Özel Sektörün Yurt Dışı Kredi Borcu 163,4 Milyar Dolar

Şubat sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu 163,4 milyar ABD doları olurken, borcun 153,9 milyar doları uzun vadeli; 9,5 milyar doları (ticari krediler hariç) kısa vadeli.

Haber Merkezi / 153,9 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 58,5’inin dolar, yüzde 35,4’ünün euro, yüzde 2,2’sinin lira ve yüzde 3,9’unun ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu ve 9,5 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 45,3’ünün dolar, yüzde 28’nin euro, yüzde 21,8’inin lira ve yüzde 4,9’unun diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu Gelişmeleri Şubat 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Şubat sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2023 yıl sonuna göre 394 milyon doları azalarak 163,4 milyar dolar oldu. Vadeye göre incelendiğinde, 2023 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 782 milyon dolar azalarak 153,9 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 389 milyon dolar artarak 9,5 milyar doları düzeyinde gerçekleşti.

Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 126 milyon doları arttığı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 1,0 milyar dolar artışla 15,8 milyar doları seviyesinde gerçekleşti.

Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 152 milyon dolar azalmış, tahvil stoku ise 27 milyon doları azalarak 1,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmalarının 1,4 milyar dolar azaldığı, tahvil stokunun ise 18 milyon doları azalarak 10,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, 2023 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 16 milyon dolar azalışla 4,5 milyar dolar; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 313 milyon dolar azalışla 1,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, Şubat sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 1,3 milyar dolar azalarak 106,1 milyar doları olarak gerçekleşti. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 354 milyon dolar azalarak 7,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 153,9 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 58,5’inin doları, yüzde 35,4’ünün euro, yüzde 2,2’sinin lira ve yüzde 3,9’unun ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu ve 9,5 milyar doları tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 45,3’ünün dolar, yüzde 28,0’ının euro, yüzde 21,8’inin lira ve yüzde 4,9’unun diğer döviz cinslerinden oluştu.

Sektör dağılımı incelendiğinde, şubat sonu itibarıyla, 153,9 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 37,8’ini finansal kuruluşların, yüzde 62,2’sini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu. Aynı dönemde, 9,5 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 73,1’ini finansal kuruluşların, yüzde 26,9’unu ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, şubat sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 49,7 milyar  doları tutarında oldu.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Swap Hariç Net Rezervleri Eksi 57 Milyar Dolar

Merkez Bankası’nın (TCMB), 12 nisan ile biten haftada, swap hariç net rezervleri eksi 65,5 milyar dolara geriledi. Bankanın brüt rezervleri ise 126,9 milyar dolar seviyesinde.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 12 nisan ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı.

Buna göre; Merkez Bankası’nın (TCMB) brüt rezervleri 128,4 milyar dolar oldu. Bir önceki hafta brüt rezervler 126,9 milyar dolar seviyesindeydi. Aynı haftada net rezerv ise 15,5 milyar dolardan 19,7 milyar dolara yükseldi.

Merkez Bankası’nın (TCMB) swap hariç net rezervleri de eksi 57,05 milyar dolara geriledi. Bir önceki hafta swap hariç net rezervler eksi 65,5 milyar dolardı.

Ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre kur korumalı mevduatlarda toplam büyüklük 2,26 milyar lira geriledi. Toplam kur korumalı mevduat büyüklüğü 2,274 trilyon lira olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Cari Denge Şubat Ayında 3,27 Milyar Dolar Açık Verdi

Cari denge ocak ayında 2,52 milyar dolar açık verirken, şubat ayında 3,27 milyar dolar açık verdi. Böylelikle cari dengede 5,7 milyar dolarlık açık görülen temmuz ayından bu yana en yüksek açık rakamına ulaşıldı.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ödemeler Dengesi Gelişmeleri Şubat 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Şubat ayında cari işlemler hesabı 3 milyar 265 milyon doları açık kaydetti. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 2 milyar 106 milyon dolar fazla verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 4 milyar 751 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler 2 milyar 381 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 1 milyar 957 milyon dolar oldu. Birincil gelir dengesi ve ikincil gelir dengesi kalemleri sırasıyla 849 milyon dolar net çıkış ve 46 milyon dolar net çıkış kaydetti.

Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net çıkışlar 142 milyon dolar olarak kaydedildi. Portföy yatırımları 4 milyar 415 milyon dolar tutarında net giriş kaydetti. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 136 milyon dolar net satış ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında 98 milyon dolar net alış yaptığı görüldü.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak; bankalar, Genel Hükümet ve diğer sektörler sırasıyla 2 milyar 659 milyon dolar, 3.000 milyon dolar ve 500 milyon dolar net borçlanma gerçekleşti. Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 1 milyar 696 milyon dolar net artış kaydetti.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 220 milyon dolar net artış ve Türk lirası cinsinden 274 milyon dolar net azalış olmak üzere toplam 54 milyon dolar net azalış kaydetti.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, bankalar ve diğer sektörler sırasıyla 115 milyon dolar ve 265 milyon dolar net kullanım, Genel Hükümet ise 138 milyon dolar net geri ödeme gerçekleştirdi. Resmi rezervlerde bu ay 6 milyar 230 milyon dolar net azalış oldu.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Hükümete Açık Mektup: Gerekli Adımlar Atılacak

Mehmet Şimşek’e “Açık Mektup” gönder Merkez Bankası (TCMB), mektubunda, asgari ücretin yılda bir kez güncellenmesi, yönetilen/yönlendirilen fiyatlar ile ücret ve vergi ayarlamalarında OVP’de sunulan enflasyon tahminlerinin gözetilmesinin önem taşıdığı belirtildi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB), mektubunda, hizmet enflasyonundaki katılığın, enflasyon beklentilerinin, jeopolitik risklerin ve gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki riskleri canlı tuttuğunu bildirdi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) hükümet adına Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e “Açık Mektup” gönderdi. Merkez Bankası’nın mektubu şu şekilde:

“1211 sayılı Merkez Bankası Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca, enflasyon hedefine ulaşılamaması halinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) hedeften sapmanın nedenlerini ve alınması gereken önlemleri Hükümet’e yazılı olarak bildirmesi ve kamuoyuna açıklaması gerekmektedir.

2023 yılı enflasyonu, hedef etrafında konulan belirsizlik aralığının belirgin şekilde üzerinde gerçekleşmiştir. Bu metin, enflasyonun hedeften sapmasının nedenleri ile hedefe ulaşmak için alınan ve alınması gereken önlemleri açıklamaktadır.

Bu belgeyle birlikte, 2023 yılında enflasyon üzerinde etkili olan unsurlara dair analiz ve değerlendirmeleri de içeren 2024 yılının ilk “Enflasyon Raporu” ile kısa ve orta vadede enflasyon hedefine ulaşmak için uygulanacak para politikasını daha detaylı olarak açıklayan “2024 Yılı Para Politikası” metni ekte bilgilerinize sunulmaktadır. 2022 yılı sonunda yüzde 64,3 olan yıllık tüketici enflasyonu, 2023 yılının ilk yarısında baz etkilerine ek olarak döviz kurundaki yatay seyir, düşen yabancı para cinsi ithalat fiyatları ve enerji sübvansiyonlarının etkisiyle gerilemiştir. Böylece, haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 38,2 olarak gerçekleşmiştir.

Diğer taraftan, parasal koşulların etkisiyle kredi büyümesinde gözlenen yüksek oranlı artışlar, ücret güncellemeleri ve hane halkına yapılan transferler yılın ilk yarısında enflasyon üzerinde talep yönlü unsurların etkisini belirgin hale getirmiştir. Söz konusu gelişmeler, enflasyondan korunma saiki ile cari açığın altın ve tüketim malı ithalatı kanalıyla yükselmesine neden olmuş ve finansal piyasalarda belirsizliği artırmıştır.

Ayrıca şubat ayında yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin, konut piyasası başta olmak üzere mal, hizmet ve iş gücü piyasalarında oluşturduğu arz-talep dengesizlikleri ile yeniden inşa faaliyetlerinin kamu maliyesi üzerindeki kısa ve orta vadeli etkileri enflasyon üzerindeki baskıları artırmıştır. Bu gelişmeler, fiyatlama davranışlarını olumsuz etkileyerek, yılın ilk yarısında gerileyen enflasyonun ikinci yarıda artmasına zemin oluşturmuştur.

“Parasal sıkılaştırma ayrıca, seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma adımları ile desteklenmiştir”

2023 yılı haziran ayında Para Politikası Kurulu (Kurul), dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için güçlü bir parasal sıkılaştırma sürecinin başlatılmasına karar vermiştir. Bu çerçevede, haziran-aralık döneminde politika faizi toplamda 34 puan artırılarak yüzde 8,5 düzeyinden yüzde 42,5’e yükseltilmiştir. Parasal sıkılaştırmayla eşanlı olarak, makroihtiyati çerçevede, piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracak ve makro finansal istikrarı güçlendirecek şekilde sadeleşmeye gidilmiştir. Parasal sıkılaştırma ayrıca, seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma adımları ile desteklenmiştir.

2023 yılının üçüncü çeyreğinde, yurt içi talepte süregelen güçlü seyrin birikimli etkileri, vergi ayarlamaları, döviz kuru gelişmeleri, ücret artışları, hizmet enflasyonundaki katılık ve ham petrol fiyatlarındaki ani yükseliş enflasyon dinamiklerinde etkili olmuştur. Ayrıca tüm bu gelişmelerin kısa bir süre zarfında aynı anda gerçekleşmesinin fiyatlama davranışlarında oluşturduğu ilave bozulma sebebiyle de enflasyon yükselmiştir.

Bu gelişmeler çerçevesinde enflasyon, haziran-eylül ayları arasında 23,3 puan artarak yüzde 61,5 seviyesine ulaşmıştır. Bu artışın 4,7 puanı, vergi dahil kur etkisi hariç olmak üzere, akaryakıt fiyatlarındaki gelişmelerden; 3,8 puanı döviz kurundaki yükselişten; 2,8 puanı akaryakıt haricindeki vergi artışlarından kaynaklanmıştır. Ücret artışı ve talebin halen oldukça güçlü olduğu bu dönemde, şokların bir arada gerçekleşmesinin fiyatlama davranışında oluşturduğu ilave bozulmanın ise enflasyon üzerinde 10,0 puan artırıcı yönde etkisi olmuştur. Bunların dışındaki faktörlerin etkisi ise toplamda 2,0 puan ile sınırlı kalmıştır.

Parasal sıkılaştırmanın ilk etkileri finansal koşullar üzerinde gözlenmiş, kısmen talep koşullarına da yansımaya başlamıştır. Yılın ikinci yarısında, dış finansman koşullarının belirgin şekilde iyileştiği, rezervlerin istikrarlı artış kaydettiği, talep koşullarının cari işlemler açığına yansıyacak şekilde güç kaybetmeye başladığı, Türk lirası mevduat payının yükseldiği, Türk lirası varlıklara yurt içi ve yurt dışı talebin güçlenerek arttığı gözlenmiştir. Tüm bu gelişmeler para politikasının etkinliğine katkıda bulunmuştur.

Yılın son çeyreği özelinde bakıldığında, parasal sıkılaştırma sürecinin finansal koşullar ve iç talep üzerindeki etkileriyle tüketici yıllık enflasyonu 3,2 puan ile sınırlı bir oranda yükselmiş, bu etkinin 2,4 puanlık önemli kısmı doğal gaz tüketiminin artmasıyla birlikte hanelerin bedelsiz kullanım sınırını aşmasına bağlı yukarı yönlü mekanik etkiden kaynaklanmıştır. Bu dönemde enflasyonun ana eğilimi de gerileme kaydetmiştir. Fiyatlama davranışları, özellikle dayanıklı mal gruplarında olmak üzere, öncelikle temel mallarda görece daha kuvvetli düzelme işaretleri göstermiştir. Hizmet enflasyonu katılık gösterse de talep ve maliyet koşullarına daha duyarlı olan ulaştırma ve yemek hizmetleri enflasyonunda da eğilim son çeyrekte yavaşlamıştır.

Konut fiyatlarında süregelen aşırı artışlar ise yerini enflasyonun altında kalan bir aylık yükselişe bırakmış, öncü göstergeler yeni kiralık ilan fiyat artışlarında yavaşlamaya işaret etmiştir. Takip edilen çekirdek, istatistiksel ve model-bazlı göstergeler, yılın son çeyreği boyunca enflasyon ana eğiliminin yavaşladığına işaret etmiştir. Böylelikle, 2023 yılsonu enflasyonu yüzde 64,8 ile yılın son Enflasyon Raporu’nda paylaşılan tahmin aralığının orta noktasına yakın gerçekleşmiştir. Son çeyrek gelişmeleri, enflasyon üzerinde etkili olan unsurlarda parasal sıkılaştırmaya bağlı olarak kademeli bir geri çekilme yaşandığını ortaya koymuştur.

Bu dönemde, dış finansman koşulları, rezervlerdeki güçlenme, cari dengedeki iyileşme ve Türk lirası varlıklara talep, döviz kuru istikrarına ve para politikasının etkinliğine katkıda bulunmuştur. 2023 sonu itibarıyla Türk lirası mevduatın payı, yıl içinde gerilediği yüzde 32 seviyesinden yüzde 42’nin üzerine çıkmış, tüketici kredileri yıllık büyümesi tepe noktası olan yüzde 60’tan yüzde 40’ın altına, 12 aylık birikimli altın ve tüketim malı ithalatı yıllık büyümesi ise tepe noktası olan yüzde 125’ten yüzde 53’e gerilemiştir. Kurul 2024 yılına girildiğinde, politika faizini ocak toplantısında yüzde 45’e yükseltmiş, şubat ayında ise parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkileri ve parasal aktarımı destekleyen diğer politika adımlarını da göz önünde bulundurarak sabit tutmuştur.

Mart ayına gelindiğinde ise, aylık enflasyonun ana eğilimi öngörülenden yüksek gerçekleşmiş, yakın döneme ilişkin göstergeler yurt içi talepte dirençli seyrin sürdüğüne işaret etmiştir. Bu bağlamda Kurul, enflasyon görünümündeki bozulmayı dikkate alarak Mart ayı toplantısında politika faizini yüzde 50 düzeyine yükseltmiştir.

Ayrıca, operasyonel çerçevede değişikliğe giderek, Merkez Bankası gecelik vadede borçlanma ve borç verme oranlarının bir hafta vadeli repo ihale faiz oranına kıyasla -/+ 300 baz puanlık bir marj ile belirlenmesine karar vermiştir.

Operasyonel çerçevedeki değişiklik, faiz oranlarının geldiği yüksek seviye göz önünde bulundurularak yapılan teknik bir düzeltme olup bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı temel politika faizi olarak kullanılmaya devam edilecektir. TCMB aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşunu sürdürecektir. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruşun; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşüreceği ve dezenflasyonu 2024 yılının ikinci yarısında tesis edeceği öngörülmektedir.

“TCMB’nin temel amacı ve önceliği fiyat istikrarını sağlamaktır”

TCMB’nin temel amacı ve önceliği fiyat istikrarını sağlamaktır. Para politikası bu amaç doğrultusunda oluşturulacaktır. Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı politika faiz oranı olmayı sürdürecek, kredi büyümesi ve mevduat faizinde öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda ise parasal aktarım mekanizmasını destekleyecek politika adımları atılmaya devam edilecektir. 2024 Para Politikası metninde belirtildiği gibi, enflasyonun gelecek dönemdeki seyri konusunda iktisadi birimlere rehberlik etmesi öngörülen göstergeler, kısa vadede enflasyon tahminleri, orta vadede ise enflasyon hedefidir.

Bu çerçevede, para politikası enflasyonu geriletecek ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirlenmeye devam edilecektir. Parasal duruşun sürdürülmesi ile enflasyonun 2024 yılı sonunda yüzde 36 olarak gerçekleşeceği, 2025 yılı sonunda yüzde 14 ve 2026 yılı sonunda ise yüzde 9 seviyesine geriledikten sonra yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağı öngörülmektedir. Hizmet enflasyonundaki katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyon üzerindeki riskleri canlı tutmaktadır.

Dezenflasyon sürecinde para ve maliye politikalarının eş güdümü büyük önem arz etmekte olup öngörülebilirliğin artmasını sağlayan Orta Vadeli Program (OVP, 2024-2026) ile somutlaşmış olan kamu politikalarına dair varsayımlar TCMB’nin enflasyon tahminlerine yansıtılmıştır. Bu kapsamda, asgari ücretin yılda bir kez güncellenmesi, yönetilen/yönlendirilen fiyatlar ile ücret ve vergi ayarlamalarında OVP’de sunulan enflasyon tahminlerinin gözetilmesi ve para politikasındaki sıkı duruşun ihtiyatlı maliye politikası ile desteklenmesi, öngörülen dezenflasyon patikasının tesis edilmesi açısından kritik bir önem taşımaktadır.

OVP kapsamında ilan edilen fiyat istikrarı ve finansal istikrarı destekleyici diğer tedbirlerin de dezenflasyon sürecine katkı vermesi beklenmektedir. OVP’de ilan edilen orta vadeli hedeflere dezenflasyon patikasıyla uyumlu olacak şekilde bağlı kalınması, fiyat istikrarının tesis edilmesinde kritik rol oynayacaktır. Diğer taraftan, enflasyondaki katılık ve oynaklıkları azaltacak yapısal reformlara devam edilmesi ve arz kapasitesini geliştirecek teknolojik ve dijital dönüşümün desteklenmesi, fiyat istikrarına ve dolayısıyla toplumsal refaha orta ve uzun vadede olumlu katkıda bulunacaktır.

Bu kapsamda TCMB, yapısal unsurları analiz etmeye, ilgili politika önerileri geliştirmeye ve enflasyonla mücadelenin önemi konusunda ilgili paydaşlar ve kamuoyu nezdinde farkındalık oluşturmaya yönelik çalışmalarına devam edecektir.”

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Swap Hariç Net Rezervleri Tarihi Dip Seviyede

Merkez Bankası’nın (TCMB), 29 mart ile biten haftada, swap hariç net rezervleri eksi 65,5 milyar dolara yükseldi. Bankanın brüt rezervleri ise 123,1 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 29 mart ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı.

Buna göre, Merkez Bankası’nın brüt rezervleri 123,1 milyar dolar, net rezervi ise 15,5 milyar dolar seviyesine geriledi. Bankanın swap hariç net rezervleri ise eksi 65,5 milyar dolar oldu.

Öte yandan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, tüketici kredilerinin tutarı, 29 Mart itibarıyla 11 milyar 696 milyon lira artışla 1 trilyon 623 milyar 501 milyon liraya yükseldi. Söz konusu kredilerin 444 milyar 533 milyon lirası konut, 92 milyar 796 milyon lirası taşıt ve 1 trilyon 86 milyar 172 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 18 milyar 127 milyon lira artarak 1 trilyon 592 milyar 788 milyon liraya çıktı. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 4,1 artışla 1 trilyon 376 milyar 603 milyon liraya yükseldi. Bireysel kredi kartı alacaklarının 593 milyar 567 milyon lirasını taksitli, 783 milyar 36 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.

Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 29 Mart itibarıyla önceki haftaya göre 2 milyar 711 milyon lira artarak 197 milyar 543 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 160 milyar 897 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.

Ayrıca göre, geçen hafta rekor kıran ihtiyaç kredi faizleri ulaştığı yüzde 76”lık seviyeyi yüzde 86,2’ye taşıyarak veri tarihinin bir önceki haftadaki zirvesini yeniledi. 1-3 aylık lira mevduat faizi yüzde yüzde 59,5’ten yüzde 64,3’e çıkarken ticari kredi faizleri de yüzde 62,7’den yüzde 66,3’e çıktı.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Enflasyon Raporu: Çekirdek Enflasyon Vurgusu

Mart ayı enflasyon değerlendirme raporunu yayınlayan Merkez Bankası (TCMB), aylık bazda fiyat artışlarında hizmet, gıda ve temel malların öne çıkan gruplar olduğunu belirtti. 

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB), ücret etkisinin belirgin olduğu hizmet grubunda, aylık fiyat artışı bir miktar yavaşlasa da kira, eğitim ve haberleşme kalemleri öncülüğünde görece yüksek seyrettiğini vurguladı.

TCMB, değerlendirmesinde iç taleple ilgili yorumlar da dikkat çekti. TCMB “iç talep koşullarının dirençli seyri dayanıklı tüketim mallarında maliyet artışlarının fiyatlara geçişini kolaylaştırmıştır” ifadelerini kullandı. Bankanın değerlendirmesine göre gıda fiyatlarındaki aylık artışı kırmızı et öncülüğünde işlenmemiş gıda fiyatları sürüklerken, işlenmiş gıda grubundaki zayıflama dikkat çekti.

Temel mal fiyat artışında döviz kuru etkileriyle dayanıklı mal grubunun öne çıktığını söyleyen Merkez Bankası (TCMB), enerji aylık enflasyonunun akaryakıt fiyatlarına paralel olarak önceki aylara kıyasla daha ılımlı bir seyir izlediğini ifade etti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), mart ayına ilişkin “Aylık Fiyat Gelişmeleri” raporunu yayımladı. Raporda şu ifadelere yer verildi:

“Mart ayında tüketici fiyatları yüzde 3,16 oranında yükselmiş ve yıllık enflasyon 1,43 puan artarak yüzde 68,50 olmuştur. B ve C endekslerinin yıllık değişim oranları sırasıyla 1,58 ve 2,32 puan artarak yüzde 71,89 ve yüzde 75,21 olarak gerçekleşti. Bu dönemde doğal gazın aylık tüketici enflasyonuna mekanik etkisi geçen ay olduğu gibi (0,02 puan) oldukça sınırlı kaldı.

Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, bir önceki aya göre temel mallar, hizmet, enerji ve gıda gruplarının katkıları sırasıyla 0,71; 0,62; 0,09 ve 0,01 puan arttı. Öte yandan, alkol-tütün-altın grubunun katkısı geçen ay ile kıyaslandığında değişmedi.

Mevsimsellikten arındırılmış verilerle incelendiğinde, B ve C endekslerinin aylık artışları bir önceki aya kıyasla bir miktar geriledi. Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan temel mal grubunda şubat ayına kıyasla bir miktar güçlenirken, işlenmiş gıdada belirgin olmak üzere işlenmiş gıda ve hizmet gruplarında yavaşlama kaydedildi.

Hizmet fiyatları artışı mart ayında yüzde 4,20 ile yavaşlamaya devam etmekle beraber kuvvetli seyretmiş, grup yıllık enflasyonu 2,12 puan artışla yüzde 96,48 oldu. Aylık bazda ulaştırma grubu fiyatları sınırlı bir miktar gerilerken diğer alt gruplarda belirgin fiyat artışları gözlendi. Yıllık enflasyon ulaştırma alt grubunda gerilerken lokanta-otelde görece yatay seyretmiş, diğer alt gruplarda ise yükseldi.

Kiralar aylık bazda yüzde 6,33, haberleşme hizmetleri ise telefon görüşme ile internet ücretleri kaynaklı olarak yüzde 6,63 oranında artarak yüksek artış eğilimini sürdürdü. Kira alt grubunda yıllık enflasyon 3,02 puan artışla yüzde 123,95’e ulaştı. Diğer hizmetler alt grubunda, eğitim ve sigorta fiyatları öne çıktı. Özellikle eğitim hizmetlerinde aylık fiyat artışı özel okul ücretleri kaynaklı olarak şubat ayında olduğu gibi yüksek bir artış (yüzde 13,08) kaydetmiş ve bu grupta yıllık enflasyon yüzde 104,07 oldu.

Gıda fiyatları ile asgari ücret gelişmelerinin etkilediği lokanta-otel alt grubunda aylık artış oranı yüzde 3,95 ile önceki aya kıyasla yavaşladı. Ulaştırma hizmetleri fiyatı karayolu ile şehirlerarası yolcu taşımacılığı (yüzde -8,36) ve havayolu ile yolcu taşımacılığı (yüzde -0,94) fiyatlarındaki düşüşler neticesinde aylık bazda sınırlı oranda gerileyerek hizmetlerin diğer alt gruplarından ayrıştı.

Temel mal grubu yıllık enflasyonu 2,46 puan artışla yüzde 56,46 olarak gerçekleşti. Mart ayında yıllık enflasyon tüm alt gruplarda artış kaydedildi. Dayanıklı mal (altın hariç) fiyatları yüzde 3,04 oranında artmış, alt grup yıllık enflasyonu 2,13 puan artışla yüzde 61,11 oldu. Dirençli seyreden yurt içi talep ve döviz kuru gelişmelerinin etkilerinin hissedildiği dayanıklı mal grubunda mobilya sektörü fiyat artışları (yüzde 5,06) ile öne çıkarken bunu elektrikli ve elektriksiz ev aletleri (yüzde 3,00) ile otomobil kalemi (yüzde 2,53) izlendi.

Diğer temel mallar alt grubunda fiyatlar yüzde 2,72 oranında yükselmiş, yıllık enflasyon 0,30 puan artışla yüzde 55,25 seviyesine ulaştı. Alt grup aylık enflasyonunda kişisel bakım ürünleri ile konutun bakım ve onarımı ön plana çıktı. Mart ayında giyim ve ayakkabı fiyatları bir önceki yılın aynı dönemindeki düşüşün aksine aylık yüzde 2,61 oranında artmış, alt grup yıllık enflasyonu 6,73 puanlık artışla yüzde 49,12’ye yükseldi.

Enerji fiyatları mart ayında yüzde 1,39 oranında yükselmiş, grup yıllık enflasyonu 1,37 puan artarak yüzde 37,32 seviyesinde gerçekleşti. Türk lirası cinsi petrol fiyatlarındaki gelişmelerle akaryakıt fiyatları yüzde 1,70 oranında arttı. Tüp gazda fiyat artışları yüzde 7,06 ile önceki aya kıyasla güçlenirken, diğer kalemlerde fiyatlar ılımlı bir seyir izledi.

Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatları mart ayında yüzde 3,40 oranında artmış, yıllık enflasyon 0,71 puan düşerek yüzde 70,41 seviyesine geriledi. Yıllık enflasyon işlenmemiş gıdada yataya yakın bir seyirle yüzde 84,14 oranında gerçekleşirken, işlenmiş gıdada 1,45 puan düşüşle yüzde 58,97 oldu. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, bir önceki ay sebze fiyatları öncülüğünde artan taze meyve sebze fiyatları bu ay ılımlı seyretti. Diğer işlenmemiş gıda grubunda kırmızı ve beyaz et fiyatlarındaki artış önemli ölçüde güçlenerek bu grupta izlenen yüksek aylık enflasyonda (yüzde 8,92) belirleyici oldu.

Böylelikle, işlenmemiş gıda aylık enflasyonu yüzde 5,57 oranında gerçekleşti. İşlenmiş gıda grubu aylık enflasyonu ise yüzde 1,39 ile önemli ölçüde yavaşlarken, kırmızı et fiyatlarının etkilediği işlenmiş et ürünlerinde yüksek artışlar devam etti. Yurt içi üretici fiyatları mart ayında yüzde 3,29 oranında artmış, yıllık enflasyon düşük bazın da etkisiyle 4,18 puan yükselerek yüzde 51,47 oldu.

Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, enerji alt grubunda fiyatlar aylık bazda ılımlı seyrederken enerji dışındaki gruplar aylık yüzde 3,4-4,3 bandında artışlar gösterdi. Aylık fiyat gelişmeleri sektörler bazında incelendiğinde, fiyat artışlarının genele yayıldığı izlenirken, metal cevherleri, diğer mamul eşyalar, basım ve kayıt hizmetleri, tekstil, gıda, kauçuk ve plastik ürünleri ile motorlu kara taşıtları öne çıkan alt gruplar oldu.”

Paylaşın

Merkez Bankası Faiz Arttırdı; Kur Neden Düşmüyor?

Şubat ayında politika faizini yüzde 45’te sabit tutan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), mart ayında ise politika faizini 500 baz puan birden artırarak yüzde 50’ye yükseltti.

Peki, Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz artırma kararına rağmen rezervler neden artmadı, kur neden düşmedi?

Ekonomim yazarı Burcu Aydın Özüdoğru bu konuyu köşesine taşıdı. Özüdoğru’nun konuyla ilgili yazısı şöyle:

“Bu konuda önemli bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyorum ve ilk önce, soruya soruyla karşılık vermek istiyorum: Merkez Bankası geçtiğimiz hafta faiz artışına gitmemiş olsaydı bu hafta rezerv ve kur üzerindeki baskı ne durumda olurdu?

Rezervler/kur üzerindeki baskı, bir sonraki Para Politikası Kurulu karar tarihi olan 3 Mayısa kadar sürdürülebilir miydi?

Cevap hayır ise neden Merkez Bankası’nın geçtiğimiz hafta neden 500 (+/-300) puanlık bir faiz artışına gittiğini anlamış olmalıyız. Daha da net anlaşılması için bu kararın sistem üzerinde birikmiş yüksek düzeydeki stresi azaltma konusunda atılan kritik bir karar olduğunun altını çizelim.

Yazıya kur/rezerv/enflasyon patikasında bizleri neler bekliyor sorusuyla devam edelim. Merkez Bankası’ndan gelen faiz artışı gerek TL mevduatları cazip kılma gerekse yurt dışından portföy girişini desteleme adına çok önemli bir karar oldu.

Ancak 22 Mart haftası itibarıyla $284 milyar seviyesinde olan toplam yabancı para ve KKM mevduatların TL varlıklara dönmesi zaman alacaktır. Benzer şekilde yabancıların portföy akımlarının da zaman içinde artan düzeylere ulaşmasını beklemeliyiz.

Turizm kaynaklı döviz girişinin düşük, yabancı para ödeme ihtiyacının yüksek olduğu bir dönemde kur ve rezerv üzerinde hızlı bir iyileşme beklemek gerçekçi olmayacaktır. Ayrıca TL varlıklara olan ilgi döviz kurunu rahatlatacak olacaksa da tarihi dip düzeylere düşen rezervleri (swap ve kamu mevduatları hariç) iyileştirme ihtiyacı, nominal döviz kurundaki değer kaybının izleyen aylarda da devam edeceğini bize söylüyor.

Peki, tek başına Merkez Bankası faiz artışı, yukarıda bahsettiğim zaman içinde liralaşma senaryosu için yeterli mi? Hayır.

Bu senaryonun gerçekleşmesi için ekonomik aktörlerin güveninin tesis edilmesi; dolayısıyla ekonomik ve yapısal politikaların bu süreci desteklemesi gerekiyor.

Bugünlerde IMF Başkanı Georgieva’nın da gündeminde olduğu üzere; kurumsal bağımsızlık, enflasyon ve uzun vadeli sürdürebilir ekonomik büyüme için kritik öneme sahip. IMF ekonomistlerinden L. I. Jacome ve S. Pienknagura (2022) tarafından yapılan çalışmaya göre, bağımsızlık değerlerinin yüksek olduğu ülkelerde hane halklarının enflasyon beklentileri düşük enflasyonu destekliyor.

Dolayısıyla ekonomi politikası konusunda kamuoyu güvenini sağlamak adına ilk önce kurumsal bağımsızlığı ve hesap verebilirliği tesis edecek düzenleme ve uygulamaları hızlı bir şekilde hayata geçirmemiz gerekiyor.

Eş zamanlı olarak, kamu maliyesinin de genişleyici bir çerçeveden çıkarak Merkez Bankasının yürüttüğü para politikasıyla uyumlu bir yapıda yeniden şekillenmesi gerekiyor. Ancak bu hiç de kolay bir süreç değil. Kamu maliyesinin sırtında Kahramanmaraş Merkezli deprem bölgesinin yeniden inşa edilmesi, kamu personeli, sosyal güvenlik sistemi, faiz, başta İstanbul olmak üzere binaların afetlere karşı güçlendirilmesi gibi birçok harcama yükü var.

Maliye politikalarının yanı sıra yapısal politikaların da fiyat istikrarı için önemli olan gıda, tarım, işgücü ve eğitim gibi alanlardaki katılıkları çözmesi gerekiyor. Özetle; belirtiğim tüm bu alanlarda koordineli ve etkin politikaların uygulanması halinde enflasyonun hedefe, rezervlerin de uluslararası kabul gören yeterlilik seviyelerine ulaştığını görebiliriz.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Swap Hariç Net Rezervi Eksi 65,1 Milyar Dolar

Merkez Bankası’nın (TCMB), swap hariç net rezervi eksi 65,1 milyar dolara yükseldi. Öte yandan Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları ise 2,28 trilyon liraya geriledi.

Haber Merkezi / Ayrıca, tüketici kredileri, 1 trilyon 522 milyar 179 milyon 816 bin lira olurken, taksitli ticari krediler  1 trilyon 438 milyar 4 milyon 168 bin liraya yükseldi. Kredi kartları bakiyesi ise 1 trilyon 754 milyar 731 milyon 217 bin liraya çıktı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 22 mart ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı.

Buna göre, Merkez Bankası’nın brüt rezervleri 123,8 milyar dolar, net rezervi ise 15,2 milyar dolar seviyesine geriledi. Bankanın swap hariç net rezervleri ise eksi 65,1 milyar dolar oldu.

Öte yandan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları aynı hafta 7,2 milyar TL düşüşle 2,28 trilyon TL’ye geldi.

Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarında geçen hafta yaşanan düşüş Ekim ayından bu yana kaydedilen en yavaş gerileme oldu.

Ayrıca, bankalarındaki tüketici kredileri, 22 mart ile biten haftada 1 trilyon 522 milyar 179 milyon 816 bin lira oldu. Taksitli ticari krediler 1 trilyon 438 milyar 4 milyon 168 bin liraya yükselirken, kredi kartları bakiyesi ise 1 trilyon 754 milyar 731 milyon 217 bin liraya çıktı.

Mevduat bankalarındaki tüketici kredilerinin 399 milyar 271 milyon 701 bin lirası konut, 69 milyar 444 milyon 184 bin lirası taşıt ve 1 trilyon 53 milyar 463 milyon 931 bin lirası diğer kredilerden oluştu.

Paylaşın

Ticari Kredi Faizleri Yüzde 75’e Dayandı: Krediler Üst Yönetime Soruluyor

Bankacılık sektörü kaynaklarının verdiği bilgiye göre bazı bankalarda yüzde 52 seviyesinde olan ticari kredi faizi yeni haftaya yüzde 59 seviyesinden başladı. Bu 7 puanlık artış neredeyse bir haftada ticari kredi faizinin yüzde 13,5 artışa uğradığını gösteriyor.

Bazı bankaların internet sitelerinde yer alan bilgilere göre ise ticari kredi faizinde yüzde 75’e kadar çıkan oranlar göze çarpıyor. Bankacılık sektörü kaynakları ortalamada ise yüzde 59-65 arasında ticari kredi faizleri ağırlıklı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) sürpriz faiz kararının piyasalara yansımaları sürüyor. Karar sonrası ihtiyaç ve ticari faizlerinde sert yükselişler yaşandı.

Ekonomi Gazetesi’nde yer alan habere göre, bankacılık sektörü yeni haftaya tüm kredi kanallarında faiz artışıyla başladı. Merkez Bankası’nın geçen haftaki 500 baz puanlık faiz artırımı kredi faiz oranlarına hemen yansıdı.

Bankalar ihtiyaç kredi faizlerini 40-200 baz puan arasında yükseltirken, ticari kredi faizlerinde de 700 baz puanlık artırımlar gerçekleşti. İhtiyaç kredisinde aylık yüzde 6 seviyeleri, ticari kredi faizinde ise yıllık yüzde 59-75 seviyeleri artık normalleşti.

Ticari kredi faizi 75’e çıkıyor

Bankacılık sektörü kaynaklarının verdiği bilgiye göre bazı bankalarda yüzde 52 seviyesinde olan ticari kredi faizi yeni haftaya yüzde 59 seviyesinden başladı. Bu 7 puanlık artış neredeyse bir haftada ticari kredi faizinin yüzde 13,5 artışa uğradığını gösteriyor.

Bazı bankaların internet sitelerinde yer alan bilgilere göre ise ticari kredi faizinde yüzde 75’e kadar çıkan oranlar göze çarpıyor. Bankacılık sektörü kaynakları ortalamada ise yüzde 59-65 arasında ticari kredi faizleri ağırlıklı.

Bankacılık sektörü kaynaklarının verdiği bilgiye göre bankalarda üst yönetimlerinin uyguladığı kısıtlar da bulunuyor. Bazı bankalarda 500 bin-1 milyon arası ticari kredi talepleri banka üst yönetimine sorulmadan onaylanamazken, en fazla 200-300 milyon lira seviyesinde kredilere şubeler karar verebiliyor.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Rezervlerinde Düşüş Devam Ediyor

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplam rezervleri geçen hafta yaklaşık 4.1 milyar dolar azalışla 123.8 milyar dolara geriledi. Bankanın swap hariç net rezervin ise 65 milyar dolar civarına geriledi.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre; Reuters’ın hesaplamalarına başvurduğu dört bankacı bir önceki hafta 19.6 milyar dolar olarak açıklanan net rezervlerde 22 Mart haftasında 4.4-4.6 milyar dolar bandında düşüş gerçekleştiğini hesapladı. Buna göre net rezerv yaklaşık 15.1 milyar dolara gerilemiş olacak.

TCMB geçen hafta piyasalarda sürpriz etkisi yaratan 500 baz puan faiz artışına gitti. Bankacılar verilerin ayrıntılarına bakıldığında rezerv kayıplarının neredeyse tamamının haftanın ilk üç günü yani TCMB faiz kararı öncesi gerçekleştiğine dikkat çektiler.

Swap hariç net rezervler eksi 65 milyar dolar

Bankacıların hesaplamalarına göre TCMB toplam rezervleri geçen hafta yaklaşık 4.1 milyar dolar azalışla 123.8 milyar dolara geriledi. Hesaplamalar, swap hariç net rezervin ise geçen hafta yaklaşık 5.5 milyar dolar azalışla eksi 65 milyar dolar civarına gerilediğini gösteriyor.

TCMB, döviz rezervini ihracatçıların gelirlerinin yüzde 40’ını almak başta olmak üzere çeşitli düzenlemeler katkısıyla düzenli olarak artırıyor. İhracat döviz gelirleri yılda 100 milyar dolarlık rezerv katkısı sağlıyor. Kur korumalı mevduattan dövize geçenler ile ithalat ödemeleri kaynaklı döviz talebi ise TCMB rezervlerine düşüş yönlü etki yaratan ana unsurlar.

Bunlara ek olarak son haftalarda rezervlerde düşüş yönünde, lokal döviz talebi ve enerji ithalatı gibi ödemeler dengesi kaynaklı dönemsel etkiler de görülüyor. TCMB’nin ihracat döviz alımları, ithalatçılara yaptığı döviz ödemeleri, kur korumalı mevduat (KKM) için yaptığı döviz ödemeleri ve kamuya satışları haftalık döviz alım-satımı olarak özetleniyor.

Bu işlemler 8 Mart haftasında döviz rezervlerinde 8.5 milyar dolar düşüş yaratırken, 15 Mart haftasındaki etki ise 5.5 milyar dolar olmuştu. Bankacılar geçen haftaki döviz alım satım farkını ise yaklaşık 5 milyar dolar hesaplanıyor. Bu kalemler geçen yıl Haziran-Aralık döneminde belirgin rezerv katkısı yaratmıştı.

Bankacılar verileri TCMB bilanço ve sektöre ilişkin öncü verilerden hesaplıyor. Resmi veri bu hafta perşembe günü saat 1430’da açıklanacak. TCMB konuya ilişkin yorum yapmadı.

Paylaşın