Hatimoğulları’ndan Barış Sürecinde Somut Adımlar Çağrısı

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Ortadoğu’daki çatışmalardan fon krizine, ekonomik sorunlardan siyasi transferlere ve kadın haklarına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin çatışmalara asker göndermek yerine diplomatik girişimlerde bulunması gerektiğini belirten Hatimoğulları, fon mağdurlarının zararlarının karşılanması, siyasi transferlerin önlenmesi ve barış sürecinde somut adımlar atılması çağrısı yaptı.

Ortadoğu’daki gelişmeleri değerlendiren Hatimoğulları, Türkiye’nin kendi içinde barış sürecini yürüttüğü bir dönemde başka bölgelerdeki çatışmalara asker gönderilmesinin tartışılmasını eleştirdi. Yemen’deki Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmalara işaret eden Hatimoğulları, Türkiye’nin önceliğinin askeri müdahale değil, müzakere ve diyalog olması gerektiğini söyledi.

Hatimoğulları, “Türkiye’nin üstlenmesi gereken rol oraya asker taşımak değil, tam tersine müzakere ve diyalog süreci için aracı olmak” ifadelerini kullandı.

Fon krizine karşı yedi maddelik öneri

Fon krizini “yüzyılın vurgunu” olarak nitelendiren Hatimoğulları, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) uyarılarına rağmen gerekli önlemlerin alınıp alınmadığının açıklığa kavuşturulmasını istedi. Fon şirketleriyle iktidar çevreleri arasındaki olası ilişkilere dikkat çeken Hatimoğulları, kimlerin kazanç sağladığının ve kimlerin zarara uğradığının ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti.

Soruşturmada adı geçen kişiler açısından gündeme getirilen lekelenmeme hakkının herkes için eşit biçimde uygulanması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, DEM Parti’nin fon mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik yedi önerisini açıkladı.

Hatimoğulları’nın sıraladığı öneriler şöyle:

Mağduriyetin maliyeti halka yüklenmemeli: Fon krizinden kaynaklanan zararların vatandaşlara ödetilmemesi ve bu konuda yasal güvence oluşturulması gerektiğini belirtti.

Kaçırılan varlıklar geri getirilmeli: Yurt dışına çıkarılan paraların Türkiye’ye getirilmesini, sorumluların mal varlıklarının dondurulmasını istedi.

Bütün mağdurların zararı karşılanmalı: Tazminatlarda üst sınır uygulanmasına karşı çıkan Hatimoğulları, herhangi bir miktar sınırlaması olmadan mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini söyledi.

Ödeme takvimi açıkça belirlenmeli: Mağdurlara yapılacak ödemelerin tarihlerinin belirsiz bırakılmamasını istedi.

Kamu görevlilerinin sorumluluğu araştırılmalı: Mecliste bir araştırma komisyonu kurulmasını, bürokratların ve sorumluluğu bulunan siyasetçilerin rollerinin ortaya çıkarılmasını önerdi.

Fonlarda şeffaflık sağlanmalı: Fonların portföylerinin, yöneticilerinin ve denetim raporlarının her ay kamuoyuna açıklanması gerektiğini ifade etti.

SPK bağımsızlaştırılmalı: Kurul üyelerinin Mecliste nitelikli çoğunlukla seçilmesini ve denetim raporlarının Meclise sunulmasını önerdi.

Hatimoğulları, fon krizinin yalnızca şirketlerden kaynaklanmadığını, denetim mekanizmalarının işleyişinin de araştırılması gerektiğini savundu.

Fon soruşturması kapsamında gazetecilerin tutuklanmasını ve bazı gazetecilere ev hapsi uygulanmasını eleştiren Hatimoğulları, soruşturmada adı geçen bazı kişilerin gördüğü muameleyle haber yapan gazetecilerin karşılaştığı uygulamalar arasında çifte standart bulunduğunu ileri sürdü.

Fonlarla ilgili milyarlarca liralık iddialara dikkat çeken Hatimoğulları, “Bu ülkede vurgun yapmak serbest ama bunun haberini yapmak suç” dedi. Konuşmasında adalet sistemine yönelik eleştirilerini sertleştiren Hatimoğulları, gazetecilerin haberleri nedeniyle cezalandırılmasına tepki gösterdi.

Hatimoğulları, Türkiye’deki ekonomik koşullara ilişkin değerlendirmelerinde tüketici kredileri ve bireysel kredi kartı borçlarının büyüklüğüne dikkat çekti. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) 25 Eylül tarihli verilerine atıfta bulunan Hatimoğulları, söz konusu borçların yaklaşık 6,95 trilyon liraya ulaştığını belirtti.

Enflasyonun düştüğüne ilişkin açıklamaların vatandaşların günlük yaşamındaki gerçeklerle örtüşmediğini savunan Hatimoğulları, gıda fiyatları, kira giderleri ve eğitim masraflarının hane bütçeleri üzerindeki baskısına işaret etti.

Türkiye’de çalışmanın yoksulluktan kurtulmak için artık yeterli olmadığını söyleyen Hatimoğulları, Şanlıurfa’da çiftçilerin üretim ve geçim sorunları nedeniyle protesto düzenlediğini, Manisa’nın Akhisar ilçesinde ise zeytin üreticilerinin ürün fiyatlarına tepki gösterdiğini hatırlattı.

Hatimoğulları, geçinemediği için zeytin toplamak zorunda kalan 66 yaşındaki bir emeklinin yaşadığı sıkıntıları anlatmasının, ekonomik tablonun vatandaşlar üzerindeki etkisini ortaya koyduğunu ifade etti.

Emeklilerin ekonomik ve sosyal haklarına da değinen Hatimoğulları, Birleşik Emekliler Sendikasının Karadeniz şubelerinden gelen temsilcileri selamlayarak emeklilerin taleplerine destek verdi. DEM Parti olarak emeklilerin geçim, sağlık, sosyal yaşam ve güvence taleplerinin yanında olduklarını söyledi.

Siyasi transferlere karşı yasal düzenleme çağrısı

Hatimoğulları, siyasi parti değiştiren milletvekilleri ve belediye başkanlarını da eleştirerek siyasi transferlerin seçmen iradesini zedelediğini savundu. Fonlarda para, ekonomide krizin yükü ve siyasette seçmen iradesinin el değiştirdiğini belirten Hatimoğulları, yargıdaki atamalarla ilgili iddialara da dikkat çekti.

Siyasi transferlerin önüne geçilmesi için üç temel öneri sundu. İlk olarak, partisinden ayrılan milletvekilleri ile belediye başkanlarının ve belediye eş başkanlarının, ilgili parti listelerinden kazandıkları görevlerini sürdürmelerini engelleyecek açık bir yasal düzenleme yapılmasını önerdi.

İkinci olarak, büyük ekonomik suçları, yolsuzlukları ve sermaye piyasası vurgunlarını soruşturacak bağımsız, tarafsız ve uzmanlaşmış bir mahkeme kurulması çağrısında bulundu.

Üçüncü olarak ise siyaset ile ticaret arasındaki ilişkinin sınırlandırılması ve bürokrasinin kişisel çıkarlar için kullanılmasının önlenmesi amacıyla siyasi etik kanunu çıkarılmasını istedi.

Hatimoğulları, “Türkiye böyle yönetilemez” diyerek seçmen iradesinin ve vatandaşların emeğinin korunması gerektiğini vurguladı.

Kadın cinayetleri ve nafaka hakkı gündeminde

Konuşmasında kadın haklarına da geniş yer ayıran Hatimoğulları, Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku dosyalarına değinerek şüpheli ölümlerin aydınlatılmasını ve sorumluların bulunmasını istedi. Kadın örgütlerinin ve ailelerin yürüttüğü mücadelenin önemini vurgulayan Hatimoğulları, dosyaların kapatılmasına izin vermeyeceklerini söyledi.

Nafaka hakkına ilişkin olası düzenlemelere de tepki gösteren Hatimoğulları, boşanma sonrasında kadınların ekonomik güvencelerinin zayıflatılmaması gerektiğini belirtti. Nafakanın bir lütuf değil, hayati bir hak olduğunu söyleyen Hatimoğulları, kadınların ekonomik eşitsizlikler ve karşılıksız ev içi emek nedeniyle daha fazla güçlük yaşadığını ifade etti.

Hatimoğulları, kadınların hayatını doğrudan etkileyecek düzenlemelerin kadınlar sürece dâhil edilmeden yapılmaması gerektiğini belirterek nafaka hakkı başta olmak üzere mevcut kazanımların korunması çağrısında bulundu.

Barış sürecinde somut adımlar çağrısı

Hatimoğulları, konuşmasının önemli bölümünü Türkiye’de yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ayırdı. Sürecin hangi aşamada olduğu ve bundan sonra hangi adımların atılacağı konusunda toplumda ciddi beklentiler bulunduğunu belirten Hatimoğulları, yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi için daha fazla beklenmemesi gerektiğini söyledi.

8 Ekim’de yapılan çekilme açıklamasını tarihî bir adım olarak değerlendiren Hatimoğulları, barışın tarafların sorumluluklarını karşılıklı olarak yerine getirmesiyle mümkün olacağını ifade etti. İktidarın sorumluluklarının belirsiz bir geleceğe ertelenemeyeceğini belirten Hatimoğulları, sürecin ilerlemesi için somut adımlar atılması gerektiğini kaydetti.

Kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ’ın durumunun çözüme kavuşturulması yönündeki talepleri yineleyen Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın koşullarına ilişkin de çağrıda bulundu.

Sürecin koordinasyonundan sorumlu kurulların ve alt komisyonların bir an önce oluşturulmasını isteyen Hatimoğulları, Meclis İzleme Kurulunun da gecikmeden çalışmalarına başlaması gerektiğini belirtti.

Kurulun yalnızca sembolik bir yapı olmaması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, sahada gözlem yapan, süreçteki tıkanıklıkları belirleyen, taraflarla görüşen ve çözüm önerileri geliştiren işlevsel bir mekanizmaya ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Kadın örgütleri, Alevi kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının da sürece etkin biçimde katılmasını istedi.

Barış sürecinin toplumsal önemine dikkat çeken Hatimoğulları, son iki yıldır Türkiye’ye asker ve gerilla cenazelerinin gelmemesini önemli bir kazanım olarak değerlendirdi. Bu durumun değerinin en iyi asker ve gerilla anneleri tarafından bilindiğini ifade eden Hatimoğulları, barışın kalıcı olması için demokratikleşme adımlarının da atılması gerektiğini söyledi.

Barış ve demokrasinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Hatimoğulları, sürecin yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınmaması, hak ve özgürlükleri güçlendiren düzenlemelerle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Konuşmasının sonunda Hatay’ın Samandağ ilçesinde hayatını kaybeden Eğitim Sen Şube Başkanı Cüneyt Kayıkçı’yı anan Hatimoğulları, ailesine, yakınlarına ve eğitim emekçilerine başsağlığı dileklerini iletti.

Hatimoğulları, konuşmasını mücadele ve dayanışma mesajlarıyla tamamlayarak demokratik ve adil bir düzenin ortak mücadeleyle kurulabileceğini ifade etti.

Paylaşın