Mürdümek Aşı, Malzemeleri, Hazırlanışı

Mürdümek Aşı; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • Mürdürmek mecimeği
  • Soğan
  • Tereyağı
  • Salça, tuz, kırmızıbiber

Hazırlanışı;

Tencerenin içine iki su bardağı su konulur ve kaynamaya bırakılır. Kaynayan suyun içine yıkanmış mürdümekler dökülür ve kaynatmaya devam edilir. Kaynama sırasında oluşan beyaz köpükler bir kevgirle alınır ve atılır. Mürdümeklerin suyu çekilinceye kadar tencerede pişirilir.

Ayrı bir tencerede ince kıyılmış soğan iki yemek kaşığı tereyağı ile kavrulur. Bir tatlı kaşığı salça, yeterince tuz, bir tatlı kaşığı kırmızıbiber eklenir, karıştırılır. İki su bardağı su ilave edilir ve önceden haşlanan mürdümekler eklenir. Suyu çekildikten sonra mürdümekler, tahta kaşıkla ezilir ve et suyu ilave edilir. On dakika kadar kaynatılır. Ocaktan alındıktan sonra servis yapılır.

Paylaşın

Haşhaş Helvası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Haşhaş Helvası; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • Pekmez
  • Haşhaş
  • Ceviz

Hazırlanışı;

İki ölçü pekmez, ateş üzerine konur. Kaynatılmak suretiyle koyulaştırılıp, ağda haline getirilir. Ağdanın kıvama gelip gelmediğini anlamak için soğuk su üzerine kaşıkla ağdadan bir damla damlatılır, top halinde düşüp öylece kalırsa ağda kıvama gelmiş demektir. Kıvamını anlayabilmek için bir başka yol, bir porselen tabağa helvadan birkaç damla damlatılır. Parmağın ucuyla toparlanıp bilye gibi oluyorsa ocaktan indirilir. Bu ağda içerisine evvelce temizlenmiş, yıkanıp, kurutulmuş iki ölçü haşhaş dökülür.

Bir iki dakika tekrar ateşte tahta kaşıkla karıştırılarak kaynatılır, ateşten alınır. Ilık hale gelinceye kadar bekletilen bu karışımdan yumurta büyüklüğünde parçalar alıp, düz ve temiz iki taş arasında haşhaş tohumları ezilinceye kadar altlı üstlü dövülür. İyice yıkanmış ve temizlenmiş kayrak taşın üzerine önce un serpilir ve daha sonra helva dökülür. Soğuduktan sonra helva, tokmakla veya keserin sırtıyla toparlana toparlana dövülür. Bıçak sırtından biraz kalınca yaprak haline getirilir, hafifçe dürülerek servis tabağına dizilir. Diğer parçalar da aynı şekilde dövülüp dürülür. Dövülürken içine ceviz katılır. Pekmezin kendine has kokusu ile güzel bir tatlıdır.

Paylaşın

Kenevir Helvası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Kenevir Helvası; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • Kenevir
  • Pekmez
  • Şeker
  • Ceviz

Hazırlanışı;

Bir ölçü kenevir, su dolu geniş bir kabın içinde yıkanır. Böylece kenevirin kumu, tencerenin dibine çöker. Suyun üzerindeki kenevirler alınır ve bir tavada kavrulur. Tavanın üzerine çıkan kabuklar (kavuzlar) savrulur. Bir ölçü kenevire bir ölçü pekmez ve bir su bardağı toz şeker gerekir. Tencereye şeker konduktan sonra pekmez ilave edilir ve kaynatılır.

Pekmezin kıvamını anlamak için porselen bir tabağa birkaç damla damlatılır. Soğuduktan sonra, parmak ucuyla itilip toparlanırsa ağda olmuş demektir. Daha sonra kenevir ve ceviz içi katılıp biraz daha kaynatılır. Eğer taneler sert olmuşsa un serpilip iyice karıştırılır. Unlanmış, bakır tepsinin içine dökülür ve soğumaya bırakılır. Donduktan sonra kırılarak veya koparılarak yenilir.

Paylaşın

Demir Tatlısı, Malzemeleri, Hazırlanışı

Demir Tatlısı; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 4 yumurta
  • 1 su bardağı su
  • 3 yemek kaşığı un
  • 1 yemek kaşığı nişasta

Şerbeti İçin:

  • 3 su bardağı su
  • 3 su bardağı şeker
  • Yarım limon suyu

Hazırlanışı;

Dört yumurta, bir su bardağı su, üç yemek kaşığı un, bir yemek kaşığı nişasta iyice çırpılır. Bu tatlı için özel kullanılan demir, kaynayan yağ dolu kaba batırılır, kızdırılır. Kızgın demir, hamura batırılır. Hamurlu demir, yağın içine sallanarak boşaltılır, kızartılır. Pişenler bir kenarda biriktirilir.

Sonra teker teker soğuk şuruba batırılıp çıkartılır. Eskiden tatlı ve ev bisküvileri için kullanılan demir kalıplar vardı. Yapılan mamullere bunlarla şekil verilirdi. Tarifi verilen tatlı, adını bu demir kalıptan almıştır. Bu demir yıkanmaz; bir peçeteye sarılır ve tekrar kullanılacağı zamana kadar bu şekilde saklanır.

Paylaşın

Leğen Böreği, Malzemeleri, Hazırlanışı

Leğen Böreği; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • Mısır unu, un
  • Tuz, karabiber, nane, pul biber
  • Kuşbaşı et
  • Sıvı yağ
  • Soğan
  • Bulgur
  • Süt
  • Limon
  • Nar ekşisi

Hazırlanışı;

Yuvarlak orta boy fırın tepsisinin altı sıvı yağ ya da eritilmiş yağ ile yağlanır. Önceden hazırlanmış mısır hamuru (2kg. mısır unu, bir tatlı kaşığı un, yeterince tuz ve su) tepsinin altına ve kenarlarına ince bir tabaka halinde yerleştirilir. Bir tencerede 1kg. kuşbaşı et ile yağ kavrulur, pişirilir ve bir kenara bırakılır. Bir tavada yağ ile soğan kavrulur. Önceden pişirilen et, üzerine eklenir. Karabiber, nane, pul biber, tuz konulur ve karıştırılır. Üzerine bir kg. bulgur eklenir, biraz kavrulur. Tencereye, karışımın üzerini bir parmak kapatacak şekilde sıcak su eklenir. Bulgur pişince altı kapatılır.

Daha önceden hazırlanan tepsideki hamurun üzerine dökülür ve her tarafına yayılır. Tepsinin üzeri, kalan mısır hamuru ile kapatılır. Hamurun kenarları, hava almayacak şekilde, iyice birleştirilir. 180 derecelik fırında pişirilir. Ara ara hamurun üzerine sızdırılmış yağdan sürülür. Üzeri kızarana kadar pişirilir. Fırından alınır. Ortası açılır, üzerine bir fincan sıvı yağ, bir kâse koyu (sütün azalıp, yağının çoğaldığı dönemde sütün uzun süre kaynatılıp kızartılmasıyla yapılan bir tür yiyecek), bir çay bardağı limon suyu ve bir çay bardağı nar ekşisinden hazırlanan karışım dökülür ve servis yapılır.

Paylaşın

Bolu: Bthynium-Cladiopolis Antik Kenti

Bthynium-Cladiopolis Antik Kenti; Hisartepe, Kargatepe, Fırkatepe ve Uğurluanip tepesini kapsayan alanda kurulmuş olan Bithynium-Claudiopolis şehrinin tarihi 1978 yılı Hisartepe kazısında ortaya çıkan bulgulara göre M.Ö 7. yüzyıla kadar gitmektedir.

Helenistik dönemde Bithynia Kralı Ziaelas’ın (M.Ö.255-235 ?) doğu seferi sırasında ele geçirilerek Bithynia Krallığı’na bağlanan şehir, o dönemde imar edilmiş ve şehre Bithynium ismi verilmiştir. 1978 yılı Hisartepe kazısında bulunan Geç Helenistik döneme ait seramik parçaları dışında, Bityhnia dönemi şehrine ilişkin başka bir buluntu şu ana kadar ele geçmemiştir M.Ö. 74 yılında Roma hakimiyetine giren şehrin adı Roma imparatoru Claudius un (M.S.41-54) adına izafeten Claudiopolis olarak değiştirmiştir.

Günümüz yerleşiminin, antik şehrin üzerine kurulması nedeniyle ayakta kalmış hiçbir yapı bulunmamaktadır. Ancak,1978 yılı Hisartepe kazısında, Roma imparatoru Hadrian (M.S.117-138) tarafından yaptırılmış olan Antinous Tapınağı’na ait mimari parçalar bulunmuş, Hisartepe ‘nin güney yamaçlarında ise antik tiyatroya ait bazı izler tespit edilmiştir.

Antinous Tapınağı’na ait sütun, arşitrav ve friz parçaları ile antik tiyatroya ait kitabeli bir friz parçası halen Bolu Müzesinde sergilenmektedir. Geçmiş yıllarda, şehrin muhtelif yerlerinde yapılan inşaatlara ait temel hafriyatlarında Roma dönemine ait heykeller,mimari parçalar ve mezar stelleri bulunmuştur. 1995-2006 yılları arasında Bolu İli, Merkez İlçede Bolu Müzesi Müdürlüğünce yapılan kurtarma kazılarında toplam 72 adet Roma dönemine ait lahit ve tuğla mezar açığa çıkarılmıştır.

Mezarlarda bronz sikkeler,pişmiş toprak koku kabı ve kandiller , gözyaşı şişeleri gibi çok sayıda mezar hediyesi ele geçirilmiştir. M.S 2-3.yüzyıllara tarihlendirilen söz konusu mezarların yayılma alanı göz önünde bulundurulduğunda ,Roma dönemi nekropolünün bu kadar geniş bir alanı kapsaması,antik Claudiopolis’in büyüklüğü konusunda da fikir vermektedir.

Yine Bolu Müzesi Müdürlüğünce şehir içinde yürütülen çalışmalarda, 1995 yılında Belediye Su işleri binası önünde, Claudiopolis kentine ait tek örnek olan mozaik taban döşemesi, 1906 yılında Büyük Cami mahallesi katlı otopark yanında büyük blok taşlarla inşa edilmiş Roma Yolu’nun 15 m.lik bir bölümü, 2004 yılında Atatürk İlköğretim Okulu bahçesinde Roma dönemine ait 2 adet yapı ve yol kalıntısı açığa çıkarılmıştır. Ayrıca Bolu şehir merkezinde, Erken Hristiyanlık dönemine ait, içi fresk süslemeli Hypoge’lere rastlanmıştır. Şehirde Bizans döneminden kalma izler bulunmakta ve bu döneme ait bazı eserler Bolu Müzesinde sergilenmektedir.

Paylaşın

Bolu: Göynük, Kent Müzesi

Kent Müzesi; Bolu’nun Göynük İlçesi, Hacı Abdi Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

180 Yıllık Gürcüler Konağının kent müzesi olarak tanzim edilmesi gelecek nesillere ışık tutmakta ve aynı zamanda yaşayan canlı bir müze olma özelliği ile de yerli ve yabancı turizmcilere Göynük’ün tarihini anlatmaktadır. Kent müzemizde toplanan belgeler, eşyalar, koleksiyonlar ilçemizin tanıtımında ve kültürel mirasımızın korunmasında özel bir yer tutmaktadır. Yaşayan Müzemiz Türk Kültür değerlerinin yarınlara aktarılması ve genç kuşaklara severek benimsetilmesi noktasında önemli görev üstlenmektedir.

Göynük’te 2013 yılından beri Kent Müzesi olarak faaliyet gösteren Gürcüler Konağı 19. YY sonlarından itibaren Göynüğün tarihi dokusunu, yaşayış şeklini, örf ve adetlerini bizlere aktarmaya çalışan önemli bir kent belleğidir. Gürcüler Konağı 7 oda, 1 mutfak, 1 mahzen ve “Hayat” adı verilen avludan oluşmaktadır. Avlu, Osmanlı evleri için vazgeçilmez bir unsurdur. Tandır, kuyu, çeşme, havuz, ocak gibi öğelerin bulunduğu bahçe ya da avlular evin en renkli ve fonksiyonel bölgeleridir.

Osmanlıda evlerin kapıları avluya açılır ve avludan sokağa açılan kapı evin en dış kapısıdır. Ev özel alan olması hasebiyle mahrem bir alandır. Evin kapısının direkt olarak dışarıya değil de bir avluya açılıyor olması bu hassasiyetin bir sonucudur. Evin mahremiyetini sağlayan unsurlardan biri de her biri estetik zevkin eseri olan kapı tokmaklarıdır. Kapı tokmakları, eve gelen kadın ve erkek misafirler için ayrı ayrı özelliklerde tasarlanırdı. Tokmağın sesinden gelenin kadın mı erkek mi olduğunu anlamak mümkündü.

Paylaşın

Bolu: Göynük, Debbağ Dede Türbesi

Debbağ Dede Türbesi; Bolu’nun Göynük İlçesi, Hacı Abdi Mahallesi, Deveyolu Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Hayatı Hakkında bilgi menkıbelere dayanmaktadır. Deri tabakladığı için bu isimle tanınmıştır. Asıl ismi ise bilinmiyor. Anlatılanlara göre ermiş ve ermişlikte yüksek bir mertebeye ulaşmıştır. Halk arasında anlatıldığına göre Debbağ Dede sabah namazlarını Mekke’de kılardı.

Bir sene Göynük’ten bir grub Müslüman hac için Mekke’ye gider. İbadetlerini yapıp dönecekleri sırada biri kaybolur. Diğer hacılar döner o kalır. Çaresizlik içinde kıvranırken Arabın biri yanına yaklaşır. Derdini sorar. Göynüklü de başına geleni anlatır. Arap merak etmemesini kendi yöresinden bir zatın her sabah namaz için Mekke’ye geldiği onunla dönebileceğini söyler.

Namazdan sonra ona sıkı sarıl, ne derse desin sakın bırakma der. Adam denileni yapar. Debbağ dede bakar ki kurtuluş yok. Adama gözlerini yum, ben aç demeden açma, bunu da kimseye anlatma der. Bir anda Göynük yakınlarına gelirler. Bir süre sonra adam Göynük’e ve Debbağ Dede’yi görür tanır. Bunun üzerine Debbağ Dede ”vademiz dolmuştur suyumuz ısıtılsın” der ve vefat eder.

Paylaşın

Bolu: Gerede, Keçi Kalesi

Keçi Kalesi; Bolu’nun Gerede İlçesi, Kitirler Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Arkut Dağı’nda etrafına hakim bir tepededir. Bithynialılar zamanından kalan kale, 1993 yılında restore edilmiştir. Kale hakkındaki rivayete göre şehre saldırı olduğunda halk mal ve hayvanlarıyla beraber kaleye sığınırlar ve kendilerini savunurlarmış.

Yine böyle bir durumda kale etrafına yerleşen düşman gündüzleri kaleye saldırmakta fakat başarılı olamamaktaymış. Günlerce saldırılar devam etmiş ve kalede yiyecek sıkıntısı başlamış. Bir gece burada bulunan halk kaledeki tüm keçilerin boynuzlarında mum yakarak, kalenin dışına salmışlar.

Bir anda büyük bir ordunun üzerlerine geldiğini sanan düşman oradan kaçıp dağılmış ve Geredeliler keçileri sayesinde düşmandan kurtulmuş. Kalenin ismi de buradan gelmekteymiş.

Paylaşın

Bolu: Gerede, Asar Kalesi

Asar Kalesi; Bolu’nun Gerede İlçesi, Örencik, Çağış ve Akçaşehir köylerinin yakınında, her yöne hakim kayalık bir tepe üzerindedir.

İlçe merkezine 20 kilometre mesafedeki kaleye özel araçlarla ulaşım mümkündür.

Tepenin doğu tarafına inşa edilmiş olan kalenin iç kısmında şimdi girişleri kapalı olan kaya içi odalar bulunmaktadır Tamamen kayalık bir alan olan tepenin kuzey ve batı yönleri doğal sur halinde olup kaleye buradan çıkmak imkansız görünmektedir.

Gerek yapı tarzı gerek hakkında aşağıda anlatılan hikaye kaleyi oldukça ilginçleştirmektedir. Çevreye olan hakimlik ve çevredeki mükemmel tabiat güzellikleri bilhassa fotoğraf meraklılarının ilgisi olacaktır.

Hikayeye göre kale ile kalenin doğusunda bulunan kalenin bulunduğu tepeden den daha alçak olan tepe arasında “Ulusu” deresi altında bir geçitle bağlantı bulunmaktadır. Aslında halk bu küçük tepede kurulu şehirde yaşamakta ve bir düşman saldırısı anında dere altındaki geçit vasıtasıyla Asar Kalesine çıkarak kendisini savunmaktadır.

Paylaşın