Kısa Vadeli Dış Borç 161,4 Milyar Dolara Yükseldi

Buna göre kısa vadeli dış borç stoku mart sonunda yüzde 8,7 artışla 161,4 milyar dolar oldu. Bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 8,2 artarak 66 milyar dolar olurken diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,4 artışla 56 milyar dolara yükseldi.

Haber Merkezi / Mart sonu itibariyle orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku ise 203,3 milyar dolar oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri Mart 2023 verilerini açıkladı. TCMB tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Mart sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stoku, 2022 yıl sonuna göre yüzde 8,7 oranında artışla 161,4 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 8,2 oranında artarak 66,0 milyar ABD doları olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,4 oranında artarak 56,0 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşti.

Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, 2022 yıl sonuna göre yüzde 1,3 oranında artarak 10,9 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 6,9 oranında artarak 21,7 milyar ABD doları, yurt dışı yerleşik bankaların mevduatı da yüzde 0,5 oranında artışla 16,9 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Ayrıca, yurt dışı yerleşiklerin TL cinsinden mevduatları geçen yıl sonuna göre %25,8 oranında artışla 16,5 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti.

Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları, 2022 yıl sonuna göre yüzde 1,2 oranında artarak 49,7 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti.

Borçlu bazında incelendiğinde, tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu 2022 yıl sonuna göre yüzde 9,9 oranında artarak 31,8 milyar ABD doları olurken, özel sektörün kısa vadeli dış borcu yüzde 4,0 oranında artarak 90,3 milyar ABD doları oldu.

Alacaklı bazında incelendiğinde, özel alacaklılar başlığı altındaki parasal kuruluşlara olan kısa vadeli borçlar yıl sonuna göre yüzde 13,7 oranında artarak 84,8 milyar ABD doları, parasal olmayan kuruluşlara olan borçlar yüzde 3,4 oranında artarak 75,6 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşti.

2022 yıl sonunda 676 milyon ABD doları olan kısa vadeli tahvil ihraçları, 2023 Mart sonu itibarıyla 904 milyon ABD doları olarak gerçekleşti. Aynı dönemde resmi alacaklılara olan kısa vadeli borçlar 45 milyon ABD doları olarak gerçekleşti.

2023 Mart sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu yüzde 46,0’ı ABD doları, yüzde 25,0’ı Euro, yüzde 11,5’i TL ve yüzde 17,5’i diğer döviz cinslerinden oldu.

2023 Mart sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 203,3 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşti.

Söz konusu stokun 17,1 milyar ABD dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluşmaktadır. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün %21,0, Merkez Bankası’nın yüzde 19,3,  özel sektörün ise yüzde 59,7 oranında paya sahip olduğu gözlendi.”

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Konut Fiyatları Yüzde 133 Arttı

Merkez Bankası’nın açıkladığı verilere göre; 2023 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 5,4 oranında artan konut fiyatları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 132,8 arttı.

Haber Merkezi / Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 127,3, 135,2 ve 133,4 oranlarında artış gösterdi.

Konut metrekare birim fiyatı İstanbul’da 33 bin 731, Ankara’da 16 bin 36, İzmir’de 25 bin 560 TL oldu.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Konut Fiyat Endeksinin (KFE) Mart ayı sonuçlarını açıkladı.

2023 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 5,4 oranında artan KFE, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 132,8, reel olarak ise yüzde 55,4 oranında arttı.

Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan KFE (2017=100), 2023 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 5,4 oranında artarak 809,3 seviyesinde gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 132,8 oranında artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 55,4 oranında artış gösterdi.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, 2023 yılı Mart ayında bir önceki aya göre, sırasıyla 4,7, 6,5 ve 6,1 oranlarında artış gözlendi.

Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 127,3, 135,2 ve 133,4 oranlarında artış gösterdi.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Döviz Stoku Dip Noktada: Eksi 72,7 Milyar Dolar

TCMB’nin toplam rezervlerindeki düşüş de geçtiğimiz hafta sürdü. Bankanın brüt rezervi geçen 800 milyon dolarlık düşüşle 114,1 milyar dolara, swap hariç net rezervi de 700 milyon dolarlık düşüşle -53,4 milyar dolara geriledi.

Swap dahil net rezerv ise geçtiğimiz hafta 0,4 milyar dolarlık artışla 6,8 milyar dolara yükseldi. Swap ve Hazine döviz mevduatı hariç TCMB’nin net döviz pozisyonu ise 10 Mayıs’ta -72,7 milyar dolarla tarihsel dip noktasına vardı.

Yılbaşından 5 Mayıs’a kadar olan dönemde brüt rezerv 14,7 milyar dolar, net rezerv 20,8 milyar dolar, swap hariç net rezerv 10 milyar dolar eksildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) kasadan altın satışları 9 haftadır artarak sürüyor. Bankanın brüt altın stoku rezervi bu dönemde 146,5 ton azaldı. Seçimlere doğru altın ithalatının kısıtlanması nedeniyle yurt içi altın talebi TCMB kasasından karşılanmıştı.

Sözcü Gazetesinin haberine göre, 3 Mart-5 Mayıs arasındaki son dokuz haftada bankanın brüt altın rezervi 146,5 ton düşüşle 697,5 tona, swap dahil net altın rezervi 137,2 ton düşüşle 476,2 tona, swap hariç net altın rezervi ise 133,2 ton düşüşle 425,2 tona geriledi.

Bankanın son haftalık altın satış kayıtlarına göre de yalnızca 28 Nisan-5 Mayıs haftasında brüt altın rezervi 30,6 ton azaldı. Swap dahil altın rezervindeki düşüş 31,2 ton, swap hariç net altın rezervindeki düşüş ise 30,8 ton oldu.

“Altın ithalatını sınırlamak için”

TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, geçtiğimiz hafta Enflasyon Raporu toplantısında sorulan bir soruyu yanıtlarken altın fiyatlarının iç piyasada dünya fiyatlarının çok üzerine çıkması üzerine düzenleyici bir önlem olarak altın satışına başladıklarını açıklamıştı.

Kavcıoğlu 6 Şubat depremleri sonrasında “[…] vatandaşın yanlış yönlendirilmesi sonrası” altın talebinin ve altın ithalatının arttığını, altının Türkiye’de dünyaya kıyasla 20-30 dolar fazla fiyatla satılır hale geldiğini, bunun üzerine “TCMB’nin kendi rezerv gücüyle” piyasaya girdiğini belirtmişti.

Kavcıoğlu “İthalatta herhangi bir yasaklama yok ama piyasaya destek olduğumuz için ithalat artıracak bir talep yok. Cari dengeye olumlu bir katkı oldu. Gelişmelere göre ithalat olabilir, biz de devam edebiliriz. İthalat iki aydır çok düşük seviyelere geriledi. cari dengeye olumlu katkı” demişti.

“Brüt altın rezervinde düşüş” olarak kaydedilen 146,5 ton altının değeri 5 Mayıs itibarıyla 9,6 milyar dolar tutuyor.

Altın ve döviz piyasasının kalbi olarak bilinen İstanbul  Kapalıçarşı’daysa seçimlere günler kala TCMB’nin halen altın satışlarını sürdürdüğü bildiriliyor.

Döviz stokları da düşüyor 

TCMB’nin toplam rezervlerindeki düşüş de geçtiğimiz hafta sürdü.

Bankanın brüt rezervi geçen 800 milyon dolarlık düşüşle 114,1 milyar dolara, swap hariç net rezervi de 700 milyon dolarlık düşüşle -53,4 milyar dolara geriledi. Başka bir deyişle TCMB’nin kasasına halen döviz bulunmuyor.

Swap dahil net rezerv ise geçtiğimiz hafta 0,4 milyar dolarlık artışla 6,8 milyar dolara yükseldi.

Swap ve Hazine döviz mevduatı hariç TCMB’nin net döviz pozisyonu ise 10 Mayıs’ta -72,7 milyar dolarla tarihsel dip noktasına vardı.

Yılbaşından 5 Mayıs’a kadar olan dönemde brüt rezerv 14,7 milyar dolar, net rezerv 20,8 milyar dolar, swap hariç net rezerv 10 milyar dolar eksildi.

TCMB “sözlü talimatla” bankaların döviz satışını yasakladı

14 Mayıs’a günler kala, döviz piyasasında da olağanüstü gelişmeler gözleniyor.

TCMB sözlü talimatıyla bankaların 11-12 Mayıs’ta kurumsal müşterilerine spot piyasadan döviz satışları kısıtlanırken, artan talep nedeniyle Kapalıçarşı’da kurlarda sert artış görüldü. Kapalıçarşıda dolar 21 TL üzerini gördü.

TCMB’nin sözlü talimatını Millet İttifakı’nın ekonomi uzmanlarından eski bankacı Kerim Rota, Twitter hesabından duyurdu..

Rota açıklamasında hükümetin “[…] yanlış politikalar nedeniyle ortaya çıkan ödemeler dengesi krizini seçim sonrasına ertelemek için artık günü birlik yasaklardan medet umar halde” olduğunu yazdı.

“Tek amaçları da seçime kadar iktidar partisine destek vermek. Bu uğurda enflasyonun vatandaşları ezmesi, rezervlerimizin erimesi, gelir ve servet dağılımının daha da bozulması onlar için önemli değil.

“Muhtemeldir ki 15 Mayıs sabahı iktidar partisi seçimi kaybedince kurların nereye gideceği, ödemeler dengesinin nasıl sağlanacağı da umurlarında olmayacak.”

Paylaşın

Merkez Bankası Duyurdu: Cari Açık 54 Milyar Dolara Yükseldi

Türkiye ekonomisi mart ayında 4,48 milyar dolarlık cari açık verirken, 12 aylık cari açık ise 54,2 milyar dolar oldu. Şubat ayında 12 aylık cari açık 55,4 milyar dolarla 10 yılın zirvesini görmüştü.

Haber Merkezi / Mart döneminde ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 6,3 milyar dolar olurken, hizmetler dengesi kaynaklı girişler ise 3,09 milyar dolar seviyesinde oldu. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 2,07 milyar dolar.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Mart ayına ilişkin ödemeler dengesi istatistiklerini yayımladı. Merkez Bankası’ndan ödemeler dengesine ilişkin yapılan açıklama şöyle:

“Mart ayında cari işlemler hesabı 4 milyar 484 milyon dolar açık kaydedildi. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 1 milyar 372 milyon dolar fazla verildi.

Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 6 milyar 298 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 3 milyar 88 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 2 milyar 67 milyon dolar oldu.

Birincil gelir dengesi kalemi 1.354 milyon dolar net çıkış, ikincil gelir dengesi kalemi ise 80 milyon dolar net giriş kaydedildi.

Finans Hesabı

Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 238 milyon dolar olarak kaydedildi.

Portföy yatırımları 1 milyar 33 milyon dolar tutarında net çıkış kaydetmiştir. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 256 milyon dolar net satış ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında 36 milyon dolar net alış yaptığı görüldü.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, Genel Hükümet 750 milyon dolar net borçlanma gerçekleştirmişken, bankalar ve diğer sektörler sırasıyla 805 milyon dolar ve 745 milyon dolar net geri ödeme yapıldı.

Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 1 milyar 442 milyon dolar net azalış kaydedildi.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 610 milyon dolar ve Türk lirası cinsinden 147 milyon dolar net artış olmak üzere toplam 757 milyon dolar net artış kaydedildi.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, Genel Hükümet ve bankalar sırasıyla 8 milyon dolar ve 7 milyon dolar net kullanım, diğer sektörler ise sırasıyla 464 milyon dolar net geri ödeme gerçekleşti.

Resmi rezervlerde bu ay 264 milyon dolar net azalış oldu.”

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Rekor Seviyede Altın Alımı

Dünya Altın Konseyi, Türkiye’nin külçe ve sikke formunda altın yatırımının yılın ilk çeyreğinde 50 ton ile rekor seviyeye ulaştığına dikkat çekti. Bir önceki çeyreğe göre ise altın talebinde yüzde 32’lik artış izlenirken toplamda talebin 3 milyar dolara ulaştığı görüldü.

Dünya Altın Konseyi, TCMB’nin ocak ve şubatta 45 ton altın alımı gerçekleştirdiğini ancak iç talebi karşılamak için mart ayında 15 ton altın satışı gerçekleştirdiğini belirtti.

Dünya Altın Konseyi, 2023’ün ilk çeyreğine ilişkin raporunu açıkladı. Açıklanan verilere göre; merkez bankalarının altın talebindeki rekor seyir ilk çeyrekte de devam etti.

T24’de yer alan habere göre, merkez bankaları, ilk çeyrekte 228 ton altın satın alarak 2013’te kırılan bir önceki rekorun yüzde 34 üzerine çıktı. İlk çeyrekteki altın alımları yıllık bazda ise yüzde 176 arttı.

2022 yılında merkez bankaların altın talebi son 50 yılın zirvesine çıkarak 1078 tona ulaşmıştı.

Konsey, dört merkez bankasının rekor seviyeye çıkan altın alımlarını domine ettiğin vurguladı. Singapur 69 tonla ilk sırada yer alırken Çin’in merkez bankası 57,8 ton altın alımı gerçekleştirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) ise ilk çeyrekte 30,2 ton altım alımı ile üçüncü olurken dördüncü sırada 7,2 ton ile Hindistan yer aldı.

Raporda, TCMB’nin ocak ve şubatta 45 ton altın alımı gerçekleştirdiği ancak iç talebi karşılamak için yapılan mart ayında 15 ton altın satışı gerçekleştirdiği belirtildi.

Konsey ayrıca Türkiye’nin külçe ve sikke formunda altın yatırımı yılın ilk çeyreğinde 50 ton ile rekor seviyeye ulaştığına dikkat çekti.

Bir önceki çeyreğe göre ise altın talebinde yüzde 32’lik artış izlenirken toplamda talebin 3 milyar dolara ulaştığı görüldü.

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervleri Swap Hariç Eksi 29 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) bugün yayımladığı verileri derleyen Londra merkezli haber ajansı Reuters, bankanın net döviz rezervlerinin 6,3 milyar dolara düştüğünü yazdı.

Bu, son 20 yılın en düşük seviyesine çok yakın. Rezervler en son Temmuz 2022’de 6,07 milyar dolara düşerek rekor kırmıştı. Ajansa göre swap harici net döviz rezervleri ise eksi 29 milyar dolar civarında.

Merkez Bankası’nın (TCMB) net rezervi 28 Nisan haftasında 6,3 milyar dolara gerileyerek Temmuz 2022 sonrası en düşük seviyeyi gördü.

TCMB verilerine göre, 28 Nisan haftasında brüt rezerv 116,1 milyar dolardan 114,8 milyar dolara geriledi. Merkez Bankası’nın döviz rezervi geçen hafta 1,5 milyar dolar artarak 68,4 milyar dolara yükseldi.  Altın rezervlerindeki düşüş ise devam etti. Merkez Bankası’nın altın rezervi 49,2 milyar dolardan 46,4 milyar dolara geriledi.

TCMB’nin net uluslararası rezervi ise 8,2 milyar dolardan 6,3 milyar dolara kadar gerileyerek Temmuz 2022 sonrası en düşük seviyeye geldi. Swap hariç net rezerv ise 3,2 milyar dolar daha gerileyerek eksi 52,7 milyar dolar oldu.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın 2023 Yıl Sonu Enflasyon Tahmini Yüzde 22,3

Ankara’da Enflasyon Raporu 2023 – II Bilgilendirme Toplantısı’nda konuşan Merkez Bankası (MB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, enflasyonu bu yılın sonuna yüzde 22,3 olarak tahmin ettiklerini, gelecek yıl için de yüzde 8,8 olarak öngördüklerini ifade etti.

Haber Merkezi / Şahap Kavcıoğlu, “Enflasyon gerilemeye devam etmekle beraber önceki enflasyon raporunda sunulan tahmin aralığının üzerinde gerçekleşmiştir” dedi.

“Yükselen küresel enflasyon ve finansal koşullardaki sıkılaşma gelişmiş ülkelerde finansal sistem üzerindeki risklerin artmasına yol açmıştır” diyen Kavcıoğlu, Türk bankacılık sektörü uyguladığımız bütüncül stratejinin desteğiyle güvenli ve sağlam görünümünü sürdürmektedir” ifadelerini kullandı.

Kavcıoğlu, “GSYH, 2021 yılındaki güçlü performansını 2022 yılında da sürdürerek yüzde 5,6 oranında büyüme kaydetmiştir. Her iki dönemde de Türkiye ekonomisi, küresel ölçekte en yüksek büyüyen ekonomiler arasında yerini almıştır” dedi ve ekledi: Ülkemiz sanayi üretiminde gelişmekte olan ülkeler ortalamasının üç katına yakın artış kaydetmiştir.

Cari dengelenmenin bir güçlendiği dönem yaşadıklarını belirten Kavcıoğlu, “2022 yılında savaş ve küresel talepteki azalmaya karşın gücünü koruyan ihracatımız, 2023 yılında talep koşullarında devam eden zayıflık ve deprem felaketine rağmen, ürün ve ülke düzeyindeki çeşitlendirilmiş yapısı ile dayanıklılığını kanıtlamaya devam etmektedir.

2023 yılının geri kalanı cari dengelenmenin güçlendiği bir dönem olacaktır.

Yüksek teknoloji, enerji, yer altı zenginlikleri ve turizmin kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlarımızın geri dönüşüyle birlikte, 2030 yılına kadarki süreçte cari dengeye birikimli olarak yaklaşık 289 milyar dolarlık katkı sağlanacağı tahmin edilmektedir.

Enflasyonun ana eğilimine yönelik göstergelerimiz, fiyat artış oranlarındaki belirgin yavaşlamayı teyit etmektedir. Son dönemde çekirdek göstergeler Ekim 2021’den bu yana kaydedilen en düşük seviyelere gerilemiştir” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının devamında, kredi faizlerinin azaldığını vurgulayan Şahap Kavcıoğlu, “TL ticari kredi faizleri 2022 yılı Temmuz ayından itibaren politika faizimizle uyumlu olarak 18 puan civarında azalmıştır. 10 yıl vadeli TL menkul kıymet faizleri de 2022 yılı Mart ayından bu yana gerileyerek 15 puana yakın düşüş göstermiştir.

Kararlılıkla yürüttüğümüz hedefli kredi politikamızın etkinliği sayesinde 2021 yılının ilk çeyreğinde TL firma kredisi kullandırımlarının yüzde 40’ının altında olan KOBİ payı, 2022 yılının ilk çeyreğinde yüzde 43’e, 2023’te ise yüzde 62’ye yükselmiştir.” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) BaşkanI Şahap Kavcıoğlu’nun “Enflasyon Raporu 2023-II”nin Tanıtımına İlişkin Bilgilendirme Toplantısında konuştu. Kavcıoğlu’nun konuşması şu şekilde:

“2023 yılının ikinci Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı’na hoş geldiniz. Bugün toplantımıza katılan sizleri ve ekranları başında bizleri takip eden izleyicileri saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce Asrın Felaketi 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyor; deprem sonrası milletçe gösterdiğimiz yardımlaşma ve dayanışma ruhunun artarak devam etmesini temenni ediyorum.

Konuşmamda, ilk olarak bir önceki Enflasyon Raporu’ndan bu yana açıklanan veriler ışığında ekonomik gelişmelere dair değerlendirmemizi ve para politikası uygulamalarımızı sizlerle paylaşacağım. Sonrasında, orta vadeli enflasyon tahminlerimizi açıklayarak ilerleyen döneme ilişkin değerlendirmelerimizi sunacağım.

Yükselen küresel enflasyon ve finansal koşullardaki sıkılaşma gelişmiş ülkelerde finansal sistem üzerindeki risklerin artmasına yol açmıştır. Söz konusu gelişmenin beklentilerde oluşturduğu belirsizliğe rağmen, 2023 yılının ilk çeyreğinde küresel iktisadi faaliyet tahminlerimizle uyumlu olarak güçlenmiştir. Takip ettiğimiz yüksek frekanslı göstergeler, 2023 yılında küresel büyümeye ilişkin daha olumlu bir görünüme işaret etmektedir. Ülke ekonomilerinin finansal koşullara beklenenden daha çok dayanıklılık göstermesi ve Çin’in pandemi sonrası açılma süreci nedeniyle küresel talep güçlü seyrederken, küresel arz kısıtları gevşemektedir. Bununla uyumlu olarak, ticaret ortaklarımızın 2023 yılı büyüme tahminleri önceki Rapor dönemine göre yukarı yönlü güncellenmiştir.

2022 yılında, başta enerji olmak üzere, emtia fiyatlarındaki artış nedeniyle yükselen enflasyon, fiyatların gerilemesiyle birlikte küresel çapta aşağı yönlü bir eğilim göstermektedir. Küresel enflasyonun önemli belirleyicilerinden olan doğal gaz fiyatları, tedarik endişelerinin ortadan kalkmasıyla tarihsel ortalamalara yaklaşmıştır. Petrol fiyatları ise 2022 yılındaki yüksek seviyelerine kıyasla düşüş gösterse de tarihsel ortalamaların üzerinde ve jeopolitik riskler nedeniyle dalgalı seyretmeye devam etmektedir.

Bununla birlikte, küresel çekirdek enflasyondaki düşüş daha yavaş gerçekleşmektedir. Yüksek enflasyonun fiyatlama davranışları üzerindeki ikincil etkileri ve talep koşullarının destekleyici olmaya devam etmesi küresel enflasyondaki yukarı yönlü riskleri canlı tutmaktadır.

Son dönemde, bankacılık sektörü kaynaklı sıkıntılar, gelişmiş ülkelerde finansal risklerin artmasına yol açmıştır. Bu durum, merkez bankalarının finansal istikrarı önceliklendirmesine sebep olmaktadır. Bu doğrultuda, gelişmiş ülke merkez bankalarının sağladığı likidite destekleri nedeniyle bilanço büyüklüklerindeki düşüş eğilimi sekteye uğramış ve bilançolarında belirgin bir artış gözlenmiştir. Bunun yanı sıra, gelişmiş ülke merkez bankaları arasındaki para takası anlaşmalarının çerçevesi likiditeyi artırmak amacıyla önemli ölçüde genişletilmiştir.

Bu durum, finansal kırılganlıkları gözetmeyen para politikası uygulamalarının sürdürülebilirliğini gündeme getirmektedir. Türk bankacılık sektörü ise uyguladığımız bütüncül stratejinin de desteğiyle güvenli ve sağlam görünümünü sürdürmektedir. Temel bankacılık göstergeleri olan aktif ve özkaynak kârlılığı, likit varlıkların kısa vadeli yükümlülükleri karşılama oranı, sermaye yeterliliği, tahsili gecikmiş alacakların toplam kredilere oranını da içeren çeşitli kriterler bankacılık sektörünün sağlamlığını teyit etmektedir.

Türkiye ekonomisine ilişkin gelişmelerden bahsedecek olursak, güçlü politika çerçevemizin ekonomimizin dayanıklılığına sunduğu katkı yatırım, istihdam, üretim ve ihracat gelişmeleriyle net bir şekilde görülmektedir. Ayrıca, ülkemizin güçlü büyümesinin yanında artan verimliliğine ve sanayi üretimi içindeki yüksek teknoloji alanlarındaki ivmelenmeye dikkatinizi çekmek istiyorum.

Gayrisafi Yurtiçi Hasılamız, 2021 yılındaki güçlü performansını 2022 yılında da sürdürerek yüzde 5,6 oranında büyüme kaydetmiştir. Her iki dönemde de Türkiye ekonomisi, küresel ölçekte en yüksek büyüyen ekonomiler arasında yerini almıştır.

Uluslararası kuruluşların yayımladığı verilere göre, ülkemiz başarılı büyüme performansıyla 2022 yılında G20 ve OECD ülkeleri arasında üst sıralarda bulunmaktadır. Buna ek olarak, Türkiye diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, son yıllardaki çalışan başına katma değer artışıyla da öne çıkmaktadır. Bu çerçevede, ülkemiz yüksek büyümesini verimlilik artışlarıyla bir arada ilerletmeyi başarmıştır. Son dönemdeki yüksek istihdam artışları ile birlikte düşünüldüğünde, yüksek verimlilik artışları ekonomimizin üretim kapasitesindeki, inovasyon alanındaki ve teknoloji adaptasyonundaki gelişiminin boyutunu yansıtmaktadır. Böylelikle, uluslararası refah karşılaştırmalarında doğru ölçüt olan satın alma gücü paritesiyle bakıldığında, Türkiye ekonomisi kişi başına düşen milli gelirde gelişmiş ülke seviyelerine güçlü şekilde yakınsamaktadır.

Enerji ve emtia fiyatlarındaki artışın olumsuz etkilerine rağmen, ülkemizin bu ekonomik başarıyı ortaya koyabilmesi, finansal kaynaklarını verimli kullanarak üretim kabiliyeti ve kapasitesini sürekli geliştirmesiyle mümkün olmuştur.

Sanayi üretiminde dış talepteki yavaşlamanın etkileri 2022 yılının ikinci yarısında hissedilirken, yılın son aylarında toparlanma gözlenmişti. 2023 yılı ocak ayında sanayi üretimindeki güçlenme sürmüş ve yıllık artış oranı yüzde 7,1’e yükselmiştir. Yaşadığımız deprem felaketi sonucunda şubat ayında sanayi üretimi yüzde 8,2 gerilemiştir. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırıldığında ise ocak-şubat ortalamasında önceki çeyreğe göre yüzde 0,4 ile sınırlı düşüş gözlenmiştir.

Tarihimizdeki en büyük felaketlerden birinin yaşandığı ilk çeyrekte sanayi üretiminin nispeten yatay seyretmesi, ekonomimizin dayanıklılığı ve dinamizminin bir göstergesidir. Öncü göstergeler, afet sonrası toparlanmanın gerçekleşmesi ile birlikte sanayi üretimindeki kayıpların güçlü ve hızlı bir şekilde telafi edilmekte olduğuna işaret etmektedir.

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında ise ekonomimizin üretim odaklı gelişimi açık şekilde görülmektedir. Sanayi üretim endeksi, son iki yılda yüzde 23,7 artmıştır.

Gelişmiş ülkeler, sanayi üretimlerini pandemi sonrasında uyguladıkları genişletici politikalara rağmen belirgin şekilde artıramamış ve finansal koşulların sıkılaşmasıyla sınırlı kazanımlarını da kaybetmişlerdir. Öte yandan, gelişmekte olan ülkeler bu süreçte daha başarılı bir performans sergileyerek hızlı bir toparlanma gerçekleştirmiştir.

Ülkemiz ise daha da başarılı bir görünüm ortaya koyarak sanayi üretiminde gelişmekte olan ülkeler ortalamasının üç katına yakın artış kaydetmiştir.

Sanayi üretimindeki ivmelenmeye ek olarak sanayi yapımızda da belirgin bir gelişim gözlenmektedir. Sanayi üretim endeksi son iki yılda orta-ileri ve yüksek teknoloji sektörlerinde sırasıyla yüzde 33 ve yüzde 37 artmıştır. Bu çerçevede, yüksek teknoloji üretimimiz verimlilik artışlarına da katkı sunan istikrarlı ve kayda değer bir gelişim göstermektedir.

Üretim yapımızdaki dönüşüme ekonominin dinamik yapısındaki gelişim de eşlik etmektedir. Yerli şirketlerin patent başvuruları 2020 yıl sonundan bu yana yüzde 10 artmış; yerli marka, faydalı model ve tasarım başvuruları ile kurulan şirket sayılarına da yansıyan ve birçok ekonomiyi geride bırakan bir dinamizm ortaya çıkmıştır.

2022 yıl sonu itibarıyla makine-teçhizat yatırımları yıllık bazda on üç çeyrektir büyüyerek, 2022 yılında büyümeye 1,4 puanlık katkı sağlamıştır. Böylece, makine-teçhizat yatırımlarının milli gelir içindeki payı yüzde 13,1’e yükselmiştir. Net ihracat ile birlikte bu iki önemli bileşenin milli gelir içerisindeki payı 2022 yılında yüzde 17,3 ile tarihi zirvesine ulaşmıştır.

Söz konusu güçlü performans, 2022 yılında gözlenen büyük negatif arz şoklarına ve yılın ikinci yarısında küresel iktisadi faaliyetin gerilemesine rağmen elde edilmiştir.

2023 yılında küresel talebin toparlanmasıyla birlikte büyümenin güçlü seyrini devam ettireceğini öngörüyoruz.

Yaşadığımız felaketin ekonomimiz üzerindeki etkilerini kapsamlı olarak değerlendirmeye devam ediyoruz. Konuşmamın bu bölümünde depremin iktisadi faaliyet üzerindeki ilk etkilerine dair değerlendirmelerimizi yüksek frekanslı verilere dayanarak sizlerle paylaşacağım.

Deprem sonrasında toparlanma gerek afet bölgesinde gerekse ülke genelinde hızlı bir şekilde gerçekleşmektedir.

Afet bölgesindeki tüketim harcamalarına ilişkin öncü göstergeler deprem sonrasında düşüş göstermiş olsa da yakın zamanda deprem öncesi seviyelerini aşmıştır. Bu durum, deprem genelinde oldukça güçlü bir toparlanma eğilimine işaret etmektedir.

Deprem sonrası toparlanmanın gücüne ilişkin anket göstergeleri de olumlu sinyaller vermektedir. İktisadi Yönelim Anketi verilerine göre gelecek üç aya ilişkin talep beklentisi yükselmiştir. İl bazında incelendiğinde, afet bölgesinin ekonomik ağırlığı yüksek merkezlerinde de üretim ve talep beklentilerinin arttığı görülmektedir.

Afet bölgesinden yapılan ihracat ise, depremi takip eden ilk haftalarda gerilemekle birlikte, nisan ayı itibarıyla bir önceki yılın aynı dönemindeki seviyelerine yaklaşmıştır. Diğer illerdeki güçlü ihracat sonucunda toplam ihracatımız deprem öncesi seviyesine ulaşmıştır.

2022 yılının ikinci yarısında iktisadi faaliyette dış talep kaynaklı ivme kaybına rağmen, öngörülü şekilde aldığımız faiz kararlarının da etkisiyle, deprem öncesindeki dönemde işgücü piyasası sağlıklı gelişimini sürdürmüştür.

Mevsimsellikten arındırılmış istihdam, 2019 yıl sonuna kıyasla toplam 3,3 milyon kişi artarak 2022 yılı sonunda 31,5 milyon kişiye ulaşmıştır. Aynı dönemde işgücüne katılım oranı 1,3 puan artarak yüzde 53,9’a çıkmıştır. İşgücüne katılımdaki artışa karşın yüksek istihdam kazanımları neticesinde, bu dönemde işsizlik oranı 3,1 puan düşerek yüzde 10,3’e gerilemiştir.

Son iki yılda istihdam güçlü şekilde yükselirken, toplam istihdam birikimli olarak yüzde 15 oranında ve 4 milyon kişiden fazla artmıştır. Böylece, Türkiye son iki yılda istihdamını en çok artıran ülkeler arasında yer almıştır.

Ocak ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 351 bin kişi artarken, şubat ayında depremin etkisiyle 361 bin kişi azalarak 31,5 milyon kişiye gerilemiştir. Depremin işgücü piyasası üzerindeki etkilerinin tam olarak değerlendirilebilmesi için veri akışının tamamlanması gerekmektedir.

Öte yandan, iktisadi faaliyet ile açık iş ve iş başvurularına ilişkin yüksek frekanslı veriler, depremin işgücü piyasası üzerindeki etkilerinin ülke genelinde sınırlı kalacağını göstermektedir.

2022 yılında hizmet sektörü büyümesi ve istihdamını destekleyen ve cari dengeye yüksek katkı veren turizm sektörü, güçlü seyrini 2023 yılında da sürdürmektedir. Mart ayında 12 ay birikimli turizm gelirleri 48,6 milyar dolara ulaşarak şimdiye kadarki en yüksek değerine çıkmıştır. Benzer şekilde, toplam ziyaretçi sayısı 53 milyonu aşarak tarihi zirvesine yükselmiştir.

Küresel turizm talebi pandemi öncesi seviyelerine ulaşırken, turizmdeki rekabetçi yapımızın da desteğiyle, önümüzdeki dönemde turizm gelirlerindeki artışın ve cari dengeye katkısının yılın tüm aylarına yayılarak süreceğini öngörüyoruz.

2022 yılında savaş ve küresel talepteki azalmaya karşın gücünü koruyan ihracatımız, 2023 yılında talep koşullarında devam eden zayıflık ve deprem felaketine rağmen, ürün ve ülke düzeyindeki çeşitlendirilmiş yapısı ile dayanıklılığını kanıtlamaya devam etmektedir.

Yükselen dış ticaret açığımızda tüm dünyada olduğu gibi 2022 yılında enerji fiyatları temel belirleyici olurken, 2023 yılında seviye olarak halen yüksek olmakla birlikte enerji fiyatlarındaki gerilemenin olumlu etkileri ithalatımıza yansımaya başlamıştır. Diğer taraftan, altın ve tüketim malları ithalatı yüksek seyretmiştir. Bununla birlikte, Nisan ayı geçici dış ticaret verileri, altın ithalatının, zirve yaptığı 2023 yılı ocak ayının yaklaşık dörtte birine indiğini göstermektedir.

2023 yılının geri kalanı cari dengelenmenin güçlendiği bir dönem olacaktır. Enerji fiyatları ve altın ithalatındaki normalleşmeye ek olarak küresel talepteki toparlanmanın sürmesinin ihracat üzerindeki etkileriyle birlikte dış ticaret dengesinde yıllık bazda iyileşme beklenmektedir. Turizm gelirlerinin güçlü seyri sonucunda yılın ikinci yarısında cari dengenin korunacağını öngörüyoruz. Buna ek olarak, mevcut değerlendirmelerimize göre yüksek teknoloji, enerji, yer altı zenginlikleri ve turizmin kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlarımızın geri dönüşüyle birlikte, 2030 yılına kadarki süreçte cari dengeye birikimli olarak yaklaşık 289 milyar dolar katkı sağlanacağı tahmin edilmektedir.

Enflasyon ekim ayındaki zirve noktası olan yüzde 85,5’ten yaklaşık 42 puan gerileyerek nisan ayı itibarıyla yüzde 43,7’ye ulaşmıştır.

Enflasyondaki düşüş sürecinde etkin politikalarımız sonucu oluşan kur istikrarı, beklentilerdeki iyileşme ve küresel emtia fiyatlarındaki yavaşlama belirleyici rol oynamaktadır.

Enflasyondaki düşüş süreci, önceki Enflasyon Raporu’nda ilan ettiğimiz patikadan bir miktar daha yavaş gerçekleşmiştir. Bu sapmada işlenmemiş gıda piyasasındaki sorunlar nedeniyle et ve süt ürünleri temel rol oynamıştır. Ayrıca, ücret artışları, emeklilik düzenlemeleri ve kredilerdeki ivmelenmenin aynı anda gerçekleşmesi sonucunda güçlenen tüketim talebi ve deprem nedeniyle özellikle konut piyasasında ortaya çıkan arz-talep uyumsuzlukları da bu gelişmede etkili olmuştur.

Enflasyonun ana eğilimine yönelik göstergelerimiz, fiyat artış oranlarındaki belirgin yavaşlamayı teyit etmektedir. Çekirdek ve medyan enflasyon göstergeleri ocak ayındaki zamana bağlı fiyat ve ücret ayarlamaları kaynaklı artış dışında istikrarlı azalış eğilimini sürdürmektedir. Son dönemde çekirdek göstergeler Ekim 2021’den bu yana kaydedilen en düşük seviyelere gerilemiştir. Enflasyonun sadece ana eğilimine değil, yayılımına ilişkin göstergeler de gerilemektedir. Fiyatı artan kalemlerin fiyatı azalan kalemlere oranına ilişkin bilgi sunan yayılım endeksi, özellikle üçüncü çeyrekten itibaren enflasyonda gerçekleşen hız kaybını doğrulamaktadır.

Enflasyondaki yavaşlama beklentilere de yansımıştır. 12 ve 24 ay sonrası enflasyon beklentileri eylül ayından itibaren gerilemeye başlayarak, nisan ayı itibarıyla sırasıyla 11,0 ve 6,8 puan azalmıştır. Tüketici Güven Endeksi ve İktisadi Yönelim Anketi verileri de hane halkı beklentilerinde ve şirket maliyetlerinde iyileşmeye işaret etmektedir.

2021 yılının son çeyreğinden itibaren yükselen ve jeopolitik gelişmelerle ivmelenen Türk lirası cinsinden ithalat birim değer endeksi, son dönemde yıllık bazda gerilemiştir. Bu gelişmede uluslararası fiyatlarda süregelen normalleşme ve döviz kurundaki istikrarlı seyir önemli rol oynamıştır. Böylelikle, enflasyon üzerindeki maliyet baskıları son dönemde büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.

2022 yılı boyunca toparlanma gösteren yurt içi tedarikçi teslimat süresi, eylül ayından itibaren belirgin olarak iyileşmiştir. Özellikle ekim ayında tarihsel açıdan iyi olarak nitelendirilebilecek bir düzeye ulaşmış ve aralık ayında bu düzeyi de aşarak olumlu görünümünü güçlendirmiştir. Şubat ayında yaşadığımız deprem nedeniyle yurt içi teslimat süresinde sınırlı oranda gerileme görülmekle birlikte, bu gerileme geçici olup teslimat süresi hızla toparlanmaya başlamıştır.

Petrol ve ana metal hariç imalat sanayi fiyat artışları eylül ayından beri kademeli olarak azalmaktadır. Bu çerçevede, söz konusu ürünlerdeki yıllık fiyat artışı oranı eylül ayındaki zirve noktası olan yüzde 127,1’den, nisan ayı itibarıyla yüzde 55,1’e gerileyerek 72 puan azalmıştır.

Para Politikası

Enflasyona ilişkin değerlendirmelerimizin ardından para politikası uygulamalarımızdan bahsetmek istiyorum.

Bildiğiniz gibi son bir yıldır bütüncül bir perspektifle uyguladığımız para politikamızı “Liralaşma Stratejisi” adıyla özetliyoruz. Liralaşma Stratejisi çerçevesinde yatırım, istihdam, üretim ve ihracat kapasitemizi artıracak reel sektör faaliyetlerinin uygun finansman olanaklarıyla buluşmasını amaçlamaktayız. Bu kapsamda, 2022 yılının ikinci yarısında küresel büyümeye yönelik artan belirsizlikler karşısında finansal koşulların destekleyici olması gerektiğini değerlendirerek politika faizini ön alıcı bir yaklaşımla 500 baz puan indirdik. Yaşadığımız felaket sonrasında da depremin ekonomik etkilerinin en aza indirilmesi ve deprem sonrası toparlanma sürecinin desteklenmesi amacıyla politika faizini 50 baz puan daha aşağıya çekerek yüzde 8,5 seviyesine getirdik.

Ticari kredi faizleri ve uzun vadeli faizlerin parasal aktarımı güçlendirecek şekilde oluşması amacıyla uyguladığımız hedefli politikalarla, finansman maliyetleri önemli ölçüde aşağı çekilmiştir. TL ticari kredi faizleri 2022 yılı temmuz ayından itibaren politika faizimizle uyumlu olarak 18 puan civarında azalmıştır. 10 yıl vadeli TL menkul kıymet faizleri de 2022 yılı mart ayından bu yana gerileyerek 15 puana yakın düşüş göstermiştir.

Uyguladığımız politika çerçevesinde finansman maliyetlerinin düşmesinin yanı sıra üretim ve cari fazla kapasitemizi artırmak amacıyla kredilerin verimli alanlarda kullanılması da önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, kararlılıkla yürüttüğümüz hedefli kredi politikamızın etkinliği sayesinde 2021 yılının ilk çeyreğinde TL firma kredisi kullandırımlarının yüzde 40’ının altında olan KOBİ payı, 2022 yılının ilk çeyreğinde yüzde 43’e, 2023’te ise yüzde 62’ye yükselmiştir.

Diğer taraftan, son dönemde firmaların döviz cinsi kredileri gerilemekle birlikte, tüketici kredilerindeki belirgin ivmelenme sonucunda toplam kredi büyümesi artış kaydetmiştir. Hedefli kredi politikamızın başarısı için kredilerin büyüme hızı, kompozisyonu ve kullanım amaçlarına ilişkin tüm politika araçlarını hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz.

Liralaşma Stratejisi çerçevesinde uyguladığımız etkin politikalarla bankacılık sektörü mevduat yapısında önemli oranda liralaşma sağladık. Bu kapsamda, TL mevduat oranı yükselerek 2022 yılı ocak ayındaki yüzde 35,6 seviyesinden, halihazırdaki yüzde 59,7 seviyesine ulaşmıştır. Aynı zamanda teminat yapısında sabit getirili TL cinsinden kıymetlerin ve sistemin fonlanmasında Türk lirasının payı yükselmiştir. Bankacılık sektörü ile paralel şekilde firmaların ve hane halkının varlık ve yükümlülüklerinde Türk lirasının payındaki artış sürmektedir. Finansal sistemin kalıcı bir şekilde liralaşması hedefimize, finansal istikrarı da gözeterek, sağlam adımlarla ve aynı kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz.

Orta Vadeli Tahminler

Şimdiye kadar özetlediğim ve tahminlerimizin başlangıç noktasını teşkil eden iktisadi görünümün ardından sizlerle orta vadeli tahminlerimizi paylaşacağım.

Tahminlere baz teşkil eden temel varsayımlarla ilgili olarak emtia fiyatlarındaki aşağı yönlü seyri dikkate aldık.

İthalat fiyatlarında 2023 yılı için aşağı yönlü beklentimiz güçlenmiştir. Bir önceki rapor dönemine göre küresel büyümenin bölgesel olarak daha dengeli ve hızlı toparlandığını, arz kısıtlarının ve tedarik koşullarının tahmin ettiğimizden daha güçlü iyileştiğini gözlemliyoruz. Dolayısıyla enerji ve emtia fiyatlarının bir önceki raporda beklediğimizden daha olumlu gerçekleşeceğini varsayıyoruz.

Küresel koşulların ve artan yerli tedarikin desteğiyle enerji fiyatlarının tüketicilere yılın başına kıyasla daha uygun şekilde yansıtılacağını tahminlerimize dahil ettik.

Küresel gıda fiyatları oldukça önemli ölçüde geriledi. Diğer taraftan, yılın başında kuraklıkla ilgili gündeme gelen kaygılar son iki aydaki yağışlarla büyük ölçüde giderildi. Yurt içinde başta et fiyatları kaynaklı olmak üzere iç piyasa sorunlarından dolayı tahminimizden yüksek bir gıda enflasyonu geldi. Yılın geri kalanında gıda piyasasında fiyat istikrarı ve arz odaklı tüm tedbirlerin alınarak yurt içi gıda fiyatlarının uluslararası gıda fiyatlarıyla daha uyumlu bir seyir izleyeceğini tahminlerimize yansıttık.

Küresel büyüme rakamları tahminlerin üzerinde gerçekleşmiş ve resesyon endişeleri azalmıştır. Buna bağlı olarak küresel büyüme tahminlerimizi önceki Rapor dönemine göre sınırlı oranda yukarı yönlü güncelledik. Küresel finansal koşullardaki mevcut sıkılığın ise krediler yoluyla süreceğini değerlendiriyoruz.

Uyguladığımız politika bileşiminin tahmin döneminde parasal istikrarı güçlendirmesini bekliyoruz. Bu kapsamda, Liralaşma Stratejisinin tüm unsurlarıyla uygulandığı ve finansal koşulların enflasyonda öngördüğümüz düşüş süreciyle uyumlu oluştuğu bir görünümü esas aldık.

Tahminler üretilirken, fiyatlama davranışlarını ilgilendiren tüm yapısal konularda gereken tedbirlerin alınacağı, fiyat istikrarı odaklı bütüncül bir yaklaşımın kararlılıkla uygulanacağı bir görünüm esas alınmıştır.

Şimdi, sizlerle, anlattığım bu çerçeve dâhilinde ürettiğimiz enflasyon tahminlerimizi paylaşmak istiyorum. Enflasyon tahmin aralığımızın orta noktaları, 2023 yılı sonunda yüzde 22,3; 2024 yılı sonunda yüzde 8,8 seviyelerine tekabül etmektedir.

Enflasyon gerilemeye devam etmekle birlikte önceki Enflasyon Raporu’nda sunulan tahmin aralığının üzerinde gerçekleşmiştir. Bu gelişmede, işlenmemiş gıda fiyatlarında öngörülerin üzerinde gerçekleşen artışlar önemli bir rol oynamıştır. Buna karşın, 2023 Yılı Para Politikası ve Liralaşma Stratejisi metninde de ifade ettiğimiz gibi enflasyon tahminlerimizi bir ara hedef olarak değerlendiriyoruz. Liralaşma Stratejimizin tüm araçlarını tahminlerimizle uyumlu bir enflasyon patikasını desteklemek için kullanmaya devam edeceğiz. Dolayısıyla, tahminlerimizde herhangi bir değişikliğe gitmeyerek 2023 yıl sonu tahminimizi yüzde 22,3; 2024 yıl sonu tahminimizi de yüzde 8,8’de sabit tuttuk.

Güncellemelere baktığımızda Türk lirasındaki istikrarlı seyrin devamıyla birlikte TL cinsi ithalat fiyatları, tahminlerimize 2,3 puanlık düşürücü etkide bulundu.

Gıda fiyatları, yukarıda bahsettiğim olumlu etkilere ek olarak, gerçekleşmenin etkisinden dolayı tahminlerimizi 1,5 puan yukarı çekti. İç talebin ise tahmin ettiğimizden güçlü seyretmesi nedeniyle 0,2 puanlık bir katkısı oldu.

Fiyat istikrarı odaklı bütüncül politikaların tüm paydaşlarca en etkin şekilde uygulanacağı enflasyon ile mücadele stratejimizi kararlılıkla izleyeceğiz. Mevcut politika çerçevemiz içerisinde enflasyondaki düşüş süreciyle uyumlu kredi koşulları ile istikrarını koruyan döviz kurlarının, enflasyonun ana eğiliminde bir önceki rapor tahminlerimizden daha güçlü bir iyileşme sağlayacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla gıda ve deprem kaynaklı olarak oluşan tahmin sapmasının ana eğilimdeki düzeltmeyle büyük oranda dengelenerek 2023 yılı tahminleri üzerinde 0,6 puan yukarı yönlü etkisi oldu.

Konuşmamın sonuna gelirken, sizlere para politikası uygulamalarımız çerçevesinde önümüzdeki döneme ilişkin genel değerlendirmemizi sunmak istiyorum.

Küresel ekonomide yaşanan periyodik krizlere karşın, enflasyonun ve faizlerin on yıllardır düşük seyrettiği, kamu açıklarının ve merkez bankası bilançolarının hızla genişlediği dönem, pandemi ve savaş sonucundaki arz şoklarının enflasyonist etkileri ile birlikte sona ermiştir. Arz şoklarının ilk etkileri ortadan kalkarken, çekirdek enflasyon göstergelerinin yüksek olduğu, finansal koşulların sıkılaştığı, borçlanma maliyetlerinin arttığı ve finansal sistem üzerindeki belirsizliklerin yüksek seyrettiği bir geçiş dönemindeyiz. Bu konjonktürde, birbirini tamamlayan araçlarla ve sürdürülebilirlik anlayışıyla oluşturduğumuz para politikası çerçevemiz olan Liralaşma Stratejisi Türkiye ekonomisinin potansiyelini gerçekleştirme kabiliyetini ve dayanıklılığını artırmaktadır.

Geçtiğimiz iki yılda, pandeminin etkileri henüz tam anlamıyla ortadan kalkmamışken, yakın bölgemizdeki savaş ve yüksek küresel enflasyonun yol açtığı çok yönlü negatif şoklar karşısında uyguladığımız politika çerçevesinin sunduğu sağlam yapı ekonomimizin başarıyla güçlenmeye devam etmesini sağlamıştır.

Jeopolitik ve küresel finansal koşulların zorlayıcı etkilerine rağmen, 2022 yılında Türkiye ekonomisi tüm beklentilerin üzerinde bir performans sergileyerek, milli gelirini yüzde 5,6; makine-teçhizat yatırımlarını yüzde 11,7; ihracatını yüzde 12,9 ve istihdamını ise yüzde 6,8 oranında artırarak dayanıklılığını kanıtlamıştır.

Uyguladığımız etkin politikalar, yaşadığımız büyük deprem felaketiyle olan mücadelemizde de yaraların mümkün olan en hızlı şekilde sarılmasına katkıda bulunmaktadır.

Önümüzdeki dönemde sürdürülebilir ve kalıcı fiyat istikrarı perspektifiyle oluşturulan Liralaşma Stratejisi kararlılıkla uygulanmaya devam edecektir. Politika faizlerimizi, ekonominin içinde bulunduğu dengeyi ayrıntılı olarak analiz ederek üretim kapasitesinin gelişimini sağlayacak düzeyde belirlerken, hedefli kredi politikası ve likidite araçlarımızla da amaçladığımız parasal aktarımın sağlıklı şekilde işlemesini sağlayacağız.

Uyguladığımız çerçeveyi, bir taraftan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatın gelişimi doğrultusunda, diğer taraftan finansal kaynakların bu amaçları engelleyen talep yönlü etkilerini en aza indirecek şekilde geliştireceğiz. Arz kapasitesini yükseltecek finansal koşulları oluşturarak cari dengemizi kalıcı fiyat istikrarıyla uyumlu bir yapıya kavuşturacağız.

Liralaşma adımlarımız ve çeşitlendirilmiş rezerv yönetimimiz sonucunda rezervlerimizin dayanıklılığını önemli ölçüde yükselttik. Döviz piyasalarındaki oynaklıkların azalmasında da önemli bir çıpa vazifesi gören güçlü rezerv yapımızı koruyacağız.

Önemle vurgulamak istediğim bir diğer nokta uyguladığımız politikaların enflasyonu düşürme gücüne sahip olduğudur. Küresel şokları daha yoğun hissettiğimiz bir coğrafyada olmamıza rağmen, yüksek bir ekonomik performansla eş anlı olarak enflasyonumuzun düşüyor olması bunun en büyük göstergesidir. Ülke ve dünya ekonomisine dair gelişmeleri güncel ve geniş kapsamlı veri setimizle sürekli olarak izlemekte; gerek reel sektör gerekse finansal sektöre ilişkin sahadan anlık olarak edindiğimiz bilgilerin de katkısıyla söz konusu gelişmeleri titizlikle değerlendirmekteyiz. Bu çerçevede, Türkiye ekonomisinin sahip olduğu dinamizm ile dayanıklılığa ve reel sektör ile bankacılık sektörü göstergelerinin gücüne hep birlikte şahit olmaktayız. Bu sayede, deprem felaketinin açtığı yaraları da hızla sarmaktayız.

Önümüzdeki dönemde enflasyondaki düşüş süreci devam ederken, aynı anda üretim ve cari fazla kapasitemizin gelişeceğini, finansal kaynakların en verimli şekilde kullanılmasının sağlanacağını ve afet bölgesinin ihyasına yönelik faaliyetlerin başarıyla süreceğini öngörüyoruz. Geliştirdiğimiz politikaların sunduğu araçlarımızla, bu öngörünün gerçekleşmesine engel teşkil edecek olan unsurları ortadan kaldırmaya ve enflasyondaki düşüş sürecini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.

Konuşmama son verirken, başta Para Politikası Kurulu üyelerimiz ve Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü çalışanlarımız olmak üzere Rapor süreci ve basın toplantısıyla ilgili hazırlıklarda görev alan tüm çalışma arkadaşlarıma huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum.

Bildiğiniz üzere İstanbul Finans Merkezindeki binamızın yapım sürecinde son aşamaya ulaştık. İlerleyen dönemde toplantılarımızı yeni binamızda düzenlemek ve sizleri orada ağırlamaktan büyük mutluluk duyacağımızı belirtmek isterim.”

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervleri Swap Hariç Net Eski -49,5 Milyar Dolar

Merkez Bankası’nın net rezervi 3,7 milyar dolarlık düşüşle 8,3 milyar dolara gerilerken, swap hariç net rezerv de 3,2 milyar dolarlık düşüşle -49,5 milyar dolar oldu. Net rezervde son 9 ayın en düşük seviyesine ulaşıldı.

Haber Merkezi / 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri öncesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervlerinde dikkat çeken düşüş geçen hafta da devam etti.

Bankanın brüt rezervi geçen hafta 5,4 milyar dolarlık düşüşle 116,1 milyar dolara geriledi. Bu rakam, son beş ayın en düşük seviyesi oldu.

Bankanın net rezervi 3,7 milyar dolarlık düşüşle 8,3 milyar dolara gerilerken, swap hariç net rezerv de 3,2 milyar dolarlık düşüşle -49,5 milyar dolara geriledi. Net rezervde son 9 ayın en düşük seviyesine ulaşıldı.

20 Nisan itibarıyla TCMB’nin rezervlerinde yurt içi bankalardan aldığı 33,8 milyar dolarlık, yabancı merkez bankalarından aldığı 24 milyar dolarlık döviz ve altın bulunuyor.

TCMB’nin swap ve Hazine dövizi hariç net döviz pozisyonu da 26 Nisan’da -67,5 milyar dolarla tarihi düşük seviyeye geriledi ve brüt rezervdeki düşüşün bu hafta da devam ettiğine işaret etti.

TCMB’nin altın rezervi de son haftalarda hızla geriliyor. 3 Mart 2023 tarihi itibarıyla 844 ton olan TCMB’nin brüt altın rezervi, 20 Nisan’da 768,3 tona kadar geriledi. 7 haftalık düşüş 71,7 ton, 20 Nisan haftasındaki düşüş 28,1 ton oldu.

TCMB son yıllarda altın rezervini dünyada en çok artıran merkez bankaları arasında yer alıyordu ancak mart başından itibaren tablo değişti.

Öte yandan, yurt içi yerleşiklerin yabancı para mevduatı geçen hafta 907 milyon dolar artışla 188,8 milyar dolara yükseldi. Parite etkisinden arındırılmış veride ise artış 1,9 milyar dolar oldu.

Bunun 839 milyon dolarlı gerçek kişilerden, 1,1 milyar dolarlı şirketlerden kaynaklandı. Kur korumalı mevduat hacmi de geçen hafta 89,2 milyar TL’lik artışla 1 trilyon 980 milyar TL’ye ulaştı.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Merkez Bankası, Politika Faizini Yüzde 8,5 Seviyesinde Tuttu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizini yüzde 8,5 seviyesinde tuttu. Şubat ayında yapılan toplantıda politika faizini 50 baz puan düşüren TCMB, geçtiğimiz ay da faizi sabit tutmuştu.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 14 Mayıs Seçimleri öncesindeki son Para Politikası Kurulu (PPK), TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu başkanlığında toplandı. Toplantı sonrasında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 8,5 düzeyinde sabit tutulduğu açıklandı.

Karar metninde şu ifadeler yer aldı:

“Yakın dönemde iktisadi faaliyete ilişkin açıklanan veriler tahmin edilenden daha olumlu seviyelerde gerçekleşmesine rağmen, jeopolitik risklerin ve faiz artışlarının da etkisi ile gelişmiş ülke ekonomilerinde resesyon endişeleri sürmekte, birbirini takip eden banka iflaslarının tetiklediği finansal istikrarı tehdit eden koşulların oluştuğu gözlenmektedir.

Türkiye’nin geliştirdiği stratejik nitelikte çözüm araçları sayesinde temel gıda başta olmak üzere bazı sektörlerdeki arz kısıtlarının olumsuz etkileri azaltılmış olsa da uluslararası ölçekte üretici ve tüketici enflasyonu yüksek seviyelerini sürdürmektedir. Yüksek küresel enflasyonun, enflasyon beklentileri ve uluslararası finansal piyasalar üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir.

Ülkeler arasında farklılaşan iktisadi görünüme bağlı olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası adım ve iletişimlerindeki ayrışma devam etmekle birlikte, takas anlaşmaları ve yeni likidite imkânları ile finansal istikrarı öncelikleyen eşgüdümlü adımlar atılmaktadır. Finansal piyasalar, merkez bankalarının faiz artırım döngülerini yakında sonlandıracağını beklentilerine yansıtmaktadır.

Asrın felaketi öncesindeki öncü göstergeler 2023 yılının ilk çeyreğinde iç talebin dış talebe kıyasla daha canlı olduğuna ve büyüme eğiliminde artışa işaret etmekteydi. Depremin üretim, tüketim, istihdam ve beklentiler üzerindeki etkileri kapsamlı bir şekilde değerlendirilmektedir. Depremin yakın vadede ekonomik aktiviteyi etkilemesi beklenmekle birlikte, orta vadede Türkiye ekonomisinin performansı üzerinde kalıcı bir etkide bulunmayacağı öngörülmektedir.

Öncü göstergeler deprem bölgesinde ekonomik faaliyetin beklenenden hızlı toparlandığını göstermektedir. Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payı yüksek seyrederken, turizmin cari işlemler dengesine beklentileri aşan güçlü katkısı yılın tüm aylarına yayılarak devam etmektedir. Bunun yanında, iç tüketim talebi, enerji fiyatlarındaki yüksek seviye ve ana ihracat pazarlarındaki zayıf iktisadi faaliyet cari denge üzerindeki riskleri canlı tutmaktadır. Cari işlemler dengesinin sürdürülebilir seviyelerde kalıcı hale gelmesi, fiyat istikrarı için önem arz etmektedir.

Kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşması yakından takip edilmektedir. Kurul, 2023 Yılı Para Politikası ve Liralaşma Stratejisi metninde belirttiği üzere, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarını kararlılıkla kullanmaya devam edecek ve fonlama kanalları başta olmak üzere tüm politika araç setini liralaşma hedefleriyle uyumlu hale getirecektir. Kurul, yaşanan felaketin etkilerinin en düşük seviyelere indirilmesi ve gerekli dönüşümün desteklenmesi amacıyla uygun finansal koşulların oluşmasını önceliklendirecektir.

Uygulanan bütüncül politikaların desteğiyle enflasyonun seviyesinde ve eğiliminde iyileşmeler görülmeye başlanmakla birlikte, depremin yol açtığı arz-talep dengesizliklerinin enflasyon üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması deprem sonrasında daha da önemli hale gelmiştir.

Bu çerçevede Kurul, politika faizinin sabit tutulmasına karar vermiştir. Kurul, para politikası duruşunun fiyat istikrarı ve finansal istikrarı koruyarak deprem sonrası gerekli toparlanmayı desteklemek için yeterli olduğu görüşündedir. Depremin 2023 yılının ilk yarısındaki etkileri yakından takip edilecektir.

TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. TCMB, fiyat istikrarının kalıcı ve sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması için Liralaşma Stratejisi’ni tüm unsurlarıyla uygulayacaktır.

Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.”

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Dolar Beklentisi 23,15 TL

Merkez Bankası’nın Piyasa Katılımcıları Anketi’nde yıl sonu dolar/TL beklentisi 23,15 olurken, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi 23,52’den 24,08’e çıktı. Ankette yıl sonu enflasyon beklentisi ise yüzde 37,77 oldu.

Haber Merkezi / Ankette yıl sonu cari işlemler açığı beklentisi, 37,8 milyar dolara yükseltilirken, yıl sonu büyüme beklentisi ise yüzde 4,4’te sabit kaldı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 40 katılımcıyla gerçekleştirdiği 2023 yılı Nisan ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 37,72 iken, bu anket döneminde yüzde 37,77, 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 31,63 iken, bu anket döneminde yüzde 31,02, 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 17,91 ve yüzde 17,54 oldu.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 8,50 iken, bu anket döneminde yüzde 8,73’e yükseldi. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de yüzde 8,50 oldu.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 22,91 TL iken, bu anket döneminde 23,15 TL, 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 23,52 TL iken, bu anket döneminde 24,08 TL’ye yükseldi.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde ve bu anket döneminde yüzde 3,5
olurken, GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise yine bir önceki anket döneminde ve bu anket döneminde yüzde 4,4 oldu.

Paylaşın