Hatimoğulları’ndan Kayyım Tepkisi: Baş Eğmeyeceğiz

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kayyım atanan Tunceli Belediyesi önünde yaptığı açıklamada, “Dersim halkı Seyit Rızalarla anılır; Seyit Rızalar baş eğmedi, Dersim baş eğmedi, baş eğmeyecek zulmünüze. Bu iktidar bir yandan barış eli uzatıyor, sözde barış eli uzatıyor, öte yandan da kayyım atıyor. Sadece kayyım atamıyorlar, Belediye Eş Başkanımız Cevdat Konak’a cezalar yağdırdılar” dedi ve ekledi:

“Hakkari’de başlattılar, Esenyurt’ta devam ettiler. Batman’da, Halfeti’de, Mardin’de ve bugün Dersim’de, Ovacık’ta halkın iradesini gasp etmeye çalışıyorlar. Halk, kayyım atanmasına rağmen üçüncü kez belediyesini seçiyorsa, bilsin ki o Saray’da oturup yargıyı Demokles’in kılıcı gibi tepemizde sallandıranlar, halkın iradesi onlara yar olmayacak. Dün olmadığı gibi bugün de yar olmayacak. Halk bu zulme karış direnmektedir. Sandıkta da halkımız direndi ve kayyım rejimine rağmen, kayyım seçmene rağmen iradesini ortaya koydu. Sandıkta elimizi bükemeyenler, galibiyet sağlayamayanlar, bütün seçim oyunlarına ve hilelere rağmen bizimle baş edemeyenler, şimdi yargı eliyle ve OHAL’den kalma sahte yasayla bize biat ettireceklerini, baş eğdireceklerini zannediyor.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Dersim ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimindeki Ovacık belediyelerine kayyum atanması protesto edildi.

MA’da yer alan habere göre, Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na, buradan da belediyeye kadar kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirildi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DBP Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni ile PİA Genel Başkanı Mehmet Kamaç da yürüyüşe katıldı.

Beton duvarlarla kapatılan belediye önünde konuşan Tülay Hatimoğulları, şunları söyledi: “Dersim halkı Seyit Rızalarla anılır; Seyit Rızalar baş eğmedi, Dersim baş eğmedi, baş eğmeyecek zulmünüze. Bu iktidar bir yandan barış eli uzatıyor, sözde barış eli uzatıyor, öte yandan da kayyım atıyor. Sadece kayyım atamıyorlar, Belediye Eş Başkanımız Cevdat Konak’a cezalar yağdırdılar. Hakkari’de başlattılar, Esenyurt’ta devam ettiler. Batman’da, Halfeti’de, Mardin’de ve bugün Dersim’de, Ovacık’ta halkın iradesini gasp etmeye çalışıyorlar.

Halk, kayyım atanmasına rağmen üçüncü kez belediyesini seçiyorsa, bilsin ki o Saray’da oturup yargıyı Demokles’in kılıcı gibi tepemizde sallandıranlar, halkın iradesi onlara yar olmayacak. Dün olmadığı gibi bugün de yar olmayacak. Halk bu zulme karış direnmektedir. Sandıkta da halkımız direndi ve kayyım rejimine rağmen, kayyım seçmene rağmen iradesini ortaya koydu. Sandıkta elimizi bükemeyenler, galibiyet sağlayamayanlar, bütün seçim oyunlarına ve hilelere rağmen bizimle baş edemeyenler, şimdi yargı eliyle ve OHAL’den kalma sahte yasayla bize biat ettireceklerini, baş eğdireceklerini zannediyor.

Defalarca söyledik, bir kez daha buradan altını çiziyorum. Bu kayyım zulmü devam ettikçe bu tekrardan asla kaçınmayacağız. Türkiye halkları askeri darbelere tanıklık etmiş bir halktır. 80 döneminde asker tankla ve topla kentlere indi. Askeri vesayet rejiminden kurtulacağız diye gelen AKP iktidarı, 12 Eylül darbecilerine rahmet okutuyor. Kenan Evren yaşasaydı, ‘Netekim bunlar benden daha iyi darbe yapıyor’ derdi. İşte o sarayda oturanlar, yargı eliyle siyasi darbe gerçekleştirmeye devam ediyor. Sadece yargı eliyle de değil. Türkiye halkları görsün ve bilsin ki şu arkamızdaki belediye binasını yoğun bir polis koruması altına almışlar ve etrafını beton bloklarla çevirmişler. Kayyım atandığında beton bloklarla çeviriyorlar belediyeleri. Belediyeler kışla değildir; belediyeler halkın evidir, karakol değildir. Biz halk olarak o belediyelere elimizi kolumuzu sallayarak girmeliyiz.

Haklıysanız, gerçekten bir hukuka dayandığınızı düşünüyorsanız neden halkın iradesine yasak getirip belediyeyi betonlarla çeviriyorsunuz? Cezaevine girenler bilir o resimleri. Hapishane duvarlarına mavi deniz dalgaları çizerler, yanılsamalı bir özgürlük yaratmak için. İşte belediyelerimizin birçoğunun etrafında yükselen beton bloklara deniz dalgalarını çizerek halkın iradesiyle bir kez daha alay ediyorlar. İstedikleri kadar kayyım atasalar, kayyım rejimini başımızda Osmanlı kılıcı gibi sallandırmaya devam etseler de bizler Türkiye halkları olarak, tıpkı Dersim’de olduğu gibi, irademize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Demokratik taleplerimizden, demokrasi mücadelemizden asla geri durmayacağız. Seyit Rıza nasıl baş eğmediyse bizler de baş eğmeyeceğiz.

“Türkiye’nin demokrasi güçleri ve devrimcileriyle yan yana olmaya devam edeceğiz”

Dersim, demokrasi güçlerinin ve devrimci güçlerin bir araya gelmesiyle, ittifakla kazanılmış bir kentimizdir. Kayyım rejimi, demokratik ittifakımıza dönük de bir saldırıdır. Bütün Türkiye halklarıyla, Türkiye’nin devrimcileri demokratlarıyla, demokrasiden yana olan muhafazakar kesimlerle, herkesle beraber haktan ve hukuktan yana olmaya devam edeceğiz. Kayyım darbedir, kayyım hırsızlıktır, kayyım irade gaspıdır. Kayyım, seçme ve seçilme hakkımızı elimizden almaktır. Dersim halkına soruyorum: Kayyıma geçit verecek miyiz? İşte bu! Saray duysun, bu kayyımları atayanlar duysun ki halk burada ve kendi evi olan belediyelerine sahip çıkmaya devam edecek. Demokrasinin son nefesini kesen bir yaklaşıma asla evet demeyeceğiz. Asla bunu suskunlukla karşılamayacağız.

Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesinden yana olduğumuzu, Dersim sokaklarından cümle aleme bir kez daha duyuruyoruz. Bir yandan küçük ortakları “Kürt sorununu çözelim” diyecek, diğer yandan kayyım atayarak bize diz çöktürecekler. Yok öyle bir dünya, yok öyle bir gerçeklik! Kayyım rejimi ortadan kalkmadığı sürece, kayyım rejimi kendini lağvetmediği sürece, bu yasa muhalefetin de önerdiği kanun teklifiyle ortadan kalkmadığı sürece biz mücadele etmeye devam edeceğiz. Hangi barıştan bahsediyorsunuz? Ortadoğu barışı diyorsunuz, Dersim’e zulmediyorsunuz. Ortadoğu barışı diyorsunuz, İsrail’e karşı olduğunuzu söylüyorsunuz; fakat İsrail Filistin’e ne yaptıysa, Dersim halkına dün aynısını yaptınız, yapmaya devam ediyorsunuz. Sokakta polis terör estiriyor. Su sıkarak, gaz sıkarak, cop kullanarak nizam sağlayacağını zannediyor. Aynısını İsrail de zannediyor, haberiniz olsun. Kendi yurttaşınıza aleni şekilde kameralar önünde işkence yapan bir rejim olarak tarihe geçtiniz. Bu otoriterliktir, faşizmdir!

İnancından, geleneklerinden, dilinden ve kültüründen katliamlara rağmen vazgeçmeyen Dersim’den bütün Türkiye halklarına sesleniyorum: Gelin, faşizme karşı omuz omuza mücadele edelim. Kayyım rejiminden, bu beladan hepimiz kurtulmak zorundayız. O yüzden safları daha fazla sıklaştırma zamanı. Daha çok yan yana durma, daha çok dayanışma zamanı. Demokratik zeminde mücadelemizi büyütme zamanı. O yüzden gelin dayanışmamızı daha çok büyütelim. Bunlar bizi kayyımlarla tehdit etmeye devam ededursunlar, halk burada. Şimdi burada bir sandık kurulsa, yine belediye eş başkanlarımız seçilecektir. Bunu Ankara da çok iyi biliyor. Buradan Ankara’ya, Saray’a sesleniyorum: Bu zulmünden artık vazgeç. Zulüm ile abat olunmaz. Anayasayı, yasaları çiğniyorsun. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri çiğniyorsun. Suç işliyorsun. Suç dosyanı gittikçe kabartıyorsun ve buna kayyımlarla yeni sayfalar ekliyorsun.

Şunu bilesin ki sen kayyım atadıkça, bizlere sokak ortasında işkence yaptıkça, gözaltına aldıkça, tutukladıkça biz direnmeye devam edeceğiz. Mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizler Seyit Rızaların, Deniz Gezmişlerin, Mahir Çayanların, Mazlumların yoldaşı olarak direnmeye devam edeceğiz. Sadece Dersim’de değil, Türkiye’nin dört bir tarafında; sadece kayyım atanan kentlerimizde değil, her yerde kayyım rejimine ve faşizme karşı mücadelemizi daha da büyüteceğiz. Türkiye’deki bütün demokrasi güçlerine, Anayasanın çiğnendiğini düşünen herkese çağrımızdır: Gelin, kayyım rejimine, bu faşist otoriter rejime karşı mücadelemizi daha da büyütelim. Dayanışmayla başaracağız ve direnişimiz mutlaka muzaffer olacak. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. “

Paylaşın

Süper Lig: Fenerbahçe’den Farklı Galibiyet

Süper Lig’in 13. hafta maçında Kayserispor ile Fenerbahçe, Kayseri Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Direnç Tonusluoğlu’nun yönettiği karşılaşmadan Fenerbahçe, 6 – 2 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’nin gollerini 7. dakikada penaltıdan Dusan Tadic, 15 ve 26. dakikalarda Oğuz Aydın, 63. dakikada En-Nesyri, 85. dakikada Filip Kostic ve 88. dakikada Sebastian Szymanski, Kayserispor’un gollerini ise 43. dakikada Alexander Djiku (k.k.), 56. dakikada Kolovetsios kaydetti.

Fenerbahçe bu sonucun ardından puanını 29’a çıkardı ve lider Galatasaray’ı takibini sürdürdü. Kayserispor ise 12 puanda kaldı. Ligin bir sonraki haftasında Fenerbahçe, Gaziantep FK ile oynayacak. Kayserispor ise Çaykur Rizespor deplasmanına gidecek.

5. dakikada Mert Hakan Yandaş’ın pası ile ceza sahasına giren Kostic, Gökhan Sazdağı’nın müdahalesi sonrası yerde kaldı. Maçın hakemi Direnç Tonusluoğlu penaltı noktasını gösterdi. Tadic’in kullandığı penaltı atışında meşin yuvarlak, ağlara gitti: 0-1.

15. dakikada Fred’in pasında topla buluşan ceza sahası içinde topla buluşan Oğuz Aydın’ın yerden vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti: 0-2.

43. dakikada Cardoso’nun sağ kanattan ceza sahasına ortasına Djiku’nun ters vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Livakovic’in üstünden ağlara gitti: 1-3.

56. dakikada sol kanattan kazanılan korneri kullanan Kartal Kayra’nın ceza alanına gönderdiği ortasında Livakovic’in boşa çıktığı topu iyi takip eden Kolovetsios, arka direkten gelişine yaptığı kafa vuruşuyla meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu: 2-3.

63. dakikada hızlı gelişen atakta Tadic’in pasıyla topla buluşan En-Nesyri, ceza yayından karşı karşıya pozisyonda yaptığı vuruşla meşin yuvarlağı Bilal Bayazit’ın yanından ağlara gönderdi: 2-4.

85. dakikada Mert’in sağ kanattan geliştirdiği atakta sol tarafa açılan topa Kostic’in sert şutunda top ağlara gitti: 2-5.

89. dakikada Oğuz sol kanattan topla ceza sahasına girdi. Oğuz’un yerden sert pasında Szymanski arka direkte topu boş kaleye gönderdi: 2-6.

Stat: Kayseri

Hakemler: Direnç Tonusluoğlu, Samet Çiçek, Murat Altan

Kayserispor: Bilal Bayazit, Gökhan Sazdağı, Kolovetsios, Lionel Carole, Hasan Ali Kaldırım, Bourabia, Kartal Kayra, Baran Ali (Ali Karimi dk. 46), Cardoso, Ramazan Civelek (Boa Morte dk. 46), Bahoken (Nazon dk. 70)

Fenerbahçe: Livakovic, Osayi-Samuel (Mert Müldür dk. 75), Samet Akaydin, Djiku, Filip Kostic, Fred, Sofyan Amrabat (İsmail Yüksek dk. 90) Tadic, Mert Hakan Yandaş (Szymanski dk. 65), Oğuz Aydın (Levent Mercan dk. 90), En Nesyri (Dzeko dk. 65)

Goller: Tadic (dk. 7 pen.), Oğuz Aydın (dk. 15 ve 26), Youssef En-Nesyri (dk. 63), Kostic (dk. 85), Szymanski (89) (Fenerbahçe), Djiku (dk. 44 k.k.) Kolovetsios (dk. 57) (Kayserispor)

Paylaşın

“Lucy” İnsanlığın Kökenine İlişkin Hikayeyi Nasıl Yeniden Yazdı?

24 Kasım 1974’te paleoantropolog Donald Johanson, Etiyopya’nın kuzeydoğusunda çakıllarla dolu arazide çok özel bir şey arıyordu. Johanson ve bir meslektaşı bir yıl önce aynı bölgede heyecan verici bir keşifte bulunmuştu: 3,4 milyon yıl önce o arazide yürüyen bir insana ait mükemmel şekilde korunmuş bir diz eklemi. Bu, o dönemde bilinen en eski insan fosilinden neredeyse bir milyon yıl daha eskiydi.

Ancak tek bir diz eklemi, Johanson’ın en eski hominin fosilini, modern insanlar için bilimsel sınıflandırmayı (Homo sapiens) ve tüm soyu tükenmiş insan atalarını bulduğunu kanıtlamak için yeterli değildi. Johanson’ın daha fazla kanıta ihtiyacı vardı: Bir kafatası ve birkaç diş. Bu yüzden, Donald Johanson ve bir yüksek lisans öğrencisi Etiyopya’nın Afar bölgesine geri döndüler kemik aradılar.

Johanson, “Sadece 4 veya 5 santimetre uzunluğunda küçük bir dirsek parçası gördüm” diyor ve ekliyor: “Ve bunun bir maymun gibi bir primat olduğunu düşündüm; orada çok sayıda maymun fosili var. Ama onu elime alıp daha yakından incelediğimde, öğrencim Tom Gray’e ‘Bu bir insandan, bir insan atasından’ dedim.”

Johanson, dirsek parçasını gördüğü yerde daha fazlasının olduğunu fark etti: Uyluk kemiği, pelvis ve bir kafatası ve çene kemiği parçaları da dahil olmak üzere toplam 47 kemik. Bu, 3 milyon yıldan daha önce yaşamış bir insanın ayrıntılı bir anatomik modelini oluşturmak için fazlasıyla yeterliydi.

Bunun çok önemli olduğunu belirten Johanson. “O zamanlar 3 milyon yıldan daha eski olduğu tahmin edilen jeolojik bir katmandan gelen bir hominin iskeletiydi. Bu yüzden inanılmaz bir coşku anıydı. Yani, işte tam ayaklarımın dibindeydi” ifadelerini kuruyor.

Johanson’ın iskeletin bugün bilinen adıyla “Lucy”yi keşfetmesiyle birlikte bilim insanları insanın evrimsel zaman çizelgesini yeniden yazmak zorunda kaldı. Lucy, insan benzeri ve maymun benzeri özelliklerin karışımı olan bir ataydı. Afrika’da başka kaç tane antik insan türü yaşamıştı ve hepsi modern insanların soyağacına nasıl uyuyordu?

Lucy, yarım yüzyıl sonra bile insanın kökenine dair gizemi çözmeye dair ipuçları sunan en ikonik buluntulardan biri olmaya devam ediyor.

Johanson ve Gray’in 1974’te Lucy’yi bulduğu yerin adı Hadar’dır. Hadar, milyonlarca yıl önce büyük bir göle ev sahipliği yapıyordu. Bugün, uzun süredir gömülü olan göl tortuları aşınıyor ve hem hayvan hem de insan olmak üzere antik kalıntıları ortaya çıkarıyor.

Donald Johanson, “Hayvanlar ya göle düştüler ya da göle sürüklendiler ve yavaş yavaş çürüdüler ve zamanla kum ve kil ile kaplandılar” diyor ve ekliyor: “Lucy’nin göle nasıl girdiğini bilmiyoruz. Belki de su içmek için suyun kenarındaydı ve bir timsah tarafından kaçırıldı.”

Lucy’nin keşfinden bir yıl sonra, Johanson’ın ekibi, Hadar sahasında daha da şaşırtıcı bir keşif yaptı: Muhtemelen akraba olan ve aynı zamanda 3,2 milyon yıl öncesine dayanan 17 kişilik bir grubun kalıntıları. Bilim insanları arasında bu grup “İlk Aile” olarak bilinir.

Lucy’den önce, bilinen en eski insan fosili, Güney Afrika’daki bir mağarada bulunan 2,5 milyon yıllık maymun benzeri bir hominin türüne aitti. Ancak Johanson’ın keşfettiği homininler yaklaşık bir milyon yıl öncesine tarihleniyordu ve tamamen farklı bir bölge olan Doğu Afrika’dan geliyordu.

1978’de, “Lucy ve İlk Aile”yi diğer antik insan kalıntılarıyla karşılaştıran Johanson’ın ekibi Lucy ve diğer Etiyopya fosillerinin daha önce bilinmeyen bir insan türünü temsil ettiğini açıkladılar. Bu yeni türe, Etiyopya’nın Afar bölgesinde keşfedildiği için Australopithecus afarensis adı verildi.

Darwin’e göre, homininleri (insanlar) hominidlerden (goriller, şempanzeler ve orangutanlar gibi büyük maymunlar) ayıran temel özelliklerden biri iki ayak üzerinde dik yürümesidir. Lucy’nin gerçekten de eski bir insan olduğunu kanıtlamak için Johanson, Lucy ve diğer Australopithecus afarensis türlerinin iki ayak üzerinde yürüdüğünü göstermek zorundaydı.

İki ayaklılığın kanıtı, Johanson’un 1973 yılında bulduğu ilk diz eklemiyle başladı.

“Bunu gösterdiğim ilk kişilerden biri ortopedi cerrahıydı” diyor Johanson, “Ve ben de, ‘Bunun hakkında ne düşünüyorsun? Ama dikkatli ol, 3 milyon yaşında.’ dedim. Küçük boyutu dışında, diz protezinde kullandığımızla aynı olduğunu söyledi” ifadelerini kullanıyor.

Aynısı Lucy için de geçerliydi. Lucy sadece 3.5 feet (ortalama 1 metre) boyunda olsa da, dizleri, kalçaları ve pelvisi hakkındaki her şey dik yürümeye işaret ediyordu.

Johanson, “Lucy’nin leğen kemiği dört ayaklılar gibi uzun ve dar değildi, ama bir insan gibi kısa ve bodurdu” diyor ve ekliyor: “Tıpkı hepimizin oturduğu leğen kemiği gibi.”

Donald Johanson için keşfini pekiştiren gelişme, Tanzanya’da bir dizi insan ayak izinin ayrı bir keşfiydi. 1978’de bulunan ayak izleri 3,7 milyon yıl öncesine tarihleniyordu ve Lucy’nin türüyle eşleşen dişler ve çene parçalarıyla birlikteydi.

“Bulunan ayak izleri, sizin ve benim plaj kumunda bıraktığımız ayak izleriyle aynı” diyen Johanson, “Lucy’nin dik yürümesi konusunda artık hiçbir tartışma yok” ifadelerini kullanıyor.

Son Ortak Ata

Johanson’ın 1974’teki keşfi sırasında Lucy, kayıtlardaki en eski insan fosiliydi. Ancak son elli yılda, Afrika’da Lucy’den önce gelen veya Lucy ile örtüşen diğer türlere ait daha da eski hominin kemikleri bulundu.

Afar bölgesinde yaşamış Australopithecus anamensis’in tarihi 4,4 milyon yıl öncesine dayanıyor ve bazı bilim insanları, insanlığın kökenini 7 milyon yıl öncesine kadar götüren kemik parçaları bulduklarına inanıyor.

Johanson, artık en yaşlı olmasa da Lucy’nin hominin aile ağacında hâlâ özel bir yere sahip olduğuna inanıyor; hem modern hem de soyu tükenmiş iki büyük insan türünün son ortak atası olarak.

Lucy ve türü Australopithecus afarensis yaklaşık 3 milyon yıl önce yok oldu. Ancak Johanson ve diğer paleoantropologlar, modern insanların ait olduğu Homo cinsi de dahil olmak üzere daha sonraki homininlerde Lucy’nin anatomik özelliklerinin izlerini buldular. Sorun, Lucy’nin türünün sonuncusu (~3 milyon yıl) ile Homo’nun ilk kanıtı (~2 milyon yıl) arasındaki zaman farkıydı.

Lucy ile en eski Homo türleri arasındaki “kayıp halka” 2013 yılında keşfedilmiş olabilir. Hadar’da çalışan başka bir ekip, bilinen hiçbir insan türüne uymayan bir alt çene kemiği buldu.

Johanson, “Alt çenenin ön kısmı, afarensis (Lucy’nin türü) gibi çok sayıda kemikle yoğun bir şekilde güçlendirilmiş, geriye doğru eğimli bir profile sahip ” diyor ve ekliyor: “Ancak alt çenenin kafatasının alt kısmına bağlandığı arka kısımları Homo’ya benziyor.”

Çene kemiği, 2,8 milyon yıl öncesine, Lucy’nin türünün yok olmasından sadece 200 bin yıl sonrasına tarihleniyor. Bu da onu Lucy ile modern insanlar arasında bir bağ olma konusunda güçlü bir aday yapıyor.

Johanson ve diğer paleoantropologlar, Lucy’nin türünü, güçlü çeneleri ve dişleri nedeniyle “sağlam australopitler” olarak bilinen tamamen farklı soyu tükenmiş bir hominin kolunun atası olarak tanımlamak için benzer anatomik karşılaştırmalar kullandılar.

Johanson, “Sunduğum aile ağacı, afarensis’in hem Homo soyunun hem de devam eden Australopithecus soyunun ortak bir atası olduğu hipotezini ileri sürüyordu” diyor: “Bu (ifadeyi mazur görün) büyük çekişme konularından biriydi, çünkü 2 ila 3 milyon arasında bilinen çok az fosil vardı. Geçtiğimiz 50 yıl boyunca, bu hipotez tekrar tekrar test edildi. Neyse ki, afarensis’in ortadan kalkmasından sadece 200 bin yıl sonra, cins Homo’muzun 2,8 milyon olduğuna dair kanıtımız var.”

Donald Johanson, Etiyopya Ulusal Müzesi’nde güvenli bir şekilde saklanan Lucy’yi ara ara ziyaret ediyor. Johanson, “Afrika ülkelerinde bulunan tüm bu fosillerin, kökenlerinin ait olduğu ülkelere ait olduğuna inanıyorum” diyor.

Johanson ayrıca, Lucy adını koymanın kendi fikri olmadığını da belirtiyor. Lucy’nin keşfedildiği gece, ekip kutlamak için küçük bir parti düzenledi.

Johanson, “O gece harika bir kutlama yaptık” diyor: “The Beatles’ın Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band’ini dinliyorduk ve Lucy in the Sky with Diamonds adlı şarkı çalıyordu. Keşif gezisinde yer alan Pam Alderman, ‘İskelete Lucy adını neden koymuyoruz?’ dedi. Bilimsel bir ismi hak ettiğini düşündüm. Ama çok geçti. İsim yerleşti ve bir nevi mihenk taşı haline geldi.”

(Kaynak: History)

Paylaşın

TFF Başkanı Hacıosmanoğlu’ndan Dikkat Çeken “Yabancı Hakem” Açıklaması

TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, yabancı hakem söylemlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu yabancı konusunun en çok hakemleri rahatsız etmesi lazım. Baktığımız zaman genç pırıl pırıl hakemler var. Ben burada olduğum sürece yabancı hakem gelmeyecek. Bir daha söyleyeyim, ben olduğum sürece yabancı hakem gelmeyecek” dedi.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, konuk olduğu HT Spor yayınında açıklamalarda bulundu. Hacıosmanoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Yapılan harcamalar var. Onları kamuoyuna açıkladık. Genel kurul üyelerini aldatma var. Artı gösterilen bütçenin eksi olduğunu açıkladık. Arkadaşları çağırdık ve bunları düzeltin yoksa sıkıntı olur dedik. O arkadaş bunları düzeltirsem işimden olurum. Burada zimmete geçirilmiş bir şey yok. Sadece genel kurulda yapılan bir bilanço oyunu var. Bir hakikat varsa onu kamuoyuna koyarsınız.

Sevgili başkanımız gerekli hukuki işlemler yapılacak dedi ama bize bir tebligat gelmedi. Bu raporları ‘finansal okur yazarlığı olanlar okumalı’ dedi sayın başkan. Bizim üniversite diplomamız yok ya fazla bilmiyoruz. Ben seçimi kazanacağıma inanıyordum. İnanmak başarmanın yarısıdır. Tek başımıza başardığımız bir iş değildi bu. Doğruları yapmaya çalışıyoruz ama elbette yanlışlarımız olacak. Herkesin bizi eleştirme hakkı var.”

Macaristan’ı eleriz. İstediğimiz kuralardan bir tanesiydi. Bu takım çok daha büyük işler yapacak. Okyanusları geçtik ama ırmakta boğulduk. Talihsiz bir maç oldu. Orada direkt A Ligi’ne çıkacaktık ama Dünya Kupası elemeleri oynamadan play-off oynayacaktık. Allah nasip etmedi. İzlanda ve Galler maçlarında verdiğim skor tuttu. Galler ile 0-0 kalmamız hayal kırıklığı yaratmadı bende. Karadağ’a yenildik, yapacak bir şey yok. Karadağ başkentindeki zemin daha kötü olduğu için UEFA oraya aldı maçı. Bunlar mazeret değil. Çıkıp yenmeliydik. Sonuçta Karadağ ile oynuyorsunuz. Bunu yol kazası olarak göreceğiz. Kardeşlerimiz bunu Dünya Kupası Elemeleri’nde telafi eder.

O zamanlarda bir camiayı temsil ediyorsunuz. O zamanki tavrınız ayrı olur. Burada futbol ailesinin genelini temsil ediyorsunuz. Başkan uysallaştı söylemleri doğru değil. O zaman öyle davranmam gerekiyordu. Şimdi bu şekilde davranmam gerekiyor.

Kulüpler kavga etmezse devletle olan işlerini daha kolay halleder. Biz kulüp başkanları ile sürekli konuşuyoruz. Marka değerini korumak lazım. Yayıncı geliri 500 milyon Dolar’dan 180 milyon Dolar’a düştü. Neden 1 Milyona çıkmadı. Kulüp başkanları ile kahvaltı yaptığımız gün başkanlar birbirlerine söz verdiler. Mutabık kaldılar konuşmayacaklarına dair. Kurumsal olarak camialarımızı rencide edici açıklamalar yapmayacaklardı. Aradan 1 hafta geçmeden salıncaklar, kuşlar havada uçuştu. Bunların kimseye faydası yok. Kavga etme görüntüsünü verince insanlar irite oluyor.

Bu ligden 1 tane şampiyon çıkacak. Şampiyon olmayan takımlar başarısız mı olacak. Diğer liglerde 2 tane mi şampiyon çıkıyor. Bizim bunu kabul etmemiz lazım. Bu oyunun eğlence olduğunu unutmamalıyız. İstifalar normaldir. Biz doğru işleri yapmaya devam edeceğiz. Ayrılan arkadaşlara teşekkür ediyoruz. Biz işimize bakıyoruz. Doğru işleri yapmaya çalışıyoruz. Bu istifalarda kişisel tavır da olabilir ama ben çok önemsemiyorum.

“Montella’nın oyuncularla muhteşem bir ilişkisi var”

Montella’nın oyuncularla muhteşem bir ilişkisi var. Bir aile ortamı var. Bizim de aramız iyi, biz kendisini seviyoruz. İtalyanlar ile frekansımız tutuyor. O da bizi seviyor. Şu anda güzel bir aile ortamı var. İnsanlar hocanın gittiğini düşündüler. Hatta tazminatını da yazdılar. Adana Demirspor’da oynarken ‘Roma’dan teklif gelirse giderim maddesi koymuştu ama milli takımda bu madde yoktu. Roma konusuyla ilgili bizimle konuşmak istedi. Böyle bir teklif geldiğini söyledi. Ama hoca kendisi bize konuyu anlattı. Bize, ‘bazen tekliflere hayır demeyi bilirim yarın beni kovacaksanız, Roma’ya gideyim’ dedi. Biz kendisine iki maçın sonucuna bakarak yol yürümüyoruz. Ben kaldığım sürece seninle devam edeceğiz dedim. Roma’nın teklifini reddedip bizimle devam etme kararı aldı.

İsmi haber portalı diye geçiyor. Biz o toplantıyı yaptığımız zaman Galatasaray’ın sponsorluk anlaşmasına bir haber portalı adıyla geçtiği için müsaade ettik. Hatta şöyle bir şey oldu. Toplantı yaptık. Dursun başkan ‘Biz bu anlaşmayı yaptık ama paralar 100, 150, 200 para parça gelince hemen iptal edin dedim. İptal edildi’ dedi. Para parça gelince hemen kapatılmış. Biz sorumluluk size ait diye izin verdik.

Ben olduğum sürece bu ülkeye yabancı hakem gelmeyecek. Bugün hakem semineri vardı federasyonda. Gerekli konuşmaları arkadaşlarımızla yaptık. Söylememiz gereken şeyleri söyledik. Bu yabancı konusunun en çok hakemleri rahatsız etmesi lazım. Baktığımız zaman genç pırıl pırıl hakemler var. Ben burada olduğum sürece yabancı hakem gelmeyecek. Bir daha söyleyeyim, ben olduğum sürece yabancı hakem gelmeyecek. Kulüplerin yabancı hakem istemesi doğal hakları. Geçen sezon da yapılan bir uygulama. Herkes bizim samimiyetimize inanıyor. Kulüplerin yabancı hakemlerin bu sorunu çözeceğine inanıyorlarsa MHK’yı onlara devredelim. Seyredelim onları. Maaşlarını da biz öderiz. Biz açığız. Biz bir şeyleri düzeltmeye çalışıyoruz.

Ben başkan olduğum sürece MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu görevinde kalacak. İlk gün nasıl inanıyorsam ona inanıyorum. Gidersek beraber gideriz. Burada gençleştirme operasyonu yapılıyor. Biz onlara destek vermeye devam edeceğiz.

Alt klasmanlarda derneğe üye olmayanlara maç verilmiyormuş. Hakem işleri müdürüne sordum: Bu derneğin hakemler üzerindeki etkisi ne? Bizim eğitimciler illere gidip hakemleri eğitiyorlar. Bu derneklerin yerlerini kullanıyormuşuz. ‘Bu bizim ayıbımız’ dedim. Hiçbir şey yapamazsınız lokal kiralarsınız. Belediyeler ver Gençlik Spor Bakanlığı’nın yerleri var. Maç alırsan derneğe para veriyorsun. Üstlere çıkıp derneğe para vermeyenler var. Beni onlar ilgilendirmiyor. Hakemlerin aidiyet duygusunun sadece MHK’ye olması lazım. Seminerde hakem arkadaşlarımıza söyledim. Hiç kimsenin bir derneğe üye olma zorunluluğu yok. Aidat verme zorunluluğu yok. ‘Bunları yapmayın. Yapanlara iyi niyetli bakmam art niyetli bakarım’ dedim. Derneğe üye olup da yükseleceğim diye kimse hayal etmesin.”

Paylaşın

Kediler Uyurken Neden Yüzlerini Kapatırlar?

Rahatlarına oldukça düşkün olan kediler, hayatlarının neredeyse üçte ikisini uyuyarak geçirirler. Eğer bir kediyi uyurken yüzünü kapattığını fark ettiyseniz, nedenini merak etmiş olabilirsiniz.

Haber Merkezi / Görünen o ki bu hareket, kedilerin uykuya dalmalarını kolaylaştırıyor. Uzmanlara göre, kedilerin yüzlerini kapatması, uykuya dalmalarına çeşitli şekillerde yardımcı oluyor.

Kediler genellikle şekerleme yapmak için güneşli yerler seçerler, ancak ışık parlaması kedilerin hassas gözlerini tahriş edebilir ve uyumalarını engelleyebilir. Kediler, yüzlerini kapatarak kendileri için karanlık bir ortam oluşturabilirler.

Kediler, ayrıca uyurken kıvrılarak vücut ısılarını korumaya çalışabilirler. Uzmanlara göre, bir top gibi kıvrılmak, kuyruğunu sarmak ve yüzünü kapatmak, kedilerin kendi vücut ısılarını korumalarına yardımcı olabilir.

Kedilerin uyurken güvenlik için yüzlerini kapattıkları da ifade ediliyor. Kediler, yüzlerinin savunmasız olduğunu biliyorlar, bu yüzden kediler yüzlerini kapatarak, kendilerini güvende hissediyor olabilirler.

Bazı kediler uyurken sadece rahatlık olsun diye de yüzlerini kapatabilirler. Bu, bizim bir şekerleme sırasında ekstra rahatlık için kollarımızı yastığın etrafına dolamamız veya bacaklarımızın arasına battaniye sıkıştırmamız gibi bir şey.

Kediler, vücutlarını “sahip oldukları” nesnelere ve alanlara sürterek bölgelerini işaretlemeyi severler. Kedi kendi bölgesini işaretlemek için başını yastığa, battaniyeye veya halıya sürtüyor olabilir, bu uyurken yüzünü kapatıyormuş gibi görünebilir.

Sonuncusu ve muhtemelen en komik olanı, kedilerin bakım yaparken uyuyabilirler. Kediler, kendilerini temizlemek için patilerini yalarlar ve yüzlerine sürerler. Bu kedileri yorabilir ve temizlik sırasında uyumalarına neden olabilir.

Paylaşın

Cinsiyetini Değiştirebilen Altı Hayvan!

Hayvanlar aleminde cinsiyet değiştirmek nadir görülen bir durum değildir: Binlerce tür bu inanılmaz özelliğe sahiptir. Bu hayvanlardan bazıları orta yaşta bir cinsiyetten diğerine geçiş yaparken, bazıları ise çevresel koşullar nedeniyle bir cinsiyetten diğerine geçiş yaparlar.

Haber Merkezi / Hayvanlar aleminde cinsiyet değiştiren altı hayvana bakalım.

Terlik Salyangozları: Terlik salyangozları ardışık hermafroditlerdir; hayata bir cinsiyetten başlarlar ve diğerine dönüşürler. Hayata erkek olarak başlayanlar terlik salyangozları dişiye dönüşürler. Hayata dişi olarak başlayan terlik salyangozları daha sonra erkeğe dönüşürler.

Mavibaşlı Balıklar: Bu renkli balıklar cinsiyet değiştirebilen yaklaşık 500 balık türünden biridir. Hepsi hayata dişi olarak başlar ancak en büyükleri daha sonra erkeğe dönüşürler ve kendilerine özgü mavi renge dönerler. Bu erkekler, her seferinde birer tane olmak üzere yumurtladıkları dişilerden oluşan bir harem kurarlar.

Palyaço Balığı: Bu balıklar için boyut gerçekten önemlidir. Aslında, kaderlerini büyük ölçüde bu belirler. Terlik salyangozları gibi palyaço balıkları da erkek olarak başlayıp dişiye dönüşen ardışık hermafroditlerdir.

Bir büyük erkek ve bir büyük dişi olmak üzere birçok küçük erkekten oluşan gruplar halinde yaşarlar. Büyük dişi ölürse, eşi ölen dişiye dönüşür ve onun yerini alır. Daha sonra küçük erkeklerin en büyüğü hızla büyür ve eşi olur.

Cüce Şahin Balığı: Bu balıklar 7,5 cm’den biraz daha uzundur. Dişinin cinsiyetini değiştirebildiği ve gerekirse erkek olarak çiftleşebildiği haremlerde yaşarlar. Örneğin, bir toplulukta çok fazla dişi varsa, daha iyi bir denge sağlamak için en büyük dişi erkeğe dönüşebilir. Bu balıklar gerektirdiğinde orijinal cinsiyetlerine geri dönebilirler.

Yeşil Kurbağalar: Bu amfibiler genetik olarak erkek veya dişi olarak doğarlar ancak belirli koşullar altında cinsel özelliklerini değiştirebilirler.

Avrupa Gölet Kaplumbağaları: Birçok kaplumbağa türünde, cinsiyeti sıcaklık belirler. Bilim insanları, Avrupa gölet kaplumbağası embriyolarının belirli sıcaklık eşiklerinde erkek veya dişiye dönüştüklerini ortaya koymuşlardır.

Paylaşın

CHP Ve DEM Parti’den Kayyım Tepkisi: Hukuksuzluğa Direneceğiz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Tunceli Belediyesi ile Ovacık Belediyesi’ne atanan kayyımlara tepki gösterdi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Seçilmiş belediye başkanlarına yönelik tüm saldırılara karşı olduğu gibi bu hukuksuzluğa da direneceğiz” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Dersim ve Ovacık belediyelerini gasp eden sarayın kayyım siyasetini tanımıyoruz” derken, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da, “İyi bilinmelidir ki; Dersim kayyımla yönetilemez, iradesi zorbalıkla teslim alınamaz. Halkın iradesine uzanan bu el, Dersim’in onurlu tarihine çarpacaktır” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanlığı, DEM Partili Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak ve CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül hakkındaki hapis kararları gerekçesiyle iki belediyeye kayyım atadı. Sosyal medya hesabından açıklama yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kayyım atamasına tepki gösterdi.

Kararı “milli irade hırsızlığı” olarak nitelendiren Özel, “Ovacık Belediyemize ve Tunceli Belediyesi’ne kayyım atama kararı, kılıfına bile uydurulamamış milli irade hırsızlığıdır. Ovacık Belediye Başkanımız Mustafa Sarıgül’ün 2012’de katıldığı bir cenaze töreni, 2022’de dava konusu yapılmış, 2024’te suç sayılmıştır” dedi.

“Taziye ölüye değil, diriye yapılır. Ne aile evladının suçundan sorumlu tutulabilir ne de taziyeye gelenler” diyen Özel, “İki dönemdir halkın oyuyla seçilen bir belediye başkanını, 12 yıl önce katıldığı bir cenaze nedeniyle görevden almanın, gitmekte olan bir iktidarın son çırpınışlarından azade bir hükmü yoktur. Biz, seçilmiş belediye başkanlarına yönelik tüm saldırılara karşı olduğu gibi, bu hukuksuzluğa da direneceğiz. Kendi menfaatini, Türkiye’nin menfaatinin üzerine koyanlara, bu milleti teslim etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Dersim boyun eğmez, zulme teslim olmaz”

Kayyım kararının ardından yazılı açıklama yapan DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu, kararı darbe olarak nitelendirdi. Açıklamada, “AKP iktidarı, Dersim ve Ovacık belediyelerine kayyım atayarak halk iradesine yönelik darbeci zihniyetini bir kez daha tescillemiştir. Bu kayyım atamaları yalnızca belediyelerin gaspı değildir; halkın tarihine, kültürüne ve değerlerine açık bir saldırıdır. Dersim gibi direnişin ve onurun simgesi bir kente yönelik bu müdahale, halkın iradesine karşı beyhude bir teslimiyet dayatmasıdır. Ancak tarih şahittir ki Dersim boyun eğmez, zulme teslim olmaz” denildi.

Kayyım kararına karşı ortak mücadele çağrısı yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Kayyım politikaları ile toplumsal barış iddiası çelişmektedir. Halkın seçilmiş temsilcilerinin görevden alınması demokratik siyasetin gaspıdır. Dersim’i kayyımla yönetmeye çalışmak, halkın irade sahibi olmasına karşı bir korkunun dışavurumudur. Ne Dersim ne de diğer kentler kayyım ile yönetilemez. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Kayyımlar gidecek, halkın iradesi baki kalacaktır. Tüm demokrasi güçlerini, bu darbeye ve irade gaspına karşı omuz omuza durmaya çağırıyoruz. Biz alışmayacağız, halkımızı da bu zulmü kabullenmeye asla alıştıramayacaksınız.”

Sosyal medya hesabından açıklama yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Dersim ve Ovacık belediyelerini gasp eden sarayın kayyım siyasetini tanımıyoruz. Kayyımları reddediyoruz! Dersim ve Ovacık halkının iradesine kayyım atayan darbeciler; Dersim’in tarihi direniş geleneği ekseninde kurulan ittifak politikaları, dayanışma kültürü ve demokratik halk iradesi karşısında büyük kaybedecekler. Yarın Dersim’deyiz, yüreği demokrasiden yana atan herkesi kayyıma karşı demokratik tepki vermeye çağırıyoruz. Kesintisiz darbelere artık yeter diyoruz” ifadelerini kullandı.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da “Dersim, tarih boyunca direnişin ve onurun simgesi olmuş bir kenttir. Zorbalığa, baskıya ve zulme karşı verdiği mücadele, onu yalnızca bir coğrafya değil, aynı zamanda bir değer haline getirmiştir. Bu topraklar, 1938’de insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen katliamla sınandı; acılarla yoğruldu, ama boyun eğmedi. Toplumsal barış diyenlerin cebinden kayyım çıkıyor, el uzatıyoruz diyenlerin diğer elinde kayyım beliriyor. İyi bilinmelidir ki; Dersim kayyımla yönetilemez, iradesi zorbalıkla teslim alınamaz. Halkın iradesine uzanan bu el, Dersim’in onurlu tarihine çarpacaktır” dedi.

Paylaşın

İçişleri Bakanlığı Duyurdu: Tunceli Ve Ovacık Belediyelerine Kayyım Atandı

İçişleri Bakanlığı, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Tunceli Belediyesi ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimindeki Ovacık Belediyesi’ne kayyım atandığını duyurdu.

Yerine kayyım atanan Tunceli Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, “AKP-MHP fotoğrafı budur. İrade gaspı budur” diye konuştu.

DEM Partili Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak, CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ile birlikte 4 sanık hakkında “terör örgütüne üye olma” suçundan açılan davada Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, “terör örgütüne üye olma” suçundan 6 yıl 3’er ay hapis cezası alan DEM Partili Konak ve CHP’li Sarıgül, İçişleri Bakanlığı’nca görevden alınarak, yerlerine kayyım atandı.

İçişleri Bakanlığı’nca yapılan duyuruda, şu ifadelere yer verildi: “Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak’ın Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2022/99 esas sayılı dosyası kapsamında “PKK/KCK “Silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 6 YIL 3 ay hapis cezası alması ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2024/1146 Sayılı soruşturma dosyasında “PKK/KCK terör örgütü propagandası yapmak” suçundan soruşturmasının devam etmesi nedeniyle, Cevdet Konak, Anayasa’nın 127’inci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’inci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 45 ve 46’ıncı maddeleri uyarınca Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu, Tunceli Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir.

Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2022/99 esas sayılı dosyası kapsamında “PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası alması nedeniyle; Mustafa Sarıgül, Anayasa’nın 127’inci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’inci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunun 45 ve 46’ıncı maddeleri uyarınca Ovacık Kaymakamı Hüseyin Şamil Sözen, Tunceli Valiliği’nce Ovacık Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir.”

Mezopotamya Ajansının aktardığı bilgilere göre yerine kayyım atanan Tunceli Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, “Trafikte yolumu keserek tebligatı imzalatmak istediler. Kenti işgal ettiler, AKP-MHP fotoğrafı budur” diyerek tepki gösterdi. Belediye önünde konuşan eş başkanlardan Cevdet Konak, “Bize bu yetkiyi Dersim halkı vermiştir. Araçlarla trafiği kapatarak hem yol işgali yaptılar, en büyük yolsuzluğu yaptılar” diye konuştu.

“AKP-MHP fotoğrafı budur”

Belediyeden çıkarken yolların trafiğe kapatıldığını ve kendisine tebligatnamenin polislerce verildiğini söyleyen Konak, “Yolu niye kapatmışsınız, işgal etmişsiniz diye sordum. Bana ‘Bakanlığın tebligattı var imzala’ dediler.  Ben imzalamadım. Kenti işgal ettiler. AKP-MHP fotoğrafı budur. İrade gaspı budur” diye konuştu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Meral Akşener’e: İşbirlikçi

Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener’e göndermede bulunarak, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, vasiyet olarak ‘Kılıçdaroğlunu aileme emanet ediyorum’ diyen milliyetçi ve vatansever diye bildiklerimiz işbirlikçi çıktı, onlara inandığım hata ettim. Bu kadar kötü olabileceklerini tahmin edemedim” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şikayetiyle 11 yıl 8 ay hapis cezası ve siyasi yasak istemiyle yargılandığı davada bugün hakim karşısına çıktı. Duruşma Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Kemal Kılıçdaroğlu, duruşmanın görüleceği Ankara Adliyesi önünde kalabalık  bir grup tarafından ‘Hak hukuk adalet’ sloganları ile karşıladı. CHP lideri Özgür Özel ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da adliyeye geldi.

Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, “Sinan öldüğünde bizim yaşadığımız en büyük acı vefasızlık duygusuydu. Kemal bey de sağ olsun bizi hiç yalnız bırakmadı. O sebeple ben de bugün buradayım. Onu yalnız bırakmak istemedim” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, savunmasında şu ifadeleri kullandı: “Sayın Yargıç, Konuşmama başlamadan önce iki hususa dikkat çekmek istiyorum. Birincisi: Ben buraya işlediğim bir suçtan ötürü kendimi savunmak için değil, işlenen suçları kayıtlara geçirmek, hesabını sormak ve tarihe not düşmek için geldim.

İkincisi : Maruz bırakıldığım bu hukuksuzluğun öznesi ve sebebi olmadığınızı biliyorum. Söyleyeceklerimin hiçbirisinin şahsınızla bir ilgisi yoktur. Ancak bilmenizi isterim ki sizinle ortak bir noktada buluştuk. Tarih, bana gerçekleri söyleme görevi verdiği gibi size de bu gerçekleri kayıt altına alma fırsatı sunmuştur.

Sanırım, açılan davaların ve mahkemeye çıkmamın nedeni; Erdoğan’a “Başçalan, Hırsız ve Başhırsız” demiş olmamdır. Öncelikle ispatlarla sabit olan bu gerçekleri dile getirdiğim için hiçbir pişmanlığımın olmadığını söylemek isterim.

Ne mutlu ki bana, mahkeme karşısına, “Rüşvet suçundan” çıkmadım. Ne mutlu ki bana, “yetim hakkı yiyen zimmet suçlusu bir hırsız” olarak karşınıza çıkmadım. Ve yine ne mutlu bana ki Sayın Yargıç, karşınıza “Vatana ihanetten” de çıkmadım. Karşınıza Sayın Yargıç, “Hırsıza hırsız ” dediğim için çıktım.

Sizlerin ve aziz milletimin huzurunda ve tarih önünde tekrar söylüyorum; “Oğlum evdeki paraları sıfırladın mı ” diyen adam HIRSIZDIR. “Bir tek yüzüğüm var, zengin olursam bilin ki çalmışımdır” diyen adam zengin olmuş ise Sayın Yargıç, buradan tekrar söylüyorum BAŞÇALANDIR – HIRSIZDIR.

Sayın Yargıç; Ben Kemal Kılıçdaroğlu..! Maliye Bakanlığında hesap uzmanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığında Daire Başkanlığı ve Genel Müdür Yardımcılığı yaptım.

Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumunda Genel Müdürlük, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında Müsteşar yardımcılığı yaptım. Siyaset arenasına girmeden önce Üniversitede ders verdim. Milletvekilliği ve Grup Başkan Vekilliği yaptım. Daha sonra üyesi olmaktan her zaman gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisinde Genel Başkanlık görevini 13 yıl boyunca yerine getirdim.

Sayın Yargıç, Bütün görevlerim süresince çok büyük bütçeler yönettim. 10 binlerce memura amirlik yaptım. Ne beytül malın bir kuruşuna el uzattım, ne de bir kişiye müsaade ettim.

Çeteler, baronlar ve mafyalar hep karşımda olmuştur. Tarih kadar uzun bir yolculuktan geldim Sayın Yargıç. 68 Kuşağında Denizlere, Mahirlere ve Hüseyinlere yoldaşlık ettim. İdamlara tanıklık ettim. Daha sonraları anladım ki, Sağdan ve soldan idam edilenlerin aslında aynı hedefte yürüyen kardeşler olduğunu. Düşmanlarımızın ise tek olduğunu.

Aslında, bizim tek düşmanımız, bu ülkeyi bölmek ve bizleri kendilerine köle yapmak için amansızca çalışan Emperyal güçlerdi… O kara günler geçtikten sonra, darbeler ve idamlar sürecini çok düşündüm ve tek bir şeye İnandım…

“Biz; sağcı-solcu, seküler-dindar, Alevi-Sünni, Türk-Kürt- ” değildik. Biz, Dünyanın en güzel toprakları olan bu vatanda, barış, kardeşlik, huzur ve bereket içerisinde yaşama mücadelesi veren, ama İşgalci güçler ve onların içimizdeki işbirlikçileri eliyle birbirini öldüren…

Gençlerini uyuşturucu baronlarının eline terk etmiş, Çocuklarının eğitim-sağlık ve beslenme ihtiyaçlarını karşılayamayan, gelişmiş dünyanın çoktan unuttuğu saçma konular yüzünden kutuplaşmış, emeklisi aç, hastası tedavi edilemeyen, sınırları korunamayan, emeği sömürülen, insanlık onuruna yakışan bir hayattan çok uzaklaşmış, ağız dolusu gülmeyi unutmuş, 85 milyon ve tek millet olan kardeşler olduğumuza inandım.

Anlatacağım Sayın Yargıç, Sizde bunu aziz milletimiz adına ve tarih önünde kayıtlara geçirin. Herkes iyi dinlesin! Bu sözlerime kulak versin! Sayın Yargıç bu anlatacaklarımın dava konusu ile ne alakası var demeyin!

Bakınız yolsuzluk ve hırsızlık, ülkenin başına ne işler açıyor! Yaptığı hırsızlık, yolsuzluk nedeniyle mal varlığının hesabını veremeyen yöneticiler, egemen güçler tarafından teslim alınırlar. Ve bu sonuçta o ülke için felaketlerin kapısını aralar.

Bakınız, Büyük Ortadoğu Projesinin 2. Fazına geçildi! Emperyalistlerin, İşgalcilerin ve Vatanımızda-Çocuklarımızda-Geleceğimizde ve Canımızda gözü olan düşman cephesinin kurduğu planın ilk aşaması tamamlandı. Şimdi ikinci aşaması uygulamaya kondu…

85 milyon vatandaşımıza sesleniyorum; Büyük Ortadoğu Projesinin İlk aşaması şuydu: Rüşvet ve yolsuzluk yoluyla zenginleştirdikleri, Teröre ve uluslararası suç oluşturan işlere girmesini sağladıkları kişileri, Ülkeyi toprak tavizleri vermek zorunda bırakacak kadar borçlandırmak ve “Tek Adam” rejimini kurmaktı. Ve en önemlisi; Ülkedeki bütün güçleri “TESLİM ALABİLECEKLERİ” bir tek adamda birleştirmekti.

İlk faz tamamlandı. Teslim aldıkları ve bütün güçleri üzerinde birleştirdikleri “TEK ADAM ve SARAY REJİMİ”ni kurdular. Hatırlayın! Çıkarlarımız gereği kabul etmediğimiz ilk tekliflerinde Trump , Erdoğan’a ne dedi ? “Mal varlığını araştırırım”,

Teslim alınmış ve bütün yetkileri elinde bulunduran “saray” ne yaptı? İstediklerini derhal yerine getirdi. Hatırlayın Sayın Yargıç! “Bu can bu bedende olduğu sürece o papazı vermem” diyen Erdoğan, ne oldu? Bir anda çark etti?

Henüz mahkeme saati dahi gelmemişken, Rahip Brunson’ı götürecek uçağı kapımıza yollamışlardı bile Sayın Yargıç, Erdoğan ailesinin mal varlığı dolayısıyla dönemin ve şimdinin ABD başkanı Trump tarafından tehdit edildiğini ve Erdoğan’ın bu tehdide hemen boyun eğdiğini sadece biz değil bütün dünya biliyor.

Egemen güçler tarafından teslim alınan bir devlet başkanı ülkesine hizmet edemez. Bu, tarihin önümüze koyduğu bir başka gerçektir. Hiç kimse unutmasın ki; Yolsuzluklarla, devleti soyanlara suskun kalanlar onurlarını kaybederler. Biz onurlu insanlarız. Yolsuzluklar karşısında suskun kalamayız.

Beni en iyi devleti soyanlar tanır. Çünkü onlar beni susturmak için yedi sülalemi araştırdılar… Sayın Yargıç; Siyaset devleti soymak, yolsuzluk yapmak için yapılmaz. Yapılmamalı… Siyaset halka hizmet etme yoludur. Sayın Yargıç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bölme ve parçalama projesinin 2. aşaması başlıyor.

Bakınız, BOP’un 2. Aşaması sürecinde Türkiye alenen bir sığınmacı deposu haline getirilmiştir? Ne acıdır ki para uğruna Türkiye’ye “Geri Kabul Anlaşması” imzalatılmıştır.

Sayın Yargıç Unutmayın, bir ülkeyi bölmek için önce o ülkeyi sığınmacı nüfus olarak büyütüp, ekonomik olarak küçültürseniz, yani yoksulluğu yaygınlaştırırsanız emperyal güçlerin ekmeğine yağ sürer ve emellerine hizmet etmiş olursunuz. Açıkça söylüyorum bugün için yapılan budur.

Bakınız bugün Devletimiz borçlandığı her 100 lira karşılığında 135 lira faiz ödüyor. Bakınız! Lütfen dikkat ediniz, Bunu herkesin duyması ve bilmesi gerekiyor! Her 100 lira için 135 lira faiz ödüyoruz.

Çok değil daha bir kaç yıl önce, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından 128 Milyar dolar buharlaştırıldı. Sayın Yargıç, tekrar ediyorum. Millete ait 128 Milyar Dolar para, yandaşa ve 5’li Çetelere arka kapıdan satılarak yok edildi.

Bir vatansever için ne kadar acı bir tablo değil mi? Borçlanıyor ve borcumuzu ödeyemez hale geliyoruz. Bunun ekonomi bilimindeki en basit karşılığı şudur ; “Para alan, emir alır.”

Ödeyecek paranız yoksa elinizdeki toprakları vermek zorunda kalırsınız.

Kısa, öz ve doğrudan söylüyorum! Erdoğan, Kıbrıs ve Ege de taviz ve toprak verecek. Kendisi daha ilk yıllarında dahi bu amacını şöyle dile getirmişti! Hatırlayın !! “Gerekirse Kıbrıs’tan bir kısım toprakta verilebilir” Diyen Erdoğan, “Emir komuta merkezim isterse Papaz elbisesi giyerim” diyen Erdoğan,

“Hem laik hem Müslüman olunmaz” diyen Erdoğan, “Valilere çukurlar eşilirken, dokunmayın talimatını ben verdim” diyen Erdoğan, “Ne istediler de vermedik, bitsin bu hasret dön gel ” diyen Erdoğan,

Kurucu irademiz ve liderlerimize, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e “Ayyaş” diyen Erdoğan, Dolayısıyla Erdoğan; Ülkemiz, devletimiz, birliğimiz ve geleceğimiz için bir tehdit ve tehlikedir. BOP’un 2. Aşaması sadece Kıbrıs ve Ege’den toprak ve taviz vererek tamamlanmayacaktır Sayın Yargıç! Devam edecek. Ülkemize sokulan ve sayısı belli olmayan ama on milyonlarla ifade edilen,

Geri kalmış dünyanın hemen her tarafından yurdumuza gelen, Eğitimsiz, kayıtsız, geçmişi bilinmeyen ve içerisinde çok sayıda cihatçı olduğu tahmin edilen, milyonlarca sığınmacı, emperyal güçlerin Erdoğan eliyle ülkemiz üzerinde kurduğu bu korkunç tablo Bir beka sorunudur.

Sayın Yargıç, lütfen söylediklerimi dikkatlice kayıt altına alın! İÇ KARIŞIKLIK, DIŞ MÜDAHALE ZEMİNİ OLUŞTURUR. Bu yakın tarihte her zaman böyle olmuştur. Ekonomisi zayıflatılmış hatta çökmüş, Sınırlarını koruyamayan,

Adalet sistemi tek adama bağlanmış, Denetleme mekanizması yok edilmiş, Şeffaflık ve hesap sorulabilirliği olmayan, Liyakat ve ehliyete göre değil, biat ve itaat edenlerin devlet kademelerine geldiği bir sistem sürdürülebilir değildir.

Irak’ın işgalini hatırlayın lütfen! O dönem ülkemizde başkanlık sistemi denen ucube saray rejimi henüz yoktu. Amerikan askerlerinin Türkiye üzerinden Irak’ı işgal etme talebi Türkiye Büyük Millet Meclisimiz tarafından reddedilmiş, Amerikan askerlerinin ülkemize girişi engellenmişti. O dönem güçler ayrılığı vardı ve tek adam rejimi yoktu. Peki, o dönem şu anki tek adam rejimi olsa ve Erdoğan Başkan olsaydı,

Sizlere, vicdanlarınıza ve kamuoyuna soruyorum, Erdoğan bu tezkereye “Hayır” diyebilir miydi? Tabi ki hayır. Asla diyemezdi… Tekrar hatırlayın; beyefendi o dönem “Amerikan askerlerinin evlerine sağ salim dönmeleri için dua ediyordu”

Güçler ayrılığı olmayan ve Teslim Alınabilecek – Tekrar ediyorum- yasadışı malvarlığı dolayısıyla teslim alınabilecek tek bir kişi üzerine inşa edilen bu ucube sistem ülkemiz için bir beka sorunudur.

Ben Kemal Kılıçdaroğlu!

75 yaşındayım. Hayatım boyunca alnımın teriyle kazandım, Çocuklarımı helal lokma ile büyüttüm, maaşımdan biriktirdiklerimle satın aldığım ve hali hazırda içinde yaşadığım evimin dışında, kooparetife girerek edindiğim Ankara’nın Büğdüz köyündeki evimden başka bir mal varlığım yoktur.

Çok büyük bütçeler yönettim, Her zaman ve her adımımda fakir-fukaranın parasını ve çıkarını gözettim. Milletimi ve devletimi her zaman sevdim, onlara sadakatten hiç ayrılmadım. Bütün yaşamım boyunca parayla hiç işim olmadı, dönüp yüzüne bile bakmadım.

Terör örgütü PKK tarafından kurşunlandım, kucağımda şehit verdim. Defalarca suikastlara, linçlere ve saldırılara uğradım. Canımla sınandım geri adım atmadım. Ailemle ve çocuklarımla tehdit edildim oralı bile olmadım. Para ve zengin bir hayat vaat ettiler, satılmadım-satın alınamadım.

Sayın Yargıç, hiç bir zaman teslim alınmadım. Bunu Aziz Milletimiz bilsin, Devletimi ve milletimi sevmekten hiçbir zaman vazgeçmedim ve vazgeçmeyeceğim.

Ben Kemal Kılıçdaroğlu, Hatalarım, Pişmanlıklarım ve Üzüntülerim yok mu? Tabi ki Var. Sayın Yargıç, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, vasiyet olarak “Kılıçdaroğlunu aileme emanet ediyorum” diyen milliyetçi ve vatansever diye bildiklerimiz işbirlikçi çıktı, onlara inandığım hata ettim, Evet hatalıyım.

Bu kadar kötü olabileceklerini tahmin edemedim… Pişmanım, kurulan müesses nizamı ve ülkenin içine girdiği bu tehlikeyi daha iyi anlatamadım, Milletimizi ikna edemedim, Sahte videolar ile sahtekarlık yapanlarla daha çok mücadele edemedim.

Üzgünüm Sayın Yargıç, Çocukları sorduğunda hep unutkan, sofraya oturulduğunda hep karnı tok olan anneler için üzgünüm. Beslenme, eğitim ve sağlık problemi yaşayan,

Katledilen, taciz ve tecavüze uğrayan, sevilmeyi ve gülmeyi unutan ve yatağa aç giren her bir evladımız için üzgünüm, kahroluyorum, yüreğime ağır geliyor. Torunlarına mahçup olan, faturasını ödeyemeyen emeklilerimiz için üzgünüm. Evet, üzgünüm Sayın Yargıç, daha bir kaç gün önce yokluktan ve yoksulluktan dolayı yanarak can veren 5 evladımız için üzgünüm.

Gece mesailerinde çalışan, orada çıkan meyveyi yemeden çocuğuna götüren, Gece mesaiye kaldığı için evine geç giden, kendi gittiğinde çocuğu uyumuş olan ve sabah erken işe giderken yine çocuğunun yüzünü göremeyen emekçi anne-babalarımız için üzgünüm.

Yurtdışına kimisi kaçak yollarla, kimisi uzun uğraşlarla giden 300 bin genç için üzgünüm. Onlar bizim geleceğimiz Sayın Yargıç! Onları “Giderlerse gitsinler” diyen Erdoğan’a mecbur bıraktığım için çok üzgünüm. Okumuş, yetişmiş, zeki, pırıl pırıl 300 bin genç Sayın Yargıç.

Peki, yerine gelenler kim? Ne idiğü belirsiz milyonlarca eğitimsiz sığınmacı. Emperyal güçler çocuklarımızı bile elimizden aldı. Afrika kabilelerinde meşhur bir söz vardır. Derler ki “Köyünün ve ailesinin sevgisini alamayan bir çocuk, ısınmak için o köyü yakar” İşte Sayın Yargıç, o çocukları tekrar kazanamazsak bizi yakarlar.

Sizlerin ve tarihin önünde ifade etmek istiyorum. Kararlıyım! Bu devleti ve devletin asıl sahibi milletimizi, gelişen dünyanın gerisinde bırakanlarla mücadele etmeye kararlıyım.

Herkes bilsin ki, bu Aziz millete tarih önünde son vazifemi yerine getireceğim. Bu benim namus borcum ve son yürüyüşümdür. Konuşmamı bitirirken Sayın Yargıç, Şunu herkes bilsin ki; 100 yıl sonra bir kere daha söylüyoruz, Ne bu devleti, ne de bu milleti “Köhne Bizans’ın Yıldız Burcunda oturan baykuş” özentilerine bırakmayacağız.

HIRSIZLARIN DIŞARIDA, NAMUSLULARIN İÇERDE OLDUĞU BİR DÜZENDE HAPİSHANELER BİZLER İÇİN ŞEREFTİR… Ve buradan milyonlar adına sesleniyorum,

Başta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bütün kuvvacı kahramanlara selam olsun, selam olsun, Devletin bekası-milletin esenliği için canını hiçbir zaman sakınmamış bütün vatanseverlere, Atatürk ve Cumhuriyet’e bağlılık yemini ettiği için ihraç edilmek istenen Genç Teğmenlere, Yurtdışına çıkmış ama geri döneceklerine inandığım 300 bin gencimize, Ulusal kurtuluşumuza, Güzel ve Aydınlık günlere selam olsun. Yaşasın Türkiye, yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.”

“CHP’liler olarak Genel Başkanımızın yanındayız”

Kılıçdaroğlu’nun savunmasının ardından CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın adliye önünde açıklamalarda bulundu.

Günaydın, şu ifadeleri kullandı: “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı konuşmalar 10 yıl sonra suç delili sayıldı. Dava Mersin’de açılmış. SEGBİS ile kayıt alındı. Yaklaşık 1 saatlik bir ifadeydi. Avukat tarafından deliller sunuldu. Dava Mersin’de görülecek.

Vekillik görevi biter bitmez açılan bu dava, herkese verilmiş bir gözdağıdır. ‘Kimse muhalefet yapmasın, bizim borumuz ötsün’ demektir. CHP’liler olarak Genel Başkanımızın yanındayız, demokrasinin yanındayız.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Kremlin’den Batı’ya Gerilimi Tırmandırmama Konusunda Uyarı

Batı’yı gerilimi tırmandırmama konusunda uyaran Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, “Füze üretip Ukrayna’ya gönderen ve Rus topraklarına düzenlenen saldırılara dahil olan Batılı ülkelerin pervasızca karar ve eylemleri yanıtsız bırakılamaz” dedi.

Biden yönetiminin “gerilimi tırmandırma yolunda ilerlemeyi tercih ettiğini” belirten Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, “Mevcut ABD yönetiminin verilen mesajı aldığına ve anladığına kuşkularının bulunmadığını” söyledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in dün gece yaptığı açıklamada Ukrayna’ya dün ilk kez yeni geliştirilen orta menzilli hipersonik balistik füze fırlattıklarını açıklamasının ardından Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov Batı’yı gerilimi tırmandırmama konusunda uyardı.

Ukrayna’da dün kullanılan yeni füzenin Batı’ya bir mesaj olarak tasarlandığını belirten Peskov, “Füze üretip Ukrayna’ya gönderen ve Rus topraklarına düzenlenen saldırılara dahil olan Batılı ülkelerin pervasızca karar ve eylemleri yanıtsız bırakılamaz” dedi.

Bir yükümlülükleri bulunmamasına rağmen füze saldırısından 30 dakika önce ABD’yi bilgilendirdiklerini belirten Peskov, “Rus tarafı kabiliyetlerini göstermiş, endişelerinin dikkate alınmaması durumunda atacağı diğer misilleme adımlarının çerçeve hatlarını açık bir şekilde ortaya koymuştur” diye konuştu.

Putin’in diyaloğa açık olduğunu, ancak ABD’de görevden ayrılmak üzere olan Biden yönetiminin “gerilimi tırmandırma yolunda ilerlemeyi tercih ettiğini” belirten Peskov, “Mevcut ABD yönetiminin verilen mesajı aldığına ve anladığına kuşkularının bulunmadığını” söyledi.

Rusya lideri Putin dün gece yaptığı Ulusa Sesleniş konuşmasında ABD’nin Avrupa’da konuşlandırdığı modern hava savunma ve füzesavar sistemlerinin bu tür füzeleri yakalayamayacağını belirterek “Kışkırtıcı politikaların, gerilimin tırmanması durumunda Batı’nın kendisi açısından ciddi sonuçlar doğuracağı” tehdidinde bulunmuştu. Putin, barışçı bir yola girilmesi ve gerilimi yatıştırmaya yönelik her tür temasa açık olduğunu da sözlerine eklemişti.

Rusya’nın dün ilk kez savaş koşullarında test ettiği, Rusça’da fındık ağacı anlamına gelen Oreşnik orta menzilli hipersonik balistik füze, nükleer başlık taşıyabilme özelliğine de sahip. Ukrayna Perşembe günü Rusya’nın ilk kez “uzun menzilli kıtalararası balistik füzeyle”saldırdığını duyurmuştu.

ABD ve İngiltere, kendi ürettikleri uzun menzilli füzelerin Rus topraklarına saldırı için kullanılabilmesi konusunda Ukrayna’ya izin vermiş, Ukrayna da Salı günü ABD üretimi ATACMS ve Çarşamba günü İngiliz yapımı Storm Shadow füzelerini Rus topraklarına saldırılarda kullanmıştı.

Rusya’nın füze adımı, önümüzdeki hafta Brüksel’de düzenlenecek NATO-Ukrayna Konseyi’nde ele alınacak.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın