Şubat Ayında, Vatandaşın Borç Yükü Katlanarak Arttı

Şubat ayında tüketici kredileri 2 trilyon 92 milyar liraya ulaştı. Tüketici kredilerinde en büyük pay 1 trilyon 492 milyar lira ile ihtiyaç kredilerinde olurken, konut kredisi ise 531 milyar lira ile ikinci sırada yer aldı.

Bankaların tahsil edemediği ve takipteki alacaklara düşen tüketici kredileri 69 milyar TL’yi aşarken, bireysel kredi kartlarında bu miktar 68 milyar 902 milyon TL oldu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) verilerine göre, tüketici kredileri bireysel kredi kartlarında vatandaşın borç yükü şubat ayında da katlanarak arttı. Tüketici kredilerinde 2024 şubat ayından 2025 yılının şubat ayına kadar olan dönemde 530 milyar 828 milyon TL artış oldu. Yıl başından bu yana iki ayda yasal takibe düşen kredi miktarı da 328 milyar 754 milyon TL’ye ulaştı.

BDDK’nın 21 Şubat 2025 haftalık verilerine göre, tüketici kredileri 2 trilyon 92 milyara TL’ye ulaşırken bireysel kredi kartlarında borç 1 trilyon 875 milyar TL olarak gerçekleşti. Tüketici kredileri geçtiğimiz yıl 23 Şubat haftasında toplam 1 trilyon 562 milyar TL iken 2025 yılının 21 Şubat haftalı aynı dönemine kadar vatandaşın kredi yükünde bir yılda 530 milyar 828 milyon TL artış yaşandı.

En büyük borç ihtiyaç kredilerinde

Vatandaşların borçlanması her geçen gün artarken tüketici kredilerinde yılın ilk ayından bu yana toplamda 73 milyar TL artış oldu. Tüketici kredilerinde en büyük pay 1 trilyon 492 milyar TL ile ihtiyaç kredilerinde olurken, konut kredisi ise 531 milyar TL ile ikinci sırada yer aldı.

BDDK’nın 21 Şubat tarihli verisine göre, takipteki alacaklara düşen kredi miktarında da artış yaşandı. Batık kredi miktarı 328 milyar 754 milyon TL’ye ulaştı. Bankaların tahsil edemediği ve takipteki alacaklara düşen tüketici kredileri 69 milyar TL’yi aşarken, bireysel kredi kartlarında bu miktar 68 milyar 902 milyon TL oldu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Şimşek’ten Enflasyon Açıklaması: Düşüşün Devam Etmesini Bekliyoruz

Mehmet Şimşek, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerine ilişkin, “Dezenflasyon sürecini destekleyen maliye ve gelirler politikaları ile beklentilerdeki iyileşme sayesinde enflasyondaki istikrarlı düşüşün devam etmesini bekliyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Vatandaşlarımızın alım gücünü ve gelir dağılımını kalıcı olarak iyileştirecek olan fiyat istikrarına ulaşmak için politikalarımızı kararlılıkla uygulayacağız.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini değerlendirdi. Mehmet Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“Dokuz aydır gerileyen yıllık enflasyon şubatta yüzde 39,1 gerçekleşti. Temel mallarda yıllık enflasyon geçen yılın aynı ayına göre 32 puan düşüşle yüzde 21,7, hizmet enflasyonu ise 35 puan düşüşle yüzde 59,8 oldu.

Dezenflasyon sürecini destekleyen maliye ve gelirler politikaları ile beklentilerdeki iyileşme sayesinde enflasyondaki istikrarlı düşüşün devam etmesini bekliyoruz. Vatandaşlarımızın alım gücünü ve gelir dağılımını kalıcı olarak iyileştirecek olan fiyat istikrarına ulaşmak için politikalarımızı kararlılıkla uygulayacağız.”

Enflasyon: TÜİK yüzde 39, ENAG yüzde 79

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Şubat ayı enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre Şubat’ta tüketici fiyat endeksi (TÜFE) önceki aya göre yüzde 2,27 artarken, yıllık bazda artış yüzde 39,05 oldu. TÜFE’de böylece 20 ay sonra ilk kez yüzde 40 seviyesinin altı görüldü.

Piyasa beklentisi aylık enflasyonun yüzde 3 seviyesinde gerçekleşeceği yönündeydi.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış yüzde 20,84 ile giyim ve ayakkabıda kaydedildi. Buna karşılık en yüksek artış ise yüzde 94,90 ile eğitim grubunda hesaplandı.

Aylık bazda bakıldığında ise giyim ve ayakkabıda yüzde 5,06 aşağı yönlü fiyat hareketi görüldü. Eğitim aylık bazda da yüzde 9,92 yükselişle yukarı yönlü hareketin en fazla olduğu grup oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yıl sonunda enflasyonun yüzde 24’e gerileyeceğini öngörüyor. Hükümetin Orta Vadeli Programında ise yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 17,5 olarak belirlenmişti.

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verisine göre ise TÜFE’de aylık değişim yüzde 3,37 yukarı yönlü oldu. Yıllık enflasyon yüzde 79,51 olarak hesaplandı.

ENAG’a göre aylık bazda en yüksek fiyat artışı yüzde 6,77 ile haberleşme kategorisinde görüldü, onu yüzde 5,38 ile gıda ve alkolsüz içecekler izledi. Sağlık grubunda ise önceki aya göre fiyat değişimi kaydedilmedi.

Paylaşın

Öcalan’ın Çağrısının Sonundaki Not Nasıl Eklendi? Ahmet Türk Açıkladı

Silah bırakma çağrısının ardından Abdullah Öcalan’ın notuyla ilgili açıklama yapan Ahmet Türk, Öcalan’ın notu metne ekletmek istediği ancak metnin hazırlanmasının ardından notun ilave edilmeyeceğinin belirtildiğini söyledi.

Türk, “Herhalde ‘Biz metni hazırlamışız, bunu ilave edemeyiz’ deyince Öcalan da dedi ki ‘Bu önemlidir, mutlaka bilinmesi gereklidir'” dedi. Ahmet Türk, “Edemeyiz diyen devlet görevlileri mi?” sorusuna ise “Başka kim olacak?” olacak yanıtını verdi.

İmralı heyeti içerisinde yer alan Ahmet Türk, PKK’ye yönelik silah bırakma çağrısının ardından Abdullah Öcalan’ın ilettiği nota dair konuştu.

Halktv.com.tr’den İsmail Saymaz’a konuşan Ahmet Türk, bundan sonraki sürece ilişkin açıklamalarda bulundu.

Öcalan’ın notunun neden metinde yer almadığına da açıklık getiren Ahmet Türk, metnin hazırlanmasının ardından notun ilave edilmeyeceğinin belirtilmesi üzerine talebin Öcalan’dan geldiğini ifade etti.

Türk, açıklamanın ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile telefonda görüştüğünü söyledi.

“Kongrenin kendisini feshetmesi lazım” diyen Türk, “Bundan sonra tarihi Türk ve Kürt kardeşliği ve dostluğunu pekiştirmeye yönelik adımların atılması gerekiyor. Ben olsam Suriye’de Kürtlerle yönetim ortasında arabuluculuk yaparım. Orada demokratik bir sistemin oluşmasına katkı sunarım. Çünkü orada problem ortaya çıktığı zaman yine sıkıntılı durumlar yaşanabilir. Türkiye’nin gerçekten kucaklayıcı bir siyaset izleyip izlemeyeceği konusunda beklentiler var. Türkiye kucaklayıcı bir siyaset izlerse bin yıllık Türk-Kürt kardeşliğini pekiştirmiş olur ve Ortadoğu’nun en güçlü devleti olur. Ortadoğu’ya demokrasi ihraç eder. Suriye’de demokratik değerler etrafında herkesin buluşacağı bir yönetim anlayışını gerçekleştirmek lazım. Kürdün seçimlere girdiği demokratik bir anayasa… Bu konularda Türkiye sürece katkı sunabilir” ifadelerini kullandı.

Sırrı Süreyya Önder’in açıklamadan sonra Öcalan’a atfen “Silahların bırakılması ve PKK’nın kendini feshi demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir” notuna ilişkin de konuşan Ahmet Türk, demokratik adımların atılması ve bazı düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi.

Türk, “Bugün binlerce insan haksız ve hukuksuz yere cezaevinde yatıyor. Kürt dilinin özgürce kendisini geliştirebileceği bir ortamın hazırlanması gerekiyor. Çok kültürlü bir Türkiye’nin oluşması konusunda… Bazıları pazarlık diyor. Bunlar pazarlık konusu yapılacak şeyler değil, olması gerekendir, atılması gereken adımlardır” diye konuştu.

Türk, Öcalan’ın notunun metinde neden yer almadığına ilişkin ise şunları söyledi: “Herhalde ‘Biz metni hazırlamışız, bunu ilave edemeyiz’ deyince Öcalan da dedi ki ‘Bu önemlidir, mutlaka bilinmesi gereklidir'”

Türk, “Edemeyiz diyen devlet görevlileri mi?” sorusuna ise “Başka kim olacak?” olacak yanıtını verdi.

Devlet Bahçeli ile ne konuştu?

Türk, Bahçeli ile telefonda görüştüğünü söyledi. Ahmet Türk görüşmeye dair “Bahçeli açıklamadan sonra Tuncer Bakırhan ve beni aradı. Çok güzel olduğunu, teşekkür ettiğini söyledi. ‘Umuyoruz her şey güzel geçecek, bu konuda çok mutlu oldum’ dedi” ifadelerini kullandı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

ABD Tarihinde Bir İlk: Trump, İngilizceyi Resmi Dil Yaptı

ABD tarihinde bir ilke imza atan Donald Trump, İngilizceyi Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) resmi dili olarak belirleyen bir başkanlık kararnamesi yayınladı. 

Resmi dil, hükümetin resmi, günlük işlerini yürütmek için kullandığı dildir. Bir veya daha fazla resmi dile sahip olmak, bir ulusun karakterini ve içinde yaşayanların kültürel kimliğini tanımlamaya yardımcı olabilir.

Bir dilin önceliklendirilmesi, belirli etnik kimlikleri güç pozisyonuna sokabilir ve dili tanınmayanları dışlayabilir.

Bu kararname, eski Başkan Bill Clinton’ın, hükümetin ve federal fon alan kuruluşların İngilizce konuşmayanlara dil yardımı sağlamasını zorunlu kılan talimatını iptal ediyor.

Kararnamede, “İngilizce’yi resmi dil olarak belirlemek sadece iletişimi kolaylaştırmakla kalmayacak, aynı zamanda ortak ulusal değerleri pekiştirecek ve daha uyumlu ve verimli bir toplum yaratacaktır” deniliyor.

Kararname, federal fon alan devlet kurumları ve kuruluşların İngilizce dışındaki dillerde belge ve hizmet sunmaya devam edip etmeyeceklerini seçmelerine izin veriyor.

Ayrıca kararnamede, “Yeni Amerikalılar’ı karşılarken ulusal dilimizin öğrenilmesini ve benimsenmesini teşvik eden bir politikanın ABD’yi ortak bir yuva haline getireceği ve yeni vatandaşları Amerikan rüyasını gerçekleştirme konusunda güçlendireceği” ifadesi yer alıyor.

Başkanlık kararnamesinde, “İngilizce konuşmak sadece ekonomik olarak kapıları açmakla kalmaz, aynı zamanda yeni gelenlerin toplumlarına dahil olmalarına, ulusal geleneklere katılmalarına ve toplumumuza karşılığını vermelerine yardımcı olur” deniliyor.

İngilizce’nin ABD’de resmi dil olmasını savunan bir grup olan U.S. English’e göre, 30’dan fazla eyalet İngilizce’yi resmi dil olarak belirleyen yasaları kabul etti.

Kongre üyeleri yıllarca İngilizce’nin ABD’nin resmi dili olarak kabul edilmesi için yasa tasarısı sunmuş, ancak bu çabalar başarılı olamamıştı.

Trump’ın geçen ay göreve başlamasından birkaç saat sonra yeni yönetim Beyaz Saray’ın resmi internet sitesinin İspanyolca versiyonunu kaldırdı.

Beyaz Saray o zaman internet sitesinin İspanyolca versiyonunu tekrar yayına sokmaya kararlı olduğunu açıklamıştı. Cumartesi günü itibariyle İspanyolca site geri yüklenmedi. Beyaz Saray bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine ilişkin bir mesaja henüz yanıt vermedi.

Trump ilk döneminde web sitesinin İspanyolca versiyonunu kapatmıştı. Başkan Joe Biden’ın 2021’de göreve başlamasıyla birlikte İspanyolca versiyon yeniden kullanıma açılmıştı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Volodimir Zelenski: ABD İle Mineraller Anlaşmasını İmzalamaya Hazırız

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ABD ile mineraller anlaşmasını imzalamaya hazır olduklarını söyledi . Zelenski ayrıca, ABD’yi daha güçlü bir şekilde Ukrayna’nın arkasında durma çağrısında bulundu.

Haber Merkezi / ABD ile Ukrayna arasındaki ilişkiler, Volodimir Zelenski’nin ABD Başkan Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance ile yaptığı tartışmalı toplantının ardından dip seviyeye gerilemişti.

Ukrayna ve Rusya arasında bir barış anlaşmasını sonuçlandırmayı amaçlayan toplantı, Trump’ın Zelenski’yi ateşkesi kabul etmeye çağırması ve müzakereleri engellemekle suçlamasıyla sözlü bir tartışmaya dönüşmüştü.

Donald Trump, “Başkan Zelenski’nin Amerika’nın dahil olduğu bir senaryoda barışa hazır olmadığını anladım çünkü bizim dahil olmamızın müzakerelerde kendisine büyük bir avantaj sağladığını düşünüyor” demişti.

Trump, “Avantaj istemiyorum, barış istiyorum. Amerika Birleşik Devletleri’ne, değerli Oval Ofis’inde saygısızlık etti. Barışa hazır olduğunda geri dönebilir” diye eklemişti.

ABD’nin Ukrayna’nın nadir toprak minerallerine erişimi ilk olarak Şubat ayının başlarında Hazine Bakanı Scott Bessent tarafından Zelenski’ye sunulmuştu. ABD, şu ana kadar verilen askeri desteğe karşılık olarak, Ukrayna’nın mineral ve doğal kaynaklarından elde edilen tüm gelirlerin yüzde 50’sini talep ediyor.

Öte yandan Trump ile Zelenski arasındaki gergin görüşmenin ardından, ABD’nin Ukrayna’ya askeri desteğini çekmesi endişesiyle harekete geçen Avrupa ülkeleri liderleri Londra’da toplandı.

Avrupalı liderler, Ukrayna’ya desteğe devam etmek ve olası bir barış anlaşması sonrası Ukrayna’nın istediği güvenlik garantilerini verebilmek için, “Gönüllüler Koalisyonu” oluşturmasını da kapsayan bir plan üzerinde uzlaştı.

Paylaşın

Fenerbahçe, Antalyaspor’u Rahat Geçti: Zirvede Puan Farkı Dörde İndi

Süper Lig’in 26. hafta maçında Fenerbahçe ile Antalyaspor, Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Sahadan 3-0 galip ayrılan Fenerbahçe, Galatasaray ile puan farkını 4’e indirdi.

Haber Merkezi / Hakem Mehmet Türkmen’in yönettiği karşılaşmada Fenerbahçe’nin gollerini 9. dakikada Mert Müldür, 26. dakikada Dusan Tadic ve 30. dakikada Youssef En-Nesyri kaydetti.

Fenerbahçe, bu galibiyet ile puanını 61’e çıkardı. Antalyaspor ise 30 puanda kaldı.

9. dakikada Szymanski’nin soldan kullandığı kornerde Mert Müldür’ün altıpasın içinden yaptığı kafa vuruşunda, meşin yuvarlak direk dibinden filelerle buluştu: 1-0

26. dakikada Samudio’dan topu kaptıktan sonra sol çaprazdan ceza sahasına giren Dzeko, son çizgiden arka direğe ortaladı. Çağlar Söyüncü’nün içeri çevirdiği meşin yuvarlak, penaltı noktası yakınında Tadic’in önünde kaldı. Bu oyuncunun yaptığı vuruşta, savunmaya da çarpan top ağlara gitti: 2-0

30. dakikada Dzeko’nun pasında topu alan Kostic’in ceza sahası dışı sol çaprazdan gelişine vuruşunda kaleci Kenan’dan seken topu kale önünde En-Nesyri ağlara gönderdi. 3-0

Paylaşın

Süper Lig: Galatasaray, Şampiyonluk Yolunda Yara Aldı

Süper Lig’in 26. hafta maçında Kasımpaşa ile Galatasaray, Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Cihan Aydın’ın yönettiği karşılaşma 3 – 3 eşitlikle sona erdi.

Haber Merkezi / Galatasaray’ın gollerini 12 ve 71. dakikalarda Victor Osimhen ve 69. dakikada Mario Lemina, Kasımpaşa’nın gollerini ise 52. dakikada Mortadha Ben Ouanes, 61. dakikada Josip Brekalo ve 85. dakikada Haris Hajradinovic kaydetti.

Galatasaray, bu beraberlik ile puanını 65’e, Kasımpaşa ise 32’ye yükseltti.

Galatasaray, Süper Lig’de şu ana kadar çıktığı 25 müsabakada 20 galibiyet, 5 beraberlik, Kasımpaşa ise 25 mücadelede 7 galibiyet, 11 beraberlik ve 7 yenilgi aldı.

9. dakikada sağ taraftan Barış Alper’in ortasına ön direkte hareketlenen Osimhen, kaleci Giannitos’in müdahalesiyle yerde kaldı. Ardından VAR tavsiyesiyle pozisyonu inceleyen hakem Cihan Aydın penaltı noktasını gösterdi. 12. dakikada penaltıda topun başına geçen Osimhen, yaptığı vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 0-1

52. dakikada sağ taraftan Hajradinovic’in kullandığı köşe vuruşunda arka direkte yükselen Piatkowski kafayla pasını kale önündeki Ben Ouanes’e aktardı. Bu oyuncunun kafa vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 1-1

61. dakikada  Gökhan Gül, orta alanda Torreira’dan kaptığı topu bekletmeden sol kanattaki Brekalo’ya çıkardı. Ceza sahasına sol çaprazdan giren Brekalo’nun yaptığı vuruşta Frankowski’ye çarpan meşin yuvarlak filelere gitti. 2-1

69. dakikada sağ kanattan Sara’nın kullandığı serbest vuruşta, kale önünde iyi yükselen Sanchez, topu kafayla ağlarla buluşturdu. 2-2

71. dakikada Muslera’nın uzun pasında savunmada Piatkowski’nin sektirdiği topu önünde bulan Osimhen, ceza sahasına girmeden yaptığı aşırtma vuruşta meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 2-3

81. dakikada ceza sahası içinde Can Keleş, Cuesta’nın müdahalesiyle yerde kaldı. VAR tavsiyesiyle monitöre gelip pozisyonu inceleyen hakem Cihan Aydın beyaz noktayı gösterdi. 85. dakikada penaltıda topun başına geçen Hajradinovic, yerden sağ köşeye vuruşuyla meşin yuvarlağı filelere gönderdi. 3-3

Stat: Recep Tayyip Erdoğan

Hakemler: Cihan Aydın, Bersan Duman, Murat Ergin Gözütok

Kasımpaşa: Andreas Giannitos, Claudio Winck, Kamil Piatkowski, Nicholas Opoku, Yasin Özcan (Kevin Rodrigues dk. 46), Gökhan Gül, Mamadou Fall, Mortadha Ben Ouanes (Cafu dk. 90+1), Haris Hajradinovic, Josip Brekalo (Can Keleş dk. 77), Nuno Da Costa

Galatasaray: Fernando Muslera, Przemyslaw Frankovski, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Yusuf Demir dk. 90), Eren Elmalı (Carlos Cuesta dk. 80), Lucas Torreira (Dries Mertens dk. 90), Mario Lemina (Kaan Ayhan dk. 80), Roland Sallai (Ahmed Kutucu dk. 65), Gabriel Sara, Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen

Goller: Mortadha Ben Ouanes (dk. 52), Josip Brekalo (dk. 61), Haris Hajradinovic (dk. 85 pen.) (Kasımpaşa), Victor Osimhen (dk. 12 pen. ve 71), Davinson Sanchez (dk. 69) (Galatasaray)

Paylaşın

Neandertaller, 110 Bin Yıl Önce “Büyük Bir Nüfus Çöküşü” Yaşadı

Yeni bir araştırma, yaklaşık 40 bin yıl önce soyu tükenen Neandertallerin düşünülenden çok daha erken bir dönemde yok oluşa doğru yol almış olabileceğini öne sürüyor.

Haber Merkezi / Araştırmada, 110 bin yıl önce Neandertalleri neredeyse yok eden bir “popülasyon darboğazı” yaşadığı keşfedildi.

Bir tür içindeki genetik çeşitlilikte ani bir azalma olduğunda bir “popülasyon darboğazı” meydana gelir. Bir tür içindeki bu darboğazlar, iklim değişikliği, avlanma veya soykırım gibi bir dizi süreç tarafından ortaya çıkabilir.

Nature Communications dergisinde yayınlanan araştırmada yer alan bilim insanları, Neandertallerin iç kulağının şeklinin yaklaşık 400 bin yıllık bir zaman dilimi içinde nasıl değiştiğini inceleyerek bu darboğazı tespit etti.

Neandertallerin 110 bin yıl önce neredeyse yok olmalarına neden olacak konu, bilim insanlarının uzun süredir cevabını aradıkları bir soruydu.

Bu dönem, son Buzul Çağı’nın en soğuk evrelerinden biri olan “Son Glasyal Maksimum”dan önceki bir zaman dilimine denk geliyor.

Bu dönemde, Neandertal nüfusundaki azalmayı açıklamaya çalışan birkaç olası sebep var:

İklim değişiklikleri: 110 bin yıl önce buzul çağının derinleşmesiyle birlikte, Neandertallerin yaşadığı Avrupa ve Batı Asya bölgelerinde sıcaklık dramatik şekilde düştü. Bu, besin kaynaklarını kısıtladı.

Nüfus azlığı ve izolasyon: Neandertallerin küçük ve dağınık popülasyonlar halinde yaşadıkları biliniyor. İklim kötüleştikçe, bu izole gruplar birbirleriyle yeterince temas kuramayıp genetik havuzlarını yenileyememiş olabilir.

Rekabet ve adaptasyon: Aynı dönemde Homo sapiens (modern insan) henüz Neandertallerin bölgelerine tam anlamıyla yayılmamıştı, ama bazı erken insan türleri ile rekabet etmiş olabilirler.

Neandertallerin avlanma teknikleri ve yaşam tarzları, hızla değişen koşullara adapte olmakta yetersiz kalmış olabilir.

Doğal afetler veya hastalıklar: Çevresel felaketler veya bilinmeyen salgın hastalıklar da bu dönemde Neandertal nüfusunu etkilemiş olabilir, ancak buna dair kanıtlar sınırlı.

Paylaşın

Türkiye, Enflasyonun En Yüksek Olduğu Beşinci Ülke

Dünya genelinde enflasyonun en yüksek olduğu 5’inci ülke Türkiye. TÜİK’in açıkladığı yüzde 42,1’lik enflasyon rakamı kabul edilirse ,Türkiye’yi 36,5 ile Burundi, 34,8 ile Nijerya ve 34,5 ile İran takip ediyor.

Haber Merkezi / TÜİK’e göre 2003’ten bu yana ortalama fiyatlar 24 kat, gıda fiyatlarıysa 35 kat arttı!

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, “Bu Ramazan mutfakta yangın var: İslam ülkelerinde gıda fiyatları en fazla Türkiye’de arttı!” başlıklı sosyal medya paylaşımı ile Türkiye’deki yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artışa dikkat çekti.

Buğra Gökce, paylaşımında şu bilgilere yer verdi: “Dünyada enflasyonun en yüksek olduğu 5’inci ülke Türkiye. TÜİK’in açıkladığı yüzde 42,1’lik enflasyon rakamı kabul edilirse Türkiye’yi 36,5 ile Burundi, 34,8 ile Nijerya ve 34,5 ile İran takip ediyor. Savaş halindeki Rusya’da enflasyon yüzde 9,2 iken Ukrayna’da sadece yüzde 12.

Türkiye’deki gıda enflasyonu ise ağır saldırı altındaki Filistin’den bile daha yüksek. İsrail’in başlattığı saldırılar nedeniyle Filistin’de gıda enflasyonu 2024 yılı Kasım ayında yıllık bazda yüzde 121’e çıkarken, 2025 yılı Ocak ayında yıllık gıda enflasyon yüzde 21,86’ya düştü. Aynı dönemde Türkiye’de gıda enflasyonu yıllık bazda yüzde 41,76 olarak gerçekleşti.

İran’da yıllık gıda enflasyonu yüzde 27,3 olurken, Mısır’da yüzde 20,8, Suudi Arabistan’da ise sadece yüzde 0,8 olarak gerçekleşti. Yani bu Ramazan gıda fiyatları açısından en çok yoksullaşanlar bizim halkımız oldu.

TÜİK’e göre 2003’ten bu yana ortalama fiyatlar 24 kat, gıda fiyatlarıysa 35 kat arttı!

Gıda fiyatlarındaki artış dar gelirlileri ve çalışanları daha fazla etkiliyor. En düşük yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 6,3’ünü alırken, bu grubun harcamaları içinde gıdanın payı yüzde 36,6. En yüksek yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 48,1’ini elde ederken harcamaları içindeki gıdanın payı sadece yüzde 14,5’.

Yani emekliler, çalışanlar, dar gelirliler gıda harcaması yaptıktan sonra başka harcama kalemlerine daha az oranda para ayırabiliyor, varsıl olanlarınsa bütçesinde gıda harcamaları önemli bir yer tutmuyor.

Yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle bu Ramazan’da vatandaşın mutfağında yangın var. İftar sofraları geçen yıllara göre küçülüyor, halkımız Ramazan ayını bile endişe içerisinde yaşıyor.”

Paylaşın

Öcalan’ın Çağrısı Sonrası Bahçeli’den İlk Açıklama: Türkiye İçin Tarihi Bir Fırsat Kapısı

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın silah bırakma ve örgütü feshetme çağrısına ilişkin açıklama yapan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Türkiye için tarihi bir fırsat kapısı aralanmıştır” dedi.

Devlet Bahçeli, açıklamasında, “27 Şubat 2025 tarihinde DEM heyeti tarafından kamuoyuna okunan ve İmralı’da kaleme alınan açıklama baştan sona değerli ve önemlidir. Kandil’den yapılan açıklamalar bu çağrıyı destekleyici özelliktedir” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye Hedefi Kapsamında Son Gelişmelerle” ilgili yazılı bir açıklama yayınladı. MHP Medya, İletişim ve Dijital Mecralardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir tarafından duyurulan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Siyasi çalkantıların, silahlı çatışmaların, sistemik çatlakların ve sivrilen diğer pek çok çarpıklığın insanlığın barış, huzur ve güvenlik atmosferini zehirlediği herkesin malumudur. İstikrarı zedelenmiş, iradesi zincirlenmiş bir dünya tablosu tüm risk ve belirsizlikleriyle karşımızdadır. Çok bilinmeyenli küresel siyaset denkleminin hangi vasıtalarla çözüleceği, çözülse bile sonunun ve sonuçlarının nasıl olacağı meçhuldür, ayrıca üzerinde kafa yorulması gereken de karmaşık bir muammadır.

Ahlaki, manevi ve hukuki krizlerin yükselen çıtasına eşzamanlı olarak yaygınlaşan jeopolitik çekişmeler, ekonomik restleşmeler ve stratejik cepheleşmeler devamlı yeni mevziler elde edip farklı boyutlar kazanmaktadır. Böylesi kaotik ortam ve şartlarda Türkiye için tarihi bir fırsat kapısı aralanmıştır. Bölgesel ve küresel tehditlere karşı varisi olduğumuz medeniyet müktesebatı ve muazzez millet varlığı yegane güvencemizdir.

Türk milleti bin yıldır Anadolu coğrafyasını yurt tutmuştur. Elbette bu bin yıllık süreçte ağır bedeller ödenmiştir. Mukadderatımızın şerefi, mukaddesatımızın simgesi olan aziz vatan aynı zamanda üzerinde yaşayan beşeri cevherin birlik ve kardeşliğiyle gerçek mana ve muhtevasını bulmuştur. Anadolu coğrafyasında gelip geçici, konargöçer, dönemsel kiracı ve ziyaretçi olmadığımız asırların müşahitliğiyle tescil ve tevsik edilmiştir.

Türk milleti devasa mahiyetli ve kökleri derinlere tutunan muazzam bir kardeşlik şuurunun mecmuu ve medarı iftiharıdır. Bugüne kadar yaşanan nice acı birlikte yaşama inancına ve isteğine gölge düşürememiştir. Küresel emperyalizmin şirret oyunları milli dayanışmanın emsalsiz azmiyle berhava edilmiştir. Türk milletine kan, renk, ruh ve vücut veren her insanımız kısmi nitelikli yöresel, dilsel ve kültürel farklılıkların çok üstünde temerküz eden soylu bir kucaklaşmanın neferleri olmuşlardır.

Türkiye Cumhuriyeti 1984 yılından buyana bölücü terör örgütü PKK’yla mücadele etmiştir. Bu mücadele haklıdır, meşrudur, hukukidir, elbette takdir ve tazime en üst seviyede layıktır. Nihayet yeni yüzyılda terörsüz Türkiye’nin seher vaktine gelinmiş ve bu suretle milli huzur ve sükûnetin gün doğumuna ramak kalmıştır.

27 Şubat 2025 tarihinde DEM heyeti tarafından kamuoyuna okunan ve İmralı’da kaleme alınan açıklama baştan sona değerli ve önemlidir. 27 Kasım 1978 tarihinde Diyarbakır’ın Lice İlçesi Fis Köyü’nde birinci kongresini yaparak Marksist-Leninist çerçevede büyük Kürdistan’ın kurulmasını hedefleyen PKK terör örgütü, 47 yıl sonra kurucu lideri tarafından örgütsel yapısını lağvetmeye çağrılmıştır.

Kandil’den yapılan açıklamalar bu çağrıyı destekleyici ve tamamlayıcı özelliktedir, nitekim memnuniyet vericidir. PKK terör örgütünün Kandil’deki elebaşları İmralı’nın etrafında kenetlenerek 27 Şubat çağrısına sahip çıkmaları geldiğimiz bu aşamada örgütsel tutarlılık olup herkesin yararınadır.

Terörle sonuç alınması ham bir hayaldir. Türk-Kürt kardeşliğinin kundaklanmasına ve kurcalanmasına müsamaha gösterilmesi bundan sonra hem imkansız hem de böylesi bir yanlışın peşine düşmek beyhude bir düşüncedir. Çağrı bölücü örgütün bütün bileşenlerine yapılmıştır, riayet ve muvaffakiyeti yeni yüzyılda Türkiye’nin gücüne güç katacak, bin yıllık kardeşliği bir yanda çevikleştirip diğer yanda çelikleştirecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi terörsüz Türkiye amacına samimi katkı sağlayan, demokratikleşme sürecine önşartsız omuz veren kim olursa aziz Türk milleti namına müteşekkirdir. Medyaya yuvalanmış bazı art niyetlilerin 27 Şubat çağrısını karalamaya, barış ve huzur adımlarını baltalamaya çalışmaları sinsi bir tertiptir.

Terörsüz Türkiye özlemini sulandırmaya, ihtiyatlı iyimserlik ortamını bulandırmaya çaba harcayanlar bilinmesini isterim ki, bölücülüğün değirmenine su taşıyan, terörün kanlı saldırılarının devamından çıkar ikmali yapan taşeronlaşmış gayri milli zihniyetlerdir.

“Ne verildi? Ne alındı” sorularını gündeme taşıyarak yüzlerini buruşturanların, pozitif iklimi karıştıranların masumiyetinden ve makuliyetinden bahsetmek mümkün değildir. PKK’nın kendini feshedecek olmasından dolayı korkuya kapılanların istismar kaynağı kuruyacak, Türkiye yeni yüzyılın rotasında muhteşem bir uyanışa geçecektir.

Provokasyonlara azami dikkat ederek, marjinalleşmiş grupların tahriklerine karşı uyanık durarak, mücavir bölgelerimizde gözü ve hedefi olan ülkelerin senaryolarına zamanında ve hazırlık içinde müdahalede bulunarak şiddet ve ihanetle ihata edilmiş bir dönemin kapıları bir daha açılmamak üzere kapatılacaktır.

Terörle mücadeleden de ödün verilmemesi asıldır. Devletin pazarlık yapmayacağını bilmeyecek kadar fikren, kalben, aklen ve vicdanen kurumuş ve kokuşmuş çevrelerin absürt hamaset tuzaklarına düşmeden Türk ve Türkiye Yüzyılı elbirliğiyle, güç birliğiyle tesis ve temin edilecektir. Türk milleti yeni bir tarih yazmaktadır.

Bu tarih sayfalarında da vatan ve millet muhaliflerine asla yer olmayacaktır. Aziz milletimizin, Türk-İslam aleminin mübarek Ramazan ayını bir kez daha kutluyor, Rabbim’den birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi her daim muhafaza buyurmasını niyaz ediyorum. Terörsüz Türkiye, huzurlu Türkiye, süper güç Türkiye yarın değil, hemen ulaşılacak bir hedeftir ve bizim de siyasi şerefimize emanettir.”

Öcalan: Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmeli

7 kişilik Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyeti üçüncü kez İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan’la görüştü. Bu görüşme sonrasında, 1999’dan beri İmralı Adası’nda bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’nın hazırladığı mektup, İstanbul’da kamuoyuyla paylaşıldı.

Önce, seçildiği halde görevden alınarak yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, mektubu Kürtçe olarak okudu. Ardından, Van Milletvekili Pervin Buldan da mektubun Türkçe metnini okudu.

Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrının tam metni şöyle: “PKK; tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur.

Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.

Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir.

Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir. Etkilenen güçler, sınıf temelleriyle birlikte buna hizmeti esas bellemişlerdir. Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç hızlanmıştır. Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir.

Demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır. Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin; güç ve taban bulması, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasından kaynaklanmıştır.

Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.

Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir.

Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır.

Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum.

Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

Metnin kamuoyu ile paylaşılmasının ardından, kapanış konuşması yapan Sırrı Süreyya Önder, Sayın Öcalan’ın çağrıya ilişkin şu notunu paylaştı: “Bu perspektifi ortaya koyarken, şüphesiz ki pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.”

Paylaşın