‘Küresel Isınma’ Böbrek Taşı Hastalarını Artıracak

ABD’de yapılan yeni bir araştırma, iklim krizi dolayısıyla artan küresel ısının böbrek taşı vakalarının yüzde 2,2 ile 3,9 arasında yükselmesine yol açacağını gösterdi. Hekimler, “ısınan gezegenin özellikle çocuklarınki başta, insan sağlığı üzerinde etkileri olması kaçınılmaz diyor.”

Araştırmaya göre, iklim krizi nedeniyle artan sıcaklıklar, ısı ve su kaybıyla şiddetlenen ağrı verici böbrek taşı rahatsızlığı çekenlerin çoğalmasına yol açacak.

The Guardian gazetesinin haberine göre ABD’de yaklaşık her 10 kişiden birinin muzdarip olduğu böbrek taşı rahatsızlığının görülme sıklığının (insidans) ülkenin kuzeyinden güneyine indikçe artmakta olduğu gerçeğinden yola çıkan araştırmacılar, Güney Carolina eyaletinde ısı ve nemle bağlantılı böbrek taşı sorununun yüzyıl sonuna kadar nasıl seyredeceğini öngörmek üzere iki iklim senaryosu uyguladılar.

İklim krizi daha çok böbrek taşı üretecek

Philadelphia Çocuk Hastanesinden (Chop) elde edilen verilere göre sera gazı salımının bugünkü oranlarda sürüp sürmemesine veya orta düzeye çekilip çekilmemesine bağlı olarak vaka sayısının yüzde 2,2 ile 3,9 arasında artacağı ve bunun her iki durumda da sağlık harcamalarında büyük bir artışa yol açacağı görüldü.

Böbrek taşlarına, yoğunlaşmış idrarda gelişen ve idrar yolundan geçerken dayanılmaz ağrılara yol açan sert mineral birikintileri (çoğunlukla kalsiyum) neden oluyor. Son yirmi yılda böbrek taşı görülme sıklığı, özellikle beyaz olmayanlar, kadınlar ve ergenler arasında arttı.

Gezegenin ısınması bir halk ve çocuk sağlığı sorunu

Böbrek taşı rahatsızlığının artışına beslenme alışkanlıklarında ve yaşam tarzında gerçekleşen değişiklikler de katkıda bulunuyor. Ancak önceki araştırmalar, yaşam alanlarındaki yüksek sıcaklıklarının riski artırdığını gösteriyor. Su kaybı riskinin arttığı çok sıcak günlerden sonra böbrek taşından ötürü hastanelere başvuranların sayısı da artıyor.

Chop pediatrik ürologu Gregory Tasian, “İklim değişikliğinin özellikle çocuklar açısından, insan sağlığı üzerindeki etkisi üzerinde çok konuşulmuyor, ancak ısınan gezegenin insan sağlığı üzerinde önemli etkileri olacak” diyor.

Scientific Reports’ta yayınlanan çalışmanın sonuçlarına göre, değişik iklim modelleriyle yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlara göre yüzyılın sonuna kadar ortalama sıcaklık 1,1 ile 5,4 derece (Santigrad) artacak.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

Omega-3 Omega-6 Yağ Asitleri, Hangisi Daha Sağlıklı?

Her yağ kötü değildir! ‘Şişman’ kelimesiyle ilgili çağrışımlar çoğunlukla olumsuz olmuştur ve gündelik jargon ‘iyi yağ’ ifadesine yer bırakmamıştır. Popüler düşünce ne derse desin, gerçek şu ki yağlar iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayrılır.

Haber Merkezi / Doymuş ve trans yağ asitlerine kötü yağlar olarak bilinir ve genel sağlığımız için kötüdür. Bu yağlar, kolesterolü yükseltebilir, arterleri tıkayabilir ve kalp hastalıkları riskini artırabilirler. Tekli ve çoklu doymuş yağlar, kalp sağlığı ve kolesterol açısından sahip oldukları faydalardan dolayı iyi yağlar olarak sınıflandırılır.

Omega-3

Omega-3 doymamış, yaygın olarak bilinen bir yağ asididir. Hidrokarbon zincirinin sondan üçüncü ve ikinci olan karbon atomları arasındaki çift bağ ile oluşan Omega-3, çoğunlukla balık yağlarında bulunur ve kalp, karaciğer, akciğer, kan damarları ve bağışıklık sağlığının korunmasına yardımcı olur. Hücre duvarının yapısı da omega-3 yağ asitleri tarafından korunur. Omega-3 yağ asitlerinin başlıca üç türü şunlardır:

– ALA (alfa linolenik asit)

– DHA (Dokosaheksaenoik asit)

– EPA (Eikosapentaenoik asit)

Kaynakları;

Omega-3 yağ asitlerinin ana kaynakları balık ve diğer deniz ürünleri, özellikle somon, uskumru, ton balığı ve sardalya gibi soğuk su balıklardır. Kuruyemişler ve tohumları da Omega-3 yağ asitleri açısından zengindir ve aynı dozun iyi bir şekilde alınmasını sağlamak için düzenli olarak tüketilmelidir. Keten tohumu yağı, soya fasulyesi yağı ve kanola yağı gibi bitkisel yağlar, omega-3 yağ asitlerinin harika kaynaklarıdır.

Faydaları;

Omega-3 yağ asidi açısından zengin bir beslenme, kalp ve akciğer sağlığı sağlar. Kan trombositlerinin bir araya toplanmasını önlediği için kardiyovasküler hastalıkları olan kişiler için de faydalıdır. Çocuklarda anksiyete, DEHB ve depresyon gibi zihinsel bozuklukların giderilmesine yardımcı olur. Ayrıca göz sağlığı için önemlidir.

Omega-6

Omega-3 bilinmesine rağmen, çoğumuz için nispeten bilinmezliğini koruyor. Omega-6 aynı zamanda sağlıklı bir doymamış yağ türüdür. Omega-3 yağları gibi, vücut da genleri düzenleyen ve bağışıklık sağlığını destekleyen omega-6 yağ asitlerine ihtiyaç duyar. Omega-6 yağlarının dört ana türü vardır:

– LA (Linoleik asit)

– ARA (Araşidonik Asit)

– GLA (Gama linolenik)

– CLA (Konjuge linolenik asit)

Kaynakları;

Kenevir, ayçiçeği gibi tohumlar omega-6 yağ asidi açısından zengindir. Avokado ve aspir gibi yağlar da omega-6 açısından zengindir ve ceviz ve kaju gibi kuruyemişler size gerekli miktarda omega-6 yağ asidi sağlayabilir. Yumurtalar da aynı şekilde harika bir kaynaktır.

Faydaları;

Yağ asidi kalp sağlığının korunmasına yardımcı olur ve normal büyüme ve gelişme için beyin fonksiyonunu düzenleyen önemli bir faktördür. Ayrıca cilt ve saç büyümesini uyarır, kemik sağlığını korur, metabolizmayı düzenler ve üreme sisteminin korunmasına yardımcı olur.

Paylaşın

En Çok Kalori Yaktıran Beş Egzersiz

Kilo vermenin dışında egzersizin, kalp sağlığına, zihinsel sağlığa, kemiklerin güçlendirilmesine, kan şekeri seviyelerinin korunmasın fayda sağlamak gibi başka fiziksel ve fizyolojik faydaları bulunmaktadır.

Haber Merkezi / Tüm bu faydalarına rağmen, bazılarının neden fazla kiloları vermeye daha fazla önem verdiğini anlamaya çalışalım. Kilo kaynaklı hormonal dengesizliği olan veya obez kategorisinde olan kişilerde kilo vermek, daha sağlıklı bir vücuda kavuşmak için ilk ve en önemli hedeftir. Tiroid, PCOS ve diğer hormonal sorunlar gibi rahatsızlıkları olan kişilerde, endokrin bozuklukları nedeniyle kilo kaybı elde edilmesi gereken bir başarıdır.

Bu koşullardan muzdarip insanlar, normal bir insanla aynı miktarda egzersiz yapabilirler, ancak normal insanların aksine hiç sonuç alamazlar. Tartıyı hedef alan ve kilo vermenize yardımcı olacak beş egzersizi sizler için sıralıyoruz;

Patenci

Bu egzersiz, kolları sıçramalarla koordineli olarak hareket ettirirken yanal olarak zıplamayı içerir. Kollarınızın ve bacaklarınızın mükemmel koordinasyonu, kalp atış hızınızı artıracak ve tüm vücudu hareket ettirdiğiniz için kesinlikle daha fazla kalori yakmanıza yol açacaktır.

Dağcı

Plank pozisyonunda başlayın, bir bacağınızı kaldırın ve göğsünüze doğru itin, ardından o bacağınızı düz pozisyonuna geri getirin ve hareketi diğer taraf için tekrarlayın. Yavaş başlayıp hızınızı artırırsanız, neredeyse koşuyormuş gibi hissedeceksiniz. Yüksek yoğunluklu bir antrenman, bu hem uzuvları çalıştırır hem de karın kaslarını güçlendirir.

Zıplama

Klasik hamle pozisyonunda bir bacağınız ileri, diğer bacağınız hafif geri olacak şekilde başlarsınız. Yukarı zıplayın ve ilk bacağınızı geri ve diğer bacağınızı öne doğru hareket ettirin, diğer tarafta bir hamle yaparak geri inin. Bu pliometrik hareket, hızı kuvvetle birleştirerek kas gücünü arttırır ve kalbinizi çalıştırır.

Burpe

Çok yoğun tam bir vücut hareketi olan burpeler sizi çok çabuk yorar. Kollarınız yanlarınızda durarak başlayın ve kendinizi hızla bir çömelme pozisyonunda indirin. Ellerinizi önünüzdeki zemine koyun ve ayaklarınızı düz pozisyonuna geri atlayın.

Ayaklarınızı ellerinize doğru ileri atlayın ve elleriniz havada durun. Bu hareket, dörtlü, triseps, oblikler, baldırlar, abs ve deltoidler dahil tüm kaslarınızı çalıştırır. Burpes, hareketin daha yoğun hale gelmesi için farklı varyasyonlarla da yapılabilir.

Zıpla çömel

Squatın zıplayan bir versiyonu olan bu egzersiz, squatın etkinliğine katkıda bulunur ve vücudunuzu şekillendirip yeniden şekillendirmenin yanı sıra kalori yakmaya yardımcı olur. Bacaklarınızı birbirinden ayırın, çömelin ve mümkün olduğunca yükseğe zıplayın, ardından tekrar ayaklarınızın üzerine inin. Kollarınız sizi itmeye yardımcı olacak, zıplarken geri itmenize yardımcı olacak.

Paylaşın

Kahveyi Zayıflama İçeceğine Nasıl Dönüştürebilirsiniz?

Güne başlamak için bir fincan kahveye ihtiyaç duyanlardan biri misiniz, ancak kilo verme hedefiniz sizi bu sevdiğiniz içeceğin tadını çıkarmaktan alımı koyuyor. O zaman vereceğimiz tüyoları dikkatlice okuyun.

Haber Merkezi / Bu harika tüyolar, kahvenizi sadece güçlü bir zayıflama içeceğine dönüştürmekle kalmayacak, aynı zamanda kahvenizin tadını çıkarmanızı da sağlayacak.

Hindistan cevizli kahve

Kahvenin tadına ve sağlığına katkıda bulunabilecek hafif ama güçlü bir baharat Hindistan cevizidir. Bu kombinasyon çok yaygın olmasa da, Hindistan cevizinin yağ moleküllerini parçalamaya yardımcı olan manganez ve hızlı kilo kaybına yardımcı olan iyi diyet liflerine sahip olması nedeniyle harikadır. Bu baharatı kahvenize ekleyebilirsiniz.

Limonlu kahve

Bu kombinasyon, espresso ve ½ limon ile sadece birkaç dakikada hazırlanabilir. Sıcak bir fincan espresso hazırlayın ve ½ limon suyunu ekleyin. Limon, yağ yakmaya yardımcı olan, metabolizmayı hızlandıran ve sistemdeki toksinleri temizleyen C vitamini ve sitrik asit açısından zengindir.

Tereyağı veya Hindistan cevizi yağı

Keto diyeti yapıyorsanız, tuzsuz tereyağı veya saf hindistancevizi yağı gibi orta zincirli trigliseritin (MCT) kahveye eklendiği Bullet kahveyi duymuş olmalısınız. Kahveyi kalori açısından zengin yapan bu kombinasyon tokluk sağlar, bu da daha hızlı kilo vermeye yardımcı olur.

Bitter çikolatalı kahve

Bitter çikolata veya şekersiz kakao, harika bir antioksidan kaynağıdır. Kafein ve bitter çikolata kombinasyonu kilo vermeye yardımcı olur. Şekersiz bitter çikolataları tercih ettiğinizden emin olun.

Tarçınlı kahve

Bir fincan sıcak kahveye bir tutam tarçın ekleyin, bu hafif-tatlı baharat sadece kahvenin tadını vurgulamakla kalmaz, aynı zamanda yavaş yavaş kilo vermeye yardımcı olan kan şekeri seviyelerinin yönetilmesine de yardımcı olur. Kahvenize ¼ çay kaşığı tarçın ekleyin veya tarçın çubuğunu suda kaynatın ve ardından kahve telvesi ekleyin.

Paylaşın

Okumak Beyni Nasıl Değiştirir?

Okumanın kelime dağarcığını geliştirdiğini, bakış açısını genişlettiğini, yeni fikirlerle tanıştırdığını ve özgüveni artırdığını hepimiz biliyoruz. Okumak, herkesin benimsemesi ve hayat boyu devam etmesi gereken önemli bir alışkanlıktır.

Haber Merkezi / Okumak, başarının anahtarı olarak kabul edilmektedir. Nörobilime göre, okumak sadece beyni bilgi ile doldurmakla kalmaz, aynı zamanda beynin daha iyi çalışmasını sağlar. Düzenli okuma, beynin düşünme biçimini yeniden şekillendirebilir.

Çocukken, dünya hakkında yeni şeyler okumak ve öğrenmekle daha aktif olarak ilgilenilir. Ancak eğitim süreci tamamladıktan ve kariyer hedefleri devam ederken, okuma konusunda daha pasif hale gelir ve okuma alışkanlığı azalmaya ve çoğu durumda bitme noktasına gelir. Okumak her yaştan insan için gereklidir. Günlük 30 dakika dahi ilgini çeken şeyleri okumak bile birçok şeyi farklı görmek için yeterlidir. Bunun nedeni, okumanın kısa ve uzun vadeli birçok faydasının olmasıdır. Bu, aynı zamanda bir tür zihinsel egzersizdir. Fiziksel bir egzersiz kadar hayatidir.

Bu konuda araştırma yapan bilim insanları, okumanın temelde bir empati çalışması olduğu konusunda hemfikir. Okumak, farklı bakış açılarını anlamaya yardımcı olur ve bu nedenle duygusal katsayıyı (EQ) artırır. Bilim insanları, okumanın etkisini anlamak için yaptıkları çalışmalarda, okumanın beyin dalgaları üzerindeki etkilerini gördü. Örneğin, okunan kitaptaki karakter egzersiz yapıyorsa, okuyan kişi, sanki spor salonunda terliyormuş gibi beynin o alanı aktif hale gelecektir. Başka bir araştırma, yaşamı sorgulamaya neden olan kitapların, karmaşık fikirleri üzerine kolayca odaklanmaya ve kavramaya yardımcı olduğunu öne sürmektedir. Ayrıca okuma, alternatif yollar hayal etme, ayrıntıları, sahneleri hatırlama ve karmaşık problemler üzerinde düşünme yeteneğini güçlendirir.

Okunmazsa ne olur?

Öncelikle okumadan bilgi edinilemez, kelime dağarcığı kısıtlı olur ve muhakeme etme kapasitesi de azalır. Buna ek olarak, motive olma ve empati kurma yeteneği de zamanla kaybolacaktır. İkincisi, okumamak, zihinsel egzersiz yapmamak anlamına gelir ve bu yaşlılık zihinsel sorunlarına yatkın hale getirir. Bilim insanları, okuma ve problem çözme oyunlarının yaşlı yetişkinlerde hafıza kaybını önlemeye, stres riskini azaltmaya ve farklı demans türlerini önlemeye yardımcı olabileceğini defalarca kanıtladılar.

Okuma, günlük rutinin bir parçası olması gereken bir tür zihinsel aktivitedir. Yatmadan önce en az 30 dakika kitap okumayı alışkanlık haline getirilmeli. Ne okursa okunsun, kurgusal, kurgusal olmayan, mitolojik ya da politik fark etmez, yeter ki okuma alışkanlığından vazgeçilmesin.

Paylaşın

Hava Kirliliği Genel Sağlığı Nasıl Etkiliyor?

Hava kirliliğinin artması, son zamanlarda önemli bir çevre ve sağlık sorunu haline gelmiş durumda. Havayı kirleten maddeler sadece ciğerlerimize zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda vücudumuzun diğer kısımlarına da ciddi şekilde zarar verirler.

Haber Merkezi / Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, küresel nüfusun yüzde 90’ından fazlası, akciğer sağlığına zarar verebilecek zararlı gazlar ve parçacıklar içeren kirli havada nefes alıp vermeekte.

Havayı soluduğumuzda, solunum yollarımızı tahriş edebilecek ve nefes darlığına, öksürüğe, hırıltılı solunuma, astım ataklarına ve göğüs ağrısına neden olabilecek küçük, zararlı parçacıklara maruz kalırız.

Bu durum zamanla, kalbimizi, beynimizi, cildimizi ve diğer hayati organlarımızı etkileyen başka sağlık sorunlarının gelişmesine neden olabilir.

WHO’ya göre, kalp durması ve kalp krizi gibi kalp rahatsızlıkları dünya genelinde önde gelen ölüm nedenlerinden biridir. Uzmanlar, hava kirliliği ile kalbe kan, oksijen ve besin sağlayan koroner arterlerde oluşan plak arasında doğrudan bir ilişki olduğuna inanıyor.

Havayı kirleten maddeleri soluduğunuzda, partikül madde kan dolaşımında emilir ve daha sonra vücudun çeşitli organlarına gider. Kirli havada nefes aldığınızda, bağışıklık sistemi, havayı kirleten maddelerin bakteri olduğunu düşünür ve sizi kalp krizlerine daha yatkın hale getiren bir tepkiyi tetikler.

Felç, bunama ve bozulmuş bilişsel yetenekler gibi nörolojik durumlar hava kirliliği ile ilişkilendirilmiş durumdadır. Son araştırmalar, kirli havanın aslında beyin fonksiyonlarını etkileyebileceğini öne sürmektedir. Bazı araştırmalar, yüksek düzeyde hava kirliliğinin çocukların bilişsel yeteneklerine zarar verebileceğini, yetişkinlerin bilişsel gerileme riskini artırabileceğini ve hatta muhtemelen depresyona katkıda bulunabileceğini iddia etmektedir.

Havayı kirleten maddelere tekrar ve tekrar maruz kalmak cildinize de zarar verebilir. Hava kirliliğinin, çocuklarda akne, kırışıklık ve egzamaya yol açan oksidatif stresi tetiklediğine inanılıyor.

Hava kirliliği söz konusu olduğunda, gözleriniz de buna karşı savunmasız olabilir. Özellikle gözleriniz ozon (O3) ve nitrojen dioksite (NO2) maruz kaldığında konjonktivitlere de yol açabilir. Kontakt lens kullananlar bu tür komplikasyonlara daha yatkındır.

Hava kirliliğinin şiddetli olduğu bir zamanda, maske takmak ve uygun hijyeni sağlamak son derece önemlidir.

Paylaşın

Beslenmenize Eklemeniz Gereken 6 Süper Besin

Vücudu oluşturan organların ihtiyaç duyduğu belirli gıdalar vardır ve bir de tüm vücudumuz için faydalı olan vitaminlerle dolu süper gıdalar vardır. Genel sağlığımızı etkileyen bu gıdalar çeşitli şekillerde tüketilebilir.

Haber Merkezi / Beslenmenize mutlaka eklemeniz gereken 6 süper gıdayı sizler için derledik. Şimdi beslenmenize ekleyin, yıllar sonra bize teşekkür edin!

Keten tohumu

Boyutlarına aldanmayın, bu küçük kahverengi tohumlar besinlerle doludur. Yüksek oranda Omega-3 yağ asidi nedeniyle vücudun doğal yağ üretimini artırır ve cildin nemli kalmasına yardımcı olur. Ayrıca, kilo kaybını kolaylaştıran harika bir süper besindir. Buna ek olarak, kolesterol içermezler, bu nedenle kalbiniz için son derece faydalıdır.

Hindistan cevizi

Hindistan cevizi yağı süper yiyeceklerin tanrısıdır. Hindistan cevizi yağı söz konusu olduğunda hiçbir şey yanına yaklaşamaz. Akla gelebilecek her şey için kullanılabilir. Vitamin, mineral ve lif bakımından zengin olan bu ürünü mutlaka beslenmenize eklemelisiniz.

Papaya

Bu meyve, beslenmenize ekleyebileceğiniz başka bir süper besindir. Yüksek papain içeriği ile cilt bakım ürünlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Papaya, A, C ve E vitaminleri açısından zengindir, bu da papayaların diyabetik kalp hastalığı gibi sağlık sorunlarının önlenmesinde yardımcı olduğu anlamına gelir. Papaya suyu, döngüyü normalleştirmeye yardımcı olabileceğinden, düzensiz döngüsü olan kadınlar için harikadır.

Kinoa

Cildinizin ihtiyaç duyduğu ‘güzellik kaynağı’. Kinoa, hem kolajen üretimine yardımcı olur hem de cildi daha elastik ve sağlıklı hale getirir, cildinizin kırışıklıklar, yaşlılık lekeleri vb. gibi yaşlanma belirtileriyle savaşmasına yardımcı olur. Bir başka önemli faydası da sivilcelerle savaşa yardımcı olan sebum düzenleyici özelliğidir.

Aloe Vera

Hindistan cevizi kadar şaşırtıcı olan Aloe Vera, çok amaçlı gıdaların kralıdır. Bitkinin iç kısmından çıkarılan jel bir sağlık iksiridir. Cilt sorunları, akne, yara izi ve güneş yanığı tedavisi için üretilen ürünlerde kullanılır. Aloe Vera jeli, cildin dokusunu iyileştirmek ve yaşlanmayı yavaşlatmak için bağımsız bir ürün olarak bile kullanılabilir. Aloe Vera suyunun içilmesi kabızlık ve mide ekşimesinin tedavisine yardımcı olur. Ayrıca temiz cilt ile birlikte sindirime fayda sağlar.

Zeytinyağı

Zeytinyağının yerini hiçbir şey tutamaz. Kan şekeri seviyesini yönetmeye, kolesterol, kalp, göğüs veya sindirim sorunları riskini azaltmaya yardımcı olması için beslenmenize mutlaka sızma zeytinyağı ekleyin. Sadece yemeğinize sağlıklı bir lezzet katmakla kalmaz, güzellik rutininizin bir parçası olarak da kullanılabilir. Ayrıca, nemlendirici özelliklerin yanı sıra yaşlanma karşıtı antioksidanlarla doludur.

Paylaşın

Kilo Vermeye Çalışırken Kahvaltıda İçebileceğiniz En İyi 5 İçecek

Kilonuzu korumaya veya kilo vermeye çalışırken, sabah ilk iş olarak ne yediğiniz ve içtiğinize çok dikkat etmeniz gerekir. Yedikleriniz ve içtikleriniz (su dışında) bir miktar kalori içerir. Kahvaltıda düşük kalorili ve besleyici bir içecek almak metabolizmayı hızlandırabilir ve yağ yakma sürecine yardımcı olabilir.

Haber Merkezi / Hepimizin sabahları içmeyi sevdiğimiz favori bir içeceği olsa da, kilo vermeye odaklandığınızda daha iyi olan bazı içecekleri burada bulabilirsiniz.

Kahve

Kahve çoğu insanın sabahları favori içeceğidir ve dürüst olmak gerekirse, dikkatli bir şekilde hazırladığınız sürece güne bir fincan kahveyle başlamakta yanlış bir şey yoktur. Kilo kaybı söz konusu olduğunda, sadece şekersiz sade kahve tüketilmeli.

Kahveye şeker ve süt eklemek, günlük diyet planınızı mahvedebilecek kalori almak demektir. Ayrıca günlük kahve tüketimini 2 fincan ile sınırlayın. Aksi takdirde uykusuzluk, dehidrasyon ve şişkinlik gibi aşırı kafein alımının yan etkileriyle uğraşmak zorunda kalabilirsiniz.

Yeşil çay

Yeşil çayı tüketmek için birçok neden vardır. Araştırmalar, yeşil çayın yağ yakma sürecini hızlandırabileceğini ve egzersiz yaparken performansınızı artırabileceğini gösteriyor. Bu içeceğin ana bileşeni, sağlığa bir çok açıdan faydalı kateşinlerdir. Ayrıca ebegümeci çayı, oolong çayı gibi başka bitki çaylarını da deneyebilirsiniz.

İnfüze su

Sabahları içilebilecek bir diğer en iyi içecek de demlenmiş sudur. Demlenmiş su durumunda denenecek çok fazla içecek vardır. Limon, nane, tarçın veya elma deneyebilirsiniz. Tu gıda ürünlerinin yağ yakıcı özellikleri vardır. Ayrıca bağışıklığınızı güçlendirmeye, sizi daha uzun süre tok tutmaya ve dehidrasyonu önlemeye yardımcı olabilirler.

Sebze veya meyve suyu

Bir bardak sıkılmış taze meyve veya sebze suyu size bol miktarda kalori sağlayabilir. Meyve veya sebze sularının kalorisi düşüktür ve metabolizmayı hızlandırabilir. Sabahları bir bardak meyve veya sebze suyu, yağ yakma sürecini hızlandırmaya ve bir sonraki öğüne kadar tok kalmanıza yardımcı olabilir.

Bir bardak smoothie

Bazı meyve ve kuruyemişlerle yapılan bir bardak smoothie başlı başına eksiksiz bir kahvaltı olabilir. Süt, meyve ve kuruyemişlerin sağlık faydasını sağlar. Bir bardak smoothieniz varsa, sağlıklı bir kilo kaybı için gerekli tüm besin maddelerini alabilirsiniz demektir. Egzersiz yapıyorsanız, protein alımınızı artırmak için protein tozu da ekleyebilirsiniz.

Paylaşın

Çok Fazla Portakal Tüketmek Yan Etkilere Neden Olabilir Mi?

Herkesin favori meyvelerinden biri olan Portakal’ın mevsimi geldi çattı. Keskin tadıyla harika bir atıştırmalık olan portakal, aynı zamanda sağlığa faydalarıyla da bilinen bir meyvedir. Portakal, bağışıklık sistemini güçlendiren bol miktarda C vitamini içermektedir.

Haber Merkezi / Ancak çok fazla portakal tüketmek herhangi bir yan etkiye neden olabilir mi? Elbette, olabilir.

100 gram portakal 47 gram kalori, 87 gram su, 0.9 gram protein, 11.8 gram karbonhidrat, 9.4 gram şeker, 2.4 gram lif ve C vitamininin günlük değerinin yüzde 76’sını içerir. Besinler açısından yoğun bir şekilde zengindir ancak makul miktarlarda tüketilmelidir.

Çok fazla portakal tüketmenin yan etkileri neler?

Her gün 4-5 portakal yemeye başlarsanız, aşırı lif tüketimine yol açabilir. Bu, mide rahatsızlığına, kramplara, ishale, şişkinliğe ve mide bulantısına neden olabilir. Aşırı C vitamini alımı, araştırmalara göre mide ekşimesi, kusma, uykusuzluk ve kalp krizine neden olabilir.

Bir günde kaç portakal yemelisiniz?

Portakal doğası gereği asidiktir ve gastroözofageal reflü hastalığından (GERD) muzdarip kişilerde midede tahrişe neden olabilir. GERD olan kişiler portakal tüketmeden önce doktorlarına danışmalıdır.

Bazı ciddi durumlarda, kusma ve mide ekşimesine yol açabilir. Potasyum seviyesi yüksek olan kişiler de portakal tüketmeden önce doktorlarına danışmalıdır.

Portakallar düşük potasyum seviyelerine sahiptir, ancak vücutta zaten çok fazla potasyum varsa, hiperkalemi adı verilen potansiyel olarak ciddi bir duruma neden olabilir. Günde en fazla 1-2 portakal tüketilmelidir.

Paylaşın

Yeni Doğan Bebek Ne Kadar Yemeli?

Ebeveynler olarak, bebeğiniz için yaşına ve ihtiyacına göre bir beslenme programı sürdürmeye dikkat etmelisiniz. Yeni doğan bebeğin midesi başlangıçta o kadar küçüktür ki bir seferde sadece 1 – 1.5 çay kaşığı sıvı alabilir. Bebek büyüdükçe mide büyür ve gerilir.

Haber Merkezi / Bebekler çok hızlı büyüdüğü için ne kadar beslenmeye ihtiyaçları olduğunu anlamak zordur. Biberonla besleniyorsanız daha kolaydır. Yeni doğmuş bir bebeğiniz varsa, işte size yardımcı olabilecek bir kaç ipucu;

Anne sütüyle beslenen bebekler için beslenme programı;

Yeni doğan bebeğin, ilk hafta günde en az 8 -12 kez emzirilmesi önerilir. Bebeğinizi bir seferde 4 saatten fazla beslemeden bırakmayın. Bebek büyüdükçe süt miktarı da artar ve böylece bebek her beslenmede daha kısa sürede daha fazla süt tüketebilir.

Her ne kadar farklı bebeklerin farklı beslenme şekilleri olsa da, 1 ila 3 aylık bebekler günde 7 ila 9 kez, 3 ila 6 aylık bebekler günde 6-8 kez beslenir ve 6 aydan sonra bebekler günde ortalama 6 kez beslenir. Yarı katıların eklenmesi bebeğin ekstra beslenme ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olduğundan, bebek 12 aya ulaştığında emzirme günde dörde kadar azaltılabilir.

Biberonla beslenen yeni doğan bebekler için beslenme programı;

Biberonla beslenen bebekler her 2 – 3 saatte bir beslenirler ve iki aydan sonra zaman aralığı 3 – 4 saate kadar çıkabilir. 4 ila 6 ay arasında bebekler her 4 – 5 saatte bir 6 aydan sonra ise yine 4 – 5 saatte bir beslenmesi önerilir.

Yeni doğan bebeklerin beslenmesinde dikkat edilmesi gerekenler;

Bir yaşın altındaki bebeklere süt dışında sıvı verilmemelidir. Su, meyve suyu veya inek sütü verilmemelidir. Bunlar uygun beslenme değildir ve bebeğinizin midesini bozabilir. Bebek 6 aylık olduktan sonra su verilmelidir.

Biberona tahıl ürünleri eklenmemelidir, boğulma tehlikesine yol açabilir. Bir bebeğin sindirim sistemi 4-6 aya kadar tahılları kaldıramaz.

Bebeğinizin aç olup olmadığını nasıl anlarsınız?

Zamanında programlanmış besleme, erken doğan ve herhangi bir tıbbi durumu olan bebekler için en iyisidir. Ebeveynler ayrıca bebeğin aç olup olmadığına dair ipuçlarını arayabilir ve bebeği buna göre besleyebilir. Buna talep üzerine besleme veya duyarlı besleme denir.

Elleri ağzına sokmak, yalamak, ağzını açmak, telaş olmak gibi basit ipuçları bebeğinizin aç olduğuna işaret edebilir.

Aşırı beslenme belirtileri;

Aşırı beslenen bebeklerde mide ağrısı, gaz veya kusma görülebilir. Bu bebekler ayrıca yaşamlarında daha sonra obezite geliştirme riski altında olabilir. Doyduklarını anlamaları kolay olsun diye, onları arzularından daha az beslemeleri tavsiye edilir.

Paylaşın