SGK, 29,1 Milyar Liralık Açık İle Yeni Rekor Kırdı

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 2023 yılının ilk yedi aylık toplam açığı 29 milyar 103 milyon 231 bin lira olarak hesaplandı. SGK böylece, 2023 döneminde 29,1 milyar liralık açık ile yeni rekor kırıldı.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) AK Parti döneminde verdiği açığın toplamı ise 523 milyar 578 milyon 382 bin lira olarak kaydedildi.

Birgün’den Mustafa Bildiricinin haberine göre; SGK’nın 2023 yılının Ocak-Temmuz dönemindeki gelir ve giderleri belli oldu. AK Parti iktidarında rekor açıklar veren kurumun içinde bulunduğu batak bir kez daha mali verilere yansıdı.

SGK’nin Ocak-Temmuz 2023 dönemindeki toplam gelirinin, devlet katkıları ile birlikte 1 trilyon 121 milyar 664 milyon 963 bin TL olduğu bildirildi. Gelirin 162 milyar 247 milyon 930 bin TL’si devlet katkılarından oluştu. Kurumun Ocak-Temmuz dönemi giderinin ise 1 trilyon 150 milyar 768 milyon 193 bin TL olduğu belirtildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “SGK, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde iflas etti” sözlerine karşın kurumun mali dengesi AK Parti döneminde alt üst oldu. Hemen her yıl milyarlarca liralık açık veren kurumun, 2023’ün Ocak-Temmuz dönemindeki toplam açığı 30 milyar TL’ye dayandı.

AK Parti döneminde gelir gider dengesi giderek bozulan SGK’nin yedi aylık toplam açığı ise 29 milyar 103 milyon 231 bin TL olarak hesaplandı. 2023’in ilk yarısındaki toplam açığı 9 milyar 643 milyon TL olan SGK’nın açığı böylelikle, bir ayda 20 milyar TL’ye yakın arttı. SGK’nin AK Parti döneminde verdiği açığın toplamı ise 523 milyar 578 milyon 382 bin TL olarak kaydedildi.

Ocak-Temmuz 2023 döneminde imza atılan 29,1 milyar TL’lik SGK açığının, 2002-2023 dönemindeki 18 yılda verilen açıktan daha fazla olduğu öğrenildi. SGK, AK Parti dönemindeki en yüksek açığı 67 milyar 469 milyon 343 TL ile 2020 yılında verirken 2002-2023 dönemindeki SGK açıkları, bazı yıllara göre şöyle sıralandı:

2002: 7 milyar 964 milyon TL
2007: 25 milyar 40 milyon TL
2012: 17 milyar 294 milyon TL
2017: 24 milyar 174 milyon TL
2022: 39 milyar 732 milyon TL
2023 (Ocak-Temmuz): 29 milyar 103 milyon TL

AK Parti döneminde, bütçe açığını kapatmak amacıyla SGK’ya bütçeden yapılan transferin tutarı da katlanarak arttı. Kurumun içinde bulunduğu açığı kapatamayan iktidarın bütçeden SGK’ye aktardığı paralar, bazı yıllara göre kayıtlara şöyle yansıdı:

2018: 57 milyar 560 milyon TL
2019: 71 milyar 221 milyon TL
2020: 85 milyar 70 milyon TL
2021: 106 milyar 847 milyon TL
2022: 174 milyar 712 milyon TL
2023 (Ocak-Temmuz): 162 milyar 247 milyon TL

Paylaşın

Muayene Ücretleri, Tedavi İşlemleri Ve Tıbbi Malzemeye Zam!

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası başlayan zam yağmuru devam ediyor. Son olarak, SGK, muayene ücretleri, tedavi işlemleri ve sağlık hizmetlerinde kullanılan tıbbi malzeme bedellerinde artış yaptı.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Sağlık Uygulama Tebliği’nde değişiklik yapılmasına dair tebliği, Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.

Bianet’in aktardığı karara göre; “Ayaktan Başvurularda Ödeme Listesi”nde yer alan vaka başı muayene tutarlarında artış yapıldı.

“Hizmet Başı İşlem Puan Listesi’nde yer alan KVC-Kardiyoloji, organ doku nakli ve kemik iliği, yoğun bakım, hemodiyaliz, kan bileşenleri, doğum, yardımcı üreme tedavileri ve bununla ilişkin genel tetkikler, sünnet, kadavradan donör temini gibi işlem kodları da dahil olmak üzere tüm işlemlerde de artışa gidildi.

Tanıya Dayalı İşlem Puan Listesi’nde yer alan KVC-Kardiyoloji, organ doku nakli ve kemik iliği işlemleri, yoğun bakım işlemleri ve hemodiyaliz işlemlerine ait işlem kodları da dahil olmak üzere tüm işlemlerde artış yapıldı.

Diş Tedavileri Puan Listesi’nde yer alan tüm işlem kodları da arttı. Genel Sağlık Sigortalılarının hastanelerde aldıkları sağlık hizmetlerinde kullanılan tıbbi malzeme bedellerinde artış yapılarak yaklaşık 11 milyar lira iyileştirme sağlandı.

Paylaşın

Sosyal Güvenlik Kurumu 3 Ayda 20,4 Milyar Lira Açık Verdi

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), ocak-mart döneminde 20,4 milyar lira açık verdi. Devletin üstlendiği çeşitli ödemeler kapsamında üç ayda bütçeden SGK’ya yapılan transferler ise 131,5 milyar liraya ulaştı.

SGK’ın üç aydaki açığı büyük oranda, sağlık harcamaları ve devletçe üstlenilen ödemelerden kaynaklandı. Öte yandan SGK’nın ocak-mart döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre gelirler yüzde 98,9 artarken, giderler de yüzde 93,6 artış gösterdi.

Dünya gazetesi yazarı Naki Bakır’ın kaleme aldığı yazıya göre, kurumun ilk çeyrekte geliri 379 milyar lira olsa da devletin üstlendiği çeşitli ödemeler kapsamında üç ayda bütçeden SGK’ya yapılan transferler ise 131,5 milyar liraya ulaştı.

Bakır’ın yazısında ilgili bölüm şöyle:

“Prim tahsilatı ve devletçe üstlenilen ödemeler için bütçeden yapılan transferlerle birlikte Kurum’un toplam geliri ocak – mart döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 98,9 artışla 379 milyar lira oldu.

Buna karşılık SGK’nın büyük bölümü emeklilere aylık ödemeleri ve sağlık harcamaları olmak üzere toplam gideri ise yüzde 93,6 artışla 399,4 milyar lirayı buldu. Bunun sonucunda SGK’nın açığı ilk çeyrekte yüzde 29,6 büyüyerek 20,4 milyar liraya yükseldi.

SGK’nın gelir-gider dengesinde yüksek tutarda açık oluşurken, salt prim geliri-aylık ödemesi bazında bakıldığında ise Kurum’un bu yıl ilk üç ayda pozitif bir noktaya dikkati çekti.

Geçen yıl ilk çeyrekte aktif sigortalılardan 131,3 milyar lira prim toplayıp, emeklilere 137,1 milyar lira ile daha fazla aylık ödeyen Kurumun, bu yıl aynı dönemde ise 267,1 milyar lira olan aylık ödemelerine kıyasla 292,9 milyar lira ile daha fazla prim geliri elde ettiği belirlendi.

Üç aylık dönemlere göre prim gelirleri yüzde 123 artarken, aylık ödemelerindeki artış yüzde 94,8’de kaldı. Başka deyişle “pay as you go” modeline göre SGK, bu yıl ilk çeyrekte aktüeryal olarak lehte bir konuma geldi. Buna göre SGK’ın üç aydaki açığı büyük oranda, sağlık harcamaları ve devletçe üstlenilen ödemelerden kaynaklandı.”

Paylaşın

En Fazla İstihdam Kaybeden Sektör “Tekstil”

Ocak ayında tekstil ürünleri imalatı sektörü, 91 bin 510’luk çalışan sayısı ile en fazla istihdam kaybeden sektör oldu. Yıllık değişimi de yüzde 18,4 oranında daralmaya işaret etti. 89 alt sektörün 19’unda sigortalı ücretli çalışan sayısında azalma görüldü.

Haber Merkezi / Tekstil ürünleri imalatı dışında, finansal hizmetler (16 bin 543), ev hizmetlerinde 10 günden fazla çalışanlar (12 bin 862) ve hukuki ve muhasebe faaliyeti sektörleri de (7 bin 427) çalışan sayısı olarak istihdamı en çok daralan diğer sektörler arasında yer aldı.

Oransal olarak bakıldığında ise istihdam en hızlı ev hizmetlerinde 10 günden fazla çalışanlar sektöründe (yüzde 25,5) geriledi. Bu sektörü yüzde 18,4 azalışla tekstil ürünleri sektörü takip etti.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 31 Mart’ta yayımladığı Ocak 2023 verilerinden yola çıkarak İstihdam İzleme Bülteni hazırladı.

Buna göre Ocak’ta toplam sigortalı çalışan sayısı yıllık olarak yüzde 3,5 (766 bin) arttı, aylık olarak ise yüzde 3,4 (805 bin) azaldı ve 22 milyon 935 bin olarak gerçekleşti.

Toplam sigortalı çalışanların yüzde 72,2’sini ücretli çalışan grubu oluşturdu ve istihdamın genel seyrinde belirleyici oldu. Bu gruptaki yıllık değişim yüzde 3,8 (612 bin 732) artış yönlü olurken aylık olarak yüzde 4,5 (779 bin 635) oranında gerileme yaşandı.

Diğer taraftan, esnaf-çiftçi grubundaki yıllık değişim ise yüzde 2,6 artış yönünde oldu. Ancak alt sınıflarda değişimler farklılaştı. Bu dönemde esnaf sayısında yüzde 3 (75 bin 739), çiftçi sayısında ise yüzde 0,6 (3 bin 111) artış görüldü.

Bu gruptaki aylık değişimler ise esnaf sayısında yüzde 0,3, çiftçi sayısında ise yüzde 3,2 oranında düşüş şeklinde oldu.

Kamu sektöründe sigortalı çalışan sayısındaki yıllık artış yüzde 2,3, aylık düşüş yüzde 0,3 olarak kaydedildi.

İnşaatta istihdam artmaya devam ediyor

Ocak’ta inşaat dışındaki sektörlerin hemen hepsinde yılın en düşük istihdam artış oranları gerçekleşti. Özellikle imalat ve toptan-perakende ticaret sektörlerindeki ivme kayıpları dikkat çekmekti.

Sigortalı ücretli çalışanların yüzde 52,3’ü üç ana sektörde istihdam edildi. Bu sektörler, sırasıyla, imalat (yüzde 26,8), toptan ve perakende ticaret (yüzde 15,4) ve inşaat (yüzde 10,1) oldu.

Yıllık değişimlere bakıldığında, imalat ve toptan-perakende ticaret sektörlerinde yıllık artışların önemli oranda gerilediği; imalatta yüzde 0,4’e, toptan ve perakende ticaret sektöründe ise yüzde 2,9’a düştüğü gözlendi.

Bunun yanı sıra, inşaat sektöründe yaşanan artış eğilimi yüzde 13,3 ile hızlanarak devam etti. Diğer taraftan, hizmet sektörlerinden finans ve sigorta faaliyetlerinde istihdam yıllık olarak yüzde 5,1 oranında daraldı. Diğerlerinde de artış oranları önemli oranda düşmüştü.

Deprem bölgesindeki istihdam kayıpları

Ocak ayı itibarıyla deprem bölgesinde yer alan 11 ilin sigortalı ücretli istihdam içindeki payı yüzde 7,7 oldu. Çalışan sayısındaki düşüşler yıllık 465 bin 695 (yüzde 26,8), aylık ise 614 bin 272 (yüzde 32,5) olarak kaydedildi.

Ocak’ta afet bölgesindeki iller başta olmak üzere 13 ilde istihdam yıllık olarak geriledi. Maraş 113 bin 330 (yüzde 68,1), Hatay ise 111 bin 344 (yüzde 57,9) çalışan kaybı ile istihdamı en fazla daralan ilk iki il olarak kayıtlara geçti.

Onları 92 bin 89 ile Gaziantep (yüzde 25,8), 53 bin 78 ile Malatya (yüzde 45,9) ve 30 bin 453 ile Adıyaman (yüzde 46,7) izledi.

Adana (yüzde 6,5), Osmaniye (yüzde 29), Urfa (yüzde 10,4), Elazığ (yüzde 4,9) ve Kilis de (yüzde 11,2) deprem bölgesinde olan ve en fazla istihdam kaybı yaşayan diğer iller oldu.

En büyük düşüş tekstilde

Ocak’ta tekstil ürünleri imalatı sektörü, 91 bin 510’luk çalışan sayısı ile en fazla istihdam kaybeden sektör oldu. Yıllık değişimi de yüzde 18,4 oranında daralmaya işaret etti.

89 alt sektörün 19’unda sigortalı ücretli çalışan sayısında azalma görüldü. Tekstil ürünleri imalatı dışında, finansal hizmetler (16 bin 543), ev hizmetlerinde 10 günden fazla çalışanlar (12 bin 862) ve hukuki ve muhasebe faaliyeti sektörleri de (7 bin 427) çalışan sayısı olarak istihdamı en çok daralan diğer sektörler arasında yer aldı.

Oransal olarak bakıldığında ise istihdam en hızlı ev hizmetlerinde 10 günden fazla çalışanlar sektöründe (yüzde 25,5) geriledi. Bu sektörü yüzde 18,4 azalışla tekstil ürünleri sektörü takip etti.

Paylaşın

Emeklilikte Yaşa Takılanlar Düzenlemesi Mart Ayına Kaldı

SGK Uzmanı Özgür Erdursun, Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesinin Mart ayında yasalaşacağını belirterek, emeklilik başlangıcının Nisan ayına, ilk maaşın ise Mayıs-Haziran’a kaldığı değerlendirmesinde bulundu.

Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesi, Ocak ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) gelmişti.

7 Şubat’ta Meclis’te yapılacak görüşmelerin ardından yürürlüğe girmesi beklenen EYT düzenlemesi, 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli iki büyük deprem sonrasında Meclis’in ara vermesiyle ertelenmişti.

EYT düzenlemesinin 21 Şubat’ta başlayacak TBMM görüşmelerinde masaya yatırılması beklenirken, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, bugün ikinci kez Meclis çalışmalarına ara verildiğini duyurdu.

TBMM çalışmalarının 28 Şubat’ta başlayacağı belirtilirken, EYT düzenlemesine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Uzmanı Özgür Erdursun’da sosyal medya hesabı üzerinden açıklamada bulundu.

Erdursun, EYT düzenlemesinin Mart ayında yasalaşacağını belirterek, emeklilik başlangıcının Nisan ayına, ilk maaşın ise Mayıs-Haziran’a kaldığı değerlendirmesinde bulundu.

EYT düzenlemesi kimleri kapsıyor?

Emeklilikte Yaşa Takılanlar, sigortalı çalışırken 8 Eylül 1999’daki bir yasal değişiklikten sonra emekli olma koşulları büyük oranda değişen kişilere deniyor.

Sigorta başlangıç tarihi 9 Eylül 1999’dan önce olanları ve emekli olmak için gereken prim günü ve sigortalılık süresi şartını sağlamış olanlar, getirilen yaş zorunluluğu sebebiyle emekli olamadı.

Kanundaki değişiklik öncesinde kadınlarda 20 yıl, erkeklerde ise 5000 gün prim şartı ve 25 yıl sigortalılık süresi yeterliydi. Dolayısıyla 18 yaşında çalışmaya başlayan bir kadın 38, 18 yaşında çalışmaya başlayan bir erkek ise 43 yaşında emekli olabiliyordu.

1999 yılında yapılan değişiklikle birlikte kadınlarda emeklilik yaşı 58, erkeklerde 60 oldu. 2008 yılında ise ilk kez sigortalı olarak işe başlayacaklar için emeklilik yaşı 65’e yükseltildi.

Bu düzenlemenin bütçeye getireceği yük, yaş şartı, prim gün sayısı ve hizmet yılı şartları gibi etkenleri göz önünde bulundurarak ve hesaplayarak bir düzenlemenin yapılması gerekliliği uzun zamandır bu sorunun çözülememesinde büyük bir etken.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 2018’de yaptığı açıklamalarda EYT yasasının kamuya yıllık maliyetinin 26 milyar TL olacağını söylemişti. EYT Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Serpil Şahin ise düzenlemenin bütçeye yükünün 8 milyar TL olacağını söylemişti.

Sorun neydi?

EYT’ler, 1999 yılında çıkarılan kanunun hukuka aykırı olarak geriye doğru işletildiğini ve neticesinde yüz binlerce emeklinin yıllarca süren ve mağdur sayısının katlanarak arttığı bir sistem yarattığını söylüyordu.

Bu zamana dek pek çok siyasinin kapısını çaldıklarını söyleyen EYT’ler son olarak bir federasyon kurmuş ve eylemlerini tek çatı altında yürütmüştü.

Siyasi partiler her defasında söz aldıklarını ancak her seçim döneminde “seçim malzemesi” haline getirildikleri savunan EYT’ler, bu yıl bu mağduriyetin “yaş sınırlaması getirilmeksizin” giderilmesini talep ediyordu.

Emeklilikle yaşa takılma sorunun “erken emeklilik” demek olmadığı belirten dernekler, “EYT erken emeklilik değil, gasp edilmiş emeklilik hakkının peşindedir” açıklamasını yapmıştı.

Paylaşın

Sosyal Güvenlik Kurumu, 7 Ayda 25 Milyar Lira Açık Verdi

İktidar, ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, açıklanan veriler gerçeğin öyle olmadığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bu yılın ilk 7 ayında 25 milyar 667 milyon lira açık verdi.

2003 yılından bu yana bütçeden SGK’ya 1 trilyon 905 milyar lira transfer yapıldı ve açık miktarı 472 milyar 445 milyon TL oldu.

Sözcü’den Cem Yıldırım’ın haberine göre; iflasa doğru giden SGK, AKP iktidarları döneminde, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sık sık eleştirdiği Kemal Kılıçdaroğlu döneminden 102 kat daha fazla açık verdi.

Kurumun geçen yılki açığı da 21 milyar 613 milyon TL olmuştu. 1992-1999 yılları arasında SSK Genel Müdürlüğü yapan CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun döneminde ise kurumun toplam açığı 4.6 milyar liraydı.

“AKP iktidarları döneminde SGK’nın durumu” konulu bir rapor hazırlayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, “2003-2007 yılları arasındaki SGK’nın toplam açığı 113 milyar 987 milyon TL olurken, 2003-2007 yılları arasındaki toplam açık, Kılıçdaroğlu döneminin 7 yıllık toplam açığının 24.7 katı oldu” dedi.

Ağbaba, SGK’nın bu yılın ilk 7 ayındaki 25.6 milyar liralık açığının geçen yılın tamamına göre 4.5 milyar TL fazla olduğunu kaydetti. Ağbaba, “AKP Genel Başkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu döneminde SSK’nın iflas ettiğine dair söylemlerde bulunsa da bu iddia bizzat SGK’nın mali tabloları ile çürümektedir” dedi.

Nebati: Biz enflasyonu dünyadaki gibi algılamıyoruz

Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Arab News’e verdiği röportajda, Türkiye’deki enflasyona ilişkin konuştu. Nebati, geçen yıldan itibaren emtia fiyatlarının yanı sıra nakliye maliyetleri ve enerji fiyatlarının artması nedeniyle enflasyonun yükseldiğini söyledi.

AA’nın aktardığına göre “Enflasyonla mücadele için insana odaklandık” diyen Nebati, “Büyüme istiyoruz ama insanların işini kaybetmesini istemiyoruz. Üretim ve verimliliğin devam etmesini istiyoruz. Enerji fiyatlarının üzerindeki baskı azaldığı için şanslıyız” dedi.

“Enflasyonu dünyadaki gibi algılamıyoruz” diyerek devam eden Nebati, “Bunu insan temelli bir yaklaşımla görüyoruz. İnsanların işini kaybetmesini istemiyoruz. İşlerini kaybetmemeleri için elimizden geleni yapacağız” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Vatandaşlar, SGK’nın Karşılamadığı İlaçlara 6,2 Milyar Lira Ödedi

Geçen yıl, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmadığı için geri ödenmeyen ilaçlara vatandaşlar kendi bütçesinde 6 milyar 220 milyon TL ödedi. Bu tutar 2019’da 2 milyar 980 milyon TL idi.

Söz konusu veriyi paylaşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili ve Eczacı Gamze Taşcıer, “2019 yılında her 100 kutudan 3,6’sı geri ödeme kapsamında değilken, 2021’de bu oran yüzde 55 artışla 5,6’ya yükseldi. Geçtiğimiz yıl, geri ödenmeyen ilaçlar için vatandaşın kendi cebinden yaptığı ilaç harcaması 6 milyar 220 milyon TL oldu. Bu tutar 2019’da 2 milyar 980 milyon TL idi” dedi.

Geri ödeme kapsamında olmayan ilaçların ortalama fiyatı, geri ödemede olanlara kıyasla yaklaşık 3 kat daha pahalıyken; bu durum, yurttaşların ilaçların için daha fazla ödeme yapmasına neden oluyor.

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre “Vatandaş hastaneye adım attığından itibaren ilaç, reçete, muayene katılım payı, eşdeğer ilaç farkı gibi 15 kalemde yine kendi cebinden ödeme yapıyor” diyen Taşçıer de “Ekonomiyi batırdıkları gibi SGK’yı da batırdıkları için cepten yapılan harcama yıldan yıla artıyor” ifadelerini kullandı.

‘Euro kuru ile reel kur arasındaki makas açıldıkça ilaçlar yok oluyor’

Konu hakkında açıklamalarda bulunan Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan da “İlaç yokluğu, vatandaşın ödediği katılım ve fark ücretleri çekilmez bir hal aldı. Euro kuru ile reel kur arasındaki makas açıldıkça ilaçlar yok oluyor” diye konuştu.

İlaç üretim maliyetlerindeki artışa dikkat çeken Nurten Saydan, ilaç endüstrisinin ithalata olan bağımlılığına da işaret etti. Saydan, “Çocuk şuruplarının bulunmama nedeni cam şişe maliyetlerindeki artış. İlaç ham maddelerinin yüzde 98’i ithal ve en temel antibiyotik bile bulunamıyor. Diyabet, ağrı kesici, antibiyotik, tansiyon, çocuk şurupları, antidepresan, tüp bebek, epilepsi, kanser gibi birçok alanda ciddi anlamda sıkıntı var. Bazı ilaçların eş değeri de yok” şeklinde konuştu.

Paylaşın

Tüm Sağlık Hizmetlerine Yüzde 40 Zam Yapıldı

Sağlıkta düzenleme beklenirken Resmi Gazete’nin 25 Ağustos’taki mükerrer sayısında yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) yapılan değişikliğe göre; Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) anlaşmalı kurumlardan satın aldığı operasyon ve özellikli işlemlerde yaklaşık yüzde 40 oranında artış yaptı.

Cumhuriyet’ten Yusuf Körükmez’in haberine göre, yapılan değişikliği ayrıntılarını anlatan İzmir Tabip Odası Üyesi Dr. Ergün Demir, “Vatandaşın parası varsa ya da borç para bulduysa özel hastanelere yöneliyor. Özel hastaneye gittiğinde SGK’nin belirlediği fiyatın iki katını ilave ödemek zorunda kalıyor. Burada iki sorun karşımıza çıkıyor. Birincisi; özel sağlık kuruluşları yüzde 200’ün üzerinde ilave ücreti alıyorlar. Daha çok cerrahi işlemlerde olmak üzere kayıt dışı olarak elden ödeme şeklinde uygulamalar çok hızlı bir şekilde artmaya başlamıştır. Denetim yok. Yanı 100 TL’lik işlem için 200 TL’lik işlem ücreti alması gerekiyor ancak 500-600 TL isteye hastaneler var. İkinci bir olay ise, ilave ücret alınmaması gereken hastalıklar vardır. Kanser gibi, yoğun bakım gibi… Bunlardan da ilave ücret alınıyor. Böyle olunca da hasta sahipleri çok büyük sıkıntı yaşıyorlar” dedi.

Yapılan yüzde 40’lık zammın doğuracak sorunları da aktaran Dr. Demir, “Tanıya dayalı işlemlere yüzde 40 zam yapıldı. Yanı SGK, özel sağlık kuruluşlarından aldığı sağlık işlemi için ödediği ücrete yüzde 40 zam yaptı. Yani özel sağlık kuruluşların SGK’ya kestiği fatura yüzde 40 artış oldu. Bunda sorun yok. Ancak özel hastaneye gitmek zorunda kalan vatandaşlar bu ücret artığı için yüzde 200’ün üzerine yüzde 40 daha ödeyecekler. Şöyle ki; safra kesesi ameliyatı 1500 TL iken özel hastane vatandaştan 3 bin TL alıyordu. Şimdi zamla 2100 liraya yükseldi. Yurttaşlar özel sağlık kuruluşlarında bu işlem için 4300 TL ödeyecek” diye konuştu.

‘Özel hastaneler kazanacak’

Bu bedellerin arttırılmasının özellikle kamu üniversite ve devlet hastanelerinin yaşadığı finansal sıkıntıyı atlatabilme ve borçlarını ödeyebilme imkanı sağlayabileceği ifade eden Dr. Ergün Demir, “Ancak asıl kazanan; hem doğrudan SGK’den kaynak aktarımı hem de ‘sağlanan hasta-müşteri’den alacakları ilave ücretin artması ile özel hastaneler olacağı aşikardır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Özel Hastaneler SGK Sisteminden Ayrılıyor

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK), kurumla anlaşmalı özel hastanelere kısmi branşlarda değil bütün branşlarda hasta kabul etme zorunluluğu getirme kararının ardından özel hastaneler SGK sisteminden çıkmaya başladı. Devlet hastanelerinde randevu bulanamazken, özellerde de yüksek fiyatlar talep ediliyor.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), kurumla anlaşmalı özel hastanelere kısmi branşlarda değil bütün branşlarda hasta kabul etme zorunluluğu getirme kararı aldı. Bu karar nedeniyle birçok hastane “SGK ile anlaşmalı hastaneler” kapsamından çıktı. Temmuz ayında ise Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) yapılan değişiklikle birlikte özel hastanelerin sağlık hizmet bedellerine yüzde 40 zam yapıldı. Bu süreçte hastalar ciddi oranda mağdur olurken devlet hastanelerinde randevu bulamayan hastalar, rutin bir kan testine bile fahiş rakamlar ödemek zorunda kalıyor.

‘Sağlık masrafı 3 bin lirayı geçti’

Cumhuriyet’ten Dilan Ayırkan’ın haberine göre, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Sekreteri Vedat Bulut, değişiklikler nedeniyle yoksulların sağlık hizmetine ulaşamadığını vurgulayarak “Kişi başına düşen yıllık sağlık masrafı, ortalama 3 bin lirayı geçti. Yani 85 milyonluk nüfus, 250 milyar lirayı aşkın bir parayı, sağlığı için cebinden ödüyor. İnsanlar sağlık, eğitim, adalet ve güvenlik hizmetlerini ücretsiz alabilmek için prim ve vergi ödüyorlar. Ancak sağlık için cepten ödenen ücretler her geçen gün artıyor. Hastalar eczanede reçete bedeliyle birlikte muayene ücreti de ödüyorlar. Hekimler özlük hakları iyileştirilmediği için kamudan ayrılıp özel sektöre yöneliyor. Ancak yurttaşlar da bu özel hastanelere ulaşamıyor” diye konuştu.

Yüzde 40 zam

SUT’taki değişiklikle ilgili de konuşan Bulut, “Yurttaşın özel sağlık kuruluşlarına ödeyeceği ilave ücretler yüzde 40 daha artacak. Özel sektörde SUT fiyatlarının yüzde 200 fazlasını fatura edebilme durumu vardı. Özel hastaneler, SGK 1 lira ödüyorsa 2 lira da yurttaşlara fatura çıkarabiliyordu. Geçen hafta SGK ödemelerinde yüzde 40 artış yaptılar. Bu yurttaşın cebinden çıkan masrafın da artacağı anlamına geliyor” dedi.

Paylaşın

7,2 Milyon Kişinin Aylık Geliri Bin 668 TL’nin Altında

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerini ödeyemeyen 7 milyon 244 bin kişinin hanesine giren ortalama aylık gelir bin 668 liranın altında kaldı.

Türkiye’deki yoksulluğun ulaştığı boyut, sağlık prim ödemelerine de yansıyor. Hane içerisine giren ortalama gelir, brüt asgari ücretin üçte birinden az olanların GSS primleri devlet tarafından karşılanıyor. Bütçe verilerine göre kamunun “görev giderleri” yani “görev zararları” içerisinde önemli bir bölümü sosyal güvenlik kurumlarına yapılan aktarımlar oluşturuyor.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre, sosyal güvenlik kurumlarına Ocak-Haziran 2022 döneminde bütçeden “görev zararları” kapsamında toplam 79,4 milyar TL aktarıldı. Bunun dışında sosyal güvenlik kurumlarına Hazine yardımı da yapılırken, yılın ilk 6 ayında sosyal güvenlik kurumlarına yapılan Hazine yardımlarının toplamı 95,8 milyar TL’ye ulaştı. Görev zararları ve Hazine yardımlarının toplamı ise 175,2 milyar liraya çıktı.

Sosyal güvenliği olmayanların GSS primleri devlet tarafından karşılanıyor. Bu kapsamda da SGK’ye Hazine’den sosyal güvenliği olmayanlar için yapılan GSS prim ödemeleri de ilk 6 ayda 15,2 milyar TL oldu.

CHP raporu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grubu’nun ekonomi raporunda da kaç kişinin primlerinin devlet tarafından karşılandığına yer verildi. SGK’nin verilerine göre, hane içerisindeki ortalama geliri brüt asgari ücretin üçte birinden (2022 yılının ilk 6 ayı için bin 668 lira) az olan 7 milyon 244 bin kişinin GSS primi devlet tarafından ödendi. GSS sigortası kendisi tarafından ödenen yurttaşların sayısı ise 2 milyon 67 bin kişi olarak belirlendi.

Rapora göre mayıs itibarıyla sosyal güvenlik sisteminde toplam gelirler 341,5 milyar TL, toplam giderler 361,1 milyar TL, finansman açığı da 19,5 milyar TL oldu.

Paylaşın