Suriye’de “Tarih Tekerrür Edebilir” Uyarısı

Suriye’deki son gelişmeleri değerlendiren Uluslararası Kriz Grubu (ICC) kıdemli analisti Nanar Hawach, “tarih tekerrür edebilir” uyarısında bulundu. Türkiye İslamcı muhalifleri desteklerken ABD, SDG’yi destekliyor. Esad rejiminin en büyük destekçileri ise Rusya ve İran.

Silahlı grupların Suriye’nin en büyük ikinci kenti olan Halep’i ele geçirmelerinin yankıları sürüyor. 2016 yılından bu yana muhalif grupların rejime karşı başlattıkları en büyük saldırının Suriye iç savaşını yeniden alevlendirdiği, isyancıların Halep’ten sonra yöneldikleri Hama ve Tel Rıfat’ta çatışmaların sürdüğü, silahlı muhaliflerin bir sonraki durağının Şam olabileceği bildiriliyor.

Güvenlik uzmanları, Esad rejiminin karşı saldırı hazırlıkları yaptığına dikkat çekerek önümüzdeki günlerde çatışmaların daha da şiddetlenebileceği öngörüsünde bulunurken gelişmelerin Türkiye’nin de müdahil olduğu bölgesel bir savaşın fitilini ateşleyebileceği endişesini dile getiriyorlar.

Suriye, 13 yıldır çok farklı silahlı grupların güç mücadelesine sahne oluyor. Bunlar arasında radikal cihatçı gruplar, Batı medyasında “Erdoğan’ın müttefiki” olarak adlandırılan İslamcılar ve ayrıca ABD destekli, ana omurgasını PKK’nın Suriye uzantısı olarak görülen YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) gibi oluşumlar bulunuyor.

Suriye’nin geleceğine dair tasavvurları çok farklı olsa da bu gruplar ortak bir hedefi paylaşıyor, Beşar Esad diktatörlüğünün sona ermesini istiyorlar.

Bu nedenle muhalif grupların oluşturduğu ve Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) öncülük ettiği ittifakın geçen hafta başlattığı saldırılarda Halep’i ele geçirmesi, son yıllarda gücünü yeniden konsolide ettiği ve uluslararası meşruiyetini de yeniden tesis etmekte olduğu düşünülen Beşar Esad üzerinde adeta darbe etkisi yarattı.

İran ve Rusya’nın desteği sayesinde 13 yıldır Esad rejiminin yıkılmasını önleyen Suriye ordusu, muhalif grupların saldırılarına hazırlıksız yakalanmış görünüyor.

Beşar Esad’a meydan okuyan ittifaka öncülük eden HTŞ kim?

El Kaide kökenli HTŞ, yaklaşık 30 bin savaşçısıyla bölgedeki en etkili silahlı güç konumunda ve cihatçı bir yapı olarak Suriye topraklarındaki hakimiyetini genişletmesi endişelere yol açıyor. İlk ismi El Nusra Cephesi olan bu yapı, El Kaide’nin Suriye kolu olarak Ebu Muhammed Colani tarafından kuruldu.

IŞİD ile kıyasıya bir rekabet içine girerek bölgede güçlenen, daha sonra Esad’a yardıma yetişen İran ve Rusya’nın bu yapıyı hedef alması sonucunda İdlib’e çekilmek zorunda kalan bu yapının lideri Ebu Muhammed Colani, 2016 yılında El Kaide ile ilişkilerini sonlandırdıklarını açıkladı, 2017 yılında da HTŞ’yi kurduğunu ilan etti.

HTŞ, Suriye’nin “son muhalif kalesi” haline gelen İdlib bölgesini kontrol ediyor. Birleşmiş Milletler’e (BM) göre bu bölge iç savaştan kaçan, yerinden edilmiş yaklaşık 4 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapıyor. Hem ABD hem Türkiye’nin terör örgütleri listesinde yer alan HTŞ, son yıllarda cihatçı örgüt imajını daha ılımlı bir çizgiye dönüştürme çabasında.

HTŞ, El Kaide’nin küresel cihatçı yönelimi yerine odağının Suriye olduğunu, Suriye’de İslami bir yönetim istediğini ancak diğer dinlere de saygılı olduğunu savunuyor. Hatta Halep’i ele geçirdikten sonra HTŞ, kentteki kiliseler de dahil olmak üzere kültürel ve dini mekanları koruyacaklarını, diğer dinlere mensup olan kent halkına saygılı olunacağını duyurdu.

Esad rejiminin, İran ve Rusya’nın desteğini alarak HTŞ’nin Halep hamlesine İdlib’i yoğun bir karşı saldırı ile hedef alma ihtimali, sadece Türkiye için değil AB içinde endişe oluşturuyor. Bunun bu bölgede yaşayan milyonlarca yerinden edilmiş Suriyelileri harekete geçirerek Türkiye’ye ve daha sonra da Avrupa’ya yeni bir mülteci dalgasını tetiklemesinden endişe ediliyor.

Türkiye, Rusya ve İran arasındaki Astana Süreci uyarınca aslında Ankara İdlib’i silahsızlandırma sorumluluğunu üstlenmişti. Ancak mevcut gelişmeler, HTŞ’nin son yıllarda İdlib’deki hakimiyetini muhalif güçleri Esad’a yeni bir isyana hazır hale getirmek için kullandığı izlenimini güçlendirdi.

Halep’in ele geçirilmiş olunması, HTŞ’ye Suriyeli muhalifler nezdinde “kurtarıcı” ünvanını kazandırdı. Ancak uzmanlara göre bundan sonra ilerleme kaydedip kaydetmeyeceği büyük ölçüde öncülük ettiği ittifakın muhafazasına bağlı.

Suriye Milli Ordusu (SMO), büyük ölçüde Türkiye tarafından desteklenen farkı İslami ve İslamcı milisin oluşturduğu gevşek bir koalisyon olarak nitelendiriliyor. Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları geçmişte SMO savaşçılarını Türkiye’nin kontrolü altındaki bölgelerde yargısız infaz, dayak, tecavüz, adam kaçırma ve yağmalama gibi ihlallerde bulunmakla suçlamıştı.

Türk hükümeti, Türkiye’nin Halep’te yaşanan çatışmalara taraf olmadığını söylese de Türk basınında Halep Kalesi’nde asılan Türk bayrağı için “Tarih tekerrür etti: Halep Kalesi’nde Türk bayrağı dalgalandı” ve “Halep Kalesi’nde 76 yıl sonra Türk bayrağı” gibi başlıkların atılması dikkat çekti.

Uluslararası basın, SMO’nun Halep operasyonuna katıldığı, hatta SMO’nun Halep’teki bir askeri havalimanını ele geçirdiği bilgisinin Türk basını tarafından duyurulduğuna dikkat çekmekle birlikte, Türkiye destekli bu yapının asıl hedefinin Şam’daki Esad rejimi değil, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olduğuna işaret ediyor.

SMO’nun, Halep saldırısıyla eşgüdümlü olarak SDG’nin kontrolü altındaki Tel Rıfat’ı hedef aldığı, operasyonun adının da “Özgürlük Şafağı” olduğu bildiriliyor.

Ankara’ya göre muhaliflerin Halep operasyonuyla birlikte Esad rejimi SDG’den destek istedi, kendi kontrolü altındaki belli bölgeleri bu yapıya devretmeye başladı, SMO ise “Özgürlük Şafağı operasyonuyla bu planı bozdu”, Tel Rıfat’ın ilçe merkezini kontrolü altına aldı. SDG ise SMO’nun operasyonunun arkasında olduğunu iddia ettiği Türkiye’yi “tüm Suriye’yi işgal etmeyi hedeflemekle” suçluyor.

Kürtler, Suriye iç savaşının kazananı olarak görülüyor, PKK da Suriye uzantısı PYD ve askeri kolu YPG sayesinde Suriye’nin kuzeydoğusunu kontrolü altına almayı başaran aktör olarak nitelendiriliyor.

Aslında PKK sadece Türkiye tarafından değil, AB ve ABD tarafından da terör örgütü olarak sınıflandırılıyor. Ancak YPG’nin ana omurgasını oluşturduğu SDG, IŞİD ile mücadelede sergilediği işbirliği sayesinde ABD’nin bölgedeki en önemli müttefiki haline geldi ve bu yapı Suriye topraklarının neredeyse üçte birini kontrol ediyor.

Türkiye ise bu SDG’nin sınırlarındaki varlığını ulusal güvenliğine bir tehdit olarak algıladığını söylüyor.

SDG’nin Esad rejimi ile işbirliği yaptığı iddiaları gündemdeki yerini koruyor. Uzmanlar, HTŞ’nin ilerleyişini sürdürmesi halinde bir gün Türkiye destekli SMO ile birlikte SDG’yi hedef alma ihtimalinin dışlanamayacağına dikkat çekiyor. SDG’nin bu endişe nedeniyle Esad rejimi ile diyaloğunu koparmadığı, kazanımlarını kaybetmemeye odaklandığı belirtiliyor.

Uluslararası Kriz Grubu (ICC) kıdemli analisti Nanar Hawach, Suriye’deki son gelişmeleri değerlendirirken “tarih tekerrür edebilir” uyarısında bulundu.

Suriye’de demokrasi yanlısı güçlerin 2011 yılında mücadelelerini başlattıklarında önce ilerleme kaydettiklerini, ancak daha sonra Rusya ve İran’ın Esad güçlerine desteğini artırmasının ardından rejimin Hama’daki saldırıyı durdurmayı başardığını anımsatan Hawach, bunu izleyen yıllarda Esad’ın muhalifleri hedef aldığı sayısız hava saldırıları sonucunda rejim birliklerinin ülkenin yaklaşık yüzde 75’inde kontrolü yeniden ele geçirdiğini söyledi.

DW Türkçe’ye konuşan Hawach, “Pazar günü, Hama’ya yoğun hükümet destek takviyesi ulaştı ve HTŞ’yi kuzeye doğru itmeye, bazı kasaba ve köyleri geri almaya başladılar” dedi. ICC kıdemli uzmanına göre Esad rejimi büyük bir karşı saldırı başlatmak üzere ve önümüzdeki birkaç hafta ya da ay boyunca Suriye’de yüksek yoğunluklu bir iç savaş yeniden başlayacak.

BM kuruluşlarına danışmanlık yapan Ortadoğu analisti Lorenzo Trombetta ise “Suriye’deki Türkiye yanlısı cihatçı isyancıların İsrail ile Hizbullah arasında ateşkesin yürürlüğe girmesinin hemen ardından saldırıya geçmesi tesadüf değil” diyor.

Bölge ülkelerinde Türkiye İslamcı muhalifleri desteklerken ABD, SDG’yi destekliyor. Esad rejiminin en büyük destekçileri ise Rusya ve İran.

Aralarında ABD ve Almanya’nın da bulunduğu birçok ülke tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan, Avrupa Birliği’nin (AB) ise silahlı kanadını terörist grup olarak sınıflandırdığı Hizbullah, İran tarafından finanse ediliyor, donatılıyor ve eğitiliyor. Ancak Lübnan’da İsrail ile çatışmalar nedeniyle Hizbullah zayıflamış durumda. Bu nedenle Esad’a desteği de zayıfladı.

Yine İran’ın savunması da son zamanlarda İsrail tarafından zayıflatıldı. Ayrıca İsrail Suriye içindeki İran üslerine yönelik saldırılarını arttırdı ve Lübnan ile Suriye arasındaki ikmal yollarını kesti. Bu arada Suriye’nin diğer kilit müttefiki Rusya da Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşla meşgul. Ancak Rusya, Ukrayna savaşına rağmen Suriye’yi desteklemeye devam edeceğini duyurdu.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov bir basın toplantısında “Rusya’nın elbette Beşar Esad’ı desteklemeye devam edeceğini” söyledi, Moskova’nın “durumu istikrara kavuşturmak için neyin gerekli olduğuna dair bir pozisyon belirleyeceğini” de sözlerine ekledi.

İran da Kremlin gibi Esad’a destek açıkladı. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan telefonda görüştüğü Esad’a isyanı bastırmak için gerekti desteği verme güvencesini verdi.

Paylaşın

Otomotiv Satışları Yıl Bitmeden Bir Milyonu Aştı

2024 yılının ilk 11 aylık döneminde, otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,5 oranında azalarak 1 milyon 68 bin 260 adet oldu.

Haber Merkezi / Otomobil satışları, 2024 yılının ilk 11 aylık döneminde, geçen yıla göre yüzde 0,5 oranında artarak 845 bin 530 adet, hafif ticari araç pazarı ise aynı dönemde yüzde 4,4 azalarak 222 bin 730 adet oldu.

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD), Otomobil ve Hafif Ticari Araç Pazarı Kasım ve Ocak – Kasım 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2024 yılının ilk 11 aylık döneminde döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,5 oranında azalarak 1 milyon 068 bin 260 adet oldu.

Otomobil satışları, 2024 yılının ilk 11 aylık döneminde döneminde geçen yıla göre yüzde 0,5 oranında artarak 845 bin 530 adet, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 4,4 azalarak 222 bin 730 adet oldu.

Kasım ayı otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın kasım ayına göre yüzde 5,3 artarak 121 bin 094 adet oldu. Kasım ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,5 artarak 94 bin 595 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 12,2 artarak 26 bin 499 adet oldu.

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 10 yıllık kasım ayı ortalama satışlara göre yüzde 43,7 arttı. Otomobil pazarı, 10 yıllık Kasım ayı ortalama satışlara göre yüzde 46,5 artış gösterdi. Hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık Kasım ayı ortalama satışlara göre yüzde 34,7 arttı.

Otomobil pazarı segmentlere göre; Pazarın yüzde 86,3’ünü vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 471 bin 395 adetle yüzde 55,8 pay, B segmenti otomobiller 254 bin 103 adetle yüzde 30,1 pay aldı.

Otomobil pazarı gövde tiplerine göre; Gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih edilen gövde tipi SUV otomobiller ( yüzde 56,6 pay, 478 bin 286 adet) oldu. SUV otomobilleri, yüzde 25,5 pay ve 215 bin 284 adet satış ile Sedan, yüzde 16,9 pay ve 142 bin 500 adet satış ile H/B otomobiller takip etti.

Otomobil pazarı motor tipine göre; Benzinli otomobil satışları 521 bin 845 adetle yüzde 61,7 pay, Hibrit otomobil satışları 149 bin 343 adetle yüzde 17,7 pay, Dizel otomobil satışları 85 bin 517 adetle yüzde 10,1 pay, Elektrikli otomobil satışları 83 bin 298 adetle yüzde 9,9 pay ve Otogazlı otomobil satışları 5 bin 527 adetle yüzde 0,7 pay aldı.

Elektrikli otomobil pazarı elektrik motor gücüne göre; 160 kW altındaki elektrikli otomobil satışları yüzde 62,3 artarak yüzde 8 pay, 160 kW üstü elektrikli otomobil satışları yüzde 15,1 azalarak yüzde 1,8 pay aldı.

Otomobil pazarı motor hacmine göre; 1600cc altındaki otomobil satışları yüzde 11,2 azalarak yüzde 71,7 pay, 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 1,5 artarak yüzde 0,6 pay, 2000cc üstü otomobil satışları yüzde 19,8 azalarak yüzde 0,2 pay aldı.

Otomobil pazarı emisyon seviyelerine göre; 120-140 gr/km arasındaki otomobiller 236.829 adetle yüzde 28 pay, 100-120 gr/km arasındaki otomobiller 206.968 adetle yüzde 24,5 pay aldı.

Otomatik şanzımanlı otomobiller; 770.999 adetle yüzde 91,2 pay alırken, manuel şanzımanlı otomobiller 74.531 adetle yüzde 8,8 pay aldı

Hafif ticari araç pazarı gövde tipine göre; Van gövde tipi yüzde 74,1 pay ve 165.142 adet ile en çok tercih edilen gövde tipi olurken; Kamyonet gövde tipi yüzde 12,7 pay ve 28.356 adetle 2. sırada yer aldı.

Paylaşın

Erdoğan, Muhalefeti Hedef Aldı: Lafa Gelince…

“Çevre” üzerinden muhalefeti hedef alan Erdoğan, “Genel merkez yöneticileri ve belediye başkanlarıyla muhalefet partileri su kaynaklarımızın bilinçli kullanımı, ormanlarımızın korunması noktasında en diplomatik tabirle ihmalkar davranıyorlar” dedi ve ekledi:

“Çevreyle ilgili meseleleri istismar etmeye gelince varlar, çevrenin temizlenmesine konu gelince ara ki bulasın. Ne yapmaya çalıştıkları belli değil. Lafa gelince çevreciyiz derler.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde, DSİ tarafından yapımı tamamlanan 564 tesisin toplu açılış töreninde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

“DSİ genel müdürlüğünde yapımı tamamlanan 564 tesisin toplu açılışı için bir aradayız. 77 şehrimizdeki projelerin ülkemiz ve milletimiz için hayırlar getirmesini temenni ediyorum. 8’i baraj 48’i gölet, 26’sı içme suyu tesisi, 350’si taşkın kontrol tesisi… 98 milyar TL toplam yatırım değeri olan bu tesislerle 1 milyon 147 bin dekarlık araziyi sulamaya açıyoruz. Tamamlanan 564 yeni tesisimizle Türkiye ekonomisine yıllık 18 milyar lira katkı sağlayacağız. Ayrıca yıllık 222 milyon metreküp içme suyu sağlanmış, günlük 420 bin metreküp içme suyu arıtma kapasitesi ilave etmiş oluyoruz.

Yine 484 meskun mahal ve 348 bin dekarlık araziyi taşkın zararlarından koruyor, 128 milyon kilovatsaat hidroelektrik enerji üretiyor. 3 milyon 54 bin dekar alanın tescilini yapıyoruz.  Bu projeler arasında Yozgat İnandık Barajı, Sorgun Barajı açılışlarını da birazdan canlı bağlantılarla gerçekleştireceğiz. Bu tesislerin hayata geçirilmesine vesile olan bakanlığımıza, DSİ ve yüklenici firmalarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu yatırımların tamamlanmasında sorumluluk üstlenen tüm kardeşlerimize şükranlarımı sunuyorum.

Su bizim hem inancımızda hem tarihimizde hem de kültür dünyamızda hayati yer tutar. Tarih boyunca kurduğumuz medeniyet bahçelerini suyla yeşerttik. Su yollarının bakım ve inşasının yanında halka ücretsiz su dağıtmak için su vakıfları kurduk.

Nakkaşlarımız, hattatlarımız minyatürlerini yine su motifleriyle su kıvrımlarıyla süslemiştir. Su hayatımızı idame ettirdiğimiz nimet olma yolunda kültür kodlarımızda baş köşeyi ayırdığımız mümtaz yere sahip olmuştur.

Suyun kullanım alanıyla birlikte stratejik önemi de artmaktadır. Tarım, enerji, ulaşım gibi sektörler başta olmak üzere artan su ihtiyacımız üzerimizde baskı oluşturuyor. Dünyadaki suyun yüzde 97,5’i tuzlu sulardan oluşmaktadır. İnsanın kullanabileceği miktar son derece kısıtlıdır. Tatlı su miktarının da yüzde 1’lik bölümü kullanılabilir durumdadır. Temiz su kaynakları yeryüzündeki tatlı su potansiyelinin yüzde 0,1’ini teşkil ediyor. Ülkemiz dahil birçok yerde su hala sınırsız bir kaynak olarak algılanmaya devam ediyor. Bu tamamen yanlış, temelsiz ve tehlikeli bir bakış açısıdır. Su gün geçtikçe tükenen, azalan, kirlenen bir kaynaktır.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: Küresel ısınma, iklim değişikliği, kuraklık, çölleşme, plansız sanayileşme nedeniyle su kaynaklarımız olumsuz etkileniyor. Hızlı tüketim kültürü, su kirliliği tehditleri de kullanılabilir su kaynaklarının tükenmesine yol açıyor. 4 milyar civarında olan dünya nüfusu bugün 8 milyarın üzerine çıktı. Nüfus artarken yeryüzüne düşen yağış miktarında herhangi bir artış yaşanmadı. Son yıllarsa su baskınları, seller, orman yangınları gibi doğal afetlerle daha sık karşılaşıyoruz. Akdeniz havzasındaki ülkeler, iklim değişikliğinin yıkıcı etkisine en fazla maruz kalan ülkelerdir.

“Lafa gelince çevreciyiz”

Genel merkez yöneticileri ve belediye başkanlarıyla muhalefet partileri su kaynaklarımızın bilinçli kullanımı, ormanlarımızın korunması noktasında en diplomatik tabirle ihmalkar davranıyorlar. Çevreyle ilgili meseleleri istismar etmeye gelince varlar, çevrenin temizlenmesine konu gelince ara ki bulasın. Ne yapmaya çalıştıkları belli değil. Lafa gelince çevreciyiz derler. Ama İzmir Körfezi’nin kirlenmesini önleyecek bir adım atmazlar. Körfez can çekişiyor bunların umurlarında bile değil.

30 sene önce Haliç konusunda da aynı umursamazlık ciddiyetsizlik söz konusu. Haliç maalesef 94 öncesi durumuna geri dönüyor. Yangınlarla mücadele hususunda hemen hiçbir hazırlıklarının, doğru düzgün kapasitelerinin olmadığına bu yaz aylarında zaten şahit olduk. Kendi mesuliyet sahalarında çıkan yangınlara bile müdahale etmede ya çok kaldılar ya da yetersiz kaldılar. Bu yetersizliklerini kabul etmek yerine üstünü örtmek için de hep yaptıkları gibi yine başkalarını suçladılar.

Sorumluluğu Tarım Bakanlığımıza, Orman Teşkilatımıza, canları pahasına yangınlara müdahale eden kahraman ormancılarımıza attılar. Temennimiz; yanlıştan vazgeçerek önümüzdeki kış ve bahar aylarının eksiklerini gidermek için kullanmalarıdır. Çünkü tarıma, ormana, suya, çevreye dair hususlar sadece bir siyasi partinin veya hükümetin değil, 85 milyonun tamamının ortak meselesidir. Bizim bu konudaki tavrımız 22 yıldır hep böyle olmuştur bundan sonra da değişmeyecektir.

Arazi toplulaştırılmasında büyük bir ilerleme kaydederek 76 milyon dekar alanda toplulaştırma çalışması yaptık. Yerli ve temiz enerji kaynağı olan hidroelektrik santralleriyle 45 milyar kilovat saatlik üretim kapasitemizi 112 milyar kilovat saate çıkardık. İçme suyu temini için 81 il içme suyu eylem planı hazırlayarak 2040, 2050 ve 2071 yıllarına kadar tüm illerimizin su ihtiyaçlarını ayrı ayrı projelendik. Yeni projelerimizle 3,4 milyar metreküp içme suyu temin ettik. Yer altı su kaynaklarının korunması için depolama ve suni besleme tesislerini yine biz hayata geçirdik. Taşkın koruma tesislerimizle milletimizin can ve mal güvenliğini sağlamaya yönelik önemli adımlar attık.

Tüm bu alanlarda toplam 10 bin 657 tesisi hizmete alarak 2,4 trilyon liralık tarihi yatırımlar gerçekleştirdik. Artık suya yön veren politikalarla güçlü bir şekilde su akar Türk yapar diyebiliyoruz. Bundan sonra da Türkiye’nin kaynaklarını en verimli şekilde kullanmaya, ekonomimize kazandırmaya devam edeceğiz. Hiçbir kaynağımızı israf etmeyerek, adil ve verimli kaynak yönetimini hayatın her alanında geçirmeye gayret edeceğiz. Birileri gibi tutulmayan sözlerle, boş vaatlerle değil, eserlerimizle ve hizmetlerimizle konuşmaya devam edeceğiz.”

Paylaşın

Bahçeli, DEM’i Hedef Aldı: Ya Türkiye Partisi Olacak Ya…

Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “DEM partinin henüz nerede duracağını kestirememesi yanlıştır. DEM ya Türkiye partisi olacak ya da derdest edilmekten başka seçeneği kalmayacaktır” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Piyasada sahte dolar iddiasına ilişkin açıklamada bulunan Bahçeli, “Son günlerde 600 milyon dolara yakın sahte paranın piyasaya sürüldüğü iddiası bize göre Türkiye’ye yönelik bir operasyondur. Külliyen yalan ve saptırmadır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma başlatmıştır. Sahteciliğe karşı mücadele amansızca sürdürülmelidir. Telaşa gerek yok, vatandaşlarımız sakin olmalıdır. MHP meseleyi her zaviye ile incelemektedir. Oynanan oyunun farkındadır. Her şeyden önce Türkiye diyorsak vakit tamamdır söz konusu vatandır” dedi.

Bahçeli, “İç ve dış gelişmeler karşısında sivrilen ve serpilen kuşkularımız asla kuruntu değildir. Ağzımızdan çıkan her sözün bir dayanağı vardır. Gözümüze çarpan tehlike sinyallerini yanlış anlamamın veya yanılgıya düşmenin pürüzlü neticesi değildir. Evin içini güvenceye kavuşturmazsak sızma olur. Çağrılarımızın arka planları vardır. Yapılan uyarıların ne kadar isabetli olduğu görüldü. Bana dokunmuyor ise yılan bin yıl yaşasın diyemeyiz. Konu Türkiye ise devletin bölünmez bütünlüğü ise vakit tamamdır. Söz konusu vatandır” diye konuştu.

Suriye Devlet Başkan’ı Esad’a çağrıda bulunan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: “Bölgemizde taşlar yerinden oynuyor. Yerinden oynayan taşlar hala oturmadı. Suriye’de cephe üstüne cephe açılmaktadır. Kaotik iklim giderek sertleşiyor. Suriye’deki gelişmeleri sabırla takip etmeliyiz. Milli güvenliğimiz tahriklerle farklı boyut kazanıyor. Suriye meselesinde Ankara vizyonuna bağlı kalmalıyız. Esed Türkiye’nin uzanan elini tutmayıp kulağını kapadı. Türk askerinin terörle mücadelesini hazmedemedi. Suriye tartışmalı devlet konumundadır. Bize göre vakit hala geç değildir. Esed’in Türkiye ile ön şartsız görüşmesi ülkesinin çıkarınadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kimsenin topraklarında gözü yoktur.”

“Suriye’nin istikrar ve huzura kavuşması elbette samimi dilek ve temennimizdi” diyen Bahçeli, şöyle devam etti: “Bu gerçekleşmeden coğrafi mıntıkaları terk etmek felakettir. YPG yok edilene kadar sahayı boşaltamayız. ABD ve Rusya, ‘Teröristleri bölgeden çekeceğiz’ dediler, verdikleri sözleri tutmadılar. Bölücü terör örgütüne hayat haramdır. PYD/YPG düşmanımızdır. Terör ya bitecek ya Türkiye bahara uyanacaktır. Ya da teröristler tek tek canlı hedef olmaktan kurtulamayacaktır. DEM partinin henüz nerede duracağını kestirememesi yanlıştır. DEM ya Türkiye partisi olacak ya da derdest edilmekten başka seçeneği kalmayacaktır. Gelişmelerin Kürt kardeşlerimizle alakası yoktur. Tel Rıfat’tan çıkarılanların katil olduğunu Kürt kardeşlerimizde görecektir. Suriye toprakları Suriyelilerindir. Tel Rıfat temizlendi sırada Münbiç var.”

CHP Lideri Özgür Özel’e tepki

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e tepki gösteren Bahçeli, “CHP genetik mirasına sarılarak eski hastalığın pençesine yeniden yenik düşmüştür. Özel ve ekibini vesayet hevesi tutmuştur. Özgür Bey, yolun yol değildir. Ağzının ayarı hepten bozuldu, sözün söz değil. Yeni bir cunta hedefindeyseniz o halde bunun sonuçlarına yedi ceddiniz en ağır şekilde katlanır” diye konuştu.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Suriye” Açıklaması: Yakından Takip Ediyoruz

Suriye’de silahlı grupların başlattığı saldırıları değerlendiren Erdoğan, “Gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. Gerek Dışişleri Bakanımız ve gerekse MİT Başkanımız muhataplarıyla sürekli istişarelerini gerçekleştiriyorlar” dedi ve ekledi:

“Son hadiseler Türkiye’nin haklılığını teyid ve tescil etmiştir. Suriye ihtilafında ülkemizin duruşu, hassasiyetleri, temel öncelikleri ve savunageldiği politikaların parametreleri bellidir. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve milli birliğinin korunması, Suriye halkının meşru talepleri doğrultusunda mutabakatla son bulması en büyük temennimizdir. Sahadaki süreci an be an takip ve tahlil ediyor, bunlara halel getirebilecek herhangi bir özellikle farklı eylemin yaşanmaması adına gereken tedbirleri alıyoruz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Pazartesi günü Ankara’da Karadağ Cumhurbaşkanı Jakov Milatoviç ile beraber düzenlediği ortak basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Sayın Cumhurbaşkanı ile ticaret hacmi hedefini daha da yukarı taşıma konusunda mutabık kaldık. Karadağ’a en fazla yatırım yapan ülkelerin başında geliyoruz. Firmalarımız altyapı, inşaat, hizmet sektörüne ilgilerini sürdürüyorlar. Karadağ doğrudan yatırımlarımızda 2023 ve 2024 yıllarında rekor artış yaşanmıştır. İş insanlarımıza verdikleri destekten ötürü kıymetli dostum Cumhurbaşkanı Milatoviç’e milletim adına teşekkür ediyorum.

Karadağ’da beşeri ve kültürel münasebetlerimiz de hızla gelişiyor. TİKA’nın restorasyon, eğitim ve sağlık alanındaki projeleri, Yunus Emre Entitüsü’nen kültür sanat faaliyetleri ilişkilerimizin boyutudur. Yunus Emre Türk Kültür Merkezimiz 2500’i aşkın öğrenciye Türkçe eğitim verdi. Türkiye bursları kapsamında 500’den fazla Karadağlı kardeşimiz ülkemizde eğitimlerine devam ettiler.

Gazze’de bir an önce ateşkesin bir an önce sağlanmasını ümit ve arzu ediyoruz. Türkiye olarak üzerimize düşen ne varsa dün olduğu gibi bugün de yapmaya hazırız. Son birkaç gündür komşumuz Suriye’de aniden patlak veren gelişmeleri de çok yakından takip ediyoruz. Gerek Dışişleri Bakanımız ve gerekse MİT Başkanımız muhataplarıyla sürekli istişarelerini gerçekleştiriyorlar. Son hadiseler Türkiye’nin haklılığını teyid ve tescil etmiştir.

Suriye ihtilafında ülkemizin duruşu, hassasiyetleri, temel öncelikleri ve savunageldiği politikaların parametreleri bellidir. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve milli birliğinin korunması, Suriye halkının meşru talepleri doğrultusunda mutabakatla son bulması en büyük temennimizdir. Sahadaki süreci an be an takip ve tahlil ediyor, bunlara halel getirebilecek herhangi bir özellikle farklı eylemin yaşanmaması adına gereken tedbirleri alıyoruz.”

“Türkiye önemli bir NATO üyesidir ve Karadağ’ın müttefikidir”

Karadağ Cumhurbaşkanı Milatoviç’in konuşmasından öne çıkan başlıklar: “Geçen sene sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni Cumhurbaşkanı seçilmesiyle ve benim ilk yurt dışındaki görevim olmuştur ziyaret. Buraya gelmekle birlikte iki ülkenin ne kadar ilişkilerinin önemli olduğunu bir kez daha göstermiş olduk. Sayın Erdoğan’ın belirttiği gibi bu sene iki ülkenin diplomatik ilişkilerinin 145. yılını kutluyoruz.

İki dost ülkenin ilişkileri süreklilik arz ediyor. İki ülke arasındaki büyük bir saygının göstergesidir. Türkiye önemli bir NATO üyesidir ve Karadağ’ın müttefikidir. Bir kez daha Türkiye’nin Balkanlarda yapıcı rolüne destekten dolayı şükranlarımı sunuyorum. Tek kelimeyle Türkiye ekonomik ve stratejik anlamda en büyük ortaklarımızdan birisidir. Karadağ’ın kuzeyindeki yatırımlara davet etmek istiyorum. Orada potansiyelimiz yüksektir. Onu birlikte yapmamız gerekecektir. Özellikle yüksek stratejik konseyinde ilişkilerimizi daha da güçlendireceğimizi düşünüyorum.”

Paylaşın

Süper Lig: Fenerbahçe Zirve Takibini Sürdürdü

Süper Lig’in 14. hafta maçında Fenerbahçe ile Gaziantep FK, Şükrü Saraçoğlu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Alper Akarsu’nun yönettiği karşılaşmadan Fenerbahçe, 3-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’nin gollerini 3. dakikada Oğuz Aydın, 78. dakikada Rodrigo Becao ve 89. dakikada Edin Dzeko, Gaziantep FK’nin tek golünü 41. dakikada David Okereke kaydetti.

Fenerbahçe, bu galibiyet ile puanını 32’ye yükseltirken, Gaziantep FK 15 puanda kaldı.

Fenerbahçe, Süper Lig’in 15. haftasında Beşiktaş’a konuk olacak. Gaziantep FK ise Çaykur Rizespor’u ağırlayacak.

3. dakikada Maxim’in çıkarken kaptırdığı top sonrası ceza yayı üzerinde topla buluşan En-Nesyri’nin pasında Oğuz Aydın’ın sol çaprazdan vuruşunda top ağlarla buluştu. 1-0

41. dakikada Ndiaye’nin sağ taraftan ortasında ceza sahası içinde Okereke’nin, Samet Akaydin’in markajından kurtulduktan sonra yaptığı vuruşta kaleci Livakovic golü engelledi. Pozisyonun devamında seken topu takip eden Okereke meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. 1-1

78. dakikada Tadic’in sağdan kullandığı kornerde Becao’nun altıpas çizgisi üzerinden yaptığı kafa vuruşunda meşin yuvarlak filelerle buluştu. 2-1

89. dakikada sarı-lacivertli takım farkı 2’ye çıkardı. Fred’in rakip yarı sahanın ortasından ceza sahasına gönderdiği topu iyi takip eden Dzeko, arka direkte yaptığı sert vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 3-1

Stat: Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Alper Akarsu, İbrahim Bozbey, Bersan Duran

Fenerbahçe: Dominik Livakovic, Bright Osayi-Samuel (Sebastian Szymanski dk. 66), Rodrigo Becao, Samet Akaydin, Filip Kostic, İsmail Yüksek (Sofyan Amrabat dk. 46), Fred, İrfan Can Kahveci (Allan Saint-Maximin dk. 46), Dusan Tadic (Mert Müldür dk. 80), Oğuz Aydın, Youssef En-Nesyri (Edin Dzeko dk. 66)

Gaziantep FK: Sokratis Dioudis, Arda Kızıldağ, Bruno Viana, Salem M’Bakata, Badu Ndiaye (Halil İbrahim Dervişoğlu dk. 85), Deian Sorescu, Ogün Özçiçek (Paul Mandouki dk. 73), Alexandru Maxim (Furkan Soyalp dk. 85), David Okereke, Kenan Kodro (Philippe Daubin dk. 60), Christopher Lungoyi

Goller: Oğuz Aydın (dk. 3), Rodrigo Becao (dk. 78), Edin Dzeko (dk. 89) (Fenerbahçe) David Okereke (dk. 41) (Gaziantep FK)

Paylaşın

Esad’dan Yeni Açıklama: Bölge Haritası Yeniden Çizilmek İsteniyor

Silahlı grupların başlattığı saldırıları değerlendiren Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, “Terörist tırmandırma, bölgedeki ülkeleri parçalama ve haritayı, ABD ve Batı’nın amaçları doğrultusunda yeniden çizme yönündeki geniş kapsamlı hedefleri yansıtıyor” dedi.

Kaide’nin Suriye kolu Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) liderliğindeki silahlı grupların İdlib’den hızla ilerleyerek Halep’i ele geçirmesinin, Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu’nun da bu süreçte Halep’in kuzeyindeki Tel Rıfat’ı ana omurgasını Kürtlerin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nden (SDG) almasının yankıları sürüyor.

Saldırıların başlamasından bu yana bir dizi diplomatik temasta bulunan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, son olarak İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’la telefonda görüştü.

Beşar Esad, Pezeşkiyan’la görüşmesinde şu ifadeleri kullandı: “Terörist tırmandırma, bölgeyi bölme, bölgedeki ülkeleri parçalama ve haritayı, ABD ve Batı’nın amaçları doğrultusunda yeniden çizme yönündeki geniş kapsamlı hedefleri yansıtıyor.”

Esad’ın görüşmede, “bu durumun, Suriye ile ordusunun ülkenin bütün topraklarında terörizme karşı koyup ortadan kaldırma kararlığını kesinlikle etkilemeyeceğini” vurguladığı belirtildi.

Pezeşkiyan ise Suriye’nin birliğini ve istikrarını hedef alma amaçlı tüm girişimleri reddettiğini söyledi; Suriye’nin istikrarının hedef alınmasının bölgenin istikrarını da etkilediğinin altını çizdi.

İran Cumhurbaşkanı, “ABD’nin ve Siyonistlerin bölge ülkeleri ve halklarını hedef alma konusundaki amaçlarının açık olduğunu” belirterek, “İran’ın, terörü ortadan kaldırmak ve destekçilerinin hedeflerini engellemek için Suriye’ye her türlü desteği sağlamaya hazır olduğunu” vurguladı.

Rusya: Esat’ı hala destekliyoruz

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, “Beşar Esat’ı desteklemeye devam ediyoruz. Temaslar uygun seviyelerde devam ediyor” dedi. Peskov, “Durumu analiz ediyoruz ve durumu istikrara kavuşturmak için nelerin gerekli olduğu konusunda bir pozisyon oluşturulacak” ifadesini kullandı.

Fransa, İngiltere, Almanya ve ABD hükümetleri, 27 Kasım’dan bu yana çatışmaların sürdüğü Suriye’deki duruma ilişkin ortak bir yazılı açıklama yaptı.

Suriye’deki gelişmelerin yakından izlendiği belirtilen açıklamada, sivil halkın yeniden yerinden edilmesinin ve insani yardımların aksamasının önlenmesi için tüm taraflara gerginliğin düşürülmesi ve sivillerle altyapıların korunması çağrısı yapıldı.

Suriye’deki tırmanışın, çatışmaya Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararına uygun olarak Suriye’nin liderliğinde siyasi bir çözüm getirilmesinin aciliyetini vurguladığı da belirtildi.

İran destekli Iraklı milislerin, Suriye’de Halep’i ele geçiren silahlı grupların sürpriz ilerleyişine karşı hükümetin karşı saldırısına destek vermek üzere Suriye’de konuşlandıkları bildirildi.

İsminin açıklanmasını istemeyen Iraklı bir milis yetkilisi, şu anda Suriye’de bulunan Tahran destekli Iraklı milislerin harekete geçtiğini, ayrıca ilave güçlerin Esat hükümeti ve ordusunu desteklemek üzere sınırı geçtiğini söyledi.

İngiltere merkezli muhalif savaş gözlemcisi Suriye İnsan Hakları İzleme örgütüne göre, 200 kadar Iraklı milis pikaplarla gece boyunca stratejik Bou Kamal sınır kapısından Suriye’ye girdi.

Örgüt, bu milislerin Suriye ordusunun silahlı gruplara karşı yürüttüğü geri püskürtme harekatına destek vermek üzere Halep’te konuşlanmalarının beklendiğini kaydetti.

Suriyeli Kürtlerin durumu zor

Muhaliflerin başarılı operasyonu ile birlikte Türkiye tarafından desteklenen gruplar, Suriye’nin kuzeyinde bazı bölgelere egemen olan, derin bir düşmanlık besledikleri Kürtlere karşı da saldırıya geçti.

Halep’in 30 kilometre kuzeyinde, Türkiye sınırına oldukça yakın bir bölgede yer alan Tel Rıfat kasabasının, Pazar günü yaşanan ağır çatışmaların ardından Türkiye yanlısı milislerin kontrolüne geçtiği bildiriliyor.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Tel Rıfat ile birlikte iki yerleşim yerinin daha söz konusu milisler tarafından ele geçirildiğini ve bölgede yaşayan yaklaşık 200 bin Kürdün kendilerine katliam yapılacağı korkusu içinde olduklarını öne sürdü.

Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) bağlı Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Suriye’nin kuzeyinde büyük bir bölgeyi hâkimiyetinde bulunduruyor.

Ankara ise sınırındaki söz konusu Kürt silahlı gruplarının etkisini uzun süredir azaltmaya çalışıyor. ABD, YPG’yi IŞİD’e karşı mücadelede müttefik olarak görürken Türkiye söz konusu örgütü terörist olarak nitelendiriyor.

Paylaşın

Yeni Çözüm Süreci Tartışmaları: Babacan’dan Dikkat Çeken Açıklamalar

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısı sonrası başlayan “Yeni Çözüm Süreci” tartışmalarına ilişkin konuşan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, iktidarın kritik meselelerde kendi içinde uyumlu bir politika oluşturamadığını söyledi.

İktidar içindeki farklı grupların bu süreçte belirleyici olduğunu dile getiren Ali Babacan, şunları söyledi: “Bu işlerde hükümeti etkileyen hep farklı kamplar olur. Bir güvenlikçi kamp vardır, bir de çözümcü kamp. Bu kamplar bazen çatışır. Sayın Erdoğan da bazen bir kampın etkisiyle, bazen de diğerinin etkisiyle zikzaklarla devam eder.”

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) Genel Başkanı Ali Babacan, Ankara Kitap Fuarı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gazeteciler İpek Özbey, Murat Ağırel ve Barış Terkoğlu ile sohbet eden Babacan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çözüm sürecine dair çıkışını değerlendirdi. Babacan, Bahçeli’nin açıklamalarının iktidar içinde koordinasyonsuzluğa işaret ettiğini belirtti.

Babacan, Bahçeli’nin sözlerinin çözüm süreci tartışmalarını yeniden alevlendirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “İktidarın bu konuda topyekün bir samimiyet testinden geçmesi gerekiyor. Henüz o samimiyet testinden geçtiklerini ben düşünmüyorum. Ayrıca senkronize olduklarını da düşünmüyorum. Bu kadar önemli meselelerde Bahçeli’nin böyle bir çıkış yapmadan önce mutlaka konuşmuş olduklarını varsayıyorum ama detayları çalışmadıkları çok açık.”

Babacan, hükümetin çözüm süreci gibi kritik meselelerde kendi içinde uyumlu bir politika oluşturamadığını vurguladı. İktidar içindeki farklı grupların bu süreçte belirleyici olduğunu dile getirerek, şunları söyledi: “Bu işlerde hükümeti etkileyen hep farklı kamplar olur. Bir güvenlikçi kamp vardır, bir de çözümcü kamp. Bu kamplar bazen çatışır. Sayın Erdoğan da bazen bir kampın etkisiyle, bazen de diğerinin etkisiyle zikzaklarla devam eder.”

“Ciddi bir planlama yapılmadığı çok net”

Babacan, hükümetin uzun vadeli ve tutarlı bir politika geliştiremediğini, genelde olaylara anlık tepkiler verdiğini ifade etti. “Kervan yolda düzülür” mantığının, çözüm süreci gibi hassas konularda etkili bir yöntem olmadığını belirten Babacan, “Bu meselede ciddi bir planlama yapılmadığı, koordinasyonsuzluk içinde hareket edildiği çok net” dedi.

Babacan, eşi Zeynep Babacan ile birlikte Ankara Kitap Fuarı’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Kırmızı Kedi Yayınları standında gazetecilerle sohbet eden Babacan, aynı zamanda fuara katılan okurlardan yoğun ilgi gördü.

Paylaşın

Süper Lig: Beşiktaş Galibiyete Hasret

Süper Lig’in 14. hafta maçında Hatayspor ile Beşiktaş, Mersin Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Kadir Sağlam’ın yönettiği karşılaşma 1 – 1 eşitlikle sona erdi.

Haber Merkezi / Hatayspor’un golünü 29. dakikada Görkem Sağlam, Beşiktaş’ın golünü ise 41. dakikada Ciro Immobile kaydetti.

Beşiktaş, bu beraberlik ile 22 puana ulaşırken, Hatayspor ise 8 puanla 18. sırada yer aldı.

29. dakikada Cemali Sertel’ın ortasında Emirhan Topçu’nun uzaklaştırmaya çalıştığı topu önünde bulan Görkem Sağlam’ın vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti (1-0). 41. dakikada Masuaku’nun soldan kullandığı kornerde Immobile topu kafayla ağlara gönderdi (1-1).

Stat: Mersin

Hakemler: Kadir Sağlam, Furkan Ürün, Anıl Usta

Hatayspor: Erce Kardeşler, Cemali Sertel, Calvo, Kamil Ahmet Çörekçi (Dk. 72 Bamgboye), Kilama, Görkem Sağlam, Diack, Joelson Fernandes (Dk. 87 Boutobba), Rivas (Dk. 72 Recep Burak Yılmaz, Rui Pedro (Dk. 72 Abdulkadir Parmak), Aboubakar (Dk. 77 Strandberg)

Beşiktaş: Mert Günok, Svensson, Tayyip Talha Sanuç (Dk. 85 Zainutdinov), Emirhan Topçu, Masuaku, Gedson, Salih (Dk. 84 Can Keleş), Rashica (Dk. 65 Al Musrati), Rafa Silva, Semih (Dk. 78 Chamberlain), Immobile

Goller: Dk. 29 Görkem Sağlam (Hatayspor), Dk. 41 Immobile (Beşiktaş)

Paylaşın

Eğitim Sisteminden Memnun Olmayan Velilerin Oranı Yüzde 95

Yeni bir araştırma, velilerin yüzde 95.4’ünün eğitim sisteminden memnun olmadıklarını ortaya koydu. Araştırmada, eğitime yönelik memnuniyet oranının 4 yıl önceye göre ciddi düşüş yaşandığına da dikkat çekildi.

Türkiye’nin eğitim sistemi, uluslararası değerlendirmelerdeki gerilemeler ve ulusal araştırmalarda ortaya çıkan memnuniyetsizlik oranlarıyla bir kez daha gündeme geldi.

İstanbul Üniversitesi ve Medipol Üniversitesi’nden akademisyenlerin gerçekleştirdiği “Ekonomik Zorlukların Eğitim Sistemine Etkisi Araştırması 2024” çalışması, hem ailelerin eğitime yönelik algılarını hem de sistemin yaşadığı sorunları gözler önüne serdi.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Pazarlama Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Süphan Nâsır öncülüğünde, Dr. Öğretim Üyesi Yonca Nilay Baş ve Dr. Öğretim Üyesi Fatma Betül Ortaköy’ün katkılarıyla hazırlanan araştırma, bin 968 kişiyle gerçekleştirildi.

Halk TV’de yer alan habere göre araştırma sonuçları velilerin eğitime olan memnuniyetinin dört yıl öncesine kıyasla ciddi bir düşüş olduğunu gösterdi.

Araştırmaya katılanların yüzde 64’ü çocuk sahibi olduğunu belirtirken, bu kişilerin yüzde 37,2’si çocuklarını özel okula gönderdiğini, yüzde 44,3’ü ise devlet okullarını tercih ettiğini ifade etti. Ancak özel okul tercih eden veliler arasında yüzde 21’i, artan maliyetler nedeniyle çocuklarını devlet okuluna almayı düşündüğünü açıkladı.

Katılımcıların çocuklarını özel okula gönderebilmek adına bütçelerinden sırasıyla mobilya, ev eşyası, tatil ve seyahat, kültür sanat etkinlikleri, elektronik eşya ve restoran hizmetleri kalemlerinden feragat ettikleri görüldü.

Çocuğunu özel okula göndermek için feragat ettikleri başlıklar için ‘diğer’ seçeneğini işaretleyen veliler de şunları söyledi:

“Hayatımdan vazgeçmişim onlar okusun diye…”, “Hobi alanımdaki tüm faaliyetlerden”, “Eğitimleri yarım kalmasın diye her şeyi kıstık”, “Her şeyi feda ediyoruz çünkü özel okullar çok iyi eğitim verdiği için değil dersliklerde daha az öğrenci olduğu ve güvenli olduğu için tercih ediyoruz.”

Araştırmaya göre, eğitim sisteminden memnun olmadığını belirtenlerin oranı yüzde 95,4 gibi yüksek bir seviyeye ulaştı. Bu oran, Kasım 2020’de yapılan bir araştırmada yüzde 90,6 olarak kaydedilmişti. Artan ekonomik zorluklar ve sistemdeki yapısal sorunlar, memnuniyetsizlik seviyesini daha da yükseltti.

Kasım 2020 tarihinde yapılan ‘Türkiye’de Seçmenlerin Siyasi Kimlik Temelli Profil Analizi’ başlıklı araştırmada eğitim sistemine memnuniyet konusunda katılımcıların yüzde 76,80’i hiç memnun olmadıklarını, yüzde 13,80’i de memnun olmadıklarını dile getirmişti. Dört sene önceye göre memnuniyetsizliğin daha da arttığı görülüyor.

Paylaşın