Merkez Bankası Duyurdu: Konut Fiyatları Yüzde 95,9 Arttı

Konut fiyatları, haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 4,8 oranında artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 95,9, reel olarak ise yüzde 38,0 oranında artış kaydetti.

Haber Merkezi / İstanbul, Ankara ve İzmir’de konut fiyatları haziran ayında bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 4,0, 5,6 ve 4,9 oranlarında artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre, sırasıyla yüzde 85,1, 106,0 ve 100,0 oranlarında artış kaydedildi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Konut Fiyat Endeksi (KFE) Haziran 2023 verilerini açıkladı. Buna göre; Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 4,8 oranında artan KFE, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 95,9, reel olarak ise yüzde 38,0 oranında artış kaydetti.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in konut fiyatlarındaki gelişmeler değerlendirildiğinde, haziran ayında bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 4,0, 5,6 ve 4,9 oranlarında artış gözlendi. Konut fiyatları bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 85,1, 106,0 ve 100,0 oranlarında artış gösterdi.

Öte taraftan TÜİK’in temmuz ayı verilerine göre; Türkiye genelinde konut satışları temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 16,7 artarak 109 bin 548 oldu. Konut satışlarında İstanbul 15 bin 724 konut satışı ve yüzde 14,4 ile en yüksek paya sahip oldu.

Satış sayılarına göre İstanbul’u 9 bin 688 konut satışı ve yüzde 8,8 pay ile Ankara, 5 bin 203 konut satışı ve yüzde 4,7 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 27 konut ile Ardahan, 40 konut ile Hakkâri, 91 konut ile Tunceli oldu.

Ayrıca, Merkezi İngiltere’de bulunan emlak danışmanlık firması Knight Frank 2023 yılına ait Global Konut Fiyat Endeksi’ni yayınladı. Küresel konut fiyatlarının 2015’ten bu yana en yavaş yükselişini yaşadığı 2023 ilk çeyreğinde Türkiye, en yüksek artışın yaşandığı ülke oldu.

Türkiye’de konut fiyatlarının 12 aylık yükselişi yüzde 132,8 olarak kayıtlara geçerken, bu yılın ilk çeyreğindeki artış yüzde 22,2 oldu. 150 şehri kapsayan konut fiyatları araştırmasında da Ankara, İzmir ve İstanbul, dünyada konut fiyatlarının en hızlı yükseldiği iller olarak kayıtlara geçti. Yılın ilk çeyreğinde konut fiyatları Ankara’da yüzde 135,3, İzmir’de yüzde 133 ve İstanbul’da yüzde 127,3 oranında arttı.

Paylaşın

“Birçok İsim Merkez Bankası Başkanlığı Görevini Kabul Etmemiş” İddiası

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası yönetimin değiştiği Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) için dikkat çeken bir iddia öne sürüldü. Merkez Bankası Başkanlığı için birçok kişiye teklifin götürüldüğü ama bu isimlerin görevi kabul etmediği iddia edildi.

Bu iddiaları öne sürenler, Hafize Gaye Erkan’ın ataması öncesinde de yaklaşık on farklı adayla temasa geçildiği ama sonuç alınamayınca Erkan’ın başkan olarak atandığını söylediler.

10 Haber yazarı Barış Soydan, Cevdet Akçay, Fatih Karahan ve Hatice Karahan’ın başkan yardımcısı olarak atandığı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda (TCMB) birimlerle ilgili görevlendirmelerin tamamlandığını duyurdu. Akçay’a bankacılıkla ilgili birimin bağlandığı söyleniyor. Ayrıca banknot matbaası ve emisyon gibi birimlerin de Akçay’ın görev alanında olacağı ifade ediliyor.

Para politikası açısından en belirleyici birim olan Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü ise Başkan Yardımcısı Fatih Karahan’a bağlanırken bankanın yatırımcılara bakan yüzü olan yatırımcı ilişkileri birimi Hatice Karahan’ın sorumluluğuna verildiği belirtiliyor. Soydan’ın aktardığına göre banka içi kaynaklar, Fatih Karahan’a çok sayıda birimin bağlandığını ve adeta bir ‘gölge başkan’ gibi konumlandırıldığını ifade ediyorlar.

Karahan’a çok sayıda birimin bağlanmasının ilginç olduğunun altını çizen Soydan, “Bazı kaynaklar da Fatih Karahan’ın Bakan Yardımcısı olmayı beklediğini, şartlar değişince Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı görevini kabul ederken güçlü bir konumlanma talep ettiğini öne sürüyor” ifadesini kullandı ve ardından şunları kaydetti:

“Yatırımcı ilişkilerinin bağlandığı Hatice Karahan’ın geçmişte Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak sınırlı da olsa yatırımcılarla görüşmeler yürüttüğü biliniyor. Ancak o dönemdeki konumu ve yaklaşımıyla Merkez Bankasındaki yaklaşımı elbette farklılık gösterecektir.

Görev dağılımın yanı sıra dikkat çeken bir başka konu, bir başkan yardımcılığı koltuğunun halen boş olması. Aslında son atamalara bir isim daha eklenerek kadro tamamlanabilirdi ama olmadı. Bu konuda kulislerde farklı yorumlar yapılıyor.

“Birçok isim görev kabul etmemiş”

İlk olarak, teklif götürülen birçok ismin görev kabul etmediği öne sürülüyor. Bu yorumu yapanlar Hafize Gaye Erkan’ın ataması öncesinde de yaklaşık on farklı adayla temaslar sürdüğü ama sonuç alınamayınca Erkan’ın başkan atandığını öne sürüyorlar. Başkan Yardımcısı Fatih Karahan’ın da görevi kabul etmek istemediği ve Bakan Yardımcılığı pozisyonu gerçekleşmeyince bu göreve “şartlı” atandığı söyleniyor.

Bir başka yorum ise Cumhurbaşkanlığı tarafının dördüncü başkan yardımcısını atamayarak gelişmelere göre yeni bir isim belirleme konusunda inisiyatifi elden bırakmak istemediği şeklinde. Geçmiş örnekler düşünüldüğünde, işler istendiği gibi gitmediği takdirde atanacak son başkan yardımcısının çok etkili olabileceği ve bir değişimin altyapısını hazırlayabileceğini söylüyorlar.”

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Swap Hariç Net Rezervleri Eksi 50,6 Milyar Dolar

28 Temmuz haftasında Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) swap hariç net rezervi eksi 48 milyar 100 milyon dolar oldu. Brüt rezervler ise 113,8 milyar dolara yükseldi.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Haftalık Para ve Banka İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre; Merkez Bankası toplam rezervleri 28 Temmuz ile biten haftada 223 milyon dolar artarak 113 milyar 774 milyon dolar oldu.

Brüt döviz rezervleri 674 milyon dolar artarak 71 milyar 675 milyon dolardan 72 milyar 349 milyon dolara yükseldi. Altın rezervleri ise 28 Temmuz haftasında 451 milyon dolar azalarak 41 milyar 876 milyon dolardan 41 milyar 425 milyon dolara indi.

Merkez Bankası’nın brüt rezervlerinde artış devam ederken, net rezervlerde seçimden bu yana en hızlı düşüş dikkat çekti. TCMB verilerine göre brüt rezervler 28 Temmuz haftasında 113,8 milyar dolara yükseldi. Bir önceki hafta rezervler 113,6 milyar dolar seviyesindeydi.

Net rezervler ise geçen hafta itibariyle 2,8 milyar dolar gerilemeyle 10,9 milyar dolara düştü. Böylelikle net rezervlerde 26 Mayıs haftasından bu yana en sert düşüş kaydedildi. Swap hariç net rezervlerde de düşüş kaydedildi. 28 Temmuz haftasında swap hariç net rezervler eksi 50,6 milyar dolar oldu. Önceki hafta swap hariç net rezervler eksi 50,2 milyar dolardaydı.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Morgan Stanley’den Merkez Bankası’na Dair Yeni Faiz Tahmini: Yüzde 20

ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) faizleri ağustos ve eylül aylarında toplam 250 baz puan artırarak politika faizini yüzde 20’ye çıkarmasını muhtemel gördüklerini belirtti.

Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi 250 baz puan artışla yüzde 17,5 yükseltmişti. Piyasa beklentileri politika faizinin yüzde 20’ye çıkarılması yönündeydi.

Merkez Bankası Haziran ayında yaptığı toplantıda 27 ay sonra ilk kez faiz arttırmış, TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan başkanlığındaki ilk PPK toplantısında politika faizi 650 baz puanlık artışla yüzde 8,5’tan yüzde 15’e yükseltilmişti.

Ancak bu artırım beklentileri karşılamamış ve karar sonrası döviz kurlarında hızlı bir yükseliş görülmüştü. Merkez Bankası bundan önceki en yüksek politika faizi artışını ise Mayıs 2018’de 850 baz puanla yapmıştı.

Türkiye’de yıllık enflasyon Ekim 2022’de son 24 yılın en yüksek seviyesini görmüş ve yüzde 85,51’e çıkmıştı.

Aralarında Alina Slyusarchuk’un da bulunduğu Morgan Stanley ekonomistleri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faizleri ağustosta150 baz puan ve eylülde 100 baz puan artırarak politika faizini yüzde 20’ye çıkarmasının olası olduğunu belirtti.

Bloomberg HT’de yer alan habere göre bankanın ekonomistleri bu durumun daha ​​uzun süre derinden negatif bir reel politika faizi anlamına geleceğini ve hem mevduat hem de kredi faizlerinin daha yüksek seviyelere çıkması gerektiğini düşündüklerini kaydetti.

Bankanın raporunda, “TCMB’nin revize edilmiş enflasyon görünümü göz önüne alındığında, para politikasına ilişkin tahmin yolu ve iletişim, politika faizinde kısmi normalleşme ve alternatif araçlara bağımlılığın devam ettiği yönündeki görüşlerimizi teyit ediyor” ifadeleri kullanıldı.

TCMB Başkanı Erkan’ın ilk enflasyon raporu sunumunun etkileri

TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan perşembe günü ilk enflasyon raporu sunumunu gerçekleştirmişti. Erkan sunumda bankanın yıl sonu enflasyon tahminlerinde kesin bir yukarı yönlü revizyona gidildiğini açıklamıştı.

Erkan, bir önceki enflasyon raporunda yüzde 22,3 olarak öngörülen 2023 yılsonu TÜFE tahminini yüzde 58’e çıkarıldığını belirtmiş, para politikası ve miktarsal sıkılaşma önlemlerinin enflasyon ana trendine etkisinin 2024 ikinci çeyrekte görülmeye başlanacağını söylemişti.

Erkan toplantının soru cevap kısmında faiz artışında kademeli sürece vurgu yapmış ve Fed’in faiz artış döngüsünde bir anda enflasyonun üzerine çıkmadığını örnek vererek, “Faiz artışının etkisini ekonomide piyasa dinamiklerinde zarar vermeden, aşırılıklar oluşturmadan, kademeli gitmek bütün merkez bankalarının amacıdır” ifadelerini kullanmıştı.

Hafize Gaye Erkan mevduat faizinin dolarizasyonu artırmayacak bir seviyede olmasını önemsediklerini ve KKM’de çıkış stratejisiyle ilgili TL tasarruf araçlarını çeşitlendireceklerini, bunların zaman için açıklanacağını duyurdu.

Perşembe günü yayımlanan enflasyon raporunda enflasyon dinamiklerine ilişkin detaylı analizlere yer verilmiş, döviz kuru sepetindeki yüzde 10’luk bir değer artışının tüketici fiyatlarına maliyet kaynaklı etkisinin ise bir yıllık bir süre zarfında 2,5 puan civarında olduğu belirtilirken, geçişkenliği artıran etkenler arasında yüksek dolarizasyon, yüksek cari açık, yüksek yabancı para borçluluğu ve yüksek risk primi yer almıştı.

Paylaşın

“Merkez Bankası Yeniden Döviz Satmaya Başladı” İddiası

Eski Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Başekonomisti Hakan Kara, seçim öncesi döviz kurlarının yükselişini durdurmak için satış yapan Merkez Bankası’nın yeniden döviz satışı yapmaya başladığını öne sürdü.

Haber Merkezi / Hakan Kara, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Seçimlerden sonra dolar kurundaki yüzde 35 artışın esas nedeni TCMB’nin 5 Haziran’dan sonra nette 20 milyar dolardan fazla alım yapmasıdır. Geçen hafta ise merkez bankasının nette tekrar satıcı olduğu görülüyor.” ifadelerini kullandı.

Seçim öncesinde doların yükselişini önlemek için Merkez Bankası “arka kapıdan” dolar satışı yapan Merkez Bankası’nın rezervleri eksiye düşmüş, seçim sonrasında ise TCMB Başkanlığına Hafize Gaye Erkan’ın, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na da Mehmet Şimşek’in getirilmesinden sonra döviz satışları durdurulmuştu. Satışın durmasıyla da TCMB rezervleri yeniden yükselmeye başladı.

TCMB verilerine göre 14 Temmuz haftası itibariyle brüt rezerv 113,1 milyar dolara yükseldi. Bir önceki hafta rezervler 110,4 milyar dolar seviyesindeydi. Net rezervlerdeki artış ise daha sınırlı oldu. 14 Temmuz haftasında net rezerv 81 milyon dolar artışla 13,2 milyar dolara çıktı.

“Enflasyon ne zaman düşecek?”

Kredi değerlendirme kuruluşu Standart Poors’un (SP) Kıdemli Direktörü Frank Gill, Türkiye’de enflasyonda kısa vadede aşağı yönlü hareket beklemediklerini, dezenflasyon sürecinin 2024-2025’te başlayabileceğini söyledi. Gill, 2023’te enflasyonun yüzde 40 civarında kalabileceğini belirtti.

Yeni ekonomi yönetimiyle beraber bir politika dönüşümü gerçekleştiğini belirten Gill “Manşet enflasyonu düşürmek, cari açığı azaltmak konusunda ciddi olduklarını görüyoruz. Bunu da bankaları sert bir şekilde etkilemeden yaptıklarını görüyoruz. Ancak talepte yavaşlamanın zorlu bir süreç olduğunu görüyoruz. Yani zorlu dengeler var.” diye konuştu.

Türkiye’nin negatif reel faiz nedeni ile henüz sermaye girişlerinden yaralanamadığını belirten Gill, “Ancak Türkiye önemli ve sağlam bir ekonomi. Avantajları ve fırsatlarının yüksek olduğunu düşünüyoruz.” yorumunu yaptı.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Faiz Kararı: Sınırlı Artış Olumlu İzlenim Vermedi

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararını değerlendiren Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, 250 baz puanlık artışın, faizde piyasaların talep ettiği noktaya ulaşmasını sağlayamayacağını söyledi ve ekledi:

“22 Haziran’da 650 baz puanlık bir artış yapılmıştı. Bu ivmeyi 250 baz puana indirirseniz önümüzdeki aylarda artışın böyle yavaş yavaş, bebek adımlarıyla yapılacağı anlamı doğar. Bu da faizin piyasaların talep ettiği noktaya ulaşmasını sağlayamaz.”

Kozanoğlu, değerlendirmesinin devamında, “Eğer ki önümüzdeki aylarda daha yüksek faiz artışları yapılırsa, bu sefer de ekonominin zor durumda olduğu, mecburen bu artışın yapıldığı izlenimi verilir. Bu da piyasaya kötü bir sinyal olarak yayılır. Bu nedenle Merkez Bankası’nın yeni başkanı açısından bu faiz artışı olumlu bir izlenim vermedi.

Ben kendilerinin de bunun yeterli olmayacağını bildiklerini tahmin ediyorum ama Saray’dan ya bu kadarlık izin çıktı ya da işte verilen limitler bunu aşmaya izin vermedi.” ifadelerini kullandı.

14 ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından, 27 ay sonra ilk kez 22 Haziran’da faiz arttıran Merkez Bankası ikinci artışı da yaptı. Ancak Mehmet Şimşek ve Gaye Erkan’lı yeni ekonomi yönetiminin 250 baz puanlık artış kararı beklentinin altında kaldı.

İktisatçı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu’na göre, yüzde 15’ten yüzde 17,50 seviyesine çıkartılan faiz için beklenti yüzde 20, yani 500 baz puanlık seviyeydi. 500 baz puanlık artışın bile yeterlilik konusunda tartışmalı olduğunu ifade eden Kozanoğlu, “Türkiye’nin mevcut koşullarında, özellikle enflasyonun önümüzdeki günlerde daha da sıçrayacağını düşünürsek bu oran da yeterli değildi” dedi.

Bianet’in aktardığına göre; Kozanoğlu ancak yüzde 20 seviyesinin artış ritminin devam edeceği yönünde önemli bir mesaj olacağını belirterek, “Önümüzdeki dönemde yüzde 25, 30, 35 diye faizlerin gidebileceği izlenimini yaratırdı. Bunun sonucunda da döviz kurlarının istikrar kazanmasını beklerdik” diye konuştu.

250 baz puanlık artışın, faizde piyasaların talep ettiği noktaya ulaşmasını sağlayamayacağı değerlendirmesini yapan Kozanoğlu, şunları söyledi:

“22 Haziran’da 650 baz puanlık bir artış yapılmıştı. Bu ivmeyi 250 baz puana indirirseniz önümüzdeki aylarda artışın böyle yavaş yavaş, bebek adımlarıyla yapılacağı anlamı doğar. Bu da faizin piyasaların talep ettiği noktaya ulaşmasını sağlayamaz.

Eğer ki önümüzdeki aylarda daha yüksek faiz artışları yapılırsa, bu sefer de ekonominin zor durumda olduğu, mecburen bu artışın yapıldığı izlenimi verilir. Bu da piyasaya kötü bir sinyal olarak yayılır. Bu nedenle Merkez Bankası’nın yeni başkanı açısından bu faiz artışı olumlu bir izlenim vermedi.

Ben kendilerinin de bunun yeterli olmayacağını bildiklerini tahmin ediyorum ama Saray’dan ya bu kadarlık izin çıktı ya da işte verilen limitler bunu aşmaya izin vermedi.

Zaten ilk faiz artışı Türkiye’nin tekrar sıcak parayı çağırması gibi bir amaca yönelik olduğu şeklinde okundu. Ama bugünkü çok sınırlı faiz artışıyla Mehmet Şimşek ve Gaye Erkan’ın anlayışına Erdoğan’ın ‘dur’ dediği veya ‘fazla ileri gitmeyin’ şeklinde bir iradenin Saray’dan geliştiği izlenimi ediniyoruz.”

“İrrasyonel politikalar Erdoğan’a seçimi kazandırdı”

Mehmet Şimşek’in ‘rasyonelleşme’ açıklamalarına da değinen Hayri Kozanoğlu, şunları kaydetti:

“Şimşek’in rasyonelleşme açıklamalarından Nureddin Nebati’nin ve Şahap Kavcıoğlu’nun, yani önceki dönem ekonomi yönetiminin irrasyonel olduğu gibi bir sonuç çıkıyor. Ben bu okumaya çok katılmıyorum. Nedeni de şu: Erdoğan bu sayede 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde istediği sonucu aldı. Seçimlerin adaletsizliğini, usulsüzlükleri vs. bir yana bırakıyorum ama tahmin edilenden daha iyi bir performans gösterdi.

İrrasyonel politikalar evet, ekonominin bünyesini bozdu. Bugün bizlere ödememiz gereken çok yüksek bir fatura çıkarttı ama o gün doları 20’nin altında tutmayı başardı. Doların 20 altında tutulması, dövizin genel olarak yatay seyretmesinin iki faydası var onlara.

İlk olarak döviz, genel olarak ekonomik istikrarın bir sembolü, ekonominin barometresi gibi görülüyor. İkincisi de Türkiye dışa çok açık bir ekonomi olduğu için döviz kurları yoluyla enflasyon sıçrayabiliyor. Enflasyonu da en azından belli bir düzeyde tutmayı irrasyonel politikalar sayesinde başarmış oldular.

Şimdiki ‘rasyonel’ diye ifade edilen politikalar başka bir rotaya girildiğini gösteriyor. Ancak bu söylediğim politikaları gerçekleştirebilmek için seçim öncesi Merkez Bankası’nın tüm rezervleri tüketildi.

Ben bugün temel politikanın Türkiye’nin ödemeler dengesi krizine sürüklenmesini önlemek ve rezervleri güçlendirmek olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda da sade vatandaşları, yani bizleri ilgilendiren enflasyonla mücadele yolunda bir adım atılmıyor. Enflasyon kendi haline bırakılmış gibi. Ama bugün açıklanan Merkez Bankası istatistiklerinden de görüyoruz ki rezervlerde bir artış var.

Yani Merkez Bankası rezervleri güçlendirmek için döviz alımları yapıyor. Döviz alımı yaparken piyasaya TL veriyor. Bu TL’ler de hem enflasyonu biraz daha sıçratıcı hem de dövize rağbeti artırıcı bir etki yaratıyor. Önümüzdeki günlerde enflasyon çok daha ciddi bir şekilde artacak ama bunu çok önemsediklerini düşünmüyorum.”

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Konut Fiyatları Yüzde 103,6 Arttı

Konut fiyatları mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,6 oranında artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 103,6, reel olarak ise yüzde 45,0 oranında yükseldi.

Haber Merkezi / İstanbul’da konut fiyatları mayısta aylık yüzde 2,8 artarken, bu oran Ankara’da yüzde 5,6 ve İzmir’de yüzde 3,2 olarak kaydedildi.

Yıllık bazda bakıldığında ise konut fiyatları İstanbul’da yüzde 95,2, Ankara’da yüzde 113,2 ve İzmir’de yüzde 106,2 artış gösterdi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Konut Fiyat Endeksi (KFE) 2023 Mayıs verilerini açıkladı.

Buna göre; 2023 yılı mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,6 oranında artan KFE, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 103,6, reel olarak ise yüzde 45,0 oranında arttı.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, 2023 yılı mayıs ayında bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 2,8, 5,6 ve 3,2 oranlarında artış gözlenmiştir.

Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 95,2, 113,2 ve 106,2 oranlarında artış göstermiştir.

Paylaşın

Özel Sektörün “Yurt Dışı Kredi Borcu” 155 Milyar Dolar

Mayıs sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2022 yıl sonuna göre 2,5 milyar doları azalarak 155,4 milyar doları oldu. Borçlar vadeye göre incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcunun 3,3 milyar doları azalarak 146,4 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 849 milyon dolar artarak 9,0 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlendi.

Haber Merkezi / Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, Mayıs sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde ise, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 40,9 milyar dolar tutarında olduğu gözlendi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu Gelişmeleri Mayıs 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Mayıs sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2022 yıl sonuna göre 2,5 milyar dolar azalarak 155,4 milyar dolar olmuştur. Vadeye göre incelendiğinde, 2022 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 3,3 milyar dolar azalarak 146,4 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 849 milyon dolar artarak 9,0 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 339 milyon dolar azaldığı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 1,6 milyar dolar azalışla 12,3 milyar dolar  seviyesinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 60 milyon dolar azalmış, tahvil stoku ise 1,2 milyar dolar azalarak 1,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmalarının 546 milyon dolar arttığı, tahvil stokunun ise 916 milyon dolar azalarak 8,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, 2022 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 98 milyon dolar artışla 5,1 milyar dolar; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 492 milyon dolar artışla 1,6 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, Mayıs sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 1,1 milyar dolar artarak 103,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 416 milyon dolar artarak 8,0 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 146,4 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 59,6’sının dolar, yüzde 35,5’inin Euro, yüzde 2,3’ünün Türk lirası ve yüzde 2,6’sının ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu ve 9,0 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 36,9’unun dolar, yüzde 39,3’ünün Euro, yüzde 17,1’inin Türk lirası ve yüzde 6,7’sinin diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.

Sektör dağılımı incelendiğinde, Mayıs sonu itibarıyla, 146,4 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 34,3’ünü finansal kuruluşların, yüzde 65,7’sini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturmuştur. Aynı dönemde, 9,0 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 74,9’unu finansal kuruluşların, yüzde 25,1’ini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, Mayıs sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 40,9 milyar doları tutarında olduğu gözlemlendi.

 

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervleri Swap Hariç Eksi 48,1 Milyar Dolar

7 Temmuz haftasında Merkez Bankası’nın swap hariç net rezervi eksi 48 milyar 100 milyon dolar oldu. Önceki hafta bu rakam eksi 50 milyar 300 milyon dolar olarak kaydedilmişti.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) tarafından Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı. Buna göre brüt rezervler 7 Temmuz haftası itibariyle 110,4 milyar dolara yükseldi. Böylelikle son 1 ayda rezervlerde 11 milyar dolara varan yükseliş izlendi.

İyileşme net rezerv rakamlarına da yansıdı. TCMB’nin net rezervi aynı dönemde 13,2 milyar dolara yükseldi. Bir önceki hafta net rezervler 9,8 milyar dolar düzeyindeydi.

Swap hariç net rezervlerdeki toparlama da sürdü. 7 Temmuz haftasında TCMB’nin swap hariç net rezervi eksi 48,1 milyar dolar oldu. Önceki hafta bu rakam eksi 50,3 milyar dolar olarak kaydedilmişti.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Mayıs Ayında Cari Açık 7,9 Milyar Dolar

Mayıs ayında cari işlemler hesabı 7 milyar 933 milyon dolar açık verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı, mayıs ayında 10 milyar 480 milyon dolar oldu. Resmi rezervler ise mayıs ayında 16,5 milyar dolar azaldı.

Haber Merkezi / Bu dönemde, hizmetler dengesi kaynaklı girişler 3 milyar 858 milyon dolar, seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler de 3 milyar 50 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Birincil gelir dengesi kaleminde 1 milyar 320 milyon dolar net çıkış, ikincil gelir dengesi kalemi ise 9 milyon dolar net giriş kaydetti.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Ödemeler Dengesi Gelişmeleri Mayıs 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, mayıs ayında cari işlemler hesabı 7 milyar 933 milyon doları açık kaydetti. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 1milyar 283 milyon doları açık verdi.

Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 10 milyar 480 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 3 milyar 858 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 3 milyar 050 milyon doları oldu.

Birincil gelir dengesi kalemi 1 milyar 320 milyon doları net çıkış, ikincil gelir dengesi kalemi de 9 milyon dolar net giriş kaydetti.

Finans hesabı

Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 89 milyon dolar olarak kaydedildi

Portföy yatırımları 1 milyar 412 milyon dolar tutarında net çıkış kaydetti. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında sırasıyla 630 milyon dolar ve 90 milyon dolar net satış yaptığı görüldü.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, bankalar 52 milyon dolar net borçlanma gerçekleştirken, diğer sektörler 102 milyon dolar net geri ödeme yaptı.

Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 4 milyar 014 milyon dolar net artış kaydetti.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 59 milyon dolar net artış, Türk lirası cinsinden 63 milyon dolar net azalış olmak üzere toplam 4 milyon dolar net azalış kaydetti.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, Genel Hükümet 49 milyon doları net geri ödeme, bankalar ve diğer sektörler ise sırasıyla 725 milyon dolar ve 37 milyon dolar net kullanım gerçekleştirdi.

Resmi rezervlerde bu ay 16.578 milyon dolar net azalış oldu.

Paylaşın