Samsun: Mater Dolorosa Katolik Kilisesi

Mater Dolorosa Katolik Kilisesi; Samsun’un İlkadım İlçesi, Kadıköy Mahallesi, Ahmet Yesevi Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mater Dolorosa Katolik Kilisesi, Samsun’un Katolik halkı için hizmette bulunan ve Roma Katolik Kilisesi’ne bağlıdır. Günümüzde birinci dereceden sit alanı olarak tescillenmiş ve koruma altına alınmış durumdadır.

Kilisenin kökeni 1845 yılında Gürcistan’da yaşayan İtalyan asıllı 8 kapusen rahibin yaşadıkları ülkeyi terk etmek zorunda kalması ve yolculuk sırasında Karadeniz üzerinden geçerken bu bölgede yalnız yaşayan, kilisesi olmayan Latin Katolik vatandaşlarla birlikte Samsun’a gelmesidir.

Fransız Maristes rahipler, 1951 yılında kilisenin şimdiki bulunduğu alana bir okul inşa etmişler ve çocukların eğitimine yardımcı olmak için Aziz Yusuf grubuna bağlı rahibeleri yardıma çağırmışlardır. İtalyan bir bayan vatandaş ise kendisine ait bir araziyi kilise yapılmak üzere rahiplere bağışlamıştır. Bu arazi üzerine ağaçtan bir kilise ve bir ev inşa edilmiştir. Bu dönemde Samsun nüfusunun %30’unu Hristiyan vatandaşlar oluşturmaktaydı. Bu nüfusu ise Katolik, Ortodoks, Ermeni ve Gürcüler oluşturmakta idi.

Padişah V. Murat, özellikle Hristiyan inancına büyük saygı göstermiş, Müslüman ve Hristiyan halkların bir arada yaşamalarını istediğini önemle vurgulamıştır. Bu nedenle 1876’da Samsun’a bir kilise inşa edilmesi için özel bir izin vermiştir. Padişahın emri üzerine 8 metreye 12 metre olan küçük bir kilisenin yapımına başlanmıştır. İki yıl sonra padişah kilisenin tapusunu da göndermiştir.

Fransız Konsolosluğu, kilisenin güvenliğini korumak üzere sorumluluğu üzerine almıştır. Kilisenin yapımının 1885’te tamamlanmasından sonra rahiplerin yaşayabilmeleri için kilisenin yanına bir manastır ve Hristiyan ailelere kiralanmak üzere ek bir bölüm yapılmıştır. Aynı zamanda bir de mezarlık inşa edilmiştir. Kilisenin duvarları fresklerle süslenmiştir.

Anadolu Kiliseleri baş sorumlusu Peder Ruggero Franceschini, 1998 yılında kilisenin yenilenmesine karar vermiş ve yardım etmiştir. Bu dönemde Romanyalı bir çift olan Elena ve Niko adlı Katoliklerin bu çalışmalara büyük yardımı olmuştur. Bu çalışmalar kilisenin inşa edildiği tarihten itibaren gerçekleştirilen ilk büyük yenileme çalışmasıdır.

Paylaşın

Samsun: İlkadım Anıtı

İlkadım Anıtı; Samsun’un İlkadım İlçesi, Kale Mahallesi, Atatürk Bulvarı üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1981-1982 yılları arasında Heykeltıraş Hakkı Atamalı tarafından Atatürk’ün doğumunun 100. yılı anısına yapılmıştır. Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastığı iskelenin olduğu yer, Samsun Limanının yapımı sırasında kayalarla doldurulmuştur.

Günümüzde kıyıdan 250 m. içeride kalan bu iskelenin yerinin belli olması için bu anıt dikilmiştir. Dayanışmayı simgeleyen bu anıt taş blok kaide üzerinde bulunmaktadır. Kaidenin merkezinde üniformalı Atatürk ve kumandanlar görülmektedir. Anıtın iki ucundaki heykeller ise gençliği simgelemektedir.

Paylaşın

Samsun: Büyük (Valide) Camii

Büyük (Valide) Camii; Samsun’un İlkadım İlçesi, Kale Mahallesi’nde Saathane Meydanı’nın yanında yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Halk arasında daha çok “Büyük Camii” adıyla anılan, çeşitli yayın ve belgelerde “Ulu”, “Cami-i Kebir”, “Valide”, “Hamîdiye” adlarıyla geçen caminin inşa kitabesi yoktur. Şehrin en büyük tarihi camisi konumunda bulunan bugünkü caminin yerinde, hatalı bir şekilde 1300 yıllarında yapılan eski bir cami olduğu belirtilmektedir.

Ahşap olduğu söylenen ilk yapının, 1869’daki büyük yangında yandığı bilinir. Bazı yayınlarda caminin 1884’de Batumlu Hacı Ali tarafından kâgir olarak yeniden yaptırıldığı belirtilmekte, diğer bir kısmında, aynı tarihte, Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan’ın katkılarıyla onarıldığı geçmektedir. Bu durumda 1884 yılı civarında yapının yeniden (bugünkü haliyle) inşa edildiği ortaya çıkmaktadır. Batumlu Hacı Ali ile Pertevniyal Valide Sultan’ınyeni inşayla ilgilerine ışık tutacak bir belgeye rastlanamadı.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan H. 1280 -1300 / M. 1863 – 1883 tarihli on bir ayrı belgeden Samsun’da padişah (Sultan II. Abdülhamid 1876–1909) adına iki minareli bir cami yapılmasının düşünüldüğü, mevcut
yapının yandığı ve yeniden inşasının plânlandığı, inşa için çarşının yeniden düzenleneceği, kalenin güneyindeki bahçe ve bir kısım arsanın satılarak parasının caminin inşasında kullanılacağı, inşa için ayrıca para yardımları yapıldığı, inşanın kalfalığına Aristovel’in tayin edildiği ve inşanın 1884’de tamamlandığı anlaşılmaktadır. Caminin inşasını Batumlu Hacı Ali’nin yönettiği, Valide Sultan’ın büyük katkı sağladığı, buna nispetle yapıya Valide Camii denildiği anlaşılmaktadır.

1943 depreminde, cami minarelerinin her ikisinin de şerefeden itibaren yıkıldığı anlaşılmaktadır. Yıkılan kısımlar bu tarihten sonra şimdiki şekliyle onarılmıştır. 1973 yılında caminin çevre düzenlemesinin yapıldığı 1996’da ise Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yer yer bozulan kalem işi nakışların aslına uygun olarak yenilendiği anlaşılmaktadır. Son olarak 2003’de yapının iç ve dışına dokunulmaksızın avluda çeşitli düzenlemelerin yapılmıştır. Cami ibadete açık olup Samsun’un en kalabalık ve hareketli camisidir.

Yapı, düz bir alanda, avlu içerisinde yer almaktadır. Cami, avlu kotundan 1.10 m. kadar yükselen bir platform üzerinde inşa edilmiştir. Son çevre düzenlemesi sırasında caminin, kuzey ve doğusundaki dükkân ve park kaldırılarak yapı, ferah bir atmosfere kavuşturulmuştur. Yapının batı yanı caddeye, kıble cephesi ise bir ara sokağa bakar. Cami, tek kubbeli olarak ele alınmıştır.

Tromplarla geçilen tek kubbeyle örtülü kare şeklindeki harimin kuzeyi, ortada iki büyük ayakla taşınan üç göz kubbeli, üstü mahfil olarak düzenlenen enine dikdörtgen bir mekânla genişletilmiştir. Bunun da önünde beşik
tonozla örtülü kuzeye beş, doğu ve batıya birer yuvarlak kemerle açılan, payelerle taşınan bir son cemaat yeri yer alır. Ön cephenin iki köşesinde son cemaat yeri içinde başlayan kaideleri üzerinde iki minare yükselmektedir. Kuzey duvarın ortasında açılan kapıyla harime ulaşılmaktadır.

Paylaşın

Samsun: Tarihi Bedestan Çarşısı

Tarihi Bedestan Çarşısı; Samsun’un İlkadım İlçesi, Kale Mahallesi, Namık Kemal Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yapının kitabesi bulunmadığından kesin yapım tarihi bilinmemekle beraber 1807 ile 1818 yılları arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Bedesten toplam 40 adet ve halen hizmet veren dükkandan meydana gelmiştir.

Katip Çelebi (1608-1659) “Cihannüma”da Samsun’un “Sûk-u Muhtasar-ı” yani küçük bir çarşısı bulunduğunu yazar. Buna göre XVI I. Yüzyılda Samsun’da bir bedesten olduğu anlaşılmaktadır. Samsun Kalesi’nin kent içinde kalan surunun sağ tarafında surlara bitişik sağlı sollu kırk dört dükkanı olan bir bedesten vardı.

Bu bedestenin üstü kemer şeklinde ve kapalı idi. 1864’de bedesten onarılmış ve bazı dükkanlar kapıya çevrilerek ferahlandırılmış ve Kale içine açılan bir kapı doğu yönüne açılan dört ve her iki baş tarafına açılmış olan kapılar demirlerle kaplanmış ve kapı sayısı yediye ulaşmış.

Samsun Bedesteni’nin kapılarının üst taraflarında kitabe yerleri varsa da, kitabeleri yok olduğundan hangi tarihte yapılmış olduğu bilinmiyor. Sarraflar, Antikacılar, Altın ve Gümüş üzerine iş yapanlar, kuyumcular burada bulunuyorlardı.

Fakat zamanla buradaki bazı esnaf dükkanların çarşı içine nakledip, bedesteni terk ettiler ve yerlerini daha küçük oran da iş yapan kimselere bıraktılar. Bedesten gün geçtikçe önemini yitirdi. Bir süre Beyat Pazar olarak kullanıldı. 1910 yılın da bedestenin üstü açıldı, 1914’ten itibaren bazı dükkanlar büyük binalara eklendi.Günümüzde halen alışveriş merkezi olarak kullanılmakta.

Paylaşın

Samsun: Amisos Tepesi

Amisos Tepesi; Samsun’un İlkadım İlçesi, Baruthane Mahallesi, Can Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

2004 yılında başlatılan kurtarma kazılarıyla birlikte Baruthane Tümülüsleri olarak adlandırılan iki yığma tepenin altından mezarlar ortaya çıkarılmıştır. Baruthane Tümülüslerinin Mitridates sülalesinin hüküm sürdüğü Helenistik Dönem’de yapıldığı anlaşılmaktadır.

Samsun Müzesi ile İstanbul Üniversitesi’nin birlikte yürüttüğü bilimsel kazıların sonunda iki ayrı mezar ortaya çıkarılarak ziyarete açılmıştır. Amisos Dönemi’ne ait bir aile mezarı ve bu aileye ait hazine ortaya çıkarılmıştır. Mezardan çıkarılan buluntular, Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nin en değerli koleksiyonlarından birini oluşturmaktadır.

Amisos’ta nasıl bir yaşam zenginliği olduğunu da gösteren bu altın ziynet eşyaları (ölü armağanları), çanak-çömlek, cam ve mermerden yapılmış arkeolojik eserlerin incelenmesinden, erkek mezarının Krallığın en üst düzeydeki yöneticilerinden birine, diğer mezarların da bu kişinin eşi ve kızına ait olduğu düşünülmektedir.

Mezarda bulunan toprak, cam, metal ve mermer eserler MÖ 4. yüzyıla tarihlenmiştir. Tümülüsler ve mezarlar çökme tehlikesi nedeniyle ziyarete kapalıdır, ancak teleferikle de ulaşılabilen bölgede Belediyeye ait bir hediyelik eşya merkezi ve lokantalar bulunmaktadır.

Paylaşın

Samsun: Acem Tekkesi

Acem Tekkesi; Samsun’un İlkadım İlçesi, Selahiye Mahallesi, Ebu Suud Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Acem Tekesi’ne şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Bina Zemin + 1 katlıdır. Yapının birinci katına iki taraflı merdivenlerle çıkılmaktadır. Bu katın giriş kapısı yuvarlık kemerli ve de gösterişlidir. Eski Türk mimarisinin örneği olan yapı kareye yakın planlı olup yığma tuğladan inşa edilmiş, piramit çatılı bir yapıdır.

Yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber yaklaşık 1850 yıllarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Dönemin yabancı kökenli tüccar vb kişilerin konaklama yeri olarak kullanılmıştır. 2005 yılında restore edilerek İlkadım Belediyesi hizmetine verilmiştir. Bina sohbet ve kültür evi olarak hizmet vermektedir.

Paylaşın

Samsun: Veliyyüddin Bin Bereket Şah Türbesi

Veliyyüddin Bin Bereket Şah Türbesi; Samsun’un Havza İlçesi, Dereköy Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Halk arasında ” Zeyneddin bin Veli ” şeklinde anılan türbe, batısındaki aynı adlı camiyle birlikte, camiyebitişik inşa edilmiştir. Türbe ve camiye ait bir inşa kitabesi bulunmamaktadır. Hüseyin Hüsameddin’in Amasya Tarihi adlı kitabına göre cami ve türbe, Selçuklu Emirlerinden’ Emir el- Hac Veliyyüddin bin Berekât Şah tarafından H. 647 /M. 1249-50’de yaptırılmış ve vakıfları düzenlenmiştir.

Türbenin banisi olarak gösterilen Selçuklu Emiri Veliyyüddin’inismine ise kaynaklarda rastlanmamaktadır. Cami ve türbenin tarihini aydınlatacak başka bir belgeye de ulaşılamamaktadır. Mevcut yapım plânı, duvar kalınlığı, işçiliği ve mimari elemanları bu tarihe uygun düştüğündentürbenin yapımı için kitapta verilen H. 647 / M. 1249-50 tarih söylenebilir.

Türbe; içten sekizgen, dıştan ise camiyle bitişmesi ve kuzeyinde bir giriş mekânı yer almasıitibariyle, güneydoğu köşesi pahlı, dikine dikdörtgen şeklindedir. İçten sekiz köşeli, piramidal külah örtülü yapı,dıştan camiyle birlikte kırma çatıyla örtülüdür. Sıvalı sekizgen külah, pek muntazam değildir. Çatı, 1940 yılında kuzeye eklenen caminin çatısının devamı olarak yapılmıştır. Kuzey cephedeki kapıyla girilen türbenin, sekizgenkenarları, birbirine yakın ölçülerde, ancak aynı değildir.

Kıble duvarında alt seviyedeki mazgal pencere, yapınınaltındaki cenazelik katına işaret etmektedir. Sekizgen yapının kuzeyinde yeni cami, batısında eski cami bulunmaktadır. Türbenin kuzeyi, doğu yönde yeni bir kapıyla girilen, enine dikdörtgen şeklinde olup, bir tür girişolarak belirmektedir. Ancak bugün etrafını kapatan duvarlarla kendiliğinden oluşan bu kesimde, orijinalde ne tür birdüzen olduğu anlaşılamamaktadır.Yapının zamanla aldığı görünüm, türbe olduğu kanaatini vermekten uzaktır.

Türbeye; tek kanatlı, iki panoyaayrılarak oymalarla bezenmiş ahşap bir kapıyla girilir. Eğilerek girilecek kadar alçak tutulan kapının eşiği, hafifyüksekçedir. Birbirinin simetriği dikdörtgen panolarda, ortada tüm panoyu kaplayan eşkenar dörtgen çerçeveiçerisinde, “S” kıvrımlarıyla birlikte, stilize, bitkisel bir kompozisyon görülür. Barok karakterli iri kıvrımların ortasında,papatya benzeri stilize bir çiçek motifi yer alır. Panonun köşelerinde oluşan üçgen alanlarda, daireden dağılan ışıkdemetlerini hatırlatan, bir kompozisyon vardır. Ahşap yüzeyin oyulmasıyla kabartılan kompozisyonun üslubu,türbenin ilk inşasından çok sonralara; geç devir Batılılaşma dönemine işaret etmektedir.

Sadece kıble yöndekipencereden ışık alan yapının içi, bir hayli karanlıktır. Pencerenin yetersizliğiyle birlikte, duvarlar ve külahın kısa tutulması, yapının içinde basık bir etki uyandırmıştır. Türbede sanat değeri taşımayan iki sanduka bulunur. Ortadakibiraz daha büyük, kıble taraftaki küçük olan sandukalar, kabaca yapılmış olup, küçük olanın bir çocuğa ait olmasıbeklenir. Zamanla elden geçirilen, halen beyaz alçıyla kaplı sandukaların, kimlere ait olduğu konusunda bir belgeolmamakla birlikte, bani ve bir yakınına ait olabilecekleri akla gelmektedir. Duvarlarda içte dört köşede, 1.70 m.yükseklikte taş kandillikler göze çarpar.

Paylaşın

Samsun: Şeyh Savcı ve Sultan Altunbaş Türbesi

Şeyh Savcı ve Sultan Altunbaş Türbesi; Samsun’un Havza İlçesi, Şeyh Safi Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Anadolu’daki son Selçuklu sultanı olan Mesud’un şehzadesi ve halefi, “Gazi Çelebi” diye meşhur olan Sultan Taceddin Altunbaş’a ait olduğu belirtilen türbenin kitabesi bulunmadığından türbenin tarihi hakkında kesinbilgi edinilememektedir.

Ancak son Selçuklu sultanı olan Mesud’un oğlu olması ve 1344 yılında tanzim edilen vakfiyeden anlaşıldığına göre türbe 1300’lü yılların ikinci yarısına yakın bir zamanda inşaa edilmiştir. Türbeye ait mezar, Selçuklu dönemine ait eski kesme taşlarla kaplanmıştır. Kesme taşılarişlemeli olup, mezar taşı başlıklıdır.

Kayıtlara göre, Sultan Taceddin “Küçük, Sultan Gazi” diye meşhurdur. Kayıtlar, Gazi Çelebinin 1344 yılında tanzim etmiş olduğu vakfiyesinde yer almaktadır. Bu vakfiyeden anlaşıldığına göre, Sultan Mes’ud oğlu olan Sultan Taceddin Altınbaş, Kur’an cüzlerinin okunması için, köyler vakfetmiştir.

Şeyh Safinin Selçuklular döneminde Selçuklu Sultanlarının da önem verdikleri bir şahsiyet olması ve Selçukluların Anadolu’daki hâkimiyetleri sona erdiğinde, çoküzülüp hastalanan Tacettin Altınbaş’ın Şeyh Safinin yanına gelmek, hatta öldüğünde buraya gömülmek istediğibilinmektedir. Nitekim kayıtlarda Sultan Taceddin’in türbesi için şöyle yazılıdır:

“Türbe-i Gazi Çelebi şehzade-i SultanMes’ud derkarye-i Umurbey, Nam-ı diğer Şeyh Savcı der- Simre-i Havza Tabi’i Amasya” (Sultan Mes’ud’un şehzadesi Gazi Çelebi’nin Amasya’ya tabi Havza Simre’sine bağlı Umurbey, diğer adıyla Şeyh Safi köyündeki türbesi.) Türbehalk tarafından Rıza-i İlahi için veli ziyaretinde bulunmak amacıyla ziyaret edilmektedir.

Paylaşın

Samsun: Yörgüç Paşa Camii

Yörgüç Paşa Camii; Samsun’un Havza İlçesi, maret Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Selçuklu mimari tarzında yapılmış olan cami 1297 yılında Selçuklu Sultanı II. Mesut tarafından cami olarak yaptırılmış, Osmanlı padişahlarından II. Mahmut’un eniştesi ve veziri Yörgüç Paşa’nın oğlu Amasya Mustafa Bey tarafından tamir ettirilmiş ve bunun üzerine de Yörgüç Paşazade Mustafa Bey adını almıştır.

1979 yılında bazı yerleşkeleri yenilenmiştir . Milli mücadele yıllarında  30 Mayıs ve 6 Haziran  mitingleri bu camide başlamıştır. Restore edilen cami halen geçmişini yaşatarak hizmet vermektedir. Kaplıcaların bitişiğinde bulunması nedeniyle, kaplıcalar cami olarak da anılmaktadır.

Cami kuzeyden güneye doğru alçalan, oldukça eğimli bir arazide kurulmuştur. Yapının güney ve doğusunda, yüksek bir duvarla desteklenen teras şeklinde küçük bir avlusu bulunmaktadır. Avluya, duvarın kıbleye yakın bir kesiminde açılan bir merdivenle çıkılmaktadır.

Cami; boyuna dikdörtgen plânlı olup, içten ahşap direklerle taşınan düz tavan, dıştan dört omuz kırma çatıyla örtülüdür. Harimin kuzeyinde kadınlar mahfiline yer verilen caminin minaresi, kuzeydoğu köşededir. Camiye doğu ve batı duvarlarda, aynı eksen üzerindeki iki kapıyla ulaşılmaktadır.

Paylaşın

Samsun: Mustafa Bey İmarethanesi

Mustafa Bey İmarethanesi; Samsun’un Havza İlçesi, İmaret Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

1429 yılında II. Murat zamanında Amasya Valisi Yörgüç Paşazade Mustafa Bey tarafından yaptırılmış. Uzun yıllar fakirler, dervişler, askerler burada yemek yemişler, misafir olmuşlar. Sonraları imaret yıpranmış, kubbeleri yıkılan bina zamanla harap olmuş. 1938 yılında restore ettirilen bina o haliyle günümüze kadar gelmiş. 1940 yılından 1982 yılına kadar “İlçe Halk Kütüphanesi” olarak kullanılan bina, 2007 yılında restore edilerek halen amacına uygun olarak kullanılmaktadır.

Yapının doğuya bakan ana kapısında, sağ mihrabiye üzerinde başlayan, açıklık kemeri üzerinde devam edip sol mihrabiye üzerinde son bulan Arapça bir inşa kitabesi bulunur. Mermer üzerine kabartma, celi sülüs harflerle yazılan kitabe, zarif kartuşlar içerisine alınarak, ortada bir cetvelle iki satıra bölünerek yazılmıştır. Harflerin üzerine yeni siyah bir boya çekilen kitabenin metni şöyledir:

“Emera bi-inşâi hâzihi’l-‘imâreti’l-mübâreketi’l-mensûbeti ile’l-fukarâ (i) ve’l-mesâkîni fî eyyâmi devleti’s-sultâni’l-a’zam ve’l-hâ (kâni’l-mu’azzam)m (ebi)’l-feth sultan Murâd bin Muhammed Hân el-müştehar bi-ibni ‘Osman halleda’llâhü sultânehû ve evdaha ‘ale’l-âlemîne -Burhânehû el-emîru’l-kebîr Mustafa Bey bin el-vezîru’l-hatîr celâlü’l-milleti ve’d-dîn Yörgüç Pâşâ el-atâbek ahsena’llahü (âkibe (tehümâ ve e)ssesehû (fî) seneti selâsin ve selâsîne ve semânemâyeh min hicreti hayri’l-beriyye (aleyhi efdalü’t-tahiyyeh.”

Anlamı: “Kıymetli vezir, dinin ve milletin büyüğü, Atabek Yörgüç Paşa’nın oğlu, büyük emir Mustafa Bey –Allah her ikisinin sonlarını güzel eylesin, Osmanoğlu diye şöhret bulmuş Mehmed Han’ın oğlu, büyük sultan ve ulu hakan, fethin babası, Sultan Murad’ın- Allah onun idaresini devamlı kılsın ve onun delillerini âlemlere açıklasın- yönetimi günlerinde, yoksullar ve düşkünler adına bu mübarek imaretin inşa edilmesini emretti. O, imareti, selamların en güzelinin üzerine olduğu, yaratılmışların en hayırlısının hicretinin 833. yılında tesis ettirdi.”

 

Paylaşın