Yeni Rejim, Eski Çatışma: Afganistan’da Silahlı Muhalefet

Afganistan’da siyasal dışlanma, meşruiyet sorunu ve baskı ortamı, silahlı muhalefeti yeniden üretirken, bu durum ülkede kalıcı barış ihtimalini giderek daha da zayıflatıyor.

Haber Merkezi / Taliban’ın iktidarı yeniden ele geçirmesiyle Afganistan’da savaşın sona erdiği iddia edilmişti. Oysa sahadaki gerçeklik, bu iddianın fazlasıyla erken ve iyimser olduğunu gösteriyor. Rejim değişmiş olabilir; fakat çatışmanın yapısal nedenleri yerli yerinde duruyor. Bugün Afganistan’da yaşanan, barıştan çok çatışmanın biçim değiştirmiş hâlidir.

Taliban, iktidarını “güvenlik” ve “istikrar” söylemi üzerine inşa etmeye çalışsa da bu söylem, kapsayıcı bir siyasal düzenle desteklenmediği sürece ikna edici olmaktan uzak kalıyor. Etnik, mezhepsel ve siyasal dışlanmışlık hissi, özellikle bazı bölgelerde silahlı muhalefetin yeniden filizlenmesine zemin hazırlıyor. Bu durum, Afganistan’da sorunun yalnızca askeri değil, derin bir meşruiyet krizi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Silahlı muhalefetin varlığı, Taliban’ın iddia ettiği gibi sadece “dış destekli unsurların sabotajı” ile açıklanamaz. Aksine bu hareketler, uzun yıllardır süregelen merkezîleşme, temsil eksikliği ve zor yoluyla yönetme pratiklerinin bir sonucu olarak okunmalıdır. Siyasal alanın kapatıldığı, muhalefetin meşru kanallarının tamamen ortadan kaldırıldığı bir ortamda silah, kaçınılmaz biçimde siyasal bir araç hâline gelmektedir.

Uluslararası toplumun tutumu da bu denklemin önemli bir parçasıdır. Bir yandan Taliban yönetimiyle temkinli ilişkiler kurulurken, diğer yandan insan hakları ihlalleri ve siyasal baskılar büyük ölçüde “istikrar” gerekçesiyle görmezden gelinmektedir. Bu yaklaşım, kısa vadeli güvenlik kaygılarını önceleyip uzun vadeli barış ihtimalini zayıflatmaktadır. Zira baskı altında tutulan toplumlarda sessizlik, çoğu zaman rızaya değil, birikmiş öfkeye işaret eder.

Bugün Afganistan’da silahlı muhalefet, ne güçlü bir alternatif iktidar sunabilecek durumda ne de tamamen marjinal bir olgu olarak görülebilir. Asıl mesele, bu durumun süreklilik kazanmasıdır. Çatışmanın düşük yoğunluklu ama kalıcı bir hâl alması, ülkeyi yeni bir istikrarsızlık döngüsüne sürükleme riski taşımaktadır.

Sonuç olarak Afganistan’da yaşanan, “yeni” bir çatışma değil; eski sorunların yeni koşullar altında yeniden üretilmesidir. Taliban’ın askeri zaferi, siyasal barışı garanti etmemiştir. Silahların susması için yalnızca güç değil, meşruiyet, kapsayıcılık ve siyasal çözüm gerekir. Aksi hâlde Afganistan, yeni bir rejim altında eski bir çatışmayı yaşamaya devam edecektir.

Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir