Birleşmiş Milletler: Depremlerde Can Kaybı Açıklananın İki Katına Çıkabilir

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye ve Suriye’yi vuran Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısının şu ana kadar açıklanan rakamın iki katına kadar çıkabileceğini kaydetti.

Cumartesi günü depremin merkezi olan Kahramanmaraş’a gelen İnsani İşlerden Sorumlu BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, Sky News’e yaptığı açıklamada, “Enkazın altına girilmesi gerektiği için henüz tam bir tahmin yapmanın zor olduğunu düşünüyorum ancak (sayının) iki katına ya da üzerine çıkacağından eminim” diye konuştu.

Martin Griffiths, can kayıplarının henüz gerçek anlamda saymaya başlanmadığını sözlerine ekledi.

“113 kişi hakkında gözaltı kararı verildi”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan binaların sorumlularına yönelik hukuki süreçle ilgili açıklamalarda bulundu.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenleyen Oktay, 10 ili etkileyen 7.6 ve 7.7 büyüklüğündeki depremlerde yıkılan binalarla ilgili sorumluluğu bulunan bir şüphelinin tutuklandığını, 113 şüpheli hakkında da gözaltı kararı verildiğini aktardı.

Oktay, “Şu ana kadar 131 şüphelinin depremde yıkılan binalarla ilgili olarak sorumluluğu tespit edilmiş, biri tutuklanmış, 113’ü hakkında gözaltı talimatı verilmiştir. Gerekli adli süreç titizlikle devam edecek” ifadelerini kullandı.

“Bu ülkenin yeni bir dirliğe, bir düzene ihtiyacı var”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu deprem bölgelerine yaptığı ziyaret sonrasında bir görüntülü mesaj yayınladı.

Kılıçdaroğlu mesajında “Bu ülkenin yeni bir dirliğe, bir düzene ihtiyacı var, halkım. Hepimizin zihniyeti değişmek zorunda” diye konuştu. “Öyle dedikleri gibi bir yılda falan gitmemiz gereken yere varamayız. Geçici çözümlerle idare edemeyeceğimiz bir noktaya geldi” diyen Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti:

“En acısı da bizi biz yapan değerlerimiz zarar gördü halkım. Arsızlık, hırsızlık, rant kavgası, bencillik bunları derhal bitirmeliyiz. Bunlar Türkiye’nin ruhunu kemirdi. Artık açgözlülüğün bittiği, kaynakların sadece küçük bir azınlığa değil tüm halkımıza ait olduğu yepyeni bir düzeni getirmek zorundayız.

Ancak inanın bu sadece iktidar değişikliğiyle olmaz. Daha büyük değişimler lazım bize. Zarar gören her değerimizi bir bir tamir ederek çok güçlü bir değişim yaratmalıyız. Güçlü bir sosyal devleti, vatandaşı için varolduğunu hiç unutmayan bir devleti bu enkazın içinden çıkarıp inşa etmek zorundayız.”

Paylaşın

UNESCO Açıkladı: Depremler Kültürel Mirasta Da Ağır Tahribata Yol Açtı

Suriye’nin kuzey bölümü ile Türkiye’nin güney bölümünde yer alan 10 ilde büyük yıkıma neden ol Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin kültürel mirasta da ağır tahribata yol açtığı açıklandı.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Türkiye ve Suriye’de etkili olan Kahramanmaraş merkezli büyük depremlerinkültürel mirasta yarattığı ağır hasarlara dikkat çekti.

Örgüt, Alman basın ajansı dpa’ya yaptığı açıklamada, Roma ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinden önemli yapıları barındıran Diyarbakır’da birçok yapının yıkıldığını belirtti.

Salı günü UNESCO’dan yapılan açıklamada; Göbekli Tepe, Nemrut Dağı ve Arslantepe gibi Dünya Miras Listesi’nde bulunan kültürel varlıkların depremden etkilenmiş olabileceği, ancak henüz kendilerine bu yönde bir raporun ulaşmadığı belirtilmişti.

Halep antik kentte ağır tahribat

Örgüt, Halep’teki antik kentte ağır hasarın olduğu yönündeki bulguların kendilerine ulaştığını açıkladı. Dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden biri olarak kabul edilen Suriye’nin Halep şehrindeki 13. yüzyıldan kalma kalenin ve tarihi çarşının zarar gördüğünü belirten UNESCO, durumdan dolayı oldukça endişeli olduklarını ifade etti.

UNESCO’nun daha önceki açıklamasında da eski şehir surlarının batı kulesinin çöktüğü ve çarşılardaki bazı binaların tahrip olduğu ifade edilmişti.

Depremin yarattığı tahribata ilişkin net tablonun ancak günler, hatta haftalar sonra ortaya çıkacağı belirtildi. Hem Türkiye’de hem de Suriye’de ağır kayıplara neden olan depremlerde bilanço giderek ağırlaşıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Depremlerin Vurduğu Suriye’de 5 Milyondan Fazla İnsan Evsiz Kaldı

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddatindeki depremler Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de de büyük yıkıma neden oldu. Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre, depremler Suriye’de 5 milyondan fazla kişinin evsiz kalmasına yol açtı.

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) Suriye’deki temsilcisi Sivanka Dhanapala, ülke genelinde depremlerden etkilenen tahmini 5 milyon 370 bin kişinin barınma yardıma ihtiyacı olduğunu söyledi.

Sivanka Dhanapala, “Bu çok büyük bir rakam ve zaten kitlesel yerinden edilmeden muzdarip olan bir nüfusu vuruyor” diye ekledi.

Dhanapala, iç savaş halindeki Suriye için deprem felaketini “kriz içinde kriz” olarak nitelendirdi. Ülkenin son dönemde ekonomik kriz ve Korona pandemisinden de ağır etkilendiğini hatırlatan Dhanapala, kışın ortasında yaşanmasının ağırlaştırdığı koşullara da dikkat çekti.

Yardımlar depremzedelere ulaştırılamıyor

Türkiye’de 10 ili etkileyen ve ağır kayıplara yol açan depremler Suriye’yi de vurmuştu. Ülkede hayatın kaybedenlerin sayısı 3 bin 550’yi aşarken, yaralı sayısı 5 bin 276 olarak açıklandı.

Suriye’ye uygulanan yaptırımlar nedeniyle yardımların ülkeye ulaştırılmasında ise sıkıntı yaşanıyor. ABD Hazine Bakanlığı, Perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkeye yapılacak deprem yardımlarıyla ilgili işlemlere yönelik 180 günlük bir yaptırım muafiyeti için lisans yayımlandığını bildirdi.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo, “Uluslararası müttefikler ve insani yardım partnerleri (depremden) etkilenenlere yardım etmek için harekete geçerken Suriye’deki ABD yaptırımlarının Suriyeliler için hayat kurtarıcı çabaların önünde durmayacağını vurgulamak isterim” ifadelerini kullanmıştı.

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ise, ABD’nin bu hamlesini “yanıltıcı” olarak nitelendirerek ABD’yi “tek taraflı zorlayıcı önlemlere, düşmanca uygulamalara ve uluslararası hukuk ihlallerine son vermeye” çağırmıştı.

Dışişleri Bakanlığı, resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada ülkelere ve uluslararası kuruluşlara çağrıda bulunarak, “Suriye halkına uygulanan insanlık ve etik dışı yasa dışı ablukanın koşulsuz olarak kaldırılmasını talep etmelerini” istemişti.

Devlet Başkanı Beşar Esad da ulaşmayan yardımlardan Batı’yı sorumlu tutarken, Esad’a da depremleri araçsallaştırarak uluslararası izolasyondan kurtulmaya çalışma eleştirileri geliyor.

Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyi, yardımların önümüzdeki hafta ülkenin kuzeybatısında muhaliflerin kontrolündeki bölgeye Türkiye üzerinden birden fazla sınır kapısından ulaştırılması için BM’ye onay verilip verilmeyeceğini masaya yatıracak.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Uluslararası Topluma Türkiye Ve Suriye Çağrısı

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde binlerce kişi hayatını kaybederken, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, uluslararası topluma yardım çağrısında bulundu.

BM Genel Sekreteri Guterres, Türkiye’nin milyonlarca mülteciyi ve yerinden edilmiş insanı kabul edip koruduğunu kaydederek, “Şimdi uluslararası topluma aynı cömertliği göstermeleri ve Türkiye ve Suriye halkları için ayağa kalkmaları çağrısında bulunuyorum.” dedi.

Guterres basına yaptığı açıklamada, Suriye’nin kuzeybatısında muhaliflerin kontrolü altındaki bölgeye giden 6 kamyondan oluşan insani yardım konvoyunun Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan geçerek İdlib’deki Babülhava Sınır Kapısı’ndan giriş yaptığını duyurdu.

Konvoyda, ilaçlar, battaniye, çadır, barınak kitleri ile ilk yardım malzemeleri bulunduğunu kaydeden Guterres  BM üyelerine bölgeye daha fazla yardım göndermeleri çağrısında bulundu.

BM’nin ilk etapta Suriye’de insani yardım ihtiyaçlarını karşılamak için 25 milyon dolarlık yardım fonunun kullanılmasına karar verdiğini kaydeden Guterres, önümüzdeki hafta bu yardımın artırılması yeni bir çağrının yapılacağını ifade etti.

BM Genel Sekreteri, “Suriye’deki depremden etkilenenler için bağışçıların yapacağı desteğin artması için yeni bir çağrı yapacağız.” dedi.

BM’nin İnsani Yardımlara Koordinatörü Martin Griffiths’in depremden etkilenen bölgelerde inceleme yapacağını kaydeden Guterres, son durum yerinde tespit edildikten sonra BM’nin Suriye’ye yardım için yeni adımlar atacağı mesajını verdi.

BM Genel Sekreteri, “Türkiye’nin muazzam bir dayanışma gösterisiyle milyonlarca mülteciyi ve yerinden edilmiş insanı kabul edip koruduğunu” kaydederek, “Şimdi uluslararası topluma aynı cömertliğin göstermeleri ve Türkiye ve Suriye halkları için ayağa kalkmaları çarısında bulunuyorum.” dedi.

Guterres, “Afet değerlendirme uzmanları görevlendirdik. Onlar arama ve kurtarma ekiplerini koordine ediyor. Acil yardım gıdası, tıbbi malzeme, termal battaniye ve diğer hayat kurtarıcı malzemeleri sağlıyoruz. Biz çok daha fazlasını yapmaya kararlıyız.” dedi.

BM’nin sınır ötesi yardımları kapsamında İdlib’e giriş yapan tırlardaki insani yardım malzemeleri, ülkenin kuzeyinde Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Suriyelilere ulaştırılacak.

Merkez üssü Kahramanmaraş olan 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde, Suriye’nin çeşitli bölgelerinde en az 3 bin 162 kişi ölmüş, en az 5 bin 235 kişi yaralanmıştı.

BM Güvenlik Konseyinin 2014’te kabul ettiği karara göre, Suriye’nin kuzeybatısındaki bölgelere uluslararası yardım gönderiliyor. Özellikle zorla yerinden edilerek Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’e sığınan halk, bu insani yardımlara bel bağlıyor.

Sınır ötesi bu yardımlarla Suriye’deki ihtiyaç sahiplerine gıda, ilaç ve hijyen malzemeleri gönderiliyor.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü 3. Seviye Acil Durum İlan Etti

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye ve Suriye’de binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler nedeniyle ‘3. Seviye Acil Durum’ ilan edildiğini açıkladı.

Haber Merkezi / Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Direktörü Dr. Hans Kluge, dün gerçekleşen DSÖ Yönetim Kurulu’na Türkiye ve Suriye depremi ile ilgili bilgilendirme sunumunda yaptığı açıklamada, “Kendi hayatları tehlikedeyken müdahale eden Gaziantep’teki saha ofisimizdeki DSÖ personeli de dahil olmak üzere ilk müdahale ekiplerini takdir ve takdirle karşılıyorum” dedi.

Hans Kluge, DSÖ Avrupa’nın ekiplerinin Gaziantep, Ankara ve İstanbul’da faaliyet gösterdiğini belirterek “Hayat kurtarmak için dikkate değer bir müdahale operasyonu başlatan Türk yetkililerini takdir ediyorum. Muazzam bir dayanışma gösteren Üye Devletlere teşekkür ederim. Uluslararası toplumu desteğini artırmaya devam etmeye, Türkiye Hükümeti ve DSÖ ile tam koordinasyon sağlamaya davet ediyorum” diye konuştu.

DSÖ’nün 3. Seviye Acil Durumu, en yüksek acil durum olarak değerlendirilmektedir ve DSÖ’nün kurum çapındaki varlıkların seferber edilmesi anlamına geliyor.

3. Seviye Acil Durumu nedir?

DSÖ’nün 3. seviye acil durumu, en yüksek acil durum olarak değerlendiriliyor. Bu seviye DSÖ’nün kurum çapındaki varlıkların seferber edilmesi anlamına geliyor.

DSÖ görevleri

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), (İngilizce: World Health Organization, WHO) Birleşmiş Milletler’e bağlı olan ve toplum sağlığıyla ilgili uluslararası çalışmalar yapan örgüttür.

Sağlık alanında uluslararası nitelik taşıyan çalışmalarda yönetici ve koordinatör makam sıfatıyla hareket etmek.

BM, İhtisas Kuruluşları, sağlık idareleri, meslek grupları ve uygun görülecek diğer örgütlerle fiili bir iş birliği kurmak ve sürdürmek.

Hükümetlere, istek üzerine, sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi için yardım yapmak.

Uygun teknik yardım yapmak ve acil durumlarda, hükûmetlerin istekleri ya da kabulleri ile gereken yardımı yapmak.

BM’in isteği üzerine, manda altındaki ülkelerin halkı gibi özelliği olan topluluklara sağlık hizmetleri götürmek ve acil yardımlar yapmak ya da bunların sağlanmasına yardım etmek.

Epidemiyoloji ve istatistik hizmetleri de dahil olmak üzere gerekli görülecek idari ve teknik hizmetleri kurmak ve sürdürmek.

Epidemik, pandemik vb. hastalıkların ortadan kaldırılması yolundaki çalışmaları teşvik etmek ve geliştirmek.

Gerektiğinde diğer İhtisas Kuruluşları ile iş birliği yaparak kazalardan doğan zararları önleyebilecek önlemlerin alınmasını teşvik etmek.

Gerektiğinde diğer İhtisas Kuruluşları ile iş birliği yaparak, beslenme, mesken, eğlence, ekonomik ve çalışma koşullarının ve çevre sağlığı ile ilgili diğer bütün unsurların iyileştirilmesini kolaylaştırmak.

Sağlığın geliştirilmesine katkıda bulunan bilim ve meslek grupları arasında iş birliğini kolaylaştırmak.

Uluslararası sağlık sorunlarına ilişkin sözleşmeler, anlaşmalar ve tüzükler teklif etmek, tavsiyelerde bulunmak ve bunlardan dolayı Örgüt’e düşebilecek ve amacına uygun görevleri yerine getirmek.

Ana ve çocuk sağlığı ve refahı lehindeki hareketleri geliştirmek, ana ve çocuğun tam bir değişme halinde bulunan bir çevre ile uyumlu halde yaşamaya olan kabiliyetlerini artırmak.

Ruh sağlığı alanında özellikle insanlar arasında uyumlu ilişkilerin kurulmasına ilişkin her türlü faaliyetleri kolaylaştırmak.

Sağlık alanında araştırmaları teşvik ve rehberlik etmek.

Sağlık, tıp ve yardımcı personelin öğretim ve yetiştirilme normlarının iyileştirilmesini kolaylaştırmak.

Gerekirse diğer ihtisas kuruluşları ile iş birliği yaparak kamu sağlığı, hastane hizmetleriyle sosyal güvenlik de dahil koruyucu ve tedavi edici tıbbi bakıma ilişkin idari ve sosyal teknikleri incelemek ve tanıtmak.

Sağlık alanında her türlü bilgi sağlamak, tavsiyelerde bulunmak ve yardımlar yapmak.

Sağlık bakımından aydınlatılmış bir kamuoyu oluşumuna yardım etmek.

Hastalıkların, ölüm nedenlerinin kamu sağlığı uygulama metotlarının uluslararası nomanklatürlerini tayin etmek ve ihtiyaca göre yeniden gözden geçirmek.

Teşhis yöntemlerini gerektiği kadar standart hale getirmek.

Yiyeceklere, biyolojik, farmasötik ve benzeri ürünlere ilişkin uluslararası normlar geliştirmek, kurmak ve bunların kabulünü teşvik etmek.

Genel olarak Örgüt’ün amacına ulaşmak için gereken her önlemi almak.

Paylaşın

Depremler Suriye’yi De Vurdu: En Az 2,500 Can Kaybı

Kahramanmaraş, Adıyaman, Hatay, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Malatya ve Adana’da binlerce kişinin ölümüne neden olan Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler Suriye’de de büyük yıkıma neden oldu.

Suriye’de, hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 500’ü aştı. Sağlık Bakanlığı, hükümetin kontrolündeki bölgelerde ölü sayısının bin 250’ye, yaralı sayısının 2 bin 54’e yükseldiğini açıkladı.

İdlib’de yardım örgütü olarak faaliyet gösteren El Kaide bağlantılı Beyaz Miğferler ise, ülkenin kuzeyinde silahlı grupların kontrolündeki bölgelerde 1280’den fazla can kaybı olduğunu, yaralı sayısının 2 bin 600’ü geçtiğini duyurdu. Açıklamada, “Depremden 50 saat sonra hala enkaz altında yüzlerce aile var. Ölü sayısının önemli oranda artması bekleniyor” ifadeleri kullanıldı.

‘Yaptırımlar felaketi körükledi’

Öte yandan, depremlerin ardından ülkedeki duruma ilişkin açıklamalarda bulunan Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad, ABD yaptırımlarının yardımların ulaşmasını engellediğini söyledi. Lübnan merkezli Al Mayadeen kanalına konuşan Mikdad, uluslararası insanı yardımların yaptırımlara tabi olmadığını ancak ABD ve Batılı ülkelerin Suriye’ye uyguladığı yaptırımların, felaketi körüklediğini dile getirdi.

“Yıkıcı depremin ilk anlarında Devlet Başkanı Beşar Esad acil kabine toplantısına liderlik ederken, ulusal bir acil durum planının kabul edilmesiyle tüm potansiyeller deprem bölgelerine seferber edildi” diyen Mikdad, depremin ardından arama-kurtarma çalışmalarına destek veren ve yardım gönderen ülkelere teşekkür etti.

İç savaşın etkileri yardım çalışmalarına da engel oluyor 

Suriye’ye yardım götürmek için uğraşan insani yardım çalışanları, iç savaşın etkilerinin kendilerine sıkıntı yarattığını vurguluyor.

Depremden önce dahi ülkenin her bölgesine yardım ulaştırmak siyasi ve lojistik engellerle karşılaşırken şimdi bu sorunlar daha da büyüdü.

Suriye’de muhaliflerin kontrol ettiği bölgelere Türkiye üzerinden yapılan yardımlar, yolların ve altyapının hasar görmesiyle durduruldu. Salı günü açıklama yapan bir BM sözcüsü, ülkenin kuzeybatısındaki bu bölgelere yapılan yardıma ara verilmek zorunda kalındığını bildirdi.

2011’de başlayan iç savaşın ardından Beşar Esad yönetimine yaptırımlarla cephe alan ABD ve Avrupa ülkeleri, hâlâ yardımları ona iletmek istemiyor. Yardımların muhaliflerin kontrolündeki bölgelere hiç gönderilmeyerek Esad yönetimine bağlı kişi ve kurumlara yönlendirilebileceği endişesini taşıyorlar.

Sahadaki acil durum çalışanlarıysa gecikmenin pek çok cana mal olacağını vurguluyor.

Diğer yandan Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nden Natasha Hall, özellikle şu anda acil harekete geçilmesi gerektiği için yardımın muhaliflerin kontrolündeki bölgelere Şam üzerinden ulaştırılmasının mantıklı olmadığını ifade ediyor: Şam’dan onay almak hem lojistik açıdan hem de idari olarak aşırı zor. Suriye hükümetinin ülkenin kuzeybatısındaki sivil toplum kuruluşlarını tanımaması yardımın koordinasyonuna engel oluyor.

Washington merkezli Ortadoğu Enstitüsü’nden Emma Beals, Hatay Havalimanı ve Bab el Hava sınır kapısına giden yolun gördüğü hasarın yardımları engellediğini söylüyor. BM’nin yalnızca Bab el Hava’dan yardım gönderilmesine yetki verdiğini hatırlatıyor.

“Türkiye’de de devasa ihtiyaç var” diyen Beals, uluslararası kurtarma ekiplerinin Suriye’de Heyetu Tahriru’ş Şam’ın kontrolündeki yerlere gitmekten emin olamadığını, zira bu grubun ABD tarafından terör örgütü olarak kabul edildiğini bildiriyor: Örgütün varlığı, bölgeye yardım etmeye hazır olan pek çok bağışçının elini kolunu bağlıyor.

Bu durum Şam ve müttefiki Moskova’nın elini güçlendirdi. Esad yönetimi, yardımların Şam üzerinden dağıtılması gerektiğini daha güçlü bir dille ifade ediyor.

Salı günü düzenlediği basın toplantısında Suriye Arap Kızılayı Başkanı Halid Hbubati, “Yıkıcı depremin yansımalarıyla yüzleşmek için Suriye’ye uygulanan ablukanın ve ekonomik yaptırımların kaldırılması çağrısında bulunuyoruz. Yaptırımlar ve abluka yüzünden yardım ve kurtarma konvoylarına verecek benzinimiz bile yok” dedi.

Hbubati, ülkenin her yerine yardım ulaştırmaya hazır olduklarını ve muhaliflerin kontrol ettiği bölgelere yardımın BM aracılığıyla yapılabileceğini söyledi.

Rusya başta olmak üzere Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, İran ve Cezayir gibi ülkeler Esad yönetiminin kontrolündeki havalimanlarına yardım yolladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, pazartesi günü gazetecilere bölgedeki partnerleriyle çalışmayı sürdüreceklerini vurgulayarak şöyle dedi: Kendi halkına 12 yıldır gaddarca davranan bir hükümele yardım eli uzatmamız ironik olur ve ters etki edebilir.

Birleşik Krallık’tan da benzer bir açıklama geldi. Dışişleri, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi sözcüsü, “Yaptırım rejimi, hükümet ve yandaşlarının insan hakları ihlalleri ve diğer istismarlı yüzünden başlatıldı” ifadelerini kullandı.

ABD ve Birleşik Krallık’ın desteklediği Suriye Sivil Savunması, muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteriyor. ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı Yöneticisi Samantha Power Beyaz Baretliler olarak da bilinen grubun başkanı Raid Salih’le dün görüşerek bölgeye nasıl yardım gönderilebileceği konusunda görüş alışverişinde bulundu.

Avrupa Birliği’yse BM ve sivil toplum kuruluşları üzerinden tüm Suriye’ye yardım sağlamaya çalıştığını Avrupa Komisyonu Sözcüsü Balazs Ujvari aracılığıyla açıkladı. Macar sözcü, arama kurtarma ve sağlık ekipleri konusunda Esad yönetiminin henüz kendilerinden resmen yardım talep etmediğini söyledi.

Teoride ABD ve AB yaptırımlarının, Esad yönetiminin kontrol ettiği bölgelere yapılabilecek insani yardımları engellememesi gerekiyor, zira bu yardımlar için yaptırımlarda istisna maddeleri var. Ancak pratikte durum değişiyor. Bankalar yaptırımları ihlal etme korkusuyla para transferini engelleyebiliyor.

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdat da El Mayadin televizyon kanalına yeni verdiği röportajda, ABD yaptırımlarının kendilerine yönelik yardımları engellediğini vurguladı.

BM, Kızılhaç ve sivil toplum kuruluşlarına yardım talebinde bulunduklarını söyleyen Mikdat, “ABD ve Batı ülkelerinin uyguladığı yaptırımlar, felaket ve yıkımı büyüttü” dedi. Mikdat, BM Güvenlik Konseyi kararlarına göre insani yardımın yaptırımlardan etkilenmemesi gerektiğinin çok açık bir şekilde belli olduğunu savundu.

Beyaz Baretliler Başkanı Raid Salih, “Bize yardım konusunda vaatler verilse de buraya gelen hiçbir şey yok” diyor.

Suriye’de Beşar Esad yönetimine karşı gösterilerin vahşice bastırılmasıyla 2011’de başlayan iç savaş, yabancı askerlerin ve cihatçıların bölgeye girmesiyle farklı bir boyut kazanmıştı.

Hâlâ yönetimin tamamını kontrol edemediği Suriye’deki iç savaşta yaklaşık yarım milyon kişi öldü. Ülkeden kaçan milyonlarca kişi başta Türkiye olmak üzere çevre ülkelere ve dünyaya yayıldı.

Paylaşın

Kahramanmaraş Merkezli Depremler Suriye’yi De Vurdu: En Az 1.602 Can Kaybı

Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Malatya ve Adana’da binlerce kişinin ölümüne neden olan Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler Suriye’de de büyük yıkıma neden oldu.

Haber Merkezi / Reuters haber ajansı, Şam hükümeti ve kuzeybatı Suriye’deki kurtarma ekiplerinin paylaştığı verilere dayandırdığı haberinde, Suriye’de depremler nedeniyle yaşanan can kaybının 1602’ye yükseldiğini ve yaklaşık 3 bin 649 kişinin yaralandığını duyurdu.

Suriye Sağlık Bakanlığı 711 kişinin hayatını kaybettiğini açıklarken, ülkenin kuzeybatısında 733 kişi deprem nedeniyle yaşamını yitirdi.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) merkezli haber sitesi Rûdaw’ın haberine göre, depremler kuzeydoğu Suriye’deki Afrin, Kobanî, Kamışlo ve Haseke kentlerinin yanı sıra Suriye’nin Şam, İdlib, Halep, Hama, Lazkiye, Tartus ve Rakka illerinde de şiddetli hissedildi.

Buna göre, Afrin kent merkezinde yaklaşık 30 bina yıkılırken onlarca kişi hayatını kaybetti. Yine Afrin’deki Sanayi bölgesinde çok sayıda bina yıkıldı. Depremin en çok yıkıma neden olduğu Cindires’te ise 80 bina yıkılırken onlarca kişinin enkaz altında olduğu bilgisi geliyor.

İdlib, Azez ve Afrin’de en az 450 ölü

Rûdaw’a konuşan Sivil Savunma (Beyaz Baretliler) Müdür Yardımcısı Münir Mustafa, şu ana kadar İdlib, Azez ve Afrin’de en az 450 kişinin hayatını kaybettiğini, bin 300 kişinin de yaralandığını söyledi.

Cindires ve Afrin’in depremden büyük ölçüde etkilendiğini kaydeden Münir Mustafa, Cindires merkezinde 54, Afrin merkezde ise 10 kişinin hayatını kaybettiğini, 200’den fazla kişinin ise yaralandığını belirterek, ölü ve yaralı sayısının artmasından endişe ettiklerini söyledi.

Münir Mustafa, Afrin köylerinde de evlerin yıkıldığını ve bölgeye ekip gönderdiklerini ifade ederek “Bu bölgede insani yardıma ihtiyaç var. Şu ana kadar bize kimse bir yardım ulaştırmadı” bilgisini paylaştı.

12 saat içinde 2 deprem

Maraş’ın Pazarcık ilçesinde 6 Şubat 2023 günü sabah saat 4.17’de 7,7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) ilk belirlemelerine göre depremin büyüklüğü 7,4 olarak açıklanırken, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) depremin büyüklüğünü 7,8 olarak duyurdu.

AFAD’ın açıklamasına göre, bugün saat 7:30 itibariyle Maraş merkezli depremlerde yaşamını yitirenlerin sayısının 2 bin 921’e yükseldi.

Öte yandan, ilk depremle aynı gün saat 13.24’te yine Maraş’ta, Elbistan ilçesinde 7,6 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi.

AFAD Deprem Risk Azaltma Genel Müdürü Orhan Tatar, “Elbistan merkezli 7,6 büyüklüğünde bir başka deprem meydana geldi. Her ikisi de birbirinden bağımsız, birbirini tetikleyen depremler” dedi.

Paylaşın

DSÖ’den Depremlerde Can Kaybı Sekiz Kat Artabilir Uyarısı

Başta Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Malatya ve Adana başta olmak üzere Suriye’nin kuzey bölgesini etkileyen depremlere ilişkin açıklama yapan Dünya Sağlık Örgütü (WHO), depremlerde can kaybının sekiz kat artabileceği uyarısında bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO), Avrupa’dan sorumlu kıdemli acil durum yetkilisi Catherine Smallwood, haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada, “Daha fazla çökmenin meydana gelme potansiyeli devam ediyor, bu nedenle genellikle ilk rakamların sekiz kat arttığını görüyoruz” dedi.

Smallwood, “Depremlerde her zaman aynı şeyi görüyoruz, ne yazık ki ölen ya da yaralanan insanların sayısına ilişkin ilk raporlar takip eden hafta içinde oldukça önemli ölçüde artıyor” ifadelerini kullandı.

Depremlerin yaşandığı bölgede, kış ortasındaki dondurucu soğuklar ve kar fırtınası kurtarma çalışmalarını daha da zorlaştırdı ve evsiz kalanları riske attı.

WHO yetkilisi Smallwood, “Evlerine geri dönemeyen diğer insanlar için toplu ortamlarda buluşma ve toplanma söz konusu olacak. Bu da eğer ihtiyaçları doğru bir şekilde karşılanmazsa, ısıtma olmazsa ve aynı zamanda aşırı kalabalık yaşanırsa, belirli riskler oluşturacaktır” diye konuştu.

Smallwood, bu risklerden birinin de solunum yolu virüslerinin dolaşımı olduğunu belirtti.

Deprem Grönland’a kadar hissedildi

Türkiye dünyanın en aktif sismik bölgelerinden birinde yer alıyor ve son deprem, 1999 yılında 17 binden fazla insanın ölümüne neden olan Gölcük Depremi’nde kırılan Kuzey Anadolu fay hattının tam karşısında yer alan Doğu Anadolu fayı boyunca meydana geldi.

Danimarka ve Grönland Jeoloji Araştırmaları’ndan sismolog Tine Larsen AFP’ye yaptığı açıklamada, depremin Grönland’a kadar hissedildiğini söyledi.

Larsen, depremin birkaç dakika içinde Grönland’ın doğu kıyısında da hissedildiğini ve çok sayıda artçı sarsıntının meydana geldiğini kaydetti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye – Suriye Yakınlaşması: İran’da Görüşmelere Katılacak

Türkiye ile Suriye ilişkilerinin normalleşme sürecine İran’da katılacak. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, İran ile de Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi sürecine dahil olması konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı.

Sergey Lavrov, ayrıca, “Adım adım ilerleme ve her adımın küçük de olsa somut sonuçlar getirmesi gerektiği konusunda anlayış var.” dedi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Rusya’nın başkenti Moskova’da yaptıkları görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Lavrov’un gündeminde Türkiye ve Şam yönetimi arasında son haftalarda hız kazanan normalleşme adımları da vardı.

Türkiye hükümetinin Şam yönetimi ile ilişkileri normalleştirme politikalarını desteklediklerini söyleyen Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, İran ile de Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi sürecine dahil olması konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı.

Lavrov, özetle şöyle konuştu:

“İran’ın bu çalışmaya dahil olması konusunda anlaşma sağlandı. Hem Rusya hem İran hem de Türkiye, Suriye meselesinin çözümüyle uğraşan Astana üçlüsü üyesi. Türkiye-Suriye ilişkilerinin iyileşmesini teşvik etme yönünde ilerideki temaslara Rusya ve İran’ın eşlik etmesinin mantıklı olduğunu düşünüyorum. Süre ve belirli format üzerinde çalışmalar sürüyor.

“Adım adım ilerleme ve her adımın küçük de olsa somut sonuçlar getirmesi gerektiği konusunda anlayış var.”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in arabuluculuğunda Şam yönetimi ve Türkiye hükümeti arasındaki yakınlaşma, savunma bakanlarının ve milli istihbarat başkanlarının 28 Aralık 2022 tarihinde Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya gelmesiyle sonuçlanmıştı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Şubat ayında Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ile bir araya gelebileceğini açıklamıştı.

Rusya-Ukrayna savaşı

Sergey Lavrov, Mısırlı mevkidaşı ile yaptığı ortak basın toplantısında, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in bir gün önce Orta Doğu turu kapsamında Mısır’ı ziyaret ettiğine dikkat çekerek Şukri’nin, Blinken’in savaşla ilgili mesajını kendisine ilettiği bilgisini paylaştı:

“Rusya’nın mevcut durumun kapsamlı şekilde çözülmesini amaçlayan herhangi bir ciddi teklifi dinlemeye hazır olduğunu her zaman söyledik. Bakan aracılığıyla Rusya’nın durması, Rusya’nın Ukrayna’dan çıkması ve sonra her şeyin yoluna gireceği mesajını bir kez daha duyduk.

Rusya Silahlı Kuvvetleri, Batı’nın Ukrayna’daki planlarının gerçekleşmemesi için gerekli tüm önlemleri alıyor ve bu planlar gerçekleşmeyecek.”

Paylaşın

15 Milyonu Aşkın Suriyeli İnsani Yardıma Muhtaç

2022 yılında 15 milyon 300 bin Suriyelinin insani yardıma muhtaç durumda olduğu bildirildi. Bu bir önceki yıla göre yardıma muhtaç insan sayısının yüzde 5 artığını gösteriyor. Ülke içinde yerinden edilmiş 6,8 milyon Suriyelinin olduğu tahmin ediyor.

Haber Merkezi / On yılı aşkın süredir devam eden çatışmalar, Suriye’yi dünyanın en karmaşık acil durumlarından biriyle karşı karşıya bıraktı. Nüfusun üçte ikisi, kötüleşen ekonomik kriz, devam eden yerel düşmanlıklar, kitlesel yerinden edilme ve harap olmuş kamu altyapısı nedeniyle yardıma ihtiyaç duyuyor.

Dondurucu soğuklar ve şiddetli yağmurlarla birlikte sert kış ayları, yakıt kıtlığı ve ısınma araçlarının yeterli oranda olmaması, işleri daha da kötüleştiriyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), 2022 yılında 15,3 milyon Suriyelinin insani yardıma muhtaç durumda olduğunu duyurdu. Bu, bir önceki yıla göre yardıma muhtaç insan sayısının yüzde 5 artığını gösteriyor.

UNHCR’nin açıkladığı rakamlar ülkedeki kötüleşen koşulların açık bir kanıtı durumunda.

UNHCR, 236 bin kişiye battaniye ve kalın giysiler gibi kışlık erzak sağladığını bildirdi. 2022 yılında yardım ulaştırılanların yüzde 14’ü, Rakka kırsalı ve Deyrizor gibi daha önce teşkilatın yetki alanı dışında kalan bölgelerde.

Daha önce basına yansıyan haberler, Rakka ve Deyrizor kırsalında bulunan düzinelerce derme çatma kampta yaşayanların içinde bulunduğu kötü duruma dikkat çekmişti.

UNHCR, şu anda kuzeydoğu Suriye de dahil olmak üzere ülkede ülke içinde yerinden edilmiş 6,8 milyon Suriyeli olduğunu tahmin ediyor.

UNHCR ayrıca, yurtdışında yaşayan Suriyelilerin ‘gönüllü geri dönüşlerine’ ilişkin rakamlar da verdi. Buna göre 2022 yılında 50.966 kişi Suriye’ye geri döndü. Bunların 33.932’si (veya üçte ikisi) Türkiye’den döndü.

Paylaşın