Türkiye’de Gençlerin Yüzde 24’ü ‘Sessiz İstifa’ Sürecinde

Genel anlamıyla “işte en azını yapmak, yapılması gerekenler dışında hiçbir şey yapmamak, özel hayatı korumak ve daha az sorumluluk almak” olarak ifade edilen sessiz bir vazgeçiş süreci olarak tanımlanan sessiz istifanın, Türkiye’de oldukça yaygın olduğu görüldü.

Bloomberght’nin aktardığına göre, yapılan çalışma Türkiye’de gençlerin yüzde 24’ünün şu an sessiz istifa sürecinde; yüzde 46,7’sinin ise bu kavrama yatkın olduğunu ortaya koydu.

Youthall’un çalışma hayatında gündeme oturan “Sessiz İstifa” konusunda gerçekleştirdiği ve gençlerin görüşlerini aldığı araştırmaya, 18-50 yaş arasındaki 1002 kişi katıldı. Araştırmaya katılanların yüzde 57,3’ü kadın, yüzde 41,6’sı erkek olarak dağılım gösterirken soruları yanıtlayanların yüzde 74,3’ü aktif çalışan, yüzde 25,7’si ise şu an çalışmayan katılımcılardan oluştu.

Sessiz istifa kavramıyla ilgili; iş-yaşam dengesi, iş yerlerine aidiyet, iş tanımlarının netliği gibi konu başlıklarının ele alındığı araştırma, kavrama yönelik eğilimleri, nedenleri ve süreçten vazgeçme kriterlerini de ortaya koydu.

Çalışan kendisini ş yerine ait hissetmiyor

İş yerine kendisini ait hissedenlerin oranı sadece yüzde 18,5. Araştırmaya katılan çalışanların yüzde 58,1’i çalışma hayatlarında iş-yaşam dengesini kuramadıklarını belirtirken “Bunu başarabiliyorum.” diyenlerin oranı yüzde 41,9 oldu.

“Hayatınızın ne kadarı özel yaşam odaklı?” sorusuna verilen yanıtlar, iş dışında yaşama ne kadar az vakit ayrıldığını gösterdi. “Hayatımın yüzde 30’undan azı özel yaşam odaklı.” diyenlerin oranı yüzde 41,1 iken sadece yüzde 30-50 arasında diyenlerin yüzdesi 36,4 oldu. Yüzde 50 ila 70 arasında “Özel yaşama vakit ayırabiliyorum” diyenler ise yüzde 17,3 oranında.

Dönemsel olarak değişiyor

Çalıştığı iş yerine aidiyetin de sorgulandığı “Sessiz İstifa” araştırmasında, dönemsel olarak hissiyatının değiştiğini söyleyenlerin oranı yüzde 48 iken, iş yerine kendilerini ait hissetmeyenlerin oranı yüzde 33,5 olarak tespit edildi. İş yerine kendini ait hissedenlerin oranı ise sadece yüzde 18,5.

Gençler yüzde 64,4 oranında iş tanımını net bulmuyorken yüzde 35,6 oranında görev tanımının net olduğunu belirtti.

“Sessiz İstifa” hakkında ne düşünüyorsunuz? sorusuna gençlerin yüzde 24’ünün sessiz istifa sürecindeyim demesi ve yüzde 46,6’sının bu kavrama yatkın olduğunu belirtmesi, dünya gündeminde olan konunun Türkiye’de de yaygın olduğunu ortaya koydu. Gençlerin yüzde 15’i bu yaklaşıma yatkın değilim derken, ne olduğunu bilmiyorum diyenlerin oranı 14,4’te kaldı.

“Sessiz İstifa” sürecini şu an yaşayan, konuya yatkın olan ve yatkın olmayan kişilerin yorumlarının ayrı ayrı analiz edildiği araştırmada; “Sessiz İstifa” yaklaşımına yatkın olmayanların yüzde 31,3’ü, çalıştıkları şirkette kariyer yollarının kapalı olduğunu hissettikleri takdirde bu sürece girebileceklerini belirtti. Bu oranı yüzde 24,7 ile iş-özel hayat dengesizliği, yüzde 18,7 ile iş tanımının net olmaması ve aynı oranda düşük maaş takip etti. Sürece uzak olanların hayatlarındaki öncelikler ise şu şekilde sıralandı: Kariyer yüzde 22,9, özel hayat yüzde 25, aile yüzde 21,5, sağlık yüzde 20,1 ve para yüzde 10,5.

En büyük etken düşük maaş

Youthall tarafından yapılan araştırmada “Sessiz İstifa” sürecinde olan gençlerin kendilerini bu duruma sürükleyen nedenlerin başında “düşük maaş” geliyor. Yüzde 35 oranında verilen düşük maaş yanıtını, yüzde 21,7 ile iş-özel hayat dengesizliği, yüzde 15 ile iş tanımının net olmaması, yüzde 14,2 ile kariyer yollarının kapalı olması ve yüzde 7,9 ile uzun mesai saatleri takip etti.

“Şu an sessiz istifa sürecindeyim” diyen yüzde 24 oranındaki kitle, hangi durumda sessiz istifalarını sonlandırabileceklerini de aktardı. Yüzde 35,8 yan hakların ve maaş haklarının düzenlenmesini ilk sırada belirtti. Buna en yakın oranda alınan cevap ise yüzde 32,9 ile “iş-özel hayat dengesine olumlu katkı sağlayacak düzenlemelerin gerçekleştirilmesi” olarak dikkat çekti. Yüzde 14,6 “kendi çalışma modelini oluşturma fırsatı” derken aynı oranda katılımcı “değişen motivasyonumun yöneticim/işverenim tarafından fark edilmesi” durumunda da “Sessiz istifadan vazgeçerim” dedi.

Z Kuşağında oran yüksek

Z kuşağının yüzde 64,2’sinin gündeminde sessiz istifa var. Yüzde 45,2 ile araştırmaya en yüksek oranda katılım gösteren 18-24 yaş bandının cevapları incelendiğinde yüzde 13,2’si sessiz istifa sürecinde olduğunu, yüzde 50,9’u ise sessiz istifa sürecine yatkın olduğunu belirtti. Bu da özellikle Z kuşağının temsilcilerinden oluşan gençler arasında bu kavramın gündemde olduğunu ortaya koydu. Tüm katılımcıların ortalamasında sessiz istifa sürecine götüren neden; maaş iken, 18-24 yaş grubunda neden olarak ilk sırayı iş-özel hayat dengesizliği aldı.

Araştırmada özgürlüklerine düşkünlükleri ve ne istediklerini net bir şekilde belirtmeleri ile iş hayatında ön plana çıkan Z kuşağının, verilen işler dışında ekstra sorumluluk almayarak ve mesai saatlerinin dışına çıkmayarak sessiz istifa sürecinde olduklarının sinyallerini yöneticilerine verdikleri gözlemlendi.

Kadınlar daha fazla sessiz vazgeçişte

Ankete katılan kadın çalışanların yüzde 68,6’sı sessiz istifa sürecinde olduğunu ya da sessiz istifa sürecine yakın olduğunu belirtti. Kadınların bu sürece yakın olmasının altında yatan en temel etken yüzde 33,9 ile iş-özel yaşam dengesi kuramamaları oldu. Erkeklerin yüzde 58,7’si sessiz istifa sürecinde ve sürece yatkın olduklarını belirtirken kendilerini bu sürece iten en büyük neden ise kadın çalışanlardan farklı olarak yüzde 21,2 ile düşük maaş olarak saptandı.

Paylaşın

Altı Ayda Türkiye’de Kurulan Rus Ortaklı Şirket Sayısı 720’ye Ulaştı

Rusya’dan Türkiye’ye yapılan yatırımlarda ağırlık olarak petrokimya, demir-çelik, lojistik, otomotiv ve yan sanayi ile tekstil sektörleri başı çekiyor. Sektör temsilcileri Ruslar’ın ambargo sebebiyle yatırımlarını Türkiye’ye kaydırdıklarını ve Avrupa’ya yapılan ticareti Türkiye üzerinden yaptıklarını belirtiyor. Kurulan şirketler yatırım, üretim ve istihdam açısında da Türkiye ekonomisine katkı sağlıyor.

Türkiye Gazetesi‘nin haberine göre, Avrupa tarafından uygulanan ambargodan dolayı Rus şirketlerinin Türkiye’ye yatırım yaparak ticaretlerine devam ettiklerini belirten iş dünyası temsilcileri “Birçok alanda yatırımları bulunuyor. Ancak bu bir risk. Nihayetinde Avrupa ve ABD’nin Rus şirketlerine ambargosu var ve bu Türkiye üzerinden by-pass ediliyor. ABD’nin bu konuda tavrı çok net ve Ticaret Bakanlığına çeşitli şikâyetlerde bulunuyorlar. Avrupa gümrük kapılarında denetim artırıldı. Ancak alınmış resmî bir karar yok. Şayet Türkiye’den yapılan ihracatta Rus şirketlerinin varlığı anlaşılırsa bizi de çeşitli ambargolar bekleyebilir” açıklaması yaptı.

Gayrimenkul sektöründen faaliyet gösteren Inhouse Global Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Ergüven, Rusya’ya yönelik ambargo sürecinde Rus şirketlerin yönünü Türkiye’ye çevirdiğini belirterek “Ağırlıklı olarak depo ve fabrika alanları alıyorlar. Fabrika için İstanbul, İzmit, Bursa, Çorlu ve Tekirdağ ön plana çıkıyor. Aynı zamanda otel satın alma ve işletme gibi turizm alanına da yatırım yapanlar var” dedi.

Öte yandan Rusya’da Avrupalı şirketlerin yerini Türkler dolduruyor. Türk ayakkabı üreticisi FLO mayıs ayında küresel spor giyim şirketi Reebok’ın Rusya’daki 100’den fazla mağazasını satın alırken Fiba ve Anadolu Efes gruplarının ülkede büyük satın alımlar gerçekleştirildiğini duyurmuştu. Ayrıca Rus gazetesi İzvestiya geçtiğimiz aylarda yaptığı haberde İpekyol, Mudo, adL, LTB, Twist’in Rusya’da mağazalar açacağını belirtilmişti.

6 ayda patlama yaşandı

  • 2018 29
  • 2019 27
  • 2020 33
  • 2021 39
  • 2022 Ocak 9
  • 2022 Şubat 13
  • 2022 Mart 64
  • 2022 Nisan 136
  • 2022 Mayıs 116
  • 2022 Haziran 153
  • 2022 Temmuz 101
  • 2022 Ağustos 128
Paylaşın

Türkiye ‘Gelir Adaletsizliği’nde 37 OECD Ülkesi Arasında 4. Sırada

İktidar ekonomide pembe tablolar çizse de açıklanan veriler, bunu doğrulamıyor. Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 37 üyesi arasında gelir dağılımı adaletsizliğinin en yüksek olduğu 4. ülke.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri içinde ise gelir eşitsizliğinde Türkiye’den daha kötü durumda olan tek ülke Bulgaristan.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de halkın yüzde 40’ı gelirin sadece yüzde 16,5’ini alıyor. En zengin yüzde 20’lik grup ise gelirin yüzde 47,5’ini alıyor.

Gelir dağılımı eşitsizliğinin ölçülmesinde en çok kullanılan yöntemlerin başında Gini katsayısı geliyor. Gini katsayısı 0 ile 1 arasında bir değer. Sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, bire yaklaştıkça ise gelir dağılımında bozulmayı anlatıyor. OECD’nin 2021 veya en yakın yıl verilerine göre zirvede 0,487 puan ile Kosta Rika yer alıyor. Ardından Şili (0,46) ve Meksika (0,42) geliyor. Dördüncü sıradaki Türkiye’nin 2018 yılındaki Gini katsayısı ise 0,397 puan.

Türkiye’den sonra ABD ve İngiltere geliyor

OECD verisinde Türkiye’den hemen sonra ABD (0,395) ve İngiltere’nin (0,366) gelmesi dikkat çekiyor.

En az gelir adaletsizliği Slovakya ve Slovenya’da

Gini katsayısına göre gelir adaletsizliğinin en düşük olduğu ülkeler Slovakya (0,222) ve Slovenya (0,246). Diğer bazı ülkelerde ise Gini katsayısı şöyle: İtalya 0,33; İspanya 0,32; Yunanistan 0,308; Fransa 0,292; Almanya 0,289 ve Çekya 0,248.

AB üyeleri içinde ise en yüksek oran 0,402 puan ile Bulgaristan’da. Türkiye, AB ülkeleri içinde gelir adaletsizliğinin en yüksek olduğu ikinci ülke konumunda.

Gelir dağılımının hesaplandığı diğer yöntem ise toplumdaki en yüksek ve en düşük gelire sahip grupların toplam gelirden aldıkları payların karşılaştırılması. Toplumun en zengin yüzde 20’lik kesiminin geliri ile en yoksul yüzde 20’lik kesiminin gelirine oranı karşılaştırılarak P80/P20 hesaplanıyor. Farkın fazla olması gelir dağılımı eşitsizliğinin yüksek olması anlamına geliyor.

OECD’nin 2021 veya en yakın yıl verilerine göre Türkiye 37 OECD üyesi arasında gelir dağılımı eşitsizliğinin en yüksek olduğu 5. ülke. P80/P20 oranında eşitsizliğin en fazla olduğu 13,3 puan ile Kosta Rika. Ardından Şili (10,3), Meksika (8,9) ve ABD (8,4) geliyor. En düşük ise 3,2 puan ile Slovakya’da.

Türkiye’de gelirin yarısını yüzde 20’lik kesim alıyor

TÜİK’in sıralı yüzde 20’lik gruplar itibarıyla yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirinin dağılımı da Türkiye’de gelir adaletsizliği gösteriyor. 2020 anket yılı ve 2019 referans yılı verilerine göre Türkiye’de en zengin yüzde 20’lik kesim gelirin yüzde 47,5’i alıyor. En yoksul yüzde 20’lik kesim ise gelirin sadece yüzde 5,9’unu alabiliyor.

Paylaşın

Erdal Öz Edebiyat Ödülü Mehmet Eroğlu’nun; Eroğlu Kimdir?

Türkiye’nin önemli yayınevlerinden Can Yayınları tarafından, kurucusu Erdal Öz’ün anısını yaşatmak için 2008 yılından bugüne kadar her yıl verdiği Erdal Öz Edebiyat Ödülü’ne bu yıl Mehmet Eroğlu layık görüldü.

Başkanlığını Cemil Kavukçu’nun üstlendiği, Ömer Türkeş, Metin Celal, Nilüfer Kuyaş, Murat Yalçın, Jale Özata  ve Faruk Duman’dan oluşan Seçici Kurul, Erdal Öz Edebiyat  Ödülü’nün on beşincisinin Mehmet Eroğlu’na verilmesini kararlaştırdı.

Ödülün gerekçesinde şu ifadeler yer aldı:

“Erdal Öz Edebiyat Ödülü Seçici Kurulu, 25 Eylül 2022’de yaptığı toplantıyla, bu yılın ödülünü, uzun yıllara yayılan romancılık kariyeriyle Mehmet Eroğlu’na vermeye karar verdi.

“Mehmet Eroğlu, kişisel ya da toplumsal yıkımlara, acılara karşı duyarlılığı ve sorumlu bir aydın yazar tavrıyla, gerçek hayatın gerçek insanlarını, yakın tarihin karanlık dönemlerini ele alan romanlarıyla ve girdiği yeni arayışlarla ödüle layık görüldü.

Her yıl bir üyenin ayrılıp bir başkasının katılımıyla yenilenen jüri, altı yıldır jüride bulunan ve 2021 komitesinin başkanlığını yürüten Cemil Kavukçu’yu uğurlayacak. Gelecek sene jüriye katılacak olan yeni isim Behçet Çelik olacak.

2008 yılından bugüne kadar verilen ödül, Handan Börüteçene’nin tasarladığı bir ödül heykeli ve 15.000 TL’den oluşuyor. Erdal Öz Edebiyat Ödülü bugüne dek, Gülten Akın, Nurdan Gürbilek, İhsan Oktay Anar, Şavkar Altınel, Murathan Mungan, Cemil Kavukçu,  küçük İskender, Orhan Pamuk, Orhan Koçak, Cevat Çapan, Adalet Ağaoğlu, Latife Tekin, Jale Parla ve Selim İleri’ye verildi.

Mehmet Eroğlu hakkında

1971 yılında ODTÜ’den mezun oldu. Aynı dönemde, 12 Mart Darbesi’nin ardından kurulan Sıkıyönetim Mahkemesi’nce altı yıl hapse mahkûm edildi. 1974 yılındaki genel aftan sonra yazmaya başladı. İlk romanı Issızlığın Ortası, 1979 Milliyet Roman Ödülü’nü kazanmasına karşın 12 Eylül sıkıyönetim döneminde solcu ve antimilitarist unsurlar taşıdığı gerekçesiyle yayımlanamadı. Romanları ancak 1984 yılından itibaren basılabildi.

Milliyet Roman Ödülü’nün ardından Madaralı Roman Ödülü ve Orhan Kemal Roman Armağanı’nı da kazanan Issızlığın Ortası ve Geç Kalmış Ölü’yü sırasıyla, Yarım Kalan Yürüyüş (1986), Adını Unutan Adam (1989), Yürek Sürgünü (1994) adlı romanlar izledi. Mehmet Eroğlu 1994-2000 yılları arasında senaryo yazımı ve müzik çalışmaları nedeniyle romana ara verdi. Bu dönemin ardından Yüz: 1981 (2000), Zamanın Manzarası (2002), Kusma Kulübü (2004), Düş Kırgınları (2005), Belleğin Kış Uykusu (2006) adlı romanları yayımlandı. Fay Kırığı Üçlemesi’nin ilk kitabı Mehmet 2009’da, ikinci kitap Emine 2011 yılında, son kitap Rojin ise 2013’te okurlarla buluştu. Yazarın Gezi Direnişi sırasında geçen 9,75 Santimetrekare adlı romanı 2014’te, Mermer Köşk (roman) 2017’de, Kıyıdan Uzakta (roman) 2018’de, İyi Adamın On Günü (roman) 2019’da, Kötü Adamın On Günü (roman) 2020’de ve Meraklı Adamın On Günü (roman) 2021 yılında yayımlandı.

Eroğlu’nun öğrencileri tarafından kitaplarından seçilmiş Edebi Aforizmalar (2016) adlı bir kitabı daha vardır. Mehmet Eroğlu’nun senaryo çalışmaları, televizyon için yazdığı dizilerin (“Sızı”, “Issızlığın Ortası”, “Tutku”) yanı sıra, 1996 yılında İstanbul Film Festivali’nde En İyi Türk Filmi ve FIPRESCI (Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Federasyonu) ödüllerini kazanan “80. Adım” ve 1997 Antalya Altın Portakal Jüri Özel Ödülü ile 1997 Adana Altın Koza En İyi 3. Film Ödülü’nü kazanan “Solgun Bir Sarı Gül” gibi sinema filmi senaryolarını da içeriyor.

Paylaşın

A Milli Futbol Takımı Gruptaki İlk Yenilgisini Aldı

UEFA Uluslar B Ligi’ne yükselmeyi garantileyen A Milli Futbol Takımı, Uluslar C Ligi 1. Grup’taki son maçında Faroe Adaları ile karşı karşıya geldi. Milliler, sahadan 2-1 mağlup ayrıldı.

Haber Merkezi / Başkent Torshavn’da Tórsvøllur Stadyumu’nda oynanan karşılaşmada ev sahibi Faroe Adaları’na galibiyeti getiren golleri 51. dakikada Viljormur Davidsen ve 59. dakikada Jóan Edmundsson kaydetti. A Millilerin golü 89. dakikda Serdar Gürler’den geldi.

Gruptaki diğer karşılaşmada ise Lüksemburg, Litvanya’yı sahasında 1-0 mağlup etti

Karşılaşmadan dakikalar

28. dakikada gelişen Türkiye’nin atağında Zeki’den aldığı pasla ceza sahasına giren Yunus’un ayak içiyle sert şutunu kaleci Gestsson iki hamlede kontrol etti.

38. dakikada Olsen’in ceza yayı üzerinden yaptığı vuruşta meşin yuvarlak kaleci Altay’da kaldı.

44. dakikada ceza yayı ön bölümde kazanılan serbest vuruşu kullanan Bjartlio’nun vuruşunda meşin yuvarlak az farkla üstten auta gitti.

51. dakikada Faroe Adaları öne geçti. Sağ kanatta topla buluşan Solvi Vatnhamar, Eren’den topu kurtardı, altı pas önüne yaptığı ortayı Davidsen kontrol etti. Davidsen’in uygun pozisyonda sol çaprazdan şutunda, Ozan Kabak’a da çarpan top ağlara gitti: 1-0.

59. dakikada Faroe Adaları farkı 2’ye çıkardı. Savunma arkasına atılan topa hareketlenen Edmundsson ceza sahasında topla buluşur buluşmaz sol çaprazdan şutunu attı ve meşin yuvarlağı ağlara yolladı: 2-0.

86. dakikada rakiplerinden sıyrılan Serdar Gürler, ceza sahası dışı sol çaprazdan yaptığı şutta top üstten auta gitti.

89. dakikada Türkiye farkı 1’e indirdi. Ceza sahasına gelen yüksek topa Serdar Dursun kafayı vurdu, arka direkte topu önünde bulan Serdar Gürler’in meşin yuvarlak yere inmeden gelişine ayak içiyle şutunda top ağlara gitti: 2-1.

Stat: Torsvollur

Hakemler: Serhiy Boiko, Dmytro Zaporozhenko, Sergii Prystupa (Ukrayna)

Faroe Adaları: Gestsson, Rolantsson, Vatnsdal, Gunnar Vatnhamar, Davidsen, Andreasen, Bjartalio, Solvi Vatnhamar, Joensen (Dk. 57 Mikkelsen), Meinhard Olsen (Dk. 90+4 Johannesen), Edmundsson (Dk. 72 Klamint Olsen)

Türkiye: Altay Bayındır, Zeki Çelik, Ozan Kabak, Kaan Ayhan, Eren Elmalı (Dk. 82 Umut Bozok), Berkan Kutlu (Dk. 60 Halil Dervişoğlu), Ferdi Kadıoğlu, Yunus Akgün (Dk. 60 İsmail Yüksek), İrfan Can Kahveci, Kerem Aktürkoğlu (Dk. 60 Serdar Gürler), Serdar Dursun

Goller: Dk. 51 Davidsen, Dk. 59 Edmundsson (Faroe Adaları), Dk. 89 Serdar Gürler (Türkiye)

Sarı kartlar: Dk. 22 Joensen, Dk. 87 Gestsson (Faroe Adaları), Dk. 50 Berkan Kutlu (Türkiye)

Paylaşın

Cumhurbaşkanı Seçiminin İkinci Tura Kalma İhtimali: Riskler, Avantajlar

Muhtemelen 2023’te yapılacak olan cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri yaklaştıkça, seçim sonuçlarına yönelik tartışmalarda hız kazandı. Ne takvim ne de adaylar netleşti ama seçime dair her türlü senaryo konuşuluyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, bu senaryolardan biri de cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalma ihtimali. Muhalefet cephesinde ikinci tura İYİ Parti sıcak bakıyor. Altılı Masa’nın ortak aday çıkarması durumunda HDP’nin de kendi adayını çıkarması gerektiğini söyleyen partililer, “HDP aday çıkarmazsa, 6’lı masanın adayını sıkıntıya sokar. Bizim seçmen sandığa gitmeyebilir veya oy vermeyebilir. Kemal Bey’in aday olması durumunda dahi HDP’nin aday çıkarması Kemal Bey’i rahatlatır. İkinci tura kalmasında sakınca yok. 23 Haziran seçimini hep birlikte yaşadık. Seçmen iki aday arasında kararını verir” diyor.

CHP’de ise çoğunluk ortak adayın tüm partilerden destek görmesi için çalışma yapılıp ilk turda seçimin bitirilmesi gerektiği görüşünde. İkinci tura kalan seçim örneğinin daha önce yaşanmadığına dikkat çeken partililer, “Böyle bir deneyimimiz yok. Riske atılamaz” diyor. Yine CHP’de ilk turda seçimin bitirilmesine odaklanılması gerektiğini savunanlar, “İlk turda seçmen partilerinin de motivasyonu ile sandığa gidecek. Ama ikinci turda parti motivasyonu kalmayacak. Bu nedenle sandığa gitme oranı azalabilir. Bu riske girilmemeli” uyarısında bulunuyor.

Yine ikinci turun Erdoğan açısından bir avantaja dönebileceği görüşünü savunan bir muhalefet temsilcisi de, “Erdoğan ikinci turda her adımı atabilir. HDP’yi ikna etmek için bazı vaatlerde bulunabilir. Özellikle HDP seçmeninde küçük bir kırılma yaratsa bile büyük risk” değerlendirmesini yapıyor.

İktidar cephesinde de ikinci turun iktidar için avantaj, muhalefet açısından riskli olacağı yorumu var. Muhalefetin ilk turda Meclis çoğunluğunu kazanması ama anayasa değişikliği yapacak 360 çoğunluğu elde edememesi durumunda güçlendirilmiş parlamenter sistem vaadi riske gireceği için seçmenin ikinci turda oyunu mevcut iktidara doğru değiştirebileceği bunun da Erdoğan’ın kazanma olasılığını yükselteceği konuşuluyor.

Paylaşın

Türkiye, ‘Küresel Refah Endeksi’nde 167 Ülke İçinde 93. Sırada

Türkiye, Legatum Enstitüsü tarafından hazırlanan Küresel Refah Endeksi 2021 sonuçlarına göre, 167 ülke içinde 93. sırada yer alıyor. Endeks 12 temel alanda 300 gösterge incelenerek hazırlanıyor.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre, dünyada refahın en yüksek olduğu ülkeler ise İskandinav ülkeleri. Batılı ülkeler de endekste iyi konumda bulunuyor. Refah endeksinde Türkiye’yi geride bırakan birçok ülkenin dünya ekonomisindeki payı ve kişi başına milli gelirinin Türkiye’den daha düşük olması dikkat çekiyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Legatum Enstitüsü her yıl Küresel Refah Endeksi yayımlıyor. Endeks 167 ülkenin global refah düzeyini şu 12 temel gösterge üzerinden analiz ediyor:

Emniyet ve güvenlik, kişisel özgürlük, yönetim, sosyal sermaye, yatırım ortamı, girişimcilik şartları, pazara erişim ve altyapı, ekonomik kalite, yaşam koşulları, sağlık, eğitim ve doğal çevre. Endeks bu temel alanlarda 300 göstergeyi inceleyerek ülkelerin refah seviyesini ölçmeyi amaçlıyor. Peki, dünyada refah seviyesinin en yüksek olduğu ülkeler hangisi?

Legatum Global Refah Endeksi 2021 yılı verilerine göre zirvede 84 puanla Danimarka ve Norveç bulunuyor. İsveç, Finlandiya ve İsviçre 83 puanla bu ülkeleri takip ediyor. Türkiye ise 167 ülke içinde 56 puan ile 93. sırada.

Kürese Refah Endeksi’nde diğer bazı ülkelerin sıralamadaki yeri ise şöyle: Hollanda 6, Almanya 9, İngiltere 13, ABD 20, Fransa 22, Malezya 42, Yunanistan 43, Bulgaristan 48, Gürcistan 53, Çin 54, Ermenistan 55, Kuzey Makedonya 60, Arnavutluk 69, Bosna-Hersek 76, Azerbaycan 86.

Türkiye komşularından sadece İran (123), Irak (141) ve Suriye’den (158) daha iyi konumda. Ayrıca Balkan ve Doğu Avrupa ülkelerinin Türkiye’den çok daha yüksek refah seviyesine sahip durumda. Listenin sonunda ise 29 puanla Güney Sudan var.

Paylaşın

“Türkiye İle Suriye Yönetimi Arasında Görüşmeler Ekim’de Başlayabilir” İddiası

Suriye’nin hükümet yanlısı el-Vatan gazetesi, Türkiye hükümeti içinde Suriye liderliği ile uzlaşma konusunda süregiden tartışmaları yakından izleyen kaynakların Şam ile diplomatik düzeyde diyalogun muhtemelen önümüzdeki ay başlayacağını söylediklerini bildirdi.

Öte yandan bu yakınlaşma, Suriye’de “muhalif” gruplarının geleceklerinden kaygıya düşmelerine yol açıyor. Londra’dan yayın yapan Şarku’l Avsat, Suriye’nin kuzeybatısındaki muhalif gruplarla bir toplantıda bir araya gelen bir Türk askeri kaynağının, Türk kuvvetlerinin Suriye’nin İdlib valiliği ve Halep kırsalından çekilmesine yönelik bir planının olmadığını söylediğini aktardı.

Bir Suriye muhalefet önderinin Şarku’l Avsat’a verdiği demece göree, “Son günlerde kuzeybatı Suriye’de gerçekleştirilen” bu özel toplantıda birkaç “muhalif” asker ve bir Türk askeri yetkilisi yer alıyordu. Kaynak, toplantıda Ankara ile Şam arasında daha sıcak ilişkiler ve normalleşme planlarına ek olarak Suriye’deki son gelişmelerin ele alındığını söyledi.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihayıl Bogdanov, Moskova’nın Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu arasında bir görüşme düzenleme fikrini desteklediğini söyledi.

Suriye’nin hükümet yanlısı el-Vatan gazetesi, Türkiye hükümeti içinde Suriye liderliği ile uzlaşma konusunda süregiden tartışmaları yakından izleyen kaynakların Şam ile diplomatik düzeyde diyalogun muhtemelen önümüzdeki ay başlayacağını söylediklerini bildirdi.

Başta Türkiye’nin Suriye’nin büyük bir bölümünü kontrol altında tutan askerlerini çekmesi konusunda net bir program olmak üzere üzere, tartışma başlıklarında ilerleme sağlanabildiği takdirde iki ülke dışişleri bakanları arasında gelecek ay ya da en geç yıl sonundan önce bir toplantı yapılması söz konusu.

“Muhalifler” yakınlaşmadan kaygılı

Bu yakınlaşma, Suriye’de “muhalif” gruplarının geleceklerinden kaygıya düşmelerine yol açıyor. Londra’dan yayın yapan Şarku’l Avsat, Suriye’nin kuzeybatısındaki muhalif gruplarla bir toplantıda bir araya gelen bir Türk askeri kaynağının, Türk kuvvetlerinin Suriye’nin İdlib valiliği ve Halep kırsalından çekilmesine yönelik bir planının olmadığını söylediğini aktardı.

Kaynağa göre, bu bölgelerdeki Türk kuvvetleri “tamamen muharip birliklerden oluşuyor” ve Astana Anlaşması çerçevesinde Türkiye ve Rusya arasında 2020 başlarında imzalanan bir anlaşma uyarınca konuşlandırılıyor.

Bir Suriye muhalefet önderinin Şarku’l Avsat’a verdiği demece göre, “Son günlerde kuzeybatı Suriye’de gerçekleştirilen” bu özel toplantıda birkaç “muhalif” asker ve bir Türk askeri yetkilisi yer alıyordu. Kaynak, toplantıda Ankara ile Şam arasında daha sıcak ilişkiler ve normalleşme planlarına ek olarak Suriye’deki son gelişmelerin ele alındığını söyledi.

Rusya, Türkiye ve İran Dışişleri Bakanları buluştu

Rojava’da yayın yapan dijital haber mecrası North Press’in haberine göre Çarşamba günü geç saatlerde, Türkiye, Rusya ve İran Dışişleri Bakanları, Suriye’deki durumu görüşmek üzere New York’taki BM Genel Kurulu’nun 77 oturumuna (BMGK 77) ara verildiği sırada bir araya geldi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Sergey Lavrov’un İranlı mevkidaşı Hüseyin Amir-Abdullahyan ve Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Astana formatında üçlü bir görüşmede Suriye’deki mevcut durumu ele aldığı belirtildi.

Lavrov, 11 yıldır iç savaşın harap ettiği Suriye’ye istikrar getirmenin gerekliliğini vurguladıklarını söyledi. Lavrov’a göre, görüşmede Suriye ve çevresindeki mevcut durumla ilgili görüş alışverişinde bulunularak, sahada sürdürülebilir istikrar, Suriye’nin birlik, egemenlik ve bağımsızlığını korumaya dayalı güvenlik ve barış sağlamanın gerekliliği vurgulandı.

Dışişleri Bakanlığı Mevlüt Çavuşoğlu, kapalı kapılar ardında gerçekleşen toplantıya BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pederson’ın katıldığını söyledi. Çavuşoğlu, Twitter’dan yaptığı açıklamada, “Suriye krizine siyasi bir çözüm bulmak için diplomatik çabalarını sürdürdüklerini” söyledi.

Üç dışişleri bakanı, Suriye krizine ve kuzeybatı Suriye’deki gerilimi düşürmeye yönelik bir çözüm için çaba göstermek üzere oluşturulduğu söylenen Astana anlaşması garantör devletlerini temsil ediyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

8 Ayda İşsizlik Ödeneğine Başvuran Sayısı 1.1 Milyonu Aştı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Utanmadan sıkılmadan işsizlik var diyorlar” dese de yılın ilk 8 ayına ilişkin veriler Erdoğan’ı yalanladı. Öyle ki bu yılın ilk 8 ayında çalışırken işten atılan ve işsizlik ödeneğine başvuran kişi sayısı 1 milyon 105 bin 947 oldu. Böylece 8 aylık dönemde her ay 138 bin 243 kişi, her gün ise 4 bin 608 kişi işten atılmış oldu.

Konu hakkında açıklamalarda bulunan CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, “Bakan Nebati her ne kadar Türkiye’nin büyüdüğünü, istihdamın arttığını söylese de resmi veriler bunun tam tersini iddia etmeye devam ediyor. Sadece temmuz ve ağustos ayında yani bir aylık dönemde işten çıkartılanların sayısı ise 140 bin 889 kişi oldu” dedi.

Bu yıl şu ana kadar en çok işten atılmaların olduğu şehrin 236 bin 400 kişi ile İstanbul olduğunu anlatan Ağbaba, “İstanbul’u 73 bin 440 kişi ile Ankara ve 58 bin 121 işten atılmayla İzmir izledi. Sanayinin yoğun olduğu Bursa ‘da 47 bin 84 kişi işten atılırken, Kocaeli’de bu yıl içerisinde işten atılanların sayısı ise 30 bin 718 olarak kayıtlara geçti” diye konuştu.

İşsiler kaderlerine terk ediliyor

Ocak-ağustos ayları arasında 1 milyon 105 bin 947 kişi işten atıldığı için işsizlik ödeneğine başvuru yaparken, başvuru yapanların sadece 538 bin 798’i ödenek almaya hak kazandı. Bu durumda işten atılanların neredeyse yarısı ödenek almaya hak kazanamadı. Türkiye’de işsizlik sigorta fonu işsizlerden çok işverenlere ve yandaş sermayeye kaynak olarak aktarılırken, işsizler ve işten atılanlarda bizzat iktidar tarafından kendi kaderlerine terk ediliyor.

Paylaşın

A Milli Futbol Takımı, B Ligi’ne Yükselmeyi Garantiledi

A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar C Ligi 1. Grup 5. maçında Lüksemburg ile karşı karşıya geldi. Başakşehir Fatih Terim Stadyumu’nda oynanan karşılaşma 3-3 berabere kaldı. Ay-Yıldızlılar, bu sonuçla hem grup liderliğini hem de bitime bir müsabaka kala Uluslar B Ligi’ne yükselmeyi garantiledi.

Haber Merkezi / A Milli Futbol Takımı’nın gollerini 16. dakikada penaltıdan Cengiz Ünder, 39. dakikada Maxime Chanot (Ken.kal.) ve 87. dakikada da İsmail Yüksek attı. Lüksemburg’un sayıları 8. dakikada Marvin Martins, 37. dakikada Daniel Sinani ve 69. dakikada Rodrigues’ten geldi.

Milliler, gruptaki son maçında 25 Eylül Pazar günü deplasmanda Faroe Adaları ile karşılaşacak.

Maçtan dakikalar: 

8. dakikada kalecinin uzun pasında sağ taraftan ceza sahası içine giden topu Eren Elmalı uzaklaştırmak isterken kaleci Uğurcan Çakır’ın üzerinden aşırttı, meşin yuvarlağı takip eden Martins dar açıdan topu ağlara gönderdi: 0-1.

15. dakikada Kerem Aktürkoğlu sol taraftan ceza sahasına girer girmez rakibinin müdahalesiyle yerde kalınca hakem penaltı noktasını gösterdi. 16. dakikada topun başına geçen Cengiz Ünder, meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu: 1-1.

18. dakikada Halil Dervişoğlu’nun savunmanın arkasına attığı pasla ceza sahası sol çaprazında topla buluşan Enes Ünal’ın şutunda kaleci Moris topun kaleye girmesine izin vermedi.

37. dakikada Kaan Ayhan’ın kaptırdığı top sonrası başlayan Lüksemburg hızlı hücumunda Sanches’in pasıyla sağdan ceza sahasına giren Sinani, çaprazdan vurarak topu uzak direğin yanından ağlarla buluşturdu: 1-2.

39. dakikada Cengiz Ünder’in sağdan ceza sahasına ortaladığı topu Chanot altıpas önünde ters bir vuruşla kendi kalesine gönderdi: 2-2.

43. dakikada Ferdi Kadıoğlu’nun uzak mesafeden şutunda, meşin yuvarlak az farkla auta gitti.

60. dakikada Cengiz Ünder’in sağdan ortaladığı topa Enes Ünal altıpas üzerinden topa kafayla vurdu, kaleci gole izin vermedi.

61. dakikada Cengiz Ünder’in sağdan ortasında Eren Elmalı’nın kafa vuruşunda kaleye giden topu Gerson, son anda çizgi üzerinden çıkardı.

69. dakikada Bohnert’in sağdan ceza sahasına yerden gönderdiği ortada Rodrigues, tek vuruşla topu ağlarla buluşturdu: 2-3.

87. dakikada ceza sahası dışında topla buluşan İsmail Yüksek’in sert vuruşunda, top ağlara gitti: 3-3.

90+4. dakikada ceza sahası sol çaprazında topla buluşan İrfan Can Kahveci’nin şutunda kaleci son anda topu kornere çeldi.

Stat: Başakşehir Fatih Terim

Hakemler: Tobias Stieler, Christian Gittelmann, Eduard Beitinger (Almanya)

Türkiye: Uğurcan Çakır, Zeki Çelik, Kaan Ayhan, Çağlar Söyüncü (Dk. 46 Tolga Ciğerci), Eren Elmalı, Cengiz Ünder (Dk. 78 Yunus Akgün), Orkun Kökçü (Dk. 80 İsmail Yüksek), Ferdi Kadıoğlu, Kerem Aktürkoğlu (Dk. 73 Serdar Dursun), Enes Ünal, Halil Dervişoğlu (Dk. 46 İrfan Can Kahveci)

Lüksemburg: Moris, Jans, Chanot (Dk. 46 Gerson), Martins (Dk. 53 Bohnert), Pinto, Sanches, Sebastian Thill, Barreiro, Vincent Thill (Dk. 75 Rupil), Rodrigues (Dk. 85 Skenderovic), Sinani

Goller: Dk. 8 Martins, Dk. 37 Sinani, Dk. 69 Rodrigues (Lüksemburg), Dk. 16 Cengiz Ünder (Penaltıdan), Dk. 39 Chanot (Kendi kalesine), Dk. 87 İsmail Yüksek (Türkiye)

Paylaşın