Tuncer Bakırhan: Kürtler Hiçbir Gücün Silahlı Gücü Değildir
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Hemen yanı başımızda savaşlar, katliamlar, çatışmalar devam ediyor. Tam da çatışmanın göbeğinde Kürtler bulunuyor, Kürt coğrafyası bulunuyor” dedi ve ekledi:
“Dün Irak’ta çatışma olurken Kürtler gündemdi, Suriye’de çatışma olurken Kürtler gündemdi, bugün İran’da da Kürtler gündem. Ama bu sefer Kürtleri yalan yanlış tartışıyorlar. Kürtler hiçbir gücün silahlı gücü değildir. Kürtler bugüne kadar hakları, hukukları ret ve inkar edildiği için mücadele ediyor.”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’da düzenlenen 2026 Newroz Deklarasyonu açıklamasına katıldı. Burada konuşan Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:
“Hemen yanı başımızda savaşlar, katliamlar, çatışmalar devam ediyor. Tam da çatışmanın göbeğinde Kürtler bulunuyor, Kürt coğrafyası bulunuyor. Dün Irak’ta çatışma olurken Kürtler gündemdi, Suriye’de çatışma olurken Kürtler gündemdi, bugün İran’da da Kürtler gündem. Ama bu sefer Kürtleri yalan yanlış tartışıyorlar. Kürtler hiçbir gücün silahlı gücü değildir. Kürtler bugüne kadar hakları, hukukları ret ve inkar edildiği için mücadele ediyor. Bugün sahada bulunan hegemonik ve emperyal güçler yokken de Kürtler sahadaydı.
İran’da Qasimlolardan günümüze kadar Kürtler dilinin, kültürünün ve statüsünün mücadelesini yürütüyordu. Bugün de Kürtler, özellikle Newroz günlerinde bulunduğumuz bu süreçte, kendi ulusal birliklerini sağlayarak bulundukları her ülkede demokratik hak ve özgürlüklerini almanın mücadelesini yürütüyorlar, yürütecekler de. Herkes çok iyi bilsin ki Kirmanşah neyse Hewler odur, Süleymaniye neyse Qamişlo ve Kobanî odur; Kobanî neyse Amed, Kars, Siirt odur.
Kürtler ve dostları olarak bizler hiçbir dönem olmadığımız kadar uyanık olmalıyız. Ortadoğu’daki gelişmeleri yakından takip etmeliyiz. Bugün Ortadoğu’da kaderimizin belirlendiği bir süreçten geçiyoruz. Bu süreçte ne masa başlarında kandırılacağız ne de hegemonik ve emperyal güçlerin kalkanı olup daha sonra bir kenara atılıp unutulacağız.
Bu sefer emekçisiyle, kadınıyla, “Jin, Jiyan, Azadî” diyen Kürtlerle, Beluçlarla, Azerilerle ve Molla Rejimi tarafından ezilen laik-seküler Farslarla birlikte İran’da halkların demokratik haklarını kazandıkları ve statülerine ulaştıkları bir zemini inşallah hep birlikte yaratacağız. Bu Newroz’un Ortadoğu’da yaşayan Kürtlerin barışına, demokrasisine, özgürlüğüne ve statüsüne kavuştuğu bir Newroz olmasını diliyorum. Newroz, ezilen bütün emekçilere, bütün halklara en başta da Kürtlere şimdiden hayırlı olsun.”
Daha sonra açıklanan Newruz Deklarasyonunda ise şu ifadeler kullanıldı:
“Sistemsel kaosun derinleştiği bir dönemde hegemonik güçler Ortadoğu’da yeni dizayn planları yapmakta ve halkımızın inkarına, ülkemizin parçalanmasına dayalı yüz yıllık ulus devletçi statükoyu devam ettirmek istemektedir. Kürt halkının büyük bedellerle edindiği kazanımlara karşı Rojava Kürdistan’ın da olduğu gibi yeni inkâr politika ve imha planlarını devreye konulmaktadır.
Bu politikalara karşı Kürt halkı Rojava ve Kürdistani kazanımları etrafında kenetlenmiş, dostlarıyla dünyanın dört bir yanında sürdürdüğü mücadeleyle direniş geleneğini küreselleştirmiş; tarihsel haklarını savunma iradesini ortaya koymuştur. Bu mücadelenin kalıcı başarıya ulaşması, kazanımların korunması ulusal birliğin güçlenmesiyle sağlamlaşmakta; ortak siyasal tutum, ortak savunma bilinci ve ortak gelecek perspektifi ulusal birliğin örgütlü ifadesi olarak gelişmektedir. Ulusal birlik güçlendikçe halkın demokratik kazanımları daha güçlü bir zemine yerleşmektedir.
Bölgesel ve küresel gelişmelerin yoğunlaştığı böylesi bir süreçte 2026 Newrozu’nu ‘Newroza Azadî û Yekîtiya Demokratîk’ şiarıyla karşılıyoruz. Newroz, Kürt halkı için zulme karşı tarihsel bir isyan, inkâra karşı varoluş iradesi, baskıya karşı direniş ve köleliğe karşı özgürlük ateşidir. Kimliği yok sayılan, dili yasaklanan ve iradesi gasp edilmek istenen Kürt halkı, kültürel ve toplumsal mirasıyla donandığı Newroz ateşi etrafında örgütlenerek tarihsel hafızasını korumuş, direnişini büyütmüş ve özgürlük yürüyüşünü daim kılmıştır. Newroz geçmişin direniş birikimini bugünün mücadelesiyle buluşturan ve geleceğin özgür yaşamını kurma iradesini büyüten siyasal bilinç haline gelmiştir. Newroz alanlarında yakılan her ateş direngen halkımızın iradesini büyütecek, birliğimizi güçlendirerek ortak geleceğimizi savunma kararlılığının nişanesi olacaktır.
Newroz alanları halkımızın özgürlük taleplerini yükselttiği, iradesini örgütlediği ve demokratik geleceğini inşa etmenin kararlılığına tekrar tanıklık edecektir. Newroz’un tarihsel mirası mücadelemizi aydınlatacak, yüzyıllar boyunca oluşan direniş kültürü halkımızın varlığını koruyan en temel güç olarak yeniden yaşam bulacaktır. Bu tarihsel yürüyüş ulusal birliğin güçlenmesiyle sağlamlaşacak; kazanımlar ulusal birliğin örgütlü iradesiyle korunarak geleceğe daha güçlü taşınacaktır. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat 2025 tarihinde başlatılan tarihi Barış ve Demokratik Toplum Süreci bir yılını geride bırakmıştır. Abdullah Öcalan ve hareketi, sürecin ilerlemesi için üzerine düşen siyasal adımları yerine getirmiştir.
Kürt halkı bu süreçte siyasi iradesinin arkasında durarak demokratik dönüşümün gelişmesine destek vermiştir. Sayın Öcalan’ın tarihsel çağrısı üzerine hareketinin attığı adımlar halkların eşit ve ortak yaşamını kurma iradesini güçlendirmiş ve halkın örgütlü gücüyle meydanlarda büyüyerek, siyasal sonuçlar üretme potansiyelini açığa çıkarmıştır. Bu süreçte devlet tarafından Meclis bünyesinde Komisyonun kurulması önemli olmakla birlikte; açıklanan nihai rapor Kürt halkı, ezilenlerin ve demokratik kamuoyunun beklentileri ve çözümün asgari şartlarını karşılamaktan uzak bir içerikte olmuştur.
Kürt sorununun isminin dahi konulmamış olması sorunların çözüm mercii olan Meclis ve siyasetin, Kürt sorunun çözümü için gerekli cesareti gösterememesi ve sorumluluk almaktan kaçınması talihsiz olmuştur. Tüm eksikliklerine rağmen Meclis Komisyonu raporunda demokratikleşmeye dair önerilerin bir an önce hayata geçirilmesi ve sürecin ikinci aşamasına uygun gerekli yasal ve anayasal düzenlemelerin ivedilikle yapılması elzem hale gelmiştir.
Demokratik çözümün gelişmesi ve barışın kalıcılaşması için baş müzakereci olan Sayın Öcalan’ın umut ilkesi kapsamında fiziki özgürlüğünün ve özgür çalışma koşullarının sağlanmasını tarihsel ve siyasal bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu temelde Newrozu karşılarken Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde özgürlük mücadelesini büyütme sorumluluğunu daha güçlü üstlenecek, demokratik toplum hedefini daha kararlı biçimde ileriye taşıyacağız.
Halkların, inançların, emekçilerin ve gençlerin eşit ve adil yaşam talebi örgütlü mücadeleyle büyümekte; bu yürüyüşün en ön safında kadınlar yer almaktadır. Rahşanların, Ronahilerin, Zekiyelerin ve Bêrivanların direnişinde vücut bulan kadın özgürlük iradesi bugün ‘jin, jiyan, azadî’ felsefesiyle dünya kadınlarının özgürlük şiarı olmakta; bir saç örgüsünde evrenselleşerek insanlığa yeni bir yaşamı müjdelemektedir. Erkek egemenliğine, savaş politikalarına ve kadın düşmanı düzene karşı yükselen bu mücadele, demokratik toplumun inşa ve kurucu gücünü büyütmektedir.
Demokratik ulus inşanın bir diğer öncü gücü olan özgür gençlik, direniş geleneğini omuzlayan, ‘genç kalma ruhunu’ kuşaktan kuşağa taşıyan ve özgürlük yürüyüşünün enerjisini büyüten tarihsel bir mücadele iradesi olarak sahnedeki yerini güçlendirmektedir. İnkâra, asimilasyona ve kimliksizleştirme politikalarına karşı mücadelenin dinamik gücü olan gençlik, düşüncede, örgütlenmede ve eylemde açtığı yeni hatlarla komünal yaşamın değerlerini savunmakta, özgür yaşam idealini geliştirmekte ve demokratik toplum inşasına öncülük etmektedir.
Böylesi bir dönemde 2026 Newrozu direnişin büyüdüğü, özgürlük talebinin genişlediği ve demokratik toplum mücadelesinin yeni bir aşamaya taşındığı tarihsel bir süreçte karşılanmaktadır. Newroz ateşi ulusal birlik iradesiyle, özgürlük kararlılığıyla ve örgütlü mücadele gücüyle daha da harlanmaktadır. Gençleri, kadınları, emekçileri ve özgürlüğe sevdalı tüm halkımızı Newroz alanlarında buluşmaya; birlik, özgürlük, demokrasi ve eşitlik mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz.”






























