Samanyolu’nun 100’den Fazla Uydu Galaksisi Olabilir

Yeni bir araştırma; Samanyolu’nun çevresinde var olduğu bilinen 60 uydu galaksinin dışında, 80 ila 100 arasında uydu galaksinin daha var olabileceğini öngörüyor.

Haber Merkezi / Araştırmanın lideri Dr. Santos-Santos, “Önümüzdeki beş yıl içinde, öngördüğümüz bu uydu galaksilerin gerçekten var olup olmadığını doğrulayabileceğimizi ve test edebileceğimizi umuyoruz” dedi.

Dr. Santos-Santos, daha önceki çalışmalarda daha düşük çözünürlüklü simülasyonlar kullanıldığını ve yalnızca belirli kütleye sahip belirli sayıda galaksiyi tahmin edebildiklerini söyledi.

Bulguların karanlık maddeye ilişkin anlayışın geliştirilmesine yardımcı olabileceğini söyleyen Dr. Santos-Santos, galaksilerin bir teleskopla görülmesinin, Lambda Soğuk Karanlık Madde (LCDM) teorisini desteklemeye yardımcı olacağını ifade etti.

Lambda Soğuk Karanlık Madde (ΛCDM)

Lambda Soğuk Karanlık Madde (ΛCDM) modeli, modern kozmolojinin standart modelidir ve evrenin Büyük Patlama’dan bugüne evrimini açıklamak için kullanılan matematiksel bir çerçevedir. Model, üç ana bileşenden oluşur:

Kozmolojik Sabit (Λ): Karanlık enerjiyi temsil eder ve evrenin hızlanan genişlemesinden sorumludur. Evrenin enerji yoğunluğunun yaklaşık %68’ini oluşturur.

Soğuk Karanlık Madde (CDM): Işıkla veya elektromanyetik radyasyonla çok zayıf etkileşime giren, yavaş hareket eden (soğuk) varsayımsal bir madde türüdür. Evrenin yaklaşık %27’sini oluşturur. Soğuk karanlık madde, galaksi ve gökada kümelerinin oluşumunda kütleçekimsel etkileriyle kritik bir rol oynar.

Baryonik Madde: Yıldızlar, gezegenler ve gaz gibi görünür maddelerdir, evrenin yalnızca %5’ini oluşturur.

ΛCDM Modelinin Özellikleri:

Evrenin büyük ölçekli yapısını (galaksi kümeleri, süperkümeler) ve kozmik mikrodalga arka plan ışımasını başarıyla açıklar.

Galaksi oluşumu, soğuk karanlık maddenin kütleçekimsel çökmesiyle hiyerarşik olarak (küçük yapılar birleşerek büyük yapıları oluşturur) gerçekleşir.

Model, evrenin düz olduğunu ve sonsuza kadar genişleyeceğini öngörür.

Paylaşın

Samanyolu Ve Andromeda Ne Zaman Çarpışacak?

Onlarca yıldır en yakın büyük galaktik komşumuz olan Andromeda Galaksisi’nin (M31 ya da Messier 31 olarak da bilinir) saniyede yaklaşık 120 km hızla Samanyolu’na doğru ilerlediğini biliyoruz.

Haber Merkezi / Sorun şu ki, M31’in yaklaşma hızını ölçmek oldukça kolay, ancak tam yönünü ölçmek çok zor. En iyi tahmin, M31’in yaklaşık 4 milyar yıl içinde Samanyolu’yla neredeyse doğrudan çarpışacağını öne sürüyor.

Ancak, yakın zamanda yapılan araştırmalar çarpışmanın çoktan başlamış olabileceğini iddia ediyor. Bunun nedeni, her iki galaksinin de görünür yıldızların çok ötesine uzanan ve muhtemelen kütlelerinin yüzde 70’ine kadarını oluşturan gaz haleleriyle çevrili olmasıdır.

Bu durumda M31’in halesi ile Samanyolu’nun etkileşimi zaten başlamış oluyor.

Bu çarpışma, aslında bir “birleşme” olarak da tanımlanabilir, çünkü galaksilerdeki yıldızlar arasındaki mesafeler o kadar büyük ki, bireysel yıldız çarpışmaları pek olası değil.

Bunun yerine, iki galaksi birleşerek yeni bir eliptik galaksi oluşturacak. Bu süreçte, Güneş Sistemi’nin de Samanyolu içindeki konumu değişebilir, ancak doğrudan yok olması beklenmiyor.

Andromeda Galaksisi, Samanyolu’na en yakın büyük sarmal galaksidir ve Yerel Grup adı verilen galaksi kümesinin bir üyesidir.

Andromeda, Dünya’dan yaklaşık 2,5 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunur ve Andromeda Takımyıldızı yönünde yer alır. Çıplak gözle bile hafif bulanık bir leke olarak görülebilir, bu da onu Dünya’dan gözlemlenebilen en uzak nesnelerden biri yapar.

Andromeda, Samanyolu’ndan daha büyük bir galaksidir. Çapı yaklaşık 220.000 ışık yılı civarındadır (Samanyolu’nun çapı ise yaklaşık 100.000 ışık yılıdır). Sarmal kolları, yıldızlar, gaz ve toz bulutlarıyla dolu bir disk içerir. Merkezinde ise süper kütleli bir kara delik olduğu tahmin ediliyor.

Andromeda’nın kütlesi yaklaşık 1,5 trilyon Güneş kütlesi olarak hesaplanıyor ve içinde tahminen 1 trilyon yıldız barındırıyor. Bu, Samanyolu’ndaki yıldız sayısının (yaklaşık 200-400 milyar) oldukça üzerinde.

Paylaşın

Bilim İnsanlarından Dikkat Çeken Keşif: Samanyolu Benzeri…

Bilim insanları, şimdiye kadar gözlemlenen en uzak Samanyolu benzeri galaksiyi keşfetti. Rebels – 25 olarak adlandırılan galaksi, Evren yalnızca 700 milyon yaşındayken oluştuğu düşünülüyor.

Haber Merkezi / Hollanda’daki Leiden Üniversitesi’nden Jacqueline Hodge, araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde, “Galaksi oluşumuna ilişkin anlayışımıza göre, erken galaksilerin çoğunun küçük ve dağınık görünümlü olmasını bekliyoruz” diyor.

Erken dönem galaksileri birbirleriyle birleşir ve sonra inanılmaz derecede yavaş bir hızda daha düzgün şekillere dönüşür. Mevcut teoriler, bir galaksinin Samanyolu Galaksisi kadar düzenli olması için (sarmal kollar gibi düzenli yapılara sahip dönen bir disk) milyarlarca yıllık evrimin geçmiş olması gerektiğini öne sürüyor. Ancak Rebels – 25 mevcut teorileri zorluyor.

Leiden Üniversitesi’nden Lucie Rowland, araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde, “Samanyolu’na bu kadar benzeyen galaksi görmek, erken Evren’deki galaksilerin günümüz kozmosunun düzenli galaksilerine ne kadar çabuk evrildiği konusundaki anlayışımızı zorluyor” ifadelerini kullanıyor.

Rebels – 25 ilk olarak Şili’nin Atacama Çölü’ndeki ALMA ile tespit edilmişti. Galaksinin yapısını doğru bir şekilde ayırt etmek için, ALMA ile daha yüksek çözünürlükte gözlemler gerçekleştirildi.

İngiltere’deki Liverpool John Moores Üniversitesi’nden Renske Smit, “ALMA, bunu başaracak hassasiyet ve çözünürlüğe sahip var olan tek teleskoptur” diyor. Rowland ise, ” Daha gelişmiş yapılara dair daha fazla kanıt bulmak heyecan verici bir keşif olurdu,  çünkü bu tür yapıların bugüne kadar gözlemlendiği en uzak galaksi olurdu” ifadelerini kullanıyor.

Paylaşın

Samanyolu’nu Daha Önce Hiç Böyle Görmediniz

Bilim insanları, 13 yıllık gözlemlerin ardından, yeni doğan yıldızların şiddetli doğumlarından galaktik çekirdeğin gizli gizemlerine kadar, Samanyolu Galaksisinin şimdiye kadar yapılmış en ayrıntılı haritasını ortaya çıkardı.

Haber Merkezi / Bilim insanları, Avrupa Güney Gözlemevi’nin (ESO) Görünür ve Kızılötesi Astronomi Araştırma Teleskobu VISTA tarafından 420 gece boyunca elde ettiği görüntüleri kullanarak, Samanyolu Galaksisinin şimdiye kadar yapılmış en büyük haritasını ortaya çıkardılar.

Bu yeni harita 2010 ile 2023 yılları arasında çekilen 200 binden fazla ayrı görüntüden oluşuyor. Harita, 2012 yılında yayınlanan önceki en büyük haritadan yaklaşık 10 kat daha fazla nesne içeriyor. Ortaya çıkan veri o kadar büyük ki, yaklaşık 124 bin adet yüksek çözünürlüklü filme eşdeğer olan 500 terabayt veri içeriyor.

Bilim insanlarının yayınladığı görüntülerde parlak ışıklı bulutsular ve geniş yıldız kümeleri görülüyor.

Şili’deki Andres Bello Üniversitesi’nden bilim insanı Dante Minniti, “O kadar çok keşif yaptık ki, Galaksimize dair bakış açımızı sonsuza dek değiştirdik” diyor. Dr. Minniti,, araştırmanın araştırmacılar tarafından WIT (‘Bu nedir?’) olarak bilinen bir dizi bilinmeyen nesneyi de ortaya çıkardığını söyledi.

Hertfordshire Üniversitesi’nden bilim insanı r. Philip Lucas, ‘Harita, önümüzdeki on yıllarda Samanyolu’nun güneyini incelemek için uluslararası standart haline gelecek” dedi.

Paylaşın

Samanyolu Galaksisinin Kaderi Tahmin Edilenden Daha Belirsiz!

Birbirine yaklaşık 2,5 milyar ışık yılı uzaklıkta yer alan Samanyolu ve Andromeda’nın çarpışma ihtimalinin yüzde 50 olduğunu öne sürülüyordu. Ancak, çarpışma ihtimalinin, düşünüldüğü kadar yüksek olmadığı saptandı.

Samanyolu ve Andromeda Galaksisi, Yerel Grup adlı galaksi kümesinin en büyük iki üyesi.

Bilim insanları Samanyolu ve Andromeda galaksilerinin çarpışma ihtimalinin, düşünüldüğü kadar yüksek olmadığını saptadı. Gökbilimciler uzun süredir iki galaksinin çarpışmasının kesin olduğunu varsayıyor. Yaklaşık 4 milyar yıl sonra gerçekleşeceği öne sürülen bu olayın ardından, iki gökada ve merkezlerindeki kara deliklerin birleşmesi bekleniyor.

Ancak Helsinki Üniversitesi’nden Till Sawala liderliğindeki uluslararası bir araştırma ekibi, 10 milyar yıl içinde böyle bir çarpışma yaşanma ihtimalinin yarı yarıya olduğunu öne sürdü. Samanyolu ve Andromeda, Yerel Grup adlı galaksi kümesinin en büyük iki üyesi. İlk başlarda yapılan tahminlerde sadece bu iki devasa yapı hesaba katılıyordu.

Birbirine yaklaşık 2,5 milyar ışık yılı uzaklıktaki bu iki galaksinin arasındaki mesafe, hızları ve kütlelerine dayanarak yapılan hesaplamalarda çarpışmanın kesin olduğu sonucuna varılıyordu. Sonraki yıllarda Yerel Grup’taki diğer iki büyük gökada olan Üçgen Galaksisi (M33) ve Büyük Macellan Bulutu (LMC) da tahminlere eklense de sonuç değişmiyordu.

Henüz hakem denetiminden geçmeyen ve ön baskı sunucusu arXiv’de yayımlanan yeni çalışmadaysa en güncel gözlemsel veriler dahil edildi.

Araştırmacılar, Samanyolu ve Andromeda’dan çok daha küçük iki galaksinin, Dünya’dan bakıldığında zaman içindeki hareketlerine dair en güçlü verileri inceledi. Ayrıca galaksilerin birbirleri üzerindeki kütleçekim etkisinin değişimi de hesaplamalara dahil edildi. Ancak daha da önemlisi, kesin olarak bilinemeyecek şeyleri de hesaba kattılar.

Daha sonra ellerindeki verileri ve belirsizlikleri bilgisayar simülasyonlarından geçiren ekip; iki cisim içeren (Samanyolu ve Andromeda), üç cisim içeren (Samanyolu, Andromeda ve diğer iki galaksiden biri) ve 4 cisim içeren (Samanyolu, Andromeda, M33 ve LMC) olasılıkları test etti.

Bilim insanları ilk senaryoya göre Samanyolu ve Andromeda’nın çarpışma ihtimalinin yüzde 50 olduğunu öne sürüyor. İki büyük galaksi ve LMC’nin olduğu durumda yüzde 33’e düşen risk, LMC’nin yerini M33’ün almasıyla yüzde 66’ya yükseliyor.

Araştırmacılar 4 galaksinin de hesaba katılması halinde 10 milyar yıl içinde bir çarpışma gerçekleşme ihtimalinin yüzde 50 çıktığını söylüyor. Bilim insanları yeni veri ve ölçümlerle bu ihtimallerin değişebileceğini belirtiyor. Ancak temelde, Samanyolu ve Andromeda’nın çarpışmasının kesin bir şekilde bilinemeyeceğini savunuyorlar.

Makalede, “Elimizdeki en son ve en kesin gözlemsel veriler kullanıldığında bile, Yerel Grup’un gelecekteki evrimi belirsiz” diye yazarak ekliyor: “Bu sonuca LMC’yi de dahil ederek ve daha da önemlisi ilk kez gözlemlenebilir verilerdeki ilgili belirsizlikleri göz önüne alarak ulaştık.”

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Bilim İnsanları Çok Nadir Bir Kara Delik Keşfetti

Bilim insanları, Samanyolu Galaksisi’nin merkezine yakın bir yerde nadir bir kara delik keşfetti. Büyük kütleli yıldızların ölümünün ardından ortaya çıkan kara delikler, evrenin en esrarengiz oluşumlarından biri.

Araştırmanın başyazarı Florian Peißker, “İlk başta alışılmadık derecede ağır bir yıldız olduğu düşünülüyordu. Ancak yüksek çözünürlüklü verilerle artık merkezde orta kütleli bir kara deliğin bulunduğu bir yapıtaşı bileşimi olduğunu doğrulayabiliyoruz” dedi.

Samanyolu Galaksisi’nin merkezine yakın bir yerde nadir bir kara delik keşfedildi. Bilim insanları bu cismin, kara delik evrimine dair uzun süredir devam eden bir gizemi aydınlatmasını umuyor.

Büyük kütleli yıldızların ölümünün ardından ortaya çıkan kara delikler, evrenin en esrarengiz oluşumlarından biri. Keşfedilmelerinin ardından geçen 50 yıldan uzun sürede haklarında pek çok şey öğrenilse de hâlâ cevaplanmayı bekleyen en az bir o kadar soru var.

Bunlardan biri de süper kütleli kara deliklerin oluşum süreci. Tek bir yıldızın meydana getirebileceği en büyük kara deliğin, Güneş’in yaklaşık 80 katı kütleye sahip olabileceği düşünülüyor.

Birden fazla kara deliğin zaman içinde birleşmesiyle oluşan süper kütleli kara deliklerse Güneş’in milyonlarca, hatta milyarlarca katı kütleye ulaşabiliyor. 100 ila 100 bin Güneş kütlesine sahip olanlarsa orta kütleli kara delik sınıfına giriyor.

Bugüne kadar çok az sayıda orta kütleli kara delik keşfedilmesi, bu cisimlerin çok yüksek kütlelere ulaşma sürecinin net bir şekilde anlaşılmasını engelliyor.

The Astrophysical Journal adlı hakemli dergide 18 Temmuz’da yayımlanan çalışmayı yürüten ekip, bu sır perdesini aralayabilecek önemli bir adım attı.

Samanyolu’nun merkezinden yaklaşık 0,1 ışık yılı uzaktaki yıldız kümesi IRS 13’ü gözlemleyen bilim insanları beklenmedik bir şeyle karşılaştı: Buradaki yıldızlar şaşırtıcı derecede düzgün bir örüntüde ilerliyordu.

Yaklaşık 25 yıl önce keşfedilen IRS 13 de başlı başına bir merak konusu. İlk başta tek bir yıldız sanılan sistemin, sonraki gözlemlerle aslında küçük ve yoğun bir yıldız kümesi olduğu ortaya çıkmıştı.

Galaksinin merkezindeki süper kütleli kara delik Sagittarius A*’ya (SgrA*) bu kadar yakın bir sistemin nasıl bozulmadan durduğu bilim insanlarının kafasını kurcalıyor.

Şili’deki Çok Büyük Teleskop ve diğer aygıtlarla IRS 13’ü inceleyen araştırmacılar, kümedeki yıldızların düzensizce, rasgele bir şekilde hareket etmesini bekliyordu.

Fakat düzenli bir hareket gören bilim insanları bunun iki açıklaması olabileceğini söylüyor: Ya galaksinin merkezindeki süper kütleli kara delik SgrA*, buradaki cisimlerin yörüngesini etkliyor ya da yıldız kümesinde orta kütleli bir kara delik var.

Gözlemler ve bilgisayar modellerinden yararlanan araştırmacılar, ikinci seçeneğin daha muhtemel olduğu sonucuna vardı.

IRS 13’ün hareketlerini inceleyen ekip, kümeyi bir arada tuttuğu düşünülen yoğun bir cismin yaklaşık konumunu hesapladı. Bu bölgede X-ışınları ve iyonize gazdan oluşan ve saniyede yaklaşık 130 kilometre hızla dönen bir halka gözlemlediler.

Bilim insanları halkanın merkezinde bulunduğu varsayılan cismin kütlesinin de Güneş’in 30 bin katı olduğunu hesapladı. Hem bu veriler hem de IRS 13’ün çok yüksek bir yoğunluğua sahip olması, içinde bir orta kütleli kara delik bulunduğuna işaret ediyor.

Makalenin başyazarı Florian Peißker şu ifadeleri kullanıyor: IRS 13, merkezdeki kara deliğimiz SgrA*’nın büyümesinde temel bir yapıtaşı gibi görünüyor.

Bulguların doğrulanması için daha fazla gözleme ihtiyaç var. Fakat halihazırda bilim insanları SgrA* ve diğer süper kütleli kara deliklerin nasıl bu kadar büyüdüğüne dair bazı soruları cevaplayabilir.

Peißker “Bu büyüleyici yıldız kümesi yaklaşık 20 yıl önce keşfedildiğinden beri bilim camiasını şaşırtmaya devam ediyor” diyerek ekliyor: İlk başta alışılmadık derecede ağır bir yıldız olduğu düşünülüyordu. Ancak yüksek çözünürlüklü verilerle artık merkezde orta kütleli bir kara deliğin bulunduğu bir yapıtaşı bileşimi olduğunu doğrulayabiliyoruz.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Evrenin En Eski Yıldızları Samanyolu’nun Halesinde Keşfedildi

Bilim insanları, Samanyolu’nu halesinde galaksilerin şekillendiği ilk döneme ait 3 yıldızı keşfetti. Dünya’dan 30 bin ışıkyılı uzaklıkta olan yıldızların yaklaşık 12 ila 13 milyar yaşında olduğu tahmin ediliyor.

Bu yıldızların bir zamanlar kendi galaksilerine sahip olduğunu, daha sonra genişleyen Samanyolu Galaksisi tarafından emdiğine inanan bilim insanları, bu yıldızlardan daha fazla olabileceğini ifade ediyorlar.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) araştırmacı ve öğrenciler, Büyük Patlama’dan kısa süre sonra oluşan eski yıldızları ararken Las Campanas Gözlemevi’ne ait Magellan Kil Teleskobu’nun verilerinden yararlandı.

Bilim insanları, yıldızların içerdiği elementlere baktıktan sonra teleskobun 10 yıl önce gözlemlediği üç yıldızın kriterlerine uyduğunu fark etti. Evren ilk zamanlarında büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluştuğu için bu dönemde meydana gelen yıldızlar stronsiyum ve baryum gibi metalleri çok düşük miktarda barındırıyor.

İlk yıldızların, yaklaşık 13,8 milyar yaşındaki evren 100 milyon yaşındayken oluştuğu düşünülüyor. Araştırma ekibi, bu elementleri düşük miktarda içeren üç yıldızın 12 ila 13 milyar yaşında olduğu sonucuna vardı.

Galaksinin çevresindeki yıldız kümesini ifade eden Samanyolu halesindeki bu yıldızlar, Dünya’ya 30 bin ışık yılı uzakta bulunduğundan nispeten yakın kabul ediliyor.

Bulgularını Monthly Notices of the Royal Astronomical Society adlı hakemli dergide dün yayımlayan ekip, yıldızların ilginç bir özelliğini de fark etti.

Metal bakımından fakir bu eski yıldızlar, haledeki diğer yıldızların tersi yönünde hareket ediyordu. Araştırmacılar bunun, üç gökcisminin başka bir galaksiden gelmesinden kaynaklandığını düşünüyor.

Araştırmanın ortak yazarı Anna Frebel, bu bulguyu şöyle açıklıyor: Yıldızların ekibin geri kalanına göre yanlış yöne gitmesinin tek yolu, yanlış yönde fırlatılmaları.

Bilim insanları hem metal miktarı hem de yanlış yönde gitmelerinden dolayı yıldızların bir zamanlar cüce galaksilerin parçası olduğu görüşünde. Samanyolu’na rasgele açılarla giren farklı galaksiler, geride bu üç yıldızı bırakmış olabilir. Milyarlarca yıl geçmesine karşın yönlerini değiştirmeyen bu yıldızlar çok hızlı hareket ediyor.

Haledeki diğer eski yıldızların da böyle bir davranış sergileyip sergilemediğini merak eden araştırmacılar, akışın tersi yönde ilerliyor gibi görünen 65 yıldız daha buldu. Daha önce gözlemlenen bu yıldızlar da stronsiyum ve baryumu çok düşük miktarlarda içeriyordu.

MIT’den astrofizikçi Frebel “İlginç bir şekilde hepsi epey hızlı; saniyede yüzlerce kilometre hızla yanlış yöne gidiyorlar” diyerek şöyle ekliyor: Kaçıyorlar! Bu durumun nedenini bilmiyoruz fakat bulmacanın bu parçasına ihtiyacımız vardı ve başladığımızda bunu pek tahmin edememiştim.

Bilim insanları Samanyolu’nda benzer özelliklere sahip yıldızları araştırmaya devam etmeyi planlıyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Eski Mısır Mitolojisinde Samanyolu’nun Gizli Rolü

Eski Mısırlılar Güneş, Ay ve gezegenler hakkındaki astronomi bilgileri ile biliniyorlardı, ancak Samanyolu Galaksisi’nin Mısır dininde ve kültüründe nasıl bir rol oynadığı şu ana kadar belirsizdi.

Haber Merkezi / Portsmouth Üniversitesi’nden bir astrofizikçinin yaptığı yeni bir araştırma, Samanyolu Galaksisi ile Mısır’ın gök tanrısı Nut arasındaki ilişkiye ışık tutuyor.

Kış aylarında Samanyolu’nun Nut’un uzanmış kollarını, yaz aylarında ise omurgasını takip ettiğini öne sürüyor.

Mısır sanat eserlerini araştırdığınızda, başka bir kişinin üzerine eğilmiş, çevresi yıldızlarla dolu bir kadın tasviri göreceksiniz. Gökyüzü tanrıçası Nut’u, diğer figür ise kardeşi yer tanrısı Geb’i temsil etmektedir. Nut’un çok özel bir görevi vardı; Dünya’yı boşluğun suları altında kalmaktan koruma!

Portsmouth Üniversitesi’nden astrofizik alanında Doçent Doktor Or Graur, araştırmaya ilişkin yaptığı açıklamada, “Galaksiler üzerine bir kitap yazarken ve Samanyolu mitolojisini araştırırken tesadüfen gök tanrıçası Nut’a rastladım. Kızlarımı bir müzeye götürdüm ve onlar bu görüntüden büyülendiler ve onunla ilgili hikayeler duymak istediler” dedi ve ekledi:

“Bu ilgimi çekti ve gök tanrıçası Nut’un gerçekten Samanyolu Galaksisi ile bağlantılı olup olamayacağının ikili analizini (astronomik ve kültürler arası) yapmak için hem astronomi hem de Mısır bilimini birleştirmeye karar verdim.”

Dr. Or Graur, aralarında Piramit Metinleri, Tabut Metinleri ve Nut Kitabı’nın da bulunduğu zengin bir antik kaynak koleksiyonundan yararlandığını ve bunları Mısır gece gökyüzünün karmaşık simülasyonlarıyla karşılaştırdığını söyledi.

Samanyolu’nun Nut’un ilahi varlığını vurguladığına dair ikna edici kanıtlar bulduğunu ifade eden Graur, ayrıca Mısır inançlarını diğer kültürlerin inançlarıyla ilişkilendirerek, farklı toplumların Samanyolu’nu nasıl yorumladığına dair benzerlikleri ortaya koydu.

Paylaşın

Samanyolu Galaksisi’nin Merkezindeki Kara Delik Patlamaya Hazır

Yakın zamanlı yapılan yeni bir araştırma, Samanyolu Galaksisi’nin merkezinde yer alan ve kısaca Yay A (Sgr A) olarak adlandırılan süper kütleli kara deliğin patlamaya hazır olduğunu ortaya koydu.

Haber Merkezi / Yay A (Sgr A), Dünya’ya 26.000 ışıkyılı uzaklıkta.

Kara deliklerin iki temel özelliği vardır: kütleleri (ağırlıkları) ve dönüşleri (ne kadar hızlı döndükleri). Bu iki değerden herhangi birinin belirlenmesi, kara delik ve onun nasıl davrandığı hakkında çok şey ifade etmekte.

Gökbilimciler, Yay A dönüş hızını belirlemek için yeni bir yöntem denediler. Gökbilimciler, X-ışını ve radyo verilerini birleştirerek Yay A’nın çevresindeki malzemenin hareketini gözlemledi ve Yay A’nın açısal hızını çıkardı.

Araştırma bulguları, Yay A’nın mümkün olan maksimum değerin yaklaşık yüzde 60’ına ulaşan bir oranda döndüğünü ve maksimum dönüş enerjisinin yaklaşık yüzde 90’ına sahip olduğunu ortaya koydu.

Onlarca yıldır yoğun bir çalışma konusu olan Yay A’nın milyonlarca Güneş’e eşdeğer bir kütleye sahip olduğu, yakınındaki yıldızların ve gaz bulutlarının hareketini etkileyen bir çekim kuvveti olduğu tahmin ediliyor.

Gökbilimciler ayrıca, kara deliğin çevresinden yayılan bir dizi olağandışı parlama ve enerjik patlaması tespit etti. Bu, kara deliğe yüksek hızla yaklaşan büyük bir nesnenin, muhtemelen bir yıldızın varlığına işaret ediyor.

Yay A ile çarpışma rotasındaki bir yıldızın keşfi, bilim insanları için heyecan verici olasılıkların önünü açıyor.

Yıldız, kara deliğe yeterince yaklaştığında, muazzam gelgit kuvvetlerine maruz kalacak ve bu da gelgit bozulması olayı (TDE) olarak bilinen dehşet verici bir olaya yol açacak. Bu olay muazzam miktarda enerji açığa çıkaracak ve çeşitli dalga boylarında yoğun radyasyon üretecektir.

Bilim insanları, kara deliklerin davranışları hakkında daha fazla bilgi edinmek için TDE olayını sabırsızlıkla bekliyor. Gözlemler, kara delik dinamikleri, birikim süreçleri ve gelgit kuvvetlerinin evreni şekillendirmedeki rolü hakkındaki anlayışımızı geliştirmemize yardımcı olacak.

Paylaşın

Bilim İnsanları, Samanyolu’nda Gizemli Bir Nesne Keşfetti

Bilim insanları, Samanyolu’nda bilinen en ağır nötron yıldızlarından daha ağır, aynı zamanda bilinen en hafif kara deliklerden daha hafif, yeni ve bilinmeyen bir nesne keşfetti.

Bilim insanları, nesneyi, küresel küme olarak bilinen yoğun bir yıldız grubunun 40.000 ışıkyılı uzaklığındaki milisaniyelik bir pulsarın yörüngesinde buldu.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre, bilim insanları, bu cismin muhtemelen ya bugüne kadar gözlemlenen en büyük kütleli nötron yıldızı ya da bulunan en düşük kütleli karadelik olduğuna inanıyor. Her iki durumda da rekorlar kıracak bu keşif, evrene dair anlayışımıza meydan okuyacak.

Bir nötron yıldızı, genellikle başka bir yıldızla birleşerek fazla büyük bir kütleye ulaştığında çöker. Bilim insanları bundan sonra ne olduğunu tam olarak bilmese de karadeliklere dönüştükleri düşünülüyor.

Bilim insanları, nötron yıldızlarının Güneş’in 2,2 katı kütleye sahip olması gerektiğine inanıyor. Bundan sonra gelen karadelikler çok daha büyük ve Güneş’ten yaklaşık 5 kat daha fazla kütleye sahip.

Aradaki boşluk “karadelik kütle boşluğu” diye biliniyor. Bilim insanları bu boşluğu hangi cisimlerin doldurabileceğini tam bilmiyor.

Kabaca 2,1-2,7 Güneş kütlesine sahip yeni keşfedilen cismin, boşluğun alt tarafının ucunda yer aldığı anlaşılıyor. Bu nedenle gökbilimciler bunun ne olduğunu öğrenmekte zorlanıyor fakat her neyse, bu gizemli boşluğu anlamada fayda sağlayacağını umuyorlar.

Manchester Üniversitesi’nde astrofizik alanında öğretim görevlisi olan Ben Stappers, “Bu yoldaşın doğasına ilişkin her iki olasılık da heyecan verici” dedi: Bir pulsar-karadelik sistemi, kütleçekim teorilerini test etmede önemli bir hedef olur ve ağır bir nötron yıldızı da çok yüksek yoğunluklarda nükleer fizikte yeni bilgiler sağlar.

Cisim yaklaşık 40 bin ışık yılı uzaklıktaki yoğun bir yıldız kümesi arasında hızla dönen bir pulsarın yörüngesinde bulundu. Gökbilimciler ritmik dönüşü kullanarak cismi anlamayı başardı.

Bilim insanları cismi, Güney Afrika’daki MeerKAT Radyo Teleskobu’nu kullanarak buldu. Etkileşime girecek ve bazen çarpışacak kadar sıkı bir şekilde toplanmış eski yıldızlardan meydana gelen bir küme olan NGC 1851 incelenirken bu cisim fark edildi.

Yıldızlardan birinden gelen atımları tespit eden araştırmacılar bunun, dönen ve dönerken evrene radyo ışığı demetleri saçan bir radyo pulsarı olduğunu buldu. Bu tik taklar, ne kadar hızlı döndüğünü tam olarak ölçmek ve bu da nerede olduğunu anlamak için kullanılabiliyor.

Bu sayede pulsarla birlikte yörüngede dönen cismin sıradan bir yıldız değil, çökmüş bir yıldızın son derece yoğun kalıntıları olduğunu fark ettiler. Kütlesini ölçmeyi başaran araştırmacılar bunun, o gizemli boşluğun içinde olduğunu buldu.

Max Planck Radyo Astronomi Enstitüsü’nden Arunima Dutta, “Bu sistemle işimiz henüz bitmedi” diyor: Bu yoldaşın gerçek doğasını ortaya çıkarmak nötron yıldızları, karadelikler ve karadelik kütle boşluğunda gizlenen başka ne varsa onları anlamamızda dönüm noktası olacak.

Bulgular Science adlı bilimsel dergide yayımlanan “A pulsar in a binary with a compact object in the mass gap between neutron stars and black holes” (Nötron yıldızları ve karadelikler arasındaki kütle boşluğunda yer alan yoğun bir cisimle ikili bir sistemdeki pulsar) başlıklı yeni bir makalede aktarıldı.

Paylaşın