Koşmak, Kilo Vermenize Yardımcı Olabilir Mi?

Koşmanın, formda kalmanıza yardımcı olup olmadığını mı merak ediyorsunuz? Cevap, evet. Koşmak, kalori yakmanın ve beslenmeden kısıtlamak zorunda kalmadan formda kalmanın en etkili yollarından biridir.

Haber Merkezi / Sağlıklı bir diyet ile düzenli koşu rutini, muhtemelen kilo vermenizi sağlayacaktır.

Koşmanın bütçenize ek maliyeti yoktur, neredeyse her yerde yapabilirsiniz, bir çift koşu ayakkabısı dışında herhangi bir ekstra ekipmana ihtiyacınız olmayacaktır. Ayrıca, koşu formda kalmak için zaman açısından verimlidir.

Koşu, yüksek yoğunluklu bir egzersizdir, koşu sırasında ve sonrasında (dinlenme aşaması) kalori harcamanız üst düzeyde olur.

Koşu bandına karşı pist

Bir koşu bandında koşarak kilo verebilir misiniz? Her şey ne kadar hızlı koştuğunuza bağlı.

Koşu bandında koşmak bir ölçüde daha kolaydır çünkü zemin ayaklarınızın altından akmaktadır ve rüzgar direnci yoktur. Dışarıda ne kadar hızlı koşarsanız, rüzgar direnci de o kadar güçlü olur ve vücut daha fazla enerji harcar.

Koşu bandında açık hava koşu koşullarını simüle etmek istiyorsanız, koşu bandınızı yüzde 1 eğime ayarlayabilirsiniz.

Unutmayın, koşmak tek başına yeterli olmaz

Koşmak, kilo vermenize yardımcı olabilirken, vücudunuzun belirli bölgelerinden kilo vermenize yardımcı olmayabilir. Bunun için koşuyu bu bölümleri çalıştıran egzersizlerle birleştirmelisiniz. 

Haftanın çoğu gününde en az 30 dakika kardiyo yapmayı hedefleyin ve haftada iki kez tüm vücut kuvvet antrenmanını koşu rutininize dahil edin.

Not: Sunulan bilgilerin amacı yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Kan Şekerini Düşüren 10 Süper Gıda

Beslenme, şeker hastalığının yönetiminde ve kontrol altında tutulmasında hayati bir rol oynamaktadır. Şeker hastalığına sahip bir kişinin beslenmesi, ideal vücut ağırlığını korumak ve kan şekeri seviyesini gereken miktarda tutan gıdalardan oluşmalıdır. 

Haber Merkezi / Sağlıklı kan şekeri seviyesi için aşağıdaki yiyecekler beslenme rutinine dahil edilebilir:

Chia tohumu

Chia tohumu, zengin bir antioksidan, omega-3 yağ asitleri, lif ve magnezyum kaynağıdır. Bunlar, tip 2 diyabet riskini ve diyabetin komplikasyonlarını azaltmak için çok önemli bileşenlerdir.

Kabak çekirdeği

Kabak çekirdeği zengin bir magnezyum, lif ve sağlıklı yağ asitleri kaynağıdır. Yetişkinlerin kan şekerini kontrol altında tutmak için kabak çekirdeği tüketmeleri tavsiye edilir.

Kuruyemiş

Kuruyemişler sağlıklı bir lif, protein ve sağlıklı yağ kaynağıdır. Kuruyemişlerdeki çözünür ve çözünmez lifler, kan şekeri seviyelerini iyileştirmeye, kolesterolü düşürmeye ve diyabetin komplikasyon riskini düşürmeye yardımcı olabilir.

Tam tahıllı ekmek

Kepekli tahıllar daha yüksek protein ve besin içeriğine sahiptirler. Ayrıca mineraller, vitaminler ve antioksidanlar açısından da zengindirler. Araştırmalar, tam tahıllı ekmeğin, obez kişilerde kan şekeri seviyesini iyileştirdiğini ortaya koymuştur.

Tarçın

Araştırmalar, tarçının şeker hastalığı olan kişilerde kan şekeri seviyesini düşürmeye yardımcı olduğunu göstermiştir.

Domates

Domates, düşük glisemik indeksi (GI) ve yüksek lif içeriği olan gıdalardan biridir, uzun süre tokluk hissi verir. Araştırmalar, günde 1-2 orta boy domates tüketmenin şeker hastalarında 8 hafta sonra tansiyonu düşürdüğünü göstermiştir.

Çilek

Çilek, iyi bir C vitamini ve antioksidan kaynağıdır. Doktorlar, çilek tüketmenin şeker hastalığının beyin ve böbrek komplikasyonlarını azalttığını söylüyorlar.

Avokado

Avokado, iyi bir sağlıklı yağ, vitamin, lif ve mineral kaynağıdır. Araştırmalar, sağlıklı yağlar içeren yiyeceklerin tokluğu artırdığını ortaya koymuştur. Sağlıklı yağları tüketmek, karbonhidrat sindirimini azaltır ve böylece sabit bir kan şekeri seviyesi sağlar.

Zencefil

Bitki bazlı bir gıda olan zencefil, yüksek oranda antioksidan içeriğine sahip olduğu için anti-inflamatuar gıda da denir. Anti-inflamatuar gıdalar, iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olur. Bu da şeker hastalığı gibi hastalıkların semptomlarını ve uzun vadeli risklerini tedavi etmede yardımcı olabilecekleri anlamına gelir.

Yeşil yapraklı sebzeler

Yapılan son araştırmalara göre, düşük potasyum alımı, daha yüksek şeker hastalığı riski ve komplikasyonları ile ilişkilendirilmiştir. Yeşil yapraklı sebzeler, iyi birer potasyum kaynağı olarak kabul edilir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Derin Nefes Almanın Faydaları

Doktorlar, rahatlamaya yardımcı olmak için genellikle derin nefes egzersizleri önerirler. Derin nefes egzersizleri, hem fiziksel hem de zihinsel rahatlamanın en iyi yöntemlerinden biridir.

Haber Merkezi /Çeşitli araştırmalara göre, günde 20 ila 30 dakikalık derin solunum uygulaması akciğerleri önemli ölçüde iyileştirirken, kaygı, stres ve depresyonu da azaltır.

Derin veya diyafragmatik nefes egzersizleri nasıl yapılır?

Diyafram veya derin solunum yapmak kolaydır. Dikkat edilmesi gereken nokta, nefes alıp verirken karnın yükselişine ve düşüşüne odaklanmaktır. Derin nefes egzersizinin adımları şunlardır:

  • Düz bir yüzeye sırt üstü uzanın ya da bir sandalyeye rahatça oturun ve duruşunuzu koruyun.
  • Daha rahat bir duruş için başınızın ve dizlerinizin altına bir yastık ekleyebilirsiniz.
  • Nefesinize odaklanın.
  • Bir elinizi göğsünüze, diğer elinizi göğüs kafesinin hemen altında karnınıza koyun. Bu duruş, nefes alırken diyaframınızın hareket ettiğini hissetmenizi sağlar.
  • Burun deliklerinizden yavaşça nefes alın ve havanın karnınıza doğru hareket ettiğini hissedin.
  • Nefesinizi en az üç saniye tutun.
  • Burnunuzdan nefes verirken karın kaslarınızı içe doğru sıkın.

Günde iki veya mümkünse üç kez en az 5-10 dakika derin nefes egzersizleri yapmaya çalışın.

Derin nefes egzersizlerinin faydaları nelerdir?

Derin nefes alma, akciğerleri geliştirmek, stres ve endişe ile mücadele etmek, kan basıncını düşürmek ve genel sağlığı iyileştirmek için basit ve en iyi yöntemlerden biridir. Derin nefes almanın faydaları:

  • Akciğerleri geliştirir:

Diyafram solunumu, en önemli solunum kaslarından biri olan diyaframı güçlendirir, solunum sürecinin yüzde 80’i diyafram yoluyla gerçekleşir. Ayrıca yardımcı solunum kaslarının etkinliğini artırarak KOAH’lı, astımlı ve sigara nedeniyle akciğer dokusu hasar görmüş kişilerde nefes almada kolaylık sağlar.

  • Enerji seviyesini artırır:

Derin nefes alma, kandaki oksijen seviyesini arttırır.

  • Toksinleri giderir:

Solunum, karbondioksit ve karbon monoksitte dahil olmak üzere vücuttaki toksinlerin çoğunu atar.

  • Stresi azaltır:

Derin nefes alma, endorfin (iyi hissetme hormonu) seviyesini artırır, kortizol hormon seviyesini azaltır. Kortizol (stres hormonu) seviyesindeki azalma beyni sakin ve rahat olmaya teşvik edebilir.

  • Bağışıklığı artırır:

Derin nefes alma, kanadaki oksijen miktarının artmasına neden olur. Yüksek oranda oksijenli kan, vücudun besinleri ve vitaminleri daha verimli bir şekilde emmesini sağlayarak bağışıklığı artırır.

  • Sindirime yardım:

Düzenli olarak derin nefes egzersizi, daha sağlıklı bir kan akışı sağladığı için bağırsaklar daha verimli çalışmaya başlar.

  • Kan basıncını düzenler:

Derin nefes alma kasları gevşetir ve kan damarlarını genişleterek kan dolaşımını iyileştirir, kalp ritmini düzenler ve kan basıncını düşürür.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Daha Sağlıklı Akciğerler İçin Egzersizler

Vücudun temel fonksiyonlarından biri olan nefes almak vermek, hayatta kalmak için çok önemli bir eylemdir, ancak bunu genellikle hafife alırız. Bir şeyler ters gidene kadar, nefessiz kalmanın ne kadar önemli ve hayati olduğun fark etmiyoruz.

Haber Merkezi / Akciğerler vücuda oksijen sağlar, karbondioksit ve diğer atık gazları vücuttan uzaklaştırır. Akciğerler istenmeyen mikropların vücuda girişini engeller ve bağışıklık sistemini geliştirir.

Akciğerlerimiz, sağlığımızla ilgilenmeyi düşündüğümüzde aklımıza ilk gelen şey olmayabilir. Akciğerlerimizin sağlığı, doğal yaşlanmanın yanı sıra, sigara, çevre kirliliği, kimyasal kirleticilerin solunması, çeşitli hastalıklar ve iltihaplardan olumsuz etkilenebilirler.

Akciğer sağlığını nasıl iyileştirebiliriz?

Sağlıklı akciğerler, kişinin ister egzersiz, ister günlük işlerini yaparken daha kolay nefes almasını sağlar. Akciğerleri sağlıklı tutmak için yapabilecek bazı adımlar şunlardır:

  • Akciğerlerin erken yaşlanmasını önlemek ve KOAH, akciğer kanseri gibi çeşitli kronik akciğer hastalıkları riskini azaltmak için sigara ve diğer tütün ürünlerinin bırakılması.
  • İş yerinde iç ve dış kirleticilere ve kimyasallara maruz kalmaktan kaçınmak için koruyucu maskeler ve teçhizat kullanılması.
  • Bol taze meyve ve sebze ile sağlıklı bir beslenme rutini oluşturulması.
  • Düzenli fiziksel egzersiz yapılması. Özellikle akciğer kapasitesini artırmak için akciğer egzersizleri.

Egzersizler ciğerleri nasıl güçlendirir?

Fiziksel egzersizler yaptığımızda, kalbimiz ve ciğerlerimiz ek oksijen gereksinimini karşılamak için daha çok çalışır. Bu nedenle düzenli egzersiz yapmak kalbimizi ve ciğerlerimizi güçlendirir. Ek olarak, akciğer güçlendirme egzersizleri nefes darlığı yaşama olasılığınızı da azaltabilir.

Akciğer sağlığını iyileştirmek için en iyi egzersizler nelerdir?

  • Diyafram nefesi

Diyafram veya karın solunumu, nefes alma sırasında diyaframı harekete geçiren bir pulmoner egzersizdir. Doktorlar bu nefes egzersizini kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan kişilerde önermektedir.

  • Derin nefes

Doktorlar, günlük derin nefes egzersizlerinin diyafram fonksiyonlarını iyileştirmeye ve akciğer kapasitesini artırmaya yardımcı olabileceğini belirtmektedir. Derin nefes egzersizleri aynı zamanda stres ve kaygı ile başa çıkmaya da yardımcı olabilir.

  • Alternatif burun deliği solunumu

Alternatif burun deliği solunumu, yalnızca solunum kontrolüne odaklanır ve akciğer işlevini ve solunum verimliliğini iyileştirmeye yardımcı olmada etkilidir. Gergin sinirlerimizi gevşetmede ve sakinleştirmede de faydalıdır.

  • Büzük dudak solunumu

Bu nefes egzersizinde, dudaklarınızın şekli, hava yollarınızın uzun süre açık kalmasını sağlayarak nefes almayı kolaylaştırır. Büzülmüş dudak solunumu egzersizi gerçekleştirmek kolaydır ve oksijen doygunluğu, egzersiz toleransı ve arteriyel oksijenasyonda iyileşme gösterir.

  • Tutarlı nefes alma

Tutarlı veya eşit nefes alma, akciğer kapasitesini ve solunum dayanıklılığını artıran bilinçli nefes almayı içeren ünlü bir nefes pranayamadır. 

  • Kaburga germe egzersizi

Göğüs kafesi eklemleri ve göğüs duvarı germe egzersizleri, ciğerlerinizi temizlemeye, akciğer kapasitesini artırmaya ve solunum kas tonusunu iyileştirmeye yardımcı olabilir.

  • Uğultulu arı nefesi

Uğultulu arı nefesi, nefes alıp verme sırasında yüksek sesle uğultu içeren bir nefes egzersizidir. Bu egzersiz, akciğer fonksiyonlarını güçlendirmenin yanı sıra fiziksel, duygusal ve zihinsel sağlığa da fayda sağlar.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Yeşil Muzun İnanılmaz Sağlık Faydaları

Yeşil muz, tam olgunlaşmamış muzdur. Hem yeşil hem de sarı muz, adeta besinlerin güç merkezidir. Her market ve manav tezgahında görebileceğimiz bu lezzetli meyveyi dünya genelinde hazırlanan her meyve sepetinde bulabiliriz. Ayrıca, Uzak Doğu mutfağında birçok çiğ muz yemeği görebiliriz.

Haber Merkezi / Yeşil muz, kızartma, salata, sos, yemek olmak üzere birçok lezzetli yemekte iyi bir bileşendir. Yeşil muz, lif, antioksidan, vitamin ve fitobesin dahil olmak üzere bol miktarda besine sahiptir. Besin emilimini en üst düzeye çıkarmak için kaynattıktan veya pişirdikten sonra yeşil muz yemelisiniz.

Sağlık faydaları

Yeşil muz, sağlığa sayısız faydası olan sayısız besin içerir, örneğin:

Yeşil muz, sindirime yardımcı olan, uzun süre tok tutan ve kilo yönetiminde yardımcı olan yüksek miktarda diyet lifi ve dirençli nişasta içerir.

Yeşil muz, mide ülseri, şişkinlik, kabızlık, ishal ve sindirim sisteminin bakteriyel enfeksiyonu gibi çeşitli mide rahatsızlıklarına faydalıdır.

Glutensiz beslenmeyi tercih edenler yeşil muz ununu tercih edebilir.

Yeşil muz, damar genişletici görevi gören ve kan basıncını kontrol eden potasyum açısından zengindir. Ayrıca ateroskleroz ve kalp krizi gibi birçok kalp rahatsızlığını önler ve kalp sağlığını iyileştirir.

Yeşil muzun glisemik indeksi düşüktür ve tüketildikten sonra insülin hormonunu yavaş yavaş salgılar. Bu nedenle, kan şekeri düzeyini yönetmek için beslenmeye eklenebilir.

Minerallere ek olarak yeşil muz, B6 ve C vitaminleri de dahil olmak üzere çeşitli vitaminler açısından zengindir. B6 vitamini vücuttaki birçok enzimatik sürece yardımcı olur ve metabolizmayı hızlandırır.

C vitamini, çok sayıda kronik hastalık ve enfeksiyonla savaşan etkili bir antioksidandır. Aynı zamanda cilt sağlığını iyileştirir ve bağışıklığı güçlendirir.

Yeşil muz vücuttaki elektrolit dengesini korur. Yeşil muzda bulunan antioksidanlar ve mineraller böbrek problemlerini önlemeye yardımcı olur.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Akciğerleri Temizlemek İçin Süper Besinler

Akciğerler, sağlıklı bir vücudun temel bileşenlerinden biri olarak hemen akla gelmeyebilir, ancak akciğerlerde vücudun diğer organları gibi zamanla yaşlanır ve dejenere olurlar. Ayrıca sigara içmek, hastalıklar, kimyasal veya kirletici maddelere maruz kalma ve kötü beslenme alışkanlıkları gibi diğer faktörler de akciğer sağlığını etkilemede rol oynarlar.

Haber Merkezi / Günlük tüketilmesi gerekenden daha az oranda meyve, sebze ve kuruyemiş tüketenlerin akciğer fonksiyonlarında hızlı bir düşüş gözlemlenir. Bu gıda ürünleri, akciğerlerdeki iltihaplanmayı azaltan ve akciğer fonksiyonlarını iyileştiren antioksidanlar, bitki bazlı fitokimyasallar ve antienflamatuarlar içerir.

Araştırmalar, besin yönünden zengin beslenme ile yaşam tarzı değişiklikleri, akciğerleri kronik iltihaplanmadan korumaya ve akciğer hastalıkları ve durumlarının semptomlarını azaltmaya yardımcı olabileceğini ortaya koymuştur.

Bazı yiyecekler, akciğerleri korumaya ve akciğer hastalıklarının ilerlemesini önlemeye yardımcı olabilir, örneğin:

Zerdeçal

Zerdeçalın biyoaktif bir bileşiği olan kurkumin, doğal bir antioksidandır ve antibakteriyel, antiviral, antiinflamatuar ve antikanser özelliklerine sahiptir. Bu özellikler, göz, cilt, kalp, beyin ve akciğer hastalıkları gibi çeşitli sağlık sorunlarından korunmamıza yardımcı olur. Kurkumin, solunum sağlığına iyi gelir ve akciğerde oluşan hasarları onarır.

Domates

Domates ve domates ürünleri, sigara içen veya astımı olan kişilerde solunum yolu iltihabını azaltan likopen (karotenoid bir antioksidan), iltihaplanmayı azaltan ve serbest radikallere karşı savaşan C vitamini içerir. Araştırmalara göre domates pişmiş olarak tüketildiğinde vücut likopeni daha iyi emer.

Pancar kökü

Pancar ve yeşillikler, nitrat bakımından zengindir. Nitrat, kan damarlarını gevşeten ve yüksek tansiyon seviyelerini düşüren, pulmoner hipertansiyon ve KOAH’lı kişilerde akciğer fonksiyonlarını iyileştirir. Pancar ve yeşillikler, nitrata ek olarak, bağışıklığı ve akciğer sağlığını iyileştiren C vitamini, magnezyum, potasyum ve karotenoid antioksidan içerir.

Yapraklı yeşillikler

Lahana, ıspanak ve pancar gibi yapraklı yeşillikler, iltihabı azaltan ve akciğer kanseri riskini azaltan çeşitli vitaminler, antioksidanlar ve bitki bazlı fitokimyasallar içerir.

Elma

Düzenli elma tüketimi doktoru uzak tutar diye meşhur bir söz vardır. Elma, quercetin (bir bitki besin maddesi) açısından zengindir, astım riskini ve KOAH komplikasyonlarını azaltmaya yardımcı olur. Elma ayrıca solunum yolu iltihabını azaltan ve oksidatif stresi azaltan bir anti-enflamatuar özelliğe sahiptir. Elma kabuğu, kan dolaşımını iyileştirmeye yardımcı olan ursolik asit açısından da zengindir.

Portakal

Portakal, C vitamini ve kalsiyum açısından zengindir. Bunlar, steroid tedavisinden sonra kaybedilen besin seviyelerini yeniler, akciğerleri KOAH ve kanserlerden korur ve akciğer sağlığını iyileştirir.

Biber

Biber, özellikle kırmızı biber, akciğerleri astım ve KOAH gibi çeşitli hastalıklardan korumaya yardımcı olan C vitamini açısından zengindir. Antioksidan açısından zengin bu gıda ürünü, akciğerleri oksidatif hasardan korur ve akciğer fonksiyonlarını iyileştirir.

Yaban mersini

Yaban mersini, akciğer dokusunu oksidatif hasardan koruyan ve akciğer fonksiyonlarını iyileştiren besinler ve antosiyaninler açısından zengindir.

Kabak

Kabaklar, akciğer fonksiyonlarını iyileştiren güçlü anti-enflamatuar ve antioksidan özelliklere sahip olan karoten, zeaksantin ve lutein gibi karotenoidler içerir.

Brokoli

Brokoli, akciğerleri sigara veya çevre kirliliğinden kaynaklanan toksinlerin neden olduğu hasarlardan koruyan sülforafan bileşiği içerir. Brokoli ayrıca kronik akciğer enfeksiyonlarını ve kanseri önlemek ve bağışıklığı güçlendirmek için serbest radikallerle savaşan güçlü bir antioksidan olan C vitamini içerir.

Mantarlar

Mantarlar, solunum yollarındaki iltihaplanmayı azaltmaya ve akciğer sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilecek D vitamini ve beta-glukanlar açısından zengindir.

Olgunlaşmamış soya fasülyesi

Olgunlaşmamış soya fasülyesi, nefes darlığı semptomlarını azaltan ve akciğer fonksiyonlarını iyileştiren izoflavonlar içerir.

Yoğurt

Yoğurt, selenyum, kalsiyum, fosfor ve potasyum dahil olmak üzere çok sayıda mineral ve antioksidan içerir. Bu besinler akciğer fonksiyonlarını artırır ve KOAH riskini azaltır.

Somon ve istiridye

İstiridye ve somon gibi bazı deniz ürünleri, omega-3 yağ asitleri, D vitamini ve çinko, bakır ve selenyum gibi çeşitli besin maddeleri içerir. Bu besinler akciğer fonksiyonunu ve solunum kas gücünü geliştirir ve sigara içenlerin KOAH’tan korunmasına yardımcı olur.

Ceviz

Ceviz, akciğer kaslarını güçlendirmeye yardımcı olan magnezyum açısından zengindir. Ayrıca akciğer iltihaplanmasını azaltan, akciğer enfeksiyonuyla savaşan ve nefes almayı kolaylaştıran omega-3 yağ asitleri içerirler.

Brezilya fındığı

Brezilya fıstığı, selenyum açısından en zengin besin kaynağıdır. Selenyum, iltihaplanma ve akciğer kanserine karşı korur, bağışıklık ve solunum fonksiyonlarını iyileştirir.

Arpa

Bu tam tahıllı gıda ürünü, oksidatif hasardan koruyan ve akciğer sağlığını iyileştiren flavonoidler (antioksidanlar) ve E vitamini açısından zengindir.

Mercimek ve fasulye

Mercimek ve beyaz, siyah, kırmızı gibi tüm fasulyeler, akciğer sağlığını iyileştirmeye ve akciğer kanseri ile KOAH’a karşı korumaya yardımcı olan lifler ve besinler açısından zengindir.

Yumurta

Yumurta, solunum yolu kaslarının gücünü artıran, hasarlı akciğer hücrelerinin onarılmasına ve normal hücrelerin büyümesine yardımcı olan protein, omega-3 yağ asitleri ve A vitamini açısından zengindir.

Kakao ve kakao ürünleri

Kakao ve bitter çikolata gibi kakao ürünleri, alerjik solunum semptomlarını ve iltihaplanmayı azaltan, hava yolunu rahatlatan ve kronik akciğer hastalıkları ve kanserlere karşı koruyan flavonoid antioksidanlar ve teobromin bileşikleri açısından zengindir.

Daha fazla bitki bazlı ürün tüketerek ve daha az işlenmiş gıda ve kırmızı et yiyerek akciğer sağlığınızı iyileştirebilirsiniz. Beslenme değişiklikleriyle bağlantılı olarak, yaşam tarzı değişikliği ve düzenli fiziksel aktivite akciğer sağlığını iyileştirir ve birçok kronik akciğer hastalığını uzak tutar.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Dikkat Çeken Araştırma: Gençlerde Sosyal Medya Bağımlılığı Yoksullukla İlişkili

Sosyal medya bağımlılığıyla ilgili bir anket üzerinden kullanıcıların maddi durumları analiz edildi. Bulgular, daha yoksul ergenlerde sorunlu sosyal medya kullanımı ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösterdi. Uzmanlar sorunun, ekonomik eşitsizliğin daha fazla olduğu okullardaki gençlerde daha yaygın olduğunu bildirdi.

Sorunlu sosyal medya kullanımıyla gelir eşitliği arasındaki bağlantı, sadece ailesinin kendisine az destek verdiğini söyleyen gençlerde görüldü. Araştırma ekibi bulguların arkasındaki nedenlerden biri olarak, yoksul gençlerin fotoğraf ve videoları statü ve güçle eş tutukları için paylaşmaya daha yatkın olmasını düşünüyor.

Bilim insanları gençlerde sosyal medya bağımlılığının yoksullukla ilişkili olduğunu ortaya koydu.

Information, Communication and Society adlı hakemli bilimsel dergide yayımlanan araştırma, düşük gelirli aileden gelen ergenlerin, sosyal medya bağımlılığını gösteren davranışları gösterme ihtimalinin daha fazla olduğunu gösterdi.

Uluslararası bir ekibin çalışmasında, aralarında Türkiye’nin de olduğu 43 ülkeden 179 bini aşkın öğrenci incelendi.

Facebook ve Instagram gibi sosyal medya platformlarını kullanmadığında kötü hissetme, daha az kullanmayı deneyip başaramama, olumsuz duygulardan kaçmak için kullanma gibi davranışlardan en az 6’sı olan çocukların sorunlu sosyal medya kullanımı sergilediği belirtildi.

Sosyal medya bağımlılığıyla ilgili bir anket dolduran çocukların maddi durumları da analiz edildi.

Bulgular, daha yoksul ergenlerde sorunlu sosyal medya kullanımı ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösterdi. Uzmanlar sorunun, ekonomik eşitsizliğin daha fazla olduğu okullardaki gençlerde daha yaygın olduğunu bildirdi.

Sorunlu sosyal medya kullanımıyla gelir eşitliği arasındaki bağlantı, sadece ailesinin kendisine az destek verdiğini söyleyen gençlerde görüldü.

Araştırma ekibi bulguların arkasındaki nedenlerden biri olarak, yoksul gençlerin fotoğraf ve videoları statü ve güçle eş tutukları için paylaşmaya daha yatkın olmasını düşünüyor.

Uzmanlar “Adım atın” çağrısı yaptı

Michela Lenzi, Frank J. Elgar ve Claudia Marino gibi araştırmacıların imza attığı araştırmada hükümetlerin yeni stratejiler geliştirerek gençlere yardım etmesi gerektiği savunuldu.

Uzmanlar etkin politikalar geliştirerek, gençlerin zararlı davranışlarını bir nebze de olsa önlenebileceğini ifade etti.

Araştırmanın başyazarı Lenzi de yetkililere yaptığı çağrıda “Eşitsizlikleri azaltmak ve ergenlerin sağlıksız sosyal medya kullanım davranışlarını kısıtlamak için adım atılmalı” dedi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Hamilelik Sonrası Göbek Yağı Nasıl Eritilir?

Hamilelik sonrası göbek bölgesinde oluşan yağlardan kurtulmak zor olabilir. Yeni anne olanlar, hamilelik sonrası göbek bölgesinde oluşan yağı nasıl eritecekleri konusunda gerçekten endişelenme eğilimindedirler ve her şeyi denemeye hazırdırlar.

Haber Merkezi / Hamilelik sonrası göbek bölgesinde oluşan yağlarından nasıl kurtulacağınızı mı merak ediyorsunuz?  Okumaya devam edin…

Göbek bölgesinde yağlanmanın arkasında birçok neden olabilir, bunların birçoğunun yeme veya egzersizle hiçbir ilgisi yoktur. İşte göbek yağının arkasındaki nedenleri anlamanıza yardımcı olacak birkaç örnek.

Hormonlar: Göbeğinizin etrafında yağlanma söz konusu olduğunda hormonlarınız hayati bir rol oynar. Östrojen, hamilelik sırasında kadınların göbek çevresinde kilo almasını sağlayan bir kadınlık hormonudur. Hamilelik sırasında östrojen seviyeleri önemli ölçüde azalır, böylece genellikle emzirmeye hazırlık olarak adlandırılan karın ve uyluk çevresindeki yağ depolanması artar.

Hamilelik: Hamilelik sırasında, kadının cildi bir veya iki bebeği barındıracak kadar gerilir, böylece bebek korumada kalır. Bu da kadınların hamilelik döneminde göbek çevresinden kilo alması için yeterli bir sebeptir.

Genetik yapı: Her insan farklı bir genetik yapıya sahiptir. Bazıları karın çevresinde kolayca yağ alırken, bazıları tamamen genetiği nedeniyle uyluklarının çevresinde yağ alır.

Stres : Stres, birçok kişi için kilo alımının ana nedenidir, çünkü kronik olarak stres altında olduğunuzda, vücudunuz stresle mücadele edebilmek için büyük miktarda kortizol üretmeye başlar. Yüksek düzeyde kortizol, göbek etrafında yağ depolanmasına yol açar. Yani, stres miktarı göbek boyutunuzla doğru orantılıdır.

Yanlış beslenme: Beslenmeye yanlış gıdaları dahil etmek de karın bölgesinde yağlanmya neden olabilir.

Hamilelikten sonra düz bir karın için en hızlı çözüm yolları

Emzirme: Yeni anneler için emzirme, hamilelik sonrası kilolarını oldukça kolay bir şekilde kaybetmelerinin sihirli yollarından biridir. Bunun arkasındaki mantık basittir. Emzirirken rahminiz normal boyutuna dönmeye başlar, böylece karnınız küçük ve düzgün görünür.

Doğru beslenme: Hamilelik sonrası doğru yiyecekler yemek, karın çevresindeki yağı kaybetmeye kesinlikle yardımcı olacaktır.

Alkolden uzak durun: Hamileliğiniz sırasında alkolden uzak durmuş olmalısınız, ancak karın bölgesindeki yağı da kontrol altında tutmak için şekerli, gazlı içeceklerle birlikte alkolden uzak durmanız önerilir.

Tam vücut egzersizi: Hamilelikten sonra, vücudunuzun belirli bir bölümündeki yağları azaltmanıza yardımcı olacak egzersizler hakkında çok şey duyacaksınız. Ancak burada önerdiğimiz şey, yağ kaybı dengesini korumak için tüm vücudunuzu çalıştırmanızdır çünkü bu, diğer sorunlu alanlarla birlikte karın bölgesindeki yağları da eritmenize yardımcı olacaktır.

Ağırlık ve kuvvet antrenmanı: Kardiyovasküler egzersizler, kilo verme problemlerinizin çoğunu çözebilecek egzersizlerdir.

Motive olun: Motivasyon, kilo vermenin anahtarı olmaya devam ediyor, ihtiyacınız olan tek şey, o inatçı göbek bölgenizdeki yağlardan kurtulma hedefine yönelik motive kalmak.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Alkollü İçeceklerin Vücuda Yaptığını Bilmediğiniz 10 Garip Şey

Herkes aşırı alkol almanın sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olmadığını bilir. Önerilen alkol miktarı alımından daha fazlasının içilmesi, kişiyi ciddi hastalıklara yakalanma riskine açık hale getirir ve beyin sağlığını etkiler, hata alkolle ilgili kazalara yatkın hale getirebilir.

Haber Merkezi / Alkollü içeceklerin vücudu olumsuz etkileyebileceği diğer nedenler:

1. Akşamdan kalmayı daha da kötüleştirebilir

Akşamdan kalmalarla ilgili bilimsel araştırmalar hala devam ediyor, ancak bildiğimiz bir şey, alkoldeki ‘konjenerlerin’ akşamdan kalmalıyı daha da kötüleştirmeye katkıda bulunabileceğidir.

Konjenerler, alkol üretiminin damıtılması ve fermantasyon süreçleri sırasında doğal olarak oluşan ve kırmızı şarap, burbon ve brendi gibi daha koyu renkli içeceklerde daha fazla miktarda bulunan kimyasallardır. Konjenerler, beynideki kan damarlarını ve dokuları tahriş eder ve bu da akşamdan kalma durumunu daha da kötüleştirebilir.

2. Sülfitler, alerjileri ve astımı tetikler

Sülfitler, birçok yiyecek ve içecekte doğal olarak bulunan bir mineraldir, bozulmayı durdurmak ve rengi korumak için koruyucu olarak ayrıca eklenebilir. Alerjisi ve astımı olan kişiler, sülfitlere karşı hassastır ve sülfitleri yediklerinde veya içtiklerinde hafif saman nezlesi benzeri semptomlardan ciddi anafilaktik reaksiyonlara kadar değişen alerjik reaksiyonlar geliştirebilir. Astımlı kişiler ayrıca yüksek sülfit düzeyine sahip yiyecek ve içecek tüketiğinde durumları ciddileşebilir.

3. Alkol uyku kalitesini düşürür

Alkolün uykuyu getirdiği ve daha iyi uyumay sağladığı düşünülebilir, ancak alkolün aslında uyku kalitensini düşürdüğü bir çok araştırma ile ortaya çıkmıştır. Alkol uyku döngüsünü bozar ve REM uykusunu etkileyebilir.

4. Endişeyi tetikleyebilir

Vücut alkolü sistemden atarken, kan şekeri seviyesi düşer ve bu da beyni strese sokar. Bu, endişeye yol açabilir, özellikle anksiyete bozukluğu varsa tetikleyici olabilir .

5. Alkol ağız, boğaz, gırtlak ve yemek borusu kanseri riskinizi artırır

Birçok kişi alkol almanın karaciğer, meme ve bağırsak kanseri gibi kanser riskinizi artırabileceğini bilmektedir. Ancak ağız, boğaz, gırtlak veya yemek borusu kanseri riskini de artırabileceği ileri sürülmektedir.

6. Doğrudan kan dolaşımına emilir

Alkolün aslında sindirmediğini biliyor muydunuz? Bunun yerine, mideye bir kez çarptığında, doğrudan kan dolaşımına emilir.

7. Alkol hafızayı etkiler

Alkol, beynin anıları unutmasını sağlamaz; sarhoşken yeni anılar oluşturmasını engeller.

8. Alkol mide astarının iltihaplanmasına neden olabilir

Alkol midenin daha fazla asit üretmesine, bu da gastrit adı verilen bir durum olan mide astarının iltihaplanmasına neden olur.

9. Alkol aslında ısıtmaz daha da üşütür

Alkol bir ‘vazodilatör’dür, yani cildin altındaki küçük kılcal damarlar da dahil olmak üzere kan damarların açar. Bu nedenle, alkol alındığında sıcak hissi oluşabilir, bunun nedeni sıcak kanın vücudun yüzeyinde birikmesidir. Bu aynı zamanda, sıcak kanın vücudun merkezinden uzaklaştığı anlamına gelir; vucut ısınıyor gözükse bile, aslında soğuyor.

10. Abur cubur yeme isteği uyandırır

Alkol normalde tok olunsa bile, aç olduğunu söyleyen beyin hücrelerini harekete geçirerek, ihtiyaç olsun ya da olmasın, yeme isteğini artırır.

Paylaşın

Kadınların Kemik Sağlığını Etkileyen 10 Şaşırtıcı Şey

Kalsiyumun kemikler için iyi olduğunu biliyor olabilirsiniz, ancak kemik sağlığını etkileyebilecek birkaç şey daha vardır. Genel olarak konuşursak, kadınlar erkeklerden daha küçük iskelet sistemine sahiptir, ancak kemik yoğunluğu söz konusu olduğunda sadece küçük farklılıklar vardır. 

Haber Merkezi / Hamilelik, emzirme ve menopoz gibi kadınlara özgü farklı yaşam evrelerinin tümü kemik yoğunluğunu etkileyebilir. Ancak yaşam tarzı seçimleri, beslenme, bazı ilaçlar ve sağlık koşulları da kadınların kemik sağlığında rol oynayabilir.

Kemikleriniz aslında kemik döngüsü adı verilen bir süreçte sürekli olarak parçalanmakta ve değiştirilmektedir. Bu yüzden onlara bakmanız önemlidir. İşte kemiklerinizin sağlığını etkileyebilecek 10 şaşırtıcı şey.

1. Fiziksel aktivite

Düzenli fiziksel aktivite ve egzersiz, kemik yoğunluğunun korunmasında ve iyileştirilmesinde ciddi rol oynar. Güçlü kasları korumanın kemikleri desteklemeye ve ömür boyu üzerlerine binen stres miktarını azaltmaya yardımcı olması şaşırtıcı değildir.

2. Ergenlik

Ergenlik döneminde vücutta meydana gelen birçok değişiklik vardır. Sadece organlar büyüyüp güçlenmez, aynı zamanda kemiklerin kalınlığı da artar. Aslında, bir kişinin kemik kütlesinin yaklaşık yarısı ergenlik döneminde oluşmaktadır. Bu dönemde kemik büyümesini desteklemeye yardımcı olmak için bol miktarda kalsiyum içeren yiyecekler tüketmek önemlidir.

3. Hamilelik ve emzirme

Gelişmekte olan bir bebeğin çok fazla kalsiyuma ihtiyacı vardır. Aslında anne yeterince kalsiyum alamazsa, bebek ihtiyacı olan kalsiyumu annenin kemiklerinden alacaktır. Hamilelik ve emzirme döneminde kemik sağlığını desteklemeye yardımcı olmak için, beslenmeye her gün en az iki ila üç porsiyon süt ürünü veya eşdeğeri yüksek kalsiyumlu gıdalar dahil etmek önemlidir..

4. Menopoz

Menopoz sadece adet döngüsünün durmasıyla ilgili değildir, menopozla birlikte vücutta meydana gelen birçok başka değişiklik vardır. Menopoz, östrojen ve progesteron üretimi yavaşlamaya başladığında gerçekleşir ve bu tahmin edildiği gibi kemik sağlığını etkileyebilir.

Östrojen kemik sağlığında ciddi bir rol oynar ve menopoz sırasında östrojen seviyesi hızla düşer. Östrojen seviyesi düştüğünde, kemikler kalsiyum ve diğer mineralleri çok daha hızlı kaybeder.

Menopozdan sonraki birkaç yıl boyunca bir kadının kemik kaybı yılda yaklaşık %2’dir. Bu nedenle, kadınlar kalsiyum ve diğer minerallerin kaybı nedeniyle osteoporoz geliştirme konusunda erkeklerden daha büyük bir risk altındadır.

Osteoporoz, iskeletteki kemik miktarının azalmasına neden olan ve kemik yapısını bozan bir hastalıktır.

5. Sigara ve alkol

Uzun süre sigara içmek, kemik yoğunluğunda önemli bir azalmaya neden olabilir. Düzenli yüksek alkol tüketimi, kaslarda ve kemiklerde hasar gibi uzun vadeli ciddi sağlık sonuçlarına neden olabilir.

6. Yaşlanma

Kemik sağlığı söz konusu olduğunda yaşın bir faktör olması şaşırtıcı değildir. Kemik büyümesinin çoğu çocuk ve gençken gerçekleşir, ancak kemik sağlığını iyileştirmek için asla çok genç veya çok yaşlı değilsiniz.  30’dan itibaren sadece kemik kütlesini korumaya odaklanmalı.

7. Beslenme ve kilo

Sağlıklı bir beslenme ve sağlıklı bir kiloyu koruma, kemik bozuklukları riskini azaltmada önemlidir. Bu sadece kalsiyum ve süt ürünleri ile ilgili değil; 5 besin grubunun tümünden yiyecekler dahil eddilmeli.

8. D vitamini seviyesi

Güneşe maruz kalmamak, vücudun kalsiyumu üretmesi için ihtiyaç duyduğu D vitaminini yeterince almadığı anlamına gelebilir. Günlük güneşe maruz kalma, D vitamini seviyesini korumak için çok önemlidir.

9. Tiroid sorunları

Tiroid rahatsızlıkları kadınlarda erkeklerden daha yaygındır. Yüksek konsantrasyonlarda tiroid hormonları, kemik yoğunluğunu etkileyen ve osteoporoza neden olan kemik oluşumundan daha fazla kemik yıkımına yol açabilir. Tiroid rahatsızlıklarını tedavi etmek için kullanılan bazı ilaçlar da kemik sağlığını etkileyebilir.

10. İlaç ve tedaviler

Bazı tedaviler ve ilaçlar osteoporoz gelişme riskini artırabilir. Örneğin meme kanseri, prostat kanseri, epilepsi ilaçları ve bazı antidepresanlar kemik sağlığını etkileyebilir.

Paylaşın