Merkez Bankası, Yeni “Sıkılaştırma” Kararlarını Duyurdu

20 Temmuz’da politika faizini yüzde 15’ten yüzde 17,5 düzeyine yükselten Merkez Bankası yeni “seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma” kararlarını kamuoyuna duyurdu. 

İhracat ve yatırım kredileri ile deprem bölgesine yönelik krediler Merkez Bankasının kredileri sınırlandırıcı tüm tedbirlerinin dışında tutuldu. İhracat ve yatırım kredileri hariç TL ticari kredilerde birinci kademe kaldırılarak faiz sınırının tek kademe olarak uygulanmasına da karar verildi.

Merkez Bankası, bu adımların yanı sıra, ihracatçıların finansmana erişimini desteklemek amacıyla reeskont kredilerinin günlük limitini 1,5 milyar TL’ye yükseltti. Reeskont kredilerine erişim şartları da kolaylaştırıldı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) yeni “seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma” kararları aldı.

Kredi büyümesine göre menkul kıymet tesisi kapsamında yüzde 3 olan TL ticari krediler için aylık büyüme sınırının yüzde 2,5 olarak belirlenmesine karar verildi. İhracat, yatırım, tarım ve esnaf kredileri bu sınırlandırmanın dışında tutuldu.

Piyasa mekanizmasının işlevselliğini artırmak için, faiz oranına göre menkul kıymet tesisi uygulaması sadeleştirildi. İhracat ve yatırım kredileri hariç TL ticari kredilerde birinci kademe kaldırılarak faiz sınırının tek kademe olarak uygulanmasına karar verildi.

Ayrıca taşıt kredilerinde yüzde 3 olan büyüme sınırının yüzde 2 olarak belirlenmesine, ihtiyaç kredilerinde değişikliğe gidilmeyerek yüzde 3 sınırının korunmasına karar verildi. Enflasyonun kontrolü ve iç talebin dengelenmesi kapsamında kredi kartı nakit kullanımlarına ve kredili mevduat hesaplarına uygulanan aylık azami faiz oranı yüzde 2,89’a yükseltildi.

Deprem bölgesi için istisna

İhracat ve yatırım kredileri ile deprem bölgesine yönelik krediler Merkez Bankasının kredileri sınırlandırıcı tüm tedbirlerinin dışında tutuldu.

Para Politikası Kurulu bu adımların yanı sıra, ihracatçıların finansmana erişimini desteklemek amacıyla reeskont kredilerinin günlük limitini 1,5 milyar TL’ye yükseltti. Ayrıca Reeskont kredilerinde KOBİ payının artırılmasına ve kullandırımlarda ihracat artış performansının dikkate alınmasına karar verildi.

Reeskont kredilerine erişim şartları da kolaylaştırıldı. Reeskont kredisi kullanımında yüzde 30 ilave ihracat bedeli satış koşulu kaldırıldı ve reeskont kredi vadesi boyunca verilen döviz almama taahhüdünden, ithalat ödemeleri kapsamındaki döviz alımları istisna tutuldu.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 20 Temmuz tarihli toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 15’ten yüzde 17,5 düzeyine yükseltmişti.

Toplantıda faiz artırımının yanı sıra, parasal sıkılaştırma sürecini destekleyecek seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma kararları da alınmıştı. Merkez Bankası bu çerçevede bir gün sonra bankalara kur korumalı mevduat hesapları için yüzde 15 zorunlu karşılık getirmişti.

Merkez Bankası’nın kredilere ilişkin aldığı kararlarını değerlendiren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, alınan kararların enflasyonu düşürmek ve cari açığı azaltmaya yönelik olduğunu belirtti.

Şimşek “Ülkemizin ödemeler dengesini iyileştirme, kamu açıklarını azaltma ve enflasyonu düşürme amacı doğrultusunda tedbir almaya ve uygulamaya devam ediyoruz. Merkez Bankası’nın bugün açıkladığı kararlar cari açığı azaltmaya ve enflasyonu orta vadede düşürmeye yöneliktir. Sınırlı kaynaklarımızı ihracata ve yatırımlara kanalize etmeye devam edeceğiz.” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

“Merkez Bankası Yeniden Döviz Satmaya Başladı” İddiası

Eski Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Başekonomisti Hakan Kara, seçim öncesi döviz kurlarının yükselişini durdurmak için satış yapan Merkez Bankası’nın yeniden döviz satışı yapmaya başladığını öne sürdü.

Haber Merkezi / Hakan Kara, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Seçimlerden sonra dolar kurundaki yüzde 35 artışın esas nedeni TCMB’nin 5 Haziran’dan sonra nette 20 milyar dolardan fazla alım yapmasıdır. Geçen hafta ise merkez bankasının nette tekrar satıcı olduğu görülüyor.” ifadelerini kullandı.

Seçim öncesinde doların yükselişini önlemek için Merkez Bankası “arka kapıdan” dolar satışı yapan Merkez Bankası’nın rezervleri eksiye düşmüş, seçim sonrasında ise TCMB Başkanlığına Hafize Gaye Erkan’ın, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na da Mehmet Şimşek’in getirilmesinden sonra döviz satışları durdurulmuştu. Satışın durmasıyla da TCMB rezervleri yeniden yükselmeye başladı.

TCMB verilerine göre 14 Temmuz haftası itibariyle brüt rezerv 113,1 milyar dolara yükseldi. Bir önceki hafta rezervler 110,4 milyar dolar seviyesindeydi. Net rezervlerdeki artış ise daha sınırlı oldu. 14 Temmuz haftasında net rezerv 81 milyon dolar artışla 13,2 milyar dolara çıktı.

“Enflasyon ne zaman düşecek?”

Kredi değerlendirme kuruluşu Standart Poors’un (SP) Kıdemli Direktörü Frank Gill, Türkiye’de enflasyonda kısa vadede aşağı yönlü hareket beklemediklerini, dezenflasyon sürecinin 2024-2025’te başlayabileceğini söyledi. Gill, 2023’te enflasyonun yüzde 40 civarında kalabileceğini belirtti.

Yeni ekonomi yönetimiyle beraber bir politika dönüşümü gerçekleştiğini belirten Gill “Manşet enflasyonu düşürmek, cari açığı azaltmak konusunda ciddi olduklarını görüyoruz. Bunu da bankaları sert bir şekilde etkilemeden yaptıklarını görüyoruz. Ancak talepte yavaşlamanın zorlu bir süreç olduğunu görüyoruz. Yani zorlu dengeler var.” diye konuştu.

Türkiye’nin negatif reel faiz nedeni ile henüz sermaye girişlerinden yaralanamadığını belirten Gill, “Ancak Türkiye önemli ve sağlam bir ekonomi. Avantajları ve fırsatlarının yüksek olduğunu düşünüyoruz.” yorumunu yaptı.

Paylaşın

“Kur Korumalı Mevduat”a Yüzde 15 Zorunlu Karşılık Getirildi

Merkez Bankası’nın kur korumalı mevduat hesapları için zorunlu karşılık oranı yüzde 15 oldu. Zorunlu karşılık oranı, bankaların müşterilerden aldıkları mevduatlara karşılık olarak Merkez Bankası’nda bulundurmak zorunda oldukları mevduatların oranıdır.

Zorunlu karşılık oranı artırıldığında bankaların verdikleri kredileri geri çağırma olasılığı doğar ve bu durum piyasada para arzının azalmasına neden olur. Zorunlu karşılık oranı düşürüldüğünde ise, zorunlu karşılıkların bir kısmı kullanılabilir rezerv şekline dönüşür, bu da bankaların kredi tabanını genişletir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu’nun (PPK) Perşembe günkü açıklamasında vurgulanan “seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırmaya” dönük ilk adım atıldı.

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre Merkez Bankası’nın kur korumalı mevduat hesapları için zorunlu karşılık oranı yüzde 15 oldu.

Böylece Merkez Bankası, piyasada oluşan Türk Lirası likidite fazlasının, Türk Lirası zorunlu karşılık oran artışıyla sistemden çekilmesini sağlayacak. Bu kapsamda, vadeli Türk Lirası mevduata geçişi teşvik eden bir adım olarak, kur korumalı hesaplara yüzde 15 oranında zorunlu karşılık tesis etme yükümlülüğü getirildi.

Altı aydan uzun mevduat hesaplarında da zorunlu karşılık oranı sıfırlandı.

PPK’nın karar metninde, “Kurul, faiz artırımının yanı sıra parasal sıkılaştırma sürecini destekleyecek seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma kararları almıştır” ifadesine yer verilmişti.

Zorunlu karşılık nedir?

Zorunlu karşılık oranı, bankaların müşterilerden aldıkları mevduatlara karşılık olarak Merkez Bankası’nda bulundurmak zorunda oldukları mevduatların oranıdır. Bu oran Merkez Bankası tarafından belirlenir. Önceleri iflas riskine karşı koruma sağlanması amacıyla çıkarılan bu kural, günümüzde daha çok bir piyasa likiditesi kontrol aracı olarak kullanılıyor.

Zorunlu karşılık oranı artırıldığında bankaların verdikleri kredileri geri çağırma olasılığı doğar ve bu durum piyasada para arzının azalmasına neden olur. Zorunlu karşılık oranı düşürüldüğünde ise, zorunlu karşılıkların bir kısmı kullanılabilir rezerv şekline dönüşür, bu da bankaların kredi tabanını genişletir.

Yani, piyasadaki para arzı artar. Zorunlu karşılık oranının arttırılması daralmacı para politikasına, oranın azaltılması ise genişlemeci para politikasına işaret eder.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Faiz Kararı: Sınırlı Artış Olumlu İzlenim Vermedi

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararını değerlendiren Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, 250 baz puanlık artışın, faizde piyasaların talep ettiği noktaya ulaşmasını sağlayamayacağını söyledi ve ekledi:

“22 Haziran’da 650 baz puanlık bir artış yapılmıştı. Bu ivmeyi 250 baz puana indirirseniz önümüzdeki aylarda artışın böyle yavaş yavaş, bebek adımlarıyla yapılacağı anlamı doğar. Bu da faizin piyasaların talep ettiği noktaya ulaşmasını sağlayamaz.”

Kozanoğlu, değerlendirmesinin devamında, “Eğer ki önümüzdeki aylarda daha yüksek faiz artışları yapılırsa, bu sefer de ekonominin zor durumda olduğu, mecburen bu artışın yapıldığı izlenimi verilir. Bu da piyasaya kötü bir sinyal olarak yayılır. Bu nedenle Merkez Bankası’nın yeni başkanı açısından bu faiz artışı olumlu bir izlenim vermedi.

Ben kendilerinin de bunun yeterli olmayacağını bildiklerini tahmin ediyorum ama Saray’dan ya bu kadarlık izin çıktı ya da işte verilen limitler bunu aşmaya izin vermedi.” ifadelerini kullandı.

14 ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından, 27 ay sonra ilk kez 22 Haziran’da faiz arttıran Merkez Bankası ikinci artışı da yaptı. Ancak Mehmet Şimşek ve Gaye Erkan’lı yeni ekonomi yönetiminin 250 baz puanlık artış kararı beklentinin altında kaldı.

İktisatçı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu’na göre, yüzde 15’ten yüzde 17,50 seviyesine çıkartılan faiz için beklenti yüzde 20, yani 500 baz puanlık seviyeydi. 500 baz puanlık artışın bile yeterlilik konusunda tartışmalı olduğunu ifade eden Kozanoğlu, “Türkiye’nin mevcut koşullarında, özellikle enflasyonun önümüzdeki günlerde daha da sıçrayacağını düşünürsek bu oran da yeterli değildi” dedi.

Bianet’in aktardığına göre; Kozanoğlu ancak yüzde 20 seviyesinin artış ritminin devam edeceği yönünde önemli bir mesaj olacağını belirterek, “Önümüzdeki dönemde yüzde 25, 30, 35 diye faizlerin gidebileceği izlenimini yaratırdı. Bunun sonucunda da döviz kurlarının istikrar kazanmasını beklerdik” diye konuştu.

250 baz puanlık artışın, faizde piyasaların talep ettiği noktaya ulaşmasını sağlayamayacağı değerlendirmesini yapan Kozanoğlu, şunları söyledi:

“22 Haziran’da 650 baz puanlık bir artış yapılmıştı. Bu ivmeyi 250 baz puana indirirseniz önümüzdeki aylarda artışın böyle yavaş yavaş, bebek adımlarıyla yapılacağı anlamı doğar. Bu da faizin piyasaların talep ettiği noktaya ulaşmasını sağlayamaz.

Eğer ki önümüzdeki aylarda daha yüksek faiz artışları yapılırsa, bu sefer de ekonominin zor durumda olduğu, mecburen bu artışın yapıldığı izlenimi verilir. Bu da piyasaya kötü bir sinyal olarak yayılır. Bu nedenle Merkez Bankası’nın yeni başkanı açısından bu faiz artışı olumlu bir izlenim vermedi.

Ben kendilerinin de bunun yeterli olmayacağını bildiklerini tahmin ediyorum ama Saray’dan ya bu kadarlık izin çıktı ya da işte verilen limitler bunu aşmaya izin vermedi.

Zaten ilk faiz artışı Türkiye’nin tekrar sıcak parayı çağırması gibi bir amaca yönelik olduğu şeklinde okundu. Ama bugünkü çok sınırlı faiz artışıyla Mehmet Şimşek ve Gaye Erkan’ın anlayışına Erdoğan’ın ‘dur’ dediği veya ‘fazla ileri gitmeyin’ şeklinde bir iradenin Saray’dan geliştiği izlenimi ediniyoruz.”

“İrrasyonel politikalar Erdoğan’a seçimi kazandırdı”

Mehmet Şimşek’in ‘rasyonelleşme’ açıklamalarına da değinen Hayri Kozanoğlu, şunları kaydetti:

“Şimşek’in rasyonelleşme açıklamalarından Nureddin Nebati’nin ve Şahap Kavcıoğlu’nun, yani önceki dönem ekonomi yönetiminin irrasyonel olduğu gibi bir sonuç çıkıyor. Ben bu okumaya çok katılmıyorum. Nedeni de şu: Erdoğan bu sayede 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde istediği sonucu aldı. Seçimlerin adaletsizliğini, usulsüzlükleri vs. bir yana bırakıyorum ama tahmin edilenden daha iyi bir performans gösterdi.

İrrasyonel politikalar evet, ekonominin bünyesini bozdu. Bugün bizlere ödememiz gereken çok yüksek bir fatura çıkarttı ama o gün doları 20’nin altında tutmayı başardı. Doların 20 altında tutulması, dövizin genel olarak yatay seyretmesinin iki faydası var onlara.

İlk olarak döviz, genel olarak ekonomik istikrarın bir sembolü, ekonominin barometresi gibi görülüyor. İkincisi de Türkiye dışa çok açık bir ekonomi olduğu için döviz kurları yoluyla enflasyon sıçrayabiliyor. Enflasyonu da en azından belli bir düzeyde tutmayı irrasyonel politikalar sayesinde başarmış oldular.

Şimdiki ‘rasyonel’ diye ifade edilen politikalar başka bir rotaya girildiğini gösteriyor. Ancak bu söylediğim politikaları gerçekleştirebilmek için seçim öncesi Merkez Bankası’nın tüm rezervleri tüketildi.

Ben bugün temel politikanın Türkiye’nin ödemeler dengesi krizine sürüklenmesini önlemek ve rezervleri güçlendirmek olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda da sade vatandaşları, yani bizleri ilgilendiren enflasyonla mücadele yolunda bir adım atılmıyor. Enflasyon kendi haline bırakılmış gibi. Ama bugün açıklanan Merkez Bankası istatistiklerinden de görüyoruz ki rezervlerde bir artış var.

Yani Merkez Bankası rezervleri güçlendirmek için döviz alımları yapıyor. Döviz alımı yaparken piyasaya TL veriyor. Bu TL’ler de hem enflasyonu biraz daha sıçratıcı hem de dövize rağbeti artırıcı bir etki yaratıyor. Önümüzdeki günlerde enflasyon çok daha ciddi bir şekilde artacak ama bunu çok önemsediklerini düşünmüyorum.”

Paylaşın

Merkez Bankası Duyurdu: Politika Faizi Yüzde 17,5 Yükseltildi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi 250 baz puan artışla yüzde 17,5 yükseltildi. Piyasa beklentileri politika faizinin yüzde 20’ye çıkarılması yönündeydi.

Haber Merkezi / Faiz kararına ilişkin Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, “Para Politikası Kurulu (Kurul) politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 15’ten yüzde 17,5 düzeyine yükseltilmesine karar vermiştir.

Kurul, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin devamına karar vermiştir.

Küresel enflasyon düşerken, halen uzun dönem ortalamalarının ve merkez bankalarının hedeflerinin üzerinde seyretmektedir. Bu nedenle, dünyanın birçok ülkesinde merkez bankaları parasal sıkılaştırma sürecine devam etmektedir.

Ülkemizde, yakın döneme ilişkin göstergeler enflasyonun ana eğiliminde yükselişin sürdüğüne işaret etmektedir. Bu gelişmede yurt içi talepteki güçlü seyir, ücret ve kur kaynaklı maliyet yönlü baskılar ile hizmet enflasyonundaki katılık belirleyici olmaktadır. Kurul, bu unsurlara ek olarak vergi düzenlemeleri ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın enflasyon üzerinde ilave olumsuz etki yapacağını öngörmektedir.

Doğrudan yabancı yatırımlar, dış finansman koşullarındaki belirgin iyileşme, rezervlerde süregelen artış ve turizm gelirlerinin desteğiyle cari işlemler hesabındaki dengelenme fiyat istikrarına güçlü katkıda bulunacaktır.

Politika faizi, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirlenecektir. Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir.

Kurul, mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçeveyi, piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracak ve makro finansal istikrarı güçlendirecek şekilde sadeleştirmektedir. Sadeleşme süreci, etki analizleri dikkate alınarak kademeli olarak devam edecektir. Bu kapsamda Kurul, faiz artırımının yanı sıra, parasal sıkılaştırma sürecini destekleyecek seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma kararları almıştır.

Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.

Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede almaya devam edecektir.” ifadelerini kullandı.

Haziran ayında politika faizi yüzde 15’e yükseltilmişti

Merkez Bankası Haziran ayında yaptığı toplantıda 27 ay sonra ilk kez faiz arttırmış, TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan başkanlığındaki ilk PPK toplantısında politika faizi 650 baz puanlık artışla yüzde 8,5’tan yüzde 15’e yükseltilmişti.

Ancak bu artırım beklentileri karşılamamış ve karar sonrası döviz kurlarında hızlı bir yükseliş görülmüştü. Merkez Bankası bundan önceki en yüksek politika faizi artışını ise Mayıs 2018’de 850 baz puanla yapmıştı.

Reuters’ın bu hafta 23 ekonomistle yaptığı anketi, Merkez Bankası’nın 500 baz puanlık artışla politika faizini yüzde 20’ye yükseltmesi beklentisini ortaya koymuştu.

AA Finans’ın 20 ekonomistle yaptığı ankette de 500 baz puanlık faiz artışı öngörüldü. Buna göre 250 ila 650 baz puanlık bir artırım öngören ekonomistlerin politika faizi beklentileri yüzde 17,50 ile yüzde 21,50 arasında yer aldı.

Türkiye’de yıllık enflasyon Ekim 2022’de son 24 yılın en yüksek seviyesini görmüş ve yüzde 85,51’e çıkmıştı.

Bunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın düşük faiz politikasının belirleyici olduğu öne sürülmüştü. Haziran ayında yüzde 38,21 seviyelerinde seyreden enflasyon oranlarının yeniden yükseliş ivmesine geçebileceği düşünülüyor.

Reuters yıl sonu enflasyon oranı tahmininin yüzde 51 seviyesinde olduğunu, ancak TL’deki düşüş ve son getirilen vergi zamları nedeniyle ekonomistlerin yüzde 60 civarında bir tahminde bulunduklarını belirtiyor.

Reuters’ın 13 ekonomistle yaptığı bir ankete göre yıl sonu politika faizinin ise yüzde 25 seviyesinde olması bekleniyor.

Merkez Bankası, Haziran ayındaki faiz kararının ardından daha fazla faiz artışının geleceğini vurgulamıştı. Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada “Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir” denilmişti.

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Konut Fiyatları Yüzde 103,6 Arttı

Konut fiyatları mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,6 oranında artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 103,6, reel olarak ise yüzde 45,0 oranında yükseldi.

Haber Merkezi / İstanbul’da konut fiyatları mayısta aylık yüzde 2,8 artarken, bu oran Ankara’da yüzde 5,6 ve İzmir’de yüzde 3,2 olarak kaydedildi.

Yıllık bazda bakıldığında ise konut fiyatları İstanbul’da yüzde 95,2, Ankara’da yüzde 113,2 ve İzmir’de yüzde 106,2 artış gösterdi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Konut Fiyat Endeksi (KFE) 2023 Mayıs verilerini açıkladı.

Buna göre; 2023 yılı mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,6 oranında artan KFE, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 103,6, reel olarak ise yüzde 45,0 oranında arttı.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, 2023 yılı mayıs ayında bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 2,8, 5,6 ve 3,2 oranlarında artış gözlenmiştir.

Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 95,2, 113,2 ve 106,2 oranlarında artış göstermiştir.

Paylaşın

Özel Sektörün “Yurt Dışı Kredi Borcu” 155 Milyar Dolar

Mayıs sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2022 yıl sonuna göre 2,5 milyar doları azalarak 155,4 milyar doları oldu. Borçlar vadeye göre incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcunun 3,3 milyar doları azalarak 146,4 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 849 milyon dolar artarak 9,0 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlendi.

Haber Merkezi / Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, Mayıs sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde ise, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 40,9 milyar dolar tutarında olduğu gözlendi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu Gelişmeleri Mayıs 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Mayıs sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2022 yıl sonuna göre 2,5 milyar dolar azalarak 155,4 milyar dolar olmuştur. Vadeye göre incelendiğinde, 2022 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 3,3 milyar dolar azalarak 146,4 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 849 milyon dolar artarak 9,0 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 339 milyon dolar azaldığı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 1,6 milyar dolar azalışla 12,3 milyar dolar  seviyesinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 60 milyon dolar azalmış, tahvil stoku ise 1,2 milyar dolar azalarak 1,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmalarının 546 milyon dolar arttığı, tahvil stokunun ise 916 milyon dolar azalarak 8,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, 2022 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 98 milyon dolar artışla 5,1 milyar dolar; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 492 milyon dolar artışla 1,6 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, Mayıs sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 1,1 milyar dolar artarak 103,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 416 milyon dolar artarak 8,0 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 146,4 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 59,6’sının dolar, yüzde 35,5’inin Euro, yüzde 2,3’ünün Türk lirası ve yüzde 2,6’sının ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu ve 9,0 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 36,9’unun dolar, yüzde 39,3’ünün Euro, yüzde 17,1’inin Türk lirası ve yüzde 6,7’sinin diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.

Sektör dağılımı incelendiğinde, Mayıs sonu itibarıyla, 146,4 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 34,3’ünü finansal kuruluşların, yüzde 65,7’sini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturmuştur. Aynı dönemde, 9,0 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 74,9’unu finansal kuruluşların, yüzde 25,1’ini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, Mayıs sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 40,9 milyar doları tutarında olduğu gözlemlendi.

 

Paylaşın

Merkez Bankası 2023 Büyüme Beklentisini Düşürdü

Merkez Bankası’nın 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki dönemde yüzde 3,8 iken, bu dönemde yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki dönemde yüzde 4,5 iken, bu dönemde yüzde 4,3 olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 38,55’ten yüzde 43,82’ye yükseldi, 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 30,65’den 33,21’e yükseldi. Banka’nın 24 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 18,12’den yüzde 19,04’e yükseldi.

Merkez Bankası’nın yıl sonu dolar kuru beklentisi 26,18’den 28,46 yükseldi. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 28,99 lira iken, bu anket döneminde 31,42 lira olarak gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Nisan ayı sonuçlarını yayımlandı.

Buna göre, Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 38,55 iken, bu anket döneminde yüzde 43,82 olmuştur. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 30,65 iken, bu anket döneminde yüzde 33,21 olmuştur. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 18,12 ve yüzde 19,04 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 18,13 iken, bu anket döneminde yüzde 18,94 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 17,56 iken, bu anket döneminde yüzde 19,17 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 26,18 TL iken, bu anket döneminde 28,46 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 28,99 TL iken, bu anket döneminde 31,42 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,8 iken, bu anket döneminde yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 4,5 iken, bu anket döneminde yüzde 4,3 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Yıl Sonu Dolar Kuru Beklentisi 28,46’ya Yükseldi

Merkez Bankası’nın yıl sonu dolar kuru beklentisi 26,18’den 28,46’ya yükseldi. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 28,99 lira iken, bu anket döneminde 31,42 lira olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 38,55’ten yüzde 43,82’ye yükseldi, 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 30,65’den 33,21’e yükseldi. Banka’nın 24 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 18,12’den yüzde 19,04’e yükseldi.

Merkez Bankası’nın 2023 büyüme tahmini ise 3,8’den 3,y’e geriledi. Banka 2024 büyüme beklentisi de yüzde 4,5’dan yüzde 4,3’e düşürdü.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Nisan ayı sonuçlarını yayımlandı.

Buna göre, Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 38,55 iken, bu anket döneminde yüzde 43,82 olmuştur. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 30,65 iken, bu anket döneminde yüzde 33,21 olmuştur. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 18,12 ve yüzde 19,04 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 18,13 iken, bu anket döneminde yüzde 18,94 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 17,56 iken, bu anket döneminde yüzde 19,17 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 26,18 TL iken, bu anket döneminde 28,46 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 28,99 TL iken, bu anket döneminde 31,42 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,8 iken, bu anket döneminde yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 4,5 iken, bu anket döneminde yüzde 4,3 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 43,82

Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 38,55’ten yüzde 43,82’ye yükseldi, 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 30,65’den 33,21’e yükseldi. Banka’nın 24 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 18,12’den yüzde 19,04’e yükseldi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın yıl sonu dolar kuru beklentisi 26,18’den 28,46 yükseldi. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 28,99 lira iken, bu anket döneminde 31,42 lira olarak gerçekleşti.

Merkez Bankası’nın 2023 büyüme tahmini ise 3,8’den 3,y’e geriledi. Banka 2024 büyüme beklentisi de yüzde 4,5’dan yüzde 4,3’e düşürdü.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Nisan ayı sonuçlarını yayımlandı.

Buna göre, Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 38,55 iken, bu anket döneminde yüzde 43,82 olmuştur. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 30,65 iken, bu anket döneminde yüzde 33,21 olmuştur. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 18,12 ve yüzde 19,04 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 18,13 iken, bu anket döneminde yüzde 18,94 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 17,56 iken, bu anket döneminde yüzde 19,17 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 26,18 TL iken, bu anket döneminde 28,46 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 28,99 TL iken, bu anket döneminde 31,42 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,8 iken, bu anket döneminde yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 4,5 iken, bu anket döneminde yüzde 4,3 olarak gerçekleşti.

Paylaşın