Kabil’de Camiye Bombalı saldırı: Onlarca ölü

Afganistan’ın başkenti Kabil’in Hayırhane semtinde yer alan Sıddıki Camii’ne akşam namazı sırasında bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıda çok sayıda kişinin öldü ve yaralandığı bilgisi paylaşıldı.

Haber Merkezi/ Saldırı sonrası açıklamada bulunan Kabil Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü Halid Zadran, olay yerine çok sayıda güvenlik ve ilk yardım ekibinin sevk edildiğini söyledi.

AP ajansı, görgü tanıklarına dayandırdığı haberinde, aralarında önde gelen din adamı Molla Emir Muhammed Kabuli’nin de bulunduğu en az 10 kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi. Ayrıca AP, saldırının bir intihar eylemcisi tarafından gerçekleştirildiğini belirtti.

Reuters’a konuşan bir Taliban yetkilisi, en az 35 kişinin yaralandığını ve bu kişiler arasında hayatını kaybedenlerin de olabileceğini söyledi.

Öte yandan Katar merkezli Al Jazeera, olayda yaklaşık 20 kişinin yaşamını yitirdiğini aktardı.

Saldırının düzenlendiği Khair Khana bölgesindeki Kabil Acil Hastanesi de ilk aşamada 27 yaralının hastaneye tedavi için getirildiğini duyurdu. Yaralılar arasında biri 7 yaşında olmak üzere beş çocuk da var.

Saldırıyı henüz üstlenen hiçbir grup olmadı. Ancak bu saldırı, Taliban’ı destekleyen bir din adamının Kabil’de canlı bombayla hedef alınıp öldürüldüğü saldırıdan bir hafta sonra gerçekleşiyor. Geçen hafta yapılan saldırıyı IŞİD üstlenmişti.

Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kayıplara ilişkin bilgi vermezken olayı kınadı. Mücahid, faillerin en kısa süre içerisinde bulunacağını iddia etti.

Afganistan ve Taliban

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

Taliban, Üniversitelerde Zorunlu Din Derslerinin Sayısını Artırdı

15 Ağustos’ta iktidardaki birinci yılını deviren Taliban, üniversitelerdeki zorunlu din derslerinin artırıldığını duyurdu. Yüksek Öğretim Bakanı Abdülbaki Hakkani dün yaptığı açıklamada “Mevcut 8 din dersine 5 tane daha ekliyoruz” dedi.

Hakkani, derslerin İslam tarihi, siyaseti ve yönetimini içerdiğini söyledi. Zorunlu din dersi sayısının haftada bir saatten üç saate yükseltileceğini duyuran Bakan Hakkani, müfredattan hiçbir konunun çıkarılmadığını savundu.

Ancak AFP, bazı üniversitelerin müzik ve heykel gibi Taliban’ın katı tutum izlediği dersleri değiştirdiğini yazdı.

Ayrıca ülkeyi terk eden akademisyenler yüzünden bazı dersler artık verilemiyor.

Yetkilikler, 7-12. sınıflara eğitim veren kız okullarının açılacağını söylese ve kapanmanın nedeni olarak teknik ve mali sıkıntıları gösterse de bu kurumlar hâlâ kapalı.

Eğitim Bakanlığı’nın üst düze yetkililerinden Abdülhalik Sadık, okulların açılıp açılmayacağıyla ilgili gelen bir soruya verdiği cevapta kırsal kesimdeki ailelerin kızlarını okula göndermek için ikna edilmesi gerektiğini savundu: Kırsal kesimdekilerin de ikna olması için liderlerimizle koordineli bir şekilde sağlam bir politika hazırlamaya çalışıyoruz.

Ülkede lise diploması olmayan kız öğrenciler üniversite sınavlarına giremeyecek.

Afganistan ve Taliban

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

Afganistan: Taliban Yönetiminde Şiddetle Geçen Bir Yıl

15 Ağustos 2022. Taliban’ın 20 senenin ardından Afganistan’da yönetimi yeniden ele geçirmesinin birinci yılı. Uluslararası Af Örgütü de bu bağlamda Taliban’ın ülkenin kontrolünü ele geçirmesinden bu yana yaşananları ele alan bir brifing yayınladı.

Af Örgütü, bugün yayınladığı brifingde, “Taliban’ın insan haklarına planlı saldırılarını artırarak azınlık gruplara zulmettiğini, barışçıl protestoları şiddetle bastırdığını, kadın haklarını baskı altına aldığını ve korku yaymak için yargısız infazlara ve zorla kaybetmelere başvurduğunu” kaydetti.

Son bir yılda işlenen hak ihlallerini belgeleyen “Taliban Yönetimi: Şiddet, Cezasızlık ve Boş Vaatlerle Geçen Bir Yıl” brifingi, başta kadın hakları ve basın özgürlüğünü korumaya ve hükümet yetkilileri için af çıkarmaya söz veren Taliban’ın, muhaliflerine yönelik işkence, intikam cinayetleri ve zorla tahliyeler gibi suçlara ilişkin yaygın cezasızlığı ortaya koydu.

“Tüm değişim ihtimalleri hızla buharlaştı”

Brifingde paylaşılan verileri değerlendiren Af Örgütü Güney Asya Bölgesel Direktörü Yamini Mishra, konuyla ilgili açıklamasında şöyle dedi:

“Taliban bir yıl önce, insan haklarını koruma ve geliştirme sözü veren açıklamalar yapmıştı. Buna karşın, 20 yıllık insan hakları kazanımlarını ortadan kaldırma hızları baş döndürücü oldu.

Taliban’ın tam bir cezasızlıkla işleyen, şiddetli baskılar aracılığıyla yönetmeye çalışması sonucunda tüm değişim ihtimalleri hızla buharlaştı.

Keyfi gözaltılar, işkence, kaybetmeler ve hukuk dışı infazlar günlük sorunlar olarak geri döndü. Kadınlar ve kız çocuklar haklarından yoksun bırakıldı ve belirsiz bir gelecekle karşı karşıyalar. Eğitimden ve kamusal hayata katılma imkanından mahrum ediliyorlar.”

Taliban’a “ağır insan hakları ihlalleri ve uluslararası hukuk suçlarına acilen son verme” çağrısı yapan Uluslararası Af Örgütü de konuyla ilgili yazılı açıklamasında “Taliban, Afganistan’ın fiili yöneticisi olarak Afgan halkının haklarını acilen geri vermeli, korumalı ve geliştirmelidir” dedi.

Mishra ise “Afganistan’daki insan hakları krizinin daha da sarpa sarmasını engellemek için uluslararası toplum bu suçlardan ötürü Taliban’dan hesap sormak üzere somut adımlar atmalı” çağrısında bulundu.

Af Örgütü’nün brifinginden öne çıkanlar özetle şöyle:

İfade ve toplanma özgürlüğü

  • Çok sayıda büyük şehirde, güvenlik güçleri, silahsız protestocuları döverek ve üzerlerine ateş açarak barışçıl protestoları dağıttı.
  • Taliban’ın ifade özgürlüğü üzerindeki baskıları, insan hakları savunucuları ve sivil toplum aktivistlerini hedef aldı. Bu kişilerin çoğu insan hakları çalışmaları nedeniyle taciz ve tehdit edildi, gözaltına alındı ve hatta öldürüldü.
  • Basın özgürlüğü de saldırı altındaydı. 19 Eylül 2021’de, Devlet Medya ve Bilgi Merkezi, gazetecilerin ‘İslam’a aykırı’ veya ‘ulusal kişilere hakaret eden’ haberler yapmasını yasaklayan, muğlak tanımlar içeren bir kararname yayımladı.
  • Geçen yıl boyunca 80’den fazla gazeteci, barışçıl protestoları haber yaptığı için gözaltına alındı ve işkenceye maruz bırakıldı.

Keyfi gözaltı, işkence, kötü muamele

  • Ağustos 2021’den beri, Taliban askerlerinin, Taliban’ın fermanlarına uymadığı düşünülen veya önceki hükümetle çalışmakla suçlanan kişilere şiddet uyguladığına ve işkenceye maruz bıraktığına ilişkin yaygın ihbarlar yapılıyor.
  • Yüzlerce sivil hukuka aykırı olarak gözaltına alındı. Birçoğu, gözaltı sırasında dipçiklerle dövüldü veya kırbaçlandı.

Yargısız infaz ve zorla kaybetmeler

  • Taliban’ın iktidarı ele geçirdiğinden bu yana direniş savaşçıları olduğu varsayılan kişilere karşı işlendiği iddia edilen intikam cinayetleri, hukuk dışı infazlar ve diğer suçlar savaş suçu kapsamına girebilir.
  • Yüzlerce yargısız infaz vakası yaşandı. Ölen kişilerin vücudunda ateşli silah yaralanması ve işkence izleri bulundu. Onlarca kişi, önceki hükümetteki görevleri nedeniyle veya Taliban’a karşı direnişe katıldıklarından kuşkulanıldığı için kaybedildi ve nerede tutuldukları halen bilinmiyor.

Etnik ve dini azınlıklara zulüm

  • İktidarı ele geçirmesinden sonraki haftalarda Taliban’ın, taraftarlarını, başta Hazaralar, Türkmenler ve Özbekler olmak üzere diğer gruplardan alınan topraklarla ödüllendirmek için Peştun olmayan Afganları evlerinden ve çiftliklerinden zorla çıkarttığı yönünde ihbarlar yapıldı.
  • Belh, Helmend, Daykundi, Kandahar ve Uruzgan vilayetleri dahil ülkenin dört bir yanında tahliyeler bildirildi ve halihazırda çok yüksek olan ülke içinde yerinden edilen kişi sayısı daha da arttı. Haziran 2022 itibariyle, Birleşmiş Milletler, ülke içinde yerinden edilen Afganların sayısının 820 bini aştığı tahmininde bulundu.

Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik kısıtlamalar

  • Taliban, iktidara el koyduğundan beri kadınları gitgide daha fazla şiddete maruz bırakıyor. Zaman zaman, bunu kadınların aile üyelerini cezalandırmanın bir yolu olarak yapıyor.
  • Onlarca kadın, onları özgürlüklerinden yoksun bırakan kısıtlamalar artarken haklarını talep etmek için barışçıl protestolara katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alındı ve işkenceye maruz bırakıldı.
  • Taliban, eğitim hakkını engelleyerek milyonlarca Afgan kız çocuğun umutlarını boşa çıkardı. Ortaokul ve liseler 17 Eylül 2021’de yeniden açıldığında, altıncı sınıfın üzerindeki kız çocukların okula gitmesini yasakladı. Bunun geçici bir durum olduğunu öne süren Taliban, daha fazla kadın öğretmen istihdam edilene ve cinsiyet ayrımına dayalı eğitim için ‘uygun’ koşullar sağlanana kadar süreceğini savundu. Fakat bugüne kadar bu planların hiçbiri uygulanmadı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Taliban’dan ‘Ekmek, İş Ve Özgürlük’ İsteyen Kadın Protestoculara Şiddet

Afganistan’ın başkenti Kabil’de düzenlenen bir protesto gösterisinde Taliban güçlerinin kadınları dövdüğü ve havaya ateş açarak göstericileri zorbalıkla dağıttığı bildirildi. “Adalet, adalet. Cehaletten bıktık” sloganları atan kadınların büyük çoğunluğunun yüzlerini peçeyle örtmediği görüldü.

AFP haber ajansının aktardığına göre “Ekmek, iş ve özgürlük” sloganları atan yaklaşık 40 kadın Eğitim Bakanlığı binasının önüne yürüdü.

Taliban’ın ülkede yönetime el koymasının birinci yıl dönümü olan 15 Ağustos’u “kara gün” ilan eden protestocu kadınlar çalışma ve siyasete katılma hakkı talep etti. “Adalet, adalet. Cehaletten bıktık” sloganları atan kadınların büyük çoğunluğunun yüzlerini peçeyle örtmediği görüldü.

Taliban güçleri havaya ateş açarak göstericileri dağıtmaya çalıştı, ardından yakınlardaki dükkanlara sığınan protestocuları takip ederek kadınları dipçikleriyle dövdü. Aylar sonra yapılan ilk kadın protestosunu takip eden bazı gazeteciler de Taliban tarafından dayak yedi.

Kadın hakları geriliyor

Afganistan’da kadın hakları, Taliban’ın geçen yıl 15 Ağustos’ta ülkede kontrolü ele geçirmesinden bu yana büyük gerileme içerisinde. Kadınlar 20 yıldır Amerika Birleşik Devletleri’nin müdahalesi sırasında kazandıkları bazı sınırlı hak kazanımlarını da kaybetti.

Taliban, geçen yıl yönetimi ele geçirmesinin ardından, 1996-2001 yıllarına kıyasla İslami kuralları daha gevşeterek uygulama ve kadın haklarını tanıma konusunda uluslararası tanınma ve ülkenin dondurulan servetinin serbest bırakılması talebiyle taahhütte bulunmuştu.

Ancak o tarihten bu yana kadınlara yönelik birçok kısıtlama hayata geçirildi. On binlerce kız çocuğu orta okul eğitiminden mahrum edildi, kamuda göveli kadınların işlerine geri dönmesi engellendi. İşi bilen, eğitimli personel eksikliği dolayısıyla işten atamadıkları kadınlar için de yerlerine erkek akrabalarını önermeleri istendi.

Kadınların uzun seyahatlerde ve uçakta tek başına yolculuk yapması yasaklandı. Ayrıca kadınların halka açık park ve bahçelerde erkeklerden ayrı şekilde yalnızca kendilerine ayrılan yerlerde dolaşmasına izin veriliyor.

Mayıs ayından itibaren kadınlara burka zorunluluğu getiren yönetimin televizyon spikerlerinin de yüzlerini örtmesi şartı getirmesi tepki toplamıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Taliban’ın Kız Öğrencilere Lise Yasağı, Üniversiteye De Engel

Bir Taliban sözcüsü ve üniversite yetkilileri, Taliban’ın liselerde okuyan kızları yasaklamasının, yürürlükte kalması halinde kadınların üniversite diplomalarını fiilen yasaklayacağını söyledi.

Guardian’da yer alan habere göre, kız çocukları, yükseköğrenime kaydolmak için gerekli belgelere veya okuldan yaklaşık bir yıl sonra üniversite kurslarına başlamak için akademik kapasiteye sahip olmayacak.

Taliban’ın yüksek öğrenim bakanlığı sözcüsü Mevlavi Ahmed Taki, “Otomatik olarak lise mezunumuz olmazsa, artık yeni üniversite kız öğrencimiz olmayacak. Ama umuyorum ki Milli Eğitim Bakanlığı bir politika geliştirecek ve yakında okulları yeniden açacaktır. Çünkü biz bunun önemli olduğunu anladık ve kız çocuklarının eğitimi yasağı geçicidir” dedi.

Taliban’a yakın yerel bir kaynak, önümüzdeki aylarda kadınların yüksek öğrenime girmesinin önündeki pratik engeller kaldırılsa bile, yetkililerin onları sağlık ve eğitim alanlarında derecelerle sınırlamayı düşündüklerini söyledi.

Afganistan’da kız çocuklarına yönelik lise yasağı kalksa da üniversite eğitiminin sağlık ve eğitim alanlarıyla sınırlı kalması bekleniyor.

Taliban, kız çocukları ve kadınları eğitimden mahrum bırakan yasakların, “İslami kurallara uygun eğitim müfredatı” düzenlendiğinden kaldırılacağını savunuyor. Taliban yönetimi, bu düzen sağlandığında kız öğrencilerin okullara dönebileceğini açıklamıştı.

Paylaşın

Taliban’dan Kadın Çalışanlara: Yerinize Erkek Önerin Sizi Çıkaralım

Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Taliban yetkililerinin, Maliye Bakanlığı’nın kadın çalışanlarına, “İşinizi yapması için bize bir erkek yakınınızı gönderin ki sizi işten atalım” dediği bildirildi. 

Ekonomik çöküşün eşiğindeki ülkede daha önceki dönemde Maliye Bakanlığı’nda çalışan kadınlar, şimdilerde Taliban yöneticilerinin kendileriyle temasa geçerek, yerlerine bir erkek yakınlarının ismini önermesini istediğini dile getirdi.

Taliban, Ağustos 2021’de iktidarı ele geçirmesinden kısa süre sonra devlette görevli kadınları çalışmalarına müsade etmeyerek evlerine göndermiş ve kendilerine çok düşük ücretler ödemişti.

Kimliklerinin gizli tutulması koşuluyla Guardian’a mülakat veren kadınlar, Taliban yetkililerinden telefonlar aldıklarını belirterek, “Ofiste iş yükü arttığı için bizden kendi yerimize erkek akrabalarımızı tavsiye etmemizi istediler” diye konuştu.

BM Kadın Birimi İcra Direktörü Sima Bahous, daha önce yaptığı açıklamada, kadınların istihdamına yönelik kısıtlamaların 1 milyar dolar ya da Afganistan’ın GSYİH’sinin yüzde 5’i civarında bir ekonomik kayba yol açtığının tahmin edildiği bilgisini paylaşmıştı.

“Ülkede neredeyse evrensel bir yoksulluk söz konusu” ifadesini kullanan Sima Bahous,“Bütün bir nesil, gıda güvensizliği ve yetersiz beslenme tehdidi altında.” sözleriyle kadınların Taliban tarafından eve kapatılması uygulamasına tepki göstermişti.

Son 15 yıldır Afganistan Maliye Bakanlığı’nda çalışan 37 yaşındaki Meryem, bakanlığın İK departmanından bir telefon aldığını kaydederek, “Bana işten çıkarılabilmem için bakanlıkta benim yerime geçecek bir erkek aile üyesini tanıtmam istendi.” dedi.

Hayal kırıklığı yaşadığını aktaran Meryem, işletme yönetimi yüksek lisans derecesine sahip olduğunu, son 15 yılda daire başkanlığına kadar yükseldiğini belirterek, “Yerime başka birini nasıl kolayca getirebilirim?” sorusunu yöneltti.

Ayrıca adı güvenlik gerekçesiyle Meryem olarak değiştirilen kadın çalışan, “O kişi (erkek akraba) benim bunca yıldır çalıştığım kadar verimli çalışabilecek mi? Benim eğitimini aldığım ve yılların deneyimine sahip olduğum iş, zor ve teknik bir pozisyon. En nihayetinde benim işimi yapabilse bile, bu durumda bana ne olacak? Taliban (iktidara) geldiğinden beri rütbemi düşürdü ve maaşımı 60 bin Afgani’den (680 dolar) 12 bin (132 dolar) Afgani’ye indirdi. Oğlumun okul masraflarını bile karşılayamıyorum. Bunu sorguladığımda bir yetkili kaba bir şekilde ofisinden çıkmamı ve rütbemin düşürülmesinin pazarlığa açık olmadığını söyledi.” ifadelerini kullandı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) kadın hakları biriminde görevli araştırmacı Seher Fetrat, Maliye Bakanlığı çalışanı kadınlarla ilgili gelişmeyi değerlendirmesinde, “Taliban’ın kadınları toplumdan yok etme geçmişi var, bu nedenle bunu duymak şaşırtıcı ya da yeni değil” diye konuştu.

Ayrıca Fetrat, Taliban’ın kadın düşmanlığı yaptığını beliterek “Taliban’ın anlayışında kadınlar bir mülk ve ailenin onurunu temsil eden bir nesne olarak erkeklere aittir.” dedi.

Bu politikanın topluma yeni zararlı davranış standartları getirdiğini ve bunun da kadınların nesneleştirilmesinin normalleştirilmesi olduğunu söyleyen Fetrat, “Özellikle de genç erkeklere, ailelerinde kadınlara ‘sahip oldukları’ ve ahlaki bir otorite olarak hareket etmeleri ve kadınların davranışlarını aktif olarak denetlemeleri gerektiği konusunda açık bir mesajı var.” şeklinde konuştu.

Bu arada Meryem ve çalışma arkadaşları, Taliban (kadın çalışan yerine erkek akraba istihdamı) politikasını protesto edeceklerini belirterek, “Emirlerini kabul etmiyoruz ve bunu değiştirmelerini sağlamaya çalışacağız. Bakanlığın kadın çalışanlarından oluşan bir grup oluşturduk. Şimdi müzakere ediyoruz, eğer bizi duymazlarsa gösteri yapacağız.” sözleriyle uluslararası toplumu kendileriyle destek ve dayanışmaya çağırdı.

Ülke ciddi bir ekonomik ve insani krizin pençesinde. BM’ye göre şu anda 20 milyon insan açlıkla karşı karşıya.

Taliban’ın iktidara gelmesinden bu yana 9 milyondan fazla insan yerinden edildi ve şiddetli kuraklık en önemli gelir kaynaklarından tarımı olumsuz etkiledi.

Paylaşın

Eşref Gani’den Taliban’a karşı ulusal seferberlik çağrısı

Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani Ahmedzay, Taliban’a karşı ulusal bir seferberlik hamlesini desteklemeye çağırdı. Son dönemde Taliban ve Afgan hükümet güçleri arasındaki çatışmalar yoğunlaşmış durumda.

Haber Merkezi /Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani Ahmedzay, Parlamento’da Taliban ve barış görüşmelerine ilişin açıklamalarda bulundu.

Gani, konuşmasında Washington’un Kabil ile Taliban arasındaki müzakerelere yönelik baskılarına atıfta bulunarak “ithal, aceleci” bir barış sürecinin Afganlar arasında “barış getirmeyi başaramadığını, aynı zamanda şüphe ve belirsizlik yarattığını” söyledi.

Ülkede artan şiddetten ABD’nin birlikleri hızla çekilmesinden kaynaklandığını belirten Eşref Gani, Taliban karşısında eyalet başkentlerini ve büyük kentsel alanları korumaya odaklanacağını vurguladı.

“Taliban’ı yenecek güce sahipiz”

Konuşmasının devamında Taliban’a karşı ulusal bir seferberlik hamlesini desteklemeye çağıran Afganistan Cumhurbaşkanı, “Taliban kalıcı barışa inanmıyor” dedi. Gani, ayrıca, Taliban’ı yenecek güce sahip olduklarını da ifade etti.

Taliban, kırsal alanlarda çok sayıda ilçeyi ve ayrıca Afganistan’ın komşu ülkelerle olan birkaç önemli sınır kapısını da kontrol ediyor. Saldırılarını sürdüren Taliban, eyalet başkentlerini ele geçirmeye çalışıyor.

 

Paylaşın