Çok Fazla Probiyotik Alındığında Ne Olur?

Probiyotikler, sadece sindirime yardımcı olmakla kalmayıp aynı zamanda bağışıklığı güçlendiren ve cilt sağlığını iyileştiren bağırsak sağlığı süper kahramanları olarak kabul edilir.

Haber Merkezi / Probiyotikler sağlığa birçok yönden fayda sağlayabilen canlı bakteriler ve mayalardır. İyi ve kötü bakterilerin bir karışımından oluşan geniş bağırsak mikrobiyotasında, probiyotik takviyeleri mevcut yararlı mikrop stokunu tamamlar. Ayrıca “kötü” bakterilerle savaşır ve enfeksiyonlara karşı bağışıklığı güçlendirir.

Peki çok fazla probiyotik alındığında ne olur?

Çok fazla probiyotik almak genellikle ciddi sağlık sorunlarına yol açmaz, ancak bazı yan etkiler görülebilir:

Sindirim sorunları: Aşırı probiyotik tüketimi ishal, şişkinlik, gaz veya karın kramplarına neden olabilir. Bağırsak florası ani değişikliklere tepki verebilir.

Bağışıklık sistemi tepkisi: Nadiren, bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde (örneğin, kemoterapi hastaları veya immün yetmezlik durumları) probiyotik bakteriler enfeksiyona yol açabilir.

Metabolik yük: Aşırı probiyotik, bağırsaklarda fermantasyon artışı yaratabilir, bu da kısa zincirli yağ asitlerinin fazla üretimine ve rahatsızlığa sebep olabilir.

Denge bozulması: Bağırsak mikrobiyotasındaki dengenin bozulması, faydalı bakterilerin aşırı çoğalmasına ve bazı yararlı türlerin baskılanmasına neden olabilir.

Paylaşın

Kiloyu Etkileyen Dokuz Hormon

Vücutta önemli etkilere sahip olan hormonlar, kan yoluyla organlara, kaslara ve diğer dokulara sinyaller taşıyarak farklı işlevleri koordine etmeye yardımcı olan kimyasal habercilerdir. 

Haber Merkezi / Hormon seviyelerinin, vücudun süreçlerinin dengeli bir şekilde işlemesine izin vermek için belirli bir aralıkta tutulması gerekir.

Sağlıklı besleniyor, egzersiz yapıyor ve hala inatçı kilolarla mı uğraşıyorsunuz ? Nedeni hormonal dengesizlik ve kilo alımı olabilir.

Kilo üzerinde etkili olan 9 ana hormon:

İnsülin: Pankreastan salgılanır, kan şekerini düzenler. Yüksek insülin seviyeleri yağ depolanmasını teşvik edebilir, özellikle karbonhidrat ağırlıklı diyetlerde.

Leptin: Yağ hücreleri tarafından üretilir, tokluk hissini beyne iletir. Leptin direnci obezitede sık görülür ve iştah kontrolünü zorlaştırır.

Grelin: Mide tarafından salgılanır, açlık hissini artırır. Yemek öncesi seviyeleri yükselir, yemek sonrası düşer.

Kortizol: Stres hormonu olarak bilinir, böbreküstü bezlerinden salgılanır. Kronik stresle artan kortizol, karın bölgesinde yağ birikimini teşvik edebilir.

Tiroid Hormonları (T3 ve T4): Tiroid bezinden salgılanır, metabolizma hızını düzenler. Hipotiroidizm (düşük tiroid hormonu) kilo alımına neden olabilir.

Adrenalin: Böbreküstü bezlerinden salgılanır, enerji harcamasını artırır ve yağ yakımını teşvik edebilir, ancak kısa süreli etkilidir.

Östrojen: Kadınlarda yumurtalıklardan salgılanır. Östrojen dengesizlikleri (yüksek veya düşük) yağ dağılımını ve kilo alımını etkileyebilir.

Testosteron: Erkeklerde testislerden, kadınlarda az miktarda yumurtalıklardan salgılanır. Düşük testosteron kas kütlesini azaltarak metabolizmayı yavaşlatabilir.

Glukagon: Pankreastan salgılanır, kan şekerini yükseltir ve yağ yakımını teşvik eder. İnsülinle ters çalışır.

Paylaşın

Zehirli Kimyasallar Soframızda

Yeni bir araştırmada 46 meyve ve 12 sebze türünde toplam 209 farklı pestisit kalıntısı bulundu. Dr. Alexis Temkin, pestisitlerin hormonal denge üzerindeki potansiyel etkilerine dikkat çekti.

ABD merkezli çevre sağlığı kuruluşu Environmental Working Group (EWG), meyve ve sebzelerdeki pestisit kalıntılarını mercek altına alan son çalışmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Araştırma, özellikle çilek, ıspanak ve elma gibi yaygın tüketilen ürünlerde insan sağlığı açısından tehlikeli seviyelerde pestisit tespit edildiğini ortaya koydu.

ABD Tarım Bakanlığı (USDA) ile Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından toplanan on binlerce gıda örneği üzerinde yapılan incelemelerde, 46 meyve ve 12 sebze türünde toplam 209 farklı pestisit kalıntısı bulundu. Numunelerin yüzde 95’inde en az bir kimyasal izine rastlandı.

EWG verilerine göre çilek örneklerinde ortalama 7,8 farklı pestisit bulunurken, bazı numunelerde bu sayı 20’ye yaklaştı. Kanserojen etkileri olduğu bilinen karbendazim ile sinir sistemini etkileyen bifentrin maddeleri dikkat çekici seviyelerdeydi.

Nefes’te yer alan habere göre, Ispanak örneklerinde de benzer bir tabloya rastlandı: Ortalama 7 kimyasal kalıntı tespit edilirken, bazı numunelerde bu sayı 19’a kadar çıktı. Avrupa Birliği’nde yasaklı olan permetrin maddesi, ABD’deki ıspanaklarda sıkça görüldü ve bu maddenin sinir sistemi üzerinde tahrip edici etkileri olduğu vurgulandı.

Elmalarda ise difeminalin adlı, kan dolaşımı ve karaciğer sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olan bir kimyasala rastlandı.

Araştırmada aynı zamanda en az pestisit kalıntısı içeren ve bu yönüyle daha güvenli kabul edilen ürünler de açıklandı. Listenin başında avokado, mısır, ananas, soğan, bezelye ve mantar gibi ürünler yer aldı.

EWG’nin kıdemli toksikoloji uzmanı Dr. Alexis Temkin, pestisitlerin hormonal denge üzerindeki potansiyel etkilerine dikkat çekerek, tüketicilerin mümkün olduğunca organik ürünlere yönelmesini, meyve ve sebzeleri dikkatlice yıkamasını ve kabuklu olanların soyulmasını tavsiye etti.

Paylaşın

Araştırma: Çok Fazla Tavuk Yemek Kanserden Ölüm Riskini Artırabilir

Yeni yayınlanan bir araştırma, haftada 300 gramdan fazla tavuk eti tüketmenin ölüm riskini artırdığını ortaya koydu. Bu miktar (300 gram) haftada yaklaşık üç porsiyon tavuğa denk geliyor.

Haber Merkezi / Araştırma, National Institute of Gastroenterology’deki bir ekip tarafından yürütüldü ve araştırmanın sonuçları Nutrients dergisinde yayınlandı.

Araştırmada yer alan bilim insanları, 20 yıl boyunca yaklaşık 5 bin İtalyan yetişkinin sağlık ve beslenme alışkanlıklarını takip ederek, beslenmelerinin uzun vadede sağlıklarını nasıl etkileyebileceğini inceledi.

Araştırma, haftada 300 gramdan fazla kümes hayvanı yiyen bireylerin (yaklaşık iki normal tavuk göğsü) sindirim sistemi kanseri geliştirme olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Araştırma, ayrıca bu bireylerin, haftada 100 gram veya daha az kümes hayvanı yiyen bireylere kıyasla, bu kanserlerden erken ölme risklerinin yüzde 27 daha yüksek olduğunu buldu.

Araştırmada yer alan bilim insanları, bulgularının kümes hayvanlarının kendisinin kansere neden olduğunu kanıtlamadığını açıkça belirtiyorlar. Bilim insanları, bağlantının arkasında başka nedenler de olabileceğini ifade ediyorlar.

Tavuk ve diğer kümes hayvanları kırmızı ete göre daha sağlıklı bir alternatif olarak önerilmektedir. Kırmızı et sıklıkla kalp hastalığı ve bazı kanserlerle ilişkilendirilmiştir, bu nedenle tavuk daha iyi beslenmek isteyenler için popüler bir tercih haline gelmiştir.

Sindirim sistemi, mide, bağırsaklar, karaciğer ve pankreas gibi yiyecekleri parçalamak ve besinleri emmek için hayati önem taşıyan organları içerir. Bu bölgelerdeki kanserlerin erken teşhisi genellikle zordur ve ölümcül olabilir. Bu nedenle, bu hastalıkların riskini neyin artırabileceğini anlamak önemlidir.

Paylaşın

Böbreklere Yavaş Yavaş Zarar Veren 7 Yiyecek

Bazı yiyecekler zararsız veya hatta “normal” görünebilir, ancak zamanla böbreklere stres yükleyebilir ve yüksek tansiyon, böbrek taşı veya hatta böbrek yetmezliği gibi sorunlara yol açabilirler.

Haber Merkezi / İşte böbreklere yavaş yavaş zarar verebilecek 7 yiyecek ve daha iyi alternatifleri.

Tuz: Aşırı tuz tüketimi yüksek tansiyona önemli bir katkıda bulunur ve bu da zamanla böbreklere ciddi bir yük bindirir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından önerilen günlük tuz tüketiminden daha fazla tuz tüketilir. Kimyon (jeera), kişniş, zencefil, limon suyu, sarımsak ve hatta kaya tuzu gibi otlar ve baharatlar, tuz yerine yiyeceklere lezzet katabilir.

İşlenmiş ve paketlenmiş gıdalar: Hazır yenilebilen yiyeceklerin çoğu tuz, koruyucu maddeler ve sağlıksız yağlarla doludur. Bunlar sadece kan basıncını yükseltmekle kalmaz, aynı zamanda sık sık tüketilirse kronik böbrek hastalığına da yol açar.

Mevsim sebzeleri, baklagiller ve tam tahıllarla yapılan taze pişmiş yemekler ve atıştırmalıklar, böbreklerinize zarar vermeden lezzet sunar.

Hazır içecekler: Çoğu hazır içecek, böbrek taşı riskini artırabilen, kalsiyum metabolizmasını etkileyebilen ve böbreklere gereksiz yere yük bindirebilen eklenmiş şeker ve fosfatlarla doludur. Gazlı içeceklerdeki fosforik asit böbrekler için özellikle zararlıdır. Taze sıkılmış meyve suları, hidrasyon ve böbrek fonksiyonu için çok daha iyidir.

Kırmızı et: Protein olmazsa olmaz olsa da, aşırı tüketimi, özellikle koyun eti gibi kırmızı etlerden, üre ve kreatinin gibi atık ürünlerin üretimini artırır. Böbrekler bunları ortadan kaldırmak için fazla mesai yapmak zorunda kalır ve bu da uzun vadede böbrek sağlığını kötüleştirebilir.

Çok fazla şeker: Aşırı şeker tüketimi diyabetin önde gelen nedenlerinden biridir ve diyabette kronik böbrek hastalığının en önemli nedenidir. Meyveler veya şeker içeren ev yapımı tatlılar, şeker isteğini daha sağlıklı şekilde giderir.

Kızarmış atıştırmalıklar: Tekrar tekrar kullanılan, trans yağ oranı yüksek yağlar, iltihaplanmaya, obeziteye ve tansiyon sorunlarına yol açabilir; bunların hepsi böbrek sorunlarıyla bağlantılıdır. Kızarmış sokak yemekleri ve atıştırmalıklar özellikle sorunludur, daha az yağ içeren ev yapımı versiyonları tercih etmek sağlık riskini azaltabilir.

Aşırı süt tüketimi: Süt ürünleri kalsiyum ve proteinin iyi bir kaynağı olsa da, aşırı tüketim (özellikle tam yağlı versiyonları) kalsiyum seviyelerini artırabilir ve böbrek taşlarına katkıda bulunabilir. Az yağlı lor, tonlu süt veya bitki bazlı süt (badem veya yulaf sütü gibi), kalsiyum için ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler de harika seçimlerdir.

Paylaşın

Daha Sağlıklı Tırnaklar İçin 6 Vitamin

Tırnaklar, vücutta her parmaktan büyüyen “tabakalar” şeklinde depolanan bir protein olan keratin katmanlarından oluşur. Bun nedenle keratin üretimi için bazı vitaminler ve besinler gereklidir.

Haber Merkezi / İşte daha sağlıklı tırnaklar için gerekli olan 6 temel vitamin ve bunların tırnak sağlığına katkıları:

Biotin (B7 Vitamini): Tırnakların güçlenmesini destekler, kırılganlığı azaltır. Yumurta, somon, badem ve tam tahıllar gibi gıdalarda bulunur.

C Vitamini: Kolajen üretimini destekleyerek tırnak yatağını güçlendirir. Turunçgiller, kırmızı biber ve yeşil yapraklı sebzeler iyi kaynaklardır.

D Vitamini: Tırnak büyümesini teşvik eder ve kırılganlığı önler. Güneş ışığı, yağlı balıklar ve güçlendirilmiş süt ürünleri D vitamini sağlar.

E Vitamini: Tırnakları nemlendirir ve çevresel hasarlara karşı korur. Badem, ayçiçeği çekirdeği ve ıspanak E vitamini açısından zengindir.

Çinko: Tırnakların sağlıklı büyümesini destekler, beyaz lekeleri azaltır. Kabak çekirdeği, kırmızı et ve kabuklu deniz ürünleri çinko kaynaklarıdır.

Demir: Tırnaklara oksijen taşır, kırılganlığı ve şekil bozukluklarını önler. Kırmızı et, ıspanak ve mercimek demir açısından zengindir.

Not: Vitamin eksikliği şüpheniz varsa, doktorunuza danışarak takviye almayı düşünebilirsiniz.

Paylaşın

Uyurken Yağ Yakan Detoks İçecekleri

Aşırı kilo çoğu zaman vücutta eşit olmayan bir şekilde dağılır. Genellikle uyluk, kalça ve basenler kritik bölgelerdir, yıllar geçtikçe yağ öncelikli olarak bu bölgede biriktiği bilinmektedir.

Haber Merkezi / Fazla kiloları vermek için en sık başvurulan çözümler arasında fiziksel aktivite ve diyet yer almakta ancak yağ yakımını hızlandıran ve evde hazırlaması oldukça kolay olan içecekler bu konuda size yardımcı olabilir.

İşte yatmadan önce içebileceğiniz ve yağ yakımına yardımcı olabilecek bazı içecekler:

Tarçınlı süt kürü:

Malzemeler: 1 su bardağı light süt, 1 tatlı kaşığı toz tarçın, birkaç buz (isteğe bağlı).
Hazırlanışı: Sütü ısıtın, içine tarçını ekleyip karıştırın. Ilıkken veya soğuk olarak yatmadan 30 dakika önce için.
Faydaları: Tarçın, kan şekerini dengeleyerek yağ depolanmasını azaltabilir ve metabolizmayı hızlandırabilir. Süt ise tokluk hissi sağlar.

Yeşil çay:

Malzemeler: 1 çay kaşığı yeşil çay, 1 su bardağı sıcak su.
Hazırlanışı: Yeşil çayı sıcak suda 5-7 dakika demleyin, süzün ve ılık olarak tüketin.
Faydaları: Yeşil çaydaki kateşinler ve kafein, metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımını destekler. Yatmadan önce kafeine hassasiyetiniz varsa, az miktarda tüketin.

Limonlu ılık su:

Malzemeler: 1 su bardağı ılık su, yarım limonun suyu.
Hazırlanışı: Limon suyunu ılık suya sıkın ve karıştırın. Yatmadan önce yavaşça için.
Faydaları: Limon, C vitamini içeriğiyle detoks etkisi sağlar ve karaciğerin toksinlerden arınmasına yardımcı olur.

Yoğurt kürü:

Malzemeler: 3 yemek kaşığı ev yoğurdu, yarım limon suyu, 1 çay kaşığı pul biber veya zerdeçal.
Hazırlanışı: Yoğurdu bir kaseye alın, limon suyu ve baharatı ekleyip karıştırın. Yatmadan 30 dakika önce tüketin, sonrasında başka bir şey yemeyin.
Faydaları: Yoğurt, yüksek protein içeriğiyle tokluk sağlar; pul biberdeki kapsaisin ve zerdeçal ise yağ yakımını hızlandırabilir.

Papatya çayı:

Malzemeler: 1 tatlı kaşığı kurutulmuş papatya, 1 su bardağı sıcak su.
Hazırlanışı: Papatyayı sıcak suda 5-10 dakika demleyin, süzün ve ılık olarak için.
Faydaları: Papatya, kortizol hormonunu dengeleyerek yağ birikimini azaltabilir ve rahat bir uyku sağlar.

Önemli notlar:

Bu içeceklerin etkileri kişiden kişiye değişebilir. Kronik bir rahatsızlığınız veya alerjiniz varsa, doktorunuza danışmadan tüketmeyin.

Tansiyon hastaları, limon veya maydanoz içeren kürlerden kaçınmalıdır, çünkü tansiyonu düşürücü etkileri olabilir.

Yağ yakımı için en etkili yöntem, kalori açığı oluşturmak, düzenli uyku ve fiziksel aktivitedir. Bu içecekler, süreci destekleyici birer yardımcıdır.

Yatmadan hemen önce ağır veya şekerli içeceklerden kaçının, çünkü sindirimi zorlaştırabilir ve uyku kalitesini etkileyebilir.

Paylaşın

Araştırma: Tempolu Yürüyüş Kalp Ritmi Bozuklukları Riskini Azaltabilir

Yeni yayınlanan bir araştırma, hızlı bir tempoda yürümenin, yavaş bir tempoda yürümeye oranla kalp atış hızı düzensizliği riskini neredeyse yarı yarıya azaltabileceğini ortaya koydu.

Haber Merkezi / Araştırma, 15 Nisan’da Heart dergisinde yayınlandı.

İskoçya’daki Glasgow Üniversitesi’nden araştırmanın yazarı Dr. Jill Pell, “Fiziksel olarak aktif olmanın kalp ritmi anormallikleri ve diğer kalp hastalığı türlerine yakalanma riskinizi azalttığını biliyorduk” diyor ve ekliyor:

“Yavaşça yürümek, tüm günü hareketsiz geçirmekten yine de daha iyidir, ancak bu yeni araştırma daha hızlı yürümenin ek koruma sağladığını gösterdi.”

Günlük adım sayısını artırmak (2.200’ün üzerinde) halihazırda daha düşük kardiyovasküler hastalık ve ölüm riskiyle ilişkilendiriliyor.

Araştırma için, yürüme hızlarını takip etmek için ivmeölçer takan yaklaşık 82 bin kişi de dahil olmak üzere yaklaşık 421 bin kişinin verileri toplandı.

Katılımcıların yaklaşık yüzde 41’i hızlı yürüyüş temposuna, yüzde 53’ü ortalama yürüyüş temposuna ve yüzde 6’dan biraz fazlası ise yavaş yürüyüş temposuna sahipti.

Araştırmanın sonuçları, hızlı veya ortalama bir tempoda yürümenin kalp ritmi sorunları yaşama riskini sırasıyla yüzde 43 ve yüzde 35 oranında azalttığını gösteriyor.

Sonuçlar, hızlı veya ortalama bir tempoda yürüyen kişilerin felç riskini artıran kalp ritmi rahatsızlığı olan atriyal fibrilasyona yakalanma riskini sırasıyla yüzde 46 ve yüzde 38 daha düşük olduğunu gösteriyor.

Araştırmada yer alan bilim insanları, yürüyüş hızı ile kalp ritmi sorunları arasındaki bağlantının yaklaşık yüzde 36’sının iltihap ve metabolizmadan etkilendiğini tahmin ediyor.

Paylaşın

Domates Suyu: Kalp İçin Bir İksir

İçerisinde bir sürü faydalı besin bulunduran Domates, lif, vitamin ve mineral, A, B6, C ve K vitaminlerinin yanı sıra folik asit, likopen, tiamin, potasyum, manganez, magnezyum, fosfor ve bakırın da mükemmel bir kaynağıdır.

Haber Merkezi / Uzmanlar, ilave tuz içermeyen domates suyunun kolesterolü düşürüp kalp krizi riskini azaltabileceğini söylüyor. İşte domates suyunun kalp sağlığı için potansiyel faydaları:

Likopen: Domates suyunun ana aktif bileşeni olan likopen, güçlü bir antioksidandır. Oksidatif stresi azaltarak damar sağlığını destekler ve LDL (“kötü”) kolesterolün oksidasyonunu önleyebilir. Bazı araştırmalar, yüksek likopen alımının kalp hastalığı riskini azaltabileceğini gösteriyor.

Potasyum: Domates suyu potasyum açısından zengindir ve bu mineral kan basıncını düzenlemeye yardımcı olabilir. Yüksek tansiyon, kalp krizi riskini artıran önemli bir faktördür.

Anti inflamatuar etki: Domates suyundaki biyoaktif bileşikler, kronik iltihaplanmayı azaltabilir. Kronik iltihap, ateroskleroz (damar sertliği) gibi kalp hastalıklarıyla ilişkilidir.

Kan pıhtılaşması: Domates suyunun, kan pıhtılaşmasını azaltıcı hafif etkileri olabileceği belirtiliyor, bu da damar tıkanıklığı riskini dolaylı olarak düşürebilir.

Dikkat edilmesi gerekenler:

Aşırı tüketim: Domates suyu asidik olduğundan reflü veya gastriti tetikleyebilir.

Tuz içeriği: Marketten alınan domates sularında sodyum oranını kontrol edin.

İlaç etkileşimleri: Domates suyu, kan sulandırıcı ilaçlarla (örn. warfarin) veya potasyum tutucu ilaçlarla etkileşime girebilir. Doktorunuza danışın.

Kişisel durum: Kalp hastalığı öykünüz varsa, domates suyunu diyetinize eklemeden önce bir uzmana danışın.

Paylaşın

Her Yudumda Böbreklere Zarar Veren Beş İçecek

Böbrekler vücudun sessiz işçileridir. Bu organlar, atıkları filtreler, sıvıları dengeler ve temel mineralleri kontrol altında tutar. Çoğu zaman, farkında olmadan bu organların sağlıkları tehlikeye atılır.

Haber Merkezi / Örneğin bazı içecekler zararsız hatta ferahlatıcı gibi görünürler, ancak bu içecekler faydadan çok zarar verirler. İşte her yudumda böbreklere zarar veren içecekler:

Koyu renkli gazlı içecekler: Bu içecekler, onlara o keskin tadı veren fosforik asitle doludur. Araştırmalar, yüksek fosforik asit alımını böbrek hasarı ve böbrek taşı riskinin artmasıyla ilişkilendirmiştir.

Hazır meyve içecekleri: Hazır satın alınan meyve içecekleri çok az gerçek meyve içerir.Hazır meyve içecekleri şekerler, koruyucu maddeler ve yapay tatlandırıcılarla doludur. Bu yüksek şeker içeriği insülin artışlarına, yüksek tansiyona ve sonunda kronik böbrek sorunlarına katkıda bulunur.

Alkol: Ara sıra az miktarda alkol almak zarar vermese de, düzenli alkol alımı böbreklerin daha fazla çalışmasını sağlar. Düzenli alkol alımı böbrek yetmezliğinin önde gelen nedenlerinden biridir.

Enerji içecekleri: Enerji içecekleri uyanıklık ve dayanıklılık vaat ediyor, ancak bu kutuların içindekiler farklı bir hikaye anlatıyor. Enerji içeceklerindeki yüksek miktarda kafein, eklenmiş şekerler ve sentetik vitaminler böbrekleri aşırı uyarır.

Spor içecekleri: Spor içecekleri, sodyum, şeker ve yapay renklerle doludurlar; bunların hepsi düzenli olarak tüketildiğinde böbreklere zarar verebilir.

Böbrek dostu içecekleri seçmek neden önemlidir?

Böbrekler çok fazla şey istemez, sadece temiz hidrasyon, dengeli bir yaşam tarzı ve toksinlere düşük maruziyet. Sağlıklı içecekler iltihaplanma riskini azaltır, atıkların atılmasına yardımcı olur ve elektrolit dengesini korur.

Doğru içecekler ne zaman tüketilmeli?

Sabahın erken saatleri, yemeklerden önce, limonlu su veya bitkisel infüzyonlar gibi detoks içeceklerini tüketmek için en iyi zamanlardır.

Gün boyu, yudum yudum su içmek böbrekleri zorlamadan vücudun susuz kalmamasını sağlar.

Paylaşın