Evrenin Genişleme Hızı: Bir Şeyler Tutarsız

Evrenin genişleme hızını büyük ölçüde anlamış olsak da, yeni ölçümler kozmoloji alanında önemli bir tutarsızlığın devam ettiğini gösteriyor. Bu durum, güçlü bir sorun olarak değerlendiriliyor.

Haber Merkezi / Gökbilimciler, evrenin genişleme hızını ölçmek için temelde iki farklı yöntem kullanıyor.

İlk yöntem, yakın evrendeki yıldızlar ve galaksiler arasındaki mesafelerin doğrudan ölçülmesine dayanıyor. İkinci yöntem ise kozmik mikrodalga arka plan ışımasını kullanarak, standart kozmoloji modeline göre evrenin günümüzdeki genişleme hızını dolaylı olarak tahmin etmeyi amaçlıyor.

Normalde bu iki yaklaşımın aynı sonucu vermesi beklenir. Ancak elde edilen veriler birbiriyle uyuşmuyor.

Hubble Gerilimi: Ölçümler Neden Farklı?

Yakın evrene dayalı ölçümler, evrenin daha hızlı genişlediğini gösteriyor: megaparsek başına yaklaşık 73 km/saniye. Buna karşılık erken evrenden elde edilen veriler, yaklaşık 67–68 km/saniye civarında daha düşük bir değer veriyor.

Bu fark küçük gibi görünse de, istatistiksel belirsizliklerle açıklanamayacak kadar büyük. “Hubble gerilimi” olarak adlandırılan bu uyuşmazlık, farklı bağımsız yöntemlerle de doğrulanmış durumda.

En Hassas Doğrudan Ölçüm

Uluslararası bir gökbilimci ekibi, onlarca yıllık bağımsız gözlemleri tek bir çerçevede birleştirerek yakın evrenin genişleme hızına dair bugüne kadarki en hassas ölçümü gerçekleştirdi.

10 Nisan 2026’da Astronomy & Astrophysics dergisinde yayımlanan çalışmada, H0 Mesafe Ağı (H0DN) iş birliği, Hubble sabitini:

73,50 ± 0,81 km/saniye/Megaparsek

olarak açıkladı. Bu sonuç, %1’in biraz üzerinde bir hassasiyet anlamına geliyor.

“Yerel Mesafe Ağı” Çalışması

Bu araştırma süreci, Mart 2025’te İsviçre’nin Bern kentinde düzenlenen Uluslararası Uzay Bilimleri Enstitüsü’nün “Kaputun Altında Ne Var?” başlıklı çalıştayıyla başladı.

Çalışmanın öne çıkan yönleri şöyle:

Şeffaf ve birleşik çerçeve: Onlarca yıllık mesafe ölçümleri tek bir sistemde birleştirilerek daha tutarlı bir analiz yapıldı.

Mesafe ağı yaklaşımı: Sadece tek bir yöntem yerine; Sefeid değişken yıldızları, kırmızı dev yıldızlar, Tip Ia süpernovalar ve bazı galaksi türleri birlikte kullanıldı.

Hata payının azaltılması: Farklı yöntemler ayrı ayrı çıkarılsa bile sonuç neredeyse değişmiyor. Bu da farkın tek bir ölçüm hatasından kaynaklanma ihtimalini azaltıyor.

Yeni Bir Fiziğe Doğru mu?

Araştırmacılara göre Hubble gerilimi, yalnızca gözlemsel bir hatadan kaynaklanmıyor olabilir. Eğer durum böyleyse, standart kozmolojik modelin ötesinde yeni bir fiziğe işaret edebilir.

Erken evrenden elde edilen düşük genişleme oranı, Büyük Patlama’dan bu yana evrenin evrimini açıklayan mevcut modele dayanıyor. Ancak bu model; karanlık enerjinin davranışı, olası yeni parçacıklar veya yerçekiminin büyük ölçeklerdeki özellikleri gibi bazı faktörleri eksik temsil ediyor olabilir.

Bu durumda Hubble gerilimi, bir ölçüm hatasından ziyade evren hakkındaki mevcut teorimizin eksik olduğunu gösteren önemli bir ipucu haline geliyor.

Yakın evrenin genişleme hızını büyük ölçüde anlamış olsak da, yeni ölçümler kozmoloji alanında önemli bir tutarsızlığın devam ettiğini gösteriyor. Bu durum, modern fizik anlayışımızın yeniden gözden geçirilmesini gerektirebilecek kadar güçlü bir sorun olarak değerlendiriliyor.

Paylaşın

Macaristan’da Siyasi Güç Dengesi Yeniden Şekilleniyor

Macaristan’da Viktor Orbán iktidarı sona ererken, Péter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi’nin zaferi, ülkenin yönünü yeniden Avrupa’ya çeviren tarihi bir dönüm noktası oldu.

Haber Merkezi / 12 Nisan 2026’da gerçekleştirilen Macaristan genel seçimleri, yalnızca ülke siyaseti için değil, Avrupa’nın genel dengeleri açısından da kritik bir dönüm noktası oldu.

2010’dan bu yana iktidarda olan ve “illiberal demokrasi” yaklaşımıyla anılan Başbakan Viktor Orbán, eski müttefiki Péter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi karşısında ağır bir yenilgi aldı.

Uluslararası gözlemciler bu sonucu “bir devrin kapanışı” ve Avrupa değerleri açısından “yeniden hizalanma” olarak değerlendiriyor.

Resmi olmayan sonuçlara göre Péter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi oyların %53’ünü aşarak parlamentoda anayasal çoğunluk elde etti.

Tisza Partisi: %53+ (yaklaşık 138 sandalye)
Fidesz-KDNP (Orbán): %38 civarı (55 sandalye)
Mi Hazánk: %5,8 (6 sandalye)

Katılım oranının %79,56 ile 1990 sonrası en yüksek seviyeye ulaşması, seçimin toplumsal önemini açıkça ortaya koydu.

Orbán Neden Kaybetti?

Uluslararası analizlere göre bu tarihi değişimin arkasında üç temel dinamik öne çıkıyor:

Magyar Faktörü: Péter Magyar, Fidesz içinden gelen bir isim olarak sistemin zayıf noktalarını iyi analiz etti. Muhalefeti tek çatı altında toplamayı başarması ve yolsuzluk ile dış politika eleştirilerini merkeze alması, geniş bir seçmen koalisyonu oluşturdu.

Ekonomik Baskı: Yüksek enflasyon, yaşam maliyetindeki artış ve Avrupa Birliği fonlarının dondurulması, hükümetin “istikrar” söylemini zayıflattı. Seçmen davranışı ekonomik memnuniyetsizlikten doğrudan etkilendi.

Dış Politikada Yalnızlaşma: Macaristan’ın AB içindeki tartışmalı pozisyonu, özellikle Ukrayna politikası üzerinden artan izolasyon algısı, seçmenlerin yön değiştirmesinde etkili oldu.

Seçim sonuçları Avrupa başkentlerinde hızlı yankı buldu.

Ursula von der Leyen: “Avrupa’nın kalbi bu gece Macaristan’da daha güçlü atıyor.”
Emmanuel Macron: “Demokratik katılımın zaferini selamlıyoruz.”
Donald Tusk: “Macaristan, Polonya ve Avrupa yeniden birlikte.”

Uluslararası medya ise sonucu, Avrupa’da popülist yönetimlere karşı önemli bir kırılma olarak yorumladı.

Yeni Dönem: Macaristan’ı Ne Bekliyor?

Péter Magyar, seçim sonrası yaptığı konuşmada “yeni bir başlangıç” vurgusu yaptı. Elde edilen 2/3 çoğunluk, yalnızca hükümet değişimini değil, sistemsel dönüşüm ihtimalini de beraberinde getiriyor.

Öne çıkan beklentiler:

Dondurulan AB fonlarının serbest bırakılması için hukuk reformları
Ukrayna politikalarında AB ile uyumlu yeni bir çizgi
Yolsuzlukla mücadelede Avrupa Savcılığı (EPPO) ile entegrasyon
Medya ve yargı bağımsızlığının yeniden yapılandırılması
Avrupa Siyaseti İçin Domino Etkisi

Macaristan’daki bu değişim, yalnızca ulusal bir iktidar değişimi değil; Avrupa genelinde yükselen popülist hareketler için de önemli bir test niteliği taşıyor.

Özellikle 2027’de Fransa’da yapılacak seçimler ve diğer Avrupa ülkelerindeki siyasi dengeler açısından bu sonuçlar yakından izlenecek.

Bu gelişme, seçmenlerin ekonomik performans, uluslararası konumlanma ve demokratik standartlar arasında daha hassas bir denge kurmaya başladığını gösteriyor. Aynı zamanda, güçlü liderlik söylemlerinin ekonomik ve kurumsal sonuçlarla sınandığı yeni bir döneme girildiğine işaret ediyor.

12 Nisan 2026 seçimleri, Macaristan için sadece bir iktidar değişimi değil, aynı zamanda siyasi yönelimde köklü bir dönüşüm anlamına geliyor.

Bu sonuç, Avrupa’da “illiberal demokrasi” modelinin sınırlarını ve seçmenlerin değişen beklentilerini açık biçimde ortaya koyarken, kıta genelinde yeni bir siyasi tartışma dalgasının da kapısını aralıyor.

Paylaşın

“Kalıcı Kimyasallar” Çocukların Kemik Sağlığını Tehdit Ediyor

“Kalıcı” ya da yaygın adıyla “sonsuz kimyasallar” olarak bilinen PFAS türleriyle ilgili endişeler giderek artıyor. Yeni araştırmalar, bu maddelerin çocuklarda kemik yoğunluğunun azalmasıyla bağlantılı olabileceğini ortaya koydu.

Haber Merkezi / Per- ve polifloroalkil maddeler (PFAS), çevrede çok uzun süre bozulmadan kalmaları nedeniyle “sonsuz kimyasallar” olarak adlandırılır. Onlarca yıldır endüstride kullanılan bu maddeler; tekstilden elektroniğe, temizlik ürünlerinden gıda ambalajlarına kadar geniş bir alanda bulunur. Bu yüzden günlük yaşamda maruziyetten tamamen kaçınmak neredeyse imkânsızdır.

ABD ve Kanada’dan araştırmacılar, 218 çocuğun büyüme sürecine ait sağlık verilerini inceledi. Çalışmada kandaki şu PFAS türleri ölçüldü:

Perfloroheksan sülfonik asit (PFHxS)
Perfloroktan sülfonik asit (PFOS)
Perflorooktanoik asit (PFOA)
Perflorononanoik asit (PFNA)

Araştırmacılar, bu kimyasalların seviyelerini çocukların farklı yaşlardaki kemik yoğunluğu ölçümleriyle karşılaştırdı.

Öne Çıkan Bulgular

Yaş faktörü: 12 yaş civarında PFOA maruziyeti ile ön kol kemik yoğunluğunda düşüş arasında anlamlı bir ilişki gözlendi. Diğer PFAS türlerinde ise etki, maruz kalma dönemine göre değişiklik gösterdi. Bu durum, yaşın kritik bir belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Cinsiyet farkı: PFAS ile düşük kemik yoğunluğu arasındaki ilişkinin kız çocuklarında daha güçlü olduğu belirlendi.

Kırık riski: En yüksek ve en düşük PFAS maruziyeti arasındaki farkın, kemik kırığı riskini yaklaşık %30 artırabileceği tahmin ediliyor.

Araştırmacılar, PFAS türlerinin D vitamini metabolizmasını bozabileceğine dair önceki çalışmalara dikkat çekiyor. D vitamini, sağlıklı kemik gelişimi için kritik bir rol oynar. Çocukluk döneminde düşük kemik kütlesi oluşması ise ilerleyen yaşlarda osteoporoz riskini artırabilir.

PFOA, tekstil, elektronik ve temizlik ürünlerinde yaygın kullanımı nedeniyle en sık karşılaşılan PFAS türlerinden biridir. Sağlık riskleri nedeniyle Stockholm Sözleşmesi kapsamında küresel olarak yasaklanmış olsa da çevrede kalıcılığı nedeniyle hâlâ yaygın şekilde tespit edilmektedir.

Günümüzde 10.000’den fazla PFAS türü bulunmasına rağmen yalnızca bir kısmının sağlık etkileri yeterince araştırılmıştır:

PFOA: Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı tarafından olası kanserojen olarak sınıflandırılmıştır.
PFOS: Kanser ve doğum kusurlarıyla ilişkilendirilmiştir.
PFNA: Bazı çalışmalarda biyolojik yaşlanmayı hızlandırabileceği öne sürülmüştür.
Sonuç

Araştırma gözlemsel nitelikte olduğu için kesin bir neden-sonuç ilişkisi kurulamıyor. Ancak bulgular, PFAS maruziyeti ile çocuklarda kemik sağlığı arasında güçlü bir bağlantı olabileceğini gösteriyor.

Bilim insanları, bu kimyasalların çevreden uzaklaştırılması ve maruziyetin azaltılması için yeni yöntemler geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Paylaşın

DEM Partili Buldan: Öcalan, CHP’ye Yönelik Baskılardan Rahatsız

TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, gazeteci Cansu Çamlıbel’e yaptığı açıklamalarda, iktidarın Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üzerindeki siyasi baskıları ile yürütülen görüşme süreçleri arasındaki çelişkilere dikkat çekti.

Buldan, İmralı’da yürütülen görüşmelerin yalnızca Kürt meselesiyle sınırlı olmadığını, Türkiye’nin genel demokratikleşme sürecini de kapsadığını belirterek, “Bu mesele sadece Kürtlerin geleceğini garanti altına alacak bir süreç değil; Türkiye toplumunun tamamını ilgilendiriyor. Sayın Öcalan, CHP’ye yapılanlardan oldukça rahatsız olduğunu zaman zaman ifade ediyor” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sürece verdiği desteği “çok kıymetli” olarak değerlendiren Buldan, buna rağmen Öcalan’ın CHP’den daha fazla inisiyatif beklediğini ifade ederek, “CHP’nin biraz daha cesur adımlar atması gerektiği yönünde bir beklenti var” sözlerini kullandı.

“CHP üzerindeki iç baskı” vurgusu

CHP’nin süreçte karşılaştığı zorluklara da değinen Buldan, parti içi dinamiklere işaret etti. CHP tabanının ve karar organlarının, iktidar baskısı sürerken demokratikleşme sürecine destek verilmesi konusunda eleştirel bir tutum sergilediğini belirterek, bu durumu “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” ifadesiyle özetledi.

Devlet yetkilileri ve Cumhurbaşkanı ile yapılan temaslara da değinen Buldan, görüşmelerin genel çerçevesine ilişkin olarak, “Genel olarak biz konuşuyoruz, devlet yetkilileri de konuşuyor. Sayın Cumhurbaşkanı daha çok dinleyen bir pozisyonda duruyor ve temennilerini ifade ediyor” dedi.

CHP üzerindeki baskıların kaldırılması yönündeki taleplerini de ilettiklerini söyleyen Buldan, “Bu tür konuların konuşulmadığını özellikle ifade etmek isterim” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Ev İçi Şiddet Başvurularında Dikkat Çeken Tablo

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun (TKDF) “Ev İçi Acil Yardım Hattı Mart 2026 Veri ve Analiz Raporu”, Türkiye’de ev içi şiddetin güncel görünümüne ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu.

1–31 Mart tarihleri arasında hatta yapılan başvurular, şiddetin büyük ölçüde kadınların en yakın çevresinden kaynaklandığını gösterdi.

Rapora göre, Mart ayı boyunca Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı’na toplam 247 çağrı yapıldı. Bu başvuruların 62’si yeni vaka olarak kayda geçti. Yeni vakalar arasında 38’i ev içi şiddet, 27’si evli olduğu erkek tarafından şiddet, 11’i sığınma evi talebi ve 1’i acil müdahale gerektiren vaka olarak sınıflandırıldı.

Veriler, şiddete maruz bırakılanların büyük çoğunluğunu kadınların oluşturduğunu ortaya koydu. Başvuruların yüzde 96,2’si kadınlardan gelirken, kız çocuklarının oranı yüzde 3,8 olarak kaydedildi.

Şiddet türleri incelendiğinde ise psikolojik şiddet yüzde 44 ile ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 42,8 ile fiziksel şiddet izledi. Ekonomik ve cinsel şiddet vakaları yüzde 4,7, sosyal şiddet ise yüzde 3,5 oranında gerçekleşti.

Şiddet uygulayanlara ilişkin dağılımda ise en yüksek oran yüzde 43,2 ile evli olunan erkeklerde görüldü. Eski eşler yüzde 13,6, aile bireyleri yüzde 11,4 ve eski erkek arkadaşlar yüzde 6,8 ile diğer failler arasında yer aldı. Veriler, şiddetin büyük ölçüde kadınların en yakın çevresinden geldiğini bir kez daha ortaya koydu.

Çağrıların illere göre dağılımında İstanbul 34 başvuruyla ilk sırada yer aldı. İstanbul’u 9 başvuruyla Ankara, 6 başvuruyla Ordu izledi. Toplamda 22 ilden çağrı alınırken, İstanbul’da en fazla başvurunun Sultangazi, Zeytinburnu ve Küçükçekmece ilçelerinden yapıldığı bildirildi.

Öte yandan TKDF’nin verilerine göre, Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı’na 15 Ekim 2007’den 1 Nisan 2026’ya kadar toplam 101 bin 576 başvuru yapıldı. Bu çağrıların yalnızca Türkiye’den değil, 33 farklı ülkeden ulaştığı da açıklandı.

Paylaşın

Otomotiv Üretimi Yılın İlk Çeyreğinde Geriledi

Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), 2026 yılı Ocak-Mart dönemine ilişkin üretim, pazar ve ihracat verilerini açıkladı. Verilere göre sektörde toplam üretim ve otomobil üretiminde gerileme dikkat çekerken, ihracatın dolar bazında artış göstermesi öne çıktı.

Yılın ilk çeyreğinde toplam otomotiv üretimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 azalarak 321 bin 856 adet oldu. Otomobil üretimi ise yüzde 18 düşüşle 181 bin 364 adet seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde toplam otomotiv pazarı yüzde 4 daralarak 274 bin 346 adet seviyesine geriledi. Otomobil pazarı da yüzde 6’lık düşüşle 210 bin 688 adet olarak kaydedildi.

Ticari araç segmentinde ise daha farklı bir tablo ortaya çıktı. Bu dönemde ticari araç üretimi yüzde 14 artarken, hafif ticari araç üretimi yüzde 13, ağır ticari araç üretimi ise yüzde 20 yükseldi. Buna karşın ağır ticari araç pazarı yüzde 6 geriledi.

İhracat tarafında adet bazında gerileme yaşandı. Toplam otomotiv ihracatı yüzde 15 azalarak 215 bin 323 adet, otomobil ihracatı ise yüzde 29 düşüşle 106 bin 341 adet oldu. Buna karşın ihracatın dolar bazında artması dikkat çekti. Toplam otomotiv ihracatı yüzde 3 artışla yaklaşık 9,9 milyar dolar seviyesine yükseldi. Otomobil ihracatı ise yüzde 8 azalarak 2,5 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Şubat’ta Cari Açık 7,5 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Şubat 2026 Ödemeler Dengesi verilerini açıkladı. Buna göre cari işlemler hesabı şubatta 7 milyar 501 milyon dolar açık verdi.

Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı 1 milyar 462 milyon dolar açık kaydederken, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 7 milyar 478 milyon dolar oldu.

Yıllıklandırılmış verilere göre cari açık 35,4 milyar dolar seviyesine ulaştı. Aynı dönemde dış ticaret açığı 73,2 milyar dolar olurken, hizmetler dengesi 62,6 milyar dolar fazla vererek cari açığı sınırlamaya devam etti.

Hizmetler dengesinde öne çıkan kalemler arasında taşımacılık ve seyahat gelirleri yer aldı. Şubatta hizmetler kaleminden 2 milyar 14 milyon dolar net giriş sağlanırken, seyahat gelirleri 1,8 milyar dolar, taşımacılık gelirleri ise 1,2 milyar dolar olarak kaydedildi.

Finans hesabı tarafında cari açığın finansmanında kredi ve portföy yatırımları öne çıktı. Şubat ayında net doğrudan yatırımlar 2,6 milyar dolar, net portföy yatırımları 2,4 milyar dolar, krediler 38 milyar dolar ve ticari krediler 1,3 milyar dolar katkı sağladı.

Buna karşın net efektif ve mevduatlar 11,5 milyar dolar negatif etki yarattı.

TCMB verilerine göre, şubat ayında resmi rezerv varlıkları 10 milyar 630 milyon dolar azaldı. Bu gerileme, finans hesabındaki net çıkış kalemleriyle birlikte değerlendirildi.

Şubat ayında doğrudan yatırımlar kaleminde 138 milyon dolarlık net çıkış gerçekleşti. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’ye yatırımları 780 milyon dolar olurken, yurt içi yerleşiklerin yurt dışı yatırımları 918 milyon dolar seviyesinde kaydedildi.

Gayrimenkul yatırımlarında ise karşılıklı hareketlilik sürdü. Yurt içi yerleşikler yurt dışında 225 milyon dolar, yurt dışı yerleşikler ise Türkiye’de 230 milyon dolar değerinde alım yaptı.

Portföy yatırımları şubatta 780 milyon dolar net giriş kaydetti. Yurt dışı yatırımcılar hisse senedi piyasasında 932 milyon dolar, devlet iç borçlanma senetlerinde ise 366 milyon dolar net alış gerçekleştirdi.

Paylaşın

CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol Tutuklandı

CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, İzmir’de yürütülen “kooperatif” soruşturması kapsamında tutuklandı. Soruşturma kapsamında Erkol’la birlikte toplam 9 kişinin daha cezaevine gönderildiği bildirildi.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON A.Ş. üzerinden bazı kentsel dönüşüm projelerinde “kooperatif aracılığıyla usulsüz menfaat sağlandığı” iddiasına dayanıyor. Dosyada “zimmet”, “nitelikli dolandırıcılık”, “resmî belgede sahtecilik” ve “görevi kötüye kullanma” gibi suçlamalar yer aldı.

Soruşturma kapsamında 9 Nisan 2026 tarihinde başlatılan operasyonla çok sayıda kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin jandarmadaki işlemlerinin ardından İzmir’e sevk edildiği, savcılık ifadeleri sonrasında ise tutuklama talebiyle mahkemeye çıkarıldığı öğrenildi.

Nöbetçi sulh ceza hâkimliği, aralarında CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un da bulunduğu 9 şüphelinin tutuklanmasına karar verdi. Kararın ardından şüpheliler cezaevine gönderildi.

Soruşturmanın, İZBETON A.Ş. ve bağlı kooperatifler üzerinden yürütülen projelerde mali usulsüzlük iddialarına ilişkin olduğu, bilirkişi raporları ve şikâyet dilekçeleri doğrultusunda genişletildiği belirtildi.

Olayla ilgili yargı sürecinin devam ettiği, soruşturmanın yeni gözaltı ve iddianame süreçlerine açık olduğu ifade ediliyor.

Ümit Erkol kimdir?

Ümit Erkol, uzun yıllar sağlık sektöründe görev yapmış bir hekim ve sağlık yöneticisi olarak biliniyor. CHP Ankara İl Başkanlığı görevini yürüten Erkol, 2025 yılında yapılan il kongresinde delegelerin büyük çoğunluğunun oyunu alarak yeniden seçilmişti.

Paylaşın

Süper Lig: Galatasaray Liderliğini Sürdürdü

Süper Lig’in 29. hafta maçında Galatasaray ile Kocaelispor, Ali Sami Yen Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşmadan 1 – 1 eşitlikle ayrılan Galatasaray, haftayı bir puanla kapattı.

Haber Merkezi / Galatasaray’ın gollünü 30. dakikada Leroy Sane, Kocaelispor’un golünü ise 72. dakikada Bruno Petković  kaydetti.

Bu sonucun ardından Galatasaray puanını 68’e, Kocaelispor ise 35’e yükseltti.

Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Okan Buruk maç sonrası yaptığı açıklamada özellikle ikinci yarıya dikkat çekti. Okan Buruk, takımının oyunun bazı bölümlerinde kontrolü elinde tuttuğunu ancak ikinci golü bulamayınca rakibin cesaret kazandığını söyledi.

Buruk, ayrıca gereksiz fauller ve basit hataların oyunu rakibe verdiğini vurguladı. Okan Buruk, genel olarak puan kaybından dolayı üzgün olduğunu ama şampiyonluk yarışında avantajın hâlâ kendilerinde olduğunu ifade etti.

Kocaelispor cephesi ise güçlü bir rakibe karşı deplasmanda alınan 1 puanı değerli buldu.

İlk yarıda savunmada disiplinli kaldıklarını, ikinci yarıda ise daha cesur oynayarak oyuna ortak olduklarını belirttiler. Özellikle beraberlik golünden sonra takımın reaksiyonunun maçın kırılma anı olduğu ifade edildi.

Paylaşın

Süper Lig: Trabzonspor, Bir Puana Razı Oldu

Süper Lig’in 29. hafta maçında Alanyaspor ile Trabzonspor, Alanya Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşmadan 1 -1 eşitlikle ayrılan Trabzonspor, haftayı bir puanla kapattı.

Haber Merkezi / Trabzonspor’un golünü 58. dakikada Ozan Tufan ve Alanyaspor’un golünü ise 67. dakikada Güven Yalçın kaydetti.

Bu skorun ardından, Trabzonspor puanını 64’e, Alanyaspor ise 33’e yükseltti.

Maç sonrası açıklamalarda bulunan Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, takımının sahada oyunu büyük ölçüde kontrol ettiğini ancak skoru daha iyi yönetemediğini söyledi.

Tekke, özellikle ikinci yarıda buldukları golle öne geçtiklerini ama üstünlüğü koruyamadıklarını belirterek, “oyun olarak iyiydik ama sonucu koruyamadık” mesajını verdi.

Trabzonspor’un daha fazla pozisyon üretmesi gerektiğini vurgulayan Tekke, kaçan fırsatların maçın kaderini belirlediğini ifade etti.

Alanyaspor cephesinde ise João Pereira mücadeleden memnun olduklarını dile getirdi.

Maça istedikleri gibi başlayamadıklarını ancak ikinci yarıda oyuna daha iyi ortak olduklarını söyleyen Pereira, özellikle beraberlik golünden sonra takımın reaksiyonunun önemli olduğunu belirtti.

Pereira, güçlü bir rakibe karşı alınan 1 puanın değerli olduğunu vurgulayarak, takımının pes etmeyen oyun karakterini öne çıkardı.

Paylaşın