Putin, Batı’yı Hedef Aldı: Vatanımıza Karşı Savaş Başlatıldı

İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerin yenilgiye uğratılmasının kutlandığı Zafer Günü’nde, Kızıl Meydan’da düzenlenen törende konuşan Vladimir Putin, Rusya’ya karşı “gerçek bir savaş” yürütüldüğünü söyledi.

Vladimir Putin, konuşmasının devamında, “Biz egemenliğimizi savunuyoruz. Bugün uygarlık bir dönüm noktasında. Vatanımızı koruyacağız” ifadelerini kullandı.

Sovyetler Birliği’nin Nazi Almanyası’na karşı elde ettiği zaferin 78’inci yıldönümü sebebiyle başkent Moskova’da geleneksel askeri geçit töreni düzenlendi. Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı törene Rusya’nın Ukrayna’da sürdürdüğü savaş siyasi damgasını vurdu.

Kızıl Meydan’daki geçide 125 farklı birlikten 10 binden fazla Rus askeri katıldı. Ukrayna’daki savaşta yer alan bazı Rus askerleri de törene katılım gösterdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin törende yaptığı konuşmada bir kez daha Ukrayna işgalinin meşruluğunu savundu. “Bugün, medeniyet bir kez daha tayin edici bir dönüm noktasında” diyen Putin “Vatanımıza karşı gerçek bir savaş başlatıldı” diye konuştu.

Putin “Ancak uluslararası terörizmi geri püskürttük, Donbas’ta yaşayanları koruyacağız ve güvenliğimizi güvence altına alacağız” dedi.

Putin, Ukrayna’daki savaşa katılan Rus askerlerine hitaben “Sizin savaşta gösterdiğiniz çabalardan daha önemli bir şey yok” diyerek “Ülkenin güvenliği bugün sizin sırtınızda, devlet olmamızın geleceği ve halkımız size bağlı” ifadelerini kullandı.

“Ülkemizde herkes kahramanlarımızı desteklemek için birleşti” diyen Putin “Ukrayna’daki askeri özel operasyona katılanlarla gurur duyuyoruz” diye konuştu.

“Batı’nın hedefi ülkemizin çöküşü”

Putin bir kez daha Ukrayna’nın Batı ülkelerinin elinde bir “rehineye” dönüştüğünü belirterek bu ülkelerin Rusya’yı yıkmak istediğini ileri sürdü; “Hedefleri ülkemizin çöküşü ve yıkımı” dedi.

Törene Belarus, Kazakistan, Tacikistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Ermenistan devlet ve hükümet başkanları katıldı.

Geçen hafta Kremlin’e giren iki drone’un havada düşürülmesi üzerine törenin ertelenebileceği yönünde spekülasyonlar yapılmıştı. Moskova saldırı girişiminden Kiev’i sorumlu tutmuş, Ukrayna ise olayın Rusya tarafından tertiplendiğini ileri sürmüştü.

Askeri geçit töreninde bu yıl İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılan Sovyet tankları T-34’ler dışında tank yer almadı. Geçen yıllarda kötü hava şartları nedeniyle sık sık iptal edilen hava geçidi bu yıl da yapılmadı.

Rusya’da Zafer Günü, her yıl Rus ordusunun silah gücünü sergilediği büyük törenlerle kutlanıyor. Fakat geçen hafta Rusya’yı sarsan bir dizi patlama, İHA saldırısı ve sabotaj eyleminin ardından güvenlik kaygıları nedeniyle bu yılki kutlamaların kapsamı daraltıldı.

“Ölümsüz Alay Yürüyüşü” adıyla düzenlenen, ülkenin dört bir yanından insanların, İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarıyla yürüdüğü etkinliğin bu yıl yapılmayacağı açıklandı.

Bu yılki törenlere Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Belarus lideri Aleksander Lukaşenko ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan da katıldı.

1939’da Almanya’nın Polonya’yı işgal etmesiyle başlayan İkinci Dünya Savaşı 1945’te sona ermişti. Savaşta on milyonlarca insan hayatını kaybetmiş, milyonlarca insan da evlerini terk etmek zorunda kalmıştı.

Sovyetler Birliği, savaşta Nazi Almanyasını yenilgiye uğratan ittifakın bir parçasıydı ve muhtemelen savaştan en çok etkilenen ülkeydi. Çünkü savaşın büyük bölümü Rusya topraklarında yaşandı.

Mayıs 1945’te Almanya İkinci Dünya Savaşı’nda koşulsuz teslim anlaşması imzalayarak Avrupa’da yenilgiyi kabul etti. Bu belge, kıtadaki savaşı durdurdu. Ama Asya’da Japonya’yla savaş aynı yılın Ağustos ayına kadar sürdü.

Mutlak teslimiyet anlaşması Berlin yakınlarında 8 Mayıs’ta imzalandı. Almanlar, yerel saatle 23.01’de tüm operasyonlarını durdurdu. Rusya’da saat gece yarısını geçmişti.

Bu nedenle Zafer Günü birçok Avrupa ülkesi ve ABD’de 8 Mayıs’ta; Rusya, Sırbistan ve Belarus’ta ise 9 Mayıs’ta kutlanıyor.

Paylaşın

Ukrayna’dan Kırım Saldırısı Açıklaması: Büyük Taarruzun Hazırlığıydı

Uluslararası toplum, haftalardan bu yana, Rus ordusuna karşı Ukrayna’nın hazırlıklarına başlandığını duyurduğu karşı saldırıyı bekliyor. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, Batı’dan gelen silah yardımının da desteği ile Rusya’nın işgal ettiği toprakları yeniden ele geçirmeyi hedefliyor.

Bir yılı aşkın süredir, saldırdığı ve topraklarının bir kısmını işgal ettiği komşusu Ukrayna ile savaşan Rusya, ilhak ettiği Kırım Yarımadası’nın yanı sıra, halihazırda Ukrayna’nın yüzde 20’sini de işgali altında bulunduruyor.

Ukrayna ordusu, 2014 yılında Rusya tarafından ilhak edilen Kırım’a yönelik SİHA (silahlı insansız hava aracı) saldırısının, yakında Rus ordusuna karşı başlaması planlanan geniş çaplı karşı saldırının bir hazırlığı olduğunu bildirdi.

“Düşman lojistiğine sızma, savunma kuvvetlerimizin, üzerinde uzun süredir konuştuğumuz güçlü aktif eylemlerine yönelik aşamalardan biri” diyen Ukrayna Güney Bölgesi Komuta Merkezi Sözcüsü Nataliya Humenyuk, “Bu çalışmalar herkesin beklediği kapsamlı saldırıyı hazırlıyor” dedi.

Kırım’da yer alan liman kentlerinden Sivastopol’da bulunan büyük bir yakıt deposuna Cumartesi sabahı SİHA’larla düzenlenen saldırı sonucu depoda yangın çıkmış, ancak Rusya’nın verdiği bilgiye göre olayda ölen ya da yaralanan olmamıştı.

Yakıt deposu dışında sivil yapıların da saldırıda zarar görmediği belirtiliyor. Ukrayna askeri gizli servisi ise saldırıda on petrol tankının kullanılamaz hale getirildiğini iddia ediyor. Kiev yönetimi bu saldırının sorumluluğunu üstlenmedi ancak askeri gizli servisten yapılan açıklamada, benzer patlamaların bundan sonra da devam edeceği ifade edildi.

Bir yılı aşkın süredir, saldırdığı ve topraklarının bir kısmını işgal ettiği komşusu Ukrayna ile savaşan Rusya, ilhak ettiği Kırım Yarımadası’nın yanı sıra, halihazırda Ukrayna’nın yüzde 20’sini de işgali altında bulunduruyor.

Uluslararası toplum, haftalardan bu yana, Rus ordusuna karşı Ukrayna’nın hazırlıklarına başlandığını duyurduğu karşı saldırıyı bekliyor. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, Batı’dan gelen silah yardımının da desteği ile Rusya’nın işgal ettiği toprakları yeniden ele geçirmeyi hedefliyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Şam: TSK’nın Çekilmesi Görüşüldü

Suriye Savunma Bakanlığı, Rusya’nın Başkenti Moskova’da gerçekleştirilen dörtlü toplantıda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye topraklarından çekilmesi ve “M4” otoyolunun açılmasına ilişkin anlaşmanın uygulanmasının görüşüldüğünü açıkladı.

Haber Merkezi / Suriye Savunma Bakanlığı, Türkiye, Rusya, İran ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının Rusya’nın başkenti Moskova’da gerçekleştirdiği toplantıya ilişkin açıklama yaptı.

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA’nın haberine göre, açıklamada, “Toplantıda, Türk kuvvetlerinin Suriye topraklarından çekilmesi konusunun yanı sıra M4 yolu [Lazkiye-Halep] olarak bilinen uluslararası karayolu üzerindeki anlaşmanın uygulanması görüşüldü” denildi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, İran Savunma Bakanı Mohammad Reza Aştiyani ve Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ile Rusya, İran ve Suriye istihbarat başkanları Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya gelmişti.

Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada görüşülen konular arasında Suriye’deki güvenlik durumunun iyileşmesi, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için atılabilecek adımlar, Suriye’deki tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele ve mültecilerin ülkelerine dönüşü gibi başlıklar olduğu belirtilmişti.

Bakanlık “Taraflar Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit etmişlerdir. Yapıcı havada geçen toplantı sonucunda, Suriye’de ve bir bütün olarak bölgede istikrarın temin edilmesi ve sürdürülmesi için dörtlü formattaki toplantıların devamının önemi vurgulanmıştır” ifadelerini kullanılmıştı.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada da “Dört ülke Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumaya ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine hızla dönmesi için yapılan çalışmaları yoğunlaştırmaya bağlılıklarını bildirdi” ifadeleri yer almıştı.

Rusya, Aralık ayında Suriyeli ve Türk savunma bakanlarının biraraya geldiği bir toplantıya evsahipliği yapmıştı. O tarihten bu yana üçlü görüşmeler, Esat’ın müttefiki ve yakınlaşmayı açıkça destekleyen İran’ı da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Suriye, Türkiye, İran ve Rusya dışişleri bakan yardımcılarının, Suriye savaşı sırasında yıllarca süren düşmanlıkların ardından Ankara ve Şam arasındaki temasları geliştirmek için Nisan ayında Moskova’da biraraya gelecekleri bildirilmişti.

Paylaşın

Türkiye, Suriye, Rusya ve İran’dan Moskova’da Dörtlü Zirve

Türkiye, Rusya, İran ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının Moskova’da yaptığı toplantıda, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleştirilmesi alanında atılabilecek somut adımlar ele alındı.

Haber Merkezi / Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, İran Savunma Bakanı Mohammad Reza Aştiyani ve Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ile Rusya, İran ve Suriye istihbarat başkanları Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya geldi.

Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada görüşülen konular arasında Suriye’deki güvenlik durumunun iyileşmesi, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için atılabilecek adımlar, Suriye’deki tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele ve mültecilerin ülkelerine dönüşü gibi başlıklar olduğu belirtildi.

Bakanlık “Taraflar Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit etmişlerdir. Yapıcı havada geçen toplantı sonucunda, Suriye’de ve bir bütün olarak bölgede istikrarın temin edilmesi ve sürdürülmesi için dörtlü formattaki toplantıların devamının önemi vurgulanmıştır” ifadelerini kullandı.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada da “Dört ülke Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumaya ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine hızla dönmesi için yapılan çalışmaları yoğunlaştırmaya bağlılıklarını bildirdi” ifadeleri yer aldı.

Rusya, Aralık ayında Suriyeli ve Türk savunma bakanlarının biraraya geldiği bir toplantıya evsahipliği yapmıştı. O tarihten bu yana üçlü görüşmeler, Esat’ın müttefiki ve yakınlaşmayı açıkça destekleyen İran’ı da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Suriye, Türkiye, İran ve Rusya dışişleri bakan yardımcılarının, Suriye savaşı sırasında yıllarca süren düşmanlıkların ardından Ankara ve Şam arasındaki temasları geliştirmek için Nisan ayında Moskova’da biraraya gelecekleri bildirilmişti.

Paylaşın

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: Soğuk Savaş’tan Daha Tehlikeli Bir Eşiğe Ulaştık

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “Aynen Soğuk Savaş’ta olduğu gibi tehlikeli, hatta muhtemelen daha da tehlikeli bir eşiğe ulaşmış bulunuyoruz” dedi. Batı ülkelerini hegemonyacı planlara sahip olmakla suçlayan Lavrov, ülkesinin Ukrayna’yı işgalini savundu.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, “Ukrayna sorunu” olarak nitelendirdiği meselenin, NATO’nun Rusya’nın güvenliğini yıllar boyunca tehdit etmiş olmasından bağımsız olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya’nın daimi üye olduğu ve geçici olarak başkanlık ettiği Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), “etkili çok yönlülük (multilateralizm) ve BM Şartı” konulu bir oturumu yönetti. Söz konusu oturumda Lavrov, “Aynen Soğuk Savaş’ta olduğu gibi tehlikeli, hatta muhtemelen daha da tehlikeli bir eşiğe ulaşmış bulunuyoruz” diye konuştu.

Batı ülkelerini hegemonyacı planlara sahip olmakla suçlayan Lavrov, ülkesinin Ukrayna’yı işgalini de savundu. Lavrov, “Ukrayna sorunu” olarak nitelendirdiği meselenin, NATO’nun Rusya’nın güvenliğini yıllar boyunca tehdit etmiş olmasından bağımsız olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Lavrov, “Uluslararası ilişkiler, ya çıkarlar dengesi temelinde sağlam bir uzlaşının kurulması ya da Washington’ın hegemonyasının saldırgan ve değişken ilerleyişi vasıtasıyla şekillendirilmeye devam edecek” ifadesini kullandı.

Söz konusu oturumla ilgili üye devletlere gönderdiği notta “tek kutuplu dünya düzenini” kınayan Moskova, söz konusu düzenin, “BM sisteminin etkililiği ve istikrarı için ciddi bir sorun teşkil ettiğini” savundu. Notta, “Bugün dünya, yeni bir derin sistemik dönüşümle karşı karşıyadır. Tek kutuplu dünya düzeninin doğal ve hızlı bir biçimde reddi ve yeni bir çok kutuplu sistemin ortaya çıkışı söz konusudur” ifadelerine yer verildi.

Her ay dönüşümlü olarak bir üyenin başkanlık ettiği konseyin başkanlığı, Nisan ayında Rusya’da bulunuyor.

BM Genel Sekreteri Guterres’ten eleştiri

Lavrov’un yönettiği Güvenlik Konseyi oturumunda, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de açıklamalarda bulundu.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin yol açtığı “felaketi” kınayan Guterres, Rus işgalinin uluslararası hukukun bir ihlali olduğunu ve Ukrayna halkına “devasa bir acı getirdiğini” söyledi. Genel Sekreter, Rus işgalinin “koronavirüs pandemisinin tetiklediği küresel ekonomik istikrarsızlığı pekiştirdiğini” de savundu.

Oturumun konusuyla ilintili olarak, Guterres, “Çok yönlü sistem, Birleşmiş Milletler’in yaratılmasından bu yana tüm zamanların en büyük baskısı altındadır” diye konuştu. Guterres, “Büyük güçler arasındaki gerilim tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Aynı şekilde yanlış maceralar veya yanlış hesaplamalar nedeniyle ortaya çıkan çatışma riskleri de” açıklamasında bulundu.

Oturumla ilgili olarak gazetecilerin sorularını yanıtlayan, AB’nin BM’deki temsilcisi Olof Skoog, Rusya’yı “alaycılıkla” suçladı. Skoog, “Rusya, bu oturumu organize ederek, kendisini BM Şartı’nın ve çok yönlülüğün bir savunucusu olarak sunuyor. Bundan daha gerçek dışı olan başka bir şey yok” diye konuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Berlin İle Moskova Arasındaki Gerginlik Tırmanıyor!

Rusya’nın geçen yıl Şubat ayında Ukrayna’ya saldırıları başlatmasının ardından Berlin ve Moskova arasındaki ilişkilerde gerginlik tırmanıyor. Moskova, yirmiden fazla Alman diplomatın sınır dışı edildiğini açıkladı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, Swesda televizyonuna yaptığı açıklamada bu adımın “Almanya’daki Rus diplomatik temsilcilik görevlilerinin yine toplu şekilde sınır dışı edilmesine” karşılık bir misilleme olduğunu bildirdi.

Almanya’nın tutumunu “en sert şekilde” kınadıklarını belirten Rus Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Berlin’i “Tüm alanlardaki Rus-Alman ilişkilerine açıkça zarar vermekle” suçlayarak, Rusya’nın “Berlin’in düşmanca tutumuna gereken tepkiyi” verme kararı aldığını kaydetti. Zaharova, tam olarak kaç diplomatın sınır dışı edildiğine dair bilgi vermedi.

Almanya’nın kaç Rus’u sınır dışı ettiği veya kaç Rus’un ülkeyi terk ettiği henüz belirsizliğini koruyor.

Almanya Dışişleri Bakanlığı ise Alman hükümetinin geçen haftalarda Rusya ile her iki ülkenin de diplomatik temsilciliklerindeki personele ilişkin görüşmeler yürüttüğünü belirterek, bu görüşmelerin hedefinin “Almanya’daki Rus istihbarat varlığının azaltılması” olduğunu kaydetti. Dışişleri Bakanlığı, “Rus büyükelçilik çalışanlarının bugünkü ayrılışı da bununla ilgili” dedi.

Rusya’nın geçen yıl Şubat ayında Ukrayna’ya saldırıları başlatmasının ardından Berlin ve Moskova arasındaki ilişkilerde gerginlik yaşanıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

G7’de Moskova’ya Yardım Edenlere “Yüksek Bir Bedel” Ödetme Sözü

Almanya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Japonya ve Kanada’dan oluşan G7, Rusya’ya yönelik sert yaptırımların arttırılması ve uygulanması konusunda kararlı olduklarını duyurdu.

G7’i oluşturan ülkelerin liderlerinin gelecek ay Japonya’nın Hiroşima kentinde düzenlenecek zirvede bir araya gelmesi bekleniyor.

Japonya’da yapılan dışişleri bakanları toplantısında, Moskova’ya yardım edenlere “yüksek bir bedel” ödetme sözü verildi.

G7’nin uyarısı, Çin Savunma Bakanı’nın Rusya ile ilişkilerde “yeni bir dönemi” işaret ederek siyasi ve güvenlik işbirliğini derinleştirme sözü vermesinden bir gün sonra geldi.

Birçok ülkenin Rusya ile ticari bağlarını korumak istemesi ve Batı’nın eylemlerine şüpheyle yaklaşması nedeniyle Moskova’ya karşı uygulanan yaptırımların etkisiz kaldığı eleştirisi yapılıyor.

Dışişleri Bakanları yayınladıkları bildiride, üçüncü ülkelerin yaptırımları delmesini engellemek için çabalarını iki katına çıkarma sözünü verdiğini duyurdu.

Açıklamada,”Rusya’ya yönelik yaptırımların yoğunlaştırılması, koordine edilmesi ve tam olarak uygulanması konusundaki kararlılığımızı sürdürüyoruz” denildi. Ayrıca Ukrayna’nın kendini savunması için “ne kadar sürerse sürsün” destek verileceği belirtildi.

Bildiride, “Rusya’nın sivillere ve kritik sivil altyapıya yönelik saldırıları gibi savaş suçları ve diğer zulümlerin cezasız kalması söz konusu değil” ifadesine yer verildi.

Uzmanlar, yaptırımların Rusya ekonomisini felce uğrattığını ifade ederken, IMF Şubat ayında, Rusya’nın 2023 yılında resesyona girmeyeceğini öngörmüştü.

Toplantıda Rusya’nın Belarus’a nükleer silah yerleştirme tehdidi “kabul edilemez” ve “sorumsuz nükleer retorik” olarak değerlendirildi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın taktik nükleer silahlarının Belarus’ta konuşlandırılacağını söylemişti. AB’nin dış politika şefi Joserp Borrel, Moskova’nın bu hamlesini “Avrupa güvenliğine yönelik bir tehdit” olduğunu kaydetti.

G7’nin toplantısında, Tayvan’a yönelik tehditlere devam eden Çin ve nükleer denemelere devam eden Kuzey Kore eleştirildi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

NATO’ya Üye Olan Finlandiya Rusya Sınırına Çit Çekmeye Başladı

Yaklaşık iki hafta önce NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üye olan Finlandiya, Rusya sınırına tel örgü çekmeye başladı. Finlandiya, Moskova hükümetinin çok sayıda göçmeni sınırlarına yönlendirmesinden endişe ediyor.

Maliyeti 380 milyon euro olarak tahmin edilen çitler sınır boyunca bin 300 kilometre uzunluğunda bir hatta konumlandırılacak. Geçen yıl Helsinki hükümeti tarafından onaylanan üç metre yüksekliğindeki çitlerin ilk bölümü başkentin 250 kilometre kuzeydoğusundaki Imatra’da çekiliyor.

Projesinin sorumlu yöneticisi Ismo Kurki, Cuma günü yaptığı açıklamada amacın olası bir istilayı engellemek olmadığını, daha ziyade en yoğun göçmen akınının beklendiği yaklaşık 200 kilometrelik kısmın güvenliğinin sağlanmasının hedeflendiğini ifade etti.

“Finlandiya-Rusya sınırındaki durum istikrarlıydı ve şu anda da istikrarlı” ifadelerini kullanan Finlandiya Sınır Muhafızlarından Tuğgeneral Jari Tolppanen, buna rağmen herhangi bir durum değişikliği karşısında ülkesinin sınır üzerinde daha fazla kontrol sahibi olması gerektiğini vurgulayarak, “Finlandiya’nın Rus sınır kontrolüne daha az bağımlı hale gelmesi gerekiyor” diye konuştu.

Finlandiya Sınır Muhafızları’ndan yapılan açıklamada, geçen yıl Finlandiya’nın 30 yasa dışı geçiş kaydettiği, Rusya tarafında ise yaklaşık 800 geçiş girişiminin engellendiği bildirildi.

İskandinav ülkesi Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonrasında NATO’ya dahil olmuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Çin’den Rusya’ya “Silah Desteği Sağlamayacağız” Güvencesi

Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang, ülkesinin savaşın taraflarına silah desteği sağlamadığı ve gelecekte de sağlamayacağı güvencesi verdi. Bakan, Çin’in hem askeri hem sivil amaçlı kullanılabilen “çifte kullanımlı” malzemelerin ihracatı konusunda da Çin yasaları uyarınca gerekli kontrolleri yaptığını vurguladı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre, Çin Gang, ülkesinin Ukrayna konusundaki rolünün, barışı teşvik ve müzakerelerin önünün açılması için çaba göstermek olduğunu kaydetti.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock’un Çin ziyaretinde Ukrayna savaşının sona erdirilmesi için atılabilecek adımlar öne çıktı. Baerbock, Çinli mevkidaşı Çin Gang ile iki saate yakın süren görüşmesinde, Pekin yönetiminden savaşın sona ermesi için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin üzerindeki nüfuzunu daha fazla kullanmasını istedi.

Baerbock, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in geçen ay Moskova’ya yaptığı ziyaretin, Rusya üzerinde hiçbir ülkenin Çin kadar etkili olmadığını ortaya koyduğunu belirterek “Çin’in bu nüfuzu nasıl kullanacağına yönelik kararı, Avrupa’nın temel çıkarlarını doğrudan ilgilendirmektedir” dedi.

Çin’in İran ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesinde gösterdiği başarıya işaret eden Almanya Dışişleri Bakanı, aynı çabayı, Ukrayna’daki saldırganlığı sona erdirmesi ve barışçıl çözüm sürecine dahil olması için Rusya nezdinde de göstermesini istedi.

Çin’in Ukrayna savaşıyla ilgili olarak şimdiye kadar gerek resmi açıklamalarda gerekse Şubat ayında açıkladığı tutum belgesinde Rusya’ya doğrudan savaşı durdurma çağrısı yapmamasını anlayamadığını söyleyen Baerbock, “Bir o kadar önemli bir konu, Rusya’ya silah sevkiyatına izin verilmemesi ve çifte kullanımlı malzemelerin savaşta kullanılmasının önlenmesidir” diye konuştu.

“Silah desteği sağlamayacağız” güvencesi

Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang ise ülkesinin savaşın taraflarına silah desteği sağlamadığı ve gelecekte de sağlamayacağı güvencesi verdi. Bakan, Çin’in hem askeri hem sivil amaçlı kullanılabilen “çifte kullanımlı” malzemelerin ihracatı konusunda da Çin yasaları uyarınca gerekli kontrolleri yaptığını vurguladı. Çin Gang, ülkesinin Ukrayna konusundaki rolünün, barışı teşvik ve müzakerelerin önünün açılması için çaba göstermek olduğunu kaydetti.

Baerbock’un Çinli mevkidaşı Çin ile görüşmesinde Tayvan konusunda yaşanan gerginlik de gündeme geldi. Tayvan’da askeri bir çatışmayı tüm dünya için bir “felaket senaryosu” olarak nitelendiren Baerbock, Almanya’nın “Tek Çin” politikasına bağlı olduğunun altını çizdi.

Tek Çin politikası, Tayvan’ın Çin’in parçası olarak kabul edilmesi ve Tayvan ile diplomatik ilişkiler kurulmaması anlamına geliyor. Anlaşmazlıkların sadece barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğine vurgu yapan Baerbock, statükonun şiddet yoluyla değiştirilmesinin kabul edilemeyeceğini kaydetti.

“Hiçbir dış müdahaleye müsamaha göstermeyiz”

Alman Bakan, küresel ticaretin yüzde 50’sinin Tayvan Boğazı üzerinden yapıldığına işaret ederek bölgede istikrarsızlığın son derece ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti. Baerbock, bu tür bir şok dalgasının yol açacağı ekonomik krizden Çin’in de etkileneceği uyarısında bulundu.

Çin Gang ise Tayvan’ın Çin’in bir parçası olduğunu vurgulayarak ülkesinin Tayvan konusunda hiçbir dış müdahaleye müsamaha göstermeyeceğini kaydetti. Çin, “Diğer devletler ‘Tek Çin’ ilkesine gerçekten saygı duyuyorsa Tayvan’daki ayrılıkçı faaliyetleri reddetmeleri gerekir. Sorunların temelinde bağımsızlık çabaları yatmaktadır. Çin, topraklarının tek karışından vazgeçmeyecektir” ifadelerini kullandı.

Uluslararası hukuk açısından Çin’in parçası olarak kabul edilen 23 milyon nüfuslu Tayvan, 70 yıldır demokratik yollarla seçilen bağımsız hükümetler tarafından yönetiliyor. Çin son dönemde, dış müdahale durumunda askeri güç kullanımına başvurma tehdidinde bulunurken ABD, Çin’in askeri müdahalesi durumunda Tayvan’a savunma desteği vereceğini açıklamıştı.

Paylaşın

Türkiye Merkezli İki Şirkete ABD’den Yaptırım: Bu Bir Uyarı Atışı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Türkiye merkezli Dexias Türkiye ve Azu International’a, Rusya’ya Ukrayna işgalinin ardından uygulanan yaptırımların delindiği gerekçesiyle yaptırım getirildiğini açıkladı.

Açıklamada Dexias Türkiye’nin, Rusya’daki Radioavtomatika şirketi için aracılık yaptığı aktarıldı. Rusya’daki bu şirket hali hazırda ABD yaptırımlarına tabiydi.

Dexias’ın Batılı şirketlerle iletişime geçerek ABD menşeili elektronik ürünler almaya çalıştığı öne sürüldü. Dexias Türkiye’nin yanı sıra Rusya’daki kolu olan Dexias Rusya ve bu iki şirketin de yöneticisi olan Alim Khazişmeloviç Firov’a da yaptırım açıklandı.

Yaptırım uygulanacak Türkiye merkezli ikinci şirket ise Azu International. ABD Hazinesi’ne göre Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin hemen ardından, Mart 2022’de kurulan bu şirketin amacı yaptırımlara takılan elektronik ürünleri Rusya’ya göndermekti.

ABD bu şirketin Rusya’ya birden fazla bilgisayar çipi sevkiyatı yaptığını açıkladı. Reuters ajansı da Aralık ayında Rus gümrük kayıtlarını inceleyerek yaptığı haberde bu şirketi Rusya’ya en az 20 milyon dolarlık elektronik parça sattığını yazmıştı.

ABD’nin yaptırım listesine aldığı şirketlerin ABD’deki varlıkları donduruluyor, SWIFT sistemini kullanarak uluslararası para transferi yapmaları da yasaklanıyor.

Dışişleri Bakanlığı’ndan da yaptırımlarla ilgili henüz bir açıklama gelmedi.

NATO üyesi Türkiye, Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımlara ilkesel olarak karşı çıkmakla birlikte yaptırımların, Türkiye’de delinmeyeceğini ve sevk edilen ürünlerin Rus ordusu tarafından kullanılamayacağını belirtmişti.

Türkiye, geçen ay Batı ülkelerinin yaptırım listesinde olan malların Rusya’ya iletilmesini durdurmak üzere adım atmıştı.

ABD Maliye Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı Brian Nelson konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:

“Kremlin kapsamlı, çok taraflı yaptırımların ve ihracat kontrollerinin etrafından dolanmanın yollarını ararken ABD müttefik ve ortaklarıyla birlikte Putin’i savaşta destekleyen yaptırımların delinmesine yönelik girişimleri, sekteye uğratmaya devam edecek.”

Brian Nelson geçtiğimiz Ocak ayında Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’ı kapsayan bir ziyaret gerçekleştirmiş ve yaptırımların uygulanması odaklı ziyaret kapsamında Türkiye’de iş dünyası ve banka yöneticilerine yönelik yaptığı konuşmada uyarıda bulunmuştu.

Paylaşın