Süper Lig: Gol Düellosunda Kazanan Fenerbahçe

Süper Lig’in 19. hafta maçında Konyaspor ile Fenerbahçe, Konya Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Direnç Tonusluoğlu’nun yönettiği karşılaşmadan Fenerbahçe, 3-2 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’nin gollerini 14. dakikada Mert Müldür, 25. dakikada Çağlar Söyüncü ve 60. dakikada Dusan Tadic, Konyaspor’un tek golünü ise 1. dakikada Pedrinho kaydetti.

Fenerbahçe, bu galibiyet ile puanını 42’ye yükseltti, Konyaspor ise 20 puanda kaldı. Fenerbahçe, ligde oynadığı 18 karşılaşmada 13 galibiyet, 3 beraberlik ve 2 yenilgi yaşadı.

1. dakikada sağ kanatta topla buluşan Kramer’in, ceza alanına pasında Pedrinho topla buluştu. Pedrinho’nun kale alanı içerisinde sağ çaprazdan kaleye gönderdiği şutta meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 1-0

14. dakikada Tadic’in sol köşeden kullandığı köşe vuruşunda topa iyi yükselen Mert Müldür kafayı vurarak meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. 1-1

25. dakikada sol köşeden Szymanski’nin kullandığı köşe vuruşunda Çağlar Söyüncü kafayla topu filelere gönderdi. 1-2

44. dakikada sol kanattan topla buluşan Guilherme ceza alanı içersinde topu Kramer’e aktardı. Kramer’in kafasında meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 2-2

60. dakikada kaleci Slowik’in hatalı pasında Tadic topa sahip oldu. Ceza sahası dışı sol çaprazdan ceza sahasına giren Tadic şık çalımlarının ardından son çizgiye inerek topu ağlarla buluşturdu: 2-3

Stat: Konya

Hakemler: Direnç Tonusluoğlu, Bersan Duran, Candaş Elbil

Konyaspor: Slowik, Boateng (Aleksic dk. 83), Uğurcan Yazğılı, Bazoer, Guilherme, Oğulcan Ülgün (Boranijasevic dk. 68), Prip (Tunahan Taşçı dk. 68), Melih İbrahimoğlu (Melih Bostan dk. 83), Pedrinho, Yusuf Erdoğan (Umut Nayir dk. 73), Kramer

Fenerbahçe: Dominik Livakovic, Mert Müldür, Çağlar Söyüncü, Alexander Djiku, Oğuz Aydın (Bright Osayi-Samuel dk. 70), Fred, Sebastian Szymanski (Mert Hakan Yandaş dk. 90+3), Filip Kostic (Levent Mercan dk. 83), Dusan Tadic (Yusuf Akçiçek dk.90+3), Edin Dzeko, Youssef En-Nesyri

Goller: Pedrinho (dk. 1), Kramer (dk. 44) (Konyaspor), Mert Müldür (dk. 14), Çağlar Söyüncü (dk. 25), Dusan Tadic (dk. 60) (Fenerbahçe)

Paylaşın

2024, Türkiye’de Son 53 Yılın “En Sıcak Yılı” Oldu

2024 yılı, dünya genelinde 1,5 derece ısınma sınırının aşıldığı ilk yıl olurken, Türkiye’de de 15,6 derece ortalama sıcaklık ile son 53 yılın en sıcak yılı oldu.

2024 yılı sıcaklık rekoru, bir önceki sıcaklık rekoru olan 2010 yılına ait 15,5 derecesinin 0,1 derece üzerinde.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), 2024 Yılı Sıcaklık Değerlendirme raporunu yayınladı. Yayınlanan raporda, 2024 yılının son 53 yılın “en sıcak” yılı olduğunun altı çizildi.

220 istasyondan alınan hava durumu verilerinin uzun yıllar ortalama verileri ile karşılaştırılarak tamamladığı 2024 Yılı Sıcaklık Değerlendirme raporuna göre, yıl içerisinde Türkiye genelinde yağışlar normaline göre yüzde 6,3 oranında azaldı.

2024 yılında Ankara, İstanbul ve İzmir’de de yağışlarda azalma olduğu belirtildi. En fazla yağış alan il Rize olurken en az yağış alan il ise Edirne oldu.

Söz konusu raporda Türkiye’nin 2024 yılı ortalama sıcaklığı, 15,6 derece olarak gerçekleşirken bu değerin 1991–2020 normalinin ortalaması olan 13,9 derecenin, 1,7 derece üzerinde seyrettiği bilgileri yer aldı.

Yine 2024 yılı Türkiye ortalama sıcaklığı, 1971-2024 periyodu ile karşılaştırıldığında ise 15,6 derece ile en sıcak yıl olarak tarihe geçti. Bu derece, bir önceki sıcaklık rekoru olan 2010 yılına ait 15,5 derecesinin 0,1 derece üzerinde gerçekleşti.

Yine, 2024 yılının ocak, nisan, haziran ve temmuz aylarında ortalama sıcaklık rekorları kırılırken, mevsimsel olarak bakıldığında ise kış ve yaz mevsimleri yine rekor sıcaklık dereceleri ile tamamlandı.

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

Erdoğan, “En Az 3 Çocuk” Çağrısını Tekrarladı

Aile Yılı Tanıtım Programı’nda konuşan Erdoğan, “2001 yılında doğurganlık hızımız 2,38 iken bugün bu rakam 1,51’e düşmüştür. Yıllık nüfus artış hızımız 2023’te binde 1,1’e gerilemiştir. En az 3 çocuk çağrımızı tekrarlıyoruz” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile Yılı Tanıtım Programı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Son Kabine Toplantımızda 2025 senesini aile yılı olarak ilan etmiştik. İlgili bakanlığımızın koordinasyonunda aile kurumunun korunması güçlenmesi için yıl boyunca önemli çalışmalar yapacağımızı ifade etmiştik. Aile yılı çerçevesinde icra edeceğimiz çalışmaları etkin ve verimli nüfus politikalarıyla destekleyip güçlü bir zemine taşımak en büyük önceliklerimizdendir.

Anayasamızın 41’inci maddesinde aile toplumun temelidir. Bir başka ifadeyle aile küçük bir toplumdur, toplum da büyük bir ailedir. Aile bizim en kadim müesseselerimizden biridir. Toplumun özünü, çekirdeğini teşkil eden aile kurumu millî ve manevi değerlerimizin muhafazasında bizler için vazgeçilmez öneme sahiptir.

Aile yapımızı korumak, tahkim etmek, zengin bir miras bırakmak hepimizin görevidir. Aileyi güçlü kılmak istiyorsak işe aile fertlerinden başlamamız gerekiyor. Bilinçli anne-babaların yetiştireceği evlatlarımız geleceğin mimarları olarak aile kurumunu koruyacak, yaşatacak, yarınlara taşıyacaktır.

Bilinçli bir anne-babanın elinde büyüyen çocuklar evvela ailelerine daha sonra da milletlerine ve insanlığa faydalı örnek kişiler olur. Çocuklarımızı ve gençlerimizi zararlı akımlardan, sapkın ideolojilerden korumak da hepimizin ortak sorumluluğudur.

Tuhaf zamanlarda yaşıyoruz. Neoliberal kültür akımları dünyanın dört bir yanına nüfuz ediyor. Dijital platformlarda yer bulan diziler, filmler çoğu zaman kültür erozyonu ve kimlik aşınmasına sebep oluyor. Bilinçli, kasıtlı ve ısrarlı bir şekilde servis edilen bu içerikler başta LGBT ve gayri fıtri akımlara yol açıyor. LGBT’nin koçbaşı olarak kullanıldığı cinsiyetsizleşme politikalarının hedefi aile kurumudur.

Tedbir uyguladığımız dijital oyun platformundaki ahlaksızlıklar bunun en çarpıcı örneğidir. Buna itiraz eden nadir ülke ve liderlerden birisiyiz. Bu duruşumuzu daha da sağlamlaştıracağız. Bireyi, aileyi tehdit eden cinsiyetsizleştirme politikalarına tepki göstermeye devam edeceğiz. Türkiye’nin tavrı bellidir, geri adım sözkonusu olmayacak.

BM bünyesinde verdiğimiz mücadele malum. Küresel cinsiyetsizleştirme politikaları karşısında kazanılacak her mevzi insanlık için büyük başarıdır.

Doğurganlık oranı ve nüfus artış hızımız alarm vermektedir. 2001 yılında doğurganlık hızımız 2,38 iken bugün bu rakam 1,51’e düşmüştür. Yıllık nüfus artış hızımız 2023’te binde 1,1’e gerilemiştir. Çocuk ve genç nüfusumuz azalırken, yaşlı nüfusumuz tarihimizde ilk defa yüzde 10’un üzerine çıkmıştır.

Türkiye genç ve nitelikli nüfus bakımından kan kaybediyor. Gerekli önemleri almaz, politikaları uygulamazsak sorun telafi edilemez boyuta varacaktır.

Karşımıza dikilen bu tehlikesi 20 sene evvel sezmiştik. 2007 yılında doğurganlık ve nüfus artış hızındaki gerilemeye dikkat çekmek için en az 3 çocuk çağrısı yapmıştık. Nüfus planlaması kisvesi altında yürütülen çalışmaların art niyet taşıdığı şeklindedir. Zamanın bu konuda bizi teyit edeceği kanaatindeyim. En az 3 çocuk çağrımızı tekrarlıyoruz.

Yeni evlenecek gençlere faizsiz kredi desteği

2025 yılını aile yılı ilan ettik. 2025 aile yılı kapsamında birçok yeni projeyi de hayata geçiriyoruz. 14-28 Mayıs seçim sürecinde milletimize söz verdiğimiz Aile ve Gençlik Fonu’nu deprem bölgemizde başlatmıştık. Evliliğe ilk adım atan gençlerimize 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz 150 bin lira faizsiz kredi desteği sunuyoruz. Yeni evlenecek gençlere faizsiz kredi desteğini 81 ilin tamamında uygulamaya alıyoruz.

Bu yıl doğum yardımlarımızı da artırıyoruz. Yeni doğacak ilk çocuk için doğum yardımını 5 bin liraya yükseltiyoruz. Ayrıca 2. çocuk için her ay 1500 lira, 3’üncü ve sonraki çocuklar için 5 bin lira çocuk yardımlarını devreye alıyoruz. 2 ve diğer çocuklar için vereceğimiz çocuk yardımlarını annelerin hesaplarına yatıracağız.

Aile kurmayı teşvik edecek maddi destekler, danışmalık destekleri ve konut desteklerini devreye alacağız. Esnek ve uzaktan çalışma modelleri ile kadınların ev ve iş hayatlarını rahatlatacak modelleri hayata geçireceğiz. Çalışan anne ve babalar için ücretsiz ve düşük bedelli çocuk bakım merkezlerini güçlendireceğiz. Tıbbi imkanları ailelerin istifadesine sunacağız.”

Paylaşın

2024 Yılında Her Gün 5 İşçi İş Kazalarında Yaşamını Yitirdi

2024 yılında en az bin 897 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti: Ocak’ta 164, Şubat’ta 152, Mart’ta 125, Nisan’da 165, Mayıs’ta 141, Haziran’da 139, Temmuz’da 149, Ağustos’ta 192, Eylül’de 161, Ekim’de 168, Kasım’da 173, Aralık’ta 168.

Haber Merkezi / Başka bir ifadeyle, 2024 yılı içerisinde her gün 5 işçinin iş kazasında hayatını kaybetti.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), 2024 yılı iş cinayetleri raporunu açıkladı. Açıklanan rapora göre; Yüzde 70’ini ulusal basından; yüzde 30’unu ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından öğrenilen bilgilere dayanarak tespit edildiği kadarıyla 2024 yılında en az bin 897, her gün “en az” 5 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

2024 yılında iş cinayetlerinin aylara göre dağılımı şöyle: Ocak ayında 164 işçi, Şubat ayında 152 işçi, Mart ayında 125 işçi, Nisan ayında 165 işçi, Mayıs ayında 141 işçi, Haziran ayında 139 işçi, Temmuz ayında 149 işçi, Ağustos ayında 192 işçi, Eylül ayında 161 işçi, Ekim ayında 168 işçi, Kasım ayında 173 işçi, Aralık ayında 168 işçi.

2024 yılında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: İnşaat, Yol işkolunda 482 işçi; Tarım, Orman işkolunda 326 emekçi (151 işçi ve 175 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 234 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 123 işçi; Metal işkolunda 103 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 99 emekçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 86 işçi;
Madencilik işkolunda 75 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 43 işçi; Enerji işkolunda 43 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 41 işçi;

Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 32 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 32 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 28 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 27 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 27 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 24 işçi; Basın, Gazetecilik işkolunda 2 işçi; İletişim işkolunda 2 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 işçi; çalıştığı işkolu belirlenemeyen 67 işçi.

2024 yılında iş cinayetlerinin sektörlere göre dağılımı şöyle: Sanayi sektöründe 656 işçi, inşaat sektöründe 484 işçi,
hizmet sektöründe 431 işçi, tarım sektöründe 326 işçi.

2024 yılında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Trafik, Servis Kazası nedeniyle 387 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 334 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 321 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 238 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 103 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 99 işçi; Şiddet nedeniyle 90 işçi; İntihar nedeniyle 78 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 74 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 40 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 12 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 121 işçi.

2024 yılında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı 22 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 49 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 395 işçi, 30-49 yaş arası 793 işçi, 50-64 yaş arası 462 işçi, 65 yaş ve üstü 96 işçi, yaşı belirlenemeyen 80 işçi.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a Çağrı: Sandıktan Kaçma

CHP Lideri Özgür Özel, “Sayın Erdoğan’a şu çağrımı yapmak isterim: Bakın, son dönemde bir salon adamına, salon siyasetçisine döndünüz. Atadıklarınızı doldurduğunuz salonda, atadıklarınızın alkışıyla moral bulamazsınız, güç bulamazsınız. Bu çaba beyhudedir. Şimdi de mahkeme salonlarında bizim moralimizi bozmaya çalışıyorsunuz. Bu çaba daha da beyhudedir” dedi ve ekledi:

“Eğer gücünüz varsa, cesaretiniz varsa, ülkeyi bu kadar gerdiniz ve bu hale geldiniz. Muzaffer kahraman edalarıyla gezerken seçim mağlubusunuz. ‘O salonlardan çıkamıyorsun, sokağa çık, meydana çık, insanların önüne çık’ diyorum. Çıkamıyorsun. O zaman bu işin çıkışı milletin huzuruna gitmektir. Sandık gelsin, sandıktan kaçma. El mi yaman, bey mi yaman? Millet sana mı hak veriyor, bize mi hak veriyor? Bu belediye başkanlarının milletinin gönlündeki yeri artık Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidara mı taşıyor, yoksa yaptığın bu kumpaslar sana mı yarıyor millet bir karar versin bakalım. Cesaretin varsa sandıktan ve milletten kaçma.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ile Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın gözaltına alınması ve başlatılan soruşturma hakkında CHP Genel Merkezi’nde açıklama yaptı.

BirGün’den Mustafa Bildircin‘in aktardığına göre; İmamoğlu, açıklamasında, “Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat’a yönelik muamele, kesinlikle yargı, hukuk, adalet, insan hakları, hiçbir hususa uygun bir uygulama değildir” dedi. Ekrem İmamoğlu, “Beşiktaş Belediyemize ihaleye fesat nedeniyle suçlama yapılıyorsa uygulamanın başka bir şekilde yapılması lazım. Belediye Başkanımızın gözaltına alınmaması lazım. 5018 sayılı kanuna göre belediye başkanları, ihale ve harcama yetkilisi değildir” ifadelerini kullandı.

“23 yıldır şafak vakti operasyona uğrayan bir AK Partili belediye başkanı ya da herhangi bir yetkilisini gördünüz mü?” diye soran İmamoğlu, “İstanbul’da 25 yıl İBB’yi yöneten ve onlarca yolsuzluğunu, kamuyu zarara uğrattığını belgeli olarak ortaya çıkarttığımız sorumlulara operasyon düzenlediğini gördünüz mü? AK Partili belediye başkanları çok muteber insanlar, tüm lekeler CHP’li belediye başkanlarında öyle mi! Bunlar bir de partilerinin önünde ‘adalet’ ismi saklıyorlar” tepkisini gösterdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e tepki gösteren İmamoğlu, şunları söyledi: İmamoğlu, şöyle devam etti: “Adaleti dahi zayıflattınız, kirlettiniz. İstanbul’a da CHP’li belediye başkanlarına kayyum atamak için veya bir operasyonları düzenlemek için koordinatör başsavcı atadınız. İstanbul’a adalet dağıtmak için İstanbul’a atanmadığı net! Ne yazık ki bütün bu uygulamaları talimat şeklinde ve organize bir şekilde yürütmektedir. Ve bunu şehvetle yapıyor.”

İBB Başkanı İmamoğlu, şunları söyledi: “Söz konusu şirket CHP’li belediyelerden ihale almamıştır sadece. Aralarında Yargıtay, TBMM, çok sayıda kamu hastanesi, Trabzon Büyükşehir Belediyesi gibi onlarca kamu kuruluşu ve AK Parti ilçe belediyesinden ihale almıştır. Kafanızda başka şafak operasyon var ise TBMM için aynı uygulamayı yapacak mısınız?

“Sayın Cumhurbaşkanı, gönderdiğiniz başsavcı beye bir sorun, bu şirketin devlet kurumlarından aldığı ihaleleri de inceleyecekler mi?” diyen İmamoğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “Yönettiğin Türkiye’de kanun ve nizam kalmadı” dedi. “İlk seçimde sizi oradan indirmeye ve halkın iktidarını kurmaya kadir olduğumuzu göreceksiniz” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Türkiye’de bu antidemokratik uygulamalar olduğu sürece bu ülkede iş dünyası olarak ne büyüyeceksiniz ne de dünyadaki rakiplerinizi geçeceksiniz. Hep küçüleceksiniz. Çünkü demokrasinin olmadığı yer güvenli yer değildir. Bugün yapılan kötülükler, bize değil bütün ülkemize zararı vardır. Güven yoksa bir ülkede hiçbir şey yoktur.”

Özel’den Erdoğan’a “erken seçim” çağrısı

İmamoğlu’nun ardından kürsüye gelen Özgür Özel ise açıklamasında, “Yeni bir haftaya başlarken iktidarın yeni yarattığı ve kendi yarattığı kirli bir gündemle hep birlikte meşgulüz. Ben Türkiye’nin bu kadar çok konuşulacak sorunu, bu kadar çok çözülecek derdi varken böyle gündemlerin yaratılmasını ancak son derece sorunlu ve milletle gönül bağı kopmuş bir iktidara yakışacak, bunun tescili, itirafı olarak nitelendiriyorum. Öncelikle bunu ifade etmek isterim” dedi.

“Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kıymetli seçmenlerine şunu hatırlatırım” diyen Özel, şunları anlattı: “FETÖ operasyonlarından sonra Tayyip Erdoğan, ‘Bazı arkadaşlarımız yoruldu. İstifa etsinler’ demişti. Kimi güle oynaya, kimi ağlaya ağlaya istifa ettiler. O süreçte Tayyip Bey istifası gecikenler için ‘Onlar gereğini yapmıyorsa biz gereğini yaparız’ demişti. Bir partinin genel başkanının bir belediye başkanına ‘İstifa et, gereğini yaparım’ deme yetkisi yok. En çok partiden atarsın. Ama gereği şöyle yapılabilir.

Eğer terör örgütü üyesiyse ya da yolsuzluk yapmışsa, onu yargılarsın, suçlu bulunduğu kesinleşirse görevden alınır. Yerine de belediyeden yeni biri seçilir. Ama ona, ‘İstifa et yoksa bunu yaparım’ denmez. Hepsi istifa ettiler ama biri hakim karşısına çıkmadı, biri emniyete çağrılmadı. Neydi bu arkadaşların suçu? Hani etmezse yapabileceğin şey ne? Alıp yargılayıp, görevden almak. Bunlar FETÖ’cü idiyse niye bıraktın, bunlar yolsuzluk yaptıysa niye bıraktın. Kendi belediye başkanlarına ‘İstifa et, kurtul’, bizim belediye başkanımıza ihale yetkilisi olmadığı halde…

Tayyip Erdoğan’ın kendi döneminde, İstanbul Büyükşehir’in birçok bürokratı ihaleye yolsuzluktan yargılandı. Tayyip Bey emniyete dahi çağrılmadı. Çünkü herkes bilir ki bu kadar büyük bir yapıda, yapılan ihalelere kim imza atıyorsa o mesuldür. Ama Tayyip Bey’e yapılmayanı, o gün Tayyip Bey’e yapılmayan hukuksuzluğu bugün Tayyip Bey Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarına uyguluyor.”

“Bir tek derdi var; bu bir siyasi operasyon ve Rıza Akpolat’ın şahsında partimizin kurumsal kimliğini itibarsızlaştırmaya çalışıyor” diyen Özel, şöyle devam etti: “Onun hazmedemediği şu: Beşiktaşlılar sandığa gittiler 31 Mart’ta, sonuç ne oldu biliyor musunuz? Rıza Akpolat’ın aldığı rekor oy, belediye meclisinde neye yansıdı? 31’de 31 CHP. Beşiktaş halkı AKP – MHP birlikteliğine 31’de bir belediye meclis üyeliği bile vermedi. İşte bunu hazmedemeyen bir hazımsızın, İstanbul’a görevlendirdiği kişi eliyle alamadığı belediyelere operasyon yapıp, itibarsızlaştırma, Rıza Akpolat üzerinden İstanbul’daki bir takım halinde milletin takdir ettiği, seçildikleri gün rekor kıranlara yeni rekoru ilk altı aylık performansları ile kırıldığı, görülmemiş belediye memnuniyet anketlerinin yarattığı karın ağrısını böyle gidermeye çalışıyor.”

Erdoğan’a çağrı yapan Özel, şunları ifade etti: “Buradan Sayın Erdoğan’a şu çağrımı yapmak isterim: Bakın, son dönemde bir salon adamına, salon siyasetçisine döndünüz. Atadıklarınızı doldurduğunuz salonda, atadıklarınızın alkışıyla moral bulamazsınız, güç bulamazsınız. Bu çaba beyhudedir. Şimdi de mahkeme salonlarında bizim moralimizi bozmaya çalışıyorsunuz. Bu çaba daha da beyhudedir. Eğer gücünüz varsa, cesaretiniz varsa, ülkeyi bu kadar gerdiniz ve bu hale geldiniz.

Muzaffer kahraman edalarıyla gezerken seçim mağlubusunuz. ‘O salonlardan çıkamıyorsun, sokağa çık, meydana çık, insanların önüne çık’ diyorum. Çıkamıyorsun. O zaman bu işin çıkışı milletin huzuruna gitmektir. Sandık gelsin, sandıktan kaçma. El mi yaman, bey mi yaman? Millet sana mı hak veriyor, bize mi hak veriyor? Bu belediye başkanlarının milletinin gönlündeki yeri artık Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidara mı taşıyor, yoksa yaptığın bu kumpaslar sana mı yarıyor millet bir karar versin bakalım. Cesaretin varsa sandıktan ve milletten kaçma.

Millet senden memnuniyetsizliğini 31’inde de söyledi, belediyelerimizden memnuniyetini de. Önündeki anket benimkinden üç puan ileri, bunu biliyorum. Bizde 58 çıkan toplam memnuniyet 61 çıkmış, biliyorum. Asla buradan bir yere kaçamazsın. Bunun için eğer cesaretin varsa öyle savcılara, polislere değil, gel millete güven. Çık karşısına, çıkalım hep birlikte.”

Özgür Özel, açıklamasında Erdoğan’ın CHP’li ilçe belediye başkanına partisine katılması için teklifte bulunduğunu söyledi. Özel, şunları anlattı: “Öyle bir ruh halinde ki, geçen hafta bir belediye başkanım, başarılı bir belediye başkanım, bir büyükşehrin ilçe belediye başkanı. Kaybettiğine çıldırdığı bir ilçenin belediye başkanı Yana yakıla beni arıyor. ‘Benimle Sayın Cumhurbaşkanı özel bir görüşme yapacakmış, ne dersiniz Sayın Genel Başkanım?’ Dedim ki ‘Cumhurbaşkanı belediye başkanını çağırıyorsa bu devletin bir işidir.

Mutlaka ya ilçemiz için büyük bir proje, önemli bir mesele, bilmeniz gereken bir şey vardır. Gidin, dönüşte görüşürüz.’ Gitti geldi, ne oldu biliyor musun? ‘Sen başarılısın, o ilçeyi nasıl aldın? Gözlerime inanamadım. Şubat ayında kongrem var, bize katılır mısın?’ Ya devletin başına, bir partinin öz evladı bir belediye başkanının ‘Yapacağım kongrede bana katılır mısın? Senin önünü açarım, şunu yaparım, bunu yaparım.’ Bir de böyle parantez içinde ‘Ya tertemiz adamsın biliyorum ondan çağırıyorum ama bir leke çalarlar, Allah korusun’ falan diye tehdit yapmalar. Bir de sivil arabayla aldırmalar, saraya götürmeler. Yakışıyor mu ya? Orada onu yapan, burada bunu yaptırıyor işte. İşte size tükenmişliğin resmi Tayyip Erdoğan’ın.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sosyal medyadan “Barış için hareket eden kazanır” açıklamasının sorulması üzerine Özel, şu yanıtı verdi: “Devlet Bey ‘barış’ yazmış. Geçmişte ‘barış’ diyen herkese ‘terör sevicisi’ diyen bir akıl ilk kez ‘barış’ dedi. Ve Devlet Bey’e şunu söyleyeyim. Örneğin ‘barış, barış’ deyip, sonra OHAL yetkisiyle olan kayyum yetkisinin kullanılması da ‘barış, barış’ deyip, ‘Barış konuşacağız’ dediğiniz muhalefet partisinin belediye başkanına sabahleyin düşman hukuku uygulaması da barış masasında balta çekmektir. Barış masasına otururken silahsız oturulur, şiddetsiz oturulur. AK Parti hem ‘Barış yapalım’ diyor, hem ‘Oturup konuşalım’ diyor, hem balta çekiyor. Böyle bir şey olmaz. Bu doğru bir mesele değildir. O baltayı ellerinden bıraksınlar, ağızları ile konuşsunlar.”

Özel, Beşiktaş Belediyesi’ne kayyum atanmasını bekleyip beklemediklerinin sorulması üzerine de şu yanıtı verdi: “Birincisi kesinlikle kayyum diye bir şey söz konusu değil. Çünkü konunun terör ile ilgisi yok. Konunun yürütüldüğü yer de terör savcılığı değil, terör şube de değil. Hiç alakası yok. Bizim beklediğimiz şey, ikindiye varmadan Rıza Bey’in ifadesinin alınıp, işinin başına geri yollanmasıdır. Böyle bir şeyde, ihalede sorumluluğu olmayan birisi sırf belediye CHP’li diye, bir de tutup da bu gece, yarın akşam 48 kişinin ifadesi alınana kadar içeride mi tutulacak?

Başkanımızın ifadesine başvurulur. O da kendi sorumsuzluğunu mesele ile ilgili bir kez daha ifade eder. İşinin başına döner. Günü geldiğinde işte birkaç gün sonra eğer halen daha resmi bir işleme muhatapsa o kısmına da katılır. Ki herhalde buradan sonra varıp da Tayyip Bey yüzlerce sorgulama yapılmış, bir kere gitmemişken polise, Rıza Akpolat’ı tutup da hakim, savcılığa filan sevk edecek halleri yok. İhaleden dolayı belediye başkanını. O zaman Türkiye’de bir tane belediye başkanı kalmaz. Hepsini birden toplasın, götürsün. Bütün kaymakamlar, valiler yönetsin. Tayyip Bey de rahat etsin. Biz Rıza Bey’i ikindi olmadan görevinin başına bekliyoruz. Güneş batmadan.”

Paylaşın

CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı “İhale Yolsuzluğu” İddiasıyla Gözaltına Alındı

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile Beşiktaş Belediyesi Beltaş İşletmecilik Sanayi ve Ticaret AŞ Başkanı ve üyelerinin de arasında olduğu birçok kişi “suç örgütüne üye olma”, “ihaleye fesat karıştırma” ve “haksız mal edinme” suçlarından gözaltına alındı.

Haber Merkezi / CHP Lideri Özgür Özel, Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın gözaltına alınmasına tepki gösterdi: Belediye başkanımızın yanındayız ve bu kumpası da boşa düşürmek için halkımızla birlikte mücadele edeceğiz.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Akpolat’ın gözaltına alındığının duyurulmasının hemen ardından bir açıklama yaparak kararı eleştirdi. İmamoğlu, “Niyeti hukuk olmayanın usulü de hukuki olmaz. Belediye Başkanımızın yanındayız, hukuki süreci sonuna kadar takip edecek bütün hukuksuzlukları teşhir edeceğiz” dedi.

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile Beşiktaş Belediyesi Beltaş İşletmecilik Sanayi ve Ticaret AŞ Başkanı ve üyelerinin de arasında olduğu birçok kişi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “ihale yolsuzluğu” soruşturması kapsamında, “suç örgütüne üye olma”, “ihaleye fesat karıştırma” ve “haksız mal edinme” iddiasıyla gözaltına alındığı açıklandı.

“İhale yolsuzluğu” soruşturmasıyla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, “Aziz İhsan Aktaş liderliğinde yönetilen çıkar amaçlı suç örgütünün belediye başkanlarına ve belediyelerin üst düzey yöneticilerine rüşvet vermek suretiyle ihale süreçlerini organize ettiği, ihaleleri kendi firmalarının almasını sağladığının tespit edildiği” belirtildi.

Açıklamada “Suç örgütü lideri Aziz İhsan Aktaş ve örgüt bünyesindeki 24 şüphelinin” yanı sıra Rıza Akpolat ve eski Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in de bulunduğu toplam 47 kişi hakkında bu sabah saat 05:00 itibariyle eş zamanlı yakalama, gözaltı, arama ve el koyma kararları verildiği, bu kararların icrasına yönelik işlemlerin sürdüğü aktarıldı.

Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamasında, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile Beşiktaş Belediyesi Beltaş İşletmecilik Sanayi ve Ticaret AŞ Başkanı ve üyeleri ile birlikte toplamda on şüpheli hakkında, “suç örgütü üyeliği, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve 3628 sayılı Mal Bildirimde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunun 13. maddesi uyarınca Haksız Mal Edinme suçlarından” yakama ve gözaltı kararı alındığı kaydedildi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Akpolat’ın gözaltına alınmasının ardından X sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Özel, “Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat’ın gözaltına alınması, siyasallaşan adalet sistemindeki hukuksuzluk zincirinin yeni bir halkasıdır. Çağrıldığında ifadeye gelecek olan Başkanımızı FETÖ yöntemleriyle gözaltına almak, itibarsızlaştırmaya çalışmak acizliktir. Biz, belediye başkanımızın yanındayız ve bu kumpası da boşa düşürmek için halkımızla birlikte mücadele edeceğiz” diye yazdı.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de, bu sabahki gözaltı kararından sonra sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Çelik, “Yine bir şafak operasyonu, yine bir kumpasla karşı karşıyayız! Türkiye’nin birinci partisini böylesi itibar suikastleriyle zayıflatama çabası nafiledir. Biz belediye başkanlarımızın arkasındayız. Tüm bu yapılanların başkanlarımızı değil, siyaseti ve Türkiye’yi esaret altına almayı hedeflediğinin farkındayız. Bu ülkede kol gezen fakirliği, çaresizliği, halkın feryadını böyle örtemezsiniz!” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu da sosyal medya hesabından, şunları yazdı: “İstenildiği an gelip ifade verebilecek, hesap verebilecek kamu görevlileri, belediye başkanları sabahın köründe evlerinden ‘operasyon’ ile gözaltına alınıyor, yandaş medyaya kamuoyu oluşturmak için servis edilecek bilgiler dağıtılıyor, gizlilik kararı alınarak doğru bilgiye erişim engelleniyor.

Sonra geriye komik bile denemeyecek gerekçeler kalıyor. Sabah Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat ve diğer yöneticiler için de aynı süreç işletildi. Bu senaryo ile algı oluşturmaya çalışanlar bilsinler ki kimseyi ikna edemediniz/edemeyeceksiniz. Niyeti hukuk olmayanın usulü de hukuki olmaz. Belediye Başkanımızın yanındayız, hukuki süreci sonuna kadar takip edecek bütün hukuksuzlukları teşhir edeceğiz.”

2024 yılında 7 belediyeye kayyım atanmıştı

31 Mart yerel seçimlerinden sonra DEM Partili 5, CHP’li 2 belediyeye kayyım atanmıştı. DEM Partili Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış 3 Haziran’da görevden alınmış, yerine Hakkari Valisi Ali Çelik atandı.

CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de 30 Ekim’de görevden alındı. Özer’in yerine İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy kayyım olarak görevlendirildi.

4 Kasım’da ise Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük ve Urfa’da Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan görevden alındı. Türk’ün yerine Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, Sönük’ün yerine Batman Valisi Ekrem Canalp, Karayılan’ın yerine Halfeti Kaymakamı Hakan Başoğlu kayyım olarak atandı.

22 Kasım’da İçişleri Bakanlığı kararıyla DEM Parti’li Dersim Belediye Başkanı Cevdet Konak ve CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül görevlerinden alındı. Konak’ın yerine Tunceli Valisi Bülent Tekbiyikoglu, Sarıgül’ün yerine ise Ovacık Kaymakamı Hüseyin Şamil Sözen kayyım olarak görevlendirildi.

Paylaşın

İçişleri Bakanlığı, DEM Parti’nin Akdeniz Belediyesi’ne Kayyım Atadı

İçişleri Bakanlığı, tutuklanan DEM Partili (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi) Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız’ın yerine Akdeniz Kaymakamı Zeyit Şener’in görevlendirildiğini duyurdu.

Haber Merkezi / DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Nuriye Aslan, Hoşyar Sarıyıldız ve meclis üyelerinin tutuklanması ve Sarıyıldız’ın yerine kayyum atanmasına tepki gösterdi.

Tülay Hatimoğulları, sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı açıklamasında “İktidar emrindeki yargı eliyle bir kez daha halk iradesine dönük darbe gerçekleştirildiğini” kaydetti.

Kayyum atama kararı için “Türkiye tarihinin kara sayfalarına bir yenisi daha eklendi. Kayyum, halk iradesinin inkarıdır. Demokrasinin kalan kırıntılarını da süpürme zorbalığıdır. Kayyım zorbalığı kentlerin talanının şifresidir” ifadelerini kullanan Tülay Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İç barış kayyımla değil; demokrasi ve özgürlüklerle sağlanır. Biz barış umudunu büyütmeye çalışırken yapılan bu irade gaspını kabul etmiyoruz! İktidarın kayyım zorbalığına karşı demokrasiye ve birlikte yaşama inanan herkesi demokratik tavır göstermeye çağırıyoruz. Kayyımlar gidecek ve mutlaka biz kazanacağız!”

Tuncer Bakırhan ise yaptığı açıklamada “Akdeniz Belediye Eş Başkanlarımız ve meclis üyelerimiz siyasi soykırım operasyonları kapsamında rehin alındı. Akdeniz halkının iradesiyle seçilen belediyemize kayyım atandı. Akdeniz belediyemize kayyım atanması demokrasiye açık darbedir. Halkların bir arada yaşam umuduna yapılmış siyasi suikasttir. Reddediyoruz” görüşünü kaydetti.

Bakırhan açıklamasında ayrıca “Bir yandan iç barış konuşulurken diğer yandan halkların iradesinin gaspı akıl tutulmasıdır” ifadelerine yer verdi, “Bu akıl tutulmasından bir an önce vazgeçilmesi çağrısı yapıyoruz. Kayyım zorbalığına, demokrasiye dönük darbelere ve Kürt düşmanlığına karşı demokratik mücadelemizi yükselteceğimizin sözünü yineliyoruz. Zalimler ve zorbalar kaybedecek, halk kazanacak!” sözlerini kaydetti.

İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Sarıyıldız’ın, “terör örgütü propagandası yapmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “terörizmin finansmanın önlenmesi hakkında kanuna muhalefet” ve ’”2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” suçlarından sevk edildiği Mersin 1. Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandığı belirtildi.

Bunun üzerine, Sarıyldız’ın, Anayasa’nın 127. Maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ilgili maddesi gereğince geçici tedbir olarak görevden uzaklaştırıldığı, Akdeniz Kaymakamı Zeyit Şener’in, Mersin Valiliğince Akdeniz Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirildiği kaydedildi.

Bakanlığın açıklamasında, haklarında aynı suçlardan soruşturma yürütülen ve çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklanan Eş Başkan Nuriye Arslan ile Meclis üyeleri Özgür Çağlar, Hikmet Bakırhan ve Neslihan Oruç’un da geçici tedbir olarak görevden uzaklaştırıldıkları bildirildi.

2024 yılında 7 belediyeye kayyım atanmıştı

31 Mart yerel seçimlerinden sonra DEM Parti’li 5, CHP’li 2 belediyeye kayyım atanmıştı. DEM Partili Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış 3 Haziran’da görevden alınmış, yerine Hakkari Valisi Ali Çelik atandı.

CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de 30 Ekim’de görevden alındı. Özer’in yerine İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy kayyım olarak görevlendirildi.

4 Kasım’da ise Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük ve Urfa’da Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan görevden alındı. Türk’ün yerine Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, Sönük’ün yerine Batman Valisi Ekrem Canalp, Karayılan’ın yerine Halfeti Kaymakamı Hakan Başoğlu kayyım olarak atandı.

22 Kasım’da İçişleri Bakanlığı kararıyla DEM Parti’li Dersim Belediye Başkanı Cevdet Konak ve CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül görevlerinden alındı. Konak’ın yerine Tunceli Valisi Bülent Tekbiyikoglu, Sarıgül’ün yerine ise Ovacık Kaymakamı Hüseyin Şamil Sözen kayyım olarak görevlendirildi.

Paylaşın

Kamu Emekçileri İş Bıraktı: Geçinemiyoruz!

KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, “2025 yılını yüzde 30’luk asgari ücret zammının yanı sıra, kamu emekçileri ve memur emeklilerine yapılan yüzde 11,54; işçiler ve işçi emeklilerine reva görülen yüzde 15,75’lik sefalet zamları ile karşıladık” dedi ve ekledi:

“1 Ocak’tan itibaren vergi ve harçlara yüzde 44 zam yapıldı. 2025 bütçesine göre attığımız her adımda ödediğimiz KDV’de geçtiğimiz yıla göre yüzde 81, ÖTV’de ise yüzde 51 artış olacak. Hükümetin kendi alacaklarına yaptığı zam oranları ortadayken, kamu emekçilerine ve emeklilere reva görülen maaş artış oranının sadece yüzde 11,54 olması utanç verici bir durumdur.”

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Askeri İş Yerlerinde Görevli Kamu Çalışanları Sendikası (ASİM-SEN), Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu (BASK),, Hürriyetçi Sendikalar Konfederasyonu (HÜR SEN), Birleşik Kamu İşgörenleri Sendikaları Konfederasyonu’na (BİRLEŞİK KAMU-İŞ) üye binlerce emekçi, yüzde 11,54’lük zamma karşı yurdun dört bir yanında meydanlara çıktı.

Ankara Kazakistan Caddesi’nde toplanan kamu emekçileri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önüne yürüdü. Emekçiler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önüne ulaştıklarında polis barikatı ile karşılaştı. Polis ile yapılan müzakereler sonucunda ortak basın açıklaması bakanlık önünde kurulan barikatların önünde okundu.

“Ücret Asgari! Açlık, Yoksulluk, Sefalet Azami İktidarı Uyarıyoruz! İş bırakıyoruz insanca bir yaşam için mücadelede birleşiyoruz” yazılı pankart arkasında yürüyen kitle, yürüyüş boyunca “İşçi, memur, emekli direnme vakti”, “Direne direne kazanacağız”, “İnsanca yaşamak istiyoruz”, “Zam, zulüm, işkence işte AKP” sloganları attı.

Ortak basın metnini KESK Eş Genel Başkanları Ayfer Koçak ve Ahmet Karagöz okudu. Kamu emekçilerinin toplumun diğer kesimleri gibi yıllardır artan enflasyon, hayat pahalılığı karşısında yoksulluğa mahkum edildiğini söyleyen KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, şöyle konuştu:

“2025 yılını yüzde 30’luk asgari ücret zammının yanı sıra, kamu emekçileri ve memur emeklilerine yapılan yüzde 11,54; işçiler ve işçi emeklilerine reva görülen yüzde 15,75’lik sefalet zamları ile karşıladık. 1 Ocak’tan itibaren vergi ve harçlara yüzde 44 zam yapıldı. 2025 bütçesine göre attığımız her adımda ödediğimiz KDV’de geçtiğimiz yıla göre yüzde 81, ÖTV’de ise yüzde 51 artış olacak. Hükümetin kendi alacaklarına yaptığı zam oranları ortadayken, kamu emekçilerine ve emeklilere reva görülen maaş artış oranının sadece yüzde 11,54 olması utanç verici bir durumdur.”

Koçak, vergi yükünün emekçilerin omuzlarına yıkıldığını ve patronların vergi borçları silindiğini vurgulayarak “Taleplerini görmezden gelen siyasi iktidarın ücretlerimizi baskılayıp, boğazımızı sıkarak uygulamaya çalıştığı ekonomik programa karşı kamu emekçileri olarak itiraz ediyoruz” dedi.

“İnsanca yaşayacak bir ücret talebi bugün tüm kamu emekçilerinin ortak talebi haline geldi” diyen Koçak; savaşa, ranta faiz ödemelerine, sermayeye teşvike değil, halk için toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe talep ettiklerini söyledi.

“Siyasi iktidarı uyarıyoruz”

Koçak’ın ardında söz alan KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, kamu emekçilerini yoksulluğa ve güvencesizliğe sürükleyen politikalar karşısında güçlerini birleştirdiklerini belirterek, “Emeğimizin karşılığını almak, çocuklarımıza daha iyi bir gelecek bırakmak için bugün tüm işyerlerimizde iş bırakıyor ve siyasi iktidarı uyarıyoruz” dedi.

Karagöz, kamu emekçileri ve emeklilerinin taleplerini şöyle sıraladı: “Tüm emekçiler için insanca yaşanabilir bir ücret ve adil bir gelir dağılımı istiyoruz.

Eşit işe ; eşit ücret talep ediyoruz.

Sefalet zam aldatmacasına karşı, en düşük memur maaşının acilen yoksulluk sınırının üzerine yani 79.000 TL’ye çıkartılmasını talep ediyoruz.

Başta metropoller olmak üzere barınma ihtiyacımızı imkansız hale getiren kira fiyatlarına karşı, güncel verilere denk düşen kira yardımı talep ediyoruz

Asgari ücretin, insan onuruna yaraşır bir ücret düzeyine çıkartılmasını talep ediyoruz.

İşyerlerinde ücretsiz kreş açılmasını talep ediyoruz.

Kamuda mülakat değil, liyakat, yani kadrolu güvenceli istihdam talep ediyoruz.

Seyyanen zamların, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmasını, insanca yaşayabileceğimiz bir emeklilik talep ediyoruz.

Kamu kaynaklarının “müşteri garantili” projeler için değil, halk için kullanılmasını talep ediyoruz.

Vergide adalet, az kazanandan az, çok kazanandan çok, yani adil bir vergi sistemi ve 1. Vergi diliminin %10’a düşürülmesi ve sabitlenmesini istiyoruz.

Bizleri toplu sözleşme masası adı altında, siyasal iktidarın iki dudağı arasına bırakan ve tüm yetki ve kararın hükümete terk edildiği sahte sendika yasasına karşı, gerçek grevli bir toplu sözleşme düzenlemesi istiyoruz.

Eylemde, Asim-sen Genel Başkanı Özgür Karaca, Bağımsız Emekliler Sendikası Başkanı Muzaffer Esen, TMMOB Genel Saymanı Özgür Topçu, TTB Genel Sekreteri Dr. Hilmi Önder Okay konuşma yaptı.”

Paylaşın

ABD’den İsrail’e “Gazze’de Derhal Ateşkes” Çağrısı

ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya, Gazze’de acilen ateşkesin sağlanması gerektiğini söylediği, Netanyahu’nun ise Doha’da süren ateşkes görüşmelerine ilişkin Biden’a bilgi verdiği bildirildi.

Haber Merkezi / Beyaz Saray, ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile telefonla görüştüğünü açıkladı.

Açıklamada, “Biden’ın Netanyahu’ya, Gazze’de acilen ateşkesin sağlanması gerektiğini söylediği, Netanyahu’nun ise Doha’da süren ateşkes görüşmelerine ilişkin Biden’a bilgi verdiği” aktarıldı.

Açıklamada ayrıca, iki liderin “Lübnan’daki ateşkes anlaşmasının ardından değişen bölgesel koşullar, Suriye’de Beşar Esad rejiminin devrilmesi ve İran’ın bölgedeki gücünün zayıflaması” konularını ele aldığı belirtildi.

Biden’ın ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan, Pazar günü CNN’e yaptığı açıklamada, tarafların bir anlaşmaya varmaya “çok ama çok yakın” olduğunu ancak hala sonuca ulaşmaları gerektiğini söylemişti.

Görevi Joe Biden’dan devralmaya hazırlanan ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump, Netanyahu’yu güçlü bir şekilde destekliyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 28 artarak 46 bin 565’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 89 artarak 109 bin 660’a çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Savaş, Gazze’de geniş bir bölgeyi dümdüz etti. Gazze Şeridi’nin 2,3 milyonluk nüfusunun yaklaşık yüzde 90’ını yerlerinden edildi, birçoğu da birden fazla kez kaçmak zorunda kaldı. Yüzbinlerce kişi, yiyecek ve diğer temel ihtiyaçlara sınırlı erişimle sahil boyunca yayılan çadır kamplarda toplanmış durumda.

Paylaşın

Köprü Ve Otoyol Geçiş Ücretlerine Yüzde 43 Zam

13 Ocak’tan itibaren geçerli olmak üzere köprü ve otoyol ücretlerine yüzde 43 zam geldiği duyuruldu. Bakan Abdulkadir Uraloğlu, geçtiğimiz günlerde köprü ve otoyol ücretlerine zam yapılacağını söylemişti.

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM), otoyol, köprü ve tünel geçiş ücretleriyle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Karayolları Genel Müdürlüğünce ve Yap-İşlet-Devret (YİD) kapsamında özel şirketler tarafından işletilen otoyol ve köprülerin geçiş ücretleri, 13 Ocak 2025 Pazartesi günü saat 00.00’dan itibaren geçerli olmak üzere yeniden düzenlenmiştir.”

Karayolları Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü için geçiş ücreti 47 TL, Osmangazi Köprüsü 795 TL, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçiş ise 80 TL oldu.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü geçiş ücretleri tarife­leri: Aks Aralığı 3,20 m’den Küçük İki Akslı Araçlar: 47,00 TL, Aks Aralığı 3,20 m ve 3,20 m’den büyük her türlü iki akslı araçlar 60 TL, 3 akslı her türlü araçlar 134 TL, 4 ve 5 akslı her türlü araçlar 265 TL, 6 ve yukarı akslı araçlar 351,00 TL ve motosikletler 20,00 TL.

Osmangazi Köprüsü geçiş ücreti tarifeleri: Birinci sınıf araçlar için 795 TL, ikinci sınıf araçlar için bin 270 TL, üçüncü sınıf araçlar için bin 510 TL, dördüncü sınıf araçlar için 2 bin 5 TL, beşinci sınıf araçlar için 2 bin 530 TL, altıncı sınıf araçlar için 555 TL olarak belirlendi.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü geçiş ücreti tarifeleri: Birinci sınıf araçlar için 80, ikinci sınıf araçlar için 110, üçüncü sınıf araçlar için 200, dördüncü sınıf araçlar için 510, beşinci sınıf araçlar için 630 altıncı sınıf araçlar için 55 TL olarak belirlendi.

1915 Çanakkale Köprüsü geçiş ücreti tarifeleri: Birinci sınıf araçlar için 790, ikinci sınıf araçlar için 990, üçüncü sınıf araçlar için bin 780, dördüncü sınıf araçlar için bin 975, beşinci sınıf araçlar için 3 bin 755 altıncı sınıf araçlar için 200 TL olarak belirlendi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada köprü ve otoyol ücretlerine zam yapılacağını söylemişti.

Paylaşın