2022’de Küresel Ticaretin Büyümesini Yarıya Düşebilir

Çok taraflı ticaret sisteminin yasal ve kurumsal organı olan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Rusya‘nın Ukrayna’yı işgalinin 2022’de küresel ticaretin büyümesini yarıya düşürebileceği uyarısında bulundu.

DTÖ tarafından ileriye dönük yapılan çalışmada, savaşın küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasılayı (GSYİH) önemli ölçüde aşağı çekeceği tahmininde bulunuldu.

Rusya’nın işgalinin “çok büyük boyutta insani bir krize neden olduğu” hatırlatılan açıklamada, savaşın ayrıca “küresel ekonomiye darbe vurduğu” kaydedildi.

Merkezi Cenevre’deki kuruluşun açıklamasında, Rusya ve Ukrayna’nın dünya ekonomisindeki paylarının düşük olmasına rağmen bu iki ülkenin gıda ve enerji gibi hayati öneme sahip iki sektörün küresel anlamda önemli üreticileri olduğu hatırlatıldı.

Küresel ticaret yarıya düşebilir

DTÖ projeksiyonuna göre, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, küresel GSYİH büyümesini 0,7 ila 1,3 puan düşürebilir ve büyümeyi 2022 için yüzde 3,1 ila yüzde 3,7 arasında bir yere çekebilir.

Buna göre yapılan yeni hesaplar, bu yılki küresel ticaretin büyümesini, DTÖ’nün geçen ekim ayında tahmin ettiği yüzde 4,7’den yüzde 2,4 ila yüzde 3 arasında, neredeyse yarı yarıya düşürebileceğini öngörüyor.

Bazı bölgelerinin diğerlerine oranla daha fazla bu krizden etkilenebileceği uyarısında bulunan DTÖ, fakir ülkelerin dışında Rus ve Ukrayna mallarının önemli müşterisi Avrupa ülkelerinin bu krizden daha fazla etkilenme riski bulunduğunu bildirdi.

(Kaynak: Euronews)

Paylaşın

Ukrayna Ekonomisi Yüzde 45, Rusya Ekonomisi Yüzde 11 Küçülecek

Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı savaşın sonuçları küresel çapta yaşanan fiyat artışları, enflasyon ve emtia sıkıntısıyla hissedilirken Dünya Bankası savaşın Rus ve Ukrayna ekonomilerinde yol açacağı sonuçlara dair tahminlerini açıkladı.

Buna göre Ukrayna’nın ekonomisinin neredeyse yarıyarıya küçülmesi bekleniyor. Ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının geçen yıla oranla yüzde 45 oranında düşmesi bekleniyor. Dünya Bankası’nın Pazar günü açıkladığı söz konusu öngörülerinin savaşın süresi ve yoğunluğuna göre değişeceğinin altı çizilirken, tahminlerin savaştaki değişime ve süreye bağlı olacağının da altı çizildi.

Savaşın başlamasından önce Ocak ayı sonunda Ukrayna’nın büyüme tahminini Dünya Bankası yaklaşık yüzde 3 olarak açıklamıştı. Dünya Bankası, Ukrayna ekonomisinin pek çok alanının olumsuz etkilendiği savaşın sonuçlarının da korkunç olmasının beklendiğini ve göç ve kaçışla birlikte yoksulluğun da ürkütücü boyutlara ulaşmasından endişe duyulduğunu bildirdi.

Yoksulların oranı yüzde 1,8’den yüzde 19,8’e tırmanacak

Ukrayna ile aynı kategoride yer alan ülkelerde istatistiki olarak günlük yoksulluk sınırının 5,50 ABD doları olduğu, savaşla birlikte Ukrayna halkı içinde bu kategoride yaşayanların oranının yüzde 1,8’den yüzde 19,8’e tırmanmasının beklendiği de belirtildi.

Dünya Bankası’nın Avrupa ve Orta Asya Bölümü Başkan Vekili Anna Bjerde, “Savaşın yol açtığı insanı krizin boyutu çok sarsıcı. Ukrayna’nın ekonomisinde istikrar sağlayabilmesi ve vatandaşlarına yardım edebilmesi için derhal büyük maddi desteğe ihtiyacı var” diye konuştu.

Ukrayna’ya yönelik tahminler savaşın gidişatına bağlı

Ukrayna’ya yönelik yapılan ekonomik tahminler savaşın gidişatı kestirilemediğinden barış ortamında yapılanlara göre çok daha belirsiz. Ancak gidişata dair ipuçları vermesi bakımından büyük önem arzediyor.

Dünya Bankası dün yaptığı açıklamada, savaşın Ukrayna’daki üretimde de büyük önem taşıyan altyapısına ağır zarar verdiğini belirtiyor ve buna demir yolları ile raylı sistemleri, köprüleri, yolları ve limanları sayıyor. Dolayısıyla Ukrayna’ya yönelik öngörüde bulunmanın çok güç olduğu tekrarlanıyor.

Kuruluş, ticaretin de durma noktasına geldiğini, Karadeniz’deki limanlardan yapılan ihracatın büyük kısmının da yapılamadığını haber veriyor. Rusya’nın saldırılarıyla Ukrayna’da tarımın da yapılamaz hale geldiği, bunun sonuçlarının da bu yılı aşıp önümüzdeki döneme yönelik olumsuz etkileri olacağı da belirtiliyor.

Rusya ekonomisi yüzde 11,2 oranında küçülecek

Dünya Bankası, Ukrayna’ya saldıran Rusya’nın ekonomisinin de ABD ve Avrupa’dan uygulanan yaptırımlar sonucunda yüzde 11,2 oranında küçülmesinin beklendiğini duyurdu. Ülke içindeki talebin de yaptırımlarla ortaya çıkacak işsizlik ve alım gücünün düşmesi nedeniyle azalacağı, yoksulluğun ve enflasyonun artacağı, tedarik zincirinin de kesintiye uğrayacağı tahmin ediliyor. Rusya’nın büyümesine dair savaş öncesinde Ocak ayında yapılan tahminler de pek iyimser değildi.

Bu arada Dünya Bankası, savaşın başlamasıyla sadece Rusya’nın değil onunla bağlantılı ülkelerin ekonomilerinin de küçüleceğini haber veriyor. Belarus, Moldova, Kırgızistan ve Tacikistan ekonomilerinin de örneğin savaş nedeniyle olumsuz etkileneceği, Rusya’da yaşayan bu ülke vatandaşlarının mesela memleketlerine daha az para göndereceği belirtiliyor. Kırgızistan ve Tacikistan gibi ülkelerde, yurt dışında yaşayan vatandaşların ülkelerine gönderdiği paranın o ülkelerin gayri safi yurt içi hasılasına etkisinin yüzde 30’unu oluşturduğu haber veriliyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaşın ticaretteki akışı da büyük oranda kesintiye uğrattığı belirtiliyor. Özellikle Rusya ve Ukrayna’dan buğday alan ülkelerin durumuna dikkat çekiliyor. Kuzey Afrika ve kimi Orta Doğu ülkeleri buğday konusunda bu iki ülkeye büyük ölçüde bağımlı. Pek çok uzman, fakir ülkelerde enflasyonun ve zamların büyük siyasi istikrarsızlıklara da yol açmasından endişe edip uyarıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, Rus Oligarklara Nasıl Kur Yapıyor?

Birleşik Krallık merkezli The Economist, dergisi “Türkiye Rus oligarklara nasıl kur yapıyor?” başlıklı yazısında Ukrayna Savaşı bağlamında Türkiye-Rusya ilişkilerini yorumladı. Ankara’nın dış politikasının eleştirildiği imzasız yazıda, Türkiye’nin “Rus sermayesine sıcak bakarken Ukrayna’ya silah sattığı” belirtildi.

Türkiye’nin Rusya’ya karşı net bir tavır almadığı suçlamalarının dile getirildiği yazı, “Rusya’nın Ukrayna’yı işgale girişmesinin üzerinden birkaç hafta geçmişken, İngiltere tarafından yaptırım listesine alınan Rus oligark Roman Abramoviç’e ait iki süper lüks yat Türkiye limanlarına demirledi” cümlesiyle başlıyor. Yazı şöyle devam ediyor:

“İki diğer oligark Andrey Molçanov ve Maksim Şubarev ile eski Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev’le ilişkilendirilen teknelerin de görüldüğü bildirildi. 29 Mart’ta Abramoviç Türkiye’de ortaya çıktı ve barış görüşmeleri için İstanbul’a gelen Rusya ve Ukrayna müzakere heyetlerine katıldı.

“Türkiye bu savaşta birden fazla rol oynuyor. Bir NATO üyesi olarak Ukrayna’yı destekliyor ve ona çok sayıda Rus tankını enkaza çeviren silahlı insansız hava araçlarını (SİHA’lar) satmayı sürdürüyor. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya’nın işlediği suçlara yönelik eleştirileri hafifti. Daha da endişe verici olan, Türkiye’nin Rusya’ya yönelik yaptırımları etrafından dolandığına dair işaretler olması.”

Economist daha sonra bu kuşkularını hangi açıklamalar ve tutumlarla desteklediğini sıralıyor:

“Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 26 Mart’ta, Rus oligarkların uluslararası hukuka saygılı oldukları sürece yatırımlarını Türkiye’ye getirebileceklerini söyledi. Erdoğan da ‘kapıları açık tutacağını’ söyledi. Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesinde, Türkiye ve Rusya arasındaki ticaretin ruble, Çin yuanı veya altın ile yapılmasını önerdi. Bir Rus hava savunma sistemi (S-400) satın aldığı için zaten Amerikan yaptırımlarıyla yüz yüze olan Türkiye, Rusya ile yeni silah anlaşmaları yapma ihtimalini reddetmemişti.

“Türklerin çoğu kendilerini Ukrayna’ya yakın hissediyor. Fakat Erdoğan’ın Batı’yı kışkırtma ve Rusya’ya taviz verme alışkanlığı da etkisini gösteriyor. Yakında yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Türklerin yüzde 73’ü, ülkelerinin Ukrayna konusunda tarafsız kalmasını istiyor. Savaştan Rusya’nın sorumlu olduğunu düşünenlerin oranı ise sadece yüzde 34. Yüzde 48, ABD ve NATO’yu suçluyor. Erdoğan, savaş suçları da dahil hiçbir şeyin Putin ile ilişkisini bozmasına izin vermemekte kararlı görünüyor.”

Economist bu noktada, “Rusya diktatörü” olarak nitelendirdiği Putin’in sözcüsü Dimitri Peskov’un 2 Nisan’da “Türkiye ile ilişkilerimiz harikulade” dediğini hatırlatıyor.

‘Zelenskiy, Erdoğan’dan hep övgüyle söz ediyor’

Economist, “Erdoğan’ın Rusya ile Ukrayna arasında arabuluculuk yapma teklifi övgüyle karşılandı” diyor ve ekliyor: Diğer liderleri Rusya konusunda fazla yumuşak davranmakla suçlayan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Türkiye liderinden hep övgüyle söz ediyor.

Yazıda ayrıca Carleton Üniversitesi’nin Çağdaş Türkiye Araştırmaları Merkezi’nden Yevgeniya Gaber’in görüşlerine de yer verilmiş. Gaber’e göre ,”Ukrayna’nın Türkiye’yi eleştirmemesinin nedeni Türk SİHA’ları olabilir.”

Economist’teki yazı şu satırlarla noktalanıyor: “Türkiye’nin Rusya’ya karşı ortak yaptırımlara katılmayı reddetmesi şaşırtıcı değil. Ülke geleneksel olarak yaptırımların bir dış politika aracı haline gelmesine her zaman karşı olmuştu. Fakat Erdoğan’ın fırsatçılığının Batı başkentlerinde yarattığı bıkkınlık büyüyor. Birçokları, Türkiye’nin sonuç getirmeyen barış görüşmelerini bir bahane olarak kullandığını düşünüyor.

“Bir Avrupa yetkilisi ‘Burada kimse müzakerelerin başarılı olacağına inanmıyori. Rusya Ukrayna’yı yok etmeye kararlı ve buna engel olmak Türkiye’nin çıkarına olmalı’ dedi.”

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna’dan Kaçanların Sayısı 4 Milyon 100 Bini Aştı

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) açıkladığı verilerine göre, Rusya’nın saldırılara başladığı başlangıcı 24 Şubat’tan bu yana 4 milyondan fazla Ukraynalı ülkesini terk etti, on binlerce sivil de halen komşu ülkelere akın etmeyi sürdürüyor.

BM, beş hafta içinde 4 milyon 137 bin 842 sivilin Ukrayna’yı terk ettiği bilgisini paylaştı. Bu sayı, Cuma günü açıklanan sayıdan 34 bin 966 kişi daha fazla.

Yapılan açıklamada, Ukrayna’da yaşı 18 ila 60 olan erkeklerin askere çağrılması nedeniyle ülkeden ayrılanların yüzde 90’ını kadınların ve çocukların oluşturduğu ifade edildi.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM) de Ukraynalı olmayan, ülkede çalışmak ya da okumak için bulunan yaklaşık 205 bin 500 kişinin de Ukrayna’yı terk ettiğini belirtti.

Yerinden edilenlerin sayısı 10 milyonu aştı

Örgüt, yaklaşık 6 milyon 480 bin kişinin de Mart ayının ortasından bu yana, Ukrayna içinde yer değiştirdiğini açıkladı. Savaş nedeniyle yerinden edilen toplam kişi sayısı 10 milyonu aştı, bu sayı Ukrayna nüfusunun dörtte birine tekabül ediyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırıları öncesinde, Rusya’nın ilhak ettiği Kırım ve doğuda ayrılıkçı güçlerin kontrolü altındaki bölgeler dışında, Ukrayna’nın nüfusu yaklaşık 37 milyondu.

Çocukların yarıdan fazlası yerinden edildi

Birleşmiş Milletler, bu süreçten çocukların da olumsuz bir şekilde etkilendiğine dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) geçen hafta Ukrayna’daki yaklaşık 7,5 milyon çocuğun yarısından fazlasının yerinden edildiğini açıkladı. Yerinden edilen çocukların 2,5 milyonu Ukrayna içinde yer değiştirirken, 2 milyonu da yurt dışına gitti.

Polonya’daki Ukraynalıların sayısı 2,5 milyona yaklaşıyor

UNHCR tarafından açıklanan verilere göre, 10 Ukraynalı’dan yaklaşık 6’sı, yani 2 milyon 405 bin 703’u Polonya’ya geçti. Polonyalı sınır muhafızlarına göre ise gerçek sayı daha fazla. Sınır yetkilileri, savaşın başlangıcından bu yana 2 milyon 437 bin Ukraynalı’nın Polonya’ya geçtiğini ifade etti. UNICEF’in verilerine göre ise Polonya’ya ulaşanların 1,1 milyondan fazlası çocuk.

Ukrayna’nın batısındaki sınır komşusu ülkelere giriş yapanların bazılarının Avrupa Birliği (AB) Schengen bölgesi vasıtasıyla diğer ülkelere geçiş yaptığı belirtiliyor.

Moldova’dan AB’ye geçiyorlar

Moldova sınırı, Ukrayna’nın liman kenti Odesa yakınında bulunuyor. Ukrayna’dan yaklaşık 391 bin 592 sivilin AB üyesi olmayan ve Avrupa’nın en fakir ülkelerinden olan Moldova’ya gittiği kaydedildi.

2,6 milyon nüfuslu, Ukrayna ve Romanya arasında bulunan Moldova’ya girenlerin büyük kısmının başka bir yer için harekete geçtiği, yaklaşık 93 bininin ülkede kaldığı belirtildi. BM, ülkeden kalanların yüzde 80’inin evlerde ağırlandığı bilgisini paylaştı.

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı, Moldova’daki 100 bin sığınmacıya ve onları ağırlayan ailelere mali destek sağlamaya başladı.

Ukrayna’dan bir diğer sınır komşusu Macaristan’a geçenlerin sayısı 379 bin 988 olarak paylaşılırken, toplam 294 bin 885 kişinin Ukrayna’nın en kısa sınırını geçerek Slovakya’ya giriş yaptığı kaydedildi.

Paylaşın

Rusya Ve Ukrayna Ateşkeste Anlaşamadı

Rusya ve Ukrayna heyetlerinden temsilciler, İstanbul, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’ndeki ilk tur görüşmelerinin ardından açıklamalarda bulundu. Toplantının ardından her iki ülke heyetleri Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nden ayrıldı. İkinci tur yarın gerçekleşecek.

Dolmabahçe’de, daha önce Ukrayna’daki görüşmelerde zehirlendiği iddia edilen oligark Roman Abramovich de bulunuyordu. Kremlin, Abramovich’in görüşme heyetinde resmi bir rolü olmadığını belirtti.

Ukraynalı müzakerecilerden David Arakhamia gazetecilere yaptığı açıklamada, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu sekiz ülkeyi garantör ülke olarak görmek istediklerini söyledi. Bu ülkeler arasında Britanya ve ABD’yi de saydı.

“Kırım ayrı bir görüşmenin konusu”

Ukrayna heyeti, müzakerelerde Rusya’nın talep ettiği tarafsızlık statüsü karşısında güvenlik garantileri önerdiklerini söyledi. Söz konusu teklifin içinde aynı zamanda ilhak edilen Kırım’ın statüsü üzerine 15 yıllık bir danışma periyodu olduğu belirtildi.

Ukrayna heyetinden yapılan açıklamada henüz ateşkese ilişkin bir anlaşmaya varılmadığı belirtildi. Ukrayna heyeti, Kırım meselesinin görüşmelerin ayrı bir parçası olacağını söyledi.

Rusya: Görüşmeler yapıcı geçti

Rus müzakereci Vladimir Medinski de müzakerelerin ilk gününün “yapıcı olduğunu” söyledi.

Medinsky, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski arasında bir görüşmenin, iki ülkenin dışişleri bakanları tarafından başlatılan bir barış anlaşmasıyla birlikte yürütülecekse mümkün olduğunu söyledi.

Ukrayna’nın teklif ve taleplerini, Putin’e ileteceklerini ifade ettiler.

Çavuşoğlu: En anlamlı ilerleme bugün kaydedildi

İki ülke heyetlerinin açıklamalarından sonra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da şunları söyledi:

“Her aşamada taraflar arasında yakınlaşmanın arttığını bugün memnuniyetle görüyoruz. En öncelikli konu bir an önce ateşkesin sağlanmasıdır. Bu savaş artık durmalıdır. Bugün toplantıda bu konuda bir mesafe katedildiğini görüyoruz.

Bazı konularda uzlaşı ve ortak anlayışa varıldı. Müzakerelerin başlamasından bu yana en anlamı ilerleme bugün kaydedildi. Daha zor meselelere sonraki seviyelerde iki ülkenin Dışişleri Bakanlarının şekil vermeleri öngörülmektedir.”

Görüşme sabah başlamıştı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, müzakere için İstanbul’a gelen Ukrayna ve Rusya heyetlerine seslendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bölgesinde pek çok acıya şahitlik etmiş bir ülke olarak Karadeniz’in kuzeyinde benzer bir tablonun ortaya çıkmaması için çalıştık, çabaladık” dedi.

“Çatışmalar, dostunuz ve komşunuz olarak bizleri gerçekten derinden üzüyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sahibi olduğumuz uluslararası platformlarda iki tarafın (Rusya-Ukrayna) da hakkını, hukukunu, hassasiyetlerini koruyan kollayan gözeten, adilane bir yaklaşım sergiledik” ifadelerini kullandı.

Erdoğan “Adil bir barışın kaybedeni olmayacağına inanıyoruz. Çatışmanın uzaması hiç kimsenin yararına değildir” diyerek trajediyi durdurmanın tarafların elinde olduğunu vurguladı.

Erdoğan, “Bir an önce barışın sağlanması herkesin faydasına olacaktır. Görüşmelerden artık somut sonuçlar alınması gereken döneme girildiğini düşünüyoruz. Dünya sizlerden gelecek hayırlı ve müjdeleri haberleri bekliyor. İşinizi kolaylaştıracak her türlü katkıya hazırız” dedi.

Türkiye’nin görüşmelerde ara buluculuk rolünün bulunmadığına dikkat çeken Erdoğan buradaki müzakerelerin liderler temasını mümkün hale getireceğini belirtti ve “Böyle bir görüşmeye ev sahipliği yapmaya da hazırız” dedi.

Paylaşın

‘Rusya, Ukrayna’da İki Talebinden Vazgeçti’ İddiası

Financial Times gazetesi, Rusya’nın bugün İstanbul’da devam edecek Ukrayna ile müzakerelerde, ülkenin “Nazilerden arındırılması” talebinden vazgeçtiğini ve askeri bir ittifaka girmemesi halinde AB üyesi olabilmesine izin vermeye hazırlandığını yazdı.

Gazete, görüşmeler hakkında bilgi sahibi dört kişiye dayandırdığı haberinde, Moskova ve Kiev’in çatışmaların durdurulmasını görüştüğünü ve olası bir anlaşmanın parçası olarak, Ukrayna’nın güvenlik garantileri ve potansiyel AB üyeliği karşılığında NATO üyesi olma isteğinden vazgeçmesinin gündemde olduğunu belirtti.

Anlaşma henüz sonuçlandırılmadığı için adının açıklanmasını istemeyen yetkililerin verdiği bilgilere göre, taslak ateşkes anlaşması metninde, Rusya’nın başta dile getirdiği üç ana ana talep olan “Nazilerden arındırılma” ve “Silahsızlanma” ve “Ukrayna’da Rusça için yasal koruma” yer almıyor.

Tarafların temsilcilerinin bugün İstanbul’da bugün dördüncü tur görüşmelere başlayacağını belirten gazete, Rusya’nın ödünlerinin, Ukrayna’nın beklenenden daha sıkı bir direniş göstermesi ve Rusya’nın operasyonel yetersizlikleri sonucu bir aydır süren işgalin genel anlamda durma noktasına gelmesi sonucu olduğunu vurguluyor.

‘Perdeleme kaygısı’

Ancak Ukrayna ve Batılı destekçilerinin Putin’in görüşmeleri yorgun güçlerini tazelemek ve yeni bir saldırı başlatmak için bir perdeleme olarak kulanmasından şüphe duyduğu vugulanıyor.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin partisinin parlamentodaki lideri ve Kiev’in müzakere ekibinin bir parçası olan David Arakhamia da, gazeteye yaptığı açıklamada tarafların güvenlik garantileri ve Ukrayna’nın olası AB üyeliği konusunda uzlaşmaya yakın olunduğunu belirtiyor, ancak büyük bir ilerleme ihtimali konusunda ihtiyatlı olunması gerektiğine dikkat çekiyor.

Arakhamia “En başından beri tüm meseleler masada ama hala çözülemeyen noktalar var” diyor. Görüşmelere yakın bir başka kaynak da Rusya’nın neredeyse her gün hem askeri baskı hem de Kiev’in silahsızlanması konularında tutum değiştirmesinden kaygılı olduklarını belirtiyor.

Kremlin Söcüsü Dimitri Peskov’un da “Rusya görüşmelerdeki ilerlemeler konusunda konuşamaz ve konuşmayacaktır. Bu sadece müzakere sürecine zarar verir” dediği aktarılıyor. Değerlendirilen anlaşmaya göre, Ukrayna’nın NATO üyeliğinden vazgeçmesinin yanı sıra, nükleer silah geliştirme ve topraklarında yabancı askeri üs bulundurmamasının da öngörüldüğü kaydediliyor.

Karşılığında da, Ukrayna’nın aralarında Rusya, ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya, Çin, İtalya, Polonya, İsrail ve Türkiye’den güvenlik garantileri alacağı söyleniyor.

Ancak Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy’nin herhangi bir anlaşmanın garantörler tarafından kabul edilmesi ve parlamentolar tarafından onaylanması gerektiğini söylediği hatırlatılıyor. Zelenskiy’nin ayrıca, anayasayı değiştirmeden önce anlaşmayı referanduma sunacağını söylediği ve bunun en az bir yıl alacak bir süreç olduğu kaydediliyor.

Arakhamia ise “Uzlaşılan tek konu uluslararası garantiler. Ukrayna bunu istiyor ama bunun için hala garantörlerin onayı gerek, aksi takdirde anlaşma asla olmaz” diyor.

Değerlendirilien taslak metinde, Ukrayna’nın Rusya’nın 2014’te ele geçirdiği iki bölgesini geri alma talebinden bahsedilmediği ve bunun Putin ve Zelenskiy arasında gelecekte yapılacak müzakerelere bırakıldığı ifade ediliyor.

Arakhamia Moskava’nın Rusya’nın, Kiev’in Kırım’ın ve doğudaki iki bölgenin ilhakını tanımasını talep ettiğini söylüyor ve “Bağımsızlık Bildirgemiz’in dışındaki hiçbir sınırı kabul etmeyeceğiz. Bu en kritik nokta” diyor.

Ateşkes anlaşması başarılı olursa, Ukrayna ve Rusya dışişleri bakanlarının buluşup, güvenlik garantilerini ve Rusça’nın Ukrayna’da korunması gibi sosyal meselelerdeki anlaşmaları sonuçlandıracağı ifade ediliyor. Bunu da Putin ve Zelenskiy arasındaki bir görüşmenin izleyeceği kaydediliyor. Ancak Kremlin Sözcüsü Peskov’un böyle bir görüşme için “herhangi bir hareket” olmadığını söylediği de aktarılıyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Ukraynalı Çocukların Yarısından Fazlası Yerinden Edildi

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), bir aydır süren savaşın ardından Ukraynalı çocukların yarısından fazlasının yerinden edildiğini açıkladı. Buna göre, savaş ülkede yaklaşık 7,5 milyon çocuk nüfusunun yarısından fazlasının (4,3 milyon çocuk) yerinden edilmesine yol açtı.

Buna, komşu ülkelere mülteci olarak geçen 1,8 milyondan fazla çocuk ve şu anda Ukrayna’da ülke içinde yerinden edilmiş 2,5 milyon çocuk da dâhil.

UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell, Ukrayna-Rusya savaşının, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana, en fazla oranda çocuğun yerinden edildiği savaşlardan biri olduğunun altını çizerek şunları söyledi: Bu, gelecek nesiller için kalıcı sonuçlar doğurabilecek korkunç bir dönüm noktası. Çocukların güvenliği, refahı ve temel hizmetlere erişimi, durmaksızın devam eden bu korkunç şiddetin tehdidi altında.

OHCHR verileri

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’ne (OHCHR) göre, 24 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana, Ukrayna’da 78 çocuk öldü ve 105 çocuk yaralandı. OHCHR, bu rakamların BM’nin doğrulayabildiği raporlardan hareketle bildirildiğini, gerçek ölü sayısının muhtemelen çok daha fazla olduğunu aktardı.

DSÖ verileri 

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ise son dört hafta içinde, ülke genelindeki sağlık tesislerini etkileyen 52 saldırı olduğunu bildirdi. Tahmini olarak 1,4 milyon insanın güvenli suya erişimi yokken, 4,6 milyon insanın suya erişimi sınırlı veya suları kesilme riskiyle karşı karşıya. 6 ila 23 aylık 450.000’den fazla çocuğun tamamlayıcı gıda desteğine ihtiyacı var olduğu aktarıldı.

Öte yandan UNICEF, kızamık ve çocuk felci de dâhil olmak üzere rutin aşılar ve çocukluk çağı aşılarının yapılma oranlarında bir azalma olduğunu gözlemledi. Kuruluş bunun, özellikle insanların şiddetten korunduğu aşırı kalabalık bölgelerde, aşı ile önlenebilir hastalıkların hızla yayılmasına yol açabileceğini aktardı.

Mavi noktalar

UNICEF, Ukrayna’nın Kiev, Kharkiv, Dnipro ve Lviv de dâhil olmak üzere 9 bölgesindeki 49 hastaneye tıbbi malzeme ulaştırarak 400.000 anne, yenidoğan ve çocuk için sağlık hizmetlerine erişimi iyileştirdi. Kuruluş, kuşatma altındaki topluluklara su ve hijyen malzemeleri dağıtmaya devam ediyor. Ayrıca, akut çatışma bölgelerinde çalışan gezici çocuk koruma ekiplerinin sayısını 22’den 50’ye çıkarttı ve 2,2 milyondan fazla insanın ihtiyaçlarını desteklemek için 63 TIR hayat kurtaran malzeme teslim etti.

Ukrayna’dan kaçan milyonlarca çocuğu ve aileyi korumak ve desteklemek için UNICEF ve UNHCR, hükümetler ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortaklaşa çalışarak, çocuklar ve kadınlar için tek noktada güvenli alanlar sağlayan “Mavi Noktalar”ı kurdu. “Mavi Noktalar” seyahat eden ailelere önemli bilgiler sağlıyor, refakatsiz ve ailelerinden ayrı düşmüş çocukların belirlenmesine ve korunmalarına yardımcı oluyor.

Paylaşın

Vladimir Putin’in Önündeki Beş Senaryo

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişiminin üzerinden ortalama bir ay geçti. Almanya’nın çok okunan tabloid gazetelerinden Bild, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın gidişatı ile ilgili kapsamlı bir analiz hazırlayarak olası senaryoları masaya yatırdı.

“Putin’in Ukrayna’daki kanlı savaşı böyle bitebilir” başlığıyla kullanılan haberde, savaşın olası bitiş senaryoları mercek altına alındı.

  • Putin kazanırsa;

Bild gazetesi, bunu “felaket senaryosu” olarak yorumlarken, “Kremlin liderinin hayalleri gerçek olur. Kiev’in meydanında kırmızı, mavi ve beyaz bayrağın dalgalanması, başkanlık sarayının işgal edilmesi ve parlamentoya yeni vekiller getirilmesi olası. Ayrıca üst düzey Ukraynalı siyasetçileri ve direnenleri toplama kamplarına gönderebilir. İçerde baskıcı bir rejim olur ve dışarıdan da Putin’e bağlı bir yönetim olarak hem Baltık ülkelerine hem de Polonya’ya tehdit oluşturabilir” yorumunu yaptı.

Fakat gazete, Rus ordusunun savaşın başından beri Ukrayna’daki büyük kentleri ele geçiremediğine dikkat çekerken, “Neyse ki bu seçeneğin gerçekleşmesi imkansız” yorumunu yaptı.

  • Rusya çekilirse;

Bild gazetesi, Putin’in asla yenilgiyi kabul etmeyeceğini yazarken, Rusya Devlet Başkanı’nın imajını korumak için Donbas bölgesinde bazı toprakları ele geçirerek savaşı bırakmasının da bir senaryo olduğunu aktardı.

Mariupol’un için kritik bir önemi olduğuna dikkat çekilirken, “Putin, Mariupol’ü ele geçirirse askerlerine eve ‘zaferle’ dönmesine fırsat sağlayabilir” denildi. Bild gazetesi, bu olasılığın gerçekleşme ihtimali olduğunu yazarken, “Bu uygun. Kendini Rusya ve Ukrayna arasında arabulucu olarak konumlandıran Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma günü Putin’in ateşkes yapmasını istemişti. Erdoğan Putin’e, ‘Artık barış için atılacak adımın mimarı sen olmalısın demeliyiz’ demiş ve ‘Onurlu bir çıkış yap’ ifadesini kullanmıştı” hatırlatmasını yaptı.

  • Putin kaybederse;

“Rusya ordusu ilerleme kaydedemez, Rusya ekonomisi çökerse, Rusyalılar ayaklanırsa, Putin yenilmiş olur” diyen Bild gazetesi, Batı ülkelerinin ekonomik yaptırımlarının Rusya’da da hissedildiğini aktardı. Rusya içinde de birçok insanın savaşa karşı olduğuna dikkat çekti. Bild gazetesinde yer alan analizde bu olasılık ile ilgili olarak, “Şu an için bu çok olası değil fakat imkansız da değil. Savaş uzarsa bunun ihtimali artar” yorumunu yaptı.

  • Müzakerelerden sonuç çıkarsa;

Bild, “Ukrayna direnmeye devam ederse Putin savaşı kazanamayacağını anlayarak müzakere masasına oturabilir. Müzakerede Ukrayna’nın Kırım’dan vazgeçmesinin istenmesi ve Ukrayna’nın NATO ya da AB ile yakınlaşmasının da engellenmesi amaçlanabilir” yorumunu yaptı. Gazete, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’nin de çözüm için referanduma gidilmesinin olası olduğunu söylediğine dikkat çekti. Bild, bu senaryonun da olası olduğunu fakat savaşın gidişatına bağlı olduğunu aktardı.

  • Bitmeyen savaş;

Şu an Ukrayna’nın birçok noktasında çatışmalar devam ediyor… Rusya, Kiev’i bombalamaktan çekinmezken, 24 Şubat’ta başlayan Rusya-Ukrayna savaşının en kötü senaryosunun savaşın bitmemesi olduğu belirtildi. Bild, savaşın bitmemesinin olası olduğuna da dikkat çekerken, “Eğer Putin, bütün uyarılara ve çağrılara rağmen savaşa devam ederse Rusya ikinci bir Afganistan’la karşılaşır. Sovyetler Birliği de Afganistan’da 10 yıl savaşmış ve ciddi kayıplar vermişti” ifadesine yer verdi.

Paylaşın

Rusya Ordusu Nerede Hata Yapıyor?

Rusya, dünyadaki en büyük ve en güçlü ordulardan birine sahip, buna rağmen Ukrayna’da bugüne kadar istediği ilerlemeyi sağlayamadı. Batılı birçok askeri uzman, Rusya’nın sahadaki performansı karşısında yaşadığı şaşkınlığı gizlemiyor.

Sahadaki ilerleyişin yavaşlığı, bazı askeri uzmanların “Rusya kayıplarının üstesinden gelebilecek mi?” sorusunu sormasına yol açtı. Bu hafta BBC’ye konuşan üst düzey bir NATO askeri görevlisi, “Rusya açıkçası hedeflerine ulaşamadı, muhtemelen nihayetinde de ulaşamayacak.” dedi. Peki yanlış giden neydi? Batılı üst düzey ordu ve istihbarat yetkilileri, Rusya’nın hataları hakkında ne düşünüyor?

Yanlış varsayımlar

Rusya’nın ilk hatası Ukrayna’nın çok daha küçük olan ordusunun savunma kapasitesini hafife almak oldu. Rusya, yıllık savunma bütçesine 60 milyar dolar ayırırken Ukrayna 4 milyar dolar ayırıyor. Bu da Rusya’nın karşısındaki gücü hafife almasına yol açtı.

Rusya, tıpkı diğer birçok güçlü orduya sahip ülke gibi, kendi askeri gücünü de gözünde fazla büyütmüş olabilir. Devlet Başkanı Vladimir Putin uzunca bir süredir Rusya ordusunun modernizasyon programı için hırsla çalışıyor ve bu çalışmaların karşılığında ordusunun gerçekte olduğundan çok daha fazla güçlendiğini düşünmüş olabilir.

İngiltere ordusundan üst düzey bir yetkilinin verdiği bilgiye göre Rusya’nın savunma yatırımlarının büyük bir kısmı nükleer kapasitesini geliştirmek ve bu konuda deneyler yapmak için kullanılıyor. Buna hipersonik füzeler gibi yeni silahlar üretmek de dahil.

Rusya’nın Kızıl Meydan’da düzenlenen Zafer Günü Geçit Törenleri’nde sergilenen ve dünyanın en gelişmiş tankı olarak tanıtılan T-14 Armata’yı da bu savaşta henüz kullanılırken görmedik. Rusya’nın sahaya çıkardığı tankların çoğu daha eski T-72 tankları, zırhlı personel taşıyıcılar, top ve füze fırlatıcıları…

İşgalin başlangıcında Rusya’nın havada çok belirgin bir avantajı vardı, sınıra gönderilen savaş uçaklarının sayısı Ukrayna’nın savaş uçaklarının üç katı kadardı. Bu sebeple birçok askeri uzman Rusya’nın havada hızlı bir üstünlük kazanacağını düşünmüştü; ancak öyle olmadı. Ukrayna’nın savaş uçaklarına karşı yürüttüğü savunma, bugüne kadar Rusya’nın manevra alanını kısıtlamaya yetecek kadar etkili olabildi. Moskova, özel kuvvetlerinin çok hızlı ve belirleyici bir rol oynayabileceğini de öngörmüş olabilir.

Üst düzey Batılı bir askeri yetkilinin BBC’ye verdiği bilgiye göre Rusya, Ukrayna’nın hava savunmasının ‘güçsüzlüğüne’ güvendiği için Spetsnatz ve VDV gibi paraşütçüler göndermenin yeterli olacağını ve bunun Ukrayna savunmasını saf dışı bırakacağını düşündü. Ancak ilk günlerde Kiev yakınlarındaki Hostomel Havalimanı’nda yapmayı planladıkları helikopterlerin yok edilmesi saldırısı geri tepti, Ukrayna savunması saldırıyı püskürttü. Bu da Rusya’nın asker, mühimmat ve destek göndermek için kullanacağı bir havalimanını ele geçirmesini önlemiş oldu.

Hostomel Havalimanı saldırısı püskürtülünce Rusya, tüm destekleri karayoluyla göndermeye başladı. Bu da belli bir trafikte ilerleyen araçların ve konvoyların Ukrayna tarafından daha kolay şekilde hedef alınmasına yol açtı. Bazı ağır silahlar bunun önüne geçmek için yoldan çıkınca çamura saplandı ve ilerleyemedi.

Bu sırada Rusya’nın kuzeyde uydular tarafından görüntülenen uzun zırhlı araç kuyruğu henüz Kiev kuşatmasına katılmadı. En önemli ilerlemeler güneyden geldi; burada hem mühimmat hem asker sevkiyatı için tren yolları kullanılıyor. Tüm bu gelişmeler üzerine BBC’ye konuşan İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, “Putin’in güçlerinin momentumu kaybettiğini” söylüyor: Takılıp kaldılar ve yavaş da olsa çok önemli kayıplar veriyorlar.

Kayıplar ve düşük moral

Rusya, Ukrayna’nın işgali için sınıra 190 bin asker yığdı ve bunların önemli bir kısmı da çatışma hattına gitti, yani aktif olarak savaşa katıldı. Ancak Batı’nın istihbaratına göre bu sayının yüzde 10’unu sahada kaybettiler. Rusya veya Ukrayna’nın kayıpları için güvenilir ve teyit edilmiş net bir bilgi yok ancak Ukrayna 14 bin Rus askerinin hayatını kaybettiğini iddia ediyor. ABD istihbaratı ise bu sayının yarısının doğru olabileceğini düşünüyor.

Batılı yetkililer de Rusya ordusundaki askerlerin morallerinin “çok, çok düşük olduğuna dair” işaretler olduğunu savunuyor. Bir yetkili, haftalardır Belarus’ta bekleyen askerler için “Üşüyorlar, yorgunlar ve açlar” dedi.

Rusya, kayıplarını karşılayabilmek için şimdiden ülkenin doğusundan ve Ermenistan’dan Ukrayna sınırına yeni asker takviyesi yapmaya başladı bile. Batılı yetkililer, Suriye’den de savaşçı taşındığı ve bunların da yakında savaşa katılacağı haberleri için “büyük olasılıkla doğru” ifadelerini kullanıyor.

Tedarik ve lojistik sıkıntısı

Rusya aslında çok temel alanlarda zorluklar yaşıyor. Eski bir askeri söylem vardır; “Amatörler taktik konuşurken profesyoneller lojistik çalışır.” Rusya’nın bu savaşta lojistik üzerine yeterince düşünmediğine dair kanıtlar var. Zırhlı ve silahlı araç konvoyları benzin, gıda ve mühimmat eksiği yaşıyor. Bozulan araçlar terk ediliyor ve Ukrayna traktörleri tarafından çekiliyor.

Batılı yetkililer Rusya’nın bazı mühimmat eksiklerinin de olabileceğini söylüyor. Şimdiye kadar uzun menzilde 850-900 hedefe kilitli mühimmat, mesela güdümlü füzeler kullanıldı. Bunların yerini de yönlendirilmeyen silahlarla doldurmak mümkün değil.

ABD’li yetkililer, Rusya’nın bu konudaki eksiklerini gidermek için Çin’den yardım isteyebileceği uyarısında bulunuyor. Tüm bunlara karşın Ukrayna’ya Batı ülkelerinden düzenli bir silah ve askeri mühimmat akışı var. Bu aynı zamanda morallerin de yükselmesine yol açıyor. ABD çok kısa bir süre önce 800 milyon dolarlık daha savunma desteği vereceğini açıkladı.

Daha fazla tanksavar ve uçaksavar füzesinin yanı sıra ABD’nin Switchblade isimli insansız hava aracı da vereceği biliniyor. Bu insansız hava aracına patlayıcı yüklenebiliyor ve hedefe ulaştığı noktada patlatılabiliyor. Batılı yetkililer hâlâ Putin’in Ukrayna şehirlerini uzunca bir süre daha bombalamaya yetecek askeri gücü olduğu konusunda da uyarıda bulunuyor.

Bir istihbarat yetkilisi de, bugüne kadarki kısmî hayal kırıklığına rağmen Putin’in vazgeçmeyeceğini ve büyük olasılıkla saldırılarını artıracağını söylüyor. “Putin Rusya’nın askeri anlamda Ukrayna’yı yenebileceğini hâlâ inanıyor.” diyor.

Ukrayna ordusu bugüne kadar etkili bir savunma göstermiş olsa da, çok ciddi anlamda bir destek ve tedarik gelmediği sürece ellerindeki malzemenin hızla bitebileceği konusunda da uyarıda bulunuyor Batılı uzmanlar. Çünkü savaşın başındaki kadar olmasa da üstünlük hâlâ Rusya ordusunda.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Putin’in Aklından Neler Geçiyor?

Batılı istihbarat birimleri, Rusya lideri Vladimir Putin’in kendi yarattığı bir çember içinde kapana kısıldığı görüşündeler ve bu onları endişelendiriyor. İstihbaratçılar yıllarca Putin’in planlarını anlayabilmek için onun kafasından geçenlerin peşine düştü.

Rus güçleri Ukrayna’da tıkanmış bir görüntü verirken, bu düşünceleri öğrenebilmek, Putin’in baskı altında nasıl reaksiyon vereceğini anlamak adına her zamankinden önemli bir hal almış durumda. Onun ruh halini anlayabilmek, krizin daha tehlikeli bir hal almasını önlemek adına hayati bir önem taşıyor.

Rus liderin hasta olduğuna dair spekülasyonlar yapılıyordu. Ancak birçok uzman Putin’in oldukça izole bir durumda olduğunu ve çevresinde alternatif olabilecek fikirleri dile getirecek kimse olmadığını değerlendiriyor.

Bu izole hal, uzun masalarda yalnız bir şekilde baş köşede oturduğu fotoğraflara da yansıyor. Bir Batılı istihbarat yetkilisi, Putin’in işgal planının bir KGB ajanı tarafından oluşturulmuşa benzediğini söylüyor ve planının, gizliliğe büyük önem veren “komplocu dar bir grup” tarafından oluşturduğunu değerlendiriyor.

Ancak sonuç tam bir kaos oldu. Rus komutanlar hazır değildi ve hatta bazı askerler niçin sınırı geçtiklerini dahi bilmiyordu.

Bir karar verici

Kaynakları hakkında ipucu vermeyen Batılı ajanlar, işgal planı hakkında, Rusya liderliği içindeki birçok kişiden daha fazla şey biliyordu. Ama şimdi daha zor bir görevleri var; Rusya liderinin bir sonraki adımını öngörmek.

CIA’in Rusya operasyonlarını yönetmiş bir isim olan John Sipher, “Kremlin’in bir sonraki adımını anlamaktaki zorluğun arkasında, Putin’in tek karar verici olması yatıyor” diyor.

İngiltere’nin Gizli İstihbarat Servisi’nin (MI6) eski başkanı John Sawers da benzer bir görüşü dile getiriyor ve “en yakınındaki isimler bile bilmezken” Putin’in ne düşündüğünü öngörmenin güçlüğüne vurgu yapıyor.

Psikoloji profesörü olan Adrian Furnham, Putin’in kendi propagandasının kurbanı olduğunu, görüş aldığı kişilerin çok sınırlı olması nedeniyle de dünyaya bakışının garipleştiğini görüşünde.

İstihbaratçılar, Putin’in yakın çevresinde hiçbir zaman fazla kişi bulunmadığını ancak konu Ukrayna’yı işgale geldiğinde bu çemberin iyice daraldığını söylüyorlar.

Bu çemberde yer alanların da, Putin’e tamamen inanmış, ihtiraslarını ve amaçlarını sorgulamayan kişilerden oluştuğu belirtiliyor. Bu yakın çevrenin ne kadar dar olduğu, işgal öncesi Kremlin’deki güvenlik zirvesinde ortaya serilmişti.

Onu yakından gözlemleyenler, 1990’larda Rusya’nın yaşadığı, Sovyetler sonrası kargaşa dönemini unutturma arzusu ile hareket ettiği görüşündeler.

Ayrıca, iktidarının Batı tarafından elinden alınmaya çalışıldığı ve aynı Batı’nın Rusya’nın önünü kapama kararlılığında olduğuna dair bir inançla hareket ettiğini düşünüyorlar. Putin’le tanışmış bir kişi, Kaddafi’nin 2011’de devrildikten sonra öldürülürken görüntülerini izleme takıntısını hatırlatıyor.

IA Başkanı William Burns’ten Putin’in ruh sağlığını değerlendirmesi istendiğinde şu yanıtı vermişti: “O, yıllardır kindarlık ve ihtirasla yanıcı hal alan bir motorla hareket ediyor.” Burns, Putin’in görüşlerinin yıllar içinde sertleştiğini ve alternatif görüşlere de kapandığını anlatıyor.

Rusya lideri delirdi mi?

Bu soru birçok Batı’da birçok kişi tarafından dile getiriliyor. Ve fakat az bir grup uzman bu soruyu yararlı buluyor. Bir psikolog, Ukrayna işgali kararının neden verildiğini, eğer o kararı veren kişiyi peşin hükümle deli olarak değerlendirirsek, anlayamayız diyor.

CIA bünyesindeki bir ekip, yabancı liderler hakkında, sağlık, geçmiş ve ilişkiler üzerinden “liderlik analizleri” yapıyor. Kullandıkları bir başka araç da, farklı liderlerle yapılan temaslardan elde edilen bilgiler. Örneğin, 2014 yılında Angela Merkel dönemin ABD Başkanı Obama’ya, Putin hakkında “o farklı bir dünyada yaşıyor” demişti.

Fransa lideri Macron da Putin ile son görüşmesinde, Rus lideri önceki görüşmelere göre “daha katı ve izole” gördüğünü söyledi. Peki bu arada bir şeyler mi değişti? Bazıları, fazla kanıt ortaya koymadan, Putin’in sağlığının kötüleşmiş olabileceğini ya da ilaçlara tepki veriyor olabileceğini ortaya atıyor.

Psikolojik faktörleri öne çıkaranlar da var. Putin’in Rusya’yı korumanın kaderi olduğunu düşündüğü ve yeniden süper güç statüsünü ona kazandırmak için az zamanı kaldığı düşüncesi ile hareket ediyor olabileceği görüşü dile getiriliyor. Bir taraftan da Covid’de kendini çok fazla izole etmiş olmasının yaratabileceği olası ruhsal etkilere atıf yapılıyor.

ABD yönetiminde diplomat olarak görev yapmış ve şimdi bir düşünce kuruluşunda olan Ken Dekleva, Putin’in ruh sağlığının bozuk olmadığını düşündüğünü ancak acele ile hareket etmeye başladığı görüşünü dile getiriyor.

Putin’in çemberi içine, yararlı bilgilerin ulaşmıyor olduğu endişesi de hakim. Rus istihbarat servisleri, Ukrayna’da askerlerin nasıl karşılanacağı gibi duymak istemeyeceği bilgileri işgal öncesi ondan saklamış olabilir.

Bu hafta bir Batılı yetkili, Putin’in halen birliklerinin durumu konusunda, Batılı istihbarat servisleri kadar bilgisi olmayabileceğini söyledi. Bu olası bilgi eksikliği, krizin derinleşmesi durumunda verebileceği tepki konusunda endişeler doğuruyor.

Deli adam teorisi

Putin’in kendisi çocukken bir fareyi nasıl kovaladığına ilişkin bir hikaye paylaşmıştı. Köşeye sıkışan farenin, saldırı haline geçtiği ve genç Vladimir’i kaçmaya ittiğini anlatmıştı. Batılı devlet insanları, Putin’in kendisini köşeye sıkışmış hissedip hissetmediği sorusunu dile getiriyor.

Bir Batılı yetkili, “Soru, acımasızlığın seviyesini artıracak ve krizi, kullanmaya hazır olduğunu söylediği silah sistemleri noktasına taşıyacak mı?” diyor. Putin’in taktik bir nükleer silah kullanabileceği bir süredir ifade ediliyor.

Psikoloji profesörü olan Adrian Furnham, ani bir kararla “düğmeye basın” diyebileceği endişesinin olduğunu söylüyor. Putin’in deli adam teorisi olarak adlandırılan bir taktiğe oynuyor olabileceği de dile getiriliyor.

Buna göre Rus liderin, düşmanlarını geri çekilmeye zorlamak için, nükleer silah kullanımı dahil, her şeyi yapabilecek bir deli adam olarak göstermek isteyebileceği de değerlendiriliyor.

Batılı ajanlar ve siyaset yapıcılar için Putin’in niyetlerini anlamak her zamankinden daha önemli. Onu, tehlikeli bir tepki verecek hale getirmeden nereye kadar zorlayabileceklerini tahmin edebilmeleri büyük önem taşıyor.

“Putin’in kendine bakışında, hataya ve zayıflığa yer yok. Hatta bunlara karşı nefret besliyor.” diyen Ken Dekleva devam ediyor: “Köşeye sıkışmış bir Putin, daha tehlikeli bir Putin’dir. Bazen ayının kafes dışına çıkış ormana geri dönmesine izin vermek daha hayırlıdır”

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın