin ne yaptığını anlamak için geçtiğimiz yıl mart ayındaki kurultay konuşmasına bakın, Sayın Bahçeli o konuşmanın gereğini yapıyor” deniliyor.

Bahçeli geçtiğimiz yıl gerçekleşen kurultaydaki konuşmasının sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Mart seçimlerine ilişkin, “Benim için bu bir final. Yasanın verdiği yetkiyle bu seçim son seçimim” yönündeki açıklamalarını hatırlatmış, “Buradan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a diyorum; ‘Ayrılamazsın, Türk milletini yalnız bırakamazsın. Bunun için Cumhur İttifakı olarak yanındayız, beraberindeyiz. Yeni yüzyılın kurtarıcı lideri olarak sizi görmek istiyoruz” demişti.

Bu yoruma bakılırsa Bahçeli’nin bütün çabası Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı adayı olup kazanmasını sağlamak için diyebiliriz.

Devlet Bahçeli’nin DEM Partililere uzattığı el AK Parti’de olumlu karşılandı. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarının yanı sıra parti yönetiminden de olumlu değerlendirmeler geldi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Bahçeli’nin açıklamalarını “çok olumlu” olarak nitelendiren bir AK Parti yöneticisi bunun partiye sağlayacağı avantajları anlatırken, “Bahçeli’nin bir adım atması bizim için on adım atmamız anlamına geliyor. Özellikle Kürt seçmen açısından olumlu dönüşleri olacaktır. Oy geçişkenliği artacaktır” diyor.

Paylaşın

Mars’ta “Yaşam” Buz Birikintilerinin Altında Saklanıyor Olabilir Mi?

Mars’ta herhangi bir yaşamın olup olmadığını hala kesin olarak bilmiyoruz… Yeni bir araştırma, Mars’ın donmuş yüzeyinin altında, eriyik su birikintilerinde saklı mikrobiyal yaşamın var olabileceğini öne sürdü.

Araştırma, bilgisayar modellemesi kullanılarak su buzunun içinden geçen güneş ışığının sığ yeraltı sularında fotosentezi destekleyebileceği gösterdi. Aditya Khuller, “Mars’taki buz tabakaları, dünya dışı yaşam için bakmamız gereken en ulaşılabilir yerlerden biri olabilir” dedi.

Mars’ın her iki yarım kürede 30 ila 60 derece arasındaki orta enlemleri, yeraltı suları için en umut verici yerler olarak kabul ediliyor. Bu alanlar sıcaklık, toz seviyeleri ve güneş ışığına maruz kalma arasında bir denge sağlıyor ve bu da onları gelecekteki keşifler için birincil hedefler haline getiriyor.

NASA’nın Jet İtki Laboratuvarı’ndaki (JPL) araştırmacılar, Mars’ın ultra kalın su buzu birikintilerinin altında bir tür yaşam keşfedebileceklerini düşünüyor.

Nature Communications Earth & Environment adlı hakemli bilimsel dergide yayınlanan yeni bir çalışmada, geçmiş buzul çağlarından kalma toz ve kar yığınlarını tutan bu birikintilerin, Mars’ın son derece ince atmosferinden içeri giren Güneş radyasyonunu engelleyecek kadar kalın ve koyu olabileceğini ortaya kondu.

Araştırmacıların bilgisayar modelleriyle yaptığı deneylerde buzun yüzeyde bozulmadan kalabildiği, ancak Güneş çarptığında eriyerek zararlı Güneş radyasyonunu etkili bir şekilde engellediği ve sonuçta yaşam formlarına hayat verebilecek fotosentez işlemi için uygun bir ortam oluştuğu tespit edildi.

Araştırmacılar, Dünya’da da bu türden koşullara rastlanabildiğini belirtiyor. Gömülü toz parçacıklarının zamanla alttaki buzun erimesine neden olmasıyla ortaya çıkan kraterlere “kriyokonit delikleri” adı veriliyor. Kriyokonit delikleri, Dünya’daki buzullarda ortaya çıkan minik ekosistemlere ev sahipliği yapıyor.

Jet İtki Laboratuvarı’nın internet sitesinde yayınlanan basın açıklamasında, “Bu toz parçacıkları Güneş ışınlarından uzaklaştıkça batmayı bırakır ama yine de yeterli sıcaklığı üreterek etraflarında bir eriyik su cebi oluşturabilir,” ifadeleri yer aldı: Cepler basit yaşam formları için gelişen bir ekosistemi besleyebilir.

Öte yandan bu bulgular, Mars’ta kesinkes yaşam olduğu anlamına gelmiyor. Araştırmanın lideri Aditya Khuller Space.com’a, “Mars’ta yaşam bulduğumuzu söylemiyoruz,” dedi. Khuller, “Orta enlemlerdeki tozlu Mars buz yüzeyinin bugün Mars yaşamı aramak için en elverişli yerleri temsil ettiğine inanıyoruz,” diye ekledi.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “Sığınmacılar” Tepkisi: Çıldırmamak Elde Değil

Erdoğan’ın Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile düzenlediği ortak basın toplantısında “Lübnan’dan da ülkemize gelenler olursa biz onlara da kapımızı açık tuttuk” ifadelerine tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Çıldırmamak elde değil” dedi ve ekledi:

“Almanya’dan her gün 1 uçak sığınmacı gelecek. Onu anlaşmış. Almanla; Erdoğan Almanya’daki sığınmacıları da alıyor diyorlar, çok mutlular. Lübnan’da gelenleri de Türkiye’de tutacak… Eurofighter almak için Almanya’dan sığınmacı alıyor. Daha önce F-35’ten çıkartıldığında yeterli tepkiyi veremedi, ayrıca Lübnan’dan gelene de kapımız açık diyor.

Ben kendisinin Scholz ile oturup yeni sığınmacılar getirmek üzere anlaşmasını değil Esad’la oturup mevcut sığınmacıları ülkesine yollamasını bekliyorum. Kendisine oy veren tüm seçmene şikayet ediyorum.”

Manisa programı kapsamında 3. Uluslararası Vestel Manisa Yarı Maratonu’na katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Hükümet Konağı önünde Vali Vahdettin Özkan, Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ve CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ile 21, 10 ve 5 kilometre koşularının başlama işaretini verdi.

Özel, eşi Didem Özel ile 5 kilometrelik etaba katılarak yürüyüş yaptı. Cumhuriyet’in aktardığına göre; Yürüyüş öncesi gazetecilere açıklamada bulunan Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Son zamanlarda Yenidoğanlar’a yönelik olarak yaşanan utanç verici ve hiçbirimizin artık tahammül edemediği bir çeteyle karşı karşıyayız. Bugün bir kez daha memleketim Manisa’dan çağrı yapıyorum. Bu rezalete bulaşanları görevleri icabı, görev suçundan yargılamak değil; bilerek kasten ölüme sebebiyetten yargılamak ve gün ışığına çıkarmamak lazım. Ne kadar hastane varsa bu hastanelerin hepsinin kamulaştırılması ve varlıklarıyla binalarına el konulup Sağlık Bakanlığı’na devredilmesi lazım.

‘Olağanüstü Hal’ ilan edip, Meclis’in yetkilerini kullanarak 15 Temmuz darbesine karışan cemaatin tüm varlıklarına el konuldu… Bugün KHK’ye gerek yok. Ben ana muhalefet olarak teklifte bulunuyorum. Gelsinler bütün varlıklarına kamu adına el koyalım, ibreti alem olsun. En ağır tedbiri almamız gerekiyor.

Mevcut Bakan o dönemde İl Sağlık Müdürü’ydü. Haberdar oldukları konudan biz 19 ay sonra haberdar olduk. Burada çok ciddi bir ihmal var ama o günlerin Sağlık Bakanı da üzerine gitmediyse sorumlu. Asıl sorumlu benim ben diyen kalemin sahibi Recep Tayyip Erdoğan. Onlar tali sorumlular. Bu ülkede sağlığı bu kadar metalaştıran ve ticarileştiren, bu çocukların sevk edilip kaldığı özel hastanelerde yoğun bakımın çok olup devlet hastanelerinde az olmasının sebebi bu sistemin kurucusu ve övüne övüne bu sistemi kuran Recep Tayyip Erdoğan.

Dün Erdoğan’ın Scholz’u yolcu ederken; Lübnan’dan yeni sığınmacılar gelirse kapımız açık diyor. Soralım bakalım bu ülkede Erdoğan dışında kim böyle düşünüyor. AKP’ye oy verenler bunun için mi verdi? Suriye’den Lübnan’dan gelirse kapımız açık diyor. Esad genel af çıkardı. O genel afa göre ülkelerine dönüyorlar.

Hızla dönmelerini beklerken; Esad’la konuşması gerekirken yeni sığınmacılardan bahsediyor. Çıldırmamak elde değil… Almanya’dan her gün 1 uçak sığınmacı gelecek. Onu anlaşmış. Almanla; Erdoğan Almanya’daki sığınmacıları da alıyor diyorlar, çok mutlular. Lübnan’da gelenleri de Türkiye’de tutacak.

Eurofighter almak için Almanya’dan sığınmacı alıyor. Daha önce F-35’ten çıkartıldığında yeterli tepkiyi veremedi, ayrıca Lübnan’dan gelene de kapımız açık diyor… Ben kendisinin Scholz ile oturup yeni sığınmacılar getirmek üzere anlaşmasını değil Esad’la oturup mevcut sığınmacıları ülkesine yollamasını bekliyorum. Kendisine oy veren tüm seçmene şikayet ediyorum.”

Paylaşın

Beşiktaş, Süper Lig’de Yenilmezlik Serisini Sürdürdü

Süper Lig’in 9. hafta maçında Beşiktaş ile Konyaspor, İnönü Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Kadir Sağlam’ın yönettiği karşılaşmadan Beşiktaş, 2 – 0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Beşiktaş’a galibiyeti getiren golleri, 30. dakikada Ciro  Immobile ve 45+2. dakikada Rafa Silva kaydetti.

Beşiktaş, bu galibiyet ile puanını 20’ye yükseltirken, Konyaspor ise 11 puanda kaldı.

Beşiktaş, bu sezon Süper Lig’de çıktığı 8. maçta yenilgi yüzü görmedi. 6 galibiyet alan Beşiktaş, 2 kez de sahadan beraberlikle ayrıldı.

Karşılaşmanın ardından Beşiktaş Teknik Direktörü Giovanni van Bronckhorst, Mücadeleye ilişkin van Bronckhorst, “Galip geldiğimiz için mutluyum. Çok fırsat bulduk, daha fazla gol atabilirdik. Skordan dolayı mutlu olduğumu söyleyebilirim. Özel bir atmosferde oynadık bugün. Önümüzdeki hafta Cumhuriyet bayramı, herkesin bayramını kutluyorum. Taraftarımızı da bugün bu özel günde 3 puanla mutlu etmiş olduk” dedi.

28. dakikada Rafa Silva’dan aldığı pasla sol taraftan ceza sahasına giren Semih Kılıçsoy, Boranijasevic’in müdahalesiyle yerde kaldı. Hakem Kadir Sağlam bu pozisyonda penaltı noktasını gösterdi. 30. dakikada penaltıda topun başına geçen Ciro Immobile’nin vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti. 1-0

45+2. dakikada Konyaspor savunmasının uzaklaştıramadığı topta sağ tarafta araya giren Muçi, pasını ceza sahası içindeki Rafa Silva’ya aktardı. Rakibinden sıyrılan Rafa Silva, altıpas içinde kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda yaptığı vuruşla meşin yuvarlağı filelere gönderdi. 2-0

Stat: İnönü

Hakemler: Kadir Sağlam, Abdullah Bora Özkara, Ali Can Alp

Beşiktaş: Mert Günok, Jonas Svensson, Felix Uduokhai, Emirhan Topçu, Arthur Masuaku, Cher Ndour, Gedson Fernandes (Joao Mario dk. 86), Ernest Muçi, Rafa Silva (Onur Bulut dk. 86), Semih Kılıçsoy (Al-Musrati dk 68), Ciro Immobile

Konyaspor: Jakub Slowik, Nikola Boranijasevic, Adil Demirbağ, Uğurcan Yazğılı, Guilherme Sitya, Emmanuel Boateng (Melih İbrahimoğlu dk. 74), Riechedly Bazoer (Marko Jevtovic dk. 86), Pedrinho (Louka Prip dk. 66), Danijel Aleksic, Yusuf Erdoğan (Hamidou Keyta dk. 66), Blaz Kramer (Melih Bostan dk. 87)

Goller: Ciro Immobile (dk. 30 pen.), Rafa Silva (dk. 45+2) (Beşiktaş)

Paylaşın