Putin: ABD, Ukrayna Savaşını Uzatmak Ve Dünyayı İstikrarsız Kılmak İstiyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) Ukrayna krizini sürüncemede bırakmakla ve ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan’a yaptığı son ziyaretle dünyayı “istikrarsızlaştırmaya” çalışmakla suçladı.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, Moskova’daki Uluslararası Güvenlik Konferansında konuşan Rus lider, “Ukrayna’daki durum ABD’nin bu çatışmayı uzatmaya çalıştığını gösteriyor. Ve aynı şeyi Asya, Afrika ve Latin Amerika’da çatışma olasılığını besleyerek yapıyor” dedi.

“Dikkatle hazırlanmış bir provokasyon”

Pelosi’nin Tayvan ziyareti hakkında da sert konuşan Putin, “ABD’nin Tayvan macerası sadece sorumsuz bir politikacının gezisi değil, bölgedeki ve dünyadaki durumu istikrarsızlaştırmaya ve kaotik hale getirmeye yönelik bilinçli ve kasıtlı bir stratejinin parçasıdır” ifadelerini kullandı.

Ziyaretin diğer ülkelerin egemenliğine ve uluslararası yükümlülüklerine ABD’nin saygı duymadığının “küstahça bir göstergesi” olduğunu ileri süren Putin, durumu “dikkatle hazırlanmış bir provokasyon” olarak tanımladı.

24 Şubat’tan beri Ukrayna’yı işgal eden Rusya, Washington’un Kiev’e yapmayı sürdürdüğü askeri yardımları kınıyor. İki ülke arasındaki en gergin dönemlerden geçildiği sırada Ukrayna’nın güneyindeki Zaporizhia nükleer santralini hedef alan saldırılar nükleer felaket yaşanması yönündeki endişeleri de artırdı.

Şoygu: Amaç caydırıcılık

Yerleşkeye düzenlenen saldırılar hakkında Kiev ve Moskova birbirlerini suçlarken Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu nükleer silahın caydırıcı özelliğine vurgu yaptı.

Uluslararası Güvenlik Konferansında “Rusya’nın nükleer silahlarının temel amacı nükleer bir saldırıyı caydırmaktır” diyen Bakan Şoygu, “Askeri açıdan bakıldığında, Moskova’nın Ukrayna’yı askerden arındırması ve silahsızlandırması hedefine ulaşması için nükleer silah kullanması gerekli değildir” açıklamasında bulundu.

Ukrayna krizi nedeniyle Batı’nın bir dizi ağır yaptırımına maruz kalan Rusya, başta Çin olmak üzere Afrika ve Asya ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirme çabası içinde.

Moskova, Pelosi’nin Ağustos ayı başında Tayvan’a yaptığı ziyareti Çin’in öfkesine neden olan bir “provokasyon” olarak nitelemiş ve Pekin’in “egemenliğini korumak için gerekli tedbirleri” alma hakkı olduğunu söylemişti.

Paylaşın

Ukrayna’dan Türkiye Ve Avrupa Birliği’ne Radyasyon Uyarısı

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, bölgedeki çatışmalar nedeniyle Zaporijya nükleer santralinde yaşanabilecek bir felaketin olası sonuçlarına dikkat çekerek uluslararası toplumdan Rusya’ya karşı yeni yaptırımlar uygulamasını istedi.

Yayımladığı video mesajda “İşgalciler fabrika kisvesi altında çevredeki kentleri ve halkı bombalıyor” ifadesini kullanan Zelenskiy, Avrupa’nın en büyük nükleer santrali olan Zaporijya nükleer santralindeki “olası bir radyasyon vakasının Avrupa Birliği ülkeleri, Türkiye, Gürcistan hatta daha uzak bölgelerdeki ülkeleri bile etkileyebileceğini” söyledi.

“Her şey sadece rüzgarın yönüne ve hızına bağlı” diye ekleyen Ukrayna lideri, “Rusya’nın eylemleri bir felakete sebep olursa, sonuçları şu ana kadar sessiz kalanları da vurabilir” uyarısında bulundu.

Zelenskiy, uluslararası toplumu Moskova’nın “nükleer şantajına” boyun eğmemeye ve “Rusya’ya karşı yeni ve sert yaptırımlar” getirmeye davet etti. Ukrayna lideri, nükleer santral ve çevresindeki tüm Rus askerlerinin “derhal ve hiçbir ön koşul olmaksızın” bölgeden çekilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Bölgedeki çatışmalar yoğunlaştı

Ukrayna’nın Enerhodar kenti yakınlarında bulunan Zaporijya nükleer santrali, geçen Mart ayında Rus güçleri tarafından işgal edildi. Ancak santral hâlen Ukraynalılar tarafından işletiliyor.

Bölgede Temmuz ayının sonundan beri yoğunlaşan bombardımanlar, santrale yönelik endişeleri de artırdı. Enerhodar kenti geçen Pazar günü de top ateşine hedef oldu. Tarafların birbirini sorumlu tuttuğu bombardımanda bir sivil hayatını kaybetti.

Ukrayna, Rusya’yı, bu santrali kullanarak bölgedeki Nikopol ve Marhanez gibi küçük kasabaları vurmakla suçluyor. Rusya ise Ukrayna’nın santrali insansız hava araçları, ağır top mermileri ve roketatarlarla vurduğunu iddia ediyor.

Zelenskiy, geçen hafta sonu yaptığı açıklamada, “Zaporijya nükleer santraline ateş açan ya da bu santrali kullanarak etrafa ateş açan tüm Rus askerlerinin” Ukrayna güçlerinin “özel hedefi” hâline geleceğini belirtmişti.

Paylaşın

Çin: ABD, Ukrayna Ve Tayvan’da Aynı Kışkırtma Taktiğini Uyguluyor

Çin’in Moskova Büyükelçisi Zhang Hanhui, Ukrayna’daki krizin “başlıca kışkırtıcısı” olarak adlandırdığı Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) Ukrayna ve Tayvan’da çatışmayı “kışkırtmak için aynı taktikleri” uygulamakla suçladı.

Rusya’nın TASS haber ajansına konuşan Büyükelçi, ABD’nin NATO’yu genişleterek ve Ukrayna’yı Moskova yerine Avrupa Birliği ile uyumlu hale getirmek isteyen güçlere destek vererek Rusya’yı “köşeye sıkıştırdığını” söyledi.

Zhang, “Ukrayna krizinin başlatıcısı ve ana kışkırtıcısı Washington, Rusya’ya eşi benzeri olmayan kapsamlı yaptırımlar uygularken Ukrayna’ya asker ve silah tedarik etmeye devam ediyor. Nihai hedefleri Rusya’yı uzun süreli bir savaş ve yaptırımların ağırlığı altında ezmek ve tüketmek” dedi.

Çin-Rusya ilişkilerinin tarihteki en iyi dönemine girdiğini belirten Zhang, iki ülke arasındaki ilişkilerin “en yüksek seviyede karşılıklı güven, etkileşim ve stratejik önem” içerdiğini ifade etti.

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin geçtiğimiz hafta Asya turu kapsamında Tayvan’a yaptığı ziyarete ilişkin de konuşan Büyükelçi, ABD’nin Ukrayna’da ve Tayvan’da büyük güç rekabetini ve çatışmayı kışkırtmak için aynı taktikleri uyguladığını söyledi.

Washington’ın Tayvan politikasını eleştiren Zhang, “İçişlere müdahale etmemek, dünyamızda barış ve istikrarı korumanın en temel ilkesidir” şeklinde konuştu.

Washington’un politikası uzun süredir “stratejik muğlaklık” üzerine kurulu. ABD, Çin’in Tayvan’ı işgal etmesi halinde duruma askeri olarak müdahale edeceğini söylüyor.

Bir yandan Pekin’in sadece tek bir Çin hükümeti olduğunu öne süren “tek devlet” politikasını destekliyor ve Taipei ile değil Pekin’le resmi diplomatik ilişkileri var.

Ancak diğer yandan da Tayvan’a savunma silahları tedarik edeceğini söylüyor ve Çin’in olası bir saldırısının büyük endişe yaratacağını belirtiyor.

Çin, Tayvan’ı, sonunda yeniden Pekin’in kontrolü altında olacak ayrılıkçı bir eyalet olarak görüyor. Tayvan ise kendisini, anayasası ve demokratik yollardan seçilmiş liderleriyle bağımsız bir ülke olarak tanımlıyor.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping daha önce “Tayvan ile yeniden birleşmenin gerçekleşmesi gerektiğini” söylemiş ve bunu başarmak için güç kullanımı ihtimalini dışlamamıştı.

ABD Başkanı Joe Biden, Mayıs 2022’de ülkesinin Tayvan’ı askeri açıdan savunup savunmayacağı yönündeki bir soruya duruma müdahale edecekleri yönünde yanıt vermişti.

Kısa süre sonra Beyaz Saray konuya açıklık getirmeye çalışmış, ABD’nin Tayvan politikasının değişmediğini belirtmiş, Çin’in “tek devlet” politikasına taahhütlerini yinelemişti.

Tayvan konusu, ABD-Çin ilişkilerinde yıllarca gerilime neden oldu. Çin, Washington’un Taipei’ye desteğini kınayan açıklamalar yaptı ve Biden’ın ABD Başkanı seçilmesinden bu yana Tayvan hava sahasında ihlallerini artırdı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Rusya, Ukrayna Üzerinden Avrupa’ya Petrol Sevkiyatını Durdurdu

Rusya’nın komşusu Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş, 167. gününde devam ediyor. Rusya’nın petrol boru hattı temsilcisi Transneft, Rusya petrolünün Ukrayna üzerinden Avrupa’ya sevkinin durdurulduğunu açıkladı.

Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Transneft, Rusya petrolünü Ukrayna üzerinden Macaristan, Slovakya ve Çekya’ya taşıyan Drujba hattının güney kolu için Ukrtransnafta şirketine ön ödeme yapılmasının gerektiğini, fakat son ödemelerin Transneft’e geri döndüğünü söyledi.

Avrupa Birliği’nin (AB) Ukrayna’nın işgali sebebiyle Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar nedeniyle ödemenin yapılamadığını aktaran Transneft, gerekli ödemenin gerçekleşmemesi üzerine Ukrtransnafta’nın Transneft’e sevkiyat hizmeti sağlamayı durdurduğunu açıkladı.

Buna göre, Rusya petrolünün Ukrayna üzerinden Macaristan, Slovakya ve Çekya’ya sevkiyatı 4 Ağustos itibarıyla durduruldu.

Transneft’ten yapılan açıklamada ayrıca şirketin Drujba hattının diğer kollarındaki sevkiyatının devam ettiği, Belarus üzerinden Polonya ve Almanya yönündeki sevkiyatlarda sorun yaşanmadığı belirtildi.

ABD, anti-radar füzesi gönderdiğini kabul etti

Öte yandan, Ukrayna’ya 1 milyar dolarlık yeni askeri yardım paketi açıklayan ABD, Ukrayna uçaklarının Rusya radar sistemlerini hedef alabilmesi için anti-radar füzeleri gönderdiğini ilk kez kabul etti.

CNN International’ın aktardığına göre, ABD Savunma Bakanlığı Savunma Politikalarından Sorumlu Müsteşarı Colin Kahl, ABD’nin Ukrayna’da kullanılması için “bir miktar” füze gönderdiğini söyledi.

Kahl, ne tür anti-radar füzesinin gönderildiği, kaç adet füzenin sağlandığı veya ne zaman gönderildiğine dair detay vermedi.

Daha önceki askeri yardımlarda söz konusu füzenin gönderildiği açıklanmasa da Kahl, Ukrayna’nın hava kuvvetlerinin güçlü kalmasını sağlamak için pek çok destek sağladıklarını söyledi.

ABD’nin, Ukrayna’ya Sovyet döneminden kalma Mig-29 savaş uçaklarının yedek parçaları gönderdiğine dikkati çeken Kahl, gönderilen füzelerin Rus radarları ve sistemleri üzerinde etkileri olabileceğini kaydetti.

Toplam 9,8 milyar dolarlık askeri yardım

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da dün (8 Ağustos) yaptığı açıklamada, ABD ordusunun envanterinden Ukrayna’ya verilmek üzere 1 milyar dolarlık silah ve mühimmatın ayrıldığını açıklamıştı.

Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili yazılı açıklamasında, Ağustos 2021’den bu yana ABD’nin Ukrayna’ya 18 defada toplam 9,8 milyar dolarlık silah ve mühimmat sağladığını, en son yapılacak 1 milyar dolarlık yardımın ise tek seferdeki en büyük yardım paketi olacağını kaydetti.

Blinken, açıklamasında şöyle dedi:

“ABD, Rusya’nın saldırganlığına karşı Ukrayna’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasını desteklemek için hayati güvenlik yardımı sağlamada 50’den fazla ülkeden müttefik ve ortakla birlikte hareket ediyor.

“Bu savaş uzadıkça, Ukrayna ordusunun ve halkının cesareti ve gücü daha da belirgin ve olağanüstü hale geliyor.

“Birlikte, Ukrayna ile yakın şekilde istişare etmeye ve savaş alanında fark yaratmak ve Ukrayna’nın müzakere masasındaki nihai konumunu güçlendirmek için dikkatlice ayarlanmış ilave mevcut sistemleri ve yetenekleri artırmaya devam edeceğiz. Ukrayna ile birlik içerisindeyiz.”

2 tahıl gemisi daha Ukrayna’dan hareket etti

Ukrayna, Rusya, Birleşmiş Milletler (BM) ve Türkiye’nin 22 Temmuz’da İstanbul’da imzaladığı tahıl koridoru anlaşması ile birlikte Ukrayna limanlarından başlayan tahıl sevkiyatı da devam ediyor.

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı, konuyla ilgili bugün yaptığı açıklamada, tahıl taşıyan iki geminin daha Ukrayna’dan ayrıldığını duyurdu.

Bakanlığın açıklamasına göre, Güney Kore’ye 64 bin 720 ton mısır taşıyan Liberya bayraklı “Ocean Lıon” isimli gemi ve İstanbul’a 5 bin 300 ton dökme ayçiçeği küspesi taşıyan Türkiye bayraklı “Rahmi Yağcı” isimli gemi bu sabah Çornomorsk’tan hareket etti.

Gece saatlerinde İstanbul Ahırkapı açıklarına demirleyen dört geminin denetlemesi de ilerleyen saatlerde gerçekleştirilecek.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Roger Waters, ABD Başkanı Biden’ı “Savaş Suçlusu” İlan Etti

Efsanevi rock grubu Pink Floyd’un solisti Roger Waters, CNN International’a verdiği röportajda ABD Başkanı Joe Biden’a “savaş suçlusu” demesiyle ilgili konuştu. Waters, dün yayımlanan röportajda Rusya-Ukrayna savaşına dair de yorumlar yaptı.

This Is Not a Drill adlı şovuyla Kuzey Amerika turnesinde olan ünlü sanatçı, sahne şovunda “savaş suçluları” damgasını vurduğu bazı kişileri gösteriyor.

Bunlar arasında Biden ve selefi Donald Trump da yer alıyor. Biden’ın “henüz yeni başladığı” yazıyor.

Waters, spiker Michael Smerconish’in, Biden’ı neden böyle gördüğü ilgili sorusuna “Ukrayna’daki yangını körüklüyor” dedi: Bu çok büyük bir suç. ABD neden Ukrayna Devlet Başkanı Volodomir Zelenski’yi müzakere etmeye, kaç Rusun ölümüne yol açtığını bilmediğimiz bu korkunç savaşı sona erdirmeye teşvik etmiyor?

Smerconish ise sanatçının yanıldığını ve istila edilen tarafı suçladığını söyledi.

Bu görüşe katılmayan Water, “Yani ‘Bu savaş bugün başladı’ diyebilirsiniz, ‘2008’de başladı’ diyebilirsiniz. Savaş neticede NATO’nun Rusya sınırlarına, Doğu Avrupa’ya dayanmasındaki aksiyon ve reaksiyonla ilgili. Sovyetler Birliği’nin son lideri Mihail Gorbaçov, ülkenin bütün Doğu Avrupa’dan çekilmesini görüşürken bunu yapmayacaklarına söz vermişlerdi” dedi.

Waters, “Kurtarıcılar olarak rolümüz ne olacak?” sorusunaysa “Kurtarıcı rolümüz yok. Neden bahsediyorsun?” yanıtını verdi.

Spiker Smerconish, II. Dünya Savaşı’ndan örnek verince Waters, ABD’nin Pearl Harbor saldırısı yüzünden savaşa girdiğini ifade etti.

Smerconish ise “Tanrı’ya şükür ABD savaşa girdi, değil mi?” diye sorunca Waters, “Tanrı’ya şükür Ruslar o vakte kadar kanlı savaşı neredeyse kazanmıştı” dedi: 23 milyon Rusun seni ve beni Nazi tehdidinden korurken öldüğünü unutma.

Bunun ardından Rusya konusu açılırken spiker “Rusların savaştan ders çıkarıp Ukrayna’yı istila etmeyeceğini sanırdınız” ifadesini kullandı.

Waters, “Michael sana biraz daha okumanı ve Çinliler Meksika ve Kanada’ya nükleer füze yerleştirirse ABD’nin ne yapacağını anlamaya çalışmanı öneriyorum” yorumunu yaptı.

Ünlü sanatçı ayrıca Smerconish’in “Biz konuşurken Çinliler, Tayvan’ı çevrelemekle bayağı meşgul” değerlendirmesineyse şu yanıtı verdi: Tayvan’ı kuşatmıyorlar, Tayvan Çin’in bir parçası ve bu 1948’den beri tüm uluslararası toplum tarafından kabul edildi. Bunu bilmiyorsan yeterince okumuyorsun, git bunun hakkında oku.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Rusya-Ukrayna Savaşı Yeni Bir Aşamaya Giriyor!

İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan Ukrayna-Rusya savaşına dair istihbarat raporunda Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşının yeni bir aşamaya girmek üzere olduğu ifade edildi.

Gazete Duvar’ın aktardığı raporda, “En ağır çatışmalar, Zaporizhzhya’dan Herson’a doğru güneybatıya uzanan ve Dinyeper Nehri’ne paralel uzanan yaklaşık 350 kilometrelik bir cephe hattına kayıyor” denildi.

İstihbarat raporunda, Rus kuvvetlerinin, Ukrayna tarafından karşı saldırı beklentisiyle veya olası bir saldırıya hazırlık olarak güneyde toplandığı belirtilerek, “Rus askeri kamyonları, tankları, çekili topçu ve diğer silahlardan oluşan uzun konvoylar, Ukrayna’nın Donbas bölgesinden uzaklaşmaya devam ediyor ve güneybatıya yöneliyor” ifadelerine yer verildi.

Raporda, ayrıca, Teçhizatın da ayrıca Rus işgali altındaki Melitopol, Berdiansk ve Mariupol’dan ve Rusya anakarasından Kerç Köprüsü üzerinden Kırım’a taşındığı bildirildi.

800 ila bin askerden oluşan Tabur Taktik Grupları’nın (BTG) Kırım’a konuşlandırıldığı ve neredeyse kesin olarak Herson bölgesindeki Rus birliklerini desteklemek için kullanılacağı belirtilen raporda, “02 Ağustos 2022’de Kırım’a yeni bir BTG konuşlandırıldı ve aynı zamanda BTG’ler Doğu Kuvvetler Grubu’ndan yeniden konuşlandırılıyor. Bunlar büyük ihtimalle önümüzdeki günlerde Herson bölgesine gönderilecek” denildi.

Raporda, Ukrayna kuvvetleri hedefini, Herson’u Rus işgali altındaki Kırım’a bağlayan stratejik olarak önemli demiryolu hattı da dahil olmak üzere Ukrayna’nın güney bölgelerinde artan sıklıkta köprüler, mühimmat depoları ve demiryolu bağlantılarına odakladığı ifade edildi.

Raporda, “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı yeni bir aşamaya girmek üzere. En ağır çatışmalar, Zaporizhzhya’dan Herson’a doğru güneybatıya uzanan ve Dinyeper Nehri’ne paralel uzanan yaklaşık 350 kilometrelik bir cephe hattına kayıyor” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü, Ukrayna’yı Sivilleri Kalkan Olarak Kullanmakla Suçladı

Uluslararası Af Örgütü, Ukrayna’yı, sivilleri Rusya’ya karşı canlı kalkan olarak kullanarak uluslararası insancıl hukuku ihlal etmekle suçladı: Savunma pozisyonunda olmak, Ukrayna ordusunu uluslararası insancıl hukuka saygı duymaktan muaf tutmuyor

Independent Türkçe’de yer alan habere göre, örgüt dün yayımladığı raporda, Ukrayna ordusunun sivillerin bulunduğu yerleşim bölgelerine üs ve silah kurarak “uluslararası hukuku çiğnediğini ve insanları tehlikeye attığını” yazdı.

Rusya’nın Harkov, Donbas ve Mıkolayiv’e nisanla haziran arasında düzenlediği saldırıları araştıran örgüt, Ukrayna ordusunun en az 19 kasaba ve köydeki sivil binaları kullandığını tespit etti. Bulgular uydu görüntüleriyle de doğrulandı.

Açıklamaya göre Ukrayna’nın sivil hastanelerde en az 5 askeri tesis kurduğu belirlendi.

Ayrıca örgüt araştırmacılarının Donbas ve Mıkolayiv’de ziyaret ettiği 29 okuldan 22’sinde askeri üs kurulduğu görüldü. Rusya’nın bu okulların çoğuna saldırdığı ve çok sayıda kişinin öldüğü ya da yaralandığı vurgulandı.

Ukrayna ordusunun yıkılan okulların arından üslerini farklı bölgelerdeki okullara taşıdığı görüldü.

Örgüt, “Okullarda eğitim olmadığı için uluslararası insancıl hukukun ihlal edildiği anlamına gelmeyebilir” ifadesini kullansa da Ukrayna’nın bölge sakinlerini uyarmadan ya da tahliye etmeden binaların yakınındaki okulları kullandığına işaret edildi.

Rusya’da Devlet Başkanı Vladimir Putin dahil olmak üzere pek çok yetkili, Ukrayna’yı sivilleri kalkan olarak kullanmakla suçlamıştı. Ukrayna ise bu iddiaları reddetmişti. Kurum, yaptığı soruşturmanın “Rus saldırılarını hiçbir şekilde haklı çıkarmadığını” vurguladı.

Öte yandan Ukrayna ordusunu “askerlerle siviller arasında ayrım yapmaya, mümkün olan bütün önemleri almaya ve sivillerin olduğu bölgelerdeki operasyonları derhal durdurmaya” çağırdı.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, “Savunma pozisyonunda olmak, Ukrayna ordusunu uluslararası insancıl hukuka saygı duymaktan muaf tutmuyor” dedi:

Ukrayna hükümeti, güçlerini sivillerin olduğu bölgelerden derhal uzağa yerleştirilmesini sağlamalı veya ordunun faaliyet gösterdiği alanlardaki sivilleri tahliye etmeli.

162. gününe giren savaşta, Birleşmiş Milletler’in ay başında açıkladığı verilere göre 5 bin 327 sivil yaşamını yitirdi. Yaralı sayısı 7 bin 257’yi buldu. BM, sivillerin genellikle topçu ateşi, roket, füze ve patlayıcılar yüzünden zarar gördüğünü bildiriyor.

Kayıp ve yararlı sayısının daha fazla olduğu düşünülüyor.

Paylaşın

BM, Ukraynalı Savaş Esirlerinin Ölümünü Araştıracak

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, Ukrayna’nın doğusunda Rusya’nın işgali altındaki bölgede bir hapishaneye gerçekleştirilen ve en az 50 Ukraynalı savaş esirinin hayatını kaybettiği olayı soruşturmak için bir araştırma misyonu kurduklarını açıkladı.

The Guardian gazetesinin haberine göre, konuyla ilgili basına konuşan Guterres, BM’nin “cezai soruşturma yetkisinin bulunmadığını, fakat araştırma misyonları oluşturabildiklerini” söyledi. Guterres, Ukrayna ve Rusya hükümetleri için referans şartları hazırlandığını da kaydetti.

Rusya’nın Ukrayna’yı 24 Şubat’ta işgaliyle başlayan savaşta esir alınan Ukraynalı askerlerin tutulduğu Olenivka hapishanesine 29 Temmuz’da bir saldırı gerçekleştirilmiş, Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk’in yaklaşık 16 kilometre güneyinde, cepheye yakın bir bölgede bulunan hapishaneye yönelik saldırı için Ukrayna ve Rusya birbirini suçlamıştı.

BM Genel Sekreteri Guterres’in açıklamasına göre, söz konusu araştırma misyonu Rusya ve Ukrayna’dan gelen talepler üzerine kuruldu.

Rusya ve Ukrayna’dan karşılıklı suçlamalar

Saldırının ardından konuyla ilgili açıklama yapan Rusyalı yetkililer, “Ukrayna ordusunun Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) sağladığı roketatarlar ile hapishaneye saldırdığını” söylemişti. Bölgedeki Rusya yanlısı ayrılıkçıların ve Rusyalı yetkililerin açıklamalarına göre, saldırıda 53 Ukraynalı savaş esiri hayatını kaybetmiş, 75 savaş esiri ise yaralanmıştı.

Ukrayna ordusu, bu iddialar karşısında Olenivka’ya roket veya füze ile herhangi bir saldırı düzenlemediklerini belirtti.

Deutsche Welle’nin (DW) haberine göre, Ukrayna ordusu “Rusya’nın hapishanedeki Ukraynalıları maruz bıraktığı işkence ve infazların üzerini örtmek için hapishaneyi bombardımana tuttuğunu” söyledi.

BM’nin araştırma misyonu hakkında konuşan Genel Sekreter Guterres de hem Ukrayna hem Rusya’nın saldırının araştırılması talebinde bulunduğunu hatırlatarak bu talepleri “çok ciddiye aldıklarını” kaydetti.

“Her iki ülkeyle de referans şartları konusunda anlaşma umudunu” dile getiren Guterres, araştırma misyonunda görev almak üzere “yetkin ve bağımsız kişiler aradıklarını” da sözlerine ekledi.

BM Genel Sekreteri, hapishanede “ne olduğu ile ilgili gerçeği açıklığa kavuşturmak için” savaşın tarafı olan ülkelerin misyonun erişimini kolaylaştırmasını ve gerekli verileri sağlamasını umduğunu söyledi.

Mariupol’de teslim olanlar da hapishanedeydi

The Guardian’ın haberine göre, Olenivka hapishanesinde uzun süre Ukrayna’nın güneyindeki liman kenti Mariupol’de Rusya ablukasında kaldıktan sonra teslim olan birliklerden de kişiler vardı.

2 bin 400’den fazla Ukrayna askeri Mayıs ayında Ukrayna ordusunun emriyle teslim olmuştu. Bunun ardından pek çok Ukraynalı asker Rusya’nın kontrolünde bulunan bölgelerdeki hapishanelere götürülmüştü. Bazı askerler Rusya ve Ukrayna arasındaki esir değişimleri sonrası ülkelerine dönebilse de diğer Ukraynalı savaş esirlerinin akıbeti net değil.

Ukrayna Savunma Bakanlığı da Olenivka hapishanesine ilişkin dünkü açıklamasında saldırının gerçekleştiği hapishanede tutulan savaş esirlerinin “zorbalık, fiziksel küçük düşürme ve moral bozma” gibi durumlarla karşı karşıya bırakıldığını, bunların esirleri “Rusya yanlısı propaganda videolarında oynamaya zorlamak için yapıldığını” söylemişti.

Bakanlık, saldırının işkenceye işaret eden ve sonrasında uluslararası yargı süreçlerinde kullanılabilecek bulguları ortadan kaldırmak için yapıldığını söylese de bu değerlendirmeye nasıl varıldığını açıklamadı.

Paylaşın

Ukrayna’dan Kaçanların Sayısı 10 Milyonu Aştı

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin verilerine göre 24 Şubat’ta Rusya’nın işgalinden bu yana başka ülkelere sığınmak için Ukrayna sınırlarından çıkış yapanların sayısı 10 milyonu geçti.

İşgalin başlamasıyla artan silahlı çatışmaların sivillerin ölümüne ve sivil altyapının zarar görmesine neden olmasının halkı emniyet, güvenlik ve yardım arayışına ittiği belirtilen yeni veriler, bu amaçla ülkeden ayrılan mülteci sayısının 10 milyon 107 bin 957 olduğunu gösterdi.

Dün açıklanan BM verilerine göre, Avrupa’da bireysel olarak kayıtlı mülteci sayısının 6 milyon 162 bini geçti.  Avrupa’da Geçici Koruma ya da benzer bir ulusal koruma programına kayıtlı mülteci sayısının ise 3 milyon 745 bine yaklaştı.

Derlenen verlier, en fazla mülteci alan ülkenin Polonya olduğunu gösteriyor. 26 Temmuz’da açıklanan verilere göre şimdiye kadar 5 milyona yakın kişi Ukrayna’dan sınırı geçerek Polonya’ya ulaştı.

Macaristan, Romanya, Slovakya ve Moldova da en fazla sınır geçişinin yapıldığı ülkeler. Öte yandan Rusya’ya 1 milyon 857 ve Belarus’a da 16 binden fazla kişinin geçtiği bildirildi.

BM’nin rakamlarına göre Türkiye’de bireysel olarak kayıtlı Ukraynalı mülteci sayısı 145 bin.

Verilere göre 28 Şubat’tan bu yana 4 milyon 200 bin kişi de Ukrayna sınırından giriş yaptı. İşgalin başlamasından bu yana milyonlarca kişi de ülke içinde göç etti.

BM Ekonomik ve Sosyal İşler Bölümü’nüm 30 Haziran 2020 verilerine göre Ukrayna diasporasının sayısı dünya çapında 6,1 milyon, Avrupa’da ise 5 milyondu.

Ukrayna’daki sivil kayıplarda son durum

Öte yandan Rusya’nın 24 Şubat’ta başlattığı işgalden bu yana aylık olarak Ukrayna’da yaşanan sivil ölümleri rapor eden BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği temmuz ayının rakamlarını açıkladı.

Buna göre 1-31 Temmuz tarihleri arasında 355 sivil hayatını kaybetti, bin 100 kişi yaralandı.Ölümlerin büyük çoğunluğunun patlayıcı silahlar, az bir kısmının da mayınlar ve cephane kalıntıları nedeniyle yaşandığı bildirdi.

İşgalin başlangıcından bu yana yaşanan toplam sivil can kaybı 5 bin 327 olarak açıklandı. Sivil yaralı sayısı ise 7 bini geçti.

24 Şubat – 31 Temmuz arasında yaşanan sivil kayıplar arasında erkekler, kadınlar, çocuklar, kimliği ya da cinsiyeti tespit edilemeyenler bulunuyor.

En ağır kayıplar savaşın tüm şiddetiyle sürdüğü Donbas bölgesinde yaşandı. Ukrayna’nın Rus işgali altında olmayan bölgelerinde ise can kaybı 2 bini, yaralı sayısı ise 3 bini geçti.

Paylaşın

Ali Koç: Ukrayna’dan Özür Dilemeyeceğiz

Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu toplantısında konuşan Başkan Ali Koç,  Dinamo Kiev ile oynanan Şampiyonlar Ligi maçında Fenerbahçeli taraftarların yaptığı ‘Putin’ tezahüratları için özür dilemeyeceklerini açıkladı. 

Ali Koç, ” Ukrayna’dan özür dilemeyeceğiz. Ukrayna Büyükelçisi’nin hadsiz söylemleri sonrasında o bizden özür dilemeli. Medyada her konumuza maydonoz olan rakip takım taraftarlarından etkilenmiş olmalısınız” dedi.

Koç sözlerine, “Bir camia var ki, yönetimi, başkanı, sporcusu kim olursa olsun bizim tarafa dokunmaktan kaçınmıyor. Her konumuza maydonoz oluyor. Biz, ayrıştırmayı değil, birleştirmeye odaklıyız. Bu ülkeyi ayrıştıran o kadar çok unsur var ki, futbol bunun başında gelmemeli” diyerek devam etti.

Koç ayrıca şu sözleri sarf etti:

“İki gündür bu haksızlığa, bu çifte standarda, Fenerbahçe’ye yapılan bu hakarete kafa yoruyorum. 20 saniyelik bir olaydan bahsediyoruz. Hatırlatırım maç 120 dakika. İkinci golü yedik bir şey olmadı, elendik tezahürat olmadı, ilk golde oldu. Bence yakışıksız ve gereksiz, Fenerbahçe kimliğinden uzak bir tezahürattı; ama ne yapacağız, ağızlarına fermuar mı koyacağız?

Daha maç başlamadan, eskiden Türkiye’de oynayan bir kalecinin maçtan önce tribünleri gerdiğini gördük. Sonra gol geldi. Yine o oyuncu yedek kulübesinden fırlayıp öyle hareketler yaptı ki… Golü atan da yaptı. Yine de bize yakışmadı bu söylem. Lucescu’ya teşekkür etmek istiyorum. Kendisi oyuncuyu yanına çağırıp bağırdı çağırdı.”

Koç ayrıca, “20 saniyelik bir tezahüratı sanki koordineliymiş gibi bir siyasi kimliğe oturtmak isteyenleri kınıyorum. Türkiye’nin de Fenerbahçe’nin de bu işgalle ilgili duruşu nettir. Nedir o duruş? Biz kimsenin tarafında değiliz. Bizde Ukraynalı sporcu da var, Rus oyuncu da var” açıklamasında bulundu.

Fenerbahçe geçen hafta içinde oynanan Dinamo Kiev maçı sırasında tribünlerinden yapılan “Vladimir Putin” tezahüratına ilişkin açıklama yapmıştı. Açıklamada şu ifadeler yer almıştı:

“Dünkü maçın 58. dakikasında rakip takımın bazı oyuncularının, özellikle geçmişte ülkemizde bir takımda forma giyen yedek kalecilerinin gol sonrası sergilemiş olduğu abartılı hareketler, tribünlerin bir bölümünün galeyana gelmesine ve 120 dakika süren maç içerisinde sadece 20 saniye süren bir reaksiyona sebebiyet vermiştir.

Sebebi her ne olursa olsun tribünlerimizin bir bölümünden yükselen reaksiyonu Fenerbahçe Spor Kulübü olarak kesinlikle kabul etmiyoruz.”

Paylaşın