İsveç’in NATO Üyeliği: TBMM’den Erteleme Kararı

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından imzalanarak 23 Ekim’de TBMM’ye gönderilen İsveç’in NATO’ya üyeliği protokolü TBMM Dışişleri Komisyonu’nda görüşüldü. Komisyon, protokol görüşmelerinin iptali ve onay için beklemeye karar verdi.

İsveç, Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya saldırması sonrasında askeri tarafsızlık ilkesinden vazgeçerek Finlandiya ile birlikte NATO’ya üye olmak için başvuruda bulunmuştu. Ancak Türkiye, “PKK gibi terör örgütleri ile yeterince mücadele etmediği” gerekçesiyle İsveç’in üyeliğini uzun süre bloke etmişti.

İsveç’in Türkiye’nin taleplerini karşılamaya yönelik adımları neticesinde Türkiye Temmuz ayında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılan zirvede İsveç’in üyeliğine yönelik itirazını kaldırmıştı.

İsveç’in NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) katılım protokolü TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi) Dışişleri Komisyonunda görüşüldü.

AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay başkanlığında toplanan komisyona Dışişleri, Adalet, Milli Savunma, İçişleri Bakanlıkları ile Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı yetkilileri de katıldı.

Fuat Oktay, toplantının başında yaptığı açıklamada İsveç’in NATO üyeliği süreci ile ilgili Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden geniş bilgi alacaklarını belirterek, “Bakanlık ve gerekirse diğer kurum temsilcileri olabilecek ek sorularımızı yanıtlayacaklar. Diğer anlaşmalarda olduğu gibi konuyu etraflıca tartışacak ve değerlendirmelerimiz sonucu nihai kararımızı vereceğiz” dedi.

Oktay, her bir uluslararası anlaşmanın ülke için önemli olduğunu söyleyerek, “Milli çıkarlarımız bizim için önceliktir. Gündemimizde sekiz antlaşma bulunuyor” hatırlatmasında bulundu.

İktidar ve muhalefet partilerinin milletvekillerinin yanı sıra Dışişleri ve Adalet Bakanlığı tavsiyelerinin yaptığı konuşmalar ve bilgilendirmeler sonrasında protokol için bekleme kararı alındı.

Komisyon Başkanı Fuat Oktay, çoğu AKP milletvekillerinden gelen görüşmelerin çok uzadığını ve ayrıca ilgili başka kesintilerin de katılmama taleplerine cevap vermesi durumunda herkesin hemfikir olması beklenebileceğini belirtti.

Oktay, “Bizim gösterdiğimiz hassasiyeti ne yazık ki ki muhataplarımız bize göstermiyor” diyerek, Türkiye’nin çıkarları çerçevesinde hareket edilmesinin kendileri için önemli olduğunu kaydetti.

Daha sonra AK Partili vekillerin toplantısının bitirilmesine yönelik teklifte bulunulması kabul edildi. Komisyonun bir daha ne zaman toplanacağı şu an için net değil.

Komisyon’da kabul edilmesi durumunda protokol için daha sonra Genel Kurul aşaması önem taşıyor. Genel Kurul’un gündemine ne zaman alınacağı ile ilgili net bir tarih bulunmayan protokolün onay sürecinin tamamlanmasının bütçe görüşmelerinin ardından olmasına yüksek ihtimal veriliyor.

İsveç’in NATO’ya Katılım Protokolü Meclis’in açılmasının beklenmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanarak 23 Ekim’de TBMM’ye sevk edilmişti. Protokol 25 Ekim’de de TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından ilgili komisyona yani Dışişleri Komisyonu’na gönderilmişti.

Paylaşın

HEDEP’li Gergerlioğlu İle MHP’li Akçay Arasında Gerginlik: Adi Herif

TBMM Genel Kurulu’nda, HEDEP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu ile MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay arasında gerginlik yaşandı. Gergerlioğlu’nun sözlerine tepki gösteren Akçay, Gergerlioğlu’na “Adi herif” diyerek hakaret etti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda; Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bugün grup toplantısında “Leyla Güven, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Figen Yüksekdağ, Can Dündar başta olmak üzere PKK’lı ve FETÖ’cülere hak ihlali kararıyla can simidi uzatan Anayasa Mahkemesi’dir” sözlerine tepki gösterdi.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; HEDEP’li Gergerlioğlu açıklamasında, “Devlet Bahçeli, AYM’den hak ihlali almış bana ve bazı eski siyasetçilerimize ‘terörist’ diyerek hakaret ve iftira etmiştir. Bu hakaret ve iftiraları misliyle Bahçeli’ye iade ediyorum. Siyasette seviye kaybına dair hepimiz duyarlı olalım. Halkın vekiline hakaret, halka hakarettir. Bahçeli, talimatlarını Mustafa Şentop’a dinleterek, vekilliğimi düşürüp ‘Adalet Nöbetimde’ beni Meclis’ten çıkarsa da AYM’nin 15’e 0, oybirliği kararı ile Meclis’e döndüm.

Hadsizliği ve zulmü yendim. Halkımızla beraber yendik. Hukuka çarpacaksın, Bahçeli. Hazmedeceksin Bahçeli. Haddini bileceksin Bahçeli. Anayasayı ve Anayasa Mahkemesi’ni tanıyıp yerine oturacaksın Bahçeli. Soyadımı bile doğru telaffuz edemeyen Bahçeli, Türkçe öğren de gel. Sen önce Sinan Ateş’in katilinin niye Olcay Kılavuz’un evinde çıktığını, … açıkla” dedi.

Gergerlioğlu’nun sözlerinin ardından MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, yerinden söz aldı. Akçay, “Bu, biraz evvel, yerinden konuşma yapan Gergerlioğlu’nun bütün bu hadsiz sözlerini misliyle, misliyle kendisine iade ediyoruz. Ve en kısa sürede de psikiyatrik tedavi görmesini salık veriyorum. Yani bu, psikolojik dengesi bozulmuş…” ifadelerini kullandı.

Gergerlioğlu’nun yerinden tepki göstermesi üzerine, Akçay; “Sen ağzını topla. Adi herif. Genel Kurul’a hitap etmiyor, haddini bilmiyor. TBMM Genel Kurulu’nun mehabetine uygun olmayan konuşmalar yapıyor. İyice sınırı aştı” diyerek Gergerlioğlu’na hakaret etti.

Gergerlioğlu, “Sen kimsin. Haddinizi bilin” diye yanıtlarken, tartışmanın büyümesi üzerine TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, birleşime 10 dakika ara verdi.

Paylaşın

12. Kalkınma Planı TBMM Genel Kurulu’nda Kabul Edildi

12. Kalkınma Planı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, Adalet Ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) oyları ile bu gece kabul edildi.

ANKA’nın aktardığına göre; 12. Kalkınma Planı’na göre iktidarın 2023 hedefi olan Türkiye’nin ilk 10 ekonomi arasına girmesi, 2053 yılına kalacak. Planda, Türkiye’nin 2053 yılında ilk 10 ekonomi arasına gireceği belirtilirken, yine 2053 yılında Türkiye’nin insanı gelişmişlik endeksinde de ilk 20 ülke arasında yer alacağı savunuldu.

Planda, 2028 yılında dijital Türk lirasının tedavüle gireceği kaydedilerek, “2028 yılında fiziksel parayla birlikte kullanıma sunulacak olan dijital Türk lirası tüm ekonomik, sosyal ve toplumsal boyutlarıyla geliştirilerek tedavüldeki tek para haline gelecek, finans sektörü, 2053’e giden süreçte teknoloji ihraç eder konumda olacaktır” denildi.

Planda yargı alanında yapılacaklar da açıklandı. “Adalet Hizmetleri” alanında hedeflenen politika ve tedbirler şöyle sıralandı: “Çağın gereklerine uygun, daha özgürlükçü, kapsayıcı ve demokratik bir Anayasa hazırlanacaktır. Anayasada güvence altına alınan temel hak ve özgürlükler güçlendirilecektir. Katılımcı bir hazırlık süreciyle yeni bir ‘Yargı Reformu Stratejisi’ ve ‘İnsan Hakları Eylem Planı’ hazırlanacaktır. İfade özgürlüğünün güçlendirilmesi amacıyla uygulamadaki eksiklerin tespitine yönelik çalışmalar yapılacaktır. Ülkemizde insan hakları alanında çalışan kurumların kurumsal kapasiteleri geliştirilecektir.

BM, Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) nezdindeki insan hakları mekanizmaları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile yapıcı işbirliği sürdürülecektir.”

On Birinci Kalkınma Planı’nda “BM, Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı nezdindeki insan hakları mekanizmaları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile yapıcı işbirliği sürdürülecek ve alınan kararlarda söz sahibi olmak üzere aktif rol üstlenilecektir” ifadeleri yer almıştı. AİHM kararları ile ilgili olarak yeni planda, “alınan kararlarda söz sahibi olmak üzere aktif rol üstlenilecektir” hedefine yer verilmedi.

“Adalet Hizmetleri” alanında belirlenen diğer bazı politika ve tedbirler ise şöyle: “Uluslararası insan hakları mekanizmalarının gündeminde bulunan veya gündeme getirilmesinde yarar görülen konularda kabul edilecek kararlara ortak sunucu olma yönünde faaliyetler yürütülecektir. Ayrımcılık ve nefretle mücadele güçlendirilecektir. Ayrımcılık ve nefretle mücadele alanında izleme ve denetim mekanizmaları güçlendirilecektir. Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve şeffaflığı güçlendirilecektir.

“Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı”

Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı bakımından sorun oluşturan unsurların tespiti için durum analizi yapılacak, bu husustaki iyi uygulama örnekleri ile uluslararası standartlar incelenerek rapor hazırlanacaktır. Hâkim ve savcılara ilişkin disiplin süreci hukuki öngörülebilirlik, hâkimlik teminatı ve hak arama hürriyeti çerçevesinde gözden geçirilecektir. Lekelenmeme hakkının daha etkin korunması için Cumhuriyet savcılarının takdir yetkilerinin genişletilmesine yönelik çalışma yapılacaktır.”

Plana göre tamamlayıcı emeklilik ve sağlık sigortası yaygınlaştırılacak. Planda, sosyal güvenlik alanında yapılması hedeflenen bazı uygulamalar şöyle: “Nüfusun yaşlanmasının sosyal güvenlik sistemi üzerindeki etkilerinin azaltılması için bakım sigortası ve mesleki rehabilitasyon uygulamaları hayata geçirilecektir. Yaşlı bakım hizmetlerinin finansmanı için bakım sigortası kurulacaktır.

Sosyal güvenlik sistemi, emekli refahının artırılması ve kişilere ilave sağlık güvencesi sağlanması amacıyla tamamlayıcı emeklilik ve sağlık sistemleriyle desteklenecektir. Genel Sağlık Sigortası sisteminin sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi, kişilere alternatif bir sağlık güvencesi sağlanması ve sağlık hizmet sunumundaki kapasitenin etkin kullanımı için tamamlayıcı sağlık sigortacılığı teşvik edilecektir.”

Planda öncelikli gelişme alanları arasında gösterilen enerji konusunda yapılacaklar da sıralandı. Planda Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin devreye alınacağı belirtilirken şu ifadelere yer verildi:

“Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) bütün üniteleri ile elektrik üretimine başlayacaktır. Nükleer santral kurulu gücünün artırılmasına yönelik çalışmalara devam edilecektir. Küçük modüler reaktörler, füzyon teknolojileri ve ileri nesil reaktörler gibi yeni teknolojilere yönelik çalışmalar yapılacaktır. Nükleer atıkların güvenli bir şekilde bertarafı için atık tesisi kurulmasına yönelik çalışmalar yürütülecektir.”

Planda eğitim konusunda hayırseverlerin teşvik edilmesi hedefi de yer aldı. Planda bu hedef; “Hayırseverlerden ve özel sektörden gelen desteklerin öncelikle okul öncesi eğitim alanına yönlendirilmesi teşvik edilecektir. Fiziki mekan ihtiyacı olmayan bölgelerde hayırseverlerin yaptıkları finansal katkıların eğitim destekleri, öğretim materyalleri gibi cari harcamalara yönlendirilmesi sağlanacaktır. Üniversitelere yapılacak yardım ve bağışlar teşvik edilecektir” denildi.

Ayrıca planda, öğretim programlarında “milli, manevi, ahlaki” değerlerinin esas alınacağı da “Öğretim programları milli, manevi, ahlaki ve evrensel değerler esas alınarak küresel gelişmelere ve ihtiyaçlara uygun olarak güncellenecek, dijital içeriklerin niteliği ve niceliği geliştirilecektir” diye ifade edildi.

Planda çocuklar için yapılacaklar da sıralanırken, “Yoksulluğun nesiller arası aktarımını azaltmak ve fırsat eşitliğini artırmak üzere çocukların bireysel ihtiyaçlarına yönelik uygulamalar hayata geçirilecektir” denildi. Planda sosyal yardımlara ilişkin yapılacaklar arasında şunlar da yer aldı:

“Sosyal yardım sistemi gözden geçirilecek, iş gücüne katılıma mani olmayacak şekilde bütünleşik bir yapıda, aile odaklı ve fert başına asgari bir geliri garanti edecek şekilde yeniden kurgulanacaktır. Sosyal yardımlar fırsat eşitliği gözetilerek yürütülecektir.”

Planda taşınmazların güncel değerlerini ilgili kurumlarla koordinasyon ile kayıt altına alan bir veri tabanı oluşturulacağı da belirtildi. Planda, “Gayrimenkul değerlemesi için taşınmazların güncel değerlerini ilgili kurumlarla koordinasyon ile kayıt altına alan bir veri tabanı oluşturulacak ve bilgisayar destekli toplu değerleme yöntemlerinin uygulanmasına yönelik çalışmalar yürütülecektir” denildi.

Marmara Bölgesi’nde olası depreme karşı yapıların güçlendirileceğine de planda yer verildi. Planda, İstanbul’a ilişkin “İstanbul başta olmak üzere riskli yapı stokunun dönüşümünün hızlandırılması amacıyla mevzuat düzenlemesi gerçekleştirilecektir” denildi.

Planda, dar ve orta gelirlilere yönelik TOKİ’nin ürettiği konut sayısının 2022 yılında 60 bin 440 olduğu ve bu sayının 2028 yılında 500 bine çıkarılacağı hedefine de yer verildi. Planda, ülkedeki konut sorununa ilişkin yapılacaklardan bazıları ise şöyle ifade edildi

“Özellikle kentlerdeki barınma sorununa sağlıklı çözümler üretilebilmesi için dar gelirlilere, kadınlara, engellilere ve gençlere yönelik toplu konut uygulamaları yürütülecektir. Afetler sonrasında acil barınma ihtiyacını ivedilikle karşılamak için gerçekleştirilen ve imar mevzuatını değiştiren düzenlemeler, sürdürülebilir konut çevresi, uygulamada etkinlik, afetlere karşı risk azaltma ve dirençlilik, eskisinden daha sağlam inşa prensipleri doğrultusunda yeniden gözden geçirilecektir. Kaçak yapı stoku ortaya konulacak ve kaçak yapılaşmayı önleyici tedbirler alınacaktır. Afet konutlarının yapımında afetzedelerin barınma ihtiyacını en kısa zamanda karşılayacak şekilde hak sahipliği, geri ödeme ve finansman yöntemleri ile ilgili mevzuat yeniden ele alınacaktır.”

Planda kamuda işe alımlarda yapılacak uygulamalar da şöyle ifade edildi: “Kamu görevlerine ilk defa atanacaklar için mevcut sınav sistemi mevzuat ve uygulama boyutlarıyla birlikte gözden geçirilerek, sözlü sınavların atamaya konu olan görevin niteliğinin gerekli kıldığı hallerle sınırlı olarak yapılması sağlanacak, sınav kurullarının tarafsızlığının korunması, şeffaflık, adalet ve hakkaniyet ilkelerini güçlendirecek düzenlemeler hayata geçirilecektir.”

Paylaşın

Dört Milletvekilinin Dokunulmazlık Dosyası TBMM’de: HEDEP 3, İYİ Parti 1

Aralarında HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve İYİ Parti Milletvekili Lütfü Türkkan’ında bulunduğu 4 milletvekiline ait dokunulmazlık dosyaları TBMM Başkanlığı’na sunuldu. TBMM Başkanlığı, tezkereleri Anayasa – Adalet Karma Komisyonu’na gönderdi.

Haber Merkezi / Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı ve Siirt Milletvekili Tuncer Bakırhan, HEDEP Grup Başkanvekili ve Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç, HEDEP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan ile İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri TBMM Başkanlığı’na sevk edildi.

TBMM Başkanlığı, tezkereleri TBMM Anayasa Komisyonu ile TBMM Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Anayasa-Adalet Karma Komisyonu’na gönderdi.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

Cevdet Yılmaz: 12. Kalkınma Planı Beş Eksen Üzerinde Kurgulandı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulunda görüşülen 12. Kalkınma Planı üzerine  yaptığı konuşmada, kalkınma planının 5 eksen üzerinde kurgulandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“12. Kalkınma Planı genel çerçevesinde; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, temel hak ve hürriyetleri güçlendirmek, iyi yönetişim anlayışını kurumsallaştırmak, beşeri ve sosyal yapımızı geliştirmek, afete dirençli yaşam alanları, akıllı ve sürdürülebilir şehirler oluşturmak, ekonomide istikrar ve sürdürülebilirliği sağlamak, her alanda yeşil ve dijital dönüşüm odaklı rekabetçiliği tesis etmek, ihracata dayalı nitelikli büyümeyi sağlamak, enerji ve gıda arz güvenliğini tesis etmek ve uluslararası işbirlikleri ile stratejik ortaklıkları güçlendirmek konularında somut adımlar atılacaktır.

12. Kalkınma Planı 5 eksen üzerinde kurgulanmıştır. İlk eksenimiz ‘istikrarlı büyüme, güçlü ekonomi’, ikinci eksenimiz ‘yeşil ve dijital dönüşümle rekabetçi üretim’, üçüncü eksenimiz ‘nitelikli insan, güçlü aile, sağlıklı toplum’, dördüncü eksenimiz ‘afetlere dirençli yaşam alanları, sürdürülebilir çevre’ ve beşinci eksenimiz ise ‘adaleti esas alan demokratik iyi yönetişim’ eksenidir.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda 12. Kalkınma Planı üzerinde görüşmeler başladı. Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 12. Kalkınma Planı’nın, gelecek 30 yıllık bir perspektifle 2053 vizyonuna ulaşmayı sağlayacak şekilde hazırlandığını ifade ederek, şöyle konuştu:

“Bu süreçte en önemli güç ve ilham kaynağımız, milletimizi müreffeh, onurlu, hür ve bağımsız bir şekilde yaşatma sevdasıdır. Bu çerçevede Türkiye Yüzyılı’nın inşasında uzun vadeli yol haritamızı oluşturan 12. Kalkınma Planı döneminde milletimizin her bir ferdinin bugününü huzurla yaşamasını, aydınlık yarınlara umut ve güvenle bakmasını temin edeceğiz.

Köklü demokrasisiyle hukukun üstünlüğünü ve siyasi istikrarı teminat altına almış, sosyal adaleti güçlendiren, küresel barışın, istikrarın ve adaletin sağlanmasında etkin bir güç haline gelmiş müreffeh bir Türkiye yolunda hazırladığımız 12. Kalkınma Planı ile kararlı bir şekilde uzun vadeli hedeflerimize yürüyeceğiz.”

Planın hazırlık çalışmaları kapsamında 87 farklı alanda düzenlenen özel ihtisas komisyonlarına yaklaşık 8 bin 500 kişinin katıldığını anlatan Yılmaz, katılımcı bir yaklaşımla vatandaşların yeni dönemdeki önceliklerini belirlemek amacıyla anket yapıldığını ve 43 binin üzerinde vatandaşın ankete katıldığını söyledi.

Küresel eğilimlerin 2053’e dair risk ve fırsatları bir arada barındıran farklı senaryolara işaret ettiğini dile getiren Yılmaz, Türkiye için her türlü senaryoyu öngörerek gerekli adımları şimdiden hayata geçirmenin, geleceğin dünyasında Türkiye’nin konumunun yükseltilmesinde belirleyici olacağını vurguladı.

Cevdet Yılmaz, dünyadaki başlıca bilim, teknoloji, üretim, ticaret, kültür ve sanat merkezlerinden biri olarak insanlığa katkı sunan, milli ve manevi değerlerini koruyarak bölgesinin ve dünyanın barış, huzur ve refahı için küresel gelişmelere yön veren etkili, güçlü, müreffeh bir Türkiye’ye ulaşma vizyonuyla hareket ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:

“30 yıllık perspektif içinde; üst gelir grubu ülkeler liginde bir ülke olarak dünyanın 10 büyük ekonomisi ve satın alma gücü paritesine göre ilk beş ekonomisi arasında yer almayı hedefliyoruz. İmalat sanayisinin milli gelirdeki payını yüzde 30’un üzerine çıkarmayı, küresel mal ticaretinden yüzde 2’nin üzerinde pay almayı, yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payını yüzde 17’lere taşımayı ve kalkınma önceliklerimize halel getirmeden net sıfır emisyon hedefine ulaşmayı öngörüyoruz.

İnsani gelişme endekslerinde ilk 20 ülke arasına girmeyi, ailenin güçlendirilmesini, gelir dağılımında adaleti sağlamayı, çalışma çağındaki her bireyin üretkenliğinden faydalanarak işsizlik oranını 2053 perspektifinde yüzde 5’lerin altına düşürmeyi hedefliyoruz. Bunun yanı sıra, dünyanın en değerli 100 markası arasında en az 5 markamızın yer almasını, en az 5 üniversitemizin dünyanın ilk 100 üniversitesi arasında olmasını, AR-GE harcamalarının milli gelire oranının yüzde 4’lere çıkarılmasını öngörüyoruz.”

Planda İstanbul için özel bir perspektife yer verdiklerini dile getiren Yılmaz, İstanbul’un bilim, teknoloji, kültür, sanat, turizm, ticaret ve finansta küresel bir merkez olmasını hedeflediklerini vurguladı.

Türkiye’nin turizm gelirlerinde dünyada ilk üç ülkeden biri ve sağlık turizminde dünyanın merkezi konumuna yükselmesini de hedeflediklerini aktaran Yılmaz, hedefleri gerçekleştirme yolunda, dinamik bir yaklaşımla politikaları her daim güncelleyeceklerini, rotayı ve öncelikleri Plandaki ana çerçeveyi takip ederek şekillendireceklerini ifade etti.

Nereye gitmek istediklerini bildiklerinin altını çizen Yılmaz, 12. Kalkınma Planı’nın, milletin temel değerlerini ve beklentilerini esas alarak kalkınma hedeflerine ulaşılmasını sağlayacak kapsamlı bir yol haritası olacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye’nin muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarılmasının temel hedef olmaya devam edeceğini belirtti.

“5 eksen üzerinde kurgulandı”

Yeşil ve dijital dönüşümü odağa alan, sanayi sektörünün tarım ve hizmetler sektörleriyle bütünleşik olarak başat rol üstlendiği, Türkiye’nin dünya ticaretindeki konumunun güçlendiği, kaliteli finansman imkanlarının sağlandığı, nitelikli beşeri sermayeyle azami istihdam oluşturan istikrarlı bir büyüme modelinin uygulanacağını bildiren Yılmaz, şöyle devam etti:

“12. Kalkınma Planı genel çerçevesinde; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, temel hak ve hürriyetleri güçlendirmek, iyi yönetişim anlayışını kurumsallaştırmak, beşeri ve sosyal yapımızı geliştirmek, afete dirençli yaşam alanları, akıllı ve sürdürülebilir şehirler oluşturmak, ekonomide istikrar ve sürdürülebilirliği sağlamak, her alanda yeşil ve dijital dönüşüm odaklı rekabetçiliği tesis etmek, ihracata dayalı nitelikli büyümeyi sağlamak, enerji ve gıda arz güvenliğini tesis etmek ve uluslararası işbirlikleri ile stratejik ortaklıkları güçlendirmek konularında somut adımlar atılacaktır.

12. Kalkınma Planı 5 eksen üzerinde kurgulanmıştır. İlk eksenimiz ‘istikrarlı büyüme, güçlü ekonomi’, ikinci eksenimiz ‘yeşil ve dijital dönüşümle rekabetçi üretim’, üçüncü eksenimiz ‘nitelikli insan, güçlü aile, sağlıklı toplum’, dördüncü eksenimiz ‘afetlere dirençli yaşam alanları, sürdürülebilir çevre’ ve beşinci eksenimiz ise ‘adaleti esas alan demokratik iyi yönetişim’ eksenidir.”

Yılmaz, 2002 yılında 9 bin 279 dolar olan Satın Alma Gücü Paritesi’ne göre kişi başı gelirin 2022’de 37 bin 445 dolara kadar yükseldiğini, 2023 sonu itibarıyla milli gelirin ilk defa 1 trilyon doları aşmasını beklediklerini kaydetti.

Plan dönemi sonunda milli gelir büyüklüğünün 1,6 trilyon dolara ulaşmasını hedeflediklerini aktaran Yılmaz, “Plan döneminde ise sanayi sektörünün verimlilik ve rekabetçiliği odağına alan üretim yapısıyla büyümede başat rol üstleneceği, hizmetler sektöründe döviz kazandırıcı alanların çeşitleneceği, tarım ve enerji sektörlerinde arz güvenliğinin sağlanacağı dengeli bir yapıda ülkemizin yıllık ortalama yüzde 5 oranında büyümesi ve 2028 yılı sonu itibarıyla fert başına gelirin 17 bin 554 dolara ulaşması hedeflenmektedir, beklenmektedir. Bu yıl sonu itibarıyla ise 12 bin dolar hedefini aşmayı öngörüyoruz. Orta Vadeli Programımızda üç yıllık perspektifte ise 15 bin dolara yakın kişi başına gelir hedefimiz var.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ihracatta pazar çeşitliliğini sağlamak için girişimleri hızlandıracaklarının altını çizerek, cari işlemler açığını yapısal bir sorun olmaktan çıkaracaklarını söyledi.

Kalkınmada en büyük kısıtlayıcı faktörün cari açık olduğunu ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti: “Plan dönemi sonunda, ihracatın 375 milyar dolar, turizm gelirlerinin 100 milyar dolar seviyelerine yükselmesi sonucunda cari işlemler açığının sıfıra yakın bir düzeyde gerçekleşmesini öngörmekteyiz. Bütüncül bir perspektifle, para ve maliye politikalarını etkili bir şekilde kullanarak enflasyonla mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Özellikle belirtmek isterim ki makroekonomik istikrarın güçlendirilmesine yönelik öncelikli hedefimiz, enflasyonu orta vadede kalıcı şekilde tek haneli rakamlara düşürmek ve fiyat istikrarımızı pekiştirmektir.

Bu çerçevede, tüm politika araçlarımız etkin ve kararlı bir şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Enflasyonla mücadelemizi sürdürürken, hayat pahalılığının sebep olduğu olumsuzlukları bertaraf edecek şekilde gerekli politikalar da hayata geçirilecektir. Daha önceki dönemlerde olduğu gibi memur, işçi ve emekli vatandaşlarımızı enflasyonun olumsuz etkilerinden korumak ve refah seviyelerini artırmak da önceliğimiz olmaya devam edecektir.”

Plan döneminde gerçekleşmesi öngörülen büyümenin istihdam imkanları sunması ve gelir yaratmasının kritik önemde olduğunu belirten Yılmaz, beşeri altyapının güçlendirilmesinin büyümenin sürdürülebilirliğini sağlayacağını, çalışma çağındaki bireylerin iş gücüne katılım fırsatlarının artırılacağını, iş gücü piyasasının değişen taleplerine uyum sağlamak amacıyla nitelikli ve odaklı eğitimin yaygınlaştırılacağını dile getirdi.

Cevdet Yılmaz, “Plan dönemi boyunca büyüme hedeflerimizle uyumlu olarak 5 milyon ilave istihdam oluşturarak işsizlik oranının dönem sonunda yüzde 7,5 seviyesine düşmesini hedeflemekteyiz. Plan döneminde ulaşılması öngörülen büyüme hedefleri doğrultusunda küresel piyasalarla uyumlu, rekabet gücü yüksek, ülkemizin kalkınma sürecine düşük maliyet ve giderek artan finansal araç çeşitliliği ile katkı verebilen, sürdürülebilirlik ekseninde ilerleyen ve kurumsal yapısı güçlü bir finansal sektörün oluşturulması amaçlanmaktadır.” dedi.

Paylaşın

TBMM’de Küfür Gerginliği: MHP’li Celal Adan’ın İstifası İstendi

MHP’li Meclis Başkanvekili Celal Adan’ın geçtiğimiz hafta HEDEP grubuna ettiği küfür TBMM’de tartışma yarattı. HEDEP’li Meral Danış Beştaş, “Bütün parlamentoya sesleniyorum. Bu konuda bugün bir tutum almazsak Meclis Başkanvekili hepimize küfür mü edecek?” diye sordu. Beştaş, oturumu yöneten Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ’dan oturuma ara vererek Meclis Başkanlık divanıyla görüşmeler yapmasını ve bir tutum açıklamasını istedi.

Celal Adan’ın sarf ettiği kirli dilin Meclis’in 600 milletvekilini ilgilendirdiğini kaydeden Beştaş, “Biz halkı temsil ediyoruz, toplumu temsil ediyoruz. Bizim dilimiz küfür, hakaret olduğu zaman biz ne anlatacağız? Meclis Başkanvekilliği tarafsız bir kurumdur. Anayasa 94’te düzenlenmiştir. İçtüzükten, Anayasa’dan muaf değildir. Bu konuda sorumluluğu çok daha yüksektir” dedi. Adan’ın istifa etmesi gerektiğini söyleyen Beştaş, “Biz bunu sineye çekmeyeceğiz, bunu kabul etmeyeceğiz. Meclis Başkanını göreve çağırıyoruz” diye konuştu.

MHP’li Meclis Başkanvekili Celal Adan’ın geçtiğimiz hafta mikrofonunun kapalı olduğunu düşünerek Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) milletvekillerine ettiği küfür, haftanın ilk genel kurul oturumunda gündeme geldi. TBMM’nin mutlaka bir vaziyet alması gerektiğini kaydeden İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Adan’ın istifa talebine ne cevap vereceğinin de beklenmesi gerektiğini ifade etti.

Adan’ın açıklama yapması, özür dilemesi ve Meclis Başkanlığının bir karar alması gerektiğini kaydeden CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, “Parlamentoya hakaret hiçbir şekilde kabul edilemez” dedi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; HEDEP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Anayasa’nın 94’üncü maddesine göre Meclis Başkanı’nın Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerinde Meclis tartışmalarına katılamayacağının belirtildiğini hatırlattı. Beştaş, “Bütün parlamentoya sesleniyorum. Bu konuda bugün bir tutum almazsak Meclis Başkanvekili hepimize küfür mü edecek?” diye sordu. Beştaş, oturumu yöneten Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ’dan oturuma ara vererek Meclis Başkanlık divanıyla görüşmeler yapmasını ve bir tutum açıklamasını istedi.

Celal Adan’ın sarf ettiği kirli dilin Meclis’in 600 milletvekilini ilgilendirdiğini kaydeden Beştaş, “Biz halkı temsil ediyoruz, toplumu temsil ediyoruz. Bizim dilimiz küfür, hakaret olduğu zaman biz ne anlatacağız? Meclis Başkanvekilliği tarafsız bir kurumdur. Anayasa 94’te düzenlenmiştir. İçtüzükten, Anayasa’dan muaf değildir. Bu konuda sorumluluğu çok daha yüksektir” dedi. Adan’ın istifa etmesi gerektiğini söyleyen Beştaş, “Biz bunu sineye çekmeyeceğiz, bunu kabul etmeyeceğiz. Meclis Başkanını göreve çağırıyoruz” diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül ise küfür içerikli ifadenin tutanaklarda yer almadığını belirterek “Burada hedef alınan, öznesi belli olan; ‘şunu hedef aldı, bu net bir şekilde videodan anlaşılıyor, şuna söylendiği belli oluyor’ dediğiniz bir durum varsa tartışalım. Ancak basın haberlerini esas alarak ‘bu bize söylenmiştir’ diye bir zorlama yorum içine girmek doğru olmaz” dedi. Adan’ın sözlerinde bir şahsın ya da partinin hedef alındığına dair herhangi bir emare olmadığını, divanın kendi arasında konuştuğunu vurgulayan Bülbül, Adan’ın bundan sonra da tarafsız bir şekilde Meclis’i yöneteceğini ifade etti.

Bülbül’ün ardından söz alan HEDEP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, utanç verici bir durum yaşandığını ve bu durumun üstünün örtülmeye çalışıldığını ifade etti. Bülbül’e “Adan, divan üyelerine mi küfretti?” diye soran Oluç, tutanaklarda olmamasının sebebinin küfrün salonda duyulmaması olduğunu ancak Meclis’in resmi videolarında bu küfrün kayda geçtiğini söyledi. Oluç, tüm Meclis’ten net tutum beklediklerini ifade etti.

Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın sunumunun ardından görüşmeler yaparak tutumunu belirleyeceğini söylemesi üzerine HEDEP milletvekilleri Bozdağ’ı Meclis sıralarına vurarak protesto etti.

“Bir karar alınmalı”

Bozdağ’ın açıklamasına CHP’den de itiraz geldi. TBMM’nin böyle bir sözü hak etmediğini kaydeden CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, 27’nci dönemde benzer bir durumda Meclis’in hemen ara vererek yaptırım uyguladığını hatırlattı. Adan’ın açıklama yapması, özür dilemesi ve Meclis Başkanlığının bir karar alması gerektiğini kaydeden Başarır, “Parlamentoya hakaret hiçbir şekilde kabul edilemez” dedi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu da tartışılan konunun kabul edilemez olduğunu belirtti ve “Meclis’in çalışma koşullarından kaynaklanan bir yorgunluğun sonucu olabilir” dedi. TBMM’nin mutlaka bir vaziyet alması gerektiğini kaydeden Dervişoğlu, Adan’ın istifa talebine ne cevap vereceğinin de beklenmesi gerektiğini ifade etti.

Bozdağ’ın tutumunu değiştirmemesi üzerine HEDEP’li milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak protestoyu sürdürdü. Bozdağ, konuşmanın ardından verilen arada konuyu grup başkanvekilleriyle istişare edeceğini söyledi. Protestolar son bulmayınca Bozdağ, oturuma ara vermek zorunda kaldı.

Paylaşın

TBMM’ye 5 Ayda Sunulan Bin 700 Tekliften Sadece 9’u Yasalaştı

Mayıs ayında yapılan seçimlerin ardından haziran ayında başlayan yasama sürecinde bugüne kadar milletvekilleri bin 700 kanun teklifi sundu. Bu da yaklaşık 5 ay üzerinden hesap yapıldığında Meclis’e her gün ortalama 11 yasa teklifi verildiğini gösteriyor. Tekliflerin yasalaşma oranına baktığımızda ise tablo çok kötü. 5 ayda sunulan bin 700 tekliften sadece 9’u yasalaşmış!

Meclis’te milletvekillerinin en önemli çalışmalarından biri yasa teklifi sunmaktır. Ayrıca milletvekilleri denetim görevi kapsamında tüm çalışmalarla ilgili bakanlıklara yazılı soru önergeleri verir. Meclis Başkanlığının 2024 bütçe görüşmeleri sırasında kanun teklifleriyle ilgili son rakamlar da kamuoyuna açıklandı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Seçimlerin ardından haziran ayında başlayan yasama sürecinde bugüne kadar milletvekilleri bin 700 kanun teklifi sundu. Bu da yaklaşık 5 ay üzerinden hesap yapıldığında Meclis’e her gün ortalama 11 yasa teklifi verildiğini gösteriyor. Tekliflerin yasalaşma oranına baktığımızda ise tablo çok kötü. 5 ayda sunulan bin 700 tekliften sadece 9’u yasalaşmış!

Bu arada soru önergesi sayısı da ortaya çıktı. 28’inci Yasama Döneminde milletvekilleri 5 bin 265 soru önergesi verdi. Bunlardan sadece bin 610’u süresi içinde cevaplandırıldı.

Öte yandan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesinin ardından “tek başına hükümet” olan Cumhurbaşkanının yasa teklifi verme hakkı sadece bütçe ile sınırlı. Yeni sisteme göre yasalar sadece Meclis’te bulunan milletvekillerince teklif ediliyor.

Teoride böyle ama eski sistem büyük ölçüde devam ediyor. Bakanlıklar ve Cumhurbaşkanlığında hazırlanan teklifler AK Parti milletvekillerince Meclis’e sunulup birçok eleştiriye karşın çok fazla değişiklik yapılmadan yasalaştırılıyor. Muhalefet partileri bu duruma “Yasa teklifleri Saray’da hazırlanıyor, bir tek kelimeyi değiştiremiyoruz” diye tepki gösteriyor.

Meclis bütçe görüşmelerinde konuşan CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, “Merak ediyorum, bu sistemi değiştirelim, Anayasa’yı değiştirelim! Altı yılda saraydan gelen tek bir kelimeyi, cümleyi değiştirdi mi bu parlamento?” diye sordu.

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş yasaların hazırlık süreciyle ilgili bir şey söylemedi ama değişiklik oranlarıyla ilgili dikkat çekici bir veri paylaştı.

Kurtulmuş’un verdiği bilgiye göre bir önceki Meclis döneminde Genel Kurul’un 60 birleşiminde 953 madde üzerinde 217 değişiklik yapıldı. Bu da kanun tekliflerinde yüzde 25 oranında değişiklik olduğu anlamına geliyor. Kurtulmuş, “Ali Mahir Bey’in tabiriyle söyleyeyim, külliyeden gelen 4 tekliften 1 tanesinin değiştirildiğini görüyoruz ki bu da Meclis bakımından önemli bir şey” dedi.

Paylaşın

HEDEP Grup Başkanvekili Oluç: Küfür Eden Meclis Başkanvekili İstifa Etmeli

MHP’li Meclis Başkanvekili Celal Adan’ın HEDEP Milletvekili Sırrı Sakık’a ettiği küfüre ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenleyen Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Celal Adan hakkında derhal işlem başlatılması gerektiğini söyledi.

Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, durumu “utanç verici” olarak değerlendiren Oluç, “Celal Adan’ın mikrofonu kapalı sanarak hatibimizin arkasından ve grubumuzu hedef alarak kullandığı söz -ki buradan kullanmaktan haya duyarım- çok ağırdır ve parlamentonun saygınlığı açısından utanç vericidir. Arkasındaki duvarda ‘Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ yazısı yazan Meclis Başkanvekilinin bu kirli ve çirkin dili halkın iradesine yönelik açık bir hakarettir. Asla ve asla kabul edilemez” dedi.

Milletvekillerini sürekli bir biçimde temiz dil konusunda uyaran Adan’ın kirli bir dil kullandığını ifade eden Oluç, “Vekil olmanın erdeminden, Meclis’in öneminden ve siyasi ahlaktan söz eden bir başkanvekilinin içine düştüğü durum ibretliktir; farklı fikirlere tahammülsüzlüğün bir örneğidir. Beğenmediğiniz düşüncenin sahibine hakaret etmek, küfür etmek çürümüşlüğün bir göstergesidir ve kabul edilemez bir tutumdur. Milyonlarca oy almış bir partinin vekillerini hedefleyerek hakaret etmek aynı zamanda o partiye oy vermiş milyonlarca insanımıza, halkımıza hakaret etmek, küfür etmek anlamına gelir” diye konuştu.

Oluç, devamında şöyle konuştu: “Celal Adan, Meclis Başkanvekilliği görevinden istifa etmelidir. Ağza alınmayacak bir hakaretin sahibi olarak o koltukta oturmamalıdır. Sayın Meclis Başkanını da bu konuda gereğini yerine getirmek üzere göreve çağırıyoruz. Sayın Kurtulmuş; sizin vekiliniz olan bir kişinin bu tutumu kabul edilemez, bu konuda nasıl bir tutum alacaksınız çok merak ediyoruz. Buradan da son olarak uyarıyoruz; grubumuza, arkadaşlarımıza, halkımızın iradesine dil uzatanlara ve hakaret edenlere tavrımız ve tutumumuz her zaman açık ve kararlı olacak. Biz kimseye hakaret etmiyoruz, etmeyiz de ama kendimize de asla hakaret ettirmeyiz.”

Ne olmuştu?

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da söz alan HEDEP Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, Cumhuriyetin kuruluş yıllarına dair bir konuşma yaptı. Bu esnada MHP’li Celal Adan ile Sakık arasında bir tartışma yaşandı. Tartışma sonrası başka bir vekili kürsüye çağıran Meclis Başkenvekili Celal Adan mikrofonunun açık kaldığını unutup “p…venkler” ifadesini kullandı.

Kürsüye çıktığı sırada Türkçe ve Kürtçe ile “İyi akşamlar” diyen Sakık, “Sayın Erdoğan bir grup toplantısında ne diyor; MHP, CHP’nin yöneticileri gitsinler Meclis’in gizli oturumlarına, zabıtlarına baksınlar. Orada Kürtleri, Kürdistan’ı, Çerkezleri, Lazistan’ı görecekler. Mustafa Kemal bölücü müdür? Mustafa Kemal Kürt vekillerini çağırırken ‘Kürdistan milletvekilleri’ diyordu. Evet, doğru söylüyordu. Biz de bunun altına imzamızı atıyoruz” dedi.

Sakık’ın sözlerinin ardından Adan, “Polemiğe girmek istememekle birlikte, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken milletimizin birliğine beraberliğine kurşun sıkıp askerlerimizi, polisimizi şehit edenlere ve onların adı PKK iken, bir milletvekili Türk askerini PKK tükürükleri ile boğar deseydi bu Meclis’ten canlı çıkamazdı” şeklinde konuştu.

Adan’ın bu sözleri üzerine, Sakık ile arasında bir sözlü tartışma yaşandı. Tartışma sonrası başka bir vekili kürsüye çağıran Meclis Başkenvekili Celal Adan mikrofonunun açık kaldığını unutup “p….venkler” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Enflasyon Açıklaması: Çok Yönlü Mücadele İçerisindeyiz

TBMM’deki AK Parti Grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enflasyonla da çok yönlü bir mücadele içerisindeyiz. Ekonomide atılan adımların günlük hayattaki yansımalarını görmek biraz vakit alıyor. Türkiye vatandaşlarını mağdur etmez” dedi.

Erdoğan, Filistin – İsrail savaşına ilişkin de, “Filistin davamıza sahip çıkacağız. 7 Ekim’den bu yana krizin daha da büyümemesi için elimizden geleni yaptık yapıyoruz. 8 uçak dolusu tıbbi yardım gönderdik. İsrail’in devlet yerine örgüt gibi hareket etmesini asla tasvip etmedik etmeyeceğiz. Saldırılarda ölenlerin neredeyse yarısı çocuklar.

Dünyada sadece çocukları öldürmek için sokakları ateşe boğan bu insanlık dışı eylemi sürdüren bir devlet veya ordu bulamazsınız. Şimdi buradan İsrail’e sesleniyorum. Ey İsrail sen bir örgüt olabilirsin çünkü batını sana borcu çok. Ama Türkiye’nin sana borcu yok. Batı Hamas’ı bir terör örgütü olarak görüyor. Hamas bir terör örgütü değil topraklarını korumaya çalışan bir kurtuluş bir mücahitler grubudur” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Cumhurbaşkanlığı olarak Meclis’e sunduğumuz önemli bir düzenleme de 2024 bütçesidir. Bütçemizin temel önceliği depremde yıkılan şehirlerimizin ayağa kaldırılması ve depreme karşı alınacak önlemlerdir. 14 milyondan fazla insanımızı etkileyen 6 Şubat depremlerinin acısını ilk günkü gibi yüreğimizde hissediyoruz. Ne yaşanırsa yaşansın bu felaketi gündemimizde tutuyoruz.

Enflasyonla da çok yönlü bir mücadele içerisindeyiz. Ekonomide atılan adımların günlük hayattaki yansımalarını görmek biraz vakit alıyor. Türkiye vatandaşlarını mağdur etmez. Her çalışanın her emeklinin sıkıntısı bizim de sıkıntımızdır. Gençlere 10 GB internet sözümüzü tuttuk. Gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Önümüzdeki mart ayında yapılacak mahalli idareler seçiminde muhalefetin elinde ıstırap çeken belediyeleri gerçek belediyecilikle tanıştıracağız. Kendi yönetimimizdeki belediyelerde de seçimi çok daha farkla kazanmalıyız. Bu parti belediyelerdeki başarılarıyla kendini ispatlamış bir parti teşekkülüdür.

Terörle mücadele önceliğimizdir. Kahraman ordumuz destan yazıyor. Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki terörü kaynağında doğrudan kurutma stratejimiz sürüyor. Tezkerenin kabulüyle terörle mücadele daha da güç kazandı. Tarih tezkereye hayır diyerek teröre can suyu olanları affetmeyecektir. Terör koridorunu yeni harekatlarla parçalamayı sürdüreceğiz. Teröristlerin başını ezeceğiz.

Filistin davamıza sahip çıkacağız. 7 Ekim’den bu yana krizin daha da büyümemesi için elimizden geleni yaptık yapıyoruz. 8 uçak dolusu tıbbi yardım gönderdik. İsrail’in devlet yerine örgüt gibi hareket etmesini asla tasvip etmedik etmeyeceğiz. Saldırılarda ölenlerin neredeyse yarısı çocuklar. Dünyada sadece çocukları öldürmek için sokakları ateşe boğan bu insanlık dışı eylemi sürdüren bir devlet veya ordu bulamazsınız.

“İsrail’e gitme projemiz vardı iptal ettik”

Şimdi buradan İsrail’e sesleniyorum. Ey İsrail sen bir örgüt olabilirsin çünkü batını sana borcu çok. Ama Türkiye’nin sana borcu yok. Batı Hamas’ı bir terör örgütü olarak görüyor. Hamas bir terör örgütü değil topraklarını korumaya çalışan bir kurtuluş bir mücahitler grubudur.

Ben hayatımda bir kere bu Netanyahu denilen adamın elini sıktım. Tabi iyi niyetimiz vardı suiistimal ettiler. İsrail’e gitme projemiz vardı iptal ettik. İyi niyetimizi suiistimal ettiler. İsrail çocukları öldürüyor, çocukların öldürülmesine müsaade etmeyeceğiz. Çünkü biz insanlıktan nasibimizi aldık. İsrail’in Gazze’ye saldırıları hem katilliğe hem akıl hastalığına delalet eden bir haldir. Lafa gelince demokratlığı, çoğulculuğu kimseye bırakmayanların faşist yüzlerini ibretle izliyoruz.

Biz tarihte ırkçılık yapmamış tek halkız. Bunu en iyi Yahudiler bilir. Üniversite öğrencilerini, akademisyenleri, tehditle susturmaya çalışanlar bunlar değil mi? Sırf bu onurlu tavırlarından dolayı yaşadıkları ülkelerde sıkıntıya düşen öğrencilere ülkemizin kapılarının açık olduğunu belirtmek istiyorum. Daha dün Ukrayna’daki savaşta dünyayı ayağa kaldıranların Gazze’de duvar kesilmesi bu riyakarlığın en somut ifadesidir.”

Paylaşın

Akşener: Bugün Hala Cumhuriyetle Problemi Olanlar Var

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Bugün maalesef 100 yıl sonra bile hala cumhuriyetimizle problemi olanlar var. Ne yapsak da cumhuriyetin 100. yılını güme getirsek acaba diyenler var” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dün her 29 Ekim’de yatak döşek olanlar vardı, bugün ise Atatürksüz 29 Ekim kutlayanlar var. Duydukları büyük üzüntü nedeniyle Cumhuriyet’in 100. yılının kutlanmasını yanlış bulup engellemeye çalışanlar var. Utanmadan neler neler söyleniyor şu an, hem de milletin seçtiği bazı vekil ağzından, yazıklar olsun!”

Filistin’deki insani krize tepki gösteren ve ABD’nin tutumunu eleştiren İYİ Parti Lideri Akşener, “Gazze’de, savaş suçu işleniyor. Gazze’de, insanlık suçu işleniyor. Gazze’de, terör suçu işleniyor. Ve savaş diye ambalajlanan, bu devlet terörüne karşı en büyük tepkiyi vermesi gereken, ABD Başkanı, ‘büyük demokrat’ Biden, Netanyahu’ya, destek üzerine destek yağdırıyor. Sözde demokrasinin beşiği Amerika, sözde eşitliğin, özgürlüğün sembolü Amerika, yüzyılın en vahşi sivil katliamına, düpedüz sponsor oluyor. Gerçekten ibretlik.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. Meral Akşener’in konuşmasından satır başları şu şekilde:

“İktidar maalesef dış politikadaki her malzemeyi iç politikaya malzeme etmeye devam ediyor. Bunun bir örneği de İsveç’in NATO’ya üyeliği. Sayın Erdoğan daha önce bu konuda ‘Ey İsveç, boşuna uğraşma’ demişti. Gelinen son noktada iktidar katılım protokolünü imzaladı. Önce esip gürlediler, sonra imzayı çaktılar. Biz Rahip Brunson konusunda da bunu yaşamadık mı? Biz sorumlu muhalefet olarak bir çağrıda bulunuyoruz. NATO’nun genişlemesine karşı değiliz. Bunun için derhal Gazi Meclisimizde bir görüşme talep ediyoruz.

Gelin demokratik süreçleri çalıştıralım, kararları birlikte alalım. İYİ Parti olarak Türk milliyetçiliğini ırkçılık olarak gösterenlerle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Benim dokunulmazlığım da yok. Buradan bir kez daha iktidara sesleniyorum; Türk milliyetçiliği, binlerce yıllık şanlı mazimizin, Türk’ün tarih boyunca verdiği kutlu mücadelenin, nice büyük zaferlerin günümüzde yankılanan nihai sonucudur. Türk milliyetçiliği, kutlu bir yoldur. Türk milliyetçiliği bir suç sayılacaksa, biz de Türk milliyetçisiyiz. Biz de suçluyuz. Bu suçun ortakları olmaktan onurluyuz. Gelin bizi de tutuklayın. Tutuklayın da görelim, hodri meydan. Benim dokunulmazlığım da yok.

Gazze’de teröre karşı savaş iddiasıyla yola çıkan İsrail’in sivilleri bile hedef alan gaddarlığı hız kesmeden devam ediyor. Tüm insani değerleri hiçe sayan bu eylemler karşısında her fırsatta sözde insan hakları şampiyonluğuna soyunan bilindik ülkeler ise üç maymunu oynayıp katil Netanyahu’nun günahlarına utanmadan ortak olmaya devam ediyorlar. İsrail Gazze’yi adeta bir ateş talimi alanına çevirdi. Hamas’ın terör saldırılarında binden fazlası sivil olmak üzere bin 400 İsrail vatandaşı hayatını kaybetmiştir.

“Gerçekler tüm çıplaklığıyla konuşulmalıdır”

İsrail’in karşı saldırılarında ise 4 binden fazla sivil Filistinli hayatını kaybetti. Ölen sivillerin bin 400’ü ise ne acıdır ki çocuktu. Bin 700 günahsız çocuk Netanyahu terörünün kurbanı oldu. O bombalar, masum insanları öldürdü. O bombalar, hastanede yeni doğmuş bebekleri öldürdü. Bir çatışma ancak bu kadar onursuz, bu kadar şerefsiz olabilirdi. Bir devlet insanı ancak bu kadar vicdansız olabilirdi. Ama dünya yaşananlara bu kadar kayıtsız kalamaz, kalmamalıdır. İnsanlık suçu işleyenlere karşı sergilenen diplomatik ve demokratik nezaket derhal rafa kaldırılmalıdır. Gerçekler tüm çıplaklığıyla konuşulmalıdır.

O gerçek de Netanyahu bir savaş suçlusudur, bir bebek katilidir. Sivilleri, çocukları öldüren Netenyahu terörüyle, müzik festivalinde gençleri tarayan Hamas terörü aynı şeydir. Sıfatına bakılmadan, hak ettiği gibi, bir katil gibi, bir terörist gibi muamele görmelidir. Gazze’de savaş suçu işleniyor. Gazze’de insanlık suçu işleniyor. Gazze’de terör suçu işleniyor ve savaş diye ambalajlanan bu devlet terörüne karşı en büyük tepkiyi vermesi gereken ABD Başkanı büyük demokrat Biden, Netanyahu’ya destek üzerine destek yağdırıyor.

Türkiye’nin 100 yıllık diplomasi birikiminde, Gazi Mustafa Kemal Atatürkümüzün şekillendirdiği temel bir ilke vardır; her şartta ülkemizin güvenliğini amaçlayan ve hiçbir milletin aleyhinde olmayan barış yanlısı bir duruş bizim daimi ilkemizdir. Bu ilkeyi korumak da devlet insanlarının asli görevidir. İşte bu yüzden devlet insanı kafasına göre racon kesemez. Ancak bugün görüyorum ki bu ilkeden ve devlet insanlığında bir haber olanlar var maalesef. ‘Mehmetçik Gazze’ye’ diye slogan atan şuursuz bir zihniyetin dolduruşuna gelenler var.

Üstelik bu dolduruşu ‘milliyetçilik’ diye pazarlayanlar da var. Milliyetçilik bu değildir, milliyetçilik önce kendi vatanına kendi milletine kendi evladına sahip çıkmaktır. Başka anaların doğurduğu çocukların sırtından çağrılar yapıp, kabadayı pozları vererek milliyetçi olunmaz. Bu arkadaşlar Gazze’yi de bir vatan olarak görüyorlarsa ve vermiş oldukları 24 saatlik mühlet ile Netanyahu’yu durduramadıklarına göre; buyursunlar görevlerinden istifa edip Gazze’ye gitsinler.

Sosyal medyada sergiledikleri bu vatanperverliklerini daha da gösterip buyursunlar Gazze’ye gitsinler. Kınalı kuzularımızın, Mehmetçiğimizin sırtından kahramanlık taslamasınlar. Kendilerine eşlik edecek arkadaşlarını toplayıp süratle Gazze’ye gitsinler. Öyle geniş zaman kipleriyle atılan yüksek desibelli ama eylemden uzak tiratlarla bu işler olmaz. Sadece her şey ucuzlar. Çünkü büyük sözlerin hakkı, büyük eylemlerle verilir. Koyarsın canını cebine, gereğini yaparsın.

“Cumhuriyetle problemi olanlar var”

Bugün maalesef 100 yıl sonra bile hala cumhuriyetimizle problemi olanlar var. Ne yapsak da cumhuriyetin 100. yılını güme getirsek acaba diyenler var. Dün her 29 Ekim’de yatak döşek olanlar vardı, bugün ise Atatürksüz 29 Ekim kutlayanlar var. Duydukları büyük üzüntü nedeniyle Cumhuriyet’in 100. yılının kutlanmasını yanlış bulup engellemeye çalışanlar var. Utanmadan neler neler söyleniyor şu an, hem de milletin seçtiği bazı vekil ağzından, yazıklar olsun!

29 Ekim’de geçtim mitingi, fener alayına bile mesafeli dururken 28 Ekim’de Filistin mitingi yapanlar var. Hiç utanmadan, cumhuriyetin karşısında Filistin’de yaşanan mezalimi dikmeye kalkanlar var. Kardeşim başka gün mü bulamadınız? Bir hafta sonra yapsanız incileriniz mi dökülürdü?”

Paylaşın