Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Hakkında Tutuklama Kararı

Merkezi Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında tutuklama kararı çıkardı. Mahkemenin hakkında tutuklama kararı çıkardığı bir diğer isim de Rusya Federasyonu Cumhurbaşkanlığı Ofisi Çocuk Hakları Komiseri Maria Lvova-Belova.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Rusya Devlet Başkanı Putin’e yönelttiği suçlamalar arasında, Ukrayna’daki bazı çocukların yasa dışı şekilde Rusya’ya götürülmesi de yer alıyor.

Rusya, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taraf olan ülkelerden biri değil. Bu nedenle mahkemeyi tanımıyor.

UCM’nin internet sitesinden yapılan açıklamada, soruşturmanın daha iyi şekilde yürütülmesi ve mağdurların korunması için Putin hakkındaki tutuklama kararının ve yakalama emrinin gizlice verilmesinin düşünüldüğü fakat bunun kamuoyuna açıklanması durumunda gelecekte benzer suçların önüne geçilmesi ihtimali nedeniyle kararın duyurulmasının istendiği belirtildi.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Karim Khan, tutuklama kararına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, en az yüzlerce çocuğun yetimhanelerden alındığını ve bu çocukların çoğunun Rusya Federasyonu’nda evlatlık verildiğini tespit ettiklerini söyledi.

Bu amaçla Rusya’da Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yasanın değiştirildiğini ve çocukların Rus aileler tarafından evlat edinilmesini kolaylaştırmak için Rus vatandaşlığı verilmesinin hızlandırıldığını belirtti.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Karim Khan, “İşlenen suçlardan sorumlu olanların hesap vermesini, çocukların ailelerine teslim edilmesini sağlamalıyız. Çocukların savaş ganimeti muamelesi görmesine izin veremeyiz” dedi.

Putin hakkında çıkarılan tutuklama kararının ilk somut adım olduğunu, diğer Ukrayna soruşturmalarının devam ettiğini belirten Başsavcı, “Ukrayna karmaşık ve geniş kapsamlı uluslararası suç iddialarını barındıran bir suç mahali. Deliller gerektiğinde başka yakalama kararı talebi iletmekte tereddüt etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Yakalama kararının bir önemi yok”

Moskova bir yılı aşkın süredir devam eden Ukrayna işgalinde savaş suçu işlendiği iddialarını reddetmişti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zaharova, “tutuklama kararının hiçbir öneminin olmadığını” savundu. Telegram kanalı üzerinden açıklama yapan Rus sözcü, “Rusya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Roma Tüzüğü’ne taraf değil ve bu nedenle bir yükümlülüğü bulunmuyor” dedi.

Rusya’nın mahkemenin yetkisini tanımadığını belirten Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, “Bu nedenle bu tür kararların Rusya Federasyonu için hukuki açıdan geçerliliği yoktur” ifadelerini kullandı.

Kremlin sözcüsü, Putin’in Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni tanıyan ülkelere seyahat etmekten endişe edip etmediği sorusuna, “Bu konuda ekleyecek bir şeyim yok. Söyleyeceklerim bu kadar” yanıtını verdi.

Rusya Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kuran Roma Tüzüğü’nü 2000 yılında imzalamış ancak üyeliği onaylamamış ve 2016 yılında da imzasını çekmişti. Rusya o dönem Kırım’ı 2014 yılında tek taraflı ilhak etmesi sebebiyle uluslararası baskı altındaydı.

Paylaşın

Esad’dan Erdoğan’la Görüşme İçin Suriye’den Askerlerin Çekilmesi Şartı

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşme için ‘Suriye’den askerlerin çekilmesi’ şartını yineledi. Erdoğan ile görüşmeye hazır olduğunu ancak bunun için Türkiye’nin askerlerini Suriye’nin kuzeyinden çekmesini şart koşan Esad, Ankara’nın ‘terörizme verdiği tüm desteği kesmesi’ gerektiğini de söyledi. 

“Erdoğan’la bir görüşmenin gerçekleşebileceği tek senaryo bu” diyen Suriye Devlet Başkanı, “Suriye’deki savaşın nihai olarak sona ermesine yol açmayacaksa, böyle bir toplantının ne yararı olabilir?” ifadelerini kullandı.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, resmi ziyarette bulunduğu Moskova’da, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi. Şam-Ankara ilişkilerinin de masaya yatırıldığı görüşmenin ardından Rusya basınına açıklamalarda bulunan Esad, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşme olasılığına ilişkin konuştu.

Esad, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile olası bir görüşme için ‘Suriye’den askerlerin çekilmesi’ şartını yineledi. Erdoğan ile görüşmeye hazır olduğunu ancak bunun için Türkiye’nin askerlerini Suriye’nin kuzeyinden çekmesini şart koşan Esad, Ankara’nın ‘terörizme verdiği tüm desteği kesmesi’ gerektiğini de söyledi.

“Erdoğan’la bir görüşmenin gerçekleşebileceği tek senaryo bu” diyen Suriye Devlet Başkanı, “Suriye’deki savaşın nihai olarak sona ermesine yol açmayacaksa, böyle bir toplantının ne yararı olabilir?” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, Ukrayna savaşında Rusya’ya desteğini de yineleyen Esad, ‘Suriyelilerin çoğunun Rusya’nın Ukrayna operasyonunu desteklediğini’ dile getirdi.

Reuters’ın RIA Novosti’den aktardığına göre, “Suriye’deki Rus varlığını genişletmenin iyi bir şey olduğunu düşünüyoruz” diyen Esad, Rus ordusunun Suriye’deki varlığının ‘geçici ya da sadece terörle mücadeleye odaklı olmaması gerektiğini’ söyledi.

Suriye Devlet Başkanı, “Terörle mücadele günümüzün meselesi ama geçici bir mesele. Rus ordusunun herhangi bir ülkedeki varlığı geçici olmamalı” dedi.

Putin – Esad arasında gerçekleşen görüşmeye dair Kremlin’den yapılan yazılı açıklamada iki liderin ifadelerine yer verildi.

Putin, iki ülkenin sürekli iletişim halinde olduğunu ve iki ülke arasındaki ilişkilerin ilerlediğini belirterek şöyle dedi: “Ortak çabalarımız sosyoekonomik ve iç siyasi durumun istikrara kavuşmasını mümkün kılıyor. Ancak Suriye halkı yıkıcı bir deprem gibi çok ciddi bir sorunla daha karşı karşıya kaldı. Tabii ki, bu durumu ağırlaştırıyor. Gerçek dostların yaptığı gibi biz de size destek olmaya çalışıyoruz.

Bildiğiniz gibi hem Acil Durumlar Bakanlığı’ndan hem de Suriye’de bulunan Silahlı Kuvvetlerden temsilcilerimiz de deprem yardım çalışmalarına katkı sağlıyor. Ancak her şeye rağmen ilişkilerimiz ilerliyor, ekonomi de dahil. Geçen yıl ticarette yüzde 7’lik bir artış kaydettik. Önümüzdeki yıl ülkelerimiz arasındaki diplomatik ilişkilerin 80’inci yılını kutlayacağız.”

Daha sık görüşmeliyiz

Esad da Moskova’da olmaktan mutlu olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Her iki taraftan farklı yetkililer sürekli görüşmeye devam ediyor. Ancak uluslararası arenada devam eden çeşitli değişiklikler nedeniyle, nasıl ilerleyeceğimizi anlamak için muhtemelen daha sık görüşmeliyiz. Öncelikle size ve Acil Durumlar Bakanlığı aracılığıyla faaliyet gösteren ve depremin ardından bize yardımcı olan Rusya Federasyonu’nun tüm bakanlıklarına teşekkür etmek istiyorum.

Farklı bakanlıklarımız arasında son üç gün içinde gerçekleştirilen görüşmelerin sonuçlarından çok memnunum. Bunların son birkaç yılın en iyi toplantıları olduğuna inanıyorum. Bu sefer elde ettiğimiz sonuçların, finansal ve ekonomik bağlarımızı pratikte daha da geliştirmemize yardımcı olacağını düşünüyorum.”

Suriye Devlet Başkanlığı ofisinden yapılan açıklamada ise görüşmede iki liderin siyasi ve ekonomik gelişmelerin yanı sıra ikili ilişkileri, ortak iş birliğini, bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele aldığı belirtildi. Ayrıca, iki liderin Ukrayna’daki “Rus askeri operasyonunu” da ele aldığı ve Esad’ın, Rusya-Ukrayna savaşında Moskova yönetimine desteklerini yinelediği ifade edildi.

Öte yandan ziyaret kapsamında Esad rejiminin Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ile Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ayrı görüşmeler gerçekleştirdi.

Paylaşın

Rusya, Ukrayna’yı Bu Kez Hipersonik Füzelerle Vurdu: En Az 9 Ölü

Rusya’nın bölgesel bir operasyon olarak adlandırdığı Ukrayna’nın ise ‘Batı’lı güçlerin desteğiyle devam ettirdiği savaşın bir yılı geride kalırken, Rusya, Ukraayna’yı bu kez hipersonik füzelerle vurdu.

En az dokuz kişi hayatını kaybettiği saldırılar nedeniyle Avrupa’nın en büyüğü konumunda olan Zaporijya Nükler Santrali’nin elektriği de kesildi. Ancak daha sonra bu sorun giderildi.

Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü Igor Konaşenkov, Perşembe günü yaptığı açıklamada, “Kinzhal hipersonik füze sistemi de dahil olmak üzere havadan, denizden ve karadan uzun menzilli silahlarla Ukrayna’nın askeri altyapısının temel unsurlarını vurduk” dedi.

Söz konusu yaylım ateşi, Ocak ayının sonundan bu yana gerçekleştirilen en büyük Rus saldırısı olarak kayıtlara geçti.

Ukrayna ordusu, 34 seyir füzesinin ve dört de İran yapımı insansız hava aracının düşürüldüğünü iddia etti. Ancak yetkililer, Kinzhal balistik füzeleri, Kh-22 gemisavar füzeleri ve S-300 uçaksavar füzelerini ise imha edemediklerini de aktardı.

Reuters’a konuşan Ukrayna hava kuvvetleri sözcüsü, “Bu büyük bir saldırıydı ve ilk defa bu kadar çok farklı türde füze kullanıldı. Böyle bir şey daha önce hiç olmamıştı” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise ülkesinin ses hızının beş katından daha hızlı hareket edebilen balistik hipersonik füzelere yaptığı yatırımı vurguladı.

Nükler enerji operatörü Energoatom, Zaporijya’daki elektrik kesintisinin Ukrayna elektrik sistemi ile tesis arasındaki bağlantıyı yok ettiğini duyurdu.

Tesisteki enerji kesintisi daha sonra çözüldü. Ancak çözüm sağlanana kadar ise santral dizel jeneratörlerle çalıştırıldı.

Santraldeki radyoaktif maddelerin soğutulması için elektriğe ihtiyaç duyuluyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) Başkanı Rafael Grossi, “Bugün enerji kaybının, Zaporijya Nükleer Santrali için durumun ne kadar kırılgan ve tehlikeli olduğunu bir kez daha gösterdi” dedi.

Grossi, Perşembe günü sabah saatlerinde tesisin korunması için uluslararası bir taahhüt verilmesini istemişti.

“Her seferinde bir zar atıyoruz” diyen Grossi sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun defalarca devam etmesine izin vermemiz durumunda, bir gün şansımız tükenecek.”

Başkent Kiev’de ise şehrin batı ve güney bölgelerinde patlamalar meydana geldi. Acil servisler bu noktalara müdahalelerde bulundu.

Odesa valisi Maksim Marçenko, liman kentindeki bir enerji tesisine füze isabet ettiğini ve bu nedenle elektrik kesintilerinin yaşandığını söyledi. Bölgede yerleşim yerleri de vurulurken, herhangi bir can kaybının olmadığı bildirildi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Rusya’dan Ukrayna’nın Birçok Kentine Füze Saldırısı: En Az 5 Ölü

Rusya’nın bölgesel bir operasyon olarak adlandırdığı Ukrayna’nın ise ‘Batı’lı güçlerin desteğiyle devam ettirdiği savaşın bir yılı geride kalırken, Rusya bugün erken saatlerde Ukrayna’nın birçok kentinde çoğunlukla enerji altyapısını hedef alan geniş çaplı füze saldırıları düzenledi.

Füze saldırıları, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Ukrayna’nın Karadeniz limanlarından tahıl sevkiyatına ve Rusya’nın gıda ve gübre ihracatına izin veren bir anlaşmanın uzatılması konusunda Ukrayna Cumburbaşkanı Vladimir Zelenskiy ile görüşmek üzere Kiev’i ziyaret etmesinden saatler sonra geldi.

Ukraynalı yetkililer konutların da isabet aldığı saldırılarda en az beş kişinin öldüğünü, çok sayıda yaralı olduğunu açıkladı.

Son üç haftadır Rus güçlerince yapılan en şiddetli saldırıda füzelerin başkent Kiev, ülkenin ikinci büyük kenti Harkiv, Karadeniz’deki önemli liman kenti Odesa’nın yanı sıra ülkenin merkezindeki Dinyeper ve Poltava’dan batıdaki Zitomir, Vinnitsya ve Rivne’ye  kadar uzandığı bildirildi.

Yerel makamlar dört sivilin batıdaki Lviv bölgesinde, bir kişinin de Dnipropetrovsk’te füzelerin yerleşim yerlerine isabet etmesi sonucu hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ukrayna Enerji Bakanı Herman Haluşçenko füze saldırılarında Kiev, Mikolaiv, Harkiv, Zaporijya, Odesa, Dnipropetrovsk ve Zitomir bölgelerindeki enerji tesislerinin hedef alındığını söyledi ve saldırıları “Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik bir başka barbarca saldırı” olarak nitelendirerek kınadı.

Saldırılar sonucu kentlerde durum

Kiev Belediye Başkanı Vitali Klitschko, kentin güneybatısında patlamalar olduğunu ve acil servislerin bölgeye gittiğini belirtti. Kentin bazı bölgelerinde elektriklerin kesildiği bildirildi.

Harkiv Valisi Oleh Syniehubov da, Ukrayna’nın doğusunda yer alan kentin kuzeydoğusuna 15 füze isabet ettiğini ve sivillerin yaşadığı binalarının vurulduğunu açıkladı. Bu kentte de elektrik kesintileri yaşandığı aktarıldı.

Odesa bölge valisi Maksim Marchenko da yaptığı açıklamada, toplu bir füze saldırısının liman kentindeki bir enerji tesisini vurduğunu ve elektriklerin gittiğini belirtti. Kentte yerleşim alanlarının da vurulduğu aktaran vali halka sığınaklarda kalmaları uyarısında bulundu.

Devlete ait nükleer enerji şirketi Energoatom da, Rus güçleri tarafından işgal edilen Zaporijya Nükleer Santrali füze saldırıları sonucunda güç kaybettiğini açıkladı. Energoatom, santralin aylar önce Rusya tarafından devralınmasından bu yana altıncı kez elektrik kesintisine uğradığını ve bunun da santrali 10 gün boyunca çalıştırabilecek 18 dizel jeneratöre güvenmek zorunda bıraktığını söyledi. Nükleer santraller soğutma sistemlerini çalıştırmak ve bir erimeyi önlemek için sürekli güce ihtiyaç duyuyor.

Öte yandan Rus ve Ukrayna güçleri arasında Bahmur bölgesini ele geçirmek için yoğun çatışmalar sürüyor.

(Kaynak: Eurnews Türkçe)

Paylaşın

Türkiye-Suriye Normalleşme Sürecinde İkinci Aşama: İran Da Katılıyor

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’in Ankara’yı ziyareti sırasında düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye ile normalleşme sürecindeki görüşmelere bundan böyle İran’ın katılacağını da duyurdu.

Bakan Çavuşoğlu, “Yaklaşık 2 ay önce kardeşim Hüseyin (İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan), Ankara ziyaretinde kendilerinin de bu formata Astana’da olduğu gibi katılmak istediklerini bize söylediler. Türkiye olarak ‘İran’ın katılmasının hiçbir mahsuru yoktur’ dedik. Rusya’ya da ‘İran’ın katılmasında bir mahsur yok’ dedik, şimdi toplantı için çalışmalar devam ediyor. Bunu da dörtlü bir şekilde yapmayı planlıyoruz” diye konuştu.

“Rusya’dan olası dışişleri bakanları toplantısının hazırlığı için teknik düzeyde bir toplantı yapma teklifi geldi” diyen Çavuşoğlu, “Gelecek hafta için bakan yardımcımızı da Moskova’ya göndereceğiz ve bu toplantıya İran tarafı da katılacak. Daha sonra yani bu toplantıda dışişleri bakanları toplantısının hazırlıkları yapılacak yine hepimizin uygun gördüğü bir zamanda dışişleri bakanları düzeyinde de toplantı gerçekleştirilebilir” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan da, Suriye ve Türkiye’nin bölgenin iki önemli ülkesi olduğunu belirterek, İran’ın bu süreçte üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu kaydetti.

Türkiye ile Suriye arasında 11 yıl sonra ilk üst düzey temas Aralık ayında savunma bakanları arasındaki görüşmeyle  sağlanmıştı. Moskova’da gerçekleşen görüşmede Savunma Bakanı Hulusi Akar ile MİT Başkanı Hakan Fidan Suriyeli mevkidaşlarıyla bir araya gelmişti. Bu ilk görüşmeden sonra, Türkiye-Suriye diyaloğunun siyasi ilişkileri de ele alacak şekilde geliştirilmesi uzlaşısı ortaya çıkmıştı.

Ocak ayında yapılan temaslar sonucu Türkiye-Rusya-Suriye dışişleri bakanlarının üçlü formatta Şubat ayında bir araya gelmesi planı geliştirilmişti.  Ancak bu toplantı önce İran’ın da sürece katılmak istemesi ve bu yönde taraflara baskıda bulunması, ardından da Türkiye ve Suriye’yi vuran 6 Şubat depremleri nedeniyle belirsiz bir tarihe ertelenmişti.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov’un çağrısı üzerine yapılması beklenen toplantıda Türkiye’yi göreve yeni atanan Dışişleri Bakan Yardımcısı Burak Akçapar’ın temsil etmesi öngörülüyor.

Normalleşmenin siyasi gündemi

Gelecek hafta yapılacak teknik çalışmanın öncelikli amacı, dört dışişleri bakanının olası buluşmasının gündeminin oluşturulması.

Aralık ayında yapılan savunma bakanları toplantısının ardından Şam’dan yapılan açıklamalar, Ankara ile normalleşme sürecinin Suriye topraklarındaki Türk askerlerinin çekilmesini de içerecek şekilde ciddi koşullara bağlı olduğunu gösterdi.

Türkiye ise “sınırlarına ve vatandaşlarına dönük terör tehdidi” nedeniyle böyle bir adımı hemen atmasının olanaklı olmadığını, iki ülke arasında terörle mücadele konusunda yapılacak işbirliğinin sonuçlarına göre Suriye’deki askeri varlığını sonlandırabileceğini kaydediyor.

Bu süreçte Türkiye’de bulunan Suriyeli göçmenlerin ülkelerine güvenli dönüşü konusunda Suriye yönetimiyle işbirliği gündemini öncelik olarak gören Türkiye, Suriye’deki iç gerilimin sona ermesi için BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı kapsamında adımlar atıldığını da görmek istediğini kaydediyor.

Bu karar, Suriye’de Esad yönetiminin muhalifler ve sivil toplum ile birlikte yeni bir anayasa hazırlamasını, adil ve özgür seçimlere gidilmesini içeriyor. İsviçre’nin Cenevre kentinde yıllardır süren görüşmelere rağmen Esad yönetiminin blokajı nedeniyle siyasi geçiş konusunda adım atılamıyor.

Deprem sonrası işbirliği

Türkiye ve Suriye arasında diyaloğun başlatılması için son birkaç senedir çaba yürüten Rusya, iki ülkeden binlerce insanın yaşamını yitirmesine neden olan 6 Şubat depremleri sonrasında Ankara-Şam hattında insani yardımlaşma açısından bir fırsat doğabileceği görüşünde.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, iki ülke arasındaki normalleşme sürecinin hızlanması gerektiğini kaydederken, 6 Şubat depremleri ardından Ankara-Şam arasında pratik bir işbirliğinin kurulması gerektiğini Rus basınına ifade etti.

Moskova’da gelecek hafta yapılacak görüşmelerde, deprem sonrası insani yardımların özellikle Türkiye sınırından Suriye tarafına aktarılmasının da gündeme gelmesi, bu sürecin doğrudan ve etkin olması için Ankara-Şam işbirliğine vurgu yapılması da bekleniyor.

Deprem öncesi süreçte Türkiye’den Suriye’ye sadece Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Birleşmiş Milletler ve sivil toplum kuruluşu yardım gönderebiliyordu. Suriye’deki depremzedelere yardımın daha etkin geçmesi için Kilis’ten Suriye’ye açılan iki sınır kapısından da insani yardım geçişlerine izin verildi.

İran sürece hangi kaygılarla dahil oluyor?

İran, Türkiye-Suriye arasındaki sürece katılmak istediğini Ocak ayında İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın önce Şam’a sonra Ankara’ya yaptığı ziyaretlerde dile getirmişti. Esad yönetiminin Rusya ile birlikte en önemli destekçisi olan İran, süreçten dışlanması durumunda bölgedeki nüfuzunun azalacağından kaygı duyuyor.

Abdullahiyan, basın toplantısında, “Türkiye ve Suriye bölgede iki önemli ülke,” diyerek Tahran yönetiminin bu iki ülke arasındaki ilişkilerin düzelmesi için çalışmaya ve toplantılara katılmaya hazır olduğunu söyledi.  İranlı bakan, daha önce yapılması planlanan ancak ertelenen İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin Türkiye ziyaretini ileriki dönemde gerçekleştirmeyi planladığını da kaydetti.

(Kaynak: DW Türkçe, BBC Türkçe)

Paylaşın

İkinci Yılına Giren Rusya – Ukrayna Savaşı Silah Şirketlerine Yaradı

Merkezi Stockholm’da bulunan Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü SIPRI’nin verilerine göre küresel silah satışı 2021’de yaklaşık yüzde 2 arttı. SIPRI, Ukrayna’daki savaşın 2022’de silahlara ulaşma isteğini daha da arttırdığını belirtiyor.

Rakamlar da bunu doğruluyor. Amerika’yla yabancı ülkeler arasındaki silah satışı 2022’de 51,9 milyar dolar arttı.

Bunun önemli nedeni Amerika’nın Avrupa’daki müttefiklerinin Rusya’nın Ukrayna işgali sonrası kendilerini silahlandırmak için hızlı hareket etmeleri. Önceki yıla kıyasla bu yüzde 49’luk bir artış anlamına geliyor.

Doğrudan ticari satışlar yani yüklenici firmalardan hükümetlere doğrudan satışta da büyük artış var. 2021’de 103,4 milyar dolar olan satış, 2022’de 153,7 milyar dolara yükselmiş.

SIPRI’ye göre Rusya 2021’de en fazla silah ihracatı yapan ikinci ülkeydi.

Ukrayna’da ikinci yılına giren savaş küresel silah ticaretini arttırmış durumda. Ülkeler kendilerini muhtemel çatışmalara hazırlarken yeni teçhizatlara da talep artıyor. Savaş silah endüstrisindeki uzun süreli ilişkileri etkilerken kimin kime ne sattığı konusunda hesapları yeniden düzenledi ve müşterilerin envanterlerinde görmek istedikleri ürünler konusundaki taleplerini de değiştirdi.

Los Angeles Times gazetesinde yayınlanan analiz haberde, Avrupa ülkelerinin hem stokları dolu tutmak hem de Kiev’e roket, füze ve tank desteği sağlamak için savunma harcamalarını arttırdığına dikkat çekiliyor. Alman hükümeti İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra askeri konulardaki tereddütünü bir kenara bırakarak ordusu için 100 milyar dolar ayırdı.

Asya’da Japonya ve Güney Kore Çin’e karşı askeri harcamalarını arttırıyor. Çin, 2022’de savunma bütçesini yüzde 7 yükseltmişti. 16 milyar dolarlık artış Pekin’in savunma bütçesindeki en yüksek artışlardan biri oldu.

Silah şirketlerinin borsalardaki değeri de yükseliyor

Silah şirketlerinin borsalardaki değeri de yükselerek son yıllarda görülen en iyi seviyeye geldi. İngiliz güvenlik, savunma, uzay şirketlerini temsil eden ADS Grup’tan Kevin Craven’a göre Ukrayna savaşından önce insanlar paralarını savunma endüstrisinden farklı şirketlere yatırıyordu.

Craven, savaştan bir yıl sonra insanların hükümetin ilk işinin vatandaşlarını ve özgürlükleri korumak olduğunu hatırladığını kaydediyor. Craven bunun da önemli askeri ve savunma endüstrisi gerektirdiğini vurguluyor.

Kevin Craven, İngiltere’nin Ukrayna’ya güçlü askeri desteğinin olası müşterilerin Londra’nın Kiev’e gönderdiği bu teçhizatlara ilgisini arttırdığını da kaydediyor.

İngiltere Amerika’nın ardından Ukrayna’ya en fazla silah desteği sağlayan ülke. Londra Kiev’e tanksavar füzeleri, zırhlı araçlar, topçu bataryaları gönderiyor. İngiliz tankları Challenger 2’lerin de kısa süre içinde Ukrayna’da olması bekleniyor.

Abu Dabi’deki silah fuarı yoğun ilgi gördü

Geçtiğimiz günlerde Abu Dabi’de düzenlenen silah fuarı da son dönemde bir açıdan silah sektörüne artan ilgiyi ortaya koyan bir etkinlik oldu.

Uluslararası Savunma Sergi ve Konferansı’na aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 65 ülkeden 1350 şirket katıldı. Sadece Türkiye’den 50’den fazla firmanın fuara katıldığı belirtiliyor.

Fuarda görücüye çıkan silahlar savaşın sektörün yönünü de değiştirdiğini ortaya koydu. Özellikle fazla maliyetli olmayan, savaş alanını gözlemleyen ardından da bir hedefe kilitlenebilen insansız hava araçları dikkat çekti.

Son aylarda Rusya, Ukrayna altyapısını İran yapımı insansız hava araçlarıyla hedef alıyordu. Silah şirketi Edge’nin sahibi Faisal Bannai, Ukrayna’daki savaşın otonom sistemler ve elektronik savaşın ne kadar hayati olduğunu müşteri ülkeler için gösterdiğini belirtiyor.

Geleceğin bunda olduğunu belirten Bannai, bomba ya da mühimmat satabileceğini ama işinin asıl kısmının bu teçhizatlardan oluşmadığını da vurguluyor.

“Ukrayna’daki savaş bizim için büyük reklam oldu”

İnsansız hava aracı üreten Baykar şirketinden Bahadır Özer de “Ukrayna’daki savaş bizim için büyük bir reklam oldu” diyor.

Savaştan önce de şirket Ukrayna’ya Bayraktar TB2 insansız hava aracını gönderiyordu. Nispeten düşük maliyetli drone Karabağ, Libya ve Suriye’de de etkili şekilde ve Ukrayna’daki savaşta da adından söz ettirdi.

Los Angeles Times gazetesine konuşan Özer, TB2’nin uzun süredir başarılı olduğunu ama şimdiki farkın Batı’nın da dikkatini çekmesi olduğunu belirtti.

Bahadır Özer, NATO üyesi Polonya dahil 28 ülkenin TB2 satın aldığını ve daha fazla ülkenin ilgi gösterdiğini de kaydediyor.

“Savaş silahlara ulaşma isteğini daha da arttırdı”

Merkezi Stockholm’da bulunan Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü SIPRI’nin verilerine göre küresel silah satışı 2021’de yaklaşık yüzde 2 arttı. SIPRI, Ukrayna’daki savaşın 2022’de silahlara ulaşma isteğini daha da arttırdığını belirtiyor.

Rakamlar da bunu doğruluyor. Amerika’yla yabancı ülkeler arasındaki silah satışı 2022’de 51,9 milyar dolar arttı.

Bunun önemli nedeni Amerika’nın Avrupa’daki müttefiklerinin Rusya’nın Ukrayna işgali sonrası kendilerini silahlandırmak için hızlı hareket etmeleri. Önceki yıla kıyasla bu yüzde 49’luk bir artış anlamına geliyor.

Doğrudan ticari satışlar yani yüklenici firmalardan hükümetlere doğrudan satışta da büyük artış var. 2021’de 103,4 milyar dolar olan satış, 2022’de 153,7 milyar dolara yükselmiş.

“Rus savunma sanayine yaptırımlar ABD ve Batılı savunma şirketleri için fırsat”

ABD Savunma Bakanı Llyod Austin silah satışlarının daha hızlı olması için “Tiger Team” adında Ağustos ayında bir ekip kurmuştu.

Defence News dergisine göre Amerikalı yetkililer Rusya’nın savunma endüstrisine karşı yaptırımların Amerikalı ve Batılı savunma şirketleri için bir fırsat olduğunu söylüyor.

SIPRI’ye göre Rusya 2021’de en fazla silah ihracatı yapan ikinci ülkeydi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD’den Rusya’ya Uygulanan Yaptırımlar Deliniyor Uyarısı: Türkiye Detayı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Adalet, Ticaret ve Maliye Bakanlıkları, Rusya’ya yönelik yaptırım ve kısıtlamaların aşılması için kullanılan taktikler karşısında dikkatli olma çağrısı yaptı. Açıklamada, yaptırımların delinmesine çalışıldığını gösteren olası ipuçları arasında, paravan şirket kullanımı, takma isimler ve gizlenmiş nakliye bilgileri gibi işaretler olduğu belirtildi.

Haber Merkezi / Bakanlıklar tarafından yapılan açıklamada satışı yasaklı ürünlerin “yasa dışı olarak” Rusya ve Belarus’a yönlendirilmesinde Türkiye, Çin, Ermenistan ve Özbekistan gibi ülkelerin “aktarma noktası” olarak kullanıldığı belirtildi. “Tüm işletmelerin sorumlu şekilde davranıp kontrollere titiz biçimde uymaları gerektiği” ifade edildi.

Ortak açıklamada, “aktörler, Rusya bağlantılı yaptırımlar ve ihracat kontrollerinden kaçınmaya çalışmaya devam ediyor” denildi. Bakanlıklar, söz konusu kişilerin bu amaç doğrultusunda üçüncü tarafların aracı olarak kullanılması gibi yöntemlere başvurduğunu belirtti.

Olası taktikler ve tehlike işaretleri

Açıklamada Rusya yaptırımlarının delinmesine çalışıldığını gösteren bazı olası işaretler şu şekilde sıralandı:

– Müşterinin bir ürünün nihai kullanımı konusunda bilgi vermemesi

– Uluslararası para transferlerinde paravan şirket kullanımı

– Satın alınan malın kurulumu, bakımı gibi hizmetlerin geri çevrilmesi

– IP adresinin müşterinin bildirdiği lokasyon verisiyle örtüşmemesi

– Nakliye talimatlarında son dakika değişiklik yapılması

– Ödemenin daha önce bildirilmeyen üçüncü bir ülke veya şirket üzerinden yapılması

– Şirket ve kurumsal e-mail adresleri yerine şahsi e-mail hesaplarının kullanılması

– İnternette hiç varlık göstermeyen kurumlar üzerinden işlem yapılması

– İşlem belgelerinde değişiklik yapılması

– İç yazışmalardan bilgi çıkarılması

– Yabancı ülkelerdeki paravan şirketlerden ABD banka hesaplarına para transferi ve kaynağını gizlemek amacıyla paranın dağıtımının hızla yapılması.

Rusya-Ukrayna savaşının 24 Şubat 2022 tarihinde başlamasının ardından ABD ve çoğu Avrupa ülkesi koordinasyon içinde Ukrayna’ya askeri destek sağlamaya ve Rusya’ya yönelik çok sayıda yaptırım uygulamaya başladı. Fakat aralarında Türkiye, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika’nın da olduğu ülkeler bu yaptırımlara katılmadı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini kınayan Türkiye, Kiev’e silahlı İHA tedarik ederek destek verdi. Ancak Ankara aynı zamanda Batı’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarına da karşı çıkıyor. Buna karşın Türk hükümeti, uluslararası yaptırımların Türkiye’de etrafından dolaşılmayacağına dair söz verdi.

ABD bir süredir bu ülkeler üzerinden yaptırımların delinmesine göz yummayacaklarına yönelik açıklamalar yapıyor. Özellikle çip ve askeri sanayide kullanılabilecek ürünlerin ticareti takip ediliyor. ABD Ticaret Bakanlığı kısa süre önce aralarında Rusya ve Çin’deki şirketlerin de bulunduğu 90 tüzel kişiliğe yaptırım uygulamıştı.

Uyarı ziyareti

ABD Hazine Bakanlığı Terörizm ve Mali İstihbarattan Sorumlu Hazine Müsteşarı Brian Nelson, geçen ay Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirdiği temaslarda, “Türk işletmeleri ve bankaları, yaptırım uygulanan Rus kuruluşlarıyla iş yaparak yaptırım riski ve G7 pazarlarına erişimlerini kaybetme riski ile karşı karşıya kalabilir” uyarısında bulunmuştu.

Nelson, Türk işletmeleri ve bankalarının “Rus askeri-endüstriyel kompleksi tarafından kullanılabilecek potansiyel ikili kullanıma sahip teknoloji aktarımları ile ilgili işlemlerden uzak durmak için ilave önlem almaları” gerektiğini dile getirmişti.

Nelson, Türkiye Bankalar Birliği’ndeki konuşmasında, “Yaptırım risklerini azaltmak için, finansal kurumlar olarak hepinize, özellikle istismara müsait sektörler de dâhil olmak üzere, Rus kurum ve şahısları ile yapılan işlemlerde daha fazla denetim yapma çağrısında bulunuyorum” demişti.

Paylaşın

Hindistan’daki G-20 Toplantısı’nda Ukrayna Çatlağı

Hindistan’ın dönem başkanlığı kapsamında Yeni Delhi’de gerçekleştirilen G20 dışişleri bakanları toplantısı, üye ülkeler arasında Ukrayna savaşı konusunda ortak bir uzlaşıya varılamadan sona erdi.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin yıl dönümünde gerçekleşen G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı’nda yapılacak ortak açıklamada Ukrayna konusunda uzlaşı sağlanamamıştı.

Hindistan’ın Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar toplantı sonunda yaptığı açıklamada, Ukrayna’daki savaş konusunda “tarafların farklı görüşlere sahip olması nedeniyle ortak bir uzlaşı sağlanamadığını” söyledi.

Özellikle Ukrayna krizi konusundaki görüş ayrılıkları yüzünden ortak bir bildiri yayımlama kararı almadıklarını kaydeden Hintli bakan, “Tüm konularda mükemmel bir fikir birliğine varsaydık, toplu bir açıklama yapılırdı.” dedi.

Jaishankar, bununla birlikte üye ülkelerin çok taraflılığın güçlendirilmesi, gıda ve enerji güvenliğinin teşvik edilmesi, iklim değişikliği, cinsiyet sorunları ve terörle mücadele gibi az gelişmiş ulusların endişelerini içeren çoğu konuda anlaştıklarını da sözlerine ekledi.

Bu arada Hindistan Başbakanı Narendra Modi, dünyanın önde gelen ekonomilerine Ukrayna’daki savaş nedeniyle oluşan ayrımların ötesine geçerek az gelişmiş ülkelerin yaşadığı krizlerin çözümü noktasında uzlaşı çağrısı yaptı.

G20 dışişleri bakanları toplantısına video konferans ile katılan Modi, toplantının, Ukrayna savaşı nedeniyle “derin küresel ayrılıkların” yaşandığı bir dönemde yapıldığına dikkati çekerek, mevcut gerilimlerin grubun gıda, enerji güvenliği, iklim değişikliği ve borç krizi gibi konularda anlaşmaya varmasının önüne geçmemesi gerektiğini vurguladı.

“Küresel yönetişim başarısız oldu”

Modi, İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa edilen dünya düzeninin iki temel hedefinin, çatışmaların önlenmesi ve işbirliğinin teşviki olduğunu ancak finansal krizler, salgın, terör ve savaşın çerçevelediği son iki yıllık tecrübenin, “küresel yönetişimin bu hedefleri yerine getirmede açıkça başarısız olduğunu” gösterdiğini söyledi. Modi, “Çok taraflılığın krizde olduğunu kabul etmemiz gerekir.” dedi.

G20 maliye bakanları toplantısı

Hindistan’ın teknoloji merkezi Bengaluru’da geçen hafta düzenlenen G20 maliye bakanları ve merkez bankası başkanları toplantısı da, Rusya ile Çin’in, Ukrayna’daki savaşın nihai bir belgede tanımlanmasına itiraz etmesiyle konsensüs sağlanamadan sona ermişti.

Toplantının sonunda yayınlanan nihai belgede Ukrayna’daki savaş konusunda herhangi bir anlaşmaya varılamadığı belirtilmişti. Bu sonuç bildirgesi, önde gelen yedi sanayi ülkesinden oluşan G7’nin yine geçen hafta Rusya’ya karşı yeni yaptırımlar açıklaması ardından gelmişti.

Paylaşın

Almanya’dan Çine Net Uyarı: Rusya’ya Silah Verme

Almanya Parlamentosu’nda konuşan Başbakan Olaf Scholz, Çin’i Rusya’ya silah tedarik etmemeye çağırdı. ABD ve müttefikleri, Çin’in Rusya’ya silah tedarik etmeyi düşündüğünü öne sürerken Pekin ise bunu yalanlıyor.

DW Türkçe’nin aktardığına göre, Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Çin’i Ukrayna’daki işgalini sürdüren Rusya’ya silah vermemeye davet etti.

Alman parlamentosunda konuşan Scholz, “Çin’e mesajım açık: Moskova’daki nüfuzunuzu Rus askerlerinin çekilmesine yönelik baskı için kullanın. Ve saldırgan Rusya’ya silah tedarik etmeyin” dedi.

Scholz, Pekin’in Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesini kınamaktan çekinmesinin de hayal kırıklığı yaşatan bir durum olduğunu ancak Çin’in nükleer gerilimin düşürülmesine yönelik çabalarınıysa takdir ettiğini belirtti.

ABD ve müttefikleri, Çin’in Rusya’ya silah tedarik etmeyi düşündüğünü öne sürüyor. Pekin ise bunu yalanlıyor.

Biden yönetimi, kamuoyuna henüz bu iddiayı kanıtlayacak bir delil sunmadı. Ancak hem ABD Başkanı Joe Biden hem de ABD Dışişleri Antony Blinken Çinli mevkidaşlarıyla yaptıkları ikili görüşmelerde Pekin’i Rusya’ya silah vermemesi konusunda uyarmıştı.

“Kiev’le güvenlik garantilerini konuşuyoruz

Scholz, parlamentodaki konuşmasında ayrıca, Almanya ve müttefiklerinin Ukrayna’da sürdürülebilir bir barış sağlanmasına yönelik güvenlik garantileri konusunda Kiev ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi.

Almanya Başbakanı, “Ukrayna için sağlanacak güvenlik garantileri konusunda Kiev ve diğer partnerlerle konuşuyoruz” dedi.

“Ancak bu tip güvenlik garantileri Ukrayna’nın bu savaştakendini başarıyla savunduğu varsayımına dayanır” diyen Scholz, Almanya’nın bu nedenle Kiev’e silah temin ederek desteğini sürdüreceğini ifade etti.

Paylaşın

Kremlin Sözcüsü Peskov: NATO Bize Karşı Fiilen Savaşta

İzvestia gazetesine demeç veren Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, NATO’nun (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Kiev’e hem gönderdiği silahlarla hem de sağladığı eş zamanlı istihbaratla Moskova’ya karşı fiilen savaşta olduğunu belirtti.

NATO’nun 2014 Darbesi’nden beri çatışmaları alevlendirdiğini vurgulayan Peskov, “NATO ülkelerinin istihbaratı gece gündüz bize karşı çalışıyor, her türlü silahı da ordumuzu vurmaları için Ukrayna’ya gönderiyor” dedi.

Newsweek’in haberine göre Dmitriy Peskov, başta ABD, İngiltere ve Fransa olmak üzere NATO’nun fiilen Rusya’yla savaşta olduğunun altını çizdi.

“Hiçbir şeyi saklamaya gerek yok, her ne kadar bu konuda çok hassas gözükseler de” diye sözlerine devam eden Peskov, Batılı ülkelerin çatışmanın bir tarafı olduklarını tekrarladı.

“Bahmut düşerse Donbass düşer”

Öte taraftan Kiev’den tek taraflı bağımsızlık ilan eden Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin Artemovsk (Bahmut) kentinde çatışmalar şiddetlenirken, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, “Bahmut’u ele geçirmeyi başarırlarsa Donbass sınırlarına ve hatta Dinyeper’e kadar saldıracaklar” dedi.

Rus birliklerin ağır saldırıları altındaki Artemovsk kenti büyük oranda kuşatılmış durumda. Ukrayna Kara Kuvvetleri Komutanı Aleksandr Sırski, Artemovsk’taki durumun son derece gergin olduğunu belirterek “Önemli kayıplar alsa da düşman en iyi eğitimli Wagner gruplarını birliklerimizin savunmasını kırmak için gönderdi” şeklinde konuştu.

Ukrayna lideri Zelenskiy’den de süren çatışmaların önemine dair dikkat çekici bir açıklama geldi. “Burası çok büyük bir kent değil. Ruslar tarafından mahvedilmiş Donbass’taki diğer pek çok kent gibi… Onu korumak bizim için önemli ama mantıkçlı olduğu sürece savaşacağız” ifadelerini kullanan Zelenskiy, kentin düşmesi durumunda Rusların önce tüm Donbass’ı ardından da Dinyeper Nehri’ne kadar olan tüm Ukrayna topraklarını ele geçirmek için saldıracağını öne sürdü.

Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı da gün içerisinde çatışmalarla ilgili yaptığı açıklamada Artemovsk’un Rus güçlerinin ana odağı olduğunu doğruladı. Savaş öncesi nüfusu 70 bin civarında olan Artemovsk’ta şimdilerde 5 bin sivilin olduğu tahmin ediliyor.

Paylaşın