CHP’li Adana, Antalya Ve Adıyaman Belediye Başkanlarına Gözaltı

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere gözaltına alındı.

Haber Merkezi / Erdoğan, 26 Haziran’da yaptığı açıklamada, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlarla ilgili “Belgelerin hepsi ortada. Sadece İstanbul değil, başka illerde de ne yazık ki durum felaket” demişti.

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediyelere yönelik devam eden operasyonlar kapsamında, sabah saatlerinde Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere gözaltına alındı.

Zeydan Karalar ve Abdurrahman Tutdere, Aziz İhsan Aktaş’ın elebaşı olduğu öne sürülen suç örgütünün, belediye başkanları ile belediyelerin üst düzey yöneticilerine rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Karalar ve Tutdere’nin, soruşturma kapsamında etkin pişmanlık ifadesi vermesinin ardından tahliye edilen Aktaş’a ait firmalarda çalışan tanıklar ve tutuklu bulunan bazı şüphelilerin ifadeleri ve sundukları evrakların incelenmesi sonucunda gözaltına alındığını duyurdu.

Aktaş, suç örgütü kurmak ve yönetmek, rüşvet vermek suçlarından tutukluyken “pişmanlık” gösterip ayrıntılı beyanda bulunması üzerine geçen ay serbest bırakılmıştı.

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanvekili Zeydan Karalar, sosyal medya hesabından “Bu sabah Gebze’de gözaltına alındım. Bu bir süreç, gönlünüz rahat olsun. Mücadeleye devam edeceğiz” notuyla paylaştığı videoda, şunları kaydetti:

“Sevgili kardeşlerim, ben bugün Gebze’deyim, ablamdayım. İstanbul’un bir soruşturmasıyla ilgili beni almaya geldiler. Benim dünya bilir ki parayla, pulla, üçkağıtla işim yok. Ama bu bir süreç. Bunlarla mücadele edeceğiz. Gönlünüz rahat olsun. Allah büyüktür. Allah haksızlık yapanlardan mutlaka hesap soracaktır.”

CHP’li Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Sabah Ankara’da evimden gözaltına alındım. İstanbul’a götürülüyorum” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in de gözaltına alındığı bilgisini paylaştı. Bulut, sosyal medya hesabından, “Siyasi intikam amacıyla yargıyı sopa yapanların derdi hukuk değil, kendi iktidarlarını korumak. Millet iradesine darbe vuran bu kirli düzene asla boyun eğmeyeceğiz” dedi.

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı ise Muhittin Böcek’in gözaltına alınması ile ilgili olarak şu açıklamada bulundu:  “Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2025/60355 nolu soruşturma evrakı kapsamında; Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek‘in oğlu olan Mustafa Gökhan böcek (firar yurt dışı), Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in eski gelini olan Zeynep kerimoğlu isimli üç şüpheli hakkında iki farklı eylemden rüşvet suçu kapsamında yürütülen soruşturma arama elkoyma ve gözaltı işlemi ifa edilmiştir.”

Süreç İstanbul ile başlamıştı

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 26 Haziran’da yaptığı açıklamada, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlarla ilgili “Belgelerin hepsi ortada. Sadece İstanbul değil, başka illerde de ne yazık ki durum felaket,” demişti.

Bu sözler sonrası 1 Temmuz’da İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik olarak yolsuzluk ve usulsüzlük iddiasıyla bir soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında eski İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da aralarında bulunduğu 138 kişi gözaltına alındı.

4 Temmuz Cuma günü soruşturma çerçevesinde, tutuklanmaları talep edilen 99 kişiden 35’i mahkeme tarafından tutuklandı. Tutuklananlar arasında, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya da yer aldı.

Aynı gün CHP’li Antalya Manavgat Belediyesi’ne yönelik de soruşturma başlatıldı. Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara’nın da aralarında bulunduğu 36 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

CHP’li belediyelere yönelik bu süreç, İstanbul’la başlamıştı. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 18 Mart’ta İstanbul Üniversitesi’nden aldığı diplomanın iptal edilmesinden bir gün sonra gözaltına alınmış daha sonra da 23 Mart’ta ‘yolsuzluk’ soruşturmasından tutuklanmıştı. Tüm bu süreç, İBB Başkanı’na son haftalarda açılan soruşturmaların ardından ve CHP’nin cumhurbaşkanı adaylığı ön seçiminin öncesinde geldi. Bu soruşturmaların başlangıcında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da “Onlar da çok iyi biliyorlar ki daha turpların büyükleri heybede. Telaşlarının sebebi bu,” demişti.

Ancak İmamoğlu tutuklanmasıyla aynı gün 15 milyona yakın oyla CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edildi. Ardından İçişleri Bakanlığı kararıyla İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldı. İmamoğlu’nun yerine CHP’li Belediye Meclis Üyesi Nuri Aslan İBB Başkanvekili olarak seçildi.

İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve sonrasında tutuklanmasıyla tetiklenen kitlesel protestolar, Türkiye’de on yıldan uzun süredir görülen en büyük gösterilere dönüştü. Polis, protestolara karşı biber gazı, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su ile karşılık verdi. İstanbul başta olmak üzere ülkenin birçok büyük şehrinde güvenlik güçleri göstericilere sert müdahalelerde bulunuyor.

Yetkililer aralarında gazetecilerin de olduğu 2 binden fazla kişiyi gözaltına aldı. Gözaltılar sonrası 300’ü aşkın kişi tutuklandı. Daha sonra ise bunların bir kısmı itirazlarla serbest bırakıldı.

İmamoğlu’nun tutuklu bulunduğu soruşturmayla ilgili ise henüz bir iddianame hazırlanmış değil. İBB Başkanı’nın tutukluluğu sırasında kendisine hakimlik sorgusu nedeniyle bir dava daha açıldı.

“Patron çıldırdı”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Siyasi yoruma gerek yok; patron çıldırdı” ifadelerini kullandı.

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, gözaltılara tepki gösterdi. Hatimoğulları, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti: “Seçilmişlere, Türkiye halklarına yapılan bu eziyetten vazgeçilmelidir. Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz.

Halkın sandıkta verdiği kararlara saygı gösterilmemesi, halkın iradesinin tanınmaması toplumda derin yarılmalara neden oldu/oluyor. Bu operasyonlar çözüm değil, demokratik Türkiye’ye giden yolu tıkamaktır. Bir kez daha demokratik siyasetin önünün açılması çağrısı yapıyoruz.”

Tuncer Bakırhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: “CHP’li Adana, Antalya ve Adıyaman Büyükşehir Belediye başkanlarına yönelik bu sabah gerçekleştirilen gözaltı operasyonları, halkın iradesine ve demokratik siyasetin temel ilkelerine yönelik kabul edilemez müdahalelerdir. Bu uygulamaları kınıyor ve reddediyorum.

Yerel yönetimlere yönelik sürdürülen bu saldırı ve gözaltı dalgası, hukuksuzlukları derinleştirerek en büyük zararı toplumsal barış umuduna vermektedir. Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey, artan baskı ve antidemokratik uygulamalar değil, aksine demokratikleşme adımlarının kararlılıkla atılmasıdır. Gerçek toplumsal barış, ancak diyalogun güçlendirilmesi ve hukukun üstünlüğü ilkesinin her alanda egemen kılınmasıyla sağlanabilir.

Barış ve demokratik toplumu inşa etme sürecinin bu hukuksuzluklarla tartışılır hale getirilmesi kabul edilemez. Bu hassas süreç, tüm toplumsal kesimlerin katılımı ve ortak akıl ile yürütülmelidir. Demokratik değerlerin korunması ve toplumsal barışın tesisi için, seçilmiş iradeye yönelik her türlü saldırının derhal son bulmasını talep ediyoruz.”

Paylaşın

2040’da Türkiye’de Her Altı Kişiden Biri Yaşlı Olacak

Türkiye’de 2040 yılında her altı kişiden biri 65 yaş ve üzeri olacak. Öngörüler, Türkiye’de yaşlı nüfusun sadece sayıca değil, yapısal olarak da değişeceğine işaret ediyor. Özellikle 75 yaş üstü bireylerin toplam yaşlı nüfus içindeki payının artması bekleniyor.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), PwC Türkiye iş birliğiyle hazırlanan “Yaşlılık Politikaları Araştırması: Demografik Dönüşüm ve İhtiyaçlar” başlıklı kapsamlı raporunu kamuoyuyla paylaştı. Sağlık, bakım, sosyal hizmet, sosyal güvenlik ve işgücü boyutlarıyla yaşlanan nüfusa dikkat çeken rapor, Türkiye’nin demografik yapısında yaşanacak hızlı dönüşüme karşı kapsamlı ve sürdürülebilir politikalara acil ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Rapora göre, Türkiye’de 2040 yılında her altı kişiden biri 65 yaş ve üzeri olacak. Bu tarih, dünya ortalamasına kıyasla on yıl daha erken. Öngörüler, Türkiye’de yaşlı nüfusun sadece sayıca değil, yapısal olarak da değişeceğine işaret ediyor. Özellikle 75 yaş üstü bireylerin toplam yaşlı nüfus içindeki payının artması bekleniyor.

Ekonomim’in haberine göre, TÜSİAD raporu, ekonomik büyüklüğüne rağmen Türkiye’de yaşlıların mutluluk düzeyinde düşüş yaşandığını da ortaya koydu. 2018’de kendisini mutlu hisseden 65 yaş üstü bireylerin oranı yüzde 61,2 iken bu oran 2023’te yüzde 56’ya geriledi. Dünya Mutluluk Raporu’na göre Türkiye, yaşlı mutluluğunda 143 ülke arasında 92. sırada yer alıyor.

Türkiye’de kadınların doğuştaki ortalama yaşam süresi 76, erkeklerin ise 70,8 yıl olarak hesaplanıyor. Ancak sağlıklı yaşam süresi düşüşte. 65 yaşında bir bireyin sağlıklı yaşama süresi 2016-2018 döneminde 6,6 yıl iken 2020-2022 döneminde 6,3 yıla geriledi. Yaşlı bireylerin yüzde 79’u kronik hastalıkla yaşarken, yalnızca yüzde 2,5’i evde bakım hizmeti alabiliyor.

TÜSİAD Sosyal Kalkınma Yuvarlak Masası Başkanı Yılmaz Yılmaz, Türkiye’nin demografik avantajını hızla yitirdiğini belirterek, “Çalışma çağındaki nüfusun en yüksek oranda olduğu dönemin sonuna geldik. Bu fırsatı iyi değerlendiremezsek, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah hedefleri riske girer” dedi. Yılmaz, sosyal güvenlik sistemlerinin güçlendirilmesi, yaşlı bireylerin üretkenliğini sürdürmesi ve yaşlılık politikalarının çok boyutlu ele alınması gerektiğini ifade etti.

Raporda öne çıkan politika önerileri:

Bütüncül politika yaklaşımı: Yaşlanmaya ilişkin tüm stratejiler, sağlık, bakım, sosyal hizmetler ve işgücü gibi alanları kapsamalı; kamu-özel iş birliğiyle hayata geçirilmeli.

Bakım hizmetlerinde dönüşüm: Kurumsal bakım kapasitesi artırılmalı, evde bakım ve uzun süreli bakım hizmetleri daha erişilebilir hale getirilmelidir.

Sosyal güvenlik ve gelir desteği: Yaşlı yoksulluğunu önleyici sosyal destek mekanizmaları genişletilmeli, sistem sürdürülebilirlik çerçevesinde yeniden yapılandırılmalı.

Yaş dostu şehirler: Erişilebilir ulaşım, sosyal alanlar ve konutlar ile yaşlı bireylerin kent yaşamına katılımı desteklenmeli.

Toplumsal dayanışma: Kuşaklar arası dayanışmayı artıracak kültürel ve sosyal ortamlar teşvik edilmeli, yaşlı bireylerin toplumsal üretkenliğe katkıları desteklenmelidir.

Paylaşın

Hegel’in Diyalektik Yöntemi Nedir?

Hegel’in diyalektik yöntemi, onun felsefi sisteminin temelini oluşturan bir düşünme ve gerçeklik analiz yöntemidir. Bu yöntem, çelişkilerin ve karşıtlıkların bir süreç içinde çözülmesi yoluyla hakikatin ortaya çıktığını savunur.

Haber Merkezi / Hegel’in diyalektiği, genellikle tezin, antitezin ve sentezin üç aşamalı bir süreci olarak özetlenir, ancak bu sadece yöntemin basitleştirilmiş bir ifadesidir. Daha ayrıntılı olarak, Hegel’in diyalektik yöntemi şu şekilde açıklanabilir:

Tez (Başlangıç Noktası): Bir fikir, kavram ya da durumdur. Bu, mevcut bir düşünce ya da gerçekliktir ve başlangıç noktası olarak alınır. Ancak tez, kendi içinde çelişkiler veya eksiklikler barındırır.

Antitez (Karşıtlık): Tezin içindeki çelişkiler ya da eksiklikler, onun karşıtını üretir. Antitez, tezin zıddı ya da ona meydan okuyan bir durumdur. Bu aşama, çelişkiyi ve çatışmayı açıkça ortaya koyar.

Sentez (Aşma/Aufhebung): Tez ve antitez arasındaki çelişki, yeni bir bütünlükte çözülür. Hegel’in kullandığı Aufhebung terimi, hem koruma hem de aşma anlamına gelir; yani tez ve antitezdeki hakikat unsurları korunurken, çelişkiler yeni bir düzlemde birleşir ve daha yüksek bir anlayış ya da gerçeklik formu ortaya çıkar. Bu sentez, yeni bir tez olarak başka bir diyalektik sürecin başlangıcı olabilir.

Hegel’in Diyalektiğinin Özellikleri:

Dinamik Süreç: Diyalektik, statik değil dinamik bir süreçtir. Gerçeklik, sürekli bir hareket ve dönüşüm içindedir.

Çelişkilerin Rolü: Çelişkiler, ilerlemenin motorudur. Hegel’e göre çelişkiler, düşüncenin ve gerçekliğin gelişmesini sağlar.

Tarihsel ve Evrensel: Hegel’in diyalektiği, yalnızca bireysel düşünceye değil, tarihsel süreçlere ve evrensel akla da uygulanır. Tarih, insan bilincinin ve özgürlüğün diyalektik bir gelişimidir.

Mutlak’a Yönelim: Hegel’in felsefesinde diyalektik, Mutlak Bilgi’ye ya da Mutlak Tin’e (Geist) ulaşma sürecidir. Her aşama, daha kapsamlı bir hakikat anlayışına yaklaşır.

Hegel’in Tin’in Fenomenolojisi eserinde, bilincin gelişimi diyalektik bir süreç olarak ele alınır. Örneğin:

Tez: Duyusal bilinç (doğrudan algı).
Antitez: Öz-bilinç (kendini yansıtan bilinç, ötekiyle çelişki).
Sentez: Akıl (bilincin hem kendini hem dünyayı kavrayışı).

Hegel’in diyalektiği, Marx gibi düşünürler tarafından maddi dünyaya uygulanarak tarihsel materyalizm gibi kavramlara dönüştürülmüştür, ancak Hegel’in kendisi idealist bir çerçevede düşünür ve diyalektiği daha çok tinsel (geistig) bir süreç olarak görür.

Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in (1770-1831), başlıca eserleri Tin’in Fenomenolojisi, Mantık Bilimi ve Hukuk Felsefesi’nin İlkeleri’dir.

Paylaşın

Aralıklı Oruç Diyeti Tip 2 Diyabet İçin Güvenli Mi?

Aralıklı oruç (intermittent fasting) diyeti, belirli zaman dilimlerinde yemek yemeyi ve belirli zaman dilimlerinde oruç tutmayı içeren bir beslenme yaklaşımıdır. 

Haber Merkezi / Aralıklı oruç diyeti, tip 2 diyabet hastaları için potansiyel faydalar sağlayabilir, ancak diyetin güvenliği bireysel sağlık durumuna bağlıdır ve diyet mutlaka doktor gözetiminde uygulanmalıdır.

Potansiyel faydaları:

Kan şekeri kontrolü: Aralıklı oruç, insülin duyarlılığını artırabilir ve kan şekeri seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Araştırmalar, özellikle 16:8 (16 saat oruç, 8 saat yeme penceresi) veya 5:2 (haftada iki gün düşük kalori alımı) gibi yöntemlerin, HbA1c ve açlık kan şekeri seviyelerini iyileştirebileceğini gösteriyor.

Kilo kontrolü: Tip 2 diyabet hastalarında kilo vermek, insülin direncini azaltabilir. Aralıklı oruç, kalori alımını kısıtlayarak kilo kaybını destekleyebilir.

Enflamasyon azalması: Bazı araştırmalar, aralıklı orucun vücuttaki enflamasyonu azaltabileceğini ve bu durumun diyabet yönetiminde olumlu etkileri olabileceğini öne sürüyor.

Riskler ve dikkat edilmesi gerekenler:

Hipoglisemi riski: Özellikle insülin veya sülfonilüre gibi kan şekerini düşüren ilaçlar kullanan hastalarda, oruç sırasında hipoglisemi (düşük kan şekeri) riski artabilir.

İlaç doz ayarı: Oruç, ilaçların dozajını ve zamanlamasını etkileyebilir. Bu nedenle, diyete başlamadan önce bir doktorla ilaç düzenlemeleri yapılmalıdır.

Beslenme dengesi: Oruç dönemlerinde yeterli besin alımı sağlanmazsa, vitamin veya mineral eksiklikleri ortaya çıkabilir.

Bireysel farklılıklar: Her tip 2 diyabet hastasının durumu farklıdır. Böbrek fonksiyonları, komplikasyonlar veya diğer sağlık sorunları oruç güvenliğini etkileyebilir.

Öneriler:

Doktor danışmanlığı: Aralıklı oruca başlamadan önce mutlaka bir endokrinolog veya diyabet uzmanına danışılmalıdır. Kan şekeri takibi sıklaştırılabilir.

Kademeli başlangıç: 12:12 gibi daha hafif bir oruç yöntemiyle başlanabilir, ardından duruma göre 16:8’e geçilebilir.

Beslenme kalitesi: Yeme penceresinde dengeli, düşük glisemik indeksli gıdalar (tam tahıllar, sebzeler, sağlıklı yağlar, protein) tercih edilmelidir.

Hidrasyon: Bol su içmek ve dehidrasyondan kaçınmak önemlidir.

Kan şekeri takibi: Oruç sırasında kan şekeri düzenli olarak ölçülmeli, özellikle hipoglisemi belirtileri (terleme, titreme, baş dönmesi) izlenmelidir.

Bilimsel kanıtlar:

2021’de The American Journal of Clinical Nutrition’da yayınlanan bir meta-analizde, aralıklı orucun tip 2 diyabet hastalarında kan şekeri kontrolünü iyileştirebileceğini, ancak uzun süreli etkilerinin daha fazla araştırılması gerektiği belirtildi.

Diabetes Care (2020) dergisindeki bir araştırmada, aralıklı orucun kilo kaybı ve insülin duyarlılığı üzerinde olumlu etkiler gösterdiğini, ancak doktor gözetiminin gerektiği vurgulandı.

Paylaşın

İzmir Soruşturması: Tunç Soyer Dahil 35 Tutuklama

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk iddiasıyla yürütülen soruşturmada, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in de aralarında bulunduğu 35 kişi tutuklandı.

Haber Merkezi / Tunç Soyer, karar sonrası sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “‘Hiç bir iyilik cezasız kalmaz’ bilirdim. Ama cezaya rağmen iyilikten vazgeçmeyeceğim, cesaretimi yine iyilikten alacağım. Bu da geçer… Geçmiş olsun değil gelecek olsun.!” dedi.

Soyer’in avukatı Murat Aydın, “Tunç Başkan, tamamen haksız, hukuk dışı ve siyasi bir kararla tutuklandı. Kendisi onurlu bir şekilde cezaevine girecek ve onurlu bir şekilde çıkacak. Fakat bu kararı alanlar ve aldıranlar, bu kararın yükünü ömür boyu taşıyacaklar” ifadelerini kullandı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ’de, taşeron şirketler eliyle yolsuzluk yapıldığı iddiası üzerine başlatılan soruşturma kapsamında 157 kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti. Gözaltına alınan 139 kişiden 20’si Emniyet’teki, 1’i savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakılmış, 99 zanlı tutuklama talebiyle, 19 şüpheli ise adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilmişti. Tutuklanması talep edilen isimler arasında Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya da vardı.

Tunç Soyer’in Emniyet’teki ifadesi

Eski Başkan Tunç Soyer Emniyet’teki ifadesinde, İzBETON A.Ş. aracılığıyla yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde uygulanan kooperatif modelinin hukuka uygun olduğunu, kooperatiflerin alt taşeronlarla yapılan sözleşmelerle ilişiğinin olmadığını söyledi.

Amaçlarının müteahhit kârını minimize ederek vatandaşa düşük maliyetli konut sağlamak olduğunu belirten Soyer’in ifadesinde, “Bu durumda vatandaşın daha düşük bedeller ile inşaat yapabilmesi için kooperatifleşme çözümünü ürettik. Bu durum, vatandaşın kat malikliğinden feragat ederek arsa hissedarı olması sonucu doğurmuştur ve Belediye şirketi olan İZBETON A.Ş.’nin tek tek kat malikleri ile yapamayacağı müteahhitlik hizmetleri anlaşmasını kooperatif aracılığıyla yapabilmesini sağlamıştır. Bu model, yüzde 1 KDV oranı ile düşük maliyetli konut yapımının önünü açtı” dediği aktarıldı.

Kentsel dönüşüm projelerinde kamu zararına neden olduğu iddia edilen kira yardımlarına ilişkin sorulara da yanıt veren Soyer’in, söz konusu yardımların mevzuata uygun şekilde yapıldığını ve Sayıştay denetimine tabi olduğunu ifade ettiği bildirildi.

“Hiçbir kardeşimi satmam”

2 Temmuz’da İzmir’de konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, operasyonun “niyetinin dikkatlerini dağıtmak” olduğunu söyledi. Operasyona hazırlık görüntülerini de eleştiren Özel, “Bu görüntülerde, İzmir emniyetinin bahçesindeki onlarca resmi araç, park halindeyken harekete geçiyor. Görüntülerin drone’la kaydedildiği anlaşılıyor” dedi.

İzmir il başkanlığı önünde konuşan Özel, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı’na seslendi ve “Eğer İstanbul gibi davranmaya devam ederse, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısına gelecekte nasıl muamele edeceksek, buna ortak olur” ifadelerini kullandı.

CHP lideri Özel, soruşturma konusu “kooperatif sürecinin” CHP aleyhine dönüştürülmesine izin vermeyeceklerini söyledi ve Tunç Soyer’e destek verdi. Özel, “Bizde rekabet olur, tartışma olur. Kardeşlik hukukuna zeval getirmek olmaz. Hiçbir kardeşimi satmadım, Tunç kardeşimi de satmam” dedi.

Tunç Soyer kimdir?

Tunç Soyer’in kişisel internet sitesinde yer alan bilgilere göre 1959’da Ankara’da dünyaya geldi. Çocukluğundan itibaren İzmir’de yaşayan Soyer, Bornova Anadolu Lisesi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Bu süreçte Türk Haberler Ajansı’nda muhabirlik yaptı.

Soyer daha sonra İsviçre’deki Webster College’da Uluslararası İlişkiler ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Avrupa Birliği alanlarında yüksek lisans yaptı. Soyer 2009’da Seferihisar Belediye Başkanı seçildi ve iki dönem bu görevi yürüttü.

O dönem Citta Slow (Sakin Şehir) hareketinin önce Seferihisar’da ardından Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ta uygulanması için çalışmalar yürüttü. Soyer, 2013’te İtalya merkezli Dünya Sakin Şehirler Birliği’nin Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.

2019’da oyların yüzde 58’ini alarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. CHP’li siyasetçi bu görevini bir dönem sürdürdü. Evli ve iki çocuk sahibi olan eski İzmir belediye başkanı, 2023’te Avrupa Konseyi Bölgeler Meclisi Başkanı seçildi.

Paylaşın

6 Ayda 2 Bin 776 Şirket Konkordato Başvurusu Yaptı

2025 yılının ilk altı ayında konkordato başvuru sayısı 2 bin 776’ya yükseldi. Konkordato, iflasa sürüklenen bir şirketin, alacaklıları ile anlaşarak mali yapısını düzenlemeye yönelik bir hukuki süreçtir.

Borçlu, konkordato talebiyle mahkemeye başvurur ve mahkeme tarafından verilecek kararla konkordato süreci başlar. Konkordato süreci 23 ay içinde tamamlanır ve bu süreç boyunca borçlar için faiz işlemez.

Ekonomik kriz ve finansman sorunları, şirketlerin konkordato başvurularını zirveye taşıdı. Prof. Dr. Şenol Babuşcu’nun sosyal medya hesabından aktardığı verilere göre, sadece Haziran 2025’te konkordatoya başvuran firma sayısı 541 oldu. Böylece yılın ilk 6 ayında toplam başvuru sayısı 2 bin 776’ya yükseldi.

Babuşcu, bu artışın önemine şu sözlerle dikkat çekti: “Konkordato son hız devam ediyor. Haziran 2025’te konkordatoya başvuran firma sayısı 541.” Bu sayı, aylık bazda son dönemlerin en yüksek seviyelerinden biri olarak kaydedildi.

Babuşcu’nun paylaşımına göre, “2025’in ilk 6 ayında konkordato talep eden firma sayısı 2024 yılının toplamının yüzde 79,4’ü seviyesinde.” 2024 yılında toplam 3 bin 497 firma konkordato başvurusunda bulunmuştu. Mevcut trendin yıl sonuna dek devam etmesi halinde, başvuru sayısının 2019’daki rekor olan 3 bin 691’e yaklaşması bekleniyor.

Prof. Dr. Babuşcu, konkordato süreçlerinin uzunluğuna da dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Konkordato süreleri özellikle alacaklı konumdaki firmalar için çok ciddi sorunlara yol açıyor.” Aktardığı verilere göre, iflas kararının ortalama sonuçlanma süresi 406 gün, red kararında bu süre 459 gün, tasdik kararında ise 696 güne kadar uzuyor.

Paylaşın

Sıcak Havalarda Yapılmaması Gerekenler!

Sıcak hava dalgaları, her yıl, diğer tüm doğal afetlerin toplamından daha fazla insanının hayatını kaybetmesine neden oluyor. Buna kasırgalar, seller, hortumlar ve yıldırım düşmeleri de dahil.

Haber Merkezi / Kendinize, sıcak hava dalgalarının neden bu kadar tehlikeli olduğunu soruyor olabilirsiniz. Bunun nedeni, çoğu insanın aşırı sıcaklığın gerçekte ne kadar tehlikeli olabileceğinin farkında olmamasıdır.

Kendi iç sıcaklığınıza, su içmenize veya eforunuza dikkat etmiyorsanız, sonuçları korkunç olabilir. İşte sıcak hava dalgasında yapmamanız gerekenler:

Susamayın: Susuz kalmamak vücudun serin kalmasına yardımcı olur. Susamasanız bile gün boyunca düzenli olarak su tüketmelisiniz.

Çok fazla alkol tüketmeyin: Çok fazla alkol tüketmek, vücudunuzun su kaybetmesine neden olur.

Ağır yemekler yemeyin: Protein gibi daha ağır yiyecekler yemek, vücudunuzun daha fazla su kaybetmesine neden olarak metabolik ısı üretiminizi artırır. Salatalar, çiğ sebzeler ve soslar, krakerler ve peynir veya meyve ve biraz fıstık ezmesi gibi serin, hafif yemeklerle yetinin.

Güneşte çok fazla zaman geçirmeyin: Güneşli alanlar gölgeli alanlardan daha sıcak olmakla kalmaz, aynı zamanda güneş yanığı olursanız vücudunuz ısıyı dağıtmada daha fazla zorlanır.

Klima olmayan yerlerde kalmayın: Klima, yalnızca ara sıra olsa bile, ısı tehlikelerini önemli ölçüde azaltır. Evinizde klima yoksa, kliması olan halka açık bir yere veya soğutma merkezine gidin. Serin bir banyo veya duş da yardımcı olabilir.

Egzersiz yapmayın: Günün en sıcak saatlerinde egzersiz yapmayın veya yorucu aktivitelerde bulunmayın. Vücudunuz kolayca aşırı yüklenebilir ve işlevini yerine getiremez hale gelebilir. İdeal olarak, sadece ısı endeksi 80 derecenin altındayken yorucu dış mekan aktiviteleri yapmalısınız.

Kendinizi zorlamayın: Eğer dışarıdaysanız ve kas spazmları, yoğun terleme, yorgunluk, mide bulantısı veya halsizlik yaşamaya başladıysanız, mola vermenin zamanı çoktan geçmiş demektir. Dışarısı sıcak olduğunda, daha sık dinlenmeniz, sık sık serinleme molaları vermeniz (içeride, klimada) ve bol su içmeniz gerekir.

Çok fazla kafein veya şekerli içecekler içmeyin: Alkol gibi bunlar da vücudunuzun su kaybetmesine neden olur.

Koyu renkli, dar veya ağır giysiler giymeyin: Hafif malzemelerden yapılmış açık renkli, bol giysiler serin kalmanıza yardımcı olacaktır.

Paylaşın

İmamoğlu Hakkında “Sahte Diploma” İddianamesi: 8 Yıl 9 Ay Hapis Talebi

Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu hakkında, yatay geçişle usulsüz diploma aldığı iddiasıyla açılan davada 8 yıl 9 aya kadar hapis ve siyasi yasak talep edildi.

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu hakkında, “usulsüz yatay geçişle diploma temin ettiği” iddiasına ilişkin yürütülen soruşturmada savcılık iddianamesini tamamladı.

Hazırlanan iddianamede İmamoğlu’nun, “resmi belgede sahtecilik suçuna iştirak ettiği” öne sürüldü. Savcılık, İmamoğlu’nun hileyle diploma aldığını belirterek, 8 yıl 9 aya kadar hapis ve siyasi yasak uygulanmasını talep etti.

İddianamede, İmamoğlu’nun öğrenim sürecine dair belgelerin gerçeği yansıtmadığı, yatay geçiş sürecinin mevzuata aykırı yürütüldüğü savunuldu. Belgelerin incelenmesinin ardından, dosya ilgili mahkemeye gönderildi.

Ne olmuştu?

Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden aldığı 35 yıllık diplomasına ilişkin ‘usulsüzlük’ iddiasıyla soruşturma başlatılmıştı.

Ekrem İmamoğlu, Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ne yatay geçiş yapmış, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, geçişin usulsüz olduğunu ve diplomasının geçersiz olduğunu savunmuştu.

18 Mart’ta İstanbul Üniversitesi yönetimi, İmamoğlu ile birlikte 28 kişinin diplomasını ‘yokluk’ ve ‘açık hata’ gerekçeleriyle iptal ettiğini duyurmuştu.

İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan 6 Mayıs’ta yaptığı açıklama ile iptal edilen diploma için karşı dava açtıklarını bildirmiş, aynı gün İstanbul Üniversitesi, İmamoğlu’nun diploma bilgisini üniversitenin veri tabanından silmişti.

Karara ilişkin tebligat ise 55 gün sonra iletildi.

Paylaşın

Asur Kralı Sanherib Neden İncil’de Yer Alıyor?

MÖ 705’te tahta çıkan ve MÖ 681’de öldürülene kadar Asur İmparatorluğu’nu yöneten Sanherib’in (MÖ 705-681) İncil’de yer almasının temel nedeni, onun Yahudi tarihi ve İsrail topraklarıyla olan doğrudan ilişkisidir.

Haber Merkezi / Asur İmparatorluğu’nun en güçlü krallarından biri olan Sanherib, Yahudiye Krallığı’na karşı düzenlediği askeri seferlerle bilinir. Bu seferler sırasında, Yahudiye’nin fethi ve Kudüs’ü kuşatması, İncil’in tarihsel anlatılarında önemli bir yer tutar.

Sanherib’in Yahudiye’ye karşı düzenlediği sefer, İncil’in 2. Krallar 18 – 19, Yeşaya 36 – 37 ve 2. Tarihler 32 bölümlerinde detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Bu metinlere göre, Sanherib, Yahudiye Kralı Hizkiya’nın isyan etmesi üzerine bölgeye bir ordu gönderir ve Kudüs’ü kuşatır. Ancak, İncil’e göre Tanrı’nın müdahalesi sayesinde şehir kurtulur. Bu olay, Yahudi inancında Tanrı’nın koruyuculuğunun bir sembolü olarak görülür.

Sanherib’in İncil’de yer almasının diğer bir nedeni, bu anlatının teolojik bir mesaj taşımasıdır. Yahudi ve Hristiyan geleneğinde, Sanherib’in başarısızlığı, Tanrı’nın halkını koruduğuna dair bir kanıt olarak yorumlanır. Yeşaya Peygamber’in Sanherib’in ordusunun Tanrı tarafından yok edildiğine dair kehanetleri, bu hikayeyi dini açıdan daha da önemli kılar.

Sanherib’in seferleri, İncil dışındaki kaynaklarla da doğrulanır. Örneğin, Sanherib’in Lakish Kuşatması ve Yahudiye’deki diğer fetihleri, Asur yazıtlarında (özellikle Sanherib Prismi veya Taylor Prismi olarak bilinen yazıtlar) detaylı bir şekilde kaydedilmiştir. Ancak, Asur kaynakları Kudüs’ün alınmadığını dolaylı olarak kabul ederken, İncil bu olayı Tanrı’nın mucizevi müdahalesine bağlamıştır.

Dönemin en büyük imparatorluklarından birinin lideri olan Sanherib, Orta Doğu’daki pek çok toplumu etkilemiştir. Sanherib’in Yahudiye seferi, sadece siyasi değil, aynı zamanda dini ve kültürel açıdan da Yahudi tarihinde derin izler bırakmıştır. Bu nedenle, İncil yazarları için Sanherib’in hikayesi, hem tarihsel hem de manevi bir anlatı olarak önem taşımaktadır.

Sanherib kimdir?

Sanherib (Akkadça: Sîn-ahhē-erība, MÖ 705-681), Asur Kralı II. Sargon’un oğlu ve halefidir. MÖ 705’te tahta çıkmış ve MÖ 681’de öldürülene kadar hüküm sürmüştür. Başkenti Ninova’yı görkemli bir merkez haline getiren Sanherib, saraylar, tapınaklar ve altyapı projeleriyle (örneğin, su kanalları) tanınmıştır.

Asur İmparatorluğu’nun genişlemesini sürdüren ve isyanları bastırmak için çok sayıda sefere liderlik eden Sanherib’in en bilinen seferi, MÖ 701’de Yahudiye Krallığı’na karşı düzenlediği seferdir.

Sanherib bu seferde, Yahudiye Kralı Hizkiya’nın isyanını bastırmak için Kudüs’ü kuşatmış, ancak İncil’e (2. Krallar 18 – 19, Yeşaya 36 – 37) göre şehir Tanrı’nın müdahalesiyle kurtulmuştur. Asur kaynakları (Sanherib Prismi) ise Kudüs’ün alınmadığını dolaylı olarak doğrular, ancak zafer olarak sunar.

Babil, Elam ve diğer bölgelere karşı seferler düzenleyen Sanherib’in hükümdarlığı, Sanherib Prismi gibi Asur yazıtlarıyla belgelenmiştir. Bu yazıtlar, onun Yahudiye seferi ve Lakish’in fethi gibi olayları detaylandırır. Ninova’daki sarayında bulunan kabartmalar, özellikle Lakish Kuşatması’nı tasvir eden rölyefler, onun askeri başarılarını gösterir.

Sanherib, MÖ 681’de oğulları Adrammelek ve Şareser tarafından Ninova’da bir tapınakta öldürülmüştür. Bu olay, hem İncil’de hem de Asur kaynaklarında doğrulanır. Tahtına oğlu Asarhaddon geçmiştir.

Paylaşın

Süper Lig’de Fikstür Çekildi: İşte 1. Haftanın Programı

2025 – 2026 Sezonu Süper Lig fikstür çekimi yapıldı. 19 takımın mücadele edeceği Süper Lig, 8 Ağustos’ta başlayacak ve 17 Mayıs 2026 tarihinde sona erecek. Her takım 2 kez BAY geçecek.

Haber Merkezi / 2025 – 2026 Sezonu Süper Lig fikstür çekimi, kulüp başkan ve yöneticilerinin katılımıyla, Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde yapıldı.

19 takımın mücadele edeceği Süper Lig, 8 Ağustos’ta başlayacak ve 17 Mayıs 2026 tarihinde sona erecek. Her takım 2 kez BAY geçecek.

Süper Lig 1. Hafta Programı:

Eyüpspor – Konyaspor
Antalyaspor – Kasımpaşa
Trabzonspor – Kocaelispor
Samsunspor – Gençlerbirliği
Fatih Karagümrük – Başakşehir
Gaziantep FK – Galatasaray
Fenerbahçe – Alanyaspor
Çaykur Rizespor – Göztepe
Kayserispor – Beşiktaş

Paylaşın