“HDP Aday Sayısını İkiye Düşürdü” İddiası

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) cumhurbaşkanı aday sayısını ikiye düşürdüğü ileri sürüldü. Adayın kadın olma ihtimalinin yüksekliği doğrulanırken milletvekili olmayacağı iddiası ise yalanlanmıyor.

HDP’nin adayla ilgili daha fazla bilgi paylaşmak istememesinin bir nedeni Emek ve Özgürlük İttifakı’nın 24 Ocak Salı günü yapacağı toplantı olarak gösteriliyor. Aday önerilerinin önce bu toplantıda ittifak ortakları ile değerlendirileceği ardından şubat ayı başında açıklanacağı kaydediliyor.

Gazete Duvar’da yayımlanan Duvar Arkası’ köşesine göre, kendi cumhurbaşkanı adayını çıkaracağını ilan eden HDP, “aday müzakere sonrası ilk tura girmeden çekilir” iddiaları sonrası el yükseltti! HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin cumhurbaşkanlığı seçimine kendi adayıyla girme kararlığını bu kez “6’lı Masa adayını çeksin, bizim adayımıza oy versinler. Bu kadar net konuşuyoruz” sözleriyle dile getirdi.

Peki HDP’nin adayı kim olacak? Parti içinde adayla ilgili görüşmelerin sürdüğü biliniyor. Son bilgi, oluşturulan isim havuzunda aday sayısının son görüşmelerin ardından ikiye düşürüldüğü yönünde. Adayın kadın olma ihtimalinin yüksekliği doğrulanırken milletvekili olmayacağı iddiası da yalanlanmıyor.

HDP’nin adayla ilgili daha fazla bilgi paylaşmak istememesinin bir nedeni Emek ve Özgürlük İttifakı’nın 24 Ocak Salı günü yapacağı toplantı olarak gösteriliyor. Aday önerilerinin önce bu toplantıda ittifak ortakları ile değerlendirileceği ardından şubat ayı başında açıklanacağı kaydediliyor.

Altılı Masa’da “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçişte” üç senaryo

Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa, 26 Ocak’ta yeniden bir araya gelecek.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ev sahipliğinde, yapılacak toplantı öncesi trafik hızlandı. “Ortak Politika Metni” ve “Geçiş Süreci Yol Haritası” için son düzenlemeler yapılıyor. İki metin, 30 Ocak’ta paylaşılacak. Altılı masanın cumhurbaşkanı adayının da şubat ayında açıklanacağı belirtiliyor.

Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’in Altılı Masa kurmaylarından edindiği bilgiye göre, 6 partinin iktidara gelmesi durumunda “güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişte” üç farklı senaryo hazırlandı.

1- 400 vekil ve üzeri: Masadaki partilerin toplam milletvekili sayısı 400 ve üzerinde olursa, “Seçilen ortak cumhurbaşkanı ve oluşturacağı kabine bir yıl görev yapacak.” Bu süreçte güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişte altyapı oluşturulacak ve bir yılın ardından Türkiye seçime gidecek.” Böylece, “Tartışmalı cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine” son verilecek.

2- Referandum aralığı: “6’lı masanın 360 ila 399 arası milletvekili çıkarması” öngörüsünde bulunuluyor. Eğer masadaki partiler bu aralıktaki kadar vekil çıkarabilirse “güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişe” ilişkin anayasa değişikliği Meclis’te 400 “evet” oyuna ulaşamasa dahi cumhurbaşkanınca referanduma götürülecek. Bu seçenekte ise “cumhurbaşkanı ve kabinenin 2 yıl iktidarda kalması” öngörülüyor.

3- 360 vekilin altı: En kötümser senaryoya göre, muhalefet Meclis’te çoğunluğu sağlayacak ancak güçlendirilmiş parlamenter sistem değişikliği için referanduma gitme yeterliliğine ulaşamayacak.

Paylaşın

AK Partili Bülent Turan: Seçim Kararı 9-10 Mart’ta Açıklanabilir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son grup toplantısında seçim için 14 Mayıs tarihini işaret ettiğini hatırlatan AK Partili Turan, “Resmi takvim hala 18 Haziran’dır. Bir erken seçim gündemimiz yok. 18 Haziran’da neden yapmayacağız.” dedi ve ekledi:

“Ramazan Bayramı, Hac dönemi, mevsimlik işçiler, Kurban Bayramı… Hem ilk turu hem ikinci turu planlamak zorundasınız. Bu hac meselesinin 2 turda da olmadığı 7 Mayıs ve 14 Mayıs var. Biz istiyoruz ki 18 Haziran’a en yakın tarih olan 14 Mayıs var. Seçim büyük ihtimalle 14 Mayıs’ta olacak.”

Turan, “Kararın Meclis’ten çıkmasını isterdik. İYİ Parti ve CHP yolu kapattı. Seçim tarihini Cumhurbaşkanının almasını bekliyoruz. Karar 9-10 Mart tarihlerinde açıklanabilir” ifadelerini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, CNN Türk’te katıldığı bir programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son grup toplantısında seçim için 14 Mayıs tarihini işaret ettiğini hatırlatan Turan, “Öncelikle ülkemiz için hayırlı olsun. Cumhurbaşkanımız son grup toplantısında 14 Mayıs’ı işaret etti. Resmi takvim hala 18 Haziran’dır.

Bir erken seçim gündemimiz yok. 18 Haziran’da neden yapmayacağız. Ramazan Bayramı, Hac dönemi, mevsimlik işçiler, Kurban Bayramı… Hem ilk turu hem ikinci turu planlamak zorundasınız. Bu hac meselesinin 2 turda da olmadığı 7 Mayıs ve 14 Mayıs var. Biz istiyoruz ki 18 Haziran’a en yakın tarih olan 14 Mayıs var” dedi.

“Seçim büyük ihtimalle 14 Mayıs’ta olacak” diyen Turan, “Kararın Meclis’ten çıkmasını isterdik. İYİ Parti ve CHP yolu kapattı. Seçim tarihini Cumhurbaşkanının almasını bekliyoruz. Karar 9-10 Mart tarihlerinde açıklanabilir” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın yeniden adaylığı ile ilgili tartışmalara değinen Turan, “Sayın Erdoğan bugüne kadar birçok engelle karşılaşmış bunları aşmış bir lider. YSK sürece ilişkin itiraz konuları varsa bunlar değerlendirilir. Erdoğan, 2018’de yeni sisteme göre ilk kez Cumhurbaşkanı oldu. ‘Aday olamaz’ diyen hukuk cahilidir” iddiasında bulundu.

Seçim yasası

‘Seçim yasası’ ile ilgili de konuşan Turan, şunları söyledi: “Mecburum diye anlatmaya çalışıyorum. Dön dolaş aynı konuların tartışılması vahim. Bunlar üzücü şeyler. 2010 yılında YSK’nın bir kararı var. Seçim günü esastır diye bir kararı var, neyi tartışıyorsunuz. Seçimin tarihi hangi gün ise 1 yıl hesabı o zaman başlar.”

EYT ne zaman Meclis’e gelecek?

Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) ile ilgili düzenlemenin ne zaman Meclis’e geleceğine yönelik soruya Turan, şu yanıtı verdi:

“AK Parti’nin kendisinden önceki sorunları çözmesinde iyi bir örnek bu. ‘Yapacağım’ dediği ne varsa hepsini yaptı AK Parti. Şimdiye kadar ocak sonu gibi Meclis’e gelir, şubatta görüşmelere başlanır. Önce komisyon ardından Genel Kurul görüşmeleri var. EYT meselesi 5 milyona yakın kişiyi ilgilendiriyor.

Çok büyük bir sayı. 5 milyon çalışan emekliden bahsediyorsunuz. Kalifiyeli elemanlarını gönderecek, yeni işçi bulacak, tazminatları aynı şekilde. Bakanlığımız bunları çalışıyor. Ocak sonu gelir, şubatta görüşürüz. Ümit ediyorum yakın zamanda Meclis’e gelir. Şubat ortasını geçmez diye ümit ediyorum. Yani şubat ayı içerisinde bu konu halledeceğiz diye düşünüyorum.”

Paylaşın

The Economist’ten Çarpıcı Analiz: Türkiye Diktatörlüğün Eşiğinde Olabilir

14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlere ilişkin bir analiz yayınlayan The Economist, analizde, “Dışarıdan bakanlar, Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta yapılacağını söylediği Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine dikkat kesilmeli” ifadelerine yer verildi.

Analizin devamında, “Zira giderek tutarsızlaşan cumhurbaşkanının yönetiminde ülke felaketin eşiğinde. Erdoğan’ın seçim yaklaşırken sergileyeceği davranışlar, bugün son derece kusurlu bir demokrasi olan ülkeyi tam anlamıyla bir diktatörlüğe sürükleyebilir.” cümleleri yer aldı.

Birleşik Krallık’ta yayımlanan haftalık The Economist dergisi, bu haftaki sayısında Türkiye’de 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimleri kapağına taşıdı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafının kullanıldığı kapakta, “Türkiye’nin yaklaşan diktatörlüğü” manşeti atıldı.

Seçimlere ilişlin bir yazı kaleme alan The Economist, Türkiye’nin NATO’nun en önemli ülkelerinden biri olduğunu ve Balkanlar, Doğu Akdeniz ile Afrika’da nüfuzunu artırdığını yazdı.

Türkiye’nin Ukrayna savaşı sonrası Moskova ile imzalanan tahıl anlaşmasına aracılık ettiğini yazan Economist, seçimlere ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Dışarıdan bakanlar, Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta yapılacağını söylediği Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine dikkat kesilmeli. Zira giderek tutarsızlaşan cumhurbaşkanının yönetiminde ülke felaketin eşiğinde. Erdoğan’ın seçim yaklaşırken sergileyeceği davranışlar, bugün son derece kusurlu bir demokrasi olan ülkeyi tam anlamıyla bir diktatörlüğe sürükleyebilir.”

2003 yılında Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk yıllarında ekonomik ve siyasi anlamda bir istikrar sağladığına dikkat çeken makalede, siyasete karışan generallerin susturulduğu, ekonomiyi canlandırmak için reform yapıldığı ve Kürtlere barış elçileri gönderildiği belirtildi. Seküler kesimin Erdoğan’ın “İslamcı bir ajandası” olduğundan kuşkulandığını ancak ilk yıllarında Erdoğan’ın böyle bir çaba içine girmediğine dikkat çekildi.

Yazı şöyle devam ediyor:

Ancak Sayın Erdoğan iktidarda kaldığı süre uzadıkça daha da otokratikleşti. 11 yıl başbakanlık yaptıktan sonra Cumhurbaşkanı seçildi ve daha önce zayıf olan bu makamı baskın bir makama dönüştürmeye başladı. 2016’daki darbe girişiminden sonra on binlerce insanı, çoğu zaman en ufak bir bağlantı fısıltısı nedeniyle işlerinden tasfiye etti ya da tutuklattı, çoğu zaman darbe girişiminden sorumlu tutulan dini grupla, örneğin çocukken bu grubun okullarından birine gitmiş olmak gibi, en ufak bir bağlantısı olduğu gerekçesiyle.

Kurumları istikrarlı bir şekilde ele geçirdi, denge ve denetleme mekanizmalarını aşındırdı. Medyanın büyük bölümünü devlet propagandasının bir aracı haline getirdi. İnterneti fiilen sansürledi. Muhalefet liderleri de dahil olmak üzere pek çok eleştirmeni hapse attı. AK Parti içindeki rakiplerini saf dışı bıraktı. Yargıya boyun eğdirdi, mahkemeleri muhalifleri taciz etmek için kullandı.”

İktidardaki üçüncü on yılına yaklaşırken, geniş bir sarayda oturup, yanlış yaptığında kendisine söylemeye cesaret edemeyen saray mensuplarına emirler yağdırıyor. Giderek tuhaflaşan inançları hızla kamu politikası haline geliyor.”

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Bakan Bozdağ: Erdoğan’ın Adaylığı İçin Engel Yok

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı adayı olmasıyla ilgili açıklamada bulunan Bakan Bozdağ, “Sayın Cumhurbaşkanımızın adaylığı anayasal hakkıdır. Hiç bir hukuki engel söz konusu değildir çünkü sayın Cumhurbaşkanımız, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilk Cumhurbaşkanı olarak 2018’de seçilmiştir ve şu anda yapılacak seçim ikinci seçimdir.” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kaldı ki bu yorumu yapanlar, yürürlük maddesine baktığında; anayasanın 75, 77 ve cumhurbaşkanı seçime ilişkin 101’inci maddesinin yürürlük tarihini çok net bir şekilde 2018’de yapılan cumhurbaşkanı ve parlamento seçimiyle yürürlüğe girdiğini ifade ediyor. Dolayısıyla 101’inci maddenin ilk uygulaması anayasaya göre de 2018’de olmuştur. İkinci uygulaması da 2023’te olacaktır.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada seçim tarihi olarak 14 Mayıs’ı işaret etmesinin ardından Erdoğan’ın adaylığı ile ilgili tartışmalar başladı.

Erdoğan’ın adaylığı konusunda yaşanan tartışmalarla ilgili gazetecilere değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Sayın Cumhurbaşkanımız 2023 seçiminde Cumhur İttifakı’nın, aziz milletimizin ortak adayıdır. Adaylığı anayasal bir hakkıdır. Hiçbir hukuki engel söz konusu değildir” dedi.

Bakan Bozdağ, açıklamasının devamında, “Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımız, devletin başı, yürütme organı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk cumhurbaşkanı olarak 2018’de seçilmiştir. Şu anda yapılacak seçim, ikinci seçimdir. Devletin başı, yürütme organı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ikinci cumhurbaşkanı olarak adaydır. Ve ikinci adaylığıdır. Herhangi bir anayasal engel yoktur.” ifadelerini kullandı.

Bozdağ Erdoğan’ın adaylığının anayasal dayanağı bulunduğunu belirterek şunları söyledi: “Kaldı ki bu yorumu yapanlar, yürürlük maddesine baktığında anayasanın 75, 77 ve cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin 101’inci maddesinin yürürlük tarihini çok net bir şekilde 2018’de yapılan cumhurbaşkanı ve parlamento seçimi ile yürürlüğe girdiğini ifade ediyor.

Dolayısıyla 101’inci maddenin ilk uygulaması anayasaya göre de 2018’de olmuştur. İkinci uygulaması 2023’te olacaktır. Yani hukuk bunu söylüyor. Bizimki iddia değil hukukun söylediğidir. Hiçbir sıkıntı yok. Sayın Cumhurbaşkanımızın adaylığı anayasal hakkıdır, önünde hiçbir engel yoktur. Hukuk uydurma yerine herkes seçime çalışsın. Meydanda rekabetimizi yapalım.”

Erdoğan’ın adaylığı tartışmasının kaynağı nedir?

2007 yılında yapılan anayasa değişikliği uyarınca Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2014 yılında halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı olmuştu. Referandumda kabul edilen bu değişikliğe göre Cumhurbaşkanı’nın görev süresi 5 yıl olacak ve bir kişi en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilecekti. 16 Nisan 2017’de yapılan anayasa değişikliği referandumunda Başbakanlık kaldırılmış ve Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ne geçilmişti.

Cumhurbaşkanı seçimini düzenleyen Anayasanın 101’inci maddesinde de bir kimsenin en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebileceği hükmü korunmuştu. 101’inci maddede, “Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir. Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir” düzenlemesi yer aldı.

Anayasanın 116’ncı maddesinin üçüncü fıkrasında ise “Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir” düzenlemesi getirildi. Bunun için TBMM’nin, üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla yani 360 milletvekilinin seçimlerin yenilenmesine karar vermesi gerekiyor. AK Parti ve MHP’nin oyları ise tek başına buna yetmiyor.

2014’te 5 yıllığına seçilen Erdoğan’ın görev süresi 2019’da dolacaktı. Ancak iktidar, 16 Nisan 2017 referandumunda kabul edilen anayasa değişikliklerini hayata geçirme gerekçesiyle seçimleri bir yıl öne çekti. Erdoğan, 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan seçimlerde halk tarafından yeniden Cumhurbaşkanı seçildi.

Ancak muhalefet, Erdoğan’ın iki defa Cumhurbaşkanı seçildiğini belirterek, anayasaya göre 2023’te üçüncü kez Cumhurbaşkanı adayı olamayacağı görüşünü savunuyor. İktidar ise bu görüşe karşı çıkıyor.

Paylaşın

Cumhur İttifakı Seçimi Neden Öne Alıyor?

Anayasa’nın 116’ıncı maddesi cumhurbaşkanına seçimi yenileme yetkisi veriyor. Seçim kanununda yapılan değişiklikle beraber cumhurbaşkanının seçim kararı almasının ardından en erken 60 gün en geç 66 gün içinde seçime gidiliyor. Yasal mevzuata göre cumhurbaşkanı ikinci döneminde seçim kararı alırsa aday olamıyor.

AK Parti, yeni Anayasa’ya göre Erdoğan’ın ilk dönemi olduğunu savunurken muhalefet ise şu anki dönemin ikinci dönem olduğunu gündeme taşıyor. Bu noktada olası tartışma yaşanması durumunda ve YSK’ya da başvuru yapılması durumunda son kararı YSK verecek. Cumhurbaşkanın’ın yanı sıra TBMM de erken seçim kararı verebiliyor. TBMM’nin erken seçim kararı verebilmesi 360 milletvekilinin onay vermesi gerek. Ancak şu anda AK Parti-MHP’nin toplam oyu ise 335. Muhalefetten ise 6 Nisan sonrasına bir destek olmadığından Meclis erken seçim kararı alamıyor.

AK Parti MYK’nın 2 Ocak’taki toplantısında 6 Nisan sonrası, 18 Haziran tarihine kadar olası 10 seçim tarihinin de ele alınmış ve seçenekler üçe indirilmişti. Çalışmalar sonrası seçimlerin öne alınması artık kesinleşti. Hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hem de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin art arda grup toplantılarında yaptıkları açıklamaların ardından en yüksek olasılık olarak konuşulan seçim tarihi ise 14 Mayıs.

Peki seçim tarihine ilişkin süreç nasıl işleyecek? Muhalefet ne düşünüyor? DW Türkçe’den Kıvanç El, seçimlere dair süreci araştırdı.

AKP-MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı seçimi neden öne alıyor?

AK Parti Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, seçimlerin normal takviminin 18 Haziran olduğunu ancak bunun miktar öne alınacağını söyledi ve gerekçe olarak da “Mevsimsel şartlar, mevsimlik işçilerin çalışma takvimleri, sınav takvimi, tatil dönemi olması, hac mevsimine denk gelmesi gibi bir dizi neden var. Bu nedenle bir miktar tarihi öne çekerek güncelleme yapılması gerekiyor. Biz tüm seçenekleri Cumhurbaşkanı’na sunduk” dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli de “mevsimsel şartları” gerekçe göstermişti. Muhalefet ise seçimin öne alınmasına prensip olarak karşı değil ancak öne alınacak ise 6 Nisan’dan önce bir tarih olmasını savunuyor.

Seçim kararı nasıl alınıyor?

Anayasa’nın 116’ıncı maddesi cumhurbaşkanına seçimi yenileme yetkisi veriyor. Seçim kanununda yapılan değişiklikle beraber cumhurbaşkanının seçim kararı almasının ardından en erken 60 gün en geç 66 gün içinde seçime gidiliyor. Yasal mevzuata göre cumhurbaşkanı ikinci döneminde seçim kararı alırsa aday olamıyor. AK Parti, yeni Anayasa’ya göre Erdoğan’ın ilk dönemi olduğunu savunurken muhalefet ise şu anki dönemin ikinci dönem olduğunu gündeme taşıyor. Bu noktada olası tartışma yaşanması durumunda ve YSK’ya da başvuru yapılması durumunda son kararı YSK verecek. Cumhurbaşkanın’ın yanı sıra TBMM de erken seçim kararı verebiliyor. TBMM’nin erken seçim kararı verebilmesi 360 milletvekilinin onay vermesi gerek. Ancak şu anda AK Parti-MHP’nin toplam oyu ise 335. Muhalefetten ise 6 Nisan sonrasına bir destek olmadığından Meclis erken seçim kararı alamıyor.

14 Mayıs için seçim kararı alınırsa süreç nasıl işleyecek?

Meclis seçeneği şu aşamada mümkün görünmediğinden Cumhurbaşkanı seçim kararı alacak. Erdoğan’ın bu kararı ise 8-14 Mart tarihi arasında alıp kararın da Resmi Gazete’de yayımlaması gerekiyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, olası karar alma tarihinin 9-10 Mart olabileceğini ifade etti. Olası takvimin belirlenmesi de önemli. 14 Mayıs için bir tarih baz alındığında memurlar için istifa süreçleri, YSK’nın listeleri belirleme ve kesinleştirme takvimi de netleşecek. Olası plana göre milletvekili adayı olacak memurların 21-23 Mart tarihlerine kadar istifa etmesi gerekecek.

YSK’nın milletvekilli listelerini askıya çıkarması, itirazlar ve kesinleştirme sürecinin de Nisan ayında başlaması ve 15-16 Nisan gibi kesin listeleri kamuoyuna açıklaması planlanıyor. Listelerin kesinleşmesi ile birlikte de 14 Mayıs’ta seçime gidilecek. Milletvekili genel seçimi bu tarihte tamamlanacak. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de bir aday yüzde 50 +1 oy alırsa seçilecek. Hiçbir aday yeterli çoğunluğa ulaşamazsa en yüksek oyu alan iki adayla ikinci tur seçimlere gidilecek. Bu seçimlerin tarihi ise 28 Mayıs olacak. İki aday arasında fazla oy alan Cumhurbaşkanı seçilecek.

Muhalefet erken seçim için tavrı ne?

Altılı masayı oluşturan partiler ve HDP seçimlerin öne alınmasına prensip olarak karşı çıkmıyor. Ancak muhalefet seçimlerin 6 Nisan’dan önce yapılması durumunda destek verecek ve Meclis’ten karar alabilecek. Bunun için ise son tarih Şubat ayının ilk haftası. Bu tarihe kadar Meclis’ten bir seçim kararı alınması gerekiyor. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 14 Mayıs seçim tarihi konusunda “8 Mart’ta seçimlerin yenilenmesine karar verirse 14 Mayıs’ta seçim verilebilir. Kararı kendisi verecek. Seçimleri 7 Nisan’a kadar erken seçime desteğiz. Sonraya bırakmak siyasi mühendislik olur. Biz Cumhurbaşkanı’nın siyasi mühendislik hesaplarına alet olmayız. CHP değil, altılı masanın kamuoyuna açıkladığı bir tutum var. Bu tutumun arkasındayız. Siyasi mühendislik tasarımının parçası olmayacağız” değerlendirmesi yaptı.

Seçimin 6 Nisan’dan önce veya sonra olması neyi değiştiriyor?

Seçim kanunlarında değişikliği içeren Anayasa düzenlemesi 6 Nisan 2022 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu nedenle 6 Nisan öncesi ve sonrası bir seçimde milletvekili hesabı da değişecek. Yeni düzenleme ile seçime gidildiğinde “artık oy”lar milletvekili seçimine eklenmeyecek. Bu durumda 2018 seçimleri baz alındığında muhalefetin kaybı 2023’te aynı oyu bile alsa milletvekili kaybı olacak. Eğer 6 Nisan’dan önce seçime gidilirse “artık oy”lar ittifaklara eklenebilecek ve “küçük oylar” da oldukça önem kazanacak. Ancak muhalefetin de seçimleri öne almak için Meclis’te yeterli çoğunluğu bulunmuyor.

Seçim kararı “yenileme” mi, “fesih” mi?

Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’na göre cumhurbaşkanının Meclis’i “fesih” yetkisi yok. Cumhurbaşkanı “seçimlerin yenilenmesi kararı” alabiliyor. Bu noktada iktidar ile muhalefet arasında farklı yorum yapılıyor. AK Parti, söz konusu “seçim yenileme” kararının meclisin fesih edilmesi anlamı taşımadığını seçime kadar Meclis’in çalışmalarını sürdüreceği için bir fesih olmayacağını savunuyor. Muhalefet ise “seçim yenilemenin” bir kandırma cümlesi olduğunu alınan seçim kararının erken bir seçim kararı olması nedeniyle her türlü durumda meclisi fesih etme kararı olduğunu ileri sürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da daha önce yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanının fesih yetkisi yok. Böyle bir yetki yok” demişti.

Paylaşın

“Erdoğan 8 Mart’ta Meclis’i Feshedecek” İddiası

Muhalefet, Cumhur İttifakı’nın “seçimleri mayıs ayına çekmesi teklifine” onay vermezse, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 8 Mart’ta, anayasadaki “TBMM’yi fesih yetkisini kullanacağı” belirtiliyor.

Kararın da 9 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından seçim süreci resmen başlamış olacak ve 60 günlük süre işleyecek. Söz konusu sürenin sonundaki ilk pazar günü de “net olarak 14 Mayıs’ı işaret ediyor.”

Seçimlerin erkene alınmasıyla ilgili MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den dün açıklama gelmişti. Bahçeli, “Mayıs ayı içinde bu işi bitirelim” demişti. İktidar kulislerinden bir süredir 14 Mayıs tarihi sızıyordu, MHP liderinin bu açıklamasıyla biraz daha netleşmiş oldu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ da dünkü açıklamasında “Sayın Bahçeli de bu şekilde ifade ettiler. Dolayısıyla bu şartlardan dolayı seçim tarihinin bir nebze güncellenmesi konusu söz konusu olabilir” demişti. Dağ, 2023 yılı içinde yapılacak hiçbir seçimin ‘erken seçim’ olarak nitelendirilemeyeceğini” dile getirdi.

Cuhmhuriyet’ten Selda Güneysu imzalı habere göre iktidar partisinde, “Seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılması artık yavaş yavaş netleşiyor” değerlendirmesi yapılırken AK Parti’nin üzerinde çalıştığı seçim takviminin ayrıntıları da belli olmaya başladı.

Muhalefet Cumhur İttifakı’nın “seçimleri mayıs ayına çekmesi teklifine” onay vermezse, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 8 Mart’ta, anayasadaki “TBMM’yi fesih yetkisini kullanacağı” belirtiliyor.

Kararın da 9 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından seçim süreci resmen başlamış olacak ve 60 günlük süre işleyecek. Söz konusu sürenin sonundaki ilk pazar günü de “net olarak 14 Mayıs’ı işaret ediyor.”

Paylaşın

“HDP’nin Adayı Büyük İhtimalle Belli Oldu” İddiası

Seçimlere 6 aydan daha az bir zaman kala, HDP’nin Emek ve Özgürlük İttifakı’na önereceği ismin büyük ihtimalle Gültan Kışanak olacağı öne sürüldü. Farklı bir ismin ortaya çıkması sürpriz olarak değerlendiriliyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu dün Eş Genel Başkanlar öncülüğünde toplandı. Yaklaşık 5 saat süren toplantıda en önemli gündem cumhurbaşkanı adayı konusu oldu.

Artı Gerçek’ten Seda Taşkın’ın haberine göre, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın 24 Ocak tarihinde gerçekleştireceği toplantıya her ittifak üyesi kendi aday önerisini masaya sunacak. Bu kapsamda HDP gerçekleştirdiği MYK toplantısında kendi adayına ilişkin tartışmalar yürüttü.

Özellikle son dönemde yapılan açıklamalar doğrultusunda adayın kadın olacağı da sık sık gündeme geldi. Kulislere yansıyan bilgilere göre HDP’nin Emek ve Özgürlük İttifakı’na önereceği ismin büyük ihtimalle Gültan Kışanak olacak.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın bugün yaptığı grup konuşmasında da “kadınları temsil edecek” bir aday vurgusu da bu ihtimali güçlendirdi.

Buldan, “Kadınların, halkımızın, Türkiye halklarının tüm renklerini, kimliklerini, inançlarını, kültürünü, ortak iradesini, emeğini ve özgürlüğünü temsil eden bir cumhurbaşkanı adayımızla seçimlere gireceğimizin altını bir kez daha kalın harflerle çizmek istiyorum” dedi.

Kışanak’ın cezaevinde bulunması sembolik bir anlam taşıyor. Cezasının onanmamış olması da Kışanak’ın adaylığı önünde herhangi bir engelin olmadığını da gösteriyor. Yine kulislere yansıyan bilgiye göre, farklı bir ismin ortaya çıkması sürpriz olarak değerlendiriliyor.

Paylaşın

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anketlerden İstediği Sonuç Çıkmazsa Ne Yapacak?

Türkiye ‘olası erken seçimi’ konuşmaya devam ederken, kesin bir dille ‘erken seçim’ iddialarını reddeden Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada seçim tarihinin ‘mevsim şartlarına göre güncellenebileceğini’ söylemişti.

Korkusuz yazarı Can Ataklı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önüne gelen seçim anketlerinde istediği sonuç çıkmaması durumunda iki durumun gerçekleşebileceğini savundu.

Ataklı’ya göre bunlar, “üçüncü kez aday olamayacağı gerçeğini kabullenip, gürültü-patırtı çıkarmadan kenara çekilmek ya da milletvekilliğine aday olmak” ya da “muhalefetin parlamenter sisteme geçme vaadini kendisi sahiplenip seçimden önce hayata geçirmek”

Can Ataklı’nın bugünkü köşe yazısının ilgili kısmı şöyle:

Şunu artık herkes biliyor olmalı: Erdoğan anketleri en iyi okuyan ve yöneten siyasetçidir. Hiçbir anket şirketi, Erdoğan’ı yanıltacak bir sonuçla karşısına çıkamaz. Daha öz bir ifadeyle, Erdoğan anketlerin gazına gelmez asla. Önüne 100 tane “kazanacağını” gösteren anket çıksa bile bunlar arasında sadece kesin doğruluğuna emin olduğu anketin sonucuna bakar. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Erdoğan mutlaka yayınlanan her ankete bakıyordur ama kamuoyuna açıklanmayan hatta kimsenin bilmediği bir ekibe de sürekli araştırma yaptırıyordur. Öyle sanıyorum ki Erdoğan bütün seçim tartışmaları arasında sadece güvendiği anket hangisiyse ona güveniyor, ona inanıyor.

Ancak sorun başka. Erdoğan elbette kendi güvendiği ekibe araştırma yaptırıyordur, buna karşı yine sarayın hizmetinde olan anket şirketlerinin hiçbiri şu ana kadar Erdoğan’a “Kesinlikle kazanıyorsunuz, hiç endişe etmeyin” diyemiyor. Oysa bundan önceki seçim anketlerinde Erdoğan hep “kazanacak” isim olarak çıkıyordu. Bazılarında belki kıl payı kazanıyordu, ama çoğunda açık ara kazanacağı görülüyordu. Bu kez öyle değil.

Erdoğan’ın en güvendiği araştırma ekibi hangisi bilemiyorum, ancak yayınlanan hiçbir ankette Erdoğan’ın kazandığı açıkça belirtilemiyor. İşte Erdoğan bu nedenle muhalefetin adayının bir an önce açıklanmasını istiyor. Şu anda muhalefetin kesinleşmiş bir adayı yok. Sadece kimi anket şirketlerinin şişirdiği balonla aday gösterilen iki belediye başkanı var. Buna bir de Kılıçdaroğlu’nu ve Demirtaş’ı ekleyerek anket yapanlar var. Saray yazarları üç dört adaya bölünen muhalefet adaylarının karşısında Erdoğan’ın açık ara önde olduğunu göstermeye çalışıyorlar. Oysa Erdoğan bunlara asla kanmıyor.

Karşısına kim olursa olsun bir aday çıkmadıkça yapılacak kamuoyu araştırmalarının sağlıksız sonuç vereceğini biliyor. Muhalefet bir aday belirlese Erdoğan rahatlayacak ve tek adaya karşı yapılacak kamuoyu araştırmalarının sonucuna bakacak. Peki, muhalefet aday belirledikten sonra Erdoğan hala seçilecek oranı yakalayamadığını görürse ne yapacak.

Elbette ilk hamle olarak kamuoyunu etkileyecek “daha da parlak müjdeler” üzerine yoğunlaşacaktır. Devletin kasası elinde, buradaki parayı son kuruşuna kadar harcayarak oyunu yükseltmeye çalışacaktır. Görünen o ki, herkese para dağıtarak da sonuca ulaşamayacaktır. O zaman önünde iki yol kalıyor.

BİRİNCİSİ: Üçüncü kez aday olamayacağı gerçeğini kabullenip, gürültü-patırtı çıkarmadan kenara çekilmek ya da milletvekilliğine aday olmak.

İKİNCİSİ: Muhalefetin parlamenter sisteme geçme vaadini kendisi sahiplenip seçimden önce hayata geçirmek.

Ataklı, “Ocak ve şubat ayı çok hareketle geçecek emin olun…” yorumunu da yazısına ekledi.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

HDP’li Buldan’ın ‘Aday’ Açıklaması Taktik mi Stratejik Karar Mı?

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, partisinin Kars il kongresinde yaptığı konuşmada, “Şimdi herkesin dört gözle beklediği cumhurbaşkanı adayının kim olacağı meselesi. Biz HDP olarak en kısa zamanda kendi cumhurbaşkanı adayımızı Türkiye halklarıyla paylaşacağız. HDP kendi adayını çıkaracak, kendi adayını gösterecek ve seçimlere kendi adayıyla gidecek” demiş ve eklemişti:

“Bizim ne Cumhur İttifakıyla ne Millet İttifakıyla herhangi bir ortaklığımız yok. Ancak ilkesel yaklaşımlarımız var. Bunları zamanı geldiğinde oturup konuşabiliriz, müzakere edebiliriz, diyalog içinde olabiliriz. Ama HDP’nin şu anki kararı kendi adayıyla seçimlere girmektir.”

Buldan konuşmasının devamında, “Hiç kimse HDP’yi a ya da b partisine bağlamasın. HDP, Türkiye’de bir iradedir, büyük bir güçtür. Ve seçimlerde büyük bir oy oranıyla çıkmayı hedefleyen bir siyasi partidir.” ifadelerini kullanmıştı:

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın adaylık açıklaması gündemdeki yerini koruyor.

Halkların Demokratik Partisi’nin de içinde olduğu Emek ve Demokrasi İttifakı geçen Cuma yayınladığı ortak deklarasyonda Türkiye’nin “tek adam rejiminden kurtulması” için Cumhurbaşkanlığı seçiminde mutabakatla belirlenmiş ortak aday seçeneğine daha yakın olduğunu ilan etti.

Ancak bu açıklamanın üzerinden 24 saat geçmeden HDP Eş Başkanı Pervin Buldan, partisinin il kongresinde cumhurbaşkanlığı seçimlerine kendi adaylarıyla gireceklerini açıkladı.

Buldan isim telaffuz etmese de bir süredir kulislerde HDP’nin kendi adayıyla cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılması halinde o ismin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı iken tutuklanan ve yaklaşık 6,5 yıldır cezaevinde olan Gültan Kışanak olacağı görüşü dile getiriliyor.

Bugün İstanbul’da gazetecilerle bir araya gelen Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, 5 Ocak’ta tüm bileşenlerin genel başkan düzeyinde katıldığı toplantıda isim konuşulmadığını söyledi.

TİP: “Eğilimimiz ortak adaydan yana hedefimiz tek adam rejimini yıkmak”

HDP’nin kendi kurullarında cumhurbaşkanlığı adayıyla ilgili bir karar almasının meşru olduğunu belirten Baş, kendilerinin sözkonusu toplantıdan sonra yayınlanan deklarasyondaki “ortak aday” vurgusundan ayrılmadıklarını dile getirdi.

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı, “Toplantıda cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, kendi adayımızı çıkartma ihtimalini de gözettiğimizi ama ağırlığın, eğilimimizin ortak adaydan yana olduğunu söyledik. Bu, masada ortaklaştığımız görüştür. Tam olarak böyle yazıldı metinde. Şimdi daha sonraki gelişmeler, bizim açımızdan meşrudur. Kars’taki kongrede Pervin Hanım bir açıklama yaptı. Yapabilir, parti kararıdır, meşrudur. Bizim yorumumuz şu. Ortada bir cümle var. Halkı çaresiz bırakmamak üzere ortak adaydan yana ağırlık oluşturan bir görüşümüz var. Pervin Hanım, cümlenin ikinci bölümünün altını çizmiş. Doğru olan ortak adaydır ama seçime sayılı günler kala henüz bir görüşme yapılmamışken, henüz bize bir aday önerilmemişken, olası bir kötü senaryoda çaresiz kalmamız da kabul edilebilir bir şey değildir” ifadelerini kullandı.

“Tek adam rejimine son vereceğiz ve Cumhur İttifakı’nı parlamentoda azınlığa düşüreceğiz” diyen Erkan Baş, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın en önemli önceliğinin 15 Ocak’ta İstanbul Kartal’da düzenlenecek ilk açık hava toplantısında büyük bir kitleselliğe ulaşmak olduğunu belirtti.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nda HDP ve TİP ile birlikte Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) ve Emek Partisi (EMEP) de yer alıyor.

EMEP: “İttifak olarak alınmış bir karar yok, 20 Ocak’taki başkanları toplantısında konuşacağız”

Türkiye İşçi Partisi gibi seçimlere bağımsız olarak da katılma hakkı bulunan EMEP de şu an için ortak adaya daha yakın ama son kararını 17-18 Ocak’ta toplanacak Genel Yönetim Kurulu toplantısında verecek.

Buldan’ın çıkışıyla ilgili VOA Türkçe’den Hilmi Hacaloğlu’na konuşan üst düzey EMEP yetkilisi, “5 Ocak’ta toplantı yaptık. Sonuç bildirgesi var. Ne demişiz? Sorumluluklarımızın farkındayız, en geniş toplumsal mutabakatla aday belirleme konusunda daha yakınız.’ HDP’nin açıklaması, parti olarak kendisini bağlar. Bu konuyu 20 Ocak’ta Emek ve Özgürlük İttifakı genel başkanlar toplantısında konuşacağız. Beklense daha iyi olurdu. Ana görüşümüz, tek adamı geçersiz kılacak bir aday belirlemekti. Bu olmadığı takdirde birinci turda aday çıkarmaktı. Aday isimleri, süreç, müzakere süreci bir sonraki toplantıda konuşulacaktı. Dediğim gibi, bu şimdilik HDP’nin kararı. İttifak olarak alınmış bir karar yok” dedi.

Derya Kömürcü: “Herkesin kendi adayını çıkardığı senaryo muhalefet bileşenleri için kabus olur”

Türkiye İşçi Partisi ve Emek Partisi için çok da beklenmedik olan bu çıkış, HDP’nin Altılı Masa’ya kapıları tamamen kapatması anlamına mı geliyor? Kimi yorumcular bu çıkışı taktik olarak değerlendirirken stratejik bir hamle olarak görenler de az değil.HDP’nin çıkışını Altılı Masa’nın doğru okuması halinde seçimin muhalefete döneceğini vurgulayan Yöneylem Araştırma Genel Koordinatörü Derya Kömürcü, aksi halde muhalefetin büyük bir hayal kırıklığına uğrayabileceği görüşünde.

Derya Kömürcü ise, “2019 yerel seçimlerinde HDP aday çıkarmadı, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere birçok önemli belediyeyi Millet İttifakı’nın kazanmasında pay sahibi oldu. Ancak bu stratejik katkı seçimden hemen sonra unutuldu hatta hiç yaşanmamış gibi bir tutum sergilendi. Şimdi Altılı Masa, HDP’nin ‘kendi adayımızı çıkaracağız ama seçimlere kadar da müzakereye açığız’ mesajını alırsa süreç bambaşka bir şekilde değişir. Altılı Masa’nın adayı HDP seçmeninin pozitif baktığı bir kişi olursa, HDP adayı son düzlükte Altılı Masa adayı lehine adaylıktan çekildiğini açıklayabilir. Bu hamlenin yaratacağı siyasal ve psikolojik üstünlük geride kalan tek muhalefet adayının kazanmasını sağlayabilir. Bu da HDP’yi Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ana aktörlerinden biri haline dönüştürür. Herkesin kendi adayını çıkardığı, cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kaldığı bir senaryo, tüm muhalefet bileşenleri için kabus olur” dedi.

Yüksel Genç: “HDP’nin seçime kendi adayıyla gitmesinin seçmeninde güçlü bir karşılığı var”

Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi adlı araştırma kuruluşunun bugün yayınladığı rapora göre, HDP seçmeninin yüzde 76’sı kendi adayıyla seçimlere katılmak istiyor.

Bu çalışmanın Buldan’ın çıkışından kısa süre önce tamamlandığını söyleyen Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç, bu kararın HDP seçmenini seçime daha da motive edeceğini düşünüyor.

Genç, “Ben çıkışın taktik mi stratejik mi olduğunun değerlendirmesini henüz yapamam ama HDP’nin seçime kendi adayıyla gitmesinin seçmeninde güçlü bir karşılığı var. Bu karar o seçmenin daha çok seçimi hissetmesini sağlayacak. Seçim sürecinde bir özne olmak istiyorlardı, bu duygu daha da kuvvetlenecek. Şunu da unutmayın HDP seçmeni Millet İttifakı’ndan beklediği değeri görmediğini düşünüyor ve ‘çantada keklik’ olarak algılanmaktan rahatsız oluyordu. Bu kararla üçüncü bir güç olarak seçim sürecinde ‘biz de varız’ deme fırsatını yakaladılar. Artık her iki ittifak da HDP ve Kürtler’i daha fazla dikkate almak durumunda olacak” dedi.

Paylaşın

HDP’nin Kendi Adayını Çıkarması Seçimi Nasıl Etkiler?

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) üçüncü büyük partisi olan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Cumhurbaşkanı adayı adımı bir süredir partililer tarafından dillendiriliyordu. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Kars’ta yaptığı konuşmada partisinin cumhurbaşkanlığı seçimine kendi adayıyla gireceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı adayının çok yakın zamanda açıklanacağını ifade eden Buldan, Cumhur İttifakı ya da Millet İttifakı ile ortaklıkları olmasa bile müzakerelere açık olduğunu da sözlerine ekledi.

Peki üçüncü bir yolun mümkün olduğunu sıklıkla dile getiren HDP’nin bu çizgiye gelmesindeki faktörler neler, seçim ikinci tura kalırsa HDP hangi ittifakı destekler?

Euronews Türkçe’den Dilek Gül’e konuşan Metropoll Araştırma Şirketi’nin kurucusu Özer Sencar, HDP’nin iki sebepten dolayı bu kararı aldığını söylüyor. Sencar’a göre bu kararın sebeplerinden biri HDP’nin Altılı Masa’nın seçim işini götüremediği düşüncesi, diğeri ise HDP’nin banka hesaplarının dondurulmasına muhalefetten tepki gelmemesi.

“Gerçek sebebini bilmiyoruz” diyen Sencar, “Fakat daha önceki açıklamalarında Ekrem İmamoğlu veya Kemal Kılıçdaroğlu aday olursa, biz aday çıkarmayız demişlerdi.” diyor. Sencar, HDP’nin bu adımıyla ilgili şu yorumda bulunuyor:

“Meral Hanım ve Mansur Yavaş için aynı destek söz konusu değildi, adaylarını çıkaracaklarını ifade etmişlerdi. Şimdi de toptan bir dahil söz konusu. Her ne kadar gerçek sebebini bilmesek de bana göre birincisi HDP, Altılı Masa’nın seçim işini götüremediğini düşünüyor. Aday belirleyememeleri, kampanya yapamamaları bir sebep. Altılı Masa’nın bir adayı yok, Meral Hanım da Kemal Kılıçdaroğlu için direniyor.

Eğer direnmeseydi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı altı ay önce açıklanırdı. İkincisi ise hukuki ve doğru olmayan bir kararla HDP’nin parasını dondurdular. Ve muhalafetten bir ses çıkmadı, tepki vermediler. En azından Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu konuda tepki vermesi gerekiyordu. HDP aynı zamanda Millet İttifakı’nın seçimlerde şansını küçük görüyor, çünkü kendi aralarında ittifak yapamıyorlar. ”

”Erdoğan’dan gelen tehdit HDP’yi böyle bir cevap vermeye zorlamış olabilir”

Özer Sencar’ın bir başka tezi ise HDP, Altılı Masa’yı desteklemekten veya Altılı Masa ile görünmekten vazgeçti.

Erdoğan’ın HDP’ye “para cezası ile bir mesaj verdiğini” dile getiren Sencar, ”Erdoğan HDP’nin muhalefeti desteklemesini istemiyor” diyor:

“HDP de bu mesajı aldı ve Altılı Masa’yı desteklemekten veya Altılı Masa ile görünmekten vazgeçti. Bu da Erdoğan’a yönelik bir mesaj olabilir, çünkü Erdoğan HDP’nin muhalefet ile yakınlaşmasını engelleme çabasında. Yani bir çok faktör bir arada, hem muhalefet partilerinin HDP ile müzakere etmemesi, hem de Erdoğan’dan gelen tehdit onları böyle bir cevap vermeye zorlamış olabilir.”

Aday kararının, HDP oylarının muhalefet tarafından garanti gibi görülmesinin bir tepkisi olarak alındığını düşünen Özer Sencar, seçimin ikinci tura kaldığını ve Kürt seçmenin de kazanacak adaydan yana tavrını koyacağını dile getiriyor:

‘’HDP ile konuşmaktan korkuyorlar ama oyunu istiyorlar. Hatta Altılı Masa sempatizanları HDP’nin oylarını Kılıçdaroğlu açısından ceplerinde görüyorlar. Buna bir tepkide olabilir HDP’nin aday çıkarması. Eğer aday çıkarırlarsa seçim ikinci tura kaldı demektir. Erdoğan’ın birinci turda kazanacak oyu yok, Kılıçdaroğlu’nun da birinci turda kazanacak oyu yok ama onlar HDP oylarına güveniyorlardı.

Şimdi o da gitti. Dolayısıyla seçim ikinci tura kaldı. Ve ne olacağının bir çok bilinmeyeni var. Sahneden çekilmiş bir İmamoğlu yok, aday olursa İYİ Parti de destekler, HDP de… İkinci tura HDP’nin kalması söz konusu değil ve çıkacak adaya göre tavır alacak. Ama Kürt seçmenle ilgili şu bir gerçek, seçilmeyecek adayın arkasında durmazlar. Seçilecek adaya oynarlar. Eğer muhalefet seçilme şansı olan bir aday çıkarırsa Kürtler destekler.’’

”Nasılsa oylar bize denilip, HDP’ye kıymet verilmiyordu. HDP, buna cevap vermiş oldu”

HDP’nin kendi adayıyla seçime girmesini değerlendiren Sencar, muhalefetin oyunu istedikleri partiye gerekli nezaketi gösteremediğinden, HDP’nin kendileri açısından doğru bir hamlede bulunduğu görüşünde.

‘’Eğer demokratik bir düşünce ya da HDP’li olarak olaya bakarsanız yapılması gereken tam da buydu.” diyen Sencar, muhalefetin HDP’nin oyunu cebinde gördüğünü ve HDP’ye kıymet vermeden oylarını istediğini belirtiyor.

Muhalefetin HDP’ye yönelik bu tavrını “saygısız” olarak niteleyen Sencar, “HDP’liler buna bir şekilde cevap vermiş oldular. Kendileri açısından doğru bir hareket. Ama muhalefet birisinden oy istiyorsa, onunla kamuoyu önünde itibar kazandıracak şekilde görüşmek zorunda. Bunu göremediler maalesef… Oyunu istedikleri partiye gerekli nezaket ve saygıyı gösterdikleri kanaatinde değilim.’’ yorumunda bulundu.

Kürt meselesi üzerine çalışmalar yürüten Gazeteci-Yazar Dr. Ecevit Kılıç ise HDP’nin aday kararını net bir tavır olarak okuyor.

Bu karardan dönüşü ise Millet İttifakı’nın doğrudan HDP’yi ortak aday görüşmelerine dahil etmesi ve aday üzerinde de bir anlaşmanın sağlanmasıyla mümkün olabileceği görüşünde:

”Öncelikli olarak Pervin Buldan’ın açıklamasını ilk gördüğümde nihai bir kararmış gibi algılamadım. Millet İttifakı’nın kendilerine yönelik tavrına bir rest gibi okudum. Ancak sözlerin çıktısını alıp tamamına bakınca net bir karar olduğu anlaşılıyor. Ya da Pervin Buldan’ın bu kadar sert algılanabileceğini hesaba katmadığı söylenebilir. Ama öyle olmadığı da açık.

O nedenle bu kadar net bir kararın dönüşü olur mu sorusu burada öncelikli hale geliyor… Mümkün elbette. Millet İttifakı’nın doğrudan HDP’yi ortak aday görüşmelerine dahil etmesiyle mümkün. O da yetmiyor adayın üzerinde de anlaşma lazım. Tabii, bütün bunlar Millet İttifakı’nın adayını HDP’den önce açıklaması durumunda geçerli. HDP daha önce adayını açıklarsa zaten bu tartışma boşa çıkmış oluyor.”

Dr. Ecevit Kılıç’a göre HDP bu hamlesiyle, Kürt sorunu ve çeperindeki meselelerin nasıl çözüleceğinin seçim sonrasına bırakılmasını da ortadan kaldırdı.

”HDP, bu kararın ilanıyla bir şeyi ortadan kaldırdı. Kürt seçmenin gözünde makul da olsa HDP olmadan belirlenecek bir adayı, Kürtlerin destekleme seçeneği devredışı kaldı. HDP bunu ilan etti. Deyim yerindeyse el yükseltti. Çünkü Millet İttifakı’nın genel anlayışı HDP’nin keskin bir şekilde ittifaktan uzak tutulması ama el atından görüşmelerin sürmesi üzerine kurulu. Bu görüşmeler de ağırlıklı olarak CHP, biraz da DEVA üzerinden yürütülüyor. Çıkan sonuç da, aday belirlemede HDP’nin de hassasiyetlerinizi dikkate alacağız şeklindeydi. Peki, sonrası? Yani Kürt sorunu ve çeperindeki meselelerin nasıl çözüleceği ise hep seçim sonrasına kalıyordu. HDP bütün bu süreci ve diyalog şeklini ortadan kaldırdı.”

”Anketlere bakıldığında muhtemel aday Gültan Kışanak”

Dr. Ecevit Kılıç, HDP’nin aday isim konusunda ise anketlere bakarak bir yorumda bulunuyor ve muhtemel adayın cezaevinde oan Gültan Kışanak olduğunu ifade ediyor.

”HDP, Buldan’ın verdiği bu kararı hayata geçirip bütün Kürtlerin ve hatta başka çevrelerin etrafında toparlanacağı bir aday gösterirse Millet İttifakı’nın ilk turda seçimi kazanma olanağını tamamen ortadan kaldırıyor. HDP de bütün partiler gibi anketler yaptırıyor. Muhtemelen isim bazında da yaptırıyordur. Aday olarak Gültan Kışanak isminin bu kadar çok telaffuz edilmesinin bu anketlerin sonucu olduğunu düşünüyorum.”

Kılıç’a göre seçimin ikinci tura kalması, Kürt oylarının belirleyiciliğini daha da artıracaktır.

Birinci turda olmasa bile ikinci turda “Seçimin kaderini HDP belirleyecek” diyen Dr. Ecevit Kılıç, o zaman sadece Millet İttifakı’nın değil iktidarın da ne dediğinin önemli hale geleceğini vurguluyor:

‘İktidar açısından düşündüğümüzde, altı yıldır süren güvenlik bazlı politikalar var, HDP’nin parası bloke edildi ve kapatma davası da sürüyor. Hatta seçimden önce sonuçlanma ihtimali de hayli yüksek. Cumhur İttifakı yani iktidar bu süreçte bütün bunlardan geri adım atabilir. Ki, bence bazı işaretleri var. Güvenlik politikalarını azaltıp, siyasi ve yargı hamleleriyle baskılama gibi. Kürtlerin desteğini getirmezse de çekimser kalmalarına neden olabilir.

İktidarın bunlar olmadan da kaybı azaltma noktasında bazı adımlar attığını görmek mümkün. HDP’nin parasının bloke delmesiyle beraber Hüda-Par’la yeniden görüşmelerin başlamasıyla belli ki iktidar Güneydoğu’daki muhafazakar Kürt oylarını korumaya çalışıyor. Yine Ayhan Bilgen üzerinden de Batı’daki Kürt muhafazakar oyların kaybını azaltma çabası var. Millet İttifak’ı yani muhalefet açısından baktığımızda bunların hiçbirinden söz edemeyiz. Kürtlere yönelik bütün vaatleri seçim sonrasına kalıyor.”

Birçok siyasi analist, HDP’nin bu adımı sonrası 2023’ün Haziran ayında yapılması planlanan seçimlerin ikinci tura kalacağı görüşünde hem fikir.

Paylaşın