Çin, Tüm Dünyadan Daha Fazla Çelik Üretiyor

Gelişmişliğin bir göstergesi olan, ekonomik ve endüstriyel açıdan önemli kabul edilen çelik, dünya genelinde, köprü, bina ve diğer altyapı inşasında kullanılan önemli bir bileşendir.

Haber Merkezi / Çelik, aynı zamanda araç imalatı, gemi yapımı, makine imalatı, gübre imalatı gibi çeşitli sektörlerde de kullanılmaktadır.

Dünyanın en büyük çelik üreticisinin hangi ülke olduğunu biliyor musunuz? 

İlginç bir şekilde, dünyanın en büyük çelik üreticisi olan ülke, tek başına o kadar çok çelik üretiyor ki, tüm dünya bu kadarını üretemiyor.

World of Statistics, sosyal medya platformu Twitter’da maksimum çelik üretilen ülkelerin bir listesini yayınladı.

Bu liste Çin, Hindistan, Japonya, Amerika, Rusya, Güney Kore, Almanya, Türkiye, Brezilya ve İran gibi ülkeleri içeriyor.

Yayınlanan listeye göre Çin, çelik üretiminde ilk sırada yer alıyor. Çin, dünyadaki toplam çelik üretiminin yüzde 53,9’unu oluşturuyor.

Hindistan, listede ikinci sırada yer alıyor. Hindistan, çelik üretiminin yüzde 6,6’sı oluşturuyor.

ABD dördüncü sırada

Japonya yüzde 4,8 çelik üretimiyle üçüncü sırada yer alırken Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yüzde 4.3 çelik üretimiyle listede dördüncü sırada kendisine yer buluyor.

Rusya, dünyanın toplam çelik üretiminin yüzde 3,8’inin yapıldığı beşinci sırada yer alıyor.

Çelik nedir ve özellikleri?

Çeliğin en önemli özellikleri; şekillendirilebilirlik ve dayanıklılık, iyi bir akma ve çekme dayanımına sahip olması ve iyi bir ısıl iletkenliğinin olmasıdır.

Bu önemli özellikler kadar, paslanmaz çeliğin yüksek korozyon dayanımı, en önemli karakteristik özelliğidir.

Çelik Nasıl Yapılır?

En basit haliyle çelik, karbon ve demirin çok yüksek sıcaklıklarda (2600 ° F’nin üzerinde) karıştırılmasıyla yapılır. Birincil çelik üretimi , “pik demir” adı verilen bir üründen çelik oluşturur.

Pik demir, çelik için doğru olandan daha fazla karbon içeren cevherden elde edilen eritilmiş demirdir.

Çelik nasıl bir metaldir?

Çelik, demir elementi ile genellikle yüzde 0,02 ila yüzde 2,1 oranlarında değişen karbon miktarının bileşiminden meydana gelen bir alaşımdır. Çelik alaşımındaki karbon miktarları çeliğin sınıflandırılmasında etkin rol oynar.

Paylaşın

Zelenskiy, Bahmut’un Düştüğünü Doğruladı: Sadece Kalbimizde

G7 zirvesi için Japonya’da bulunan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ülkenin doğusundaki kentin kontrolünün kendilerinde olup olmadığı sorusuna “Çok acı, trajedi ama Bahmut bugün sadece kalplerimizde” diye yanıt verdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus güvenlik şirketi Wagner’in paralı savaşçılarını ve Rusya Silahlı Kuvvetlerine bağlı askerleri Bahmut şehrini ele geçirdikleri için tebrik etti.

Ukrayna’daki savaşta etkin rol alan Rus paramiliter grubu Wagner’ın lideri Cumartesi günü bir videoda güçlerinin şehri ele geçirdiğini söylemiş, Ukraynalı yetkililer bu iddiayı reddetmişti.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy daha önce Bahmut’u Ukrayna moralinin “kalesi” olarak nitelendirmişti.

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’nın doğusundaki Bahmut kentinin ele geçirildiğini duyurdu. Bakanlık açıklamasında, Rus paralı asker grubu Wagner birliklerinin topçu ve hava kuvvetlerinin desteğiyle “Artemovsk (Bahmut) şehrinin kurtarılmasını tamamladığını” bildirdi.

Japonya’nın Hiroşima kentinde düzenlenen G7 Zirvesi’ne katılan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de, Pazar günü burada yaptığı açıklamada, Bahmut’un Rus birlikler tarafından ele geçirildiğini onaylayarak, “Şehirde hiç sağlam bina kalmadı. Bugün Bahmut sadece kalbimizde” ifadelerini kullandı. Yaşananları “trajedi” olarak nitelendiren Zelenskiy, Bahmut’u savunmak için çaba sarfeden Ukraynalı askerlere de teşekkür etti.

Rus haber ajansı Tass ise, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Wagner birliklerini ve orduyu kutladığını bildirdi.

Rusya Savunma Bakanlığı’nın açıklamasından birkaç saat önce, paralı asker grubu Wagner’in kurucusu ve lideri Yevgeni Prigojin, Rusya ve Ukrayna arasında çatışmaların son aylarda şiddetlendiği Bahmut kentini tamamen kontrol altına aldıklarını dile getirmiş ve “Bahmut’un alınması 224 gün sürdü. 25 Mayıs’a kadar Wagner Grubu savaşçıları şehri inceleyecek ve gereken savunma hattını oluştup Bahmut’u Rus ordusuna teslim edecek” ifadelerini kullanmıştı.

Ukrayna ordusundan yapılan açıklamada ise şehirde çatışmaların devam ettiği belirtilmiş, ancak “durumun kritik” olduğu ifade edilmişti.

Savaştan önce 70 bin kişinin yaşadığı Bahmut, savaşın en uzun ve kanlı çatışmalarına sahne olan cepheye dönüşmüştü. Aylardan bu yana bölgede devam eden söz konusu çatışmalarda her iki tarafın ağır kayıplar verdiği tahmin ediliyor.

Yorumcular, Bahmut’un Moskova için çok az stratejik değeri olduğunu, ancak Ukrayna savaşının şimdiye kadarki en uzun muharebesinin ardından kentin ele geçirilmesinin Rusya için sembolik bir zafer ifade ettiğini söylüyor.

Batılı yetkililer Bahmut’ta 20.000 ila 30.000 arasında Rus askerinin öldüğünü ya da yaralandığını tahmin ediyor. Ukrayna ordusunun da ağır bir bedel ödediği belirtiliyor.

G-7’den Ukrayna’ya destek sözü

Bu arada G7 liderleri zirvede, Ukrayna’ya gerektiği sürece diplomatik ve askeri destek sağlayacaklarını taahhüt ederken Ukrayna’da barışı yeniden tesis etme kararlılıklarını yineledi.

Ev sahibi Japonya Başbakanı Kişida Fumio, Zelenskiy’e Ukrayna’da, adil ve kalıcı barış için samimi çabalarından dolayı tebriklerini sundu.

ABD Başkanı Joe Biden, zirve sırasında Zelenskiy ile yaptığı görüşmede ülkesinin Ukrayna’ya yeni silah ve mühimmatlar vereceği vaadinde bulundu. Biden, ülkesinin Ukrayna’ya ağır silahların yanı sıra top ve yeni muharebe zırhlı araçları göndereceğini duyurdu.

Paylaşın

Rusya’dan Batı’ya Çok Sert F-16 Tepkisi

ABD’nin Ukrayna’ya F-16 savaş uçakları verilmesine onay vermesinin ardından açıklama yapan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Alexander Grushko, batılı ülkelerin bunu yapması halinde çok büyük bir risk alacaklarını söyledi.

Grushko, konuya ilişkin bir soruya verdiği yanıtta “Batılı ülkelerin halen daha tansiyonu arttırma yönünde adımlar attığını görüyoruz. Bu kendileri açısında son derece büyük riskler içeriyor” dedi.

Grushko, Rusya’nın olası tüm durumları dikkate aldığını ve hedeflerine ulaşabilmek için her türlü imkan ve araca sahip olduğunu söyledi.

Açıklamaları TASS haber ajansı tarafından aktarılan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandr Gruşko, Batılı ülkelerin Ukrayna’ya F-16 vermeleri hâlinde kendileri açısından “çok büyük riskler” alacakları uyarısında bulundu.

Kiev’in NATO ülkelerinden talep ettiği ABD yapımı F-16 savaş uçaklarının Ukrayna’ya verilmesinin olası sonuçları konusundaki bir soruyu yanıtlayan Gruşko, “Batılı ülkelerin hâlen tansiyonu yükselten senaryoya bağlı kaldığını görüyoruz. Bu kendileri açısından çok büyük riskler içeriyor” dedi.

Rus Bakan Yardımcısı, “Her hâlükârda bunu planlarımızda hesaba katacağız ve belirlediğimiz hedefleri başarmak için gerekli tüm araçlara sahibiz” diye ekledi.

ABD Başkanı Biden’dan yeşil ışık
Daha önce Ukrayna’ya F-16 tedarikine karşı çıkan ABD Başkanı Joe Biden, dün Japonya’daki G7 zirvesinekatılan liderlere Washington’ın artık bu talebi karşılama yoluna gideceğini söyledi.

G7 liderleriyle görüşen Biden’ın Ukraynalı pilotlara yönelik ortak eğitim programlarına ABD’nin de destek verdiğini söylediği açıklandı.

Associated Press’in haberine göre Biden, F-16’ların ne zaman, kaç tane ve hangi ülke tarafından tedarik edileceğine ilişkin kararını Ukraynalı pilotların eğitimi sürerken vereceğini söyledi.

Birçok NATO ülkesinin elinde F-16 bulunuyor. Ancak ABD yapımı savaş uçaklarının üçüncü ülkelere verilebilmesi için Washington’ın onayı gerekiyor.

ABD’li yetkililer, Beyaz Saray’ın Ukrayna’ya F-16 tedariki konusundaki isteksizliğine, pilotların eğitim süresinin uzunluğu ve Rusya ile yaşanan çatışmanın şiddetlenme riski gibi unsurları gerekçe gösteriyordu.

Ukrayna uzun süredir gelişmiş savaş uçakları istiyordu ve Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy, kararı “tarihi” diye tanımladı.

Ancak şu ana kadar hiçbir ülke Kiev’e gelişmiş savaş uçağı taahhüdünde bulunmadı.

Ukrayna uzun süredir Batılı müttefiklerinden savaş uçağı talep ediyordu. Ukrayna lideri Zelenskiy “Jetler havadaki ordumuzu önemli bir şekilde büyütecek” dedi.

Zelenskiy ayrıca, G7 zirvesinde “planın uygulanmasını görüşmeyi dört gözle beklediğini” belirtti.

ABD Ukrayna’ya en azından yakın vadede modern savaş uçakları verilmesi konusunda şüpheci davranıyordu. Bunun yerine, karada askeri destek veriyordu.

Bazı NATO üyeleri de, Ukrayna’ya savaş uçağı vermenin savaşı büyüteceğinden ve Rusya’yla doğrudan çatışma riskini artıracağından kaygılıydı.

ABD Başkanı Biden da daha iki ay önce gazetecilere Ukrayna’ya savaş uçağı gönderme ihtimalinin şu an için söz konusu olmadığını söylemişti.

ABD politikasındaki değişiklik önemli olmakla birlikte, F-16 pilotlarının eğitimi zaman alacak.

Ukrayna’nın şu anda savaş uçağından çok eğitimli pilotu var, ancak deneyimli savaş pilotlarını bile yeni uçaklarda uçmaları için eğitmek dört aya kadar sürüyor. Ayrıca çeşitli ülkelerin uçakları tedarik etmesi gerekiyor.

‘200 jete ihtiyaç var’

F-16 savaş uçakları, bir dizi Avrupa ve Ortadoğu ülkesinin ordusunda yaygın bir şekilde kullanılıyor.

İngiltere, Hollanda, Belçika ve Danimarka, kararı memnuniyetle karşıladıklarını duyurdu.

Danimarka, pilotların eğitimine destek verebileceğini belirtirken, uçak gönderip göndermeyeceğini teyit etmedi. Danimarka Hava Kuvvetleri’nde 30’u operasyonel, 40 F-16 bulunuyor.

Rusya’nın işgali başladığında, Ukrayna’nın çoğu Sovyet döneminden kalma MiG-29 ve Su-27 tipi 120 adet çatışmaya uygun savaş uçağı vardı.

Ancak yetkililer, beş ya da altı kat daha fazla olduğu düşünülen Moskova’nın hava gücüne karşı koyabilmeleri için, 200 jete ihtiyaçları olduğunu belirtmişti.

Paylaşın

G7 Zirvesi Öncesi ABD’den Rusya’ya Yeni Yaptırım Sinyali

ABD Başkanı Joe Biden’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan G7 deklarasyonuna bağlı olarak bir yaptırım paketi açıklayacaklarını söyledi. Sullivan zirve deklarasyonunun mevcut cezai tedbirlerin uygulanmasına odaklanacağını belirtti.

Sullivan, Rusyaya yönelik “yaptırımların uygulanması” ve “bunların baypas edilmesi için kurulan ağların işlevsiz hale getirilmesi ve boşlukların kapatılması” konularının ele alınacağını, böylece yaptırımların etkisinin gelecek aylarda artırılacağını söyledi.

Japonya’nın Hiroşima kentinde Cuma ile Pazar günleri arasında yapılacak G7 zirvesi öncesinde ABD hükümeti Rusya’ya yeni bir yaptırım paketi açıklayacağının sinyalini verdi.

ABD Başkanı Joe Biden’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan G7 deklarasyonuna bağlı olarak bir yaptırım paketi açıklayacaklarını söyledi. Sullivan zirve deklarasyonunun mevcut cezai tedbirlerin uygulanmasına odaklanacağını belirtti.

Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Direktörü John Kirby geçen günlerde yaptığı açıklamada Rusya ile İran arasındaki silah ticaretlerine dahil olanlara yeni yaptırımlar getireceklerini söylemişti. ABD İran’ın Moskova’nın askeri destekçileri arasında olduğuna ve Rusya’ya geniş bir kapsamda SİHA sağladığına inanıyor.

G7 zirvesinde başlıca gündem maddeleri arasında Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaş geliyor. Sullivan Hiroşima’daki görüşmelerde Rusyaya yönelik “yaptırımların uygulanması” ve “bunların baypas edilmesi için kurulan ağların işlevsiz hale getirilmesi ve boşlukların kapatılması” konularının ele alınacağını, böylece yaptırımların etkisinin gelecek aylarda artırılacağını söyledi. Sullivan Rusya’ya genel bir ithalat yasağının getirilmesinin ise düşünülmediğini belirtti.

Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, İngiltere ve ABD’den oluşan G7’nin zirvesine Avrupa Birliği temsilcileri de katılım gösteriyor. Japonya’nın ev sahipliğinde düzenlenen zirveye katılmak için liderler bugün Hiroşima’ya gidiyor.

Üç gün süren zirvede Rusya’ya yönelik yaptırımların yanı sıra Çin’in “ekonomik baskısına” karşı önlemler de ele alınacak. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin de G7 ülkelerinin liderlerine videokonferans yöntemiyle hitap etmesi bekleniyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nun Rusya İddialarına Kremlin’den Yanıt: Reddediyoruz

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Rusya’nın seçimlere müdahale ettiği iddiasına yanıt veren Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov “Bu açıklamaları güçlü bir biçimde reddediyoruz” diyerek “Resmi olarak açıklıyoruz: Herhangi bir müdahale söz konusu olamaz” dedi.

Haber Merkezi / “Eğer birisi Sayın Kılıçdaroğlu’na böyle bir bilgi iletmişse, onlar yalancıdır” diyen Peskov Moskova’nın Ankara ile ilişkilere büyük değer verdiğini söyledi. Peskov “Türkiye’nin karşı karşıya olduğumuz bir dizi bölgesel ve küresel soruna ilişkin son derece sorumlu, egemen ve iyice düşünülmüş bir pozisyonu var” diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Memleket Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin yer aldığı iddia edilen cinsel içerikli görüntülerin gündeme gelmesinin ardından Twitter mesajında bunların arkasında Rusya’nın olduğunu öne sürmüştü.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu paylaşımında, “Sevgili Rus Dostlarımız, Dün bu ülkede ortaya saçılan montajlar, kumpaslar, Deep Fake içerikler, kasetlerin arkasında siz varsınız. Eğer 15 Mayıs sonrası dostluğumuzun devamını istiyorsanız, elinizi Türk’ün devletinden çekin. Biz hala iş birlikten ve dostluktan yanayız” yazmıştı.

Kılıçdaroğlu, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Eğer sağlam kanıtımız olmasaydı tweet atmazdım” dedi. Partisinin bu konuyla ilgili Türkiye’deki Rusya Büyükelçiliği’yle iletişime geçmediğini eklemişti.

Kemal Kılıçdaroğlu şöyle devam etmişti: Başka bir ülkenin Türkiye’deki seçim sürecine bir parti lehine müdahale etmesi kabul edilemez. Bütün dünyanın bunun farkında olmasını istiyorum, bu nedenle açıkça tveet attım.

Kılıçdaroğlu’nun Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak seçimlere Rusların müdahale ettiklerine dair duyumlar aldıklarını söylemişti.

Toprak, “Devletlerin iç işlerimize bu süreçte müdahale etmesini veya partilerden birini tercih etmesini doğru bulmayız” demişti. Toprak “Şöyle yapıldı’ demiyorum ama altını çiziyorum: Bu süreçteki duyum ve davranışları CHP olarak yakından takip ediyoruz. Aldığımız duyumlar konusunda tabi ki bazı şeylerimiz var. Bunun doğru olmamasını temenni ediyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Moskova’da Dörtlü Zirve: Şam, Normalleşme Şartlarını Yineledi

Rusya’nın başkenti Moskova’da Türkiye, Suriye, Rusya ve İran dışişleri bakanlarını bir araya getiren Dörtlü Dışişleri Bakanları Toplantısı sona erdi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez görüştü.

Haber Merkezi / Dörtlü zirve sonrası yapılan açıklamada ise görüşmelerin devam edeceği belirtildi.

Çavuşoğlu, toplantı sonrası yaptığı açıklamada “Terörle mücadelede iş birliği, geri dönüşlerin altyapısının iş birliği içinde sağlanması, siyasi sürecin ilerletilmesi ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurguladık” ifadesini kullandı.

Suriye devlet ajansı SANA’nın aktardığına göre ise Mikdad, ‘Suriye’nin ana hedefinin topraklarındaki Türk kuvvetleri de dahil olmak üzere her türlü yasa dışı askeri varlığı sona erdirmek olduğunu’ yineledi. Mikdad, “Bu konuda ilerleme olmadan gerçek bir sonuca varmayacağız ve her durumda geri çekilme konusunda çalışmaya, talep etmeye ve ısrar etmeye devam edeceğiz” dedi.

Mikdad, şöyle devam etti: “Türk Dışişleri Bakanı’nın, Türk kuvvetlerinin çekilmesi durumunda oluşan boşluğu terör örgütlerinin dolduracağına ve bunun Türkiye’nin güvenliğini tehdit edeceğine dair açıklamalarını okudum. Bununla ilgili yorum yaparak, açıklığa kavuşturmak isterim ki, Türkiye’den Suriye’den güçlerini çekeceğine dair açık bir kamuoyu onayının alınmasını istiyoruz. Buna göre, bunu organize, koordineli ve üzerinde anlaşmaya varılmış bir şekilde uygulamak için pratik adımlar üzerinde anlaşmaya varılacaktır.’’

Dışişleri’nden açıklama

Toplantının ardından Dışişleri Bakanlığı’nın yayınladığı açıklamada ise, şu ifadelere yer verildi:

“Katılımcılar, 2254 sayılı BMGK Kararı ve ‘Astana Formatı’ çerçevesinde yayınlanan resmi bildiriler uyarınca, Suriye’nin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve terörizmin tüm biçim ve tezahürleriyle mücadeleye olan bağlılıklarını teyit ettiler. Suriyelilerin anavatanlarına gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşlerinin sağlanması ve ihtilaf sonrası yeniden inşanın kolaylaştırılması bakımından, Suriye’ye yönelik uluslararası yardımın artırılmasının taşıdığı önemin altı çizildi.

Katılımcılar ayrıca, Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkilerin ilerletilmesine yönelik olarak Dışişleri Bakan Yardımcılarını, dört ülkenin Savunma Bakanlıkları ve İstihbarat birimleri ile koordinasyon halinde bir yol haritası hazırlamaları hususunda talimatlandırmayı kararlaştırdılar.”

Normalleşme sürecinin ilk adımı 28 Aralık’ta atıldı

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atıldı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alındı.

Şam yönetimi, Türk birliklerinin çekilmesini istiyor

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirildi.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım oldu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtildi.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yineledi.

Erdoğan sinyalini vermişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz. Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin.

Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Paylaşın

Rusya, Türkiye’nin 600 Milyon Dolar Doğalgaz Borcunu 2024’e Erteledi

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters’a demeç veren bir kaynak, “Resmi olarak 600 milyon dolar değerindeki bir ödeme gelecek yıla ertelendi. Enerji fiyatlarındaki artışın bunda büyük etkisi oldu” dedi.

Aynı kaynak, enerji fiyatlarının seyrine bağlı olarak Türkiye’nin önümüzdeki aylarda bu tür ödemeleri daha da erteleyebileceğini söyledi.

Rusya ve Türkiye enerji bakanlıkları ile enerji şirketleri Gazprom ve Botaş, Reuters’in konuyla ilgili yorum taleplerine yanıt vermedi.

Reuters haber ajansına demeç veren kaynaklar, geçen hafta açıklanan ve Ankara ile Moskova arasında derinleşen bağların işareti olarak değerlendirilen bir anlaşma kapsamında bu tür ilk ertelemenin gerçekleştiğini söyledi.

Adlarının açıklanmasını istemeyen iki kaynak, anlaşmaya göre Türkiye’nin Rusya’ya yapacağı 4 milyar dolara kadar enerji ödemesinin gelecek yıla ertelenebileceğini kaydetti.

Anlaşmanın detayları daha önce açıklanmamıştı.

Türkiye enerji ihtiyacını büyük ölçüde ithalat yoluyla karşılıyor ve Rusya en büyük tedarikçisi konumunda.

Rusya ile yapılan gaz ödemeleri anlaşmasının, Türkiye’nin lirayı desteklemeye yönelik alışılmışın dışındaki ekonomi politikaları ve yükselen döviz kuru nedeniyle tükenen döviz rezervleri üzerindeki baskıyı bir miktar hafifletebileceği değerlendirmesi yapılıyor.

Rusya’nın geçen yıl Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından enerji fiyatları da artmıştı.

Reuters’a demeç veren kaynaklardan biri “Resmi olarak 600 milyon dolar değerindeki bir ödeme gelecek yıla ertelendi. Enerji fiyatlarındaki artışın bunda büyük etkisi oldu” dedi.

Kaynak, enerji fiyatlarının seyrine bağlı olarak Türkiye’nin önümüzdeki aylarda bu tür ödemeleri daha da erteleyebileceğini söyledi.

Rusya ve Türkiye enerji bakanlıkları ile enerji şirketleri Gazprom ve Botaş, Reuters’in konuyla ilgili yorum taleplerine yanıt vermedi.

Enerji Bakanı Fatih Dönmez geçen hafta yaptığı açıklamada Türkiye ve Moskova’nın Ankara’nın enerji ödemelerini belirli bir miktara kadar ertelemesine olanak tanıyan bir anlaşma üzerinde anlaştığını söylemiş ancak ayrıntı vermemişti.

Türkiye’nin enerji ithalat faturası geçen yıl 100 milyar dolara yaklaşarak rekor kırdı ve Şubat ayına kadarki 12 aylık dönemde toplam 53,5 milyar metreküplük doğal gaz ithalatının %39’unu Rusya’dan yaptı.

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Rusya’dan Yol Haritası Önerisi

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye, Suriye, Rusya ve İran dışişleri bakanlarını bir araya getiren Dörtlü Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın basına açık kısmında yaptığı konuşmada, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için bir yol haritası hazırlanması gerektiğini söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov “Görevimiz daha ileri gelişmeler için ana hatları belirlemek” dedi. Lavrov “Bugün yapacağımız müzakerelerden çıkabilecek en iyi sonuç, bir dahaki Dörtlü Dışişleri Bakanları Toplantısı’na kadar Suriye ile Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için bir yol haritası taslak metnini hazırlayacak uzmanların görevlendirilmesi olacaktır” diye konuştu.

Sergey Lavrov,  hazırlanacak teklifin ardından Rusya, İran, Suriye ve Türkiye hükümet ve devlet başkanlarına sunulabileceğini belirtti. Lavrov, kesilen nakliye ve lojistik hatlarının onarılması konusunda Suriye ile Türkiye’nin müzakerelere başlaması ve “engel olmaksızın ticari ve ekonomik işbirliğini yeniden hayata geçirmesi” gerektiğini söyledi.

Lavrov’dan seçim mesajı

Türkiye’de 14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine de değinen Lavrov seçimlerin adil ve şeffaf bir biçimde yapılacağından emin olduğunu söyledi. “Türk mevkidaşlarıma başarılı bir genel seçim diliyorum” diyen Lavrov “Seçimlerin adil ve şeffaf olacağından, Türk milletinin iradesini herhangi bir dış müdahale olmadan ifade etmesine imkan sağlayacağından eminim” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için bugün Moskova’da bir araya geldi.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedildi.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denildi.

Normalleşme sürecinin ilk adımı 28 Aralık’ta atıldı

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atıldı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alındı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirildi.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım oldu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtildi.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yineledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

AB’den Üçüncü Ülkelere Rusya Yaptırımları Uyarısı: Türkiye’nin De…

Avrupa Birliği (AB), Rusya’ya yönelik hazırladığı 11. yaptırım paketi tasarısındaki maddeleri kamuoyu ile paylaştı. 11. yaptırım paketi, Rusya yaptırımlarını delen ülkelere de yaptırımlar öngörüyor.

Avrupa Birliği (AB) kaynaklarına göre Kazakistan, Ermenistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Brüksel tarafından Rusya’ya uygulanan yaptırımları delen ülkeler arasında sayılıyor. Reuters ve AFP ajansları, AB’den diplomatik kaynaklara atıfla, bu ülkeler arasında Türkiye’nin de değerlendirildiğini bildirmişti.

Ukrayna’nın başkenti Kiev’i ziyaret eden Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile birlikte gazetecilerin sorularını yanıtladığı basın toplantısında, Komisyon’un Rusya’ya yönelik hazırladığı 11’inci yaptırım paketi tasarısındaki maddeleri kamuoyu ile paylaştı.

Von der Leyen, 11’inci pakette ağırlığın, bugüne dek kararlaştırılan cezai önlemlerin baypas edilmesine karşı mücadeleye verildiğini bildirdi.

Bu bağlamda örneğin belli bazı yüksek teknoloji ürünleri ile uçak yedek parçalarının, üçüncü ülkeler üzerinden Rusya’ya ulaştırılması önündeki yasağın daha da sertleştirileceğini ifade eden von der Leyen, “Malların AB’den üçüncü ülkelere, oradan da Rusya’ya gittiğini tespit edersek, Birlik üyesi ülkelere, söz konusu ürünlerin yaptırım kapsamına alınmasını önerebileceğiz” dedi.

AB tarafından geçen Cuma günü tanıtılan bu uygulamanın, sadece “son çare” olarak ve detaylı bir risk analizinin ardından, AB ülkelerinin onayı ile devreye sokulacağına dikkat çeken von der Leyen, hazırlanan tasarıdaki bir başka maddenin de, AB yaptırımlarını bilinçli bir şekilde delen Rus ve üçüncü ülke şirketleri ile ticaret yasağı olduğunu aktardı.

AB kaynaklarına göre Kazakistan, Ermenistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Brüksel tarafından Rusya’ya uygulanan yaptırımları delen ülkeler arasında sayılıyor. Reuters ve AFP ajansları, AB’den diplomatik kaynaklara atıfla, bu ülkeler arasında Türkiye’nin de değerlendirildiğini bildirmişti.

AB Komisyonu’nun söz konusu önerisi, Çarşamba günü Brüksel’de AB üyesi 27 ülke temsilcisinin katılacağı toplantıda görüşülecek. Mayıs ayı bitmeden karara bağlanarak yürürlüğe sokulması planlanan 11’inci yaptırım paketinde, ihracatı kontrol edecek mekanizmaların yanı sıra, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı destekleyen kişi ve kuruluşlara yönelik cezai önlemler de yer alıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Putin, Batı’yı Hedef Aldı: Vatanımıza Karşı Savaş Başlatıldı

İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerin yenilgiye uğratılmasının kutlandığı Zafer Günü’nde, Kızıl Meydan’da düzenlenen törende konuşan Vladimir Putin, Rusya’ya karşı “gerçek bir savaş” yürütüldüğünü söyledi.

Vladimir Putin, konuşmasının devamında, “Biz egemenliğimizi savunuyoruz. Bugün uygarlık bir dönüm noktasında. Vatanımızı koruyacağız” ifadelerini kullandı.

Sovyetler Birliği’nin Nazi Almanyası’na karşı elde ettiği zaferin 78’inci yıldönümü sebebiyle başkent Moskova’da geleneksel askeri geçit töreni düzenlendi. Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı törene Rusya’nın Ukrayna’da sürdürdüğü savaş siyasi damgasını vurdu.

Kızıl Meydan’daki geçide 125 farklı birlikten 10 binden fazla Rus askeri katıldı. Ukrayna’daki savaşta yer alan bazı Rus askerleri de törene katılım gösterdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin törende yaptığı konuşmada bir kez daha Ukrayna işgalinin meşruluğunu savundu. “Bugün, medeniyet bir kez daha tayin edici bir dönüm noktasında” diyen Putin “Vatanımıza karşı gerçek bir savaş başlatıldı” diye konuştu.

Putin “Ancak uluslararası terörizmi geri püskürttük, Donbas’ta yaşayanları koruyacağız ve güvenliğimizi güvence altına alacağız” dedi.

Putin, Ukrayna’daki savaşa katılan Rus askerlerine hitaben “Sizin savaşta gösterdiğiniz çabalardan daha önemli bir şey yok” diyerek “Ülkenin güvenliği bugün sizin sırtınızda, devlet olmamızın geleceği ve halkımız size bağlı” ifadelerini kullandı.

“Ülkemizde herkes kahramanlarımızı desteklemek için birleşti” diyen Putin “Ukrayna’daki askeri özel operasyona katılanlarla gurur duyuyoruz” diye konuştu.

“Batı’nın hedefi ülkemizin çöküşü”

Putin bir kez daha Ukrayna’nın Batı ülkelerinin elinde bir “rehineye” dönüştüğünü belirterek bu ülkelerin Rusya’yı yıkmak istediğini ileri sürdü; “Hedefleri ülkemizin çöküşü ve yıkımı” dedi.

Törene Belarus, Kazakistan, Tacikistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Ermenistan devlet ve hükümet başkanları katıldı.

Geçen hafta Kremlin’e giren iki drone’un havada düşürülmesi üzerine törenin ertelenebileceği yönünde spekülasyonlar yapılmıştı. Moskova saldırı girişiminden Kiev’i sorumlu tutmuş, Ukrayna ise olayın Rusya tarafından tertiplendiğini ileri sürmüştü.

Askeri geçit töreninde bu yıl İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılan Sovyet tankları T-34’ler dışında tank yer almadı. Geçen yıllarda kötü hava şartları nedeniyle sık sık iptal edilen hava geçidi bu yıl da yapılmadı.

Rusya’da Zafer Günü, her yıl Rus ordusunun silah gücünü sergilediği büyük törenlerle kutlanıyor. Fakat geçen hafta Rusya’yı sarsan bir dizi patlama, İHA saldırısı ve sabotaj eyleminin ardından güvenlik kaygıları nedeniyle bu yılki kutlamaların kapsamı daraltıldı.

“Ölümsüz Alay Yürüyüşü” adıyla düzenlenen, ülkenin dört bir yanından insanların, İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarıyla yürüdüğü etkinliğin bu yıl yapılmayacağı açıklandı.

Bu yılki törenlere Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Belarus lideri Aleksander Lukaşenko ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan da katıldı.

1939’da Almanya’nın Polonya’yı işgal etmesiyle başlayan İkinci Dünya Savaşı 1945’te sona ermişti. Savaşta on milyonlarca insan hayatını kaybetmiş, milyonlarca insan da evlerini terk etmek zorunda kalmıştı.

Sovyetler Birliği, savaşta Nazi Almanyasını yenilgiye uğratan ittifakın bir parçasıydı ve muhtemelen savaştan en çok etkilenen ülkeydi. Çünkü savaşın büyük bölümü Rusya topraklarında yaşandı.

Mayıs 1945’te Almanya İkinci Dünya Savaşı’nda koşulsuz teslim anlaşması imzalayarak Avrupa’da yenilgiyi kabul etti. Bu belge, kıtadaki savaşı durdurdu. Ama Asya’da Japonya’yla savaş aynı yılın Ağustos ayına kadar sürdü.

Mutlak teslimiyet anlaşması Berlin yakınlarında 8 Mayıs’ta imzalandı. Almanlar, yerel saatle 23.01’de tüm operasyonlarını durdurdu. Rusya’da saat gece yarısını geçmişti.

Bu nedenle Zafer Günü birçok Avrupa ülkesi ve ABD’de 8 Mayıs’ta; Rusya, Sırbistan ve Belarus’ta ise 9 Mayıs’ta kutlanıyor.

Paylaşın