NATO Üyeliği Süreci: İsveç Başbakanı Kristersson’dan Yeni Açıklama

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliği için Türkiye ile müzakerelerde hala iyi bir pozisyonda olduklarını söyledi. İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği için Türkiye’nin onayı gerekiyor.

Reuters’ın aktardığına göre İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye ile imzaladıkları üçlü muhtırada verdikleri sözleri yerine getirdiği konusunda bir şüphesinin olmadığını belirten Kristersson, “Müzakerelerde büyük bir değişim olduğunu düşünmüyorum” dedi.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği için Türkiye’nin onayı gerekiyor. Finlandiya ve İsveç, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından mayısta NATO üyeliği için başvuru yapmıştı.

Türkiye, iki kuzey ülkesinin Ankara’nın terör örgütü olarak tanımladığı gruplara tolerans gösterdiğini belirterek, üyeliğe şerh düşmüştü.

Türkiye ve Macaristan dışında tüm NATO ülkeleri, iki ülkenin katılım protokollerini ulusal meclislerinden geçirdi.

İsveç, kriz yaratan eylemle ilgili soruşturma açmayacak

Öte yandan İsveç’in başkenti Stockholm’de PKK destekçileri tarafından düzenlenen gösterilerde yaşananlar, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilim yaratmıştı.

İsveç gazetesi Aftonbladet’e konuşan Savcı Lucas Eriksson, yapılanların İsveç yasalarına aykırı olmadığını söyledi.

Eriksson, “Dosya, masama hakaret diye geldi, ancak ben hakaret teşkil edecek ağırlıkta bir şey göremedim. Bu yüzden de bir ön soruşturma başlatmama kararı aldım” dedi.

Ne olmuştu?

Stokholm’de geçen hafta PKK destekçisi oldukları belirtilen bir grup, belediye binasının önünde toplanarak, Erdoğan’a benzetilen bir kuklayı ters olarak asmıştı. Eylem, Ankara’nın tepkisini çekerken, İsveç Büyükelçisi de Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmıştı.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, eylem hakkında, “NATO üyeliği başvurusuna karşı sabotaj olarak tasarlandı” diye konuşmuştu.

Paylaşın

Bloomberg’den Dikkat Çeken Erdoğan Analizi: NATO’daki Etkisi…

İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik sürecinde Türkiye’nin rolüne ilişkin bir analiz yayınlayan Bloomberg’e göre, Finlandiya ve İsveç üzerindeki etkisi, yıllarca terörizm konusundaki endişeleri müttefikleri tarafından dikkate alınmayan Erdoğan için ömür boyunca bir kere gelecek siyasi bir hediye niteliğinde.

“Talepleri zorlamak, iktidarını beş yıl daha uzatmaya çalışan Erdoğan’ın seçmenlerin gözünde güçlü görünmesini sağlıyor” denilen analizde, Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden Minna Alander’in görüşlerine yer verildi. Bloomberg’e konuşan Alander, “Erdoğan, kendisine fayda sağlayacağını düşündüğü sürece Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliklerini rehin olarak tutacaktır” ifadelerini kullandı.

ABD merkezli medya kuruluşu Bloomberg’de, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik sürecinde Türkiye’nin rolüne ilişkin bir analiz yayınlandı. “Erdoğan, NATO’nun genişlemesi konusunda dünyayı merakta bırakmayı sürdürüyor” başlıklı analizde, İsveç’in başkenti Stockholm’de geçtiğimiz hafta düzenlenen protestoya da yer verildi.

“Anlaşma, süreci kolaylaştırdı”

İki ülkenin ittifaka tam üye olarak katılımına 30 ülkeden sadece Türkiye ve Macaristan’ın onay vermediği hatırlatılırken, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’le 28 Haziran 2022’de Madrid’deki NATO Zirvesi sırasında vardıkları anlaşmaya işaret edildi. Anlaşma ile beraber ‘sürecin kolaylaştığı ancak Ankara’nın tutumunun değişmediği’ belirtildi.

Öte yandan, Stockholm’de tarihi belediye binası önünde toplanan protestocuların, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a benzetilen bir maketi binanın önündeki direğe asmasının ardından, İsveç Meclis Başkanı Andreas Norlen’in 17 Ocak’ta Türkiye’ye yapmayı planladığı resmi ziyaretin de iptal edildiği anımsatıldı.

“Ömür boyunca bir kere gelecek siyasi bir hediye”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a göre, Ankara’nın İsveç ve Finlandiya’nın üyelik sürecindeki etkisinin ‘bir siyasi hediye’ niteliğinde olduğu belirtildi. Bloomberg’de yer alan analizde, şu ifadeler kullanıldı: “Finlandiya ve İsveç üzerindeki etkisi, yıllarca terörizm konusundaki endişeleri müttefikleri tarafından dikkate alınmayan Erdoğan için ömür boyunca bir kere gelecek siyasi bir hediye niteliğinde.”

“Erdoğan’ın seçmenlerin gözünde güçlü görünmesini sağlıyor”

“Talepleri zorlamak, iktidarını beş yıl daha uzatmaya çalışan Erdoğan’ın seçmenlerin gözünde güçlü görünmesini sağlıyor” denilen analizde, Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden Minna Alander’in görüşlerine yer verildi. Bloomberg’e konuşan Alander, “Erdoğan, kendisine fayda sağlayacağını düşündüğü sürece Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliklerini rehin olarak tutacaktır” ifadelerini kullandı.

“Ankara’yı hizaya getirmek için yem olarak kullanyor”

ABD’nin İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğine destek verdiği belirtilen yazıda, Washinton yönetiminin F-16 satışını ‘Ankara’yı hizaya getirmek için yem olarak kullandığı’ savunuldu. Bloomberg’de konuşan üst düzey bir Türk yetkili ise, “ABD, Ankara İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini onaylayana kadar Kongre’nin Türkiye’ye jet satışını onaylamayacağı konusunda uyardı” açıklanmasında bulundu.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Türkiye – Suriye Yakınlaşması: İşgal Bitmeden Olmaz

Türkiye ile normalleşme adımlarına Suriye Dışişleri Bakanı Mikdad, “Türk tarafıyla yapılacak herhangi bir görüşme, Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi, işgalin sona erdirilmesi ve teröre desteğin durdurulması temelinde inşa edilmelidir” dedi.

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad, İranlı mevkidaşı Hüseyin Amir Abdullahiyan ile dün (14 Ocak) Şam’da düzenlediği basın toplantısında, Türkiye ile normalleşme adımlarına da değindi.

Suriye devlet haber ajansı SANA’nın aktardığına göre, Mikdad, “Türk tarafıyla yapılacak herhangi bir görüşme, Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi, işgalin sona erdirilmesi ve teröre desteğin durdurulması temelinde inşa edilmelidir” dedi.

Abdullahiyan ile İran-Suriye ilişkilerinde “yeni bir yol haritası belirlemek için” bir araya geldiklerini aktaran Mikdad, “Tahran yönetiminin Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğine olan bağlılığını teyit ettiğini” söyledi.

“Anlaşmazlıkların nedenlerini ortadan kaldırmak şart”

Ankara ile ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda değinen Suriye Dışişleri Bakanı Mikdad, Rûdaw’ın aktardığına göre, özetle şöyle konuştu:

“Türk tarafıyla yapılacak herhangi bir görüşme, Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi, işgalin sona erdirilmesi ve teröre desteğin durdurulmasına bağlı.

Cumhurbaşkanı Esad ile Türk liderliği arasındaki görüşmeden önce anlaşmazlıkların nedenlerinin ortadan kaldırılması şart.

Daha üst düzey toplantılar yapmak için uygun ortamın yaratılması gerekiyor. İşgal kaldırılmadan Türkiye ile ilişkilerin yeniden normalleştirilmesinden söz etmek mümkün değil. 2011’den bu yana tüm hamlelerimizde Türkiye ile ilişkilerimizi bozan terörü bitirmenin peşindeyiz.”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in arabuluculuğunda Şam yönetimi ve Türkiye arasındaki yakınlaşma, savunma bakanlarının 28 Aralık 2022’de Moskova’da bir araya gelmesiyle sonuçlanmıştı.

12 Ocak’ta ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Şubat ayında Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ile bir araya gelebileceğini açıklamıştı.

Paylaşın

İsveç, Türkiye’nin FETÖ Bağlantılı Dört Kişi Hakkındaki İade Talebini Reddetti

İsveç ile Türkiye arasında gerilimi yükseltecek karar. İsveç’te mahkeme Türkiye’nin 2016 yılındaki darbe girişiminden sorumlu tuttuğu Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile bağlantılı olduğunu iddia ettiği dört kişinin iade talebini reddetti.

İsveç’in TT haber ajansında dün yayımlanan habere göre iade talepleri 2019 ve 2020 yıllarında, yani İsveç, Finlandiya ve Türkiye’nin Ankara’nın iki İskandinav ülkesinin NATO üyeliklerine ilişkin kaygılarını gidermek üzere üçlü muhtıra imzalamasından önce yapıldı.

Haberde, İsveç yüksek mahkemesinin geçen yaz bu dört kişinin iadesinin yapılamayacağına karar verdiği ve hükümete bu karara uymaktan başka seçenek bırakmadığı belirtildi.

İsveç Dışişleri Bakanlığı bu haberin yazıldığı sırada konuya ilişkin açıklamada bulunmadı.

Türkiye, geçen ay yüksek mahkemenin gazeteci Bülent Keneş’in iadesini engelleme kararı almasını olumsuz bir gelişme olarak nitelemişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’nın İsveç’in NATO üyeliğini onaylanması için Keneş’in iadesini şart koşmuştu.

Finlandiya ve İsveç, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından NATO’ya katılmak için başvuruda bulunmuştu ancak üye olabilmeleri için Türkiye de dahil olmak üzere NATO üyesi 30 ülkenin onayı gerekiyor.

İsveç Başbakanı: NATO üyeliği başvurusuna karşı sabotaj olarak tasarlandı

Öte yandan İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, PKK/YPG destekçilerinin başkent Stockholm’de belediye binası önündeki provokasyonunu, İsveç’in NATO üyeliği başvurusuna karşı “sabotaj” olarak niteledi.

Ulf Kristersson, “Önde gelen iki siyasetçisi suikasta kurban giden İsveç’te, bir ülkenin demokratik yolla seçilmiş liderinin böyle sahte biçimde infazının gerçekleştirilmesi çok ciddi bir durum” ifadesini kullandı.

Kristersson, ülkesinin TV4 kanalına yazılı olarak yaptığı açıklamada, tarihi belediye binası önünde toplanan bir grup PKK/YPG destekçisinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a benzetilen bir kuklayı, binanın önündeki direğe asmasına tepki gösterdi.

Eylemin sorumsuzca yapıldığına işaret eden Kristersson, “İsveç’in NATO üyeliği başvurusuna karşı sabotaj olarak tasarlandığını söyleyebilirim. İsveç’in güvenliği için tehlikeli bir durum.” değerlendirmesinde bulundu.

Kristersson ayrıca, “Önde gelen iki siyasetçisi suikasta kurban giden İsveç’te, bir ülkenin demokratik yolla seçilmiş liderinin böyle sahte biçimde infazının gerçekleştirilmesi çok ciddi bir durum.” ifadesini kullandı.

İsveç’te 1986 yılında Başbakan Olof Palme, 2003’te de Dışişleri Bakanı Anna Lindh suikasta uğramıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan suç duyurusunda bulundu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, bugün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İsveç’in Stokholm kentindeki görüntülerle ilgili suç duyurusunda bulunduklarını söyledi:

“İsveç’in Stokholm kentinde, terör örgütü PKK tarafından organize edildiği anlaşılan gösterilerde, Cumhurbaşkanımızı hedef alan ve suç teşkil eden eylemler nedeniyle failler hakkında soruşturma açılması talebiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.”

Paylaşın

Türkiye -Suriye Yakınlaşması: Esad’dan Görüşme İçin İki Şart

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Türkiye, Suriye ve Rusya toplantılarının verimli olabilmesi için Şam ile Moskova arasında önceden koordinasyon ve planlama yapılması gerektiğini söyledi.

Esad, Şam’ın beklediği somut sonuçlar arasında “Suriye topraklarındaki işgalin sona ermesi ve teröre desteğin kesilmesinin” yer aldığını vurguladı.

11 yıl sonra yeniden başlayan Türkiye-Suriye ilişkilerinde bakanlık düzeyindeki görüşmelerin ardından liderler düzeyindeki görüşmenin ne zaman olacağı tartışılırken, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın kritik iki şart geldi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, bu görüşmenin planlanması aşamasında, Şam’da Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la görüştü.

Artı Gerçek’in Suriye devlet ajansı SANA’dan aktardığına göre, Esad, Rus temsilciyle görüşmesinde, Suriye’nin bu toplantılardan istediği somut hedefler ve sonuçları değerlendirdi.

Esad, bu toplantıların verimli olabilmesi için Suriye ile Rusya arasında önceden koordinasyon ve planlama yapılması gerektiğini söyledi. Esad, Şam’ın beklediği somut sonuçlar arasında “Suriye topraklarındaki işgalin sona ermesi ve teröre desteğin kesilmesinin” yer aldığını vurguladı.

Lavrentyev’in ise Moskova’nın üçlü görüşmeleri değerli bulduğunu, bu görüşmelerin sürmesinin ve dışişleri bakanları düzeyinde temasların kurulmasının önem arz ettiğini söylediği belirtildi.

Türkiye ile Suriye arasında bir süredir devam eden istihbarat görüşmelerinin ardından, iki ülkenin savunma bakanları 28 Aralık günü, Rus mevkidaşlarının da katılımıyla Moskova’da bir araya gelmişti. Bu görüşmenin ardından, dışişleri bakanları düzeyinde de üçlü bir toplantı planlandığı açıklanmıştı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, görüşmenin önce Ocak ayının ikinci yarısında yapılacağını söylemiş, daha sonra bu tarihi şubat başı olarak açıklamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Gelişmelere göre liderler olarak bir araya geleceğiz” demişti.

Paylaşın

Türkiye – Suriye Yakınlaşması: İkinci Buluşma Türkiye’de Olabilir

Türkiye ile Suriye arasında normalleşme süreci Rusya’nın da girişimleriyle son 6 aydır yoğun bir hız kazandı. Türkiye, Suriye ve Rusya’nın ikinci toplantısının dışişleri bakanları düzeyinde planlandığı ifade edilirken toplantının yeri konusunda ise Türkiye, üçüncü ülke yerine Türkiye’de olması için yol aldı.

Toplantının yeri ve zamanınınsa henüz belli olmadığı vurgulanırken Şam yönetiminin üçüncü ülkelere veya Moskova’da toplantının olmasına sıcak baktığı ifade edildi. Ancak bu noktada Rusya’nın tavrı da etkili olacak. Rusya’nın Türkiye’nin talebine destek vermesi halinde Türkiye-Rusya-Suriye buluşmasının adresi Ankara olacak.

Türkiye, Suriye ve Rusya arasında 11 yıl sonra başlayan yeni “normalleşme” sürecinde ilk buluşma Milli Savunma Bakanları düzeyinde Moskova’da gerçekleşmişti.

DW Türkçe’den Kıvanç El’e bilgi veren kaynaklar, Şubat ayında planlanan ikinci toplantının Türkiye’de olması yönünde Türkiye’nin girişimlerinde yol alındığı bilgisini paylaştı.

Ankara ile Şam arasında normalleşme süreci Rusya’nın da girişimleriyle son 6 aydır yoğun bir hız kazandı. İstihbarat birimlerinin görüşmeleri devam ederken 11 yıl sonra bakanlar düzeyinde ilk somut adım 28 Aralık’ta atıldı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve MİT Başkanı Hakan Fidan; Rusya Federasyonu Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ile Rusya Federasyonu ve Suriye istihbarat başkanlarıyla Moskova’da bir araya geldi.

Toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alındığı açıklandı.

İkinci toplantı Türkiye’de mi?

Türkiye, Suriye ve Rusya’nın ikinci toplantısının dışişleri bakanları düzeyinde planlandığı ifade edilirken toplantının yeri konusunda ise Türkiye, üçüncü ülke yerine Türkiye’de olması için yol aldı. Toplantının yeri ve zamanınınsa henüz belli olmadığı vurgulanırken Şam yönetiminin üçüncü ülkelere veya Moskova’da toplantının olmasına sıcak baktığı ifade edildi. Ancak bu noktada Rusya’nın tavrı da etkili olacak.

Rusya’nın Türkiye’nin talebine destek vermesi halinde Türkiye-Rusya-Suriye buluşmasının adresi Ankara olacak. Kaynaklar, “Şubat ayı içerisinde Türkiye’de toplantı olması yönünde yol alındı” derken bu adımı da “Sürecin en kritik gelişmelerinden biri olur ve Türkiye’nin son dönem bölgesel barış için attığı tüm adımların devamı olur” sözleriyle değerlendirdi.

Toplantının Türkiye’de gerçekleşmesi halinde, Suriye savaşının başladığı 2011’den bu yana Şam’dan Ankara’ya ilk resmi düzeydeki ziyaret ve toplantı olmuş olacak.

Esad görüşmesi olacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz haftalarda, Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğini açıklamıştı. Hükümete yakın kaynaklar, şu aşamada kısa vadede bunun zor olduğuna dikkati çekerken dışişleri bakanları buluşması sonrasına işaret ediyor. Öncelikle yüz yüze değil telefonda bir görüşme olabileceğine ve daha sonra üçlü müzakerelerde yol alınması halinde yüz yüze temasın da olabileceğine dikkat çekildi.

İlk görüşmeden ne çıktı?

İlk görüşmede Şam yönetimi, Türkiye’den topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nun “terörist” olarak tanınmasını istedi. Ancak bu talepler Türkiye tarafından geri çevrildi.

Middle East Eye internet sitesinde ilk görüşmenin ardından yer alan habere göre, 11 yılda yapılan ilk üst düzey görüşmelerde herhangi bir anlaşmaya varılamadı. Habere göre Erdoğan seçim öncesi, Türkiye’deki yaklaşık dört milyon Suriyeli mülteciden bazılarını ülkelerine geri gönderebileceğini seçmenlere göstermek istiyor.

Paylaşın

İcra Dosya Sayısı 23 Milyon 204 Bini Aştı

Mahkemelerdeki icra dosyası 10 Ocak itibarıyla 23 milyon 204 bini aştı. Son 5 yılda icra dosyası sayısı 7 milyon 365 bin artarken, 2022 yılında artış 658 bin 294’e ulaştı. Ekonomi yönetiminin, icra dosyalarının kabarmasını önlemek amacıyla geçen yıl kasımda çıkardığı torba kanun ile 2 bin 500 liranın altındaki icra takipleri kaldırılacak.

Bu işlemin gerçekleşmesiyle mevcut icra dosyası sayısı yarıya yakın azalacak. Kanun, 15 Ağustos 2022 itibarıyla 2 bin 500 liranın altındaki icra dosyalarının silinmesini öngörüyor. Kanunun öngördüğü tarih olan 15 Ağustos 2022 itibarıyla icra dairelerindeki icra ve iflas dosyası sayısı 24 milyon 85 bin 623 seviyesindeydi.

Ekonomim gazetesinden Hüseyin Gökçe’nin haberine göre, ekonomik kriz kaynaklı mahkemelerdeki icra dosyası sayısı giderek kabardı ve 10 Ocak itibarıyla 23 milyon 204 bini aştı. Son 5 yılda( 2017 sonundan itibaren) icra dosyası sayısı 7 milyon 365 bin 831 artarken, 2022 yılında artış 658 bin 94 oldu.

Ekonomi yönetiminin, icra dosyalarının kabarmasını önlemek amacıyla geçen yıl kasım ayında çıkardığı torba kanun ile 2500 liranın altındaki icra takipleri kaldırılacak. Bu işlemin gerçekleşmesiyle mevcut icra dosyası sayısı yarıya yakın azalacak.

Ekonomik sıkıntıların dar ve sabit gelirlilerin ödeme kabiliyetini azaltması, özellikle son 5 yılda icra dairelerindeki icra iflas dosyalarının sayısında ciddi artışa yol açtı. 2017 yılı sonundan bu yana geçen zaman diliminde toplam icra dosyası sayısı 7 milyon 365 bin 831 artarak 11 Ocak itibarıyla 23 milyon 212 bin 239’a ulaştı.

Pandemide icra işlemleri durdurulmuştu

Dosya sayısı 2019’da 20 milyon 312 bine yükselirken, 2020 yılı sonu itibarıyla 1 milyon 833 bin artarak 22 milyon 196 bine yükseldi. COVID-19 virüsünün pandemi olarak ilan edildiği 2020 yılında, Cumhurbaşkanı Kararı ile bir süre icra iflas dairelerinin çalışması durdurulmuştu.

2021 yılında ise dosya sayısı 375 bin artarak 22 milyon 571 bin oldu. Geride bıraktığımız 2022 yılında ise icra dosyası sayısı aylar itibarıyla çok hızlı artış gösterdi. Ocak sonunda 22 milyon 890 bin olan dosya sayısı, Şubat’ta 23 milyon 327 bine, Mart’ta 23 milyon 568 bine çıktı. Nisan’da küçük bir gerileme olsa da Ağustos ayı itibarıyla 24 milyonu aştı.

Milat 15 Ağustos 2022

2500 liranın altındaki icra dosyalarının silinmesini öngören 7420 sayılı yasa 15 Ağustos 2022’yi milat olarak kabul ediyor. Yani bu tarih itibarıyla tutarı 2500 liranın altında olan veya kısmi ödeme ile bakiyesi bunun altında olan icra dosyalarına ilişkin takipler durdurulacak.

Bu tarihten itibaren icra dosyası sayısı önemli bir gerileme trendine girdi. Eylül’de 23 milyon 782 bine, Ekim’de 23 milyon 521 bine, yıl sonunda ise 23 milyon 229 bine geriledi. 11 Ocak itibarıyla ise icra dairelerindeki icra iflas dosya sayısı 23 milyon 212 bin 239 oldu.

İcra dosyası sayısı yüzde 41 azalacak

Kanun, 15 Ağustos 2022 itibarıyla 2 bin 500 liranın altındaki icra dosyalarının silinmesini öngörüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu düzenleme ile birlikte 5 milyon kişiye ait 10 milyon civarında icra dosyasının kapatılacağını söylemişti.

Kanunun öngördüğü tarih olan 15 Ağustos 2022 tarihi itibarıyla icra dairelerindeki icra ve iflas dosyası sayısı 24 milyon 85 bin 623 seviyesindeydi. Buna göre kanun kapsamındaki tüm dosyalara ilişkin takibin durması halinde, icra dairelerindeki dosya sayısı yaklaşık yüzde 41 oranında azalmış olacak.

Haberin tatmamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Almanya’ya İltica Başvuruları: Türkiye Üçüncü Sırada

Almanya Federal Göç ve Sığınmacılar Dairesi’nin yıllık raporuna göre, yeni iltica başvurularında 70 bin 976 başvuruyla Suriyeliler ilk sırada. İkinci sırada 36 bin 358 kişiyle Afganistan vatandaşları, üçüncü sırada da 23 bin 938 kişiyle Türkiyevatandaşları geliyor.

İltica başvurularında bu üç ülkeyi 15 bin 175 başvuruyla Irak ve 7 bin 963 başvuruyla Gürcistan takip ediyor. Raporda 2021 yılında dördüncü sırada olan Türkiye’den yapılan ilk iltica başvurularının bir yıl içinde yüzde 238,7 oranında arttığı kaydedildi.

Almanya Federal Göç ve Sığınmacılar Dairesi’nin yıllık raporuna göre 2022 yılında 217 bin 774 kişi Almanya’ya iltica başvurusunda bulundu. Bu sayının pandemi nedeniyle seyahat kısıtlamalarının yürürlükte olduğu bir önceki yıla göre yüzde 47 oranında daha fazla olduğu kaydedildi.

Yeni iltica başvurularında 70 bin 976 başvuruyla Suriyeliler ilk sırada. İkinci sırada 36 bin 358 kişiyle Afganistan vatandaşları, üçüncü sırada da 23 bin 938 kişiyle Türkiye vatandaşları geliyor. İltica başvurularında bu üç ülkeyi 15 bin 175 başvuruyla Irak ve 7 bin 963 başvuruyla Gürcistan takip ediyor.

Raporda 2021 yılında dördüncü sırada olan Türkiye’den yapılan ilk iltica başvurularının bir yıl içinde yüzde 238,7 oranında arttığı kaydedildi.

Ocak 2022’den Aralık 2022 sonuna kadar olan dönemde yapılan iltica başvurularının yaklaşık 25 bin kişiyle yüzde 11’ini Almanya’da doğan 1 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyor. 2022 yılında iltica başvurusu kabul edilmeyen yaklaşık 26 bin kişinin de yeniden iltica başvurusunda bulunduğu öğrenildi.

Ukraynalı sığınmacılar sayılara dahil değil

Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaş nedeniyle Rusya’dan iltica başvuruları da arttı. Federal Göç ve Sığınmacılar Dairesi’nin verilerine göre 2022 yılında Rusya’dan 2 bin 851 kişi Almanya’ya iltica başvurusunda bulundu.

Ukrayna’dan savaş nedeniyle Almanya’ya gelen yaklaşık 1 milyon sığınmacı ise Federal Göç ve Sığınmacılar Dairesi’nin paylaştığı sayılar içerisinde yer almıyor zira Ukraynalı sığınmacılara olağan iltica prosedüründen farklı bir prosedür uygulanıyor. Ukrayna’dan gelenlerin sığınma hakkı için iltica başvurusunda bulunması gerekmiyor; Ukraynalılar Avrupa Birliği yönetmelikleri uyarınca Almanya’da doğrudan korunma hakkına sahipler.

Almanya İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre Almanya’ya sığınan Ukraynalıların oranı toplamın yüzde 80’ini oluşturuyor. Ancak gelenlerden kaçının Almanya’da kalmaya devam ettiği tam olarak bilinmiyor. Bazılarının diğer Avrupa ülkelerine gittiği bazılarının ise Ukrayna’ya döndüğü kaydediliyor.

Federal Göç ve Sığınmacılar Dairesi’nin verilerine göre 2022 yılında Almanya’da 228 bin 673 iltica başvurusunun değerlendirmesi sonuçlandırıldı. 40 bin 911 kişiye Birleşmiş Milletler Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme uyarınca mülteci statüsü verildi. 87 bin 552 kişiye ise farklı koruma statüleri sağlandı. Başvuruların yüzde 21,6’sını oluşturan 49 bin 220 başvuru reddedildi, 50 bin 880 başvuru ise geri çekildi.

Reddedilen başvuruların birçoğunun başvurunun değerlendirilmesinden bir başka Avrupa Birliği ülkesi sorumlu olduğu gerekçesiyle reddedildiği belirtiliyor. İçeriği nedeniyle reddedilen başvuruların sayısının ise buna nazaran daha düşük olduğu kaydediliyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

“YPG Terörist Mi” Sorusuna ABD Dışişleri’nden Dikkat Çeken Yanıt

“YGP müttefik mi yoksa Türkiye’nin nitelediği gibi terörist mi” şeklindeki soruya ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Price, sahadaki Kürt ortaklarının IŞİD’e karşı yürütülen koalisyonda önemli bir unsur olduğu şeklinde dikkat çeken bir yanıt verdi.

Price, açıklamasının devamında, “Elbette Türkiye için tehdit oluşturan terörist gruplar var. PKK bunlardan biri. Bu konuda açık olduk. Nihai olarak ortak hedefimizi gözden kaçırmadan Türkiye’nin meşru güvenlik endişelerini gidermek için çalışabiliriz. Bu da IŞİD’in yeniden güç kazanacak ya da kendini yeniden oluşturacak bir pozisyonda olmamasını sağlamak” ifadelerini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı günlük basın brifinginde Sözcü Ned Price, bir gazetecinin “Suriye’de Kürtler ve YGP’nin müttefik mi yoksa Türkiye’nin nitelediği gibi terörist mi olduğu” şeklindeki sorusunu yanıtladı.

Türkiye’nin karmaşık güvenlik ortamının inkar edilemeyeceğini ve diğer NATO müttefiklerinden daha fazla terör saldırısına maruz kaldığını söyleyen Price, “Güvenlik endişelerini gidermek için Türkiye ile birlikte çalışmak istiyoruz. Suriye’deki ortak mücadelemizi sürdürürken bu endişeleri gidermek için Türkiye ile birlikte çalışabileceğimize inanıyoruz. Bu da IŞİD’in yeniden canlanabilecek bir pozisyonda olmadığından emin olmaktır’’ dedi.

IŞİD’e karşı kurulan koalisyonun son yıllarda önemli kazanımlar elde ettiğini, bu kazanımların riske atıldığını ya da kaybedildiğini görmek istemediklerini belirten Price, “Elbette bu konuda Türkiye ile yakın istişarelerde bulunmaya devam edeceğiz. Tutumlarını anlıyor ve takdir ediyoruz. Tutumlarının farkındayız ve ortak zorluklarda Türkiye ile yakın koordinasyon ve işbirliğimizi sürdürmemiz gerekiyor’’ diye konuştu.

Sahadaki Kürt ortaklarının IŞİD’e karşı yürütülen koalisyonda önemli bir unsur olduğuna dikkat çeken Price, “Elbette Türkiye için tehdit oluşturan terörist gruplar var. PKK bunlardan biri. Bu konuda açık olduk. Nihai olarak ortak hedefimizi gözden kaçırmadan Türkiye’nin meşru güvenlik endişelerini gidermek için çalışabiliriz. Bu da IŞİD’in yeniden güç kazanacak ya da kendini yeniden oluşturacak bir pozisyonda olmamasını sağlamak” ifadelerini kullandı.

Price yanıtının ardından, gazetecinin ‘’Yani Suriyeli Kürtler terörist değil, sizin müttefikiniz, öyle mi?’’ sorusuna ise çok büyük bir genelleme olduğu yanıtını verdi. Price, “Ben belirli güvenlik endişelerinden bahsediyorum. Ancak size kimin müttefik olduğunu söyleyeyim, Türkiye bir müttefiktir. Ortak kaygılar konusunda Türkiye ile yakın çalışmaya devam etmeyi dört gözle bekliyoruz’’ mesajı verdi.

Ned Price’ın bu yanıtının ardından, bir başka gazetecinin, Dışişleri Bakanlığı’nın geçen ay benimsediği ve İngilizce’de ülke ismi olarak “Turkey” değil “Türkiye”yi kullanma kararı almasını gündeme getirerek, “siz daha bu telaffuz için hazır değilsiniz galiba” diye sorması ise gülüşmelere neden oldu.

Price, ABD Coğrafi İsimler Kurulu’nun daha geniş bir kamu anlayışını teşvik edebilecek belirli durumlarda bazı esnekliklere izin vermesine atıf yaparak, “Ben önceki telaffuzlara sadık kalacağım” dedi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Flört Etmenin Aylık Masrafı 4 Bin Lirayı Geçti

Çiftlerin aylık flört masrafı 4 bin lirayı geçti. Erkekler ve kadınların partnerlerine güzel görünmek için giyime, cilt bakımına, kuaföre, berbere ve spora ciddi paralar harcadıkları, ayrıca, hediye almakta zorlananların genelde online alışverişi tercih ettiği de ortaya çıktı.

Avantajix.com, rastgele seçilen 27-35 yaş aralığındaki bin katılımcıya flört ve nişanlılık süreçlerinde ne kadar harcama yapıldığını sordu.

Gazete Duvar‘ın haberine göre çiftler, ortalama 2 yıl süren flört ve nişanlılık dönemlerinde sinema, tiyatro ya da başka bir etkinliğe katılmak, beraber yemek yemek için ayda ortalama 10 kez buluşuyor.

Çiftler, ilişkinin ilk yılında ayda en az on buluşma için toplamda 55 bin TL harcıyor. Her buluşmanın ortalama maliyeti 350 TL oluyor. Sevgililer günü, doğum günleri ve yılbaşı gibi özel günlerde yenilen yemeklere, karşılıklı alınan hediyelere harcanan para 13 bin TL’yi buluyor.

İkinci yıl buluşma maliyetleri 43 bin TL seviyelerine geriliyor. İkinci yıldaki her buluşma 250 TL’ye mal oluyor. İkinci yıl hediyelere ve özel gün yemeklerine 10 bin TL harcanıyor. Bu dönemde gerçekleşen evlilik teklifi ritüelinin gideri ise ortalama 3 bin TL oluyor. Araştırmaya göre, flört ve nişanlılık döneminde ilk ay harcamaları ağırlıklı olarak erkekler yapıyor, diğer aylar kadınlar da harcamalara katılıyor.

Araştırmaya katılanların sadece yüzde 20’si ilk ay dışında da buluşmalarda hesabı erkeklerin ödediğini, yüzde 75’i ise ödemelerin “Alman usulü” yapıldığını bildirdi. Araştırmaya göre, flört ve nişanlılık dönemlerinde harcamaların buluşmalarla sınırlı değil. Erkekler ve kadınların partnerlerine güzel görünmek için giyime, cilt bakımına, kuaföre, berbere ve spora ciddi paralar harcadıkları da ortaya çıkan sonuçlar oldu.

Ayrıca araştırmada, hediye almakta zorlananların genelde online alışverişi tercih ettiği bilgisi de yer aldı.

Paylaşın