Moody’s’ten Merkez Bankası İçin ‘Sınırlı’ Faiz Artışı Beklentisi

ABD merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Merkez Bankası’ndan (TCMB) faiz artırımlarına ara vermeden önce 2 sınırlı faiz artışı daha bekliyor.

Türkiye’nin kredi notuna ilişkin değerlendirme yapılmadığını duyuran Moody’s, halihazırda Türkiye’nin kredi notunu “B3” ve not görünümünü “durağan” olarak değerlendiriyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Türkiye için ‘Kredi Görüşü’ raporu yayımladı.

Sadece abonelerle paylaşılan raporda “Kredi görüşümüz, olumlu bir senaryoda bile toparlanması zaman alacak kurumsal ve yönetişim gücündeki erozyona karşı ekonomik gücü ve ılımlı borcu yansıtmaktadır” ifadesi kullanıldı.

Türkiye’de manşet enflasyonun hala yüksek olduğu, önümüzdeki aylarda da yükselmeye devam edeceği öngörüldü. Büyümede sert bir yavaşlamanın yeni bir politika değişimi riskini artırabileceği uyarısı yapıldı.

Raporda “Cari dengedeki iyileşme ve artan rezervler kredi görünümü açısından olumlu. Sıkı para politikası sürdürülebilir ve maaş artışları TCMB’nin hedefi ile uyumlu gerçekleşirse kredi görünümü iyileştirilebilir” ifadesi yer aldı.

Kurum, Türkiye ekonomisinin 2023’te yüzde 4, 2024’te yüzde 2,5, 2025’te yüzde 3 büyümesini bekliyor. Ortalama enflasyonun bu yıl yüzde 53,5, 2024’te yüzde 58,9, 2025’te yüzde 39,1 olması bekleniyor.

Cari işlemler açığının GSYH’ye oranının da bu yıl yüzde 4,7, 2024’te yüzde 3,4, 2025’te yüzde 3 olması öngörülüyor.

BloombergHT’nin aktardığına göre; Moody’s Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’ndan (TCMB) faiz artırımlarına ara vermeden önce daha sınırlı 2 faiz artışı bekliyor.

Raporda, ortodoks politikaların 2021’deki gibi kısa vadeli olması durumunda kredi görünümünün negatife çekilebileceği belirtildi.

Türkiye’nin kredi notuna ilişkin değerlendirme yapılmadığını duyuran Moody’s, halihazırda Türkiye’nin kredi notunu “B3” ve not görünümünü “durağan” olarak değerlendiriyor.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Dolar Kuru Beklentisi 29,62 TL

Merkez Bankası, yıl sonu dolar kuru beklentisini 30,00’ten 29,62 TL’ye indirdi. Banka, kasım ayında yüzde 67,23 olan yıl sonu enflasyon beklentisini aralık ayında yüzde 65,39’a çekti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası, cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisini yüzde 37,71’den yüzde 42,47 bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisini ise yüzde 37,80’den yüzde 42,50 yükseltti.

Merkez Bankası kasım ayında yüzde 4,1 olan yıl sonu büyüme tahminini aralık ayında da yüzde 4,2 olarak belirledi. Banka, 2024 yılı büyüme beklentisini ise yüzde 3,3 olarak belirledi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), 2023 yılı aralık ayı “Piyasa Katılımcıları Anketi” sonuçlarını açıkladı.

Buna göre; Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 67,23 iken, bu anket döneminde yüzde 65,39 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 43,94 iken, bu anket döneminde yüzde 41,23 olmuştur. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 25,09 ve yüzde 24,82 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 37,71 iken, bu anket döneminde yüzde 42,47 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 37,80 iken, bu anket döneminde yüzde 42,50 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 30,00 TL iken, bu anket döneminde 29,62 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 39,62 TL iken, bu anket döneminde 39,46 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 4,1 iken, bu anket döneminde yüzde 4,2 olarak gerçekleşti. GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde ve bu anket döneminde yüzde 3,3 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 65,39’a Geriledi

Merkez Bankası (TCMB) kasım ayında yüzde 67,23 olan yıl sonu enflasyon beklentisini aralık ayında yüzde 65,39’a, 12 ay sonrası enflasyon beklentisini ise yüzde 43,94’den 41,23’e çekti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası, yıl sonu dolar kuru beklentisini 30,00’ten 29,62 TL’ye indirdi. Banka, cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisini yüzde 37,71’den yüzde 42,47 bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisini ise yüzde 37,80’den yüzde 42,50 yükseltti.

Merkez Bankası kasım ayında yüzde 4,1 olan yıl sonu büyüme tahminini aralık ayında da yüzde 4,2 olarak belirledi. Banka, 2024 yılı büyüme beklentisini ise yüzde 3,3 olarak belirledi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), 2023 yılı aralık ayı “Piyasa Katılımcıları Anketi” sonuçlarını açıkladı.

Buna göre; Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 67,23 iken, bu anket döneminde yüzde 65,39 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 43,94 iken, bu anket döneminde yüzde 41,23 olmuştur. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 25,09 ve yüzde 24,82 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 37,71 iken, bu anket döneminde yüzde 42,47 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 37,80 iken, bu anket döneminde yüzde 42,50 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 30,00 TL iken, bu anket döneminde 29,62 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 39,62 TL iken, bu anket döneminde 39,46 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 4,1 iken, bu anket döneminde yüzde 4,2 olarak gerçekleşti. GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde ve bu anket döneminde yüzde 3,3 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Özel Sektörün Yurtdışı Kredi Borcu 157,8 Milyar Dolar

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2022 yıl sonuna göre 975 milyon dolar azalarak 157,8 milyar dolar oldu. 1 yıl içinde gerçekleştirilecek anapara geri ödemelerinin 47,1 milyar dolar olduğu gözlemlendi.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu Gelişmeleri Ekim 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Ekim sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2022 yıl sonuna göre 975 milyar dolar azalarak 157,8 milyar dolar oldu. Vadeye göre incelendiğinde, 2022 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 1,6 milyar dolar azalarak 149,1 milyar doları; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 586 milyar dolar artarak 8,7 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 1,6 milyar dolar arttığı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 213 milyar dolar artışla 14,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlemlendi. Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 163 milyar dolar azalmış, tahvil stoku ise 1,2 milyar dolar azalarak 1,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmalarının 1,5 milyar dolar azaldığı, tahvil stokunun ise 521 milyar dolar azalarak 9,0 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlemlendi. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, 2022 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 245 milyon dolar azalışla 4,8 milyar doları; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 489 milyondolar artışla 1,6 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, Ekim sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 1,4 milyar dolar artarak 104,8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 288 milyar dolar artarak 7,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 149,1 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 59,3’ünün dolar, yüzde 35,6’sının Euro, yüzde 2,2’sinin Türk lirası ve yüzde 2,9’unun ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu ve 8,7 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 40,2’sinin dolar, yüzde 32,4’ünün Euro, yüzde 21,1’inin Türk lirası ve yüzde 6,3’ünün diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.

Sektör dağılımı incelendiğinde, Ekim sonu itibarıyla, 149,1 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 36,2’sini finansal kuruluşların, yüzde 63,8’ini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturmuştur. Aynı dönemde, 8,7 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 73,7’sini finansal kuruluşların, yüzde 26,3’ünü ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, Ekim sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 47,1 milyar dolar tutarında olduğu gözlemlendi.

Paylaşın

Merkez Bankası Başkanı’ndan Enflasyonla Mücadelede Kararlılık Mesajı

İSO Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı’nda konuşan Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, “Enflasyon patikamıza dair ‘algı, kabul ve itibar’ üçlüsü, enflasyonun bu patikaya oturabilmesi için çok önemli bir araç ve kolaylaştırıcı faktördür. enflasyon patikamıza dair ‘algı, kabul ve itibar’ üçlüsü, enflasyonun bu patikaya oturabilmesi için çok önemli bir araç ve kolaylaştırıcı faktördür” dedi ve ekledi:

“Biz üzerimize düşeni yaptığımız ve yaptıklarımız üzerinden bizi değerlendirip bu patikaya olan inancınızı pekiştirirseniz, enflasyonu bu patika üzerinde oturtup dezenflasyonu minimum maliyetle gerçekleştirmemiz mümkün olabilecektir. Biz üzerimize düşeni yaparken şu ya da bu sebeple ‘algı, kabul ve itibar’ üçlüsü devreye girmiyorsa, enflasyonu daha yüksek bir maliyetle de olsa bu patikaya oturtmaya azimli ve kararlıyız.”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, İstanbul Sanayi Odası Meslek Komiteleri Toplantısı’na katıldı. BloomberHT’nin aktardığına göre; Hafize Gaye Erkan, toplantıda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Ülke ekonomisinin can damarı olan reel sektör temsilcileriyle bir araya gelmekten memnuniyetimi belirtmek isterim. Finansal istikrarın sağlanmasının nihai çıktısı oynaklığı düşük, sürdürülebilir büyümedir. Sürdürülebilir büyümenin önündeki en büyük risk varlık fiyatlarındaki oynaklıktır, yüksek enflasyondan kaynaklanıyor olması enflasyon ile mücadeleyi her zamankinden önemli hale getirmiş durumdadır.

Enflasyonla mücadelenin ön koşulu kararlılıktır. Önceliğin dezenflasyon olması son derece önemlidir. Sürdürülebilir büyüme için Türkiye’nin düşük enflasyon istikrarından taviz verme lüksü yok. Enflasyon beklentilerinde iyileşme işaretleri belirlemeye başlamıştır. Fiyatlama davranışlarında da olumlu bazı gelişmeler yaşanıyor.

Attığımız adımlarla büyükşehirlerdeki kiralarda yavaşlama eğilimi görüyoruz. Enflasyonun ana eğiliminde gerileme başladı. Kasım ayı öncü göstergeleri enflasyondaki gerilemenin devam ettiğini göstermektedir. Enflasyon tepe noktasına ulaştıktan sonra 2024 yılının ikinci yarısında gerileyecek.

Döviz kurundaki istikrarın da katkısıyla aylık enflasyon üzerindeki şoklar azalarak maliyetlere ilişkin öngörülebilir artacaktır. Otomotiv ve beyaz eşyada talebi canlandırmak için yeniden fiyat indirimleri görmekteyiz.

Başlangıç koşullarının oluşmaya başladığını gördüğümüz emlak fiyatlarının enflasyonun gerisinde kalmaya başlayan artışları ve yeni kiralık fiyatlarında yatay seyir de döviz kuruyla birlikte enflasyon beklentilerinin daha da iyileşmesine yol açacak.

Sonuç olarak, farklı sektörlerde farklı hızlarda gelişen enflasyondaki yavaşlamanın yılın ikinci çeyreğinde daha genel bir hal alarak hem üretici hem de tüketici fiyatlarında hissedileceğini öngörüyoruz. Dezenflasyon öngörülebilirliği artırarak sanayimizin potansiyelinin gerektirdiği uzun vadeli kaynakların oluşmasını sağlayacaktır. Böylelikle, reel sektör yatırımlarının ve teknolojik adaptasyonun ekonomik büyümeye olan katkısının kalıcı olarak artmasını hedefliyoruz.

Enflasyonun yüksek büyümenin maliyeti olduğu konusundaki yanlış algı, özellikle belli enflasyon eşik düzeyleri üzerinde büyümenin sürdürülebilirliğine çok ciddi engel teşkil etmektedir. Dolayısıyla, fiyat istikrarı ve bununla pekişecek olan finansal istikrar, sürdürülebilir büyümenin olmazsa olmazıdır.

Dezenflasyonun her koşul ve durumda kaçınılmaz olarak büyümeden feragat yoluyla gerçekleşeceği yönündeki yanlış algı ve kaygılar kamuoyunda zaman zaman ifade edilmektedir.

Oysa, enflasyonun yüksek ve oynak olduğu durumlarda, enflasyon belli eşik değerlere gerileyene kadar, “doğru” politika tasarımlarıyla, büyümeden asgari düzeyde ödün vererek dezenflasyon süreci başlatılabilir. Büyüme-enflasyon ödünleşimi ise, ancak; enflasyondaki “aşırılık” devre dışı bırakıldıktan sonra gelinen eşik değerlerde devreye girecektir.

Bu noktada amaç, kararlı bir şekilde dezenflasyon sürecini devam ettirmek olmalıdır. Bu aşama daha zorlu bir dezenflasyon sürecine karşılık gelmekle beraber doğru politika tasarımları ve yeterli kredibilite ile çözülmeyecek enflasyon problemi yoktur.

Aldığımız seçici kredi tedbirleri sonucunda, temmuz ayından itibaren bireysel kredilerde normalleşme başlamıştır. Gerek tüketim gerekse borçlanma aracı olarak kullanılan bireysel kredi kartı ise yüzde 4 ile görece yüksek bir hızda seyretmekle birlikte, daha ılımlı bir patikaya doğru ilerlemektedir.

Böyle olması ekonominin gelişim seyri içinde doğaldır. Politika adımlarımızın kredilerde yeterli finansal sıkılığı sağladığını değerlendiriyoruz. Bu noktada, aldığımız son karar sonrasında bireysel kredi kartı azami faiz oranlarında ve üye işyeri azami komisyon oranlarında bir değişiklik olmayacağını sizlerle paylaşmak isterim.

Bireysel kredilerde israf ve enflasyona yol açan aşırılık giderilirken, ticari krediler ise süreklilik göstererek üretim kapasitesine katkıda bulunmaktadır. Reel sektöre Türk lirası cinsinden kredi akışının toparlanmasıyla ticari kredi büyümesi dengeli ve sürekli bir yapıya kavuşmuştur.

Kredi piyasası mekanizmasının işlevselliğindeki iyileşme, özel ve kamu bankaları ayrımında da kendini göstermiştir. Özel bankalar da ticari kredi büyümesinde etkin bir rol üstlenir hale gelmiştir.

Haziran ayı öncesinde ticari krediler ağırlıklı olarak KOBİ segmenti firmalara tahsis edilirken son aylarda bu dağılımda da bir normalleşme gözlemliyoruz. Kurumsal firmaların finansmana erişimi iyileşirken, ticari kredi kullanımlarındaki payı artmaktadır.

21 Temmuz ve 12 Eylül’de ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredisi günlük kullanım limitinde yapılan güncellemelerle günlük limitler önceki düzeyine göre toplamda 10 kat artırılarak 3 milyar TL seviyesine yükseltilmiştir.

Ayrıca, reeskont kredisi kullanımında yüzde 30 ilave ihracat bedeli satış koşulu kaldırılmış ve reeskont kredi vadesi boyunca verilen döviz almama taahhüdünden, ithalat ödemeleri kapsamındaki döviz alımları istisna tutulmuştu.

Reeskont kredilerinin yüzde 75’inin firmalara ilave teminat maliyeti oluşturmadan verilmesini hedefliyoruz. Bu konuda önemli bir mesafe kaydedildi. Eximbank’ın sermayelendirilmesi ve teminat niteliğinin çeşitlendirilmesi üzerinde ilgili taraflarla çalışıyoruz. Ayrıca, ticari bankalarımızın reeskont kredilerindeki payının artırılması üzerinde de duruyoruz.

Buna ek olarak, yatırım taahhütlü avans kredisi uygulama çerçevesini yeniden yapılandırarak 3 yıl boyunca toplam 300 milyar Türk lirası limit tahsis ettik. Yatırımlara ilişkin süreci ilgili kurumlarla birlikte stratejik bir çerçevede yürütmekteyiz. Yeni çerçevesiyle güçlendirilmiş YTAK programıyla cari dengeye katkı verecek ve dolaylı etkileri döviz kuru ve fiyat istikrarı üzerinde hissedilecek alanlarda üretim kapasitesinin artışını hedefliyoruz.

Türk lirasına geçiş zamanının geldiğine inanıyoruz. Bunun en doğrudan yansımalarını mevduat gelişmelerinde görüyoruz. Türk lirası tasarruf araçlarına ve özellikle vadeli mevduata olan talep artmıştır. 17 Kasım itibarıyla, 12 hafta içerisinde, Türk lirası mevduat 1,7 trilyon Türk lirası artarken, kur korumalı mevduat 601 milyar Türk lirası ve döviz cinsi mevduat da yaklaşık 3 milyar ABD doları gerilemiştir.

Türk lirası mevduat güçlenirken ve kur korumalı ile döviz cinsi mevduat gerilerken, rezervlerimiz de çok güçlü bir artış eğilimindedir. Türkiye’ye olan yatırımcı güveni finansman koşullarında belirgin bir iyileşmeye yol açmakta, bu da döviz kurundaki istikrara önemli bir katkı sunmaktadır.

Beklentilerin iyileşmesi sürecinin bir parçası olarak, döviz kuru oynaklığında kayda değer bir düşüş gerçekleşmiştir. Bir ay vadeli ABD doları/Türk lirası opsiyonların ima ettiği oynaklık, mayıs ayında kaydedilen yüzde 60 civarından, keskin bir düşüşle yüzde 10 seviyesinin altına gerilemiştir.

Türk lirasına geçiş zamanının geldiğine uluslararası yatırımcıların da inanmaya başladığını rapor, beklenti, ilgi ve girişler üzerinden izlemekteyiz. Ülkemiz varlıklarına olan talebin artmasıyla fiilen girişlerin de artmaya başladığını görüyoruz. Girişlerin makro finansal istikrarı güçlendirerek, zamana yayılarak gerçekleşmesini öngörüyoruz.

Önümüzdeki dönemde de rezervlerimizdeki artışı kalıcı kılarak Türk lirası varlıklara olan dış talebin gelişimini ülkemiz için en iyi şartlarda tesis eden bir anlayışla destekleyeceğiz. Enflasyondaki düşüşün sürdürülebilir bir şekilde başlamasını sağlayacak zemini özenle hazırlıyoruz.

Para politikasının enflasyon üzerindeki etkisi, talebin yanı sıra, beklentiler, varlık fiyatları, finansal koşullar ve krediler gibi çeşitli kanallar tarafından belirlenmektedir. Bu çerçevede, parasal aktarım, birkaç çeyreğe yayılan etkilerle gerçekleşmektedir.

Öncü sinyallerini yavaş yavaş almaya başlamakla birlikte, parasal sıkılaştırma sürecimizin etkilerini, büyük ölçüde, dezenflasyonu tesis edeceğimiz 2024 yılında göreceğiz. Dezenflasyon döneminde, ana eğilime ek olarak manşet enflasyon da gerilemeye başlarken, döviz kuru istikrarı, cari işlemler dengesinde iyileşme, sermaye akımlarında kalıcı güçlenme ve rezervlerde artış devam edecektir.

Dezenflasyon döneminde, ana eğilime ek olarak manşet enflasyon da gerilemeye başlarken, döviz kuru istikrarı, cari işlemler dengesinde iyileşme, sermaye akımlarında kalıcı güçlenme ve rezervlerde artış devam edecektir. Dezenflasyon dönemini, öngörülebilirliğin artacağı, enflasyonun tek haneli rakamlara ulaşacağı ve kaliteli büyümenin yanı sıra, enflasyondaki düşüşün kalıcı olarak sağlanacağı istikrar dönemi takip edecektir.

Politikamız, mümkün olan en kısa sürede enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmeyi hedefliyor. Aynı zamanda, bu süreçte toplumsal maliyetleri de dikkate alıyor ve uygulanan politikanın maliyet kısmını en düşük düzeyde tutmayı hedefliyoruz.

Reel sektör firmalarımız, likit bilanço yapıları, yüksek kârlılıkları ve azalan borçluluk oranları sayesinde finansman maliyetlerindeki artış kaynaklı riskleri yönetebilecek kapasitededir. Firmalarımızın finansal göstergelerindeki güçlü görünümün uzun süre korunacağını düşünüyoruz.

Bankacılık sektörünün aktif kalitesi göstergeleri tarihin en düşük seviyesindedir sermayeleri oldukça güçlüdür. Bilançolar faiz riskini yönetebilecek kapasitededir. Ülke risk primindeki gerileme ile birlikte bankacılık ve reel sektörün dış finansman koşulları da iyileşmektedir.

Hem reel sektörün hem de finans kesiminin güçlü bilanço yapısı ve dayanıklılığı para politikamızın etkinliğini destekleyen en önemli faktörlerden biridir. Finansal istikrar açısından elde ettiğimiz bu kazanımları fiyat istikrarı ile taçlandırarak toplumsal refaha en büyük katkımızı sunmuş olacağız.

Dezenflasyonun tesisi için gerekli parasal sıkılık düzeyine önemli ölçüde yaklaştığımızı değerlendiriyoruz. Bu çerçevede, parasal sıkılaştırma hızı yavaşlatacağımızı ve sıkılaştırma adımlarının kısa bir zaman diliminde tamamlanacağını öngörüyoruz. Fiyat istikrarının kalıcı tesisi için gerekli parasal sıkılığı ise gerektiği müddetçe sürdüreceğiz.

Parasal sıkılaştırmada belirli bir noktaya ulaştığımız ve politika adımlarımızın birikimli etkilerini gözlemleyeceğimiz bir döneme giriyoruz. Bu aşamada, meslek kuruluşlarına, sivil toplumun tüm kesimlerine ve özellikle de sanayicimize çok önemli bir rol düşmektedir.

Enflasyonu düşürmek için kısa vadede bazı maliyetler söz konusu olabilir. Ancak, orta ve uzun vadede katlanılan maliyetlere karşı elde edilecek olan fayda çok daha yüksek olacaktır.

Enflasyon patikamıza dair “algı, kabul ve itibar” üçlüsü, enflasyonun bu patikaya oturabilmesi için çok önemli bir araç ve kolaylaştırıcı faktördür. enflasyon patikamıza dair “algı, kabul ve itibar” üçlüsü, enflasyonun bu patikaya oturabilmesi için çok önemli bir araç ve kolaylaştırıcı faktördür.

“Patikaya oturtmaya azimli ve kararlıyız”

Şu noktayı sizlerle bütün açıklığıyla paylaşma ihtiyacı ve sorumluluğu hissediyorum: biz üzerimize düşeni yaptığımız ve yaptıklarımız üzerinden bizi değerlendirip bu patikaya olan inancınızı pekiştirirseniz, enflasyonu bu patika üzerinde oturtup dezenflasyonu minimum maliyetle gerçekleştirmemiz mümkün olabilecektir. Biz üzerimize düşeni yaparken şu ya da bu sebeple “algı, kabul, itibar” üçlüsü devreye girmiyorsa, enflasyonu daha yüksek bir maliyetle de olsa bu patikaya oturtmaya azimli ve kararlıyız.

Ekonomik gelişmeler gerçekleştikten sonra, ortaya çıkan durumun tasviri konusunda paydaşların ortak zeminde buluşabildiğini gözlemliyoruz. Ancak, çözüm konusunda görüş birliği sağlanamadığı ölçüde çözüme gidiş de zorlaşabiliyor.

Ekonomik gelişmeler gerçekleştikten sonra, ortaya çıkan durumun tasviri konusunda paydaşların ortak zeminde buluşabildiğini gözlemliyoruz. Ancak, çözüm konusunda görüş birliği sağlanamadığı ölçüde çözüme gidiş de zorlaşabiliyor.

Bu nedenle tüm paydaşların, meslek ve iş kolları guruplarının, sivil toplum kuruluşlarının kendine hem içeriden hem dışarıdan bakabilmesi ve ortak çıkar kümesini maksimize etmeye odaklanması , içinde yaşadığımıza benzer dönüm noktalarında hayati önem taşıyor.”

Paylaşın

Ekonomistlerden Faiz Yorumu: Yanlış Ekonomi Politikasını Düzeltmek Zor Ve Sancılı

Ekonomistler, Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 35’ten yüzde 40 düzeyine yükseltmesini değerlendirdi.

Haber Merkez / Mahfi Eğilmez, “TCMB, politika faizini 500 baz puan artırarak % 40’a yükseltti. Doğru karar. Yanlış ekonomi politikasını düzeltmek zor ve sancılıdır” ifadelerini kullanırken, Selçuk Geçer, “Merkez Bankası faizi 500 baz arttırarak yüzde 40 yaptı. Yetmez ama evet” dedi.

Mustafa Sönmez ise, “Yazdığım gibi 5 puan artış yapıldı ve politika faizi %40 a çıktı. Kasım’da %5 enflasyon artışı yıllık tüfe yi %65 e çıkaracak. Böylece fark 25 puan olacak. Çarpıklık devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Tunç Şatıroğlu, “Nas orada dururken sana bana ne oldu? 19’u beğenmediniz 40 oldu ama yetmedi. Devamı da gelecek dendi. Mandacı denilen ekonomistlerin haklı olduğunun kabulüdür” sözleriyle kararı değerlendirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 35’ten yüzde 40 düzeyine yükseltti.

AA Finans ve Bloomberg HT beklenti anketine katılan ekonomistlerin beklentisi politika faizinin yüzde 37,50 seviyesine çıkarılması yönündeydi.

JPMorgan, Morgan Stanley ve SocGen gibi yabancı kurumlar da TCMB’nin politika faizini bu toplantıda 250 baz puan artıracağını öngörmüştü.

Merkez Bankası (TCMB), 750 baz puan faiz artışı kararı alınan Ağustos toplantısıyla beraber sıkılaşmada agresif adımlar atmış, Eylül ve Ekim aylarında da politika faizini 500 baz puan artırma yoluna gitmişti.

Ekonomistler, Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararını değerlendirdi. Mahfi Eğilmez: TCMB, politika faizini 500 baz puan artırarak % 40’a yükseltti. Doğru karar. Yanlış ekonomi politikasını düzeltmek zor ve sancılıdır.

Alaattin Aktaş: Aklın yolu bir… Merkez Bankası’nın politika faizi yüzde 40’a yükseltildi… PPK açıklamasından: -Kurul dezenflasyonun tesisi için gerekli parasal sıkılık düzeyine önemli ölçüde yaklaşıldığını değerlendirmiştir. Bu çerçevede, parasal sıkılaştırma hızı yavaşlatılacak ve sıkılaştırma adımları kısa bir zaman diliminde tamamlanacaktır. Çok doğru bir yaklaşım.

Selçuk Geçer: Merkez Bankası faizi 500 baz arttırarak yüzde 40 yaptı. Yetmez ama evet.

Uğur Gürses: 1. Piyasa analistlerinin % 2.5’luk artış beklemesi güven eksikliğinin göstergesiydi. Bunun farkında olup 5 puan yaparak yola devam etmeleri doğru olmuş. 2. “Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir.” gibi muğlak lafı çöpe atmaları iyi olmuş.

Yön belirtir bir metin gayet açık: “Bu çerçevede, parasal sıkılaştırma hızı yavaşlatılacak ve sıkılaştırma adımları kısa bir zaman diliminde tamamlanacaktır. Fiyat istikrarının kalıcı tesisi için gerekli parasal sıkılığın ise gerektiği müddetçe sürdürüleceği değerlendirilmiştir.” 3. Kendi tahminlerinin gösterdiği ivmeye uygun politika faizine erişmezlerse TL teşvikine uygun eşiği aşamazlar.

Fatih Özatay: Merkez Bankası’ndan doğru bir faiz kararı. Ayrıca, politika faizini bir kez daha artırıp (muhtemelen Aralık’ta) sonra duracağını da ima etti. Bu da mevcut koşullarda uygun görünüyor. Karar metni de düzgün.

Mustafa Sönmez: Yazdığım gibi 5 puan artış yapıldı ve politika faizi %40 a çıktı. Kasım’da %5 enflasyon artışı yıllık tüfe yi %65 e çıkaracak. Böylece fark 25 puan olacak. Çarpıklık devam ediyor.

Tunç Şatıroğlu: Nas orada dururken sana bana ne oldu? 19’u beğenmediniz 40 oldu ama yetmedi. Devamı da gelecek dendi. Mandacı denilen ekonomistlerin haklı olduğunun kabulüdür.

İdris Cibre: Dezenflasyon tesisi için gerekli sıkılaşma düzeyine yaklaşıldığı için sıkılaşma hızı yavaşlatılacak ve sıkılaşma adımları kısa bir zaman diliminde tamamlanacaktır Evet, 2 ay daha 250 şer bps artırım ile pivot 45% olacak anlamını çıkarıyorum 1) Beklenmedik artırım fakat enflasyonu arkadan kovalamayı bırakmak çok doğru hareket 2) MB dikkatinizi çekerim artık çok daha şeffaf. Beklentileri yönetmek açısından çok olumlu 3) Ne yazık ki döviz girişi hala sağlanamadığından FX’te piyasa yapıcı rolünde kalmaya devam fakat bu PPK kararlılığın ispatı niteliğinde.

Özlem Derici Şengül: TCMB’den 5 puan daha artış… Kararın en önemli cümlesi: Kurul, dezenflasyonun tesisi için gerekli parasal sıkılık düzeyine önemli ölçüde yaklaşıldığını değerlendirmiştir. Bu çerçevede, parasal sıkılaştırma hızı yavaşlatılacak ve sıkılaştırma adımları kısa bir zaman diliminde tamamlanacaktır. Fiyat istikrarının kalıcı tesisi için gerekli parasal sıkılığın ise gerektiği müddetçe sürdürüleceği değerlendirilmiştir.

Hakan Kara: TCMB’nin verdiği mesajdan anladığım İki seçenek var: 1) Aralık-Ocak’ta atılacak iki adımla faiz artırımının %45’te sonlanması. 2) Aralık’ta son bir adımla %42,5 civarında durması. Hangi seçeneğin uygulanacağına açıklanacak verilere göre karar verilecek gibi görünüyor.

Paylaşın

Morgan Stanley’den Merkez Bankası İçin Faiz Tahmini: Yüzde 37,50

ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, Merkez Bankası’nın (TCMB) kasım toplantısında politika faizinin 250 baz puan artışla yüzde 37,50 seviyesine çıkacağı tahmininde bulundu.

Avrupa merkezli finans şirketlerinden Societe Generale (SocGen), Merkez Bankası’nın (TCMB) kasım toplantısında politika faizinin 250 baz puan artışla yüzde 37,50 seviyesine çıkacağı beklentisini paylaşmıştı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) sıkılaşmaya daha yavaş bir tempoyla devam edeceğini öngören kurumlar arasına Morgan Stanley de katıldı.

BloombergHT’nin aktardığına göre; Morgan Stanley CEEMEA Ekonomisti Hande Küçük tarafından hazırlanan notta önümüzdeki toplantıda politika faizinin 250 baz puan artırılacağı tahmin edildi.

TCMB Para Politikası Kurulu’nun son açıklaması ve TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın Enflasyon Raporu sunumunda yaptığı açıklamaların enflasyona ilişkin ilave sıkılaştırma adımlarının sinyali olduğunu belirten Morgan Stanley, ancak ileriye dönük spesifik bir yönlendirme yapılmadığının da altını çizdi.

Notta TCMB’nin sıkılaştırma döngüsünde yavaş bir tempoya geçebileceği yönünde bir yönlendirme olmasa da banka temponun yavaşlayacağını öngördü.

Morgan Stanley, parasal duruş büyük ölçüde normalleştiğinden ve şimdiye kadar yapılan sıkılaştırmanın etkisi önümüzdeki aylarda daha görünür hale geleceğinden, bir sonraki toplantıda 250 baz puanlık daha küçük bir artış beklediğini ifade etti.

Notta, “Büyümede ılımlı bir ayarlamaya yönelik politika tercihi ve parasal aktarımdaki gecikmeler göz önüne alındığında, TCMB’nin artış hızını azaltması ve birikimli sıkılaştırma adımlarının ekonomik aktivite ve enflasyon üzerindeki etkisini değerlendirmesi muhtemel” değerlendirmeleri yer aldı.

Faizde zirve beklentisi

Ayrıca 20 kurum 2024 yılına ilişkin faizde zirve beklentisini paylaştı. Buna göre 2024 yılında politika faizinin yüzde 40 seviyesinde zirve yapması bekleniyor. 2024 yılında zirve seviyeye ilişkin maksimum beklenti yüzde 50 olurken, minimum beklenti yüzde 38’de gerçekleşti.

Son olarak anket katılımcılarına faizde ilk indirim beklentileri de soruldu. Buna göre tahminini paylaşan 15 kurumun 7’si Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan ilk hamleyi 2024’ün son çeyreğinde bekliyor.

TCMB Para Politikası Kurulu Ekim’de bir haftalık repo faizini 500 baz puanlık artışla yüzde 30’dan yüzde 35’e yükseltmişti. Son artışla TCMB, yeni yönetiminde 5. faiz artışına imza atmıştı.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 67,23’e Geriledi

Merkez Bankası (TCMB) ekim ayında yüzde 68,01 olan yıl sonu enflasyon beklentisini kasım ayında yüzde 67,23’e, 12 ay sonrası enflasyon beklentisini ise yüzde 45,28’den 43,94’e çekti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası, yıl sonu dolar kuru beklentisini 30,05’ten 30,00 TL’ye indirdi. Banka, cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisini yüzde 33,22’den yüzde 37,71, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisini ise yüzde 33,68’den yüzde 37,80 yükseltti.

Merkez Bankası ekim ayında yüzde 4,1 olan yıl sonu büyüme tahminini kasım ayında da yüzde 4,1 olarak belirledi. Banka, 2024 yılı büyüme beklentisini ise yüzde 3,4’den yüzde 3,3’e çekti.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), 2023 yılı kasım ayı “Piyasa Katılımcıları Anketi” sonuçlarını açıkladı.

Buna göre; Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 68,01 iken, bu anket döneminde yüzde 67,23 olurken, 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 45,28 iken, bu anket döneminde yüzde 43,94 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 25,82 ve yüzde 25,09 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 33,22 iken, bu anket döneminde yüzde 37,71 olurken, TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 33,68 iken, bu anket döneminde yüzde 37,80 oldu.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 30,05 TL iken, bu anket döneminde 30,00 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 38,64 TL iken, bu anket döneminde 39,62 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde ve bu anket döneminde yüzde 4,1 olarak gerçekleşti. GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 3,4 iken, bu anket döneminde yüzde 3,3 oldu.

Paylaşın

Kısa Vadeli Dış Borç ‘211 Milyar Dolar’ İle Tarihi Zirvesinde

2023 Eylül sonu itibarıyla kısa vadeli dış borç stoku, 211,0 milyar dolar oldu. Kısa vadeli dış borç stoku, borçlu bazında değerlendirildiğinde, kamu sektörünün yüzde 20,5, Merkez Bankası’nın yüzde 21,7,  özel sektörün ise yüzde 57,8 oranında paya sahip olduğu gözlemlendi.

Haber Merkezi / Eylül sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stoku, 2022 yıl sonuna göre yüzde 9,6 oranında artışla 163,3 milyar dolar oldu. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 3,3 oranında artarak 64,2 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 1,3 oranında azalarak 53,4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri Eylül 2023 raporunu yayınladı.

Rapora göre; Eylül sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stoku, 2022 yıl sonuna göre yüzde 9,6 oranında artışla 163,3 milyar dolar oldu. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 3,3 oranında artarak 64,2 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 1,3 oranında azalarak 53,4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, 2022 yıl sonuna göre yüzde 14,3 oranında artarak 12,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 8,8 oranında azalarak 19,7 milyar dolar, yurt dışı yerleşik bankaların mevduatı da yüzde 7,4 oranında artışla 18,1 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Ayrıca, yurt dışı yerleşiklerin TL cinsinden mevduatları geçen yıl sonuna göre yüzde 9,1 oranında artışla 14,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları, 2022 yıl sonuna göre yüzde 3,1 oranında azalarak 47,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Borçlu bazında incelendiğinde, tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu 2022 yıl sonuna göre yüzde 10,2 oranında artarak 31,8 milyar dolar olurken, özel sektörün kısa vadeli dış borcu yüzde 1,8 oranında azalarak 85,7 milyar dolar oldu.

Alacaklı bazında incelendiğinde, özel alacaklılar başlığı altındaki parasal kuruluşlara olan kısa vadeli borçlar yıl sonuna göre yüzde 23,6 oranında artarak 91,7 milyar dolar, parasal olmayan kuruluşlara olan borçlar yüzde 5,0 oranında azalarak 70,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

2022 yıl sonunda 676 milyon dolar olan kısa vadeli tahvil ihraçları, 2023 Eylül sonu itibarıyla 978 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde resmi alacaklılara olan kısa vadeli borçlar 270 milyon dolar olarak gerçekleşti.

2023 Eylül sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu yüzde 49,4’ü dolar, yüzde 23,5’i Euro, yüzde 9,9’u TL ve yüzde 17,2’si diğer döviz cinslerinden oluşmuştur.

2023 Eylül sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 211,0 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti

Söz konusu stokun 16,2 milyar dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluştu. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün yüzde 20,5, Merkez Bankası’nın yüzde 21,7,  özel sektörün ise yüzde 57,8 oranında paya sahip olduğu gözlemlendi.

Paylaşın

Merkez Bankası, Yıl Sonu Dolar Kuru Beklentisini 30 Liraya Çekti

Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu dolar kuru beklentisini 30,05 liradan 30,00 liraya çekti. Banka, ekim ayında yüzde 68,01 olan yıl sonu enflasyon beklentisini ise kasım ayında yüzde 67,23’e indirdi.

Haber Merkezi / Banka, cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisini yüzde 33,22’den yüzde 37,71, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisini ise yüzde 33,68’den yüzde 37,80 yükseltti.

Merkez Bankası ekim ayında yüzde 4,1 olan yıl sonu büyüme tahminini kasım ayında da yüzde 4,1 olarak belirledi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), 2023 yılı kasım ayı “Piyasa Katılımcıları Anketi” sonuçlarını açıkladı.

Buna göre; Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 68,01 iken, bu anket döneminde yüzde 67,23 olurken, 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 45,28 iken, bu anket döneminde yüzde 43,94 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 25,82 ve yüzde 25,09 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 33,22 iken, bu anket döneminde yüzde 37,71 olurken, TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 33,68 iken, bu anket döneminde yüzde 37,80 oldu.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 30,05 TL iken, bu anket döneminde 30,00 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 38,64 TL iken, bu anket döneminde 39,62 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde ve bu anket döneminde yüzde 4,1 olarak gerçekleşti. GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 3,4 iken, bu anket döneminde yüzde 3,3 oldu.

Paylaşın